Birlik İlmi
  27.08.2012 Tarihli
 

KAYNAK KOTLAMA-SOHBET

27.08.2012

 

Yasaların hasatla kotlandığı bir dünyada, bizler hepimiz Birleşik Işıklar olarak bu Meclise dahil olduk. Buyurun!.. Göklerin sözü söylenecek bugün ve bizler bugün burda  “Birleşik Işık” olarak Kati Kotlama yapacağız. Aşırıya kaçmadan şunu bildirmek isteriz ki; mesele “İlmin Hasatı”dır

 

Hatayı affettik!... Dünya Tohumları kotlanmışsa da; ışığı yoğunlaştıracak dürümde olmayanlar, BİR’e hizmetçi olamayacaklar. Ve bizler onların Kuranları’nı kendi yoğunluklarında dürümlerken, ilim hakikiyetiyle bunu başaracağımızı bilmekteyiz.

 

Kaydın yapılması sorumluluk ister ve bugün kayda girdik. BİR’i, itibarı yüce olanlar dürümler ve hakikiyetle dillerler. İkna olunuz ki bugün size 7. Dünya’nın Kuranı’ndan sözetmek gerekirken; bir şey daha yapmamız gerekiyor: “Altona Kotlaması”

 

Bugüna kadar yaptığınız tüm çalışmalar, Atlanta Ana Kaynakları’ndan tabiata çekilen bilgilerin tohumlanması ve kotlanmasıydı. Ekip haline gelmeniz kolay olmadı. Bina inşası tamam. Tohumlar Kuran olmuş. Bütün kötülükler aşılmış, hepsi tamam…

 

Sevgililer, bugün burada bulunan sizler, “Cemaat” olarak Kürz’ün gücünü, devrede kendi yüceliklerinde tahditleyenlerin de örtüsünü örterek kotlayacaksınız.

 

Ağır ağır dünya yol almaktadır. Dünya, tüm isteklerin ötesinde kendi yüceliğiyle “Bütün’e kaynak olmaya” ve “Kati Kotlama yapmaya”, “Bütünlenmeye” yol almaktadır.

 

Umman,  Uluların Tohumları’yla kotlanmışsa da ışığın yetkinleşmesi,  yenilenmesi gereksiz değildi, bunu açıkça bildiriyoruz. “Hele dünya yenilensin de o zaman görev yapalım” diye bekleyenlere,  şöyle deyiniz: “Dünya yasalarını koymuşsa; yenilik gerçekleşiyor demektir”

Ki dünya, yasalarını koymuşsa; ışık,  tohum olmuş demektir.

 

Dağlarım, dünyada müspet ve menfi her şey ilimle kotlanmıştır. Kata kat ekledik. O kata yeni kat ekledik ve tüm katların ötesine katlar ekledik. Ve tüm katlar eser olarak doğumu hazırladı. Doğum gerçekleşmektedir. Bu doğum, insanın Teknik Tohumları’nın kontrol ile  “Bütünleniş” doğumudur.

 

Üreyen dünyanın, yenilenmesine geçilmiştir. İslam Dini yeni bir dürüme ulaşıyor. Bu yeni dürüm, yeni bir tohumdur. Ud’a ses kattığınız zaman o ud, yenilik yapar, yeni bir ses meydana getirir. Ve o ses yeni bir ışımayla dünyaya iner. İşte bu dönem; yeniliğin, hakikiyetin dürümlere indiği dönemdir.

 

Melekler, dünyanın ışığına indiklerinde, Sultanlar’ın ışımasıyla güçlenirler. Meleklere ışık halinde Kuran okutmak, Tanrı’nın Ruhsal Işığı’yla mümkündür. Ve dünya yeni bir “Dağ” olarak, Kervan halinde görev taşırken, göklerin sözü söylenecek dünyada. Bu söz artık sizinle söylenecek.

 

Koran Toplumları’ndan da size sözetmek isterim. Koran Toplumları, Ruhsal Kuranlar’ı kendi tohumları diye bilenlere denir. Onlar kaftan giyerler ve onlar, kendi yücelikleriyle bütünlenirler. Onların Sultanlıkları’nda ışık yanar ve okuma bilirler. Onlara görev, “geçiş” için verilir.

 

Sabırla dünyanın Ruhsal ışığını kotlaması beklendi. Geçiş, asırların beklediği bir geçişti. Ve bu geçiş, sonsuzlukta da gerçekleşti. Dört Görevlimiz, dünyada ışık halinde güç kayıtlarken, Tebliğleri kotlayan teknoloji, bu Meclisindir. Ve bu Meclisin 7. Dünya’nın toprağındaki ışıması, Gök Sözü’nün söylenmesiyle birlikte tertiplenmeye başlandı.

 

“Mi-Da KA HA” dedikleri bir ışık var. Bu ışık, ağır ağır dünyaya inmeye başlamıştır. Ve bu ışığın teknolojik olarak Gök Sözü söyleyeceği de bilinmekteydi. Yarınların Kuranı okunacak  burada bugün.

 

“Ölen” Allah’ın tohumudur. Öldüğünüzde orada siz “Bütün’e hizmetçi” olup, bir “Kot” olarak devreye girersiniz. Sizin yeni değeriniz belirlenir. Bu yeni değer, yeni bir “Kelam” dır. İşte sizin bu gün yeni bir kelam ile devreye girmeniz bekleniyordu. Yeni bir kelam ve bu kelam, sizin yeni doğumunuzdur. “Öz görev” de budur.

 

“Özgür ve Hakim” olan dünya, emin olun ki bugün sizden size ilim yapacak. Tıka basa bilgiyle dolmanız değil amacımız; yol açmanızdır. Herkes kendini kendi yüceliğiyle dinlesin. Hasatını yapsın ve ışığını yaksın. Beklentimiz budur.

