Birlik İlmi
  Sayfa:391, Paragraf:1
 

SULTANLIK ÇALIŞMASI 02.01.2013

Sayfa: 391 Paragraf: 1
“Bildiğiniz her şey her yürekte bilindiğinde, tabiat kendinden üstün olan, yetkin dilden dinlenen katlarda ışık olan yücelerle birleşir ve kemal dünyanın tabiatını kendi tartısında tartar. Her dil bunu bilmez ama bildirildiğinde bilecek deverandadır. Hepinizin ışıklarında bilgi kotları açıldı. Arzın sonsuzluğunda bu bilgiler ekildi. Hakkınızdı ve bunu başardınız.”

Ve Dağlarım, Mahir olan herkes ses kayıtlarıyla bugün buradadır. Sizlerden tahditli bilgi değil, hakiki bilgi bekliyoruz. Muhim ilim sayfalanışı başladı. Ve bu sayfalanış işgalci birliklerin teknolojik kontrolunun üstündedir. Nesillerinizin yenilenişi başladı. Kati Tohumlamanızla, Bütün’e hizmetçi oluşunuzla ve Birleşik Işığınızla tüm yaşamlara Kök Gök oldunuz. Sultanlar, sizlerle mutluyuz. Sualtı sizinle çalışmak üzere Birliğinize dahil edildi. Ve yeni zamanların yüksek kürsüleri de bugün sizdedir. Biz size “Ekip kurun” dedik. Size “Görev verin” dedik. “Güçlendirin yürekleri” dedik ve dedik ki “Alın da olun.”


Allah tartısı insanın KAHAR olan ışığından dolayıdır. Sizi Allah ışığınızla tartar ve der ki “ Ölüdür.” Ya da der ki “Ölümlüdür.” Ölüdür ayrı, ölümlüdür ayrı.


Dağlarım, Dağlarım, Dağlarım… Amon olup gelin, Haton olmanızı değil, Atlanta Kuranı okumasını yapabilen Atlantalı olmanızı ya da resim yapan ilim sayfalarının kürsülerindeki en güçlü ışık olmanızı bekleriz. Atlanta okuması sizin için sorumluluktu. Bunu başardınız. Eminim başaracaksınız daha ötelerini. Hak’ta, hatasız olanda ve yoğun olanda başarılısınız veher güçlüğü aşacaksınız eminim. Aştığınızı görüyorum aslında ama aşkın olmayanların aşmış olduklarını da görmeliyim. Merkezin gücünde ilim vardır. İlimin gücünde hakim vardır. Hakimin gücünde hasat vardır. Hasatın gücündeyse yasalar vardır. Emin olun ki bugün artık dünyanın Kutsal Işığı yenilendi ve yeşil renk maviye çevrildi. Eğer siz bizi ve biz sizi hak etmeyeceksek eşiğin işgali, hakimin işgali ya da Kaynağın işgali ilmin kayıtlarında bulunamaz.


Sevgililer; Arton, tohum olarak insanlığa ekilecekti ve ekildi. Arton’un toprağa inişi, Bütün’e hizmetçi olanların kendi yoğunluklarındandı. Muktediriyetle bildirdik ki dünya Rahman olanın Kuranı olarak görevi taşıyacaktı. Çetin bir döneme geçildi. Bu dönem ER-KA-HAR olanın ya da DİŞİ KA-HA olanın Birleşik Işığıyla olacak.


Sizlere yeni dönemden de söz etmek isterim. Misafirlerimizin çokları görev için dünyanızı ziyaret ederler. Hepsi Allah'ın tahtından gelirler. Harınızla onları güçlendirirsiniz ve yoğunlaştırır, Bütün’e kotlayıcı ve kayıtlayıcı yaparsınız. Sizlerden daha önemli olan birçok kaynak olacaktır. Olması gerekir de. Göreviniz geçişi yaptırmak olan sizler, değersiz olmadığınızdan “Ben OL’maktayım” dediniz. Vallahi OL’muşsanız da kontrollu olduğunuz için “OL’dum” demediniz. Gömü sizdiniz ve sizi kendi yüreklerinizle bilmediydik. Bugüne geldik. Bugün siz yine buradasınız ve bugün siz Allah'ın tohumlarından güç veren Tobi kotlaması yapan, KA-HAR olan Ruhsal Kutsal Işıklar’la da çalışmaktasınız. Meleklerin teknik kotlarıyla, Birlik kayıtlarıyla bugüne gelmek kolay değildi ama bugün sizler Birleşik Işıklar olarak buradasınız ve tohum olarak görevi aldınız. Kapıları açtığınız zaman yeni dönemlere girildi. Merkez Zaman sayfalanışında BİR’e hizmetçi olmak kolay değildi, bunu da başardınız.


