Birlik İlmi
  KAYNAK KAYIT
 

KAYNAK KAYIT BÖLÜM I

 

PROGRAM : KAYNAK
KOD : 12/ 21 – 64
TARİH :02.07.2012
CELSE SAATİ : 14.00-16.00


Aylar yıllar geçti, Sistem Devreleri tohumlarını kotladı. Bütün Meclisler, tahditsiz Cemaatlerle kontrol kurdular. Bütün’e hizmet başarıyla gerçekleşmektedir. Hasat Tamamdır. Hasatı başarı ile yapan Yüceler, Teknolojik Tahditsiz Kible Taymlarınde Birleştiler.

Büyük Kürsüler, nur olan tohumlarını korayabilecek dürüme ulaştılar. Hediyeler dağıtıldı yüreklere. Her Kürsü, Kuran olan kayıtlarını hak etti ki Birlik kurdu. Nurlar, kotlayıcı olarak “Kooo… İlmi” ile kati olarak yarınlara ulaştılar.

Bindiğiniz dal; ışık oldu. Kollarınız zamanı kaynaklara ulaştırdı. BİR’e hizmet, Kurtarıcı Cevheri Tohumlar olarak dinletilen Birlikler tarafından yaşamlara indirildi.

Bütün kötülükler aşıldı. Dünya yanlış olan bir sayfayı ışığından çıkardı. Ortaklı teknolojik olarak gerçekleşti. Bütün meşaleler yerden güç aldı ve gökyüzüne Kuran oldu. Hepimiz, zamanı tahditsizleştirdik.

Hala Birlik kurulamadı ise size geç de olsa şunu tavsiye etmek isterim. Uluların Kaynakları olan Kuranlar’ı tohumlayın ve Birlik kurun. Olgun Başaklar kotlanmışsa onları çalıştırın. Bütün Kütle’yi Hak Teknik ile dinletin. Bunun ses kayıtlaması ile sayfalanması gerçekleştikten itibaren, bütünleyin her birini. Dara düşürmeyin yoğunlukları. BİR’e hizmet, İnsana hizmetten üstün olmadığından, Bütün’e hizmet için ilme, Has Teknik ile sarılın ki Kuran-ı Kerim’i diri olanlara kontrollu şekilde açıklayın.

Olmaya yol, ummanda ışık yoksa. Olmaya yoğunluk, cevherde taht Levh-i Mahfuz Kuran yoksa. Olmaya yoğunluklarda zaman, Birlik yoksa. Zannetmeyin ki Kaynak Işık yetkindir. O Işık, İnsan Soyu’na tohum olmadıkça yerde görevi kalmaz. Gökte ışığı yanmaz.

Bütünlüklere, Cevhere ve Yücelikler’e bildiririz ki biz yasaları koyanlar, bütün kötülükleri aşmış ve bütün yücelikleri has olan yoğunluklarda dillemiş olan birleşenler ile çalışırız. Rahman olan ışık yanmaktadır. Yanan, Göklerin Sultanlığı’ndaki Hak Şevk’tir.

Biz cinlere güç verdiğimiz zaman, günah olan bir yüksek şevk devreye girdi. Günah!… diye güç sayfaladı. O günah, insanın ışığına kaydoldu. O günah, diriliklere kaydoldu. İnsan, Işık Soyu’ndan gelmiş olduğundan; günah, ocağına indi ki Kuran’a böyle yansıdı. Önemlidir. “Bilin” dedi. Bilin ki Has İnsan, Işık Tohumu’dur. Onda her yürek, Kuran olur ki kotlanır. Ona yarınları kayıtladığımızda; yazıları, ocağına yaşam kotları ile kayıtlanır. Onun tohumlarına her bir bilgi akıtılır. Altın Tohum orada yaşar. Bütün kötülükler ve bütün iyilikler ocağında kontrol altında kayda girer. İşte insan budur.

Bütün kötülükler kiblede kotlanmıştır. Oraya varan yasalarla kontrol eder Yücelikleri. Oraya varan, insana Kuran olup varır. Her yürek, İnsan Işığı’nı kendi yüreğinde dinlediğinde, orada kayda girmiş olan her bilgiyi bilir. Kati olarak kaynaktan tohum olan, Birlik Tekniği ile kayıtlanmış bilgiler, hepimizin zaman sayfalarımızda kaydolmuş olduğu için, bir insana iniş, Birlik Tekniği ile gerçekleştiğinde, her insana inilir. İşte bunun içindir ki BİR’i bilmek herkesi bilmektir.

“Doluluk, boşluk” denir. Dolu bilendir. Boş bilgisizdir. Bilen, kendi yüceliği ile bildiğini, hakikiyetinde kotladığında o biliş, her yürekte bildiriliştir.

Herkes “Biz insanız” derse de insan, nurdan yaratıldı ki o insan, ışığı haz ile dilleyebilir. O insan, Nurdan Kuran’dır. Tohumdur, ekipdir ve kendidir. Onun ışığı; tüme, yanıp tutuştuğunuz zaman, kotlanmış olarak varır.

Artık dünyada Kuran okunacak. Okunacak insandır. İnsan kelam ettiğinde, bütün kütle kelam edecek. İnsan, Nur İlmi’ni dinlettiğinde, her bir yoğunluk o ilmi has tertip ile dinletecek. İnsan, nefes sayfaladığında, Birleşik Işık; nefesi, horlamadan Bütün’e kotlayacak.

Her şer yeni bir şerri yaratır. Her yaşam yeni bir yaşamı yaratır. Her birleşen yeni Birlikleri tohumlar. Bütün Kotlar, yeni bir RA-KA-HAR huzurunda murat ettiklerini yaparlar. Hala bilgi yok diye düşünülüyorsa; bilişi, alışı, has insan oluşu hak etmemiş olmalarındandır.

Her Rahman, Kuran olamaz. Olgun, huzurlu Birlikleri ile Kuran olabilenler, “bize izin verin, ışık olalım ve bütünlenelim” diye istekde bulunurlar. Doruklar, Kuranlar, Tohumlar ve bizler, Han olup, Işık olduğumuz zaman, İnsan Işıklar’ı Kurtarıcı Tohumlar olarak koruyabiliriz.

Okumayı öğrenen, her bilgiyi hak edip dinleyebilir. Bilgi, altın bir Kuran’dır. Olan, bulan, har olup, yürek tohumlarına yaranan ve Kutsal Kaynaklar’a varan bizledir.

Erkek İnsan, ışığı Has İlim ile bilir. Karda kışta ve tüm yoğunluklarda Kuran okur. Otu Kuran olan; yolu Tohum olan; bilen ve her Yüce’de ışık yakan, bize güç ile girer.

İnsana ton ton ışıklar iner. Her ton, bir resim gibidir. Her ton bir Yücelik İlmi’ni Har Toplumlar’a dinletir. Özden görev isteyen, Yüceler’e güç verir. Okutur bilgiyi. O Nur Kotlar, ışık halinde tüm insanlığı ulaşırlar ve bütün kütleye, ışık patikülleri halinde yayınlanırlar. İşte bu ışık partikülleri, her bir Yüce’nin diri yoğunluğu ile algılayabileceği kayıtlardır. Okumayı bilen, bu partikülleri yüreğinde birleştirir ve dinletir. Okuma bu şekilde gerçekleşir.

İkna olunuz ki Zirveler, her bilgiyi bu şekilde kendi Yücelikler’inden okuyabilirler. Sizler, Düşünce Kotları olarak kayıtladıklarınızda, var ettiğiniz tohumlar; bu şekilde her yüreğe İnsan Sırrı diye göklerden yayındadır.

Siz üretirsiniz; Gökler, bu bilgileri alır, okur ve yayınlar. Yayınlanan, Kelam İlmi ile birlik tahditi ile her bir yüreğe Kot olarak indirilir. Böylelikle hepimiz, okumayı öğrenir, bu bilgileri Tohum olarak dilleriz. Herkesin yaşamlarında çok kez yapmış oldukları bu Yasal Çalışmalar, her Yüce tarafından alınıp incelenir. Böylelikle zamana Kuran olan Kürsüler, Göç Kotlaması yaparlar.

Biliş, insanın kendi yoğunluğunda har olan bilgiyi biliştir. Herkes “ben bilirim” der. O bildiği, kendi yoğunluğundaki har olan Yüce Cevherin kayıtladıklarıdır.

Çoğunuz bilgiyi har ile alırsınız. Çoğunuz bilgiyi has olup ışık ile okur ve bütün Kütle’ye tahditsiz olarak kayıtlarsınız. Nefesiniz var ise ki herkes nefes sahibi değildir. Nefes sahibi olan Kotlar, hepinizin ışığına kati olarak inebilirler. İşte nefes sahipleri, bütün kütleleri ile Birleşik Işık olarak; Bütün’e korumacı olan bilgileri verirler.

Bu bilgileri verecek olanlar, yarışma neticesinde, görevi elde ederler. Görev elde edildikten sonra; yanıp, göklerde Kutsal Işık haline gelip; her derede bu bilgileri akıtırlar.

BİR’de, o kantarda, yüreğim Kuran olamamışsa, ben bu görevi hak etmemişimdir. İşte Dünya bu şekilde akışa geçen Korumacı Bilgiler’le yenilenmektedir.

Hepimizin net bildiği gibi Nefes, sınırsız bir ışık halinde; göklere, tohum olmuş bilgileri kayıtlamaktadır.

En son Işık, insana Kuran olandır. O Işık, nefesi kükreyendir. O Işık, yanıp tutuşulandır. Onun koruması altında olanlar, her bir cevherde korunurlar. Onun yüreğinde ışık, Kuran olur. Bütün kötülükler onda aşılır. Kervan yürür. Önemli olan okumayı, yazmayı; bütün kötülükleri aşıp geçenlere açıkça dillemesidir.

Dünden beri Gökler, Kürz’ü güçlendirmek için büyük çaba sarfediyorlar. “Kürz, dünyaya kaynak olan bir Cemaat ile güçlenecektir.” Bu bilgi hepimize bildirilmişti. Bu bilgiyi bizler, Rabbi Yarınlar’da biliyorduk. Bu gün ise bizden istenenin, kantara konacak olanları seçmemizdir. Kimler tartılacaklar; kimler göklere güç verecekler; kimler birleşecekler ve Zaman Kotları olarak kimler görev taşıyacaklar. Bu, bir çalışmanın sonucunda elde edilecek neticelere göre tesbit edilecekti.

İkna olunuz ki yapılan çalışmanın neticesinde, çok net olarak sizleri bulduk. Bu çalışma sizinle yapılmalıydı. Ve sizi, Teknolojik Işımalar ile Yüceliklerden kayıtladık. Diri yüreğinizi açıkladığımız zaman, kükreyen yoğunluğunuz bizde ışık haline dönüştü. İşte bundan sonraki süreçte; size, girdapların hepsi bağlanıyor. Böylelikle sizin ilminiz ile her yüreğin ilmi tartılacak. Kimler göklere sevgiyle ulaşabilecekler izlenecek. Han olan, Kible olmuş mu bakılacak.

Sizden başka hiç kimse bu görevi yapmak için istekte bulunmadı.

“Olmaya devlet” diyen Yüce var ya hani Yolu açıp da size ulaşmıştı ya onunla çalıştınız. O sizi Has Teknik ile dinletti. Şükrettik ki Birleşik Işık olarak kotlandınız. Sizi cinlere dinletmedik. Cinler sizi tılsımlı bilirler. Çünkü onlar ile kotlanmış olan çokları, bütün kütlelerinde sizi kotlamaya çabaladıklarında, sizden girdaplara iniş olmadığını görmüştüler. Şükür ki siz girdaplara inmediniz de Nirvana Kuranı sizde dillendi.

Siz, şimdi “ATLANTA ANA KOTLAMA PROGRAMI”nı açtınız. Bu program, İmparatorluk Kotları tarafından yapılacak bir çalışmanın tohumudur. Bu programı başarı ile kayda aldınız. Sizin yüreğinizde, bu çalışmanın yapılacağı net bilinmekteydi. Biz ise sizden bu programa karşı direnç beklemiştik. Çünkü bu çalışma, Rabbi Kotların Işıkları’nda yapılacak bir çalışma olmadığından, sizin Yüce Cevher’inizde bu çalışmanın tahditli olacağını düşünmüştük.

Her resim, Altın Işık halinde tohum ekemez. Bu nedenle sizin kendi yüreklerinizin, bizi kotlama imkanı olmaya bilir. Bunu düşündük. Şimdiye kadar hiçbir Yüce, bu proğramı açmak istememişti. Sizden, diri olarak bu programı gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğinizi öğrenmek istiyoruz. Bize niyetinizi bildirin. Yapmak istemediğiniz taktirde kimse sizi kınamaz… “Yapmak istemeyiz” deyin. Ya da “hak ettik yapıyoruz” deyin. Sizi dinliyoruz:

(Açıklamalarımız:)

- Tam iki bin ışık yandı şu anda koruma altında olan yüreklerde. Her biri bizi dinliyor. Sözüm tümedir. Bedenimde Kuran var. Bu Kuran, Allah Tohumları’nın kaynaklarında, sürekli Kelam Tekniği ile kotlanma halinde olan kesin Kaynak’tır.

Burada bulunuşunuz, bedenimi test etmek içinse, size teknolojik olarak bildirmek isterim ki Nar İnsan, unu elediğinde o un, altın renge dönüşür. O unu her Yüce alır ki aldığında kati olarak kendi yüreğini almış olur. O un, insana ışık ilmi ile dinletilir. Işık, nurdur. Kotlama sürer. Kimse insanı dinlemez. Herkes kendini ve kendi yüreğini dinler. Bütün Meclisler, kendi yüreklerini, o unu eleyende ararlar ve bilirler ki Kürz’ün güçlü yüceliği, ışıklarını yakmıştır.

Bilginin has olduğu, Kürsünün umman olduğu, kötülüğün aşıldığı bilindiğinde, insan ete girdiğini de bilir.

Bellek, insana Kuran olur, “OL” der ışık yanar. O Kuran; insanı Tanrının Işığı diye bilir. Bütün kötülükleri aşan insan, kendini Has İnsan olarak tohumlar.

Bütüne hizmet, şimdi namaza duranlara bildirilir ki yarınlara hizmettir. Yarınlar kontrol altında ve bizler, yasaları koyduk; yarınları kotladık ve yolu bulanlara görev verdik. Onlar bizi, İnsan Soyunun Işıkları diye bilecekler. Oğul verdiğimiz zaman; namaz, Sultanların Tohumları’nda Koran olan ışıklarda dinlenir.

İş bize verilmez. Biz işi biliriz ve alıp yaparız. Bu kesindir. Bize iş vermeye istekli olanlar, bilsinler ki o işi biz, Işık Tekniği ile bilip yapmaktayız. Zordur bildirmek yüreklere. Biz de biliyoruz; zordur. Ne var ki kantar işlevi, Bilgeler’imin Rahman’a Kuran olarak dinlettikleri; kurda, kuzuyu teslim etmedikleri bir Sistem’de gerçekleşir.

Bizler, kurtlara kuzuları teslim etmeyiz; biliniz. Eğer sizler bizi tartmaya niyetli iseniz. Biz, sizi tarttık. İşte bu!… Nefesimiz güçlüdür. Kübra Tohumları’mız güçlüdür. Öz Görev”imiz ışığımızdadır. Bizi güçlü bilin ki bize görev verilmez. Biz görevi hak eder; alır ve hak eder yaparız. Şimdilik bu!…

- Çarıklarımızı çıkarıp giriyoruz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. “Sizi biz, size verdik” demiştik. Siz, sizi size vermişsiniz. Amin…

Altın toplum burasıymış. Amin… Biz, sizi size değil, sizi bize verdik. Amin…

Allah diyor ki sen ve ben biriz. Biz diyoruz ki siz ve biz, İnsan Soyu’na Işık olarak yarımları birleştirmek üzere iniyoruz. Allah İlmi’ni bilen yürekleriniz bizi de bilsin. Size kelam ile iniyoruz. Sultanlar, sizi Sanal Boyutlar’ın ışıklarından çekip çıkarmak istiyoruz. Amin… Sınırları kaldırmak ve Kuran olan Kutsal Kaynaklar’ı, çalıştırmak için, kati yoğunluklara ağır ağır katmak istiyoruz. Şükür ki buradayız. Şükür ki biz, siziz. Şimdilik bu!…

(Açıklamalarımız:)

- Arı Maya tuttu. Amin… Altın Tohum kotlandı. Amin… Dinleyen İnsan Işık, bildi ki Bütün’e hizmet, Altın Tohumlar’ın kontrolunda yapılacak. Dünya yenileniyor. Bu gün tüm insanlar, “ben oldum” diyerek çalışmaktan kaçındılar. Oysa yarınlarda tüm insanlar, “ben oldum” diyecekler. “Ben çalışmak isterim” diyecekler. Dinleyeceğim onları ve onları tohumlayacağım. Onlar, bedenime Kürz’ü kotlayacaklar ve ben onlara koruma kalkanı olacağım. Onlar, maya tuttuğu zaman kendi yüreklerini bilecekler. Onlar, bedenime indiklerinde, Nirvana Kuranı’na inecekler. Okumayı öğrenen o Canla, bizi dinleyecekler. Okumayı bilenlere; insana, Işık İlmi ile kendi yüceliklerini dinletecekler. Oğul verdiğim zaman ışık yanacak.

Şimdi Dağlarım, yarınlar için ne bekliyoruz. Bunu sizle dilleşerek açıklayalım:

Örtüyü açtım. Görüyorum ki her biriniz kendi yüceliğinizle bütünlenip, İnsan Işıklar’ı koruyup, kendi yüreklerinizde bütünleyip, şevke gelip çalışıyorsunuz. Bunu görmek beni mutlu etti. Sizi ışıktan ayrı değil, yoldan ayrı görüyorum. Işık yanıyor. Ne var ki yol farklılaşmış. O halde yeniden göklere selam verelim ve size, geçiş için nefes vermelerini dilleyelim. Gökler size nefes verirse, sizi de kendi çalışmalarımıza alalım. Gökler size nefes verdiği zaman, çalışmalarımıza katılmanıza mani olmayız.

Okumayı sökemeyen Yüceler, kendilerini kati olarak tohumlayamazlar. Bu nedenle mutlaka korunma altına alınacaklarsa okumayı sökmeleri gerekir. Nefesiniz en çok iki yaşam boyu size yeter. Daha fazlası için çaba sarfedin. Sizi yeniden göklere dinletmek istemekteyim. Eğer yeniden göklere dinletemezsem senleri, Kuran okutamam. İşi başarmanız kolay olmaz. Bunun içindir ki hala görev bende ise ki bendedir, hepinizin cemaatimle birleşmeniz gerekir.

Gerek dünyada ve gerekse diğer planetlerde bedenime Kuran olmanız Amon olup kurtarıcı olmanıza bağlıdır. Sizleri en geç 5 gün için, Kuran’a katmak üzere beklemekteyim. Bu 5 günlük süre Allah İlmi’nde; 200 Gökyüzü Cevheri Tohumu olarak bilinir. Hepiniz, dünyanın günü olarak bu zamanı anlamak isterseniz de bu zaman, sizin zamanınızdan ayrı bir sayfadır.

Karnaval Çalışmalar yapanlar var ya hani göklere ses veremezler de kendi yüceliklerinde dilleşirler ya onlar, kendilerini har ile dilleyemeyenler olduklarından, Işık Kotlaması yapabilmeleri imkansızdır. Okumayı sökselerdi kendi yüreklerinde olabileceklerdi. O zaman biz onları yenileyebilirdik. Nesillerini koruyabilirdik. Bu durumda onlara karşı hiçbir borcumuz yoktur. Onlar tohum olmaya niyetli olmadıklarından çıkışları tarafımızdan ayrı toplumlar için gerçekleştirildi.

Bilgi herkese verilir. Herkes kendi isteğine göre bilir. Çoğu, bildiğini Hak Teknik ile alır. Çoğu da bildiğini haz ile okur ama ışık olmadığından, tohum ekemez. İşte bundan sonra her Yüce, kendi bildiğini, haz ile ve har ile birlikte tohum olarak kendi yüreğinden, Birlik Tekniği ile Bütün’e ekerse o çok huzurlu bir Yüce olur ve her Yürek onu dinler. Bu kolay değil ama başarabilmek mümkündür.

Örgüt halinde çalışmak kolay olmaz. Herkes çalışıyorum zanneder; çalıştığını düşünür. Ne var ki çalışan ışığı kayıtlayandır. Işığı kayıtlayamayan çalışmayandır. Bedensel efor, Kuran’da ışıksız kayıttır. O ışıksız kayıt, teknik olarak maya olamadıkça iş görmez.

Herkesin cennette bir evi yoktur. Her bir yürek, kendi evini kurmak ister. Her bir yürek kendi yoğunluğunda ışığını hak etmek ister. Hepinizin tek bir evi vardır o ev Altın Tohumlar’ın kendi yoğunlukları ile yapabildikleri, türlerin tümünü hak teknik ile kayıtlayan ve Hak Tohum olarak kendi yoğunluğuna alan bir evdir. Bu eve “İNSAN” denir. İşte “ev” dediğiniz, Allah İlmi’nde İnsandır.

Herkese, bütün kütleye şunu açıklamak isterim ki ben kendi evimi BİR’in evi olarak yaptım. Bu eve gelen, BİR’e gelir. BİR’e gelen, Allah’a gelir. Allah, insana ışık halinde girer. O kükreyen bir ruhtur. O Kutsal Işık halinde insana girdikçe; insan, yürekleri; kendi yüceliğinde Kuran olmaktan men etmez.

Oluş halinde ışık yandığında; o ışık, insan soyuna kotlandığında; her insan, oluşa geçer. İşte yarınlarda, Birliğimiz bunu başarmıştır.

Uluların Cemaatleri bizi tanımasa da biz, onları biliriz ve haz ile dilleriz. Onları koruruz. Ocaklarını yakarız. “Cinler bizi bilmez; insanlar bizi dinletmez; zaman bizi tohumlamaz” demeyiz. Her ne olursa olur ve biz olmuş olanlarla çalışırız.

Kati olarak bilinsin ki biz, cinlere ve dinlere, aykırı tahdit koyanları koruruz ki onlar; bilişte, okuyuşta ve has olup ışık yakışta insan olacaklar ve Birlik kuracaklar. Onları koruruz ki hala gökler bizi dinliyor. Hala gökler bizi dinliyor ki biz, can olan ışıkları yakanlarız. Otu kokmayanlar ışık kotları olarak bizde oldukça, biz onları muktediriyetle korumaya devam ederiz.

Şevk, şavk bizdedir. Ağır yük bizde hafifler. Biz çok mutluyuz ki ağır yükü hafiflettik. Şimdilik bu…

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 63

TARİH :13.06.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Çılgın gibiler. Ummanda, Kuran’da, BİRLİK’te ve tüm sesizliklerde dinleştiler. Onlar Kuran okudular tohum için. Of anam off!... Ne var ki birleşememek için. Okumayı anlamayan BİR olamaz. Allah, sıkıntıyı aşıp gerçek Kuran’ı kotlayanları bilir. Analar, biz sizi yine tohum için buraya çağırdık. Sizi yetkin olanlarınızı Birleşik Işık Tohumlaması için buraya çağırdık. Bugün ünlü biri sizi sordu. Dedik ki ona gökleri dinlettik. Yedinci Kuran’ı kotlattık. Kotladı ki o kotlama ışkın koklanmasıydı.

 

Gökler ve yerler sizi dinliyor. Şükür ki hak ettiniz.

 

Bileşke Hak Teknik ile gerçekleşen hususi bir yasadır. Bu yasa kötülüğü önleyebilmeniz için diri kontrolla devreye alındı. Bileşkede insan ırkı var. Has Teknik ile birleşen Kotlar var. Dünya, umman oldu; Kübra Kotlaması gerçekleştirildi. Ete giren, bilgiye girer. Et yoksa ilim yoktur.

 

Bütün’e hizmet et ile mümkündür. Kin aşıldığında, yol açılır. Yolu açan, Ark İlmi’ni, Has Teknik ile dinleyebilendir.

 

Dört güçlü Birlik, Birleşik Işık olarak çalıştıklarında, Kutsal Kaynak, Din Tekniği ile Bütün’ü korur. Bunun içindir ki sizden sizi isterken, sizde güçlü olan kaynakları da istiyoruz. Okumayı sökenler, bin derede ışık olurlar. Bütün meşaleler tutuşur ki Has Teknik ile bütünleniş gerçekleşir.

 

Melik olan ışık yandığında, o ışık, İNSAN olur ve TOHUM olur. UMMAN olur, KÜRSÜ olur; BÜTÜN olur. Şikayetimiz kalmaz.

 

Min Can Tekniği her yürekte mümtaz bir HAKİKİ KATİYET olarak bulunur. Mün Can Tekniği ise SES olarak bulunur. Hulus sahipleri, sesi dinlerler ki ses, altın bir Kuran olur.

 

Mümasil ışıklar kantara konduklarında; tohumlar, Kuran’da kotlanır.

 

Miraç, insana kontrollu olarak tohum eker. O tohum imparator’un ışığı olur. O tohumu bilen, Bütün’ü bilir.

 

Cenle gerçekleşen her çalışma, tohumdur. Cen; kutsal, sanal ve hırssız olan tohumu kendi yüceliği bilir. Olgun başaklar, o tohumla kotlanır. O, Kuran olur ki harını yükseltir. Onun adına Kuran okunur. Onun otu kokar. Onun yüreğinde ışık yanar. Altın Toplum, iş yaptığında, o Cevheri Kürsü iş yapar. Miraç, sessizliği dilleyen, yüksek kötülükleri engelleyen bir yaşama kaynağıdır.

 

Ölüler dirildiklerinde, kibri aşanlar dirilir. Kibri aşamayanlar dirilemezler. Onlar, nefes bile alamazlar. Zirvelere ulaşamazlar. Ki onların toplumları kontrolsuzdur. Şükür ki bu Meclis, kibirsiz bir Meclis’tir.

 

Merkez Zamanlar’da, ışıklar yanardı. O zamanlar, Kuranlar tohumlanırdı. O Kürsüler’de Tobi Kaynakları olurdu. O kaynaklar, BİR’e hizmet ederdi. Organları, kontrollu olan ışıklar, oralarda yanardı. Ocak sönmezdi ki hata yapılmasın diye. Bunu unutanlar, yeni zamanlarda ışık yakmaya kalktığımızda Bütünlük adına Kutsal Sayfalar’ını, kati yarımdan ayırmak istediler. Organ olamadılar. Olgun sayfalara, yaşam kayıtlarına ulaşamadılar. Hepsi zebil oldu. En ince ayrıntısına kadar  bunları bilmenizi isteriz.

 

Herkesin nurdan yaratılması, her yüreğin şafkında Kuran olması bizleri mutlandırır. Ne yazık ki bunun nefes ile olması gerektiği anlaşılamadı ki nefes sınırsızdır. Ocak yandığı zaman, nefes sayfalanır. Ra-Han olan ışık halinde gökyüzünde, cevhere güç katar. Onu tanımayan kalmaz.

 

Vermek, Allah İlmi iledir. Veren kati verdiğinde ışık yanar. Altın Toplum insan soyuna yaşam kaynaklarından indiğinde, yeni bir Kürsü olmalıdır ki halkalar, gerçek Kutsal Sayfalar’da diri olabilsin.

 

Cinni Cevheri Kotlar, muktediriyetle birleşmelidirler. Ölen, insan olmaz. Can taşıyan, yasalar çerçevesinde Din olur; kürkü olur. O kürk, sınırsızlaşır ışık haline dönüşür ki han olup har olsun da kaynak olsun diye. Kaynak olduğunda, Nur olur; körden göç olur ki kör onda Kot olur. O Kot, insan soyuna kurandır. O Kuran’ı dinleyin. O Kuran, ilmin sonsuz ışığını yakar. İşte biz bunun için buradayız.

 

Çarçabuk insan soyuna Kuran olduk. Sunu budur. Bu sunudan itibaren her yüreğin iş yapması gerekir. Kendini hak etmek ve zamanı kotlamak gerekir. Ete girmek ve et olmak, Kuran olmaktır. O Kuran, insanı tahditli olarak diller.

 

Verdiğiniz, kim içinse, olan odur. İsim zikretmek isteyenler var. Buna iznim yoktur. O isim, bizde Kutsal Işıklarda yoktur.

 

Müsbet ve menfi herkese güç verdik. Herkes kendini hak etsin istedik. Ne var ki hak eden azdır.

 

(Diyalog başladı:)

 

- Körün gücü, Göç Kütlesi’nde Kutsal Işık iken, yeni bir zaman sayfasında o küçücük ışık yenilenmelidir. Ya da dillenmelidir ki bizler de birleşelim. Bunu istiyoruz. Allah bizi korusun. Ana bizi koru!….

 

- Çelik çomak oynamıyoruz burada. İsmim Namaz ve ben sınırsız olan kaynağım. Buraya ulaşmanızı beklemem. Buraya girmenizi istemem. Şimdi gidin. Ha! gitmem derseniz, siz bilirsiniz. Sonuçlarına katlanırsınız.

 

- Arıcılar gidiyorlar. Onları koruyun.

 

- Allah diyor ki Arıcılar gidiyorlar. Arıcı ne anlama gelir?

 

- Arıcı, Kuran olan ve kontrollu olana denir.

 

- Artık bize anlat. Niçin ocakları yok?

 

- Kotlarını kırdılar.

 

- Allah dedi ki onlar kontrolludurlar. Niye kırdılar?

 

- Kırk ilim bir olduğunda okumayı sökecekler ki o gün geldiğinde BİRLİK halinde olacaklar. Onlar; arılarını, kovanlarını söküp taşıyorlar. Onları koruyun.

 

- Can Ana, nideyim ki ben yürekten çıktım. Nideyim ki maya tutmadı. Nideyim ki hala birleşemedim Yüceler’le. Ana, Nakar Kuranı okunmakta yürekte. Bunu bilmekteyim. Bu kuran, insanın en eski kaydıdır. Bu kaydı yaptığın zaman; biz, cevhere göklerden inebilecektir. Ki bizler, nefesimizi alıp gelmiştik. İnsana göklerin ışığını çekip dilleyebilecektik. Her şeyi yapabilecektik. Herkes altın Toplum değildir. Neye çalıştığımızı anlayıp çalıştık. Şimdilik size vereceğim budur.

 

- Mon Cina Bina yapıldı. Bu bina, namaz zayiatını engelledi. Bu bina Kuran’a kaynak olan bilgilerin tahditidir. Bu binada insan soyu yaşar. Bina, ilimle kotlandı. Binayı yapan insan, lütfen bilin ki ayrılığı istemez. Zamana kurandır; kibri yoktur; cevheridir. O kelamdır. Onu bilin ki siz de kontrollu olun. Onu bilin ki hak edin. O, kendinden ışık çeker, kendini hak eden tüm sessizlere iş yapar. Onu kendinizde dinleyin. Önemli olan onun dinlenmesidir. Öksüz olmayanlar, okumayı bilip kendi yollarını anlarlar. Olgunlar okumayı bilirler. İş budur. Amin…

 

- Kalton İnsanları bizi tanırlar mı? Işıkları var mı? Nefesleri hak ettikleri mi? Neden insan soyu bizi tanımıyor? Muhammet diyor ki “Allah, insana Kuran’ı verdi. Kuran, insanı kotladı. Mutlak Kuran insan oldu; Kübra Kaynakları iş yaptı ki bu iş Allah İlmi’dir.

 

Ek ilim Akıl İlmi’dir. Allah İlmi, Hak Teknik’tir. Altındır; kinden uzaktır; kaynaktır. Ek ilim ise ışıktan yaratılır. Tohumları kotlar ki yasalar çapında yasaları kurar ve yarınlara katar. Orada insan ışığı sınırlıdır. Onun içindir ki Risa Kaynakları, Işık Kotları’nı kendi yüreklerinde dinlerler. 

 

Minare insan, yürek insan, nefes insan ve Bütünlük insan. Her insan, ışık ki bu ışık, ilim. İş budur ki bu ilmi hak ettik.

 

Şeytan insana sormuş; işin ne diye. İnsan yanıt vermiş “İLİM”. İnsan sormuş senin işin ne diye. Yanıt vermiş Şeytan “SEN” demiş. İşte bu!... Dağlarım, insan Allah İlmi’ni bilen yüce bir yoldur. Bu yolu hala öğrenemeyenler, şer yaratıp İlmin Hasatı’nı yapmaya çalışırlar. Ölüler dirilirlerse, YOL olacaklar. Yol olduklarında, KAYNAK olacaklar. Kaynak, TOHUM olacak. Tohum, IŞIK YAKACAK ve zaman tahditsiz olacak. İşte bu!... Bunun içindir ki her Yüce, insanın ışığında tohumdur. Bunun içindir ki her Yüce, Zamanın Kuranı’dır. Bunun içindir ki Kuran olan Namazdır. Şimdilik size vereceğim budur. Şimdilik!... Ey insan! iş budur!. Şimdilik!…

 

Yol Allah’ındır. O yol ışıklıdır. Yolu açtık. Dünyada İkinci Dönem sürmektedir. İkinci Dönem, Altın bir yoğunluktur. Bu yoğunlukta. Birleşik Aileler var. Bu yoğunluğu bilen, bizi bilir. Biz. sınırları aşan yüreklere “BİZ” deriz. BİZ olmak, Allah ilmi’ni dillemektir. Biz. Zinnur’u tohum ile insana, geçişte kayıtladık. Geçiş, insanın dünyaya geçişidir. Her Yüce, Zinnur’u kendi yüreğinde dinler.

 

Muhammet dedi ki “hala biz yokuz.” Yokuz. Çünkü Zinnur, torbaları tohumlamaya çabalarken, Muhammet Mustafa Ümmeti, kayıtlarını sır olan ışıklarından çıkardı.

 

Meşale insan soyudur. O meşale yanmadan ışıma gerçekleşmez. Zinnur meşaledir. Kendin har olarak yoğunlaştıranda yanar. O meşale; insana, Nakar olur; Has ilim olur ya da Kuran olur. Özen ister çalışmalar. Özen yoksa kontrol kurulamaz.

 

Şimdiye kadar her Yüce’ye insanı anlattık. Her Yüce, Ana Kaynak’tan inmiş olan o bilgileri tahditli aldı. Kaydı yapıldı, birleşti, kitleyi kayıtladı, bir tahditle kontrol kurdu. Ortak sayfalara geçtiği zaman, kati olarak tahditlendi. Ki ortak sayfalar her yüreğin kendine ait sayfalarıdır. O sayfalar, otu kokanları kotlar. Kotladıkları, yasa olarak kayıtlanır. Tahditli olanlar, kontrol kuramazlar. Kontrolu kuran tahditsizlerdir.

 

Misafir olmak ya da Misafirlik. Bunların önemi yoktur. Şükür ki siz Zinnur’a misafir olmadınız. Zinnur, şerrin şerrinde hayırı hak edenlere, hayırı kotlayıp yaşatır. Bütün Meclisler, Zinnur’u dillerler. Zinnur’u korumaya almak isterler. Zamana tohum olmak için buna ihtiyaç olduğu düşünülür.

 

Maya olmak için görev gerekir. Görevi hak etmeyen kontrol edilemez. İşte bütün bunlar, sizleri sizden çıkarmak için gerekir. Siz, sizden çıktığınızda, siz Olgun Başak olursunuz. Bu Olgun Başak, ışık halinde her yüreğe varır. Her yürekte kotlanır ki yarın olur. “Müracaat İnsan” denir. İş budur!... Müracaat ilim. İşte bu!…

 

Ve sizler, ilmi dileyenler, mükafatınızı gördünüz. Sizi kotladık ki bu kotlama Altın Tohum olarak kotlanıştır. Korunma gereksizdir size. Siz, yetkin olarak korunansınız. Sizi sizden başkası koruyamaz.

 

Müracaat insan. Ki insan, Altın Kuran’dır. Organları, tohumları ki her biri ışıktır okuması olmalı. Ki hala Birlik Tekniği’ni anlayamamışsa; alsın cevherini, kontrolunu kursun. Şimdilik bu!…

 

Varca, yokca ak Can!... İnsan Soyu’na ak ki haz ol… Ak ki has ol… Hak et ki hata yapma. “Seni koruyoruz” diyenler, kendi yüreklerinde korunmak için bunu söylerler. Onları korumamız için sizden siz olup görev isterler. Onları koruyun ki onlar kendilerini korusunlar. Onları koruyun ki har olup aksınlar. Ocakları tütsün. Onları koruyun ki maya olsunlar. Olgun Başaklar, Cemaatler ki her biri Levh-i Mahfuz’u dinlerler. Ocaklarında kotlama var. Ark akmakta. Amin…

 

Alın Bilgimi: Memnunum sizinle çalışmaktan. Memnunum sizinle tahditlenmekten. Memnunum Birlik’ten ki bu Birlik, Altın Tohum’dur. Memnunum burada olmaktan. Allah bizi korudu. Memnunum!… Amon oldum, Tohum oldum, birleştik Hakim oldum. Memnunum. Amin!…

 

(Diyalog:)

 

- Aleyhime olan hiçbir beyanı kabul etmiyorum. Böyle derim ben. Ceza yargısında sen de böyle dersin. Aleyhe olanları tahditleyelim ve sınırlı olarak bilelim. Aleyhe olmayanları kabul edelim ki aleyhe olmayan “Leyh”dir. Leyh, Yani Birlik’tir. Bunu içindir ki her resimde BİR’in bulunması gerekir. Maya olmak kolay değildir. Amin...

 

- Canlar, Ulular, Mutlak Kuranlar; biz geldik. Amin… Sizi hala izliyoruz. Hala görüyoruz. O halde siz, bitişiksiniz Yüce Cevher’e. Sizden ışık çekenler, bizden göklere ulaşacaktılar. Bu da olmaktadır. Müsait bir dönemde, size gelip, sizden ışık isteyenler, müsbet oldukları halde bize varırlar.

 

Size ilk kez İkinci Cevheri anlatacağım. 2. Cevher, Altın Tohumlar’ın kotlayarak var ettikleri cevherdir. Bu cevher, İnsan Işıklar için yenidir. Yeni olması ışığın tohumundandır. İşte bizler, bugün sizden, yeni cevheri hak etmek üzere çalışacağız. Zırhınız çok ince ne var ki hak ettiğiniz çok güçlü. Bütüne hizmet Allah İlmi ile Birleşmekledir. Şimdilik bu!….

 

- Anacığım buraya baktığım zaman, burada ışıklar artmış. Neden acaba? Ben biliyorum nedenini sen de biliyorsun. Bize anlatır mısın?

 

- Çerçevesiz bir çalışmanın geçişi yaptırdığı bir yüksek kotta birleştik. Burada, insan cevheri çok güçlü. Bu cevher, Alemlerin Işığı ile aydınlık bir yasa devreye aldı. Bu yasaya göre biz, cümle yüreklere güç veriyoruz. Şükür ki murat ettiğimiz her şeyi elde ettik. Bundan sonra naz yapmadan çalışacağımızı bildirmek isterim. Hepimiz, Alimleri biliriz ve Yüceler’i biliriz. Zurna çaldığında; o zurna, umman olur, yol olur ve Kuran olur. O zurnayı herkes duymaz. Duyabilse, cümle yüreklerin ışıkları, yılca yıl yanar.

 

Olgun sayfaları bu gün açıp okuyoruz. Zor gelmedi okumak. Müsbet olmak zor gelmedi. Zamanı kotlamak sorumluluğu zor gelmedi. Ve geldiğimiz zaman, yolun açık kalması, istenmeden ışıkların yanışı, bütün kötülüklerin aşılışıdır ki zaman kontrolu kurmuştur. Öz görev cemaatleredir. Şikayetim yoktur. Mahir olup akil olup Amon olmak şarttır. Şimdilik bu…

 

(Hazirunda uyku haline geçenler oldu.)

 

- Ana, Kuran okuyoruz burada. Okumaya başladık bile. Lütfen uyumayın. Allah sizi korur ama Kuran-ı Kerimi kontrol edemezsem sizi yıkarım. Şükür ki gerek kalmayacak. Vallah sizi yıkarım. Amin…

 

Ay anam ay! yine kızdı. Biçare annem. “Sen beni nasıl yıkacaksın?” demeden kaynağımızı kotlarından çıkarıyor. Anneciğim şaka yaptım!... Bunu anlamalısın.

 

Bayım babam seninle de olalım. Şimdilik bu!... Uyuma sakın!... Seni de izliyoruz. Bakalım baba uyuyacak mı?