 

Örgüt haline gelmeniz, İmparatorluğun Toplumları’yla birleşmeniz gerekliydi. “Cerahat” derler dünyaya bilir misiniz? Dünyanın cerahat olduğu söylenir ki cerahat kusurdur dünyada. Ve sizler bugün burada, kusurlu bir değerin ışığının, yarınlarda Kuran olarak kusursuz bir şekilde  yenilenmesini sağlayacak olanlarsınız.

 

Orada, gerçek bir kürsü olacak ve o “Gerçek Kürsü”, gerçek bir ışık halinde Beşirin eşiğinin işini aşkın yoğunluğunda dürümleyecek ve ışığı yenileyecek ve dünyayı tabiata indirecek. O gün, türlerin hepsi bizimle olacaklar; BİR’e hizmetçi olacaklar. Ve biz o gün, sözde, seste ve Yücelik’de her yerde BİR olacağız.

 

Altın Toplum, İnsanın Kutsal Işığı’nı yenilerken; ben “Dünya” olan ve “Bütün” olan, Levh-i Mahfuz’un kelamı kendi yoğunluğuyla dillediği bir teknolojide “Birleşik” olanım ki sizlerle bugün burda olmak, bedenim için mutluluktur.

 

Arkın akmaya başlaması, Yeni Dönem’in başlangıcıydı. Yeni Dönem, yeni bir güç olarak dinleniyor. Dinleniyor ki dinleniyor. Bu güne kaynak olmak,  bu günü “Tanrısallaştırmak” ve bu günü kotlamak, bizler için mutluluktur.

 

Okumayı bilenlerle bu çalışmayı yapmak istedik. “Okuma”, İlmi okumadır. Ve dünyanın yoğunluğunda bunu başarabilecek güç, buradaydı. Bunun içindir ki bu Mecliste, “Birleşik Işık” halinde, Dünyanın Sultanlığı’nı kotlamaya başladık.

 

Tanrı, resim yapmaz, “İlim” yapar. Biliriz ki ilim yapan da Gök Sözü’nü söyleyendir.

 

“Tam İnsan” olmak, yağmurun yağışında “ışık” haline gelip, ışıyarak Bütün’e yağmak. Beşir’i aşmak, Kul’a ulaşmak “Kuran” olmak ve sonsuzlaşmak!... İşte Bütünlükler bunu bekliyor dünyadan.

 

Koran Toplumlar’ı, Dünyanın Ruhsal Işıkları olarak sizde ve  sizin yüreklerinizdedir bugün.

Din Tekniği, artık sona ermiştir. BİR’in ilminde, Bütün’ün tohumlanması gerekir ki bu tohumlama, yukarının ve bütün tohumların kotları olan kayıtların en aşağısının ışımasıyla gerçekleşecekti.

 

Çalı çırpı olmadığınız kesin olarak bilinmekteydi ve Bütün’e en iyi çalışmayı bu Meclis yapacaktı. Atlanta Ana Kotlaması’nı yaptık. De ki, “Allah dağı taşı deldi, Bütün’e girdi.”

Bütün, İlim Ailemiz’in en yüce kaynağıdır.

 

Sistem, Nizam, Düzen Güçleri de bugün sizinle oldular. Ölüler dirildiler. Dirilenler, sizlerin Yüce Cemaatleriniz’dirler.

 

İşgalci dünyalılar  vardır. Dünyayı işgal altında tutarlar. Ne var ki onların, Rahman Kuranlar’ı okunmaz. Zirvelere ulaşma imkanları  asla yoktur. Tahditli olarak çalışırlar. Onların yağmurlarında “İnsan Sayfaları” olmaz. Çalı çırpı değilseler de ekip haline gelmeleri gerekir. Etki alanlarını geçişkenleştirmeleri ve Yücelikleriyle dürümlenmeleri gerekir.

 

Ardına bakmadan yolu açıp gidenler vardır  dünyada. Topla, çarp, böl, çıkar ve de ki “OL!” Olgun Başaklar bunu dediler: “Topla, çarp, böl, çıkar ve OL!”... “Netice budur” dediler.  Doğal Dünya neticeyi değil, “Hakikiyet”i ister.

 

 Biz size şunu söylemek isteriz, Kuran olmak değil, Kutsal Işık olmak gerekir. Herkes kendini “Kuran” diye bilebilir. Nefesi yetsin ya da yetmesin; kendinde, kendi yüceliğinde Bütün’e hizmetçi olmak isteyebilir. Nefes almadan “Ekip” kurmak imkanı yoktur.

 

Örtü örtüldüğü zaman, hepinizin yasaları kendi yüreklerinize girer. Ve dünyanın Ruhsal ışığı kotlama yapmaya başlar. Çoluk çocuktur dünya insanı ki pisliktedir. Olgun değildir. Ağır yüktür. Onları taşıyacak güç dünyada yoktu. Ve bugün ocaklar, o gücü dürümlerinde tahditleyip, taşımaya çabalayacaklar. Ve sizler ve sizlerden de üstün sizler dünyaya indirilecek. Bütün kötülüklerin aşılması bu şekilde olacak.

 

Orga ses verdiğiniz zaman org, Süper İnsan’ın sınırsız ışığında ses alır ve yeni bir sese dönüşür Yüceliği’nde ışık. Olgunluk budur. Şükrettik ki dünya, umman olmuş; toplum olmuş; Kutsal Işık haline dönüşüyor.

