Birlik İlmi
  KOD İLMİ - TAMAMI
 

KOD İLMİ

 

İLİM KODU (VI)

23.08.2013

 

Dünyanın ekranı birçok bilgiyi yansıtmaktadır. Yansıtılan tüm bilgiler, dürümlenip görevlilere Hak İlmi ile aktarılmaktadır. Her görevli kendi hak ettiklerini o ekrandan çekip okumaktadırlar. Okudukları, okunan tüm bilgilerin sınırlı yarınlarıdır.

 

Size yine bilgi verilir ve yine bilgi hakikiyetinde ilim öğrenilir. Verdiğiniz her bilgi verdiğimizdir. Alıp okuduklarınız bilişi olmayan yoğunluklardan alınıp okunmaz. Bilişliler size bilmediklerinizi bildirirler.

 

Bilişli olmak nedir? Yaşam kayıtlarınızın bildiği gerçek yaşam sayfalarını, kontrollü olarak Işık Levhi’lerinden çekebilmektir. Çekiliş, Bildirilerin dillenmesidir ve biliş halinde görev sessizliklerinden dürümlenip her bir yaşam kaydına kodlanıp indirilişidir.

 

Bütün mesele Allah İlmi ile bilmektir. Allah İlmi, hakim ilimdir. O ilmi etmek için ilim hasatını yapmış olmak gerekir.

 

Diri bir yaşamda hepimiz İslahi Tohumlama yaparak çalışırız. Bugün bir Kuran olup okunduğumuz zaman, Işık Kaynakları bizi hak eder ve dinler. Bizi hak edip dinleyenler, Birlik Kodu olup dillerler. Ulular Diyarı İnsan, yer ve gök ilmi ile çalışan insana denir. Yer, gerçek bir yoldur. Gök ise geri dönüşü hak edenler için Birlik İlmi’dir. Her diri kendini kodlayıp korur. Birlik İlmi ise kendi yaşamını hak edip tohumlar. Bütün mesele bunu hak etmektir ve başarmaktır.

 

Dünkü yaşam, yarınki yaşamın ışığını yakar. Her yanan ışık, yeni bir resmi tüm insanlığa kontrollü olarak kayıtlar. Her dere kayıtlanan bilişli hakiki yoğunluktan görev alır ve sonsuz zamanları kodlar. Evrenler dünyayı tohumlarken, Kürzi kodlar da ışığı tohumlar. İşi bilen BİR’i bilir.

 

Mesele Altın Kod değildir. Mesele Işık Tohum’dur. Zamana kodlanmış olan o Kod, insanı kapı sayar. Altın Tohum olan o Kod, ilimin kaynağıdır. Akıp gider ve teknik olarak bütünü kontrol eder. Ekip kurar. Bütün amaç insanlıktır.

 

Kurullar kodlanır ve bütün kütle kontrol kurar. Hepimiz işçileriz. Hepimiz zamanın ışıklarıyız ve hepimiz evrenlere ses vermekteyiz. Verdiğimiz her ses bize Birlik ile döner.

 

Körün bilişi, Hakk’ın İlmi’dir. Kör, bildiğinde tüm insanlık bilir.

 

Veren, ilim alındığında; alanın ilmini alır. Alınan ilim, hasatın ışığıdır. Şükür ki hak ettik ve zerk kapılarını açtık.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

KOD İLMİ (IV)

18 Ağustos 2013

 

Dürümlerinde görev taşınan bir yoğunluktan, birleşip ışık alan bir yoğunluğa ulaştık. Her birimiz Ses Kaynakları’ndan köklendik ve yeni bir resim yaptık. Yeni resim, yeni bir “resmi yaşam sayfalanışı”dır.

 

Dünyayı tartıya koyan birleşen, kendini tartmaktadır. “Dönün yaşayın; yenilenin ve hak edin” diyecektiler. Ne var ki geçip giden, Ana Kapıdan gerçek yaşama girdikten itibaren, bir diri olup dünyaya dönemez. Sadece sessiz zamanları sesleştirmeye geçer. Geçtiğinde mektep olamaz ve tanıdıkları ile kodlanamaz. Sadece bir Ses Yaşam Girdabı’na girer ve oradan yaşam soyuna seslenir.

