Birlik İlmi
  yeni dünya yeni yaşam 9a
 

17 EYLÜL 2016 TARİHLİ YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 9

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ- BEDENİN ENERJİ MERKEZLERİNDEN EL HAKKINDA

Avucumuzun orta noktasında sanki bir tümsek var….Bakın, orta parmağınızla dokunun oraya… Arkadaşlar bu nokta nedir biliyor musunuz? İki avucunda ortasında var olan, bu nokta.. Bedenimizin tüm merkezleriyle, tüm enerji noktalarının merkezidir, burası.

Yani buradan frekans ayarlaması yapabilirsiniz.. Bedeninizin, tüm diğer yüksek enerji noktalarıyla, noktalarının frekansını, bozulmalarını, sapmalarını, buradan kontrol edebilirsiniz.

Açın avuçlarınızı ve ışığın oraya aktığını hissedin.. Evet.. Kollarınızın uyuştuğunu hissediyor musunuz, dirseklerinize doğru?... Sıcaklık hissediyoruz…Evet.. Vücudun enerji dengesini bu şekilde ayarlayabilirsiniz… “Akort” diyelim buna. “Bedeni akort etmek”..

Sağ elle, sol merkez… Işık kaynağı olarak da düşünebilirsiniz burayı…Bütün kültlerin tükenen temiz kelamları.. Hepsi bitişik olarak burada mevcuttur. …Her kült, tüm sistem ve biliş kodlarını, kodlayışınızda, yetkinlik kalemi.

Siz kendinizi kontrol edebiliyorsanız, buna gereğiniz yoktur…. Ama kontrol edemediğiniz de her biriniz, kendi yoğunluğunuzu tohumlayıp, bu meclise kayıt olarak, kalem yapabilirsiniz. Kayıt olarak.

Burada akmanız, mutluluktur. Akın ve kendinizi kodlayın. Kodlamaktır bu. Beden kodlamasıdır bu!.. Böylelikle bedeniniz kodlanabilir ve kendi tohumlanışınızı sağlayabilirsiniz.

Benim bedenim, benim yoğunluğumda mevcut. Bu şudur. Ben bedenimi, kendi bedenim olarak kodladım, tüm kayıtlarımı oraya yaşam sayfalanışlarıyla, yaratı olarak, kattım.. Ben yarattım... Kendi yüreğimde, bütün kayıtlarımı yaptım…

Bu benim için mutluluktur ama ya yapamamışsam?. O halde yapamadığım ne ise onu kodlayabilirim ve kontrol altında tutabilirim.

Şuanda bedenimin kodlanamayan yoğunluğu var mı? Tohumlanışında olmadı ama ışığımda olur mu? Olmaz.

Hepiniz kendinizi dinleyin. Ve bedeninizin, hepinizin yoğunluğunda bulunduğunu bilin. Ve sistemin gücü olarak burayı hak ettiğinizi anlayın.

Bu meclis ki bir meclis olarak sistemde cevhere iner burası… Bizim yüreğimizdedir. Ben değil…. İşte ben…Ben ve ben.

Şurası ışık kalemim. Biz dünya ilmini tohumlayanlar her bir yoğunluğu kodlayabiliriz… Biliniz ki Mikail’in gücü olarak, bitki, hayvan ve her sayfada var olan ışıklarla, kelam edebiliriz... Ama daha da önemlisi yarattırabiliriz ve yaşattırabiliriz,

Şimdi zaman sayfalanışına başlıyorum. Burası bir yaşam kaydı. Benim kayıt ettiğim bilgilerin her biri bu mecliste mevcut. Bir meclis… Ama herkeste mevcut olan bir meclis.. Ve buradan ışık çekiyorum.

Neden bilir misiniz? Çünkü yoğunlaşmak için…Benim yoğunlaşmam sessizliği dürümlemek içindir. Ve yoğunlaştım. İşte kelamda, bilişi kodladım… Mutluyum, çok mutluyum.

