Birlik İlmi
  14.01.2013 Tarihli (2. bölüm)
 

KAYNAK KODLAMA-SOHBET (2)
(14.01.2013)

(Kaynak Kodlama-Sohbet 1.’in devamı:)

Ekmeğimizin gücü, tüm insanlığın gücüdür ve bunu bildirdik. “JİNA Sistemleri” diye bilinen sistemler vardır. İnsanın kaynağı olan JİNA… Sabırla bildirdik ki oradan ışık çekme niyetimiz yok. Çünkü o kaynakta, henüz Kutsal Topraklar’ın Kuranı yok. Ve dedik ki “ağır yükü taşıtacaksak, ilimle taşıtalım.” Ve BİR’e hizmetçi olanları bulduk, onlara güç kattık ve dedik ki “sizler bizler ve Bütünlükler birleşip ışık olalım.”

“Ayır kendini” dediler; “çünkü biz senden ayrıyız…” dediler. Yahu, Birleşik Işığız ya!... “Yok” dediler, “biz sizden ayrıyız…”

Dağlarım; dünya, ummandır ve toprakta (toprak bedende; dünya bedeninde), ışık hali’nde, yangın olur (dünya bedeni ışık haline dönüştüğünde, o ışık yangın olur); Bütün’ü güçlendirir de “ayrı ol” dediklerinde; koruyucu kalkanlarımızı onlardan çektik, çıkardık. 

Dava insandı ve insanın gücüydü. Ortaklık yaptık yine de ve dedik ki “göreviniz yok ama, geçişinizi yine de yaptıralım.” Tabiat gücünü artırdı, yol Allah’ın topraklarıyla kotlandı; ışıklar yetkinleşti; cemaatler görev istediler ve geldiler. Ha, görev!... Ama bizim yüreğimizin gücünü değil, kendi yüreklerinin gücünü, bizim onlara vermemizi beklediler.

“Dağ, biz insanız” dedik. “Ses Sayfaları’nda, sizin yüreğiniz, ışık yakmamışsa, orada hiçbir ışık yoksa, nefesiniz de yoksa, size kendinizde kendi yüreğinizde olmayanı nasıl verebiliriz?” dedik. Ve dediler ki “fakih kendindeki Hakiki Kotlarla bizi de dinler ve bizden bize bilgi verir.”

“Ya öyle mi?” dedik. “Peki dinleyelim sizi” dedik ve başladık dinlemeye.

Korku başladı. Zaman sayfalanışında hiç bir ışıkları yoktu ve kördüler, güçsüzdüler, küskündüler, kırıktılar, hırslıydılar; keskin ilimlerimizde onları Gökler’in sözünden çıkardık. Çok kuruydular. Korumaya aldık ve dedik ki “Siz görev taşımayın, biz sizi taşıyalım.”

Doğu Batı, Gökler’in sözünde sesti. Dinlediler ve dediler ki “Karanlığın ışığını yak da biz de görev olalım.”

Olgun Sayfalarda Gök Sözü, ilmin sessizliğindeki “iş” ti. “Hadi” dedik. “Gelin de olun!” Özgür ve hakim olanları çağırdık. Kördüler, güçsüzdüler, küskündüler, kırıktılar, hırslıydılar ve ışıksızdılar…

Kardeşlerim, ben Allah! Onlara dedim ki “Özgür ve hakim olanları getirin!” Kimse kimsenin gücünü örtmez ama Suphaneke Sayfalanışı’nda sizin yüreğinizin kontroldan çıktığını bilirken; sizin size kaynak olmanıza imkan kalmamışken, nefesiniz dahi yokken, size sizi kayıtlayamam.”

Tahditli yüreğim, tahditli yüceliğim ve tahditli gücümle herkesi, kendinden kendine kattım ve dedim ki “Artık Dünya, emre itaatle Bütün’ün gücü olsun. 

Sözüm insanadır ki her kim ki benden güç ister; kendiyle birleşmelidir. Her kim ki benimle görev ister; bütünlenmelidir. Her kim ki ışıktan ayrıdır; kaynakta olmalıdır. Her kim ki kodlanmıştır; tabiatla dillenmelidir.

Benim eserim olan dünyada, kaftanımı kimseye; kimin rahminden, kimin katiyetinden güç çekeceği bilinmeyene bildirmem. Bilinsin isterim ki hepimiz kendi Yaşam Sayfaları’mızla kendimizi kayıtlarız ve Bütün’e güç katarız. Eğer siz yoksanız, ben sizsizsem, size kendi yüreğinizi dilleyemem. Ama siz Birleşik Işıksanız ve BİR’e hizmetteyseniz, hepinizde varım ve bütün göklerin ve bütün Yüce cevherlerin her birini size katarım.