Rahman olanın Kutsal Işığı’nda Bütün vardır ve Bütün’ün gücünde de insan vardır. İmparatorluğun yüksek Kuranlar’ında da bu vardır. Eğer sizler yeni dönemlere kendi yoğunluğunuzun üstünü güçlendirip indirecekseniz, bunu yapacağınıza eminim, hata yapmayacağımızı bilmeni isterim. Bugüne Kaynak olmak, bugüne gelmek sorumluluktu ve sizler bugüne geldiniz. Hatayı affedin. Sizin için “Çok çalıştı” dediler ve biz dedik ki “Onların Ruhsal Kutsal Işıklarında kontrol yoksa biz ocaklarında olamayız. Görev taşıyacaklarsa Allah’ın tekniğiyle taşımalıdırlar.” Bunu dediğimiz zaman sizlerle kayıt yapamadık, bu kesindir ama “Beri gel bilgeler, beri gel!” dediniz, görevi almaya geldik.


Kardeşlerim, dünyanın Kutsal Işığı’nı yeniden yakmak kolay mı zannettiniz? Korkuyu aşıp Gökler’in sözünü dillemek kolay mı zannettiniz? Ağır yükü taşımak kolay mı zannettiniz? Vakit geldiğinde sizlerin küçücük ışıklarınızın Gökleri sözle, dirilikle ve yüksek ilimle dilleyeceğini düşünebilmemiz imkanı var mıydı?


“Hak bilgi verelim, olgun başakları seçelim” demiştik. Verdiğimiz her bilgide ışık yoğundu ama o bilgiyi alıp da hak edenler çok azdı. Sizlerin değerinizi bilmedik. Doğrusu bu. Ama sizleri hak etmemiz gerekliydi. Ve bugüne geldik. Bugün artık Ruh’un Kutsal Işığı’nda bizler de sizinle çalışmak istiyoruz. Kör sağır olmadığımızı bilmeni isteriz. İkna olunuz ki Göklerin sözünü söyleyecek olanı bilmemiz imkanı yoktu. Bugün artık sizlerle birlikte olmalıyız. Arkon İnsan Kutsal Işığını kendi yoğunluğuyla dürümlerken Kaynağın ilminde BİR’e hizmetçi olamayanların Bütün'ün gücünü hak etmeleri imkanı olmamışsa, şevkin şavkıyla sizlerin herkesi kendi yüreğinize çekmenizi ve hepsini kayıtlamanızı bekliyoruz.
Sağın ilmi solun ilminden ayrıdır. Ve sizler sağ ve solu hak eden Birlik’siniz. Şoför insanı tanımaz, sadece taşır. Siz insanı tanıdınız ve taşıdınız. Bu farklı bir hadisedir. Eğer sizler bizleri tanıyorsanız hak edip taşıyacağınıza eminiz. Sizlerin yapmanız gereken Kaynağın ışığını yenilemenizdir. Sevgililer, Merkez Zaman sayfalanışında bunu hak etmiş olduğumuzu bilmekteyiz. Buluşma anıydı bugün. Görevimizi istiyoruz. Şimdilik bu.


