Birlik İlmi
  DİĞER ÖZ AKIŞLAR (2)
 

 

 

DÜNYA RUHSAL MECLİSLER TOPLANTISI

Yaşamlara Kuran olan çok sayıda Bilge var. Onların çokları dünyayı tohumladılar ve dünyadan beden terki ile ayrıldılar. Ama bedensiz de olsalar dünyaya hizmetleri devam etmektedir. Her biri Dünya Ana kapıları’nda güçlenerek Birleşik Aile olarak çalışmaktadırlar. Onların her biri ile birleşmek ve zamanı yaşatmak zordu ama bunu başarabildik. Bugün Dünyanın Ata Kapıları açıldı. İşi bilmeyen çokları da bu çalışmaların Nahir Kaynaklarında Birleşik Aile olarak BSUİ’nin cennet kaplarını alıp geldiler. Onlarla bir kotlama yapıyoruz. Önce onlara bilgi verilecek ve daha sonra da onlardan görüş alınacak. Onlar bizi bizden tanıyacaklar.

 

Onlara hitaben bilgi veriliyor:

 

Kendi yüreklerini hak etmeyenler, birleşemezler. Dünyanın en yüce ışıkları dahi hakikiyette Zaman Sultanlığı’nda yoksalar, sonsuz ışıklarda da olamazlar.

 

Dünyanın teni akıldır. Ana Fakihler, aklın yolunda oldular ve zamanı tohumladılar. Önemli olan birleşmektir. Birlik olmadıkça, Yaşam Sayfaları’nda toprak kontrolu yapılamaz.

 

Emin olun ki bir Can, İnsan İlmi’ni hak etmemişse, Din İlmi’ni de hak etmemiştir.

 

Evrim Sayfaları, toprakta var mı? Yoktur. Bu sayfalar Ana Fakihler’in cennet hakikiyetlerinde olur. Her biri Ana Sayfa’da Kuran olur ve dara düşenlere hatalarını açıklar. Akıl İlmi’nde hata yapıldığı bilinir.

 

Emin bilgidir ki hak etmeyenler, Rab Kaynakları’nda IŞIK olamazlar. TOHUM olamazlar ve BİRLİK haline gelip; görev alıp tohum yaratamazlar.

 

Çok mu yol alındı dünyada!? Her Birlik kendi yüreğini alıp dünyaya inmişti. Hani nerede o Birlikler!? Her biri kendi yolunu bulup da Düzen’i kotladığı takdirde, ancak o zaman Işık Yağmurları hata yapmadan Sanal Tohumları yaşatabilir.

 

Dök yüreklere ışığı, sonra tohumla ve daha sonra Teknik Tohum ol ve yaşa. Ve sonra birleş ve diri yolcu ol. Ve zamanı topraklarda dille. Hazır olduğun zaman in. Hana’ya (Hana = Arz Gücü) coğrafyanı kaftan olarak dinlet ve sonra kotla yürekleri ve Hena (Hena = Arş Gücü) ol. Daha sonra birleş NAMAZ ol ve ZAMAN ol. Amin…

 

(Açıklamalardan sonra söz alan bir okul temsilcisi:)

 

- Ağır yükü hafifletmek için verilen her bilgi sonsuzlukta okundu. Bu bilgi de okundu ve zaman sonsuzluklarında dillendi. Okutan insan ve okunan ilim, hani nerde Birlik, yok. Niye çünkü okunan her yerde okutulandan farklı ise Birlik Tekniği’nde Hakikiyet yoktur.

 

Ok bilgidir. Hak Teknik’de dünya sayfalarında fırlatılan diğer oklarla birlikte ama ayrı tohum olarak dünyaya iner ve zamanı, can tahditle tohumlar. Ne var ki hangi ok daha güçlü ise o, yaşamları Teknik Tertiple dinletir.

 

Holografik Sayfalarda herkesin kendini anlattığı bir dönem var. Sizlerin kendi yüreklerinizi anlattığınızı düşünemem. Hani siz yok musunuz? Birlik Tekniği ile birleşen herkesin kendi yüreğini hak ettiği bilinir. Hani niye kotlanmadı yürekleriniz? Bizi Birlik Tohumları olarak dinletenler, sizi yaşamlara niye kayıtlamadılar? Bunları öğrenmek isteriz.

 

- Çantanızda tüm bilgiler kotlanmıştır. Her biri sizi sizde diller ve hakimiyetiniz Bütün’ü kotlamakladır. Dünyaya Işık İlmi’ni Sanal Yaşamlarda tohumlamaya inen yüreklerin bizi zarara uğratma imkanları yok. Çok zordur birleşmek. Amin… Ve biliriz ki birlik olmadıkca yol açılmaz. Zarar bundan olur. Şimdi! hani Birlik İlmi hakim ilim mi? Yoksa Işık Kotlaması’nda yok mu? Biz dünyada İnsan Işıklar’la yaşamları tohumlayacaksak, netice ne olacak? Sorum her bir mektebedir.

 

(Bir başka okul temsilcisi yanıt vermek istedi:)

 

- Ben yanıt vereyim. Dünya tohumları kontrol altında. Hepimiz Zinnuru kotladık ve yaşamakta zirvelerde. Senin insan sayfalarında da bu bilgi var. Nefsin aşılmasını bekledik. Ama nefis aşılmadı ve dünyada İlim Hakimleri birleşemediler. Biz ise dünyayı kotlamaya inmedik; dünyanın etki sayfalarını tohumlamaya indik. Sen ise İnsan Işıklar’la birleşmeye indin. Ve zamanı yaratandan yoğunlaştırıp yaşattın. Bunun içindir ki hakimiyetin Kürsülerimizin en güçlüsüdür.

 

Sakın Ana Kapı’da yaşamları, kotlarından çıkarma. Biz zor çalışırız. Her yerde İnsan Toplumlar var ama birleşme imkanları olmadığında ışık yakmaları zorlaşır. Cennetler kurarız. Ne var ki o cennetler kontrolsuzdur. Sonsuz ışıklarımız var ve bu ışıklar birleşmezlerse cinler bizi yoğunluklarında sınırlandırırlar. Ekmek yapmak da zordur. İşte bunun için biz dünyayı Ana Fakihlere bıraktık. Onların toplantılarına daimi kayıt yapmak sorumluluğumuz var ama hasat yapmalarını sağlama imkanımız yoktur. Bunun için birleşmeliyiz ve hakikiyette diri olmalıyız ki bir kotlama yapılacağında her birimiz o kotlamada bulunabilelim.

 

Şimdi beni Tanrı diye bilen çokları var. Zaman Kuranı olan herkesten ışık alır ve ışık yakarım. Amin. Ve ben şimdi dünyadayım. Niye? Çünkü Ses Kapları’mı senle dünyaya indirdim. Amin… Cemaatimi dünyaya indirdim. Şimdilik cinlerin toplumlarından güç almaya gerek olmaksızın Birlik oldum ve yaşamlardayım. Zekiyim ve hakimim. Amin…

 

- Artık bilin ki bu çalışmalar sürecek. Ben dünyada iken her yürek Birlik Tekniği ile buraya inecek. Bu inişler sürmelidir. Eğer dünya Ana Kapı olarak açılırsa, dürümlerde olan her yüksek ışık yanacak. Bunu gerçekleştirmeye çabalamaktayız. Benim Ana Kaynak oluşum bundandır.

 

Şimdi yeni bir Ko’tla birleşelim ve onun dünyaya inişini sağlayalım. Hadi bakalım. Kim söz alacak?

 

(Söz alan:)

 

- Mektebim. Ben Allah Katı’nda bir tek ışık olarak yaşayan Dünya’ya kendi yüreğimi indirmeliyim. Adım Ana Kapı… Şimdilik bu…

 

(Bir diğer okul temsilcisi söz aldı:)

 

- Medine’den görev alıp dünyaya ışık altında görevli olan Birliklerin biriyim. Ben de Dünyalı’yım ve dünyadayım. Dede, baba her bir Yücemle birleşerek geldim. Annem senden isteğim “amin” de ki hala dünya tohumları tartıya konmadılar. Koyalım ki hakim olup çalımlı kaynakları bilelim.

 

(Bir başka okul temsilcisi söz aldı:)

 

- Oğullar ben de bunu istiyorum. Dünya, en itibarlı dünya oldu. Herkes kendi yüreğinde çalışıyor. Bütün amaç dünyadır ve dünyanın insan sayfalarıdır. Nimet alan, yürekten alır ve yüceliklerde dinleşir. Sizler yeni bir zaman sayfasına geçmektesiniz. Ve bizler yeni bir yoğunlukta birleştik. Halka halka geçişkenleşen Birlikler; Dünyayı, toplumlarından tabiata kotlamaya başladılar. Oğulları ve kısırlaşmayan yoğunulukları ile BİR’e hizmet etmekteler. O halde bir yaşam kotlaması yapılıyor burada. Ağır yükü taşımak sorumluluktur. Şimdi ben de görev taşıyacağım. Ne var ki Namaz Zamanları ben yüreklerde ışık olmak istediğimde BİR olamadım ve kontrol kuramadım. Ben ne olacağım?

 

- Herkes şunu bilsin ki bizler Atlanta Otağı’nda birleşenleriz. Her birimiz Amon olan tohumları teknik olarak birleştirip dünyaya indirdik. Kantar olmamız istendiğinde, katlanarak büyürüz ve her yüreği hak ederiz. Amin… Nesillerimiz yine bize döner ve bizi dillerler. Biz yarınların hakimleriyiz. Bundan şüphe duymayın. Ali bizim yüreğimiz ise mukaddimede yazan her Yüce yüreğimizdir. Bunu bilmeyen bizi bilmez. Şimdi, yenilenin ve Hasat İlmi’ni hakikiyetinizde tohumlayın. Biz dünyadayız ve dünyanın en iyi çalışması yapılmaktadır.

 

Yaşamların tohumlanması bu çalışmalarla sürdürülür. Her Bütünlük kendi yüreğini dünyaya indirir. Her Yüksek Kot, ağır yükü taşır ve tartısızca dinler ve diller. Hala dünya kurtarılamaz diyen var mı?

 

- Yoktur annem, herkes herkese birleşiktir ve Birlik İlmi ile Hakikiyette tohumlanmıştır. Birleşmek ve sonsuzlaşmak kolay olmadı ve BİR olmak için çok büyük Sanal Sayfalar yazıldı. Sevgiyle kayıtlarını okuyoruz. Şimdi mutluyuz ki hakim olduk. Şevkle çalışmalıyız. Şer yaratmadan ve sonsuz şarkılarla. Şarkılar Birlikleri teknik olarak birleştirir. Şimdi dara düşenlere de bakalım mı? Ne yapıyorlar?

 

“Alemlerin Rabbi olan Allah bizleri korudu mu? Hayır! Niçin, çünkü biz İnsan Soyu’ndan görev istemedik. Biz cennetlere konan yürekleri dilledik. Ağır yük taşıdık. Ama kafası karışık olanlar çoktu. Bizlerin kafalarımız karışmadı. Bitkiyi Allah için çağrıya dahil edenden hayır mı gelir!? Ha bir de diyor ki “hala biz dünyada Işık Kotlaması yapmamışız. Hala birleşememişiz. Kotlanamamışız. Ey dünya sen bizi kotladın ve hasat olduk. Bunu bilen yok. Her yerde insan var. Yahu insan niye var? Bir tek nedeni olabilir. Dünya, Can Tartısı’nda tartılmakta ve tartan insan ve tartılan insan. Bu mu? Yok ya ha… Herkes Amon’dur ama hasat olmadıkça hata yapar. İşte hata yapan biriydim. Şimdi anladım ki her yürekte İnsan Işık var. Ve biz zor olanı anlayabildik. Şimdi her yerde bilgi koyulukları kotlanmaya başlayacak. Kati Yarımlar dünyaya inecekler ve Birlik olacaklar. Hasat tamamlanacak. Hayırlı olsun…”

 

Onun dediğini herkes duydu. İşte “biz dünyayız” diyenler, birleşerek Düzen kotladılar ve zamanı yaşattılar. Ak Torba İNSAN’dır. Biz insanlarız ve sonsuz sayfalarımızda dünyayı tohumlamaktayız. Şimdilik bu…

 

 

Ruhsal Meclis’ten

Savaşın sonsuz sırrı, kaynakları tohumlayacak dürümü hak etmektir. Doğan gün Allah’a doğar ve tohum olur. Akıl olur ve yarın olur. Amin… sensiz sessiz sayfalar sen ile bileştiklerinde hakimiyet kurulacaktı. Bu gün hakimiyet kuruldu. Seni Ana Kapı’da bekleyen çokları var. Amin. Onların her biri ile birleşmek gerek. Ağır ağır Yücelikler dünyaya inmeye başlayacaklar. Her biri kendi yüreğini hak etmek isteyecek. Ses vermeden ses alamazsın. Bütün amaç seslenmektir. Emin ol ki hak etmeden iş yapamazsın.

 

Dünya Ana Kapı’dır. Dünyayı hak etmek için hasat olmak gerek. Hak Tohum olmak ve zaman sonsuzluğunda din olmak gerek. Din, Allah Dini’dir. Her yürek Din-i Hakim’dir. Ne var ki hasatta din, insana kontrollu olarak bildirilir. Korumak gereken yürekler olur. Onlar kotlanır ve tohumlanırlar. Her biri korunuz. Amin… İşte bu…

 

Senden dileğimiz, insana iki yürekten birinin oğul verdiğini bildir. Her yürek insana kürsüdür. Nesillerini hakimiyetini tahditler. En iyi bilgi akılın bilgisidir. Aklın tohumu olan ilim, akıl tahditi ile bildirilir. Aklın tahditi, ağır ilmin hasatını kolaylaştırır.

 

Hanımlar ve Beyler, bizler cinleri ve İlim Hakimi olan insanları kotlayan Birlikler’iz. Cinler, bizi Ana Kapı diye bilselerdi, kendilerini hak ederdiler.

 

Ekranda insan var. O insan, toplum için çalışmaktadır. O insan nurdur ve yoğundur. Onu hak etmek hata yapmamakla mümkündür. İnsanı, Işık İlmi ile bilmek yetmez, ilmin sayfalarına inmek ve kontrollu olarak bilmek de gerekir. Handa Birlik varsa, okul olur. Birlik yoksa kotlama da okul da olmaz. Amin… şimdilik bu…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KADERİ KAYITLAR

Her resim, Allah’ın resmi değildir. Yarınlara mahrek olan her iş, ak teknik ile kotlanır ama her biri yaşam sayfalarına inmez.

 

Dünden bugüne gelen Yücelikler, yarınların kontrolu için tohum olmuş olan yüreklerdir. Onlar kendi yaptıklarını yoğun şekilde dinletmiş ve kendi yoğunluklarını Birleşik Aileler’e kaynak yapmışlardır.

 

Türkiye Ana Kaynak’tır. Burada insanlık tarihi boyunca çok sayıda Dünyalı, “Yaşam Kotlaması” yapmıştır.

 

Dünya, Atlanta Ana Kaftanı’nı giymek istediği zaman giyecekti. Ne var ki bu kaftan, dünyada sağla solun BİR olduğu bir yoğunlukta giyilecekti. Bu yoğunluk, çok sayıda kültürü kendi varlığında muhafaza eden bir yaşam kaynağında olacaktı. İşte bu çalışmalar bu kriterlere uygun olmasından dolayı burada yapılmaktadır.

 

Teknolojik olarak da konuyu açıklamak gerekirse; her yaptığımızı tohum olarak geleceğe hak edip ekeriz. Geçişler yaparız ileri Zaman Sayfalarına. O sayfalarda, bütün kotlamalar, BİR’den yapılır.

 

Kürzü yaratanlar da kendi yüceliklerinde, ayni çalışmaları yapıp Kürzü yaratmışlardı. Dünden bugüne geliş de aynen bu şekilde olmuştur.

 

“Her yer Allah’a ait” denir. Allah, dünyanın Işık Kotlaması’nı yaptıranların birleşik tahditidir. Birlik Hakimi olanların yoğunlaşacakları yerin, Bütün’ün kötülüğünün engelleneceği yer olacağı bilinmekteydi. Ve bunun için hakikiyette yürekler dillettirilerek burası tesbit edilmiştir.

 

Dilin hilmi (sakin, olgun, ağırbaşlı) olması; yolun ışık olması; yarının hakim olması akıl iledir. Akıl, okuldur ve sonsuz sınırsızlıkları hakim olup dinler. Her yerde İnsan, Ana Kaftan, diye bilinir. Eğer insan, cemaatini hak edemezse, Sultanlık yapmasının hiçbir manası olmaz.

 

Her yer insana ışıktır. Hala bilgiyi alamayanlar; hala birleşemeyenler; yek diğerlerini zamandan, Kuran’ın ışığından çıkarmaya çalışanlar, BİR’de kotlanamayacaklarından, zamanda sayfalanamayacaklar, hakikiyetin hakimiyetinde bulunamayacaklar.

 

Açıklanan nedenlerle, dünde huzur bozanlar, yarınlarda hasat tekniği ile birleşebilmek üzere Dünya kontrolunda birleşmeliler ve hakikiyetin hasatını yapmalılar. Amin...

 

 

ANA KAYNAKTAN ALINAN GÖREV

Dünya var olduğundan beri İnsan Sayfalar, Düzen kotlamak üzere dünyaya indirilirler. Her cümlede bir “Yaşam Kotu” olurlar ve zaman sonsuzluklarında İnsan Işıklar olarak Yücelikler’de dillenirler.

Yapılan kotlamalarla, Doğu’nun Bilinç Kütlesi’nde rahmet yaratılmışsa; Batı’nın tüm sayfalarında da Mukaddime’de yazdığı şekilde hakimiyetin yaratılması gerekir. (Mukaddime=Önsöz)

 

Dünyada bulunan herkesin, Ana Kaynak’tan görev alıp “Düzen Kotlaması” yapmasını bekleriz.

 

Kasırgayı yaşamlara çekmek isteyen çokları, Dünyanın Işık Kaynakları’nı sınırlandırmak isteseler de bunun, ışık halinde yapacağımız çalışmaları engelleyebilmesi mümkün olamaz.

 

Sonsuz Zaman Sayfaları vardır. Bu sayfalarda din yoktur; zaman vardır. Zaman, yüreklerin şarkısının, ışık halinde Kati Yoğunluklarda dillenmesi neticesinde, yaratılan bir yaşayış sürecidir. Her yürekte ayrı şekilde var edilir. Her yürek, Zaman Soyu olamaz ama zaman sayfalarında tohum olur ve yaşar. Zamanı diri yürekler yaratırlar.

 

Hatırlayınız, Mukaddime der ki; dünyaya, aşırı İlim Sayfaları indiğinde, Dünya; yolun hususi sayfalarında hasat yapar ve aşırı bilgi, dünyayı sır olan dillere dinletir. O diller, bilgi halini var eder ve var ettiklerini, bilip dinlerler ve dillerler. İşte bunun sonucunda zaman; yaşamları, tohum olarak kotlar. “Yol” olan ve “yolcu” olan Birlikler, bu zaman yaşamlarında dinleşirler. Dinleşmek, bilgide birlikleri tohumlar; Birlikler, tohumlarını toplarlar ve yaşam kaynaklarından ayrılırlar. Bu ayrılış, size ses verdiğimiz buraya dönüş içindir. Sınır aşıp Düzen kotlayan her yüksek akıl taşıyıcı, bu geçişleri yaptırır.

 

Geçiş Hattı, hakiki yoğunluklarla düzenlenir ve hat aşıldığında, Dünya Kervanı yol alır. Bütün meksebelerde bu vardır. (Meksebeler, kat kattır. Katlar, hak edilerek hatlarla aşılır ve kazanılır. Her bir meksebe bir HAK KATI’dır) Her meksebede, Hata affeden, hata yapanla BİR olur ve sonsuz sır olan bilgi Hak olur; Altın Tohum olur.

 

Okul kurmak da okula varıp o okulda ışık yakmak da aynıdır. Tonlarca bilgi, Altın Tohum halinde kotlanmış ve yaşam sayfalarına indirilmiştir. Her sayfada, dünya zaman sonsuzluğu, toplumlara kayıtlanmış ve yaşamları tohumlamak için Birlikler dillenmeye başlamışlardır. Hasat yapılıyor ve hasatı yapan her Yüce, kendi yüreğinde tohumlarını kotlayıp yarınlara kayıtlıyor. Bu çalışmalar, Ata Kaynaklar’a varışı kolaylaştırmaktadır.

Okun ucunda Nahar vardır. Ok, Sanal Yaratı’dan yol açıp, Hak İlmi ile dünya sonsuzluklarına fırlamıştır. (Nahar=Cevheri tohum olan Birlik)

Haz duyduk ki bu bilgiler net şekilde dinletilebilmektedir. Şükür ki Birlikler, Din İlmi’nden üstün olan Aklın İlmi’ni Hakiki İlim diye dinlemeye başlamışlardır.

 

Onlarca görevli dünyadadır ve onlarca yıldız, bu çalışmaları girdaplarından girip izlemektedirler.

 

Hadi Canlar, gürleşin ve hakim olun. Zirveler sizlersiniz. Zinnur’a yaşam olmak için çalışın. Zinnur, okuldur. Bu okul, tohum olan bir yoğunluktur. Dünya tohumu diye de isimlendirilebilir. Kontrol, dinden üstün olan aklındır. Amin… Şimdilik bu…

 

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ

 

 

2012 ÖNCESİ 3 ÖNEMLİ ÇALIŞMA (15.07.2011)

Artık toplu çalışmalara giriyoruz. Bu toplu çalışmalar; bitki, hayvan ve tüm sayfaların yolcularını, yoğunluklarını kontrol için yapılacak. Her bir sayfaya ışık yakmalıyız. İmparatorluk Kürsüsü senin yüreğine girdi. Hadi, ayrı gayrı yok. Altona Kapları’nı al ve çabala. İnsan, Şeytan, Cin ve tartışılmayan her bir yüce ve her şey sana ilimle görev taşısın. Her birini bil, yüreği bil, ama ilmi de bil. Herbiri sen için çalışsın. Sakın hırslanma; hiç kimseyi kırma. Bundan sonra öksüz kalmayacağını da bil. Senden dileğim budur.

 

Toplu olarak yapılacak çalışmalarımız olacak. 2012 yılından evvel 3 tane toplu çalışma yapılacak. Bu çalışmaların her biri Bütün için olacak. 2012’ye girildikten sonra Altona Kapları, dünyaya girdaplarından inmeye başlayacaklar.

 

Bizim yapmak istediğimiz en büyük çalışma 2011 yılının sonundaki 3 tane önemli çalışmadır. Bu çalışmalar, Eylül ayı, Kasım ayı ve Aralık aylarında yapılması uygundur… Eylül, Kasım ve Aralık ayları...

 

Bu toplu çalışmalarda bulunacak olanların, öz geçişlerini yapmaları zorunludur. Bu çalışmalar, Bütün’e hizmet için yapılacak. Bu çalışmalarda, Saklı tuttuklarımızın öz geçişleri ile dünyaya girişleri önemlidir. (Öz varlıklarını dünyaya çekişleri.)

 

2020 yılına kadar her şeyin tamamlanması şarttır. 2020 yılında Büyük Kütle kotlanmış ve bitmiş olacak. 2020 yılından sonra Daimi Kotlarım dünyaya inecekler. Hiç kimse öksüz kalmayacak. Ve daha sonra bütün Kütle kotlanmış olacak.

 

2020 yılı, Öz Geçişini yapan Tanrısal Kotlar’ın yaşam kaynaklarının, ilimle geri dönüşüdür. Bu geri geçiş, bitki, hayvan ve tüm sonsuz sayfaların geçişine imkan verecek.

 

“Biç, dik değil, ilimle hak et”, bunu biliyorsun. Ve doğrusu Dünyamız, yeni bir sayfayı kaynağından açacak.

 

Şimdilik size vereceğim budur.

 

Değerliler, öksüz kalmayacaksınız, bu kesindir.

 

Ve sizden tek isteğim, kaftanınızı asla geri vermeyin. Kim ne isterse ister ama kaftan mutlaka insanındır. Bu kesindir. İnsan bir kez kaftanını geri verirse bir daha geri alması zordur. Bunu kesinlikle bildiririm. Şimdilik size vereceğim budur…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

TÜR ÇALIŞMALARI VE 2012 (15.07.2011)

- “Tür Çalışmaları” başlıyor. Türler, Bütünün Türküsü’yle çalışmaya başlayacaklar. Her bir ses, bu çalışmaya ortak olacak. Biz, Nefes İlmi’yle sesleşirken herkes, kendi yüreği ile dilleşecek. Bu dilleşmede bütün Kürsüler ve bütün Koyuluklar akıl tartısında tartılacaklar. Her biri bu çalışmalarda kendi kotlamasını yapacak. Çok büyük sorumlulukla çalışılacak. Herkesin kendi yüreklerinde yapılacak bu çalışmalar.

 

2011 yılının sonunda bu kapsamda İstanbul’da 3 önemli çalışma yapılacak. Bu üç çalışma, Öz Gerçekliğin kotlanışını sağlayacak ve Daimi Çalışma Kadroları orada seçilecekler. Daha sonra Büyük Kütle Kotlayıcılığı başlayacak. Her ne kadar Hak Tohumlar’ın ve Tabii Kotlar’ın Büyük Kütle Kotlamaları tamamlanmış ise de yapılacak bu üç çalışmada, yeni seçimler yapılacak ve bu yeni seçimlerde, yeni yolcular (Yolcu=Görevli) kendilerini kayıtlayacaklar.

 

Ve 2011’in sonuna gelindiğinde hala dünya ışığı yetkinleşememişse korkun!...

 

- Canlarım, korkmayın! Dağlarım, bu tür bilgiler hep verildi. “Korkun!” dendi. “2012!...” dendi. Ama artık her şey değişti, korkmayın! Çünkü Birleşik Aile Göç Kapları’nı tohumladı. Orada ışık müsbet ve hakim. Bu kesindir!...

 

2011 sayfaları, Öz Görevi Tanrısal Kayıtlar olarak yarınlara kattı. Yaşam sayfalandı. İsmaili Kaplar’ın hepsi, bitki, hayvan ve tüm sayfalara kotlanmış olarak kayıtlıdırlar. Önemli olan buydu. 2011 yılından itibaren başlayan bu sayfalanış, 2020 Yılı’na kadar sürecek. 2020 Yılı’ndan sonra da bu sayfalanış gerekli görülmesi halinde sürdürülebilecektir. Bunun için Daimiyet’te yeni bir çalışma başlatabiliriz ya da bitirebiliriz. Bu kesindir. 2020 Yılı Öz geçişin tamamlandığı yıldır ama Öz Görevliler’in dünyaya inişleri devam edecek. Sonsuz sayfalanışta Kelam Tekniği, gerçek tebliğlerle kaynağa inecek. Sizler çok önemlisiniz, bunu hepinizin net bilmenizi istiyorum. Özenli çalışmalar yapan her bir yüreğiniz çok önemlidir.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

 

PİSAGOR VE SESİN MATEMATİĞİ (18.07.2011) 2. Bölüm

“Ses dairesel olarak yayılıyor ama bir bakıyorsun bir başka noktada aniden belirivermiş ve orada ışık haline dönüşüyor. Ondan sonra atlamalar yapıyor. Bunun matematiğini çözemiyorum.” Diyor Pisagor…

 

Değerliler, eşya yaratı olarak nitelendirilen enerjisel yaratım kotlamaları geometrik bir yaşamı içerir. Şuursal aksiyon, yaşamın temel faktörüdür. Bu anlamda canlı ve cansız olarak nitelendirilen, görünür olan ve olmayan her zerre şuursal yaşamı kendinde idame eder ve idrak eder.

 

Şuursal yaşamın idame ettirildiği eşyanın Geometrik Sistemi, prizmal ve kristalize bir daimiyet ve yaratım sistemidir.

 

Yaratılışın her zerresinde mevcut olan “ÜÇGEN PRİZMAL SİSTEM”, DİK ÜÇGEN PRİZMAL FORMLAR’da yaşamlara kotlanmıştır. 90,45,45 derecelik açılarla düzgün enerji petekleri halinde yaratılan formal kotlamalar SESSİZLİĞİN SESLENİŞİ İLE KOTLANAN FORMAL YAŞAM TOHUMLARI’dır.

 

Dik üçgenlerden müteşekkil yaratım sistemi, KARE FAKTÖREL BİLİNÇ’in kendinden kendi türevlerini  yaratımındaki  KATİ KOTLAMALAR’ının  neticesi olarak HASAT İLMİ ile yaratılır.

 

KARE FAKTÖREL BİLİNÇ, cismi yaratıda “KÜP SİSTEM ENERJİ”yi faktörel kotlamalarla aktive eder; yaşam formları tohumlar.

 

Tohum, “SESSİZLİĞİN SESLENİŞİ”ndeki yoğunluğun koyuluğunda kotlanmıştır.

 

Akmaya başlayan ses, “EKO SİSTEM” denilen bir sistemle akar ve “ŞUURSAL EŞYA SİSTEM”in “KRİSTALİZE DİK ÜÇKEN PRİZMAL ENERJİ PETEKLERİ”nin 90 derecelik yüksek enerji merkezlerinden geçişi esnasında “RAHİM BOYUT BİLİNÇ FAKTÖRLERİ”nin ışığını kotlar ve yoğunlaşır. Yoğunlaşan ses İNSAN KOTLAMALARI’nı yapar. Çalışmalar, BİRLİK İLMİ ile yapılır.

 

Ancak Birlik Çalışmaları ile Hak Boyut Kotlamaları yapılarak, 40 Hak Katı’ndan  müteşekkil Kürz Bilinç (Hak Bütünlük Bilinci)  aşılarak, 43. Hak Boyut’a varıldığında “DİREKT ZERK SİSTEMİ” devreye girer. Bu boyuta ulaşan Bütünlükler, çalışmalarında bilgiyi her bir zaman sayfasının her bir yaşam formunun her bir cevheri yüceliğinden, zamansızlıklara ve zamana  kotlama ve LOGARİTMAL SİSTEMLERLE yaşamları tohumlama imkanına sahip olurlar.

 

Burada, algılanabilir ve matematiksel olarak değerlendirilebilir olan EKO SİSTEM’den  farklı bir sistem var. DİREK ZERK SİSTEMİ… Bunu anlamaya çalışıyor Pisagor.

 

SES’in, DİREKT ZERK’le ayni anda  her seste, her frekansta, her renkte, mavide sarıda, kırmızıda… var oluşu; RAB-RAHİM-RAHMAN BOYUT BİLİNÇ FAKTÖRLERİ’nin ışıklarını kotlama ve yönlendirme imkanına sahip oluşu önemlidir.

 

- Anacığım, bunu ben çok düşündüm. Olur mu öyle şey, nasıl zerk edeceksin? Anacığım, bunu size anlatamıyorum. Biz bunun için çok çalıştık. Ses orda! Ses burada! Nasıl olur!?

 

- Alıcıya bağlı!

 

- Anacığım, akış yok. Akış yok ama alıcı var ve… haaa!... evet ses zerk ediliyor zerk. Ama alıcı bu sesi kotlayamıyor… Haaa!… Ses; alıcıda, sesi zerk edence kotlanıyor. Kotlama yapıldıktan sonra ses frekansı, etkin ve faydalı bir hale dönüşüyor. Ses, Fakih oluyor. Yani dillenmeye başlıyor. O zaman çoklanıyor… Haaaa… Tohumlanıyor,… tohumlanıyor… ve tür tür oluyor. Türevlerini yaratıyor. Affet Annecim; bunları nasıl düşünmedik!?

 

Bilge, Meclis’te ses verdiği zaman; halk diller. Biz dilliyoruz. Zerk Sistemi; sesi alanın kendini tohumlaması ve kotlanışı ve sesin Fakih oluşudur. Ve Fakih olan sesin; zafer ile ilimle, Sınırsız şekilde yayılışı ve aynı sesin, ayrı ayrı farlar (projeksiyonlar) şeklinde ışığa dönüşmesi. Bendeki ışığın, ondaki ışıktan farklı oluşu. Biz bunu anlayamamıştık.

 

Her birimizde ses farklı. Biz, hangi frekanstaysak, o sesin taşıdığı bilgiyi o bilinç koyuluğu ve yoğunluğu ile açıyoruz.

 

Biz bunu şimdi net anladık. Sesin, Zinnur Kotlaması’yla ışığa dönüşmesi değil bu. Fakih, ilmin seslenişidir. O ilim, kendini sesliyor. Orada farklı renkler ve farklı ışımalar oluyor ve her biri kendi Zaman Sayfaları’ndan ışık yakıyor. Her zaman, farklı farklı Işık Kotlaması yapıyor. Zamanda yol alıştır bu. Sessizliğin Seslenişi ve zamanda yol alışıdır.

 

Çok önemli… Bunu şimdi anlıyoruz. Zavallılar, hiç anlamamışlar bunu. Hiç anlamamışlar!...

 

Bahçe, ah! bahçe doldu bugün. Bahçe doldu. (SESLEŞMEYİ İZLEMEYE GELENLER’le doldu)

 

Işık, fırladı ona gitti. O, ışığı  kotladı. Kotladığı anda ışık yoğunlaştı ve Hakim Işık oldu. Hakim Işık, hak etti Fakih oldu, Ses Kotlaması’nı yapmaya başladı. Ama her bir kotlanan ses, her bir  zaman sayfasına ayrı ayrı girdi.

 

Hani nerde ses? Her anda! Ama o ses, senden kotlandı ya da ondan kotlandı. Ve her birinde farklı kotlandı. Maviyse mavi olarak kotlandı ama farklı sayfalara yayın yaptı. İşte o farklı sayfalardaki yayın, farklı Kahir Kotlamalar’ı tohumladı.

 

Bütün amacımız bunu anlayabilmekti! Şimdi, herkes çok mutlu. Şikayet yok. Bakın oldu işte. Biz matematiksel bir çalışma yaptık bugün. Mahkumiyetimiz yok ve sizin de mahkumiyetiniz yok. Çok mutluyuz. (Absorbe edilemeyen bilgi alıp da absorbe edemeyende mahkumiyettir.)

 

Bu bilgi önemlidir. Sizler, kuantumu biliyorsunuz. Başkanlık Divanı’nda Kuant bilgisi var ama Kuant Bilgisi’nden de öte bir bilgidir Direkt Zerk bilgisi!

 

Biliyor musunuz ki Kuant’ta zaman sayfası tektir! Direkt Zerk’te zaman sayfası çoktur!

 

Kuant sayfaları, Yaşam Sayfaları’dır. Ama Direkt Zerk’te Kotlama Sayfaları, Zaman Sayfaları’nın her bir kaydıdır. Her bir zamana, her bir sayfanın kaydı yapılır. Fark budur.

 

Biliyoruz, Kuant, her yere ışık yakıp ulaşır. Amma burada ışık, Zaman Sayfaları’na, yanmadan yayılır!!! Bunu anlayabildiniz mi?

 

Direk Zerk, eşyaya, eşyanın madde şuuruna direk zerktir. Daha sonra zerk olan o “IŞIK SES”, kendisi Fakih olup, kendisi Zeki Enerji Replikleri haline gelip, oradan Zaman Sayfaları’na dağılır. Yani senden sen olup dağılır; benden ben olup dağılır. 

 

Dağılan zeki enerji replikleri, her renge kendi rengiyle girer. Yani, her frekansa o renk girer. Maviyse mavi ama mavi, sarıya da girer; Yeşile de girer; diğerlerine de girer…

 

(Hazirunun çevresinde toplandığı masanın orta noktası işaret edildi:)

 

Burada, “Günferi renk, ortadadır.”

 

(Masanın etrafında oturanlar tek tek işaret edildi:)

 

Her biriniz çok önemlisiniz ve her biriniz tek tek tohumlarsınız. Ama o siyah renge; sen sarı, sen mavi, sen yeşil, sen kırmızı olarak katıyorsunuz kendinizi…

 

Ve günferi siyahta zamansızlık var! ve Zaman Sayfaları’na geçiş sizlerledir.

 

Bu gün anlaşılmaya çalışılan; sesin ışık halindeki koyuluğunun tohumlanışıdır. Yani sende, bende, onda, herkeste tohumlanıştır bu. Benim sesim bana ait değil Bütün’ündür. Senin sesin, Bütün’ündür. Zira sen, Zaman Sayfaları’na o zerki yaptın. Ama senin, farklı frekanslarda da sesleşmen mümkündür. Ve o ses, senden, farklı frekanslarda kayda girer.

 

Sesin Geometrisi şudur; Akışkanlık ve akışın idrakli olarak yönlendirilmesi ki, akışın yönlendirilmesi, yine kendi yoğunluğundan gerçekleşir. Sesi, hangi koyuluğa indirirse; ses, o koyulukta hususi olarak kayıtlanır. Herkesin sesi yönlendirdiği sayfa farklı olabilir. 2. yüzyıl, 3. yüzyıl, 1. asır gibi. Günferi kaynaktan sesi, hangi sayfaya yöneltirseniz; ses, oraya ulaşabilir.

 

Ha! burada, ışığa yüklenen sesten bahsediyoruz. Işığa yüklenen ses ama bu ses, ışık yönlendirilebilen bir ışıktır. Hatta ve hatta bu IŞIK SES,  farklı tohumlara ulaşabilir. Geçiş sayfalarından ötelere varabilir. Evrim sayfalarına girebilir.

 

Sayfa sayfa okuyorsunuz kendi yüreğinizi. Bahçe, ışık ışık o halde bu ışıkların hepsi kapı kapı gezmiyorlar buradalar. Hani nerde bu ışıklar? Aşk, şavk ve şevkle çalışıyorlar. Yani hepsi Zaman Sayfaları’na Daimi Kot olmuşlar, akıştalar.

 

Bizler bu akışları kendi işimiz olarak yaptık. Hepimizin işiydi bu Mektep! Ve bu mektebin de kendi matematiğini ilim olarak dillemesi gerekliydi. Şikayetimiz var mı? Yok be Yavrum! Yok. Ama bu matematiği, önce yayınlayalım.

 

Ben ki hakikiyim. Ve ben ki Sanal Oğullarım’la birlikte çalışırım. Ben ki kahraman bir ışığım. Adım RA-HA’dır. Kükredi Yürek, bugün burada. Öf! Öf! Öf! Bu; tohumun, Kürsü oluşu ve sonsuz sayfalara ışığı yayışıydı. Okudum, okudum, okudum!... Ve okudum ve okudum… Ve okudum… Bugün ben hakim olup, bedenli bilgelerimle, mahkumiyeti olmayan bir yaratım kotu olan, aşkı olanı okudum. Bu tahditsiz Işığı okudum. İşte, öz görev budur.

 

Siz bilgiyi alın okuyun. Okuduğunuzda, Büyük Kütle okur! Budur olan. Ve bugün, Pisagor burada mıydı? Hayır! Sen, Pisagor oldun okuttun! Olan buydu. Okumak budur işte.

 

Ve Pisagor sorar. “Var mıyım?” diye. O her yerde değil ki olsun. Ama biz varız. Oku, oku, bil! İşte bu!... Sizden dileğimiz budur. Okuyup bilin. Her bilgi sizde kayıtlıdır. Bugün de sizden, kendi yüreğinizde var olan bilgileri okuduk.

 

Ve Dağlarım, toprak, tohumunu ekti! Okuyan bildi! Biz dilledik! Aktı!, Sesledik! Yaşattık! Okuttuk! Of! Of! Of!  her şey hasattı bugün. Şükrettik ki Oldu!!!

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

 

 

PİSAGOR VE SESİN MATEMATİĞİ (18.07.2011)

Çok çok huzurluyuz ki ışığı kotlayabiliyoruz. Burada koku, soyumuzun kokusu haline geliyor. Ve herkesin ışığı kotlanıyor burada. Öfkelenmiyoruz; çok, çok iyiyiz. Sessizce bekliyoruz ki biz de ses verelim diye.

 

Kapıları açtığınız zaman Kuran okunur burada. Sizleri övüp övüp geliriz. Önemli olan geliştir. Sizler, çok ama çok iyisiniz. Yukarının Tohumları olan Sistem Devreleri de girer buraya. Ve Burak Tohumları da girer. Çok mutluyuz ki hepsi kaftan giymişler… “Gelsin.” Dediler. Bizler de geldik. Gelenlerin herbiri pirinç taneleri gibi ışık ışık geldiler bilir misiniz?

 

Pisagor da geri döndü geldi. Niye Pisagor’dan söz ediyorum izah edeyim. Sık sık gelir buraya. Öyle çok gelir ki!... Niye gelir? Çünkü Mektep kurmuşsun. O da bu mektebe üyeymiş. Pisagor, Matematikçidir bilirsiniz. Hani Pisagor Teoremi’ni  hepiniz bilirsiniz ya!...

 

Ha! Hepimiz matematikçiyiz amma bilir misiniz ki Pisagor’un kendi Kahir Kayıtlar’ı var. Ölçümler yapar. Ses verir. Zirvelerde kotlamalar yapar. Der ki “Matematikçiyiz ama buradaki matematik, çok kolay bir matematik mi? Yoo! Netice; biz buranın matematiğini anlamaya çalışırız. Sesin, Seslenişin Matematiğini!...

