Birlik İlmi
  08.10.2012 Tarihli
 

KAYNAK KOTLAMA-SOHBET (08.10.2012)

 

Ve bu dönem, yeni bir sayfa ve yeni bir kayıt ve yenilik!... Hediyeler verildi yüreklere bugün. Bütün’e hizmetçilere. Hepinize, geri dönüşünüzde Mikail’in Kürsülerinden saygılar sunuyoruz.

 

Ötgü, öksüzlükte kükreyen bir kaynak oldu. Örtüleri açtık. Hayrın hakkıdır bilgi; aktık. Ağır ağır “Has” olup aktık. Murat ettiğimiz her neyse “OL”du. İyi ki oldu. Böyle bir görevi yapma imkanı, herkese Merkez Gökler’den ve Merkez Yerler’den takdir edilerek verilmiş bir “Hayrın” kaydıdır.

 

Samanyolu Galaksisi de bugün sizi dinliyor. “Kok!” dediler. Kok!... İşte mutluluk, koku, Yüceler Yüceliği’ne vardı. Mikail’in Kürsüleri bugün size, herkese saygılarını sunuyor.

 

Kökler, kökler, kökler!... Gökler, gökler, gökler!...Sıkıntı bitmiştir. Yasal Dünya’nın Kutsal Işımasını sağlayan Birliğiniz, Düzeni kurmuş ve yoğunluğunu kontrol ederek, BİR’e  hizmet için Birleşik Aile’sini kendi yüreğiyle dürümlemiştir.

 

Sevgililer, ark aktı!  Aktı da aktı! Ve bu ark, ağır ağır değil, gümbür gümbür aktı. Hepinizi, herbirinizi kucaklıyoruz.

 

Önümüzde yeni günler var. Yeni yoğunluklar!... Önümüzde “Kaynak Işıma” var.  Her bir Can, o Kült’ün ışığıydı ve o Kült’ün yoğunluğuydu.

 

Burak der ki “ben varım.” Oh, işte bu!... Ve ağır ağır dünyanın Rahmi Kuranı’nı okuyan;  Düzeni kuran İlim Ailem de diyor ki “Ben varım!”  Biz diyoruz ki, “Bizler varız!” Ha, kim yok? Ana Kapıları kapatan yok! Ayrılığı kotlayan yok! Yasaları kontrolsuz bırakan yok!

 

Eşiğin işini yapmak isteyenlerin Dişil Kotlar’ı ve Dişil Yoğunluklar’ı buraya, Gök Sözü’nü söylemeye indiklerinde; okumayı bilip de kendini hasat ile dilleyenler, Öz Kürsüleri yıkmaya kalktıklarında; okumayı ökse otlarıyla dilleyenler, onlar sessiz kaldılar ve onlar yokturlar bugün burada.

 

Etki alanımız gerçek gücüne vardı. Örgüt Gök Sözü’nü söyleyecek bugün!...Yüksek Güçler bugün sizinle olacak. Can; etki, Yücelerin Cemaati bugün sizinle olacak, biz sizinle göklere kükreyeceğiz bugün ve biz sizlerle “Düzen” kuracağız. Düzen Tohumları yaratacağız bugün.

 

Gök söz söyledi, “Dön!” dedi. Öl, öl, öl!... Kükredi Düzeni kuran, dedi ki “Ölü dirildi.” Döndük, ölü dirildi. Maya tuttu. Ölü, Allah’ın Dağında kükredi. Dedi ki” Ben candan can olup yaşamlara döndüm.” Bu bir dönümdü. “Ölülerin dönümü”

 

Yeni Dönem!... Hepimiz döndük. Gövdemiz “ışık”; yüreğimiz “ışık”; Birliğimiz “ışık”; biz “ışık”... Eğer dünya yasalarını koyacaksa; BİR’e hizmet ile koyacak. Eğer yol Allah’a vardıysa, eşiğin işiyle vardı. Ve burada insanlık kontrolunu kurdu.

