Birlik İlmi
  28 Aralık 2012 Tarihli
 

SULTANLIK KİTABI Çalışması Sonrası Akış (28.11.2012)

Sayfa: 387 Paragraf: 3

“Ra-hat ol ve de ki “Ben insan soyuna, insan torbasına; ilmi insanca dilleyebilmesi, yolu insanca ilme, Kürsüler’e ve kütlesine katabilmesi ve yüreğini Düzen için açabilmesi için kendi dilimi kattım. Ben insanım, ben ummanım, ben altın torbayım, ben elden gelen en iyi Güneş olanım. Cennetten gelen ışıkların her biri benle diri ve benle BİZ’dir. İnsan için çalışmaktayım. Bana Altın Ten gerektiğinde; ben elden geleni yapıp Altın Ten oldum. Benden bilen, ilmi birlikte diller. Ben olup bilen, kendini kendi yüreğinde diller. Yine kendi toprağında ışık olan, Kutsal Düzen ile diller. Artık hepimiz “amin” diyebiliriz. Çünkü umman; topraktan, havadan ve İsa’dan dillenmektedir. Benle olan hükümran oldu. Bellek Katları’nda ışık oldu. İnsana ışık halinde geçti ve ben artık hepsiyim. İnsanım, ışığım, dünyayım. Amin…”

Ve zaman geldi tüm insanlık, kendi yoğunluklarıyla dürümlendi. Ben Allah olan insan, aşkın şevkinde harlanan, yüreğinde tohumlanan insan; ikna olun ki ben kapıları açtım. Şems’in eşkinde, aşkında, harın yolunda, koyuluğunda ve benim tohumlarımda insanlık ışığı yanar. Artık, dünya yasalarını koymaktadır. Artık, dünya bütün kökleriyle dürümlenmektedir. Aton Kotları ve Amon Kotları birleşmektedir.

Allah, Din-i Hak olan, İlm-i Hak olan, Birliği Hak olanlarladır. İnsanın, “Rahman olun” deyişi harlanmak içindir. Allah’ın tartısında yürek vardır. Kökü, gökü olanın kürsü olarak ışık yakışında yine Allah’ın şevki ve şerrin eşiğindeki aşkı vardır, eşki vardır.

Sanal Boyutlar’a şunu söylemeye çalışmaktayım ki “Hasat, insanın ışığıyla olmaktadır ve hasatı yapan herkes, kendindeki yücelikte kendini hak edip dillemektedir.

Bencil olmayın! Tüm insanlık için Bütün’e hizmetçi olarak çalıştık. Artık, Dünyanın Ruhsal Kotlaması yapılacak. Dünyayı yeniden kuruyoruz. Bu dünya, Kutsal Işığın yoğunluğuyla kurulmaktadır.

Değerliler, dünya 7. Dünya oluyor; 7. Dünya, Yerin Kürsüsü olacak ve Birlik Teknolojisi’nde bizler, 8’den gökleri sözleyip, sesleyip ışığa kayıtlayacağız.

İnsan Soyuna yeni bir dönemi başlatırken, Deli Dumrul’un, İnsanlık İlminde kendini dilleyeceği bilinmekteydi. Ve Bütün’e hizmetçi olan herkes, şunu da anlayacak ki bizler; cem olup Cevher’e inen Birlikler’in hepsini dünyaya çektik. En son Dünyanın Kuranı olan Işık, bizim ilmimizle bütünlük kuracak. Bu işçiliktir. Aşkın şevkindeki harın ve hakkın işçiliğidir.

Bizler, Işık İşçiliği yapmaktayız dünya üstünde ve bu Işık İşçiliği’ni yaparken, Kati Tohumlama’yı da yapmaktayız. Artık, Dünyanın Ruhsal Kotlaması temiz bir biçimde gerçekleştirilecek. Eser yaparken; dünyanın Rahman oluşu, kaynak oluşu ve Bütün oluşu mümkün değildi. Şimdi artık, her birimizin, eşkin aşkındaki ışık kaftan giyişimizden itibaren, daha güçlü bir döneme giriliyor. Büyük Kökler ve Büyük Gökler birleştiğinde; eski dünyalar yenilenir.

