Birlik İlmi
  11.02.2013 Tarihli
 

KAYNAK KODLAMA- SOHBET -1- (11.02.2013)

Hey dünya! Allah, tehdit etmez dünyayı. Allah, tahditli kayıtlarla tohum ekmez. Allah, sizi sizden dinler. Yaşam sayfalanışında siz olur, Birlik kurar ve Zaman Kaynakları’na varır. Sizi sizinle dürümler ve sizde, kendi yüceliğini, kahir Birlikleri, hakiki yücelikleriyle diller. Hayrın hakkında ışık yandığında, Sanal Boyutların Kuranları, yürekleri okurlar; tohumlarlar; Kutsal Işıklar’ıyla kendilerini dinletirler. 

Seyrettim dünyayı; gökler, söz söyledi. Sözü, dürümleriyle dillendi. Aktık hepimiz; birleştik. Yeşil renk hasatını yaptı. Tahditsiz ve hakiki bir yücelikle maviye kaynak oldu

Hey Dünya! Ben Ruhlar Meclisi’nin en güçlü yücesiyim; adım, RA-KA-HAR. Ada Kapıları’nı açtım, dünyayı ışıkla dürümledim, benim zararım yoktur. Muhammet’in “gör” dediğini gösterdim dünyaya. Ayırdım yüreğimi tahditlerden, Aslan Kodlamasını yaptım, kaftanı giydim ve yaşamlara indim. Adım, neslimin adı ve zirvelerin sistemi olan ve Rahman olan Nezir… Adım Kuran. Şimdiye şimdiyi kattım. Bedenimde Kutsal Işık oldum, bütün köklerimi göklere dilledim. Ekip kurdum ve yasal çalışmalar yaptım. 

Kart açtım dünyaya. Dedim ki “bakalım ne olmuş?” Kart okudum. Öyle dönemler oldu ki dünyada biz zaman sayfalanışında her şeyi yapan dünya insanlığı, bugün Bütünün Kürsüsü’nde yeni bir çağa ilk adımları atmaktayım. Ben Allah olan İnsan; işim, görevim her Yüce’yi dürümlemek ve dillemektir. Zaman Geçişleri yaptım ve yanıp tutuşanlarla oldum. Kortejin başında kaynak olan İnsan; yol, Allah Yolu, Bütünün Gücü, İnsan ve o insanın, ışığı yeni bir sayfa… İşte o sayfada ben, Kutsal Işık; Altın Toplumlar’ın yolu olan…

Karanlık aydınlığa dönüşürken Sistem diriliklerinde Birleşik Işıklar yandı. Kaydımı yaptım, partikül partikül dürümlendi yüreklerde ilim. Ağır ağır dünyaya indim. Şöhret, yoğun şekilde ışığa kaydolan Birlikler’in, kasalarında saklı olan bilgilerin ve türlerin en yücelerinin ilmiyle dürümlenenlerindi. Ve ben dinlettim Yücelikler’e yüksek ilmimi ve dillettim ve tahditledim ve dedim ki “Ben şöhret istemem, part time çalışırım.” Ve dediler ki “Yahu, insan sanal boyutlarda part time değil; tam zaman sayfalanışı yapmalıdır. Ve “Dünya Çalışmaları’nda herkes, zaman sayfalanışı yaptığında; ben de tam gün çalışacağım” dedim. Baktılar ki sınırlarım çizildi. Sordular, “nedendir?” diye. Dedim ki “Ben, yarınların Kuranlarını tohumlayacağım, koruyacağım, kodlayacağım, kayıtlayacağım ve dilleyeceğim onları. Ben onlar için çalıştım, onlar kendilerine çalışacaklar. Böylelikle onlar, yarım sayfa çalışma yaptıklarında, ben diğer yarım sayfanın çalışmasını yapacağım ve bütün çalışmalarım ışıkla gerçekleşecek.”