 

Sokakların ışımaya başladığını görmekteyiz. Herkes kendini dillemeye başladı. Maya tuttu. Mana Boyutları’ndaki tüm sayfalar kontrol altında. Ve Kaynak Işık, değerli güç haline dönüştü. Müracaat ilim!.. Hepiniz, hepimizsiniz. Sanal Boyutların kontrolu sizindir ve sizin de göklere söz söyleyecek olmanızdandır ki Bütün’e geçiş yapacak “Dürenler” olarak sizinle çalışacağız.

 

Şikayetimiz bitti ve yarınları kontrol etmek üzere  sizinle bu çalışmaya “Daimiyet” kayıtladık.

 

Art niyetimiz asla olmayacak. “Gömü” sizsiniz ve sizi bulduk. Bugün sizler bizim için güçlü bir “Can” sınız. Görevinizi aldınız. Asla hata yapmadık. İlim’in “hakiki” olduğu bilindi.

Medine ALLAH,  Mekke HA ve biz KA HA! Allah’ın “Has”ı olan KA HA!

 

“Vekilharç” denir Dünya insanına. Herkes kendi hasatında değildir. Bir tek hasatçı var. Onun doğumu kotlanır. Onunla herkes kotlanır ve onun kotlanmasıyla birlikte har yükselir ve “Vekil Hak” olup ışık yakar.

 

Dünya çalışmaları böyle olmuştur bugüne kadar. Bundan ötesi olmamıştır . Ne yazık ki olmamıştır. Nefsin ışığıyla herkes kendinde ve kendi yüreğinde kontrol kurmaya çabalasa da  Gök Sözü söylendiğinde tek vekalet, Hak Teknik’de dillenmiştir.

 

Bugün gerçek görevlilerimiz geri döndüler. Gök Sözü söylenir burada ki; artık vekalet bitmiştir. Hepiniz tek tek, “Hakiki”, “Has” “KA HA” olan ışıklar haline geldiniz. Bundan sonraki süreçte bir tek vekil olmayacak. Her yürek kendine, kendi yoğunluğuna ve kontrollu tohumlarına vekil olmayacak. “Kendi” olacak ve herkes onda “O” olup “kendilerinde kendileri” olup Bütün’e hizmetçi olacaklar.

 

“Ölüş”, Allah için dinden ilim almaya iken; “Diriliş”, aklın yoğunluğunda “Bütün” içindir.

 

Sizler yakına geldiniz bugün. Daha yakına geldiniz. Ve daha yakına ve daha yakına!... Bugün “yakından yakın” oldunuz. Bize “Biz”oldunuz. Ve biz bugün size “Siz” olduk. Yanıp tutuşuyorduk “gelin de olun, oğullayın” diye. İşte, görevinizi alacak güçte buradasınız.

 

Atlanta onurludur sizden siz olduğunda. Oğullar, Atlanta oğul verdi yolunuzda, tohumlandı ışığınız. Ve Analar, ben “Ana Kaynak” Sizdeyim!

 

Şimdi Dağlar, ekip kurduk. Özgür, kükreyen, Gök Sözü söyleyen  ve yolu okumayla dilleyen “ekip”

 

-Şikayet var mı?

-Olmaz mı?

-Kimden?

-Erkek kadın, kin taşıyandan!

-Kimden?

-Aklı yolda olmayandan!

-Kimden?

-Kısır kalandan!

-Kimden?

-Ağır ağır yolu kaynaktan ayırandan!

 

Var de ki, “kimden kime kırıldım?” Ben, bana benden kırıldım. Kim bende “ben” değil ki? Herbiri “ben” ve ben “herbiri”.

 

Öf Canlarım öf!... Oluş’ta akış, yaşamlara ikna edici bir yoğunlukla iniş ve “Birleşik Işık” halinde Gök Sözü söyleyiş zordur. Gördüm ki daha da zoru var. “İnsanlık”… Ve ben insanlık için dünyaya indiğimden beri, Görevli Kotlarım’la Düzen kurmak üzere Birlikler oluşturdum.