İnsan sessizce kendini dinlediğinde bilecek ki mektep olabilir, has tahtını kodlayabilir. Yok olmaz. Her anda kelam edebilir. İşte bu!. Bugün size bunu anlatmak istedim.

Ve bilin ki dünyanın nuru olan insan her anda mevcut olan ışımayı sağlayacak güçtedir...

Benim elim ve benim yoğunluğum… Burası benim elim. Elimde kaynağım olan bilişim var. Ama el nedir? İlimdir.. Ben, bu ilimle, bilgi kalemi olabilirim. Umut olur ki herkes kendini hak eder ve kendiyle, kendi yoğunluğuyla kayıt yapabilir.

“El” dediğim, Kürzi sessizliktir. Elin dürümlerinde ışıklar yanar. Bilin ki her bir elde, Mikail Kürzi kapısı olan, ışık sayfaları vardır. Işık sayfaları küçük küçük ışık kayıtlarıdır. Ve bu kayıtlar, bedende yüksek Neşir kayıtları olarak yer alır… Yüksek Neşir kayıtları.

Her bir nokta Neşir halindedir. Bilgiyi neşreder. Bedenimizin en yoğun sayfalanışı, El sayfalanışıdır. Ve Elimizde, verdiğimiz, aldığımız mevcuttur…. Işık sayfalanışlarını kodlayabilecek, tükenen sonsuz sayfaların Ko sayfalanışlarına çekebilecek yoğunlaşmalar vardır.

Her bir parmak ucunda sessiz sistemleşmeyi gerçekleştirecek ışık Ko kayıtları vardır…Bir çok ışık Ko kayıtları. Parmak uçlarınızı düşünün. Bu parmak uçlarında nokta, nokta kayıtlar. Ve bu nokta, nokta kayıtlar, neşreder yoğunluğunuzu, tüm yaşamlara.

Ve neşreder yoğunluğunuzu, tohumlanışta olanlara. Neşir halindedir. Her bir parmak ucundaki o noktalar. Sisteme Neşir, yaşama Neşir. An kelamında, tüm zamanlara Neşir halindedir.

Ve canlarım, benim parmak uçlarımda yer olan o küçük noktalar, hepimizin mevcut yoğunluğunda olan o yoğunlaşmaları da sağlayabilir. Nasıl olacak diye sorarsanız? Parmak uçlarındaki o kutsuz, kırık, hırslı sayfalara dahi ulaşabilen bir yaşam kayıtlanışı vardır, hepimizde.

Birlik kelamındaki kayıtlar çok yoğundur. Ve benim parmak uçlarım, hepinizin parmak uçlarında kodlanmıştır. Verip alırım bilgiyi ama parmaklarımdan öte parmaklarım vardır. Hepimiz de mevcut olan parmaklar. Hepimiz yoğunluğumuzu bu parmak uçlarındaki Ko sayfalanışlarıyla, bütün Kürzi kapılara kayıtlayabiliriz.

Ve merdiven olabiliriz, her ana. Parmak uçları bu nedenle öz görevlidir. Bakın şuanda bir elim sağ, bir elim sol ve parmak uçlarımı birleştirdim. Sağda, artı değerlerim, solda, eksi değerlerim var. Enerjetik sistemleşme için bunu yaparım…Ve her enerjetik sistemleşme, sessiz sayfalanışları, gerçek kayıtlara çeker.

Bana soru sorabilirsiniz. Nedir sessiz sayfalanış diye? Sessiz sayfalanışları hak teknikle niçin tahditliye bilirim diye? Niye tahditliyim diye? Her şeyi sorabilirsiniz…. Ama iyi bilin ki sistemi kodlayabilmek için buna gereğimiz vardır.

Bakın, ana kelam insan ve insanın levhi kalemi biliş ve bilişte olanın mutlak kulluğu akıl ama aklın kelamı, imparatorluğun gücü… Ve tüm güç, bedende... Hadi buyurun.