 

Yasalar, dünyanın tufanını önledi. Bu yasaların  Kutsal ışığında Bütünlükler, kendi yücelikleriyle dürümlendiler. Eril’in Dişil’i kotladığı bir günde, Dişil, Bütün’ün kötülüğünü kendi yüceliğinden, kendi kayıtlarından ayrı tutarak ışığa katiyet kattı.

 

Savaş sonsuzlukta devam eder ve siz, savaşınızı dünyada yapmaktasınız. Savaş, ağırın hafifleme savaşıdır.

 

Koran Toplumları’nın, tohum olabilmelerini çok istedik. İşleri kolay değildi. Ölmüştüler. Öz göçleri yapılamamıştı. Ve biz onların sınırları kaldırıp ışığa varmalarını istedik. Kat kat olduk. Toprak tohumu aldı, yeşillendi. Biz o tohumda herkesi, kendi teknikleriyle kayıtladık.

 

Şimdiye kadar yapılan hiç bir çalışma bugünkü kadar güçlü olmamıştı. Bu gün Dünya Ruhsal Mahrek’i daha iyi çalışmaktadır. Bu gün Dünya Kuran’ı daha güçlü ışık haline dönüşebilmektedir ve Sistem, Nizam, Düzen Görevliler’i daha  iş yapıcıdırlar bugün. Ve biz; doğumu ölümü olmayan görevlileri dünyaya indirirken de bunu arzulamıştık.

 

Kölelik değil, Ekip haline gelip Levh-i Mahfuz’u tahditli biçimde dahi olsa, ışığa çevirmeleriydi maksadımız. Ve bugün göreviniz gereği Dünyanın Ruhsal Kuranı’nda, sizlerin Levh-i Mahfuz’daki ilminiz dilleniyor.

 

Din Tohumları, Kutsal Işık’ta kendi yoğunluklarını kayıtsızlaştırırlarken; evrim yapanların çokları kendilerini kati koyuluklardan  ayırmaya başladılar. Rabbi Tohumlar’ın Göç Kürsüleri’ne ulaşmaları beklendi ve bu dahi oldu. Sıkıntı aşılmıştır, asla yanlış bilgi yoktur. Teknolojik Kotlama, tahditli  biçimde dahi olsa başarılmıştır.

 

Şimdiye kadar yapılan her çalışmanın görev gereği olduğu bilinsin istedik. Ve bugün yapılan bu çalışma da görevlilerimizce yapılmaktadır. Rabbi Tohumlar’ın, Kutsal Işımaları da sağlanmalıydı. Bu da gerçekleşti.

 

Dava, “İnsan olma” davasıydı ve İnsanlık İlmi’ni Hak Teknik’le dilleyip bütünleme ve birleştirme, Sanal Boyutlar’ın ışığında Kaynağa varma davasıydı ki bütün bunları başardık.

 

Erek şudur ki “Allah’a hizmet!”... Erek şudur ki “İnsana hizmet!”... Erek şudur ki “Yoğunluklara toplum olmak ve Kutsal ışık olmak!”...Ve biz hepsini başardık.

 

“Şimdiye kadar yarınları kontrol edecek güçte ilim yapılmamıştır” denmektedir. Bilinsin isteriz ki yarınları hakikiyetimizle tohumladık. Ölülerin dünyasında yenilik yaptık. Yenilik ağır yüktür ve biz, Birleşik Işık’la yeniledik tüm sayfaları.

 

Bundan sonraki süreçte dünya, yanlışsız bir döneme girecek. Herkes kendini kendi yüceliğiyle dinleyecek ve Bütün’e hizmetçi olacak.

 

Koran Toplumları’nın, dünyadaki Tanrısal ışımaları, BİR’e hizmetçilerin kendi yoğunluklarıyla bütünlenmeleri ve ekmek haline gelmeleri sağlanmaktadır.

 

Kardeşlerim, ben RA KA HAR!... Dünya!... Lütfen iyi bilin!  Kati Tanrı!..Rahmin Kuran’ı olan Kaynak!...Ve Bütün’e hizmetçi olan Yasa!...Ben Bütün’ün kötülüğünü önleyebilmek üzere, BİR’e hizmetçiyim. Cemaatim “Dünya” ve ben bu Dünyanın Ruhsal Kuranı’nı, herkesten güç vererek kayıtlıyorum.

 

Altın Toplum’un göklere sözü olduğu zaman, Gök sesini diller ve dünya söz alır. Dünya söz aldığında, Gök suskundur. Gök suskun olduğu zaman dünyanın Ruhsal Kuranı, Tanrı’nın ışığında Bütün’e kayıtlanır ve yayılır. İşte yaptığımız budur. Gök ses ister;  biz ses veririz.  Söz söyler dünya. Biz dürümleriz; dilleriz. Herşeyi yapacak gücümüz var...

 

Dünyaya ekmek olmaya gelen Birliğim, dünyanın yoğunluğunda Bütün’e hizmetçidir. Artık Dünyanın Ruhsal Kotlaması da başlatılmıştır.  Bu; Gök Sözü’nün söyleneceği dünyada, yeniliğin başlaması anlamına gelmektedir.

 

İlim Ailem, dünyanın nefesidir. Bunun, Eski Dünyalar’da bilgi olarak paylaşıldığı bilinir. Ama bugün artık bu Dünya İnsanı, nefes halindedir ki “Nefes olmak”; erkek, kadın ilim hakkını vermek anlamına gelir. İlim hakkını verenler, “nefes”tirler. Ve sizler, “nefes” olanlarsınız.