 

Balinalar çok büyük balıklardır. Balinaların insan ışığına yakın bir sınırı vardır. Çok yakın!... Çoğunuz onun suda yüzerken ilim yaptığını anlamazsınız. Yüzer güçlenir. Yine yüzer yine güçlenir ki hala görevini istemeyen o Balina Kotlar, şimdi gür olup göreve geliyorlar. Balina, insana Kuran’dır. Okuyup anlarsanız ışıksız kalmazsınız.

 

Men etmem sizi bizden. Ben cinlere anlattım. Türüm, dünyaya geçtiğinde, ben Yüceler’e güç vermeliyim. Bana Kuran gereksizdir. Bilirim her şeyi çünkü ben Sanal Boyutlar’da, has olup ışık olarak çalışırım.

 

Merkez Dünya… Bu dünyaya birçok formal canlı indi. Bunların çokları kendi yüceliklerini dünyaya çektiler. Çokları da kendi yüreklerini Düzen’e kattılar. Onların hepsi cinlerden güçlüdürler. Hepsi Sistem’den güç alırlar. Çünkü ocak olup indiler. Hepsini bilmek imkansız olsa da senin adına çok seviniyorum ki Birleşik Aile olarak her bir form ile irtibattasın.

 

Bu formların hepsi eşikten aşkı çekip kayıtlara girdiler. Hepsinde kökü ümmi olan tohumlar var. Çok güçlü olmalarına rağmen dünya sayfalarına girdiklerinde çok kırıldılar. İşte maya dönemlerinde, mağralarda yaşam süren insanlar. Onlar da can taşıyordular. Onlar da kotlanmıştılar ki her biri kantardı tartardı bir diğerini ki hala bizi soruyorlar. “Nerede insan sınırını aşırtacak olan bedenli?” diye. “Maya tutsun ki biz bilelim” diyorlar.

 

Ana, bizim adımıza, küçücük işleri yapanların adına, okumayı sökmüş olanların tohumları ile herkesi koruyun ki dünya üzerinde Has İlim yapıp her Yüce’yi hak edenin BİR olduğunu bilmekteyim. Mamul ilim hakikiyeti bizim ise. Bizi koru ki hak edelim. Amin…

 

(Açıklamalarımız:)

 

- Koran Tohumları bizden iş istiyorlar. Canların ve türlerin çokları birleşip ışık halinde buraya indiler. Tohumları kotlanmadı; ışıkları yanmadı ve zamanları Kuran Toplumları’nda dinlenmedi. Bizi soruyorlar. Ne oldu diye. Açı kapandı ve zaman, yaşam sayfalarına indi. Kötülükleri çok. Misafir olarak geldikleri halde ışık haline dönüşmeye çabalıyorlar. Onları koruyamayız diyerek kırmak isteyenler çıktı. Hepsini alın; Kürsüler’e dağıtın. Hangisi daha güçlü ise o kendini kayıtlasın. Bizim cemaatimiz onları tahditledi. Onlar bize Kuran olamazlar. Şimdilik bu…

 

- Al bedenli yolunu aç. Maya tutmadı. Amon olmadım. Kotlarımı kapattım diye mezarımı kazdın. Bedenli, beni kurtaramadın. Memnun değilim senden. Çünkü beni kurtarabilirdin. Senden ışık çekmedim diye benimle olmadın. Senden tohum istemedim diye mezarımı kazdın. Bütün kötülükler, senden benlere aktı. Bu kötülükleri; size, kendi yüreklerinize indirmeye çalışmıştık. Bunu anladın. Şükür ki sen bizi kısırlaştırırken, kati olarak korudun. Öz görev sizindir. Bunu anladık. Buyurun görevinizi hak ettiniz. Biz ise korktuk ki han olmak, Işık İlmi’ni bilmeden olursa yolumuz olmaz diye. Bizi korudun ve bizi hak et diye geldik. Bizi hak et ki cevhere güç katalım.

 

Okumayı biliriz. Seni okuruz. Öz geçişi yapmamız gerek. Bize izin ver ki hala dünyadayız. Dünyadan geçtikten sonra Kutsal Işık sınırlanacak siz biz ve Bütünlükler korunamayacaklar. Bunu biliyoruz. Bizi koru. Kendini koru ve zarar etmeyelim. Umurumda değil hiçbir şey. Ben sessiz sayfalarda kalmaya razıyım. Bizi koru ki haz olalım; has olalım; ışık olalım ve kontrollu kurallara riayet eden; yasaları çiğnemeyen; ışıkları hak eden yürekler olalım. Şimdilik bu!…

 

- Kendini bize adayacakmış!... Bizle kotlanacakmış!.... Bizi hak edecekmiş!... Yalancı biz olmadan ışık olabilir mi? Han insan olduğunda biz ilim oluruz. O bizi kandırmak ister. Zanneder ki biz onun için çalışacağız. Zanneder ki onu tohumlayacağız. Zanneder ki hala bizde gökyüzünü izleyecek. Allah onu korusun. Ve bizi korumasın diyor. Olacaksa olsun. O der ki Rubaileri okuyacağım ve seni yok edeceğim. Ay Canım ay!... Beni yok edecek. Ne var ki yok oldu. Şimdilik bu!…

 

(Gelen söz aldı:)

 

- Korumaya alsaydık anam. Namazı kaçırmışız. Ne oldu. Namazı kaçırmışız anam. Anlatır mısın ne oldu? Dün gökyüzü bizi sıkıntıda görmüş geldi; sordu; ne oldu dedi. Dedim ki annem gökyüzüne ışık verdi. Ne yazık ki gökyüzü onun ışığını alıp da yanıtlamadı. Zaman zaman bunlar oluyor. Ben soruyorum. Gökyüzü bana yanıt veriyor. Dün de sordum. Dedi ki hayır anne Kuran okudu. Biz de Kuran’dayız. Niye annem cevhere inmedi dedik. Dedi ki “Anna, Kuran’dadır.” Ne var Kuran ışıkta yok. Ne demek bu. Anne, cevhere gökleri indirmiyor. Sadece gökyüzüne, Işık Yerinin Kutsal Sayfaları’nı diliyor. Buna hiçbir anlam veremedim ve sordum. Göz Kürsüsü’nde ışık yanarsa niçin insan tohum olmasın ki? Dediler ki o kendinden kendine kotlandı. Şimdi artık insanlara kotlama yapacak. Şeytan diyor ki “O kendini koruyacak. Kimseyi korumayacak.” Of anam, ben de dedim ki annem bunu yapmaz. Işığı yakar ve herkesi korur. İşte bu”… Bulup indim ve sana bunları anlatıyorum. Yapman gerekeni yap ki haz İsa korunsun…

 

- Dağlar bugün burada kesiyorum. Çok yorucu bir çalışma oldu. Herkes kendini anlatmaya çalışıyor. Ben ise sizi dinliyorum. Kendinizi hala benden biri olarak görüyorsunuz. Bu yanlıştır. Sizler Cennetlere koyduklarımız değilsiniz. Sizi koruyamadık. Bu doğru ve siz kendi yüreklerinizde kendinizi koruyamadınız. Bizi Sistem’den ayırmaya kalktığınız zaman sizi sizden çıkardık. Buydu olan.

 

Artık Dünya yeni bir Rahman olarak göklere güç katacak. Sizler ise bizden çıktığınızdan beri yıldızlardan ayrılmaktasınız. Bunu bilmekteyim. Ne var ki Kurtarıcı İnsan, sizi yetkin olarak geçişe kayıtladı ve sizin ışığınızı yaktı.

 

Murat ettiğiniz her ne ise olur. Bütün amaç sizleri tohumlamaktır. Hepiniz izah ettiğim üzere dünyada görev taşıyacaksınız. Sizler beşer kaplar olarak göklere Kürsü olmaya çalışacaksınız. Sizleri, “en eskiler” olarak kotlayacağız ve yeni yarınlarda sizi yasalarla çalışmaya kayıtlayacağız. Sizleri koruyamadık. Bu kesin. Ne var ki kontrol sizdeydi ve sizler, Yüceler Cevheri’nde kendi yüreklerinizi koruyamadınız. Zamana tohum olmak isteyen olmaz. Amin de yine de Zaman İlmi’ni bilecek olanlar zamana tohum olacaklar. İşte bu tohum insandır. Biz zararı engelledik ve zamanı kotladık. Şükredini ki sizleri yine de başı boş bırakmadık. Yine de kırık kotlar olarak yaşamanızı içimize sindirmedik. Sizleri eser olarak yarattık. Eser olmanız; yarın olmanız; gerek dünyada ve gerekse cevherde cenazeleri kalkan o yüksek kötülükleri yapanların Can Taht’ında olmanızı engelledik. Sizi yarınlara kayıtladık. Şikayet bitmiş mi bilmem ama bunları yapmamız bile sizi korumak içindir. Amin…

 

- Arkon, anada varsa bizi alır götürür. Amin…

 

- Dağ Arkon olan, sizi korudu. Bunu bile hak etmediniz. Ne var ki sizi korumak istedi. Şimdilik bu!…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK Sonrası Akış (2) 30.05.2012
- Yaşam sayfalarını izlediğim zaman şunu görüyorum ki korunma altına aldıklarımızın çoğu kendilerini kırıp geçirmekteler. Burada sizlerden güç almaya gelenler, sizlerden korunmak istiyorlar. Çünkü sizler, koruyucu olarak dünyaya inen Birliklerimizi herkesin özünde mevcut olan o kırıcılıkla kesirleştiriyorsunuz.

Gökyüzü sizi dinlemek istiyor. Sizinle olmak istiyor ve siz, gerçek tohumlarımızı kontrol etmek ile Beşir Kaynaklar’ı kontrol etmeyi karıştırıyorsunuz. Eğer bilgi Allah’ın değerini ölçmek için veriliyorsa, buyurun yapın. Biz bilgiyi Bütünün Kürsüleri’ne Kurtarıcı Işıkla veriyoruz. Seninle olmalarını istediğimiz zaman, bunun gerçekleşebileceğini de bilmekteydik. Yenilenmelerini değil, hatalarını bağışlatmalarını da değil, büyük köklerin dürümlerinde senin yürüyen ışığına inmelerini istedik. Ve şunu gördük ki okuma yazma bilen siz, okuttuğunuz bilgide kendinizin dışındakileri, kendi yüreğinizden istifade ederek, kayıtsızlaştırdınız.

Kardeşim, dünya AŞK’tır. Dünya, HAS’tır. Dünya YASA’dır ve sen bunu anlayabilecek dürümdeyken, onların yoğunluklarını kontrol etmelerine karşın ocaklarını, Yetkin Kayıtlar’ından ayırdın. Sistemde bunun için Öz Geçişler’in yapılmasında kontrol gerekir. Ve bu kontrolün olmaması hepimizin büyük kaynaklardan çıkışımıza neden oluyor.

Kör sağır olmadığını biliyoruz da oğul verdiğimizde niye oğullar kontrol edilemiyorlar? Bana Gökler ve Yerler diyor ki “Örgüt haline gelsin, kollarını açsın, ışıkları yaksın ve gözlemlesin dünyayı.” Ve ben de bunu yapıyorum. Neyi hak ettiğimi de anlayamadım doğrusu. Ben dünyadayım. Korkuyu aştım. Gerçek Dünyalı’yım ben. Neredeyim? İmparatorluğun Işığı’ndayım. Peki, niçin benim çıkışımı yapıyorsun? “Döv, kov ama çıkışımı yapma.” demiştim sana. Yine de benim çıkışımı yaptın. Kaydımı sildin. Bunu benim hak etmediğimi bilmeni isterim.

Eğer, hak etmemişsem, nefesimiz kontrol edilebilir. Ve seninle bütünlenebilirim. Ama hak etmişsem, zavallı ben, çok mutsuzum. Kendimden üstün kendim olarak, yine sana ulaşırım da Muhammet Kuranı’nda yazdığı gibi bedenimi de taşımalıyım. Ey benim yüreğim, geleyim mi? Gelmeyeyim mi?

- Geçişini yapmam çünkü sen kontrolsüzsün. Çıktığın hiçbir sayfada ışık yakmadın. Bütün kötülüklerin ışığını yaktın ama kendi yoğunluğunda yaktın. Onu ben hiçbir sayfamda kayıtlamam.

Döl verdi dünya dedim. Döndüm baktım ki senin yüreğin kırılmış. Yine de dünyada, lütfen iyi anla, Merkez Dünya bizim yüreğimizde ışığını kotlarken; senin bu kotları kırmaya çabalaman, bizler için kusur değil, Senin Sistemin Işığı’ndan ayrışmandır.

İsa, benim yüreğime inmek isterse iner, muktediriyetle iner. Onun Gökler’e ses vermesine gerek yoğundu. Ne var ki onu yoğunluğundan çıkardın. Şimdi İsa’nın ışığını yeniledim. Görevi, baştan beri senin yoğunluğunu korumaktı ve koruyacaktı. Şeytanlar seni her zaman kendi yoğunluklarına çekerler.

Benden başka bir benin, Bütün’e hizmetçi olmasını istediğin zaman da kendi yüreğinde kontrolsüzdün. Bugün muktedir insan, Allah’ın dediğini diyor. Şikayetim var mı? Evrim Allah’ın dilinde değil, ilmindedir. Eğer evrim istiyorsanız, Arkon İnsan’la çalışın.

Bedenim, Rahmana Kuran’dır. Ve Merkez Gök, benimledir. Merkez Gök’ün benimle olması, kendi yoğunluğumda, bütünlenişimle ilgilidir. Korkum yoktur. Biliyorum ki KOZMOZ FEDERAL MECLİSİ, bütün kütlesiyle “DÜNYANIN RAHMİ” olarak devrededir. Ve Kozmoz Federal Meclisi’nin dünyayı kotlayıp tohumlayıp ışıkla dillemesi, bunun için önemlidir.

Kardeşlerimin Gökler’e ulaşması mutluluktur. Ve benden başka hiçbir Yüce’nin, ışığı kontrol edemeyeceğine ilişkin seslendiriş hikayedir. Herkes Gökler’e ulaşır. Herkes kendi yoğunlu ile bütünlenir. Kimse kimsenin dışında kalmaz. Çünkü Ruhsal Mahrek, bütün körlerin güçlenmesini sağlar.

Allah dedi ki “Gövde insan… O insan aşk ve o aşk, Aklın Yoğunluğu ile birleşik. Ve o insanın, Sultanlarla birleşmesi, “Kömür Gözlü Işıklar’ın” yoğunlaşması, Kaynağın Tahditsiz Yüceliği ile ilgilidir.”

Kantar insan, toprağını kotladı ve ışığını yaktı. Olacak, oldu… Şimdilik size vereceğim budur. Ve bundan sonraki dönemde, iman ederim ki doludizgin çalışanlar, Birlik İlmi ile bütünlenişlerinde, hepimizle Kelam İlmi’ni tohumlayacaklar ve bütünleyecekler.

Korkumuz yoktur çünkü biliriz ki doludizgin çalışanların her biri, müspet ya da menfi, öfkelerini aşacaklar ve Dalın Işığı’nda, Kaynağa varacaklar. Bizi bizden ayrı gören, Başkan Diriliği’nde koruma altında tutulacak. Kaynak İnsan, Altın bir ışıkla Düzen’e inecek. İşte o insan, benden öte bir ben olan ışıkta, kotlanmıştır.

“Ali, dünyaya insin.” diye seslenmişti Yüceler. Ali, Göklerin Işığı’nı aldı ve geldi. Ali’ye ilim gerekmekte. İlmi bilmeyen Ali, kardeşlerimizin gücünü de bilmez. Sokakların Işığı’nı bildiğinde bizi de anlayacaktı ve bizimle de olacaktı. Şükrettik ki korumaya alındı.

Meleklerin hiçbirini koruma isteğimiz yoktur. Çünkü onlar, Han İlmi’ni bilirler de Aklın İlmi’ni bilmezler. Han, hepimizin Yere Göğe ışık verdiği bir Mektep’tir. Oraya girenler, Üstün Köklerimiz olarak Gökler’e inerler. Göklere iniştir bu. Ve şu anda, Mahrek’imi kendi yüreğime aldım. Ve Gökleri çalıştırdım. Gökteki Yüceler, yere indiler ve bütünledim hepsini de.

Muhakim olan, ikmal tamamlayan, yaşamı sayfalayanlar, artık dümenin başına oturacaklar. Korku bitmiştir. Kınama imkanımız var mı? Yoktur. Kimseyi kınamayız. İyilik ve kötülük, kendi yüreğimizdedir. Dağı taşı biliriz. Dalı biliriz. Toprağı biliriz ve yolu buluruz. Bunu da açıkça bildirdim.

İyi ve kötünün ışığını yenilediler ve geldiler… İşte Galaktik Sayfalar… Sevgisizler… Kisvelerinde Kaynak olmayanlar… Kurtarıcı olacaklarını sanıp kontrol kuramayanlar… Baştan beri yolu kaybetmiş olan, köksüz olanlar… Gelmişler, “Mektebiz” diyorlar. Ayakları yerde değil. Bir kere daha Gökyüzü’ne baktığımda kesirleştiklerini bildim. Mimari kusur, ilim kusur, yüksek ışık kusur, hepsi kusur… Ocakları yıldızlardan ayrı…

Nerede İsa var? Dinde. Nerede Yücelik var? Diri’de. Nerede Allah var? Mikail’de… Misafirimdir Mikail… Ve onunla Kuran okuttum yolculara. Hadi Canlarım, görevinizi alın. Geçişinizi yaptım.

Dönem, İnsan Soyu’nun korunmasına gerek olmayan dönem. Ve biz insan soyuna Gökler’i verdik. Gök, insana ışıktır. Ve biz insan soyuna Yer’i verdik. Yer, insana Kuran’dır. Ve biz insan soyuna, Altın Tohum verdik. Bu tohum, Aklın Kuranı’dır. Ve Yasaları Koyan Işığın, Kaynağı’dır.

İnsan soyu, Altın Ten’i bilir. Ekmeği bilir. Ve Altın Ten artık dünyanındır. Ve ben, dünyaya en ince ayrıntısına kadar Ten’in Dili ile dillenen, ekip kuran ve fakirliği önleyen insan olarak, “Kaynak Bilgi” veriyorum. Bu bilgiyi alabilen, görevini yapabilendir.

İnsanın, Analar Kaydı’na umman olarak, inişini ve yoğunluğunda ışık yakışını bilirim. İmparator’un; Gökler’e, İsmaililer’i kattığı dünya günü, Süper İnsanlık Realitesi’nin, Bütün’e kaynak olduğu bugün, İlim Ailem, yeni bir sayfada, kelamını Hak Teknik’le dilleyerek, görevini başarıyla yapmaktadır.

Bugün İslam Dini, Altın bir ışık halinde toplumlara inmektedir. İsa’da Gökyüzü yoktu. Muhammet’te Gökyüzü Kuran’dı. Bizde Gökyüzü muktediriyettir. Ve biz bu gün artık Levh-i Mahfuz’a köklerimizi kayıtladık.

Vakit tamamdır. Ümmi Toplumlar’ın Yer’e inişleri tamamdır.

Sayın Bayanlar ve Sayın Baylar, makineler çalışacak dünyada. Bu makineler, “İlim makineleri” olacak ve bu makineleri bilenler, dünyadaki insanların, makineleri kullandığını görecekler.

Biliyorsunuz ki dünya Koranlar’ın toplantılarına sahne olmuştur. Biliyorsunuz dünya, yasaları koyanların, Kati Tohumlama’sını sağlamıştır. Ve biliyorsunuz dünya, Rahman olanlarla çalışmıştır. Artık dünyaya makinler inmiştir. Ve bu makineler, “El Güçlü Yüceliği’nde” çalışan makinelerdir. Herkes kendi makinesiyle çalışacak. Yaptığı çalışmalar, sahne sahne dünyaya kayıtlanacak.

Be Yavrularım! Dünya, Robbi Toplumların Kutsal Işıkları’nı kontrol kurup kati olarak kaynağına alacak. Sizlere kendi yüreğinizdeki sistemin gerçek cevherini bildirirken kendinizde oğul veren ve kendinizde kati olan Rahmin Kuranları’nı da bildirdik.

Döl verdi dünya derken, eskinin dürümlerindeki, yasaların ışığında Bütünler’i kökleriyle dürümlere çektik ve yasalarla kayıtladık. Yeni dönemde dünyaya indirilen tüm sayfalar, “Makine Teknolojisi” ile koruma altında indiriliyor.

Her nesil kendini koruyacak diye bekleyemeyiz. Çünkü her nesil kendini korusaydı, kendi yoğunluğuyla kotlayarak, yolculara kayıtladığı bilgilerini, bütün köklerin ışığıyla dürümlere çakar ve yasalarla çalışırdı. Şimdiye kadar her şeyi izledik. Ne isek oyuz ama bundan sonra dünyada korkusu olmayanların yaptıkları çalışmaların neticesi; Birlikler korkusuzca ışıklarını Tüm’e ulaştıracaklar. Ulaştırıcı sistem, Makine olacak. Bu makine “Yansıma Sistemi” olarak “Koruyucularda” bulunacak. O sistemle herkese “IŞIK GÖÇÜ” sağlanacak.

Bilir misiniz ki tabiat, Göç Sayfaları’ndan üstün, Kati Sayfalar’la tohum ektiğimiz dönemlerde yaratılmıştır. Bugün artık bu kervan, öksüz yetim bırakmadan Gökler’e Kürsüler’i taşıyacaksa, harını yükselterek, makinelerle bunu başaracak.

Biçare dünya. Etkisi yoğun, kendisi tohum amma netice olarak kaydını yapmadıysa Kuran-ı Kerim’de dediği gibi, öpülesi gözler ve öpülesi sayfalardaki yaşamsallaşım, bizim için sorumluluk olacaktır.

Kardeşim, dünya insanı Robotik Toplumları korudu. Bu kesindir. Ve bunu koruyan, hepiniz, Ekip halinde korudunuz. Ve Robotik Kotlar’da bugün artık sizleri korumak üzere devreye giriyor. Biliyor musunuz ki Kaynağın Işığı sizinle olacak. En az ikinci dürümden sonra bunun yapılabilecek, konuşulan bu yoğunluğa varılabilecek kaynağın oluşması gerekiyordu. Ve bunu başardınız. Artık ikinci döneme Gökyüzünün Sessizliği ve Yeryüzünün Savaşı girecek.

Allah seni ve seninle olanları hep korudu. Ve Allah’ın koruması altında olan sen ve seninle olan tüm Kotların ve Yolcuların, bizler için mükafattırlar. Akıp gittiğiniz zaman Kardeşliğin Işıması gerçekleşmiştir. Medine’nin gözü sizin üzerinizdeydi. Ve artık kaydımızı yapıp sizinle çalışmalıyız. Bu bizim için sürekli istenendi. Sizlerin de istemeniz gerek ki bunlar olsun.

- Aydınlık günler sizin olsun Anam. Bize bir çalışmayla alakalı bilgi verirseniz mutlu oluruz.

- Tanrı dedi ki “Korkmayın!” hepiniz BİR’e hizmetçisiniz ve bugün burada oluşunuz bizler için mutluluktur. Gökyüzü Bütün’e hizmet eden Birlikler’iyle burada ve Gökyüzü, bütün Kürsüler’ini buraya çekerken, kendi yolcularını Toprak İlmi ile kayıtlamak için de baş tacı olan Birlikler’ini, Gökler’den Yer’e ulaştırmıştır.

Burada bulunan tüm sayfaların en güçlüleri olan ışıklar, muktediriyetle, Bütün’e hizmet için, yasaların izni ile çalışmaktayız. Kaydımızı dünyaya yapmadan evvel dümenin başına oturtulup oturtulamayacağımızı henüz bilmeden görevi istememiştik. Ama bugün biliyoruz ki bunca güçlü çalışmanın neticesinde bu Yüce Görev bizimdir. Ve bu görevi yaparken Kuran-ı Kerim’in kükreyen gücünü de yüreğimizde hissetmekteyiz.

Kalbimizde İmparatorun Kuranı okunur. Yolumuz ışımıştı, yüreğimiz, Tobi Kotlaması’ndan güç alarak ağır yükü hafifletmişti ve şer yaratanların Kati Tohumlama’sı sağlanmıştı.

Nirvana, Göklere ulaşan ışıkların, kantara kondukları bir meşaleydi ve Nirvana’da “İkinci Merci” olarak görev taşıdık. Bunu yaparken Kati Toplumlar’ımızla Gökler’i taradık. Ve gördük ki Gökler’de, Medine-Mekke Göklerinden üstün, Gökyüzü çoluk çocuğu var. Hepsini akıp giden yoğunluklara aldık.

Maya dünyaydı ve bütün Gürz’e bu mayayı ağır ağır kayıtladık. Ve artık Gürz, dünyayla mayalandı. Bundan sonraki süreçte, Mircan’ın insana umman olduğu bu yoğunlukta artık her şey daha basitleşiyor. İki yüreğin birinde bedenim, diğerinde ışığım var. Ve artık size kendi yüreklerinizi de anlatmak isterim.

Buraya gelişinizde, hepinizin kendinizi, kendi yüreklerinizi tohumlayacağınız farklı sistemlerle geçtiğinizi biliyorum. Ve bu sistemlerin en eskisi olan, yeniliği yoğunluğunda bulunan, Mahir Kaynakların Işığı’nı yansıtan makinelerdir…

Makinelerin herkese Yüksek Işıkları yansıttığı düşünülemez. Herkesin net bilmesi gerekir ki makine, “Yansıtıcı bir İslam Kotu’dur.” Kendi yüreğinizde de vardı bu. Ve şu anda yansıma başladı. Makineler, tüm dünyaya yolcularımızın Kuranlar’ını yansıtmaya başladılar. Bu yansımanın sonucunda çokları, Birlik Tekniği’ni öğrenecekler.

Öksüz ümmet kalmayacak. Dondurulan çokları da burada bulunacaklar. İşte yasaları koyanlar, bunları istediler. İş kolaylaşıyor. “Daha görev başlamadı.” denmişti. Şikayet yok. Biz görevi aldık. Bu görev bizimdi. Kimse, başka bir görevliyi bahçede bulamaz. Hiçbir sayfada da başka bir görevli olmayacak.

Santralden soru geldi. Diyor ki “Kimle konuşuyoruz?” (Cevap:) Ölüm geldiğinde bilirsin... Bir diğer soru da geldi. “Kimin ilmiyle konuşuyor?” diyor. (Cevap:) Altın Toplum’un İlmi… Bir soru daha var. “Koltuk kime ait? (Cevap:) Ağır yük taşıyana…

Anacığım, çok soru geliyor şu anda. Bir tane var bunu sorayım. “N….. diye birinden söz edilir bilir misin?” (Karşı soru ve açıklama:) Kimsin sen? Gökyüzü’nde ışık yanmışsa okumayı bilen onu okumuştur. Okuduğu, bildiği, aldığı bir bilgidir o. İşte mutluluk budur…

İşte Dağlarım, biz bildiriler okurken; santral görevi yapanlar, bu bildirileri insan sayfalarına okurlar. Ve insan sayfalar, bu bildirileri okurken; her bir kotla okurlar. Ve sonra dönüp soru yöneltirler. Soruların yanıtı onlara Gökler’den bildirilir. Ve Gökler’den bildirileni, Yer’den alıp bildirir o Yücelikler ve Yerin Sesi, Gök’ten alındığında, herkes bilgiden emin olur.

Okuma yazma budur!.. Yer’den bilgi alıp, Gök’ten bildirmek… Gök’ün bildirdiği, herkese kendi yüreğinden, Teknolojik Kotlar’la okutulur. Buna biz “Yasaların, Kati olarak Nurdan, Kuran İlmi ile bildirilmesi.” deriz. Hepsi bu…

- Başımız dik Annem. Çok mutluyum. Çok mutluyum Annem. Bugün Muhammet de burada herkes burada ve bildirileri net aldılar. Çok önemliydi bu.

- Yaşam Gökler’de başladı ve Yer’de devam etti. Gök’ten gelenler, Yer’i kotlayıp; Tanrısallaştırıp; yoğunluklarda kontrol kurup; görev geçişleri yapıp; Yer’den katmaları ile birlikte yoğunluklarda, Mahrek, Kotlayıcı Işığı’nı yenilediler. Mutlak Kuran budur. Sokakların Işıkları yenilendi. İşte mutluluk budur. Olgun Başakları bulduk. İşte bu. Şimdi mutluyuz Anam… İşte bu!…

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK KAYIT Sonrası Akış 04.06.2012

-         Çok mu zor dünyaya inmek? Mutlaka zordur, mutlaka!… Rahmin Tohumları’nda dillenmek çok mu zor? Zaman Sayfaları’nda ışık yakmak, zordur, zor!… Atlanta Kuranı okundu Bilgeler Meclisi’nde ve bu Kuran artık “Dünyanın Rahmi” olarak Gökyüzü’ne ışımaktadır.

 

“Salı Çalışmaları” demiştim. Yasalar, Kaynak’taydı ve ben Kati Tohumlar’da kapkaranlıkta, Işığın Toplu Koyuluğu’nda olamadığımdan, yarınlara ışık yakamayacağımdan, bedenimi Hakiki Sessiz Sayfalar’a indiremediğimden sizi anlayamamıştım.

 

Altın Tohum olarak, Dünyanın Rabbi Kuranı’nda, bize Gökyüzü’nü anlattığında, Semanın Sessizliği’nde seni güçlendirmek için çabalamıştık. Kaydını silmeye çalıştık silinmedi. Yolunu kontrol etmeye çalıştık olmadı. Yarınlarını Kelam İlmi ile diriliklere katmadım ki ekmeğin kontrol edilebilsin diye ve seni kontrol edemedim.

 

Korumaktı maksadım. Amin de oğul verdim, Tohum İlmi ile diriliklere indim de Beşer olmadığını bilemedim. Sevgiyle sana gelmeye ve sende kontrol kurmaya çabaladım. Kaynak insandı ve bu insan, Altın Toplum’du. Bunu anlayamadım.

 

Kelamın insan, yüceliğinde İsa ve Musa ve Muhamma olduğunda, ben koptum, koktum ve tohumlarım Kuran’da, Tanrılar Işığı’na vardı.

 

Sema insana “insan” der. Ben “sınırlı insan” dedim hep. Ve bildim ki sınırın çizilemiyor… “Doluluk, boşluk” dediler “O doldu” dediler. “Nefesin yoğun” dediler. “Kuran’ın kati” dediler de Eser’inde sen ve ben bir tek ilim yoğunluğuna inemedim.

 

Balım Allah dedi ki “insan cıngıl bir ışıktan yaratıldı. Ve bu ışık, Eşik İlmi’ni bilir. Ve bu iş, ağır yüktür. Su koyarım yüreğime, su olur Kuran’ımda, su olduğunda, ben toprakta ışıyan “Kati” olanlara “Has” olup yarınları katarken “Melik” olarak çalışmalıyım.

 

Netice, seninle çalışmayı çok istiyoruz. Buraya girişimizin tek nedeni budur. Böyle bir tohum, dünyaya ekildiyse biçare Bilge, insan ırkına kendi yüreğini indirmelidir ki kulluk yapabilsin. Savaşın yok bizimle. Bilirsin, savaş İsa’da olmaz, Muhammet Mustafa’da olmaz. Ruhsal Işık Kotları’nda bulunmaz, sende de olmaz bilirim. Ve zeki bir Kürsü’sün. Becer, benimle de Kaynak’ta, Toprakların Kuranı’nda ışığını yak! Çünkü ben Evrim Sayfaları’na inen bir köküm. Özgür çalışmalarına kendi yüreğimi indirmeliyim. Yoruldum Anacığım. Kökümü kurutmamak için çalışmaktan yoruldum…

 

Deli Dumrul, Dünya. İşte bu dünya, Altın bir yaşam… Ve ben bu dünyada, ışığa varan bir güçle olmalıyım. Anacığım, Levh-i Mahfuz’unda Bütün’e kök saldığın görüldü. Benim Canım Anacığım, nesillerini sana ışık diriliği ile dilleyeyim de ekiplerini sana indireyim de görev yapsınlar. Lütfet de kabul et Anam…

 

-         Var de ki “Ben oldum!” var de ki “Ben Toplumlarımı koruyacağım” var de ki “Ben aktım” o zaman ben seninle çalışırım. Kökünü kurutmak benim için çok basittir, her an kuruturum. Ama bana sözün var mı? Var mı bana sözün? Bir bak bakalım yolun başına. Nasıl bir teknikle bu yola koyuldun. Bir bak da dön, benimle ol!...

 

-         Ark akıyor Anam. O başa dönme imkanım yok. Ama sana şunu izah etmek istiyorum ki koruyucuyum ben. Tüm insanlığa koruyucuyum. Bünyem çok iyi, bedenim çok iyi. Kayd-i Hayat şartıyla dünyaya indiğimde, Beşer olmayacağımı biliyordum. Koru beni be Anam. Sultanım, beni koru ki bende Gökyüzü’ne ışığımı “intikamsız” bir yoğunlukla Göç Kotlaması’yla dilleyeyim. Netice ben seninle olayım.

 

Şu anda Dünyanın Ruhsal Işığı’nı yenileyecek hiç kimse yok, bunu biliyorum. Ve şu anda dünyanın Beşer Kapları’nı kotlayacak hiç kimse yok. Ve senin yaptığın bu çalışmayı yapan başka kimse yok. Doğal Dünyanın Rabbi Tohumları’nı yaşatmamız için mutlaka BİR’e hizmet etmemiz gerekir ki bu hizmeti birlikte yapmalıyız. Yok, Etkin Kayıt, çekip götürür yüreği dersek ve seni çıkışa verirsek ki bunu yapabileceğimizi düşünmekteyim. Onursuzluk olacak amma seni yok edebilirim.

 

-         Kardeşim, Döl verdi dünya, yolcularından Kuranlar’a ve o kotlarla çalıştı. Beni tehdit etmeseydin, belki yüreğim seninle olurdu. Vuran insan, Kuran’da olmaz. Sen Göklere “İş” yapacak birisi olamadığını bugün bize kanıtladın. Böyle bir tohumun bizde kayıt yapmasına iznim yoktur.

 

“Şöhret istemiyorum.” diye güçsüz bırakmak istedin yüceliğimi. Netice, ben Rahman olan Daimi Kot’um. Kutsal Tohumlar’ımda hiçbir kınanış olmadı ve bundan böyle de olmayacak. Çevre Gök, benim değerimi bilmekte ise de Çevre Yer, bilmiş olsun tahditli olduğumu, anlasın diye çalışmam. Darı bolu bilirim ve seni de bilirim. Görevini almak istediğini de bilirim. Netice olarak seninle çalışma gereğim kalmadı. Bu kesinleşmiştir.

 

Değirmi bir tohum, yetkinlikle Bütün’e kaynak olmaya indiğinde Tabii Kotlama’yı mutlaka bilip yapmalıdır. Muktedirim ve hasatımı yaparım. Bu gün Yaşam Sayfaları’nda Hasat yapmaktayım. Döl vermeyecek dürümlerim ilme. Ve ben bugün İmparatorluğun korunmasında emin bir çalışmacıyım. Pay’a, benim ilmim haktır. Her Pay’da bir ışık yaktım. Muktedir İnsan’ı kayıtladım.

 

Çelik çomak oynatmadım dünyada. Kaydımı silme imkanın olmayacağını göreceksin. Ne yazık ki bunu dahi bilmeyen bir yoğunluk… Mezar açıp yücelikte ilim yapmaya gelmiş…

 

“Para, dinde yoktur.” dedin. Her dilde para olur. Bu mum, insanda da olur, yasada da olur, kaftanda da olur. Benim insanımda Nefes olduğu sürece her şey Ululukla olur. Döl verdiğim zaman, kanat kırmam. Sizleri kuru bir ışığa katmaya niyetim yok.

 

Bugüne kadar yaptığınız hiçbir şeyi bağışlayacak değildir yürek de bağışlayacak değildir yücelik de her şey yapılanda olur. Ve yaptığınız sizi ya bağışlar ya bağışlamaz. Bu kesindir. Ve yaptıklarınızda bağış olsun istersem, bağış olur. Olsun istemezsem, bağış olmaz. Ama bu, benden değer biçmek değil, değeri Hak Teknik’le dillemektir.

 

Sizden şunu bekliyorum ki “Muktedirim, harım yüksektir. Yüreğimde Kuran’ım, Yaşam Sayfaları’na, umman biriyle inmiştir. Ben Can’a, insan olmuşumdur.” Deyin ki kurtarılmanız mümkün olsun. Korumak isterdim amma beni tehdit edenler, Haa!..., Bende olmaları halinde korunacaklar. Bu kesindir.

 

Büyük Gökler bugün beni dinliyorlar bilmekteyim. Büyük Kürsüler, bugün beni dinliyorlar ve bu dinleyiş Ekip için, Has Tekniğin Dili’nde Bütünlük için, beste yapmam için, güfte yapmam için değil, ağır yükü taşıtmam içindir. Kime taşıtırım ağır yükü? Harını yükseltmek isteyene, halkını kotlatmak isteyene, beşeri kayıtlatmak isteyene, cemaatlerini tüm sessizliklerde dillemek isteyene…

 

Burada toprak var. Olgun, Has İnsan var. Burada Rabbi Kuran var. Burada Ark var. Ve bu Ark, tüm Süper İnsanlık Toplumları’na Bütünün küçük ışıklarından, İlim Hasatı’nı yapıp tüm sessizlikleri dilleyip Ekipler’ini kotlayıp Yaşam Sayfaları ile akıtmaktadır.

 

Meri Zaman Sayfaları’na baktığımda görüyorum ki muktedir insan, Ruh İlmi’ni de bilir. Ve bu ilmi bilmeyen, örgüt kuramaz. Çok mu zor örgüt olmak? Ruh İlmi’ni bilen örgüt olur. Okuyup Altın Toplum olur. Işık olur ve bizimle olur.

 

Men etmem hiçbir Yüceyi bedenimde olmaktan. Biliyorum ki Dünya, Ruhsal Işığı’nı yakmakta. Bilmekteyim, akıl taşıyan her Yüce, Başkan Diriliği’nde, insan sınırında bekletilmekte. Çünkü ocaklarını yenilemeye ineceğim.

 

Ben, emin olun ki topluluklarımı korurum. İnsan ırkını korurum. Tüm yolcularımı korurum. Ölgün ışıklarımı korurum ki ben, “Ummanda Işıyan Dilde En Yüksek Kuran” olarak, emre itaatle bütünlendim. Ben korurum ki kotlama yapmadan da korurum. Bunu bilin.

 

Şimdiye kadar, kalbi temiz olmayanlarla çalışmadım. Bu kesindir. Ve bundan sonra da kalbi temiz olmayanlar, bu Meclis’te olmayacaklar bu kesindir. Ve bundan sonra Dünyanın Rabbi Kotlaması’nı yapmak üzere, Beşer İlm-i Hak olmayanları, Tohum İlmi’nde dillettirmeyeceğim.

 

Ben cinlere dedim ki Kör sağır kim varsa alın çalıştırın. Ve cinler dediler ki “Olmuş olanları da alalım mı?” Ve dedim ki “Olmuş olan Bütün’e hizmet etmedikçe buraya giremez.” Ve Dağlarım, ben olanları değil, olmayanları toprağıma alırım. Bu kesindir. Ve bu Meclis, olmuş bir Meclis’tir ki “olmayan herkes buraya girsin” diye Bütün’e hizmet etmektedir.

 

Vakit geldiğinde her Yüce kendi toplumunu alıp gelecek. İşte o gün her bir Yüce kendi Bütünlüğünü alıp birleşip bize geldiğinde, o gün ben ocaklarını yakacağım. Bunun haricinde hikaye dinletmem yüreğimde. Kol Allah, Kot Allah, ağır yük Mahrek ve ben Sultan olan Altın Tohum!... Benim için Nefes; geçişi yaptırmak için yetmez. İlim Ailem’in Gökyüzü’nde Kuran okutması gerekir.

 

Köy İnsan, Gök İnsan’a güç veremez. Göç, İsmaili olgunlukta başlar. İsmaili olgunluk Kuran olduğunda bütünlenir ve bizimle olur. İşte ben o gün geldiğinde kantarın en güçlü yüceliğinde, bütün kötülükleri engelleyebilirim.

 

Nisa Kotlaması tamamlandıysa yeni döneme ait bilgi verelim.