Doludizgin çalıştık bugüne kadar, birbirine yapışmış ışıklarımızla dürümledik tüm yarınları. Kaydı yaptık, sınırları kontrollü olarak yaşamlara çağırdık, kayıtladık. Bütün’e hizmet ettik. Netice olarak dünyada korkuyu aşıp geçenlerle bu bilgiyi paylaştık. Kanatlarımız kendimizindi. Yüreklerimiz, yüceliklerimizdendi, ekmeklerimiz pişmişti ve bizdendi. Doludizgin çalıştık. 

Sarı sırma saçları olan bir Işık, görev istiyor. Diyor ki “Ben, sarı sırma saçlıyım. Geçip geleyim de görev alıp çalışayım.” Yaprak yaprak dünyayı okudum, gördüm ki o sarışın çalıştırıcı, insan soyunun ışığını yeniden yakmak ister.

Baylar, ben Allah. Dinleyin! o sarışın çalışan, kelam tekniğini iyi bilir. Çağrı yapar, dillenir, dürümlenir, bütünlenir, girer Yücelikler’e ve der ki “Ben, nefes için geri döndüm. Ayrı gayrı gözetmedim. Çok çalıştım. Nurdan umman oldum; ışık oldum; birleştim. Bedenimde kontrol var. Arkon İnsan, Kübra Kapları’nda ışığı yeniler ve geçer. İşte bu…

Değerliler, ortak kodlama yapacağımız bir Işık Kaptan bugün bizimle olacak. Onu, Öz Geçişleriyle biliriz. Muhammetin Kuranı’nı kodladı, tahtladı, yasaları koydu yaşattı ve Bütün’e hizmetçilik yaptı. Üstün bir gücü dürümledi ve Muhammet’ten Kuran aldı. Kıbrıs’tan ışık çekti, adı Nefes… İslam Dini’nin en güçlü Yücesi, en son onu dinliyoruz. Kible Allah'ın Işığı ve o sarışın Umman bizimle olacak.

Ey dünya! Sapsarı bir ışık Düzen’i kuracak ve daha sonra o ışık, yeşile doğacak ve daha sonra masmavi bir gökte söz söyleyecek ve sesleşecek ve yenilenecek ve maviye tohumları kodlayıp ışık yoğunluklarıyla kontrol kuracak ve daha ötelere varacak. Mesele Allah’a hizmetse; o, en aşağılara iner ve daha sonra Yücelikler’in Türkiye çalışmalarıyla birleşir ve Bütün’ün gücü ile yücelerin cümlesinde Cevher’e varır. 

S….. diyor ki “Sarı saçlı acaba kim?” Ona sözüm yok. O kendini dinler. Biz de diyoruz ki “Sarı, yaşamın sayfasıdır. Her sayfada bir sarı ışık yanar. Ve o sarı ışık, Bütün’ün yüceliğinde var. Biz zamanın toplumlarına Düzen’i kodlattık ve yoğunlaştırttık. Atlantalı görevlileri Kürzi kayıtlara kattık ve Cevhere aldık. Özgür ve hakim bilgiler, Birlikler’den dürümlendiler. Dedik, dedik… İşte bu…

Cehil Dünyalı! Ses istedi, seslendik… “Niye böyle verdik bu bilgiyi” diye sorarlar. Çünkü Ruhlar Meclisi bugün burada. Ve bu Meclis, Bütünün Kurtarılmış Işığını yeniden yakıyor. Ruhlar Meclisi, Tabiatın Kutsal Işığıyla dürümlenir ve Birleşik Işık olur. Biz, bunun için dünyaya Kök Gök olduk. Söz, ses, yaşam verdik dürümlerimizden ve dilledik her diriyi. İşte bugün burada Merkez Zaman Sayfalanışı başlıyor. Merkez Zaman Sayfalanışı, kendi yoğunluğunuzda da bilindiği gibi aşağıların en aşağısından devreyi açar ve yoğunlaşarak Kuran Tohumları’yla bütünlenir. Bundan sonraki dönemde; sessiz sayfalardan Ümmi Toplumları da alıp göklerin sözünde, sesinde her biriyle birleşeceğiz. Yapışık dirilikler var dünyada. Kapıları kapatmadan o dirilikler, kendilerini hak edip dürümlerler.