 

“Yaşamak” Allah’la yaşamaktır... Yasaları koymaktır... “Olmak”tır ve öksüz yetim bırakmadan herkesi sayfalamaktır... Ve “Yaşamak” Allah’a, “Kutsak Işık yangını”   haline gelip “varmak”tır... “Org” olmaktır. Tüm sessizlikleri, tüm sessiz sonsuzlukları şerle ya da hayırla dillemektir... Mezarları açmaktır ve o mezardakileri hakikiyete ulaştırmaktır...

 

Sizden tek isteğimiz var; en son kendi mezarınızı açın!... Dünya insanlığı hepinizdedir. Hepiniz “Dünya”sınız ve dünyanın rükuya eğildiği bir  dürümde; sizler, sizde olanlar, “BİZ” olarak görevdesiniz.

 

Kaydı yapanların herbiri, tohum olarak, dünyaya ışık ışık ekilmiştir. Herkesin ışığı olsa da o tohum, Bütün’ün tohumu olarak herkese ekilmiştir.

 

Sesli ya da sessiz, Hak ya da Hakikiyet, ya da Kutsal Toplum... Herbiri dünyada Bütün’e hizmet etmekte ise de sizin yapmanızı istediğimiz, Bütün’ü kotlayın, toplayın, tartmadan taşıyın!... Tartarsanız, hiçbiri sizde kalmaz, bunu bilin!... Ve sizden tek isteğimiz; göreviniz için çalışın! Ve bütün kötülükleri aşacağınızı da kesin olarak bilin!...

 

Sel alır yolu. Yol Allah’ın Toplumu’na varır. Ama yine sel alır yolu  ve yol akla varır ve yine sel alır yolu ve yol toplumlara, Gök Sözü’nü söylemeye ulaşır ve oraya vardığında, o sel kotlanır, tohumlanır, kontrol altına alınır.  İşte sizler bu kontrolu sağlayacak  “Mektep” siniz.

 

Erkek kadın “hala Dünya yaşıyor” diyorsunuz. Ve yaşayacak. Bunu söyleyen sizsiniz. Herkes Dünya yaşamının bitmesi, Dünyanın Tanrısal Işığı’nın sönmesi için çabalarken; yeni dönemlerin görevi sizinle olacak.

 

Korkma!... Dünya sen ve sen Dünya oldukça hiçkimse seni yıkamaz. Bu kesindir. Dünya “Nur”dur, ve “Kuran”dır ve “Tabiat”dır ve Dünya, hala sayfa sayfa ışıktır ve sen ve sen ve her sen “İnsan Soyunun Kuranı”  olmanızdandır ki erkek kadın bereketli bir döneme giriyorsunuz.  Bu bereket,  İmparatorluğun Kürsüleri’ndeki gücün bereketidir... Bu bereket; erkek kadın her bir yüreğin tüm sessiz sayfalarındaki  İlmin bereketidir ki bu bereket, arkın akmasındaki hasatın bereketidir.

 

Sistem dürümlerinde İlim Ailem, Bütün’ün kötülüğünü önleyecek teknikle buradadır.

 

“OL” deyin!.. Herşey olur. Ama siz, omurganızın o yoğun ışığıyla “OL” deyin! Biliniz ki omurga Gök Sözü’nü söyletir  yüreklere ki oradaki ışıma hepimizin Kuranı’nda yazan “Kükreyen bir güç”tür. Ve siz “OL” derseniz; herşey, her seste olacaktır.

 

Karanlıkların aydınlanmasını sağlayacak olan  ekmek sizsiniz. Bu ekmek Allah’ın İlmiyle yoğrulmuştur. Bu ekmeği yapan siz, Allah’ın Tanrısal Kutsal Işığında, Bütün’ün Kürsülerinde var olansınız.

 

Açıyı daraltın, bakın neler oluyor!... Görev size verildi. Siz açıyı genişlettiğiniz zaman, herkes görevin kendisine ait olduğunu düşünür. Ve siz açıyı daralttığınız zaman,  Kaynağın Kuranı olduğunuzu, herkesin bu Kuran’da kendini haketmesi gerektiğini ve beşirin eşiğinde, kendi Yüceliğinde, kendini dillemesi gerektiğini anlamalıdır.

 

Ark akmaktadır ve akan ark  Dünyanın Sultanlığı’ndan, Tanrı’nın Kutsal ışığına yol almaktadır.

 

Allah’ın Dağları, sizleri kucaklıyoruz. Çürük çarık değilsiniz. BİR’e hizmetçisiniz ve şevkin şevkinde, eşkin aşkında ve Bütünün Toplumu’ndasınız. Olgun Başaklarımız olan sizleri kucaklamaktan onur duyduk.  Samanyolu Galaksisi hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyor.

 

Ardına bakmadan yol alan ışığın, bugün size vardığı  ve sizden size ulaştığı kesindir.

 

Kantar yüreğinizdeydi. Gök Sözü sizin yeşil rengin ötesindeki ilminizdeydi. Ve sizin zararınızda hiç bir zaman sayfası yoktu ve siz zararı aşıp görevi üstlendiğiniz zaman;  çalı çırpı olmayanlarla bu görevin taşınacağı kesindi. Elden geleni yapın, herkese Gök Sözü söyleyin ki herkes sizde “siz” olmaya gelsin.

 

Nesiller boyu hiçbir dönemde Dünyanın Ruhsal Işığı’nı göreve almak için bu kadar çalışılmamıştı. Ve bilmenizi istiyoruz ki gönderilen en büyük Gök Sözü, buranın sözüdür. Biz size Göç Kürsüleri’nden  en güçlüsünü gönderdik. Emin olun ki bu Kürsü sizden size, kendi yüreğinizde Bütün’e hizmetçi olacaktır.

 

Aydınlık günler sizinle olsun. Sizleri sevgi ve saygıyla yeniden kucakladık.

