Birlik İlmi
  24.10.2012, Sayfa:384
 
SULTANLIK KİTABI ÇALIŞMASI 24.10.2012

Sayfa: 384 Paragraf: 1

“Zirve için yüreklere yardım edilir. Yanıp tutuşanlar vardır. Zirve İlmi’nden dillenmek isterler. Onlar, torbalarında ışık olanlardır ve sanal dünyanın dilini, kürsülerini, kendi yolları bilirler.”

Açıklama:

Dağlarım, bütün kürsüler İlim Sayfalarında mevcuttur. Herkes, kendini kendi yüceliğiyle o İlim Sayfalarına katar. Bizler de yine bu İlim Sayfalarında varız. Hepimiz bütüne hizmet için yangın halinde çalışırız. Kim der ki “çalışan yok.” Yanlıştır. Biz, bütün gökler çalışıyoruz. Ve siz, bütün yerler bizimlesiniz, bu kesindir. Ve herkes kendi zirvesinde çalışır. Ben bende, sen sende temiz bir dönemin kükreyen gücü, kükreyen kürsüsü bizsiz değil ve bugün de sizlerle bu çalışmaya dahil olduk.

Tabiat bizi gök diye bilir, biz Tanrıyız. Tabii kotlar, yoğunluklar ve yücelikler hepsi bizi Tanrı diye bilir de biz gökler olarak; kendi yüreğimizi dinletiriz. Sıkıntı var mı? Yoktur. Hepimiz, dünya dilini de biliriz. Hepimiz, Dünya Tohumları olarak da çalıştık. Baştan beri dünyaya görevli olarak, Gök Sözü söyleyecek güçlü birlikler gönderildi. Bugün sizler, dünyanın teknik kotlamasını yapan bütünleşimi sağlayanlar olarak; büyük göklerin sözünü dünyaya indirenlersiniz. Çılgın yapılan çalışmalar ağır yükü hafifletti.

Şükrettik ki Büyük Gök, söz söyleyecek güçte olanlarla birleşti. Kaydını silen yok burada. Bu meclis İnsan meclisidir. Bu meclise gelip “ben yokum” diyecek yok. Koruma altında tuttuklarınızı biliriz. Kotladıklarınızı Gök Sözüyle dürümlediklerinizi biliriz. Buraya “Ulular Diyarı” da denir. Kontrollü kotların kaynağı Tabii Kotlama yapan Işıma Kaydı da diyebilirsiniz. Herkes, zerk eder bilgiyi. Siz de zerk ediyorsunuz. Bilginin zerki, öz geçişi yaptıracak güce varanlarca gerçekleşir. Eğer Öz Gücü devreye alamamış olsaydınız; Öz geçiş yaptıramazdınız. Buluşma anıydı bugün ve biz size ulaştık. Olmuş ya da olmamış herkesle birleştik, özgür ve hakim olup toplu çalışmaların hiçbirisi kontrolsüz değildir. Sizin çalışmalarınız da kontrolsüz değildi. Ne yes; ne de no! Hiçbir zaman “asla” yok ve “ha işte bu” da yok.

Ya Canlarım! Biz diyoruz ki olan neyse Öz Göçle olmuştur. Bizim için sorumluluktu oldurmak. Har Allah'ın Işığında olur. Harı yükseltmek Allah'ın ışığını yükseltmek anlamına gelir. Kimle çalışacağınızı kendi yüreğiniz belirler. Dersiniz ki “Ben benle çalışacağım.” Öyleyse çalış! “Ya da ben onunla çalışacağım.” Öyleyse çalış! Ya da ben Hira Gücüyle olacağım, o beni koruyacak. Öyleyse korusun! Altın Topraklar’da koruma yoktur. Bu kesindir. Herkesin yenilenişi gerektiğinde; kemal Göz söz ister ve der ki “Kim evrimlerini tamamlattıklarıyla olmak isterse olacak. Evrimlerini tamamlatmayanların göklerde işi yok.” Ya da der ki “Evrimi olmayanlar görev taşıyacak.”