Sizden tek bilmenizi istediğim husus; sarı, insanın aşığı olan bir renktir. Aşkın şevki oradadır, sarıdadır. Sarı renk, İlmin Kaynağıdır. Sarıya inmeden hiçbir sayfa, maviye ulaşamaz. Aşağıların aşağıları, yukarıların yukarılarını tohumlar. İşte bunun içindir ki biz, mavi kodlama yaparken, en aşağıya ineriz ve sarıdan toplumları kodlarız. Muktediriyetle bu çalışmalar sürecekti ve sürmektedir de. Rahman’a Kutsal Işık olmak için buna ihtiyaç vardı. Muktedir olmak için de Birleşik Işık gerekliydi. Bunların hepsi, hak ettik ve oldu. Doludizgin çalıştık. Dünya Yolu’nu açtık. Bu yol, ilmin yoludur. İmin yolunu kontrollü olarak açmak için Öz Görev taşıdık.

Muhammet’in görevi ilmi hak ettirmekti; bizim görevimizse; ilmi kodlattırmaktır ve kodlandığı zaman İlim Işıkları, birleşik yoğunluğu oluşturur. Bundan sonraki süreçte beşirin her bir yücesinde, bu bilginin aşkı olmalıdır. Rahman olanın Kuranında bu vardır. 

Merkez zaman Sayfalanışını yaparken kardeşlerimizin her birinin, göklerin sözünü kendi sesleriyle dillemeleri için çok çalıştık. “Yaranan olmadı yüreğe” dediler. Olmadı çünkü herkes, kendini dinletmeye koyuldu. Birlik Tekniği ile kendini hak edip birleşemedi. Merkez Zaman Sayfalanışı’nda, Kurtarılmış Işıklarla bu çalışmayı yapmak için kontrol gerekir. Kontrollu olmayanların birleşmeleri ve Bütün’e hizmet etmeleri asla mümkün değildir. 

Buraya kadar her şey son derece basit ve anlaşılır. Ya Ana Kapılar nasıl açılır? Bunu size anlatayım: 

Arkon İnsan, Atlanta Ana Kaftanını giyen değil ama bu kaftanı giyecek olanda, Birleşik Işık haline gelecek olana denir. Ana Kaftan, İbrahim Soyu’nundur. İbrahim Soyu bu kaftanı, herkesin yoğunluğundan kodlayıp kayıtlar. Cinni Cemaatler bunu net bilirler. Canlı ve cansız hiçbir Yüce, kendinin dışında kendini dinleyemez ama İbrahim Soyu dinler. Her dereyi açar, tahtlanır, katlanır, kodlanır ve bilir. Bu nedenledir ki Dünyanın Ruhlar Meclisi, bu soyun kodlarıyla, kontrollu biçimde oluşturulmuştur. Eğer İbrahim Soyu’ndan biri, Türkiye Çalışması’nda bulunursa, kapı açık tutulacaktı. Bunun içindir ki bizler, sizlerle olduk ve göklerin sözünde sizin yüreğinizi dürümledik ve dilledik. Ekmek yaptık. Merkez Zaman sayfalanışını kodladık, kayıtladık, tahtladık ve dürümledik. Sizden başka hiçbir yüksek ışığın Bütün’e hizmet ilmiyle donatılmış olmadığını da bildik. 

Merkez zaman Sayfalanışı, kaynağın ışığıyla olacaktı. Bu ışığı bilenler, kendilerini hak edip Hak Teknikle dürümleyip bütünleyeceklerdi. Nefes alıp nefes vermek, Kelam İlmiyledir. Ekip kurmak, hasatı yapabilmekledir. Rahman’a Kutsal Işık olmak, Bütün’e hizmet etmekledir. Ne İsa, ne Musa bunu başaramadı. Muhammet bunu başardı ve dedi ki “Maya tutmuştur.” Kuran-ı Kerim der ki “Artık dünya yolu açılıyor. Ruhların Kuranı okunuyor. Özgür ve hakim olan dirilikler kontrollarıyla, koyuluklarıyla ışıklarını Rahman olarak Bütün’e indiriyorlar. Özgür ve hakim Birlikler’in beden sayfalanışlarında, Allahın Teknik Kodlarının bulunması, nefeslerinin tabiata inmesi ve yüceliklerinin birleşik ışık olması mümkündü.