 

Örgütüm “Dünya” Yüreğimde kırıcılık asla yok. Yalnızca İnsan Soyu’na görev taşıdım. Ve de ben etki alanımı daha  güçlendirip geçiş yaptım.

 

Yanıp tutuştum “dönün” diye.  Ve Gök, söz söyledi ve bugün artık döndüm. Ben, benden “ben” olup, “BEN”leşip, eşikten, ışıktan, akışla geçtim ve döndüm. Artık sizdeyim. Ve siz “ben”, ben “siz”im.

 

Koruma altına aldım dünyayı. Benim adım “Rahman” Ben “Kuran” En yüce kaynak! Işıyan

Ve Dünyanın Resmi Çalışması’nı Cevheri Cennet’te yarattıran ve kayıtlattıran!

 

Ölmüşler, olmuşlar, Altın Toplumlarıyla kotlanmışlar. Ha! Hasatı yapmışlarda mı olmuşlar, yoksa yapmadan mı olmuşlar?...

 

Benim adım “Rahman” Ve ben toplu çalışmalarla, Bütün’e hizmet ile ve Birleşik Işık ile herkese gerçek Kürsüleri’ni dürümleyip  dilledim.

 

Ana Kaynak “Dünya”dır. Bu kesindir. Hiç bir sayfada Ana Kaynağın ötesinde bir  Kaynak yoktur. Biçare Dünya! “Ana Kaynak” olduğunu anlayamıyor. Vallahi Ana Kaynak “Dünya”, billahi Ana Kaynak “Dünya” Ve dünya dışında hiç bir dürümde, Allah İlmi yoktur. Bunu anlayan var mı?

 

Biz dünyada “Tanrının Ruhu” olarak varız. Biz dünyada “BEN” olup “Dünya Kuran” olarak varız. Bunu “Gök Sözü”yle değil, “Yer sözü”yle dilliyorum ki bilin de olgun başaklarınız kendi yoğunluğunuzda tohumlandığında Mahir Kuran’ları dilleyin de “el” olun diye.

 

Ben “Dünya”, “İnsan”, “Yol”, “Ağır yük” Ha!...İşte bu!...

 

Hey Dünya! Ben “Rahman” olan Kuran! Sizlere bir de şunu söylemek isterim: Misafirlerim dünyaya indiklerinde, bedenimde görev taşırlar. Her biri bende maya tutması için çalışırlar.

Ve ben ırklarımın hiçbirini kırmam. Bilmenizi isterim ki benim adım “RA KA HAR” olan Kaynak!

 

Dönmeyin. Bakın yola! Herkes kendini dinliyor. Bizse Bütün’ü dilliyoruz. Bunu bilen var mı?

 

Org çaldı dünyada. Dönün bakın! Organlarımızın Kuranları okunuyor. Sol ışıklar yanıyor. Eller, bilin ki “yol” olmuş, ışığa varmış. Biz “dünya”; mamulatımız “İNSAN” bunu bilin!

 

Burada eminim ki dünyanın NA KA HAR’ı var! Rahman Kutsal ışığı var!. Yasaları koyanları var! Ekip kuranları var! Eşikte aşkla dilleyen, Yücelikler’in ilmini hak edip bütünleyenleri var ve bizler varız! Bizler Eril güçleriz. Direkt bilgi çekenleriz. Endirekt bilgiyi kotlayanlarız. Yakışır bize dünya. Çünkü biz “Yaşamları kayıtlayanlar”ız.

 

Havunya! Ruhsal Kutsal Işık ve ben “O”yum. Havunya! Adım, NA HA!,  KA HA!,  RA HA! Ve ben “HA” olan Yaşam Sayfaları’nın herbiriyim.

 

Harımı yükseltmedikçe, görevliler beni bilmezler. Bugün harımı yükseltmem. Daha daha beklemeliyim. Çünkü harımı yükselttiğim zaman, dağ taş dillenir.