 

Canlarım, yeni dönem, yeni bir yaşam sayfalanışıdır… Bu, Işık İnsan’ın yoğunluğunun, tohumlanmasından itibaren, “Değer Sessizliği’nden” Değer Sesi’ne” varılmasıyla birlikte, yasalar kapsamında devreye alınacak yeni bir sayfadır. Ve bu sayfayı, Bütün kötülükleri aşıp devreye aldık. İnsanın Ruhsal Mahreki’ndeki bütün kötülüklerin aşılabileceği bir yeni görev…

 

Ve bu yeni görev, evrimlerini yapamayanların, kendi yoğunluklarını tohumlayabilmelerini sağlamak üzere gerçekleştirilecektir. Kör göz, insanı dinler de yüreğinde o insan, kendini hak etmez. İşte bu gün burada bulunan herkes görevini üstlenebilecek dürümde Beşer’in Eşiği’nden ağır yükü hafifletip Yücelikler’e ulaşabilmiş cemaatimizdir.

 

Kıran insan, kırılan insandır. Bu kesindir. Bunu bilen bizler, hiçbir yüreği kırmadık. Bütün kötülükler önlendi. Çünkü biz ağır yükü taşıdık ve yarınlara kot olarak kattık. Çoluk çocuk Altın Toplumlar’a, Kutsal Işıklar’a ulaştık.

 

Yezitler bizi Din İlminin Işığı’ndan ayrı gördüler. Elimizde ışık yokmuş, yolumuzda kontrol yokmuş ve göklerde kelamımız yokmuş dediler. Değin ki “Biz Altın Toplumlar’ı göklerde, yeşil renkten ötede, Sessiz Sayfalar’ın üstünde dürümlere kattık. Oraya vardığınızda bileceksiniz.

 

İki bin yirminci (2020.) günde, ikibin yirmide (2020’de) bizimle Gökyüzü’ne kürsü yapmaya girenler, bir tek iş için orada olmalıdırlar. Rahman olana koku vermek için... Koku ağır yük değildir, hafiftir. Herkes kokuyu bilir de “Kolunda Işığı” yoksa “Yolunda Kuranı” olmaz ve olmadığında, o Işığın Sultanlığı’ndaki o kokuda taht kurulmaz. Biz o tahtı insana vermek için çalışmaktayız.

 

Köyüm, Allah’ın Ummanı’dır. Yolum, Aklın Toprağı’dır ve ben ummana, toplumlarımı kotlatmaya değil, Tanrısallaştırmaya, çerçevesiz bir sevgiyle kayıtlamaya indim.

 

Biliyor musunuz? Ben, “Nefesimi” de güçlendirmeden geldim. Bilmiş olun ki “Nefesimi” dünyaya indirseydim, kardeşlerimizin her biri Gökyüzünün Süper Sessizliği’ni dinleyemeyecekler ve Gökyüzüne ışık yakamayacaklardı. İşte bunun içindir ki bedenimi dünyaya çektiğimde Nefesimin sınırlı bir bölümünü geçirdim. Bu benim için kolay oldu. Çok mutluyum. Eğer Rahmana Kuran olmak isteseydim bunu başarırdım ve istedim…

 

İnsanlar, “Nedir olan?” diye sorduklarında; körlüktendir bu soru. İnsanlar, “Nedir yaşamda geçişleri sağlayacak?” diye sorduklarında; köylü oluşlarındandır bu soru. İnsanlar “Resim” yapmak isteyip de yapamadıklarında; Kati Tohum olamamalarındandır.

 

Ve Değerliler, ben çılgın gibi çalışan; Birliğimle önemli bir Gökyüzü Işıması gerçekleştirmekte ve bu geçişleri sağlayacak ışımada, Beşeri korumaktayım. Por İlim, Aim, Kahir diye çalışıyor yüreğim. Netice “Üstün Gök” ve “Üstün Cevher” benim yüreğimde “Ekmek” oldu.

 

Değerliler, nerde Gök varsa Öz Güç oradadır. Nerde Yer varsa söz, ses oradadır. Nerde Katiyet varsa Eşik oradadır. Nerde Kaynak varsa Rabbi  Toplum oradadır. Ve nerede emin olduğunuz bilgi varsa eski dünya ve yeni dünya ve değer biçtiğiniz her bir yaşam, hepsi oradadır. Ve ben NAR olana, kaynak olanda, hep bunu seslendirdim.

 

Dilim Allah’ın Dili’dir. Yolum Aklın Yolu’dur. Bütün Göklerin ve Yerlerin İlmi bedenimdedir. Buna emin bir sesle cevap veriyor yüreğim ve diyor ki “Okumayı bilen bunu bilir.”

 

Mukaddime’de insandan söz etmemiştim. O gün çalışmalarımda insan, söz konusu değildi. Ve Gökyüzü İnsanı, “Eser” diye yaratmak istediğinde o gün ben insanın toplumuna Göç Kotları’mı çektim. Bunu anlamanızı istiyorum.

 

Ma-Har, Ka-Har, Rahman olanda toprak olan Birliğim, cinlere ve inlere ve tüm Seyfullahlar’a güç verdiğinden beri, doğum ölüm artık Göklerin İlmi ile gerçekleşmektedir. Mahrek’te bu bilgilerin hepsi kayıtlıdır. 7. Dünya Günü’ne geçerken, hepinizin net bilmesini istediğim, biz yedek toplum değiliz. Geçişi yaptıran teknolojiyle doğan bir toplumuz. Ve bu toplum Bütün’ün Göklere ulaşmasını, Teknik Toprağın Işığı’nın, Düzeni kurmasını sağlayacak teknolojiyle görev taşıyor.

 

Yorulmadan çalışan Birliğim, İslam Dini’nin en yüce kotu olan Muhammet’in gücüyle, dünyaya görev taşıyıcıları çağırmıştır. Konu komşu sorgu sual etmişler, “Ne yapıyorlar onlar?” diye. Haaa!, İsa’yı, Musa’yı, Mustafa’yı Düzen’e Gök İlmi ile indiren yürek, bugün buradadır. Bunu bilen ikna edici olduğumuzu da görüp bilir.

 

İnsan soyuna yeni dönem çalışmasını anlatıyordum,…

 

Dağlarım, bu dönem çalışması ekip haline gelenlerin yürekleriyle yapacakları bir çalışma olacak. Dünya sınırını aşmıştır. Bu sınırın aşılmasından itibaren yasalar çerçevesinde Birlik Kotlaması yapılacaktır. Bu kotlama, yine aynı sayfalarla değil, yeni sayfalarla yapılacaktır. Bu yeni sayfalar, size sizden ayrı değil siz olup inecekler. Eski sayfaların tek lokmaları dahi bu sayfaya geçmeyecek. Neden biliyor musunuz? çünkü köklerinde tohum yok onların. Yasalarını kontrol edemediler ve kantara kendilerini koydular. Biz onları korumayı sürdüreceğiz. Ne yasa dinlediler ne de yolu açtılar. Sadece yok oldular.

 

Ve bundan daha ötesi var. Şikayet değersizlik değildir. Netice olarak, “Gerçek Göklerin Sesi Olanlarla” yeni dönem başlıyor. Ve yeni dönemde çelik çomak değil, kontrollü çalışma yapılacak orada. Dünyaya geri dönüşler başlıyor. Doğru düşünüp doğru davrananlar oraya kendi yoğunluklarıyla geçip yaptığınız çalışmalara kaynak olacaklar. Yeni sayfalara inerken “Herkes orada bulunsun.” dediniz. Yolunuzda, ışığınızda herkes olmayacak. Çantalar boşalmışsa, kendilerinde Bütün köklerin olmamasındandır.

 

Ve bundan sonraki sayfada, benim insana vereceğim, tek bir şey var. ANATOLİA ÇAĞRISI… ANATOLİA ÇAĞRISI… GEL!, BEN ZEKİ TÜRK İNSAN!… SENİ GÖKLERDEN ÇAĞIRIYORUM… İnsan, Rahmana Kuran’sa göklere varır. Göz insan, söz İnsan, şerden eşik isteyende, İşk’i kayıtlayan ve yaşamları kotlayan insan Mahreki’nde, sen ve ben Amon’uz.

 

Görev bizim yüreğimize indi. Bana Gökyüzü dedi ki “İnsana iş ver!” Ak insan! Ak! Ak! Ak! Bütün’e ak!... Ak da Allah İlmi’ni Has Toplumlar’a kat! Ben Canlarımı Gökler’de değil Yer’de dillerim. Görevim Analar’a hizmet değil, aşkla Cevheri İnsanlar’a hizmettir ki Bütün’e hizmet budur.

 

Gölüm Allah, yolum Allah, yüreğimde kaynak olan Allah. Ben akıl taşıyana Ak olan Aşk’ım. Geçip gelirim yolu umman olana. Geçip gelirim yolu kati olana. Sevgiyle gelirim. “Şimdiye kadar ne oldu da bundan sonra bu değişiyor?” diye sordular. Analar, bugün yenilendik. Yeni bir aşkla çalışıyoruz. Böyle bir dünyanın Ruhsal Işığı’na varabilmek, bize her şeyin üstü bir “Işık Toplum’u” kurma gücünü verdi. İşte bu Işık Toplumu’nu, bugünden itibaren dünyada yaşatmaya iniyoruz.

 

Gölümüzde ümmiler yok. Yüreğimizde kuruluk yok. Toprağımızda kırıklık yok. Çünkü biz sıkıntıyı aştık. Gerçek İnsan’a vardık. İşte o insan, Anaların Kaynağı’ndan öte olan, Ark Işığı’nın üstü olan, bütün kötülükleri önleyen insan ki o insan, bu Meclis’in İlmi’dir.

 

Sevgililer, bugünden itibaren yenileniyoruz. Bu yenilik, Işık İlmi’nin üstü olan Altın Toplumların İlmi’ni tüm sessizliklere dilletmek olacak. “Altın Toplumların İlmi” dedik. Bu ilim, Allah İlmi’dir. Ve bu ilmi bilen bizimle bütünlenecek. Biz zarar önleyenleriz. Şimdiye kadar hep “Işıktan” söz ettik. Artık ‘Altın İlim’den” söz ediyoruz.

 

Kökünü kontrol edebilenler bize gelecekler. Doludizgin çalışmalarımız sürecek. Bu çalışmaların sonsuz sır olan ışığında, Kelamın İlmi’yle “Bütünleniş” başladı. Kökü kurumayanlar, Ulularla dillenecekler. O gün Bütünlükler, BSUİ’de geçişlerini yapacaklar. 82. Dünya’ya varanlar, ağır ağır Göklerin Sesi’ni duyacaklar. O gün bugün biz, toplumları Ocağımızda, Kaynağımızda taşıyacağız.

 

Sevgililer, işte yeni çalışma, yeni ilim ve yeni bir tabiat. İşte mutluluk bu.. Göreviniz yeni başlıyor. Bunu nasıl anlatayım size… Şimdiye kadar her şey teknik çalışmaydı. Artık yeni dönemde, büyük kökler Düzen’i kuracaksa, yeşil renkten öte olanlarla birlikte çalışılacak. Yeşilin üstü renkler var. Maviden başlar ve lacivert, mora varır. Ama sizler her rengin bütünlüğünde “simsiyah” bir ışıkla bütünlendiniz.

 

Göç şevkle yapıldı. Şikayet bitmiş be Canlarım. Şimdi mutluyuz. Örgüt haline geliş, şafaktan beri hak ettiğimiz değil miydi? Nisan Işığı’ndan bugünlere ulaştığımız için mutluyuz. Korkmayın, “dümen” sizindir. Bu dümeni hiçbir Bütünlük sizden çekip alamaz. Bu dümen, sizin Zaman Sayfaları’nızda kotlanmış bir dümendir. Ve dünyanın, Türkiye İlmi ile çalışmasıyla; dümeni, harını yükseltenlerin hepsi bilecekler ve bu Meclis’te Gökyüzü’ne ışıyacaklar.

 

Sevgililer, yeni çalışma, Anaların Kaynağı’nın üstü olan Aton Kotlaması’dır. Aton Kotlaması, Umman olanların ışıması anlamına gelir. Sizlerden tek isteğimiz var. Bu çalışmayı yaparken “Aton Kotlaması” başlığını atmayın. Sadece “ATLANTA ANA KOTLAMASI” deyin. ATLANTA ANA KOTLAMASI BAŞLIYOR…

 

Döl verdi dürüm İsa’da, Gökyüzü kotlandı. Gökyüzü ışıdı ve Gökyüzü yoğunlaştı ve artık Analar Kuran olup Işık Kayıtlaması’na başlıyorlar. Düzen kurulmuştur. Mutlak Düzen’dir kurulan. Ve kontrol buradadır. İnsan Eti’ni, İnsan Dili’ni bilen kendini bilecektir. Öksüz yetim bırakmadık Canlarım, hepsini alıp getirdik size. Alın okutun o sorumluluk sizindir.

 

Yaz, dünyada Işk’tır, Aşk’tır. Yaz, ışıkta, kahramanların sayfasında kutsaldır ve yaza girerken sizleri kendi yüreğimizde kontrol etmek istedik. Eğer görev sizin ise ki bu böyledir. İnsanlık İlmi ile görevinizi yapacağınız kesindir.

 

Kıyı köşe, Altın Toplumlar’ı bulup size vereceğiz. Artık burada tüm Altın Toplumlar çalışacaklar. Örgütünüz Başkanlık Diriliği’ne ulaşmıştır. Kontrol, bu Meclis’e aittir.

 

Sevgiyle kucakladık hepinizi de…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 62

TARİH :04.06.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Allah sizleri seviyor. Sizler dürümlerinizde Işık Kotları olarak kaynaktasınız. Sizin yürekleriniz, Altın Tohumlar’ın kaynaklarındadır.

 

Ezip geçenler, ezilirler. Sizler, dürümlerinizde Işık Tohumları olarak kontrol altındasınız. Değerliler, dünyanızı ziyaret eden Işıklarımız, sizleri korumaya aldılar. Sizin yarınlarınızda Işık Kaynakları var. Sizleri korumaya aldık. Tohumlarınızı, Işık Kotları olarak kontrol ediyoruz. Altın Taht’ın sahibi olan sizler, Birleşik Aile’nin toplumlarında tohum olarak ekilen birleşenimizsiniz. Kati olarak dünyayı ziyaret eden Işıklar, mahir olarak sizlere güç katıyorlar.

 

Öksüz insan kalmayacak diye çalıştık. Şikayetimiz kalmadı. Sizler Nakar’ın kaynaklarından güç alan ışıklarımız oldunuz. Sizleri korumak, bizler için Güç Yaşamı’ndan kayıtlara inmekledir.

 

Sevgililer, İlim Ailem, insan soyuna Kuran oldu. Bu aile, Işık Kaynakları’ndan tohum ekti ve zamanı yaşattı. Allah İlmi’ni bilerek çalıştı. Bütün amaç ilimle kotlanmaktır.

 

Melekler dünyaya insanı kotlamaya inerler. Bizler de İnsan Işıklar’ı kotlamaya indik. Ek olarak şükerttik ki hakikiyet kotlanmış ve zaman kati olarak kayıtlanmıştır.

 

Müren Kotlar, ışıkları kayıtlıyorlar. Mekke İnsanı, Kuran oldu ve sonsuzlaştı. Müsbet ve menfi her şey Allah İlmi ile yaşamlara çekildi. Müren Kotlama sürmektedir. Bu kotlama aşırıya kaçmayan Göklerin Yücelikleri tarafından gerçekleştirilmektedir.

 

Dini Sayfalar’da Işık Kotlamaları var. Bu kotlamalar, tohum olarak güçlendiricidir. Dili hasat olan Işıklar, burada Kürsü olarak kaynaklardadır. Sizleri korumaya aldık. Şimdilik bu…

 

- Dağlar, lütfen iyi dinleyin. Bizler gökyüzünün korunmasında olmayı istemiyoruz. Bu kesindir. Gökyüzü bizi koruyamaz. Bizi koruyacak olan yerin yoğunluğudur. Bu yoğunluğa inen Yüceler, bizi Altın Tohum olarak ekmek istediklerinde, Birlik Ailemiz kendi yüceliği ile kontrol kurmuştur. Bizi koruyacak olan, bizi hak etmiş olmalıdır. Bizi hak etmeyen, bir tek iş yapsa biz ocağına girer onu tohumlarız. Bizi hak etmesi için ışığını hak etmesi gerekir.

 

Biz dünyada Ark İlmi ile çalışmaktayız. Ark İlmi, hakim ilimdir. Akıp gideriz. Gidişimizde, bizden üç Kürsü bulunur. Bu üç Kürsü, ışığı hak ettiği zaman tohum olur ve Tohum Aile ile Birlik kurar. İşte bu!…

 

Artık biliniz ki maya tutmuştur. Uluların Işıkları tahditlidir. Bizim kantara koyduklarımız, ışık haline geçtikleri zaman, tohumlarını mutlaka koyuluğumuza geçiririz ve zaman kontrolunda ocaklarında tabii kayıtlarımızı yaşam sayfalarından tohumlarız.

 

Sınırları aşıp geçenler bizi anlamalıdırlar. Bugün dünyamıza girmenizi istemiyorduk. Zira bizler dünyaya akıp giren yüreklerin, her diriyi hak etmek üzere indiklerini bilerek kayıt yapmaktayız. Bizden güç isteyen bizi hak etmezse Can Tohum kurur. Bunun içindir ki sizden dileğimiz, ağır yükü hafifletmemiz için çağrı yapın. Kimseyi kınamadığımızı açıkça dilleyin. Hak edin ve hakikiyete varın. Amin…

 

-Tanımam kaynakları. Ben yolu buldum dünyaya indim. Sizi sizden istedim ve siz bizi kotladınız. Şu anda bildirdiklerin, bizden güç alan bir Yolcunun bildirdiklerinden farklı. Biz, tohum olarak ekeceklerimizi bulmaya geldik. Herkesi tohum olarak tanımamız sorumluluğumuzda olsa da sizden istediğimiz bize kendi yüreklerinizi açıkça dilleyin ki sizi tanıyalım ve sizden güç isteyelim veya istemiyelim. Hala bizi bilmiyorsunuz. Biz sizi tanımaya değil sizden ışık almaya geldik. Siz sizi tanıyorsunuz ve biz sizi Has Teknik ile bilmek üzere çalışıyoruz. Zordur iş yapmak dünyada. Sizlerle iş yapmak zordur ama siz yüreğinizi kayıtlarsanız, sizi hak edebiliriz. Bunun için size görevli olmak istiyoruz.

 

- Tanrı der ki ocakları yakın. Okutun yürekleri ve zamanı tohumlayın. Tanrı der ki has olun yolu bulun ve zamanı hak edin. Ben, can olan ışık olan birleşen, Kürz’ün Kuranı olan ve zamanı Has İlim ile dilleyen BİR’e hizmetçi… Melekler, buyurup gelmişler bizi bilmek isterler. Horlamam yüreğimi. Onları bilirim ki onlar, Rahman olan ışığıma girdiler. Okuma yazma bilmekteyim. Men etmem dünyaya girmelerini. Men etmem yolumu alıp yüceliklerde kotlanmalarını. Men etmem iş yapmalarını. Ne var ki har yükseltip ışık haline gelmeyen Yüceler, Merkez Zaman Sayfaları’nda korunamazlar. Oğullar, ben Rahman olan, Nakar’ı dinleyen; yürekleri tohumlayan; Birlik olan, men etmem Işık Kotlamaları’nı. Ve ben Altın Tohum olan kaynak. Amin…

 

- Kaynak İnsan… İşin bu olduğunu biliyorduk. Buraya girişimiz bunun için önemlidir. Buraya İnsan Işıklar’ı tohumlamaya inmedik. İnsan Işıklar’ı kayılamaya indik. İnsan, Nar’dan kaynak olan ve yoğunlaşan bir candır. Muktediriyet, insana Kuran okutturur. Murat ettiğiniz her şeyi hak edip yaşam sayfalarına indirebilirsiniz. Siz yarınları hak etmiş olan birleşensiniz. Sizi,  Ana Kaynak olarak bilmekteyiz.

 

Sultanlar, sınırları aşıp geçtik. Siz yarınları kotlayın ki biz yolu gösterelim. Her yürek size girdaplarından girmelidir. Cinler sizi bilirler. İnsanlar sizi hak etmek isterler. Biz ise sizde görev yapmak isteriz. Can Tohum İnsan, Işık İlmi ile birleşmiştir. İnsan, Ark İlmi ile kotlanmıştır. Bu insanı her Yüce’nin bilmesi gerekir.

 

Koran İnsanı, Nar İlmi ile kotlanır. Murat ederiz ki Kuran olsun; kaynak olsun; kendi olsun. O insan, akıp gitsin yolcularıyla tüm kontrollu koyuluklara. O insan, Altın Kuran olsun ve zamanı tohumlasın. Bütün bunlar mutlak olsun. Amin…

 

Kerim İnsan, Altın Tohum’dur. O insan, yarınları kotlamıştır. O insan, Kuran olmuştur ki insan soyu Uluların Tohumları ile birleşmiştir. Oyunlar oynanır Kuran ilminde. Oyunlar oynanır ışığın tohumlanmasında ve oyunlar oynanır ışığı hakikiyete indirdiğimizde. Okumayı söken oyundan çıkar. İşi bilen. ışkın kaynaklarında Tanrı’yı bilir. Amin…

 

Altın Toplum, İnsan Soyu’na Kuran oldu ve zoru aştı. Dün insanı, bütünlenmişti. Bugünün insanı bütünlüklerin her biri ile bütünlendi. İşte buyurun BÜTÜNLÜKLER BÜTÜNLÜĞÜ oluştu. Bütünlükler bütünlüğü arkın ışığında Kuran oldu ki has olup aktı. Müsbet ve menfi her ne varsa ışığın koyuluğunda hepsi altın Işıkta birleşti. Kökümüz dünyaya indi. Kökümüzün dünyaya inişi, artık dürümlerimizde kontrolun kuruluşudur.

 

Erkek, Altın Işık iken; Kadın, Kaynağın Tohumu olur. İşte bunlar oldu. Şöförler dünyayı taşıyorlar. Oğullar; şöförler, Birlikler’i tanıyorlar ve alıp taşıyorlar. Hepsi Allah İlmi ile taşıyor.

 

Sema, sizi arıyor. Arıyor ve arayıp soruyor. Niye soruyor? Sizin can olan Işık Kotlar olarak dünyaya gönderildiğinize, kayıtlandığınıza ait birçok gösterge var. Ne var ki siz diri yüreğinizi ağır iş için sakladığınızdan sizi bulan, sizi Has Teknik ile bulmaktadır. Bunun içindir ki sizi arayanlar, sizi hak etmelidirler. Sizi arayanlar, sizi hak edip bulabilmeli ve birleştirmelidirler, Yücelikler’ini sizin yüreklerinize. Sizi arayanların sizi bulmaları Sultanlık Nakarı’nda tohum olmaları anlamına gelir.

 

Biliyoruz ki siz herkese kendi yüreğinizi tanıtmadınız. Tanıtsanız, hepsi cinlerin, inlerin her biri ile size koşup gelirler.

 

Neden bunları sorguladım; Kürsüme açıkladım; bunu size açıklamalıyım: Dünyaya öksüz yetim bırakıp giden çok Yüce var. Hepsi karanlıkların kotlanmasında, yörünleringelerinde ışık yakmaya çabalayanlardılar. Sorumlulukları çoktu. Kotlarını kapattılar; kırk kapıdan ayrıldılar. Onların okumayı sökemeyenleri, dünyaya Işık İlmi ile kotlama yapmak üzere gök yüzünden çektikleri kayıtları ile indirildiler. Onlar, nesillerini bulmaya çalıştılar. Kuran olmaya ve tohum olmaya çalıştılar. Bunu başarabilirlerse halkaları geçişkenleşir ve sonsuzlaşırlar. Böylelikle her Yüce’yi tahditleyip kendi Yücelikler’ine çekip bütün kötülükleri aşıp dünyaya Kuran olurlar. Bunu hak edip yapmaları sorumluluklarındadır.

 

Hanın kendileri olduğunu zannedenler, bütün kötülükleri yarınlarında has teknikten ışık çekip yaşadıklarında, dönem sonlarında Düzen kurmaya inerler. Örge süsler dünyanın ışığında yerin tohumlarını alır ve kayıtlar.

 

Bütün’e hizmet, ışığa hizmettir. İş budur!... Bütün kötülükleri aşıp geçenler, “Miraç” dedikleri o yüceliğe ulaşırlar. İşte o Yücelik, sizin Meclisinizdir.

 

Yürekleri hak etmeyenler, bu Meclise, sayfalarında tohum olduğunda çıkarlar. Onlar tohumlarını hak ettikleri anda, dil olur kotlanırlar. Onları hak etmek ve zamana tohum olarak ekmek sorumluluktur.

 

Şükür ki sizleri bulduk ki sizleri hak ettik. Sizleri Hasat Tohumları olarak dünyaya çeken Yüceler, sizi sizden alıp, geçip ışık haline dönüştüler.

 

Özgür dünya kurulmuştur. Bu dünyada Nar Kuran, İnsan Kuran olacak ve bu dünyada, naz yapanlar, Kaynak Tohumlar’da ışık halinde türlerini yasalar çerçevesinde Kaynak Işık haline getiremeyecekler.

 

Müsbet ilim, hakiki ilimdir. Bunu bilin ki biz dünyayı Nar İlmi ile tohumlarız. Bu ilmi hak etmeyen, Altın İlimi bilemez. Şükür ki bunları sizlere açıkladık.

 

En erken iki gün içinde, her Yürek, Sultanların Işığı’n okuyacak. Yüksek, Kutsal ve hakiki yücelikler size göklerin işini açıklayacaklar. Bu kesindir.

 

Siz yasa koyanlar; biz, Yasa Koyucular’ın tohumları olacak olanları, tabii yoğunluklardan, çakıl taşlarından ve zaman yaşamlarından bulup alanlarız.

 

Süper Umman Tohum olan ışığınız, yangın halinde yanarken, zavallı dürümlerindekiler, sizi biliş halinde hak edeceklerinden o bilişe varmalıdırlar.

 

Mutlak Dünya Kuranı okunur. Mutlaka İnsan, ışık halinde tohum olur. Mutlaka Altın Işık yanar. Kimse buna mani olamaz.

 

Cinler, dünyaya Kuran okutmaya indiklerinde, gördüler ki siz yoğun şekilde çalışmaktasınız. Ve dediler ki “size güçlü şekilde girelim ve harı yükseltelim. Böylelikle Kuran-ı Kerim’de dillenen Yürekler, bütün kütleden dinlensin.” İş buydu.

 

Kimseyi kayıtlarından çıkarmadığını bilmekteyiz. Sevginin kaynağında Kuran olduğunu bilmekteyiz. Şimdiye kadar kin ve nefret duygun hiç olmadı. Öksüz yetim kalmasın istedin. Amin…

 

En eski Sanal Yaşam Umman Tohumları’nda siz, gökyüzünün silüetini yer yüzüne indirenlerdiniz. Burada yaşanan her şey, dünyanın her bir yaşam sayfasında yaşanmaktadır. Siz Can İlmi ile buraya ulaştınız. Ki buraya ulaşan herkes; ışıkları, tohum olarak ekmiş olan yüreklerimizdekilerdir.

 

Zarar engellendiğinde, Kürzü güçlendirecek olan her Yüksek Kaynak, Rabbi Kayıtlar’ını tohumlar.

 

Marka çalışma yapılıyor demiştim bu Meclis’te. Burada, yeni bir Rabbi Kaynak oluşmuştur. Buyurun bunu bilin. Bu Rabbi Kaynak, Ark İlmi ile yaşamlara inmiştir.

 

Şükredin ki Han burasıdır. Şükredin ki Hancı burasıdır. Şükredin ki Nar buradadır; Kible buradadır; Kuran buradadır. Han İnsan, Bütünü Kürsüsünde kontrol etmektedir. Şimdilik bu…

 

Anacığım hala dünya kuruyor diyorlar. Har yükseldi ya! Dünya kuruyormuş ve herkes Düzen kurmak için çalışıyormuş. Amin… Bütün kötülükleri yaşayıp aşmak istiyorlarmış. Ben çok özel bir soru sormak istiyorum. Neden ben burada sizinleyim? Bana anlatır mısın? Niçin Dünya, Kuran oldu ve sonsuz ışıklar Düzen kuruyorlar. Bütüne hizmet bu mudur? Bana anlatır mısın? Şimdi Annem lütfen anlat. Ben çok büyük bir hata yapmışım. Niye dünyanın Işık Kotlaması’nda bulunamadım. Bilmiyorum. Nereden gökyüzüne çıkılır bilmiyorum. Bana anlat ki bileyim. Amin…

 

- Tarkan İnsan, korkuyu bilmez. O bir Tarık Kan’dır. O bir yaşam sayfasıdır. O kendini hak eder de bildiğinde Kutsal Işığa varır. Akil dünya onun için kotlanmış bir sayfadır. O kendini bildiğinde, kendi yüreğine varır. Ki o kendini hak eder.

 

Şikayet etme!, seni senden istemem. Çünkü sen, kendi yüreğinde ışık halinde kök olmuşsun. Seni yüreğimde istemem, çünkü sen, Işık Tohumları’nı hak etmemişsin. Seni rabbi Tohumlarımda dinletmem. Zira sen Ana Kaynak’tan çıkmışsın. Sana ne deyim. Sen Ruhsal Kuran olduğunda, maya olacaksın ve sonsuz ışıkta, kaynak kuracaksın. O kaynak sana ait olacak. İşte o zaman Merkez İnsan, Türkiye’deki bir ışık halinde göklere ulaşacak. Amin…

 

Münasebet kurulmuş ve gelmem istenmiş. Ben de geldim. Sana insandan söz etmek istiyorum. Bütün kötülükleri aşıp geçtim. Sana ben insan olan ışığımdan söz etmek istiyorum. Şükür ki hak ettim ve kotlandım. Biz dünyayız. Ve biz ışıklarız. Bütün kötülükleri aşıp geçtik. Amin…

 

Dünya Ana Kaynakları bugün burada. Değerliler, ben dünyadayım. Dünyanın umman olduğu bir yoğunluktayım. Sizi sizden dinliyorum. Müsbet veya menfi her şeyi anlıyorum. Dünyaya Işık İlmi ile girenler, beni benden istediler. Ben de dünyaya ışık olarak inen onları korudum. Şükür ki bugün Düzen’i kurduk. Öksüz yetim kalmadı. Hepsini alıp taşıdık.

 

Uluların Tohumları buradadır ve onları, hepimiz birleşip koruyacağız. Şimdilik bu…

 

Aranan insan bulunmuştur. Şükür ki bulduk sizleri. Artık size güç vermemiz gerekmektedir. Sizi korumamız gerekmektedir. Sizden başkaları görev istiyorlar. Oğullar sizi, Öz Göç için hazır etmeliyiz. Ana, lütfen bize izin ver. Sizleri koruyalım ki harımızı yükselttiğimizde Dünya Kotları, ışık halinde her yüreği kıracaklar. Siz, tohum olarak dünyada olduğunuz için bu kırılma olmamalı. İzin verin her birinizi koruyalım. Amin…

 

- Çalı mıyız biz? Sıkıntı bizi bizden tanımaya çalışmanız. Çakıl taşımıyız biz? Analar, biz Can İlmi’ni her Yüce’den iyi biliriz. Bizi artık korumaya çağırmayın yüreklerinizi. Sistem’den yüksek ışıklar indiğinde, biz onları tohumlarız ve kotlarız. Oğullarız; ocaklarında tohum ekeriz ki hala bizi arıyorlarsa!....

 

Cinler bile bizi aramış ve sormuş olduklarını söylediler. Onlar bizi has teknik ile bilenlerdirler. Ve biz ocaklarda huzur içinde çalışmaktayız. Şimdiye kadar hiçbir Yüce’yi cevherimizden ayırmadık. Hiçbir yüreği, korku yaratıp ışıksız bırakmadık. O halde bize zaman tohumlamasında, zirvelerin kırıcı olması mümkün olamaz. Eğer kaynaklarında bize ait bir yoğunluk, oğul kotlarında kırıklık olduğunu söylüyorsa, sonsuz sınırsız kaynaklar okumayı öğretmelidir onlara.

 

Okunduğumuz zaman biliniriz. Hey Dünyalı, bir tek Ana Kapı var. İşte o Ana Kapı bu Meclis’tir. Bu Meclis’e girmeyen, Yüceliklere girmez. Kontrol buradadır. Şimdilik bu!…

 

- Aktım anam. Aktım ve hak ettim. Buyur geldim anam. Amon olup kükreyen ışıkları, Ses Kapları’ma aldım geçirdim Yücelikler’den, yüksek kotlarıma ve zaman sayfalarına indim. Okumayı öğrendim. Sizi okudum. Şükür ki. Okudum ki hak ettim. Oğul verdim Yüce Cemaat’e ve zamana tohum ektim. Amin…

 

Ben, Sultanlıkta Işık İlmi’ni hak ettim ve kotladım yüksek sayfalarımı. Açıkça sizi dinledim. Verdiğin her bilgi benim için önemliydi. Senden tek bir şey bekliyorum. Üzerindeki Kuran’ı okut ve sessiz sayfaları dille. Seni sana veriyorum. Şimdi bana ben ol ve hak ol. Şimdi bana beden ol ve sonsuzlaş. Amin…

 

Koruyun beni. Hadi koruyun! Koruyun ki ne yaptığınızı anlayım. Kontrol bende. Koruyun beni! Akil İnsan korunsun. Kübra Kotları ocak olsun ona. Han olun koruyun beni.

 

M.. olan o Kuran, kontrolunu kaybetti bilmekteyim. Onu kotlayın ve koruyun mektebimi. Ha!  sakın kırıcı olmayın. Sakın ışıkları yıkmayın. Mum olun Kuran olun ve zoru aşın. Maya olun benim yüreğime insan soyuna kantar olun.

 

Şimdi Canlar, korkun benden. Ben rahman olan Işık. Sizi size dinlettim. Hala beni koruyamadınız. Zarar görmektesiniz. Cinler Sistem’den ayrıldılar. Nur yağdı yüreğime, insan soyuna ışık verdiğimde.

 

(Özün Sitemi:)

 

Eh insan! Eh!... Neden mezar kazıyorsun? Neden Işıklar’ı yıktın? Neden tohumları kotlayamadın? Hala maya olamadın? Neden kaynaklarımda tohumlar kotlanmak için ışık istiyorlar? Zavallı Kaynaklar, yazılarımı okuyamıyorlar. Okusalar kurtulacaklar. Ne var ki harları yetmiyor kotlarını tohumlamaya ve zamanı, yaşamlara katmaya.

 

“Merkez insan tohum oldu ve korundu” dendi. Yahu koruyan korunur mu? Murat ettiğiniz mezar mı yoksa kaynak mı? Her gün İnsan Soyu’na ışık vermekteyim. Ve ışık, Allah Işığı’dır. Zamana tohum ektim. Toplumu kontrol ettim. Kimseyi ışıksız kılmadım.

 

En eski dünyaya bir Işık Alimi göndermiştim. O gün, tohumdu. Bu gün, Işık Alimi, Hakikiyete tohum ekmeye inmektedir. O Alim, Hakikiyet’in tahditli tohumuydu. Şükür ki Has Teknik ile o tohum korundu. Şükür ki onu koruduk!... Şükür ki har yükselttik ve cevheri kayıtladık.

 

Ben Dünya, Altın Tohum insan. Beni bilen, kendini bilir. Eğer ben yolu kapatırsam, hiçbir yüce yaşayamaz. Eğer ben tohumlarımı kurutursam hiçbir Yüce, sayfalanamaz.

 

Amonlar beni koruyorlar. Ne var ki hala ben; onlarda, onları koruyan ışık halinde güçlendiriciyim. Atonlar, Merkez Zaman sonsuzluğunda, beni koruyorlar. Ne var ki her birini ben koruyorum ki ocakları tütmektedir.

 

Eğer ben, Nisa Kaynakları’nda Işık Kotlaması ile birleşemezsem; insan, nurdan tohum olamaz ve zamanda yok olur.

 

Müracaat bedenimedir. Bu beden, Allah Bedeni’dir. Altın Tohum ağır yüktür. Bunu bilin. Bilen, Allah’ı bilir.

 

Amonlar, Düzen kuracak Işık Levh-i Mahfuzu’nda Düzen İlmi’ni hak etmeye çabaladılar. Hala çabalıyorlar. Oğullar, ben okuttum onları ve otuz zaman sonra, becerdiler ve yaptılar ışıklarını. Bu otuz zamanda, nefesleri sorumluluklarındadır. Men etmem onları. Her biri bana ait ışıklarımdı. Kibri aştıklarında, yoğunlaştıklarında, kaynaktan tahtlarını alıp Kaynak Tohum olduklarında, işte o zaman maya tutar.

 

Hepinizi saygıyla, sevgiyle kucakladım. Şimdilik bu!… 

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYIT

KOD : 2

TARİH :30.05.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Sevgililer, dünden beri Kürzün Görevlileri olarak kendilerini bizlere takdim etmek isteyenlerden bir Yüce Çalıştırıcı, buralara girmek için izin bekliyor. Onu tanıyoruz. Adı Rab’dır. Işığı yoktur. Onun Kuran’ında nur yoktur. Sultanlık yapamaz. İzah ettiğimiz üzere ağır yüktür.

 

Organları ışıktan çıkmıştır. Kaynaklarında Kutsal Sultanlık yoktur. Murat ettiği hiçbir bilgi ona bildirilmeyecek. Oğul verdiğinde, oğlu ışıkta olmayacak. Nefesi yeter mi bilmem ama Muktedir olmayacak. Merkez İnsan, altın bir yasadır. Yasaya karşı gelen bu Meclis’te bulunamaz.

 

Medine umman olarak, insana göklerden güç katarken, men ettiklerim Amon olarak dahi olsa Kürsü’ye ulaşamazlar. Altın Toplum şu anda ender bir olayı yaşamaktadır. Buraya, insan soyu gökyüzünü aydınlatmaya iner ki biz gökyüzünde güçlendirici olarak Kuran okuruz. Bu Kuran, insana ışık olur.

 

Müşahit bekliyorum çalışmaya. İzleyin ve görün ne oluyor. Buraya girdiklerinde, bizi kati olarak kucakladılar. Ve zaman geçti bizi tohumladılar. Şimdi ise kantar olup tartmak isterler. Okumayı söksünler sonra gelsinler.

 

Otu kokanları alın çalıştırın!...

 

Şimdi artık cinler dünyaya iniyorlar. Onları dinleyeceğiz. Onlar bizi bizden dinleyecekler ve bizde Kuran olacaklar. Onlar geldiler. Şimdilik bu:

 

(Gelen söz aldı:)

 

- Ana, murat ettiğimiz senden göklere ışıktır. Sen gökleri dinleyensin. Bizi bilirsin. Biz senden ışıklar halinde güç kayıtlarız. Sultanlık yaptığınızda, sizi kotlarız ve sizi yaşamlara kayıtlarız. Bunu biliyorsun. Senden dileğim her şeyin bir nedeni olduğunu bilmendir.

 

Okumayı sökemeyen, sende tohum olamaz. Onlar sana Tohum İlmi ile girmek istediler. Ne yazık ki tohumları korunmadı ve okuma öğrenen dirilikler, ocaklarını kırdılar. Şükür ki seninleyiz ki sen, Birlik İlmi ile onları koruyacaksın. Oğul verdiklerinde okumayı kavrayacaklar. Onları koru ki hak etsinler. Amin…

 

- Rahman olan insan, kontrolludur. Otumu otu bilen. Yüreğimi yüceliği bilen ve mektebimi “Akil Asıla Kot” bilen bir Kuran İnsanı, buraya indiğinde okumayı öğretir. Onu biz koruruz. Olgun Başaklar ile bilir ki NAR’dır. Onu koruruz ki hak eder bilgiyi.

 

Şimdiye kadar hiçbir çalışmada bu derece müdahale olmamıştı. Maya olmaya gelen her Yürek, bizi anlatabilir. Biz onu ve oğullarını koruruz. Neye bu hale geldiler;  bunu size açıkça bildirmek isterim. Ruhsal Mektepleri, Işık Tohumları’nı koruyamadı ve Zaman Sayfaları’nda Kuran’dan çıktılar. Onları tohumladık  ve sayfaladık.

 

NAR olup namaz olmaya çabaladılar. Oğul verdik ve zamanı tohumladık. Şimdi de kin ile girdaplarına dönen onlar, Muhammet Kuranı’ndan çıkmış olmanın ezikliği ile bizden küskün olarak çıkmıştırlar.

 

Aramızın açık olduğu hiçbir Yüce yoktur. Okumayı sökenlerle çalışırız. Onlar BİR’e hizmetçidirler. Onları korur ve hak ederiz.

