Birlik İlmi
  YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23b
 

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23

 

24.ARALIK.2016.TARİHLİ YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ – 4. AKIŞ

Dert değil insanlık... Hikayedir yaşam aslında. Sistemin Gücü de Birliğin Levhisi'ndeki yaşam da hikaye... Peki gerçek ne?... Yarınların Kuranı olan kendi yüceliğiniz... Hepinizden tek bir beklentimiz var. Kendi kelamınızdaki o yüceliği hak edin.

"Boştur dünya" dedim... Hologramdır her şey... Ama yarın mutlaktır... Ve mutlaki, hakiki olan yaşamı hak edin...

Sevgiyle sizleri hepinizi dinledim... "Çobanlık değil maksat ilimdir" dedik... Hepimiz birlikte... Han insandır ve tını ilimle dürümlenir dedik... Yol aklın kalemidir dedik... Yarını hak etmek için akmak gerekir dedik...

Hazır dünyadayken şunu da öğretmek isterim ki ilme... Ki ben ilme öğretiyorum. İnsana değil.. Ben dara "dünyanın darlığı değil, tüm zamanların darlığı" dedim... Yola ise "mahrekin Kuran'ı" dedim... Ve hepsi görev içindir...

Batı ben... Toprak toplum olan, tohum olan ben ve toprağın toplumuna kul olan ben... Ama doğu da ben... Oda ilim, oda akil hakiki levhi... Ve oda Beşeri Kapı. Ama hiç birisinde kontrol dışılık yok...

Çoban dünya insanlığı... Yakışır mı dünyaya çoban?.. Yok canım yok.. Asla yakışmaz... Dünya evrenlerin sevgili gücüdür... Evrenlerin sevgili gücü.. Hani nerdedir? Burası... Bu planet... Ama öyle cene, cana iner ki bu dünya... Her şeyin gücüdür...

Bilirsiniz Tanrılık Kapısı'dır dünya... Her planet Tanrılık Kapısı olarak kodlanmamıştır... Ama bu planet Tanrılık Kapısıdır... Bu planete kim doğarsa Tarık olup, tahtından teknik kalem olup iner...

Ha derler ya "evrim için geldi insan dünyaya..." Yaşamda evrimin levhisi yoktur ki!.. Daha önemlisi, dünya insanı kendini hak ettiğinden dolayı kendi olup iner...

Canlarım, dünya örtülü değildir ki evrime ihtiyacı olsun... Yaşıyor... Ölümlü değildir ki!.. Öz görevlilerle bilişsin, ilimle Kürzi Kapı olsun... Ama sizler, bir tek insanlık olarak şunu anladınız ki dünyanın yoğunluğundasınız ve yaşıyorsunuz. Sevgiyle hepinizi kucaklıyoruz...

Bu dünyanın umudu İnsan Soyu; hepinizin yüreğindeki o yücelikten dolayı, Sistem Nizam ve Düzen gözü olan insanlıktadır...

Sizinle evrenlere sesleşmek ne büyük bir hazdır dünya için... Burada sizler, hepiniz sistemin gücü ile evrenlere sesleştiniz burada yine... Ama verdiğiniz her şey yüreğinizin gücü ile verildi ve mutlak kulluktu yaptığınız. Çorbanızda ilim var ve bu çorbanın verdiği haz, tat hiçbir şeyle ölçümlenemez...

Sizin yolunuzda olmak hepimizin yoğunluğuyla mutlak kul olmamız anlamına gelse de buradaki sizler bizsiz kalmayı seçiyorsunuz. Çünkü siz, sizin yüreğiniz sizin yoğunluğunuz olun ve kendi yolunuzda olun dediniz.

Canlılar, yolun yoğunluğunda her şey teknik kapıdır... Ama sizin yolunuz aklın kalemi oldukça hepimiz o yolla olmak isteriz.

Değerliler, dince değil insanca konuşuyorsunuz bu da önemlidir... Dinden öte insan vardır. Bunları anlayın ve anlatın. Dinden öte insan vardır ve insan kendi yoğunluğu ile yaşar... Ve insan Rahman olarak kontrol kurar. Hepimiz size sizi değil; sizin yüreğinizin sizi sizde dillemesini seçtik. Ve bizler korkmadan sizdeyiz... Çünkü sizler kontrollusunuz.

Alacak alınır. Akacak akıtılır... Akar ama yaradan tanrı yaşama inmedikçe yarını hak etmez ve eksik bırakır her şeyi...

İşte canlar; yaradan ağır yükü hafifletmeye indi yüreklerimize... Bunu iyi anlayın!.. Yaradan, ağır yükü hafifletmeye indi yüreklerimize... Onun Birlik Kapımız olması Biz olması anlamındadır... Ve şükür ki eşyanın dilinde o, şimdi olan ve şimdi korunan ve koruyandır... Her şey şimdidir... Ve biz şimdiyiz...

Haz!.. Haz duydum sizle olmaktan canlar... Haz duydum, yaradan olup; yarattığımda olmaktan!.. Haz duydum, evrim yapanların; evrenlere görevli olamayacağını dilleyişinizden... Ve ben haz duydum, vakti geldi sevgiyle sema ilmi ile size indim...