 

Diyebilir misiniz ki “ben olgun bir yarınım. Zira ben bir yaşam sayfasındayım.” Bu öyle bir yarınlaşım ki, herkesin kendi yoğunluğu ile yarınlaşımdır. Ahar olan bir yarınlaşım. Ama Ses Yaşam olmak, İlim Yaşam olmak anlamına gelmez. Sadece yaşar olan birisi ile yaşar ve hasat olursunuz. Bu hasat tek tek Birlikler’in hakkı olan yaşamın sayfalanışından öte olmadığından, yapabileceğiniz yarınların tartısına kendi yaşamınızı koymaktan öte Bütün’ü koyabilmektir. Bütünü koyduğunuzda ise kendi yarınlarınız olmaz. Ve Sistemler, sizi hak etmek üzere yeniden Birlikler kurarlar ve yeniden yaşam sayfalamak gerekir.

 

Türkiye’de yeni bir resim yapıldığından, kök zamanlar, görev zamanları oldu. Her diriyi hak etmek gerekti. Bütün Meclisler yer ve gök çalışmaları başlattılar. Sonra Ruhlar Kodlamaları başladı ve yerden görev alan, göklere vardı.

 

Çalı çırpı sayarlardı insan yaşamlarını. Dünyayı hak etmeyenler yaşam sayfalarına girmek istemezlerdi ve derlerdi ki “biz yaşamı hak ettiğimizde dünya bir yaşam kaftanı olacak.” İşte bütün mesele Düzen kodlamaktı ve zamanı kodlamaktı.

 

Evren Sistemleri, zerk sayfalanışları yaparak, Kürzi Kayanaklar’ı tohumladılar. Dünyanın erdiği en güçlü Yücelik, Işık Kapısı’ydı. Dünyayı hak etmeyenler, Birler Kapısı’na dahi varamamış iken, Işık Kapısı açıldı. Bu kapı, resim yapan insan kaynakların, hak edip var ettikleri bir kapı oldu. Tüm insanlık dürümlendi ve Kürzi oldu. Şükür kanatlar açıldı ve Yer Kök, Gök Kök’e vardı. Teknik olarak bu varış, ilme varıştı. Ne yazık ki varan her diri, hasat yapamadı. Tükenen bir yaşam yeni bir resim yapma sayfasında kodlayıcı ışık sayfalanışları ile bütünlendi ve yarınları hasata hazır etti.

 

Bütün sessizlikler, yeri dürümlerken, bütün kütle köklendi ve göğü kodladı. Yer BİR oldu ve gök BİR oldu. Dünyayı hak ettik. Şimdiye kadar bize zirveler ve sistemli kodlar görev taşıdılar. Şimdi artık ışıklar köklenip, güçlenip görev taşımaktalar.

 

Türkiye’yi hak edip tahditsizleştiren Birlikler, yerin yeni yaşam sayfalanışlarını kodlayarak, Cennet Sayfalar’dan Kutsal Işık Sayfalar’a vardılar.

 

Kötü ve iyi bir tek resim oldu. O resim, ilmin hakimi olan Birliğin resmi, Hak Kodu oldu ve yer gök oldu. Kök, kelam oldu. Birlik kuruldu.

 

Türlenen nefes, ilmin nefesi haline geldi. Vize aldık dünyayı hasata haz ile kodlayıp yaşamsallaştırıp yarınlaştırmak üzere.

 

Benzer rahmet kodlamaları oldu dünya üzerinde. Birler İlmi hakiki ilim oldu ve biz zerk sayfalanışları yaptık.

 

Tüm yaşamlar bütün kütle ilahi kodları ile resmi yaşam sayfalarında güçlendiler ve yere göğe ilim kayıtladılar. Dünyayı hak eden ışık, Birlik kurdu ve zaman soyu kontrol etti Yüce Canları.

 

Birlik, kontrol edildiği zaman, Işık Kodlamaları yapıldı ve “Kalam Toplumları” kodlandılar. Tüm insanlık Bütün’ün kürzi yaşamsallığında kelama tohum oldu ve zarar engellendi. Yeri gökten ve göğü yerden ayırdık. Şimdiye kadar bu çeşit bir yaşam sayfalaması yapılmamıştı. Yeni ve eski zamanlar tohumlandı ve kontrol edildi.