Hani yoktum? Ama bedenim ben. Ha diyeceksiniz ki ama beden, kelamda yoksa ben, o yok olanda varlaşırım... Nasıl varlaşırım? İşte böyle. Ters olan parmakları düzelttim. Buyurun paylaşalım insanlığı.

İşte ilimle paylaşıyoruz ve sessizce birleşti parmaklarım. Ama iç içe. Hani terstik?. Hayır değiliz. Bilişte tohumlandık ve düzelttik. Eksi, artı tek bir kervan oldu, şuanda….

“Ben dünya” diyebilirim artık. Ve ben, kupa olan insanlık diyebilirim. Ziyan olmam çünkü bir tek oldum…Artı, artı ama ekside eksi.. Ve bir tek. İşte ilim budur…Artının eksi, eksinin artı olabilmesi…

Ha diyeceksiniz ki Hu-Ca-Ri-Si.. Hu-Ca-Ci-Ha.

Hadi niye ben böylesi ses verdim? Siyanın moru ve morun kutsal tohumu olan insanlık ilmidir bu… Verdiğim seste kaynağım yoğunsa ışığım yaşar. Ve yaşayabilmesi için artık iç içecilik daha derinlere girdi.

Bakın. Artı ve eksi bir tek sessizlikte yerküreye indi. Bakın birleşti parmaklarım. Ve bu parmak birleşiminde artık noktalar daha arttı. Hani parmak ucundaydı… Ama bilirsiniz ki her anda yaşam saylanışları var ve her saylanışta bedendeki yüksek enerji noktaları çok daha fazla kodlama yapabilir…. Ve kodlamalar artıkça ışıma da artar ve ışıma artıkça yaşam sayfaları kokuyu yükseltir..Görev budur!

Bakınız, şuanda elimdeki güç farklılaşıyor ve birleşim yenilendi… Bu kez parmaklar sıkı sıkıya birbirine dayandı. Ve birleşti… Bu sıkılıkta, ayrılık bitti. Ha diyeceksiniz ki “ayrı gayrı var mıydı zaten?” Yoktu ama bilmeyen ayrı sayar yüreğinde kendi yüceliğini.

İşte canlar, parmaklarım birleşti ve ben artık Rahmi kalemde, kutsal toprağa, tohum oldum. Bu bir tohum oluştur.

Ve sevgililer, bedenimiz çok sayıda yüksek enerji sayfalanışlarıyla tohumlanmıştır.. Her bir yüksek enerji mutlak kuran olabilir ve kullukla tohum olabilir. Hepinizin beden sayfalanışları bu şekilde kodlanmıştır. “Bizim yemeğimiz, ilmimizdir” deriz ya hani hep. Bedenimizin de ihtiyacı ilimdir.

Ve bizler, yemek yeriz, sıvı tüketiriz ve bedenimizi güçlendiririz. Ama anda, her sayfada, o yoğunluğu da tohumlarız. Her yediğimizde her ve içtiğimizde… Bu nedenledir ki enerjetik sistemleşme hep yoğunlaşmayla olur. Ve yoğunlaşma, insanlığın kelamındaki o yoğunluk, bütünün gücüyle olur ama her şey bedende gerçekleşir.

Bedense besiyle kontrol kurar… Beslenmekle. Ben beslendiğimde, bedenim kontrol edici olur… Herkesin beslenmesi bu nedenle çok önemlidir.

Birçoğunuz diyebilirsiniz ki “ben, yağ tüketimini çok yaparım”.. Bir kısmı diyebilir ki “ama ben şeker de daha fazla tüketiciyim”. Ve çoğu da der ki “şeker zararlıdır, yağ tüket”.

Hepsinden önemlisi insanın kendini, kendi yüreğini hak etmesidir. Bedenin neye ihtiyaç hissederse onu tüketmelidir. “Ben dünyaya görevliyim” diyorsa yolcu”…. O bedeninin neye ihtiyacı olduğunu bilir. Ve derki “ben, benim işim olanı başkasına bırakmam.”..” Ben, benim ihtiyacımı bilirim ve ben benim ihtiyacımı, hak teknikle kodladığım, tohumlarla kaynağımda tüketirim.”.. Biliniz ki insan budur.