Şimdilik, şimdi... Aha bu...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/197319176?ref=fb-share&1

 

23.12.2016 YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ

Dağlarım, kendi yüreğiniz bilir… Sizin verdiğiniz her bilgi bütünün kürzi kapısından verilir. Sizlere kontrollü bilgi verilmez dünyada ama bilirsiniz ki bilginin tohumu vardır ve siz o tohumu ya yeşertirsiniz ya da yeşertmezsiniz. Size verilen her şey sizde, sizin yüreğinizde dürümlenir ama “ben bunu kabul ettim” dediğiniz an; kaleme iner, “kabul etmedim” dediğiniz an kaleme inmez. Bu nedenledir ki sizin kanaatiniz önemlidir.

Öyle dünyalar kuruldu ki bu şekilde. Ben bana ben olmadan da bire hizmetçiyim diyenlerin; kelama, ilime kendi yürekleriyle indikleri anda mutlak olan bütünün gücü, onların yoğunluğunu arttırdı ve som altın ışıklarını koruyabildiklerinde; kontrol edebildiler… Koruyamadıklarındaysa kontrolsüz kaldılar ve bütün kötülükleri yaşattılar insanlığa… Bizler bu nedenle kontrollü çalışıyoruz.

Çanı çaldıkları anda bizim için önemli olan insanın kelamıdır. Kelam, ilim ve ilmin kapısı; insan sırrı!... Oraya varmadan bütünün gücünü hak etmenin imkanı yoktur!...

Çok önemli bir yaşam zamanındayız, bunu iyi biliyoruz… Kıyam dedikleri bir gündeyiz ama kıyamın; karanlığın tınısını hak edenlerce tohumlandığı da kesindir! Eğer sizler karanlığın tınısını kontrollü olarak tohumladınızsa, yer kürenin gücü artacak ama sizler kelamı kalem bile saymadan kendi yüreğinizi hak etmeye çalıştıysanız; muktedir olamayacağınız gün için, yoğunluğunuz kontrolden çıkacaktır.

Biz dünyanın ekmeğiyiz, ilmiyiz yani… Hepimiz dünya ilmi olarak mutlak kalemleriz. Çan çaldıktan sonra karanlık tını; aydınlık tahtta oturur. Ve aydınlık tını, karanlığı tohumlar… Hepimizin yaptığı aslında aşkın sırrı olan insanlığı hak ettirmektir ve bütüne hizmetçilik budur.

Murat edildi ki; dünya yolu, aklın yolu olsun… Murat edildi ki; aklın kapısı, hakka varanın tınısıyla kontrol kursun ve açısın. Ama kimse kendinden başkasını dinlemedi. Biçare yaşam, hepimiz o yaşamda karanlıkta kaldık.

Şu andan itibaren temel bilgi; insan olacak!... Ve biz o insan olan ilmi, KO olan sistemle kodlayacağız.

Her şeyin yaşı vardır, ilminde yaşı vardır!... Ben ilmin yaşını şöyle söyleyebilirim, Atlanta Ata Kalemlerinin yazdığı o yoğun ışıkta mükafat olarak kodlanan kayıtlardadır!... Ve bu yıldız sırrı olarak bilinen bir süreçtir. Böylesi bir süreç yaşandı ve aşıldı ama bu süre, dünya ilmiyle sizin zamanınızda ifade etsem; hiçbir kelime bu süreyi size anlatamaz. Böylesi bir ifade, böylesi bir kelam yoktur dünyada!

Ve canlarım, Rahman olanın aklı; hepimizin kapısıdır!... Şikayet mi ediyorum? Yo, asla etmem çünkü öfkem yoktur. Öfkem olsaydı, yığınlarım kontrolden çıkardı.

Tarıkların tınısını duyanlar, ilmi Ka olup bütünün gücünü anlayacaklar ama önce o Tarıklar kendi yoğunluklarını kodlamalıdırlar ki; dünya yolu, aklın yoluyla mutlak kalemi kodlayabilsin ve yer küre göz açıp görebilsin insanlığı!...

Görmedi mi!?... Görmedi daha… Biz görüştük ama insanlık görüşmedi!... “Hadi yahu” dediler, “olmaz mı, yaşadı dünyada insanlık anlaşılmadı mı!?”... Canlarım, görüş alanımda oldukları zaman insanlık anlaşılır! Yok ilmi, hak tahtta olduğu zaman; hakka varan insan görülür, bilinir!

Dünyada yaşam var mıydı!?... Dünyaya sordular… “Yok” dedi… Hani gelmişti insan diye açıkladılar… “Ha gelmişti ama yok” dedi… Neden? Çünkü öfkesi vardı dünyanın ve dünya öfkeliydi… Dünya, insanı hak etmeden öfkelenmişti. Ve biz dünya olarak çalışanlar; öfkeyi aşırttık ve dedik ki “insanlık boyutları artık yarını hak etti ve yaşayacak”…

Canlarım, ölüm dediğiniz nedir bilir misiniz?... Safra olarak bırakılandır!... İnsanlığın safrasını bırakmasıdır; ölüm hadisesi!... Ha, nedir safra?... Hepinizin eksilttiğiniz ışıklarınızın yaşam kayıtlarıdır. O ışıklar sizde eksildikçe, hepinizin yoğunluğundan ayrışır o ışık kayıtları. İşte o kayıtlar kaldığı zaman, hepiniz yoğunluğunuzdan ayrışırsınız ve ölüler diyarında kendinizi bulmaya çalışırsınız.