 

Arı bal kattı yüreğe. Yürek harlandı ve bal bütün zamanlara, yaşamlaşarak aktı. Alıp bal torbalarını konuklarına tohumlarıyla paylaştırdılar. Eser yapıldı o bal tartısında yaşam sayfalayan Işık Kodlar’dan. Sorumlu olan tüm insanlıktı. İşte canlar biz “bal” derken harın yarınlarında var ettiği yaşam sayfalarının ışığından söz etmekteyiz. O ışık, tüm yaşamlara yayılır ve tüm yaşamlar o yaşam sayfalarından kelam olup dürümlenirler. Sonra balın ışığı yenilenir ve sistemleşir. O ışık, İnsan Işığı olur. Bütün amaç ilimdir.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

KOD İLMİ (V)

20.08.2013

 

Can tahtın ışıkları yandığında Birler Kapısı kodlanır ve tohumlanır. “Ben” der “insanım.” “Ben Ruhum”, “ben teknemi aldım yol almaktayım.” “Beden aldım ışık halindeyim.” “İlin hakimiyim ve sonsuz yaşamlardan ışık yakmaktayım.”

 

“Ben zaman ve ben yaşam…” “İnsan olan Birliğim. Tüm insanlık için birleşen yaşamların kayıtlarını yaptım.”

 

Solan gün, yeni bir zamanı hak eden Kürzi yaşam sayfasıdır. O Yüce Cevher Birliktir. Ve zaman sırdır.

 

Bir dere ilme aktığında, o yol ilme ulaşır. Bütün amaç insanın nefes alıp nefes vermesidir.

 

Dörtyüz bin sayfa Birlik Kodu; yaşam sayfalaması yaptı. Birlik tahditi kodlandı ve yol ummana vardı. Biz zamanı Işık Kodları ile tohumladık. İş budur. Şimdilik…

 

Altın tohum insan, bir tek ışık haline geldiğinde, ölü o yoğunlukla diriltilir.

 

Arayıp sormadı yürek ilmin kaynağında ne var diye. Ağır yük hafifledi ve yaşam sayfalandı. Arı, bal aldı; belki hiçbir yaşamda olmadığı kadar görev taşındı ve yolu açan bildi ki hakikiyete ulu bir resim olup varıldı.

 

İnsan, nefes ile Birlik kurdu ve nefes ile kodlandı. Hasat yaptı yürek, tüm İlm-i Hakikiyet’te ve yaşamı kayıtladı.

 

Neye insan İlm-i Kod’dur? Neye insan birlik kaynağıdır? Bunlar hiç bilinmedi. Sadece belinden inse; yüreği hak etse; varsa Yüce Can’a kodlasa yüreğinde birleşeni ve yarınları hayra sayfalasa. Bunlar, hepsi ağır ağır ışık halinde göksel yaşamların ışığı ile dinleşip dürümlenen birleşik ışıklardır.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

KOD İLMİ (VI)

21.08.2013

 

İnsanoğlu, Birler İlmi’ni bilemedi. Sadece bildiğini düşündü. Bütün sessizlikler, Birler İlmi’nin kaynağındaki bilgilerin alınıp verilememesinden dolayı tohumlarını, toplumlara çekemediler.

 

Birler İlmi, kahir ve hakim bir ilimdir. Bütün sessizleşen kodların, tebliğleri okuyup, yaşam sayfalarına çekememelerinden dolayı  o tebliğler, hakiki Kan Sayfalar olarak kontrol edilmektedir.

 

Her din, bu Kan Sayfalar’ı dünyaya indirmek üzere kaynaklardan bilişli olanlara verilmiştir. Biliş, ilmin bilişidir.

 

Dört zaman sonra, bir yarın kayıtlanır… Bu ne demektir bilir misiniz? Biriniz ışık halinde olursunuz. Diğeriniz ise ışığın kontrolunu kurar Birlik haline gelirsiniz. Diğeriniz, koruyucu olursunuz ve sesleşen Birliklerinizi kaynağa alırsınız. Her biriniz bir resim olur. Son olan ise kendi olur ve geçip gelir. O kendini hak eden Birlik olur. Herkesi korur ama zirvelerden korur. İş budur. Bugün, herkesi koruyan bir yaşamı sayfalayıp Birlik kurduğumuz için bir aile olarak kodlandık ve tohumlandık. Şimdi yeni bir yaşama geçmekteyiz. Bu yaşam “ZAMAN”dır. Herkes zamana geçtiğini zanneder. Hayır, zamana geçmek, yarına geçmektir. Yarın olan her diri kendi yolundan yarınlaşır ve birleşir.  Yaşamı kodlar ve tahditler. Sonra kendi yaşamını toplumları ile kontrol eder. Birler İlmi olur; kibiri aşar ve yere iner. İşi bilir ve yapar. İş budur. Bunu yapan, ilimle yapar.