 

Biliniz ki, hala dünyada gök, söz söyleyemiyor. Has Din İlmi, HA Teknikle yaşamlara dirilip de İlmi Hak olup inemiyor. Mümin olanlar, ikna olmalılar. İlim “Has” olduğunda, İlmi Hak olanlar, ikna olurlar.

 

Bir tek insan Allah’ın Tahtındadır. O insan dünyada “Dünya” olur. “Oku” der. Oku! Oku! Oku!...

 

Önümüz  insanlık için yeni bir Yaşam Kaftanı! İşte o kaftan, Birliğimiz’dir.  Bugüne kadar yaptığımız tüm çalışmalar, “Öz görev”di. Bizler, “Özgörevliler”iz ve görevimizi hakkıyla yaptık.

 

Ümmi Toplumlar’a Gök, söz söyleyemez. Öksüz, kaynaklardan ışık çekip, söz söylemeye çalışır. Biz de dünyada Allah İlmi’ni seslendirmek için, “Dünya Üsü Kotlar”la birleşmek istedik. Bunu yapmadıkça, Gök Sözü’nü dilleyemezdik.

 

Zirvelere ulaşmadıkça, sevgiyi saygıyı bilmek yetmiyor. Dünyada “İmparatorluk” yapmak için de, gerçek Kürsüler’e ihtiyaç yok değildir. Ama, “NA HAR, KA HAR” olmak, Rahman’a Kutsal ışık” olmak, “Bütün” olmak, “Maya” olmak için çabalamak;  örgütleri kontrol etmekle mümkündür.

 

Hulus sahipleri vardır. Hepsi korkarlar. İnsanlık İlmi’ni Hak Teknik’le dillerken; kontrol edemedikleri bilgi onlara ziyan verir. Korkarlar. Öksüz kalmak istemezler. Ve dinlerler, dinlerler, dinlerler de Hak Teknik’le dillemezler. Zamana kotlanmak için beklemek daha gerçekçi gelir onlara.

 

Ve bizler kelam ettik dünyada. Kelam, Allah’ın ilmidir. Ve bizler, ışık ile dünyayı, toplumları “Teknik Kotlar” olarak tahtladık, Allah’a kattık. Bütün’e hizmet Mikail’in Kürsüleri’yle birleşmekle mümkündü. Bütün’e hizmet, Mikail’in Kutsal ışığıyla kendi Yüceliğimizde dillenmekle mümkündü. Ve biz bunu da hak ettik ve yaptık.

 

Koruma altına almak istedik dünyayı ve bunu Başkanlar’ımızla gerçekleştirdik. Baştan beri sizlere “Başkanlarım” derim. Dünya dışı dünyalarınızın Baş Taht’larında olan sizler, bugün Bölüklerinizi dünyaya çektiniz.

 

Herkesin daha güçlü olacağı bir dönem ve bu dönem için sizinle kayıt yaptık. Kati Tohumlarımızsınız ve kayda girdiniz. Ömür boyu dünya insanlığına hizmet ettiniz. Ömür boyu dünyayı, toplumlarıyla tohumladınız. Ve şimdi yenilendiniz. Sizler “Ekip”siniz. Her biriniz ayrı bir “Ekip” ve bugün burda oluşunuz gerçekten önemlidir. Bütün köklerim dünyaya inse de Düzeni kurmak için hepinize ihtiyacım var.

 

Ve ben “NA KA HAR” olan, sizden öte “siz” olan her bir yürekle “BİR”im. Bu güne kadar Kıbrıs Işığımı yeni kotlamayla dünyaya çekmeye niyetim yoktu. Bugün dünyanın Yaşam Sayfaları’nda Kıbrıs Işığına da gerek duyuldu. Ve bunun içindir ki sizlerle Yeni Dönem’de Kıbrıs Teknolojisi birleşecek.