Burası bir ölme yaşama alanıdır. Beden almak, sizin yaşıyor olmanız manasında değildir. Hepiniz bedenlisiniz ama acaba hanginiz yaşamaktasınız?... Bunu sorgulayın, hepiniz bunu sorgulayın… Ben ölümlü müyüm, ölü müyüm, ha yaşıyor muyum?...

Yaşam; Allahın dediğini diyenlerin hak ettiğidir!... Allahın dediğini demek için hakkın kapısına varmanız şarttır.

Cennetin ekmeği olan ses; yürüyen dünyanın aklıdır! Ama sesi, hakka varan dilleyebilir!... Hakka varmayan sessiz kalsa da, seslense de manası yoktur.

Buyurun anlayın, dönem sonlarında dünyanın adı ilim olur ve dünya insanlaşır. Dönem sonlarında… Ha diyeceksiniz ki; “nedir dönem sonu”?... Bilginin insandan insana hak ilmiyle ulaştığı sayfadır. Ve sizler, dönem sonu dediğiniz zaman; sizin size varışınız olduğunu anlayabildiğinizde, artık siz ölü değil diri olursunuz. Ve dersiniz ki ; “aha ben dirildim”… Burası hakiki ilmin kapısıdır işte. Ve buraya varabilen, hakka varandır. Ha diyeceksiniz ki; “hani nerede o”?... Rahman kapıda!... Rahmana kapı açar, oraya varırsınız. Rahmanın kapısından geçmedikçe, dürümlerinizde hiç biriniz dirilemezsiniz. Dirilmek, önce hak etmek ve hak olup rahmanlaşmaktır!...

Borcum yok yaşama… Ben insanlık boyutlarının, insanlık ilmiyle kodlanan bilişiyim!... Borcum yok çünkü ben öfkemi aştım ve geçtim… Aha borcum yok çünkü ruhumda kontrolüm var. Ben dünyalıyım canlar, ölüyüm ben… Ölü olarak doğdum bu dünyaya. Her biriniz gibi ölü olarak doğdum ve ben ölümlülerin her biriyle olup; ölüleri diledim ve dedim ki; “ben, bana ben olan bir tekim, herkesim ben”… Ve herkes ben oldu, ben herkeste kelam oldum; ölümlüler bende dirildiler.

Aşktır işte bu, aşk… Ve bunu yapan her kim varsa, aşka varandır… Sizden beklediğimiz budur!... Aşka varmanız ve “ben her birinizde varım” demeniz. Bunu diyen arzın gücü olur ve dirilir. Simsiyahtır o, simsiyah ve aklın kalemidir. Aşkı yazar, yaşar, yolu açar, korur dünyalıları; düzeni kurar, mutlak kul olur, hakkın kapısını açar geçer ve dürümlediklerinde dünyalı olur. Aha canlar, işte bu; şimdilik!

Süper İnsanlık Realitesi

 

https://vimeo.com/197033120

 

24.ARALIK.2016 TARİHLİ YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 2. AKIŞ

Mustafa Kemal Atatürk sevgiyle hepinizi kucaklıyor. Onu dinliyoruz;

Sevgililer, ruhsal kapılarınızın tümünün kodlanmış olarak bu yoğunluğa inebilmesi mutluluktur bizlere.

Bütünün gözü olan dünyanın artık kontrollu bir planet olmasıdır dileğimiz.

İnsanlık ekmek yemekten başka bir şey yapmadı bu dünyada. İnsan, ekmektir…. ama yediği kelamdı. Bizler insana ilim verdik. Ölüyü diriltsin diye, yolu açsın diye….Murat ettiği her şeyi yapabilir insan ama aklın kapısına varmadıkça kendini bilmez ve dilleyemez.

Muktedir bir insan olarak yaşadım dünyada. Evrenlerin sistemleşmesinde görevim vardır. Hepinizin yüreğindeyim; bilirim. Ama daha önemli bir bilgim vardır; dünya öfkesini artık aşmış ama karanlığın tınısı hala mevcut….ve bu tını mutlak kapıların tümünde mevcut olduğundan, kontrol dışı çatışmalar yaşanıyor dünyada.

“Esmalar” dedikleri, kaynak ışıkların kutsal topraklara tını olarak inişiydi.
Ama iyi bilin ki arzın gücüne yetmedi bu tını ve dünyanın yoğunluğu arttı ama yürümek kolay olmadı zamanda.

Sevgiyle sizleri dinliyoruz buradan. Çok da özel bilgiler veriyorsunuz. Hepiniz gözü görenlersiniz ve kontrollu çalışmalarınız yapılıyor burada.
Bizlerse, doğanın gücünü hologram sayanlara göz vermeye çalışıyoruz. 
Neden bilir misiniz? Çünkü kontrollu olmaları ancak bu şekilde mevcut olacak.

Çatışmalar sürüyor yaşamda. Her şey, her şeyden kontrollu olarak yaratılır. Bilirsiniz ki ülkemiz çok huzurlu bir mutlak kapıydı ama yer küredeki kırıcılar dünyamızı cevherden ayrı tutarak, cennetimizi cehennem yaptılar.