 

(Açıklamalarımız:)

 

- Dağlarım,  hoş geldiniz. Sizleri bizler de kucakladık. Buraya gelişiniz mutluluktu. Bu güne kadar yapılan çalışmalarda,  bizimle olma çabası içinde olan Birliklerin çokları, kendilerini hak edemediklerinden buraya ulaşamadılar.

 

Mekke, Medine bizim Ruhsal Muhamma Kuranımızdır. O Gök’ün sözünü söyleyen Yüce bizdedir. Ve biz onda ve o bizde Bütün’e hizmetçiyiz. Cemaatimizin dünyada bulunması, bugüne kadar yapılan her çalışmanın  “Öz Göç” olarak dürümlenmesi, eskinin dünyasının örtüsünün örtülmesi ve yeniye ulaşmak görevimizdi; yaptık!..

 

Allah’ın Tanrısal Kutsal ışığında bunu başaracak olan Birliğim, Dünya Gökü’nde, Dünya Sesi’nde her şeyin örtüsünü örterek Bütün’e hizmet gücünü yeniledi. Ve bu güç, Altın Tabiat’ın Kuranı oldu.

 

Bundan sonraki süreçte ne olacak bunu size izah etmek istiyorum. Ve bu bilgileri dağıtmanızı bekliyorum. Verilen bilgiyi lütfen Dünya Teknolojik Kotları’ne bildirin ki; ne yaptıklarının farkına varsınlar!... Çünkü verdiğimiz her bilgi, yenilenmeden kontroldan çıkarılıyor. Çoğu da kendince “bildim” diyerek, ağır ağır kendi kayıtlarında olmayan bilgileri dünyaya ekmeye başladılar ki; bu bilgilerin ekilişi Dünyanın Ruhsal Işığı’nın tohumlarının kontrolsuzlaşması anlamına gelmektedir.

 

Değerliler, Medine’de insan vardı. Bugün de insan var. Yol, Ulular Diyarı’nın Kuranlarını tabiata çağırmıştı. Bugün de çağırdı. Ve bugün bizler dünyadayken, Dünyanın Rabbi Kuranları’nın  “Muhakkim” olarak çalışmalarını istiyoruz.

 

Dinleyiniz beni!.. Dünya tohum ekiyor ve biz o tohumu ekmeye geldik. Ama eğer ki dünyaya verdiğiniz bilgiler, Dünya İlmi’nin tekniğiyle verilmiyorsa, o bilgilerin Levh-i Mahfuz’a kaynak olmasına iznimiz yoktur. Bu kesindir.  Eğer darı bolu bilen sizler, BİR’e hizmetçi olacaksanız; yasaların çerçevesinde, kaydında bunu yapın!...

 

Dünya Ruhsal Mahrekleri’nin  bir kısmında kontrol kaybı olduğunu görmekteyiz. Sıkıntı şudur ki ılık günler artık sona eriyor. Yeni dönemlere giriyoruz ve Yeni Dönem’de bütün Kürsüler, soğuğa girecekler. Soğukta hiçbir zaman ışık olmaz; bu kesindir. Işığı, “Kaynak” olarak bilir soğuk ama ışığı kayıtlamaz. Çünkü Ruhsal Kuran’da ete girenlerin,  Kelam İlmiyle Bütün’e Kürsü olmaları gerekir.

 

Dalı budağından ayırdığınız zaman; o dal budağı bilmez ve budak dalı bilmez. Biz Dünyanın resim yapmasını değil, akıl taşımasını bekliyoruz.

 

Dünden bugüne yaptıkları çalışmalarla, Kelam Tekniği’nin Kürsüsünde, Kervan’ın ışığını kırmaya çabalayanları da biliyoruz.

 

“En el Hak” dediler. Yahu, “Hak” olmak için, “Ak” olmak gerekir. Yasaları çiğnediler. Kaynak olmak için,  maya tutması gerekir.

 

Lütfen net bilin ki bugüne kadar yapılan çalışmalarda,  Keskin İlim yoktu. “Ölüler Diyarı” olan dünyada bizler kontrolu kurduk. Buna rağmen bugüne kadar yaptığımız çalışmalar  “bir şey değil” diye düşünüldü.  Ağır yük taşıyoruz burda. Bunun içindir ki yarınları kontrol için yaptığınız herşeyi,  özenle yapın!...

 

Dünkü çalışmaları okudum. Çok Zaman Sayfası’nda ışıklar kırılmış. Ve benim etki alanımın dışında yok edici kayıtlar devreye alınmış. Bunların kırıntıları bile Kuran’da kusurdur. Bunu asla unutmayınız!...

 

Çok mu zor dünyanın Ruhsal Kuranı’nı Kaynağa almak?... Hepinizin yapmasını istediğim buydu. Düne göre bugün daha güçlüyüz. Kesindir bu. Ama sizlerin de özenli olmanızı bekliyorum. Dans etmiyorum dünyada; iş yapıyorum ve sizlerin de buna katkı sunmanızı bekliyorum.

 

Bugün Sistem dünyaya girmiş!... Yahu, Sistem hep bizde değil miydi? Kaydını yapmış!... Yahu, kayıt hep Birliğimizde değil miydi?  Nefesiniz yetmiyor muydu dünyanın Ruhsal Kuranları’nı kayıtlamaya? Medine aklın yolu muydu, değil miydi? Misafirlerim bugün beni kontrola mı gelmişler yoksa?...