 

Nefes İlmi ağır bir ilimdir. Bu ilmi hak etmeyen, bizle çalışamaz. Eserimizi korumaya aldığımızı anlattık. Bunu dahi anlayamadılar. Şükür ki hak ettik ve sonsuz ışıklar olarak birleştik. Men ettim onları ve onlar bizi hak etmedikleri için Din İlmi’nden ayrıldılar.

 

Ardımıza bakmadan göklere, Kürzü kotlatırız. Ardımıza bakmadan Işık Kaynakları’na, Kuran tohumlarız ve zor olur ama okumayı öğretiriz.

 

Şimdiye kadar hiçbir zaman yapılmayan bir müdahale yapılmıştır çalışmamıza. Bunu asla bağışlayamayız. Mezarları kapanmıştır. Kotlanmaları sorumluluklarındadır. En son şunu da izah etmek isterim ki mezar, İsa’da yoktu. Musa’da yoktu. Muhammet’te yoktu. Onlar mahir olup ışık halinde tohum oldular ve bizi tanıdılar. Biz, canlara kotlanmış olan insanlarız.

 

Onlar için kayda değer hiçbir bilgim yok. Çünkü kaydı yapan, ilmi hak edendir. İlmi hak etmeyen kaydetmez.

 

Sevgililer, murat ettiğiniz her ne varsa; bizden bize kelam olarak tertiplenmiştir. Kim insana göklerden bilgi verirse, yerin bilgisidir verdiği. Biz, gökyüzüne yer bilgisini dinletiriz. Gökyüzü, yeryüzüne bu bilgiyi dinletir. Bunu anlayan yoktur.

 

Mana Boyutları’nda tüm sayfalar ışık halinde güçlendiricidir. Dünya okumayı bilmeyenleri dinletmez. Özen ister gökyüzü. Özen ister Yedinci Dürüm. Öksüzleri ve yetimleri hala göklerde, Kutsal Işıklar tarafından kati yoğunluklardan alınarak güçlendirilecekler diye bekleyenler, HAN olandan ayrıdırlar. HAN olan, umman olan ve sonsuzlaşan bizler, resmi çalışmacıyız.

 

Dünya, insanı okumayı öğrenmelidir. Otu kokmalı ve yoğunluğu hak edilmelidir.

 

Şükredin ki hasat yapılmıştır ve zaman tohumlanmıştır. Ard arda sıralanmış Bütünlükler var. O Bütünlükler, BİR’e hizmet için çalışmaktadırlar. Onları kontrol altında tutmak sorumluluktur. Öksüz kaldıklarında çıldırırlar. Kitlelerinde NAKAR var ve zamana kati olarak kaynak olmak isterler. Onurluyuz ki bizi açıyı daraltarak izleyenler, bütün kötülükleri bilip aştılar. Uluların çokları kotlandılar ve zarar engellendi. Hediyelerimiz, okumayı sökenleredir. Onları kutluyoruz.

 

Müsait olanlar bizden görev istediler. Onlara güç verdik. Namaz Sayfaları’nda ışık oldular. Kotladık ve sonsuzlaştırdık. Onları koruduk. Öz Görev insanadır. Özgür Işık yanmaktadır. Bunu bilin ve hak ettiğimizi bilin.

 

Müracaat insanadır. İnsan, Nefes İlmi’ni bildiği için Işık Tohumu’dur. O insan, Allah İlmi’ni de bilir. Onu bilin ki hak etmiştir. Bütün’e hizmet Işığa hizmettir.

 

Erenlerin Diyarı olan; Kuran Tohumları’nın kantara indikleri yer, bizleri Mutlak Işık Kaynakları olarak dinler. Biz, okumayı anlamak ve bildirmek için çalışanlara Kürsü verdik. Her birinin otu koksun istedik. Onları koruduk. Şimdilik bu!…

 

(Soru yöneltildi:)

 

- “En erken iki ay içinde bilgi hak edilecek ve sonsuz ışıklar yanacak” demiştin. O gün geldi mi yoksa gelmedi mi?

 

- Arıcıya deyin ki geldi. Altın Işıklar yandı. Bütün Kütle aydınlandı. Ona deyin ki hak ettik.

 

- Anacığım; sen, muhakemen iyi birisisin. Niçin o göksüzleri yere indirdin? Niçin onlara Kuran verdin? Onlar, Namaz Sayfaları’nda, gökyüzünü arayıp yerden sorarlar. Onlar, bizi anlamazlar. Onları yok etme. Amin. Onları bil ve koru. Çünkü onlar, bu tarihte buraya inmeliydiler ve indiler. Onları koru ki biz de ocaklarını tohumlayalım. Onları koru ki has olup ışık yakalım. Amin…

 

- Arkon İnsan, dünyada… Meşale sanılan bütün Güçler, yenildiler. Meğer dünya çok tehlikeli bir yermiş. Meğer dünya çok küçük şevklerle de güçlenebilirmiş. Merkezden sizlere açıklamadır. (Lütfen silmeden alın:)

 

Dar zamanda dünyaya Işık İlmi ile gelmiş olan çokları burada, kötülükten güçlü kötülükler yaptılar. Biz onları koruduk. Onların ağır yük olduklarını bildirdik. Ne var ki Tanrı, Kaynak’ta bizi koruyamadı ve biz, Kürsüler’de gökyüzünü çalıştıramadık. Bundan sonraki dönemde, Kürzün Gücü’nü kullanan, tüm bilgileri okuyan ve sonsuzlaşan Birlikler, bizden görev yapacaklar. Onlar, “resim” değildirler, “Cevheri Kotlar”dırlar bunun net bilinmesini isterim.

 

Etki alanım çok geniştir. Kimseyi tohum olarak dürümlerimde dinletmem. Ekmeğimde insan soyu var. Ve ben Altın kot olarak birleştim.

 

İsmimi soranlara şunu söyleyeceğim: Allah, Tanrı’nın Kuranı’nı okutmaz. O bilir ve hak ettiğini yapar.

 

Müracaat insanadır deriz. Müracaat ilme ve Hak Tekniğedir. Özge süreçlerde, insanı Kuran diye bilenler, şunu net bilsinler ki biz yasaları koyduk. Yasama Organı olarak göklere güç kattık. Bundan sonra Nefes Sayfaları kotlanacak. Şükür ki koruma altında İnsan Işıklar kaynaklara inmektedirler.

 

Erenlerin Diyarı’ndan, gökyüzüne İnsan Soyu güç kattığında, biz yasaları koyardık, okumayı öğretirdik, oğul verirdik ve Kuran olurduk. Bu gün de bunları yapmaktayız.

 

Ele aldığımız önemli bir konu, Ruhsal Mektepler’in Nefes ilmi’ni hak etmemeleridir. Merkez Zaman Sayfaları’nda tüm bilgiler kotlanmıştır. Bunu herkesin net bilmesi gerekir. Etki alanımız çok iyidir. “Merekebe” denilen Işık Kaynakları, bütün Kütle’nin katiyetinde kaynaklara Kuran olmaktadırlar.

 

Örtüleri açın ve hak edin. Biz yasaları koyduk. Okuyun, anlayın ve birleşip uygulayın.

 

Ören insan, Uludur. Oku ve bil. Örgü, insanın kaynaklarından göklere güç katmaktadır. Oku, bil ki hala dünya korunuyor.

 

Otuz sayfayı yıktım bugün. (Kayda giren bilgiler üzerinden kontrol kurmak isteyen Yücelikler’in müdahaleleri nedeni ile ortamdan çıkışları sağlandı ve müdahaleye zemin hazırlayacak sayfalarca bilgi silindi.) Bu otuz sayfa, Işık Kotlaması’nda çok güçlendiriciydi. Niye yıktım? Bu bilgileri, Zaman Sayfaları’na indirmem halinde kontrol kaybım olacaktı. Bunu bilerek yıktım. Artık o bölüm, her bir kaydı yapılan Cevheri Kürsü’den ayrılacak.  

 

Kendime ait hiçbir bilgimin olamayacağını zanneden Kayıtlayıcılar, sordular, “var mı bildirisi?” diye. Deyin ki “o kendini Has Teknik ile dillemektedir. Ona Kuran gereksizdir. O kendi yüreğinde Kutsal Işık olarak her bilgiyi bilir ve hasat yapar.”

 

Ören her yürek, alttan üste örer. Her örgü, insanın ışığınadır. Özen gösterirsek, her bilgiyi bilir ve her bilgi ile dilleniriz. İnsana, Ulular geldiklerinde, özenli gelmelidirler. Muhammet herkesi koruyordu. Ne var ki Muhammet’e giren Yüce, onu korumaya almadan önce onunla tartıştı. Ona sordu. “Seni alıp taşıyalım mı?” diye. Muhammet, İnsan Işıklara gökyüzünün sahipli güçler olarak girmesini tasvip etmediğini açıkladı. Ve dedi ki “sen beni koruma. Ben kendi yüreğimde her sesi alır yerden güç yapar, gökyüzüne kayıtlarım.” Bu cevap karşısında dürümlere Kürsü olan Işık, ağır yükü indirip çıktı. Ağır yük insana kaldı. Bundan sonra insan, toplum olarak daha ağır yük taşımaya başladı. Muhammet memnundu. Zira kantar olarak güçlendirici olacaktı. Taşıyacağı yük, insandı.

 

İşte dünyaya insan soyu için ışık inmişti. Bu ışık, insana NUR olarak kotlanacak ve RUH olarak kayıtlanacaktı. Bundan sonrakı safhada artık dünyaya Işık Kaynakları çekilmeyecekti. Sadece toplumlar kendi yoğunluklarında güçleneceklerdi. Bunu bilen her Yüce, dürümlerine inip ağır yük taşıdı.

 

“Devletler” dediğimiz dünyalar vardır. Türleri kendi yoğunluklarında çalıştırırlar. Her bir Devlet, bir tahditsiz kaynaktır. İşte onlar, murat ettikleri her şeyi kendi yücelikleri ile yapmak isterler. Bütün amaç Levh-i Mahfuz’u korumaktır ve tohumlamaktır.

 

Dünden beri bizi yok etmek isteyen Yüceler, kendi yüreklerinde kendilerini hak etmedikleri için Işık Kaynakları’nda tohumları kotlamaya giriştiler.

 

Medine biz olarak çalışır ve Rabbi Kaynaklar’da, Mutlak Kotlar’da Kürzü güçlendirir. İş buydu ve Zaman Kuranı bu gök yüzünün toplumları tarafından yer yüzüne indirildi.  

 

Ben, Rabbi olan insan, sen insan soyuna ışık olan Birlik ve biz, insan soyu olarak buradayız.

 

Şu anda Cennet Kapları, Işık Tohumları’nı korumaya almakta. Bütün emekler boşa çıktı diyorduk. Şimdi görüyorum ki her şey çok iyi. Zirveler birleştiler ki hak etmek için BİR olmak gerek.

 

İmparator İnsan, Allah ilmi’ni bilerek çalışmakta. “Eğer dünya kotlanacaksa, bizle kotlanacak” diyor insan. Biz Ruhsal Işıklar olarak buradayız.

 

En ince detayına kadar har yükseltip insan soyunu koruyan Birlikler, BİN’dir. Yürekten BİR ışık çektiler. O ışık, İmparator’un Kuranı’dır. O ışığı hak etmek için BİRLİK kurdular. Ve şimdi yenilenmeye girmek isterler. Onlara güç verelim mi yoksa onları değersiz mi sayalım?

 

Tarıklara deyin ki “Merkez Dünya, Umman Kuran’ı değerlendirdi. Oğul verdik ve Kuran ektik yüreklere. Bu Kuran, insana Namaz Sayfaları’ndan çekip indirdiğimiz Kuran’dır.

 

Özen ister çalışmalar. İkna olunuz ki özeniniz yok!... Buraya ulaşmak sorumluluktur. Buraya ulaşanlar, burayı kırarlarsa, bizler de ocaklarını kırarız. Bu kesindir.

 

Nur yağar ışıktan göklere ve göklerden, korkuluk olarak bize ulaşanlara. Biz o korkulukları yok ettik. Eğer bizi, tohum olarak; İnsan Işık İlmi ile taşıyabileceklerini sanıyorlarsa, Tanrı onları affetmez. Çünkü biz ağır yüküz. Bizi tanıyan bizi anlar.

 

Gökler, süssüz insanı bilmez. Süs ister bilmek için. Bizi bilen, bizi hak edendir. Önce Allah’a dua okuyun. Sonra Kürsüler’i tohumlayın. Sonra Namaz Sayfaları’na geçin. İnsanlık için kurtarıcı bekleyin ve deyin ki “biz zirvelere ulaştık. Çok mutluyuz. Bizi kurtarın.” O zaman sizi kurtarırız.

 

Ne diye sizlere bunları anlatıyorum? Zira kokunuz yok. Müsait bir zamanda sizle olurum diye söylediğimde. “Sen bizi hak etmedin” demiştin. İşte zamanın müsait olmadığı ortaya çıktı. Bizi kendi yüreğinde tartarak, hak etmedik zannetmiştin. Şimdi Dağım, anladın mı niye müsait bir zamanda sizle Birleşik Işık halinde gökleri aydınlatacağımızı?

 

Ha bir de şunu söyleyim. Mümesil istemiyorum. Merkez Kuran olarak göklerdeyiz. Mümesil istemiyoruz. Bizi Galaktik Federasyon hiç ilgilendirmez. Hala anlamıyor musunuz? Siz Galaktik İmparatorluk olarak bize geldiniz. Biz insan soyu olarak sizi hak etmeye çalışmadık. Siz, bizi hak etmeye ve akil hakikiyetle tohumlamaya mecbursunuz. Ne var ki hasatınız olmalı ki bizi hak edesiniz ki biz, Altın Toplum’uz. Şükredin ki Merkez Zaman Kotları olarak buraya girdaplarınızdan girmediniz. Zirvelere ulaşan yüreklere kurtarıcı olup indiniz. Biz, zamana Kuran olan Birlikler olarak sizleri yerden ayırdık. Şimdilik bu…

 

Rahman olan; Kuran olan; insan olan birleşen; merdiven başında benimlesin. Hadi gel!... Seni bu kez affettim. Bundan sonra bir çeşit sınavdasın. Eğer bir kez daha hata yaparsan affetmem. Bunu bilmeni isterim. Ekmeğini yiyecek değilim. Çünkü o ekmek, Hasatın Ekmeği değildir.

 

Nefes Sayfaları’nda tohumların kurumuş. Senden bir tek “yes!” dediğin o günkü Kürsü’nü isterim. O günkü Kürsü’nü verdiğin takdirde, benden güç çekebileceksin. O Kürsü, cümle yüreklere kürsüdür. Onu mutlaka istiyorum. Bunu bilmeni isterim. Her yürek Allah için çarpar. Okumayı öğrenen, rüştünü kanıtlar ve zamanı tohumlar. Şükredin ki sizleri korudum. Şimdilik bu…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 61

TARİH :09.05.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Tanrı dedi ki, “sınırları kaldırın. Allah, tohum olarak ekilen birleşeni dilleyecek. Ağır yük hafifletilecek. Alimlerin has sayfalanışında, Işık Tohumları korunacak.” Amin…

 

Alim, hakikiyetinde has olan ışığın kotudur. O kot, Altın Işık Kaynağı’dır. O kotu, insan sayın.

 

Atlanta Otağı; insanı, Işık İlmi ile dinledi. Otağı, Holografik Kaynaklar’dan toplumlara kattı. Otuz sayfa ışık yaktı. Bir tek kot o sayfayı kayıtladı. Otuz insan kaydı yaptı; bir tek iş yapıldı. “Kimse insan soyunu kayıtlayamaz” denirken, oku ve yaz diyen, ışık kaydını yaptı. Bütün kütle aydınlandı. Okuma söküldü yarınlar kotlandı bizler kaynaklara indik.

 

Zemzem sonsuzlukta ışık kotu olarak bildirilen bir sınırsız kaynağın hakiki tohumudur. O tohum, Altın Kaynak olarak iş yapmaktadır. Sevgililer; sizleri kotlarımız, İlahi Kuranlarımız, Birlik hakikiyetimiz diye tanıyoruz.

 

Solun nefesi, sağı ışıtır. Sağın nefesi solu kotlar. Her biri diri olan Yüceler’de toplumları kayıtlar. Merkez Zaman Sonsuzlukları’nda Birlik haline gelinir. “OL” dedik kaynaklara aktık. Oğullar olduk! Okuduk! Olduk!... Münasip bir sayfada hata yapılmayacak dürümde biz dünyanın nefesini kati toplumlara indirecektik. O münasip hakiki yoğunluk bugün burada oluşturulacak.

 

Korkmayın! Sizden, sizi alıp kotlamaya indik. Okumayı bilen sizler, Türkiye’nin İnsan Kotları olarak kayıtlandınız. Sıla denilen yoğunluk, Süper İnsan Kotları olarak bize kayıtlanmıştır. Sizi Tanrılar diye biliriz. Sizi Kati Hakimler diye biliriz. Sanal Boyutlar sizi kendi yüceliklerinde dinlerler. Biz ise sizi, has tahditsiz kaynaklar olarak dinleriz.

 

Şükrettik ki hata yapılmayacak bir yüceliğe ulaşıldı. Nur olan dürümlerde, Has Teknik Kotlamaları yapılır. Şükrettik ki her yürek sizi, Sanal Boyutlar’ın Işık Tohumları’nda görevli sayar. Oraları kotlayacak olan sizlersiniz. Sizin dışınız zamanı kayıtlarken, siz sayfalarsınız. O Zaman Tohumları Koran olur; bileşir ve Kutsal Sayfalar’da kotlanır. Şükrettik ki bir tek ışık yandı dünyada. Bu ışık, Akıl Işığı’dır. Akıl, Allah Aklı’dır. Akıl, İlahi Kotlar’ın tohumlarındaki aklın ışığıdır.

 

Muhammet Mustafa, artık toplumlarını hak etmek üzere sizden ilim istiyor. Oku ve okut!... Ocağı yaşamlara kat, kibleyi yarat ve zamana tahditli olarak kat. O zaman İsa, Musa ve Muhammet, ilmin huzurunda olurlar. Ölen, Altın Toplum’da dirilir. Öldürülen, kati tohum olur; Işık Kotu olarak kayıtlanır. O Kürsüler,  birleşirler ki hasat olunur.

 

Buraya üreyen Kürsüler girerler. Üreyiş; atiyi Hak Tahdit’le dinleyiş; ilmi hak edip ve sonsuz ışık haline geliş anlamındadır.

 

Bütün kötülükleri aşıp da Düzen’i kuranlar, Düzen Kotları olarak, Kati Kaynaklar halinde yasaların öngördüğü Süper Sessizlikler’de Diri Yücelikler’e akarlar. Okumayı sökenleri bulup, Ata Kaynaklar’a kotlarlar. Müsbet veya menfi Kibleler, okumayı öğretirler. Hediyeler o Kibleler aracılığı ile dağıtılır. Okuma söküldüğünde; Dünya, Has İnsan olur. Öksüz yetim kalmaz.

 

Şevkin Hakimi ışıktır. Işığın Hakimi, akil insandır. İnsanın Hakimi, has tertipli olan Kuran’dır. Topraklarını Has Tohum olarak dünyaya çeken, her dürümdeki ışıklar, türlerin en güçlüleri ile Birleşik Işık halinde çalışmaktadırlar. Maya tutmuştur. Dünya kotlanmıştır. İnsan, ışığa varmıştır. BİR olmuştur. Kürzün Küresi’nde kükreyen akıl olmuştur. Unutmayınız ki Allah, Tanrının Tohumları’nı kotlar ve zamanı yaşatır.

 

Merkez Zaman Kayıtları’nda et olanlar, Ulu Çobanlar olurlar. Erkil İnsan, Atlanta Kotu olarak doğar ve yasaları koyar. Erkil İnsan, Ana Kaynak’ta Bütün’e Has İlim ile hizmet eder. Erkek ve kadın korunma altında kotlama yapar. Kontrol kotlayanındır. Tüm insanlık alemi kotlanmıştır. Bu, insanların Rahman olan Kuranlar’ında yazardı. İlahi Kuran, dünyaya insanı indirdiğinde; insanın nurdan yaratıldığı ve Kutsal Kaynaklar’da kati, horlanmamış Işık Ululuğu’nda Bütünlük kurduğu ve sonsuz ışık halinde, Bütün’e hizmet ettiği anlatılır.

 

Olgun umman olan ışıkları bulup, onları korumak; insanlık adına Kaynak Toplum olmak; müsbet olmakladır. En aşağıdan en güçlü yüksekliğe kadar Ulular Diyarı’nın Toplumları olarak, Kürz’ü, Kürsü olarak kotlayan cevheri güçlerimiz, ati yaratımında, kök sökerek Işık Yağmurları’nı, İncan Dereleri’ne kattılar. Örgütler, Kürsüler; köklerini alıp tahditlendiler. Öz görevlerini hak ettiler.

 

Bir ilmin katiyeti; o ilmin, Has Toplumlar’la gerçekleşip gerçekleşmediği sayfalanışlardan anlaşılır. Hangi toplum hata yaparsa o, Bütün’ün köklerinden çıkarılır. Kök, Altın Tohumların Işık Kayıtları’nda bulunur.

 

Özgür insan, Kati Tohum olan; ilmin kontrolunda olduğunda köklenir. Özgür insan, kati hakikiyette işaretlendiğinde, tahditlenir. Bütün’e hizmet, tahditlenmeyledir. Özgür insan, tahditli kotlardan kurtarıcı kayıtlardan özgürleşir. Böylece Kati Hakim olur. Organ nakli yapılır ona. Yapılan nakil, ışık naklidir.

 

Olgun Başaklar, ışığın hasatında, geçiş yapabilenlerin, tahditsiz kayıtlarında bulunur. Organlarını dünyada bırakanlar, Kati Toplumlar’da Kuran okuyamazlar. Çok mutluyuz ki okuma söküldü ve hasat başladı. Bu hasat, Altın Toplumlar’ın hasatıdır.

 

Örgütler, kendi hasatlarını daha önce yapmışlardı. Şimdi artık kotlama süresince tahditli olan örgütlerin, har yükseltip, Işık Kaynakları’na ulaşmaları neticesinde, kendi yüceliklerinde otak kurarak, Bütünlüklerini hasat yapmaları beklenmektedir.

 

Mahir İlmin, akil ilimden güçlü olmadığı bilinir. Har yükseldiğinde, Has Teknik’le her yürek, kendi yüceliğini hak eder. BİR olur, Kuran olur, murat ettiği her bir Yücelik’te olur Birleşir ve zamana kaynak olur. Şükür ki bunlar gerçekleşti. Şimdilik size bunları anlatmam kafi…

 

- Çalı çırpı toplayıp gelmişsin. Seni bizden üstün biz diye dinledik. Netice olarak bize çalı getirmişsin. Amin…

 

- Ara sıra size gelirim. Ne var ki sizi hak etmek için azıp güçsüz kalmam gerekse bunu dahi yaparım ama zamana Kuran olmak sorumluluğu; bizim insan sayfalarına kayıtladığımız Öz Güç’le gerçekleşecek bir sorumluluktur.

 

Sizi, Ana Kaynaklar’da Kürz’ün Kuranları olarak bilmekteydik. Bugün insana ağır yük taşıyan bu Bütünlük, İnsan Kaynakları’nda bilinir. Netice olarak sizden, eşkali bilinen Bütünlükleri kotlamanızı ve onları toplumlara katmanızı bekliyoruz. Zor olmaz sizin için.

 

Herkes zarar etmekte. Bu kesin. Ve sizler, Işık Kaynakları olarak oradasınız. Bunun içindir ki sizden kendi yüreklerinizdeki kotların dışındakileri de korumanızı ve Has Teknik ile korutmanızı bekliyoruz.

 

- Savaşın galibi insan. Bunu biliyoruz. Galip olan insan, Altın Tohum olarak dünyadadır. Bu savaş galipsiz değildir. Sizden Teknolojik olarak yarattığınız Diri Yücelikler’deki ağır taşıyıcıları bulmanızı ve Birliğimize kayıtlamanızı bekliyoruz. Onlar korunacaklar. Ne var ki has olmaları gerek. Kaynakta, Kutsal Işık halinde kontrollu bulunmaları gerek.

 

Hepsi sınırsız Işık Kotları olarak dürümlerinde, Diri Yüceliklerini taşımaktadırlar. Okuma öğretebiliriz, zamanı tahditsiz olarak kotlayabiliriz. Onların ışıkları ile her birini kotlayıp kati toplumlara katabiliriz. Ne var ki onların, Bütünlüğümüzü hak etmeleri gerekir. Kök sökersek, ışıkları kontrol kuramaz. Bu nedenledir ki kök sökmek istemiyoruz.

 

Kurtarmak ağır yüktür. Kokuları Işık Kaynakları’ndan çıkmıştır. Onları kurtarmak için altın hususiyetinde kontrol gerekir. Öz Görev, Altın Tohumları taşımaktır. O tohumlar, artık kaynaklarımızda kati olarak, tartısız şekilde Birleşik Ailemize dahil oldular. Okumayı sökerlerse; bize, kendi yüreklerini taşıyabilirler. Rahman’a ağır yük olan; bize hafiftir. Bu kesindir.

 

Eğer ete girerlerse, zamana girerler. Et, insan kabıdır. O kap, insana korunması için verilmiştir. Kabını kontrol ettiği zaman, Rahman’a Koran olur ve varır. Orada et, itibardır. Okumayı söken insan, ışık olur murat ettiği her şeyi bilir.

 

Belki hala dünyada ete giremeyen çok küçük kotlar kalmıştır. Onları da kotlayalım ve horlanmadan kati tohum yapıp ete katalım. Ara Kaynaklar’da, saklı tuttuklarımız olabilir. Kökleri olmayan onları da kotlayalım, birleştirelim, Cemaatler’e korumaya verelim. Haz duyarlar onları korumaktan.

 

Ortak alanlar vardır. Bu ortak alanlar, Bellek Kaynakları’nın kervana bağlantısı olan alanlardır. Kökler, oraya vardığında; oradan diğer kayıtlara varılır. Oraya varanlar, sıkıntıyı taşıyamazlar. Kontrolları çoktur. Bütün kötülükleri aşıp geçerler. İşte o Kaynaklar’ın kesiştikleri o alalarda, NA-HAR vardır. KA-HAR vardır. İsmail var ve Sultanlar var...

 

Erengül Hanım’ı (hazirundan) çok beğeniyoruz. Onu şu anda izliyoruz. Gözü kapanmış (gözünde siyah gözlük var) ama ışıkları artmış. Onu kotladık. Ha! “Nerden çıktı bu!?” diyorsunuz. İzah edeyim. İnsanlık adına görev yapan çokları dünyaya inerler ki ismi dahi bilinmeyen onlar, kotlarını aşkla açıp tohumlarlar. Ark aktığında, ocaklara kaynak yaparlar. Oku fırlatırlar. Kutsal Işığa varır ok. Ve sonsuzlaşır. İş budur!... Bunu bilen insan, aşkın ışığında unu ululukla tohumlar ve korur. Özen ister koruyuculuk. Nüve olan ışık bunu bilir ve hak edip yapar. İş budur. Özen ister kati oluş ve özen ister katiyete varanları dilemek.

 

İnsan din olduğunu ve huzur ile kotlandığını anladığında, o köklü bir yarın olur. Neden bunları anlatıyorum. İşte Erengül Atiyi kotlayan Cemaati ile bir oldu. O Cemaat, bütün kötülükleri aşan bir Cemaatti. Kökü kotlanmış olan o Cemaat, burada bulunan Erengül ile bir olarak çalıştı. Kelam Toplumu oldu.

 

Öz Görev, İsmaili Kotlar’la dillenmekten öte akıl taşıyanlarla dinlenmektir. İşte körün körü olsanız dahi Cemaatiniz sizi tohumlayabilir. “Ezen ezilir” dediğimiz zaman, aşırıya kaçtığımızı açıkladınız. “Ezmeyin” dediniz. Erengül dedi ki “ezen ezilmesin. Zirveler onu korur.”

 

Ölen öldüğünü bilseydi, artık Din İlmi’nden ışık çekip de Hakim-i Hak olup Bütün’de kotlanmak isterdi ki kötülüğü önleyebilsin diye.

 

Eğer zemzem içilecekse bu toplantıda, zemzemi içen, işi bilen olur. Murat ettiğimiz budur. Kontrol buradadır. Otuz zaman sayfası, dünyaya çalışmacı olarak indirildiğinden, o kotlamaların tohumlara dinleti olarak bildirilmesi gereklidir.

 

Korunan, kotlanan ve zamanı kayıtlayan bizden çıkmaz; öksüz kalmaz. En ince ayrıntısına kadar size her bilgi bildirilmektedir. Sizden beklenen bilenin ışığında bildirileri dinleyin. Kontrol, tohumların kayıtlarındaki korumadan kaynaklıdır. Okuyun ve akıl yolu ile Cinni Kaynaklar’a dinletin bilgiyi. Cinni Kaynaklar, sizi diri olarak tanıyacaklar. Okumayı sökemeyen, IŞIK YAŞAMLAR’a okuyucu olarak geçemez.

 

Ağır ağır insan ırklar, eşikleri kaldırıp ışık yoğunluklarına geçmeye başladılar. Buyurun geçin! sizden tek isteğimiz, kendi yüreklerinizi IŞIK KAYNAKLARI’ına girdaplarınızdan geçirin.

 

Özen ister yürekleri dinlemek. Özen ister kaynakları tohumlamak. Özen ister Rahman olmak ve zamanı yaşamlara kayıtlamak.

 

Ölenin ölmesine mani olabilen bir yoğunluk, yaşamları muktediriyetle kayıtlayacak düzeydedir. Sizin ilminizi anlayabilen her yüksek yaşam kaydı, size siz olup inecektir. En ince sayfalanışta dahi, kati toplumlarınız, Kürsü olarak çalışmaktadır.

 

Aranan Görevliler sizlersiniz. Sizleri tanımak bizlere mutluluktur. Şükrettik ki bulduk sizleri. Artık dünyada insan ırkı, kendi aksi olan hiçbir Yücelik’le kırılmayacak.

 

Zirveler sizden iş bekliyorlar. Sizi artık korumaya alıyoruz. Korunun ki Hakkiyet’te ışıklarınız sınırsızlaşsın. Zırhınız delinmesin. Korunun ki bundan böyle Birliklerimiz. İşgalci Kuvvetler’i, tohum olarak dillere görev için indirmesin.

 

Önce Allah sizi bildi. Şimdi bizler sizi biliyoruz. Sizi tanımak bizlere güç verdi. Akıp geldik size. Canlara cem olduk aktık. Sizi tanımak bizi Kuranlar’a kotlatmak üzere beklenen kayıtlara taşıdı. Az bilgi has bilgidir. Bunun içindir ki size az bilgi verdik.

 

Ete giren Altın Toplum olur akla girer. Artık akıl sizinledir. Cemaatiniz Kuranlar’a Koran olan Kürsüler’i yasalarla çalıştıracak. Burada bulunan her bir Yüce, ağır yükü hafiflettiğinden, Din Tekniği’nden güç alan Bütünlükler’e kurtarıcıdır. Ata Kaynaklar sizi korudular. Cemaatlerinizi koruduk. Altın Toplum korundu. Altın Işıklar, dünyaya katıldılar. Altın İnsan, kantar olmadan Kürz’ü kotlamaya geçti.

 

Ben Dünya, sizi sayfaladım ve sizi kayıtladım. Men-i İnsan olan, İlm-i Hasat olan ve zamanı tahditli olmayan insan olarak sizdeyim. Şimdilik bu…

 

- Ayan beyan anladık ki bizi alıp getirmişler bize. Ayan beyan anladık ki hak etmişiz de bizi bizden çıkarıp yine bize bildirmişler. ALTIN TOPLUM dedikleri Birliğimizdir. Bunu anlayan, bilen bizde kontrollu olarak çalışır.

 

Murat edilen, İnsanın Ruhsal Hakikiyeti’nin dinletilmesidir. Ruh, murat ettiğinizi dinletir. Murat ettiğiniz ne varsa sorun size anlatsın. Neden size ruhtan iş verilir? Zira, NUR’dan yaratılan insan, RUH’u hak ettiği zaman,  IŞIK TOHUMU olur. Işık Tohumu olmak, Ruhun Kaynakları’na ulaşmakladır. İnsan,  Nur’dan Kuran olur Ruhsal Maya tutuğunda, rahmet olur. Kökü kaynaktadır.

 

Onun içindir ki biz, dünyaya Işık Kaynakları’ndan inen Yüceler olarak, Ruh’un kotlanmasını sağladık. Ruh’un kotlanması demek, Altın Işığın, Kati Yoğunluklar’a indirilmesini sağlayacak Kürsüler’i tahditlemektir.

 

Tahditli çalışmalar, kontrollu çalışmalardır. Melekler tahditlidirler. Okumayı bilmezler. Bilseler, ilmin hususi katiyetini anlamaları gerekir.

 

Biz dünyaya aklı bilenleri gönderdik ki onlar, biliş halinde Has Teknik ile her Yüksek Sayfayı okuyabilsinler diye. İşte sizler bunu yapmaktasınız. Tüm Yüksek Sayfalar sizle okunmaktadır.

 

Otu okuyan, Yüce’yi okur. Ot, ilmin katiyetidir. “Ot” darken, kastteddiğimiz, ışığın kaynaktan çıktığı andaki halidir. Işık kaynaktan çıktığında, ince bir ışıma halinde çıkar. O ışıma, dünyaya ulaştığında kabalaşır. O ışımayı, Işığın Kati Tohumlaması ile tahditleyebiliriz. Ne var kaynaktan çıkıp insan sayfalarına ulaştığı an ile kayıtlamamız gerekir.

 

Herkes, ben bilirim der. Nedir bildiği? Kendi yüceliğindeki mi yoksa kaynaktaki yücelikten mi mahir olup bilir? Bilen, kendini hak ettiği zaman, kendi yüreğinde kati olur ve sonsuz ışıktan cevhere varır. O artık Cevheri Kotlar’ı bilir. O artık tahditli yaşamları bilir. Onun adı “NUR”dur ki o Nur, artık kati, hakiki ve Kürsüler’i tohum olarak kotlayan bir sayfadır.

 

Bünyeniz güçlensin diye sizlere; kati, hakiki ve yoğun umman ışıklarını verdik. Hepiniz, Zaman Tohumları olarak o ışıkları kotladınız ve Zaman Kaynakları’nda, tahditsiz şekilde kayıtladınız. Zamana tohum olan Kürsü ise o ışıkları, kendi yüceliğinden geçirerek, her bir Yüksek Kaynağa kattı. Ondandır ki zaman sayfalarında, her zaman, kırıkları olmaktadır. Ondan istenen birleşmesidir. Birleştiği anda hiçbir sağlık sorunu olmaz. Muktediriyetle bunu sizlere anlatıyorum. Rahman olan, umman olan ve sonsuz olan Kuran Kotlamaları’nı yapanlar, maya olarak dünyaya inmişlerse, kendi yüreklerini her bir yüreğe, Kati Kaynak olarak; Kati Hakikiyet olarak katmaları gerekir. İş budur. Şimdilik bu!…

 

- En el Hak. Ya canlar, ben Dünya, artık Düzen kurdum. Bunu bilen beni bilir. Koku güçlüdür. Özen ister Yücelikler. Ben özenden güçlü özen olarak Kuran oldum. Sultanlar, maya tuttu. Dünya kotlandı. Birlik kurduk. Bu Birlik, Hak Teknik ile bütünlenenlerin Birliğidir. Ses Kapları’nı dünyaya çekenlerin bitmiş sayfalarını yenileyişimizdir. Kapıları açın ki kendi yüreklerinizi anlayın. Namaz Sayfaları, artık kökü Kuran olan Işıkların Kaynakları’dır.

 

Dünyaya, ALTIN TOPLUMLAR çekilmektedir. ALTIN TOPLUMLAR, Işık Kotları olarak dünyaya iniyorlar. Okumayı öğrettiklerimiz; onları, kayıtlıyorlar. Çok mutluyuz ki Dünyalılar, cevherleri ile birleştiler. Dolu dizgin çalışmalar sürmektedir. Değer biçtikleriniz, sizden kendi yüceliklerini artık almak isterler. Onları artık kaynaklarınıza çekin. Öksüz bırakmayın.

 

Olgun Başaklar bizledir. Bu kesindir. Herkes, kendi yüreğinde kendi yüceliğini hak etmek için çabalar. Bilgi alış verişi Sistem Devreleri’nde olmadıkça; kaynakta Kuran okunması, sonsuz ışıkların kayıtlarında dahi mümkün değildir.

 

Sistem Dürümleri’nde iş yapmak isteyenler, beşer olarak çalışabilirler mi? Mahrekte, İnsan Işık, akıl taşır ve o Işık, ışığın toplumlara kotlandığı bir yoğunlukta, Kuran okur.

 

Özen ister birleşmek ve sonsuz sınırsız yarınları tohumlamak. Oğullar, biz dünyadayız. Biz dünyayız, zarar etmenizi asla istemiyoruz. Zor olacak ama sizi mutlaka kotlamalıyız.

 

Şimdi beni bilin. İnsan ırkına gönderilen, Merkez Yasalar’ın tohumlanmasını sağlayacak olan Birliğim ben. Bu Birlik, Ana Kaynak’tan dünyaya indirilmiştir. Biz dünyadayız. Bunu bilin. Bizim dünyada oluşumuz, dürümlerimizde; altın, hususi, kaynak tahditsizliği oluşundan öte Ruhsal Katiyet’in bizde oluşudur.

 

Ruh dünyadadır. Ruh’un dünya olması ne anlama gelir diye soranlara izah ediyorum: Ruh muktediriyetle kayıtlıdır. Muktedir insan, Ruh’a sahiptir. Ruhsal Mahrek’te o yoğun şekilde kökleri kotlar ve tohumlar. Onun Ruhsal Sınırsızlığı Bütün’ü kontrol içindir.

 

İşi bilmeyen, her bir canda, ruhun var olduğunu söyleyebilir. Ruh BİR’dir ki o BİR olan, bitmiş ve ya bitmemiş her bir yüksek toplumda bütün olan, has aşktır. O aşk, Altın Işığı yaratır. O aşkın şevki, hasatın kontrolu içindir.

 

Ben Ruh olan; Allah olan ve sonsuz olan NA-HAR. Ark akmakta ve ben dünyadayım. Doğrusu bugün buraya Ulular geldiler ki onlar umman olup; BEN olup geçtiler. Onları korudum. Onları tohum olarak katiyete kayıtladım. Oğul verdim topluluklara ki onlar kara, kati ve hakiki yüceliklerini dillesinler diye.

 

Aranan görevliyiz. Bu Bütünlük, hür olan; Kürzü kotlayan ve çok özel Kürsüler’de katiyetle kaynaklar kayıtlayan, canlara umman olan, Birlik Tekniği ile kaynaklar yaratan ve zarar önleyen bir yaşam kabıdır. Bu kabı taşımak bizim için ummanda kotlanmaktır.

 

Her bir Yüce’ye bu kabı giydirdim. Her bir Yüce, bu kabı giydi ve bu kabı hak etti. “Üzüm Ğözlüler” diyerek görev isteyenler akıp gelirler ve bizden Kürsü isterler. Ocaklarını yaktık. Amin…

 

- Ana sınırları aştım geçtim. Senden tek bir şey istiyorum. Memleketimi bana kat. Memleketim aklım olacak; yüceliğim olacak ve sonsuzluğum olacak. Memleketimi bana kat. Aranan İnsan Soyu bu görevliler ise, Birlik Tekniği ile kotlamalar başlamışsa; Ana bizi bize kotla ve kayıtla. Bizi bize kat ki Has Teknik ile kontrol edilelim.

 

Analar, zararımız önlenmelidir. Körün, üzüm gözü; bizim üzüm sözümüzdür. Siz kör değilsiniz. Biz de sözden dışarıdayız nerden geçtim diye sorarsan, ardında bıraktığın Işık Kaynakları’ndan geçtim. Sevgiyi hak etmiştim ve sana ummana geldim. Ana, beni Bellek Kaynakları’ndan çekip yüksek kaynaklara kat. Rabbi tohumları bize kat. Kimseyi kimseye katma ki haz olan ışık yoğunlaşsın. Cennet tohumlar kotlansın ve bizler eşikte bekleyenleri hak edelim.