 

Sesleşmeler artacak. Daha çok insan ışık halinde görev taşıyacak. Sonsuz zamanlar daha çok kaynaklaşıp taraklanacaklar ve bütün kötülükler kontrol edilecek. Olay sizlerle olmaktadır.

 

Korkuyu aşmayan bu çalışmalarda bulunamaz. Korkan ise kaynaktan uzak kalandır. Türleşen her diri kendi yaşamını bilip türleşecek. Kendini tohumlayacak ve sonsuz zamanlara görev taşıyacak. Hasatı yapmış olacak ve korunup kodlandığını bilecek. İşi bilmeyen yeni bir yarını hak etmez. Bu böyledir.

 

Yol insana varırken, insan da dine varacak. Din yelin esmesi gibi bir şeydir. Herkeste doğal olarak vardır. Ve herkes dini kendi yaşamı sayar ama o bütün kütlenin kendi resmidir. Birlik İlmi ile kontrol edilir ve kelam ilmi ile kontrol kurulur. Din, zamana kodlanmış olan İslam’dır. İslam, Tanrı’nın en üstün sayfadan kodlayıp timsal cevherilikle insan soyuna verdiği bilişin ışımasıdır.

 

Her biri bir yarın olan tüm peygamberlik mertebesine ulaşan dünyalılarla birlikte başlatılan bir süreçte, Avusturalya Zamanları’ndan görev alıp diri yüreklere inen bir ışığın, yeni yaşamlarda, din tertibi ile bütün kodlara yaşam soyu ile inmesi gerçekleşiyor.

 

Avusturalya diri bir yaşam kaynağıdır. Orada yaşam süre ilmin kapıları vardır. Sayfalarında diri yürekleri bulunur ve kendilerini her diriye kök olarak kayıtlarlar. Onları sayfa sayfa okuyan Birlikler olur. Sonlaşan ve tahditsizleşen her şey bir yarın olarak kodlanır ve kurtarılır. İş budur. Yeni bir zamana girerken; Alimlerin İlmi’ni hak edip anlayacak görevle dürümlenip yaşadık. Şimdi Avusturalya’dan söz edelim size:

 

Avusturalya, bir yaşam sayfası değil, yaşam sayfalarının birleşik ışığıdır. Zira orada dini yarın yoktur. Sadece savaş vardır. Bu savaş, insanın nefes ile savaşıdır.

 

Nefes zamandır. Nefes, yaşamdır ve kontrollü bir resimdir. Hepimiz Zaman İlmi ile nefes alır nefes veririz. Her bir resim, bir ışık haline gelir ve yeni dönemlerden güç alır. Birlik İlmi kurulur. Sonra yarınları hak eden diri yürekler, Birleşik Işık haline gelirler. Soğuğa geçilir ve hak edilir her diri. Sonra yeni bir yaşam ve yeni bir resim yaşam olur. Bütün amaç insandır ve insanın ışığıdır.

 

Hepimizin yarınları ilimdir. Ağır yük taşıdık dünyada. Has din olduk ve Hak olduk ama bir tek iş yaptık, ilmin Tarıklar’a Kuran oluşu. Bugün dünya yeni bir sayfa ve bu sayfa yeni bir şevk. İşi bilirseniz, kalem alır yazarsınız tüm yaşam sayfalarındaki koruyucu kodları. Her zaman insan olunmaz ama bir kez insan olunduğunda tüm yaşamlar tohumlanır. İş buydu. Amin… Hepinizi saygıyla kucakladık. Biz Ana Kapı olan Avustralya Yerlileri. Zemzem içtik yüreklerden ve Birler Kapısı olduk. Şimdi seni dinleyelim:

 

 

- Geldim ve dedim ki “geç” geçtin. Amin… şimdilik…

 

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

İLİM KODU (2)

16 Ağustos 2013

 

Yaşamın sayfalarında, tüm yarınlar ilimle kodlanmıştır demiştik. Topluluk çalışmaları ile Nefes Zamanlar’a, İlahi Tohumlar’ın ekilişi ve o tohumların, yarınları hasata hazırlayışı, halin tekniğinde var olan ilimledir.