Burayı gözlüyoruz her an. Mikail’in gözü görüyor ki yeşilin mora dönüşmesi dahi yetmedi. Ve bugün dünyada astral boyutların kuranlarında kodlanmış olan Azrail dolaşıyor.

Sevgililer, ana kapıyı açmadan konuşmuyorum ana kapı açık ve şu anda her şey yerde kodlanarak cevhere varıyor.

İnanın ki bugün, burada olan bu çalışma, hepimiz için özel bir gün için yapılan çalışmadır.

Eminim ki dünyanın yoğunluğu hep artacaktır ama bizler huzurlu bir çalışma bekliyoruz dünyada. Dünya ışığının daha yüksek kodlamalarla kontrol kurmasıdır amacımız.

Size ekmek veren, hepimizin yüreğinde Hakk olan insanlıktır ama iyi bilin ki o insanlık daha yüce bir çalışmayı bekliyor.

Bu çalışma yeni programınız olacak.

Süper İnsanlık Realitesi olarak cevabımız;

Sevgili Paşa, hepinizi görüyoruz şurada. Biz, ilim kapılarıyız. İnsanlık boyutlarında ilimin kapısı varsa, aşk vardır.

“Ben” (Biz’in Ben’i) yeni program açtım; doğru. Bu programın adı RAHMAN’IN KAPISI olacak.….Rahman’ın Kapısı!

Sevgiyle seni kucaklıyoruz. Şimdilik.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/196976361

 

24.ARALIK.2016.TARİHLİ YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ – 1 AKIŞ – 3..BÖLÜM

Çorba pişirdim dünyada... Dedim ki "için!.." Başka başka çobalarda yapıldı bu dünyada... Hepsi kendindekini içti. Ben dünya çobasında, kelam ilmini tüm zamanların levhisiyle kodladım da çatı kurdum. Ve dedim ki "cennetin ekmeğini yiyenler şükrederler..." Ama dediler ki "ben ekmek istemem!.. Ben yarını istemem!.. Biz olanda, dürümlerde ilmi de istemem!.. Ama ben yaşamak isterim..."

Canlarım... Yeri göğü yaratan İnsan Soyum!.. Size ne diyeyim ki?.. Yaşadığın yarattığındır... Hiç bir şey senin dileğinin, dürümlerinin, tahditsizliğinin kayıtlarında senin diriliğinden başka bir şey değildir...

Ha diyeceksiniz ki " ben ol diyebilir miyim?" Ölülerin ol deme imkanı yok ki... Her insan tüm insanlıkla birlikte ölür... Ve her insan temel bilgi olan insanlıkta yaşar...Dümen insanın kelamıdır... Hani hani nerde o kelam? Sevgide...

Canlarım, bizler dünyada insan olmaya çalışanlardan farklıyız... Her kim ki "ben evrime geldim" der. Halik olamayandır... Hak ilminde tohum ekemeyendir. Yarında mutlak kul olamayandır. Ama "ben dünyadayım ve insanlık ilmini kodluyorum" diyen; yaşamı yazandır, yaratandır... Sizden istenen yaratıcılıktır...

"Ben dünya ve dünya ben" öf ne iyi... Ama ben insanlık kapısını kaptırsam ne olur? Yaşamam... Yaşatmam da... Çünkü ben yokum.. Ben olan yaşamda ben yokum. Aha bu..

Korkmayın... Her andayım ya!.. Yaşarım... Umut olur ki yarında her anda var olanların tükenen dürümlerdeki dillerinde, diriliklerinde her sistem kendini yaşatır ve yaratır...

Çok konuşuyorum yine!... Biliyorum... Öyle çok konuşmalıyım ki...

Sevgililer!.. Sevgililer diyorum... Sev gi li ler... Ne demek istiyorum?.. Sevginin ilminde kelam, aklın kalemi olur... Akar akar akar... Ama Hakka varmadan Aklın Kapısı'nı kapattığında Kuran kontroldan çıkar. Çıkmadan çıktı demem!... Ama çıkar...

Yaşam dediğimiz ilimdir. Hepimizdir o!.. İyi bilin!..

Dünyanın öfkesi yok artık... Bunu da tekrar etmek istiyorum. Çünkü artık dünya görmektedir ve anlamaktadır ki Turkuaz'ın Kuran'ı olan ilim aklın kapısını açmıştır ve Ruhi sayfalanış; son sözde Kök Göklerin gücünü arttırarak bilişi kodluyor...

"Biliş nedir?" diye sorarsanız; yaşamın hasatıdır... Bizler bu hasatı yapıyoruz dünyada... Her ilim Aklın Kelamı ama her kalemde bilişin tohumu olsun diye çalıştık... Neden ekmeğimiz görevimizdir? Çünkü yolumuzda kendimiz varız...

Ve dünya ben türevlerini tohumlayan İnsan Soyu'yum... Bunun içindir ki buradayım... Bu insanlık boyutlarının en yüce sırrıdır. Hepimiz insanlık kapıları olarak yaşıyoruz... Ve bizler cem olanlar, cemaat olanlar ve cevahir ilimle KA HA olanlar... Neden susmuyorum?.. İlim için...

Hepimiz hepimiziz... Bunu size anlatmak istiyorum. "Bendir dünya" dediğim an, hepimizdir o dünya demek isterim... Ben, bizin beni olan ben... Hepimiz oyuz işte bu...