 

Onların yasaları bizim yasalarımızdan çok farklıdır. Dönem başlarında dünyanın Kutsal Işıkları, Düzen’i kurmaya indikleri zaman, kervanın ışığını kendi yoğunluklarıyla dünyaya çekmeye çalıştılar. Bizse, ocak olup dünyayı tohumladık. Okumayı bilmelerini çok istedik. Olgun sessiz sayfalarında Birlik kurmalarını çok istedik ve bunu hak ettik. Okuttuk, tohum olarak bütünledik ve onlara kayıtladık. Şu anda onlar bizim kayıtlarımızla, bütün kötülükleri aşıp buraya gelecekler.

 

Artık Dünya, yasalarını koymuş, hasatını yapmış bir yer  değerine varmıştır. Karanlıkların, güneş ışığı altında yenilenişi sağlanıyor.

 

Bundan sonraki süreçte, Allah’ın “Tanrı” olmadığı bilinecek. Allah, yasaları koymaz; Tanrı yasaları koyar. Allah’ın kaydı, Tanrı’nın Ruhu’na kotlanmış değildir. “Ruh” başkadır. “Kat-ı kayıt” başkadır.  Ruhun Kutsal Işığı’nda dünyayı tohumlamak ayrıdır. Ruhsal Kotlamayı yapmak ayrıdır.

 

“MİM” denir Dünya İlmi’ne Misafirim bunu sorguladı “Mim ne demek” diye. MİM bir Toprak Kotu’dur. Ben derim ki; MİM ağır bir Yüceliktir. Ve bizim dağımız, bizim  yolumuz, bizim toplumumuz, MİM’in Tohumları’nı yaşatır.

 

Altın Tabiat, dünyanın güçlü kürsüsünde olmalıydı. “Alıverin dünyayı okutun!” “Okutun” dendiği zaman dedim ki “dünya bedenime aitse; onurluyum. Dünya mektebime aitse; okuturum.” Olmayan okuyamaz. Okumak, Allahın İlmi’yle olsun istedim.

 

Davayı kaybetme imkanım asla yoktu. Zürriyetimde dünya, Bütün’e güçtür. Ve ben bugüne kadar hiçbir davayı kaybetmedim. Ve bugün de kaybetmeye niyetim yoktur.

 

“Dört Gök Sözü Sözleşmesi” yaptım dünya için. Bu Sözleşme’ye imza atan diğer üç Birlik,  benim Yüceliğimi kendi yoğunluklarıyla dünyaya indirmek üzere bu imzaları attılar. Ne  İsa, ne Musa, ne Mustafa bu bilgilere sahip değildi. Mesele “dünyanın Rahman olup olmayacağı” meselesi de değildi. Mesele; “elin Allah’ın olup olmaması” meselesiydi.

 

Ve biz, ağır ağır dünyanın yoğunluğunu kotladık ve ekiplerimizi kontrol ettik. Bu ekipler, “Allah Ekipleri” değil; harı yükselten, toprakların tabiat ışıklarıyla Birlik kuran, Merkez Göklerin sözünü söyleyecek ekiplerdir.

 

Bugüne kadar kaydı yapılanların herbiri bizim dışımıza çekildi. Netice, onlar yarınları tohum olarak  kotlayıcı güçte olamamaları ve yoğun olamamalarıyla ilgiliydi çekilişleri.

 

Bugün bizler, yokluğun hakkını değil, aklın hakkını dilleye, dilleye, dilleye birleştik. Ağır yük değil taşıyacağımız.

 

Sonsuz sırdır bilmek. Bilen, “İnsan” olur. Bilmeyense, ilanihaye kontrolda olur. Biz kontrolda olanlara Gök Sözü değil; sözün sözündeki sesi dilleriz.  Onlar hatayı affetmek isterlerse; gerçek kürsüleriyle bize geçerler.

 

Ekmeğimizde İnsan Soyu var. Bundan ötesiyse, Bütün’e hizmet. Size bugün bu kadar bilgi vermek istedik. Daha güçü bilgiler de verilecek.  Sıkıntı şu: Alışık dönemlerin, akışık kaynaklarındaki dürümlerdeki bilgileri, herkesin okuyamaması riski var.