 

Düne ve yarına kükreyerek ulaşılan Görev Cevheri Sistemler’inde, yeni ve eski Cemaatler, “tek”le “çift”le köklenir ve dürümlenirler. Bunu da izah edeyim:

 

Yaşamak için zaman sonsuzluklarında, tek ve çift sistem çalışmaları yapılmalıdır. Tek, Sistemlerin birleşikliğidir. Çift ise, sistemleşme esnasındaki ayrılıktır.

 

Her bir sistemleşim, soydaşların ışıklanışından tohumlanır; Birler Kapısı olan İlim Sayfaları ile kodlanır ve yarınları tüm ilim yaşamlarına kaynak yapar.

 

Sizin, ya cinlere görev vermeniz veya insan soyuna Cevheri Kuran tohumlatmanız, kimseye yarar sağlamaz ama sizin, cinlerden cevherilere tümüne, kurtarılmış yer cevherleriyle, Birleşik Işık halinde kaynak olmanız; bütün kütleyi cevherden sesleştirir ve Yerci Canlar’ı tohumlar ve koruyup kontrol eder. Onları hak eder ve “zaman sırrı” olarak göreve alır. Onları okuyan ve bilen herkes, yeni bir iş yapar. O iş, ilmin işidir.

 

Her ses, insan sesinden daha güçlü olabilir ama insan sesinin özelliği olduğu bilinir. Niye can tartı, onun sözü ile korku yaratır? Neden cennet sayfalar, onun kodlanışı ile kaynak olur veya neden o ses, zamanın tırpanı olur? Neden Everestler ve Marianalar, bütün kütleyi, “ocak sayfalar” ile yaşamsallaştırmak için sesleşen insana ihtiyaç duyarlar? Zira insan, Everestleşen, Marianalaşan bir sırdır. Öz Kütle’de vardır ve yerden Kuran alır ve kendinden, ailesinden ve yaşamlaştırdığı herkesten Kuran olur. Bu, onu her diriye bağlar. Çünkü sesleşme ile bunu hak eder ve hasat olur.

 

Türlerin çokları kardeşlik için Birlikler oluştururlar. Öz geçişler yapıp ocak sayfalarlar. Tohum ekerler. Sonra kendi yarınları için birleşirler. Herşeyi varlaşıp yaptıkları gibi sonsuz zaman sayfalarında kodlarını tüm yaranlardan ayırıp da yapabilirler.

 

Böylece her biri bir cennet sayfa olur ve kodlayıcı hale gelir. Reyler verilir her bir “rüya cevheri”ne ve sorulur; “sen niçin ağır yük taşımak istedin?” diye. O der ki “ben zaman ilmi ile görev taşıyorum. Dünya beni ve ben dünyayı hak ettim. Zamanın ışığı oldum ve görev taşımaktayım.” Buraya kadar herşey iyi. Peki ya “insan tohum”, kendini hak etmeden görevi almış ise… Ona sorun bakın ne diyecek. “Ben her diriyi kontrol edebilirim. Her diri beni sayfa sayfa okuyabilir. Müsterih olun beden alan tüm insanlık biliş halindedir. Ve ben elimden geleni yaparım. Öz geçişlerimi yapar, herkesi kontrol ederim.” Olur!... Öyle olur ama ya olmazsa!...

 

Can Tahtım, ben dara düşen ve hak edip her diriyi kontrol eden bütün kütlenin ilmini sevgiyle dillendirmekteyim. Bugün dünyaya gerçek zamanları sayfalamak üzere indim. Benim adım “Yer” ve ben görevimi yer ile yapmak isterim.

 

Mustafalar merdivenleri koydular. Dediler ki “geç.” Ben, merdivenleri alıp her diriye koyu bir ışık olarak uzattım ve dedim ki “geç.” Her biri benim yolumu hak edip benim yüreğime geçti. Ve ben, Din Tahtı’ndan Işık Kodlaması yapıp, her birini, Dini Cevher’e çektim. Şükür hak ettim ve başardım. Öfkem yok ki niye hak etmeyim!... Aura, Can Taht’a kayıtlı olduğu için aurayı her diriye taşıdım. Kökler, görev aldı aura her bir yaşam sayfasında dillendi. Ve ben seslendim. Her diri beni hak etti ve görev taşıdık. Şükür ki hak ettik.