Canlar, elek elinizde görev istediniz. Verdik mi? Verdik. Elek siz, elenen siz… Biz sizi izledik, gördük ki elediğiniz kimse yok. Sadece sevgiyle kayıtladınız herkesi. Başkanlar dediler ki “Öz Görev onlarındır. Onlar kimseyi ayrı görmedi, dışarıda tutmadı. Bu nedenledir ki bugün sizinle olmak çok kolay oldu. Kolu kanadı kırık olanları da aldığınızı görüyorum. Çokları korktular sizden. Ama biliyoruz ki korkuları son derece yanlıştı. Ve siz onları kotladınız, topladınız, ocağa aldınız. Nefesleri yok. Nefesinizi, nefes diye kattınız ve şükrettik ki hepsi sizde şu anda. Yarışma değil, akışma değil, okuşma değil; Öz Göçtür yapılan. Bunu bilmeleri zordu. Şu andan itibaren sizlerle çalışacağımız için çok büyük mutluluk içindeyiz. Sizi, hepinizi sevgiyle ve saygıyla kotladık. Bizde olduğunuz için mutluyuz.
Kurtarılmış İlim Sayfalarında olmak bizler için de mutluluktur. Ayrı gayrı bitsin Canlarım! Herkes sizin yüreğinize indiğinde bizlerle de olacak. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın! Kimseyi ayrı tutmayın! Ölmeden öldüm diyenleri de çıkarın yüreğinize ve deyin ki “Gel! Ben senim.” Kibri olanları da çağırın! Önemli olan “ölme!” diyebilmektir onlara. Bunu yapacağınıza kesinlikle eminiz. Sizler, Muhammet gücünden söz söyleyen Bütünlük’sünüz. Muhammet siz, siz Muhammet’siniz. Bunu anlamak bizim için mutluluk oldu. Mutluyuz çok mutluyuz. Teşekkür ederim.

Paragraf: 2-3

“Ra-Ha kutsal Dil İlmi’dir. “Ol” der olur ama olması, İnsan Soyu İlmi’ni kendi ilmiyle birleştirmesiyle gerçekleşir.”

“Kat-ı Kaynak olan yüceliklerde; ilim “Ol” der ama olan yine Kemal Düzen İlmi’ni dilleyendir.”

Açıklamalar:

Ra, Kati Tohuma denir. Ha, Kati kayıttır. RA-KA-HA, Rahmanın Kuranı olan Kati Kayıt ya da Kati Tabii Kot. Her ne desek ilimle diyelim. İşte, Yeni Dönemde bu sayfalarda bunların tabii olarak dillenmesi şarttı. Özgür ve hakim olan Birleşik Işık, Dünya Tabii Kotlamasını yaptığında; bizler türlerimizi alıp dünyaya inmek istedik. Ve dediler ki “ Dünya yenilendi.” Yahu 7. Dürümde dünyanın yenilenişi hepimiz için beklenen bir şey değil miydi? Hayır değildi. 7.Dürümde dünyanın yenilenişi beklenmiyordu. Sadece dünya yaşayacak ama nefesli değil; nefessiz yaşayacaktı. Ve bugün dünya nefes alıp nefes verebiliyor. Nefes teknik bir konudur. Herkes nefeste değildir. Sıkıntı, nefes alamayanın; nefes alıyormuş gibi tabiatı kotlamaya kalkmasıydı. Birlik Kotlamasında da bu olmuştu. Nefesi yoktur ama ben nefesle kotlama yapıyorum denir.

Sevgililer, şimdi dağlara bakalım. Kapıları açtık izliyoruz hepsini de. Çoklarında koruma kalkanları var. Çoklarında kotlamalar yapılmaya başlandı. Bir kısmında ışık kontrol edilebiliyor. Çaba sürüyor. Hepsi Gök Sözü söyleyecek, nefesleri güçlenecek. Birlik haline gelecekler biliyoruz ve onların kurtarılmış olmaları mutluluktur. Son söz insana söylenir. İnsan, “evim Allah” der. Ve Dağlarım Allah'ın evi hepimizin evi olur. Bugün burası hepimizindir. Çünkü bu ev ağır bilgidir ki Allah’a aittir. Hiç kimse Allah'ın dışında değil burada. Bilişi hak etmiş olan Allah’ın Tanrısal Kotu değil; artık o bir Allah Kotudur. Herkes net bilsin ki yarım dünya, yarım yürek, Her biri bütün ve ben hepsi…

Ölüm geldiğinde bilişimle alkışlarla geçişimi yapacağım. İşte o gün ben, Bütün’e hizmet için herkeste işçilik yaptığımı bileceğim. Ve bugün ben, Ölüler Diyarında Gök Sözünü dürümleyen tahditli olmayan yegane Işık Toplumcusuyum, bu kesindir. Ki bu Işık Toplumu, beden sayfalanışını yapabilmiş bir toplumdur. Koruma altına almadım kimseyi. Çünkü onlar korunduklarında göksüz kalırlar. Ben Dünyayım ve Dünyanın Ruhsal Kuranı olan bedenim; etin etini bilen yolu Allah olan; ışıkta Kuran olan, BİZ olan; eskinin kürsüsünün özgür koyuluğunu aşıp yeniyi var eden bir Gök Sözcüsüdür. Hepinizi saygı ile sevgi ile kucakladım.