 

Ve biz bu dönemde, size Cinni Kaynaklar’ın ışığından üstün olan, “BEN” olan ışıkların kaynaklarıyla sesleniyoruz. Üstün dünyaların Gök Sözü söylemesini de bekliyoruz.

 

Buluşma anıydı bugün. Biz buluştuk. Okumayı bilen, buluşup, okuşur.

 

Allah sizi korusun! Amin!... Dağlarım, sizlerle olmak bizler için büyük bir gururdur. Ortaklık yaptığımızı biliyorum. Söz’de bedenim yoğundu. Ses’te de maktebim yoğundu.  Ben “Bütünde”yim ve Bütün “Ben”de bunu biliyorum.

 

Ölümün ardındaki dünya ve yeni bir Kürsü!.. O gün bugünse; ki bugün, ben okumayı bildirip yenilik yaptım. Kaynak bedenim ve ben bugün burdayım.

 

Dönmüş dünya, öksüz kalmış, ölmüş! Ben okudum, okudum, okudum. Okudum, okudum. Dünyaya “Kuran” oldum. Yok’tan öte bir “Yok” da var oldum, aktım. İşte ben buyum!

 

Ve bugün buraya “BEN” olan geldi. Hangi ben?... Her yerdeki… “BEN” Benden öte bir Ben olsa; o “Ben”, ben “O”yum yine. İşte bu!...

 

Bu Tabiat Kotlaması benim için zor değil. Çok mutluyum ki; bu Tabiat Kotlaması’nı “Nevri Kahir” olan, “İlmi Hakim” olan, “Yolu akil” olanlarla yaptım. Yeni Dönem’e başlarken, maya olmaya gelen Birlikler’e de sevgimi saygımı ilettim.

 

Bu güne kadar dünyada eti olan yanıp tutuşurdu Bütün’e hizmet için ki biz eti olanlar, “Bütün” içiniz.

 

“Dönmeyin. Dünyaya bakmayın!” derdik eskiden. Dünyaya bakmayın ki hasatı yapmak için Kuran olabilecek olanlar,  dünyaya insinler. Eğer dünyaya dönüp bakarlarsa, “kıran” olurlardı. Çünkü dünya kontroldan çıkmıştı.

 

Bugüne kadar dünyanın koruyucu kaynakları olan İlim Sayfaları, Dünyanın Ruhsal Kotlamasını yapmakta çok çekincede kaldılar. Çünkü Dünya hata yapabilen bir Meclis’ti.

Ve bu hatalar, dünyanın ışımasına engel olacak ise; Bütün’ün gücünü de sayfalarda kontrolden çıkarabilecekti. Bu nedenledir ki hep çekince konuldu dünyayla alakalı olarak.

 

Bunun sonucunda dünyanın Kutsal ışığını yenilemek  ya da yok etmek; düzendeki ışıkları ve düzeni yıkmak!... Hangisi?.. Yasaları koymak mı yoksa korumayı kaldırıp dünyayı yıkmak mı!? Bunlar tartışıldı Düzen’i kuranlarca. Çok tartışıldı. Hangisi?...

 

Yıldızların ışıkları dünyanın kıranları olmak istediler. Nefeslerin güçlenmesi halinde Bütün’e ziyan olacaktı dünya. Zaman sayfalarına baktığımızda, bunu net olarak da gördük.

 

Çok kere dünyada kırılmalar yaşandı. Dünyanın Kuranları olan türler, dünyanın Ruhsal Kaynaklarını kontrol edemediklerinde dünyayı yıkıp gittiler. Her Zeki Kot, kendinde dünyayı kırdı. Bunu neticesi olarak; demişler, dememişler, Altın Toplumlar’ın ışığında hak etmişler. Etmişler, etkinleşmişler. Ya da etmemişler, etkisizleşmişler. Her biri dünya içindi…

 

 Dönmeye başlayan dünya, artık yaşama dönüyor. Dönüp bakın dünyaya. Ayrılık bitti!... Dönüp bakın dünyaya. Yol kullara kotlandı!.. Bakın, aşk yaşanıyor dünyada.