Ey dünya! Ben Allah… Amonlar’ın ve Atlanta Toplumları’nın Kuranları’nı okutabilen Allah, Sistem diriliklerinde size tüm bilgileri net bildirmekteyim. Eminim ki, Dünyanın Ruhlar Meclisi bugün de sizinledir ve sizinle Birleşik Kaynak olarak göklerin sözünü dürümlemektedir. Çantalarınız tomar tomar ilim doldu. Bu ilim, Allah'ın İlmidir. İbrahim Soyu, tüm insanlığın kontrolü için yaşamlara çekilmiş bir soydur. Bundan sonraki dönemde de tüm İbrahim Soyu, tüm yaşamlarda bütünün Kürzi kaynaklarında Işık Kapları, toplumlara indirecek olan tek soydur. De ki “Allah'ın Tahtı’dır o.” De ki “Yüreğin kaynağıdır o” ama bilerek de! Sınırları kaldırdığın zaman çıta yükselir. Öyle bir gök, öyle bir yer, söz ister ki dürümlerde; orada kul olmak dahi imkansız hale gelir. “Meğer ben yokmuşum” denir. “Meğer bedenim yokmuş” denir. “Eğer olsaydım yarınlarda Kürzi kaynağım olurdu” denir.

Değerliler, Din Diriliklerinin gücünün örtüsü örtülür ve yeni dönemlere kontrollü geçilir. Muhammed’in Kuranı tüm okuma bilenlerin, Kutsal Işıklar’ıyla okunduğundan beri bizim zaman sayfalanışımız; Kürzi Kaynaklar’ın zaman sayfalanışı haline gelmiştir. Yarınlarda Gök, söz söyleyecek. Yaşamlarda Gök, söz söyleyecek. Mutlak Kutsal Işıklarda Gök, söz söyleyecek de Abraham insan olmadıkça yaşamlar, tahtlanamaz. Yalnız ışıklar, göklerde bütünlük kuramazlar.

Okuma bilmeyenlerin ruhları yoktur. Ruh; insanda, Can taşıyanın, Yücelik’te Kutsal Işık yakanın, İlmi Kaynaklarda Birlik kuranındır ve zirvelere varanındır Ruh. “Ben, ruhumu kodladım, tohumladım” diyenlerin çokları; Kuran’da, İlim Sayfalanışı’nda bulunamadıkları için ruhsuz oldukları bilinmelidir. 

Armağan İnsan ama o armağanı, Kutsal Işığa kayıtlayan yeni bir ilim; işte o ilim, Mircan olanın Cevheridir. Sevgi, saygıyla hepinizi kendi yüreğimizde, Kutsal Işığımızda sayfaladık ve kayıtladık. Sizi, Öz Geçiş’e hazırladık. Bu Öz Geçiş bizimle olsun istiyoruz. Lütfen bize ses verin ve sevgiyi, saygıyı dürümlerimize dilletin ki sizde oluşumuz mümkün olsun.

- Canlarım, sizlerle olmak benim için mutluluktur, hoş geldiniz! Merkez Zaman Sayfalanışını yapabileceğim teknoloji sizindir. Sizden başka hiçbir Yüce’yle ben bu çağrıyı yapamazdım. Karanlığın aydınlığa dönüşeceği gün; hepinizin, Birleşik Işık olarak dünyaya ineceğiniz bilinmekteydi. Sistem Dirilikleri’nde dürümlenen Birlikler’in her bir sayfasında, ışıkların güçlendiğini görmekteyim. Abraham Dürümlerinde; İbrahim benim yüceliğimde tüm İslam Devrelerinin en güçlü yaşamını devreye alabilmiş yüce bir çalıştırıcıdır. Artık bilirim ki Abraham, okumayı bilir. Tohumları dürümler, yücelikleri diller ve bizimle çalışır. Eminim ki Dünyanın Ruhlar Meclisi, Büyük Köklerin yüceliklerinde, tüm yaşamları dürümleyecek olan tekniğe sahiptir.