Arkon İnsan ilimdir, kervanın Kuranı’dır ve tohumudur; Amin. Ah işte bu!...

- Ana, senle olmak zordu bunu biliyorum. Bundan sonra da senle olma imkanımız kalmadığını biliyorum. Koruyup kolladıklarından olamadığımıza çok üzgünüz amma, Kaynağın Işığında seninle olmamız mümkünse, bize bunu lütfet ve bizimle de çalış. Çünkü kökün kökündeki söz, ağır yüktür. Biz o yükü harlanıp, has olup koyuluklarla tohumlayacak dürümde değiliz.

Asla hata yapmadığını biliyoruz da; Altın Toprakların Kuran’ı olmak sorumluluğunuz varsa, bizi de güçlendirme sorumluluğunuz mutlaka vardır.

- Erkek kadın, bin dağın ışığı Bütün’ün gücüyse, bizsiz kalmayın… Kapınızı açtığınıza göre size bu bilgileri açık verelim. Artık şunu bilin ki, kardeşlerinizi güçlendirmeniz yetmez. Yüceler’in cümlesinde birleşmeniz gerekir. Ak Tabiat’da dünya olmanız, toprakta ışık yakmanız gerekir. Benim cemaatim; benim yüreğim, benim yüceliğimde, hakikiyetimde oldukça; Beşir’in kürsüleriyle hep birleşebiliriz amma, Atlanta Ana Kaftanı giyildikten sonra, artık kimse korunamaz bu kesindir ki biz bu kaftanı giydik.

Dönüp dünyaya baktığımızda şunu görmekteyiz: Evrenler görev taşıyamıyor. Yüreklerinde Kürzi Kayıtları olanların çokları kırıldılar. Kapılarını kapattıkları zaman ışıksız kaldılar. Meslek çalışmalarını yapma imkanları kalmadı. Kara şavk, insanın şevkinde yoksa da ağır yüktür bilirsiniz ve o Can, her seste kodlamaya, kodlanmaya çabalayacak.

Sınırları çizmemin gereği vardı; çizdim. Yedekleme yapma niyetim yok. Kibri olmayanlarla bu çalışma yapılır. Kibri olanlarla işim olmaz. Eğer sizler, Yeni Dönem’de Birleşik Işık haline gelecekseniz, korunma isteyecekseniz; o gün geldiğinde kontrol bizim olacak ve yüreğimizdeki güçle sizi koruyacağız.

Azı özü bilin, sözü sesi bilin, BİR’i bilin, ilmi bilin, kapıları bilin, Birleşik Işığı bilin!
Bizim, Allah’ın ışığından öte bir ışığımızın, korumayı sağlayacağını zannetmeyin. Biz kapıları kapatmadıkça, herkes kendi yüreğiyle kendini hakedip Birleşik Işığa ulaşabilir. Amaç budur. Ama kim ki “kapıları kapattık” der; Özgöç, söz ses olduğunda, onun yolu kapanır. Kapılar, tüm kapılar açık bu bilinsin. Kim ki hakeder; Gök Sözü’yle, sesle, ilimle, hakikiyetle birleşir ve geçip gelir.

Ben Canlarıma dünyayı verdim; Dünyayı hakettiler. Ben yolcularıma Kuran’ı verdim; Kuranı kaynaklarda dinlediler, hakettiler. Ben yolcularıma Kuran Tekniği’nde Birlik İlmi’ni verdim ve hakettiler ve 7. Dürümde Bütünlükleri’yle insanı dinlediler. Ve ben insanlarıma, ummanı verdim. Ulular Diyarı’nın Kutsal Işıkları’nı verdim. Ben “Allah” olan; insana kontrollu ışık yaktım.

Allah’ın tahtında İnsan, Özgörev taşır. Bunun bilinmesini beklerim. Bundan sonraki sayfada; karanlık, aydınlığın gücünü tanıyacak ve Kati Tohumlama yapılacak. Ulular Diyarı yeni zamanları kodlarken, yasaları koyacak ve çatı kuracak. Ölüler Diyarı insan, Yeni Zaman’da, yaşamlarında Kuran olan yeşilin mavisindeki ışığın ötesindeki kaynakta olacak.

Örgü örülüyor. Örülen örgü artık BİR’in örgüsüdür. Mümtaz İnsan, ummanda kendini bilir. Ulular Toprağı’nda kendini dinler. Yürekte kendi olur, aklın yolu olur, şavkı olur, BİZ olur.