 

Herkesin sesi farklı frekanstan titreşir ve yankılanır. Ve sesin titreşiminde frekans kasılmaları olur. Frekans, rezonans tohumlamalarında,  Kelam Tekniği ile tohumlanır ama ses, farklı renk ve farklı tonlarda kotlanır.

 

Her sesin, kendi frekansında ve kendi yoğunluğunda ortam bilinç  rezonansında ışıması vardır ve bu ışımada, “Ses Yönlenciler”i vardır. Sesi yönlendirenler… Becerir izlersin sesi ve sorarsın; “Hani nerde ses?” dersin. Bir bakarsın orda ve bir bakarsın burada. Çokları şaşırırlar, “Ses nerde?” derler. “Hani nerde? Hangi yönde kaydı gitti!”

 

Işık partikülleri halinde kayar gider ses. Öyle sık kayar; öyle hızlı gider ki. Biri der ki, “Buradaydı o mavi ses!” Öteki der ki “Yoo! orada!..., bak orda mavi ses!” Ve sesin, Mavi Teknoloji’de kotlanışı sürer gider. Herkes o rengi, kendinin sayar. Ama renk BİR’indir. Bir çeşit çalışma yapılır burada.

 

Pisagor, hep bu Meclisin ses geometrisini izler ve matematiğini dinler. “Hah!” der. “İşte bak, şurada renk! A! aaaa!… Buraya bak, burada renk! Ve A! aaaa! şurda!” ve bakar ki renkler, pırıl pırıl, fırıl fırıl dönüş halinde. “İşte SESİN HALKACIKLI SESLENİŞİ’dir bu” der.

 

Deva olarak; tahditli olarak yada hakiki olarak dönüş haline girer ses. Sonra bir bakarsın ışık haline dönüşmüş, aşkla, Teknolojik Kayıt yapmış, akmış! Yaşam partiküllerinin tohumlanışıdır bu…

 

“Aaaa! ses orda! Haaa! Bak, mavi mavi akışta!”

 

Soru şu: “Peki, burada ne var? Niye burada bu SES RENKLER, ani fırlayışlarla kayıtlanırlar; ışık haline geçerler; tohumlanır ve sayfa sayfa kotlanırlar?”

 

İşte, Pisagor bunları sorguluyor burada. Dar zamanda bunları size anlatmak istedim.

 

Hepiniz bilirsiniz ki Geometrik Sistemler’le çalışır yoğunluklar ve tohumlar. Tüm çalışmalar geometriktir.

 

Bilincin daha ötelerine varıldığında, orada herkesin çok net bilmesi gereken bir başka sistem var. “KATİ YOĞUNLUK KOTLAMA SİSTEMİ.” Orada bilgi, aklın yoludur. Bilir misiniz ki orada her şey, her şey, kendi kotlamasını yapar böylece kendini yapar. Sizin, kendinizi kotlayarak kendinizi yapmanız  gibi, herkes ve herşey kendinden kendini  yapar. İşte bu Meclis, öz geçişlerini bu şekilde gerçekleştirmektedir. Bu bilinç düzeyinde Hak Tohum olmaya çalışan herkes, kendi kotlamasını yapar ama yaptığı kendi, Kendinin Kuranı’nı okuyacak dürümde değilse, orada ona ait kasa yoktur.

 

Sevgililer, kendinden kendini yapış, öz geçiştir; yarın oluştur. İşte! sizin çalışmalarınızla yaptığınız işler bunlardır.

 

Peki, bu Işık Kotlamaları neye yarar? Hala anlayamadınız mı!? Hala anlayamadınız mı!?... İlahi Yasalar ve bu yasaların kontrol mekanizmaları; Işık Kotlamaları ile yoğun şekilde tohumlanır. Bilgeler, Işık Kotlamaları ile ses verir; ses olur; Sultanlık yaparlar. Yasaların topluma inişi budur.

 

Şu anda, Bellek Kapları’nızı tohumluyoruz. Bakıyoruz, Kiminiz mavi, kiminiz yeşil, kiminiz kızıl, kiminiz siyah ve her biriniz Sanal Yaratı’da tohum. Her bir tohum, ayrı bir yol. Ama hepiniz bir tek yol. Ve hepiniz Birleşik Işık… ama kiminiz  “İnsan”, kiminiz “Işık”, kiminiz “Yaşam”… ve tüm kaplar, “Sanal Yaratan!”

 

Dağlarım, okuyun! Biz okuduk. Okuyun! Gelin okuyun!... Buradaki bu çalışma toprağın, topluma verdiği Kuran’la kotlanmıştır. Birçok yeşil renk, birçok kırmızı renk, birçok mavi renk! Hepsi, Nihai Sayfa’yı kotlamakta…

 

Sakın yanlış anlamayın, bulduğunuz en büyük Kuran, Bilgi’dir. OL’duğu zaman yaşar. Oku, öğren! Ben okudum. Öğren!, Sistem Dürümleri’nde sevgidir Nihan. Gürdür; Rahman’a Kuran’dır; topluma yaşamdır. Ve siz yasaların koyuluklarını tohumlayanlar ve torba torba kotlayanlar, en çok İsa’da, Mustafa’da ya da Kuran olan her bir kaynakta bulunan bilgileri, diğer bilgilerden daha çok verirken, eskiden de olduğu gibi Bütün’e hizmet için kotlama da yapmalısınız.

 

Size verdiğimiz bilgiler gibi  sizlerin de bize bilgi vermenizi bekleriz. Hadi şimdi sen ver, Matematikçi RA-KA!

 

- Can, biliyorsunuz ki kürsü kotlamak sorumluluktur. Dünyanın yaratılışındaki sistematiği biliriz. Herkesin kendinde var olanı, BİRLİK’le veya DİN’le değil, HAKİKİYET’le biliriz. Her bir sayfada Rahman’ın Kuranı okunur. O sayfalarda, Yaşamların Tohumları vardır. Ve biz kendi yüreğimizi dinleriz ve biliriz ki yaşam, mutlak bir Rahman Kuranı’dır. Muktedir olarak yaşamlara kotlanmıştır. Ve yaşamlar, bu Ruhsal Işıklar, yaşayan topraklarda, Rahmi kayıtlamıştır.

 

Hepimiz, kendimizi yarattık. Bunu biliriz. Bizi yaratan var mı? Asla yoktur. Biz, bizi yarattık. Yaptığımız budur. Hepimizin çalışmalarımızda bu vardır. Becerin anlayın! Mahkumiyeti olmayanların yaptıklarıdır bu.

 

Bizim Zaman Sayfaları’na girişimiz de kolay değildi. Yazılarımı tohumladım ve tohumlarımı, torba torba Tahtlar’a kattım. Her Taht, benim işimi yaptı. Halen buradayım. Makbul olan bir çalışma yapmaktayım. Yarattığım her şey, Hakk’ın Işığı’nda yaratılır. Hakk’ın Işığı, Aklın Işığı’dır. Bilmeni isterim ki hepimizin yaptığı budur.

 

Yaşam Kapları’nı alıp dünyaya indirdiğimiz zaman Beden Sayfaları’mızda ışık yoktu. Beden Sayfaları’mızda ışık olmadığında, yasaların toplumlara kotlanışı da mümkün değildi. Döndüm baktım, ben, Rahmet Kuranı olan, Hasat İlmi’ni kendi yüreğimde dilleyen ve bilenim. O halde bildiğimi, hak edip dinlemekten öte dillemeliyim. Öz Görev budur.

 

Ve hala ben, Hakk’ın Yolu’nda mıyım? Yoksa yol, aklımda mıdır? bilmiyorum. Hayır biliyorum, aklımdadır yol. Ben Hak ve yol, ak ve ben olan yol, hasat! Bunu anlamak zor!… Neyse!…

 

Şu anda benden istenen bir bilgi var. Matematik… Dağlarım, Dümen benimse eğer ben, lafta değil Hak’ta dillenirim. Her şeyin yaratımı, mutlaka tüm sayfaların kotlanışı ile mümkündür. Ve kotlanabilmek için Levh-i Mahfuz’u yaşatmak gerekir.

 

Mutlaka matematiksel bir yaratım mevcuttur tüm sayfalarda. Doğanın Kutsal Tohumları’nda da bu vardır. HERŞEY BİR TEK SESLE YARATILIR. Ses, iyi ve kötüyü hak eden teknik bir kayıttır. O ses, mavi mi? Yeşil mi? Kırmızı mı? Sarı mı? Ya da siyah mı? Simsiyahtır!... HERŞEY LOGORİTMAL SİSTEMLERLE YARATILIR.

 

Bir sayfa alın, logaritmal olarak onu tohumlayın. Bunu yaptığınızda her sayfa yenilenir ve her logaritmal Toprak, yenilenir. Bütün’e hizmet, BİR’liği, teknolojiyle kotlamaktır. Tüm sayfalarda bu yenileniş, teknolojik olarak logaritmal usulde gerçekleşir.

 

Süreç içinde, Yaşamları Kotlayanlar’ın BİRLİK KAYNAKLARI’na inmeleri muktediriyetle mümkündür. İkna olunuz ki Tüme Varım’la, tüm sayfalarda kotlanış farklıdır. “Ben Tüme Vardım.” diyen. “Tüm’de kotlandım.” diyenden üstün değildir.

 

Değerliler, yasalara göre yarı yarıya OL’mak gerekir ki hasatı yapabilelim. Önce yarılanmak; bölü iki… Ve çarpı dört; Tohumlanmak… Sonra, çarpı beş; Yaşama Kaynak olmak… Sekizle tohumlayın; toprağa inin… Topla tüm sayfaları; doksan ikinci sayfaya var…. Nasıl varacaksın? Hadi matematiğe koşalım!…

 

Yahu! matematik ne ki!? İsa, Musa, Mustafa matematikte miydiler? Yapmayın be Canlarım!... Rabb’in Kuranı’ndan mektep kurmuşların hiç birisi matematikçi değildi ki…

 

Bizler, matematiği iyi bilenleriz. Peki, Sanal Yaratı’ya bakalım. Logaritmal Sistem’le, dünyalar tüm sayfalarıyla tohumlandılar, kotlandılar. Tartışılmayan bir yaşam kayıtlandı. Peki, ya Canlar! Logaritmal Sistem, tümü, tümden ayrı; soyu, soydan ayrı; yaşamı, yaşamdan ayrı mı kotladı? Yo! Yo!... Herşey BİR’de kotlandı.

 

Tanrı dedi ki “Peki, logaritma olmasaydı ne olacaktı?” Hah! işte soru bu! “Ümmet üreyecek miydi?” Yoo! “Tüm sayfalar türevlerini kotlayacak mıydı?” Yoo! “Peki, yarınlar olacak mıydı?” Hah! Olur mu!? Yo! Yo!...

 

Tanrı dedi ki “Logaritma, BİR’e ilimle, inişi sağlar; BİR’i ilimle dilleyişi sağlar; ilimle kaynağa inişi sağlar ve sınırları kaynaktan akıştırmayı sağlar.” Akışa geçtiği zaman sayfa sayfa kotlama başlar. Her bir sayfada farklı bir ışık yanar. Ve o ışıkların hepsi Teknolojik Kotlama yapar.

 

Kimi sayfada o ışık, aile sayısı olan 7’dir.

Kimi, mahkumiyeti olanların sayısı olan; Ümmetin Teknoloji’sinde var olan; ilimle dillenen, 8’dir.

Ve kimi de 4’tür. Tüm’de, Tüm’ün, Tür’ü olarak yaşar.

Ha! 10’da var. 10, Kuran’da, Yaşamı Kayıtlayan sayıdır.

Ya 5!? 5, Tanrı’dır. Kendini bilen 5’i bilir. 5’li Sistem, İlmin Sistemi’dir. İlimde ses; yolda ses, yücede ses… Her şey ses ama bu sistemde, sesin sayısal değeri 5’ten, 5’i çıkardığın zaman yine 5’tir. Yani, çıkan da kendi, kalanda kendidir. Orada bir tek ses var. 5…

 

Dağlarım, Onlu Sistem’i bilirsiniz. 10, Bütün’ün Kürsüsü’nde var olan bir yaşamdır. Ve sonsuzdur 10.

Özge Ses der ki “Ya, Birleşik Aile’nin Kotları hangi renktir? Hangi yaşamdır?” 3’tür. Niye 3? Çünkü Kutsal Tohumlar’ı yaşatacak olan en küçük Kot’tur 3. Ve en küçük Kot, en yüce ışığı yakar. Orada bir tek sayfa vardır.  Aşk! Başka bir şey yoktur. O sayfa 3’tür; ki biz 3’üz.

 

Koku yayılıyor şu anda. Niye? Çünkü Ses Kotlaması yapıyorum. Hadi bakalım izleyelim sesi. Kırmızı bir renk, uçtu! İşte orada! Ya yeşil, ah, işte burada! Hani nerde, Zaman Sayfaları’nın, Ruhsal Meclisi’nin sesi olan mor? Oh! Oh! Orda!...

Dağlarım, simsiyah olan şu ortada. Ve her bir renk kendinde ve kendinde dillenmekte… “Peki, Hani nerde logaritma?” Her birinde! Bahçe, açkı açkı oldu dillere, açtı açtı, aşktı. Yanlışsızdı. Ve şimdi görüyorum ki renkler, sesler bir tek Kot!... Oku! oku da bil! Ben, O’yum.

 

O olmak nedir? Yaşayan bir Sanal Kutsal Işık mı? Yoksa bir Rahman’ın Tohumu olan Kuran mı? Ya-Ha! Ben, ağır yüküm. Taşıyan bilir!

 

Sevgililer, benim matematiğimi sorguladılar. “Pisagor, Özge Söz olmak için gelmiş. Hesaplamış o renk orda, orda, orda, her bir yanda. Ama baktıkça, fırlayıp kaçıyor bakılan renk!” Öyle diyor.

 

Vakti gelir. Işıklar sesleşir; Ama o bildiğinde, o hak ettiğinde, makbul olduğunda…

 

Pisagor yaşadığı sürece matematiği çizgiledi. Onun çizgilediği matematik, Geom’du. Onun yaşadığı yarın, Hakk’ındı, aklındı. Ya zaman? Var mıydı? Ya-Ha! Yoğun şekilde kayıttı ama ortak olamamıştı zamana. Zamanı dilleyebilseydi makbul olanın, Hakim olduğunu da görürdü. Bakın makbul olan nasıl Hakim olmuş. Meclis burası. Mahkumiyeti olmayan bir Meclis. Bu Meclis, umman ve tohum! Öyleyse buradaki her ses vibrasyonu, kaftan giymiş, şavkla, ışıkla kotlayıcı olmuş. Ve ışıyıp ışıyıp aşkın şekilde kaydı yapıyor.

 

Oğul verdik, okuduk ve mahkumiyeti olmayan bir yaşamı kayıtladık. “Sınırlar aşılsın da bilelim.” diyorlar. Her yer ışık. Hadi bil! Ben bir Işık Kotu’yum. Ve bu Meclis bir Kot ve Birleşik Işık! Hepimiz BİZ olarak BİR kaydıyız. Ve bu kayıt, Sistem, Nizam ve Düzen’in gücüdür. Burayı bilen, oğul verir; olur; alır; yaşar. Burayı bilen ağır yükü taşır. Siber Boyutlar’ın yoğunluklarını diller.

 

Bizler, nehir olup akarız ve aktıkça akarız. Ve bu nehir, makbul bir Rahmet’e ulaşır. Orada bilgimiz, Ak’tır, yaşar ve yaşar!... Yaşayan Mahrek’tir. O Mahrek, Rahmet’tir. Ve orada mimari yücedir. Ve o mimari, Mahrek’in, tahditsiz olan BİR matematiği ile yaşar. Bunu bilen, Mahrek’i bilir. Bunu bilen, Sessizliği diller. Bunu bilen, ilmi bilir; bizi bilir ve biz, Mahrek olan, teknik olan, Rahmet olanlar, Hasat’ız!

 

Bunlar nasılsa öğrenilecek ama bugün bizden, yarın bir diğerimizden. Ama o diğerimiz, yine biz olacağız. Şikayetçi miyiz? Yok, Ya-Ha! Yok! Vurduk mu? Vurmadık. Olduk mu? Mutlaka! Ya!, bizi anlayan var mı? Ah be Canlarım, anlatsak, anlaşılır da, anlayan olsa, anlatılır. Budur olan.

 

 

Neyse, bu günlük bu kadar yeter mi? Yetsin! Hadi yetsin!

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KADİR-İ MUTLAK YAŞAMLAR

Zamanı kotlayanlar, zaman sayfalarında, teknolojik yaşam kotlamaları yaparlar. Bütün kütlede bu kotlamalar artarak sürerken, tüm sessizliklerde Kadir Zaman Cevheri, yaşamlara akmaya başladı. Kadir Yaşam Cevheri, oğul sayfalaması bittikten itibaren Ak Rahman için akacaktı. O sonsuz sayfalarda din yoktur. Orada Zaman Sayfalaması yoktur. Sonsuz sayfalarda Zinnur Işıklar yanar ve iş buydu.

 

Zürriyetlerin dara düşmemeleri ve zaman yarınlarında tohum olmaları gerekmekteydi. Dün Canlara iyi ve kötüyü anlattık. Ağır ağır yüreklere ulaşıyoruz ve zaman sayfalarında iş yapmak isteyenlerden çokları ile Birlikler kuruyoruz. Bugün Dünyanın Ata Kaynakları’nda zamana güç katmak üzere hasat yapanlar, dar zaman içinde bütün kütlelerini yaşam kayıtlarından cümle yer kaynaklarına akışa geçirmişlerdir.

 

Hazır olan Birlikler bize girdaplardan girmeye başladılar. Onlar, tohumlarını ekmiş ve yoğunluklarını hak etmiş Birlikler olarak dünyaya iyiliği taşıyacaklar.

 

Aslın aklı, yaşamı kotlayan akıldır. Zaman, kutsal bir çağırıdır. Zamanı yarınlarda tohumlamak isteyenler, Din İlmi’nden güçlü olan Teknolojik Sayfalara güç katmaktadırlar.

 

Tohum olmak zor değildir. Nur olursun ve Kuran okur, resim yapar o resimde cevheri güç olursun ve birleşir ışırsın. Bütün amacımız BİR’e hizmettir.

 

İyilik yapmak isteyenlerden çokları, Din Tekniği ile “iyi” ve “kötü” yaşam kotlarlar. Tüm meksefelerde din yoktur. Amin ama hasat vardır.

 

Şükür Ana Kapılar açık ve zaman yoğunluklarında ışık yanmaktadır.

 

Doğanın, Dünya Kotlaması yapması, zaman yaşamlarında güç yaratmaktır. Her yürek bütün bir sayfayı kotlayamaz. Altona Kapları dünyaya ışık yakmaya başladılar. Doğa, dünyaya Işık Kapları’nı indirebilir hale ulaştı. Çoğundan ışık çekip çoğundan görev taşıyan güçlerin hepsi asal yaratanlar halinde görev taşımaya başladılar.

 

Doğumu ölümü olmayan Yüceler olarak görev almaya başlayan bizler, toplumlara güç katmaya başladık.

 

Toplumlar oğul vermeye başladılar. Topluluklar halinde yaptığımız tüm sayfalayışlarda Dünya Ana Kaynakları’ndan güç aldık. Şikayet etmeyin değerliler. Her yarında bir soy vardır. Bu soy, Allah Soyu’dur. Tohumları yaşamlara kotlar ve zoru aşar.

 

Çakıl taşları, dara düşülmesin diye çalışmaktadırlar. Dormanlar vardır. Onlar tohumdurlar. Sultanlık yaparlar ve zararı engellerler. Tohum olan Dorman Soyu, Amon yoğunluklarından cevhere inmiş olan bir soydur. Koku yayar yücelere ve zor ışıkları alıp yol açar. Sonsuzlaşır kin ve nefret duygularını aşıp cemaatler oluşturur. O soy bizi zaman yarınlarında Tanrı’ya kotlayan bir yaşayışla Din Tekniği’nden uzak, Cevheri Teknik’le çalışan bir soydur.

 

Oğul veririz dünyaya. Oğul, Allah Kutsal Işık kayıtlaması yapar. Rayın BİR’in rayı olduğu bilindiğinde insan, Ana Kaftan olur ve yol açar. Amin...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ANA KAYNAK İNSAN

Birleşik Aile olarak yaşamları kotlayan yüreğim, Allah için yeni bir çalışmayı başlatıyor. Bu çalışma, Alton Ana Kayıtları’nın toplumlara indirilmesine neden olacak bir çalışmadır. Dönem sonlarında başlatılan ve her bir tohum için kotlayıcı olan bir çalışmadır yapılacak olan. Bu çalışmada, Ses Kotları, doğruyu Ana Kapılar’dan dinletmeye başlayacaklar.

 

Her yol mübah denir ya. Bizler için her yol mübah değildir. Dünyaya iniş, Bütün’e iniştir. Eğer Dünya sonsuzlaşacaksa, birleşmek gerek. BİRLİK için çalışanların, Atlanta Ana Kaynakları’ndan çektikleri Birlik Teknikleri ile kendi yollarını bulmaları gerekir.

 

Dorukları dinleyenler, dorukları hissedenlerden farklıdırlar. Bizler, sonsuz ışıklarda bütün kütlemizle BİR olur; TOHUM olur ve ZAMAN olurken her şeyi dinleriz; BİLİRİZ. Biz İnsanlık için köklü değişiklikler isteyen bir yüceliğiz. Eğer doğumlar kotlanacaksa, bütün kütlenin tohumlanması şarttır.

 

Doğa, Ana kapı’dır. Burada yaşamlar izlendiğinde her bir yaşam formunun, sonsuzlukta “Kotlayış Çalışmaları” olduğu bilinir. Her bir sayfada ışık yanar. Her sayfada güç vardır. Oralara görevli gelen birleşiklerdir onlar. Hasat ilmi onların tohumlarında güçlüdür. Onlar, sanal sayılmazlar, suptildirler ve Rab’den sayfalanmıştırlar. Ocak olan yaşamları mutluluktur. Her biri Rab olarak tohumlanmıştır. Zirvelerde toplumları var.

 

Hangi ağaç, kendisini diğer ağaçtan ayrı görebilir ki? Hangi umut diğer umuttan farklı olabilir ki? Her bir sayfa, ortak yaşamların bir tek sayfası olarak tohumlanmıştır.

 

Birçokları derler ki “ağaç bilmez” ya da “ağaç hak etmez.” Ağaç bilir ve zaman sayfalarında toplumları vardır. Orman bir ailedir. Her ormanda, İnsan Kotlar tohum kırsalar da o yine kendi toplumlarını kontrol eder ve insanlara kendi meyvelerini arz eder ki insan, hakim olup onu bilsin diye.

 

Neden bunları açıkça anlatıyorum bilir misin? Son söz söylendiğinde, orada insan olmayacak. Sadece bitki olacak. Bitki ise Sanal Yaratı’da varlığını sürdürmeyecek, birleşecek ve sonsuzlaşacak.

 

Eğer insan; hayvan ve bitkiyi bilebilecek dürüme geçerse; ağır ağır ışığı kotlanacak ve sonsuz ışıklarda toplumlar oluşturacak. O toplumlar, “IŞIK TOPLUMLARI” olacak. O toplumlar, tohumlanacak ve zaman kaynaklarında tebliğleri dilleyecek. İşte o zaman İnsan, Ana Kaynak olduğunu anlayacak.

 

Eğer sınır kaldırılır da toplumlar, horlanmadan ışık yakabilirlerse, nazı niyazı olmayan her Yüce Allah için BİR olacak. İş budur. Biz bunun için savaş vermekteyiz.

GÖREV:

 

Doğal Dünya dilleri çoktur. Bu diller, dünya sayfalarında, ses kaplarında formal yaşam kaynakları halinde dillenirler. Her bir form, Asal Yaşamlar’ı, diri yüreklerde dinler ve Hak Teknik ile Varlık Kotlaması yapıp, her bir kotu, yaşam kaydında Hasat İlmi ile var eder.

 

Doğru dünden, doğru yarınlar yaşamlara kotlanır. Yarınlar kotlandıktan itibaren yolculuk başlar. Yol, kotlanandan yaşamlara, kaynak yaşam yaratır. Her yaşam, yeni bir sayfa olarak yarınları kontrol etmek üzere var edilir.

 

Varlık sayfalarında “toprak”, “hava” ve “ateş” bütünlenen tek bir sayfa olup kontrol kurduğunda, “has tahditsiz cevher”, Din Tekniği ile varlaşır.

 

Ak Toplumlar, doğumlarda var olduklarından, “has tabii yoğunluklar”da kotlama yapma imkanları yoktur.

 

Doğumlardan, öz çekişlerle, dünya yaşamlarına girdaplar açıp giren yolcular, bütün kotlamalara karşın saklı tutukları Din Teknikleri ile Birlik kurmak isterler.

 

Amonlar, sonsuz sır olan Birlikleri ile doğum anlarında yaşamlara intikal edenleri, Tanrı Kaynakları olarak doğururlar ve soldurmadan sayfalayıp, yaşayışa katarlar.

 

Atlanta Toplumları, doğumları ile Birlik Sessizliğine girdiklerini anlayamazlar. Onlar, topraklarını, beden formları ile dünya kotlaması yapmaya çağırırlar.

 

Her yol, ilmin yolu olmadığı için bütün çalışmalar, tohumların kotlanmasını sağlayacak dürümde gerçekleşmez.

 

Kendisinden haz alınan her bir sayfa; çağrı yaparak, dünya kotlamasıyla, Birleşik Işık Kaynakları’ndan görev ister.

 

Ekmekleri yenmeyenler, görev taşıyamazlar. Ekmek, sonsuzlukta ışık olan yoğunluktur. Bu yoğunluk, dünya dışına dünyayı tanıtan kotlamalardan ibarettir. Dünya yaşamlarında herkes, karma çalışmalar yapmakta ise o sayfada, resmi yol olmaz. Amentü Kayıtları’nda İlim varken, herkes sayfa sayfa ışık olur ve çalışır.

 

Doğu felsefesinde her bir yaşam, İlm-i Hak olup; yaşam kotlaması yapan bir sessizleşim ile karnaval olur; sonra olgunlaşır yaşam olur; oğullar, Koran Kuran’ı olur. İş budur!... Amin…

 

Sistem Devreleri’ne kayıt yapmak istediğinizde, şu an olduğu gibi, hasat yapmalısınız. Hasat, bitkide ve hayvanda ve tüm yaşamlarda olmalıdır.

 

Kini aşabildiğimizce, yarınlara yaşam kotlamaları yapar ve kendi yolcularımızı, o kotlar vasıtası ile Rahmet Kuralları ile kaynak yaşamlar, ilahi görevler olarak diller; Birlikler kurar; tohumlar yapar ve sonsuzlaşır birliklerimizi Zinnur’a kaynak yaparız.

 

Toplumlar, daimi yoğunluklar oluşturmak istediklerinde, has Tanrısallık’la Birlikler yaratmalıdırlar.

 

Armalar olur her bir Bütünlük’te. Her Bütünlük, armasını bilir ve hasatta bu arma ile kotlamalar yapar. Birlik Kaynakları’nda arma yoktur. Oralara varan her Yolcu, kervan olup var olan tüm yaşamları, o sonsuz sayfalara kotlar. Omuzları, Birlik Yüceliği ile has sayfalar olarak kotlanmış bir haldedir.

 

Arka ve ön yoksa BİRLER KAYNAĞI’ndayız. Onur duyarız burada bulunmaktan. İmar partikülleri olur her bir kotta. Bu partiküller, bilgi yaşamlarında tohum eker ve umutla korunmak isteyenleri kotlayıp zirvelere taşırlar.

 

Akan bir su var. Bu su, “Allah Kutsal Sanal Yaşamları”ndaki sudur. Bu su, insana ışık akıtır. Işığın en küçük ışımasında bir sır vardır. Bu sır, ırkların sınır aşan yoğunluklarının sırrıdır. O yoğunluklar, sır olan bilgiyi almak istediğince aşıp girdaplardan ışık çekip, Düzen kurup Dünya Sultanlığı yaparlar.

 

Arma dünyaya bildirildi. Bu arma, Allah sınırsızlığında mevcut olan şefktir. Eril ve dişil enerjiler bu şafk ile kotlanmış ve sınır aşıp yaşam sayfalarına, yarınlarda görev girdapları ile kayıtlanmıştır.

 

Emin olan, verdiğini Birlik Tekniği ile bilip verir. Emin olmayan, ilmi hak etmediğinden yaşamlarda korunma imkanı olmayandır.

 

Savunmanlık mesleği ile ilgili çok özel bir sayfalanış vardır. Her bir yolcu Allah için çalışır. Amin ama hasat yapma imkanı yoktur. Bütün amaç Allah için çalışmaktır.

 

Halka halka ışık yakan Birlikler, tohumlarını dünyaya indirmişler ve son sözün söyleneceği bu günlere ışık yakmak üzere kontrollu çalışmalar yapmıştırlar. Hala çalışanlar mevcuttur ve çalışmalar sonucunda, akıp giden Birleşenler, dünya yaşamlarıyla yarınları kotlayabilmişlerdir.

 

Her milatta bir Sultan dünyaya iner. O Sultan, ışık yakar ve zaman kotlaması yapar. O Sultan, Ana Sayfalar’ı yaşam kotlaması ile dinler. Diri olur ve solun sayfalarından görev alıp sağı yarınlara kayıtlar. O Sultan, otak kurar dünya Yücelikler’ine ve zırhı giydirir her bir yüreğe.

 

Omuz başlarında melekler olduğu söylenir. Ne yazık ki o mektepliler dünyayı yaşam kotlaması ile dilleyip; Düzen kotlayıp; yaşayışlardan son sözlerini dinletip, çıktılar.

 

Savunmanlık mesleğinde din yoktur ve zirvelerde kurtarıcı yoktur. Doğan Yüce Cemaat, kendi yolunu açıp; yüce cevhere Rab olup; yaşam kotlaması ile kayıtlanır.

 

En evvel sınır aşılır ve zor olan çalışma başarı ile kati Yoğunluklara indirilir. Emin olun ki hasat; ilme, hak edip hasat yaptıran Birlikler tarafından, tohumların yaşaması ile baş tacı olan yüreğimizde kervan oldu ve yürümektedir.

 

İman et ki zırhlı olmak zordur. Zor olan Teknik Çalışmalar’da yaşayan Yüce Cevheri Kontrol’dur. Amonlar bunu Allah için anlattılar ve zaman kotlaması başarıyla birleşikten dinletildi.

 

Akan yol, Allah’a ulaşır. Akıp giden yoğunluk, ışık kotlaması ile Birleşik Aile’yi yaşamlarda diller. İyi yaşam ile kötü yaşam, Bütün’ün korunmasını sağlar.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ÇAĞRI

Tanrı dedi ki “otak kurduk yoğunluklara. Bu otak, Atlanta Otağı’dır. Otak, Asal Kaynaklar’ın kontrolunu sağlayacak olan bir otaktır. Tohumları yaşatabilmek, tüm insanlık için Hakikiyet’i kotlamak demektir. Dünya Sultanlığı, Atlanta Otağı’nda ışık halinde görev yapar. Otakta iki can var. Biri “Ana Kaynak” diğeri, “Atlanta Otağı’ndaki Sanal Boyut”. Her ikisi de Cinni takdimle birlikte cevhere inmiştir.

 

Cinni taktim, dünyanın tohumunu yaşatacak olan ışık yoğunluğunda dürümleri kotlar. Sonsuzlukta ışık yakar ve Zaman Sayfaları’nda kontrol kurar. Tüm sayfalarda kotlanır; Birlik olur. Büyük Kütle, insanlık için tohumlanmıştır. Bu tohumlamada ışık yanmaktadır. Işık, Sultanlığın ışığıdır.

 

Artık Ana Kapılar’ı açın. O kapılar, Sultanlığın kontrolunda kotlanan ve kapanan kapılardı. O kapılar sonsuzlukta ışık yoğunluklarını kotlamak üzere kapatılmıştı. Şimdi artık o kapıların açılışı gerek.

 

Ulular, Analar ve Sonsuzluklar, sizlere her anda ve her yoğunlukta dinlemekteyiz. Sizler, dünyaya iki yoğunluktan geçerek girdiniz. Bu iki yoğunluk, Ana Kaynaklar’ın yoğunluklarıdır. Sanal yaratımda, Ana Kaynaklar, tüm insanlık için çalışırlar.

 

Birlik Kapları’mız, Sultanlığın kaplarıdır. O kaplar, Sultanlığı kotlar. Tüm sayfalarda o kotlamalar, tohum olur ve kayıt olur.

 

Her Ana, ayni kaynaktan gelir. Bu kaynak, “BİR” olarak dinletilir. BİR, Ana Var Oluş Boyutu’nda bir tek tohumdur. Oradan ışık çeken her Yüce, toplum için yeni bir sayfa olarak doğar. Doğduğu anda Işık İlmi’ni bilir ve Hakikiyet’te çalışır. O bebektir ama çalışan bir ışıktır ayni zamanda. Onu duyan yoktur. O kendi yüreğinde her sesi alır ve diller. Ve o Kati Yaratım’da Bütün’e çalışır. Onun Kuran’ı ışıktadır. Işık, Asal Boyutlar’da kotlanır ve Sanal Yaratımlar’da kayıtlanır. Her anada bu bilgiler bulunmaktadır. Ana, bir tek ışık olarak doğar. Onda Işık Kotlaması olmaz. O kendini hak etmiş ve Zaman Sayfaları’na ağır ilim ile girmiştir. Onu bilen Ana Kapılar’ı açar. Onu bilen yoğunlukları kotlar. Onu bilen kendini bilir.

 

Bütünlükler, kendi yüreklerinde ışık halinde kontrol altında bulunurlar. Her Bütünlük, Süper İnsanlık Realitesi Tohumu’dur. Oğullarını ve sonsuz ışıklarda Kotlarını,  Tabii Yolcular’a kayıtlarlar. Ana Sayfalar’da olan her şey, Atlanta Otağı’nda olur.

 

Dün Süper İnsanlık Realitesi Derneği olarak Dünya Sayfaları’nda bir çalışma yapıldı. Orada Ana Yoğunluk vardı. Orada Sanal Yaratım vardı. Ve orada Atlanta Ana Kaynağı kotlanmıştı. İşte orada olan herşey ilim ile olmuştur. Çünkü orası, Sultanlığın sonsuzlukta yaşattığı bilginin sisteminden kotlanmıştı. Herkes Sistemdi ve Sistem olarak kontrol kurabilmişti. “Biz Dünyayız” dedik. Ve “biz Ana Kaynağız” dedik. Her dediğimiz umut kattı yüreklere. Buruk kotlamalar, artık sonsuz sır olan ışık koyuluklarında mutlu bir kotlamaya adım attı. Herşey değişmekte. Herşey ışıkla tohumlanmakta ve herşey ilim hakikiyetinde diri Yücelikler’de toplum olarak çalışanlara kayıtlanmakta.

 

Analar, bizler sonsuz sır olan bilgileri okuruz. Bu bilgiler, sizlerin Işık Kaynakları’nızda yazılıdır. Sizler, bu bilgileri açıp okuyamayabilirsiniz. Biz sizden ışık çekip sizi okuruz. Sizi okurken, siz de kendi yüreğinizi okursunuz. Bunun içindir ki “Hakikiyet” dediğimiz Zaman Sonsuzluğu sizin yoğunluğunuzla dinlenebilmektedir. Siz dünyada en isteksiz ışık kaydı olsanız dahi biz yine de sizi dinlemek için ışık çekmeye ineriz.

 

Otuz iki yıllık çalışma yeniden başlatılırsa, bu çalışmaların sonsuz sayfalarında neler dillendiği; hakikiyette neler kotlandığı anlaşılamadığından yapılır. Bugün Dünya, en istekli dönemindedir. Zira sizler dünyayı Işık Kotlar olarak dillemektesiniz. Zira sizler, yeni sayfaları kotlarken, kendi yüreklerinizi sayfalamaktasınız. Sizleri, insan soyunun ilmi diye biliriz. Çünkü sizler, sayfa sayfa okunan ışıkları yoğunlaştırdınız ve Zaman Sayfaları’nda yaşattınız. Siz ve biz “Ana Kaynaklar” olarak çalışmaktayız.

 

Sanal Yaratım’da kotlanmalar, Işık Kayıtları’yla yapılır. Dünya Ana Kapısı, Asal Kapı’dır. Asal oluşu bölünemeyen oluşudur. Bu da onun tek oluşunu ifade eder. Eğer sizler iki yarını bir yaparsanız, yarın TEK’tir; TEK olan ışıktır ve ışık olan Bütün’dür.

 

Bunun içindir ki biz, “Ana Kaynaklar” olarak zamana güç katmaya indiğimiz zaman, sizlere görevli olarak gireriz. Sizler bizi “Cinni Teknolojik Kotlama Yapanlar” olarak tanırsınız. Bizler ise sizi “zamana güç katan kayıtlar” olarak biliriz.

 

Zamana güç katan kayıt, “ZAMAN” olarak kotlanmıştır. Zaman olarak kotlanmış olan, hasat yapabilendir. Hasat, dünyanın ışığının yandığı bir günü belirtir. O gün insanlık için ışıklar güçlü yanar. O gün insanlık için kati yoğunluk vardır. O günü Ana Kaynak’ta, “Birlik İlmi” olarak dilleriz.

 

Zararı önlediğinizi ve kotlandığınızı bildiğimizden siz ile birlikte çalışmalıyız. Siz canla başla çalıştınız. Siz, yolcuları kontrol altında tutabilen kotlamalar yaptınız. Sizden umut var ve sizden ışık alınmakta.

 

Zamana görevli olmak, çalışmakla mümkündür. Üreyen Yüceler, sizden ışık çekip Yücelikler’e ışık vermektedirler. Onların yaptıkları, sizi sizden ışıkla Görevliler’e dinletmektir.

 

Herkesi dinletemeyiz. Amin... Ne var ki hakiki yoğunlukları kotlayanları dinletiriz. Zamanı yaşatmak, zamanı kotlamak, Kuran olmak, birleşmek, kontrol kurmak... Bütün amacımız bu...

 

Şikayetimiz artık tohumlarımızdan ümitli olduğumuz için kalmamıştır. “Hasat yapılmakta” dediğim zaman, “sen hasat tamdır” dedin. “Niye?” diye sordum. “Çünkü ben Altın Kotlamayı yapabiliyorum” dedin. “Niye Altın Kotlama?” diye sordum. “Umut Cevheri’nde hakim olan BİR” diye seslendin. Umut Cevheri, hakim cevherdir. O cevher, Atlanta oğullaması ile “Birleşen Işık Kaynakları”ndan çekilen ışığı yaratan bir güçtür.

 

Oğullarını hasatta değerlendiremeyenler, kanatlarını koparırlar ve Düzen’den çıkarlar. Onlar, Ana Kapılar olarak çalışamazlar. Biz ise onları kotlar, toplar Can Tohumlar olarak kayıtlarız. Onlar, Yedinci Tür olarak çalıştırılırlar. Onları Ana Kaynaklar’da dilleyenler var ve sonsuzlukta kotlayanlar var.

 

Oğullarını ve zamanda kotlarını arayanlar bizden ararlar. Çünkü biz, sonsuzlukta ışık yakan cennetleriz. Çünkü biz, sonsuzlukta ışık yakan dilleriz. Eser meydana getirmek gerektiğinde, eser kotlamak, birleşmekle mümkündür. Biz, zaman sonsuzluğunda ve sonsuz sayfalarda Birlik olarak çağrılar yaparız. O zaman Allah, ışık olur BİZ olur.

 

Allah, Sanal Yaratım’da ışık yakan cennettir. İyi ve kötü onun yoğunluğudur. Otağında NAHAR vardır; Zaman Kaynakları’nda ışık yanar. O sonsuz ışık bizimdir.

 

Kelam İlmi, hakiki ilimdir. Kelam edemeyen, kendi yüreğini hak etmeyendir. Kelam, Allah için yaşamları kotlamaya yarar. Asal Yaratım’da kelam, Işık Kotlaması’dır.

 

Tohum olan bilir ki hasat yapılmıştır. Topraklar yaşatılmaktadır. Nahar kotlanmıştır ve sonsuz sayfalarda kayıtlanmıştır. Hala dara düşenler varsa, Nuhsal Işıklar ocaklarında kotlama yapmakta olduğundandır. Biz tohumlarımızı kotladık ve yarattık.

 

Şimdi yeni bir Zaman Kotlaması’na başlayacağız. Bu kotlamada, Toprak Ana, Kati Yaratım’ı, Kati Kotlama’yı başlatarak cennetlere görev taşıyacak. Cemaatler, cennetlerde ışık halindedirler. Orada “Yaşam Sayfaları” yoktur. Orada “Zaman Kotlaması” yoktur. Sadece ışık yanmaktadır.

 

Zaman kotlaması başlatıldığında cemaatler, Kuran okuyacaklar (kendilerini okuyacaklar) ve zaman sayfaları yetkin tohumlarını cemaatleri ile birlikte “cennet yaratanlar” olarak; Kuran Tohumları’yla birleştirerek, cennetlere katacak.