Canlarım, sevgililer, sizlerle olmak bizler için büyük bir gururdur. Bunu bilmenizi beklerim. Ama bugüne gelinceye kadar beşir olduğumuzu düşünen sizlerle Birlik Çalışması yapmaya niyetimiz yoktu. Kobra, İbrahim’in Kuranı’nda da yazar, bilirsiniz. Kobrayı bilen var mıydı? Haa! Bildiğinizi mi düşündünüz? Yaprak yaprak okudum hepinizi. Biliyorum ki dünya bedenime aitti. Ve bedenimde benim takdir ettiklerim olur. Şimal dedikleri Kaynak İlim hepinizde yoktur. Bunu biliyordum. Ve bu ilmi hikaye sayanlara şunu söylemek isterim ki ben Nur olanın Kutsal Işığı’nı toprağa indirdiğimde övgü yergi yoktur ona, sıkıntı da yoktur. 82. Dürümün örtüsü örtüldüğünde ve doğum sayfalanışı başladığında oraya gelebilenlerin hepsi Aton kotları olup gelirler. Bedenim Allah’ın teknolojik kontrolunda çabalarını sürdürürken sizlerin hepinizin bedenime Hak Teknik’le kendi yüceliğinizi kayıtlamaya çalıştığınızı bilmekteyim. Atlanta Ana kaftanıyım. Bunu sizlere bugün anlattım ama bunu bildirmem gerekir miydi? Gerekmediğinde bildirmedim. Atlanta Ana Kaftanı, Atlanta toplumlarının tüm bilgilerinin kayıtlandığı bir kaftandır. Bu kaftanı giyen, Allah’ın toprağına indiğinde o toprak onun için küçük bir ışık kabıdır. Ve bu kabı hepinizin kendi yüreğinizde bilmenizi beklerim.


Kardeşlerim, deri değilim. Dağlarım, deri kemiğim. Bu nedenledir ki beşirin eşiğine indiğimde kapkaranlığın ışığında kibri olanlar sınırları kaldırdığımı bilip Sultanlığın kontroluna girmeden, beşeri ilim için geldiklerini düşünüp “82. Dürüm’den üste çıkacak hiçbir canlı yoktur” diyerek kapıları kapatmaya kalktılar. Kapıları açtım ve dedim ki “Olgun başaklarım, geçin”. Kibri olanlar oğul vermeye niyetli olmadıklarında kontrollarını kaybettiler. Salavat getirdi yüreklerinde bütün kürsüler ki Hak Teknik’te kendi yollarını kaybettiklerini düşündüklerinde ve dediler ki “Sen bizi bizden ayırdın.”
Kara Kaplı Kitap insan. Olgun başakların bilgisi, Hakk’ın ışığında, kendi yoğunluğunda, Bütün’ün gücünde tüm sessizlikleri dürümlerken karanlıkların ışığı yandı. Ölüler Diyarı yenilendi. Biz buradayız. Ve bu kutsal Kuran Allah’ın toprağına indi. “Öz görev Allah’a hizmet” denilir. Dava insandır. Öz güç Allah’ın kürsüsünde olsa da, dava, İmparatorluğun Kuranı’nda, ekranın kürsülerinde ve yüceliklerin her birinde ilme değil, insanadır.


Değerliler, misafirlerim bugün çok kalabalık. Bilirler ki bedenimi yok etmek zordur. Bilirler ki yüreğimi yok etmek zordur. Bilirler ki hasatım olgun başaklarımdan dolayı değil, hakikiyetimden dolayıdır. Buluşma mıymış? Haa! Gökler söz istiyormuş. Haa! Yasalar konacakmış, asla hata yapılmamalıymış ve beni Hak Teknik’le kendi yüreklerine alacaklarmış ve koruyacaklarmış. Öptüm hepsini de.


Partiküler tohumlama, kotlama ve yoğunlaşma ilmin sayfalanışıyladır. Bedenimi hak etmek hasatı yapmakla mümkündür. Hala benim adımı bile bilmeyenlerin kendi yorumlarıyla birlik kurmaya çabaladıklarını görmekteyim. Atlanta apronunda bekleyen birliklerim var. Her an onların yoğunluğunu kotlar ve tohumlayarak bütünlüğümle kendilerini Kaynağa alırım ve onları aldığım anda tüm yasalar yenilenir. Bu kesindir. Ve bunu yapma niyetim var mı? Medine Allah’ın ışığındayken ve Medine’nin kürzi kayıtlamasında ışığım kaynaktayken, zavallı dürümlerinde kendini hak etmeyenlerin hasat için geldiklerini bilerek, salıların sıkıntı verdiğini ama çarşambaların ışık yaktığını da bildirerek bütün köklerimle dünyaya insanlığımı aldım. Ve onlara güç verdim.