Ve bundan ötesi yaşam.. Ama o yaşam, hakka varanın tahtındaki yaşam... Ölünün öfkesinin kalmadığı bir yaşam... Ve dirinin ilme vardığı bir yaşam.. İşte bunun için bu çalışmalar sürmelidir..

Ve bir tek şey daha söylemek isterim. Bana "sen kendi yüreğini dinliyorsun ama herkesin kendi yüreğini dinlemesi imkanı olamayabilir" dediler...

Değerliler, en ince detayına kadar her şeyin her şeyde olduğunun bilinmesindendir ki "ben neysem hepimiz oyuz..." Benim hiçbir farkım yok diğerlerimden. Hepsi ben ve ben hepsiyim... Bu nedenledir ki "mürid mürşit ilişkimiz yok" dedim... Hep bunu söyledim.

Her insan bir şavktır... Ve her insan bir Saltanat İlmi Kapısı'dır... Bunu anlatıyorum sadece... Ve ben bana ben olmaya değil; Bir'e hizmetçi olmaya geldim...

Bilmek gerekir ki bizim İsmaili Kalemler'in Kürzi Kapıları'nın gücünü, hologram olarak kodlamamız gerekmez. Ama bildiririz ki yerin gücü, hepimizin gücüdür.

Siyah insan, simsiyahın ilmini dinleyemez. Ama simsiyah insan, her sesi alabilir. Anlattığım budur. Ben simsiyahtan her sesi duyabiliyorum... Ama siyah kendi yoğunluğundaki ilim sayfalarını okuyabilir. Ve mor mutalaka kendini diller ve kendini tohumlar ama kapsadığı alanı hak eder. Bunlar farklıdır.

Bu nedenledir ki hepimiz kendi hak ettiğimizi dinliyoruz. Başka türlü de olamaz zaten. "Size ben sizi her ana taşıyayım" derken, birileri ben size derim ki "siz sizi alın, tanıtın, hak edin, taşıyın." Budur yapmakta olduğumuz. Bunca çaba da bunun içindir...

Umut olur ki her şey, her şey de olduğunu anlar... Ve umut olur ki anlamak, anlatmak gerekmez... Her şey de her şey olanların, her biri biliş halinde olur ve diller, dinler ve yolu açar...

İmparatorluk Gücü olan bütün köklerimizin gözü olan insanlık bunu hak etmiştir. Bunu başarabilir. İyi bilin.. Başarabilir... Başarmazsa ne olur!?.. Aşkla geçip geliriz yine!.. Bilin!.. Aşkla geçip geliriz ve Hakka varanları, Has Tını'da tohum olanları, bütün kötülükleri aşırtıp dilleriz...

Biz mahrekteyiz. Ve makbul olan insanlıkla çalışırız... Çünkü onlar Hakka vardıklarında kırıcı değildirler. Onlar kalem olurlar ve kontrol kurarlar. Herkesin burada olmamasını dileriz ki kıranın, kendini kıracağı bir yaşam bizim için tohum olmaz. Biz kırmayanların buluşması için bu çalışmayı az ve eksik bilgisi olmayanlarla yaparız...

Hepimiz hepinizi kucaklıyoruz canlar... Şimdilik...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/196971941

 

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM (23/1)
24.12.2016

Alıştık ilme… Hepimiz, sevgiyi hak ettik ve aktık… İnsan Soyu, seni hak ettik ve sen, BİZ oldun… Sana, İnsan İlmi ile geldik…

Hepinizin yarınlarında, GÖZ olan yoğun ışıklar var… BİZ varız… Seviyemiz çok güçlü. Dünya dışını hak edenler, Dünyalı olabildiklerinde; biz, onları hak ederiz…

Yolun üzerinde başka yol yok. Her an, bir Zaman Kapısı ve her an, ilim!… Biz Dünyalılar, Arzın Gücü olarak yolu açtık ve yoğun ışığımızla, kulluk yapıyoruz… Zurna çaldı ya!… Herkes, kelama indi… Herkes, hasata indi… Her ses, nefese geldi… Bizi hak etmeyenler, bilişi hak etmeye ve yol açmaya geldiler…

Artonlar vardır zaman sayfalarında. Onlar, Mutlak Kalemler’diler. Yaşam sayfaladılar… Herbiri bir cennet oldu; kulluk yaptılar… “İsrafil” dediğiniz sayfa cevherlerinde, kervan olan ışıktı… Öfkeleri yoktu; çünkü, bizi hak etmeye çabalıyorlardı.

Dünyada umut vardı; ilim yoktu!… Çok önemli bir bilgidir bu!… İlim yoktu. İlmi hak etmek için yarın gerekliydi… Yarın için ise kalem gerekliydi… Karanlık, nefessizdi… yarınlar, kaynakta ışıksızdı… Biz ise kervandaydık… Dünya dışında, birçok planeti tohumluyorduk…

Döndük, göz göze geldik yaşam kapılarında “Dünya” denilen planetle. Dedik ki “gelmek istiyoruz!…” Sormadı bile “kimsiniz?” diye… “Gel!” dedi. İndik… “Barış için geldik!” dedik. “Öyleyse” dedi dünya, “alın ilmi, hak edin yarınları, kodlayın ve yaşamlaşın… Yaşamlaşın ki ben, zaman sayfalarında kontrol kurabileyim… Siz, zamana geldiniz. Ben, zaman olan yarında, sizi hak ettim!" ve BİZ olduk. Kök Gök olduk… Aktık!… “İşçilik yapalım” dedik. “dünyada İnsanlık İlmi’ni kodlayalım ve öğretelim insanlığa…”

Dinledi Dünya bizi… Sordu: “Koruma var mı!?” dedi… Sordu: “yaşamdan kira istenir mi!?” Ve sordu: “benim kalem ile kelam ile ilgim yok ama olursa, bana borcunuz olacak. O borç, ödenmelidir… Ödeyebilir misiniz!?”