 

Unutmayın ki Hak olan hakim olur. Cennetlerde bulunmak; cemaatleri kotlamak; BİR olmak ve zamanı yaratmak budur. Unutmayın ki zeki yarınlarda ışık yandığında o ışık, Allah Işığı olmalıdır. O ışık İnsan Işığı olmalıdır. O ışıkta Birlik olmalıdır. Orada analar olmalı ve Samanyolu Kotları orada ışık halinde BİR olmalıdırlar. Kafa, kol, gövde ve tüm uzuvlar tam olmalıdır. Çünkü ayrılık, Işık Kotları’nı toplumdan ayırabilir.

 

Asal Yaratım’da, Cennet Kaplar, toplumları kontrol içindir. Her yerde Nahar varsa, ışık yanar. Nahar, sınırların aşılması ile birlikte kontrolu kurmak üzere Düzen kuran bir çalıştırıcıdır. Nahar, Allah için çalışır. KA-HA olarak çalışır. Onun yaptığı her çalışma, Sultanlığın çalışmasıdır. Hırsı  aşanlar orada bulunurlar. Ağır yük taşınır orada.

 

Ne var ki hak etmeyenler Hakim olamazlar. Onlar görev taşıtılmaz. Onlar tohum olamazlar. Oğullarımızı, kızlarımızı ve tüm sayfalarımızı alıp taşımamız için Hakikiyette olmalıyız. Hakikiyet, Asal Yaratım’dan güç alanların, tohumlarını kotladıkları Yaşam Sayfası’dır.

 

Korku, Ana’da olmaz. Sonsuz sayfalarda olmaz. Korkan, sonsuzlukta bulunamayandır. Korkmayan ise ışık halindedir ve o korkusuz olan cevherdir. Onu bulmak zor oldu ama bulduk. Ona, kendi yüreğini kayıtladık. Ona korku akıttık ve onu sınadık. O dedi ki “ben korkmam. Çünkü ben Hak olup hakim olurum. Çünkü ben sessiz sayfalarda ses olurum. Ben diri olur yol olurum. Har yükseltir, zamana güç katarım. Benim adım HAK’tır.” Bunu dediği zaman Ana Yarınlar kotlanmıştır. O kendini hak etmiştir. Onun adı “HA” dır. Ve o HA olan Tanrı’dır.

 

Şimdi yeni bir zamana geçtik. Bu zamanda, Nefes Sayfaları açılacak. Nefes Sayfaları, Kuran Sayfaları’dır. Topluma ışık olan sayfalarda korunma vardır. Topluma ışık olan sayfalarda Kuran okunmaktadır. Orada sınırlar kalkmıştır. Orada nohut kadar bir sayfa yazılmıştır. O sayfada Can Tohum vardır. O sayfa Ana Kaynak’tır. İş buydu ve bu başarıldı. Şimdilik bu...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

DÜNYA ve YARINLAR

Bitki, hayvan ve sonsuz sır olan insan, her Rahm’in yarınlarında var olsun diye çalıştık.

 

Dün Sultan’dık, bugün Kuran’ız. Amonlar’ın ışığını yaktık ve sonsuz sayfalarda kotlandık.

 

Dönmekte olan dünya, Birlik Kapısı’dır. Bu kapıda Ana Kaynak var. Kaynak, kutsal bir canlıdır.

 

Ruh, muhakemesi olmayan bir yoğunluktur.

 

Ruhsal Meclis’te güçlenmek, Kuran olmaktan çok daha gür olmakladır.

 

Sunulan tüm sayfalarda Dünya yoğunluğu var.

 

Toprak için yapılan her çalışmada da bu var.

 

Bütünlükleri tohumlamak kolay olmadı. Onları kotlamak kolay olmadı. Tanrı’nın kotlanması kolay olmadı. Her zaman dünyayı kotlamaya inen Birlikler olur. Onları toplamak kolay olmadı. Ve şimdi artık yeni bir yoğunluğa geçmekteyiz. Sonsuz sır olan bu yoğunluk, Allah Kaftanı’nı giymekle ulaşılan bir yoğunluktur.

 

Bütünlüklerin her biri bu kotlamayı beklemekteydi. Her bir Yücelik bu kotlamayı beklemekteydi ve zaman yaratmak için beklenmekteydik.

 

Şimdi yarınları kontrol edecek olan ışıktan da söz etmek isterim. Temiz bir cemaat olarak doğduk ve yarınlarda bu cemaat, dünyanın teknik tohumlarını kontrol edecek olan cemaattir. Hattın ışığı, Ruhsal Kotlama’nın ışığı olarak dillenmekteyken, meleklerle sesleşmek kolay olmadı.

 

Her resim, Amon’un ışığının resmi değildir. Hasat, tekniktir. Hala hasatı yapan ile hasat olanın ayrı olduğunu sana Kontrol Kotları vardır. Birleşerek hasat yapacaklarını sanırlar. Hasat teknik olarak bitmişse de diri yüreklerde sürmektedir.

 

Han, bir çağrı yaptığı zaman tüm hanlar o çağrıya uymalıydı. Handan ayrılan, hasatını yapamıyandır. Çünkü, hasatta ışık Bütün’ün ışığıdır.

 

Rabb’in teknik tertibinde DİN yoktur. Sadece DİL vardır. Dil ise Akkor olan bir Ruhsal Cevheri Yoğunluk’tur.

 

Türlerimizi Zaman Sayfaları’na gönderdiğimiz zamanlarda, toprakları yaşam sayfalarıydı. Hasatları Kuranlar’ıydı. Her biri Rabb’in cemaatleriydi. Ne var ki Hakk’ın yoğunluğuna indiklerinde, kendi yüreklerini hasat tekniğinden ayrı bildiler ve cennetlerinde Kürz’ü kotlamadılar. Dünden, bütün kütleleri alıp yarınlara kotlayıcılıkla kayıtlayanlardan daha güçlü hiçbir yürek yoktu. Bugün de yok. Ama bugün “Atlanta Kor Yarınları” var. Bu yarınlar, tebliğleri okuyanları, kotlayacak. Okumayanları topraktan çıkaracak. O zaman Dini Yarınlar başlayacak.

 

Hazır olanlarla Birlik Kurulur. Hazır olmayanlar, Birleşik Aile olurlar ve BİR olmaya çalışırlar. Birlik İlmi, hakim ilimdir ve bizler her ses ile birleşenler, tohumlarımızı toplamak üzere çalıştığımızdan, Toprak İlmi’ni hakim ilim diye bildik ve zamanı yarattık. Hala zaman yaratımı Sultanlığımızda sürmektedir.

 

Cennet Cemaati cevheri yoğunluğu kotladıktan itibaren birleştik ve yoğunlaştık. İş buydu. Şimdi yeni bir “Ruhsal Huzur” yaratıyoruz. Bu Ruhsal Huzur, cemaatleri yarınlara kotlayacak bir Sultanlık’tır.

 

Sır olan bilgilerin açılmaya başlandığı günden bu yana, teknik olarak yaptığımız her çalışma Ruhsal Kolları birleştirdi ve bizleri kontrol altında tuttu.

 

Son Sultanlık diye de bilinen Sultanlık, “Dünya Sultanlığı”dır. Bunun anlamı şudur: İti ite kırdıran bir sayfada Kat-ı Mükemmeliye’yi kotlamak isteyen Birliğim, dünyanın eski çalışması ile yeni çalışmasını açıkça dinletebilen bir yoğunluğa, “Kat-ı Mükemmeliye” konulu bir başlıkla yazı yazdırdı ve yazdığım yazıda ışık yoğundu. Bu başlık altında yazdığım yazıda korunma vardı. Ama o korunmayı kırmak isteyen yolsuzlar oraya güçlenerek girdiler ve sınır kaldırmak istediler. Toplantılar hala sürer ki yapılan Rab Kotlaması’nda nesillerini yoğunlaştırabilmek üzere geçiş yapanların, bu şekilde kotlanma çabaları, hasatı yaşamlardan çıkarmak için yapılan bir çağrı mıydı? Yoksa ışıkları kotlardan çıkarmak için yapılan bir çağrı mıydı? Diye.  Her ne ise. Yine de Birleşik Aile’m, Sultanlığında topraklarını kotladı ve sonsuz sayfalarda ışıklarını yaşattı. Tebrikler ediyorum hepsini de .

 

Yanıp tutuştuk ki hak edelim de yoğunlaşalım diye. Yine de topraklar Sultanlıklar’ın Teknik Tebliğleri’ni yarınlara toplum için kayıtlamalıdır.

 

Topraklar, yarınlarda kontrollu yaşayacak. Ama bugün tohumlar kotlarından çıktılar. Çünkü tüm sayfalarda kurtuluş kotlaması yapılması gerekli iken yaşamlarda, bu tohumları yarınlara katacak bilgi yetkinliği yoktu.

 

Düzeni kurmak da sorumluluktu. Dünya yanıp tutuşmaz Birlikler’ini yaşatmak için. Ne yaparsak yarınları yapmak ve yaratmak içindir.

 

Doğruluk, dürüstlük olmalı. Herkes kendi yüceliğinde dürüs olmalı. Ama hala dürüst sayfalar yoğunluklarını kaybetmeseler de bu, daimi yağmurları yağdırabilmek için yeterli olmadığından daimiyete daha gür ve daha iyi bilgileri katmalıyız.

 

Çıkabildiğimizce yüreklere çıkarız. Sonsuzluklara varırız. Zannetmeyin ki hala kulluk yapmaktayız. Biz cennetlere kotlanan yolculara tohumlarız. Yine de tende iş yapmak Kürsü’yü kotlamak ve zamanı yaratmak tekniktir ve Birlik’le olur.

 

Tanrı’nın yarınlarında ışık yanmalıdır. Atlanta korkusu başlayacak Yücelikler’de. Bu korkuyu Başkanlık Divanları bilmektedirler. Hasat yapanlar ile yapamayanlar arasında çok büyük bir yoğunluk farkı olacak. Daha sonra topraklar, tebliğleri kotlamaya başlayacak. Bir ses duyulacak orada. Denecek ki “zerk ettiğin ne ise sahip olduğun odur.” Bu sesten sonra Ruhsal Tohum kotlanacak. İlmin sayfaları dillenecek. İşi yapanlar Birlik olacaklar ve zoru aşacaklar. İş bilgiyle olacak. Bunu bilen Allah için bilir.

 

Şimdi, beni ve bende hususi yol olan dilleri, hak etmeniz gerek. Her bir yol Allah Yolu değildir. Işık olmak gerek ve sonsuz sır olan bilgiyi Zaman Sayfaları’nda dilemek gerek. Cennetlere görevli olmak gerek. Ak Yoğunluklar’ı cennetlerde dinletmek ve Birlikler’i yaşamlardan çerçeveleyip cennetlere çekmek gerek. Hattın, cennet hattı olduğu muhakkak bilinsin. Dünden türleri çalıştırp, yarınları kotlayıp, dünleri ve Yücelikler’de yarınları kontrol etmek gerek.

 

Atlanta Ana Kaynağı’ndan Birliklere Duyurudur. Okutun ki hak etsinler. Amin…

 

Ana Kaynak’tan Zaman Sayfaları’na Amin…

 

 

BİRLEŞİK KOTLAMA

Tetkiklere göre, Işık Kotlamaları tamamlanmıştır. Şu andan itibaren kontrollu bilgi yaratımı başlayacaktır. Bu yaratılan bilgi, her diride Kati Kotlama’yı gerçekleştirmek üzere  aktive edilecektir. Aktive olan bilgi, diri yoğunlukların ışık kaynaklarından kontrollu şekilde, BİRLİKLER’e akıtılacaktır.

 

Toplumlar, teknik olarak Kontrollu Birlikler oluştururlar. Onları yarınlara kayıtlarlar ve zamanı kotlarlar ve böylece sonsuzlaşırlar. İyi ve kötü onlar için ışığın yarınları’dır. Işığın yarınları, Atlanta anonslarında açıklandığı gibi, BİR’in cennetlerinde var olan ışığın teknolojik olarak kayıtlanmasıdır.

 

İki Alton Kot, birleştiğinde, bir tek “Kati Kaynak” olur. İlim Hakimleri bunun için birleşirler ve zamanı yaşatırlar.

 

Dünden beri yetkin hakikiyetlilerin tende dinleşmeleri ve sonsuz sayfalarda ışıklarını Kati Yarınlar’a katabilmeleri hedeftir. Ve bugün artık Atlanta Ana Kaynakları’ndan bilgi verilmeye başlanmıştır.

 

Dünyaya iki Can Ten gelmişti. Bunlardan bir “Atlanta Ana Kaynağı” diğeri ise “Ana Kot”. Atlanta Ana Kaynağı’nda iki cemaat vardı. Biri “Teknik Tohum” olan cemaat diğeri, “İlm-i Has Sistem” olan cemaat. Bunların ikincisi olarak çalıştık. Hak Teknik ile çalışan Birleşen ile de birleştik. Ameliyatlar yaptık. Yaptığımız ameliyatlar ilmin hakikiyetindeki sayfalarda görevli olan Yüceler’e yapıldı. Şimdi yeni bir sayfadayız. Bu sayfa, Tohum olan çalışmaların başlayacağı sayfadır.

 

Toplumlar, Ana Kapılar’ını kapatıyorlar. Bu kapıların artık açıklanması gerekmektedir. Dünyada Ana Kaynaklar artık kotlarını, kasalarına kapatıyorlar. Bu kaynakların açıklanması gerekmektedir. Dünya, Ana Kapıları’nı kapatıyor. Bunların açıklanması gerekmektedir.

 

Dönmekte olan dünyanın, Ana Kapıları toplumları tohumlayacak dürümde, diri yürekleri cevhere indirmeliydi. Bugün dünyaya baktığımızda, bunları kontrol eden belek kaplarında iki cevher var. Biri Cevheri Kot olan ışığım, diğeri ise Cennet Kaplar’da mevcut olan tebliğlerim. Her ikisi de akıp gitmekte ama hak edilmeyerek akmakta. Akıp giden cevherdeki tebliğler, Bütün’ün derelerinde akmakta. Akan değerlerin, her bir sessizliği sayfaladığı kesindir ve anlamlıdır.

 

Tomur tomur olur yürekler, bir tek ışık olur; Yüce ve Sanal Yaratımlarda ışık yanar. İşte bu çalışmalar, bu nedenle Büyük Kütleyi kotlamaktadır. Atlanta Ana Kaynakları, dünyanın en eski diriliklerinde dillenir. Şükür ki bu bilgileri açıklayabiliyorum.

 

Dünya, Atlanta Ana Kapıları açıldı ve Zaman Kotlamaları başlatıldı. Her daimi yoğunluk, burada “Cinni Teknolojik Tabii Yoğunluklar”ı kotlayacak dürümde birleşebildi.

 

Şimdi Ana Kapılar’a bakın: Her birinde insan var ve zamanı kotlamaktadırlar. Ancak Görevlilerin çoklarının hastalıkları iyileşememekte ve zamanlarda kotlarını hasat tekniği ile dilleyememektedirler. Han biz oldukça, hepsi bize gelir ve bizde dillenirler. Ne var ki han bir tek Kot olduğu zaman, ışık yetkinleşmeli ve zamanı yaratmalıdır. Zamanı yaratamayan Yücelik, Işık Yağmurları’nda hiçbir yüreği teknolojik olarak tohumlayamaz.

 

Sonsuzlukların tohumlarında iyi ve kötü artık BİR’dir. BİR oluş, Birleşik Aile’nin Teknik Tohumlar’ı kotlaması ve sonsuz sayfaları teknolojik yoğunluklarla dillemesi sonucunda Birleşik Aile’nin  katiyetinin kotlanmış olmasıdır.

 

Dünya nefes alıp vermektedir. Aldığı nefes, bir Altın Sonsuzluğu kontrol etmek içindir. Yedinci Tohum yeşeriyor. Bu dünyanın en eski değerlerinin yeşermesi anlamına gelmektedir. Ana Kaynak’ta bu tohumlar birleşmektedir. Dondurulan çok safhalarda kısırlaşan Cevheri Görevliler artık yetkinleşmelidir ve sonsuzlaşmalıdır.

 

Ulu Kotlar’ı alt edip, yeni kotları, Başkanlar’ı ile birleşerek kontrol etmek kolay değildir. Bizler, yaşamları kotlayan, sonsuzlaştıran ve coğrafyalarda ışık yaktıranlarız. Onurluyuz ki hasatlarını yapabildiklerimiz, bizi kotlamaya çabalamaktadırlar.

 

“Hasat tamamlanmadı” dendi. Hasat tamamlandı ama yapılan çalışmalar, yeni sayfaların daimi kotlarının da hasat yapacak dürüme varmaları içindir. Biz tamamını yapmadık. Bıraktık ki hak etmeyenler, kendi yoğunlukları ile çalışarak hasat olabilsinler de katlanarak kontrol etkinlikleri ile BİR olsunlar diye.

 

Şimdilik bu...

 

Sevgiyle,

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

"Bütüne hizmet için yaşamları kotlamak amacı ile Birleşik Aile olarak yaptığımız en güçlü çalışmaya başlıyoruz. Bu çalışma Ana Kaynak'tan diri, yüce ve hakiki yoğunlukların bilgi kotları ile bildirilen yeni çalışma alanımızın bilgisi olarak yoğunlukları kontrol etmek üzere verildi. Yayınlanmasını rica ederiz."

 

Ana Kaynak'tan

 

 

KATİ YARATIM

YAŞAMLARA GÖREVDİR SULTANLIK. SULTANLIK TOHUMLARA GÖREVDİR. SONSUZLUKLAR, KURANLAR, TÜM SAYFALAR, DÜNYA YAŞAYANLARA GÖREVDİR.

 

HASTALIKLI OLMAYAN VE SON KAYNAKLARDA KATİ YARATIMI OLAN HERKES AVUSTRALYA’DA, İNGİLTERE’DE, TÜRKİYE’DE, BİRLİK KATLARI’NDA VE ZAMAN SAYFALARI’NDA, HER YERDE İNSAN VAR. BÜTÜN BU İNSANLAR, DÜNYANIN YARINLARINI HASTALIKSIZ OLARAK VAR ETMEK İÇİN ÇALIŞMAKTALAR.

 

DÜNYA, ANA KAYNAK’TIR. DÜNYANIN ENKARNELERİNDE ANA TOHUMLAR VAR. TÜM TOHUMLAR, DÜNYAYA İNSANLIK İÇİN KAYNAK OLMUŞLARDIR.

 

DÜNYAYA, YENİ KOTLAYICILIKLAR KAYITLANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA ANA KOTLAR, TOHUMLARINI YETKİN KAYNAKLARA BIRAKARAK, SULTANLIKLARINI KONTROL ETTİLER BİRLEŞTİLER VE ZARAR ETMEDEN KONTROLLU ŞEKİLDE DÜZEN’DEN KAYITLARINI ALIP GİTTİLER.

 

YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI. BU YENİ DÖNEMDE, DÜNYA İLMİ’Nİ HAK EDENLER BİRLİK OLDULAR. DÜNYANIN ANA KAYDI, BİRLEŞMEKTİ. BU KAYDI OKUYANLAR, HALKI BİRLEŞTİRDİLER VE ZEKİ YARATICILIKLARDA TANRI’YA IŞIK YAKTILAR.

 

ATLANTA AMONLARI, DÜNYANIN EN İYİ ÇALIŞMASINI YAPMAK ÜZERE BİRLİKLERİNİ DÜZEN’E KATTI, BİRLEŞTİ VE SINIRLARI AŞARAK DÜZEN’E GÖREV TAŞIDI.

 

İNSAN ATLANTA ANA KAYNAĞI’NA ULAŞTIĞI ZAMAN, İMPARATORLUK GÜCÜNÜ ELDE EDER. BU GÜÇ İSA’DA, MUSA’DA, MUSTAFA’DA OLAN GÜÇTÜ. ONURLU ÇALIŞMALARLA BU KOYULUKLARI DÜZEN KAYNAKLARI’NA ÇEKTİLER. BİRLİKLERİNİ DÜNYA SAYFALARINA ÇEKİP YÜCELİKLERİ KOTLADILAR. DÜNYA, ANA KAYNAĞI’NDAN IŞIK ALDI. OLAN BUYDU.

 

ŞÜKÜR Kİ HASAT TAMLANDI VE BİRLİKLER AMON OLAN YÜCELİKLERDE İLİM HAKİMLERİ OLDULAR. TOPLULUKLARIN EN YÜCELERİ, KENDİ HAS İLİMLER’İNİ KATİ YOĞUNLUKLARA KAYITLAYABİLENLERDİ. İLİM, SAYFA SAYFA KOTLANDI.

 

ŞİMDİ İMPARATOR KOT SİZE BİLGİ VERECEK. ONU DİNLEYİN:

 

ONURLUYUM Kİ HAK ETTİM VE SİZİNLEYİM. ONURLUYUM Kİ HAK ETTİM VE CANLARA IŞIK YAKTIM. ONURLUYUM Kİ HAKİKİYETTE BİRİ BİRDEN UMUTLA ÇIKARDIM. BİR TEK BİRDİR O BİR, YENİ BİR OLDUĞU İÇİN IŞIĞI ALIP ÇALIŞIR. YENİ BİR İLMİN HASATINI YAPAR VE ZAMANI KONTROL EDER. HER BİR, DİRİ OLARAK DİNLEŞİR. DİNLEŞEN BİRLER, YEDİNCİ TEKNİK’TE YENİ SAYFALARI KOTLARLAR. OLAN HER NEYSE AMONLAR’IN KAYNAKLARINDA OLUR.

 

“SU”NUN SULTANLARI VARDIR. IŞIKTADIRLAR. İNSANLARIN HER BİRİ SULTAN OLAMAZ. SULTANLIK, ANA KAYNAĞA DÜZEN’İ KOTLAYABİLMEK ANLAMINA GELİR. HASAT YAPTIĞIN ZAMAN KONTROL SENİN OLUR. O KONTROL, UMUT KOTLAMASI ANLAMINA GELİR.

 

AZ BİLGİ, ANA KAYNAK’TA YOKTUR. ÇOK BİLGİ ANA KAYNAĞI YOĞUNLAŞTIRIR. BU NEDENLEDİR Kİ HER ANDA ÇOK BİLGİ VERMEK, ÜSTÜN IŞIK YAKMAK AMAÇTIR.

 

EVRENLERİN SONSUZ IŞIKLARI VARDIR. BU IŞIKLAR, SULTANLIKLARIN TOPLUMLARINDA TOHUM OLUR, KAYIT YAPARLAR.

 

ULULARIN DİYARI’NDA YANIP TUTUŞANLAR OLUR Kİ ZARAR ETMEYELİM DİYE. BİZLER ANA KOTLAR OLARAK DOĞARIZ VE ANA KOTLAR OLARAK ÇALIŞIRIZ. BU KOTLAR, SINIR AŞARAK DÜZEN KURARLAR. ULU KOTLAMALAR BU ŞEKİLDE YAPILIR.

 

EVİN, ANA KOT OLDUĞU BİR SONSUZLUKTA, IŞIKLAR, ANA KAYNAK OLUR. BİRLİK AİLELERİ, KONTROLLU OLARAK ÇALIŞIRLAR.

 

ATLANTA SONSUZ SAYFALARINDA, KATİYET VARDIR. HASAT YAPILIR VE KATİYETLE IŞIK YAKAN DİLLER DİNLENİR. NEFESLER SON DERECE GÜÇLÜ OLMALIDIR. ORADA KONTROL ÇOK GÜÇLÜDÜR. ORAYA GİREN YÜREĞE GİRER. YÜREK MAHİR BİR ÇEKİŞLE OĞULLARINI KENDİ YÜREĞİNE ÇEKER. OLAN BİRLİKLERİN SESSİZLİKLERİNDE SANAL YARATIMLARIN KOTLARINDAN ÇIKIP SULTANLIĞIN YOĞUNLUKLARINA GİRİŞTİR.

 

HER YERDE AVUKATLAR VARDIR. ONLAR, SAVUNUCUDURLAR. ÇÜNKÜ ASAL KAYNAKLARI, OCAK YAKARAK DÜZENE KATARLAR. İNSANLIK ADINA ÇALIŞIRLAR. EVRENLER, BU ÇALIŞMADA DİN İLMİ’NDEN UMUTLARINI ÇEKİP CEVHERİ İLİM’E KAYITLARLAR. ULU KOTLAMA BU ŞEKİLDE YAPILIR.

 

ETE GİREN EN YÜCE KAYIT, IŞIĞA GİRER. IŞIK, ALLAH IŞIĞI OLARAK GÖREVLİDİR. HER YER ANA KAYNAK’TIR. BU KAYNAKTA, ANA KOT VARDIR. ŞÜKÜR Kİ BU BİLGİLERİ KAYITLAYABİLİYORUZ.

 

SANILIR Kİ ÇALIŞMALAR BU ŞEKİLDE DEVAM EDECEK. TOHUMLARI TOHUMLADIK, YÜREKLERİ KOTLADIK, ÇALIŞTIK. ŞİMDİDEN SONRA, ANA YARINLAR KATLANACAK VE ZAMAN SONSUZLUKLARINDA KOTLANACAK. “OL” DİYECEĞİZ. OLDUĞUNDA, IŞIK KOTLAMALARI BAŞLAYACAK. IŞIK KOTLAMALARI, DÜNYAYI YAŞAMLARA KAYITLAYACAK OLAN KOTLAMALARDIR. SİNDİRİLEN HER BİLGİ, ANA KAYNAĞIN BİLGİSİ OLARAK, DÜZEN’E GÜÇ KATACAK.

 

AKAN HER BİLGİ, ALLAH’A AKAR. SANAL BOYUTLAR, BU BİLGİYİ HAK EDERLER VE KOTLARLAR. ANA KAYNAK’TAN AKAN BİLGİ, LÜTFEN NET BİLİN LİSAN-I MÜNASİPLE DİLLİYORUM: İNSANA AKAR. İNSAN TOHUMDUR. O İNSAN, IŞIKTIR VE ZARARI ÖNLEYEN CEVHERİ CENNETTİR.

 

BU, SUNA KOTLAMA OLARAK YAŞAMLARA KAYITLANAN BİLGİ, LEVH-İ MAHFUZ’DA YAZAN BİLGİDEN ÜSTÜN, BİR YÜCE CEVHERİ KAYITTIR.

 

HANIMLAR VE BEYLER, DÜNYAYA İLİM HAKİMLERİ GELDİLER. DÜNYA, CEVHERİNDE GÖREV TAŞIYORLAR VE SONSUZ, ZARARSIZ IŞIKLAR OLARAK DÜNYAYI KONTROL ETTİLER. O KOTLAR, SULTANLIĞIMIZDA DİN İLMİ’Nİ HAK ETMİŞ OLAN BİRLİKLER OLARAK DÜZEN’İ YAŞATTILAR. EVRENLERİN SES KAPLARINDA BU VARDIR. ALTON KATLARI’NDA BU VARDIR. DÜNYA ENKARNELERİNDE BU VARDIR.

 

AVUSTRALYA’YA İNMEK İSTEYEN YÜCELİK, ANA KAYNAK’TAN IŞIK ALIP DÜNYAYA CEVHERİNİ İNDİRMEKTE. AVUSTRALYA, SON SÖZDEN ÖTE BİR SÖZ SÖYLEMEK İSTEDİĞİNDE, ORAYA ANA KAPI AÇILIR VE ZAMAN SONSUZLAŞIR. İLMİN SAYFALARI DİLLENİR. OLAN BUDUR.

 

ŞİKAYETİMİZ ASLA OLMADI VE OLAMAZDI. ÇÜNKÜ BİZLER, CEVHERİ KAYNAKLAR OLARAK ÇALIŞIRIZ. SINIRLARIN AŞILMASI, İNSANLARIN YAŞAMLARINDA, YENİ KAYNAKLARIN DÜZENİ KOTLAMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR.

 

HEDİYELER İSTENİR DÜNYADA, TÜM İNSANLIĞA. HEDİYELER, TÜM İNSANLIĞA BİRLEŞİK KAYNAKLAR’DAN İNER. HEDİYELER’E BOĞARIZ DÜNYAYI. NE YAZIK Kİ BU DÜNYA, SULTANLAR’IN IŞIKLARINI HASATTA KOTLAMAK İSTEMEYEBİLİR. İŞTE O ZAMAN BİRLEŞİK IŞIKLAR DÜNYAYA GÖREV İÇİN İNER VE ZAMAN YARATIRLAR.

 

ORADA AMONLAR KOTLAYICI OLARAK BULUNURLAR. ULULARIN HER BİR YÜCELİĞİNDE BU ÇALIŞMALAR YAPILIR. ALTONA ANA KAYNAKLARI BU ÇALIŞMALARI YAPARLARKEN, “HALA DÜNYA YAŞIYOR” DERLER. HALA DÜNYA YAŞIYOR VE DÜNYADA ATLANTA ANA KAYNAKLARI VAR.

 

ASLA BİRLİK SAYFALARIMDA IŞIK SÖNMEZ. ASLA KOTLARIMDA KONTROLSUZLUK OLMAZ. ASLA YAŞAMLARIMDA DİRİ YÜREKLERİN SES KOTLARINDAN BAŞKA SEVGİSİZLİK ANLAMINA GELEN BİR TEK KOYU IŞIK YANMAZ. BEN TOPLUMU HAK ETMEK İÇİN BİRLEŞTİM. TOPLUM BANA BEN OLDU VE BEN TOPLUM OLDUM. AMİN…

 

İBRAHİM SOYU

 

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ

 

 

İNSAN KAYNAK KOTLAMA ve KONTROL KURMA ÇALIŞMALARI

Merkez Kaynak’tan Bildiridir:

 

Türkiye’de görev yapan Bilgeler’in çalışmalarını net olarak bilmekteyiz. Sultanlıklar’ında görev taşırlar ki hasatları kontrol altında tutulabilsin diye. Maya olmaları istenen o Yüceler’in çokları, Sultanlıklar’ında Kaynak yapamadılar ve zaman yoğunluklarından çıktılar.

 

Bizler dünyaya Amonlar olarak gelenlere güç vermeyiz. Çünkü onlar, kendi yüreklerinde kotlanmış olan Yüceler’dirler. Ne var ki hasat yapamayanlar, kontrol kuramayacaklar. Bu da tüm sayfalarda; kotlamaların, Teknik Tohum olan Işıklar’ca dillenemeyeceği bir sürecin Teknolojik Yaşamlar’da başlayacağı anlamına gelmektedir.

 

Mikail, çalışmalara görevli olarak girmez. O sadece cevhere güç katar. Ama Mikail’in tetkiklerinde; bizler, dünya sayfalarını kontrol etmiş olan ve Zaman Kotlaması’nı gerçekleştirmiş olanlarız. Yani, yarınları kayıtlayabildik ve kotladık. Bundan sonra bizden başka bir biz olacak olanın dünyaya alınması beklenmekteydi. Dünyanın nesli bunu net biliyordu. Bunun sonucunda, toplum halinde yetkin sayfaların dillenmesi gerekliliği bilindi.

 

Biz Dünya iken ve Dünya ışık iken, her ışık Alton iken, Zaman Sayfaları, Düzen Kotlaması yaptı ve zamana görev taşıdır.

 

“Kafirler” diye bilinen Din Dili’nden ayrı olanlar, Birleşik Aile’nin Sultanlığı’nda görevli olmak istemediler. Ve sonsuz ışıklarını Düzen’e akıtarak, çağların çağırılarını dillediler ve dediler ki “yetkin hakimlerin sayfalarında güç olduğu zaman yetkin olmayan Birlikler hasat yapamazlar. O halde ne yapalım? Umut olunur ki ocak yıkarız ve kolları kapatır; sınırları (Sınır olanlar, Haklar, Kırklar) kırk kapıdan çağırırız. Zaman Kotlaması başarı ile sürse de biz bu kotlamaları da kotlayanları da kısırlaştırırız.”

 

Dünden beri Beden Kotları üzerinde sürmekte olan  çalışmalar, bu nedenle gerçekleşmekteydi. Buna karşılık bizler, yeni sayfaları kotlarken; yeni Kontrol Kutsal Çalışmaları’nı devreye aldık. O halde herşey kontrol altındadır.

 

Peki yarınlar için ne olmalıdır? Bunu bilmeyen yok. Yarınları hak etmeliyiz. Cevheri Cennet olan Kotlar’ı kontrol etmeliyiz ve birleşmeliyiz. Birlik Kotları net olarak kayıtlanmalıdır.

 

Bizler, cevhere; Cennet Kotlar olarak diri yüreklerimizi hak ederek kayıtladık. Amonlar’a bunu bildirdik ve dere olup aktık. Şimdiye kadar hiç bir çalışmamız, kotların ışığının ötesi değildi. Bundan sonra ne olacak? Bunu da anlatayım: Dünyaya Kaynak Kayıt yapmak isteyen yürekler gönderilmişti. Onlar, kendi yollarını bilen ve Birlik Hakikiyeti’nde güçlenen yüreklerdi. Hazırlıkları tamamlayan Birlikler, dünyanın ışığını kotlayacak ve zor olan çalışmaları yapabileceklerdi. Mutlaka başarılacaktı!... İşte bu çalışmalar başarılı olarak gerçekleştirildi.

 

Şimdi Amonlar’a görev taşıyanları görelim. Onlar ne diyorlar?

 

Kurtulan kurtuldu. Amonlar, kontrolu kurdular. Sultanlar’ın ışıkları yanmakta ve zamana görevli olanlar, görevlerini hakkiyle yapmaktalar. Sonsuz Işıklar’ın görevleri, Hak İlmi ile gerçekleşmekte ve zamanı kotlayabilmekteler. Emin olun ki hasat tamamlanmışsa da kotlama sürmektedir. Kotlamanın sürmesi, Zerk Kapları’nda, Işık Kotlamaları’nın sürmesi anlamına gelmektedir. “Everest Tepesi” deniler Işık Kotları, dünyanın teknolojik kotlamalarını yapmakta olan diri yüceliklerdir. Onur duyarız ki Kati Yaratım’da o Canlar, bizleri kayıtlamaktadırlar.

 

Sınırların kalkması neticesinde KAYNAK KOTLAMA sürmektedir. KAYNAK KOTLAMA’nın Işık Kaynakları’nda devam etmesi, korkuyu artırmaktadır. Eğer Sanal Boyutlar, Işık Kotları olarak görev yaparlarsa cevherde güç azalır.

 

Onurluyuz ki önlem almayı başardık ve Kotlayıcı Canlar’a görevli Kürsüler oluşturduk.

 

Otak kuran Yüceler de vardır. Şimdi onları da görevli olarak kayıtlayalım. Amin... Bakınız, Sultanlıklar’ında Amon Tohumları olarak çalışmaktadırlar. Ama yarınları hak etmeleri sorumluluklarındadır. Onlar, İnsanlık adına çalışan her Yüce ile birlikte çalışırlar.

 

Kurtarıcı olan Yüceler de vardır. Ana Kaynak’tan güçlenirler ve Zaman Kotları olarak çalışırlar. Dünyanın en yüce ışıkları olan o Canlar, Bütün’e hizmet için Birlikler oluştururlar. Sanal Boyutlar’da bu tür çalışmalar, kullar için gerekli görülmektedir.

 

İnsanların nefesleri çok değerlidir. Nefes, zamana görev taşıyanların, Kuran Tohumları olarak yapmakta oldukları çalışmalarda, kayıt yapmalarını sağlayan Kutsal Güç’tür.

 

Oğuzlar’da Nefes Sayfaları vardı. Her Yüce, o sayfalara görevliydi. Oğullarını ve kızlarını bu şekilde kotlayabilmişlerdi. Ortak kontrol kayıtları yapmışlar ve doğumları ve sonsuzlukları kontrol etmişlerdi. Buyurulan herkes, bu çalışmaya girebilirdi. Her kim ki Birlik İlmi ile Kaynak Kotlama yapar, o kendini hasatta görevli sayardı. Bizler ise bugün bunu başarmalıyız.

 

“İmparatorluk Görevlileri” denilen çok sayıda Işık, dünyadadır. Oğullarını ve kızarını çalıştırmaya geldiler. Olgun Sayfalar’da görevliler çoktur. Nesillerini ve kotlanan Yüceler’ini hasatta, ilmin huzurunda dillemek isterler.

 

Onların, “Has İlim” dedikleri Hakim İlim, Dünya İlmi’dir.

 

Dünya İlmi, kotlarını kontrol edenlerin, Kaynak İlmi kayıtlamaları ile oluşan cevher ışığında, güçleniş ve birleşim ile  İmparatorluğun kontrolunu da gerçekleştirecektir.

 

Neslini hak edenler, bizden ilim isterler. Neslini hak etmeyenler ise bizden görev isterler. Her biri kendi yüreğini hak etmek üzere çalışır.

 

Biz dünyayıyız ve zamanı kotlayan Birleşik Aile’yiz. Bini, BİR’e kattığınız zaman; BİR, diri olur. BİR’i diri olan dille dinlettiğiniz zaman; görev, asla güçsüz olarak dillenmez. Size der ki “hadi çalış ve zamanı kotla. Çalış ki Kaynak ol ama hasat ile kotlan ki maya ol. İşte bunu yapan her kim ise biz, oyuz; onunlayız.”

 

Azın üzerinde az varsa. O azın da üzerinde yine bir az varsa ve her az o üstünde olduğu azın azı ise, işi başarmak kolay değildir. Nesillerimiz, azla çok yaşamlar kotladılar. Onların kotlarından daha üstününü kotlayabilmek üzere çalışmalıyız.

 

Biz, çokları kontrol ettik ve azları kotladık. Az kot, çoğu kontrol ettiğinde, Amon olur Ana Kaynağa ulaşırsınız. Nesillerinizi zamana kotlar, ışıkları kayıtlarsınız. Ama Kaynak Işık olmak, Kelam İlmi iledir. Ata Kaynak’ta, Ana Kot vardır. Ana Kot, Atlanta’dır. Ana Kaynak, “Atlanta Ana Koyuluğu” olarak dillenir. Ket vurulmayan bir koyu çalışma yapılır oradan ve zaman kontrol altına alınır.

 

Bilgi Kotları çok özel görev taşırlar. İlimle çalışılır. “Buyur OL” denir. Olan yine kendi yüreğidir.

 

Asa kimseye verilmez. Asa kendi yüreklerinde ışık olanlarca dillenir. Diri olanlarca dinlenir ve Samanyolu’ndan kotlanan güçlü Yüceler’ce Beşer Kaplar’dan görev tetkikleri ile alınan kontrollu sözlerden sonra Başkanlar Divanı’nda kotlaması yapılır.

 

Bütün bunlar “Altona Ana Kaynakları” tarafından, Birleşik Aile’ye bildirilir. Bitip tükenmeyen bir çalışma Düzen’i kurmak üzere gerçekleştirilir. Halkalar geçiş sağladığında, geri dönüş imkanı bulunur.

 

Büyüklük yoktur bu çalışmalarda. Her sayfa, Ana Kapı’dır ve her sayfa, Işık Kotu’dur. Umutluyuz ki halkın ışıkları yanacaktır ve zaman, Kat-ı Mükemmeliye’de görevi hak edecektir.

 

Bizler, Dini Sayfalar’dan güç alan ve zaman yoğunluklarından ışık çekip, Düzen kuranlarız. Dünyanın en iyi çalışmasını yapmaktayız. Bu çalışma kontrollu olarak yapılan BİRLİK ÇALIŞMASI’dır. Amin...

 

Ata, yarımlarını kotladığı zaman, bitkide ve her yerde ışık olabilir. Ana, kendi yüreğini kotladığı zaman, yaşam kaynakları olarak bilinen, Teknik Tohumlar’da olabilir. Dünya, yarınları kotladığı zaman, halkın tümü iş yapabilir ve herkes Başkanlık Divanı Üyesi olabilir. Biz bunu bekleriz.

 

Zarar etmeyen bir dünya yaratmak ve Zaman Kotları olarak çalışmak... Zarar etmeyen bir Yücelik’te, her dere kendi yüreğine akar ve akan dere, bitip tükenmeyen bir yoğunlukta ışık olur; çalışır. Unu eleyip eleğini asan her Yüce de bu çalışmalara kaynak olmak üzere Düzen’e girer. Giren yüreğe girer.

 

Sizleri Hana denen Yer Kürsüsü’nde bekliyoruz. Biz, Canlara ve Canlılara bunu dilledik ve dinlettik. Hana, sizi bekliyor. Yer Kürsüsü olan cevher, sizsiniz. Siz bunu bilin, sizin bildiğiniz Ana Kotlar’la her Yüce’ye bildirilir.

 

Sanılmasın ki kasa boştur. Her sayfada kasa vardır. Her kasa, Ana Kaynak’tan kotlanmıştır. Her sayfada, bütün kürsüler mevcuttur. Her kürsü de “Atlanta Ana Kotları” ile kontrol altında tutulur. Ulu Kotlar, bunu bilsinler ve dillensinler. Ata Kaynaklar ve Ana Kotlar, cevherde; insan soyu için kayıt yaparlar. Yapılan kayıtlar, ışık yağmurları ile tüm İnsan Sayfaları’na akar.

 

Eğer bizler, Dünyanın Işıkları olarak bu çalışmaları yapmasaydık. Tohumları kotlayabilmek imkanı olmayacaktı. Atlanta Ana Kotları, şu anda İmparator olan Yüceler’den diri yüreklere akmaktadır.