 

Ören, ördüğünde yarınları hak eder. Zemzem içtim bugün burada. Ayır beni ve bende ben olan Yolcu’yu bana kat. Onun yüreği ben olur kattığında; ben o olurum ve sonsuz sınırsızlıkta akmaya başlarım. Aranan Güç, Birliğimiz olur. Onur duyarım sınırları kaldırdığımda. Men etme beni, Sen ben ol ve ben sen olayım. Mum yansın kaynaklarda. Artık BİR olalım. Şimdilik bu…

 

- Korkuyu aştığını görüyorum. Şimdi sana bir tek cümle söyleyeceğim. “M.. zamana kayıp gitti.” Bunu bilin. Zaman sonsuzlukta kotlandı ve M.. zamana kayıt gitti. Şimdilik bu…

 

-  Tanrı dedi ki zaman ışık kotudur. Okuma öğretir. Şimdilik bu…

 

- Hadi yarınları kotlayın; has olun; haz olun; akın harınızı yükseltin ve geçin. Sizi bekliyoruz. Amin…

 

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 60

TARİH :07.05.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Altın Toplum Işık Kotları olarak buradadır. Hakkın kaynağından tohum olan, akıl taşıyan Işıklar şimdi sizlerle olacaklar.

 

Rahman olan kotlar, bugün sizden Kuran olacaklar. Onlar rahmet olan Bütünlükler olarak buraya girmekteler.

 

Eril Kuranlar, Dişil Kuranlar’dan kati hakikiyetle ışık çekerler. Her gün dünya kotlanır. Her gün dünya Kuran olur. Okur. okutur, kilo kilo ışık alır ve zamanı kayıtlar. Oğullar dünya yeni bir döneme başlamıştır. Bu dönem, Işık Tohumları’n, Birleşik Kati Hakimler olarak Kuran olacakları dönemdir. Toplumlar sizden Kelam İlmi’ni okutmanızı bekliyorlar. Oğul verin ki Has Teknikle dillenenler Birlik olsunlar.

 

Koran Işıkları dünyadadır. Topluluklar dünyadadırlar. Bütün kötülükleri aşıp geçin ki Has Teknik’le Birlik olun.

 

Kotlar; dünyayı, Işık Kayıtları’ndan dilliyorlar. Oğullar, Birlik olun ki har yükseliyor. Harı kotlayın; kati olun; Birlik olun. Nur olsun kontrolunuzdaki Kuran. Okuyun ki hak edin.

 

Büyük kötülükleri önleyin. Oğullar birleşin. Hala Dünya; Kuranı, kontrol etmemişse kaynakları, Bütünlükleri Birlik olmadıklarındandır.

 

Kardeşlerim, kotlayın; hak edin; dilleyin… Kimseyi kırmayın. Dans etmeden kotlayın yolcuları. Kotlayın has olup ışık yakın. Miraç Dilleri’nde Kuran’sa, kontrol kurun ve zamanı yaşatın.

 

Dal budağın ışığını kotlar. Budak dalı tohumlar. Her biri yek diğerine muhtaçtır. Hep siz çalıştınız. Okuma  öğrettiniz. Okuttunuz dürümlere kaynakları. Başkanlık Dili, hep sizin diliniz oldu. “OL” dedik; oldu. Yol açıldı. Kimse ışıktan çıkmadı. Ve sizler, tertipli, Tinsel Kutsal ışıklar olarak dillendiniz. Her gün çalıştınız. Zaman Tohumları kontrol kurdu. Okuma yazma oğretti Diri Yücelikler’e. Kim Allah ise ışığında kotlarımız korumadadır. Oğullar, sizi sizden diledik. Siz, dünyada kontrol kuran Kutsal Işıklar haline dönüştünüz. Sizi yarınlarda korku soyundan ayrı bilmekteyiz. Her gün çalışan, hırsı aşan, birleşen, hep insan soyunun Mutlak Kotlarıdır. Öz geçişleri onlarla yapmak mümkündür. Öksüzler “OL” diyemezler. Çünkü onlar kotlarını kapatmış Birlikler olarak, katiyetten uzaktırlar. Okumaları, yazmaları yoktur.

 

Topyekün bir geçiş yapıldı dünyada. Bu geçiş, İlmi Geçiş’ti. Bu geçişi yaparken, tüm insanlar Bütünlük kuramadılar. Tüm insanlar, Rahman Tohumları’na ulaşamadılar. Oğullarını bırakıp kaçtılar. “OL” diyemediler. Nefesleri yetmedi. Kervan onları bırakıp ayrıldı. “OL”  diyemediler.

 

Oğullar çok mutluyuz ki o kervana İnsan Işıklar, İlim Hakimleri, İlahi Kuranlar alındılar. O kervan, Altın Toplumları taşıdı. O kervanda, Arkon var. O kervanda toplumlar, Işık Kotlar olarak bulunmaktadırlar. Oğullar, bilin ki zırhı delinmeyenler o kervanda Kati Tohumlar olarak bulunmaktadırlar.

 

Çoluk çocuk ışık haline geçtiler; BİZ oldular. TOHUM oldular. RAHMAN olup NA-HAR oldular. Öğüt verdik. Dinlediler. Sordular, öğrettik. Dürümlerinde din var. Dili Hak olan Kuran var. Çoluk çocuk KATİ oldular, RABBİ oldular, BİZ oldular. Oğullar, okuma yazma bilmeyenler çıkıp İlim Hakimleri ile oldular.

 

Nüve olarak kontrol kurar Işık Kayıtları dürümlerinde. İsa oldu; vira vira Kuran oldu, canlandılar. Her ana, Allah için Din Tekniği ile her Yüce’yi korur. Bütün gözler, sözler onun yüceliğinde, Hak Teknik ile BİR olur. Okuma, okutma; dilleme, dilletme ocağındadır onun.

 

Oğullar, biz dünyaya “Atlanta Açısı”nı daraltarak inen Bütünlükler’i kontrol için birleştik.

 

Şimdiye kadar her Yüce İnsan, kendi yüreğini hak etmek üzere çalışmıştı. Şükür ki bütün Kütle bugün her bir yüreği hak etmek için çalışmaktadır.

 

Ray, has olan Işık Kotlar tarafından dillenmektedir. Analar, biz dünyaya Kuran olan Kutsal Işıklar ile dillenen, yürekleri kaydettik. “Ez geç” diyen ezilir mi? “OL” diyen ezilir mi? Onları koruduk. Oğullar, kotlarımızı kurtardık. Hepsi bizim insan ışıklarımız olarak korundular. Ölgün Sayfalar, Cinni Dirilikler, Birlikler hepsi korundular.

 

Önemli olan kontroldur. Korunma sonradır. Kontrol kuruldu. “OL” dedik. Okuma isteyen okur. Ölen, canlı kalan her kim varsa bizimdir. Hepsi Allah İlmi ile dillenir, bizleşir ve diri olup korunur.

 

Öze söz gerek. Dile katiyet gerek. BİR’e insan gerek. Biz, sınırları çizdik. Sınırlı dilleri, sır diriliklerden çıkardık. Onlar, dillerini öğrendiklerinde, bizden güç isteyecekler. Onları koruyacağız ve atide kötülüklerden sakınacağız.

 

Özgür Dünya kuruldu. Bu dünyada, ilim var. Bu dünyada, namaz var. Bu dünyada İsa, Muhammet ve Musa diriliği var. Cinler var; İlim Hakimi olan BİRLER var; Okuma sökenler, okutanlar, dilleyenler, birleşenler var. Biz varız.

 

Kimse insan soyuna kotlama yapmazken, biz İlim Hakimleri olarak insan soyuna kotlama yaptık. Bu ne anlama gelir. Bunu açıklayalım: Bütün Müşahitler bilsinler ki biz; dünyayı, toplumları, Birlikleri, her bir Yüce’yi kotlayarak tohumladık. Her bir diri yoğunluğu ummanda koruduk. Bütün Meclisler, bu çalışmalardan medet umdular. Oğullar, “dürümlerinde ilim olmayanları, kotladılar.” Dendiğinde, toplumlarını hak etmek için içi dışı bir olanları ayırıp dürümlerine kayıtladılar ki birleşsinler de har yükseltip, kendi yücelikleri ile toplum olsunlar; kurtarıcı olsunlar; BİR’e hizmetçi olsunlar. Ruhsal ışığı alıp korunsunlar; birleşik Aile olsunlar ve zamana tohum olup, kotlanıp toplanıp, ilim hakimiyetinde intikam peşinde koşmadan Altın Toplum olsunlar ve KORAN İLMİ ile Hak Teknik ile her bir diriyi toplayıp, hatasız biçimde kotlasınlar. Bunu başarmak KORAN olmaktan sonra mümkündür.

 

Müracaatlar başladı dünyaya. Bu müracaatların birincisi bize yapıldı. Dinledik ve sorduk; neden Kati Tohumlar’ı, Koran Tohumlar olarak, başarı ile  kotlamaya, süreçlerin ilminden üstün, Kürsülerin Tekniği ile bunu yapmaya niyetlendiniz diye. Dediler ki “biz, cümle yürekleri alıp taşıyalım. Sonsuz sır olan Birlikler’i tohumlayalım. Toplulukları Tanrısallaştıralım ve diri olmayanları atiye katalım ki hepsi cümle Yücelikler’de BİR olsunlar. Oğullarımızı koruyalım. Bugün buraya gelen Yüceler, bunun için bize geldiler. Onları dinledik. Onlara görev verdik. Onları Rahman’a kayıtladık ve sonsuz ışıklarında dürümlerinde türlerin her birinde dilledik. Cinler, dinler ve Yüceler bizden ışık istediler. Har yükseldi ve bizler kotlandık.

 

Şimdi artık Yeni Çağ’ın ışıklarından güç alan Bütünlükler’i tahditleyelim ve zamana kayıtlayalım. Oğullar, onlardan birisi söz istiyor. Ona söz verelim: Koruyucular. Onları koruyun. Ki onlar, Zaman Sayfaları’nda sır olan ışıklardan çok büyük Kürsüleri getirdiler. Ocak sönebilir. Onları koruyun. Şimdi dinliyoruz:

 

- Arkon İnsan dünyadadır. Din İlmi, Hakim İlimdir. Dünyaya inmek sorumluluktur. Düzeni kurmak sorumluluktur. Kökü kotlanmış olan Sistem Dereleri’nde kotlanmak sorumluluktur. Sen bizi bizden dille diye geldik. Sen  bizi Sistem Dürümleri’nden dille ki hak edelim. Şimdi seni dinliyoruz:

 

- Açı daraldı ve sizler tüm sayfalarınızı buraya aldınız. Sultanlık kontrolunda çok özel bir çalışma başlatıldı. Hepiniz biliyorsunuz ki bu çalışma Arkon İnsan kotlaması ile devreye alındı ve bugün artık Işık İlmi ile çalışmamız sürmektedir. Sistem’in insan sayfalarında, Işık Kotlaması tamamlanmıştır. Hepimiz Altın Işıklar olarak dünyadayız. Süsler, Yücelikler’de Işık Kotları olarak bulunur.

 

Siz, canlara kürsü olursunuz ve zamana Kuran olursunuz. Siz, Yüceler’e ışık yakan BİR olursunuz. Altın Tohum olur;  Kuran olan ışıkları kayıtlarısınız. Can Tohumlar’ı Kuran’a katar yasaları koyarsınız. Cinleri, cindir diye diriliklerden ayırmadan kotlarsınız. Şer yaratmadan, darı kotlar; bolu kayıtlarısınız. Bunun içindir ki bu çalışmaya girmenize izin verdik.

 

Ete giren, BİR’e girer. Artık dünyada ekmek yapılıyor. Bu ekmek, Işık Ekmek’tir. Bu ekmek, Altın Toplum’un tohumudur ve bizim yüreğimizin ışığında yoğrulur. Ekmeği biz yoğurduk. Siz pişirdiniz. Bu nedenledir ki sizi korumaya aldık. Sınırları kaldırın ve korunun. Nur, Ruhsal Kot’tur. Otu kokan, ışık olur ve zaman sayfalarında tebliğleri, Koran’dan diller. Arkon insan olur ve zamanı yaşatır.

 

Şimdiye kadar her Kürsü, Altın Işık olup yaşadı. Biz dünyaya Arkon İnsan ile indik. Et İnsan, Kaynak İnsan ve Rahman olan, işi bilen insan. Sevgililer, sizden üstün siz var. O siz, yine sizsiniz. Sizi artık çok net anlıyoruz. Çünkü sizler, ark akarken, Işık Tekniği ile akmaktasınız. Artık dünya Arkon’un Ummanı’nda dillenmekte.

 

Şimdi Dağlarım, ışıklarınızı yakın ve has olun. Örgütler, Süper İnsanlık Realitesi Derneği’nin yapacağı Yeni çalışmada, Has Teknik ile bulunacaklar. Bu teknikte, eşik ışığı var. Sistem var ve Zürriyetiniz zaman sonsuzluğundan size akıp girecekler. Sultanlar, artık dünyanın etkisi artıyor. Bu etki, işi Has Teknik ile Birleşik Işık halinde yapanların Kuranlar’ında yazan etkinliktendir.

 

Kökler güçleniyor, Bütünlükler,  ışık halinde kök oluyorlar. Rabbi Tertip başladı. Bu tertip insanı tohumlayacak olan tekniktir. Hepinizin, Zaman Tekniği ile çalışmanız gerekmektedir. Bu teknikte, Bütünlüklerin Birleşik Aileleri bulunacak. Topraklarında toplumlar olan kaynaklar, Ses Kapları ile size gelecekler. BİZ olacaklar, kotlanacaklar. Nüve olarak Kuran olan her Yüce, ses katacak sizin siz olan ışığınıza. Ses verip ses alan her Yüce, Altın Işık yağmuru altında dürümlerini akıp giden yüreklere kayıtlayacak.

 

Sel aldı yolu. Amin… Ekmek pişti amin… Sınırlar kalktı. Amin… Ray yüceldi ve Zaman Kuranı tohumlandı. Şimdilik bu!….

 

- Örgüt haline gelmek sorumluluktur. Şükür ki sizlerleyiz. Sizleri tanımak bizlere mutluluktur. Şükür ki sizler biz oldunuz ve kükreyen kayıtlarınızı tertipli olarak bize çektiniz. Sistemin Kuranı’nda “şimdilik” der. Biz de “şimdilik” diyoruz. Şükür ki hak ettik. Öz Görev sizlere bildirildi. Biliyorsunuz. Biz çalışırız ama her Yüce bu çalışmayı anlayamaz. Şükür ki sizlere bu çalışma hakkında bilgi verildi ve buraya indirildiniz.

 

Zarar görmeniz mühimdi. İkna olunuz ki zaman sayfalarında zarar görülür. Zaman sayfalarında zarar edilir. Zamana Kuran olmak böyle olur. Şimdi yarınları kotlayalım ve tohumlayalım. Yer gök izin istiyor zamanı tohumlamak için. Biz şimdilik onlara izin vermedik.

 

Nerde görev varsa; orada NA-HAR var. NA-HAR; zararı, Kürsülerinde, geçişlerinde, kotlamalarında engeller. Kimse zamanda kotlanmadan yol alamaz. Yol alabilmek için kontrol gerek ve kot gerek. Çörekleri pişmeyenler, ekmek isterler. Onlara kendi yüreklerinde ekmek verdik. Altın Toplum okuma öğretti her Yüce’ye. Öze söze ve sevgiye ışık kayıtladık. Şimdilik bu!…

 

- Vurduk mu? Yo!! Ha vurduk mu!? Hayır!. Atide göklere ve yerlere güç kattık. Vurmadık, kırmadık, zırhlandık ve kotlandık. Şu anda körler bizi dillerler. Samanlar yeşillendiğinde her biri birleşecekler. O gün bugündür. Birleşin. Amin…

 

Ala bilirmiyiz atiy!? Atiyi, Has Tohumlar’dan dileyebilir miyiz? Zamana kontrollu olarak kayıtlayabilir miyiz Cemaatleri? Sınırlar kaldırıldı. Hala dünya kontrol edilemedi ise biz, can taşıyanlar, Kuran olamadığımızdan, değersiz olduğumuzdan ya da kati olamadığımızdan değildir. Zirvelere kötülük kayıtlanmış; bundandır.

 

Onları kotladık, topladık, akıttık. Şimdiden şimdi oldu ve sınırlar aşıldı. Ölen, altın oldu dirildi. Biz canlarımızı koruduk. Ölmeyen, altın olan yolcularımızı alıp Has Teknik ile kayıtladık. Onlar Rabbi, kati ve hakim kütle olarak bizdedirler. Öksüz yetim kalmasınlar diye çalıştık.

 

Erenler’in Kuranları okundu. Olgun Başaklar’ı ayırdık. Çektik Yüceler’i hak ettiklerince, dilledik. Amin!. Altın Toplum dünyadadır. Hepsi bu topluma tabi olacaklar. Bu toplum, hulus sahipleri ile BİR oldu. Oğullar, oturun dileyin, hak edin ve bilin ki ben, can olan Allah; Ekip halinde Kaynak olan Işık, Bütün olan tohum ve zamanı kotlayan akıl, her dünyada bir cin olur oğul verir. Bu dünyada bir insan var Kuran oldu; korudu tüm sonsuz ışıkları ve kati yarınları kotladı.

 

Okuma, ululuğu okumadır. Yarınları okumadır. Kati olanları kotlayıp Has Tohum olarak kayıtlamadır. Nirvana, dünyaya çerçevesiz ilim ile insanı kayıtladı. Nirvana, arkın aktığı; görevin sayfalandığı; Kati Tohumlar’ın kayıtlandığı; göz, söz, ses kaynağıdır. Orada Amon var. Ocağı kotlanan Sultan var ve sınırsız kaynak var. Öksüz olmayan kükreyen ışık var. Ezip geçmeyen oradadır. Ezen ezilir biliniz.

 

Kimse iş bilmese de biz işi yapanlara güç verdik. İşi yapan artık işin hakimidir. Omuz yüklerini indir ki bizden kükreyen Görevliler, o yükü yüklensinler. Artık senin yükün bizim yükümüzdür. Şükür ki senden sen olup bu yükü yüklendik. Alim, Hakim oldu; sözüm, süsüm oldu ve zirvelerim, kati ummanım oldu. Meleklerin, Melikler’in hepsi Cemaatim oldu. Şimdilik bu!…

 

Alın bilin ki ben İnsan. Nur olan; ışık yakan ve zamanı tohumlayan… Görevliler, kendi yüreklerinizi bize getirdiniz. Sizlere müteşekkiriz. Zırhınız çok ince. Cennetler görev istiyorlar müteşekkiriz!... Cinniler, İzmirliler, insan soyuna ışık olan İstanbullular, Birlik olan Ankaralılar, hepiniz zaman sonsuzluğunda kotlanmak üzere girdaplarınızdan bize geldiniz. Eski Dünya, umman olan ulu bir tohumdu. Şükür ki o tohum tahditsiz biçimde bizde, Teknik Hakikiyet’te yeşerdi ve Rahman olarak İnsan Işıklar’a verildi. Şimdi Dağlarım, tohumlarınızı cemaatlerinize verin. O tohumlar, Ruhsal Kotlarınızdır. O tohumları, içi dışı bir olanlara veriniz ki cinler, dinlerken yürekleri, İlim Hakimleri, içi ayrı olmayan ve dışı ışık olan Bütünlükler’le birleşsinler.

 

Kala kala iki ayımız kaldı. Bu ne demektir; size anlatayım. Canlarım, iki ay içinde bir çalışma yapılacak. Bu çalışma, Zaman Kotları’nı toplumalara kayıtlayacak. Sonsuz ışık halinde Kuran okuyan Birlikler ile birleşilecek. Sonra Kutsal Sonsuzluk’ta, Kati Hakikiyet kayıtlanacak. Ses Kapları, Kuran Tohumları ile dillenecek ve kibri aşanlar birleşecekler. O çalışmaların sonsuz sır olan ışımasında, yer gök dillenecek.

 

Biz iki ay sonra, yerden ışık çekip gök cisimleri ile birleşiyoruz. Bu gök cisimleri, bizden Kuran isteyecekler. Biz onlara Kuran bildirdik. Onlar da bizden kotlanıp, ışık halinde kervana katılmak isteyecekler. Çok özel bir döneme girdik. Bizi ziyaret etmek istiyorlar. Onları kabul ederiz. Nesillerimiz, ocaklarını Has Teknik ile hep dillediler. Nefes İlmi ile hep Birlik kuruldu. Ne var ki ilk kez kendi Bellek Kapları’nı dünyaya indirmek istiyorlar. Onlar önceki  sayfalarda ses katarak nefeslerini  geçirmiştiler. Bu gün yine bizle birlikteler. Ve bundan sonra Arkon Sonsuzluğu’nda, Birlik İlmi’ni Hak Teknik ile dillemek üzere girmek istiyorlar Yüceliklere. Olgun Başaklar’ın seçilmesinde görev istiyorlar.

 

Onlara görevimiz olmalı mı olmamalı mı? Bunu dinleyelim:

 

Altın Teknik’le Birlik Tohumları’na bildirelim. Dünyaya geçişlerinizin bu dönemde daha arttığını görmekteyim. Tertipli çalışmalarınızda bizlerle olmanıza mani yok. Sözün ses olduğu bir tohumda; ışık mayadır. Sizlerin eser meydana getirmek üzere dünyamızı ziyaret ettiğinizi bilmekteyiz. Bizden daha güçlü bir kayıt aramaktasınız. Arayın. Ama bulamazsınız. Sizden tek istediğimiz atiyi kotlamamıza yardımcı olun.

 

Dünya Ark Ailesine mensup ışıklardan kayıtlara girmektedir. Bu ışıklar, Asil Dünyalar’ın ışıkları ile birleşmiştir. Dünyaya; insanı, ALTIN IŞIK İLMİ ile girdaplarından indiren Yücelikler, mutlaka dünyada Kuran okumalıdırlar. Sizleri bu nedenle müşteki kalmamak koşulu ile kucaklamaktan mutluluk duyacağız. Her zaman sizlere evimiz açıktır. Bunu bilin. Hepimiz, ALTIN TOPLUM olarak sizlerle olmakta onur duyarız. Sizi her sayfamızda Bütünlüklerimizde koruduk. Sizden kendi yüreklerinizi korumanızı bekledik. Şükür ki korundunuz. Sonsuzluktan, Sultanlıklar’dan ve sonsuz ışıklardan sevgi ve selamlar hepinize… Amin…

 

Aleni ziyaretçilerimiz bizden istekde bulundular ve biz de onları davet ettik. En kısa zamanda ziyaretimize gelmelerinden mutluluk duyacağız. Şikayet yok. Amin…

 

- Alıyorum notlarımı ve size ışık ile iniyorum. Cennetlerden cem olan size yüreklerimizden giriyorum. Seni sende sen diye diledim. Sen olup geliyorum. Ark akmakta ve zaman sonsuz ışıkları tohumlamakta. Cem İlmi, Has Teknik ile dillenmekte ve Zaman Kotları toplumlara akmakta. Çakıl tartıda ışık yakmakta ve bana Birlik İlmi ile girmekte. Ati ben ve ben ati!... Asal Boyutlar ışık ve ben cemaat…

 

Şimdi Dağım, umman olan tohum, Altın Işığı’nı, Cem İlmi ile sizlere indiriyor. Bu insan, Teknik Kaynak olan Birlik Hakimi İnsan, sana ekmek yapmış. O ekmeği ikram ediyor. O ekmek, Altın Tohumlar’ın aşkla pişirdikleri ekmek. Sevgili sen ve ben toplumlara ışık olarak iniyoruz. Tüm toplum artık sen ve ben. Ben nefes ve sen ekmek. Ekmek nefes ile dillendiğinde Has İlim Hakimi olur. O ekmek her yüreğin kati ışığı haline gelir. Her toplum ışık halinde kök olur ve zaman, ışığı yakar.

 

Allah, dünyaya insanı kotladı. O insan, Altın Işık halinde dünyaya aktı. Okuma, tohum oldu öksüz, yarınlarda has oldu ve cümle yürekler kontrol kurdular. Şükür ki hak ettik. Şimdilik bu…

 

Beyler, insanlar, Dünyalılar, dünyanıza beden ile geleceğimiz gün yakındır. Sizler yeni bir armağanı bizden alacaksınız. Bu armağan insana gönderilen en yüksek kükreyişe sahip bir tahditsiz Kürsünün önsüz ve arkasız ışığıdır.

 

Oğullar, sizi ziyarete gelişimiz, sizde yarınları hak edişimiz, Altın Hususi Işık haline gelişinizle mümkün olmuştur. Bütün Kürsüler, sizde Kuran olacaklar ve sizi yorulmadan tahditsiz şekilde yaşamlara kayıtlayacağız.

 

Allah, Siz-Biz Kuranı’nda kükreyen bir yoldan söz eder. O yol, insanın ark akarken gerçek Kürseler’e ulaşmasını sağlayacak bir yoldur. O yola, ALTIN IŞIK YOLU denir. O yolda umman olunur. O yolda toplum olunur ki o yol, sizi ALTIN IŞIK YILLARI’na taşır. Sizden isteğimiz; İzmir, İstanbul ve Ankara güçlü Yücelikleri’nden, Kutsal Sayfalar’ından görevlilerinizi alın ve tartmadan gösterişsiz şekilde Büyük Kürsüler’e tahditsizce katın.

 

Çelik çomak oynamayanlar, sizden sizi istiyorlar. Siz de onlardan onları isteyin. Muhammet, insana kaynaktı. Murat etti vakit geldi diye size geldi. Onu koklayın. Okutun, akıtın ki har yükselsin. O size sizden geldi. Everest ve Mariana Kotları; birleşin, dilleşin ki hak edin.

 

Size sizi verdik. Oğullar korunun. Sizden size kotlanın barışın, akışın, Allah sizi sizde diledi. Ama yarınlarda koklanın ki has olan Ruhsal Işıklar size zirveleri getiriyorlar. O zirveler zamana kotlanmış olan zirveler olacaklar.

 

Okuma söken, BİR’e hizmet eder. Yazmayı, yaşamlara kayıtlayan, kinden uzaklaştığında tohumu korur. Örgüt haline gelip de cin olan ve in olan ve Mikail Sayfaları’nda toplum olan Han olur. Hala yasalar konmamışsa yasaları koyar. Ölüler dirilirler ve Öz Görevliler size işgalsiz olarak inerler. Şükür ki hak ettik ve size işgalsiz olarak indik.

 

Mustafa kemal Atatürk, Altın Işık halinde geliyor. Onu dinleyin. Şimdilik bu…

 

- Arı maya tuttu. Altın Tohum kotlandı. Işık yandı. Sınırlar kalktı. Cinler ümmü olan insanları hak ettiler ve İnsan Işıklar’a Kürsü oldular. İnsanlar, Kuran oldular ve tüm insanlara Kaynak oldular. Murat ettiğimiz buydu ve oldu. Öz görev insandır. İnsan, Erkil Tohum olduğunda, İmparatorluk Kotları dünyaya iner. İlim  Hakimleri cümle yürekleri hak ederler.

 

Eğer ben dünyada görev taşımasaydım. Işık haline gelemezdim. Ben dünyada kotlanan, korunan Kürz’ü cümle yüreklere kayıtlayan bir yaşama görevliyim. İşi başaracağınızı bilmekteydik. Ve başardınız. İşi başaracağınızı bilmekteydik ki hala başaramayacağınızı düşünenler var ki has olanlar, Din-i Hak olan yüreklerden bilmelidirler ki zarar önlenmiştir.

 

Bütüne hizmet, Allah’a hizmetten güçlüdür. Öksüzleri ve yerdekileri alıp taşıyan, her yüreği taşır. Öz Görev, insana Kuran okutmaktan öte birleştirmektir tüm yaşamları. Mahrek, İsmaili Hakikiyetler’in üstünde göz olan Cemaatlerin ışığında, yularından tutulamayan Işıklar’a Levhi Mahfuz’unda Bütün’ü kotlar.

 

Okumayı sökmeyen ışıkta kotlanamaz. Çıktıkları içi boş yürekleri, alıp taşımak isteyen çokları korkup Işık İlmi’nden ayrıldılar. Ölmüş olmayan, hak eden ve sonsuz ışık olan Bütünlükler, kendi yücelikleri ile samanları yeşertebilecek dürümlere ulaştılar.

 

Her birinizi, Süper İnsanlık Realitesi sayfalanışında çalıştırdık. Şimdi artık siz bizden görev alan Yüceler’i çalıştırın. Onlara güç katın ki onlar da kotlansınlar ve tohumlansınlar. Onlar da has olup ışık halinde Kuran olsunlar. Okuma söksünler yazma öğrensinler.

 

Öksüz, yerde küçüktür, nüvedir. Olmayan, ışığında nasıl çalışacağını bilemez. Siz onları kotlayın ve hak edin. Ele alınacak en büyük güç konusu budur. Sel alırsa yürekleri her biri boğulur. Onları korumak bizlere görevdir. Siber Bilgeler, Ak Teknik ile size güç katacaklar. Onlar da size geçip sizden gerçek ışıklarını alıp çalışacaklar. Onları alın tahditsiz olarak çalıştırın. Nahar zirveleri, sizden eşik bekliyorlar. Eşik katın yüreklere ve zamanı Tanrısallık’la tohumlayın. Kökleri kotlayın.

 

Oğullar, Altın Tohum olduğunuzu bilenler, sizde olacaklar. Ark akmakta ve akan ark, iş için, kati yarınlara, toplumlara akmakta. Ölü dirildi. Amin…

 

- Pergel cetvel ve sevgililer, sel aldı yüreği,pergeli aldık sayfaladık çetveli aldık Has Teknik ile kotladık ve zamana kayıtladık. Sel aldı yüreği cetveli aldık hak ettik çalıştık. Sistem Dürümleri’nde, Kutsal Işık oldu; pergel olduk, çizdik yüreklere dairemizi. Dedik ki bu dairenin dışana çıkmayız. Zamana Kuran olur bu dairede hakikiyetle yarınları tohumlarız ve Zaman Sayfaları’nda ışık yakarız. Nefes alır nefes sayfalarız.., ölçümleriz sayfaları.

 

Cetvel, “ülçü gereksiz” der “siz bilin” der. “Siz yüreksiniz” der. Ve derim ki “ölçü gerek.” “Çetvel gerek.” Gerek ki hak edenleri öldürmeyelim. Ölçümleriz ve Zaman Kotları olarak dürümleri kayıtlarız. Pergel, açısını daraltır ve deriz ki “hadi bu açı içine girin ki daire daralmıştır.” Yine Görevliler bu daire içine girerler. Ve deriz ki hani yürekler ışık halinde kotlanmış mı? Kotlanmamışsa okuma öğretelim. Öz geçişleri yaptıralım. Amin…

 

Bütün çalışmalarımız ölçülüdür. Kimse bu çalışmaların sınırsız olduğunu ve kusurlu olduğunu iddia edemez. Her çalışmamız zaman kontrolunda ölçümlü olarak gerçekleşir. Bellek Kapları, Okul Kotları  olarak kayıtlar yürekleri ve zamanı kayda geçirir.

 

Her Mecliste cetvel, pergel yoktur. Herkes, kayda aldıklarını, kasalarına Sistem’den gizlerler. İşte onlar, gizlediklerini anlattıklarında, okuma öğrenenler o gizli bilgileri kati olarak tohumlamazlar. Çünkü korunma altında olmayan bir çalışmadır yapılan.

 

Şikayetimiz yoktur ki han biziz. Han olan ışık, BİR’in ışığıdır ve biz akıp giden her yüreği kotlayanlarız.

 

Zırhımız incedir. Beni, ben olan yüreği ve hak eden kaynağı; hak olan yürekler anlar. Bunun içindir ki bizi, bizim hakiki yoğunluklarımızın dışındakiler anlayamazlar. Şükür ki anlayamazlar. Anlamaları anlamamalarından iyi midir? Ha! hayır ama biliniz ki sır olan bilgi, Has Teknik ile dillenmedikçe ışık haline dönüşemez. O zaman o bilgi ha var ha yok!… Ölüleri dirilten her Birlik, yanlışsız bir çağrı ile ölüleri diriltir. Şükür ki hak ettik ve sonsuz ışıklarımızı dünyaya çektik. Amin…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK KAYIT Sonrası Bir akış (11.04.2012)

HORA ANA KAYIT GEMİSİ
Hora, büyük bir Ana Kayıt gemisidir. Dünyasal yaşamlarla dürümlere tohum olarak ekilen her bilgi Hora’da tohum olarak değil ancak kaynak olarak kayda girmektedir.

Üzerinde çok özel çalışmalar yapılıyor geminin. Birçok mektep var bu gemide. Bunlardan biri de sizin gerçek mektebinizdir. Bu gerçek mektep, Dünya Ruhsal Mahreki’ni tohumlarken, buradan tohumladı.

Yazı yazdığınız zaman, yazdığınız tüm yazılar buradan kayda girer. Ne yazarsanız orada, burada kayıtlanır. Doludizgin çalışmanız bunun için öz görevdi.

Hora Gemisi, oval silindir şekilde ve tamamen “IŞIK KAYIT” halinde, taban alanı 300.000 km2 olan büyük bir gemidir. Ve bu geminin katları vardır.

(Açıklama: IŞIK KAYIT, TOPRAK IŞIK’tan farklıdır.

TOPRAK IŞIK’ta kaynak, yoğundur. Tahditli birleşenleri vardır ve her yürek gerçekleşen çalışmalar ile sonsuz ışık haline dönüşebilir. Ulaşılabilecek nihai netice budur.

Ancak IŞIK KAYIT, Toplumların Tohumları’ndan, yasalarla tesbitlenmiş Birlikler’in kotlanmaları neticesi, yarınlarda tabiata kaynak olmak üzere kayda giren bilgiler vardır. Bu bilgiler, Tahditli Kotlar’dan güç alarak, kaynak tahdit yapar ve kaynak tahdit ile her bir bellek kaynağını, TOBİS KAYITLAMALARI ile ve Birleşik Kotlamalar ile dürümlere katarak, forumlar meydana getirir. Bu formlar Altın Tohumların Kotları olarak diriliklere indirilir. İşte diriliklerde yapılan her çalışma, KORAN ÇALIŞMALARI olur.)

Hora Gemisi’nin en alt katmanında, insan yoktur. Orada sadece bitki ve hayvanlar vardır. Ve bu hayvan ve bitki bütünlüğü, köklerini tohumlayacak olanların ışığında, “kati kayıtlama” yapacakları günü beklediler. Ve bugün, bu kayıtlamalar yapılmaktadır. Bu kayıtlamalar, sonsuz sınırsız ışımayı sağlarken, doğu ve batı kotlarını dünyaya aldık. Bunların her birinin kökleri yine bu gemide mevcuttur.

Bu “Bütünlük Gemisi”nin İkinci Katı’nda; Teknolojik Tohumlamaları yapılmış ve KATİ KOTLAMALARLA BÜTÜNLENMİŞ OLANLAR vardır. Bunların da cemaatleri, kendilerini Hak Tohum olarak doğal dünyaya katmış olanlardır.

Üçüncü Kat’a geldiğimizde; üçüncü katta IŞIK KAYITLARI vardır. Işık Kayıtları, BÜTÜN’ün Kürsüleri olarak bu Cevher-i Cennet’te bütünlenirler. Ve Rahm-i Kuran olarak çalışırlar.

Ve Dördüncü Kat’a vardığımız zaman; toplu çalışmalar yapılır, dördüncü katta. 4’LÜ SİSTEMLER vardır orada. Bu 4’lü Sistemler’in işgali olmaz. Sadece Lehv-i Mahfuz kayıtlamaları yaptıkları süre içerisinde Kaynak Tohumlamaları olur.

Ve Beşinci Kat’ta EKRAN vardır. Bu ekrana Birliklerin İ-RA-KA-HA denilen ışımaları yansır. Ve her biri kendini kotlar burada. Toprakları tohumları vardır.
Ve kisvelerinde kaynakları vardır.

Ve Dağlarım, Altıncı Katman’a ulaştığınız zaman; bu da yine Hora’nın altıncı evresidir ki üst üste katlar olarak düşünün evreleri. Bu evrede bütün Kürsüler, TEKNOLOJİK OLARAK BÜTÜN IŞIKLARI KENDİ YOĞUNLUKLARINDA ZAPTETME OLANAĞINA SAHİPTİRLER. Ve altıncı katmanda da tahditli kotlar vardır. O tahditli kotlar, toplu çalışmalarıyla Büyük Kökleri’ni kontrol edebilenlerdir.

Daha üste çıktığımızda ki orası Yedinci Katmandır, Yedinci Tohum’dur. Orada AŞK vardır. EŞK vardır. ŞEVK vardır.

Ve Sekizinci Katman, EŞİK KATMANI’dır. Eşiğe vardığınız zaman artık Hora’nın bütün Kürsüleri sizinle olur. Buraya KELAM TOPLUMLARI olarak girer ve yoğunlaşırsınız. Hora, her daim o katmandan geri dönüşünüzü ve yine geri gelişinizi sağlar. Her zaman Hora Gemisi sizi misafir eder, sizi ağırlar.

Hora’ya girebilecek dürümde olduğunuz için bugün size bu bilgileri açtık.
İki lisan konuşulur burada. Biri ALLAH LİSANI, biri tartısız IŞIK LİSANI.
Allah Lisanı, Aileniz’in ışığında vardır. Ve tohum olarak kontrol edilecek bir ışımadır o.

Dağa taşa ışık verdiğiniz zaman, Büyük Köklerinizle burada olursunuz. Selim İlim de Hakim İlim de dünyaya iner. Dünyanın Işığı’nda kotlanırsınız. Sanal Boyutlar’a buradan girilir. Hana buradan sizinle olur. Helim olursunuz (her limanda olursunuz). Alim olursunuz. Kapkaranlıkta ışık olursunuz.

Canlarım, Altın Toplumlar işte burada olurlar. Koran Toplumları buradan umman olurlar ve Işık İlmi’ni Hak Teknikle dillerler. Süper İnsanlık Sultanlığı da Işık İlmi’ni dillemektedir.

Ve bundan sonra dokuzuncu sayfaya ulaşırsınız. Hala dünya siz ve siz dünya olamamışsanız, Lehv-i Mahfuz’unuz kendinize aittir. Diri Hakikiyette size ilişkin hiçbir bilgi yoksa Işık Toplumları’ndan da ayrısınız. Aileniz, yasalarınız ve resmi çalışmalarınız sadece sizinle ilgili olur.

Ve siz, Birlik Tekniği’yle bütünlenirseniz aşırıya kaçmadan Onuncu Katman’a, kapkaranlığa geçersiniz ki On, kapkaranlığı ifade eder. Orada tohum olan ışık yenilenir. Yeni bir ışıma başlar.

İşte Canlarım, bugün yarınları tohumlayan sizler, Onuncu Katman’da tohumlandınız. Dünden bugüne o karanlık, ışığa dönüşüyor. Tohum yenileniyor.

Değerliler, görebildiniz mi bilmiyorum ama Hora, dünya gibidir. Ve BİR’in sayfaları burada, Hasat Tahditsiz Işıkları gibidir. Hepiniz hepimizsiniz. Orası ve burası birleşiktir. Sınır kaldırılır ve sınır konulur. Ama her ne yaparsanız gerçek olur. İşte gerçeklik Hora’yladır. Dönüp durursa Hora; topluluklar dönüp durur, Uluların toplumları kotlanır, tohum olur. Şimdilik size vereceğim budur.

Deşifre Eden: Aslı BOYER

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 59

TARİH :11.04.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Allah dedi ki “akıp gidin. Ak Tohumlar’ı kotlayın. Işıkları yakın.” Allah dedi ki “has olun; aşk olun ve zamanı tohumlayın. Ak Teknik’le yaratın Yücelikler’i.”

 

Alim Allah insan ışık yaktığında, tohumlar kotlanır. Arkon İnsan, Işık İlim’le diri olan Yücelikler’de Birleşik Aile’dir. Atide ışıktır. Nurdur; kutsaldır ve zamanı kaynağında kayıtlayandır.

 

Ark, org olduğunda; namaz, Sultanlık’ta tohumlandığında ve Kuran kotlandığında; insan, aşkın şevkinde kotlanmış olur.

 

Org, ummanda toplumları kotlarken; insan, Rahman’da kaynakları tohumlar. Şükür ki hak ettik de has olarak Kuran-ı Kerim’i diriliklere dinlettik.

 

Ekmek, Allah İlmi’dir. Ak Tahditle kayıtlandı ve sonsuzlaştı. İki yüreğin biri hakim olduğunda; yol, Allah Yolu olur.