 

Biz varız. Bugün burada bulunan sizler, bizler, hepimiz... BİR’in İlmi’ni, Bütün için dilliyoruz. Koruma altındaki dünya artık bizimle korunacak.

 

Bu ne demektir?... Samanlar sararmayacak. Artık yemyeşil bir “Kaynak” olacak.

 

Buluşma anıydı bugün, buluştuk!... Okuma öğretiyoruz dünyaya. Herkes kendini okusun!... Özgür ve hakim olarak herkes kendini dillesin! Okusun ve haketsin!

 

Biz diyoruz ki, “Oluşma okumayla mümkündür.” Okumayı bilmeyen, OL”amaz.”Oluş”amaz. “Has” olup kayıt yapamaz. Altın Tohum yaşatamaz dünyada. Artık biliniz ki, “mündemiç” olan Birliklerimiz, dünyanın ışımasını sağlıyor. Asla yanlış bilgim yoktur.

 

Buyurun! Ölüleri dirilttik. Ölüş olmayacak dünyada. Dimdik ayakta kalacağız. Ölüş olmayacak dünyada; öksüz yetim kalmayacaksınız. Çünkü ilim var, çünkü “Bütünlük” var.

 

Eski dünya artık görevini tamamladı. Bundan sonraki sayfa, “Yenilik”tir. Ve Yeni Dünyadır...

 

Atlanta Ana Kaftanı’nı giyip, partikül haline geçenler; bugün burada Birlik Kotlamasına dahil oldular. Yeni Dönemler için pahalı bir gündeyiz. “Pahalı bir dünya!”, “Pahalı bir kot!”

Ve biz bu “Kot”layız.

 

Çağrı sürüyor, “Gel, geri dön!” diye… Biz geriye döndük. Öksüz, yetim bırakmayalım. Alıp tohumlayalım bütün insanlığı. Olmuşu, oldurulmuşu, okuyup “Ak kayıt” yapmışı, ya da “Has” olmuşu ya da “Ka Har” olanı, ya da a ha! Biz’i, “Biz” olanı!

 

“Biçare dünya” derdik. Artık dünya biçare değildir. Çare, “İnsan”, İşte bu! Ve zarar etmeyen dünya!, yalnız, hırslı, kısır olan değil, “Hak tohum” olan ve “Bütün” olan… Biz Allah’ın Dağları, dünyaya indik.

 

Kökümüzde, gökümüz var. Gökümüzde ise kaynağımız!.. Kaynağın ışığı, Allah’ın ışığıdır.

Biz burdayız. Asla hata yapmadık, asla kontroldan çıkmadık. Asla kırılmadık, asla kasırga yaratmadık. Ve asla, kanatlarımızı Gök Sözü’yle dünyaya katmadık. (Bunu tekrar ediyorum)

Asla kaynağımızdaki o küçücük ışıklarımızı dünyaya katmadık. Hepsi bu!...

 

Nefesimizde güçlü bir yasa var. Kanatları dünyaya çekerken; gerçek gücümüzü dünyaya çekeriz. Bu gücü dünyaya çektiğimizde; Öz görevli, “Allahın Toplumu” olur. Ve o zaman biz Altın Topraklar’ımızı dünyada “tahtların tahtı” yaparız. Bunu yapacak görev bize verilmedi henüz. Verildiği an, “OL”ur.

 

Ortaklarımızın çoğu sorgu, sual ederler; “Nerdesiniz, kimsiniz?” Asla buna cevap vermeyiz.

Biz Allah’ın “Tanrı Kotları”yız. Nerede olursak olalım; bu gün de insanız.

 

“Yev len yekun” denilen dönem sona erdi. “Kev len yekun” denilen dönem, Sistem’e güçtü.