Kara Kaplı Kitap İnsan… Unutmayın! Bu kitap, Allah İlmi’dir. O kitap yolu açar, o kitap ışığı yakar. Ve insan, Allah’ın tahtıdır.

Bilişi olan insan; okuyuşu olan insan; üzerinde gücü, Kürzi Kaydı olan insan, ruhun kodlanmasını sağlar. Bugün, ruhu kodlamaya girişiyoruz. Bu bir Yeni Zaman Sayfası’na giriştir. Ruhun kodlanışı; toprağın, tahtından öte bir tahta varışı anlamına gelir.

Sevgililer, “Ruhun Toplu Çalışmalarla Kodlanışı” Şimdiki başlığımız bu.

Korkuyu aşan sizlere mutluluk diliyorum. Kökünüzde körü olanlar olabilirsiniz. Göklerinizde sesi olmayanlar olabilirsiniz. Yolunuzda kanatlar kırılmış da olabilir. Ama biliniz ki bugünden itibaren artık Yüceler cümlesi, Bütün’e hizmetçi olacak.

Yeni zamanları, yeni yoğunlukları kontrol edin. Artık bilin ki bizler, ağır yük taşıyoruz. Bütün göklerin ve bütün seslerin dürümlerinde ilim var, insan var. İnsan Allah’ın Teknik Kodudur. 

Dünyaya görevli olarak gelen Birliklerim’e şunu söylemek isterim ki; ben, Turkuazın Kuran’ı olan Allah, sizin yüreğinize, kendi yüceliğimi kattığımdan beri, Allah’ın tahtında olduğunuz için Bütün’e güç vermektesiniz.

“Yarar sağladığınız hiçbir çalışma yok” diye düşünürseniz; kapılarınız mutlaka ağır ağır kapanır. Sizden tek isteğim var: İmparatorluğun gücünü, kendi yüceliğinizde, kendi yoğunluğunuzda, hakettiğinizi bilin.

Muktedir insan, ilimdir. İlim İnsan, Hakiki ve Has İnsandır. Sevgililer, nefesiniz çok net ilimle iyidir.

Eğer ilim yoksa; doğum insana sadece iştir, ölümse insana hırstır. Siz dünyaya işçi olarak doğarsınız; Çalışır, çabalarsınız, işçiliktir yaptığınız. Eğer ilmi hak edip hakikiyete varamamışsanız, öldüğünüzde hırslanacaksınız; çünkü, ışıksız kalacaksınız. Budur özellikle dünyadaki sıkıntı. Şöyle düşüneceksiniz; “Ben doğdum, iş yaptım ama öldüm; hiçbir zamanda, hiç bir yaşamda yokum!...” 

Buraya gelen tüm insanlar, bunun sıkıntısıyla gelirler. Derler ki “ben gidiyorum, işçi olarak çalışacağım ama elde edeceğim hiç bir şey olmayacak, dönüp geleceğim. Geldiğimde ne olacak? Yeniden bir tek ışık yakmak üzere bekleyeceğim. Ama ilmin işçiliğini yapsaydım, insanlık için bir şeyler yapmış olacaktım.” Ve derler ki “Ben işçiysem, ben yürekteysem ve ben görev taşıdıysam, olgun olduğumdan değil; bana bu görevin verilmesindendir. Eğer ben olgun olup bu görevi kendim istemiş olsaydım; daha güçlü bir döneme geçebilirdim.”

Değerliler, tüm yaşamlarda bu sıkıntı vardır. Sadece dünyada değil, diğer Galaksi İmparatorluk Kodları’nda da… Ama yeni dönemlerde bunun artık aşılması gerekiyor. Dünyaya gelenlerin ne için geldiklerini ve ne yapıp ne olacaklarını anlayıp gelmelerini, bundan sonrası için sağlamak istedik ve dedik ki “dünyaya gelen niçin geldiğini bilecek. Ben dünyaya şunun için gidiyorum ve ben dünyada işçi olacağım ama bunun sonucunda elde edeceğim neticeler; şunlar olacak ve ben bunları elde ettikten sonra, daha güçlü bir sayfaya geçeceğim. Ve geçeceğim sayfada, kendi yoğunluğumda var olan Birlikler’i de bütün çerçeveleriyle birlikte bulunduracağım. Daha da ötesi ben, ailemi alıp taşıyacağım. Ama benim ailem, benim yoğunluğumdan daha güçlüyse; ben onun yoğunluğuna dahil olacağım. Böylece kim kimden güçlüyse, o kendine ait olanları da alacak kodlayacak, toplayacak, tahtlayacak ve kayıtlayıp alıp taşıyacak.”