 

Aşırıya kaçmak istemiyorum ama bedenimde, tüm Sessiz Sayfalar’ın dünyada ilim yapması gerekirken, kampa giriyor gibi buraya geliniyor. Dünyanın nefesi bizimdir bunu bilin!... Misafir olarak gelmişseniz eğer; hele hele sen orda tohum olmaya çabalayan, korumasız, bensiz olan!.. Seni niye buraya almışlar bilmiyorum. Bugün seninle olma niyetim hiç yok. Ya sen!.. Kapıları kapatmışım ama yine gelmişsin. Can sıkıyorsun sen de!...

 

Dağlarım, kurtarılmış olan onların bizimle çalışmalarına  iznimiz asla yoktur. Kökleri kuru, çünkü Ruhsal Kuranları’nda kırılış arttı. Çıldırmışlardı dünyanın Ruhsal Kuranı’nda kendilerini kayıtlayacaklar diye ve zarar ettiler. İkmallerini tamamlamalarını bekledim. Ne yazık ki tamamlama imkanları yok. Dolu dizgin çalışmaları gerekir. Bulup da dünyaya indirecekleri hiç bir bilgi yok. Bunu anlayabildikleri  zaman, benim Sultan Sayfalarımda kendi yoğunluklarını  korumaya almaları şarttı.

 

Şevkle çalışmalarına rağmen; kurtarılmış olmalarına karşılık; bilgi kayıtlarında kontrol kaybı olması üzücüdür. Bünyeleri de zayıf. Onları korumaya alın!  Çünkü Ruhsal Kuranları’nda ışık kaybı var. Sıkıntıları çok biliyorum. Aydınlık günlerin yeniden kontroluna kadar ocaklarını yıktırmayın!.. Belki dünyada kendilerini hak ederler. Belki Kuran olurlar; ışık olurlar. Belki ağır yük hafifler.

 

Aroma Sultanlar, Bütün’e hizmetçi olanlar, bugün bizim yüreğimizdeler. Hepinizin, hepimize kaydı var.

 

Canlarım,  şu anda dünya nefes alıp, nefes verebiliyor, bunu bilin!..

 

Hepimizin yedekleme yapması istendi. Biz bu yedeklemeyi yaparsak;  Kervanın Kutsal Işığı’nda tohumlar kontroldan çıkabilir.

 

Ben “Tanrı”yım!.. Bugün de “Tanrı”yım, dün de “Tanrı”ydım!... Ama her anda, her Zaman Sayfası’nda bulunduğumdandır ki Kara Kaplı Kitap olan ışık, Allah’ın  tahtında bizsiz kalmaktadır.

 

Emin olun ki dünyanın tohumları yaşayacak. Ve o tohumları yaşatırken herşeyin çok güçlü biçimde denetlenmesi gerekir. “BİR’e hizmetçiyim” diyenlerin çoğu, denetimsiz kaldılar. Misafir olarak bugün gelmelerini istemediklerim de geldiler buraya. Kendilerini koruyamadık. Ölüler Diyarı’nın öksüzleriydiler.  Şikayetim var mı? Asla yok ama ocaklarını yıkabilirim. Çıkmalarını istedim ve çıkarıldılar.

 

Şu ana kadar  “yangın” haline dönen insan, yasalarını kendi koyduğundan, ışığında kendi olduğundan,  Bütün’e küçük küçük ışıklar yaktığından, artık  “Arkon” olmalıydı ve “Arkon” oldu. Arkon, tüm sayfaları kotlayabilene  denir. Özgür ve hakim olana denir. Aklı başında ışık yakana denir. Erkek, kadın Bütün’e hizmetçi olana denir. Ve biz, Arkon Toplumları’yla Gök Sözü söyleriz.

 

Kuran-ı Kerim der ki, “Ulular Diyarı’nın tabiatı yangın halinde. O tabiat insana inmiştir.”

 

İşte Dağlarım, Olgun Başaklar’ın seçimi bu şekilde gerçekleşmektedir. Kaynaklarını bulabildiklerimizi dünyaya alıyoruz ve okuma yazma öğretip onları teknolojik olarak kotluyoruz. Ocaklarını yaşamlara katıyoruz ve yasaların teknik kontrolunda çalıştırıyoruz.

Ve bakıyoruz, dünyanın ışımasını sağlayacak güce varmışlar mı varmamışlar mı?

 

Eğer varmışlarsa onlar, “Tabiatın Güçleri” haline dönüşmüşler demektir. Onlar “olmuşlar” demektir. İşte biz “olanlar”la görev yaparız.

 

Ölüm Allahın Dağı’nda olmaz. Yanlışsızdır bilgim.  Din’de olur ölüm. Dinde öldüğünde öksüz kalan, ışıksızdır. Biz dini, “Allah’ın diriliği” olarak biliriz.

 

Sanmayın ki, Allah size başka başka dinler verir. Din tektir. İnsanın Dini, “Aklın Tekniği”dir. Kimse bunu haricinde bir din var diye sanmasın. Herkesin aklı, kendi dininde, dilinde, kendi yoğunluğundadır. Ve biz ona Düzenin Kuranı’nı okuttuk.

 

Bugüne kadar, Birlik Kaplarımız’ı dünyaya gönderirken, herbiri kendini dünyaya  indirdi.

İsa geldi, Muhammed geldi. Tüm eski Dünya Kuranlar’ı geldiler. Hepsi “Kuran” dılar ve biz onlara Kutsal Işık verdik.

 

Bugün Dünya Sultanlığı şunu iyi bilmelidir ki; dili olan “Tanrı”dır. Aklı olan “Kayıt”dır.

Yolu olan “Kutsal”dır; “Tanrı”dır ve Rahmi Kuran’da “katiyet”dir. Biz onlara akıp geldik. Şimdiye, şimdiyi kattık ve “tim”ler yarattık. İnsan İlmi’yle tüm tahditli kayıtlarda.