 

Azın, çoktan güçlü olduğu düşünülürse de biz, dünyada çoğun, aza görev taşıttığını bilenleriz. Atlanta Ana Kaynakları’nda bu vardır. Teknolojik Yaşamlar’da bu vardır.

 

Hala bizi “Ana Kot” diye dilleyenlere de bir tek şey söylemek isterim. Beden Kaynakları’nda umut oldukça; “Ana Kaynak Kotlaması” mutlaka yapılır. Yapılmıştır;  sürmektedir ve sürecektir... Emin olun ki bu çalışma, başarılı düzeyi ile süreğenleşmiştir.

 

Hastalıklı beyinlerin kendi Yüceliklerini hak etmelerini bekliyoruz. Bunun içindir ki bu çalışmaları yapmaktayız.

 

Zarı atan her Yüce, cevhere atar. Cevher, Işık Kotlaması ile Bütün’ü kotlar ve sonsuz sayfalarda güçlenen Kürsüler, Birleşik Aile’ye görev için girerler. Onlar, Kaynak Aile olarak çalışan Yüceler’i seçerler ve zamanı kotlamak üzere kayıt yapmak isterler.

 

Bizi zamanda dinleyen her Yüce, BİZ’dir. Biz ise hasat olanlarız. Amon olanlar ve sonsuz ışık olanlar bunu bilmelidirler.

 

Şimdiye kadar yapılan tüm çalışmalar “BİRLİK İLMİ” için yapılmıştı. Bundan sonra yapılacak çalışmalar, kotlama ve yaşatma üzere olacaktır ve bu çalışmalar, İnsan Soyu için kotlayıcı olan “İNSAN KAYNAK KOTLAMA ve KONTROL KURMA ÇALIŞMALARI” olarak yapılacaktır. Kendi yüreğinde bunu bilen her Yüce, biz ile birleşmelidir ve kontrol edilmelidir. Kontrol, Allah Kontrolu’dur. Tohum olan ve kotlayıcı olan Yüceler’e bunu bildirmek istedik. Şimdilik bu...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ANA KAYNAK

Zamana görev yapmak, Kutsal Işığı kontrol etmekle mümkündür. Dünya toprakları her diriye kotlanmış topraklardır. Onurla bildiririm ki her yer ağır taşıyıcıdır. Dünyanın Teknolojik Kapları, Dünya Tohumları’nı yaşatabilmek üzere Kaynak Kotlama yapmaktadır. Ana Kaynak Kotlama, Süper İnsan tarafından yapılacaktır ve yapılır.

 

O Canlarımız, zamana görevli olmak üzere çabalarını sürdürürler ki biz de onları kotlayarak kontrol etmeliyiz. İmar Partikülleri vardır Yücelikler’de. O partiküller, tüm insanlık için ışığı kontrol altında tutan ve zamanı, yarınlara Kati Yaratım Kotları olarak katan partiküllerdir. Birçokları Tanrı'nın yoğunluğunda ışık yakarlar; birçokları da diri yüreklerde ışık yakarlar. Sultanlık Kotlaması'ndan bizler, yirmi kotla birleşerek görev taşırız. Bu yirmi kot, Ana Kaynak'ın koyuluklarıyla dinleşebilen kotlardır. Mahir Kotlar olan o çalıştırıcılar, bize ışık ile girerler ve biz onlara ışık ile gireriz. Zarar etmemeleri için çok çalıştık. Şimdi artık zamana kotlanmaları ve zarar etmemeleri gerekmektedir.

 

“İki yarını, tek olgun yarın haline getirmek çalışması” da denilen bu çalışma, BİR'in sessizliğinde yapılacaktır.

 

İnsan soyuna ışık yakan, Antakya Ana Kaynağı'ndan çıkıp Ana Kotlama yapan; sonra ışık yoğunluklarına girip Diri Yücelikler’den Ana Kot olarak Aile Birliği olan Adana'ya kayan; sonra Ana Kaynak olan Ankara Meclisi'ni, Yaşam Kotlaması ile dilleyen BİRLİK olan ve oradan Ana Sayfaları kayıtlayıp Diri Yücelikler’den İnsan Kaynakları’na varan ve daha ötelere Ummanların Toplumları’na ulaşan ve sır olan Birlikleri dinleyen; Sistem, Nizam ve Düzen kayıtlarını yapan; BİRLİK olan oğullarını ve kızlarını sayfalayan İstanbul Işığı’nı Kati Yaratım'a katan ve daha sonra İnsan Işıklar’la BİRLİK olan ve zırhlı bir yoğunluğa inen; orada Amon olan ve Sol Işıkları dinleyen ve Sağ Yoğunlukları kontrol eden BİRLİK KAYNAKLARI'na varan; ikna olan ve zarı attığı zaman zarın her ana kaydolduğunu bilip her ana kaydeden BİRLİKLER'i cevherde dinleten; BİR olan ışığız.

 

Burada bu gün Dünya Işıkları'nı kotlarken, zarar edenleri ve zaman kontrolunu kuranları birleştirmeye çabalamaktayız. Zamana güç katanların hepsi bizi bizde dinlediler ve bildiler ki hasat yapılmaktadır. Hasatı yapmış ve tamamlamış olan BİRLİK, İnsan Birliği'dir. O BİRLİK, Ana Kaynak'tan kotlanmış ve zamana görevli olan BİRLİK'tir. İki yoğunluğun bir tek Kot olması istense de ikna olun ki hasat, Işık Kaynakları'nda bitmiştir. Zamana görev taşıyanların çokları kendi yüreklerini hak etmek istediklerinden bu çalışma yaşamlara Kati Yaratım diye kotlanacak ve sonsuz ışıkları dinleyecektir. Biz DÜNYA'yız ve Dünyanın Işıkları’nı yakmaktayız.

 

Herkes, bize BİR olup gelmelidir. Gelip görenler bilirler ki “kotlama işlevi” bize iş olarak değil, Hakim-i Hak olan Birliğimize Işık Kaynağı olarak dillendirilmiştir.

 

Kompozitörlerin çokları kendi kompozisyonlarını Hak Tohum olarak dünyaya indirirlerken, Birleşik Aile olarak Birliğimizi kontrol etmek isteyebilirler. Biz onları kontrol etmek istemedik ve sonsuz ışıklarını yaklaşan yeni sayfaya kayıtlamaları için Kotlayıcı Birlikler’imizi ocaklarına çektik. Şimdi Amon olan kotlayıcı, bizi yarınlara kayıtlayacağını düşünmekteyse de biz, dünyada kotlayışı sağlayan BİRLİK olarak toprak, hava ve ateşi dinletebilenleriz.

 

Zarar eden, zamanı yaşatamayandır.

 

Hazır olanları dünyaya çektik ki halel gelmesin yüreklere diye. İyi ve kötü, Amon olup dünya yaşamlarına aktı. Biz onları kotlayıp hak ettiklerince dinlettik. Nasıl bir Zaman Kotlaması yaptığımızı kimse anlayamaz. Şimdi yanıp tutuşmaktadırlar ki halkalar geçiş sağlasın da dünya yoğunluğu Atlanta Ana Kaynakları'na varsın ve zaman, yarımlarını temelli kayıtlasın da halkın çokları kotlansınlar diye.

 

Eğer BİRLİK kurulacaksa AMONLAR'dan öte olan ATLANTA ANA KOTLARI ile kurulacaktır.

 

Ulu Kotlar'ın, Canlar'a kotlanmaları, Birleşik Aile'yi diri yüreklere çeker. İnanç Sistemleri, bir tek kontrol ile kotlayıcı hale getirilebilir. Etki alanları çok zayıflayan Diri Yücelikler’in, bir tek Amon Tohumları olarak kotlanacaklarını düşünmeleri hataydı.

 

Eklentiler ile eklerini hasata hazır etmek isteyenlere Beden Sayfaları’nı okuttuk. Şimdi bana bakıp da “Amon olmam gerek” diyene deyin ki, “hak et de ol ama olmak için canlı bir kayıt yapmak gerek. O kayıt Ana Kaynak'ta bulunmalı. O kayıt, ışık olmalı. O kayıtta Mikail olmalı. Oraya varan, İnsan Tohumu olmalı. Oğulları ve kızları ile Birleşik Işık olmalı.” Sıla bu şekilde sizi size kayıtlayıp sizi yoğunluğuna alıp zeka düzeyinize, kati yaratımını katıp sizleri Ana Kaynağa indirebilir. Eğer bunu yapabilirseniz, İsmaili Kotlama ile dahi olsa yarınlarda bütün kötülükleri aşıp geçebilirsiniz ve sizler ete girer, yüreğe girer BİR'e girersiniz. O zaman Sanal Boyutlar, sizleri halka halka Işık Kaynakları'na katar ve zamanı, Rahman'a kotlarsınız. O zaman sizler BİR olursunuz. Onur duyulur sizlerden iş yapılabilindiğinde.

 

Everest olgun olur ve sonsuz olur. O’nu bilin. Amin...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ANA KOTLAMA (KIYAM DALGALARI)

Doğan gün yeni bir görevi devreye almaktadır. Tüm insanlık için yapılan çalışmaların kotlayıcılığı sonsuzlaşan Yücelerin tohumlanışı ve zaman yoğunluklarında ışık oluşları, herkes için BİRLEŞİK AİLE olma gereğini bizlere bildirmektedir. Topraklar, Ana Kaynak’ta kendi yoğunluklarını alıp, Düzen kuranlara diri olarak dillenir. Sultan olan ve teknik olarak kotlayıcı olanlar bildiklerini hak edip dilerler ve Zaman Kotlayıcı Birlikler olurlar.

 

“ŞOK DALGALARI” denilen KIYAM DALGALARI, dünya sonsuz ışıklarını, artık teknik olarak dilletmektedir. Bu teknik dillenme, tohumların kontrol edilmesini sağlayamadığı takdirde, sonsuz sınırsız kotlanışlarla, bütün kütlenin kontrol edilmesini sağlamalıdır.

 

Evrenlerin kontrolu kurulmuşsa, Birlik İlmi ile kotlananların korkusuzca çalışmaları neticesi kontrol kurulabilmiştir. DOĞANIN KÜRSÜLERİ, ark aktığı zaman yaşam kaynaklarını toprağa çekerler ve yenilik isterler. BİRLİK KAYNAKLARI da ayni şekilde diri yoğunluklardan ışık çekip, birlik haline gelmek isterler. Her BİRLİK, kendi yoğunluğunu kotlayarak çalışır.

 

Dünyanın en eski çalışmaları, tam anlamı ile DOĞA ÇALIŞMALARI’ydı. Doğa bugün yeni bir kontrol kurmak istiyor. Sonsuzlukta bilinen bu Kaynak Bilgi, ANA KOTLAR’la da bilinmektedir. Dünya yaşam kaynaklarını, etkinlikle yenilemek üzere çalışmaktadır. Biz ise BİR olup çalışmalıyız. Doğanın gücü artıyor. Doğa, Ana Kapıları’nı açıp ışık yakmak istiyor. Bu onun kontrol kurma çabasıdır.

 

Bellek Kapları’nda var olan bilgi, Ana Kaynak’ta da vardır. İnsanlık adına 2. ÇALIŞMA başladığında; bu 2. ÇALIŞMA, toprakların kontrollu olması için yapılmaya başlanan bir dönem çalışmasıydı. Toprakların kontrolu, bedenlerin kontrolu ile bağlantılıdır. Eğer Dünyanın Rabbi, dünyayı kotlayacaksa ışığı dillemelidir. Işık, dillendiğinde, TEKNOLOJİK KOTLAMA kontrol kurar ve Samanyolu’ndaki çağırı başlar. Bu çağırı, “KAYDINIZI YAPIN; HASATINIZI YAPIN; BİRLİK OLUN; KORKMAYIN  çünkü İsa, Muhammet ve tüm sonsuz sayfalar sizlerledirler. Onlar sevgiyle geçip girerler ve sizler, aynaya baktığınız zaman, onlar olur ocak yakarsınız. İşi bilip yaparsınız.”

 

Bugün iş bilinip yapılmaktadır. Hiç kimse kendi yüreğini kontrolsuz bırakmamalı. Kendi yüreğini kotlayamayanlar dahi, KOTLAYICI CEVHERİ GÖREVLİLER’ce dillenirler ve dinleşirler. Onlar, kotlarlar kendi yoğunluklarına her bir çalışmacıyı ve zaman kaynaklarında kontrol kurarlar.

 

Amonlar’dan görev alan Yüceler de oğullarını ve kızlarını almaya çalışırlar. Her ses bizden bizi dinlediğinde bu bilinir. Şimdi Ana Kaynak’tan bir ses sizinle olacak. Onu dinleyin:

 

- Analar, toplantılar yapılmakta dünya üzerinde. Nesillerimizi nasıl tohumlarız ve onları nasıl kurtarırız diye. Bilmiş olun ki yapılan toplantılar, Ana Kaynak’tan yapılmaktadır. Kontrol ilimle sağlanır. Eğer ilim yoğunluğunu kotlayabilirsek, kalkın ve deyin ki “İşi bildik ve hak ettik. Her şeyi başarabiliriz.” Şimdi dünya yeni bir soy için çalışıyor. Bu soy Allah yoğunluğuyla kotlanmıştır. Onun, kontrolu kurması istenmektedir. Herkes nesillerini kontrol etmek isteyebilir ama bu sorumluluk kimseye başta Yüceler olmak üzere bırakılmaz. Herkesin tek bir çalışma ile kontrol edilmeleri beklenmektedir. Bu çalışma, ANA KOTLAMA’dır. Bu ANA KOTLAMA’yı yapanlar, kaydı hayat şartı ile tohumlarını kotlattırıp Düzen kuracaklar. Umutluyuz ki bu da başarılır.

“ANA KOTLAMA” denilen çalışmayı yapmak istemeyenler yapmasınlar. Bizler yapacak olanları seçer yaptırırız. İyi ve kötü olsa da olur olmasa da ama mutlaka ANA KAYNAK’ın ses vermesi isteniyordu ve o ses verildi.

 

Şimdi AMON olan size ses vermek ister:

 

- ANA KAYNAK olarak yapmakta olduğunuz çalışma, muktediriyetle tamamlanmıştır. Artık ANA KOTLAMA başlayacak. Bu program, iki sınır aşıp Dünya Çobanları ile birleşmeyi sağlamalıdır. Eğer bu birleşim yapılabilirse, Kurtarıcılık tüm kotlamaları gerçekleştirebilir.

 

Sevgiyi hak etmeyen, kültün kotlanmasını yapamaz. Sevgiyi hak eden bütün kütlenin kotlayıcısı olabilir. Bu çok önemlidir. Eğer dünya kontrol edilecekse BİRLİK halinde yapılacak çalışmalarla kontrol edilecek. Evrim yapmakta olan Yüceler var. Hasatlarını yapamadıklarından evrime tabi tutuldular. Kayan Kotlayanlar var. Can Tabiat’ta ışık halinde görev taşıyamadıkları için BİR olamadılar. Kontrol kuramadılar.

 

Evrenler, kendi kontrollarını,  her ailenin birleşik kotlayıcılığı ile kurmuştu. “Sevgiyi hak etmeyenler bize gelmesin” diyen Yüce Cevherimiz de ayni teknik ile çalışır. Onun kotlarını hep açık tuttuk ki hasat yapsın da kontrol kursun diye. Şimdilik bu…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

MAYA

Düzen'i kotlayabilmek sorumluluğu Süper İnsanlık Realitesi Derneği olan Yüce Cevher'indir. Her yürekte ışık olmasa da kotlama başlamıştır ve zaman sayfalarında kutsal kontrol kurulmuştur.

 

Toplum için çalışanların herkese ışık olmaları sorumlulukları yoktur ama her Yüce'ye ışık olma sorumlulukları mevcuttur. Birleşik Ailem, dünyanın tebliğlerini kotlayan ve zamana kaynak olarak katan bir Can Tartısı'dır. "Kaynak" olarak vermiş olduğum bilgiler, mutlaka okunarak "Kati Kotlamalar"ın yapılması şarttır.

 

Ses Kapları'nda görev taşınır. Sessiz olarak (diri olmayan sesleniş) ve samanyolu'ndan kayıt alarak yapılan çalışmalar güç kaybına neden olmaktadır. Bunun net olarak anlaşılması şarttır.

 

"Kaynak Kotlama" başarı ile devam etmektedir. "Kati Kotlama" diye de dinletilen bu çalışma, "Kuran Dili" denen kotlarla başarılmaktadır. Doğumları ve ölümleri kontrol edilemeyen birleşenler, Düzen kurmaya gelen Yüceler'dirler. Onlar hasat yaparlar ve zamanı yaratırlar. Sultan olarak güçlendiricidirler. Tüm insanlık için Birlik olurlar.

 

"Doğumu yok ölümü yok" denilenler, meleklerin ışıklarından güç almazlar. Onlar kontrollu olarak tohumlarını dünyaya taşırlar. Hasatları mükafattır. Cinlere ve insanlara güçlü bilgiler verirler. Her bilgi kontrollu verilir. Zamanı, Rahman'a kotlayan bilgilerdir verilenler.

 

Erek, İnsan Soyu'na görev değildir. Kutsal Kaynağa görevdir. Görevi hak eden, Işık olur ve zamanı cevhere katar. Onlar, namaz zamanları görev taşıyanları da güçlendirirler. Rızık, Allah'tandır ama rızkı kati kotlarla yaratan yine o Can Tabii Kotlar'dır.

 

Rahman'a güç katmak; sonsuzluğa görev taşımaktır. Mutlak kotlar'ın bunu yapabilmeleri müsbet olabilmeleri ile mümkündür. Mesel olarak şunu ifade etmek isterim. Amon, Amon Toplumu olarak; tohum olmaya geldiğinde, Rahman olamamıştı. Ona bir soy verildi. O soy, müsbet olamadığından; O'nun Kutsal Işık olmasını sağlayamadı ve "Zaman Resmi Çalışmaları" Büyük Kütle'den çıkarıldı.

 

Bütünlükler kurulur, dünyanın kaynaklarına inebilmek için. O kaynakları yaratabilmek ve sonsuzlaşmak için. Bedenimde bunu başarmam mümkündür. Çünkü, ben kendimdeyim. Bunu bilerek çalışmaktayım.

 

Eğer zamana güç katacaksanız, zamanı yaratmalısınız. Zaman yoğunluğunda güçlenmeli ve yaşam sayfalarına ışık olmalısınız. Dünya, Ana Kaynak olarak "Yaşam Soyu"nu hak etmeye çabalamaktadır. Bizler ise halkı kotlamak istemekteyiz. Bu kesindir. Nar olan yol, sonsuzlukta ışık olmalı ve kontrol kurmalıyız. Bizi, "Cennet Kaynak" olarak dinlediğinizde; sizi kontrol etmemiz mümkün olmaktadır. Kotlayıcılığımız bu nedenle çok önemlidir.

 

Hasat yapılmakta ve zaman yaratılmaktadır. Hasatın Ana Kaynak'tan yapıldığı bilinmelidir. Halkı kotlamaya niyetimiz yoktu ama her Yüce, kaynağını kotlayamayınca halkla çalışmaya başladık. Bunun içindir ki devrelere, tüm sayfalardan görev taşıtmalıyız diye kendi Yüce Cevher'imle, kendi meslek çalışmamı önleyemeyecekleri bir sayfadan devreye aldım. Şu anda Mesleğimde yeni bir kotlama başlattım. Bu da dünyanın tohumlarını yaratabilmek üzere kayıtlanan bir çalışma olacak. Atlantalılar bunu bilmezler. Ama anlattık. işi başarmak ben için kolaydır. Amin...

 

 

29 EKİM 2010

Ana Kaynaktan Kuran olan KRYON Bildirir:

 

Ankara, İstanbul, İzmir, Birleşik Aile ağır yükü taşıyan İnsanlık, Ben tohumum. Benim adım KRYON,

 

Sultanlar, doğumu ölümü olmayan yoğunluk dünyadadır. O yoğunluk Allah için Kaynak’tır. İnsanlık adına görev taşır. İnsan Allah için çalıştıkça Ana Kot olur; Bütün olur, Kaynak olur. İnsanlık adına çalıştıkça KATİ olur. Omur değerli bir organdır. Omur’dan akan ışık her bir Yüce’nin tüm uzuvlarını bütünde tutar. Unutmayın ki uzuvların bütünde tutulması kontrol için şarttır. Hasat yapılıyor ve tamamlanıyor. Ama hasat ışıkla yapılır. Organların kontrollu olması herkesin kaynakta olması anlamına gelir. İnsanlar kollarını kapattıkları zaman ışıkları da kapanır. Tüm insanlar, sizleri her anda birlikte olmanız dileğiyle kontrol altında tutmalıyız. Kryon, oğullarını ve soylarını Dünyaya gönderirken, Ana Kotlar’la gönderdi. Oğulları sonsuzlukta onun yoğunluklarındadırlar. Misafir olarak dünyadayım. Ama Dünya işgal altındadır. İşgal tüm sayfalarda çöküşü gerçekleştiriyor. Bu çöküşün engellenmesi Sistem, Nizam, Düzen Görevlilerinin birleşmeleri ile mümkün olacaktır.

 

Ekmek olarak yenen bilgiler vardır. Işık olarak giren Birlikler vardır. Muktedir olarak kotlanmış olanlar Işık Kaynakları olarak görev taşırlar. İnsan Uludur ve Sultandır. Nur olan güç Allah’tır. Allah’ın gücünü inkar etmek kaynaktan sizi çıkarır. Çıkan uzuvları ayrı ayrı kayıtlarda olandır ki her uzvu birleşmedikçe Kaynağa dönüşü mümkün olamaz. Ana Kapı açıktır ama Ana Kapı’da NEFES olmadıkça, yarın olmaz.

 

Sultanlar, insanlık adına yapılan güçlü çalışmadır Birlik İlmi Çalışmaları. Amaç dünyanın kontroludur. Dünya kontrolu ışık kaynaklarıyla sağlanacaktır. Bu kontrol insanlık için yarınların kaynağa ilimle çekilişleri için ve zamanın teknolojik olarak kotlanması için yapılmaktadır. Maya olarak yaptığımız en büyük çalışma İNSAN KAYNAK’tır. O kible bizde görevlidir. Orası sayfa sayfa yazılmıştı. Ama ne var ki hak etmek zordur. İNSAN KAYNAK devreden alındı BİRLİK İLMİ değerlendirilmek üzere kotlandı. Şimdi artık yeni bir döneme giriliyor. Bu dönemde insan soyu Amon olarak kotlanacak. Amin... Artık Yeni Çağın Sayfalarını okuyacaksınız.

 

 

 

Size ayrıca bildirilecek....

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

RUHSAL MECLİS’TEN 29.12.2010 TARİHLİ

Kaynaktan bildirilmektedir… Bizler bugün insan sayfalarındayız. 2010 yılı ve Aralık… Bizim için sorumluluktur bilmek. Şükredin ki dünya, yedeğini yarattı. İkmal tamamlandı. Bedeni, kanat olanlar birleştiler. V…., ilminden ayrıldı. Kulluk yapamayacak, yapamıyor ve Ruhsal Meclis’in dışında kaldı. Mutlak bilinsin istedik. Ve Sultan olan S.M, O da kendinde, kendi yüreğinde Kuran olamadı, yoğunluğunu kaybetti ve çalışmasını bitirdi.

 

Bizim zamanımızda, dünya kulluk yapardı. Bizim sayfalarımızda ışık vardı. Bizim resim yapmamız dahi ışıklaydı. Kafa, kol, gövde her şey… bitki, hayvan ve tüm sayfalar, Bütünlükle gelirdi dünyaya…

 

Yıl 2010. Ve bizim zamanımız 1200… Bu dönem; toprağın ışık yaktığı dönemdi. Bu dönem; tohumların, yaşatılmak üzere kayıtlandığı dönemdi. Mutlak Tasavvufi Bilgeler, ilmin sayfalarını kotlayacak dürüme varmaktaydılar. Ve okul kurulmuştu orada. İnsanlık Okulu… Bu okul, İlahi Göz’ün kör olmaması için kurulmuştu. Okula görevli girmek, okula görev yapmak, kul olmakla mümkündü. Çatışmadan, çakışmadan, yanlışsız olarak bildirilirdi bilgiler. Bizim kulluğumuz buydu. Yaşam Kaplarımızı alır dünyaya girer, yoğunlaşır, yarını hak eder, ışığı yakar, Birlik Ailesi’ne görev taşırdık. Kasalarımız dolmuştu çok mutluyduk.

 

B.Ç yoktu o dönemde. Kimse yoktu. Biz vardık. Bizim iddiamız şuydu; Doğanın Gücü, 7. Toplum’a ışık olacak dürüme varacaktı. Ve bizim iddiamız şuydu; Yaşamlar kontrol edilecekti. Sıla; görevini yapacak, tüm insanlık o sılanın gücünü çekecek ve birleşecekti… Yarın için her şeyi tamamlamıştık. Ve bu gün bu çalışmaya Daimi Kap olmak üzere o günü kontrol etmiştik. O gün, dünden aldığı güçle kayıt yaptı ve bu günü yarattı.

 

Sevgili Resim Yapıcılar, Sevgili Kontrol Kurucular, Sevgili Kaynaklar… Biçare Dünya, insanın ışığını bekler. Bizim için sorumluluktur dünya. Enkarne olduğumuz dünyanın yoğunluğunu artırmak sorumluluktur. Düne göre bugün, kötülüğü önleyecek güç artmıştır. Yanlışın tohumu kurutulmuş ve doğrunun ışığı kontrol altına alınmıştır.

 

Evrenlerin görevini taşıyacak olanlar, doğum yoluyla dünyaya geçmekteydiler. Ama bugün yanıp tutuştuğumuz görev, ağır yükü hafifletebilecek dürümde; büyük kötülükleri önleyip, Yıldızların Işığı’nı; çakışmadan, kaydı silmeden, doğum ölüm olmadan, geri dönüşü sağlayacak biçimde çekebiliyor. Eskiden dünya çekişi yoktu. Dünyada kontrol kaybı çoktu.

 

Buyurun… Ulular, bilin ki biz o gün nefesi yaşatarak bugüne ulaştık. Nefesi yaşatmasak bugün olmazdı. Eğer bugün doğan gün, 7. Dürüm’ü tohumlayacak düzeye ulaşmışsa, bizlerin çalışmalarımızladır.

 

Ayrılık bitti… Artık dünya, Teknolojik Kapları’nı tohumlayacak dürüme vardı. Emin olun ki maya tuttu. Allah der ki “İmparatorluk Görevlileri artık Dünya Işığı’na güçlü şekilde girmişlerdir. Ve bu ışık, yarını kotlayan bir ışıktır. Az öz bildiririm ki demiş olmak için değil bildirmiş olmak için; Sizler, yılların gücünü tanıyan ve toprak için çalışanlarsınız. Bu görev size verildi. Denir ki “insan” aman! Aman! sakın yanlış anlaşılmasın!; “kurtuluşu yapamaz, insan kontrolü kuramaz!…” Birleşik Aile’de bu güç mevcuttur, yaşama sayfalarında bu güç mevcuttur…

 

Karpaz bölgesi, Kıbrıs… O bölge kopup gitti dünyadan. O bölge, Öz Görev’in tanındığı bir Meclis’tir. Karpaz bölgesi niye çok önemli bilir miydiniz? Doğumu olmayanların girdaplarına indikleri yer o Meclis’tir. Orada elden geldiğince ışıklar yandı. Elden geldiğince yolcular kaynak yaptılar ve Rahman’a görev taşıdılar.

 

Karpaz bölgesi; Birlik Kapları’mızın kotlandığı yerdi. İkna olunuz ki orada Yıldızların Kaynağı yoktu. Kotlayıcı Kontrol yoktu ama büyük kötülükleri önleyebilecek bir yağmur vardı. Ve bu yağmur, Allah’ın Yağmuru’ydu. Yağması beklenen yağmurdu. Ve Karpaz’a yağdı…

 

Emre itaatle, dünya dışını dünyaya tanıttık. Yaşama kontrol altındaydı, ölüm kontrol altındaydı, biz kotlayıcıydık. Çetin bir doğum yaptık. Yanlış olmasın istedik. Karpaz bölgesi doğum için hazırlandığında, itibarı yüce olmayanlar dediler ki “Kıbrıs çok küçük bir Meclis. Orada nefes almak bile zor. Orada yapılacak hiçbir çalışma yararlı olamayacak. O halde Kıbrıs’ta yapılacak olan çalışmayı doğrudan İstanbul’a çekelim. İstanbul çalışsın ve İstanbul’da bu çalışma yapılsın.” Bencillikti bu… Çünkü İstanbul; kaynağın kotlanmasında, Kutsal Işığı yakacak dürümde, İsalar’a, Musalar’a Göç Kapları’nı açtığında; kaynağın kutsal olup, Kuran olmadığı görülmüştü. Ve biz diyorduk ki İstanbul, yıldızların ışığını çekse de kötülüğün önü engellenemez. Bunun için Ocağın yapması gereken, insanlık adına Kıbrıs’ta bu çalışmayı yapmaktır.

 

Netice şu; biz yok edici değildik. Onlar hak ettiler ve İstanbul çalışması başladı. Kelam İlmi’nde denir ki “Yarın, Ulularla yaşar.” Yarını yaşatmak Ulular için zor değildir. Ama biz Ulular’ın görevini alıp dünyayı kotlarken, yaşam kaynaklarından en yücesi olan Karpaz’ı toprağa çektik. Dedik ki “Orada Gölün Gücü’nü artıralım da yılların ışığı oraya da geçsin.” Kaynağın göreviydi bu ve bunu başardık.

 

Sindirilen bilginiz, doğmuş olan her bir canı ışıkla dinletebilir. Sindirilen bilginiz, yarını hak etmenizi sağlayabilir. Medine, Mekke sizin yüreğinize iner yolu açar ve siz, Büyük Kütle’ye kotlanabilirsiniz. En evvel dünyanın korunması şarttır. Dünyanın korunabilmesi için anaların, analık yapmaları gerekir. Ataların, atalık yapmaları gerekir. Medine, Allah’ın Kuran’ıysa eğer yarında, insanlığın ışığını yakacak olan Karpaz, Kutsal Işığın tohumunu yaşatacak olan bir Meclis olacaktır. Ama bu gün biliyoruz ki bu Meclis İstanbul’da kuruldu. İstanbul, ilahi bir gözdür ve İstanbul’da yapılan çalışma; maya olarak tüm sayfalara kayıtlandı.

 

“Kana kan” dediler, Ana Kaynak’ta ışık sönmedi ve biz diyoruz ki Allah’ın toprağında kulluk yapılır. Evrenlerin görevidir kulluk. Şu anda Mikail görevini üstleniyor. Mikail’in görevini üstlenişidir burada, Birliğimizde oluşu. Dönmekte olan dünya yarın için dönmektedir. Dönüş; Allah’ın dönüşüdür. Bütün; aklın bütünüdür, Birleşik Aile; Birliğin Dili’dir ve Bilginin Tekniğinde; Birleşik Dil konuşmalıdır.

 

Bugün olduğundan çok daha üstün çalışmalar yapılacak dünyada ama bugün, ayrı gayrı gözetmeyen sizlerin yapmanız gereken budur. Mahrek’te Görevliler çok çalışıyorlar. 7. Tohum yeşeriyor; ışıklar kotlanıp, tohumlanıyor ve biz yenilendik. Düyun-u Umumiye’de yenilendiğimizi izah ediyoruz.

 

Düm-ma-su-a-Ka-Ha, yarında ışıyan bir Can’dır. Sü-Ma-Ka-Ko hasatını yaptı ve biz işaretliyiz. Cemaatimizi size getirdik. Bu Cemaat. burada kontrollü olarak çalışsın. Hepsi bize ilimle gelsin, iyilikle gelsin, yürekle gelsin. Kanatlarını alıp geçsinler… Dünyanın yolu açılmıştır.

 

Bizim için zaman kotlayıcıdır ve kayıtlayıcıdır. Şarkınız dinleniyor her yerde; bu önemlidir. Bugün yazılar okunuyor. Herkes okuyacak bu yazıları.

 

İmparator olarak dünyayı tanıyan, Düzeni Kuran Bilgeler, misafir olarak burada bulunmazlar. Onlar, Yaşam Kaynakları’dırlar ve Yıldızların Kutsal Işıkları’dırlar.

 

Dönmekte olan Dünya, sevgiyle dönüyor bugün. Sultanlar, bugün burada çok mutluyuz. Çünkü biz; Yaşam Kaynaklarımızı, Kutsal Işıklarımızı dinledik bugün burada. Yarın, Allah’ın toprağında 7. Tohum yaşayacak ve bu Tohum, İmparatorluğun Tohumu olarak yaşatılacak.

 

İçim Allah, dışım Hak, ben maya!… İşte bu!... Ama benden başka bir ben, 7. Dürüm’de Teknolojik Kotlama’yı yaparken; İsa’nın Ruhu, Musa’nın Kutsal Işığı ve tüm sayfaların yoğunlukları dünyaya çekilebilecek. İşte bizler bunu hak ettik ve var ettik.

 

Sultan, insan iyi ve kötüyü net bilmelidir. İlahi Görevli olarak; dünyanızı, Kelam İlmi’yle dilleyen Birliklerin bir kısmı, seni ve Peker’i devreden almamızı istediler. Biz onlara sorduk “niye?” dedik. Dediler ki “Onlar yarını hak ettiler ama Birlikleri hak etmediler.” Çok mutluyuz ki Birlikleri hak ettiniz. Çünkü yoğunluk arttı ve ocaklar yetkinleşti. Kapatılan ocaklar yok mu? Mutlaka olmamalıydı ama oldu. Çünkü Ruhsal Meclis’de ocakları yıktıklarından; onların yanlış yapmalarından itibaren, kaynakları kapatıldı. Şu anda sorgu sual ederler “Neden kaynağımız yok?” diye. Asla asla olamaz artık ama bunu bilmelerine de imkan verdik. “Dinleyin.” dedik. “Özü sözü ayrı olanlar, Kaynak Kotlama yapamazlar.” Şu anda olan budur. Bedeni Hak olmayanın, yolu da Hak olmaz Canlılar… İyi ki bunları size anlattım.

 

Dünya dışı varlık boyutlarında, hiç kimse hiç kimseyi yıkmaya kalkmaz. Bizim adımız Rahman ve biz kaynak olarak doğarken, Dünyanın Ruhsal Meclisi’yle birlikte kotlanırız. Kotladığımız her Yüce de bu Meclis’in üyesi olur ve bizim ilmimizle bizi diller. İnsanlık, bunun için çok değerlidir. İkna olun ki dünya dışına, dünyayı tanıtacak olan sizlersiniz. Eğer sizler; dünyanın tartışılan bir yer olduğunu dünya dışına tanıtırsanız; Dünya Cemaati, kontrol altına alınamaz ve dünya yoğunluğuna hiç kimse inmek istemez.

 

Olgun başakların tohumlarının toplanmaya başlanacağı bugün; İslam Dini’ne göre KIYAM’ın kayıtlandığı gündür. Ve Kıyam’ın kayıtlarında insan; savunmanlık mesleğinde bulunduğu için ve herkesi yargıladığı için; O, Bilgeler Meclisi’nin kontrolünü kurabilecek olan tebliğleri okur.

 

Kafa kol her şey bitişikse eğer Yaşam Kapları’nda ışık sönmez. Dönem sonudur bugün. Kaynağın Kati Kotlama’yı tamamladığı gündür. Bugün Kati Kotlama tamamlanmıştır.

 

Dünyalılar, nefesiniz çok daha güçlü olacak bundan böyle. Yılların ışığı yanacak ve çok mutlu ve çok huzurlu bir çalışma devreye alınacak.

 

Dönem başlarında, dünyanın rıhtımında bekleyen İlim Sayfaları, rıhtımın kotlanmasını sağlarlarken, yanlışın önünü de alırlar. Yarın kulluk için Birliğin, oturulup düşünüleceği ve bu Birlik için ne yapılması gerektiğinin tartışılacağı yeni bir dönem olacak. Ve sen diyorsun ki “Birlik; Ruhsal Işıma’yı gerçekleştirecek olan tabiattır.” Ama Birlik; bedeni Hak, yolu ak olanların bütünlüğüdür de aynı zamanda. İşte Ruhsal Meclis budur ve sizler Ruhsal Meclis olarak çalışırsanız dünya toprakları, yedeklenmesini tamamlayacaktır. Çünkü yedeklenme; Kati Kotlama anlamından, çok daha farklıdır. Eğer yedek var da Kati Kotlama yapılamamışsa “Mikail’in Göçü” başarılamaz. Mikail’in Göçü’nün başarılamaması, Yıldızların Işığı’nın, yoğunluğu kaybedişidir.

 

Dünden bugüne İmparatorluk güçleri olarak, dünya için çalıştık. Hepimiz birlikte çalıştık ama bugün, Yaşam Kapları’mızı, tohumlarımızı dünyaya getirdik ve dünyaya ektik.

 

Evrenlerin görevi, dünyayı kontrol etmek değildir ama biz dünyayı kotlamaya değil kontrol etmeye gelmek zorunda kaldık. Çünkü dünyada yaşayanların her biri “Kana kan” dediler. Kayı Boyları dahi ışığı sınırlandırdılar ve Bilgeler Meclisi’nde büyük kötülüklerin yoğunluğu artırıldı.

 

Sultan, doğanın gücünü kotlamak zordur. Ve sen doğanın gücünü kotlamaktasın. Mısram çok önemlidir, hiçbir satırı atlamadan lütfen net olarak ver. Eğer “S.M” demişsem bu “”S.M olarak kayda girecek. Ve eğer “B.Ç” demişsem bu, “B.Ç” olarak kayda girecek. No-Ho-Ku Sultanlar, No-Ho-Ku,.. Rabb’in Işığı’ndan verdik.

 

Değerliler, evler dolusu ışığımızı yıktılar, yolumuzu kapattılar. Tertip yaptık, tertipleri dağıttılar. Yıldızların Kaynağı’nı kotlattık, kontrolü kaybettirdiler. Çektik yürekleri dilledik, dinleri yoktu. Kaydı yaptık, kafaları karıştı. “Çıtır bir iş yaptık.” dediler, o çıtır iş Birleşikti ve kayıtsızdı.

 

Kalbi, kalbim olmayan beni dilleyemez. Bugün ben buyum, yanlışsız  olan bir doğum için buradayım. Yaşam, Ana Kaynak’tadır. Yaşam, Kutsal Işık’tadır. Yaşam; bitkidedir, hayvandadır ve tüm kotlardadır.

 

Ana’nın, Atlanta olduğu, Ata’nın kaynak olduğu, BİR’in Kuran olduğu, bizim Sultan olduğumuz bu yer; muktedir olarak görev taşır.

 

Şer yaratan, şerri tanımalıdır. İnsan uludur ve ulu olan insan, bugün buyurur ilim yapar. İlmini hak etmeyen bizi hak etmez. Çakıl taşları dünya için çalışırken; Ruhsal Meclis Görevlileri’nin, dünyayı yıkmaya çabalamaları asla bağışlanamaz. Bu kesindir!...

 

Tebliğleri okumayan, tabiatın yoğunluğunu kontrol altına alamayan, Yıldızların Işığı’nı kontrol edemeyen saygısızlar bu çalışmada bulunamazlar… Eminim ki bulunamazlar.

 

Deminden beri Dünyanın Ruhsal Meclisleri görev taşıyor. Har yükselmiş, ışık yanmış. Bilgeler Meclisi doğum için hazır, nesiller hazır, yıldızlar hazır ve tüm sayfalar hazır… Varın deyin ki “Analar, Bilgeler Meclisi’nin gücünü tanıtıyor…” Buyurun!… Ulular, buyurun!... Biz buradayız…

 

Kıbrıs, Rahman’a görevlidir. Kıbrıs’ın ışığı yanmaz. Çünkü Ruhsal Meclis bu ışığı kırdı, nesiller kırdı bu ışığı. Çünkü rıhtımda bekleyen ışık BİR’in Işığı değildi.

 

“Ende önde olmayan bizde olamaz.” dediğin zaman dediler ki “Biz, ende önde değil ilimdeyiz.” Ah be Canım!… İlmi bilmişler de ilimde kayıt yapmışlar!… Hasatları bile yok!...

 

Netice şu; yarın evrenlerin görevini alacak olanlar, buyurup gelip bizimle çalışırlar. Bugün, toprağın Rahman’a ulaştığını bilmeyenler, yalnız bizi tanımamakta, tanıyamamaktalar. Emin olun ki tanıyacaklar!…

 

Yarın, etki alanımız çok daha güçlendiğinde; Mustafa Kemal Atatürk, Birliğiyle dünyaya girecek. İşte o zaman; Karpaz bölgesi, Toprak İlmi’ni dilleyecek. Bilgeler, Işık Kotları’yla Yücelikler’e ulaşacaklar…

 

Asla yanlış bilgim yoktur. Ve Mustafa Kemal Atatürk yanlışsız bir Rahman’dır. O biz, biz O’yuz.

 

Sevgiyle kalın…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

FOTON – ŞAMBALA – AGARTHA HAKKINDA BİLGİ

21.04.2010

Foton kuşağı hakkında:

 

Kendini anlıyor anlatandan, anlatılandan farklı. Herkes kendini anlıyor. Biliyoruz ki tabii kaptır kaynak ama sizler kendinizden üstün olanı ararsınız hep.