Sevgililer, dedik ki “öderiz. Cennet oluruz. Yolu kodlarız. Yaşamı kurarız senin borcunu her halükarda öderiz!”

“Ya ödemezseniz ne olur!?” dedi…

“Ben dünya!” dedim… Öldüm!... Öldüm!... “Öldüm!... Öldüm!... Öldüm!... Hep öldüm!... Çünkü ben ölülere, insan olup geldim… Her ölüde, öldüm ve öldürülen tüm insanlığın ışığıyım… Ölümlüyüm ben. Ama her birini hakiki insanlık için yoğun ışığımda, yaşama sayfalayacak ve yarınlayacağım…

Döndü bana Dünya baktı… Sordu; “Hak ettin mi!?” dedi.

Etmez miyim!? Bana namaz zamanları gelenler, bilirler ki ben, yaşama ilim için indin… Bedenim ilmedir… Bana “yarın” denir… Boş konuşmam!... Ben, Zaman Kapıları’nı açan, insan soyuyum…

“Borç!” dedi Dünya!... “İnsanlık borcu!” dedi… Sordu; “ödendi mi?” dedi.

Dedim ki “ödemem!... Borç ödemem!... “Hah!” dedi. “Neden!?” dedi… “Dinle!” dedim… “Ben, sen değil miyim!? Ben, sen olduğumda, artık borç kalmaz… Her an için borcun tamamı ödenir… Ödeyen, yarını hak edendir…”

Burası, benim yaşam kalemim… Ben, bir İlmin Kapısı’yım. Aha! ben, nefes olarak doğdum. Cennetten cevhere indim… Yarınlandım. Nefesin Sistemi’nden, insanın kaynağına vardım. Tükenen her anı yarınladım, yaşattım… Benim adım ilimdir. Öfkem yok ki! Aktım, indim, Hakk’ın kalemi oldum; yol oldum… Düzen kurdum… Ben, dünyayım… Öfke mi!? Yok yahu! Öfkem yok!... Arzın nefesinde, öfke kalmadı… Artık Din Kapıları kapanıyor… Dünü kökleyenler, yolu buldular; gök çözümlemeleri ile yaşama indiler… Ölmeye gelen oldu ve kontrol kurdu…

Okundu dünya!... Okutuldu!… Aktı, gerçek; cevhere vardı… Aktı!, ışığa vardı!… Aktı!, Halik oldu!... Hakk’a vardı… Aktı!... Hasat oldu!...

Öncüyüz biz. İyi anlayın!... Düzen’in öncüleri!… Her anı, Hak Taht’a kodlayan yarınlarız biz… Bizim ilmimizde, cennet yoktur. Bizim ilmimizde, cehennem de yoktur. Bizim ilmimizde, nefes olanlar vardır. Onlar, yer ve gök olurlar; cennet olurlar… Ölüleri dirilten nefesimiz, yaşamı hak ettirir…

Mushaf olanlar, yarınları hak edenlerdir… Mutlaka anlarlar ki tuhaf bir ilim, tuhaf bir yarındır ama normali anlamayan, herşeye “tuhaf” der… Biz ise insana, “kaynakta, nefes olan yarın” deriz… Buyurun! herşeyi size anlatıyorum. Buyurun anlayın!... Han, insanlıktır… Hancı, ilimdir… Hakk’a varan; yarını hak edendir… Dünü bulan, yaşama Mutlak Kuran olandır…

Önce yarınlar oldu… Dün, yarınlardan yaratıldı… Anlattım ama anlaşılmadı!… Dün, önce değil; sonra yaratıldı… Buyurun düşünün!...

Ve “zikir” dediğiniz; insanın, kendinde olmayanı; kendi yolunda, furkan yapmaya kalkmasıdır… Aç kapıyı da anla!...

Çatıştık her diri ile ve her dürümdeki ile çatıştık!... Niye bilir misiniz!? İnsanlık Boyutları’nda, yaşamları tohumlamak için çatışmak gerekir… Çatışmadıkça, yarınlar kontrol kurularak yaratılamaz… Pozitif, Negatif mutlaka Rahim’de çakışır… Çakışır ama çatışır da… Durgun toplumları kodlayabilmek için buna gerek var…

Murad ederiz ki insanlık boyutları artık kendini hak eder ve diller…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

24.ARALIK.2016.TARİHLİ YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM 23

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ – 1 AKIŞ – 2.BÖLÜM

Canlarım, burada oluş sebebimiz; insanlık ilmini hak ettirmektir. Buraya gelmeden evvel de çok önemli çalışmalarda bulunduk. Hepimizin göreviydi dünya ama bu dünyayı hak etmek, tohum olabilmekledir.