 

Dün yürüdüm yollarda… Baktım ki biri beni takip ediyor. “Ölüye diri gerek” dedim ve onun yoğunluğundan ışık alıp onun yüreğine indim. Beli, ilmin hakikiyetinde olmayan biriydi. Bel, ilmin sayfalanışını, diri yüreklere kodlar. İşte bugün olduğu gibi….Beni dün gece takip eden Yüce, bugün benim yoğunluğumdan, Birleşik Yaşam Sayfaları’ma indi ve Beden Sayfaları’mdan görev istiyor. Onu; nurdan, Kuran’dan ve zamandan dinleyip karar vermeliydim. Kararımı verdim. Onun resmi, yarınların ışığında yoğun şekilde var. Onu tüm insanlık için kodlayıp yoğunlaştıralım ve sesleştirelim. Hakikiyete umman yapalım. Hayırlara vesile olsun… Sevgiyle kucakladık onu…

 

Şimdi onunlayım. O beni ve ben onu dinleyeceğiz. Zamana tartı olup ocak olacağız ve bütün kütleyi hasata hazırlayacağız. Adını zikredelim… İlahi İtibarlı Ruh, İbrahim… Şimdi benimle…

 

-Mutluyum seninle olmaktan. Mutluyum çünkü geri döndüm. Amonlar beden aldılar ve bin cevher, Kuran oldu. Atlanta Ana Kapıları açıldı. Oğul verdik ve yeni yarınları hak ettik…

 

Şimdi benden bana bildir…

 

-Sesin iyi ve sen bedene sahip oldun. Medine Tohumlaması yapıp ışık aldın. Sende seni hak ettik. Amin…

 

Şimdi sen benden sesleş…

 

Ahar, sıla sayfalarıyla birleşti. Oğul, ben tetkiklerimde bildim ki; senlerin herbirinizde BİR olduk ve yeni bir yaşamı hak ettik. Ah işte bu…

 

Şimdi ben, benden devam ediyorum…

 

Öfkem yok işte ben ve ben olan diğer ben… Her birimiz birlik halinde benleştik ve kükredik. Bu şekilde sayfa sayfa ışık yanar dünya üzerinde. Herkes herkesten ikram bekler. Beklenen ikram, sestir. Hepsi sistemleşir ve kükrer. Beni hak eden, benleşen ve birleşen, bütün kütleyi hak eder ve türlerin tekniği ile Birlik kurar. Apronda bekleyenler olur. Onlar, dara düşmezler. Hepsi cennet sayfalara girip hakikiyette görev taşırlar. Torba torba ışık olurlar ve sırrın ışığı halinde kupalarına görevlerini koyup ışığa varırlar. Öz görev budur.

 

Son sözüm şudur ki. Bilişi hak eden, beden alır ve yarınları hak eder. Af olan ise Hak olamaz. O, bütün kütlede Sistem Cevheri’nden çıkıp kendi yarınları için Birleşmeye çalışır. Reylerden tek birini dahi alıp cevhere ulaşamaz. Sultanlık yapamaz. Okumayı dahi bilmez. Maazallah okumaya kalkışsa, Zaman Soyu toplumlaşamaz ve Birler Kapısı, Kaynak Toplumları kodlayamaz. “Vurmayan olmayandır” diyen o Can Tahtlar gibi kırılır ve sır olan bilişinden, kültler yaşamsallaştırıldığında, kaynağından çıkar ve yeni yaşam sayfalarından ayrılır. İş budur….

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

İLİM KODU (1)

15. Ağustos 2013

 

İlim, hakikiyeti Hak Teknik ile algınıza indirger ve zeka düzeyinizce size, sizin sizce kaynak yaşam sayfaları olan bilgilerinizi, dinletir.

 

Bilgi, kodlarla tohumlarla kontrollu şekilde formal yaşam sayfalarına çekilir. Bilgiyi dinletebilen, o bilgiyi hak edip kendi sistemi ile çekebilendir.

 

Biliş, zaman sayfalarında kodlanmış olan bilginin bilişidir. Birlik Tekniği ile bilgi kodlanır. Ve yine Birlik Tekniği ile o kodlanmış bilgi biliş halinde açılır ve Hak Teknik ile okunur.

 

Bütün amaç bilmek ve dinletmektir bilgiyi. Biliş halinde bilgiyi bildiniz ve okudunuz. Sıra bilgiyi açıklayıp dinletmekte... Bilgiyi dinletmek, Zaman Kodları ile gerçekleşir. Zamanın ışığında, her bilgi, Birler Işığı haline gelir ve kontrollu şekilde alınıp açıklanır.