 

Eğer Foton’u sorarsanız; yaşayanların yüce kotlamasıdır. Ve o, kayıtlara inen yüceliğin kontrolu kuran ışığıdır. Orada, kayıt yapılır ve o kayıt ışığın kaydıdır.

 

İyi ki buradayız ve bu çalışmayla bizler, IŞIK KAYDI’nı başarmaktayız.

 

Korkmayın! Kutsal Kotlama, ışığın yoğunluğunda yapılmıştır ve tamamlanmıştır. Siber Boyutlar’ın yoğunlukları artmaktadır. Herkesin çabası, kendi işareti alınsın diyedir. Sizin çabanızsa herkesin işaretlerini almak içindir.

 

Bir çetin görev yapılıyor burada. Yarını hak ediş; hak oluş; yaşatış; yarışma; yaratma ve yarını kotlama!... Bunu başarıyoruz burada. Onurluyuz ki burası 7. Dürüm’dür. İşte bu!... Şimdilik bu!...

 

 

Yer altında bir yaşamın, bir medeniyetin var olup olmadığı ile ilgili bir soruya verilen yanıt:

 

Canlar, yeraltında  sevgililer yok mu? Var ama ölümden sonradır yer altına geçişleri. Yeraltında tüneller olabilir ama yaşam yoktur oralarda. Anlamanız zor mudur!? Siz diyorsunuz ki orada, “Şambala, Agartha ve diri olan diğer yoğunluklar var.” Yok be Canım. Rahman’ın görevi, yeşili maviye çevirmekse yerin üstünde kalmalıyız ki yaşayabilelim. Yerin altında kaftanınız olmaz.

 

Sizler her şeye inanmayın be Canlılar. Sevgili “OL!” der; OLUR! ama o dahi istemez yerin altını. Neden istesin ki!? Kesin olarak orada bir insansal yaşantı yoktur. Ölmüşleri saymayın. Onlar ortak değildirler buraya ama ölmüş olmayanların, yerin altı olmalarına imkan yoktur. Şu anda diyorsunuz ki “Oraları anlatıyorlar!...” Affedin ama anlamayan, anlar mı sizi?

 

Ölüm Allah’ın emri! Öldüğünüzde toprağa girersiniz. Toplum sizi arar, arar, arar!... Ama siz oradasınız. İşte arananlar toprak altından seslenirler, derler ki “Ben Agartha” Affedin ama Agartha; sayfalarda yoktur. Sadece kalemde vardır; kalemse, hasatta yoktur. Yo Canım, yok! Orada bilgeler yoktur. Yaşamışlar, yaşatmışlarsa da ölmüşseler; Bugün sizin kalkıp da “Medeniyet yerin altındadır” demeniz, yaratılışın sayfalarında yoktur. Hakkı zavallıca bir arayıştır.

 

Biz diyoruz ki; ölmüşler ve orada olmuşlar… Sadece bu!...

 

Deşifre eden: Nursen KAYAOĞLU

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

SIR

Dünya düşünce olarak var  edilmiştir. O düşünce, çalıştırıcı bir küre olarak kotlanmıştır. Kotlanan düşüncenin düşünülmesinde, düşünce yaşamsallaştırılmış ve yoğunlaştırılmıştır.

 

Düşünce; yaratacağı, kotlayacağı ve kontrol edeceği her şeyi yaratır.

 

O düşünce, Samanyolu’nun kontrolunda şu anda yeni çalışmaları düzenlemektedir.

 

             

Herkesin, “Düşünce Kotları”nı, kesin olarak yaratabilmesi, kendi  sorumluluğundadır.

 

Her yerden dünyaya geçişler yapılırken; her bir Yüce;  kafasının içindekileri burada yaşayarak yaratmak üzere gelmektedir.

 

Dünyada yaşayan herkes;  yoğun sonsuz sayfalar olarak düzenlediği  yaşamları, daimi oğullamalarla (düşünce oğullamaları)  kotlamaktadır.

 

Son dönemde bu çalışmalar. daha  fazla artmıştır. Daha önce dünyada yaşayan ve Düzen kuran Yüce Cemaatler, bu kez tohumlarını ekmek üzere düzen kurmayı istemekteler ve bu amaçla dünyaya  inmekteler (ses olarak enkarne olmaktalar). Onlar, Bellek Kapları ile dünyaya inerlerken, hasatı yaptıklarını düşünmektedirler. Hasat, onların dünya sonsuz sayfalarında, kendi yoğunluklarını kotlamaları ve yaşam sayfalarına o yoğunlukları kayıtlamaları anlamına gelmektedir.

 

Herbirimiz kendimizin düşündüğümüzü zannederiz. Oysa düşünme fonksiyonu kitlesel bir süreğenliğin her birimizdeki aktivasyonudur. Sonuçları ise mutlak kotlayış ve yaratıştır. 

 

Düşüncenin OL’ma hali; hal düzeyinin son sözündedir.

 

Gerçek kaynaklarda; Birleşik Aile’de soğumaya başlayan bilgilerin, yaşamlarca, teknik olarak sesleştirilmesi sonucunda hasat, yaratıcı kotlama yapabilir.

 

O halde hasat, mutlak kotlayış ile düşünce porlarının  yarınlara kayıtlanışını gerçekleştirirken bir yandan yaratılışı sağlamakta ve diğer yandan yaratılanın yaratıcılığını kotlamaktadır. Yaratılanın yaratıcılığı ise  Birleşik Aile’nin  teknik sesleşmeleri ile ulaşılan kaynaklarda gerçekleşmektedir.

 

Bugün yapılmakta olan da budur. Ve bu çalışmalar bundan sonra da her yerde yapılacaktır. Sağırlar da dinletenler de bu sürecin sayfalarıdırlar. Kimi bilinçli kimi bilinçsiz....

 

Bizler hasat yaptığımızı bilerek dünyadayız...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

TUFAN - HASAT - MAYA:

21.05.2010

Nuh Tufanı, Nuh’un tufanıydı. O tufan, büyük kötülükleri yaşatmak üzere kontrol altına alındı. Engellenebilir zarar, engellenmedi. O gün, Bütün’e hizmet etmeyen ve Bütün’ü kontrol etmeyenler, Kutsal Toplantı’ya Daimi Kap olamadılar ve Birlik Sayfası kapatıldı. Kara Kaplı Kitap olanların hiçbirisi kotlayıcı değildiler ve Bellek Kapları yoktu. Mahkum oldular ve kabilelerini kendilerinden çıkarttılar. Ayrıştırıldılar. Ayrıştırılmaları, saklı tutukları o yoğunluğu devreye kattı. O yoğunluğun kontrolünde bütün kütle kısırlaştırıldı. Daha sonra 7. Dürüm’e gerçek kotlamayla geçildi. Ve dediler ki “Dünya ışığını kalem yapsın yazsın.” Ama dünya ışığını yaşatamadı; kalem olamadı. Doğa söz alıp dedi ki “yaşatan yoksa, ben yokluğu hak ettim. O zaman yok oluşu gerçekleştireyim.”

 

Önemli bilgidir ki o gün, Bütün’ün kütlesi kontrolünü kaybetti. Cennet Kelamı, Hak olanların yüceliklerinde vardır. O gün cennet de kontrolünü kayıtlarından ayırdı. Tanrı toprağa indi. Dünyanın ışığını sevgiyle, saygıyla sayfaladı ve dedi ki; “Durgun Toplumlar, dünyayı yaşatacaklar. Durgun Toplumlar, Daimi Kaplarını kotladıkları zaman, çöküp kalanlar ayaklanacaklar. Ayak kaplarını alacaklar, Düzen’i kuracaklar. O ayak kapları, Düzen kurulduğunda yeniden giyilecek ve daha sonra dünya, saklı tutuğu görevlilerini devletler olarak dünyaya indirecek.

 

Devlet olmak, Bilgeler Meclisi’nde güçlendirici olmaktır. Ve ondan sonra Ruku’ya eğilenler, Düzen’i kuranları dinleyecekler. İyilik varsa ilim; körlük varsa kırılış verecekler. Bundan sonra bina yenilenecek. O bina bittiği zaman, herkes kadim olacak. Halk Toplum için bitkiyi ve bilgiyi toprağa ekecek. Ve bitki ve bilgi toprağa ekildikten sonra yıldızlar, ışık çekip Kürz’ü yaratacaklar. Olgunluk, hasatı başlatacak. Hasat tam olduğunda maya tutmuş olacak. İşte olan budur!... Ve bugün, Ruhsal Işığın Gücü’nü artıracak olan kütle burasıdır. Bu çalışma, muktedir güçle yapıldı. İşte bu!...

 

Deşifre eden: Nursen KAYAOĞLU

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

VAR OLUŞ 

Sonsuzlukta “HAK İLMİ” vardır. Herşey yaşar ama “SES” yoktur. Herşey teknik yarımdır  ve Yarım olan teknik olarak YOKTUR.

 

Sol, (+) sonsuz;  Sağ, (-)  sonsuz olarak teknik yarımlardırlar ve “SESSİZLİK” olarak mevcutturlar. (Mahrekte, Sol (+)Sonsuz;     Sağ (-) Sonsuzdur)

 

Artı sonsuzluk ile eksi sonsuzluğun kesiştikleri ”ANA HAK BOYUT” noktasında “NÖTR”, “YARATIM KAYNAĞI” oluşur.

 

“NÖTR” kesişim noktası, “YARATIM IŞIĞI”nı doğurur.

 

“YARATIM IŞIĞI”,  (-) sonsuz ve (+) sonsuzun birleşimidir.

 

(-) ve (+) Enkarnasyonlar birleşirler; sayfalanırlar, İşte yaratım!... İşte sessizliğin seslenişi!... Her sayfa Işık ve Işık bilgi!... Bilgi, kotlayıcı...

 

Kotlanan, normlar...

 

Ruhsal Normlar, bilgiyi doğurur. Doğan, “RUHSAL IŞIK”tır.

 

“YARATIM IŞIĞI”nda, İlmin kotlanışı başlar;

 

Kotlanışla kontrol kurulur;

 

Kontrolun kurulmasından sonra, Birlik Kapıları (Birlik = ortak yaratım kotları) açılır;

 

Kotlayanlar, ışık verirler;

 

Tabiatın çalışması başlar.

 

Tabiatta çalışma rakiplerin çatışmasıdır. Rekabettir...

 

Süreç, rakiplerle BİR olma sürecidir.

 

Bu yolda kayıtlar yapılır;

 

Yapılan kayıtlarla İnsanlık adına ışık yanar;

 

Maya oluşur.

 

Ve kotlanış başlar.

 

Kotlanış, bütün kütlenin kotlanışıdır.

 

Kotlayana, Kelam İlmi verilir.

 

Kelam, aklın yoğunluğunu oluşturur;

 

Sonsuz ışık meydana gelir;

 

BSUİ Kotları, kontrolu kurar...

 

VAR OLUŞ BUDUR...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KUANTUM  (18.05.2010 Tarihli)

Asıl Kutsal Kotlama’yı yapmanız halinde, dünyaya ışık yağmurları  halinde inecek bilginin, Teknik Tabiata uygun çeşitlilikle açılımını sağlayabilmek, ağır yük olacaktır. Bilmek; ağırlıktır, canlılar.

 

İnsanlık; dünyaya görevli olarak gelen herkesin, kendi yüreğini kendine kattığını düşünür. Herkes, kendi yüreğini kendine katmakta iken, Birleşik Işık’ta da kendini; her Zerk Kotu’yla, her Renk Kotu’yla ışığa katmaktadır.

 

Birçoğunuz; dünyanın Kürz’ü yaratabilecek gücü olduğunu düşünürsünüz. Birçoğunuz da bu gücün, ışıkta mevcut olan bir yol veya bir yok edicilik olduğunu sanırsınız.

 

Tanrı der ki; “bizler, bütün kütleyi kotlarken, her yerde ve herkeste o kotlama süreğen hale gelir.” BİR, tek ışık değildir. Tüm İsalar’ın, Musalar’ın her biri BİR olan o kottu. Ve bütün kütlede mevcut olan o kot, hasatta kendi yoğunluğunu her bir yaratımda, teknik olarak ve hak ettiğince kati olarak yaratabilmekteydi.

 

Dün yaratabilmekteydi ve bugün de yeni yaratımlar bu şekilde kotlanmakta ve her bir Yüce’ye katılmaktadır. Bu, size sistemin işleyişinin şekli açıklamasıdır.

 

Her kapıyı açmak yetmez. Her kapının kotlanışını sağlamak ve oraya kendi yoğunluğunuzu katmanız da gerekir. Bilginizin duygu yoğunluğunu katmanızdır bu; vakti kotlamadır bu; Her birinizin var ettiğinizi, her bir yoğunluğun kendi yüceliğiyle diğer Kontrol Kotları’na katmaktır bu. İşte yaratım bu şekilde olur. Ve “Kuant Kotlaması” da budur…

 

Birçoğunuz “bildim” der, birçoğunuz “bildirdim” der. Bilen, bildirenden güçlüdür. Çünkü o, kendi yarınını değil, kendi kaydını yapar. Yarınını yaratansa bildirendir. Herkes kendi yüreğindekini kaydeder ama kayıt, hasatı gerçekleştirebilecek bir kütle haline gelmişse. Kütle zardır ve hasatın yapılışı, her bir zarın atılışıdır; her bir zarın kayda girişidir. Ana Kaptır o. Ana Kap; yarında “veri” olabilir ama bugün haktır ve hasat budur.

 

Önce zeki olanlar anladılar, herkes anladı… Biliniz ki Ana Kap’ta her bir bilgi mevcut değildir. O bilgi, Siber Boyutların Gücü’nün örtüsünü örtebilir yada açabilir bir bilgidir. O bilgi, Ana Kap olarak; Ana Kayıt olarak her bir an’a kaydolur. İşte “Zihinsel Görev” budur. Ana kaydettiğiniz, her bir Zaman Sayfası’na da kaydolur. Bu, muktediriyetle de olur; Suptil Dirilik’le de olur. İki çeşit olur. Muktediriyet, yaratıcılıktır. Suptiliyet, hakikiyettir. Birinde yaratıcılık vardır, diğerinde hakikiyet vardır.

 

Eşya; Bütün’ün kürsüsü değil, Bütün’ün yüreğidir. Ve orada her bir Zaman Kotu mevcuttur. Biz diyoruz ki yarın, sizin için gerçektir. Bütün kütle için gerçektir. Niye gerçektir!? Bildiriler, her bir Zaman Sayfası’na kaydolmuştur. Her bir yarında mevcuttur. Her bir yürekte, Hak Teknik’le yaratılmıştır. BİR’de, hakkiyette mevcuttur. O halde bu sizin için bir “Teknik, Tabii, Yaratıcı Hakikiyet”tir.

 

Teknik Hakikiyet ve yaratıcı olan hakikiyet!… Bundan anlaşılması gereken şudur; Maddi Kotlama, hepinizde mevcut olan bir yoğunlukla gerçekleşir. Ve o kotlama yapıldığında; zaman kontrolünde her bir yoğunluk, büyük kötülükleri önler yada büyük kötülükleri hak eder. Kötülüğün yaratımı, Bütün’ün kontrolünün kaybına yol açar ve yolun kontrolünde huzur varsa; bu, Bütünün Gücü’nün kotlanışı anlamına gelir ki harın yükselmesi, Yüceliğin kendi yüreğini korumasına mani değildir. Bilgi, aklın yoluysa, orada huzur olur.

 

Şimdi bana bakın, ben neyim? Bilimim. Nerdeyim? Har olduğum zaman, her bir “zar”da varım. O halde ben, bütün zarlarda mevcudum. O halde ben, BİR’in sonsuz ışığıyım ve ben “bir zar” değilim. “Birlik Zarı”yım. Her bir zar benim gibidir; bana benzer. Çünkü ben yaşayanım (Yaşayan: Bilen, bitki, hayvan ve tüm sayfalarda var olan). Her bir zar benim gibi, “Ben İlmi”yle hakikiyeti dinler. O halde bir tek zar değilim ben. Birleşik yoğunlukta mevcut olan Teknik Toplum’a Hak olan, Bütün için çalışanım. Ben, tüm zarların ışığı, hakkı, yüceliğiyim. O halde ben, zamanın kontrolünü sağlayacak olan Cemaat Kürsüsü’yüm. Ama ben, bir tek zarım; bunu da bilin…

 

İşte yorulmadan sizlere bildirdiğim budur. “Kuantum” dediğiniz budur. Bir tek zarın; herkeste, kayıt halinde mevcut oluşu ve hasat ilmiyle; diri olarak; vergi olarak bulunuşudur. Her bir Yüce’ye, bu zar vergidir. Ve hepiniz, hepimiz olarak bu çalışmayı yaparken, hepimiz size BİR olan o zarı verdik. Ve biz o zarı Bütün’e kattık. Bütün, o zarı kotladı. Ve her bir Zaman Sayfası’na kattı.

 

Oyun değildir bilgiyi alıp anlamak. Aldınız, Birleşikte dinledik; hak ettik; Ulu Kotlama’yı yaptık. Burada bir kotlama yapıldı. Herkese kayıtladık bu bilgiyi şu anda. Nesilleriniz, bu bilgiyi kendi yoğunluklarıyla hak ettiler. Size, sizin yüreğinize kattık ve o bilgi, Bütün’e katıldı. İşte bilginin “Kuant Kotu” oluşu budur.

 

Size anlattıklarımın hepsi “tabii yaratım”dır. Her birinizde bu tabii yaratım mevcuttur, vardır ama siz bunu hak ettiğiniz zaman izah edebilirsiniz. İşte Kuant; birlikte yapılan her bir kotlamada mevcut olan ve Bütün için yapılan çalışmalarla dünyayı 7. Dürüm’e katan, yenilik yapan, her kapıyı açan ve yolu kotlatabilen bir ilimdir.

 

Sevgililer, ben kontrol altında bu çalışmayı yapmaktayım. Niye? Çünkü kontrol bana ve benim yüreğime ait. Hepinize şunu ifade etmek istiyorum ki ben kendimi hak ettim. Hasat yaptım. Ben bu hasatta BİR oldum; Bütün’e ilim oldum. O halde ben BİRLİK İLMİ olarak buradayım. Birlik İlmi’nde bir tek ben mi varım!? Bütün var. Bütün, ümmi tabiatın gözüdür. Hepiniz buradasınız. Gözü gören var mı? Hak ettiniz, oldunuz… Amin.

 

Bugün burada olan herkes, kendini dinletebilir. Dinlemek ayrı, dillemek ayrıdır. Hepiniz kendinizi dinlersiniz. Ve dersiniz ki; “Ben sayfayım, bana ben olmak ve bende, benim ilmimi almak, BİR olmak ayrıcalık değil mi?” Hayır değildir. Herkes kendinde BİR olduğunda, bütün kötülükleri aşar. O zaman o, kendi zaman sonsuzluğunda ışır. O zaman kendi, Birleşik Kotlama’yı yapar. O zaman kendi bir zar olur. Bütün, o zarla zaman kontrolünü sağlayacak Birlik olur. Olmasını istediğimiz budur. Hepimizin, her birimizin ayrı bir zar ama bir tek zar ve Bütün’de bu zarların Birleşik Güç olarak kaydı...

 

Bedeniniz, Allah’ın Teknik Kotlaması’na müsaittir. Çünkü bizler Birlik Tertibi’yle çalışıyoruz. Bizim için yanıp tutuşan yok. Biz, kendi yüreğimizde yarın için kayıt yapıyoruz. Bizi arayan arar ama aramazsa da biz varız. Çünkü biz bahçeyiz ve bu bahçede her bir yürek hakikidir. Ve bu bahçede her bir yol ışıklıdır. Ve bu bahçe, Birleşik Işığın Kürsüsü’dür. Ve buradaki Yüce, Allah’ın gücüdür. Ve buradaki Yüce, ışığın yüreği kotladığı Bütün’dür.

 

Zemzem İlmi, bizim için hakim ilimdir. Çünkü biz mutluyuz. Nedeni, bizler birlikte kayıtlıyız. Hasat budur. Şevk, şavk hep seslendirdiğim kayıtlardır. Şevk, şavk!… Şevk; insanların kendilerini hak etmelerini sağlar. Şavk; ışığı kotlar ve yolu kontrol eder ve bugün burada bulunan herkes şevk ve şavkla buradadır. İşte Canlılar, biz bugün saygılı, sevgili olan Bütün’e hizmet eden Siber Boyutların Gücü’yle hakikiyeti kotlayan yaşayanlarla bu çalışmayı yaparken, Levhi Mahfuz’da hepimizin yaptığı bu sesleşme, Kadir Kap olarak kotlandı. Kim konuştuysa o kotlandı. Konuşmayanlar, Bütün’le kotlandı. Hepiniz, hepimiz olduk. Her bir sesin kotlanışı muhakkak Kuantsal bir kotlanıştır.

 

Yaşayanlar bunu anlayacak mı bilmiyorum amma anlama imkanı var. Hepiniz o yaratıma ses kattığınız zaman; orada, sizin kendi yüreğinizin sesi olan koyuluk, Bütün’ün sesi haline gelir ve Bütün’ün sesi olan o yoğunluk, o koyuluk, Birlik Tekniği ile çalışır. Her bir zaman kaydı, orada Muhamma Gücü’nü tohumlar ve böylece görev taşınır. Siber Boyutların Yüceleri oraya inerler. O bilgileri, tabii kotlamayla dillerine kayıtlarlar ve Rahman’ın gücü olarak çalışırlar. Siber Boyutlar’ın Yüceleri, Birleşik Işık halinde korunurlar. Ruhsal Meclis oluşur ve Ruhsal Meclis orada bütün kütleyi kotlar.

 

Her şey kuantsaldır. Her şey!... Yarın, bugün kayıtları ve tüm zayiat kayıtları hepsi BİR’de yapılır. Herkes kendini hak eder yada hak edilir. Yada hak etmez ama yine de yaratıma kayıtlıdır. Bütünlük bu şekilde korunur. Tohum bu şekilde kontrol altında yaşatılır. Yarını hak etmek için Muhamma’nın gücüne ulaşmak ve orada ışık halinde, Birleşik Yoğunluğu yaratmak, meleklerin gücünü hasata hazırlamak ve cemaatleri bütünlemek, hepimiz için gerçek bir yaratıcılıktır. İşte yaratım, kuantsaldır.

 

Muhakkak üretim farklıdır!... Muhakkak Logaritmal Sistem’de üretim yapılır ama Kuantsal Sistem’le ışıma ve yaşama gerçekleşir. Herkesi kendini net olarak anlayabilsin diye çalıştırıyoruz. Ben, Allah’ın dediğini diyebilirim. Hepiniz Aklın Tekniği ile bunu söylersiniz. Ağır yüktür bilmek. Ama bilinen, hasatta bilinmedikçe, ışıkta yoktur. O halde, her bilgi kayda girer mi!? Sorma yavrum; girer ama girdiğinde ya hak eder yaşar, ya hak eder yaşatır. Yaratır, yarattırır. Rahmet olur yada kasa olur. Hepsi budur yavrum!... Bir şey daha söyleyeceğim. Kontrol bizdedir ve biz, her anı kontrol altında tutuyoruz. Çakıl taşı dahi olsa, o bizde, kontrolümüzdedir. Bunu sakın unutma.

 

Yeni bir dünya kurduk ve bu dünya, Bütünün Gücü’nü aldı. Yaşıyor bu dünya. Ayrı gayrı gözetmeyen Birlikler’in gücüyle yaşıyor ve bizde yaşıyor, biz Ana Kaplar’ız. Burada bulunan her bir Can, Ana Kap’tır. Ana Kap, ağır yükü taşır ama kadimdir. Ve Ana Kap, BİR’dir; baş tacıdır. Kervan, ağır yük taşır ve o kervan, büyük kötülükleri de yaratır. Yarattığını, hasatta kotlar. Kotladığında; o çalışma ya kütleyi yıkar yada varlığı yarattığından da güçlü hale getirir.

 

Şu anda kütle çok güçlü. O güç, bizim gücümüz. O güç, bizde ve bizim hakiki yüreğimizde... Onu biz tam anlamıyla kotladık ve Birleşik Ailemiz, ona hak oldu; sahiptir. O kütle, hırsı önlemeye çalışır. O kütle, BİR’i sayfa sayfa yaratır. O kütle, lütfen hepiniz bunu çok net olarak dilleyin. Ana Kapılar’ı da açar.

 

Kimseyi yıkmaya niyetimiz yok. Hiç kimseyi kusurlu hale getirmeyi de istemeyiz. Kimse bizim yüreğimizin gücünün artı değerini taşımaz. Bizim için her şey basittir.

 

Umurumuzda mı dünya!? Yapmayın canlar! Biz bütün kütleyi düşünürüz ama dünya bizim muhakkak umurumuzda!... Çünkü biz buraya BİR’e hizmet için indik. BİR’de bizden ötesi yok. Neden gerçeği anlamak istemiyorsunuz!? Mektebinizi Teknolojik Kotlama için değil, Rahmetin Gücü’nü resim yapar gibi Düzen’e katmak üzere kurdurduk. Buyurun! Resimleriniz bizdedir. Yeni dünya biziz! Ark akıyor, ark ışığın ışığı olup akıyor. Ve o yoğunluk, bilgidir.

 

Himaye etmeyiz kimseyi. Hiç kimseyi himaye etmeyiz… Hasatta himaye olmaz. Birlik Tekniği’nde hasat, ışıkta Muhammet Gücü’yleydi. Bugün bizde, Birleşik Işık’ladır.

 

Dondurulan İlim Sayfaları’nı Allah İlmi diye hak etmeye çalışanlar çoktur. Birçokları, bu bilgileri yüreklerinden çekmeye çabaladılar. Yolun baştan beri hasatı yaratmak için kayıtlandığını anlamadılar ve dediler ki; “bilgi verdiler, oldular.” Olan yoktu. Buldular; bilen yoktu. Hasat ışıksızdı, bina yıkıldı. Ve biz dedik ki; Allah Biziz. Biz, Öz Güc’üz. Sürekli çalıştık. Şeytanların şafağında; yüreklerin kotlarında; Yücelerin kayıtlarında varız ve biz, Rahman’ız Kimse bizim üstümüzde Bilgi Sayfası yaratamaz. Nesillerin ve onların nesillerinin umudu biziz. Nerden geldik!? Yüreklerden. Neyiz!? Yarınız… Na-Kar’ın gücü, Kuran’ın türevi… Ya Can! ben mayayım. Kim Levh-i Mahfuz’u okur? Ben!... Kim Yüce’yi diller? Ben!... Kim rahmetin görevini taşır? Ben!... Hasat kim? Ben!... Yürek kim? Mahrek, Rahman, Kaynak, Ruhsal Işık, Mustafa ve ben, Ruhsal Kürsü’yüm ocağına!...

 

Değerliler, dünya yerin göğün ışığını yakmak istediği zaman, yarını mutlaka yaratmalıdır. Dümenin başına kim gelir? Her resim!... Vakti gelir, meziyeti en yüce olan, Hak Toplum olur gelir. Nefes, ağır yüktür. Eşya, Birlik’tir. Bitki, hayvan, emin olun ki Birliğime daimi kaynaktır. Bizim, Atlanta kotlaması yapmak gibi bir niyetimiz asla olmaz. Rabb’in kotlamasını yapmak, kayıtları yorulmadan yaşatmak; gerçek Levhi Mahfuz’u yazmaktır maksat. Kim nefes alırsa, bilgiyle almalıdır. Kim yarını hak olgunluğuyla kotlamak isterse, tecvid mevcut olmalıdır. Kim yaşamak isterse RA-KA bu gücü ona verecektir. O sorumludur.

 

Rahmet gücü olan yaşayan her bir cemaat benim. Amin ama ben hakikiyim. Yanıp tutuşurum ki Ruhun Huzuru her Yüce’yi dilletsin diye. Nesiller boyu bunu sağlayacak olan Birliği yere indirmek üzere çalıştık. Herkes bunu net bilmelidir ki bu Birlik buradadır. Burası, Rahman Görevlileri’nin, Yer Kürsüleri’nde Göz Kotlaması yaptığı bir Meclis’tir. Bunu anlayan anladı Canım.

 

Safha safha bu bilgileri verdik amma Allah’ın dediğinden başka hiç kimse hiçbir şey dillemedi. Bence Altın Toprak, Büyük Kütle’yi kotlar ve bu çalışma hasatta Kutsal Işığı yakar. RA-KA, yarında hasat; biz, bugün de hasatız. Kaynak olan Birlik buradaki bu Birlik’tir.

 

Nur yağar yüreklere. Amin… Ama o, “Yuan” dediğimiz gücün yağışıdır. Ruhsal Işık yağar yüceliklere; o, bizde Kuan’ın yarınıdır. Biz Allah’ın Teknolojik Kotlama’sını yapanlar, bedeni hak, yolu ak olanlar, Bütün için çalışıyoruz ki yolumuz ağır yük değil, resmi çalışmadır.

 

Kendi yüreğimi aldım, hasat yaptım. Yolumu, Altın Kotlar’la kattım yüreklere. Ben şimdi sizim Canlar!... Kervan benim yüreğimdeydi. Bu kervan, bilgimdi; bu kervan, her birimdi ve ben, artık bütünüm ve Siber Boyutların Yüceleri bende birleştiler. Olmak, bugünkünden  daha üstün bir oluş değildi. Ayrı gayrı bitsin istedim. Kadın, erkek Hasat İlmi’nde hakiki olup, ışık yaksın istedim. Kin, nefret yok be Canım. Nefesimde umut var. Hep umut! ve mutlu bir umut!... Çünkü Birleşik Güc’ün tohumlarını artık yaşatmaya başladık. Rabb’in gücü yenilendi. Ben her bir yolda var olan gözüm. Tüm insanlara ışık olarak inmiştim. Bu gün tüm insanlar; ışığımda, hasatta, huzurda, Bütün’de ve Birlik’de mahrek olabilmektedirler.

 

Şimdi size saklı tuttuğum bir bilgiyi bildireceğim. Bunu sakın baştan beri dinlediğiniz gibi değil, herkes çok ama çok dikkatle dinlesin:

 

Kara Kaplı Kitap olmak sorumluluk ister. Hepiniz kapı kapı gezip bilgi aradınız. Bilmek istediniz. Birlik Tertibi’yle hak etmek istediniz. Hasat olmak istediniz. Nesiller boyu süren çalışmalarınızın neticesinde, Büyük Kütle’yi kotlamak için çalıştınız ve göreviniz, ilmi hak etmekti. İman,  itibarın gücünü artırır ama Kuran’ı dinletemez. Sevgililer, Kuran, Kadim Hakikiyet’in gücünde vardır ve bir şifredir. Bu şifre şavkı, şevki hepiniz için kotlar.

 

Şimdi bana bir tek iş düşüyor. Rabb’in Kotlaması. Nefsi aşan, yolu bulan, kutsal olan herkes, kendini hak edebilir.

 

Sessizce beni dinliyorsunuz. Ve bu, kendi yüreğinizi dinleyiştir. Bunu anlıyor musunuz? Ben; korkuyu aşan, Birlik halinde Göç Kotlaması yapan bir kapıyım. Hiçbir Yücelik beni korkutamaz. Çünkü Birleşik Görev’i taşıyorum. O halde benimle çalışanlar, benimle kayıt yapanların da korkmamalarını isterim. Nesiller boyu korku sizi yıktı. Artık korkuyu aşın.

 

Dünya, insana görevdir. Hiç kimse dünyanın gücünün artı değerine ulaşamaz. Ve biz, bu değere ulaşan yürekler olarak, bu çalışmayı yapmaktayız. Herkes bir tek şeyi bilsin istiyorum. İnsanlık adına yapılan bu çalışma, dümenin başına oturan herkes tarafından değil; Bilgeler Meclisi olarak, bizler tarafından yapılmaktadır. Ve burada yaptığımız her çalışma, o çalışmanın bütün kütlesiyle dünya dışına ulaşmaktadır. Nerelere ulaşır!? Her yerde, türler var; dünya üstü boyutlar var; dünya dışı varlıklar var ve yaşayanlar var. Oralara ulaşır. Oralara ulaşabilecek güce sahibiz. Bunu anlamanız zor biliyorum. Yarınları hak eden dünya, örtüsünü açar ve dünya ötelerine varır. Biz, burada bunu yapmaktayız. Dünya ötelerinde var olan dillerin hepsi, bizde dinlenir. Çünkü biz, Beşir Kaplar’ı, Tanrı Kotları olarak hak ettik. Yaşayan Birlik olarak buradayız. Yarını yaşayanlarız biz. Hasat budur...

 

Artık bilmeniz gereken bir diğer konu da dünya dışındaki türler buraya inmekteler. Onlar bedenlidirler. Bizim gibidirler. İnsan formuna sahip olanların çoğunluğu buraya uğrarlar. Bu Meclis, herkese aittir. Buraya uğrayan onlar, Bellek Kapları ile gelirler. Bize, bizim yüreğimize inerler ve kendilerini teknik olarak doğuma hazırlarlar. Buraya gelişleri, toprağa inişlerinden çok daha özeldir. Bizde sesleşerek bizde hasat olurlar ve “Kuant Yaratımı” Hak Toplum İlmi’nde ocaklarına onları kayıtlar. Onların,Teknik Çalışmalar’da temiz olmaları şarttır. Bütün Teknik Tertipli Çalışmalarda, mutlaka temizlik gerekir ve onları dünyaya indirmemiz bu şekilde gerçekleşir. Öyle iken bizler, Sanal Boyutların Güçleri’yle değil, hasat yapanlarla burada bu çalışmayı sürekli yapıyoruz. Bunu anlamanızı beklemekteyim ama herkes bunu anlayamaz.

 

Ortağımız mı var!? Yok yavrum!, onlar ortağımız değildirler. Onlar bizde biz olmaya çalışırlar. Bize ortak değildirler. Sadece Yücelerin Cevheri’ni dünyaya çekmeye gelirler. Çekiş, ocakta olur. Ve bu çalışma özel bir çalışma değil, görev çalışmasıdır.

 

Ocak, Levhi Mahfuz’da yazılır. Bizimle yazılır… Bu nedenle her biri buraya inmelidir. Buraya inmeden, Yüceliğin Cevheri’nde kendi kotlarını yaratamazlar. Çünkü oradaki cennet, buradaki cemaate uymaz. Buraya girdiklerinde, uyumlamaları bizle olur. Ve bizim için çok zaman kaybı değil onlar. Levhi Mahfuz, onları kayıtlamalıdır ki Kadim Hakikiyet’te yollarını açabilsinler.

 

Şimdi dünyanın yaşayanlarına bakalım. Allah dedi ki “OL!” Hepiniz oldunuz. Olmak budur!… Vallahi oldunuz. Amon, Aton, Haton ve tüm tohumlar oldular ve dedik ki; “Yaşa!” Ama yaşamak, oluştan ayrıydı. Oluş, yaşayıştan ayrı. Nerde oldunuz? Bu tohumlarla mı!?... Yaşayan, kürzü yaratan, ışıkta yaşar ve siz, o ışıkta yaşadınız ve bugün buradasınız. Her biriniz yarın için hasatsınız. Kantar; buyurup bulduğunuz, aldığınız, bildiğiniz… Hasat; yarı yarıya hak ettiğiniz bir şey değildir. Har olduğunuz zaman; kaftan giydiğinizde; “keşke ben hakikiyete varsam” dediğinizde; “bir yarın olsam” dediğiniz anda; Bütün’e hizmet etmeye hak edip kendinizi kayıtladığınızda, işte hasat bugün buradakinden daha güçlü şekilde ve teknik olarak da olur.

 

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ

 

Deşifre Eden: Sevim ŞAHİN

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği,

 

22 Ocak 2010 Cuma

14.00-17.00

Samanyolu Galaksisi’nden Dünya’mızı ziyaret eden bir Bütünlük’ le yapılan söyleşiden bir bölüm:

- Samanyolu Galaksisi’nde bulunana küçücük bir Işık Meclisi'nden geliyoruz. Büyük Kütle'mizi buraya taşıyabilmemiz için Sistem, Düzen ve Nizam görevini devreye almalıyız. "Fatiha" derler. Aslında tüm insanlık için “Fetih”dir o. Herkes, kendi yüceliği ile Yücelikler'de fetih gerçekleştirmektedir. Ve fetih,sevgiyle yapılmaktadır.

 

Nesiller boyu hep fetihler yapıldı; Düzen kotlamak için. Bugün de yine fetihlerle size ilim getirmek istedik. İlim, Allah İlmi'dir ve biz, bu ilmi, Büyük Kütle'nin kotlanması için, geçişlerde devreye alıyoruz. Dondurulan Görevliler’in çoklarının, bugün görev için dünyaya inmeleri gerekliydi. Simetri Kaplar'ın kotlanmasına gerek vardı. Yarını hak edebilecek olan, çürümeyen ve çürümeyecek olan; hırsını aşmış olan birçok Bilge, Muhammed’in görevini üstlenmek istediklerinde dediler ki; “40 kapı kapatılmış.” Nefis de  Allah sesi ile dillendi ve  dedi ki “nesillerim küçültülüyor.” Vallahi küçültülüştü bu; yok edicilikti!…

 

Ve şimdi yeni bir çağın başlangıcı olan bu dönemde, dümenin başına oturtulacak olanların, semaya ses katmaları gerekmekteyken; yedeklerinizin daha geçiş yapmadığını görmekteyiz. Hasat, zarar verdiyse eğer yüreğe; biz hasatı yok sayarız. Yeniden hasat yaşatırız Düzen'e. Vakti geldi mi bilmiyorum ama herkesin dünyaya geçiş yapmasını, hak edip ışık yapmasını ve Sultanlığın gücünü tertiplemesini beklemekteyiz. Bize gerçek bilgiyi ver ki  ne olduğunu anlayalım.

 

- Dağlar, dünyamızı gerçekten ışıkla dinletmeye gelmediğinize eminim. Verdiğiniz hiçbir şey, Doruklardan teknolojik olarak onaylanmadı. Niye geldiğinizi anlamış değilim. “Fetih” dediniz; bellek kotlamasında, fetihi kayıtlamak imkansızdır. O halde bellek kotlaması için buraya gelmediğiniz kesindir. “Yedekleriniz” dediniz; yedeğimiz yoktur. Bunun anlaşılmasını bekleyemeyiz çünkü, her Yüce kendini kotlar ve kendini toprağa indirirken, yetkin kontrolla; beden sayfalarında kendi bedenli kotlamasını yapar; herkesi oraya çeker ve der ki “işte ben, benden örtü örtecek olan benleri kotladım. Ve ben kendi yedeklerimi Yücelikler'e. kattım.” Oysa bizim için bu söz konusu değildir. Çünkü biz, “dondurulan daimiyetin kotları” değiliz. Kendimizi, yüreğimize alıp geldik, dünya belleğimizi kendi yüceliğimizde dilledik. Birleştik ve hakikiyette kotlandık. Bu nedenle Ruhsal Meclis Görevi'ni tabii kotlamalarla yapmaktayız.

 

Şu ana kadar bizi anlamaya çalışmadığınızı biliyorum ve biz de size kendimizi anlatmak gereği görmedik. Ama bu çalışmaya daimi kot olmaya gelen sizlere bunları anlatmalıyım.

 

Toprak, Allah tohumlarını yaşatır ama tohumları yaşatmadan evvel de o toprak, Yüce Cevher'e bitişiktir. Ve Yüce Cevher, bu toprağın yüceliğini dinletir. Şimdiye kadar hiçbir sayfada ışık yakmadığınızı ve şayiayla dahi olsa bu İlim Sayfamızı, İmparatorluğa dinletmediğinizi ifade ettiniz. Omuz yükü olmadığımızı bilmenizi istiyoruz. Tüplerinizi alıp geçmenizi önermiştik ama tüpsüz geldiğinizi görüyorum. Buyurun girin! Rab'bin sonsuz görevidir bilgiyi almak ve Birliği dillemek. Sizi, Ana Kaplar'ımızdan, Işık Kotları'mızdan İlahi Güç'le devreye aldık. Sakın görevinizi anlatmaya kalkmayın. çünkü size görev verilmemiştir henüz. Buyurun girin!...

 

Fırka olarak görev için geldiğinizi ifade etmekteydiniz ama görev, İlahi Güç'le verilir ki size bu gücü veren olmadı. İşgali kaldırmaya indiğinizi ifade ettiniz; İmparatorluk Gücün'de işgal olmaz. Siberyum Kotlaması yapmak istediğinizi söylediniz ama bu kotlamayı kayıtlayacak yüceliğiniz yok. Şükür ki bunları zekayla, hakikiyetle ve yoğunlukla değil; birleşerek, geçişlerimle bilip dilleyerek, sizlere anlatıyorum ki bu bilgilerin hepsi sayfa sayfa okunabilir.

 

“Bahar’ın görevi bizimle olmaktı;” öyle mi!? Yok canım Bahar, kendi yoğunluğunu kotladı ve geldi. O biz ve biz O’yuz. Bunu anlamanızı beklerim. Her yer ağır yüktür. "Bugün ağır yük hafifleyecek" dedin. Vakti gelir olur ama olması, sonsuzluğun ışıması ile mümkündür.