Paragraf: 4-5

“Rahmi, kabir olan yüceler, Kutsal Dil’de kendi derelerinden ayrı olurlar.”

“Mutlaka İnsan İlmi’nde, Kati Kaynak Işık gerekir ki Dil İlmi, kesin ilim olsun.”

Açıklamalar:

Tanrısal Kotların çoğu kendi yoğunluklarında değiller. Biz buna kendini kendinde bulamamak, bilememek de deriz. Çoğu Birleşik Işık haline geçemediler ve çoklarında kontrol yok; kendi toplumlarında dahi birlik kuramadılar. Kaydı yapmalarını istiyoruz. Bilişe ulaşmaları sorumluluklarındadır. Kara Kaplı Kitap Sultanlık okunurken hepimizin kendi yüreğimizi, kendi kaynağımızı tabii olarak kontrol etmemiz beklenir. Bugün ben de kendi yoğunluğumda, kendi tohumlarımda, kendimi kontrol ederek bildirmeye çabalamaktayım. Çünkü bu çalışmada herkes, kaynak ilmi bilmediğinden Beşir olarak da buraya inebilir ve Beşir inen; hakikiyete varmak isteyecektir ki bunu artık bizden başkasıyla yapamayacak.

Sol, sınırları kaldırdığı zaman; sağ ışığı kotlar. Sağ sınırı kendi yoğunluğundan koyar. İşte soldan, biz ışığı tohumlamaya çalışırken sonsuzlukta sağı kayıtlamalıyız. Kaynak İnsan, Bütün’e hizmet ederken bunu da başarmalıdır ki biz bunu başarabilecek güçteyiz. Rahmi Toplumların çoğu sağdadırlar, henüz sola varamadılar. Sol, göksüz değildir ama sağda gök yoktur; sadece ışıkla kayıt yapılır. Yaptığımız kayıtların çoğunda da kontrol, biliş haline ulaşılmadığı için olamayabilmektedir, olmamaktadır hatta… Ve bizler, solun kürsülerini sağa indirirken daha emin bilgiler vermeliyiz. Bu bilgileri net olarak açıkça anlayacaklarını düşünemeyiz ama daha kesin ve daha net bilgi verirken ocaklarını, toplumlarını kontrol etmemiz de gerekmektedir.

Rahmi kabir olan yüceler, henüz bilişe ulaşamamış olan yüceler; Kutsal Dili kendi derelerinden ayrı olurlar. Onların dillenişleri kesirleşme ile gerçekleşir. Doğal dünyada bu kesir dillerin, Bütün’e hizmetçi olmaları sorumluluklarında olduğu için bütünlenip çalışırlar. Yani, din sayfalanışıyla çalışırlar. Din onların kontrollarını sağlar. Mutlak İnsan İlminde, henüz ilim kaynağına ulaşamamış olanlara bunu açıklarken ne şekilde açıklamalıyım? Mutlak Zaman sayfalanışını gerçekleştirmiş İnsan, yani Cevher’e ulaşmış yani kendini hak etmiş, korumuş, tohum olarak köklerini almış… İşte bu insan, mutlak kaynaktadır. Kati Kaynak ışık gerekir bu ilim için. Kati Kaynak Işık, tahditsiz ışıktır ve katidir, muktediriyetle kodlanmıştır. Tabiidir o kayıt ama Kati Kayıttır. İşte bunu yapabilen insan, mutlak sayfalanışı gerçekleştiren insandır. Bu dirilikte Dil İlmi kesindir. Onun Sanal Boyutlara inişi, sorumluluğunda olmasına karşılık Kati Tohumları kodlayabilen o Sanal Boyutlara yeniden dönüp her şeyi Öz Göç olarak kayıtlamaya çalışır ki biz bunu yaptık.