 

Doğal yaşam sayfalarında herşey, birlik halinde olmaktadır. İnsan birliği, hayvan birliği, bitki birliği ve her bir birliğin alt birlikleri gibi... Her birliğin Dünya formal yaşam sayfalarının işleyiş sistemleri vardır ve bu sistemlerin ortak iradi hakimleri vardır.

 

Formal yaşam, evrimleştirici bir fonksiyon ifa eder. Her form aile, aktive edip ürettiği yaşam sayfaları ile bir merdiven olur; o formun sistem yüceliğinden bütün bilinç bellek kütlelerine ulaştırılır. Her form, her bilinç bellek kütle için bir resimdir. O resim, “BİZ” olan form bilinçtir. Ancak her dirinin kendi resmi vardır ki o resim “BEN” olan BİR’in resmidir.

 

Yaşamak, bütük kütle ile birlik halinde yaşamaksa eğer, ses tohumlaması yapılmaktadır her diri için. Diri, Rahaman olana denir. Hepimiz Birler Kapısı olarak kontrollu ışıklarız. Hepimiz Zamanın Teknik Kodları’yız. Zaman, ilimdir. İlim ise Birleşik Işıktır. Her dürümde var olan ışık, Birler Işığı’dır.

 

Türkiye, yeni bir çağı başlatan ülke olarak Kuran-ı Kerim bilgisinde de bildirildiği gibi, erdiği yücelikte kati ve hakiki bir rol üstlenmiştir. Bu rol, ilmin rolüdür. Dünyayı kodlayan hiçbir yürek, İnsan Işık’ın kaynak tohumlarında eski yoğunluklara girip Düzen’i kuramamıştı. Nefes Zamanlar asla kontroldan çıkmadan kendi yaşamını hak etmiş ve Birlik kurmuştur. Türkiye bir resimdir. Bu resim, İlmin Resmi’dir.

 

Yerden ve gökten Birlik kuran cevherler vardır. Düzen’i kodlayan o cevherler, kendi yarınları için birleşirler. Bizlere görev verirler ve bizlerden güç alırlar. Onların erdikleri yücelik, ilimdir.

 

Müsaade ederseniz, zamandan söz etmek isterim.

 

Zaman, sizi kodlayan bir yaşam sayfasıdır. Siz, zaman olarak kodlanır ve tohumlanırken, hepimiz elimizi ve ayaklarımızı tüm insanlığa tahditli biçimde dinletiriz. Zaman, bizi yaşamsallaştırır ya da yok eder.

 

Zamanın nefesi, ilmin nefesidir. Herkes kendindekini alır ve kendi yarınları ile bütünlenir. Yarın, insan için bir can taht olur. Ve zamanı taktir eden yürekler yeni yaşamlar taktir ederler.

 

Birler Kapısı, insan soyu için merdivendir. O kapı kendi yoğunluğu için merdiven olan oraya kendi yaşamını taktim eder. Bir tek zaman soyu o merdiveni kodlar ve tohumlar ve korur. Oraya dayanan her bir merdiven tahditsiz zaman sayfası olarak ten olur tüm olur ve Birlik kurar. Orada tek bir resim olur. Üzerinde tin yazan bir resim.

 

Hepimizin insan ırkına vereceğimiz bilgiler vardır. Hepimiz, zamanı tohumlayarak ilme kutsal ışık yakacağız. Ne var ki hak etmeliyiz ve hakim olmalıyız.

 

Düzen, tohumlarken yürekleri, her Yüce kendi ruhunu kodlayıp yoğunlaşmalıdır. Evrim, mahrek ister. Evrimi hak etmeyen mahrek olamaz.

 

Zavallı ışık kapısı beni ben sayan ışık... Ben dünyayım. Dünyanın erdiği en üstün sayfa benimdir. Ben dünya olarak kontrollu bilgi vermekteyim şu anda.

 

Hepimizin ismi dünya değildir. Dünya olmak için dürümlenmek; dünyayı hak etmek; bütünlenmek; Birler Kapısı olmak; kaynak olmak ve sesleşmek gerekir.

 

Yarın erin ve gür ilmin hakimi olacak olan Birlik insan ışık için birleşecek. Zar atılacak bir kez daha dünyaya. Bu zarı hak edip de elde eden, yeni yerlerin hakikiyetinde dürümleyip teknik yaşamlarda kontrol ettiği dizi dizi yüce cevherler ile Birlik kuracak.