Bunu istedik ve dediler ki; “kem gözlerden sizi koruyamayız.” “Siz çok şey bekliyorsunuz dünyadan. Sizi koruyabilir miyiz?” Dediler. Ve dedik ki “Bütün kötülükleri aşıp geçtiğimizi biliyoruz. Biz koruyucuyuz, korunan değiliz.”

Bunu söylediğimiz zaman, sorgu sual ettiler. “Yahu siz herşeyi istiyorsunuz. Üstelik, koruma istemediniz” dediler. Değerliler, koruyup kollayacakları birini aradılar. Ve baktılar bir çok kişi Allah için dua okuyor ve diyorlar ki “Allah, bizi koru!” “Öyleyse” dediler, “biz onları bulalım, onlarla olalım.”

Gök Sözü sessizdi, yürekler sistemden ayrıydı ve bizsizdiler. Ve baktılar hiç bir ışık yok. Dahası kontrolları yok. Kuranları yok, toprakları yok, yasaları yok, kapıları yok. Baktılar, baktılar, baktılar!... çalı çırpıydılar, tahtsızdılar, hassızdılar, aşksızdılar… Ve dediler ki “Girdaplarında; bunlar, hepsi mahsur kaldılar.”

Değerliler, onlar bizden ayrı değildiler de ocaklarını sınırlandırıp, bizden ayırdılar.

Doğan gün yenidir ve bugün artık hepsi Birlik isterler. Niye? Çünkü köksüz ve göksüz olduklarını bildiler. Nereden nereye geldik!… Şimdi diyorlar ki “Karışık zamanların ışığını alıp görev taşıyalım; sizinle birleşelim; yeni zamanlara geçelim. Geri dönün; bizi de toplayın, kodlayın, kayıtlayın, çekin götürün!”

Dağlarım, görüşme bitmiştir. Bizim adımız “Zaman” ve sizin yaşamlarınızda zamansızlık var. Öyleyse kaynakta ışık yok; Özgöç şükür ki yok.

Şimdiye kadar bütün bunları bilmeleri gerekmez miydi? Art niyetliydiler. Netice olarak bugün görev bizimdir ve biz, dünyanın kontrolunu sağladık. Nedir kontrolumuz? Öksüz yetim bırakmadık, hepsini tohumladık. Kontrol kurduk. 7. Dünya dürümlerinde, Birleşik Işığımızın dışında hiç bir ışık olmayacak.

Ölüm insanın könyesinde yazar. Biz ölümün sözünü, o könyeden söküp çıkardık. Ve dediler ki “ölüm yok.” Öldürdük… Ölümsüzlük, Öksüz Bütünlük’de yoktu; örttük öksüzü, Gök Sözü’yle dürümledik, sözledik ve artık öksüz güçsüz kalmayacak.

Dediler ki “insan nefessizdir.” Nefes, Allahı’ın ilmi; alın dilleyin! Dilleyin ki hak edin ama haketmek zor. Ölü dirildi; hadi öksüz değilsin, oku öğren!

Değerliler, bilgiyi dinlettik hepsine, okuttuk. Ölüydüler, öksüzdüler, özsüzdüler. Ve dedik ki “okuyun, dinleyin, alın, bilin!” Aldırdık, bildirdik, netice olarak bugüne geldik.

Bugün bize bakıp da “netice ne?” diyorlar. “Ne oldu?” diyorlar. “Nereye geldik?” diyorlar. Korumaya alındınız. Sadece bu!...

“Yaşamak buysa, yaşamak bizim için ölmektir” dediler. “Ya” dedik. “Ölmek midir? Öyleyse görevinizi; başınızı dik tutup, çekip hakedin, alın!”

Baktılar, aktılar, aktılar, aktılar, aktılar, aktılar!... ve aktılar!... ve aktılar!... ve aktılar!..., ha aktılar ve baktılar!... Baktılar!... ve baktılar!.. ve baktılar!... Ha, şimdi diyorlar ki “Biz sizinle çalışmalıyız.”

Koyu bir gün, koyu bir Yüce, koyu bir ışık ve yaşam!… İşte yaşamak bu!… Ölmekse Has İlim’de olmamalıdır. Yaşamak ya da yaşamamak. İşte bu!...

Biz Canlarımız’a ışık verdik; yaşattık. Öz söz budur: Biz yaşattık. Aşk, şavk ve harla yaşattık. Dündeki gün, bugündeki günden çok daha fazla küçüldü. Artık dün küçülüyor, bugün büyüyor… Dünün küçülüşü, bugünün büyüyüşü; bizim sessiz sayfalarımızın ışığının yenilenişi ve Birleşik Kaynağa iniş…, bizimle zamana iniş…, bizden zamanla iniş… Her biri iniş de bir tek iniş; Allah’ın İlmiyle iniş. Ve biz o ilimle inenlere söz verdik. Dedik ki “Korkmayın, biz siziz.” Ve dediler ki, “Biz siziz.” Onlar biz, biz onlarız. Allah’ın ilmi, Hak İlim’dir.