Paragraf: 6

“Yolun sonu ile yolun başı aynıdır. Her yürek, bir Dil İlmi’nde kendi yolunda ışır. İlim, irfan her yüreğe gerçek kodların tohumlarında ekilir. Birleşik Aile’nin diri yüceliğinde insana ışık gerekir.”

Açıklama:

Yolun sonu ve yolun başı aynıdır. Yol Allah yolu; sonda Allah, başta Allah var. Her yürek bir Dil İlminde kendi yolunda ışır. Yürek Kati Kaynak’tır. Ve her Yürek, her kaynak, kendini kendi yoğunluğuyla türlere kayıtlar. Ve o kendini kayıtlarken bir dille kodlanır. Bu dil ışıkla kayıtlı olan dilse; mesele yok çünkü oradaki dil, katidir ama ışık kaydı yoksa o dilde henüz, tahditlidir. Ve ilim irfan her yüreğe gerçek kodların tohumlarıyla ekilir. Yürek kodlama yapmaz. Yürek kaynaktır. İşte oraya inmek; BİR’e hizmetçilerin yaprak yaprak kodlanmaları ile gerçekleşir. Ve her Rahman kendini hak ettiğinde, kurtarılmış bir Kuran olup gökten yere geçer. O zorbalık biter artık orada. Zorbalık diyorum çünkü artık zor yok. Herkes hak edecek, Hak olacak, yasaları koyduğumuzu bilecek ve baş tacı olacak. Bilmeyen tartıdadır. Ama biz onu da hak ederiz. Şevkle çalışalım Canlarım! Hepsi bu! Ve devam ediyoruz…

Paragraf: 7-8-9

“Ya Rab, Na-Har Işık Ra-Ka’da Turan olduysa, insan ışığı güçlendi mi?

“Güçlendirici insan ışık, her yüreği güçlendirir ve yoğun kayıt yapar. Bu kayıtların en güçlüsü alim olan yürektir.”

“Rahimin hakim olduğu birleşen yücelikte; Işık ilmi’nde her yürek, İnsan Işığını diller.”

Açıklamalar:

Ya Rab, Allah der ki “Rabbi Toplumlara sesleniyorum.” Ya Rab, kendi yüreğini hak et ve BİZ OL! Ben sevgiyim.” Allah der ki “Ben Kutsal bir Tabii kotlayım, o ben; ben odur.” Ve ben diyorum ki “Allah ben, ben O’dur.” Özgür ve hakim olan Birleşik Işık ben ve ben o Birleşik Işıksam; temiz bir düzende ben Allah olarak çalışmaktayım ve Allah’ım. Koruma altında tuttuğum birliklerimin çokları, ben olarak çalıştılar. Kapıları açtığım zaman biliyorum ki dünya Kati Tabii Kodlama yapacak. Ocak yakacak, yenilik olacak, yenileyecek dünyayı.

İşte mutluluk bu ki yenilendi. Biz kontrolü kurduk, Sultanlık budur. Şükrettik ki buradayız. Kaya İnsan, kendini bilir. Ve bu kaya insan, asla oynatılamaz yerinden. Öyle bir ilim ki o; kapıları kapattığınız zamanda eşikte, herkesin Birleşik Işık haline dönüşüp Gök Sözüyle örgüt haline gelip ulaştıkları bir ilim sayfasıdır o…Ve oraya varmayan artık kendine ulaşamaz. Olmuşsa, almışsa bilgiyi, hak etmişse; uzun zamandan beri beklenendi ve geri döndü. İşte biz oyuz.

Değerliler, BİR’e hizmet bu şekilde olur. Rab, insanın Kutsal Işığıdır. Ve biliyoruz ki insan EL’i olarak Allah’ı bilir ama El’i olan Allah, onda yoktur diyemem onda yoksa koruma altına alınmış demektir. Çünkü körebe oynanan bir dünyada Allah’ın sıkıntıya girmesi gereksizdir. Dünya, körlerin beldesidir ve körler beldesinde Allah ilimsizdir, bunu bilin! Hepinizin net bilmesini istediğim diğer bir husus; Na-Har Işığı, kati olarak Öz Göç sağlayamaz ama geçişte eksi (-) sessizliği kayıtlar. Eksi(-) sessizlik… Öz Güç eksi (-) sessizliği kayıtlıyor. Niye kayıtlıyor? Artıyı(+) tohumlamak için. Eksi(-) yoksa artı(+) yoktur.