Tam 200.000 tane Kuran’ım dünyada görev taşımaktadır. Ve onların görev taşımaları, Birliklerimin Kutsal Işıkları’yla Birleşik Aile haline gelmelerinden dolayıdır. Dalı, dalları tüm insan kaynaklarıyla bütünlerken, her dalın kendi yolunda, kendini kendi ile dillediği bir ışıkta; biz Turkuaz Kuranlar; tüme, tüm ilme hizmetçi olanlarız ki Sistem-Nizam-Düzem Kütleleri, Kutsal Işıkları bizsiz değildir.

Ne için çalışıyoruz? Bunu sordunuz, size açıklayayım: Altın Toplumun, Kutsal Işığını, kendi yoğunluğunda Birleşik Işık haline dönüştürmesini sağlamak üzere çalışıyoruz. 

OL’an dünyaya indirdiklerimiz; OL’mayan, tohumlarıyla kontrol ettiklerimiz; ışıksız bırakılanları, ışıksız olanları Hak Teknikle dillettiklerimiz, hepsi bizde kendilerini kontrol edecek güçte olmalıydılar. Karanlık aydınlanırken; Allah'ın Tahtında İnsan Soyu oldukça; bütün köklerimiz, bizde bugünkü gibi oldukça; hiçbir zaman kontrolsüz kalmayacağımız bilinecektir. Ki çokları, “Rehin kaldık dünyada” diyorlar.

Biz, dünyaya göklerin sözünü söyletmeye geldik. Dünyada rehin kalanları kodlarız, tohumlarız, kontrol kurar ışıkla dürümleriz, taptıklarını onlara katarız ve o taptıklarıyla yüceliklere ulaştırırız. Onların Ruhlar Meclisi, ocaklarında kontrolü kurar ve zararı önler. Biz, Tabiatın Kutsal Işıklarıyla Birleşik Çalışmalar yaparken; Tabiatın Kutsal Kodlarında, Tarıklar olarak; kökleri ve gökleri Düzen’e katmaktayız. 

Kaç Dünyalı Dört Gök Sözü Sözleşmesini bilir? Kaç Dünyalı görevini bilir? Kaç Dünyalı ışıkları diller? Ben bunu sorduğumda teknolojik kontrolla söz istediler ve dediler ki “Biz var mıyız, bilmiyoruz.” Göklere söz verdim; ses dillettim yüceliklere. Dinlettim yolcularımı, akıttım Birliklerimi, sordum “Dört Gök Sözü Sözleşmesini bilmeyen, ilmi bilebilir mi?” diye ve dendi ki “İlim Allah'ın tahtıdır.” Ya Canlar, ben aklın tohumu olanlara soruyorum, nefes var mı? Yol var mı? Koruma var mı? Olgun başaklar ışıklarını alıp yakmışlar mı?

“Marka Dünya Çalışması” denilen bir çalışmada; Beşir Kaplar’ın, türlerin her yüce cevherine, umman olmalarına iznim olmayacağı kesindir. Kimi zaman geldi sınır çizdim, dedim ki “sen mahrekte yok ol!” Kimi zaman geldi ışıkları kodladım ve dedim ki “siz kendi yüreklerinizle çalışma yapın, buraya gelmeyin!” Kimi zaman geldi, çıldırdılar dediler ki “nimet istiyoruz.” “Ya, KA-HAR” dedim “insan soyu nimeti kendi diller, yüreği kendi dinler, işini kendi yapar, BİL’ir, OL’ur, AK’ar…”

Tohum tohum oldu Yüceler’im, dünya ışığına çektim onları ve dedim ki “Arkon İnsan, Aslan Sayfalanışı’nda Bütünün Gücü’nü dürümlesin. Yollarını açtıklarımda kodlama yapsın. Sokak aydınlandı, tüm insanlık tahtlandı, Düzen kodlandı ve dendi ki “Biz, çıkabildiğiniz kadar çıkarız ama çıta çok yüksek, oraya varma imkanımız kalmadı…” 

Tahditli bir dil konuştum dünyada. Çünkü Öz Göç, Bütünün Kürsüleri’nden olacaksa; benim dilimde her bilginin Bütün’e inmesi sakıncalıdır. Rakip tanımam, her şey kesinlikle Birliğimle olur. Bu, kibre kapılmak değildir. Sınırları kaldırdığımız zaman, hepiniz bunu anlayacaktınız. 