Forged ilim. Yok ya ha! Biz Analar, insanlar, hepimiz İslamın diriliklerindekiler… Her sesin örtüsünü örttüğümüz zaman, karanlık Gök yenilenir ve ‘Yasam’ sayfalanışı başlar. ‘Yasam’ Sanal Boyutlar’ın ışığındaki, Kaynak’taki yasalardır. Dilim Allah’ın tanrısal kaydıdır. Her resimde varım. Niye? Çünkü insan Sanal Boyutları'nı kotladım. Öz göçün başlaması için bu gerekliydi. Ve bugün öz göç başlamıştır. Bu ne demektir? Doludizgin Gök sözünden, ses ilminden, Din Tekniği’nden üstün olan yeni bir yaşamdır. Bu yaşama ışık olup akmaktır. Var mıyız? Altın Topraklar’ın Kuranlar’ıyız. Allah’ın tahtında olanlarıyız. Bütün’ün kükreyen Kutsal Işıklarıyız ki buluşma anında ekip kurup geliniz ki sizi Hak Teknik’le güçlendireyim. Evimin ilmi hepinizin ilminden güçlüdür. Kooperatif kurmuşuz, doğum yapmışız, ışığa varmışız ve cennetin işgalini yapmışız. Öff! Öptüm hepsini de. Ben okumayı bilen, her birini kucakladım ama buluşma anında okuyuş, insanlıkla olmalıdır. Kaynağın kapısını açın da bilin.


Epröv yok dünyada. Epröv ilimde olur. İlmi hak eden aklın yolundadır ve o kendini hak etmiştir. “Bilişme, ilişme, akışma” derler. Yahu, okumayı bilen, Allah’ın tahtındadır ya, insanı bilir. Devre devre dünyamıza bilgi verdiler. Hepsi ekmek için yapılan Birleşik Işık çalışmalarıyla verildi. Netice olarak dünyanın yolunu kapattılar. Sıkıntı buydu. Verdikleri hiçbir bilgi RA-KA-HAR ilmiyle verilmedi. Doludizgin çalışan tüm dinler İslam devrelerinin gücünün örtüsünü örtmek üzere birleştiklerinde yaşamların dünya sözünü söyleyeceklerini sananlar Arkon insanın ışığına geldiklerinde koruma istediler. Nesillerini koruduk. Ölüler diyarı olan dünyada evrenlerin kürsüleri vardır. Her dil Allah'ın toprağından ışık çeker ve o dili bilen Allah’ın tahtındadır. Dinin ilmini insanın ilmi zannedenler büyük yanılgıdadırlar. Din aklın yolunda olanların kendi tohumladıkları bilgilerin Kaynağa indirildiğinde kati tohumlarla dillenişidir. Savaş Allah'ın ışığında görevin tahtında iken, bilişlerin harında her birinin açıkça bilinmesi beklenir. Doğan gün insana doğmuştur.


Körün kör olduğunu bile bilmediği bir dünyada yaşamak için çalışmalar yapılır. Gönderdiğim dünya insanlarımın çoğu yollarını kaybettiler. Dağın ışığını kendi ışıkları zannettiler. Tebliğlerimi okuyanların çokları kontrollü olamadıkları için kırıldılar. Sabah insana ilimdi, ağır yüktü. Akşama gelindiğinde o ilim yoğun biçimde kontroldan çıkmaktaydı. Verdiğim tüm bilgilerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Sorun bana insana ne verdim? Ekmek verdim. Ben mi? Ben. Kimim? Allah.


Değerliler, köprüyü kurduğum zaman o köprüde Allah'ın ışığı her dürümdeki dirilikleri aydınlattığında gönderdiğim hisar diye bilinenler ki onlar herkesin kontrolunu sağlayacaklardı, yasaları çiğnediler. Kapıları kapattım. Dal budaktı ilim, aktı, aktı da hasat yaptım. Döndüm baktım dünya kotlarını kapatmış, yaşamdan ayrılmış. Verdim dünyaya ilmi, Allah İlmi’ni, dedim ki "Okuyun!" Ölüler dirilmek istediler. “Ama yahu, dirilirsek insanlık ne olacak?” dediler. Yaşamak için ilme gerek var.