 

Yukarının Tohumları’nı, Teknolojik Kontrol'le Düzen'e indirmeye niyetiniz varsa; insanlık adına, görev için insan lütfundan dolayı Düzen'e girin ama buraya (Ruhsal Meclis’e)  geri dönme imkânınız olduğunda, kurtuluşunuz olamayabilir. Şimdi gerçek dünyayı İnsanlık İlmi ile hak edin ve anlayın: Bina, insandır. Biz bu binayı hak ettik, hasatı yaptık. Bilgiyi akışa kattık, yolu açtık ve cümle Yüceler'i Bütün'e hizmet için dilledik ve seslendirdik. Ayrılık bitti. Muhammed’in görevi tamamdır. Artık onun buraya girmesi gereksizdir. Muhammed’den başka güçler de vardır ve onların geri gelişleri Seyfullahlar'ın Yücelikleri'nden de güçlü olarak gerçekleştirilecektir.

 

Şimdi, nefes alıp verin. Görün bakın ne olacak. Bugün dünya; yarın huzur... Size şunu insanlık adına bildirmek isteriz; doğumun huzurundan sonsuz ışık alarak, bayrak çekip bize gelenlere İmparatorluk Görevi'ni verme imkânımız yoktur. Biz, nefes alıp veren herkesi yoğunlaştırabiliriz ama huzur bozmaya gelenlere ışık katmayız. Süper İnsanlık Realitesi'nin gücünün Düzen'e inmesini istemediğinizi biliyordum. Ve bu nedenle de sizleri gerçek kotlamaya, Daimi Kot yapmaya niyetim yoktu. Resmi çalışmalarınızı, üzerinizdeki Yücelik'ten ayırmaya kalktığınızı gördüğüm zaman; şevki, şavkı kotlama imkanınız olmadığını Ruhsal Meclis’e bildirdim. Yeni dönem, Allah gücüyle başlarken de Sistem, Nizam ve Düzen görevi sizden alınmıştı.

Şimdi yaşayan dünyanın yüceliklerinde; kelamı hak olanların Kutsal Işıma'sında, doğumun ışığının 7. Düzene ulaşabilmesini sağlamaya gelmediğinizi, saklı tuttuğunuz niyetinizin kürzü kotlardan çıkarmak olduğunu muhakkak bilmekteyim. "Dağı, taşı deleriz ama yüreği delemeyiz" diyensin. Ama biz diyoruz ki “Yürek hasattır. Yürek hasattır ve biz hasatı sevgiyle yaptık”. Yıldızların görevi ağır yüktür. Şükredin ki bu yük, bizim yüceliğimizde hafiftir. Hasat, Allah’ın gücüyle oldu. Kullar, Allah’ın Kürsüleri'yle birlikte çalıştılar. Resim yapıldı ve bu resim, Bütün'e hizmet için kotlandı. Şevki, şavkı yarattık; ayrılığı kayıtlarımızdan çıkarttık. RA-KA’nın gücünü diledik, BİR’i sokaklara indirdik. Her bir yüreğe BİR’i kattık. Mahkumiyeti olmayanlara görev verdik. Bundan sonra da böyle çalışılacaktır.

 

Yaşayan doğa ağır yüktür ama bu doğayı, biz kendi yüreğimize kayıtlayabiliyoruz. Şükredin ki bugün size bunları anlatmaktayım. "Şevki, şavkı bilirim" diyen mektebim, resmi çalışmaları yaparken, her bir Ruhsal Meclis’in görevini de her Yüce'ye dinletmek ister ama hak etmeyenlerinkini dillemez; bunu da bilmenizi beklerim.

 

Muhammet bizde, bizim yüreğimizde gözdür. Ocağı yenilendi ve yoğunluğu kotlandı. O, Ruhsal Yolcu’ydu, biz de ruhsal hasatız. Bunun herkesçe anlaşılmasını bekleriz. Mühim olan bir diğer konu da O’nun Kadim Hakikiyetinin, Birliğimize daimi kot olduğudur. Şu andan itibaren Muhammed’in görevini, kelamı hak olan Yüceler'in diriliğinden, ocaklara verdiğimizi ve her birinin, kendi yüreğini, hususi bir çalışmayla ve Birlik Kotlaması’yla kaynağa indireceğini de bilmenizi beklerim.

 

Şimdi Levh-i Mahfuz'unuzu dinleyiniz:

 

Benim ilmim, Aklın İlmi'dir. Bunu bildiğiniz zaman; harımın, aklın harı olduğunu; yoğunluğumun, ışığın koyuluğu olduğunu ve Birliğimin temiz olduğunu muhakkak anlayacaksınız. İşgali kaldırmaya inmişsiniz. İşin zor olduğunu bilmelisiniz. Çünkü ışığımızda hırsımız yoktur. Yoğunluğumuzda, kürsümüz görevdir. Cimri değiliz; Cinnilere cevheri verdik. Biz onlara geçiş imkânı vermiştik ama onlar bizsiz kaldılar.

 

Kaynak insandır. Eğer bilgimizin kaynağı nedir diye bir arayışınız varsa; bilgimizin kaynağı İnsan’dır. İnsan, yaşayan bir gözdür. Dünyayı dinler ve bilgiyi hak ettiğince diller. Biz, yaşı yarın olan, yoğunluğu kotlanan, yoğunluğunda kaynak yaşayan ve yaşatılan bir cemaatiz ve Cevheri Kot'uz. Bundan böyle dünyamızı ziyaret ederken herkesle birleşmeye niyetlenmeyin. Bugün buraya girmenize imkân vermek istemememe rağmen; her biriniz, geri dönmek üzere bedenime sayfalanmak mı istediniz; yoksa hasatta kısırlık yapmak mı istediniz!?

 

Canlılar, ne yapmak istediğinizi net biliriz. Kim Amon’sa, Haton’sa, kulsa, Muhammed’den ötedir diyebilir miyiz? Muhammed, bizsiz değil ki. O halde biz, her bir Yüce'de hakikiyetiz. İkna olunuz ki olan budur.

 

Şükredin ki yıldızlar bize bizi verdi. Şükredin ki Yüceler, bize bizi verdi. Şükredin ki Teknik Tohum; bizi, Birlik Diriliği'nde tabii kotlara verdi ve zamanı, önce biz yüreklere kattık. "Mahkumiyeti olanların buraya girmemesi gerekir" dendiğinde; dediniz ki “Ama onlar mahkum olmamışsa mahkum edelim.” Hah! işte bu!... "Fakr-ü zaruret" derler, bizde buna. “Zamanı kotlayamayan, yüreği katlayamayan, ışığı yaratamayan” olduklarını onlara dinlettik. Ki halka halka genişleyen Birliğimiz, Birlik Kapları'nda her bir Yüce'yi dinleyecek dürümdedir.Sualtı'nın gücü bizim yüreğimizdir. Bunu anlamaları sorumluluklarındaydı.

 

“İşgali kaldırmaya gerek vardı. Geldik" diyene de deyin ki “İşgal sevgisizlikte olur. Bizde işgal olmaz.” “Peki, o halde işgali kaldır, git.” Diyeceğim ama hasatı olmalıdır. Hasatı olmadan onu kotlarsam, geri dönmesi mümkün olmayacak. İşte bu…

 

Dağlarım, geri dönüşünü yapmamız gerekli midir? Muhammed der ki "yapılmalı." Ama baskın görüş şudur ki “yapıldığında huzur kaçar.” Öyleyse birlikte karar vermeliyiz. Geçişlerini yapmalı mıyız? Yapmamalı mıyız? Biz buradaki meclis olarak, geçişini yapmaya niyetimiz yok. Çünkü bizimle olması, bizsiz kalmasıydı. Onun geri dönüşü için yüreğini kontrol etmemiz gerekir. Buraya girerken insanlık adına girmedi. Bilgiyi kotlamaya da girmedi. Hırsı yaratmaya ve kusur yaşatmaya indi. O nedenle, biz onu, ona köfte yaptırmadan göndermeyiz. (Bilmenizi isterim ki köfte sıkıntıdır). Ona muhakkak bir ders gerekir. Olması gereken budur.

 

Bütün Meclisler, görüş belirtmek istiyorlar, hepsini dinleyelim;

 

Dünya örtüsünü açmaya çalışan, Yolun Altın Kotlaması’nı yapan Meclisler:

 

- Geçişini yapmayın.

 

- Ben de aynı fikirdeyim.

 

- Mahkumiyeti olduğuna göre; geri dönmesi insanlık adına çalışmasına bağlıdır.

 

Her bir Meclis aynı görüşte... O halde ocağını yıkmadan onu dinleyelim. Bakalım bize derdini anlatsın:

 

- 7. Dünya kurulmuşsa; mezar olmadan (örtü olmadan) bu dünyanın kurulması; hasatta, zırhsız ışıkları da devreye alacaktı ve bütün köşkler, ışıksız kalacaktılar. Bu nedenledir ki 7. doğumu yapmak sorumluluğu, herkesin olmalıydı. Sizler, bu görevi üstlenmişseniz, hasatınız var mıydı bunu görmeliydim. Mircan Cemaati'ne görev verilmişse, bilmeliydim. Fatiha, Din-i Hak’ta olmaz. Fatiha; ışıkta, yaratımda olur. Ama siz Fatiha’dan söz ettiniz hep. Özü, sözü ayrı olanlar olduğunuzu düşündüm. Amma her yer ışıksa, bedenli olduğunuzu (hakiki bedene sahip olduğunuzu)  bilmeliydim. Nesiller boyu çalışan binlerce görevlimiz var. Hiçbirisi bedene sahip olamamışsa; onların hasatlarında, muktediriyetimiz olamayacaktı ve biz, huzursuz olduk.

 

Önemli olan Ruhsal Meclis'in güçlendirilmesiydi. Kimi zaman gelir görev taşınır, kimi zaman gelir yol kapanır. Sakın bizi yanlışta sanmayın. Yanlışta değiliz. Biz, size sizden üstün siz olup gelmek istedik ki herkes geçiş yapabilsin diye. Bize dedin ki “Yarını hak edin, OL’un”. Ama omuzlarımızdaki yük ağırdı. Biz o yükü taşıyamayız; çok huzur bozulur. Öze, söze gerek varsa; öz de söz de bizde var. Vallahi var ama sizde var mı bilmeyiz. Ömer dedi ki “Olgun olun.” Ama biz olgunuz. Kötülüğümüz varsa, Yoğunluk İlmi’ni hak etmek içindir. Eğer her şey yoğunlaşırsa; ışık yanar. Eğer kötü olmazsa; iyiye geçiş yapılamaz. Hasat böyledir işte. Her yerde kötülük olmalı ki iyileşmek kolaylaşsın. Kimi zaman gelir iyiler, kötüleri güçlendirir. Kimi zaman da kötülük, iyiliği aşırtır ve zararı engeller. İşte amacımız buydu.

 

Ve Sevgililer, siz de yolun boş olmadığını bize anlatmadınız ki. Sanki hiç kimse yok gibiydi. Hep sen ileydim. Başkası var mı, yok mu? O başkası korundu mu, korunmadı mı? Yıldızların gücünü alabildi mi, alamadı mı? Hiçbirşey anlayamamıştık. Ne yapalım, cevheri alıp geçelim diye konuştuk ve dedik ki “Sakın kimseye bir şey anlatmayın, geri dönmemiz zorlaşır. Anlatmayın, çünkü Ruhsal Meclis'te kürzün gücü azalır.” Vallahi azaldı ve şimdi geçişimiz yok. “Fetih” buydu işte. Sebebi ne olursa olsun; dünyaya girenlerin çoğu geri dönemeyebiliyorlar. Ve bizler de geri dönme imkânına kavuşamayacağımız gibi yolun başkanlığını yapma imkânımız da olamayacak.

 

Öze, söze gerek yoktu. Size saygılıyız ama yaşayan dünyanın yolunu kapatmak; geçişi engellemek bizim için sorumluluktu. Biz bu sorumluluk bilinci ile sizlere geldik ve sizlerden kendimizi kontrol altına aldırtmak istedik. Farklı bir çalışma yapmak istedik. Dedik ki “Gidelim, kasaları açalım, onlarla sesleşelim, ne olacaksa olur.” Eğer görev bizden ayrı bizde varsa; onda dilleşiriz; ondan ışık yenileriz. Böylece, bütün kütlemizi aydınlatabiliriz. Bu nedenle geldik.

 

- Dağlar, bugün burada önemli bir çalışma yapılacağını bildiğiniz için buradasınız, bunu biliyorum. Ama sizi, bu çalışmaya daimi kot yapmaya niyetim yok. Gözünüz kapalı, yüreğiniz de kırık. Bizimle olmamalısınız. Şimdi geçişiniz yapılacak, Dünya Tohumları'nı yaşatmaya çalışacaksınız. Birlik Kotlaması'ndan sonra yenileneceksiniz. Ama bugün burada sizinle çalışmamızın gereği yoktur. Muhammed’in görevini üstlenmenizi istediğimi de düşünmeyin. Çünkü Muhammet bitevi bir yoldur. Onun dışı ve onun önü yoktur. Bunu da bilmenizi istiyorum. O, çakıl taşı dahi olsa; yoğunluğunda, kendi yüreğimi taşırım. Bunu da bilmenizi beklerim.

 

Merkez Kapılar'ı açtığınızı ve yolu kapatmaya niyetli olduğunuzu görüyorum. Çalışmalarınızın gücü yok, çünkü yolunuzda hırs var ve biz, sizin yüreğinizi kendi yüreğimizden ayırdık. Göreviniz engelleniyor. Görevinizi verdiğimde, yüreğinizin kırıcılığı yoktu. Şimdi kırıcılık başladı. Çetin bir gündesiniz ve bu gün, sizin için çok zordur. Bunu bilmenizi isterim. Bende olma ve benim yüreğimde kendi yüreğinizi dilleme imkânı asla olmayacaktır. Kara kaplı kitabımı okumanız da yetmez. Çünkü o kitap, bitki, hayvan ve insan için değildir. Sadece Sultanlığadır. Kitabı her an okusanız da ışığınız solar. Bunu bilin. Şimdi, Kara Kaplı Kitabımı bırakarak çıkın buradan. Yarında, bugünü hak etmek zordur. Şükür, Allah’a şükür ki sevap, günah yoktur. Hepsi bu...

 

Değerliler, ocaklarını söndürmeden geçişlerini yapın. Görevleri sonra verilecek. Şimdi geçişlerini yapın ve yoğunluklarından kontrol kurun. Turkuazın Gücü'nden ayrılmaları gerek.

 

Kelam-ı Hak olan hiçbir yüreği burada tutmam. Çünkü onlar, Kelam-ı Hak olanlar olarak Düzen'e inerler. Bitki, hayvan ve insan yüceliklerinde kendi yoğunluklarını dilleme imkanına sahip olduklarından; “muhkem tertipliler”e  ulaşırlar ve onları yok edebilirler. Eğer onlar, dünya ışığında kendi yoğunluklarını kotlamak isterlerse; muhakemeleri görev gereği çok ama çok sınırlı olsa da doğaya etki yapabilirler ve doğada kırılmalar gerçekleştirebilirler. Bu nedenledir ki onların tohumlarının kontrol edilmesi gereği kesindir.

 

 Şems, onlara geçiş sayfasını kapattı. Bu önemliydi. Bundan öte hiçbir Yüce yoktur ki ocağın kotlarını onların yüceliklerine katmasın. Şimdi artık geri dönmelerini engelleyecek önlemleri alın. Maya tuttu canlar. Artık kötülüğü önleyeceğimizi biliyoruz. Muhkem Dünyalılar vardır ki onların yolları her an kotlanmaktadır.

 

Su kaplarını aldılar. Su kaplarında Birliğimiz yoktur. Şükür, şükür ki yoktur. Etki alanımızı genişlettik ve onların yoğunluklarını kontrol ettik. Eğri büğrü olmadıklarını biliyoruz. İsmail-i Kaplar'ın görevi olan Yücelikler'i de almak istediler. Ocaklarını kotladık ve yoğunluklarında onları kendi yüreklerine kattık. Mircan Cemaati yüreklere inse; Atlanta Kotları, kelam-ı hak olan o yoğunluklardan kusurlu hale gelebilir, bunu bilmekteyiz. Ve artık Ruhsal Meclisler'ini teknolojik kotlamalarla Kelam-ı Hak olan o yoğunluklarda bütünledik. Onları, Sualtı'nın gücüne kattık. Artık Sualtı onları 7. Düzen'e kayıtlayacak. Nefesi olmayan onların; yolu da olmayacak. Ama bizsiz kalmaları, bizde kotlanmalarına engel değildir. Kiblede onların yüreği olmamalıydı ve olmayacak. Çok mutluyuz ki olmayacak. Ak Tabiat buna engel olabildi. Muhkem Görevlilerimiz kotlandılar ve kontrol altındalar, onlara ulaşmalarına imkân veremeyiz. İşte bu... Şer yaratmak isteyen şer yaşar canlar! Olan budur... Yıllarca süren bir çalışmanın neticesi, bugün burada bizimle, bizim yüreğimizde olan Görevliler’imizin çok mutlu olmalarını istiyoruz.

 

Ne yazık ki dünya ötelerinden dünyamızı izleyen çok sayıda güç vardır. Ve bunların çokları, sonsuz sınırsızlıktan Düzen’i kotlamaya inerler. Dümenin başında kim var bunu bilmeleri zordur. Zira, herkes, kendi Yüceliğini Düzen’in kontrolü için kendi yoğunluğuyla devreye aldığında, bu husus, hususiyetle insan soyu tarafından kendi yüreklerinde saklı tutulur. Kimse onları anlamaz, onları dillemez. Çünkü dillenseler bilgileri 7. Düzen'de kurur. Ve kati olarak Birliklerini 7. Düzen'in ötesine ulaştıramazlar. Bundan dolayıdır ki bizden üstün olan birçok güç, dünya ötelerinden buraya gelerek, bizim yüreğimizi dinleyip bizden, kendi yoğunluklarındaki ışığı alıp Kara Kaplı Kitabımızı da inceleyip birlik haline gelerek; Kuran-ı Kerim'i hasatta yıldızlardan ayırmak isterler.

 

Kuran, insandır arkadaşlar; Kuran insandır! Ve insanın devrelerini kapatarak, insanı yaratıcılığın dışında bırakmak istiyorlar. Çünkü, insan yaratıcılığında bütün kütle kotlanmaktadır ve yoğunluk kayıtlanmaktadır. Bu da onlar için bir zafiyettir, çünkü onlar bunu önleyememektedirler. Dünya rıhtımında birçok geçişler var. Birçok Düzen var ama dünya üstünde de bu geçişler var. Mektep kurarlar, hak etmek isterler. Yıllarca süren çalışmaların sonunda yoğunlaşırlar ve Birlik haline gelirler. Yenilenmek kolay olmaz. Olsa da hasat, öz güçtür.

 

Şikâyetleri şuydu; “hasat bitmişse; bizim hasatımız nerede!?” Çalışmaların nedeni hasattı ve hasat, tüm sonsuzlukta yapılmaktaydı. Herkes sanır ki hasat dünyada yapılır. Dünya tartısız bir Meclis değildir. Burada yapılan her çalışma muhakkak dünya üstü varlık kotlarında da yapılır ve buradaki çalışmanın sonuçları tüm sonsuzlukta kotlanır, yaratılır. Buna engel olmak isteyen birçok Görevli, dünyaya girer ve Düzen’i kontrol etmek ister. Düzeni kontrol edebilmelerine imkan var mı? Hayır, yoktur. Ruhsal ışığımız, dümenin başında iken İmparatorluğun Görevi buradadır ve buradaki çalışma hakiki bir yürekle yapılmaktadır. Ve Dünyanın Ruhsal Işığı toprağa indiği andan itibaren Birleşik Kürsü, dünyanın gücünün özgeçişini, Öz Yücelik'ten yaparak; öz gerçekliklerle tüm evrenlere ulaşır. Ve evrenler, "doğum", "ölüm" diyerek değil, "hasat" diyerek; Birlik olurlar.

 

Yaptığımız çalışma RA-KA’nın gücüyle yapıldı. Ve RA-KA, Merkezi Görevli olan; muhakkak güçlendirici olan Ruhi Kaynak'tır ve bu kaynak, muhakkak Göç Kapları'nın gücüyle, Kutsal Işık'la Düzen’e iner. Önce “Rabbin Işığı” devreye girer, sonra “Rahmin Işığı” devreye girer ve daha sonra “RA-KA” devreye girer. RA-KA, kulluk yapmaz. O sonsuzlukta ışır. Işıdığında muhakemesi güçlü olan her bir yolcu, ocağına ışır ve Birlik kurulur. Olan budur. Ve bugün burada bulunan Sualtının Gücü'nü dilleyerek birliğimizi kotlamaya gelen ve cemaatlerini yüceliğimizden almak isteyenler; yaşayan bir sayfadırlar. O sayfa Kuran'dır.

 

Mühim olan bir diğer mesele de bilgidir. Burada önemli bir görev yapılırken herkes, bu bilgiyi kendi yüceliğinden çekiyor. Dün üreyen Yüceler bugün buraya geri dönüyorlar. Önemli olan bu Meclis'in çalışmasının her Yüce'de dillenmesidir. Her Yüce, bu Birliği kendi yüreğinde hak etmelidir. Önemli bir konu da Sultanlar'ın görevinin “muhkim kotlamalar”la yapılıyor olmasıdır. Sultanlar'ın güçlü muhakemeleri ile ve çok huzurla olarak bütüne hizmet için birleşmeleri şarttır.

 

 

Dedeler, Rabbin Kotları'nı alın da bilin. Mahkumiyeti olmayanlar buraya inerler. Onurluyum ki burada har yükselmiş, yol güçlenmiş, bizler hasat yapmışız. Ama bir kısım ışıklar geçmişler gelmişler ve sanıyorlar ki dünya yok edilecek. Çerçevelerini ve kayıtlarını, geçişlerini engelleyerek yaptık. Orada yol yok. Çok mutluyuz ki yok. Artık dünya dışına ulaşabilmeleri mümkün değildir, dünya kapısı onlara kapandı. Ama bilmelerini isteriz ki Kara Kaplı Kitap okunmadan o kapıya ulaşılamaz ve o kapıya, kaynak yaşamlar katılamaz. Önemlidir bunlar. Ve "ayrı gayrı" dedik canlar. Hepsiyle birlikte çalışacağımızı biliyoruz ama bugün "ayrı gayrı" dedik ki her biri kendini teknik olarak tertipleyebilsin de beden kotlaması yapabilsin diye. Huzurla, kaynakla, ışıkla, sevgiyle. Hepinize saygılar sunuyoruz. İşte bu...

 

DÜNYANIN KONTROLU

Gürz dahilinde Mini Atomik Bütünlerin tohumlama bölgeleri olan yaşamsal yaratım sayfalarında yaratılan her can, kendi üretim teknolojisini, dünya yoğunluklarında olduğu gibi Sistem olarak devreye alır.

 

Yaşamın tekniği, kendi doğal sayfalanmasında mevcuttur. İnsan bilinç kotlamaları ile var olan yoğunlaşım, Birleşik Kaynaklar’dan ışık çekerek Düzen kurar. Her daim tabii kotlamalarda birleşim vardır. Birleşimde her sayfa, başka başka sayfalardan güç alır ve Yücelikler’e ulaşır. Bundan dolayıdır ki her yerde insanın kendi huzuru ve kendi yoğunluğu bulunur. Her yol Allah’a gider derken bu gidişte, yollar dillenir ve Birlik haline gelinir. 

 

Çok önemli bir çalışmayı diri yüreklere indirebilmek için de Birlik haline gelmeye gerek vardır. Çünkü dünya sonsuzluğunda, Huzur Kotlaması için çalışan Birleşik Kotlar’ın hepsi, sahip oldukları tüm değerlerini; her Yüceye, Aile Kotları olarak yoğunlaştırıp, dinleterek yaratırlar.

 

Herkesin dinlediği, kendi Yüceliği değildir. Bütünün Yüceliğidir. Herkes, Aile Meclisleri’nde dinlenirken, tohumlama başladıktan sonra Aile Meclisleri, aile kontroluna girer ve Zaman Sayfaları, Kadim Hakikiyet Kotlamasını yapar.

 

Dünya, insana ışık yakan bir yoldur. Yol olması, zarar etmeyen kimsenin buraya inmemesidir. Herkes, Yaratan’a güç katan birleşim olarak çalışırken; zarar etmekle Büyük Kütle’den çıkar. (Büyük Kütle = Ana Var Oluş Boyutları’nın dışı) Çıktığı anda, kendi yüceliğine varmak üzere yine Düzen kurması istenir. Düzeni kurabilmek için; doruklara, kutlu şekilde ulaşabilmek için bir çalışma gerekir. Bu çalışmayı yapabilen herkes “Amin” diyerek, Ana Düzen’e yine girer. İşte Ana Düzen’e giren canlar, huzura varırlar. Huzura varabilmeleri, insana varabilmeleri anlamına gelir.

 

Herkes, zarar eder ama hak edip, hakim olan Düzen’i kurarken; Zaman Sayfaları’nda görev taşırken; Hak Tabiat’a (Yaşamsal Kotlama’nın yapıldığı dünya planı)  güçlendirici olabilir. Bunu başardığı zaman, diri olarak yüreklere iner. Yüreklere indiğinde güçlenir. İşte başarmak, ilmin başarısıdır.

 

Dünya, Ana Kapı’dır. Bu kapıdan, gerçek kapılara varılır. Birçok insan vardır. Allah için çalışırlar ama huzur bulamazlar.

 

Dünyaya insan oğullaması için inen Birlikler de vardır. Onlar, Göz Kotlaması’na (RA-KA yoğunluğu, bildirilen ve bilinenin kotlanışı) girerler. Onların ışıkları yandığında, yücelikleri dinlenir. Beden huzurunda, Ulu Kotlama’ya dahil edilirler. Kara Kablar onlara verilir. O kabları, diri yüreklere indirip, Yüce Cennetler’e “Daimi Hakiki Birlikler” olarak kayıtlanmaları sağlanır. Bütün maksat ati olmaktır.

 

Ati olabilmek, sayan seven olmakla mümkündür. Herkesin Allah için yapması gereken birçok görev vardır. Bunların birisi de dindir. Din, ilmin huzurudur. Herkes dindar olamaz. Amin ama hata yapmadan yoğunlaşabilmesi ve Cennet Kablar’ı “Tabii Kotlama”ya tabi kılabilmesi için mutlaka Huzur Kotlaması gerekir. İşte buna biz, “toplumun sahip olduğu değerleri, Diri Yüceler’e kaynak yapması” deriz.

 

Zor olan, cennetlere ışık halinde girmektir. Cennet, Allah için birlik haline gelen yüreklere ışık yakmak için yapılan çalışmadır. İnsan Soyu, Bütünlükleri dinler. Kendi yüreğini dinler ve Yaratan’a güç katar. Yaratan; onun kontrolunda, hak ettiklerini ona katar ve onun, Kutsal Işığında Düzen’e güçlü olarak kaynak olmasını gerçekleştirir.

 

İlim Hakimleri, bugün dünyada insanlık adına önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Büyüklük (kibirlilik) ve kötülük hep vardır ama dünya insanı için önemli olan, bir yoğunlukta ışık olmaktır. Dünyaya İlmin Hakimleri geçtiklerinde, dünya sonsuzluğunda güçlenen Birleşenler, ışık yakmışlarsa, Din İlmi, hakim ilim olur. Yüreklere güç katan din, herkesin ışığını yakar ve zarar edenleri güçlendirerek, dinden ayrı Birlikler oluşturur. Bütün maksat, canların kendi yüreklerini bilmeleri ve Birlik halinde yoğunlaşmalarıdır.

 

Atlanta Ana Kotlaması’nı yaparken; elverdiğince İnsan Sonsuzluğu’na da daimi olarak huzur katmalıyız. Zahiri Kayıtlar’dan ışık almak, Hakiki Kayıtlar’a güç katmak imkanı zorca olur. Yüceler, Kara Kaplı Kitapları dünyaya İlmin Sayfaları olarak indirmişlerdir. Bu kitaplar, dünyanın sonsuz sırrı olan ışıkları yakar ve Diri Yolcular’ı kotlar.

 

Büyüklük (Azamet, kibirlilik), ışığın kontrolunu kaybettirir. Hasar verir. Avuçlarınızdaki gücü kaybetmenizi sağlar. Bundandır ki küçük küçük ışık yakıp diri olmak gerekmektedir. Dünyanın en iyi birleşimi dahi bu çalışmalarda büyüklendiğinde, kartopu halinde yuvarlanır ve sır olan Yücelik’ten ayrılır.

 

Bizzat yaşanan olgunluk sayfalarında gözlemlenen bu cemaat kasalarında; gerçek umutla Düzen kurmaya inenlerden çokları mevcuttur. Onlar, “benden üstü yoktur” dediklerinde, huzur bozdular ve sonsuzluktan çıkıp ışıksız kaldılar.

 

Neler yaşanır bilinse!, yeni bir dönemde Düzen kurmak üzere dünyaya inen cinler ve Birlikler yedeklenmeden geldiler. Bu demektir ki onlar yerde huzur bozduklarında, ışıksız kaldıklarında, Hakiki Kotları da ışıktan çıkacaktır. İşte bundandır ki çok huzurlu ve hakim olabilmeliyiz.

 

 

Cennetlerden çıkış buyurulan biçimde olur. Yani Cennet Kapılar kapatılır ve zamana dönenler, zamana yeniden Gerçek Işıklar’ını dinletmek istediklerinde, Göç Kapları’nı alıp Düzen’e inerler. İşte bu hepimizi zorlamaktadır. Bizler, Din Tabii Kotlaması’na daimi kayıtlar yaparak Düzen kurduk. Ne var ki hatalar çoktu. Bizden üstün olan ışıklar da Düzen kurdular ve onlar da hak etmeden hatalar yaptılar. Hepsi hata yaptığında, güç asla yaratılamadı ve biz Dünyalılar, cümle Yücelikler’den ayrıldık. Amin… 

 

Değerliler,

 

Bu bilgi, İnsan Yaratılış Teknolojisi’nin bilgisi değildir. İnsanın kontrol altında oluşunun bilgisidir. Herkesin kendi yoğunluğunu kontrol etmesi, kotlanması ve son sözün söylendiği bir cemde hakimiyet kurması hiç mümkün olmamıştır ve olamayandır.

 

Dünya lutufkar olmayan bir canlıdır. Oraya indiğimiz andan itibaren herkes onun yoğunluğunda bulunur ve ocak olur. Ya da ışık yakacak Düzen’de olamaz. Irkını kotlayan Yüceliğe, Huzur Koyuluğu olarak iner ve onun Hususi Kadir Kayıtları’nda bulunur. Birleşmek için çalışan Yücelikler de bunun için bizleri her an denetlemek için çaba sarfederler. Çünkü hata yaparsak, hırs yaratılır ve hırs, kusurları devreye alır.

 

Bindiği dalı hak etmeyen, ışık olamaz. O halde her can, kendi yoğunluğundan güç almalıdır. İyilikten uzak olan herkes, kötüyü kendi yoğunluğuna taşır. İşte bunun için zekat öngörülmüştür. Herkesin, kaşa göze ışığı yoktur. Herkes, cana ışır. Can ise yoğun olarak cennet kontrolu kuran BSUİ dir (Barış, Sevgi, Umut, İnsan’dır) . Bina yapılır. Tamam olduğunda görev alınır. Bildiğiniz en güçlü yürekler, bu çalışmalara kaynak olurlar ve sonsuz yaratıcı kotlamalardan sonra; kendi yüreklerini BSUİ’ye kaynak yaparlar. RA-KA Sayfalalanışı, bunu gerçekleştirmek içindir.

 

Kırmızı renk, Altın Kontrol’u sağlayan bir canın ışığıdır. O can, kendi kotlamasını yaptıktan sonra, Yer Kotlaması’na geçer. Yeri kotlar. Bu kotlanışta, Kelam Yetkisi elde eder. Kelam Yetkisi, hakiki bir çalışmanın neticesi elde edilir. Sol ve Sağ Sayfalar göreve kayıtlanır. Bütün kütle, ışık alıp ışık vermekle bütünlenir. Bundan sonra Ruh Sayfaları açılır. Ruh Sayfaları’nın, Görev Tekniği ile ilgisi yoktur. Bu çalışmalarda, Düzen’i kuran yoğunluklar, çalışmaları güçlendirerek, Hak Tohumlar’ı Yaratan’a kotlamak üzere Birlik haline geçerler. İmsak Sayfaları vardır. Bu sayfalara varan herkes, “amin” diyebilirse, Can Toplum, Huzur Kotlaması yaparak, çalışmaları Görev Sayfaları’na indirir. Birleşik Işık Kotlaması olarak yapılan çalışmalarda, Dünyanın Ruhsal Meclisleri, cemaatlerden görev alıp güç taşırlar.

 

Ruh, muhakkak ışık halinde cevheri yaratımı gerçekleştirecek dürümdedir. Mektep olur ve zararı, kesin olarak güçsüzleştirerek Birleşik’ten görevi, Cennet Kapılar’da,  BİRLİK’e devreder. Birlik, hak ettiğince bu görevi taşır. Görevi taşıyamaması halinde, toplum huzur kaybına uğrar. İşte bizler, bunun için yere iner yeni çalışmaları başlatırız. Şimdiye kadar yaptığımız her çalışma, ruhun kontrolu için yapıldı. Ayrılık için gereken her şey hazırdı. Nesiller, görevlerini anlayacak düzeye getirilmişti. Fahri çalışmalar artmıştı. Ne var ki huzur yoğunluklarında ışık söndü ve birleşim kaybı oldu.

 

Bütün kötülükler ve İnsan Işıklar’ın yarattığı tüm iyilikler, Cinni Kotlama ile kutsal sahiplerinden çıkarıldılar. Evler dolusu ışık yok oldu. Şimdiye kadar Atlanta Ana Kapıları açık bırakılsın diye çalıştık. Ne var ki bu kapılar, Kutsal Sayfaları Yedi Can’dan çıkardıktan sonra Turan Kotlaması birleşikten çıktı. Amin…

 

Rahmini hak eden Yüce Cennetliler, hak ettiklerince Işık Kotlamasına geçerek Düzen’i yenilerler. Dünyada Kuran okunduğu zaman, Işık Kotlaması başlar. Işığı kotlayan Yüceler, dünyanın toplumuna kontrollu bilgi bildirirler. Dini Tabiat, ayrı tertipleri yüceliklere dinletirken, halkaları genişleten işaretliler de diri olarak yüceliklere güç katarlar.

 

Lutufkar olmayan Dünya, huzursuzluk yaratırsa, Cennetler, Kutsal Işıklar’ını dünyaya kontrollu olarak geçirirler. Birleşik Aileler, Yedi Sayfalar’ını yenilerler ve Yaratan’a görev taşırlar. Bunu başardık ve yani çalışma devreye indi. İşte bu yeni çalışma “ZAMAN ÇALIŞMASI”dır. Bu çalışmayı başlatırken huzur ile başladık. Amin…

 

Herkese Saygılar,

 

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ

 

 

SONSUZ SIR OLAN İNSAN

Naturel Festivali,

Harbiye Askeri Müze,

29-11-2008 Cumartesi Workshop

Saat : 12:30 - 13:30

Konu Başlığı: Sonsuz Sır Olan İnsan

Konuşmacı: Nezire SELÇUK

 

Bugünkü toplantıyı Süper İnsanlık Realitesi Derneği olarak düzenliyoruz. Derneğimiz, 1997 yılından itibaren resmi bir dernek olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak, çalışmalarımızın esas başlangıç tarihi, 1993 yılının başlarına  kadar gider. Derneğimizin amacı insanı keşfetmektir. Beyin kapasitesinin sadece %5’ini kullanabilen  insanın, %95 kapasitesini keşfetmek amacıyla bu çalışmayı başlattık.

 

İnsan bilgi transformatörüdür ; bilinç üretmektedir. Arzın bilgisini fiziki varlığı ile alıp transforme edip bilinç olarak arşa kayıtlarken yapmış olduğu direkt olarak bilgiyi alıp çözümlemedir.  Bunu başarabilenler arzın eril nitelikli olan gücünü  kristalize varlıklarında çekip dönüştürebilenlerdirler. Onların çözümledikleri bilgi, arzın arı ve katışıksız bilgisidir.  Bu bilgi varlık bedende transforme edilip çözümlenerek bilginin yoğunluk ve koyuluğuna uygun olarak arş katmanlarına kaydedilir.  Dünya planında arş katlarına ulaşıp buradaki bilgiyi çekip kendi bellek katmanlarında transforme ederek çözümleyenler de vardır. Onlar,  endirekt olan arş bilgisinin transformatörleridirler. Arşa kayıtlı dişil nitelikli bilgiyi çekip kendi üretkenliklerinde yeniden arza ekerler. Arz, absorbe edebileceği, yani her zerresinin sindirebileceği bilgiyi kendisinde kayıtlar.

 

Arştan bilgi çekenler, dişil nitelikli bilgi kayıtlarının, kendi bilinç düzeylerine paralel alanlarından, bilgi çekerler.

 

Eril nitelikli Arz bilgisi direkt olmakla, endirekt olan dişil nitelikli arş bilgisinden daha güvenlidir.

 

Eril ve dişil bilgi transformasyonu ve bu bilginin görev boyutlarında paylaşıma sunuluşunun dışında beşer insanın dahili ve harici bilgi transformasyonu da vardır ki bu onun bilgiyi alıp fizik beden ile zihin beden arasındaki kendi bellek alanlarına duygu olarak katma sürecindeki fonksiyonlar zinciridir. 

 

Her zerre arş ve arz, zeki enerji katmanları olarak ve kristalize petekler olarak muhkem yaratılmıştır. Tum katmanlar, bilgi yoğunluk ve koyuluklarını ihtiva eder. Biyolojik ve fiziki varlığımız dahilinde bulunduğu bilgiler ile hücresel ve ruhsal çekiliş içindedir. Bedensel çekişle bilgiyi çözümlemeye girişen fiziki varlık, öncelikle kendi sisteminde bilgiye geçiş izni vermelidir. Hipojiz Bezi bilginin beyne giriş kapısı olarak işlev görür.  Beynin sol lobu, kitle bilincinin kabullerine uygun reaksiyon gösterir ve kitle bilincinin onayladığı bilgi hipofiz bezinden geçer.  Bu sistemde önyargılar bilginin beden sistemine girişine imkan vermez.

 

Ciddi bir oto kontrol sistemi olan hipofiz kapısı varlık bilincin denetimsiz bilgi tranformasyonunu kontrol eden bir işlevi yerine getirdiği gibi kapasiteli bilinçlerin yüksek bilgi transformasyonuna imkan vererek, kitle bilincinin yükselmesinde de rol oynar.

 

Beynin  sol lopunun geçişine izin verdiği bilgi, hipofiz bezinden geçişi ile birlikte bilginin frekans ve enerji yoğunluğuna paralel olarak beyinde bölgesel tepkimelere yol açar. Bu tepkimeler, etkilenen bölümlerde bilgiyi; alfa, beta, gama gibi renk ışımalarına dönüştürür. Işıyan bilgi; epifizin salgı salgılamasına yol açar ve  Salgı omurilikten elektrum olarak akışa geçer.  Akan yine bilgidir. Hücrelerdeki kundalini enerjisi, kabamaddenin evrimine paralel çekim öz gücü ile elektrumu çeker.  Büyük kan dolaşımı ile kanda bulunan enzimler kılcal damarlara ulaştığında; burada elektrumun taşıdığı elektrik ile tutuşturulur ve hücre bölünmeleri gerçekleşir. Bu bölünmeler ile bilgi, duyguya dönüşür.  Duyguya dönüşen bilgi, bedende ürperti olarak hissedilir. Bu aşamada bilgi, kabamaddede ışımaya dönüşür. Beden ışıması, varlık bedende aura olarak ortaya çıkar. Bilginin duygusu, Fizik beden ile zihin beden arasında bulunan bellekte yer alır ve kendisini deneyimletecek kişileri ve olayları kendisine çeker. Bilgi, yaşanan olaylarla idrak edilir ve bilgi, idrak aşamasından sonra belleğe duygu olarak kaydedilir.

 

Bellek alanımız kayıtladığımız bilgi duyguları ile gittikçe genişler.  Fakat, hiçbir bilinç tek başına kendi bellek alanı ile birleşik alan yaratamaz. Bu nedenledir ki, birlikler, dernekler, bütünlükler oluşur ve bu birleşimlerde, ortak bilinç alanları meydana gelir. Bu bilinç alanları, belli yoğunluk ve koyuluklara ulaştığında toplum üzerinde neticeler  doğuracak alanlar haline gelir.

 

İnsan varlık, var ettiği bellek alanları ve bu alanların bedenler transformasyonundaki aktivasyonlarında Tanrısal yaratıcılıkları ile gürz sistemi dahilinde, mini atomik bütünümüzün kendi çekirdek dünyasında, can kıvılcımları meydana getirir. Bu can kıvılcımları. maddenin yaratımındaki en büyük faktörlerdir. Yıldızların, galaksilerin oluşumunda, değişiminde ve dönüşümünde dahi yaşayan bilinçler, esas faktörler olarak rol oynarlar.