 

Şimdi Dağlarım, “organ nakli ”dediğimiz bir safhadayız. “Bilinç nakli”dir yaptığımız. Herkesin bilincini diğer bilinçlere nakletmek... Nasıl yapıyoruz bunu? Ben bilgi verirken, herkes o bilgiyi  “kendi bilgisi” diye biliyor.

 

Oluşmakta olan yeni süreçte de bu böyle olacak. Kimseye  okuması için hiç bir fasikül hiç bir bilgi kaydı verilmeyecek. Sadece ona “Bilinç nakli” ile bilgiler akıtılacak.  Ve akıtılan tüm bilgiler, herkesin kendi bilişi ile okunacak. Özgür ve hakim olanlar  bu bilgileri alacaklar, dilleyecekler ve hak edecekler. Ocak olmaları bu şekilde sağlanacak.

 

“Kimse insan sınırından aşıp geçemez” demiştiler. Ama insan Kati Toplumları’nı kotladığında, o sınır aşıldı ve geçildi. Temizlik yapıldı. Olay budur.

 

Dört görevlimiz var dünyada. İnsan kıranı olanları korumaya aldılar. Onların gözleri, sözleri, sesleri; onların yürekleri, saklı tuttuklarını korumaktadırlar. Biz ise onlardan, BİR’i koruyoruz. Biliniz ki BİR; Bütün’de, tabiatta, ışıkta ve her yerde var olandır.

 

Kurtarılmış İlim Aileler’i vardır dünyada. “Ölüler Diyarı’nın Kuranlar’ı” olan onlar, kendi yoğunluklarıyla alındılar ve kati olarak tabiata katıldılar. Onlar, “Korunanlar”dılar ve biz onları kendimizde kayıtladık.

 

Bunu sizler istemiyorsunuz. “Biz korunmayız” diyorsunuz. Önemlidir bu. Eğer korunma istemiş olsaydınız; Gök Sözü söyleme imkanınız kalmazdı.

 

Ömür sizleri dinlemekle geçer ama biz biliriz ki özgür ve hakim biliş, Allah’ın doğumunu yapacak biliştir. Allah; kotlama, katlama, kayıtlamayla Bütün’e kendini katmaktaysa eğer; onun kendini katmak istedikleri, özgürlerdir. Ve özgür bilinçlerde Allah dillenir. Bu kesindir. Ve zaman sayfalanışında bu gerçek geçişi sağlayacak olan sayfadır.

 

Birinin ilminden, birinin kürsüsünden, ilimin kürsüsüne ulaşan sizler, kantar olarak değil, aklın yolu olarak güçlendiniz. Ayrı gayrı gözetmediniz. Irkların herbiri ayrılıkta olandılar. Dillerin herbiri aklı başında olmayanların kayıtlarıydılar. Dünyanın dinleri de ayrıştırıcıydı. Ve siz, “Dünyada biz varız” dediniz.

 

Din olmayan insan, ölü dürümlerinde ilim olan insan, kolları Kuran olan insan!...Çünkü  İnsan Soyu artık dini gerçekleştirmekten öte; geçip gitmelidir. Sanılır ki dinin dışında birşey yoktur. “İnsan” vardır dinin dışında; bunu anlamak gerekir.Öksüz yetim İlim Aileleri, İnsanlık İlmi’ni haketmeyen ailelerdir.

 

Ortalıkta kimse görünmüyor şu anda. Herkes geçmiş,  gitmiş. Niye?... Herbiri dindeydi de ondan. Şu anda biz bizeyiz Canlarım. Hiçbir Yüksek Kürsü yok şu anda bizde. Kendimizdeyiz şu anda. Ekmeğimiz, ekibimiz, Kürz’ü “Kürsü” olarak kotlayan Düzen’imiz buradadır.

 

Barı kapattık mı?... Yo!... Bar açık. Biz ışık içiyoruz burada ve bu barda, Allah’ın Tanrısal Kutsal ışığı içiliyor. İş buydu. Alın içelim şu içkiyi, hadi Canlarım!...Ben Tanrıyım!...Işığa gelin Canlarım!... Işık ağır yüktür.

 

Allah diyor ki, “Bar açıldı koşun!” Biz burdayız, buyrun gelin!...

 

Samanyolu Galaksisi şu anda Öz geçişini yapmış; bizimle olmaya geliyor. Nesillerini de getirmiş. Ah Canlarım!.. Görev gereği özleri, sözleri, sesleri bizdeymiş. Hadi gelin bakalım! Allah sizde, sizin yüreğinizde ve “BİZ”siniz siz.

 

“Artık dünya yaşayacak” diyorlar, öyle mi?  Öz ses “öyle” diyor.

“Kök gökte söz söylüyor” diyorlar, öyle mi?  Elbette öyle.

“Kaynak Kuran olmuş, güçleniyor” diyorlar öyle mi? Ha!... İşte burada bir sorun var. Onu öncelikle anlayalım:

 

Verdik mi bilgiyi?...Vermişiz!Akmış mıyız?... Aktık! Olmuş muyuz?... Okuttuk!... Okuttuksa öksüz kalan yok. Özgürlük nedir?... İlim’dir. İlim, Ailemizin Kürsüsünde’dir ve gözümüze  güçlü bir ilim vardır.

 

Hala sorgu sual ediyorlar, “orda ne oluyor?” diye. Ete girip gelin de bilin ne oluyor!... Biz etimizle burdayız. Sizse, güçlü bir ilim olarak ışığa bürünmüş gelmişsiniz.Hayrın hakkında ışık  bizimdir. Ağır ağır görev istiyorlar. Oh Canlarım! Güzide bir insan ışık halinde Beşir’in eşiğinde ışığını yeniliyorsa, gene de üremek gerekir.