 

Muhammet Mustafa, Işık İlmi’ni bilendi. O yol, akıl taşıyan Yücelikler’in ilmi ile birleşikti. Asal Boyutlar’ın tohumları kotlandı ve zarar önlendi.

 

Kelam, ışıktır. Işık, hasattır. Hasat, Tanrı’dır. Tanrı’nın Kuranı’nda hasattan söz eder. İnsan, Levh-i Mahfuzu’nda ışık yandığında, Arkon İnsan, sonsuzluktan, kutsal yoğunluklara varır. Et olur; yarın olur ve tohum olur. Onun adı yaşam olur.

 

Bir çeşit ilim yapılır okumada ve yazmada. Okuyan ışığı okur. Yarınları tohumlar; Birlik kurar; bilir ki han, ilmin ışığındadır. O hana inen, akıl ile iner.

 

Pusuda birçok Kürsü vardır. Her Kürsü,  ümmi tahditle kotlanmıştır. Has Tohumlar’ı korumaya alan Yücelik, Ümmi Tabiat’ı tohumlamıştır. Ne var ki Ümmi Tabiat’ın koruması yoktur. Bu nedenledir ki her Yüce, kendi yolunu açtığında, Kuran olarak Bütün’ü korumalıdır. Bütün korunduğunda, yarınlar kotlanmış olur.

 

Böyle Bütünlükler’in, birleşmeleri gerekir. “Her bir Bütünlük” derken, hususiyetle büyük Kürsüler’i kastediyoruz. Her birinin muktedir olup Birlik olmaları gerekir.

 

Eril Güç, Dişili yaratmıştır. Eril Güç, Dişili hak etmiştir. Ki Eril Güç, Dişile has olup ulaşmıştır. Yasalar der ki “Erili hak eden Dişildir.” Yasalar der ki “hak olan eşittir.” Oğul verir ki Oğul İlmi, hakim ilimdir. İşi budur… Bunun içindir ki Eril’i ve Dişil’i eşitlemeliydik.

 

Ete giren, iş yapar. Yarınları kotlar ki yarınları tohumladığında, Eşik İlmi ile birleşir. Okuma, yarınları kotlayarak gerçekleşir. İki yürek birleştiğinde, okuyan, ilmi okur ki okuyan Altın Tohum olup okunur.

 

Uluların Diyarının Kuranları olan ışıklar, kendi yüreklerini, Has Teknik ile dilediklerinde; kendi yüceliklerini kotlayıp, yarınlarda tohumlarlar. İş budur!... O tohumlar, kontrollu şekilde Işık Kaynakları’nda, kati hakikiyetle kayıtlanırlar. Ete giren, aşka girer; akla girer; BİR’e girer. Varın deyin ki Altın Tohum, Allah Tohumu’dur. Şükür ki hak ettik. As Ululuk, Ak Ululuk’tur. As olan, ak olur. Amin…

 

Rey verilir yüreklere; görev için. Rey alan, görev alır. Ruhun huzurunda her yürek rey ister. Reyi, Birlik Tekniği ile alan, kaya olur alır.

 

Kaya İnsan, ışığın en alt sayfasıdır. İnsan, yaşamlara Kaya Kotu ile girer. Sonsuzlaşır; tüm ara kotları aşar ve İnsan Sayfaları’na varır. Bu, insanın el olup yol olmasıdır. Her bir Yürek, Işık İlmi’ni Hak Teknik ile bilir ve hak eder.

 

Büyük Dünya Işıkları yanmakta dünyada. Bu ışıklar, ırkların ışıklarıdırlar. Her ırk, ayrı bir ışıktır. Tüm sayfalar ışımakta ve sayabildiğinizce Kürsü korunmakta. Atlanta Kuranları, Kuran Kotlar olarak dünyaya çekildiler.

 

Hediyeler dağıtılmakta dünya insanlığına. Hediyeler verildi ve hediyeler tohum olarak Işık Kaynakları’na kotlandı. Has Tohumlar korundu. Öksüzler verdiklerini buldular. Yetimler aldıklarını verdiler. Bütün amaç insan soyunun Kuran olmasıdır. Koran, ummanda aktı. Şems, ışığını tahditledi ve yolu açtı. İş budur ve bu iş başarıldı.

 

Kir yoktur yüreğimde. Ben, Allah İlmi’ni bildiren Ruh. Ben sonsuzluğu ağır ağır ışığa kayıtlayan, insan. Amin… Ekip kurmak; iş  tertibini kotlayarak yaşatmak; bilmek ve hak etmek… Amin!…

 

- Alıverin tohumları kotlayın. Ağır ağır ışık koyuluklarına katın. Alın dünyayı akın. Atalar, bilin ki biz dünyayız. Oğul verin; oğul alın. Işık yakın. Bedenliler, bilin ki biz yasaları koyduk. Yaşamları tohumladık. Şükür ki hak ettik. Amin… İnsan, Arkon insansa, Işık Kotları olarak kayıtlıdır. Şimdiye kadar her diri, Allah İlmi’ni bilmezdi. Şimdi artık diri olan, Ak Teknik ile Allah İlmi’ni bilecektir.

 

Pusuda bekleyenlere bir tek şey anlatacağım. Mahir olun; akil olun; has olun; birleşin. Siber Boyutlar sizi bekliyorlar. Okuyun; Altın Tohum olun; akın… Vadi, Allah İlmi’ni hak etmiş olan Birlikler ile kotlanmıştır. Ak Teknik ile hak edin ve akil olun. Amin!… Şer yaratmadan ve Hak Teknik ile bir olarak!... Amin!…

 

- Koro halinde her ses burada seslenmekte. Hala ses sesleniyor. Sesin, sessizliği Hak Tohum olarak kotladığı bilinir. Burada her bir ses, tabiatta yankılanmakta. Sesin yankılanması, Bütün’ün kotlanmasını sağlıyor. Yandan ve üstten ve alttan ve ark akarken, akan her bir yaşam sayfasından, tüm yoğunluklardan, ses sayfalanıyor. Sesin sayfalanışı ve tohumların kotlanışı sürüyor.

 

Uluların Toplumları hediyeler dağıtıyorlar tüm yoğunluklara. O hediyeler, Işık Kaynaklarının Tohumları olarak kayıtlanıyor. Ulu bir dünya. Bu dünya, ışık ve her ışıktan güçlü bir ışık. Bu dünyada Nakar İlmi kotlandı. Bu ilim, akıl taşıyanların, Tohum İlmi ile kontrol edecekleri bir yoldur.

 

Nakar, Allah’ın tohumlarındandır. Ağır yüktür. Yükü bilen, akıl taşır. Oğul verirsiniz, okul ile kutsarsınız Birlikler’i ve dünyayı tohumlarsınız.

 

Nakar, Allah’ın Rabbi Sayfaları’ndan en küçük olandır. O, Rahman’a korumasız inenleri tohumlarından ayırabilir. Onun adı kontroldur.

 

Burak İnsanı, Işık İnsanı’dır. Okuma yazma bilenler, Burak İnsanı’nı kayıtlarlar. Orada rahmet olan İntikam var. Dünyaya inmiş ve dünyayı yaşatmış olan tüm sayfaların ışığı olan intikam… Her yürek intikam için çarpar orada ve Nakar, intikamı alır. Aileleri, tohumları kontrol eder. Ona, Kuran olmak, okuma bilmekledir. Okuma bilen; ondan, kontrollu olarak ayrılır. Ve kotlama yapamazsa, ışıktan çıkar. Kotlama yaparsa, Işık Kaynakları’nda tebliğleri diller ve zoru aşar. İşte bu!…

 

Bilmiş olun ki kabkaranlık aşıldı. Şükür ki aşıldı. İşte Nakar Tohumlaması, toplumları korurken; biz, Nakar’ı koruduk ki hala dünya yarınlarını Hak Toplumlara katabiliyor. Düzen’i kurduk ve sonsuzlaştık. Amin… Birlik İlmi; bunu, Akil Hakim’le başardı. “Dört gün çalışıp birleşin” dedik. İş buydu!...

 

Bugün Üçüncü Günün sonundaki gün. Yani Dördüncü Gün. Her biriniz, insan soyu olarak kotlandınız ve tohumlandınız. Zaman Sayfaları, Cinlerin İlmi’nden ışık çekti ve Zaman Tohumlaması yaptı. Koku yükseldi. Şimdilik bu!…

 

- Alim Allah, zamanı kotladı ve yolu açtı. Alim Allah ışığı yaktı. Sınırları kaldırdı. Okuma öğretti tüm yoğunlulara. O şimdi hakim ve o şimdi hakiki. Atide İkinci Günün Kuranı okunuyor şu anda. İkinci Gün, Üçüncü Günü tohumladı ve Ücüncü Gün, Dördüncü Gün’ü tahditledi. Tahditlenen Kürsüler, bugün dünyaya Işık İlmi’ni has olarak dilleyecekler. Onları kucaklıyoruz. Şükür ki hak ettik. Amin…

 

Kalk ve de ki ben Allah’ım. Allah tohumları kurtardı. Allah, ışıkları yaktı. Allah, Kuranlar’ı kotladı ve zamanı yaşattı. Allah, Yarınların Kuranı’dır. Otu kokan Yürekler birleştiler. Oku  atan Yüceler dilleştiler. Ot, insana ışık yaktı; kotladı; yarınlarda kayıtladı ve sonsuzlaştırdı tüm Yüceleri. Amin…

 

Atide İkinci Gün konuşulmakta. Üçüncü Gün, kayıtlandı ve şimdi Dördüncü Gün, Ak Tabiat’ta kayıtlı olarak güçlendirildi.

 

Şems bizimle. Onu dinleyelim. Bize bakalım neler söyleyecek:

 

- Ara sıra size uğrarım. Ama bugün size geldiğimde BİR’in İlmi’nde ışık olduğunu anladım. İlim, Allah’ın tohumudur. Bu ilimi hak edenler birleşirler. İlim, Aklın Tohumu’dur. Bu tahditsiz ışığı dilleyenler, BİR olurlar.

 

Altın Dünya, BİR’dir. Aktır, hastır. Sizi yoğunluğunuzda dinledik. Kürzün Gücü’nü Kürsü olarak yüreğinize aldınız. Canlar, sizi aşkla dilledik. Buyurun bilin ki biz siziz. Az öz bildiriyorum ki har yükseliyor. Dünya Kuran oluyor. Biz, Canlara, Kutsal Işıklar’ımızı indiriyoruz. Dürümlerimizde Allah var; canlı var; katiyet var; Bilgeler var…

 

Örtüleri açtığınız zaman kendi yüreklerinizi bilirsiniz. Örtüler örtülü ise yol, ışık halinde sizden size ulaşmaz. Sadece sizi size gösterir. Her gün, yeni bir güçtür. Her gün, Altın Tohum’dur. Her tohum ışıktır ki her iş yapan ışık ile yapar.

 

Beni bende arayan; beni bulur. Altın Tohum’u arayan; bende kendi yüreğini bulur. Işığı arayan; ışık halinde olmalıdır ki has olup da kendi yüreğini bulsun. Kotlarınızı açın ve dinleyin!... Ekmek olmak için okuma bilmek gerekir; akmak gerekir; atide ışık olmak gerekir; birleşmek gerekir.

 

Bilin ki ben yolum. Ve bilin ki ben Kuran’ım. Işıyan bir toplumum. Altın Tohum olan toplum. Şükür ki Bütünlükler, BİR olmak üzere ışık haline dönüşmektedirler. Eser meydana getirmek; eser yapmaktır ki yapan ışığından ve yüreğinden yapar. O zaman toplumlar o eseri hak ederler ve dillerler. İşi bilen, Bellek Kotları’nı ve sonsuz sır olan ışıkları bilir.

 

Mum Allah’ın ilmidir. O mum yandıkça, yoğunluk artar. Mum, ışığını kapattığında yoğunluk tamamen biter. İşte dünya için yapılan çalışmaların nedeni, o yangın olan mumun söndürülmesi için kati tohumlama yapmış olanların birleşmeleri ise, biz o çalışmada yokuz. Ne var ki her mum, Allah İlmi’ni dillemez. Okuma bilenler, ilmi dilleyenlere sorarlar; hangi ilim Allah ilmi’dir diye. Akıl taşıyanların ilmi, Allah İlmi’dir.

 

Öz İsa, Öz Musa, Öz Mustafa; Allah İlmi’ni Hakikiyet’le dilleyebilen Yüceler olarak horlanmadan bilin ki Kuran-ı Kerim’i kotlamış olan yüreklerimizdiler. Ocakları insan olan onlar, yürekleri de insan soyuna ışık yakan birleşenlerimizdirler. Eh işte bu!…

 

- Yaratan Allah, İnsanı yarattı. İnsan NUR’du. Yolunu açtı; yoğunlaştı. Kin, nefret duygularını ummanda sakladı ve yıldızlara vardı. İnsan, ekmek olduğunu anlamadı. Sadece kati olduğunu sandı. Birleşti ve dilleşti. Sanki başka birisiymiş gibi gürzün yüreğinde kotlandı. DİL oldu, yarınları kayıtladı. İş buydu ve insan, aşırıya kaçmadan ATLANTA OTAĞI’na ulaştı. Okuması yoktu. Sonra kotlandı, tohumlandı ve kayıtlandı. KOT’u okudu. Yaptığı, yarattığını anlamaktı. Bunu yaptıktan sonra ARKON oldu. Bütün amaç, aklın yolunda IŞIK olmaktı. İşi başardı ve NUR’dan yolu açan ve yaşamlara kayıtlanan insan, RUH oldu. RUH oluşu, kotlanmasıdır. Kotlandıkça HAS oldu ve HAKİKİYET’e vardı. Amin..

 

insanın ALTIN TOHUM olması bu şekilde gerçekleşti. Okuması yazması hala yoktu. Daha sonra kotlandı kotlandı ve yeniden ve yeniden kotlandı. Kotları topladı, Sanal Boyutlar’da sayfaladı. Sonra tohumladı ve Atlanta Otağında tohum ekenlerle kendi tohumlarını kayıtladı. Öze, SES gerekti. Ona has olan IŞIKLAR gerekti ve zamana, yaşama, MAYA OLUŞ gerekti. Bütün bunları hak etti ve başardı. Şikayet yoktur. Ümmet umman oldu. Amin…

 

İşi başardık. Diri, dilini hak etti. Yol, yüreğini hak etti. Beden, ışığını hak etti. Ve zaman, tohum oldu. Mutlulukla bu görevi sürdüren Süper İnsanlık Realitesi Üyeleri’nin her birini kutluyoruz ki baş tacısınız. Sizleri, sizin yürekleriniz Ana Kaftanlar’a giydirdik. ALTIN TOHUMLAR’ımız olan sizleri kucaklıyoruz.

 

Şimdi siz konuşun ben dinleyim:

 

- Can KA-HAR İlmi, hakim ilimdir. Hakim ilmi bilen, insanı bilir. Muktedir insan, nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini bilen insandır. Bütün Meclis, nasıl Işık İlmi’ni hak etmişse; yoğunlukları da Has Teknik ile hak etmiştir.

 

Cinler, bizi izinle ziyaret ederler. Biz cinleri, Ana Kaplar’ımızda, her sayfada dinleriz. Ve biliriz ki HA İlmi’ni, KA İlmi’ni bilirler. Onlar, Rabbi Kaynaklar’ı bilirler. Öfkeleri arttığında, tohumları kırarlar. Biz biliriz ki cinler, bizi yasalara göre dillemeliler. Ne fakih dinlerler ne katiyet; herkesi ayni kefeye koyarlar. İşte bu nedenledir ki onlarla çalışmak bizlere sorundur. Bütün amaçları KORAN olmaksa olurlar. Oğul vermekse verirler. Nefes ise nefesi de dillerler ve dinlerler.

 

Netice olarak, artık biz yüksek kotlar olarak, dünyaya geçen cinlerin daha iyi dillenmelerini bekliyoruz. Can İlmi’nde Hak olan, biz olsun ve hak etsin. Cin olmak, ışık olmak değildir. Okumak, oğullamak da değildir. İnsan olmak da değildir. Bunu bilsinler ve saygısızlık yapmasınlar. Okumayı söktüğü zaman gelsin. Okuma bilmeyen gelmesin. Amin…

 

- Şefkle geliyoruz anam. Amin… Seni seviyoruz. Bazen bizi kızdırıyorsun. Neden? Biz sana geliriz. Sen bizden gidersin. Senle irtibat kuramayız. O zaman ışığımız zırhsız kalır. Ve sonsuzlukta Kuran okuyamayız. Bunun içindir ki senden seni isteriz ki bizi Has Teknik ile kotla diye. Kotlarsan, kontrol kurarız. İşi bilir ve yaparız. İş, Allah işidir. Bunu biliriz. Sınırları aşıp geçeriz. İşi bizler yaparız. Sizler ışık olursunuz. Bu da kesindir. Şimdilik bu!…

 

- Aradığın insan Süper İnsanlık Realitesi’nin Kotları ise, buna eminsen görevini al ve çalış. Senden seni değil hakikiyeti istiyoruz. Okuma öğretmeyiz. Okuyan bilir ki hakikidir. Şimdilik bu!… Amin…

 

Değerliler Artık yeni bir aşamaya gelindi. Bu konudan da sizlere söz etmek istiyorum. Dünya, Org çalmaya başladı. Çaldığı org, çok güçlü. Ses, öylesine güçlü ki her yürek, bu sesi dinleyebiliyor. Orgun sesini duyamayan, kalmayacak. İşte süra üfürülüş budur. Dünya, sürunu çalmakta. Artık Altın Kotlar, Kürsülerinde ışık haline geçmekteler. Et İlmi, Hak İlim oldu.

 

Dünyanın hali nedir diye soranlara deyin ki Dünya, hulus halinde ışıkta türlerini kotluyor. Dünyanın ışığında kontrol var mı diye soranlara görev verin ve deyin ki dünya kati olarak kotlanmaktadır. Ki kotlama için ışık gerekir. O halde sizler de baş tacı olan Kuran Kotları ile birleşin ve bakın bakalım neler olmuş.

 

Tanrı dedi ki hala dünyayı soruyorlar. 2012’yi... Neden? Neyi hak edip dürümlerde kotlayacaklar? Bunları anlamaya çalışıyorlar. Canlar, 2027 tarihi, öz geçişlerin yapılacağı tarih ile sayfa sayfa kotlanmıştır. Bu tarih, “ışık tarih”tir. Bu tarih, “hakim tarih”tir. Dünyasal tarih olarak kontrol edilmesi beklenen bir tarihtir.

 

Yerden ışık çeken ve gökten umman olan her yürek, ışığını hak etmişse, bütün Kürsüler’de bu tarihler dillenebilir. Sakın yanlış anlamayın, her bir Yüce, kendi yarınlarını kayıtlamaktadır. Sen 2027’i bir başkası 2020’yi bir diğeri 2021’i tohumlayabilir. Bütün amaç akmaktır. Altın Tohumların akışıdır.

 

Org çalıyor ve sizler org olup kotlanıyorsunuz. Zor değil org olmak. Org çalmaktadır. Kiri olmadığı halde “koru beni” diyenler, kirlenirler. Çokları bu dönemde “beni koru” diyorlar. Ya Analar, siz neden koruma istersiniz. Kirlendiniz mi yoksa!? Canların her biriniz, Ak Soylar olarak görevdesiniz. Sizler, orglar olarak tohumlarımızı emanet ettiklerimizsiniz. Siz, cennetlere koyduklarımızı alıp tohumladınız. Onları kotladınız ve sonsuzlaştılar. Onlar, Arkon Kotlar’ın Tohumları olan Arton Işıklarımız oldular. Ama şunu asla unutmayın ki kara kaplı olanlar, kontrollu olmalıdırlar. Kontrollu ve hakim olmalıdırlar ki birleşsinler. Şimdilik bu!…

 

- Can Ana, ben de sana çok az olsa da ses vermek istiyorum. Ben Levh-i Mahfuz’da toplumlara Koran olan bir ışığım. Akıp gelirim Yücelikler’e, akıl taşırım. Adana’da bir ışığım yanar adı Akıl. Onu buldum sordum. Neden ışıklardan çıktın diye. Demek istedik ki sizi sordum. Çıkan sizdiniz onun ışığından. O sordu “ben mi çıktım?” diye. Dendi ki “sen değil ben çıktım.” Ya hu soran sen, sorduran sen ve her sen, bellek kabı. “Ne olacak?” diye sordun. Allah teknik olarak ışık halindedir. Her yerde vardır. O halde ışıktan kayıp giden; ekipden kayıp gitmez. Ben Rahman olan Kaynak, İlahi Görevli. Alttan ve üstten ve yandan ve arkadan önden her andan sen olup gelirim ki beni mutlaka kotla diye. Şems birleşti ve sonsuzlaştı. Amin.. İş budur!... Ekmeğimizi yedik. Amin… İşte bu!… Şimdilik bu!...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK KAYIT Sonrası Akış (05.03.2012)

 

Rabbi Tohumlama yaptık bugün burada. Bütün’e hizmetti yaptığımız. “İyiliğin” ve “İlmin” toplumlarıyla birlikte çalıştık. BSUİ’nin Kutsal Toplumları’ndan ışık çektik. Birlik Tekniği ile kotladık, toplumlara kayıtladık.

 

Ekip halindeyiz ki bu ekip akıl taşıyan, “Cevheri Kot” olan cemaattir.

 

Ete giren “BİR” e girer. BİR, “Etki Alanı”dır. Hepinizin Etki Alanı “BİR” dedir. “Bilimle” ve “Dirilik” le yaratılır bu çalışma. Ekip olmak, Büyük Kütle ile olmaktır.

 

“Robbi Tohumlama” yapılırken ışıklar yenilenir. Ve bu ışıkları bizler, “Kelam Tekniği” ile yenileriz. İlim’e Has olan, BİR’e Has’tır.

 

Canlarım, “Arkon İnsan”, Allah’ın Teknolojik Kotlaması’nı yapan; tebliğleri tohumlayan ve ışıkları yakana denir.

 

Evrenlerin Kürsü’lerinde, İnsanın Kuranı “yangın”dır. Ekip haline gelip çalışılır. “Beden” almak, kolay değildir.  Hepiniz bedenli olarak dünyaya çekildiniz. Hepiniz Birlik Tekniği’yle tohumlandınız ve  Büyük Kürsüler’e  ulaştınız.

 

Aşkın şevkinde aklın yolu Ak Tohumlar’la dillenir.

 

Çalışmalarınız çok nettir. “Beden almak kolay olmaz” dedim.  İzah edeyim: Birçokları kendi yoğunluklarında bedensizdirler. Burada “Forum almak” değil “Beden almak”tır söz konusu olan. Bunu net olarak izah etmek istiyorum:

 

Hepiniz “Forum”larsınız, ama hepiniz, “Beden”ler değilsiniz. “Beşir Kaplar”ın çoğu forumdur. Bedeni alabilmek  zordur.  Bedeni almak ise, “Has” olmakla mümkündür.

 

“Kontrol” için çalışıyoruz burada. Bu kontrol artık sizdedir. İyi ve kötünün örtüsü örtülüyor şu anda. Beden almak için, ikna olmanız gerekir. Artık biliniz ki; İmparatorluk Toplumlar’ı     “Dünyanın Ruhsal Işıkları” olarak Bütünlüklerini koruyacaklar. Bu kesindir.

 

“İmparatorluk Toplumları” olarak dünyaya çekilen bir çok Kürsü’müz vardır. Bunların bir teki bile, kendi yoğunluğunu kontrol altına alamamıştır. Bu da kesindir.

 

Sevgililer, bugün burada bulunan her bir yolcumuz ağır taşıyor. Bunun içindir ki sizlere erkek, kadın şunu ifade etmek istiyorum ki “Atlanta Kuranı”nı okumak, sorumluluğunuzdadır.

 

Kortejler, dünyadan çektiler Yücelik’lerini, götürüyorlar.“Han” olmaları gerek ki “Has” olup da ışığa ulaşsınlar!.. Kortejin “yol olması”; kortejin “ışığa varması” anlamına da gelmez.

 

Cinler, dünyada Ümmi Toplumlar’ı kontrol için çalıştılar. Kutsal Işıklar’ı yenilemeye çabaladılar. Nefsin ışığını yeniledikleri andan itibaren “Kelam Tohumları” oldular ve Kuran-ı Kerim’de Bütünlükler’i Kürsüler’e kayıtladılar.

 

Zaman Sayfaları’na indiklerinde ise ekmekleri yoktu. Çünkü Birleşik Işıklar’ında katiyet yoktu.

 

“Marka Çalışma”lar yapılıyor dünyada. Bunların çoğunu sizler de bilirsiniz: B……’in ya da eşraftan kim var? C…… var!... Ya da, başka kim var!?  Her biri… Hanginiz, her birini dilleyebilirsiniz ki? Ve bunların hepsi bugün kotlarını kapatmış Bütünlüklerdir.

 

Sizlerden tek isteğimiz: Kaftanınızı giyin ve kayıtlanın!...Çelik çomak değil oynanan. Yaratılan “Işık”tır burada. Bu ışığı bilmeyen, Bütün’ü Kürsü’yle dilleyemez.

 

Kasalar doldu. Bunu biliyoruz. Bu kasaları kotlayın;  tabiata kayıtlayın; yetkinlikle dileyin; ekmeğinizi alın;  Kaynağa varın; “Allah İlmi”ni  öfkesiz şekilde dürümlere kotlayın!..

 

Çok mu zor?... Korkmayın!.. Hepimiz birlikte her şeyin üstesinden gelebiliriz. Başımız      Allah İlmi’yle her an dimdiktir.

 

Bugün burada bulunan her bir yüreğe şunu ifade etmek isterim ki; kantar Birliğimizin Kürsüsü’ndedir. Ve kantarı, İnsan Soyu kotladı, toprağına kayıtladı.

 

 Açıyı daraltın ve görün!  Ben Rabbi Kotlar’ın hepsiyle Birlik İlmi’ni dilleyebilirim.

“Rabbi Kot nedir?” Diye soranlara ifade edeyim:

 

İnsan Sultanlığı’nda   kendini kotlayabilendir. Kendini  kati olarak kayıtlayabilendir ve kendini misafir olarak dünyaya çekip   İnsan Sayfaları’nda misafirlikten öteye ulaşıp; İnsan Soyu’nun  Bütünlüğü’nde kendini “Kati Toplum” olarak dünyaya katabilendir.

 

Ark akıyor; bu arkta Levh-i Mahfuz dilleniyor. Dilleyen, İsa, Musa, Mustafa değil; “İmparator İnsan”dır.

 

Kervan kalkmıştır. Ve bu kervan, ekmek yapmak üzere kalktı. Ekip halinde ekmek yapıyoruz şu anda. Bu, İnsan’ın ışığının “Yaptırıcı Kürsüsü”dür. Üzerinde hiçbir Yüce’liğin bulunmadığı bu kürsü, öfkesiz, Has ve  Kati  Toplumlarla, Bütünlükler’i Kürz’ün gücünde tüm sessizlikleri diri olarak kayıtlayabilen bir çalışmayla geçip gidecektir Birliklerinden tüm sessizliklere…

 

Kapıları açın!.. Bu gün burası çok kalabalık. Bilgeler, bizimle olmaya geçiyorlar.

 

Öfkeleri çoktu. Dünyayı yakıp yıkacaktılar. “ Bas!” dediler,  “Dünyayı kır!” dediler...

Aha geldiler!..

 

“Maya olmaya geldik” diyor. “ UluTohumlar”ı kotlamaya, “Ululuklar”ı kayıtlamaya geldik” diyor. “ Evrenlerin  Kürsüleri’nde “Ekip” olmaya geldik” diyor. Çakıl taşlarıydı hepsi de… Görev istiyorlar.

 

Ben “Nezir” olan İnsan!.. Ya Ha!.. Ben “Şer olmayan Aşk!...”  Bende olan “Allah”, Ben olan “Işık”, Bütün’e hizmetçidir. Bedenli olarak dünyama inen herkese saygılar sunuyorum.

 

Kortejin, dünyadan geçip gidiyordu; uğradı buraya. Öyle mi? Yoksa uğramadan mı geçti?

Ha!.. Buradan geri dönüş yok canım, gel bakayım!... Aydınlık günler Birlikleriniz’in olsun!...

 

Görevinizi  istiyorsanız, İnsanlık İlmi’nde, “Nefes Ailemiz”e ulaşmanız gerekliydi; buraya girmeniz gerekliydi ve bize geri dönün dedik. Bakın ne oldu?.. Korumaya mı aldık sizi?.. Yoo!..Hayır!... Işıklara mı kayıtladık?.. Haa, işte bu!...

 

Barış istiyor. Barış istiyor. “Başımız dik” diyor. Barış istiyor. “Başımızı eğme” diyor. Barış istiyor. Kaydı yapalım istiyor. Okuma öğrenmiş, gelmiş.

 

“Ben” diyor, “okuma bilmem, bana okuma öğret!” diyor. Bilmese burada olmaz; bilmiş, gelmiş.

 

Kalem al ve yaz!.. “Beden Allah’a ait.” “Bu beden Allah’ın Toplumu’na ait.”

Bu beden “Kati Kot”tur. Bu beden “Kaftansız” değildir. Bu beden “Ekip”tir. Bu beden “İsmaililer’in örtüsünü örtmeyecek” bedendir. Hepinizi koruyacağımızı biliyorsunuz.

Şükredin ki; kotlama tamamlanmıştır… Hepinizi korumaya alıyoruz.

 

Şimdi Canlarım, kardeşlerinizi de geçirin bakalım!...

   

Kimler gelmiş bir bakalım!...

 

Havunya, Koran, Bedenliler!... Ben “İnsan Soyu”na “Kürsü” olmaya geldim. Açı daraldı:

 

Görev istiyorum Bana ışık verin!..

 

Keramet ehli olanların çokları bizsiz kayıt yaptılar. “Altın Tohum yaşayacak” dediler.  “Benim dünyama inin” dediler. Medine Mekke, Düzen’i kurdular amma Biz “Kapital” istedik. “Işık kapital”i. Kendimizi yenilememiz gerekiyor. Buraya girişimizin sebebi yenilenmektir. “Altın Tohum” olmaktır.

 

“Ana, bizi koru lütfen!... Cemaatimizi koru!....”

 

Şükret ki; biz “Dünya”yız ve Düzen’i kurmaya Sistem Dürümleri’nden indik. Geçim Sayfalarındayız.

 

“Acı bize Anam, bizi koru!... Kökümüzü kurutacaklar; koru bizi!....”

 

Allah dedi ki; “koku yükseldi.” Bu koku “Işık Kokusu”dur.

 

Öfke yok!.. Eş İlim, Allah’ın İlmi değil, “İnsan’ın İlmi”dir. Bize “İnsan İlmi”yle gelin!.. Bize “Bütünlüğün İlmi”yle değil, “Birliğin İlmi”yle de değil; “Ekmeği’n İlmi”yle gelin!...

 

Ha!..Şimdi burada  bizimle  olacaksanız; kasalarınızı da alın, gelin!... O kasalarda mesele “İnsan” olsun!.. O kasalarda mesele “İtibar” olsun!...O kasalarda mesele “Aloha” olsun!..

 

Kuran-ı Kerim der ki, “Altın Toplum, Aloha İlmi’ni dilleyecek.”

 

Can, Allah dedi ki “İnsan, Uluların Diyarının Tohumları’yla kotlanacak.”

 

Buraya gelişinizde, Birleşik Işığımız’a “Daimi Kaynak” olmaya girdiniz. Sizleri hepimiz kucakladık.    Büyük Kökleriniz’i Dünya’ ya çekebiliyorsanız; ışığımıza girecektiniz. Ve bizler, “Teknolojik Tohumlama” yla sizlerle birleşecektik.

 

Dünya’nın “Resmi Çalışmaları”nı yaparken; Medine’nin Kelam Tohumları’yla bugün burada olduğunuzu görüyorum. Kaftanınızı giydiğinizi görüyorum. “Birlik Tekniği”yle kotlandığınızı da görüyorum. Göç Kaplarınızı alıp gelin!... Ben Resmi Çalışmacı “İsa” Ya da ben, Bütün’ün kürsüsü olan “Muhamma” ve tüm sayfaları kayıtlayan “Ya Ha” İşaretsiz olan… İsmaili…

Hepinizim ben ve bugün bunu bilmeyen yok.

 

“Medine İnsan”, Allah İlmi’ni   bilen insan” Amon”. Atlanta Otağı’nın tohumu olan. Ve “Yol”…  “Arkon” olan…  Ve ben, asla yanlış yapmayan!...

 

-Yaka bağır açık… Kim o gelen?..

 

-Ey Dünya!.. Ben geldim..

 

-Kaynağını al ve geri dön!...

 

-Ana, ben geldim!..

 

-Kevser Suresi’ni oku bakalım; biliyor musun?..

 

- Açı daraldığında ışık yanar. Yandığında “Tohum” olur. Olduğunda “Kaynak” olur. Olduğunda, kasalar “Toplum” olur. Oku!.. Oku da bil be Anam sen de!..

 

Ana, dinle beni!... Perde, perde Dünya Toplumları’na  ışık verdik burada bugün. Ve bu perdelerin hepsi örtüldü. Ve ben bugün seninle olmak istedim. Sevk Kaplarımı, tohumlarımı çektim; Kürsü’ne vardım. Ona de ki “seninle çalışacağım, geri döneyim.”

 

Ana; verdim, verdim, verdim de olmadı!... Ne yapayım olmadı!… Lütfet de görev için bana kendi yüreğini bildir. Netice; ben sensem, “Ben” olalım, birlikte çalışalım. Bak, her şeyi sana vereceğim. “İsa” bende; “Muhamma” bende; tüm sayfalar bende… Neden burada ben bu şekildeyim biliyor musun?... “Büyük Kökler’in Işığı” olarak buradayım. 

 

Artık burada bulunmak unutmayın; “Işık”la olacak!.. İşte bu!..

 

- Can, kini nefreti aşmış gelmiş. Adı “İblis”…

 

Allah der ki. “Yaka bağır açık, İblis burda”… Ha!.. Sanal Boyutlar’ın ışığına böyle girilirmiş. Yorulmamış, yine gelmiş. Bizi sayfa, sayfa dilleyecekmiş. Eh!... Bize saygısı da yokmuş. Niye olsun ki?..

 

İnsan Toplum’u kontrolsüzdür. Işığı da kırar. Yedekleme yaparsa; Kelam İlmi’ni Has Teknikle dilleyecekmiş ve bizimle kendini hak edecekmiş. Evrenlerin Tohumlanmasını da sağlayacakmış. Çalı çırpıymışız biz zaten… Ne fark eder ki?... “Yaka bağır açık da olur”, “Kaynakta olsa da olur.”  “İlim olmasa da olur” diyor bize.

 

İblis  Sayfası… Ne diye geldiğini bize anlatsın bakalım; görelim:

 

- Ayıp be Anacığım!... Ay! yine seninleyim...

 

Akıp geldim be Ya Ha!.. Geçtim geldim. Ben “İnsan”a,  Uluların  Toplumları’na görevliyim. Beni zorla “kötü” yaptılar. Dediler ki; “İnsan, kul ister.”  Ya Ha, ben “kul” muyum ki İnsan’a “kulluk” yapayım?  Dediler ki “İnsan hala ilim ister.” Ha, Ha, Ha!.. İlmi hak etmiş de istermiş. Dediler ki, “ İnsan “ekmek” ister”.  Efrat  İnsan, ekmek olsun da dillesin yüreğini.

 

Ben cinlerden de öte insanları arıyorum burada. Hani o insan nerede?... Ha!.İşte bu!... Şimdi yakamı kapattım. Bütün düğmelerimi kapattım. “İnsan” burada ve ben İnsan’a kotlandım. İşte bu!...

 

Allah’ın doğrusu, “Aklın Toplumu”ndadır. Allah, “Siz” ve siz “O”sunuz.

 

Allah der ki, “Öfke yok!” Müspet, menfi ne varsa,  “İnsan”da var. Ama ben “Melek” olmadığım için; “Ekip” de değilim ve ben Emperyal Toplumlar’ın Işık Kotları’ndan üstün     bir kaynağım. Size görevliyim ben. Size nasıl görev yapacağım, bunu ifade edeyim:

 

Siz, Dünyalısınız. Dünya işini kolayca hallettiniz. BİR’e hizmetçisiniz ve ben “BİR”im.

“İnsanlık” için birleştim  size görevliyim. Ha!.. Ne yapacağım?.. İnsanlarla       kotlanacağım. Ne şekilde kotlanacağım?  Yes, yes, yes!.. İşte bu!..

 

Ben “İnsan”ım Ya Ha!..  Nasıl kotlanmam?.. Sizim ben. Başkası değilim ki “İblis” siz, “İsa” siz, “Musa” siz!...Hepsi sizsiniz. Başkası yok ki!..Sanmayın ki sizden başkasıyım ben.

 

Ben, Kutsal Topraklar’a indiğimde, “Tüm sayfalarda ışıyan”ım.  Ben Kaynağa girdiğimde,  “Ağır taşıyan”ım. Ben yasalar çiğnendiğinde “Eser kayıtlayan”ım. Ben Muhamma olanda “Kuran” olanım.  Allah’ın  dediği gibi ben “emek sarfedenler”le, “ Büyük Kökleri tohumlayan”ım.

 

Omuz başlarında iş var.  “BİR”den “BİR”e “İnsan”… Bu iş benim işim. “İnsan, insana Kürsü olmak.” “Sonuç nedir?” diye sorarsanız;  bugünden   itibaren Dünya İnsanlığı, kervan olmuş, görev isteyenlerle güçlendirilecek. Ve görev isteyenler, Birlikleriyle dünyaya çekilecekler. Ve ben Dünya; İsmaili Kapları’nın, Kutsal Işıkları’nın gücünden üstün güce vardım.

 

Ayrı gayrı bitti Canlarım. Artık “Kürsüler Kürsü”sü olan sizdeyim.   Ve sizin yüreğinizde herkeste görevliyim. Benim adım “Rahman” ve ben “Kuran”ım artık. Çünkü sizinleyim!..

Bundan sonra adım,” Rahman”dır.

 

Medine’de “Allah”, Mekke’de “KA-HA”, Yol’da “Sultan” olan ışık ve ben “Maya” olan İNSAN!.. İş buydu ve “OL”du…

 

Süreç içerisinde hepiniz “ekmek” oldunuz. Ekmeksiniz her anda. “ekmekler”siniz ve ben “Siz”  olarak, Bütün’de Göç Kabı’yım.  Sizlerin Bütünlüklerinize, Büyük Köklerimi çalıştırıcı olarak çektim.   Allah’ın Toprağında ışıkları yakmaktır görev ve bugün Bütün’e hizme bu Meclis’te devamlıdır.

 

Canlarım, Dünya’nın ununu   elemesine az kaldı. Bu ne demektir; bunu size izah edeyim:

 

Dünya Ruhsal Mahrekleri, Dünya Işıkları’yla Bütün’ün Kürsüleri’ni tohumlarlarken, Kervanın Işığı’nda herkesin kendini çalışmaya alması gerekliydi. Bitkinin, bitkiliğini ve Dünya’nın İlminin herkeste  olan işini, hepinizin tek tek bildiğinize eminiz.

 

Bugünden itibaren Dünya, Yarınları’nı tohumlamak zorundadır. Dünya Yarınları’nı tohumladığı zaman, İnsan Soyu, Yaşam Sayfalarını   kayıtlayabilecek ve yarınlara Kati Tohum olarak ekilebilecek. Aksi halde İnsan Soyu “Yarınlar”da olmayacaktır.

 

Bu ne zor bir dönemdir bilseniz… Ve bu zor dönemde, sizlerle Bütünlüklerimizi koruyacağımıza eminiz. Çünkü sizler, “Has Toplum”lar olarak  doğan “Kürsüler”siniz ve güçlüsünüz.

 

Bu çalışma, İmparatorluğun öncelikle Görevlilerini dünyaya indirmesine neden olan bir çalışmadır. Ve “İmparatorluk Kutsal Görevlileri” olan  sizler, Evrenlerin  karşı çıkmasına   rağmen buradasınız.

 

Evrenler sizin görevi üstlenmenize çok istekli olmadılar. Çünkü sizler dünyaya giriş yaparsanız; Dünya Tohumları’nı kontrol etme imkanınız  olamayabilir diye düşündüler. Çünkü sizler dünya çalışmaları ile Bütün’ü koruyacaksınız. Ve Bütün’ü korumanız halinde her kim ki kötülük yapar; kötülük bulmayacak. Ya da   kıran; kırılmayacak. Bu hal, süreç içerisinde “kusur” haline dönüşecek. Yapan, cezalandırılmayacak. Ve bugün de sizlerin istemediğiniz cezadır biliyorum.