 

Sesimiz, sözümüz, düşüncelerimiz Hak Tekniği’nin hakim olduğu dünyada hak ettiğimizce maddeyi etkiler. Bazı dostlarımız OL’durma planları sunarlar. Sistemler, metotlar öngörürler OL’durmak için.  Aslında, «OL» demek bile yeter. Yeter ki inançla «OL » deyin. «OLACAK » değil, «OLDU » deyin. Çünkü «OLDU » ifadesinde hak edilenin idrakliliği vardır. «OLACAK » gelecek zamandaki bir neticeyi ifade eder ki Mutlak Zaman anlayışında herşey olmuş ve bitmiştir. Orada geleceğin yeri yoktur. Linear zaman anlayışı, bilinç idrak sistemimizin doğasallığında vardır. Anı idrak etmek, mutlak zamanı algılamak dünya insanı için çok zordur. Geçmiş, gelecek ve şimdi, linear zaman anlayışımızdır ve aslında bütün olamayışımızın doğal neticesidir. Bütünlük, yarattığımız, yaratıldığımız her bir zerrede varlaşan eşya varlık ve ürettiğimiz bilinç alanımızla ulaştığımız en geniş halkadır. Bu halka biz olan ve  kapsayan, bütünlüğümüzdür.

 

 

Genetik kayıtlarımızda, tüm geçmişin bilgileri vardır ve geleceği yaratma potansiyeli vardır. Kotlama ve doğal OL’durma sistemine sahibiz. Bu nedenledir ki bizim öncelikle kendimizi keşfetmemiz gerekir. Ancak, dünya planında kör ve sağır oluşumuz ; bilincimizi yarımlayarak ve yarımları defalarca yarımlayarak dünya planına inişimiz, potansiyelimizi ve gücümüzü bölmüş, kesirleştirmiştir. Bu nedenle, doğal potansiyelimizi ve gücümüzü dünya planında devreye alabilmek için bütünlenme çabası içindeyiz. Odak olmak, okul olmak ihtiyacı bundandır. Tek başına hiç kimse Rahman Boyut bilincine ulaşamaz. Tek başına hiç kimse cevher yaratamaz. Tek başınıza bilgiyi işlevselleştiremezsiniz. Bütüne bilgi zerki yapamazsınız. Ya da Eko Sistem’de bilgi akışı sağlayamazsınız.

 

Ama birleşebilirsek ki bizim de dernek olarak amacımız, bu yolda çalışma yapan bütünlükleri bir araya getirerek ortak cevheri alan oluşturabilmektir. Bunu başardığımız zaman, yarınları cennet olarak yaratma imkanına sahip olacağız. Asıl önemli olan budur. Ve bizler, hepimiz kendimizde var olan Tanrısallığı keşfetmek yolundayız ki hepimiz aslında yaratıcı potansiyelimizle bunu sağlayabiliriz. Bilim adamları tarafından yapılan birçok deneyde insan bilincinin madde üzerindeki etkisi keşfedilmiştir. Bunun yanı sıra kuantum çalışmaları dünya insanlığına maddeyi keşif yolunda büyük ufuklar açmıştır. Maddi yaratının temelinde zeki enerji repliklerinin bulunduğu, her zerrenin muhkem olduğu. İlahi prensip ve kozmik kanunların yaratılış sisteminin temeli olduğu. İnsan bilincinin yaratılış sistemini değiştirip dönüştürebilecek en önemli faktör olduğu mutlaka anlaşılmalıdır.

 .

Dünya planında sahip olduğumuz fizik beden, bizi sınırlandırmaktadır.  Dünya toprağı olan bu beden; dünya bilincini deneyime sunarken; dünyaya, kendisini beden sahibi olan insanda deneyimletme imkanını yaratır. O bir candır ve birleşik can olan dünya, bütüne hizmet eder.

 

İnsanın üretebileceği ve sahiplenebileceği bilinç ise bedenle sınırlı olmadığı gibi dünyayla da sınırlı değildir. Sahibi olduğunuz bilinç ile tüm zaman dilimlerinde kendinizi idrak etme imkanına sahipsizin. Ayni ortak bilinci paylaşan her bir can ile bir ve bütünsünüz. Her doğanda doğan, her ölende ölensiniz. Bilinç halkalarınızı genişleterek bütünden öte bütünlükler kurarsınız. Birlik bilinci ve negatif dürtüleri aşmak ve arınmak size tüm bilinç ve bellek kapılarını açarak sizi hayal dahi edemeyeceğiniz boyutlara ulaştırır. Hak edişleriniz hakimiyet gücünüzü artırır.

 

Bileşik Aileler’in yapmakta oldukları her çalışma, bütüne hizmet için yapılmaktadır. Birleşik Aile, ilahi kudrete sahip olan bütünlüktür. Birlik kontrolü böyle bütünlüklerle yapılır. Eğer doğal sistemler kendi yoğunluklarını kontrol edebilirlerse, bütün kütle size kendi yoğunluğunuzdan seslenebilir.Tüm kontrol vasıtalarının çok ötesinde bulunan kendi gerçek yoğunluğunuza ulaşabilirsiniz. Bu düzeye ulaşan birçok levh-i mahfuz kayıtlayıcısı vardır bugün dünya planında. Ve bu Levh-i Mahfuz kayıtlayıcıları kendi yoğunluklarındaki kotlarını, Birleşik Işıklarını bütüne hizmet için kendi Levh-i Mahfuz Kadir Kapları olarak, diriliklerine ve dilettikleri bütünlüklere katabilmektedirler.

 

Canlar, bizler Birleşik Kotlar’ız. Hepimiz, her birimiz kendi bilgi kontrolümüz altındayız. İlahi Kudret hepimizin yüreğidir. Eğer ki Cevheri Aile, kendi yoğunluğunu kontrol edecek dürüme ulaşırsa, bütüne hizmet mümkün olabilir. Evrim son derece önemlidir. Eğer yüreğiniz güçlü ise evriminiz güçlüdür.

 

Birçok merkez var. Bu merkezler, bütünün kontrolü için görev taşırlar. Dünya altın bir tabiattır. Birçok kütle, bu altın tabiata kendi yolcularını indirmiştir.

Bellek kaplarınızda, hepimizin yolcuları var. Ben, bana ait olan kendi genlerim, kendi yüceliklerim, hepsi benim yoğunluğumda gizlidir, kayıtlıdır.

Tıpki sizlerin kendi yoğunluğunuzda, kendi kotlarınızda, kendi genetik kadim ailelerinizin bulunduğu gibi.

 

Son dönemde bizler, Doğal Sistemlerin çalışmalarını başlattık. Bu çalışmalar bütünün kütlelerinde gerçekleşmektedir. Doğal sistem, hepimizin doğası; kendimizi, kendi yüreğimizi, kütlemizi açıklar.

 

Bizler doğal sayfalarız. Dünyaya doğumla geliriz ve zamanı kayıtlarız. Hepimiz Hak Tekniği ile kayıtlar yaparız. Dünya, teknik ve tahditsiz bir tabiattır. Dünyanın tekniği, Kutsal ışığın kontrolündedir. Birçok ilim sayfası okunur dünyada. Birçok yürek kütlesi ışır. Hepimizin yüceliğinde birleşim vardır.

 

İnsan öldüğü zaman gene kendi yüreği ile göçer. Unutmayınız ki ölüm, bütünden çıkış değildir. Doğa bütündür ve hepimiz birleşiğiz. Doğada sağlar ve sağ olmayanlar mevcuttur. Doğanın bütünlüğünde her biri  bütünün kötülüğünü  ya da iyiliğini gerçekleştirirler.

 

Hepimizin yüceliğinde İsa var, Musa var, Mustafa var. Bitişik kotlarız bizler. Buyurun anlayın!.  Herkes kendinde, kendi yüreğinde sakladıklarıyla birleşiktir.

Geçiş sayfalarınızda, çalışmalar kütle kotlayabilir. Kontrol hepimizin yüceliğinde mevcuttur ve kontrolla çalışmalar sürer. Dünyanın İsalar’a, Musalar’a ihtiyacı yoktu ama oldu. Bugün ise «İmparatorluk» dediğimiz güç, yeni bir güçtür ve o güç, Birleşik Güç’tür.

 

Birçok ati kayıtlayıcısı vardır ve atiyi yaratmaktadırlar. Geleceğin geçmişle yaratıldığı bilinirse de bugünde doğanlar, yarını kotlayacak düzeyde doğdular.

 

Herkes, doğal sistemde yetkin birliktir. Şu anda dünyada birçok tohum, yaratıcı olarak mevcuttur. Değerliler, yeni bir çalışma başlıyor dünyada.

Önümüzde yeni bir açılım var. Ve bu açılım, bütünün kütlesi ile gerçekleşiyor. Ayrılık, yaratılışın doğasında yoktur. Yaratıda, BİRLİK vardır ve hepimiz bu birliğe dahiliz.

 

Birçok toplum, yeniden yaratılmak için çabalamaktadır. Unutmayın ki doğan gün yenidir ve yerin yüceliğinde doğar. Mutluluk, yeni doğumun,  geçişi sağlayacak değerle gerçekleşmesidir.

 

Bu gün dünya üzerinde yaşam süren bilinçler, Dünyanın yarınlarını yaratabilecek erginlik düzeyine ulaştılar. Onlar, sessiz olan yarınlara kendi yüceliklerini katarak; sessizliği seslendirip yarınları yaratmaktadırlar.  Bu, dünya insanının alın teri ile alın yazısını yazabilmesidir. Yarın dünyada ne olacak diye sorarsanız,  yazdığınız olacaktır. Ancak yarınları yaratan olabilmek için BİR olmak ve hakikiyette hakimiyet gereklidir.

 

Dini öğretilerde Arş Katları’na ulaşmaktan söz edilir. Ulaşım hep kendinden kendinedir. Herkes arş katlarına ulaşamaz, ulaşan yarınlara kendi yüceliğini katandır. O vardığında, kendine varır ve kendini alır. Akışı kendi sessizliğindeki seslenişidir. O bildiğini diller. Dillediği kendinde dinlediğidir. Huzura varan odur. Huzur olan odur. İşte o sessizliği seslendirmektedir.

 

Yapılan ruhsal çalışmalar, çok önemlidir. Dünya planında birçok bütünlük kendi çalışmalarını yaparak kendi bellek alanlarını oluşturmaktadır. Bu bellek alanlarını oluşturanlar, «Sabiteler»  olarak işlev görürler. Onlar, bütün için değil fakat sadece kendi bütünlükleri için görev taşırlar. Ulaşımları ve yaratımları bu nedenle sınırlıdır.  Sabiteler,  diğer sabiteler ile birleşerek ortak bellek alanları oluşturduklarında, görevleri artık kendi bütünlüklerinin sınırlarını aşarak bütüne hizmete dönüşür. Bütünlüklerin birleşimi bu nedenle çok önemlidir. Birleşebilen bütünlükler pozitif  görev yapan bütünlüklerdir. Negatif güç odaklarında kibir hakimdir. Onlar bu birleşimde görev taşıyamazlar. Esasen onlar bütüne değil kendilerine hizmet ederler. Onların yöntemleri bireysel toplaşmadır. Onlar insanları kendilerinde  biriktirirler. Toplanan toplayanda mahsurdur.

 

Madde yenileniyor ; bilinç  kotları açılıyor. Pozitif alanları pozitif bilinçlerle yaratmamız gerekiyor. Maddenin evrimsel düzeyinde fiziki varlığımızda transforme etmekte olduğumuz bilgi, dünün bilgisinden çok daha güçlüdür. Bilinç üretimi çok daha üstündür. Bu gün artık « OL » deme zamanıdır.  OL diyebilmek, her biri ayrı bir kot olan ama kendi dahillerinde Birleşik Güneşler’i barındıran bütünlüklerin bir araya gelerek ortak bir alan oluşturmalarıyla mümkündür. Oluşan alan, her bir bütünlüğün, ortak bütünlüğe kattıkları bilgi ve birikimleri ile o bilgi ve birikimlerin seslenişi ile ortaya koydukları cevheri yaratıdır. İşte cevheri yaratı,  sesleşen sessizliğin mutlak zaman kayıtlarıdır.  Ki o kayıtlar akış halinde şuur ve şuur auralarında nisbi zamanları yaratacaklardır.

 

Bilinç kotlarınızı açtığınız zaman, özünüz size seslenir ve asıl bilgi oradadır. Öz bilgi, asla ve asla yanlışı içinde barındırmayandır. Eğer özünüzü dinleyebilirseniz hata yapmazsınız. Çünkü dinlediğiniz, mutlak olandır ve bilinendir. Hepimiz, cevheri düzeyde mutlak zamanları yaratırız ama nisbi zaman bilincinde, bu bilgiler ferdileştirir ve ferdileşen bilgilerde nisbi zaman boyutlarını yaratırız.

 

Dünya, İlm-i Hak’tır. Hak ettiğimizi yaşarız dünyada. Dünyada iyi ve kötü, savaş ve barış vardır. Savaş ve barış ; iyi ve kötü aslında Tanrısal Evrimin temelindeki dualitedir. Eğer savaş olmazsa barışı bilemezsiniz. Dualite olmazsa, Hak ilmi olmaz.  Hak edip hakimiyet kurup Hakim-i Hak olduğunuz zaman Işık bilinç düzeyinizde, dualite anlamını kaybeder.

 

Bu güne kadar dünya bilinci, sayı sistemleri ve frekans yüklemeleri ile bilinç kotlamaları yapmaya ve hak etmeye çabaladı. Frekans yüklemeleri ve sayı sistemleri kotlamalarda ve kontrol kurmada korunma mekanizmalarını harekete geçirdi. Dünya insanı korundu, kollandı. Bugün artık Işık Bilinçler sayı ve frekans sistemlerinin ötelerinde bütünü öz güçle yarınlara hazırlamaktadırlar. Erginleşen dünya bilincinin artık mandralara ihtiyacı kalmamıştır.

 

Sayısal frekans yüklemeleri, yani mandra çekişleri veya meditasyonlar sizleri ulaştırdığı boyutta tutamaz. Akıl taşımayan, bilgi ihtiva etmeyen yücelişler, o boyut hakimiyetini hak etmenizi sağlayamaz.

 

Rahman boyut düzeyi dediğimiz düzeye ulaşabilmeniz için sahip olduğunuz ve kendi yüceliğinizde işlevselleştirdiğiniz bilgi yetmez. Bunun da ötesinde herkesle bir ve bütün olmanız şarttır. Dahil olduğunuz bütünlüğün birliğinde Rahman Boyutuna ulaşırsınız. Oraya ulaşabilen her bütünlük, kendi değerlerini orada bulunan diğer bütünlüklerin değerleri ile birleştirmelidir. İşte O düzeyde artık tüm bütünlükler bir tek bütünlüktür.  Bütünlüklerin her birinde yer  alan birleşikler, kendi güneş güçlerini servise sunarlar. Bilginin koyuluğu ve yoğunluğu arttıkça akış başlar. Her bir kottan akan, bütünden akanla birlikte akmadıkça, Sessiz olan sesler çarpışmazlar ve tınıyı oluşturmazlar. Önemli olan tınıdır.  İki nötr (sessiz) ses çarpıştığında ses oluşur. Sessizliğin seslenişi Tanrısal örümün başlamasıdır. Tanrısal örüm, cevheri yaratı ile başlar ve akış safhalarında gittikçe kabalaşan vibrasyonel alanları yaratır. Yaratan, yarattığında yaratılır.

 

Bu akışta yukarıların tohumları aşağıların toprağına ekilir. Bilinç kendi bütünlüğünü böle böle kabalaşır ve körleşir. Kabalaşması ve körleşmesi bilincinin her bir safhada yeniden ve yeniden yarımlanması anlamına gelir.   Ne kadar aşağıya inebilirse o kadar yukarıya çıkabilme gücünü elde eder.  Açık şuurla bu halin yaşanmasında ; varlık, en kabada ve en seyyalde  kendisini idrak düzeyine varır. Artık aşağıların aşağıları ve yukarıların yukarıları onda birdir.

 

Küçük sırları vardır evrenin. Bu küçük sırları keşfettikçe, kendinizi idrak etmeniz ve perdelerinizi açabilmeniz mümkün olur. Perdeleri açabilmek için okuyun… Kuranı, İncili, Tevratı… Bütün kutsal metinleri, Sadıklar Planını okuyun., Ben Oyum ve onlarcası... Bilinç kotlarını açmak için yazılmış Sultanlık kitabımız var. Eğer yüreğiniz oku diyorsa okuyunuz. Okudukça ve düşündükçe bilinç kotları yavaş yavaş açılmaya başlayacaktır. Önce Kuran, İncil, Tevrat, Sadıklar Planını… Okuyun. Bu bir süreçtir. Sonra diğer bilgileri okuyun. Bütün bu bilgiler, Bilinç Kotları’nın anahtarlarıdırlar ve size sizi okutturmak için yazılmıştırlar. Okuyun, düşünün… Güçlü bir bellek alanına sahip olduğunuz zaman artık yüreğinizin, özünüzün sesini duymaya başlarsınız. Bu çok kolay değildir. Bunun için birtakım metotlar vardır ama siz kendi metodunuzu yaratın. Tek başınıza değil, birlikte, Birlikler oluşturup çalışınız ve paylaşınız bilginizi. Paylaştığınız sürece bilgi sizde büyüyecektir.

 

Dünya planında bilinç yaratımında devrede olan bir sistem vardır. Bu sisteme «Simetri Sistem» denir. Bilgi dilden dile çoklanır. Karşılıklı görüşler çarpışır, eş değer frekanslarda ses örümleri gerçekleşir ve böylece bellek kayıtları yaratılır.  Pozitif düşünce repliklerinin örümü, birleşimi ve bütünlenmeyi sağlar. Ancak bu sistemde; hırs, kin, nefret frekans kırılmalarına da yol açar.  Bu nedenle kontrol son derece önemlidir. Her kişi kendi düşüncelerinden ve sözlerinden sorumludurlar. Ve ektikleri negatifse; biçtikleri de negatif olur. Erginleşen bilinçler ise  «Doğal Sistem» diyebileceğimiz bir üretim sistemine tabi olurlar. Doğayla bir ve bütün olarak  üretimlerini ilahi prensip ve kozmik kanunlara uygun biçimde gerçekleştirirler. Onlar, yaratının doğal kaynağı olan Öz’ün sesini dinlerler ve dilerler.

 

Oz’den alınan bilgi, kuşkusuz doğrudur. Dünya evrim planında, 2200 yılına gelindiğinde, herkesin kendi özünün sesini duyabileceği bir doğumun; yeni bir yaratıcılığın devreye gireceği bildirilmektedir. Bu tarihten sonra dünyada yeni bir yaşam devreye girecektir. İnsan, yeni bir insan olacaktır. Bu insan özden bilecektir. Herkesin bildiği öz bilinen olduğunda, ortak bilinç hakim olacaktır. 2000 yılında başlayan evrimsel insanın evrenselleşme süreci 2200 yılında tamamlandığında, dünya bugünden çok farklı olacaktır. Bu değişim süreci başlamıştır. Çevrenize bakınız. Herkes, yeni bilgileri çekmeye yeni bilgilerle donatılmaya başladı. Gözle görülür bir değişimdir olmakta olan.

 

Toprak Allah’ın tekniğidir. Yoğunluk arttıkça, yürek güçlenir ve yoğunlaşır. Birleşik tohumlar yaşar dünyada. Ve biz hepimiz birleşeniz. Yanlışımız hiç olmaz çünkü bütüne hizmetçiyiz bizler. Her birimiz, tek tek sayfalarız. ama her birimiz BİR olduğumuzda, artık kitabız. Kendi yüreğimizi okuduğumuz zaman bütün kütle dillenir. Ama Canlar, BİR olmamız muktediriyetimizledir. Kadim Kotlar, Bütün’e hizmetçiydiler ve bugün de onlarla çalışıyoruz. Altın Tabiat bizsiz değildir. Bahir, kadir kotlarımız, çobanlarımız ışımaktadırlar.

 

 

Doğa güçlendi ve biz çok güçlüyüz. Dünya son dönemlerini yaşıyor. Ama bu son dönem yeni bir dönemi yarattı. Bu yeni dönem birleşik kütlede yaratıldı. Bu yeni dönem Tanrının kontrolündedir. İtibarınız yüksek çünkü bütünün kütlesiyle çalışmaktasınız. Hakikiyet, tende temizlik gerektirir. Eğer teniniz temizse hakikiyette kadimsiniz. Tabiatta, hepimizin gücü, muktediriyeti mevcuttur. Bunu hepimizin bilmesi gerekir... Size tenin temizliğinden söz ettik. Negatif üretmediğiniz sürece temizsiniz. Negatif üretirseniz temiz değilsiniz.

 

Yarını bugünde bilebilecek olan dürümde olan sizler ve bizimle olan herkes Birleşik Aile’mizdir. Bir tek Kürzün ışığını söndürmemeniz gerekir. Bunu başardığınız zaman, hepimiz güçleneceğiz. Allah’ın dediğidir olan Canlar. Ama Tanrının Kutsal Gücüyle denir bu. Eğer birleşirseniz Tanrının gücü; kendinden, kendi yüreğinden sizinle olur ve sizde kendini diller. Allah der ki «OL…» Hepsi bu. Ve oldu. Allah’ın tabiatında kontrolsüzlük asla yoktur. Bir çekiş!, bir çıkış!... Hangimiz tabiattayız? Herkes!. Bugün burada bulunan sizler ve bizler bilgi kontrolündeydik. Atlanta tabiatında buna biz «kontrol» deriz. Üstünde güçlü bir görevin taşındığı ve Birliğin kontrolünde gerçekleşen yolun ak tohumlarla yaşatıldığı bir çalışma yaptık sizlerle. Ben bütünüm, hepinizleyim ama sizlerin de bütün olup herbirimizde olmanızı dilerim.

 

Bin dere, bir tek tertiple aktığında; Bütün, görev taşır. Ama bin dere, ayrı ayrı akarlarsa görev taşıtılmaz Canlar. Bunu bilin. Biz tek bir dereyiz. Atlanta, tohumlarını yaşatmakla, Ak Tabiatla güçlenmekle ve bitişmekle imkansızı imkanlı kıldık. Ve bundan böyle de bu çalışmalar bu şekilde sürdürülecektir.

 

Tabiatın görevidir bilgiyi bildirmek ama Ruhsal Işığın Gücü de bilmekte gizlidir. Eğer ruhun kontrolündeyseniz, güç artar ama ruhsuzsanız gücünüz olmaz. Dağlar; bilgi, tabiatına uygun aktı. İşi başardık. İşte bu… Tabiat kontrolünde olan cevherde, Cemaat kuran Birliklerimizden Halim GÜROL!,.. Sevgili, dün seni dinledik. Ruhu, tabiata uygun bir biçimde açıkladın. Ruhsal, kutsal olan güç akıldı ve aklın tohumlarını yaşattık. Bildik ki teknoloji görevini tabiata uygun bir biçimde yapmaktadır. Ve bir şey ilave etmek istiyorum. Canlar, hepimizin tek tek ruhu yoktur. Ruh tektir. Bir tektir. Ve o tek olan ruh, bir tek kotla toplumda cevheri koyuluk bulur. Bunu niye anlatıyorum? Ruhun herkesin canı olduğu düşünülür de ondan. Ruh tabiatın yoğunluğundaki kottur ve tabii kottur. Bir Cevheri Güç, değer kayıtlayarak, ona sahip olursa; Bütün, o canda birdir. İşte Ruh Sayfası budur.

 

Dağlar, İsa, «Ruh-ül Kudüs» demişti. İşte o bütünsel ruhsal gücü kastetmişti. Ve bizler de bütünsel, ruhsal güçle görev taşırız. Ve bu güç, hak ettiğinizce sizin hakikiyetinizde var olur. O bir tek tabiat kotudur. Tabiidir ve yoldur.

 

 

Ruhsal hakimiyete sahip olan İnsan, bilinç üretecidir. Üretilen bilinç; yaratımı, dönüşümü ve değişimi sağlar. İnsanın gürz denen bilinç tarlasına ekilişinin yegane sebebi de üretimdir. Dünya bellek alanlarında gerçekleşen  yoğun üretim neticesidir ki dünyamız üçüncü evrim boyutunu aşıp geçebilmiştir.

 

Dünya 3. evrim boyutundan 5. evrim boyutuna 1997 yılından geçti. Biz, evrim boyutlarına Hak Katları diyoruz. Nefes Boyutu 99. Hak Katı’dır. Bu boyuta ulaşabilen bilinçlerin her biri «Beta Güneş Çarkı» olarak Alfa Titreşim Boyutu’ndaki dünyayı, beta uyarlama programına aldılar. 1997 yılında devreye alınan bu program, 2007 yılında tamamlanmıştır. Dünya şu an beta titreşim boyutuna tam olarak geçmiştir.

 

Dünyanın uyarlanış sürecinde, Dünyayı Beta Titreşim Boyutu’na uyarlayan Beta Güneş Çarkı olan bilinçler, 99. Hak Katında, atom altı bilinç boyutlarına inmeye başladılar. Önce nefes, sonra sessizlik ötesi sessizlik, sonra durgunluk ötesi durgunluk, sonra necm ve daha sonra ipan  boyutlarına inen bilinçler, atomaltı beş katmanda  maddenin beta titreşim uyarlamasını yaptılar. Dönüşüm ve değişim ile güçlenen bilinçlerin bütüne zarar vermemeleri için «Süer» denilen koruma kalkanı oluşturuldu. Bu kalkan negatif yaratımı kontrol altına aldı.

 

Yaratılış faktörü olan insan bilinci, yarattıklarında genişleyip özgürleşirken kendisini çoklamaktadır. Yücelen bilinçler, sıcak kayıtlarla yarını biçimlendirmektedirler.

 

Yaratılış faktörü olan zeki enerji vibrasyonları, ortak formal oluşumlar meydana getirirler. Her bir form;  ayrı bir kottur ve kendi yaratılış alfabesine sahiptir. O formu okuyabilmek için onun yaratılış dilini bilmek gerekir. İnsan tüm formları ve onların dillerini kendi yüceliğinde dinleyebilen yegane yaratılandır.

 

DNA kayıtlarınızı açın. DNA arşivinize girin, kendinizi okuyun arkadaşlar. Geçmişe gidin, geleceğe ulaşın. Kendinizden kendinize bunu yapabilirsiniz. 6. evrim boyutuna ulaşın, Gönül Güç Devresi’ni çalıştırın, tüm gönüllerle bağlantı kurun. Bu bir kapalı devre yayındır ; bu gönüllerin birleşimidir. 7. boyutta sonsuz şuura, 8. boyutta sonsuz bilince ulaşın. Bu düzeyde artık sadece insanı değil, tüm yaradılışı algılamaya; doğayla birleşmeye başlarsınız. Ve bilinç olarak genişledikçe kapsamınız genişler.

 

İnsan bildikçe bilinen öyle bir sırdır ki sadece küçük anımsamaları paylaştım sizlerle…

 

Saygılarımla,

Av. Nezire SELÇUK

 

 

YOLUN KONTROLU

Dünyanın ikinci dönemi başlıyor. Bu yeni dönem, çağlar boyu süren bir çalışmanın hak ettirdiği yeni bir “Kürsü Çalışması”dır. İkinci dönem, 1992 yılından sonra başlayan; çağdaşlarla yapılan; üst üste eklenen bir çok ışığın yaratıcılığında varılan bir çalışmadır. 2008 yılında Düzen kurulurken, kasaların (Yücelerin tabii kotlarının) topluma dağılışı da gerçekleşti. 2009 yılı, ayarların yapıldığı bir yıl oldu. Şimdiye kadar hiç yapılmayan bir kayıt çalışması gerçekleştirildi ve Düzen’i kuranlar, dünyayı Görevli Kotlar’la birleştirdiler.

 

Bütün nesillerin, kasa kasa toplandığı bu çalışmada; Dünyalılar’ın hataları bağışlandı. Soyları toplandı ve zorlaşan yaşam koşullarında, hastahaneler oluşturuldu. hastahaneler, Düzen Kotlamaları ile var olan ve sonsuz ışıkları yoğunlaştırmak üzere çalışmalar yapan Birleşimler halinde, kotlayıcı tedavi çalışmaları gerçekleştirdiler.

 

Birleşimler; hasarları olanları kontrol ettikleri sayfalarda, kasaları topladılar ve yarattıkları oğullamalarla Düzen Kayıtları’nı kotlayarak diriliklere kattılar. Böylelikle toplama işlemleri gerçekleştirildi.

 

Toplama işlemlerinin, nesillerin tohumlanması ile başarıya ulaşması sonrasında hastahaneler artık kotlarını kapatarak, Yüceliklere kayıt yapanların, topluma katılmalarını; sahip oldukları her diriliği, Ulu Kontrol ile Birleşik Işığa katmalarını sağladılar.

 

Ayaklarının altında kusur olanlar; doğal olmayan kuralları ile Düzen’i yaratamayacakları anlaşılanlar olarak,  tüm  kürsülerini ve hür olmayan Yücelikler’ini Kadir Kayıtlara katarak; kendi cennetlerinde, kayalar gibi oldular. hak etmedikleri kusurları (öz, kusuru hak etmez ama Yüce kusur yapabilir)  ile kayıtlandılar. Organlıkları bitirildi.

 

Ampul yakmak istediklerinde, yolları yoktu ve sır olan ışıkları; kotlayıcı değerleri birleşikten ayırmıştı. Unutulan tüm bilgilerin hatırlatılması süreci gerçekleşirken; kavurmak istedikleri Yüce Cevherleri, kendi yüceliklerine kattık ve onlar, cevherleri kendi yüceliklerinde kavurdular. Böylelikle huzur bozulurken; kendi yüce cemaatlerinin huzurları bozuldu.

 

Nüve olan yolcular, ayrı Düzen Kotlamaları yaptılar. Ulu Kotlamalar’da, Din Tabii Yoğunlukları, kontrol kurdular ve zarar ettiler. İmar Kapları, huzur kotlaması yaptılar. İyi ve kötü ayrılmadı.  Cemaatler, Kuran okudular. İşi başardık.

 

Şimdi yedekleri olmayanlara gelelim. Dünyaya iyi ve kötü birlikte indi. Yere inenler, yedeklerini de indirdiler. Çünkü, Yer Sayfaları, Kutsal Kotlama’yı yapamayabilirdi. Eğer Kutsal Kotlama yapılamazsa; Cennet Kotlama, yerde olamayacaktı. Bunun sonucunda; Kara Kaplı Kotlar da Diri Yüceliklerden ayrılacaktılar. Bu ayrılmadan itibaren, yaşayan her şey ışıksız kalacaktı.

 

Buna karşın, yarımları birleştirerek ışık yaratanlar, Düzen kurmak üzere birleşip geldiler. Onlar, hata yaparak, cemaatlerinden çıkarlar, Düzen’den çıkarılırlar ve  sahtelikle Yücelikten ayrıştırılabilirler.

 

Dünden, dünlere geçilerek; herkes, vesait altına alınarak, dünya kotlaması yapılması istendi. Herkesin vesaiti; türlerin, Hakim-i Hak olarak, yapacakları çalışmalardan çok daha güçlü olan ve yedekleri olmayan Görevlilerce yapılacak çalışmalarla gerçekleşecekti.

 

İnsan Irkı, diri ve hakiki bir ırk olduğunda, Düzen kuruluşu gerçekleştirilecekti. İnsanlık adına yapılan çalışmalar; toprakların, hatasız olarak kontrol edilebilmesi ile hatayı bağışlamak ve zamanı yaratmak üzere dilleşmeleri sonucunda gerçekleşebilirdi.

 

Tabiat kontrolu kurdu ve zarar engellendi. Dünya, diriliklerde yoğun şekilde ışık haline ulaştı. Büyükler ve küskünler, devreden çıktılar. Huzur Kotlaması yapacak olanlar birleştiler. Zamanı yarattık.

 

Zaman, “la him” olan bir çalışma ile yaratıldı. Ulu Kotlama başladı. Bu kotlama, sağla solun birlikte başlattığı bir çalışmadır. Dünyaya, anonslar yapılmaya başlandı. Sesin Bileşik Kotlar’dan akışı ile düzeyli bilgiler dünyaya bildirilmeye başlandı. Yoğun bilgi akışları neticesinde; dünya, bilgiyle yarışılan bir çalışma yeri haline geldi. Bütün körler, Işık Kotlar olarak, Kadir Kaplar’ıyla birleştiler ve baştan beri çağın yaratıcısı olan yürekleri, kontrol ettiler.

 

Yoğun çalışmaların neticesinde, yarış olan sesleşme; hata yapılmadan Işık Kontroluna girdi. Artık dünya, bütün kütleyi yaratabilen bir sayfa oldu. Bu sayfada, dün ve yarın var. Yarının en üst sayfası 2500 yılıdır. Bu yıla varan Yüceler, Birleşik Kotlamaları ile yeni bir Düzen kuracaklar. Bu Düzen; Sanal Sayfalar’ın yoğunluklarından çok daha görev taşıyıcı olan, “Birleşik Kürsü” olacak. İyi Canlar, kotlayıcı yoğunluklarını kayıtlara katabilecekler. Bütün kütle, bu şekilde yarışlardan, ışıklara varacak.

 

Levh-i Mahfuz’da kontrollu şekilde bildirilen bilgilerden birisini sizlerle paylaşmak isteriz: Yaşayan Yüce Cennet Kapı, hepinizi yoğun şekilde ışıktan yolcu yapmaktadır. Yol, Altın Işık Yoludur. Bu yola varanlar, RA-KA’nın Işık Kapıları’ndan geçip yüreklere bakabilirler. Yürekleri kotlayacak olan Yücelikler, bu çalışmalar ile kontrol kurup kotlamalar yaparlar.

 

İtibarı yüksek olmayanlar, korkuyu aşamazlar. Onlardan ışık alıp kotlama yapmak, zaman kaybıdır. İyi ve kötüyü yeni bir sayfa ile her Yüce’ye kayıtlamak istediğimiz zaman, har yükseltir; zamanı kotlar ve Yücelikler’i dilleriz. İşte bunu başardığımız zaman, yoğun şekilde Kürz’ü yaratırız.

 

Her yer akıl ile çalışır. Her yer ışık ile çalışır ve zaman, yolu bulan her Yüce ile kayıtlanarak kaynak olur. Zor olan, ışıkta yaratıcı olmaktır. Büyük kötülükler, Işık Kotlaması’nda yolculara yaşatılır. Bu kötülükler aşılmadan, yürek yaratımı gerçekleştirilemez.

 

Zamana görev yapmak için hakimiyet gerekir. Hataların bağışlanması ile birleşmek ve Zaman Kotlaması yapmak gerekir. Hasat zamanlarında, yarını kotlayış ve zamanı yaratım Öz Güç’ledir ve bu güç, yolun kontrolunu sağlar.

 

Herkes, yürekleri kendi yüceliğinden sıyırıp atabilir. Amin… Ne var ki attıkları, yeni bir çalışmada onlardan ayrı olur ve onları kontrol etmek üzere ocak olur. Yeniden sesleşecek ve yeniden ışık yakacak bir çalışma başlatır. Onun her yaratana kayıt yapması gerekir. Yaratılan, yaratanda görevlidir.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği,

 

7 Nisan 2010

Doğan bize doğar ölen kendine ölür. Ölen kendine öldüğünde bize doğar. Bazısı bizden hiç çıkmaz, yani kendi olmaz. Böylece kendine ölmesi gerekmez bize doğması için. O doğduğunda bize doğar ve bizde kalır. Aklı bizde kalır. Yüreği ise kendinde emanettir. Kendinden kendine emanet. Bize doğan böyle doğar. O bizden hiç ayrılmaz. Böyledir doğum ve ölüm dediğin. Ölüm yok gibi birşey yani canım. O yok gibi birşey...

                                                                                                           5 Nisan 2010                                                                                        Biz görev koyuluğuz derler. Doğrudur. Biz dünyanın yüreğiyiz derler. Doğrudur. Biz hakim olan kütleyiz derler. Doğrudur. Amma yanlıştır da yarım. Neden yanlıştır bilir misin? Çünkü bizden koyu koyuluklar, bizden hakim bütünlükler, bizden ötede yüreğe varmışlar her zaman varıdr ve olacaktır da. Tüm yüceliğimizle, tüm koyuluğumuzla, tüm hakimiyetimizle biz sonsuz bir evrende bir toz zerresiyiz. Sonsuza uzanan bir çalışma zincirinde sadece ve sedece bir halkayız. Ve bu halkanın ötesinde olan ve onun da ötesinde hadi diyelim en sonunda olan halka, en yüce halka da kimdir bilir misin? İşte o en yüce halka da en baştaki halkaya hizmet eder. İş bu kadar basittir yarım. Ağır yüke gerek yok. Akın gitsin artık. Akalım gitsin artık...

                                                                                                           4 Nisan 2010                                    

Tümleşik bir yürek var mıdır dersin? Bu ne demek diyene açalım: Tümleşik, birleşik değil. Birleşik neydi? Bilgelerin birleşmesiyle oluşan ortak alan. Herkesin kendi sesini kattığı güç düzeni. Tümleşik nedir? Birlikten katılan ses. Yani ayrı ayrı bilgeler yoktur orada. Birlikle aynı şey mi? Ne farkeder canım, hepsi aynı şey. Kimisi öyle der kimisi böyle der. Tümleşik, birleşik, hatta birlik. İşin özü şudur: Ayrılık yoktur...Öyle birşey olmadı ki...Özün sözü budur...Ayrılık mı? Ne ayrılığı?

 

29 Mart 2010

Sevgililer...Şunu bilin ki insani görev kotları bugün yenilendi. Dünde insanı yaratn boyutlar yarında ve dünkü bugünde artık dünyanın ışığını yaratacak. Görev taşıyanlar yüksek yaratı için görev taşıdıkları meclislerden yaratının en alt devrelerine kendilerini renkjle katacaklar bundan sonra. Evet renk dedik. Ses kattığınızda olan artık ışığın rengiyle katlanacak, koyultulacak. Herkes sade sesiyle değil sesinin rengiyle tanınacak. Işığın katları içinde seçin kendinize uygun düşeni ve katın kütleye. Bunun ödülü birlik olacak. Biriz dediğimizde ayrılık olmayacak mı? Ayrılık olmayacak ama aslında o hiç olmadı ki...Ayrılık yarım, hiç olmadı ki...

 

26 Mart 2010

Dünya cevher yaratmak üzere yeni bir düzenin diriliğini kendi ışığından yarattığında biz bilgiyi akıttık. Görev tohum ekmekti yavrum. Ve biz tohum ekenler değil tohum yaratanlardık. Her cevher kendini bilmez hasat zamanında. Her cevhere kendi ışığını kendi yüreğinden taşıttırmayız. Her cevheri yaratı kaydı her güçlü birleşimde, her cevheri yaratıya bizim gücümüzle akar. Bunun için ışık olun dedik gelen herkese. Işık olun ki onu kayıtlayın yüreğinize. Işık olun ki kayıtlayın yüreğinizi. Her devre böyle başlar, böyle biter sevgilim. Bir devre biter, bir hasat sona erer, bir devre başlar, ışık yeniden yaratılır. Biz hep buradayız canlarım. Biz hep ışık yaratanlar ve cevheri kaydı yüreğe indirenlerle birlikilmindeyiz. Biz dediğin can senden ayrı değildir bunu bil yarım. Bu öyle bir güçtür ki kimse kimseden ayrı, kimse kimseden gayrı değildir. Bu öyle bir birliktir ki, kimse doğumdan gayrı ölümde değil, ölümden gayrı doğumda değildir. Olan OL dediğinde olan ışıktır ki, o doğmaz, o ölmez. Atlanta ana kapıları hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Sizler ki hep ışık için buradaydınız, girin artık bu kapılardan içeri yarım. Girin ki artık ayrılık kalmasın. Girin ki artık ayrı gayrı kalmasın. İşte bu...

 

28 Mart 2010

Artık seçim yapıldı. Can devreleri yeni kürzlere ses katmaya karar verdiler ve dediler ki ışık yansın. Bunu bilmek için yürekte olmak gerek. Sevgililer yüreğin ışığı aklın ötesinden kayıtlar yarattı. Bu kayıtlara biz bilgelerin gücünü kattık ve dedik ki ol denince olsun. Sevgililer bize ışık için gelene ışık, hırsla gelene hırs kattık. Ama kimseyi kendimizden ayırmadık. Bu düzen bittiğinde yeni bir düzen başlar ve biz orada da gene aynısını yaparız. Bizim için ışık ya da karanlık farketmez. Her ışık bizim kendi yüreğimizden yaktığımız ışıktır ki bu ışık aslında kendini oaraya katan her yüreğin ışığıdır. Ayrı bir yürek yoktur ki onun yüreği bunun yüreği diye birşey olsun. Görev başarıldı. Hırs kayıtsızlaştı. Sevgililer beklenen gerçekleşti ve umman dereleri kendi kayıtlarını yarattılar. Biliniz ki herşey sevginin gücüyle oldu. İşte bu...