Bildikleri “bildirilen”di, aldıkları “aldırılan”dı. Ağır ağır seslendirdikleri “dilletilen”di. Ve bugün baktık ki hepsi bizim yüreğimizi dinlemek isterler. Kanatlarını verdik özgür ve hakim olanlara. Dedik ki “alın da hakedin.”

Konu komşu sesleşmişler, demişler ki “Beşir insan, Allah’ın ışığında olmaz.”“Öldü” demişler. Dedik ki “Oldu.” “Yahu!” dedi, “ölmüştü.” Dedik ki “Oldu.” Şükür ki oldu.

Kökü, gökü Bütün’de olan; ışıkta birleşiğimizde olan; yolunu açıp buraya varan, bizde olan, ölmez. İşte bu!..

Ve bundan sonraki süreçte bilinsin isteriz ki yasaları koyan Birliğimiz; Ak Tabiat’ın yolunu da göksüz ve sözsüz olanlardan da açacaktır.

Önemli olan dünyada bulunmaktı. Ocak, ummanın ışığıyla yanar; onların ocak olmaları zordu, bütün bunları bilmekteydik. Ve biz onlara kıymadık. Onları kodladık, topladık. Hepsi bu!... Bugünden sonra da ocaklarında, yoğunluğumuz mutlaka olmalıdır. 

Ha!, “niçin birleşiğimizdesiniz?” derlerse; “Sizin ilminizden öteyiz, size ilim öğretmeye değil; sizi taşımaya geldik” diyeceğiz.

Değerliler, hulus sahipleri bunu bilirler de Hak Teknik’le kendilerini hak etmeyenler bunu bilmezler. Koruma altında tutacağız tüm insanlığı; kesindir bu. Eğer birileri “bizi koruma” derlerse; koruyacağız yine de… Eğer birileri “sizden çok öteyiz” derlerse; “öylesin ama seni yine de koruyacağız” deyin. Ve birileri “biz sizi hiç beğenmiyoruz” derlerse; ha!, ona deyin ki “biz sizi çok seviyoruz.” Eğer birileri “seviyeniz çok düşük” derlerse; “mutlaka öyledir ama sizden sizi alıp güçlenelim” demeyin. Sadece deyin ki “sizinle görev taşımak istemeyiz. Sadece size, güçlü biçimde sizi katmak isteriz.”
Dağlarım, Muhammed’in gücü, Allahın Kürsüsü’ydü. Ona söz söylediler. Sordular, dediler ki “Niçin bu kadar düşük seviyeden bilgi veriyorsun?” Ve Muhammed dedi ki “size sizi veriyorum.”

Ve ondan sonraki süreçte bu hep böyle oldu. Kim kime “sen niye bu kadar düşük seviyeden bilgi veriyorsun?” dediyse; hep onlara “size sizi veriyoruz” dendi. İşte olay budur. Biz de aynı şeyi söyleyelim. Diyelim ki “size sizi veriyoruz.”

Korkuyu aştıklarında; yürekleri umman olduğunda; 5 gün çalışıp 1 gün yüceldiklerinde ve Ruhun Kuranı’nda kendilerini bulduklarında; sormadan diyecekler ki “sizle biz birleştik.”

İmparatorluk görevi sizindir Canlarım, bunu bilin. Bundan sonraki süreçte de görev sizindir. Bundan ötesi yoktur. Sizden istenilen, dünyayı korumanızdır. Bunu yapacağınıza hepimiz kesinlikle eminiz.

Bir tek çalının dahi kontrolsuz kalmaması için Öz Göç’le, sözle ve yüreğinizle çalışacağınıza eminiz. Bugünden itibaren doluluk boşluk değil “Birlik” deyin. Sizden tek isteğimiz, “BİRLİK”tir.

Amon Toplumları sizi destekleyecekler. Sizden başka hiçbir çalışmada Birleşik Işık yoktur. Bu kesindir. Eğer Amon Toplumları “Sultanlık sonsuzluktur, ışık yakın da gelin!” derse; Deyin ki “biz siziz.”

Yeni dönemde hepinizin gücünün “Özgüç” olması dileğiyle, sevgiyle kucakladık hepinizi. Ha!, işte bu!...

Deşifre Eden: Erengül KOÇ

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ

 
  Bugün 25 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=