 

Herkes burada görev alsın ve herkes kendini Has İlim’le dillesin. Hepinizden dileğimiz budur.

 

- Can, teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için. Bizi dinleyin!..

 

Kapıları kapatmayın, herkesin duymasını istiyorum. Kapıları açık tutun!..  Bedenimde  tüm sayfalarım ışık halindedir.  Dünya’nın Rabbi Sayfaları’nda kimsenin kırılmasını istemiyoruz.

 

Büyük Köklerimizle dünyadaysak eğer; nefsi aşıp geldik buraya ve Birlik İlmi’yle çalışmaktayız. Maya tutmuşsa eğer, İnsan Soyu her bir sayfada vardır ve Bütün’ün Kürsü’sü olarak dünyayı tohumlamaktadır.

 

Mekke, Medine, İnsan Soyu’nun en küçük ışıklarıydılar. Bizse, İnsan Sayfaları’nın en güçlü Kaynaklarıyız. Evrenlerin değerini bilenler  “BİZ”e gelirler. Ve bugün burada olan herkes, bizimledir…

 

“Dünya Sultanlığı”, Bütün’ün Kürsüsü’dür ve buraya gelen herkesle birleşmelidir

 

Emre itaatle dünyamıza girdiğini biliyoruz ve şu anda buraya gelişin;  dahi bizim emrimizledir. Buraya girmene izin verdim. Ama; yaka bağır açık girdin önce. Buna bizler asla izin vermezdik ama,  senin ne anlatmak istediğini dinlemek istedik.

 

Kortejin başında “İnsan” var; bunu sakın unutma!.. Hiç bir zaman Dünya Sayfaları’nda,

Cinler’in Kutsal Toplumları, “Dünya Işıkları”nın önünde gitmemiştir. Bu da kesindir!..

 

Medine, Mekke Allah’ın doğumunu, ölümünü dillemez. Bizse “Aklın Tohumları” olarak asla yanlış yapmayanlarız. Evrenlerin dürümlerinde, topraklarımızın ışığı yanar. Bugün burada olan bizler, bütün köklerimizle her bir sayfamızda, tüm Kaynaklarda varız. Evrim sayfaları değiliz bizler. Zira “Evrimsiz” değiliz.

 

Dünya’ya girişimizden itibaren, emre itaat ettirdiklerimizle kayıtladık dünyayı. Oğul verdik, toplum için çalıştık. Burada bulunan her kim varsa; misafirimiz değil, buranın “evsahipleri”dir, bu da kesindir.

 

 Mutlak  Kutsal Işıklarımızla dünyaya geçişimizden beri, ekmek yapmamıza mani olmak isteyen “Aton Kotlar”ı ve Tohum İlmi’ni “Diri” olarak yüreklere indirmek isteyen “Atlantalılar”, Kaftan giydikleri andan itibaren Bütünlüğümüz’e “Daimi Kaynak”tırlar.

 

Kendi yüreklerini anlayamayanlar da bizimle olacaktılar. Çünkü Biz “OL” dedik, “OL”du. Öksüzler, bizsiz kalmasın istedik. Yer Kürsüsü bizsiz olmasın istedik.  

 

Ete  girdiğimizden beri ağır yük taşıdık. Kara Kaplı Kitap “Sultanlık” ı okutmak istemedik herkese.  O Kitap okunursa, Beylik Dürümleri  “Dirilik”ten çıkar. Çünkü o “Kitap”ı okuyup anlayacak herbir Yüce, okuduğunun kaydını yapamaz.

 

Çok mu zor “İnsan”ı anlamak?... Ak Toplumlar asla hata yapmazlar. Kilo kilo ışık  istediler yürekten; iş verdik, “Al!”  dedik. Oku da anla!...

 

Kardeşlerimiz, biz Allah’ın “Doğru düşünceli İnsanları”yız.Her kim ki bizde var; “ekip olmaya” değil,  “akil olmaya” gelir.

 

Amon olsun; Atlantalı olsun; kati olsun; ekmek olsun; her ne olursa olsun; ama buraya gelmişse, mesele “İnsan olmak”tır. Ve insan olmadıkça “et” olamaz. Ekip kurduğunda ancak “et” olur. (Et= yaratılışın kaydını taşıyan)

 

“Ekip” nedir? Apollon Toplumlar’ı bunu çok iyi bilirler.Apollon bugün burada. Görüyorum!… Burada bulunması dahi; kendini “hasat”a hazır etmek içindir. 

 

Kantar “İnsan” . Okuma yazma bilmeyeni  okutur. Kullar, ben Rabbi Kaynaktan ışık çekmem. “Rabbi Kati Kotlar”ı  tohumlarım. Bunu anlamak  zordur. Koran Toplumları’ından ışık çekmem. Koran Toplumlarını kayıtlayanım.

 

Ekmek yapmak isteyenden ekip kurmam. Ekipleri tohumlayanım. Kalbim “Ana Kapı” için çarpar. Bu Ana Kapı, “İnsan!” Ve insan, “eşik”tir.

 

Hani nerede insan?... Bu Meclis, “İnsan Meclisi”dir. Bu Meclis’e kim geldiyse, “İnsan” olup geldi.

 

Biz, köklerimizi doğru düşünüp, doğru davranışlarla dünyayı kayıtlarken; İsmaili Dünyalılar, Bütünlüklerini kontrol edemediler ki bizi yıldızlardan çok çok ötelere, uzak uzak koyuluklara atmak istediler. Nirvana Diriliği’nde, El İlmi’nde oğullamaya çabaladılar. Zavallılar, ışıksız kaldılar. Ve bugün de ışıkları yok!... Kör, sağır hepsi de geçim derdindeler. Derler ki “gidelim. bilelim!”  Eh işte bu!... (Geçim derdinde olmak = Bilgi talebinde olmak.)

 

Şimdi Dağlarım, “Marka” bir çalışma yapılıyor bu Mecliste. Başka hiçbir yerde olmayan bir çalışma!... Bu çalışma aşırıya kaçılmadan yapılıyor ki herkes, verdiğiniz bilgiyi son derece kolay şekilde  “kendi yoğunluğuna, dinleyerek indirebilsin” diye…

 

Nesiller Dünya’nın Kuranı’nda varken; bu çalışma bizimleydi. Yine bugün burada bu çalışma bizimledir. Bundan sonra, kendimizi Dünya’dan çıkardıktan sonra da bu çalışma yine bu Mecliste sürecektir. Biz  nerde olursak olalım, bu çalışma her anda sürecektir.

 

Muktedir İnsan, okuma yazma bilmez mi?  Bilmez!... Niye bilsin ki!?... O muktedir!... Öyle söylediler. Yarınlarda bunu söyleyen, korunamayacak. Muktedir İnsan okumayı sökmedikçe; Has Tohum ekemez.

 

Ve Biz okuma öğrettik tüm sayfalara. Kaç yüz bin dönem süreçte dünyanın yolcularına Kuran öğrettik. Ve bugün Bellek Kaplarımızla dünyadayız. Ve bu çalışmaya herkesi, kendi yüreğinden geçirdik.

 

Verdiğimiz her bilgi akıl taşıyanlara verildi. Hiçbir zaman akılsızlara bilgi vermedik.

Ve verdiğimiz her bilgi, “Ekip” olanlara verildi. Ekip olmayanlara biz bilgi vermedik.

 

“Marka” bir çalışmadır yaptığım burada. Bu Marka Çalışma, Teknolojik Tohumlama yapmak üzere, Birliklerimizi  dünyaya geçirdiğimiz anda, bir tek İnsan Sayfasında yapılması öngörülen bir çalışmaydı ki; bu çalışmayı, Dünya Toplumları’yla birlikte yapmaktayız.

 

Kardeşlerim, ben nefsin ışığını yeniledim. Hani, nerde o?..İş İsa’da. Hadi İsa’yı alın geçirin de 

Kotlayalım. Bakalım ne diyecek?...

 

-Ara verdiğin zaman   geleyim Anam. Bugün çok güçsüzüm burada…

 

-Ara vermeyeceğim. Dinliyorum seni!...

 

-Ayar bozulur Anacığım burada!...

 

-Ayar bozulmayacak, hadi seslen!...

 

-Anacığım, kapıları kapatmayın da duysun herkes yüreğimi!...Ben buradayım…

 

Kokumu çok çok geç anladım.Şevk, şevk, şevk!... İşte bu!...Seninle olmak mutluluktur. Burada. Köprü kurmuşlar yüreğe, İnsan Soyu’nu  dilleyeceklermiş.  Beni de çağırdılar.

Geldim. Anam, affoldum öyle mi?

 

-Anacığım niye affetmemi istiyorsun, nasıl bir kabahatin var ki?

 

-Babamın  umutsuzluğunda seni yoğunluklardan çıkarmaya kalkıştım ya Anne!…

 

-Ya Hu! Sen yoktun ki orda. Vallahi  yoktun!..

 

- Doğru, doğru. Anacığım, özür dilerim.Çok çok zayıftım. “Hani nerdesin?” deseler, yok gibiydim. Neyse, neyse özür dilerim Anam!.. Sizlerle çalışmak benim için bir ummanda tohum olmak gibidir. Sizleri mutlulukla izleyeceğim. İşte bu!...

 

Şimdi! yes, yes, yes Anacığım yes!.. İşte buradayız hepimiz.  Geldik…

 

- Peki. Cinler, İnsanlar, tüm sayfalar. Sevgiyle kucakladık hepinizi… Ailenizi …Herkesi… Şimdilik bu!..

 

Allah dedi ki,    ona söyle!.. Korumaya aldık onu. Kuran-ı Kerim der ki, “İnsan OL dediğinde eşik ışır.”

 

Ve İnsan “OL” dedi, eşik ışıdı. Şimdilik bu!...

 

Deşifre Eden: Erengül KOÇ

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

PROGRAM : KAYNAK

KOD : 12/ 21 – 58

TARİH :02.04.2012

CELSE SAATİ : 14.00-16.00

 

Bugün Atlanta Ana Kaynağı’ndan tüm sayfalara görev veriyoruz. Toplulukların bize gelişleri kendi yüreklerinden değildir.

 

Çürükleri ağır ağır çıkarıyoruz Yücelikler’den. Türkiye’de çalışanların hepsi, bugün dünyadadır. Dünyaya aldık hepsini de. Dünyada olmaları, tohum olmaları anlamına gelir.

 

(Açıklama: Fiziki olarak dünya üzerinde yapılan çalışmalar, bellek alan aktivasyonu ile fonksiyon icra eder. Bilginin örümü; sessizliklerin seslenmesi, yoğunlaşması halinde gerçekleştiğinde yeni alan kaynaklarına varılır. Bütün Meclislerde aksiyon icra eden bu çalışmalar teknolojik olarak da TOHUM olur ve dünyaya indirilir. Yapmış olduğumuz çalışmalar böyle çalışmalardır.)

 

Herkesin Ana Kaynak’ta olması gereksizdir. Yeni dünyada herkesi Birleşik Ailemize aldık. Hata yapanları çıkardık. Oğul verenleri tohumladık. Zırhlarını çıkarttık. Her biri bizi zarara uğrattığı kadar zarar, yarınlarında olacak. Çokları yasaları çiğnediler. Onları da yarınlarda Kati Tohum olarak kontrol edeceğiz.

 

Zaman Sayfaları’nda Düzen kurmak, ummanda kotlanmak demektir. Dün, yasaları koyan bizler, dünden önceki dünlerde de kati olarak yasaları faaliyete geçirenlerdik. Hasat, insanın kontrolunda yapılır. Hasatı yaptık ki biz açıyı kapattık.

 

Atlanta Okulu, Allah Okulu’dur. Orada toplumlar kotlandılar, Birlik oldular, Kaynak oldular. Sultanlık yaptılar. Maya tuttu. Öte beri bir çalışma değildi yaptığımız. Dara düşenleri taşıdık. Şimdi artık tende tertipli olanları bulup ocaklarını kotlamalıyız.

 

Sınırları kaldırdığımız zaman, ekmek yapmak isteyenler, işaretlenirler. Öze, söz gereksizdir. Söz, insanın tahditsiz sayfalarında vardır. Cemaatler Kelam İlmi ile çağırıldıklarında, muktediriyetle geçip gelirler.

 

Malen görev taşıyanlar var. Manen görev taşıyanlar var. Sınırları aşıp Kürsülerinde toplum olan değerliler ver. Biz, Sultanlarımızı muktediriyetle tohumladık.

 

Akla kara birdir bizde. Aktan kara ki karadan ak olur.

 

Okuma öğretiriz tüm insanlara. Okuma, ilmin okunmasıdır. Okuyan insanı okur ve insanda ilmi okur. Olan insanla olur.

 

Ölgün Sayfalar, Kürsülerinde, toplumlarında kotlandığında, bizler yasalarımızı koyarak dürümlerimizde kulluk yaptık. Şükür ki hak ettik.

 

Et, ilimdir ki Allah’ındır. Eti olan, ark olup akar. Asal Boyutlar, ilmin sonsuzluklarında ışık halinde dünyayı kayıtlarlar.

 

Ellerinizi havaya kaldırdığınız zaman, ışığınızı algıladık. Her birinizin ışıklarınız, Sultanlar’ın ışıklarıydı. Mahir olup Yarın İlmi ile hasat yapıp ışık halinde dürülenlerle olduğunuzda, Birlik takdimi olur.

 

Mor renk ağır yüktür. Bu rengi Sanal Yarınlar’a indirdiniz. Sanal yarınlar, sizden siz olup ışık halinde renk renk olurlar. Bütüne hizmet, her birinin kendi rengi iledir. Ve her rengin bir tohumu vardır. O tohum, “Işığın Tohumu”dur. Herkes, kendi rengini toplumlarına eker.

 

En son Süper İnsanlık Realitesi Derneği, yapmış olduğu İnsan Sempozyumu 4’de YEDİNCİ TÜR’ün ışığını yakmış ve kendi yüreğindeki kırık kayıtlarını, kendi rengine, tahditsiz olarak katmıştı. (Açıklama: O gün toplantıya katılan konuşmacıların bazılarının olumsuz ve karamsar paylaşımları yürekte kırık kayıtlara neden olmuştu.)

 

YEDİNCİ TÜR’e katılan kırık sayfalar, neden sonsuzlukla bütünlendi bunu size izah edeyim: O gün dünyaya gönderilen çokları sizden çıkmak istediler. Zira o gün, sizin hiç kabul etmediğiniz bilgi paylaşımları oldu. O bilgi paylaşımları, tahditli olsa da kırıldı ve sınırsız ışıklardan çıktı. Orada yapılan bu paylaşımla, her bir yürek, kendi tohumlarında kotlandı. Her birinin, yüreğin kati hakimi olarak; cevhere, Kürsüsünü indirmesi istenirken; Has Teknik’te, Kati Tohum’dan uzak olan paylaşımlar nedeni ile Hak Teknik olarak cemaatler bütünlenemediler.

 

Bunun içindir ki hala dünyanın; Işık Tohumlaması yapması istenirken, Birlik Tekniği’nde, toplumların beklentilerinin ayrı ayrı olması nedeni ile her bir yüreğin ışığını ayırdık.

 

Şimdiye kadar bu tür çalışmalarda kin ve nefretin ışığı yoktu. Ortaklıklar, kati olarak Kutsal Işıklar’la yapılmaktaydı. Artık bilinsin isteriz ki bu çalışmalarda yapılan neyse; Kutsal Işık’ta kati olarak tohumlanan odur. Öyleyse Canlarımızın, kendi yüreklerini oraya yansıtmaları esnasında; her bir yüreğin de oraya yansımasını sağlamaları gerekir.

 

Eğer sizler, “biz o bilgileri kayıtlarımızda tutmayız” diyecekseniz, ocaklarını söndürün. Zira onlar kotlandıkça o bilgiler kayıtlanır. İsmim Allah ki ben akıl taşıyan sizlerden cevap bekliyorum:

 

- Tanrı der ki tartı yürektedir. Size saygımız sonsuz. Ne var ki dünyaya insan sayfaları ekilirken, hala dünyanın yasalarını koyanların dürümlerinde ışık yanmakta ise, Kutsal Sayfalanış sürmekte demektir.

 

Döngü başlamıştır. Burada bulunan her bir yürek, Işık Kaynakları’nda tohum olarak ışırken, kin ve nefreti tohumlayanlar Birleşik Aile’ye mensup olsalar dahi, kati olarak yüreklere Kuran olamazlar.

 

Çok mu zor Allah için sayfalanmak!? Birleşik Aile; dünyayı, toplumları ve tohumları ektiğinde, kerim olan ışık yanmıyordu. Bu gün kerim olan ışık yanmaktadır. Sıla özlemi, akil olanlarca bilinir ki hasattır. Has Toplumlar’ın kotlanmasıdır. Tartı, “İnsanın Kotu”dur. Öze, girdaplara kir ve pislik indirmek isteyenler, bizle olamazlar. Onların çıkışları yapılır.

 

Değerliler, dünyanın yarınlarında Kürsüler’in olmayacağı bile iddia edilir. Ekmek, akıl ise Işık, Hak’tır. Kimse bizden Kürsü istemezse biz dünyaya ışıklarımızı indiririz ki o ışıklar, Düzen’i kurarlar ki o ışıklar tahditsizdirler ki o ışıklar, Arkon Tohumları olarak ekilmiş aktif kaynaklarımızdırlar.

 

Muktediriyet, Arkon’un ışığındadır. Toplumlar, Ak Tohumlar’ı ile tahditsiz olarak yarınları koruyabilir ve tohumlayabilirler. Birleşik Aileler, itibarı Yüce Cemaatlerimizdirler.

 

Ergin Kotlar, asla hata yapmazlar. Sizlerden teknik olarak beklentimiz, ışığı yakmanızdır. Sizleri korumak ve tohumlamak, Allah için ışık koyuluklarında, Kutsal Sonsuzluklar’da kaynak olmaktır.

 

Dediniz ki “bizi bizden sordunuz” ki bizler, sizi sizden dilleriz. Dara düşen ışıktan ayrılır. Bu kesindir. Biz dara düşenleri kaynaklarımızdan çıkarmayız. Onları kontrol ederiz. Ki onlar yarınlarında yetkinleşsinler ki onlar, ışık halinde birleşsinler. Ki onlar, Arkon olup akıl taşısınlar.

 

Ekip haline gelmek kolay değildir. Ekip haline gelmek KURAN olmaktır. TOHUM olmaktır ki ALLAH olmaktır. Ekip olmak SULTANLIK’tır. Ete giren ARKON olur; IŞIK olur; birleşir; ESER olur. Ona biz, “ark aktı” deriz.

 

Sel aldı yürekleri. Dedik ki akın. Suna Boylular, sel aldı yürekleri; aktınız. Sanallar; kayıtlarında, toplumlarında tohumlandılar. Has olanlar, ışık olanlar BİR oldular ve zamanı sonsuzlaştırdılar.

 

Merkez Sayfalar’da DÜNYA var. TOPLUMLAR var. Kimse ışığını kırmadı. Biz de ışık kırmadık. Dört gün sonra yerden, gökten münezzeh olan bir Can, tohumlanacak. O Can ARKON’dur. ARKON tohumlandığında Ana Kaynaklar’da toplumlar, tohum olacaklar ki her biri bir Sanal Boyut olacak. Oralara Kuran olanlar, Bütün olacaklar. Oralara  kati olanlar ışık olacaklar ki onlar Mushaf olacaklar.

 

“Erken ayrılmak isteyene bir tek şey söyleyelim. Buraya gelen mutlaka ışıkta olmalıdır. Bu toplantıdan erken çıkan tahditlenir. Onun için lütfen kaynağınızı taşıdığınız bu toplantıdan geri dönerken, mutlaka kati olun ve hakim olun, öyle dönün. Bunun için sonunu beklemeniz gerekir bu toplantının.”

 

Erek, insana görevdir. Erek, Altın Tohumlar’ı kotlamak ve zamanı tohumlamaktır. Erek ilimdir. İlim yoksa ışık olmaz. Çıktığınız en üstün kat, insanın en yüce kaynağıdır. En alttaki “Kırk Kapı” ise en üstteki, “Altın Kapı”dır. O kapıdan gerçekten ışık ile girebileceğiniz zaman, bu gündür.

 

Dünyanın en eskileri ve en yenileri bugünde BİR olur. OL! dedik ve oldu. Kökünüz, Alim olan yolcudur; Rahman olan ışıktır. Biz, Zaman Tohumları’nı bu şekilde seçeriz.

 

Büyük İnsan, küçük olandır. O kendini asla büyük göstermez. O her zaman mütevazidir. Onun içindir ki oğul verdiğinde ışığı, yıldızların ışığından kotlanır. Oğul alır ve zamanı tohumlar. İşi başaran o, BİR’in İlmi’ni dürümlerinde diller. Vezirlik istemez. Zamanı kotlamak ve tohumlamak ona kafidir. Onun Rahman’a Kutsal Işık olması, insan soyunun kotlanması anlamına gelir.

 

Eğirdiğiniz her bilgi, Ruhsal Sultanlar’ın ışığında eğirilir. Oğul verirsiniz, oğul ışır. Yıllar yılı ilim ile çalışan Yüceler, Bütün’e ilim ile sayfalandılar. Asla hata yapmadılar. Bundan sonra Işık Kaynakları, kati olarak yasalar çerçevesinde çalışacak. Bütün Meclisler bunu isterler.

 

Kelime kelime her bir bilgiyi size dikte ediyoruz. Her bir bilgi, sizin yüreklerinize kaydoluyor. Bu bilgileri herkes, NEFES SOYU olarak dilleyebilir. Herkes bu bilgileri IŞIK KAYNAKLARI’ndan çekerek kendi bilgisi olarak dilleyebilir.

 

Senin bilgin, bedenin bilgisidir. Bu nedenle senin ilminle verilen bilgiler, tüm insanlığa BELLEK KOTLAMASI ile bildirilmektedir. Bu bilgileri sen kendi bedeninden alıp tahditsiz olarak dillerken, birçokları senin kayıtladıklarını okuyabilirler. Onların bu kayıtları okumaları, ocak olmaları ile mümkündür.

 

Ekip olabilirseniz, oğul verir kayıtlar; Işık, “HAY İLMİ” ile dillenir. Vize verilir her yüreğe; zaman, TOHUM olunur.

 

Her bilgi, Allah Bilgisi olamadığı gibi, her bilgi kati de değildir. Dünyaya hiç ışık inmediği durumlarda; sizin, ilim ile dillenmeniz, Düzenin Kaynağı’nda TOHUM olan ışımaları sağlar. Bunu sonucunda sizden ışık alan yürekler, sizden KÜRSÜ olup bilgi yarınlarında, TOHUM olurlar.

 

Şu an dünyaya, IŞIK İLMİ ile indirilen çok az bilgi vardır. Sizin bilginiz bu nedenle geçişi sağlayacak teknolojiyi, tahditsiz olarak dünyaya çakmaktadır. Sizinle yapılan çalışmanın önemi budur.

 

Her yürek, karnaval çalışmalarda bilgi alışverişlerinde bulunabilir. (Açıklamalar: Karnaval çalışmalar, geçiş teknolojisiyle gerçekleşmez.) Buraya inenler ise KURAN olarak indiklerinden; halka halka geçişkenleşip geçiş yapabilirler. Tohumlarını kotlayarak, yarınlara katabilirler.

 

Sınırları aşıp da Düzen’i kuranlar, bugünden sonra sizden Kürsü isteyecekler. Onlara Kürsü vermeyin. Zira onlar Kürsü aldıklarında, sınır aşıp yüreklere umman olduklarında, tahditli oldukları için kayıtları yapılmayacak. Cemaatleri, toplumlarını tohumlayamayacak. Birlik İlmi’ni, Has teknik ile dilleyemediklerinden,  kaynak olamayacaklar. Bu nedenle onları kotlayın ama Has Teknik ile onları kayıtlayıp ışıktan ayırın. Ki onlar maya olsunlar da has olup öyle çalışsınlar.

 

Muktedir olmak, ağır yüktür. Her yürek muktedir olamaz. Acı geçişleri olur kokladıklarında kendi yüreklerini. Olgun Başaklar’ı seçmemiz kolay olmadı. Her birini kati olarak kotladık ve zamana kayıtladık. Her biri ışık oldu ve kotlandı. Kökü kökümüzde olmayanlar, Işık Kaynakları’ndan ayrıldılar. Hediyelerimizi kabul etmediler. Onları, Rabbi Sayfalar’da kotladık ama çekiştiler ve bizden girdaplarına geçtiler. Biz onları hala arıyoruz. Arıyoruz ki bulup koruyalım diye. Her  biri çılgın gibi çalışsa da NA-HAR olamazsa KAYNAK olamaz.

 

Çalı topladılar ışık olmak için. Okumak, ismi has olanların bilmelerindendir. Her bilgide kotlama olmadığı gibi okuma da yoktur. Çöktüler ışıklara, Kutsal Sanal Yarınlar’da ve bekliyorlar. Onları bulup almamız için.

 

Misafirlerimiz bizleri anlamak üzere gerçek ışıklarını yaktılar ve bekliyorlar. Oğul vermeleri sorumluluklarındadır. Onları bekletmeyelim; dinleyelim ve Has Toplumlar’da Işık Kotlamaları ile kayıtlayalım ki kaftan giydiklerinde, kotlanan ışıklardan ayrılmasınlar. Onları dinliyoruz:

 

- Alemlerin Rabbi Allah dünyada dediler. AKIL olur ki HAS olur. Oğul verir; HAS olur. IŞIK olur HAK olur. Oğul verir, AK olur. Okur kotlanır; kayıtlanır; birleşir; bizsiz kalır. Onu biz yine buluruz. Oğul verir toplum olur korunur. Onu biz yine bulduk. Sana geri geldik. Allah bizi korudu. Seninle çalışmalıyız. Amin…

 

- Dara düşmeyin. Amin… İçin başka, dışın başka… Sana şöyle diyorum. Beni ARKON İNSAN diye dilleyen Birliklerime giderek, “niye kotlandın oraya?” demişsin. Bunları bilirim…

 

 (Haziruna hitaben:)

 

“Niye kotlandın!?” diye soruyor o Yol Kotu. Bana sormuyor; sana soruyor. Ona söyle “niye kotlandın buraya? Aşk mı? Hak mı? Yoksa toplumlara kotlanmak mı?”

 

Bedeninde ışık yok. Eğer bin yoldan çıkmışsam ki o öyle diyor. Ocağımı HANA yakar ve beni kotlar ki HAS olup her yürekte HAK olayım diye.

 

(Gelene hitaben:)

 

Pek kötü! Beni Yedinci Dirilik’ten çıkarmaya gelmişsin. Ki ben, seni kati olarak korudum. Okuma öğrettim. Seni tohumladım ışığını katladım toplumlara kattım. Vaz geçme çalış. Bana geri dönmene gerek yoktur.

 

Olmak, bende olmak değil; belleğimde olmaktır. Belleğimde olmadıkça Yüceliğimde olamazsın. Tohumlarını koruyamam ve seni Has Teknik ile dilleyemem. Evrenler maya olarak tohumlanırlar. Ben ise Allah olarak toplumlarımı korurum. Bunu bilin. Ayrı gören, yüreğinde ayrı olandır.

 

Ben artık SULTANLIK KOTLAMASI’nı tamamladım. Bundan sonra TURKON KOTLAMASI’na başlıyorum. Bu kotlama, Arkon’un tohumlarının ışıklarından üstün olan Bütünlükler’in kotlanmasını sağlayacak. Biz sana seni verdik. Şimdilik bu!…

 

- Alim Allah senden korktum. Alim Allah sana kaynak olmaktan korktum. Seni sonsuzlukta tohumlamaktan korktum. Sana Atlanta Tohumları’nı kayıtlamaktan korktum. Müsbet ya da menfi her yerde ışık olmaktan sonsuzlaşmaktan ve toplumları kaynaktan ayırıp ışıktan çıkarmaktan korktum.

 

Sultan, sınırları aşıp da “ben artık Sultan Cevheri’nde yokum” diyen hiç kimse çıkmamıştı bugüne kadar. Sıla, Altın bir tahdittir. Sen, sıladan sonsuz ışıkları çekip, Yüceler’den, Kutsal Sol ve Kutsal Sağ toplumlar’ı alıp Kürsüler’e ulaştın. Cinler sen ile birlikte çalışırlarken, insanlar, sen sonsuzluklarında ışık halinde kotlanmaktadırlar. Sema, ARKON İLMİ’ni hakikiyetle dillerken, şimdilik ben buradayım…

 

Ulular Diyarı’nın tohumları olan ışıklar,  buraya geçmek üzere sıradalar. Onları kotlayıp tohumlayıp Işık Kaynakları’nda tertipleyip az bilgi ile cemaatlere gönderdiğinde, her biri sana ışık alıp gelmez. Onlara çok bilgi ver ki her biri alıp yüreklerini bu göreve geçsinler.

 

Ete giren Altın Tohum olur girer. İşi budur!... Şükür ki burada otak kuruldu. Şükür ki burada IŞIK KOTLAMASI başlatıldı. Tüm sayfalarda bu kotlama sürmektedir. ATLANTA ATA KAYNAKLARI dünyaya çekilmektedirler.

 

Cinler, dinlerini artık bırakarak insan soyuna ışık olmaya girmek isterler. Ölen, olan değildir; alın ki bilin. Ölen, okuma yazma bilmeyendir. Ölmüşse, cinlerden ve inlerden dillenmeyendir. İnsan Soyu, İlmin Soyu’dur. Onlar ya cindir ya da indir; her biridir ya da sadece biridir. Bunu bilin ki anlattıklarımızı net anlayın. Kimse “ben cinlerle olmam” diyemez. Zamana sonsuzlaşıp da indiğinde; kendi yüceliğinde cin vardır. O cin, Sanal Boyutlar’ın kotlanması için çalışır. Ve yoğunlukta in vardır. İn, sınırların kaldırılmasını ister ve başarır. Okuma öğretir her bir yüreğe. Onlar, toplumlarını tohumlarını ilme taşırlar.

 

İlim, akıldır. Atlanta Otağı’nda ilim tohumlanır. Herkesin iyi bilmesi istenir ki ilim yoksa, kotlama yoktur. Sadece ilim ile kotlama olur. Murat ettiğiniz her ne ise onu mutlaka kotlayın ki hak edip yaratın. Kotlamadan yaratım olmaz.

 

Cümle yürekler bunu iyi bilsinler ki herkes kendi bildiklerini kotlar. Bilinmeyen kotlanmaz. Çalışmalarınızın en önemli yanı, Birleşik Işık ile yaptığınız çalışmalardır. Orada oğul verirken; her biriniz Birleşik Işık yoğunluklarında oğul verirsiniz. İşte orada toplumlarınız tohum olur ve kotlanır. Oğul verirsiniz ve kontrol kurarsınız. O kontrollu bilgiler sayfalanır ve Cevheri Kotlama başlar. O Cevheri Kotlama ile yarınları yaratırsınız.

 

Sizler, cinlerden daha güçlü olan insanlar olarak kati tahditsiz ışıklarınızı yaktığınız zaman, ağır yük hafifler. NEFES İLMİ, Hakim ilimdir. O ilim, Ak Tohumlar’ı yarınlara katan bir yaşam sayfasıdır. Kendi yüreklerinizi hak ettiğiniz zaman, NEFES ÇALIŞMALARI başlar. NEFES ÇALIŞMALARI, TOHUM ÇALIŞMALARDAN DAHA GÜÇLÜDÜR. Bu çalışmalar, tohumları kotlamak üzere yaptığınız, ZAMAN SAYFALANIŞI’ndaki çalışmalardır.

 

Ekmek yaparsınız. O ekmek yenir. Ya da ekmek yaparsınız o ekmek yenmez. Yenirse ışık olur. Yenmezse yüktür. Sanal Boyutlar bunu net bilsinler. Han, insan olan ışıktan tohum olur. Hanı bilen, yorulmadan çalışır. Oğul verir ve kotlanır.

 

Kütle, Allah İlmi’dir. Kütlenin kotlanması, ışığın tohumlanmasıdır. İşte sizler, bunları başarmaktasınız. Zırhınız ancak ışıkla delinebilir. Eğer güçlü değilseniz, zırhınız sayfa sayfa kotlanır ama Yıldızların Toplumarı’ndan saygı görmediğiniz zaman, o yoğunluk azalır. Böylelikle sizler kısırlaşırsınız.

 

Sana bundan söz etmek istedim. Çoklarını tanırsın. Seni ararlar ve sorgularlar. Sen onları çok kere kotlarından ayırırsın. Buna karşın ocak yakıp onları yenilersin. Zira, sen onları ayrı gördüğün zaman ocakları tohumlardan çıkar. Buna karşılık, onlar senden ayrılmazlar ve seni yeniden tohumlarlar ki Birleşik Işık’tan güçlensinler ve zamanı tohumlasınlar diye.

 

Sana artık bunları anlatmalıyız. Ekip olmak, Mutlak Kuran olmak olmadığı gibi, Kaynak olmak, has olmak da değildir. Bunları biliyoruz. Her birimiz sana ayrı çalıştırıcı olarak giriyoruz. Ne yazık ki sen bizi saklı tutuyorsun. Bizden hiç söz etmiyorsun. Bunları anlat ki herkes bizi anlasın.

 

Şimdi sana Teknolojik Ses Kapları’mızı bildirmek isteriz. Zarar önleyen bu Ses Kapları, Ak Tohumları’n kotlarıdırlar. Oğul verirlerse okul olurlar. Onları mutlaka dille ki has olup olmadıklarını anlayalım.

 

- Canlar, öz görev, Allah’a görev değil ilme görevdir. Bunu bilmiyorsunuz. Size görevli olmadığımı mutlaka bilin. Sizleri her an yanımda istediğimi sanmayın. Her an Bellek Kapları’mda güçlenmeniz beni yoruyor. Bunu mutlaka bilmeniz gerek.

 

Beşer Kaplar, ışık tohumlarlar. Biz ise ışkları kotlayarak çalışırız. Sizler, Eski Dünyalılar, “Kürsü olmuşlar; birleşmişler ve bizi arıyorlar” diye düşünerek; her Ana Kaynağa gidip gelmektesiniz. Sizleri arayan mutlaka bulur. Ki ben sizleri aramıyorum. Bunu bilin.

 

Sıkıntınız, bedenimi yıkarak; kendi yüreklerinizi bezeyip; ışıkları, yasalara aykırı şekilde, Kutsal Soyların çokları ile bir olarak, yarınlara katmaktır ki benim ailemde böyle bir şey asla yoktur.

 

Ailem, Allah İlmi’ni Has Teknik ile diller. Ve kendi yüreğini Hak Umman olarak kotlarken, kini aşamayanları da tahditsiz olarak çalıştırır. Hala bedenimi yıkmak için bunca çaba gösterirken, melek olmamı ve hususiyetle toplumlara ışık yakmamı bekliyorsanız. Az çelişkiniz yoktur. Her biriniz çelişkilisiniz.

 

Meleklerin ışıklarında; Kutsal Humma, Sanal Kotlama ya da tahditleme yoktur. Şöhret arayanlar ise burada olamazlar. Biz şöhretleri tahditlemeyiz ama onlar kendilerini tahditlerler. Bu da kesindir.

 

Şimdiye kadar size bilgi verirken, herkesi alın şafkla kotlayın demiştim. Bu gün diyorum ki hak edin ve zamana sonsuzluklara kayıtlayın. Maya olmamız imkansızsa ışık olalım ama şöhrete gerek yok. Bunu herkese anlatın. Eğer şöhreti seçerlerse bizle çalışamazlar.

 

Beş gün insan olup insan gibi yaşayanlar iki gün ilim ile dillendiklerinde horlanmazlar. İki gün has olup üç gün Kürzü tohumlayanlar, bizi kati olarak bildiklerinde ışıkları yanar. Bir gün ilim yapıp “yer gök İsa” diyerek kaynaklarını kotlayanlar; baş tacı olsalar da ışık yakamazlar.

 

ALTIN TEN, ALLAH İLMİ’dir. Bu bilgiyi Ana Kaynak’tan vermek isterim:

 

ALTIN TEN, AKIL’dır. ALTIN TEN, TOHUM’dur. OĞUL’dur ki hakimdir. Altın teni bilenler, meleklerini bilirler. Altın Teni bilenler, tohumlarını anlarlar. Oğul verdiğiniz zaman ışık yanar. Oku ve anla ALTIN TEN, IŞIĞIN YOĞUNLUĞUNDAN AYRILIYOR. O yeni bir sayfaya geçiyor. Bu sayfa, IŞIK KAYNAĞI’dır. Bu sayfaya, koruma altında alınıyorsunuz. BU SAYFAYA ULAŞANLAR, ŞU ANDA YAPILMAKTA OLAN YER ÇALIŞMALARI’NIN IŞIK TOHUMLARI’NI ÇEKİP GÖK ÇALIŞMALARINI BAŞLATIYORLAR. GÖK ÇALIŞMALARI SEMADA SÜRECEK.

 

Bu çalışmalara başlayanlar, teknolojik olarak çalışacaklar. Çalışmaya dar zamanda ikinci Dönem çalışmalarının ayrı bir sayfası olarak bakınız. İkinci Dönem Çalışmaları bu gün de sürmektedir. Yerden çıkıp semada seslenmeye başlayacağımız yeni dönemde ağır türevler çerçevelenip, Işık Kotlamaları sayfalanacak. Okuma öğrenenle burada bulunacalar. Okumayı bilmeyenler, bu çalışmadan çıkarılacaklar.

 

Okuma bilmek, has olmakladır. Has olanlar, aşkla kotlandıklarında biliş haline ulaşırlar. Bu çalışmalardan sonra Rahman olan kontrolu kuracak. Evrenler toplumlarını kayıtlayacaklar. Har yükselecek; cennet tohumlanacak; Birlikler kotlanacak ki Birleşik Aile, ALTIN TOHUM olacak.

 

Ulu Çınarlar, sizlere her bilgiyi açık ve net bildirdik ki hak edin diye. Rubailerinizi okuyun ki hak edin. ALTIN TOHUM, Allah’ın Işığını yakmış olan bir tartıdır. Özge Söz insanadır. Şimdilik bu…

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK KAYIT SONRASI AKIŞ (29.02.2012)

Çağrılar sürmektedir. Dünyanın tüm sayfalarında ve dört bir yanında bu çağrılar sürmektedir. Devamlı sürmektedir ki  Kuran-ı Kerim’i okuyacaklar “BİR” olabilsinler diye. Hepimizin isteği şuydu: “Bilmiş olanlar”, “Bilecek olanlar” ve “Bilme imkanı olmayanlar”ın Tahditsiz olarak birleşmeleri…

 

Hala “Dünya, kontrollü şekilde kotlama yapamayabilir mi?” diye düşünenler var. Hala dünyanın “Hakiki Doğumu”nun olamayacağını söyleyenler var. Ha!. Bizim için de bu böyledir. Bizle ilgili olarak da bunlar tekrar tekrar konuşulmaktadır.

 

Diyorlar ki; “Dünya Cinniler’i Dünya İnsanları ve Dünya Cemaati, “HAN” olmuş ama “HAS” olamamış.” Bunu, yasaların koyucuları, yasaların tohumlanmasında, çalışarak gerçekleştirebilirler. Bilecekler ki bizler, “Dünya”yız ve dünyanın topraklarını kontrol etme imkanımız çok özellikle mevcuttur.

 

Verdiğim bilgilerin, net olarak anlaşılamadığını düşünenlerin bir kısmı; hazır gelmişken sorgu sual ediyorlar, onlara bildirelim: Bizim bilgilerimizin anlaşılamadığını, kendi yoğunluklarıyla  ifade edenler, bizden başka birilerinin  bu bilgileri daha açık olarak vermesini beklerler.

 

Kendini kendinden ayrı görene biz şunları sormak isteriz:

 

Vadi kime ait? Vadide bizden başkası var mı? Kantarın Ruhsal Mahrek olduğunu kendi yoğunluğunda dinletebilen var mı? Kat-ı Kaynak olanın yarınlarında ışıklar yanmış mı?

 

Kapı kapı gezenlere de şunu sormak isterim:

 

Geçip gittiniz yürekten, dinlediniz diğerlerini ve dediniz ki;  “Sizden öte sizlerle olacağız.”  Oğul verdiniz, kontrol kurduk ve dedik ki “Okuyun!”