O da sona erdi. Bugün artık Kaynak Kotlar’ın Kutsal Işıkları, “Ak Tahtların Tohumları” olarak Bütün’ün göklerinde söz söyleyecekler. Canlarım işte bu!...

 

Ve Zaman Sayfalarına indim şu anda, sizinleyim.  Medine dünya, Meriç Nehri’nin ötesi. Ve ben Meriç Nehri’nin ötesindeki tüm sayfalarda, “BİR”im. Bunu size tekrar etmek istiyorum.  Meriç! Allah’ın Tanrısal Kot’u!... Niye Meriç? Artık biliniz ki, temizlik yapılıyor. Ve biz “Sultanlar” olarak dünyanın rıhtımında, herkesin ışığını yıkıyoruz. Ve bugün Meriç’te yıkandı Dünya. Yarın Fırat’da, öbür gün Dicle’de ve tüm nehirler dünyayı yıkayacaklar. 

 

Ve bir gün gelecek ki, dünya ekmek yapacak. İşte o ekmek, “Aklın ekmeği” olacak. Ve biz Allah’ın Dağları, “Dünyanın Ruhsal Kuranları” olarak, BİR’e hizmette en güçlü kaynağız. Ve bizim adımız “İNSAN” İnsanlık adına düne, bugüne, yarına ve her bir sayfaya ışık olarak, Kati tohumlar olarak ve yaşamlar olarak katılmaktayız. Meziyetimiz budur bizim

 

Sınırları kaldırdık, geri döndük. Bugüna kadar yapılan çalışmaların hepsi, Teknolojik Kotlama’dan öte, “Kati Kayıtlama”ydı. Altın Toplumlar, dünyanın “Ruhsal Kuranları”ydılar.

Ve artık yeni dönemde Bütün’e hizmet, “BİZ” le olacak.

 

Çalı çırpı değil dünya. İnsan soyunun kontrolunu sağlayacak tek “Kuran”dır Dünya. Ve bunu nesliniz dahi bilmedi. Ekip haline gelmenizi çok istedim. Dünyanın kotlanmasını çok istedim. Ekmek, yaşamların ışığıdır ve bunun olmasını çok istedim.

 

Bugün artık Dünya, kendini kendi olarak dürümledi ve “BİZ” olup bütünledi. Şimdilik size vereceğim budur.

 

Allah dedi ki, “Gel, OL! Ömür boyu çalış OL!”

 

Hususiyetle doğduk ve oldurduk. Bu gün de ölüler dirildiler. Okumayı bilenler okudular. Özgür ve hakim olanlar, topraklarını kontrol ettiler.

 

Bir şey daha yaptık bugün; aykırılıkları önledik!...

 

Burada bulunan herkes, Gök Sözü söyler bilirim. Burada bulunan herkes, Allah’ın

 “Tanrı Kotları” olarak görev taşır, bilirim. Burada bulunan herkes yarınları kotlar, bilirim. Teknolojik tohumlama yapar, bilirim. “BEN” olur, Gök Sözü söyler, bilirim. Tek bir şey yapmaz; “Kırılış!”...

 

Bilmenizi isterim ki buraya gelen Öz Ses’le gelir.

 

Değerliler, dünya için çok çalıştık. Bundan sonra da bu çalışma devam edecek. Hepinizin, herbirimize saygılı olmasını beklerim. Kimse kimseye kontrolsuz bir şey yapmamalıdır. Kontrolsuzluk, dünyada kırılışı gerçekleştirir. Ve o kırıcı, kontroldan çıktığında; okuması olsa da, kör olur, gözsüz olur, sıkıntı onun olur.

 

Örüp, dünyaya indirdim bilgiyi. Bundan sonraki süreçte göreviniz, Allah İlmi’yle dillenmektir.

 

Hey dünya! Şimdilik bu! Herbirinizi kucakladım. Hepinizi koruyup kotladım ve kayıtladım.

Sizler “Biz”siniz.  İşte bu!...

 

Deşifre Eden: Erengül KOÇ

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 
  Bugün 77 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=