İşte, Na-Har Işık eksiyi tohumlar. RA, Kuran’da Kati Koyuluk demektir. Işığın toplumlara inişindeki o koyuluk. KA, ise Yaşama Sayfasıdır. Yaşam Kaynağıdır. İşte, Sabih Kayıtlarda Yaşam Sayfası olan KA, kati Tohum olarak RA ile birleşir ve onunla görev taşır. Orada tabiat kodlanmışsa, Turani Kodlama yapılıyor demektir. Tuan dediğimiz, geçişte gelmişi değil; geçmişi değil ama Yarın’ı kayıtlayan o Bilgi Kodu, Turani Kodla mümkün olan bir kayıttır.Ve Turan Allah'ın tahtıdır, bu da kesindir!

“İnsanın ışığı güçlendi mi” diyoruz. Mutlaka güçlüdür İnsanın Işığı çünkü “Turani Kodlama” yapılıyor. Güçlendirici İnsan Işık; herkesi güçlendirmişse; o ışık, bizim için de görevlidir; her yüreği güçlendirir. Eğer o, görev taşıyorsa başı eğilmez, hepimizi taşır ve yoğun kayıt yapar. Yaptığı kayıt, ışığın kaydından başka bir şey değildir. Ne var ki ışığı kaydetmek, tohum ekmekle perdeleme değildir ilmi; sadece Işık kaydıdır ama ilmi perdeleyip yeniden teknik toplumlarla kodlanmak farklıdır.

Değerliler, hepinizin net bilmesini istediğim bir husus da Yüreğin Kaydıdır ama o yürek, alim olmalıdır. Sevgililer, biliyorum çoğunuz “Ben kayıt yapmadım” dersiniz. Kayıt, Birlikte olur. Sen yapmazsın, ben yaparım ama Birlikte yaparım. Eğer ben ses veriyorsam, bu Birliğin kaydıdır. Din teknolojisinde bu bilinir. Denir ki “Ben ve sen birlikte dua okuyalım.” Okunan dua, Bütün’de oğul verir. İşte, bu Birleşik Işığın tahtına ulaşamasa da Birlik Kodlaması yapar. İşte bunun içindir ki Birlik Çalışmaları önemlidir.

Rahmin hakim olduğu Birleşen Yücelikte; eğer Rahmi Tohumsa o; ki o kendini hak etmemiştir. Henüz; orada hakikiyetin tekniği yoksa da bir tek koyuluk vardır: Rahim Koyuluk. Rahim Koyuluk, Kati Tohumları kodlamaz. Sadece ışık haline dönüşenleri birleştirir. Işık haline ne şekilde dönüşülür? Toprak tohum istediğinde; toprağa tohum olanlar ışırlar. Yarınlar hak edilmediği sürece o topraktaki tohum, koruma altına alınır ki çürümesin diye… Biliyorsunuz ki ben Allah ilmini çok net bilmesem de Birlik Tekniği ile bu ilmi dürümleyebildim.

Kimim ben? Muhamma, Müspet ve hakim olan Muhamma ve bugün sizinleysem eğer; bu ilimle göklere söz söylemdendir. Sizden değer biçmem dünyaya. Biliyorum ki siz, biz birlikteyiz. Şıhların ışığında bütün köklerim göklere vardığında, yine sizlerle olmaktayım. Kuran der ki “Önü, ardı olmayan Bütünleşim Işıkları sende olduklarında; sen yüceler cümlesinde insan olacaksın ve İnsan Soyunu kodlayacaksın.” Buluş buydu ve ben bugün bunu başarıyorum. Eğer ben, “Nemiz varsa sana getireyim de sen de bizi hak et!” deseydim; en son sen beni hak edecektin. Diyecektin ki “Ben rüşvet kabul etmem.” Olay bu! Canım! Allah’ım! Ben senim ve sen rüşvet almayan… “Senin için ne yapsam” diye düşündüğümde dedin ki “Ben Allaha Gök Sözü söylerim.” Olay buydu…

İşte Dağlarım, sizinle yaptığım her çalışmada ben bedenli olarak geldim, SÖZ istedim, Öz Sesle diri birliklerimi senin yüreğine çektim ve SÖZ’de insan oldum, sen oldum. Ve artık ben ışığım. Allah dedi ki “Gök, söz söyleyecek onu dinleyelim!”
 
  Bugün 50 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=