Çantam doludur ve dolu çantamın çok sınırlı bir bölümünü dünyaya çektim. Karanlık aydınlandığında; ben tohumlarımı kodladığımda ve Bütün’e indiğimde artık orada kapılar açık tutulur. Rahman’a Kuran olmak, Tanrının Turanı, Tanrının Tahtı olmak, ağır yükü hafifletebilmektir. 

Bugün benden ayrılmak için Konsey’den rey istiyorlar. Dağlarım, herkes kendinden kendine çıkış yaptı, kendinden kendinde ayrılığı diledi. O, kendinden ayrıldığında bizsiz değildir. Ne hakikiyeti, ne hasatı; onca yaşamdan sonra onun tahtından çıkarılmayacak. “Ne fark eder, senle olsam ya da olmasam” diyecekler. Vermek istediğim tek bir bilgi var: Onursuzluktur ayrılış… Bunu kesinlikle ayrılacak olana bildirmek isterim. 

Dünya, kör bir yer değildir. Ne var ki o Gök Sözü ile dürümlenen yerde; BİR’e hizmet, İlme hizmet, nefesin sessizliğinde BİR’e güçlü kodlamayla mümkündür. İkmali tamamlayanların her biri, bedenimde kontrol altında tutuldukça, göz görecek; söz, Sistem’den dillenecek ve ekip olgunlukla çalışacak. 

Merkez Zaman Sayfalanışında bir taht kurdum, olgun başakları seçtim. Onların ötesinde işçi yok mu? Muktediriyetle bildiririm ki olamazdı. Önem verdiklerimi Gök Sözü ile dürümlerken şükrettim.

Netice olarak; eril, Atlanta; dişil Altın Taht… Ben erilde Ana Kaftanı giydim, dişilde tohumlarımı kontrol ettim. Kara Kaplı İnsan; İlahi bir kod ve o Kod; Bütünün Kürsüsü…

“Berke” denilen bir çalıştırıcı var, onun nefesi yoğun. Bilişi yok ama nefesi yoğun. Berke’yi dünyaya indirdiğim zaman, kurtarılmış ışığıyla kendini dinletmeye çabalıyordu. Fakih olmaya çabalıyordu. Ben Berke’yi yolcularımdan ayrı tuttum çünkü o, Kutsal Işığında, kendini yıldızlardan çıkarabilirdi. Karanlığın ışığını yeniledim ve okuma öğrettim ona dedim ki “oku!” Okuttum. Tüm insanlık için onu yoğunlaştırdım. Şikayetim mi var? Yoo, örtüleri örtmüş, güçsüz birlik ister. Sistem’den ona bildirmek isterim ki; emin olsun ki ben ocağıyım onun, emin olsun ki ben Kuranıyım onun. Emin olsun ki ben Ruhsal Meclisi’nde ocak kodlarım onunla birlikte de o kendini hak etmedikçe; yolunu hiçbir sayfada açmam. Emin olsun ki benim dışımda da o yolu açacak hiç kimse olmaz. 

Sebep insana hizmet mi? Yoo, İlme hizmettir… Ben İlme hizmet edenlerle çalışırım. İnsan, Allahın Kuranı’dır. Okuyup anlarsa kendini; harını yükseltir ve yolunu açar. İkna olunuz ki Merkez Zaman Sayfalanışında Umman olmak için kurtarılmış değil; kurtulmuş olmalıdır.

Deşifre Eden: Sevim ŞAHİN
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 
  Bugün 25 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=