Dini kapılarının tümünün kapanacağı bir gündeyiz. Ama biliniz ki dinden öte ilim vardır. Ve ilmin kapısı hep açık kalır. İlmin kapısına varanların ekmek yapmaları gerekir. Ekmekse insanlık levhisindeki insanlaşmadır.

“Sultanlık” dediğimiz, kontrol ilmidir. Ama iyi anlayın ki her şey sultanlıkla değildir. Sizinle yapılan her şey ağır yükü hafifletmek için yapıldı.

Bugünden itibaren daha yüksek çalışmaları devreye almamız gerekiyor. Nefesin gücü artacak ve yolun ilmide kodlanıp, tohumlanıp, yenilenecek. Daha özel bir döneme varılacak.

Lütfen iyi anlayın ki vakit gelmedi henüz. Vaktin gelmesiyle insan, kelamın levhisindeki kaleme dönüşür. O gün geldiğinde tüm insanlık kalem olacak ve yeni dünyalar kuracaklar… Yer ve gökte bütünün gücü olacaklar. Yaşamın ışığını kontrol altında tutacaklar.

Burada dünya ilmini anlayabilenler var. Ama düzeni kurabilenlerinde bu meclise dahil edilmelerini bekledik.

Yaradan, tınıyı duyanlarla kodlama yapar. Ama yarattıklarında bütünün gücüde olmalıdır. Yaradan, ekmek yaptığımızı anladığında yaşamı hak eder… “Yarat” denir. “Yarat ama yarattığını hak et”… Bugün burada yarattığımızı hak etmek üzere bu çalışmayı yapıyoruz.

Nedir yarattığımız?.. Kelam… Nedir yarattığımız?... Savaşın sırrı olan ilim… Nedir yarattığımız?... Hakiki insan soyu... Neden yaratıyoruz?.... Bütünün gücünü artırmak üzere...

Bütünün gücü artığında ne olur? Herkes kendini hak eder. Kendini Hak etmekle nereye varılır? Allah’ın dediğini diyebilen bir yüreğe varılır. Allah’ın dediği nedir?...Aşktır... Aşkın sırrında İsrafil vardır… İsrafil nedir? Levhidir. Hepimizin gücüdür, o.

Ve bizler, ha buradayız ama yokuz burada. Ha şuradayız ama yokuz, şurada... Peki ne yapıyoruz?... Ölülerin öldüklerini her birimiz anlıyoruz ama ölmeye çabalayanları da anlatmamız gerekir.

“Tanrı” dediğiniz ilimdir. Herkes teni hakim olanı Tanrı saydı ama o bir ilimdir. İlme varan, kelamı hak edendir. Ve bütünün gücüdür.

Burada bulunma sebebimiz, insanlık ilminin kelamla kodlanışı içindir. Kelamla kodlanma, insanlık ilminde yaratımdır. Yaşamı yaratmaktır.

Peki yarattığımız nerede?.. Hani, görüyor muyuz? Göz görür ki insanlıktır, yaratılan. Hepimizin gözü, özü, sözü, insandır.

Ve “dünya “dediğimiz planet, biz olan birliktir. O bir topraktır. O bir taştır. Mağması vardır ama hasatı hepimizin yaşamından olur.

Ve bizler öylesi gönüllerdeyiz, öylesi yoğunluklardayız ki çanın çalmasını değil aklın kapılarının açılmasını bekliyoruz… Hangi akıl?... İlmin aklı… Ve bu akıl açılmadıkça kare, küre değil insan gerekir dünyaya.

Muradım, dünyanın öfkesini aşmasıydı…Dünya çok öfkelenmişti, insan soyuna. “Yerküreyi yok etmeye gelmiş bunlar” diyordu. Ama dünyanın yarını olmalıydı.

Yezitlerin diriliklerinde kir vardı. Kırılış vardı, ışık kırıcılığı, mutlu, huzurlu, kontrolü yıkmaktaydı ve yol, elimizin gücünün örtüsünü örtmekteydi. İşte dünya bizim için çok değerliydi.

Şimdi canlar, buradayız. Ama burada olmamızın tek bir sebebi yok birçok sebebi var… Herkes gibi bizde dünyalıyız… Ama herkes gibi.

Kuran-ı Kerim der ki “altın ışığın gücü, hepimizin yüreğidir.”.. Biz, o dünyayı koruyacak gözleriz. Nesiller boyu doğan güç olarak mutlak kapılar açtık. Dünya dışı varlık toplumlarıyla kontrol kurduk… Yaktılar yıktılar zamanda şevkle yapılan çalışmalarla her anı. Kırdılar, kırıktılar, hırslıydılar, sığdılar ve biz dünyalılar muktedir olamamıştık.

Bugün artık muradımız yol olmaktır yaşama. Çerçevesiz bir dünya çalışması yapmak üzere buradayız. Devinimi artırmak ve yolun kontrolünü sağlamak.

Sevgililer, ses devindiğinde hepimiz dürümlerimizi kodlayabiliriz. O devinim, hakiki levhinin kaleme inmesi için gereklidir. Sesin devinmesiyle birlikte yarınların kuranı kodlanabilir.