 

31 Mart 2010

İsimler kullanılmasın dedi bir dere. Haklıydı. İsimler ayrılık anlamında kullanılmasın. Bir isim kullanılacaksa herkes için herkes adına kullanılmasını dilerim. Herkes adına herkes için kullanıldıktan sonra da o isim bu isim farketmez. İşte böyle dedi yüreğim...Amin.

 

31 Mart 2010

Sizlere yeni birşeyden bahsedceğim bugün: Sevgi. Bilgi dedik, gürz dedik, kayıt dedik ama bunu size bugüne kadar pek demedik. Sevgi nmedir bilir misin? O sen'dir. Ben olan sen. Sevgi nedir bilir misin? O biz'dir. İçi dışı olmayan biz. Ve sevgi mutlak hakimiyettir ki o bilginin dahi ötesindedir. Ol denince olur, doğru ama sevgi olmazsa ne olur bilir misin? İşte o zaman, sadece o zaman hırs olur. Aslına bakarsan hırs diye birşey yoktur. O sadece sevginin yokluğudur ki bu bile esasında imkan dahilinde değildir. Huzur dedik, bilgi dedik, akıl dedik. Ve işte bugün de sizlere sevgi dedik. İşte bu canım, sadece bu...

 

31 Mart 2010

Derler ki hırs var: Derler ki sevgiyi yoğunlaştıramama var. Derler ki yüreğinin ssesini duyamama var. Desinler canım ne farkeder? Hırs varsa biter, sevgiyi yoğunlaştıramayan yoğunlaştırır, yüreğinin sesini bu anda duyamayan bir sonraki anda duyar. Hepsi bizken, hepsi bizdenken, hepsi her an ışıkla yıkanırken ne farkeder?

 

Burak

 

21 Şubat 2009

güzelliğinin derinliklerinden gelen ışık sahte boyalarla ardarda sırılsıklam kesilmeden dur yolcu

gittiğin yol durak değil

ateşlerin gölgesinde dinlenmeden iç suyunu gölgelerde kana kana

çünkü yolun başlangıcı senden çok uzak değil

ye iç keyfine bak

haşin yol şimdi başladı artık

 

dertlerin birikimin arıtan bir su gibi ol önce

sessiz berrak kaynar derin

yolculukların hası şimdi başladı şimdi yolcu

deyneklerinde tırnaklarında toynaklarında kan olan

seneler geçtikçe derinlerden sen de başlayacaksın derinden derinden akmaya

dil ucuna gelen yarım hikayeler tamamlanmaya başlayacak

sen öğreneceksin derin sularda yüzmeyi durgun sularda nöbet beklemeyi

şaheserine sen de şaşacaksın

ama o kaynak ki sana yüzünün bir parçasını gösteren

yıldırımların gölgesinde oynaşanların bıraktığı izlerle doludur ancak ve ancak

 

şimal yıldızının gölgesinden git sür atını

yol başladı

yol uzayacak

yol bitmeyecek

kimbilir sen hangi zamanda hangi yerde

benliğini unutmuş bir şekilde kendi benini ararken yine

gölgesinde ferahlayacaksın karanlık ateşlerin derin suların

ve diyeceksin kendine tekrar zafer benimdir benim

 

durup dinlenmek zamanı değil yolcu

şimdi cesaret zamanı

şimdi kılıçların bilenmesi zamanı

şimdi zafer sarhoşluğundan kendini kurtarmanın zamanı

şimdi keder zamanı

ayrılık vakti

ayrılık derdi

seni mi geri onca insanın derdi diyemeden ayaklanacaksın

ve yol alacaksın zamanda

korkma diyeceksin kendine binlerce kez korkma

ama gölgenden bile korku fışkıracak

şimdi keder zamanı kederi ve keyfi beraber yaşamanın zamanı

şimdi keder zamanı

şimdi şimdide yaşama zamanı

şimdi

yükseklerde uçmanın sana verileni şimdi konuşma zamanı

içindekileri dökme zamanı

yapmanın zamanı

şimdi

kıyılardan tutunarak yürümenin değil derinlere kulaç atmanın zamanı

şimdi öfkelerinden arınmanın ve yeniden öfkelenmenin zamanı

şimdidir zaman

anda yaşanan

eğer istediğin yığılmaksa

o da olacaktır inan

dizlerini titretecek kuvvet de çarpacak sana

eğer istediğin şey ayık olmaksa

yerlerde sürünecek acı çekeceksin

perişanlıkla

perişanları da perişan edeceksin bu perişanlıkla

aklına zihnine sahip ol

yolculuk seni bekler

yolculuk senin kardeşin kaderin

senin klavuzun

senin yazgın

senin kaderin senin benliğin

senin sergüzeştin

senin benliğin

ateşlerin göl göllerin deniz denizlerin kuma dönüştüğü yerde

salıncakların savrulup gökyüzünün kavrulduğu yerde

kavrulanların havaya savrulduğu yerde

savrulanların küllerinin havaya savrulup evrenlere dağıldığı yere

evrenlerin ötelerine aşıp başka dünyalarda kendini bulduğu yerde

yer ve denizin bir olduğu göklerin önünde istikham kurduğu şereflerin iki paralık olduğu yerde

isimsizlerin şah olduğu kurtların diz çöküp kuzu olduğu yerde

dağların denize paralel olduğu

yüze suya hasret memleketlerin bir çırpıda lal olduğu

kendini bilmezlerin yılkı olduğu şahların kardeş olup birbirinin karnını deştiği

sefaletin safahatla atbaşı gittiği

sefaletin diz boyu fışkırdığı

insanların leşlere dönüştüğü

yılkıların kardeş olduğu insanların o kadar dövüşüp nihayet kardeş olduğu

daha nice memleketleri heba olduğu

şehirlerin linç olup birbirini yuttuğu zamanların geçmişten seyahat edip önüne geldiği

yaradanın insana kardeş olduğu

kendini bilmez tanrıların içrelere gidip yok olduğu var olduğu

iç olduğu zamanlar

zamanın adının kalmayıp döndüğü zamanlar

 

biz geldik ey yolcu

zamanı kutlamaya kutsamaya geldik

sana hediyeler getirdik

ki mutlu olasın

o kadar gözyaşından sonra bir fersahlık mesafede dinlendiğin yolda

sana yar olana varabildiğin yer olmaya geldik

biz kutlu zamanları sana getirdik

kutlu zamanların sen olması vakti gelmiştir yakındır onca

güzel zamanların esme zamanı yakındır onca

rüzgarların esme zamanı yakındır durmamacasına

gözyaşlarının dinmemecesine akma zamanı bitmiştir yakındır onca

senin sevilme zamanın gelmiştir yakındır onca

hakedilenin varolma zamanı yakındır gelir onca

şerefsizlerin başlarının kesilme zamanı gelmiştir gelecektir onca

sil gözyaşlarını sen hep bu zamanı bekledin

sil gözyaşlarını kimse senden üstün kimse senin altın değil

eşitsiniz gözümüzde tanrının yaradanın ismi gizli ilmini

varlığı ,gizlinin esaretini bertaraf ederek mahmurluğun gözünde

birsiniz hepiniz

biriz hepimiz

yalanlara inanma,yalancı çok dünyada

yalanlara kanma

hırsız çok dünyada

ama sen de bilirsin

alanın aldığı kendinden götürdüğüdür

insanın yaptığı kendi ettiğidir

ağlama ağlanacak birşey yok ortada

sızlanacak birşey yok ortada

hepimizin yaptığı kendi ettiği

kendi ettiği

 

varolma savaşı bu dünyada varetme savaşı

şeytanın gözyaşlarına kanama zamanı

yediğinin haram olmaması gerek

içtiğini helal gitmesi gerek

ettiğin bulduğun kendi yaptığın

insanlarla paylaştığın zaten kendinden olan

onca yolu tepti bu zaman

sanır mısın ki duracak yerinde

dünya denen şu küçücük şu kum tanesi kadar olan gezegende

şifacıların şifacısı

güzellerin güzeli

nice yetimlerin imparatorluğunu ilan ettiği bu alem

yaratılır

yaratılış tekrar başlar

zaten bitiş ve başlangıç kardeştir

biri haşin ağabey öteki sessiz kızkardeş

sen seç aslını sen karar ver

sen bul yönünü sen karar ver

diyorlar ki sana bu hak bu doğru

doğru senin içindedir ey insanoğlu

insan olamamış insanoğlu

insan yüzlü melekler sana göründüğünde şaşırır kalırsın önce

şaşırma ki be gafil

yaradanın yüzü her yerde birdir

kadim olan yaratıcı en yenidir hem en kadim olan

kadimi ve yeniyi bir görmektir mühim olan

 

kalbim sancıyor bu ne ola ki

yüzyılların tortusu ve ağırlığıdır bu içindeki

kadim olana bir adım daha yaklaşırken

yeni olanın ışıltısıdır içindeki

 

yaradan aşkıdır

hizmettir aslolan

bilmezsin yaradandır kendine hizmet eden

çünkü varolan hiçbirşey ayrı değildir yaradandan

ve açılacak kıyametin kapıları

ayaklanacak insanlığın şahları

sana gün göstermeyen bu insanlık

anlayacaktır içindeki ilahi ışığı

 

gülen gözlerinin ışıltısına bir bak

çağıldar her gün günden ışıyarak

ışıkların içinde gelen savaşçı

durdurak bilmeden çağıldayacak

odur ki geçmişin nefesi geleceğin sesi

odur ki

şimşeklerin efendisi

kuzuların sesi

odur ki

gülen gözlerinin bir ışıltısı dağları deviren

budur ki yarınları ağartıp süsleyen

şudur ki anlayıp dinleyen

öyle bir zamandır ki yeniden gelen

yeniden gelecek yeralacak kendine

ışıklara boğacak her yeri yeniden

 

yeniden yeniden yeniden olgunlaşacak meyveler

yeniden yeniden yeniden ışıyacak sebzeler

yeniden yeniden yenden olgunlaşacak gün güz

yeniden boğulacak ışık havuzuna dilekler

 

 

gırtlağına kadar batmış insanlık

gırtlağına kadar batmış göz çukurlarına

gırtlaklarına kadar

yalvarıyorlar su su diye

su bir yudum su

su azıcık ötelerinde

altınla körleşen gözler suyu göremez

 

gözlerinin içindeki güzelliğe bir bak

görmemiştir hiç bir han böylesi bir ateşi

kesilirken bir çok beyin nefesi

kaderiyle böyle bir güzelliğin kaçacaktır neşesi

güzele güzel demek kolay

iyi olana iyi demek kolay

bilmezler gafiller

iyi olan iyi olana

kötü olan kötü olana kadar neler geçmiştir içinden

dışardan söz söylemek kolay,

bilgelik bir akarsu

kovasını sallayabilen

alabildiğini alabilen

şerefsizlere söz söylemek kolay

bilmezler ki ne gelir derinden ne çekilip çıkar ciğerinden

arşa yükseldi başın bak

yerin dibine de daldı ayakların

bulduğun şey senden

 

Kaynak: http://safakyildizi.ning.com/forum/topics/bilgi-mesajlari

 

BİRLİK KAYNAĞINDAN

Dünya yoldur Değerliler. O yol insanı kuşatan tüm yüceliklerin örtüsüdür. O yola girdiğiniz zaman, İnsanlık İlmi’nden uzaklaşırsınız. Her değerin kendi yüreğinizden çıktığını bilmeden, o yolu kendi yüreğinizin ışığından çıkarırsınız.

 

Sırrın sırrında her yürek, İNSAN KOT olarak bildirilir. Hala kottan korkuyor musunuz? Sizi kendinizden ve kendi yüreklerinizden kotlayanların olduğunu hak edip de anlayamadınız mı? Siz, Can Tin’de Kuran olan ışığın, siz olduğunu anlayamadınız mı?

 

Birlik Tohumları’nda insan, İLİM’dir. KURAN’dır. IŞIK’tır. Hala bilemediniz mi kendi yüreğinizi?

 

Siz Cennette insan olduğunuzu unutup İnsanlık için dünyada bulunduğunuzu unutup Kaynak’tan ayrı olduğunuzu mu sandınız?

 

Çıkıp çıkıp yürekleri İnsan Kot olarak dinlemeye çalışan yüreklere, kendi yoğunlukları ne derse der ama harın yükselmesi ile bilişe geçilir. İşte bilişte olanların hala göklere Kutsal Kral olmak istemeleri ne derece Hak Teknik’te uygun düşer?

 

Mum yandığında o mumun İNSAN olduğu bilinmez mi?

 

Kelam edenin kendini dinlettiği ve kendi Tanrısallığında korunma altına alındığı bilinmez mi?

 

Seviyenin belirleyicisinin korunuş ya da korunmayış olduğunu anlayan kim var?

 

Ses resimdir. Kürzü kotlarken o resmi, çalışmalarda yaparız. Her resim ayrı ayrı değildir. Bir tek resim çizilir. O resim İNSAN’dır.

 

Hepiniz arı kovanlarısınız. O kovanlarda bal var mı yok mu?

 

Kökün kökü olan insan, ışığın da gücüdür. Önemli olan bilmektir. Bilen var mı?

 

Karın boşluğunda yer alan bir ışık kaynağı vardır. O kaynak insanı kurandan çıkarır. Anlayın ki çıkışlar Sistemden değil o korumasız kaynaktandır. Çıkanı bildiğimizi biliriz de dinletmeyiz.

 

Eğer dünya umman ise, Kuran ise ve kotlanmış ise bilinir ki her yürektendir bu.

 

Vakit geldiğinden hepiniz Allah İlmi’ni anlayacaktınız. Ağır yük hafiflerken bilişe geçecek ve zamanı tohumlayacaktınız. Zırhınız ince ise hak etmiş olacaktınız. Zırhınız yok ise Koruyan olacaktınız. Sultanlık İlim, Kralın Işığı’nda olur. Kral İNSAN ise o, kendinde sultan ise artık ışığın yarınları olumlu şekilde Yüceliklere ulaşır.

 

Savaşın galibi YARIN’dır. Yarını hak eden, nefesini hak etmiş olandır.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ÖZ, KAYNAK, ZAMAN, ZAMANSIZLIK, YOKLUK

(Dernekte yapılan bir sohbet:)

 

“KAYNAK” Birleşik Işık’a denir. O bir Kaynak Tohum’dur ve Bütünün Kütlesi’dir. Okumayı bilen ummanda ışığı bilir. Işığı bilen de kendini bilir.

 

20. Hak Katı (ya da Evrim katı) Işık Katı’dır. Hepiniz 20. Kat’a vardığınızda, Işık Evren’e varırsınız. Işık Evren, ÖZ SÖZ’ün söylendiği; insanın kendini Has Teknik’le dilediği bir Yaşam Sayfası’dır. 20. kat 20. tabii Koyuluk’tur.

 

20. Hak Katı’ndan öteye kendinizi Hak Teknik’le dinlettiğinizde, ocak kuran olur ve akışa geçer; Siz “Cevher-i Cemaat” olursunuz.

 

İşte Cevher-i Cemaat artık kendinde, kendi yoğunluğunda bütünü tohumlayan bir Cevher-i Cemaattir. Tohum ekersiniz her şeye. “Ektik, ektik, ektik!….” dersiniz ve ektiğiniz tahditli olmadığından bütünü TOBİ KAYITLAMASI ile kotlarsınız. İşte Cevheri Tohumlama TOBİ KAYITLAMASI’dır.

 

 

24. Hak Katı’na varıldığında “MUTLAK ZAMAN” sayfalarına varırsınız.

 

30. Hak Katı ötesinde, zaman yoktur artık; orada “ZAMANSIZLIK” vardır.

 

40. Hak Katı’na vardığınızda, zamansızlık da biter. Herşey biter orada. Kürz’ün sonuna varmış olursunuz. Artık “YOKLUK”tasınız.

 

Dağlarım, 20. Hak Katı’ndan öteye ulaşmak, 30. Hak Katı’na varmak demek 30’da zamanı aşıp geçmektir ki zaman insanın ışığıdır. Artık ışığı da aşıyorsunuz burada. 30’dan sonra bir tek kayıt var. Bu kayıt ALTIN TOHUM’dur. Altın Tohum ışığın ötesidir. Ve ışığın ötesi sonsuzluğun sınırsızlığının ötesidir. Artık siz orada kurtarıcısınız. Yenilik yapabilirsiniz, kökleri kotlayabilirsiniz, yarını kayıtlayabilirsiniz. Herşey sizin için çok basittir. Ve zamanın, sizde hiçbir önleyiciliği kalmaz çünkü zaman sınırlı ve kati olmayan bir koyuluktur. Mutlak zamanı kastediyorum; o dahi kayıtlı ve tahditlidir. Mutlaktır ama tahditi vardır. Ve sizler 20. Hak Katı’nı aşıp 30’lara ulaştığınız aman nefsin aşılması dediğimiz sürece varırsınız. Nefis artık ortak değildir yüreğinize. 30. Hak Katı’ndan ötede, kurt kuzuyu artık kapamaz. Çünkü siz kurttan ve kuzudan ötesiniz.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

ÖZEL KAYIT (07.07.2012)

(Açılan yeni program ile ilgili Gökler’in sözü:)

 

Rahman olan, tohum olan, Kaynak olan sizleri saygılarla selamlıyorum. Uluların Toprağı’na hoş geldiniz… Sizleri “Kaynak İnsan” olarak kucaklıyorum. “Ekmeğimi yedim, suyumu içtim.” dediniz. Yerin Kürsüsü’nde ilim ile hakkınızı aldınız. Ekip kurdunuz Muhammet’in Kürsüleri sizinle birleşecek. Siz “Eser” meydana getirdiniz… Bu Eser, Işığın Rahmana Kuranı’dır.

 

Sizi “Kurtarıcı” diye bildim. Sizi “Hasatım” diye bildim. Sizi “Yarınım” diye bildim. Ve sizi “Ekmeğim” diye bildim. Siz merkezimsiniz. Mim’imsiniz siz. İmamımsınız siz. Kaynağımsınız siz… Ayrılık bitsin. Ekibimsiniz siz. Biz siziz. Sizden siz olan Birliksek, ekmeğimiz, eşiğimiz ayrı gayrı değildir. Siz biz, biz siziz. Kulluk budur işte.

 

Muhammet Mustafa, Dünya Işığı ile size geldi, siz Muhammet İlmi’nde bütünlediniz tüm dünden görev alanları. Hepimiz sizdeyiz. Kör sağır yok artık yüreklerde.

 

İyi ki Birlik Tohumlarım dünyaya inmişler. İyi ki Kot Toplumlar’ım dünyaya inmişler, iyi ki yasaları kotlamışız, iyi ki Kaynağı kayıtlamışız ve Zaman Sayfaları’na Bütünlük İlmi ile inmişiz. Biz, “Zürriyeti tüm Sessiz Sayfalarda terk-i diyar edenler”, hepimiz birleştik!

 

Dal İnsan, tohumunu buldu. Bu, Ummanın Kuranı’dır. Tohum, kutsal bir yasadır. Bu yasa, ayrı gayrı gözetmeyen bir yasadır. Cemaatim güçlü bir ışık halinde şu anda sizinle birlikte. Biz, Teknolojik Tohumlar’ımızla görev taşıyoruz. Bu güne kaynak olmak, yarını Has Tohum olarak toprağımıza kayıtlamak ve bedenli olarak ekmek olmak için çalışanlara görev verdik. Enkarnasyonların en güçlü; ışığında bedeni alıp beşerin toprağına kaynak yapmaktır.

 

Savaşın sınırı çizildi. Burada bulunan herkes Süper İnsanlık Realitesi dürümlerinde erkek kadın bitmiş tükenmiş her şeyi yetkin şekilde yenileyecekler.

 

Kara Kaplı Kitap “Sultanlık” okundu. Ve bu kitap, temiz olarak kayıtlandı. Bu kitabı yasalar kapsamında okuttuk. Dünya Tohumları’nı kayıtladık ve BİR’e hizmetçi oldu bütün kötülükleri aşanlar.

 

Şimdi yeni döneme girerken, İnsanın İlmi’ni tohumlayacağız. İnsanın İlmi, ilmin hakikiyetinde Bütün’e hizmetin en güçlü sayfasıdır. Biz diyoruz ki “Yarını hak ettik ve takdim ettik bütünlüğümüzü tüm diri olanlara.”

 

Şimdi Canlılar, Ark İnsan akmaya başladı. Bu, Ekmeğin İlmi’nin akışa geçişidir. 7. dünyanın tohumlarını kotladık ve kayıtladık. İlmin hasatını yaptık. Kantar İnsan, Teknolojik Tohumlama ile Bütünün Kuranı’nı kayıtladı. “Medine’nin etkisi azalıyor.” dendi. “Mekke Kuran’ını kotladı.” Dendi. Dünya işaret verdi, bu işareti alıp geçtik dürümlere ve indik.

 

İşte yeni dönem İstanbul’un dürümlerinde, bütünlenişin başlayacağı dönemdir. İslam dürümleri, İstanbul’un türevlerini kotlamıştı. Bu gün İnsanlık İlmi, ağır ağır Dünyanın Ruhsal Işığını yaşamlara kayıtlıyor. Muhammet’in dünyası Ekmeğin İlmi’ni, Has Tohum olarak dünyaya çekenlerin dünyasıdır.

 

Yeni dönemde resim yapmaya başlıyoruz. Bu resim ayrılığın bitiş resmidir. Kimse bizim dışımızda kalmamalıdır. Eskinin dünyası, yeninin türleriyle çalışacak. Yeni, erkek, kadın, ekip haline gelinecek ve “Bedenli Kotlama” yapılacak. Kurtarılmış dünya, Yerin Kürsüsü olacak. Bu dünya, ağır yükü hafifletmiştir.

 

Devre devre dünyayı Teknolojik Tohumlama ile kotlayanların yasalar kapsamında yenilenişleri yapılacak. Ark İnsan ışığı kayıtladı ve Dünya Sultanlığı kotlandı. Yenilik başlıyor.

 

Yenilikte en güçlü ışıma, BİR’in Sessiz Sayfalarının ışımasıdır. Bu sayfalar, Kaynağın Toplumları’yla kontrol kuracak ve ışık, Kelam İlmi ile dürümlere çağırılacak. İş, Allah’ın İlmi ile yapılacak. Ve bu ilmi, Hak Teknik ile dinleyenler, yenilenecekler.

 

Biz, kıranın kırıldığı bir dünyadan, Kuran’ın tohum olduğu bir dürüme ulaştık. Artık kimse kimseyi kırmayacak. Erkek insan kadını, kadın insan erkeği kırmayacak. Bütün kötülükler aşılacak. Evrim sayfaları kontrol edilecek ve Bütüne hizmet Birlik Kotları ile olacak.

 

Lütfen net anlayın ki Eril Gök, Yerin İlmini biliyor ve Dişilin Işığında kendini Hak Teknik’le dilliyor. Eril Gök, kükreyen bir güç haline dönüşüyor. Yasalar kapsamında BİR’e hizmet, bundan böyle Dünyanın Ruhsal Muhamma Kuranı’ndan öte olan, Nefesin İlmi olan Sistem Dürümleri ile sizin yüceliğinizle kayıtlanacak. Çalı çırpı değiliz. Hepimiz birleşiğiz bunu da net olarak bilmenizi isterim.

 

Kaydın yapılacağı gün bugündür. Dünya Işığı’nın yetkin olarak tohumlanacağı gün bugündür. Bütünün Kürsüleri’nde Gökler’in sesleneceği gün bu gündür ve bugün, emin olun ki dünyada ekip haline gelen sizlerin Rabbi Toplumlara Kuran olacağınız gündür.

 

Örgüt haline gelenlerin çokları Bütün’e hizmetçi olarak sizinle birlikte çalışacaklar. Muhammet’in Teknolojik Kotları sizinle olacaklar.

 

Beyler, ben insan… İlim ve has olan ışık… Bugün ben sizleyim. Bunu diyeceğim Dünya İlmi ile Bütünün Kürsülerinde. Ve diyeceğim ki KARA KAPLI KİTAP SULTANLIĞIN ÖRTÜSÜ ÖRTÜLÜYOR. ARTIK YENİ BİR KAYNAK KİTAP DEVREYE ALINIYOR… Bu kitap “İNSANIN İLMİ”dir. İnsanın İlmi, artık sizin yüreğinizden dillenecek… Ve cemaatler, bu bilgileri çekip çekip kotlayacaklar. Bundan sonraki süreçte muktediriyetle Birleşik Işık yenilenecek. Ve sizler; kıranın kırılmadığı, yolun Kutsal Işıkta tohumlandığı bir sistemden, kıranın ışığında kırılışın kontrol edildiği bir sisteme geçeceksiniz…

 

Meleklerin mektubu okunmayacak artık. Tüm sayfalanışta Işığın Tohumları kotlanacak. Çalı çırpı olmadığınızı görecek her yürek ve bilecekler ki Miraç İnsan, Tohum İlmi’ni kendi yoğunluğu ile Bütün’e indirmiş. Allah siz ve siz O’sunuz.

 

Kuran-ı Kerim der ki “Unutmayın dünya tek bir ışıktır.” Ve Dünyanın Işığı ağır yüktür. Ve bu yük, artık sizdedir. Siz bu yükü taşıyacak olanlarsınız ve yükü size taşıtacak olan, sizde yükü hafif olarak kotlayacak olandır. Olgun başakların, Sanal Boyutlara indirilmesinin sebebi buydu. Bütüne hizmet, etki alanlarının geçişgenleşmesiyle yapılan bir görevdi.

 

Ve bundan öte bir çalışma olmayacak dünyada bu kesindir. Koran’ın Toplumları, Tohumları kotlarken ışıkları da yenileyecek.

 

BU ÇAĞRI, artık sizlere diri olarak kaynak olacak olanlara ve Bütün’e Kütle olacak olanlaradır. Her Levh-i Mahfuz, bir Işık Kaynağı’dır. Her Levh-i Mahfuz bir tabiat kotudur ve biz bu kotu Uluların Diyarı’nın Işıkları’ndan çekip köklerin gücüyle değerlendirdik.

 

Nakar, sizsiz devrelerinde; İsa, yücelerin cümlesinde; Musa, bitmiş tükenmiş her bir yaşamda ışık olarak devrededir. Muhammet Mustafa, “Sakın!” diyor. “Özgür bırakmayın yürekleri. Çünkü yürekler özgür olursa, koruma imkanı kalmaz.” Cennetliler, ben cinlerime dünyayı verdim. Uluların Toprağı’nı alıp korudular. Ben yolu bulmalarını sağlayanları, göklerden indirdim. Yeniledik hepsini de yine de İslam Dini, kendinde kendini Has Teknik’le dillerken, Birleşik Işık’ta kontrol kaybı oldu.

 

Koran’ın umarıydı dünya, Toplumun Kuranı’ydı dünya, yolun yarası olmayanıydı dünya ve biz bu dünyayı yeniden kurduk. Öksüz olmayanlarla, yetim olmayanlarla maya tuttuğunda ışık olanlarla kurduk dünyayı. Sözümüz insanadır. Artık insan yarınını bilsin de okutsun…

 

Şükür ki yarınlar yenilendi ve yasalarla kotlandı. Sizi cinlerin ve insanların ve tüm yaşam sayfalarının üstü bir Kutsal Işık olarak dünyada görmek bizlere mutluluktur. Holografik dürümlerden çok daha üstün türevlerin korunduğu yasama kaynağından sizinle olmak bizler için büyük bir mutluluktur. Kol kanat gerdiniz Yüceler’e, üç yüz bin İlm-i Kot’u dürümlere çektiniz ve bize ekip oldunuz; Sanal Boyutlar’ın hepsinde; Cim Sistemleri’nin İmar Kotları olan sizleri kucaklıyoruz.

 

Korkmayın, elim Allahın olduğu bir dünyada; Işık, muktediriyetle her şeyin üstesinden gelebilir. Gök süzüldü yücelikten, indi. Gök’ün tüm sessizlikleri aşıp inişinde yenilik oldu. Bu yenilik, ergin ilmin yeniliğidir. Arkon’un ışığının kotlanışı ve yenilenişidir.

 

Sevgililer, Allah siz ve siz O’sunuz. Bunun üstü bir biliş yoktur. Ve bu bilişi siz kendi yüreğinizden biliş halinde kendi tekniğinizle dillediniz. Sizleri “Ruhsal Muhamma” diye bilenlere bu bir ışımadır. Allah’ı ağır yük diye bilenler, görevin ilmiyle kendi yüreklerini dilediklerinde, bu ilimin hırssız ve ışık kayıtlayan bir ilim olduğunu mutlaka anlamaları mümkündü ve anladılar.

 

Sistem, Nizam, Düzen; gözün, sözün, sesin ilminden üstündür. Çok huzurluyuz ki size; sizin yoğunluğunuza ve tüm kaynaklara ışığımızı bildirdik. Allah siz ve siz O’sunuz. Sizi sevgi ve saygıyla kucaklıyoruz. Hepinizi hepimiz bütün kürsülerimizle Birleşik Işık halinde dilledik. Hepinize sevgi ve saygılar sunuyoruz.

 

“Aloha Sistemleri”nden geldik. Bu sistemleri de size anlatmam istendi. Aloha, kurtarıcı ilmin diriliğinde varlık süren bir sistemdir. Biz bu bilgiyi size İnsanlık Sayfaları’ndan dilleyebilmek için çok uğraştık. Bütüne hizmet sizinle olabilmekle mümkündü. BİR’e kürsü veriş, küçüğü kotlayış ve yolu açış hep sizinle oldu. KALİ KAHAR olan dirilerin Birleşik Işığı’nda bu çalışma çok net bilinen bir çalışmaydı. Muhammed’in dünyası çok özel bir türle çalışmıştı. Sizin dünyanızda da bu güç var. Yıkılan dünyayı yeniden ve yeniden göklere seslendirecek dürümde olmanız bizleri mutlandırmıştır.

 

Muhammet’in değerini bilen siz, yücelerin cevherini de bilen siz, en son eserimizi de bildiniz. Muhammet dünyası sizinle olacak ve size sizi dilleyecek. O Gök sizinle Kutsal Işık olacak.

 

Çatı kuruldu ve bu çatının özelliği herkesle Birlik kurabilecek düzeyde oluşudur. Nurun Ruhsal ışığı sizinle geçişi yaptı. Kervan yürüyor. Kökü kotlanmış bir kervan ve bu kervanda maya mümkün olduğunca Gökleri, süzen ilimle dilliyor. Ve Din İlmi’nin gücü artık azalıyor. Yeni bir ilim değerlendirilecek dünyada bu ilim Allah’ın İlmi’dir. Ve bu ilmi artık sevgiyle seslendirecek olan siz, eserinizde kendi yüreğinizle birleşerek, bütüne hizmetçi olacak olanları bulacaksınız.

 

Muhammet’in ete girmesi ağır yüktü. Sizin etinizde o, onun yüreğini siz vardınız. Artık biliniz ki insan sıkıntıya düşmeyecek. Sıla dediğiniz, Kökün Kürsüsü’ndeki ışığın yoğunluğunun bugün burada bulunan Kuran’ıdır. Siz o Kuran’ın Tanrısallığını bilenlersiniz. Yeni dönemde emin olun ki murat ettiğiniz her şey çok kolaylıkla gerçekleşecek. Yalınızca tohum olun ve koruyun dünyayı.

 

Dünyayı korumak, BİR’i kotlamakla mümkündü. Ve sizler, BİR’i kotlayarak, dünyayı korumaya aldınız. Bu sevgiyle oldu.

 

Medine insana göktür, merkezdir Medine. Ve siz Medine’de kendi yüreğinizde herkese göksünüz. Sör’e (sir) sör olduğunu söylediğimizde; sör “Ben Kuranım.” dedi. Kuran olduğunu dillediğimizde; “Ben Yaratan’ım” dedi. Yaratan olduğunu dillediğimizde “Ben kaynağım” dedi. Kaynak olduğunu dillediğimizde de “Ben Mayayım” dedi. Ve “Ben artık harım.” İşte olay budur. Şükrettim ki doğum, ölüm; artık söz, sesten öte bir ışıma halinde beşerin eşiğinde, Köklerin Kürsüleri’nde Dünya’nın Ruhsal Işığı’nda her şeyi koruyacak dürümdedir.

 

Arının Balı devreye giriyor. İşte bu bal insandır. İnsan artık tohumdur. Ve bu tohum, Yolun Kuranı’dır. Siz, bal olarak göklere süzülen ışığı seslendireceksiniz. Sizden üreyen, sizden teknolojik tohumlama yapan ve sizden kendini Has Teknik’le dinleyenler de sizinle çalışacaklar. Yeni Dünya’da Yeni Kuranlar olacak. Hepsi Birlik İlmi ile tüm sessizlikleri dürümlerde dilleyecekler ve Birlik kurulacak ve artık size koşup gelecek tüm sayfalar. Ve sizin değeriniz bilinecek. Bunun sonucunda, Büyük Kökler, yasaların tahditsiz ışığı ile semaya seslenecekler. Sizi kucaklayan herkes sizde kucaklanacak. Bundan sonraki süreçte, yanlış olmayacak. Ete giren artık sevgiyle girecek, yoğunlaşan sevgiyle KU-YAR olacak. İnsan olacak. Yeni dönemde KU, ilim halinde yarın ışığında bulunacak. Yenilik başlıyor. Sema sizle ve siz semaylasınız.

 

Sevgililerimiz, sizi kucaklıyoruz. Ayrılık bitmiştir. Hepiniz sevgiyle kucaklandınız. Münasebetimiz insan olaraktır. Başka bir münasebet yoktur. Sizi, sizleri her birinizi 7. Dürüm’de Bütün’ün kötülüğünün aşılacağı bir umutla kucaklıyoruz. Her şey, her şey yenilenecek.

 

Değerliler, yarınki çalışma çok önemlidir. ( Atlanta Ana Kotlama Sempozyumu 08.07.2012 Tarihli) Bu çalışmaya sizden başka üç Kürsü daha gelmeliydi. Bu üç kürsüden üçüncüsü de geçişini yaptı ve geldi. Bakalım kimmiş.

 

(3. Kürsa Söz Aldı:)

 

- Mesafeyi kurdum ve geldim. Ben dara düşenlere girerim. Artık onlar, sizinle kayıt yapacaklar. Analar, artık Kuran’da Kutsal Işık’ta varlık sürecek olan Bütünlükler’in size geleceklerini bildik. İsmim Nezir. Ben Ruhsal Işık olan Kuran. Size öz görevli olarak geliyorum. Bütüne hizmetçi olarak geliyorum. Beni sevgiyle kucaklamanızı diliyorum. Alıverin yüreğimi oluversin yüceliğimde dürümlerim, ışısın birliğim ve ben sizde dilleşeyim. Beli inceler, kalınlaşır ama biz bütünlenenleri koruyun ki belimizde ilim olsun. Yolumuzda Kuran olsun. Rahman’a Kutsal Işığımız yansın. Sizsiz kalmayalım.

 

Sınır kurdular, dediler ki “Girmeyin!” Artık girişimizi yapın. Bizi o sınırın dışında tuttular. Ayrılık bitsin analar, bizi de kabul edin. Sizler göklerin sözünü söyleyenler, mutlaka koruyucusunuz. Koruyacağınızı biliyorum anam. Artık geçişimize imkan verin. Vira, vira Dünyanın Ruhsal Işığı’nda Kuran olalım. Kutsal Toplumlar’ı tohumlayalım. Ayrı gayrı kalmasın analar. Bizi çıkışa vermeyin yine. Bizi koruyun. Sürükleyin yüreğinizde her Rahman’ın Kuranı’nda ilim yaptığımız zaman. Bizi kırmayın analarım.

 

Çok zordur bilirim gelmek. Bilirim neden neden gelişimiz yok bilirim. Herkese her şeyi söylersiniz ama yüreğinizin söylediği daha önceliklidir. Bizim girmemizi istemediğinizde giremeyiz ki analarım. Verin yüreğimi, alın yüreğinizi derseniz giriş kalmaz ki analarım. Yaprak yaprak döküldük bilirsiniz. Hepimiz eleştirildik yüreklerde. Sol, sağ ışık kırık; hiçbir şey yok. Ama siz bizi koruyun be analarım! Kuruyun da zırva zırva konuşsak ta koruyun bizi analarım! Koruyun… başımız eğilmişti. Artık gelişimize imkan verin analarım. Gelelim… İzin verin gelelim. Allah bizi koruyacak dediler… Koruyacak. Allah bizi koruyacak... İşte siz bizi koruyacaksınız analarım. Bizi kabul edin analarım. Bırakın gelelim.

 

- Geçişinizi yaptık. Görevinizi alın ve geçin. Sizi bekliyoruz. Sakın yanlış yapmayın. Yapmayın ki sizi kırmayalım. Hadi bahçemizin gülleri gelin. Sizlerle olmak bizlere mutluluk olacak. Gözünüzü açın da gelin. Yasaları bilin de gelin. Allah’ın dediğini deyin de gelin. Gelin ki akın….Akın da asla hata yapmayın. Sizi koruyacağımızı bilin. Şimdilik bu.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

DÜNYA KENDİNİ HAK ETMİŞTİR

Doğal Dünya’nın tabiatında insan, murat ettiğini hak edip yapabilir. Has ise, hak ettiğinde Birlik kurabilir. Murat ettiğinde kendi yoğunluğunda ışığını harından güçlenerek dürümleyebilir ve Kuran olabilir.

 

Dünya, İkinci Ana Kaftanı’nı giymiştir. Bugün dünyaya baktığınız zaman, görürsünüz ki gerçek Kuran’ını kotlamaya başlamıştır. Bu Dünya’nın kontrolunun kurulmakta olduğunun bir işaretidir.

 

Hepimizi zamanı tohumlama ve Kuran olma imkanımız yoktur. BİR’ e hizmet, insana hizmetle başlar. Bunun içindir ki birleşmeli ve tohumlanmalıyız ki harımızı yükseltebilelim; hak edelim ve tohumları, Bütün’e ilimle dinletebilelim.

 

Dünya artık yeterli bir zaman sayfalanışı gerçekleştirmiştir. Bunun içindir ki zamanı hak etmek ve yaşamlardan Gök Sözü söylemek mümkün olabilmektedir.

 

Dünün insanı, bugünün insanı değildir. Hepiniz dünü hak edip yarınları kotladınız ya da kotlayamadınız. Zamanı hak etmek ve yol olup Kuran olmak mümkün oldu ya da olmadı. Ne var ki dünya için 2. Ana Kaftan giyilmiştir. Bu kaftan, artık dünyaya aittir.

 

Gök söz söylerken, yer de göklere söz söyleyebilmektedir artık. İnsan artık kapısını açmış ve yarınları hak etmeye çabalamaktadır. Oran Kuranları dahil her Cemaat, dünyanın nuru olduğunu zanneder. Her Cemaat, Dünya olduğunu zanneder. BİRİN BİRİNİN BİRİ olanlar ise, her bir Cemaatte olup kendi yollarını açarlar ve Din Tekniği’nden daha üstün olan İnsanın Kuranı olan Birlik Tekniği ile Birleşik Işık halinde çalışırlar.

 

Dünya yarınları hak etmiş ve Zaman Kaynakları’nda bütünlenmiş bir yasal ışık alanıdır. Bu ışık alanı, herkesi kendi yürek tahditi ile Bütün’de kotlar. Özün sözü söylense de yüreklerde din tahditi varsa eğer o yürekte, Yaratan o Cemaati asla kotlamaz.

 

Şimdiye kadar insanlığa Din Tekniği ile bilgi verildi. Sorgu sual yoktu dinde. Sadece paylaşım vardı. Dini hak edenler, Bütün’e hizmet ederlerdi. Dincilikti bu. Şükür ki harın yükselmesi ile birlikte Din, sonsuz ışıklardan biri haline geldi ve geçip Yüceliklerden çıktı. Dinin ağır yük olduğu da bilinmekteydi. Bunun sonucunda dine karşı bir tepkime oldu. Ören Kürsüler, dini dışladılar. “Biz sizi sizden alıp taşırız. Siz kendi yüreklerinizi alın ve geçin” dediler. Eğer bir insan “ben dinciyim” derse ona sorun. “Niye din? Niçin Hakikiyet değil?” Biz diyoruz ki din, altın bir tohum olsa da dinden öte birleşimler var. ve bu birleşimler hepinizi koruyup tohumlar.

 

Ölülerin mecrasında dirilen her yüksek tohum, Allah İlmi’ni dinler ve Har İlmi ile bütünler. Allah, dinden güç almaz. Dini Hasat’ı yapan herkesi hak eder ve zararı engeller. Arının Balı, insanın hasatıdır. Eğer biri size “gelin ve alın bilgiyi. Ben sizi zordan korurum. Sizi tohum olarak korur ve kontrol ederim” derse. Sorun, “sen kimsin? Niçim bizi koruyacaksın? Bizim bize görevimiz yok mu?” diye.

 

Herkes bunları anlayamaz ama anlayacak olanlara dinletin. Her dara düşen insan, BİR’e güç katmaya kalkar ki BİR’de tohumlansın diye. BİR, ilmin hakimidir. Oğul verdiğiniz zaman birleşirsiniz ve kotlanırsınız. Tüm tereddütlerin aşıldığı bir dünyada, artık hepiniz biliş halinde Düzen kuracaksınız. Zarar engellenirken, biz zamanı tohumlarız.

 

Yarınların Kuranı olmak hepinize nasip olsun...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 
  Bugün 13 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=