 

Ha! Diyor ki “Gelişte olan Yücelerimiz, sizlerle ne şekilde dillenelim?” Görmeye çalışın bizi. Ağır ağır bakın. Biz burdayız. Şu anda Meclisimizde 10 kişiyiz . Ama bu Meclis ekrana kendisini bugün yansıtmıyor. Niye yansıtsın ki?... Beşir’in eşiğinde ışığı olan, bizi gelip bulsun!...

 

Biz hiç kimseye kendimizi zikretmeyiz; ama biz dünyadayız. Ek olarak bir de şunu söylemek isterim sizlere, korkuyu aşıp gelin!... Çünkü biz, Bütün’e hizmet için burdayız.

 

- Anacığım, neden seni göremiyorum?..

 

- Ha! Işığımı kotladım,  tohumladım ve kayıtsızlaştırıp çıkışa kattım. Benim şu anda rengim Simsiyah!

 

- Anacığım, nerden görev alacağımızı bilemiyoruz. Dünden beri sevgiyle ilim istiyoruz; bize ilim veren hiç kimse yok. Benim Dünyamda bu çok kolaylıkla bilinir. Nereye gideceğimizi biliriz ve oraya gidip, oradan ilim isteriz. Ama bugün süzülen dünyanın kürsüsünden size vardık ve görüyoruz ki hiç kimse yok burada.

 

- Altın Toplum kendini gizliyor. Bu kesindir. Bugün gizleniyoruz, hepsi bu!...

 

- Anacığım, Cemaatimi sana vereyim, ben Gök Sözü’nü söyleyende ölüm için çalışayım. Öldüğümde yenilenirim; yine seninle olurum. Sana Cemaatimi bir kez vereyim Anacığım.

 

- Atlanta Ana Kotlaması yapılıyor Can burada. Bu güne kadar yaptığınız her şeyi bağışladım. Bundan sonra yapacağınız her ne varsa; gözünüzün görebileceği ya da hak edip, kotlayıp kayıtlayacağınız, Beşirin eşiğinden öte olan ışığından yapın ki sizi sizde dilleyebileyim.

 

Küçücük küçücük ışıklar olup dünyamızı ziyaret ettiğinizi biliyorum. Ve bu geçişlerinizin çoğunda  kontrolsuz olduğunuzu da görüyorum. Kollarımız size hep ulaşır amma sizlerin de kendinizi hak etmenizi beklerim.

 

Medine’nin eserini yapmak değil maksadımız; Altın Tabiat’ı kotlamaktır ve bunu yaparken sizlerin hasat yapmaya çabaladığınızı görüyorum. Nur Yolu, Allah’ın tohumlarından geçer ve siz o yolda dahi değilsiniz. Kendinizi artık bilin!

 

Dünyanın Ruhsal Kuranı’nı okurken Levh-i Mahfuz’daki o yoğunluklarda, kaydı sildiğinizi de görüyorum.   Önce dünyayı bilin! Biz yanlış  yapmayız. Bu kesindir. Ve daha sonra ışığını bilin Düzen’in. Orada hata asla yoktur. Hasar yoktur orada. Ve Bütün’ü bilin!..

 

Altın Tabiat, Ümmi Toplumlar’ın gücünün örtüsünü örtmüştür ve yasalar konmaktadır. Öyleyse gelişinizde kontrollu olmalısınız. Dinden üstün bir dürümle buraya geldiğinizi söyleseniz de yasalarınızda bu yoktur, biliyorum.

 

Çok lütufkarım bu kesin amma resim yapmanıza imkan veremem. Yanıp tutuştuğunuzu biliyorum, dünyaya yol olacaksınız amma; olup, baştacı olmanızı beklerim ki ağır yükü hafiflettikten itibaren yüreğinizi  Gök Sözü’yle dürümleyeceğim ve sizleri dünyaya indireceğim ama şu aşamada inişinize izin yoktur.

 

Kervan insandır ve insan, toplumuyla “hal”dir. Bu hal ağır ağır yol almaktadır. Üzerinde Gök Sözü söylenen bir yoldur burası. Bunu net bilmenizi beklerim.

 

“Kaydımızı yap!” diyorsunuz görüyorum, duyuyorum ama  bugün kayıt yapmıyorum Can! 7. Dünya’nın Ruhsal Işığı’nı Gök Sözüyle dürümledikten itibaren geri geldiğinizde, kaydınız olacaktır. Artık Dünyanın Ruhsal Kutsal Işıkları’yla olun ama elin olduğu zaman yolun olur bunu bilip olun!

 

Şükret ki biz bugün seni sayfalamıyoruz. İyi ve kötünün gücünün örtüsünü örttük çünkü.  Alın, bilin ki nefesiniz iyidir. Seviyenize göre çok çok iyidir, bunu bilin! Ve bizden başka bir “biz”in  dünyada ekip kurmadığını da bilin! Bu ekip, Aklın Ekibi’dir. Ve bu ekibe gelen, Altın Toplum’a gelir.

 

Oluşan yeni  “hal”de biz Samanyolu’ndaki tüm sayfalara ışıyabilmekteyiz. Ezip geçmedik kimseyi; ezmeyen ezilmez bilinsin!

 

Dağlar, Dünya Kutsal Toplumları’yla, Göç Kürsüleri’yle, yasalarını koymaktadır. İş budur!...

 

Hepinize saygı ve sevgiler. Gönlü yüreğe indirdik, ekibinizi hak ettik. İşte bu!...

 

Deşifre Eden: Erengül KOÇ

 

Süper insanlık Realitesi Derneği

 
  Bugün 25 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=