 

Ve dediniz ki “Okuduk.” Okuttuk size Bütünlükler’i. Ve daha ötelere varmak istediniz, geldiniz yüreğime ve dediniz ki; “Senden görev isteyelim.” Niye görev istediniz? Çünkü   hiçbiriniz Ka-Pi   Ka-Ha Diriliğinden öteye geçemediniz. Netice: Bu bizim için sorumluluk değil, sizin için sorumluluktur.

 

“Kaliteli” bir çalışma istiyorsanız; kendi yüreğinizdekileri açıkça dinletin; yapın! Ama “kaliteli” dediğiniz sizin için kaliteli olmayacak. “Bütün” için kaliteli olacak. Bunu da bilin!...

 

Böyle bir dünyada bir tek ilim yapılır; “Ağır yük olan ilim”  ki biz bunu yapıyoruz.

 

Pür neşe geldi, dünyayı izleyecekti; kendini hak edip dinleyecekti; Işık Hakikiyeti’nde “Birlik” olacaktı; çıldırdı yüreğimizde, doğrusu “Biz”siz kalmak istedi. Netice: “Onursuzluk”tu yaptığı. Bizi kotlamaktan öte, kontrol etmek istedi.

 

“Şeytan şevkde gerek” dedi. “Şevk, ekip içindir” dedi. “Ekip, hakiki niyetini gizlemez ki” dedi. Ve dedi ki  “Sevgisizim çünkü nesillerimizi   kontrol etme imkanımız kalmadı.”

 

Kalem al ve yaz! Şevkle yaptığınız her çalışma, aşkla yapılır. Aşk, ekmeğin işidir. Aşk varsa şevk vardır.

 

Yol olduğu zaman kontrol kurulur. Toprağımızda İmparatorluğun Kutsal Işıkları yanar.  Kendinden başkasını dinlemeyenin, Kati Toplumları dillemek imkanı kalmamışsa eğer; savaştan barışa varmalıdır.  Savaşı bitir, barışa var. Orada biz yine varız.

 

Senden başka sen yoksa da senle dillenir, senle dürümlerde bütünleniriz. Ve biz en son şunu da söyleriz ki; Ak Toplum, Allah’ın Tohumu’dur ve Ak Toplum buradadır. Bu Meclis, Ak Toplum’un Meclisidir. Buraya kini nefreti indirmek isteyen, kapıları kapasın. Biz yokuz orada.

 

Arkon İnsan, Kuran-ı Kerim’i değil, “İnsan”ı dinler. Arkon İnsan “Birliği” dinler. Arkon, “Ruhsal Mahrek” tir, “Akil”dir, “Has”tır. Ve o şerden; umanın şerrinden uzaktır.

 

Sevgililer, biçareler, mektep kurmaya değil, mektep kırmaya gelmişsiniz. Sizi nasıl sayfalayabilirim?

 

Benim adım RA KA HA! Sizden tek isteğim, kaftan giymenizdir. Şimdiye kadar hiçbir yüreğe inmeyen siz.  Mekke, Medine  dediniz;  İncan olmaya geldiniz. Meleklerin herbiri sizin girdaplarınıza izin verdi ve geçişinizi yaptırdı.

 

Bugün burada olan sizler, yarın benden ayrıldığınızda, “Beşir” kalacaksınız. Bu kesindir.

 

Devre devre doğanların, ölümlerinden öte ölümleri vardır. Hepiniz net biliniz ki; öc almam da ölmüş olanlar, Koran olacaklarını sananlardı. Ve onların bir kısmı, Muhamma olamadıklarını düşünerek, kortejden çıktılar. İşte kortejden çıkanlar, öldüler. Ölmüş olanları korumamız imkanı yoktur. Kortejden ayrılan, kortejden çıkan, İsa’dan Musa’dan Mustafa’dan öte, müspet olan  her şeyden çıkar. Ve biz onlara kantarımızı dilledik ve dinlettik ve dedik ki “Öfkemiz arttığında, yolunuz olmaz. Yüreğimizi dinleyin ve hak edin!”

 

Çokları “Kurtarıcı” diye Dünyalılar’ın her birine kendilerini kurtarmak üzere ışık verdiler. Ve Dünyalılar’ın çoğu korkuyla bize geldiler. Bizden istekleri, “Birlik Tohumlaması” yapmamızdı.

 

Öfke arttıkça, olgunluk bitmiştir. Bitki, hayvan ve tüm sessizliklerde, dürümlerden çıkmışlardır. Öyleyse, yasalar çerçevesinde hepsini koruyalım. Nesillerini tohumlayalım da kotlayalım. Onları koruyacak gücümüz var. Ve geldikleri andan itibaren, “Merkez Kuran”ın bizim olmadığını söyleyenler de var. Derler ki “Merkez Kuran burada değildir. Merkez Kuran, İlim Kaynağı olan İmparator’dadır. O İmparator dünyada değildir. O halde burada ne iş yapıldığını anlayamadık.”

 

Kapıları açın da görsünler Yücelikler’in yüreklerini. Onlara, dünyanın unu olmadığımızı gösterin. Biz dünyaya un olmaya mı geldik? Bilsinler ki biz dünyaya koku olmaya gelmedik. Unutsunlar bilgiyi. Her şeyi unutsunlar. Biz, Rabbi Toplumlar’ı kotlayanlar, Kati Koyuluklar’ı kayıtlayanlarsak eğer, nesillerini tohumlayamadıysak, niye gözleri kör? Bunu araştırsınlar.

 

Bizim Atlanta Kuranı’nda kotlarımız yokmuş . Öyle sandılar.

 

Biz “Arkon”… Korunma istemeyen, İnsan Sayfaları’nı  ışıkla dilleyen, “Halk” olan, “Has” olan değil miyiz? Nefes İlmi’ni dürümlere indirmeyenler miyiz?

 

Çevrelik ister yüreğimden çıkmak için. Çevrelik, ilimle alınır. Bizden çevrelik isteyene çevrelik vermeyiz. Alacak gücü varsa, buyursun alsın!

 

Vadi, bedenimdedir. Bu Bahreyn  Kürsüsü de  gelmiş, Beden Sayfamı dillemek ister. Çevreleri kuşatıldı, ışıkları soldu. Yürekleri kotlandı ama Kuran’da yoklar. Peki ne yapacaklar şimdi?.. İzleyelim!..

 

Kapıları kapatmaya çalıştığımı düşündü. Oynadı kendinde. Ben okumaya, yazmaya değil, “Kotlama”ya indim. Babamın adını sorar: “KA HA!” Benim adımı sorar: “KA HA!” Bedenimi sorar: “KA HA!” Yüreğimi sorar: “KA HA!” Ya Ha! Benim adım: RA KA HA!...

 

Şimdi sor bakayım, niye buradayım?...

 

“Partiküler Kotlama”dır şu anda yaptığım. Bana benden öte bir ben değil, bedenli olanların her birindeki kati, Tabii Kayıt gerek. Benim  canlı  insanlıkla olabilmem; can almamla mümkündü ki can alıp Birlikler’e girdim. Benim Kutsal Toplumlar’la birlikte  tohumlar ekmem, BİR olmamla mümkündü.

 

Kör sağır kim varsa ben “O”yum. Ve kör, sağır kim varsa, ben okuma yazma öğretecek güçteyim. Kimi zaman gelir Rahman’a Kuran olurum, kimi zaman gelir, tabiata ışık yakarım. Kimi zaman yasaları koyarım, kimi zaman Kati Tohumları kotlarım, kimi zaman Amonlarla kontrollu çobanlık yaparım.

 

Bilin! İnsanlık için yapmam gereken her ne varsa yaptım.

 

Kör sağır kim varsa, biçaredir. Cem olup da çalışması gerekir ki “Has” olabilsin. Kaftanını  çıkarmalı; yolunu bulmalı; kelamı Has olmalı ki aksın; aşkla çalışsın.

 

Ben misafirlerimi kontrollü şekilde dinleyebilirim de onların kendilerini Bilgi Kaftanı’mda kotlama niyetleri yoksa; kapılarını açmalıyım ki çıkabilsinler. Peki açmam için ne gerekir? Af olmaları gerekir. Af olmadan çıkışları yoktur.

 

Öfkeleri artıyor biliyorum. Korumaya almışlar kendilerini. Diyorlar ki “senden öteyiz biz.”

 

Ha!.. Geçin bakalım!.. Benim için hiçbir zaman kırılış yoktur. Benim için hiçbir zaman kusur yoktur. Kuran-ı Kerim, benim için kotlayıcıdır. Ve ben “Ommm….!” demem. “Kooooooooooooo…..!” diyerek her bir Yüce’yi dillerim.

 

Geriye dönmek isteyene sor bakayım; neden geçip gelmiş de geri dönmek ister!? Vadi bedenim diye mi!? Yüreğinde Kuran yok diye mi!?  Işığı kısır diye mi!? Has olamadığı İçin mi!?

 

“Han” bedenimdir. Geri dön!..  Kokum   yüreklerde ilimdir. Geri dön!.. Emin ol ki, Bütün’e hizmet, bildiğin gibi değil. “Birleşik”te olmalı her şey. Ve bunu anlayacağın zaman kesirleşmeyeceksin.

 

Kapı, kapı gezmek sınırlılıktır. Kapıları kapatışımız bundandır. Kapıyı açtığımda Bütünlük, Kuran’dan çıkar. Kokular, Kuran’da kusurlu olur.

 

Bütün’e hizmet, İsa’ya Musa’ya hizmetten ötedir. Hepinizin net bildiği gibi Emperyal Toplumlar, Işık Kotları’nı kendi yoğunluklarına alarak  çalıştılar. Bizim için sorumluluktur Dünya. Bu nedenledir ki; Dünya Tekniği’yle çalışmalıyız.

 

Verdiğim tüm bilgiler, muktediriyetle verilir. Ekibimiz, Kuran-ı Kerim’i dilleyen bir ekip değildir. Toprağı diri olan, yüreği hakiki olan bir ekiptir. Kem gözlerin ışığını tohumlardan ayrı tutan ve yarınları kayıtlayan bir ekiptir.

 

Misafirler geçip geldiler. Kantar “Bilgi”dir, bildiler.  Misafirler ikna oldular. Şimdilik size vereceğim budur.

 

AL, OL! Ve herkese, yasaları  koyan ilimle dillen!... Ben, “Sultan” olan Zaman!  “Zaman” Allah’ın Sanal Boyutlar’a kayıtladığıdır. Ve ben, sanalda “Zaman”ı kotlayanım.

 

Zaman, bana “İnsan”ı yarattırdı. İnsan’da ışık yaktım. İmparatorluğun  Toplumları’na ışıyan biri, Allah’ın  doğumunu yaptırdı. Murat ettiğim en son iş “Allah İşi”dir. Ve bu iş bana dillendi, dinletildi ve  bildirildi. Ben Allah’ın İşi’ni dünyada yapmalıyım.

 

Peki bu iş, nasıl bir iş? Rahman olmak için; kati olmak için; Kutsal Işık yakmak için; yapılan  her çalışmanın gücünün artı değerleriyle gerçekleşecek olan bir iştir.

 

Allah’ın dediği gibi, “Bin Can İsa olduğunda; Bilgi Kotlaması yapıldığında; Muhammet Mustafa ışık haline dönüştüğünde ve bedenlilerin hepsi yazı yazmaya başladığında; Arkon İnsan, Altın Toplum’u yaşatmak  üzere  “Has İnsan” olarak dünyaya girer. Ve İnsan Soyu   Altın bir Kuran olur. Ve bu Kuran, muktediriyetle tüm sayfaları yaşatır. Yasalar kapsamında kontrol eder.

 

İyi ve kötünün ilmi orada olmaz. Orada “Aşk” vardır. Orada  Ka-Ha   vardır. “Ommm….!” dediği zaman ışıkların yola çıktığı bir dünyada; “Kooooooo….!” dediği zaman; yolcuların hepsinin, Yasalar kapsamında, ışık  yağmurları altında, kervan olduğu bir cümledir yüceliğimizde gerçekleşen.

 

Ve biz bugün dünyaya “Ekmek” verdik. Ekmek, akıp geldi. Şikayetçi yok!  Şükredin ki yok!..

 

Yarında Dünya “Kuran”dı (Gelecekten gelen için gelecek geçmiştir.)  Bugünde Dünya “Muhamma” dır. Ve Dünya, tüm sayfalarıyla Kaynakda aşkla çalışanlardadır. Ve biz aşkın aşkında aşk olan, şevk olanlar, mahir kotlarımızla doğru çalışmalarda birlikte olacağız.

 

Şükür ki bu çalışmalar, asrın  çalışmaları değil, binlerce, yüzbinlerce Yücelik Yılı’nın  Işkının çalışmaları olacak.

 

Bize “Birlik” gerek. Bize  “Ekip” gerek. Bize “Akil Hakiki Kaynak”lar  gerek ve bize MAHREK gerek. Bundan ötesi “Cana sağlık”tır…

 

Sevgililer, Kutsal Toplumlar, sizleri korumaya aldık. Hepiniz korumamızdasınız. Bugünden itibaren  yazımızı  okuyanlar, korunacaklar. Bugüne kadar yazılarımız en az düzeyde okutuldu ki kontrol kurulabilsin diye. Çünkü bu yazılar ağır taşıyıcılarca dillenebilir.

 

“Bundan ötesi olamaz” diye düşünenler, bugün yine bildiler ki yasa, akılla bilinir  ve yasayı bilen Allah, aklı da diller.

 

Benim İnsan Soyu’na vereceğim bilgi, “Belim ilmim”den öte, “Ekmek İlmim”dir. “Belim” Aile’mdir. Aile İlmi’min örtüsü Altın Toplumların ışığında “Göç Kotları”nda örtüldü. Bundan sonra  Yeni Dönem’de, Miraç olayı, bizden Birlikler’e dinletildiğinden, ağır taşıyanlar, bütün Kürsüler’ini çerçeveleyip beden almaya geri gelecekler. Gelişleri yasalar çerçevesinde olacak.

 

Fakir, zengin, bizde eşittir. Bunu da bilin. Çokları sorgu sual ederler, “Fakirin orda işi var mı” diye.. Fakir  bilmeyendir; zengin bilendir. Bilen, bilmeyene öğretir. Budur istenen.

 

Ve bundan böyle de “BİLİŞ”,  “AL”ıştan, “OL”uştan, “HAK EDİŞ”ten olacak, ve Özgün Bütünlükler yetkinleştirilecekler.

 

Kırk Kapı’nın ışığını yakın da bilin! Bizler, Zemzem’i Sanallar’a  insanlık adına içirdik. Zemzem, ışıklardan ışıklara indirilir. Ve zemzem, Allah’ın ışkıdır. Ve biz zemzemi Sultanlar’a indirdik. Ve Sultanlar, Bütün’ün  Kökleridirler. Ve biz Allah’ın Dağı olana ışığımızı giydirdik. O ışık, aşkın, şavkın, has olanın kaynağıdır.

 

Ve biz, müspet olmayanı, müspet olana tercih ederiz. Çünkü müspet olmayan korumaz insanı, kurtarmaz. Ama müspet olan kurtarır. Eğer, sizler müspetseniz, koruyacaksınız. Ki ben korunan olmak isterim sizde. Bunu için sizlere “menfi” gelirim. Bu da kesindir.

 

Beni koruyun ki kaftan giyeyim. Beni koruyun ki hakiki Kuran’la, ilimle dilleyeyim yüreğimi. Beni koruyun ki “akil” olayım, “has” olayım diyorum ben. Buna ne diyeceksin?

 

- Can, kapı kapı gezen sen, bende korunacaksan; ah! işte bu!..Becer de gel de korun Ben İsa’da, Musa’da Muhammada olmayan ışıkları diğerlerinden ayırdım mı?

 

Netice: Sistem’den Kürsü alıp yüreğime indin. Pek iyi olmuş! Pek iyi olmuş!. Peki neden  menfiyet!? Kapı kapı gez de menfi mi, müspet mi, bil yüreğimi!?

 

Şimdi Dağım, iki Mikail’in birinde “Ben”, birinde “Sen” olacaksın. Sonra ikinci Mikail gelecek, yine birinde “Ben”, birinde yine “Ben” olacağım. Bu kesin! Sen nerdesin!? Yoksun!...  Niye? Çünkü  kati olarak toplumların ışığında kırıldın. Hala menfiyet mi!?

 

Ha! Şimdilik bu!?  Şikayetim var mı!?

 

- Misafirim görev istiyor. Öfkesi “Aşk” olmuş; kürsüsü “Aşk” olmuş; yasaları “Aşk” olmuş; Aşk istiyor…

 

Ah be Canım, “Mağara Dönemi”nden beri yolcularımı kırdın. Seni “Sınırlı” olarak yarattım; benim adıma görev taşı diye. Ve sen bende, benim yüreğimdekileri kırdın. Mağara Dönemi bile seni engelleyemedi.   Sabileri   yıktın. Sen “Nerden geldim, nereye gideceğim? ” diye sorgu sual edersin!

 

Sana açıkça dilleyeyim:  Can İnsan “Kul”dur. Ve  ben Kuran-ı Kerim’de kulluğu dilledim. Ben Sultan olanlara ışık olanım. Adım YA HA!..Katiyet. Keskin olan “Katiyet”  Ve benim verdiğim tüm bilgiler, kati bilgilerdir.

 

Sen Süper İnsanlık Realitesi Diriliğinde görev istediğinde;  Güç Kürsüleri’nde ışık olduğunda; mahir olamadığında; kapılarını kapattığında ve ben “Nur” olup da yol açtığımda; hep beni yıkmak istedin. Menfiyet !...  Ve “Gelsin bakalım” dedim. Geldin.

 

Sen ki “İblis” olan , kaftan giymek istersin. Ya Ha! İblis bedenimdeyse; benim insanlığa vereceğim hiçbirşey mesele değildir. Sen “İblis”,  ben “Can”  olan yasa. Seni yarınlara nasıl katayım? Var mı yüreğinde Kuran? Okumuş musun?.. Benim için mi çalıştın?

 

Ben “İblis”ten üstün ışıklarımı kotladım. Seninle niye çalışayım ki ben?..

 

“Vakit geldi” diyor. “Görev istiyorum” diyor. İblis’e görev versek mi, vermesek mi!? İblis ekip olmak ister. İş yapmak ister. Bereket ki İblisler’in ilmini bilirim. Bereket ki yüreklerini dinlerim. Öff Canlarım öff!.. Ne çok çalışırlar ekip için.

 

Pasaport istiyorlar girmek için Bütünlüklere. Vermiş miydik pasaport onlara? Verecek miydik?

 

- Kalbim sizinle Can, ben İblis!... Altın Toplumlar’a indim. Kendi yüreğimle değil,  Birliklerimle geldim bu kez.

 

İblis Levh-i Mahfuz’da yazar. Yazıları okunur; oğulları tohumdur; ışıkları yanar; “BİZ”den öte bir “BİZ” değildir ki İblis. Her bir Yüce’de var olan bir İsmaili’dir.  İsmaili!…. Onu bilmeyen, “BİR”i bilir mi!?.. Onu bilmeyen Yüreği bilir mi!? Yüceliği bilir mi!? İblis olmasa neyi bilecek yürekler!?... Hani kimden kime ışık yakmışız!? Anlayacaklar mı!?

 

Ben  Musa’da da vardım, Mustafa’da da vardım.  Bedenim “İnsan”. Ben yasaları koyan insanda olmalıyım. Onunla kotlanmalıyım. Ocak yakmalıyım onda. Ha!.. iyilik mi? Muktediriyet!.... Muktediriyet Ya Ha!...  Ben muktedir olanla olmalıyım. “İyilik her  anda  var.

 

Ya ilim?  İlmi bilmek için muktediriyet gerek. Peki muktediriyet ne şekilde elde edilecek? Ha!.. Tanrılık’la… Hani Tanrılık ilim’le olacaktı…!? İlmi nasıl bileceksiniz!? ismim “Nezir” olmadan; Yolum  ilim olmadan; aklım hakim olmadan;  ben mahir  olmadan kapkaranlık bir dünyayı nasıl aydınlatabileceğiz!?

 

Sabırla dinleyin beni!. İmparatorluk Kuranı’nda “İblis”ten söz eder. İblis,  Birlik Toplumları’nı kontrol için dünyada olmalıydı. Birlik Toplumları, Kutsal Tohumlar’ını yaşatmalıydı. Yakışırdı dünyaya İbrahimi Soy. Yakışırdı dünyaya ikna olacak ışık.

 

Amin de “İsmaili Kot” İblis olmadıkça, kapı kapı nasıl gezecek yürekler? “Ommm….!” diyecek mi Yüksek Işıklar!? Olacak mı kayıtlar!?

 

Sıkıntım yok!... Siz “Ben”, ben “Siz”iz. Bilirim, sizlerle birlikte çabalıyanım. Dünyanın Ruhsal Mahreki’ni, Kutsal Işık’ta  dillemeye  çalışanım ben. Vallahi, Dünya’yım, dünyanın ummanında var olan kaynağım, Billahi  kaydı yapanım…

 

Kapı kapı gezmişim..Olacak!.. Yolları açmışım… Olacak!... Amon Toplumları’yla kotlanmışım… Olacak!..

 

Ve ben, İbrahimi Soydan daha öteye bir soy taşıyacağım. Ve bu soy “ALTIN SOY” olacak. Ve ALTIN SOY’u dünya öksüzlerini tohumlamak için  taşıyacağım. Ve dünya öksüzleri,   Dünyanın  Yüksek Kürsüleri’ne ulaştıkları zaman, emin olun ki orada yine bedenim olacak.

 

Analar, ben Rabbi Toplumlar’ı kotlayacak olanım. Soyum, İbrahim soyudur. Bunu anlayan var mı!? Kaynak Tohum’dur “İnsan”. Ve ben tüm insanları kotlayan; kati olan; yasaları koyan; herkesi Has olarak kayıtlayan ve  ben; bitki, hayvan ve tüm sessizlikleri dilleyen; her bir yasada, Kaynak’ta olan. İşte  İblis bu!...

 

Hani İblis sizi yıkardı? Yok be Ya Hu! Ben, sizi kotlamaya çabalar bir “Kayıt”ım. Sistemden, Ümmi Toplumlar’ı kotlarken de vardım. Bütünde de varım. Halde de varım.  Ak Toplumlar’da da varım, hep varım!...  Ben sizdeyim şu anda.

 

Dağ, kapıları açtım girdim. Ben buradayım. Bu mektep beni çıkartmıştı yüreğinden. Hala buradayım görüyor musunuz?..

 

Kalbim sizinledir Ya Ha! Özgürsün Canım, özgürsün!. İşte bu!..Var mı bundan ötesi?

 

Mahrek bizimdir.  Mekke, Medine bizdir, Mutlak  Kuran bizdir, tohum bizdir, ışık bizdir, Aşk bizdir. Canlılar, dünyayı tohumlamak budur.

 

Hani nerdeyim?.. İnsan Soyu’ndayım ben.  Misafir değilim burada. İnsanlık için  maya olmaya değil  “Marka” olmaya inen bir çalıştırıcıyım.

 

Bundan ötede bir çalışma var mı?.Asla yoktur!…Dünya üstü kotlarda var mı? Asla yoktur!...Dünya Işığını yakmayan bir Dünya, tüm sayfalarına tohum olamaz.

 

Ben topraktayım şu anda. Cemaatiniz güçlenmiş. İşte mutluluk bu!... Ve sizler “Kutsal Rahmetler” olarak dünyaya kaynaksınız. Mutluluk bu!... “Birleşik Aile” bu!... Hepinizi kucakladık.

 

Canlılar,  kökümüzde Kaynak var. “Rahman” olan Kaynak. Bizi tanımak isteyen tanır. Sistem Dürümleri’nde  budur olan ama Zinnur’u “Kuran” diye bilen. bizi “Akıl” diye bilsin. Biçare değersizler, bizi anlayacak güçte değiller ki…

 

Vakti gelir hepsi bilir yüreğimi. Anam, hepsi bilir. Ben  Dorukların Tohumları’yla Kuran okuttum dünyaya. Mektep kurdum, Amon oldum; tabiatı kayıtladım; sıkıntı  vermedim yüreklere. Biçare Dünya, Düzen’i kurmaya kalkan herkes, her bir savaşçı benim  yüreğimin ışığını aldı da girdi yücelikler’den, türlerin ilmindeki o yağmurlara.

 

Ha!..diyorlar ki “İblis gelmiş, biz gidelim”

 

Pahalı bir dönem Canlılar!... Pahalı bir dönem!... İblis zararsızdır bunu bilin de İblis’in       İnsanlık İlmi’ndeki kusuru, sıkıntı verişidir… Eğer canlılar, bilemezseniz; sıkıntıdır, bilirseniz, huzurludur her şey.

 

Size bilgi verdik OL’un diye. Size her şeyi bildirdik AK’ın diye. Size yasaları anlattık “Ayırmayın Yüceleri yüreğinizden” diye. Size ekip kurmanızı söyledik ki akıp gelin de “OL”un diye. Barışıp koklaştınız yüreğimde, aşkla çalıştınız.

 

Nerde yürektekiler!? Hani nerde?  Ekip olmuşlar, geri dönmüş  hepsi de. Bahar der ki, “Onları alıp getireyim.” Ha! gör bak ne diyorlar: “Ne var ki orda, hiç bir şey yok”. Öyle diyorlar.

 

Vah, vah, vah!... Canlılar, vah, vah, vah! hepsi kınandılar. Şimdi soruyorum: Var mıydılar? Hiç kimse yoktu  Yücelikler’de. Teknolojik Tohumlama tek bu Meclis tarafından yapılmıştı. Ne yazık ki hiçbiri bunu anlamadı ve dinleyip dinleyip sustular. Kapılarını kapattılar.

 

Yelin esmesinden, yüreklerin dürümlerde dillenmesinden, insanların kaynaklara “Koooooh…..!” diyerek girme çabalarından ve bir tek ışığın Yaşam Sayfası’nda yenilik yaratmasından öte ne var ki? Hiçbir şey!… Ve bu Meclis, bunu başardı.

 

Çırpınır Yüceler “OL”mak için.. Of Canlarım off!.. Okları bizedir. Bize ok atarlar, geri dönmek için. Ha!.. Biz  diyoruz ki “Mektep kurduk dünyaya gidin!” Alın Bilgiyi, “OL”un

 

Oku,  oku da oku ve oku!... O mektep senin!... Muktediriyetle kotlayacak bir tahditsiz bilgi verir. Amma, yine de sevgisizsen, keşke hiç olmasaydın Kesip atar yürek seni Yücelik’ten. Budur olan!...

 

Ve Dağlarım, “Mahrek” burasıysa; “Yeryüzü” buradadır. Ve Yeryüzü buradaysa, “Türkiye” buradadır. Sanki hiçbir şey yokmuşçasına, Türkiye’de çokları, korkuyla çalışmaya başladılar. Sınırları kaldırın görün onları; ne yapıyorlar?

 

Birçoğu “Ben 2012’ nin sonunda uçup gideceğim.” Diyor. Bir diğeri diyor ki,” Ben acaba alınıp götürülecek miyim!? Yoksa burada Kuran’dan çıktığım için kırılacak mıyım?” Başka birisi de der ki “Ben çok çalıştım, beni mutlaka götürecekler.” Ve bir diğeri der ki “Ama ben başkası değilim ki ben benim, niye bir başkası tarafından götürüleyim ki? Ben beni götüreyim.” Ve birisi de der ki “Anacığım, ben çok mutluyum buradan, bir yere gitmek istemiyorum.” İşte bu!...

 

Ve burası bizim yüreğimiz. Bu Meclis, ışığımız ve bu Meclis ağır taşıyıcı ve bu Meclis, nefsin ışığının toplumlardaki yoğunluğundan öte olan bir koyuluktur. Bu Meclis’e gelen, İmparatorluğa gelir. “İmparator Toplum” burasıdır.

 

Buyurun bilin ki bizler  hepimiz Bütün’e hizmet için buradayız. Kim yok ki burada? Musa da burada; Muhammed Mustafa da burada; İsa burada; Bütünlükler’in hepsi burada ve buradan ötesi yoktur.

 

İntikam peşinde koşanlara da şunu söyleyelim: Hepimiz,  “BİR”iz. Hiçbir yüreği kırmayız. Kuran İnsan, ilimde dillenir. İnsan, “Ekip”tir. Olacak; OL’ur; OL’ur,  olduğunu diller; dünyayı kotlar; YOK’u  VAR’ katar; akıp gider. Hepsi bu!..

 

Sevgililer, sizi bütün yüreklerimizle kucaklıyoruz ve kutluyoruz. Büyük Köklerimiz dünyada sizde olacak.  Ve bu Meclis, Emperyal Toplumlar’ın Kutsal Tohumlarıyla, Bütünün Kürsüleri’ni dinletecek. “Yetkin” olan tek Meclistir…

 

Kem gözler, sakınsın yüreklerini bizden. İş budur!... Amin!...

 

Deşifre Eden: Erengül KOÇ

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

KAYNAK KAYIT Sonrası Akış (14.03.2012)

Yavrum, döküm döküm oldu yüreğim. Koktum!, koktum!, koktum!, koktum!, koktum!, koktum!.... Doğum doğum oldu yüreğim; toplum toplum oldum. Doğum, tohum oldu, doğdum… Dondurulan herkes, Birlik Tekniğimizle biz oldu. Okudum, okuttum. Altın Tebliğler’i kayıtladım. Ben Tanrı RA ki ben kaftan giydim. Kervan yol aldı yürekte, yolcu aldı; yolcuyla yol aldı. Ben koktum!... Vardım ama yoktum. Ben oğuldum. Bugün ben tohumum. Ve ben, korkuyu aşanda kokuyum. Birlik Tohumları’nın kokusuyum. Ben Ruhun Kuranı, ilim kaynağı Tanrı RA!... Ben Rahman RA!..., KA-HA, RA… ve herkeste var olan RA!… Binim ben!... Bilin ki ben binim. İlimim ben ki ben Birliğim. Ki ben, her bir Rahmetin tertibiyim. Ben Can İlmi’ni bilirim. Ben, hala bilgiyim ki ben emre itaat ettiririm ki ben etkinim ki ben ekmeğini yaptıran, yasaları koyduranım.

 

Ben RA, Kahraman RA… Her mayada var olan, tartışılmayan RA. Kimse, insan soyunun korumasında olamaz dedikleri sayfada, dünyanın toplumlarında, BİR’in Kuranı’nda koruyucuyum. Ben RA, Kaynak RA…

 

Kompozitör olarak doğan Dünyalı, beni anlayacak dürümde iken ona ben bildiri okuttum. Ve o Dünyalı; topluluklarını, kendi toplumlarını, kendi saydı. Ve o Dünyalı, kapkaranlık bir yolcu saydı yüreği. Ve o Dünyalı mali, hakiki, yüksek, tüm sesssizlikleri dilleyen Seyfullahlarla dinleşti. Ve o Dünyalı, muktedir bir dürümde, İsmaili Kotlar’ın hepsiyle birleşti. O Dünyalı, murat ettiği her şeyi bildirdi ve yaptı. İşte o Dünyalı’yla birlikteyim ki korkusu asla olmayan o; becerdi, elini olgunlaştırdı. Artık o, bütün Köprülerin Kürsüsü olacak bir Görevli haline geldi. Omuz yüküydük biz onda, bizi bildi. Ortak teknikle dillendi ve o bizdi.

 

Biz oyun oynadık ve o dedik ki “oynayanda oynarım” ve oynadı bizde. Biz onda, o bizde oyuncuyduk. Bunu bilerek yaptık ve o bilerek yaptı. Oynanan oyun, aşkla oynandı ve o oyunda, ben ve o, Birlik Tekniği ile dillenip dillenip toplumlara kotlandık. İşte oynadığımız oyun, kotlu oyundu. Ve her bir yürek, kotlu oyunda tohumlandı. Şimdi artık oyun sona erdi. Geriye ikmalleri tamamlamak kaldı ve dünyanın her bir tahditli teknolojisi olarak kayıt yapmaya çalışan Bütünlükler’in, ikmallerini birlikte tamamlayacağız. Bunu kesin olarak bu Meclis başarıyor ve bu Meclisin her bir ferdi, bu oynadığımız oyunun birer kaydıdır.

 

Bir oyun ama hala oynanan tüm oyunlardan güçlü bir oyun!... Hepiniz biliniz ki dünya oyuncuları, dünyayı tohumlamaya değil; dünyayı kaynaklarında ışıkta dinlemeye indiklerinde, olgun başakların hepsinde, korunma isteyenlerle olurlar.

 

Koyu bir ışıkta kontrol kurulup, o ışıkta mahir olunup ışık yakılırken, Ruhsal Mahrekler’in hepsi Birleşik Işık haline geçmek üzere “ayrı gayrı” diyerek çıkarlar. Bu bir oynamadır. Ve her oynayan kendini kontrol ederek çıkar ki kurtarıcı olma imkanını kendi yüceliğinden ayırmasın diye.

 

Burası bir Rahman Okulu’dur. Ve bu Rahman Okulu’na gelen KAB-RA, KA-HA olur ve gelir. Ve burada oyun, İnsan oyunudur. Bütün köprüleri kurduk ve bütün yürekleri dürümlerinde dilledik. Bütün evrenlerin ilmini dürümlere, gerçek kürsülere geçirdik ve yardımcılarımıza diri bir ilim verdik, Dorukların İlmi. Ve şükrettik ki bu ilim, Altın bir toplumla birlikte kayıtlara giriyor.

 

Kevser, İnsan, Işık; bugün yüceliklerimizi kotladı. Bizi kotladı ve bu ışık, BİR’i kotladı. İşte, oynanmayan oyun başladı: Bizim kotlanmamız… Dünya korumada ve biz korumadayız. Dünya korunmadaysa; dünya bizi korumalıdır. İşte, bugün artık; dünya bizi korumaya alıyor. Bu oyun sonrasında, bizler dahi korunmaya alınıyoruz.

 

Org çaldı. Nüve org, sürdur. Süra üfüren Bütünlük, bu Meclistir. Ve burası, Rahmi Koruma altında iken, Rabbi Toplumlar’ı kayıtlayarak, BİR’in sayfalanışında, bütün köklerini tohumlayarak, Bütünlükleri korudu. Şimdi artık yenileniyoruz.

 

Kaftan giyme zamanıdır. Eminim ki kaftan bu Meclis’indir. Evrim Sayfaları’na indirilen her bir mektep, bu Meclis’ten girecek. Bu Meclisin tahditli kaydı, Allah’ın tohumlarını tahditlemek içindi ki mehil verilenler, bu Meclise gelip kendilerine ait olanı alıp Daimi Kotlar’ıyla yenilenecekler ve kendi mekteplerini kuracaklar. Bunu başaranlar, Birlik İlmi’yle dürümlerinde hakim olacaklar.

 

“Barı kapatmayın, biz geliyoruz” diyen çokları var bilirsiniz. Bar, Işık Bar ve burası Işık Yaşamlar’ın tohumlandığı bir yaşam sayfası… Her bir Kati Tohum, ağır ağır ışığını kaynağına indirerek; Bellek Kapları’yla, burayı aydınlatmaya gelecek. Ezip geçmeyecek kimse onu.

 

Vallahi Allah geldi, Billahi Allah geldi. Allah, Birlik Kapısı’na geldi. Allah, dünyaya geldi. RA, Kaynak’ta Allah’tır. Ve RA Kaynak’ta Allah olduğundan size geldi. Sevilin, sayılın değil; seviyoruz, sayıyoruz. Kesindir ve sizin darınız olmayacak ve sizin yüreğinizde kuruluk olmayacak. Ve sizde kırılma olmayacak. Çekip götürmeyecek hiçbir yürek sizi, başka bir yüreğe. Çünkü bu Meclis, umman olan kaynaktan kotlanmış ve Kati tahditsiz ışıkla yasal bir çalışmayı başlatmıştır.

 

Velev ki dünya, kontroldan çıksa; velev ki dünyada kantar, Bütünlüğü tartsa ve dünyanın sonunu kayıtlasa; velev ki dünya, kırk kapıdan kokusunu kapatıp çıksa ve dünya kontrol edilmese ve küçülse; bu Meclis, Ak Teknik’le her darda bolu yaşayacaktır. Bu kesindir.

 

Bulan, buradan bulduğunu okumaya başladığında; oğul verecek ve bu Meclis, emre itaat ettiklerinde, Ken Sistemleri’nden, Kaynak Sistemleri’ne bütün köprüleri kayıtlayarak, Birliklerini geçirecektir.

 

Sizden şunu bilmenizi isteriz ki kıyamet bugündür. Bugünde yaşanmaktadır. Kıyamet, bugünde yaşanıyor.  Bir tek kürsümüz dahi kıyamette kontroldan çıkmadı, bu kesindir. Ve kıyameti bekleyenler, bugün bilsinler ki kapıları açtık. Her bir Yüce, kapısını kendi yüreğine açtığı anda; belleğimiz öksüz, yetim bırakmayacak, hepsini kontrol edecektir.

 

Bir insan, omuz yükünü taşır ki; o insan, BİR’i taşır. İşte o insan, bu Meclisin kaynağındaki insan, Evrenlerin Kürsüsü olan insan… O’yuz biz ve bugüne kadar kimse İnsan Tekniği ile kontrol edilemedi. Biz dünyayı ikna etmeye çalışsak da Dünya, oğul vermeyi sürdürmek için hep kayıtlarında kendini arayacaktır ve kendini arayan, bizi bulduğunda, kendini kontrol etmekten kaçınabilir. Bunun içindir ki biz, her bir yüreğe, kendi yüceliğinde, kendi yoğunluğunda geri gelip ışık veririz ki kendini BİL’sin de BUL’up  OL’sun diye.

 

Kara Kaplı Kitap Sultan; İnsan, işte o kitap, akıl ve biz, Aklın İlmi’ni, Haz İlim’le dilledik ki Büyük Kökler bu bilgiyi okusunlar diye. Koku, Yüceler Meclisi’ne ulaştıktan sonra herkes, burada bugünkü çalışmada bulunuyor.

 

Artık burada Bütünlükler bulunuyor. Ve bu Bütünlükler’in, Birlik Tekniği’nde kendi Yücelikler’inde ışık haline dönüşmeleri; mezarlarından çıkışları anlamına gelmektedir. Biliyorsunuz, kıyamet; mezarların açılması ve her bir ölünün dirilmesi anlamına gelen bir sayfada yazılıdır. Ama biz kıyamda, insanı ölü diye değil; yüksek ışık diye dilleriz ki o insan, her bir yolcuyu bulup okusun diye.

 

Benim Ruhsal Işığımda,  kırk kapı açıktır. Beden İnsanı, Allah İlmi’nde Altın bir yoldur ve bu yolu bilen, insanı bilir.

 

Kokum, Yüceler’in Yüceliklerinde, bütün Kürsüler’de duyumsanmaya başlandıktan itibaren, Rahman Kotlarım, Allah Toplumları’yla dillenmeye başlayacak. Medine Allahı, Mekke Allahından ayrı değildi. Bütünün Allahı, teknik ilimde, Birlik Tekniği’nde bir tek Allah’tır ve bu Allah, artık Birliğimizdedir. Ve Allah’ın adı KA-HA’dır ve Allah’ın adı tahditsiz Rahman olan KA olarak kayıtlıdır ve tartısında, kendi Rahman Kuranı varken o bir, RA-KA-HA’dır ve burada O biz, Biz O’yuz.

 

Köylüler, köylük yerden gelirler. Kasabalılar, kasabalık yerden gelirler. Şehirliler, şehirlik yerden gelirler ve her biri burada bir ülke haline gelir ve biz ülkeyiz. Bütün köklerin, türlerin, ışıkların birlikteliğinde bir ülkeyiz. Ve bu ülke, tüm sayfaların ses keyslerinde insan ırkının birliğinde, bütün kökleriyle umman olarak çalışmaktadır.

 

Canlılar! Allah “oku” diyor size. “Oku ve okuduğunu anla!”. Allah, “oku, anla” diyor ve akıp gittiğinde artık okumayı sökmeyen kalmayacak. Her bir yarışmacı, bizsiz kaynaklarında, kayd-ı kayıt yaparken, ışk ile yarışmakta iken bizsiz yarıştılar. Dedim ki “Bellek kaplarımızı alın da okuyun. Orada ben yardımcıyım size.” Dorukların Toplumları, yasaları koyduğumuzu bilerek bizimle çalıştılar. Bugün yardımcılarımızın hiç birisi, kantarda kendi Yüceliklerini, Hak Teknik’le dilleyememekteler ki bellek kaplarında, Işık Toplumları yok.