Benim ilmim, senin ilmin, onun ilmi ama teknik tohum, biliş ve bilişte herkesin kendi yüreği var…

Ve bugünden sonra artık sizinle enerjetik zaman sayfalarını da dilliyelim. Bu ilk olsun. Ben, benim bedenim, benim yoğunluğum, benim ışığım… Ama bu ışıkta her dirinin yoğunluğu mevcut…. Ve hepimizin, kendi bedenimizi kodlayabileceğimiz sistemi, hak edip toplumlara izah edebileceğimiz kayıtlarımız vardır.

İşte canlar, önümüzdeki dönemde bunu yapalım. İzinle verdim bu bilgiyi çünkü ben Mikail’in gücü olan bilişin tohumlara kodlanışını da gerçekleştirenim… Ama bir tek şunu size izah etmek isterim. Bedence konuşabiliriz. Bedence kodlayabiliriz ilmi ve bedence kaynak olabiliriz.

Ve hepimizin bedeni, hepimizin yoğunluğu kontrollü olduğu zaman kaynağını tınısını duyabilir. Kaynağın tınısını duyabilen, kendini dilleyebilir …Ve kendini dilleyen, kendi bedenindeki o yaşam sayfalanışlarını muktedir olup, kayıtlayabilir… Ve kati, hakiki olarak, insanlığa izah edebilir.

Ben bugün size bedenimin bir uzvu olan, Elimi anlattım. Elimin yoğunluğundaki o ışık sayfasını anlattım. Ve o ışık sayfalanışının tüm bedeni kontrol edebileceğini anlattım. Ve o sayfadan doğumla kodlanmış ışığı kaynağıma alıp, o kaynakla her bir Seyfullah ilmini hak edebileceğimi anlattım.

Ve insanlığın, kendi yaşamını, o noktayla kontrol edebileceğini anlattım.

Hadi buyurun. Ben, bir enerjetik sistemim. Bu enerjik sistem, kendi enerjik kaydımı yapar. Yaptım ama daha da önemlisi enerjik kayıt, enerjik sistem, hepsi tahtidlidir ama daha üstün olan, ışık ilmidir.

Ve ışığı bedenimizde kodlayabiliriz. Bunca çaba bunun içindir. Işığı kodlayabilmek ve ışık artık güçtür. Daha üstün bir güç..Bu ne demektir?. Enerji, sizi sizden size tanıtır ama güç; sizi, bütüne kodlayabilir.

Burada bu yoğunlukta artık güçten söz edilir. Güçte ne var? Levhi var…Güçte ne var?...Her dirilik var ama insanlık var. Bu nedenledir ki bedendeki o yüksek enerji sistemlerinin örtüsünü örterim ve öteye geçerim….

Ve ışık sistemleşmesini dürümlere çekerim ve derim ki “ben bir ışık kalemim”. “Her anı kayıtlayabilirim ve koklayabilirim ve tohumlayabilirim”. “Her şeyi hak edebilirim o ışıkla”. “Enerji beni benden bana tanıtabilir ama ışık, her bir dürümde, beni benden öte benlere kodlayabilir”.

Bunun içindir ki ben, size bugün bir kısacık açıklama yapmak istedim. Ama siz derseniz ki “ışıktan ötesini de var.” O zaman ben derim ki “hadi buyurun, hak edin ve anlatın.”

Çünkü ben, size, her birinize, Sistem, Nizam ve Düzenin gücü olarak, her şeyi anlatabilirim… Ve sizin, sizi hak edip anlatmanız benim için önemlidir. Dahası kontrol bizim yüreğimizdir. Hepimiz yüreğimizi bilelim, hak edelim ve yaşayalım… Ama yürekte ne olur?.. İlim olur.

“Ben varım”deyin… “Hak ettim” deyin…. “Hak oldum”, deyin… “Ama ben, insanlaştım da” deyin.

Aha bu!..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 
  Bugün 17 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=