 

Mustafalar, dara düşmezler. Zira onlar Birliktirler. İnsan soyuna Kutsal Işık olan onlar dağ taş bilgi alır bilgi verirler. Bizce dünya bir resimdir ama o resim Birleşenlerin yaşamsallaştırdıkları bir resimdir. Hepimiz yeni bir şekil çizeriz ve süper eserler olarak tüm insanlığa sunarız. O eserler beğenilir ve benimsenirse her diri o resmi sessiz sayfalarda kendi yoğunluğuna alır ve kendi yaşam sayfalarından o resmi çerçeveler. O çerçeve onun kendi yaşam işçiliğinin sayfası olur. Bütün üstün türler, kendi yaşam soylarında kendilerini tekrarladılar. Öz geçişler böyle oldu. Hologram yaşamlar da böyle oldu. Onlar her diriyi kendi yüreklerinde teknik yaşam sayfaları olarak tekrarladılar ve tohumlandılar.

 

Birlik İlmi ise farklıdır. Orada tek bir işçilik yoktur. Birlik işçiliği vardır. Resim yapılır ve o resim tüm insanlık için yapılan bir resimdir.

 

Meğer ki o resim tüm yaşamlara ilim olup insin.

 

Mahkeme kurulur çokluklar yüreklerde. Denir ki sizi sizden ayrı tutuyorum. Zira siz sizden sizi hak etmediniz. Öksüz ve yetin kaldınız. Size yer ve gök iş vermeyecek. Ama siz diri ve hakiki bir yürekten ışık alır ve tohumlanırsanız, her diri sizi sizde dinler ve siz sizde köklenirsiniz.

 

Yaşamanın sırrı budur. Her diri siz ile sizleşecek ve siz ile dürümlenecek. Sonra yeni bir siz düldül olacaksınız ve her yüceyi hak edip taşıyacaksınız.

 

Arda arda dünyalar kodlanır, tohum ektiğimiz zaman. Zaman sonsuz bir yarın ve yeni bir cemamaat dünyaya çekilir. Evrimlerini hak edip de yapacak ve Hak olup bütün olacak. Sonra bütünlenip birleşecek ve kaynak olacak bir cemaat. Sorumlu olmak isteyen sorumlu olur.

 

Mesele insan ise, biz sizi sizde dilleyelim. Mesele kuran ise biz sizi sizde dilleyelim. Ve mesele umman ise siz ve siz ve her siz biz ile bir olun kodlayıcı hakiki bir yürek olun. Bunu bilin ki beden almak, kelam ile birlik kurmak neticesidir.

 

Hepimiz sır olan bilgileri alıp okurken, kendi yarınlarımızı hak eder okuruz. Öz Kürzi Yaşamlar, Birlik kurarlar; ocak oluruz tüm ilim sayfalarında o yolculara. Sonra kurtarılmış yaşam kodları haline gelir, birleşiriz. Sizi, yarınlarla tüm insanlığa kodlar kayıtlarız. Yerden ve gökten münezzeh olan Birlikler oluruz. Rüya zamanın ışığını hak etmek için görülmez. Işıkları hak etmek için de görülmez. Rüya, kurtarılmış yaşam sayfaları için görülür. Her cennet bir Sistem’dir ve biz o Sistemler’in yürek sayfalarında görev taşırız.

 

Yarım ve bütün tek bir ilim için birlik kurduğunda, bin Sistem, bir yürek olur. Hepimiz İslam oluruz ya da Hiristiyan oluruz ya da Musevi ama her bir ışık, BİZ olur ve Bütün olur.

 

Yolcular, bilin ki Altın Taht kendi yarınları için Birlik kurdu. Kodlama yaptı. Kat kat ışık yaktı ve yüreklere kurtarılmış yaşam sayfalarını indirdi. Sizi yeniledi. Siz ise yeni bir resim için birleşin ve hak edilin. Süper Sayfalanış, Birler Kapısı içindir.Bu çalışma, Birler Kapısı için yapılmaktadır. İlmin kontrolunu kurabilmek; Alim olmakla mümkün mü? Yoksa hakim olmakla mı mümkün? Bir tek ses vereceğim. O da; TEK olmakla mümkün... TEK olmadan, ağır yük taşınmaz. Alim olun hakim olun ve zeki olun. Sadece bu... Şimdilik... Ve şimdi... Hah...

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 
  Bugün 21 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=