Her bir ses ek verdiği bildiği ile kodlamalarda kalemi koklatabilir. Yani yerkürenin gücünü öfkeyi aşırtarak levhi kayıtlara alabilir. Yaşamı yazmaktır, yapılan. Her şeyi yazmak… Yazan kendindekini yürekten yazar….Ve yazılan, insan sırrında var olan, ilim kapılarındaki bilişin kayda geçişidir.

“Her insan ben evrenlere insanlık ilmini seslendiririm” demelidir. “Ve ben, insana kaynağım” diyebilmelidir… Ve dünyanın yoğunluğunu artırdığınız zaman ışığın kayıtlarında hep Levhi KO olur.

“KO” diyorum… Kalemin ilmindeki KO.. Her şeyin kendini kendinden kendine kodlayıp, koklayıp, tohumlayıp, yerkürede öz köklerle güçlendirip çoklamasıdır.

İlmin çoklanışı ve bilişin kontrollü olarak artışı ama elin ilmindeki bilişin artışı… Böylelikle Sistem, Nizam ve Düzenin gözü görür. Ve sizler, “eşya” dediğiniz, yaratımda her anda hasatçı olabilirsiniz. Ve temel bilgi sizin yüreğinizde oldukça her anı kodlayarak, tohumlayıp, var edebilirsiniz.

“Planet” derler, ilmin kapısını açabilen ve kodlanmış olan yaşam alanına. Ama her planet, size kendini anlatmaz. “Dünya planeti öfkelendi” dedim. Anlamadınız… Öfke olur mu?... İnsanın ilminde kontrol kurabilen bir yaşamda diye düşündünüz... Öfke kürenin öfkesiydi, canlar. Yerkürenin öfkesiydi.

Ve der ki dünya, “cennetin el olduğunu sananlar, ben olduğunu anlamadıklarında…. O cennette, hak tahta oturamazlar.”

Sevgililer, işte cennetim ben, anlayım. “Ben dünya” dedikleri cennet ama bildiler ki cehennemi kodluyorlar, yaşamda. “Savaşımız var “diyorlar, insanda.

Hangi savaş? İlmin kapısındaki o yaşam savaşı ama Rahmanın Kapısındaki yarınlarda bu savaşın sırrı dahi yok.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/196968254

 

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM (23) Çalışması Hakkında Öz Bilgi ve DAVET

Yarattığınız herşey, yaşamlaştırdığınız kelamlarınızdan ibarettir… Yarınlaşıp yarınları tohumlayanlarsınız ve dünya üzerinde yaptığınız herşey; sizin, sizi yarınlara tohumlamanızdan ibarettir.

Dünyayı, her insan, Bilişin Levhisi’nde tohumlayabilir… Bunun içindir ki bilmeye; insanlaşmaya ve yaşamlaşmaya gerek vardır.

Dünden eserlerini yapıp yaşama indiren her kim varsa; yarınlara gökçe, cevherce, insansı kalemlerden öte kodlayacağı insanlıkça, yaratıcı olur ve korkularını aşıp geçer.

İnsana, Kare Küre İlmin Kapıları açılmadan önce; insan, kırk kırk geçerdi yaşamlardan ama İlmin Kalemi, kodlayıcı yaşam sayfaladıktan sonra; artık insan, An Kalemi olup her anda ışık olup yarınlanmaktadır.

Dünyayı anlamak sorumluluğu, her anda kalem olan insan soyunundur… Öfke aşılmadıkça, dünyanın yarınlaşması mümkün değildir…

Ve zamana karanlık ya da aydınlık olmak ve kodlanmak, İlim Kalemi olabilmekle mümkündür.

Dünyayı ziyaret eden, Biliş Kalemlerimiz var. Onlar, her bir cennetten, cevher olur; yarınlaştırıcı ilim için dünyaya inerler.

Onları hak etmek için ocak olmanız gerekir ve Has Tını’yı tohumlamanız gerekir.

Kurtarmak insanı ama Hak İlmi ile kurtarmak!… Ama yaşamak için insanlaşmak gerekir.

Eğilin yaşama ve dinleyin!... Hazırız zamanı tohumlamaya ama hak edin dinleyin yaşamlaşanları ve onlardan Öz Kökler’inizi alıp yeni zirvelere ulaşın.

Biçip dikeceksiniz ilmin kapısında tüm yaşamları. Biçip diktikleriniz, sizin yarınlarınız olacak. Sizi hak etmeye gelen, sizi hak ettiğinde, yarını koklayanlardan, tohumlayanlardan görev taşıyan her anı, hak ettirecek ve yerin görevi, hak ettiğinizce gerçek insanlaşışlarla yapılacak.

Sahra insanın ilmi!... Sahra insan!... Biz ilim ve biz, yarınız!… Şükür şimdilik!…

YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM (23)

24.12.2016 günü, 14.00 - 18.00 saatleri arasında Dernek Merkezimizde “YENİ DÜNYA YENİ YAŞAM” Çalışmalarının 23.’sü yapılacaktır. Yukarıda paylaşılan bilgiler kapsamında yapılacak çalışmamıza, ilgi duyan ve katkı sunmak isteyen herkesi bekliyoruz.

Sevgilerimizle,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

Not: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.
Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8
Kadıköy/İST.
Tel: 02163489559

 

 

 

 
  Bugün 21 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=