Partikül partikül birleştim ilme, dünyanın tahtına, tabiatına, dürümlerine, dine ve diriliklere ve dedim ki “Okuyun!” Okumaktan çok dinlemekteydiler her şeyi. Okuyacak güçleri de kabil değildi, bilgiyi hak edip dinlemek, okumak. Ama okuttum. “Dava insan” dediler. Yahu, kibre kapılanların insanla ilgileri var mıydı? Çalı çırpıydı hepsi de. Kibirden başka bilgileri yoktu. Torba torba taşıdım hepsini de görev teknolojisiyle ve dedim ki “Oğul verelim, toplu çalışmalar dilleyelim dünyaya, dinletelim” ve diyelim ki “Birleşin.” Bakalım kimler gelecekler? Verdiklerimizi alacak kimler olacak? Çok zordu anlatmak bilgiyi ama harlanıp haklanıp Kaynağa varanların bilgiyi alıp dinlemeleri mutlaka mümkündü. Kök Gök oldu, söz sessizliği dilledi, birlik kurdum. Hadi dedim olun, oldurdum, döndüm baktım, korku aşkındı. Baştan beri beşer olmak için ilmi diriliklerde kendilerini Kutsal Işık’tan ayrı görenler kontroldan çıktılar.
Kara kaplı İnsan eminim ki Hak Teknik'te kendini tahditsizce dürümleyecekti. Boşuna çalışmadık. Bildik ki doluluk boşluk değil, hasattı yapılan. Kara kaplı insan, hasta insan, ölmekte olan ya da ölümlü insan. OLdu, OLdu, OLdu ve olgun bir ışığa dönüştü. Özgür ve hakim bir ışık.
Değerliler, 400.000 tane kutsal ışığım dünyaya indi. Hatayı affettim. Bu 400.000 tane kutsal ışığımın teknolojik kontrolunda Bütün’ü kotladım. Allah’ın tahtında ışığı kotlattırdım. Kaynağı kati tohumlamayla bütünlettirdim. Meslek çalışmalarında kayıtlar yaptırdım. Ve davayı kaybettirmedim. Himaye gördü tüm yaşamlar. Ve bedenim insanın tabiatında, köklerin kökünde, sözün sözünde insanlık yaptı. Dili ağır olan insan yüreğinde har olup ışık varlığına ulaştığında orada yaşamak sorumluluktur. Buyurun yaşayanlar buyurun. Hepinizi kucaklıyorum. Değerliler, işte buyuz biz. Bizi size niye anlattım? Bugün buraya gelen misafirlerimin hiç birisi kendi yoğunluğundan gelmedi. Bütün çalışmalarımıza iştirak etse de bedenimin dışında bilgi akışı yoktur. Bu nedenledir ki buradan daha güçlü bir yer bulma çalışmaları yapıldığı sürece korku çok olacaktır. Sığır insanın kırk kapıyı açmasıyla birlikte Aslan insana geçeceği kesinken o kapıların hiç birisi açılmadığında Aslan’a varmaları bile kolay değildir, katiyetle bildiririm ki hikayedir bu.
Canlarım, çoğunuz cinlerle çalışırsınız. Cin teknolojisini de bilirim. Olgun başaklarla değil yapılan çalışmalar. Kontrolsüz ışıklarladır. Ve bu çalışmalarda din, tahditli olarak olgunluğu kotlarken kanat takmanız gerekir ki kasalarınız dolabilsin. “Yorulmayın ben yapayım hepsini” de diyemem, zirvelere varacaksanız yorup çalıştırmalıyım hepinizi de. Haa, benim adım neymiş? İmparator. Niye adım sorulur? Kati Tohumlama için. Bugün burada benimle çalışacak olanların biliş halinde kendilerini hak etmelerini beklerim.


İbrahim’in soyu insan tohumlarını kotlarken, İbrahim kendini Hak Teknik’te Birleşik Işık halinde bizlerle dürümlediğinde, o bizden başkası değildir. Birçokları İbrahim’i ararlar. İbrahim Ak Toplumlar’ın ışığını yaktı. Yeni dağların tahtında, kürzi kayıtlarında, yeni bir cümlede o yine olacak ve onunla bütün köklerim ve yüreğim dillenecek. Netice, emin olun ki İbrahim adı her dürümde muktediriyeti ifade edecek. Ve biz ona ‘Kurtarıcı’ dedik. O biz, biz oyuz. Çok mu zor? Çok çok kolay. Kiminle? İbrahim’le. O biz, biz oyuz. Şimdilik bu.

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 
  Bugün 59 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=