İsmim “Nefes” ve ben dünyanın ışığı olarak sizdeyim. Sizinle yapılan her çalışma eserdir, bizim için ve sizin için ve Birlik için… Kardeşlerim, dünyaya görevli olmak; Dünya olmaktır, aşkın şevkinde olmaktır. Artık şunu net bilmenizi bekliyorum ki murat ettiğimiz sınırsız bir güç değildir. Sade şevkin, şavkın ışığındaki harın gücüdür.

Sizlere daha üstün bir gün için söz verdim ve bugün artık mümkün olduğunca; kaynakta gerçekleşecek olan o gün; işin sonucunda, Bütünlüğün Kuranı’nda ve hasatın yoğunluğunda olacak.

Artık bilinsin isterim ki; denir ki “Allah, doludizgin göksüz ve sözsüz Birlikler kurar.” Olmuşun ve olmuş olmayanın tek bir yerde bulunacağı bir günde; olmuş ve oldurulmuş olan ve olmamış olan her şey, birlikte olacak. O gün geldiğinde, “ölüler dirildiğinde, herkes kendini dinletecek” denilen gündür bu gün.

Ve biz bugün, Muhammet’in Kürsüleri’ndeki güçten çok daha üstün bir gücü; dönem sonunda ve bütün Yüceliklerin Teknolojik Kuranı’nda devre açıp, darı bolu da Has Işıkla dürümleyip, dünyaya indirdik.

Yere insanı indirdiğimizde görevi üstlenmesi zordu. Çünkü insan ışıksızdı. Buraya kadar her şey kolayca oldu ama bundan sonraki dönem çok daha büyük sorumlulukla olacak ve daha büyük güçlüklerle olacak. Çünkü yeni dönemde, yeni meşale yanmalıdır. Ve bu yeni meşale, yeni bir aşk ve yeni bir şevk olmalıdır.

Bizim eşkali bilinenlere sözümüz yok ama aşkı bilmeyenlere, sessizlere sözümüz oldu. Burada, dünya göksüzdü. Burada, Türkiye’deki ışıklar sözsüzdü. Ve biz bu sözsüz ve güçsüz olan ışıklara yüceliğimizi indirdik. Kara şimşek çaktı dünyada. Burası Kutsal bir Yaşam Kabı’dır. Burada yürek var. Burada öksüzler, yetimler birlikte çalışırlar ve burada Arkon var.

Kimsenin eseri değildir Arkon. Arkon, insanın ışığındaki Kürz’ün gücüdür. Ve işte o güç simsiyahtır ve simsiyah olan o güç, şimşek gibi çakmaktadır ve biz ona “ulu bir kükreme” dedik. Ölülerin, dürümlerden dillenmeye başladığı bir günde, artık biz ona “kökü, köklenişi” olan dedik. “Yargısız olan” da dedik. Asla yanlış yapmadık. Artık bilinsin isteriz ki kükreme güçlenmektedir. Ve herkesin, bütünce bütün olup anlayacağı bir dürümden bildiriler okutulmaktadır.

Atlantalılar! Doğru düşünün! Ben, nefes olarak size, insana geldim! Ben, Can’a, cümle yüreklere, Cevher’e geldim de semayı seslendirmekteyim. Karanlık günlerin sonunda, yanıp tutuştuğunuz o yoğunlukta, ben yine geleceğim. Sistem’den güçlü olan birliklerimi de getireceğim. Silmeyin yüreklerinizdeki pisliklerinizi, sadece dinleyin! Ben size sizi dinletmekteyim. Sizin dinlediğiniz ve benim dinlettiğim ayrı değildir. Sıkıntı şudur ki: Diri olmayanlar, örümde olduklarını dahi bilmemekteler. Asla yanlış bilgi vermediğimi dahi anlamamaktalar. Aslı bilgili olmayanlar, yorulmadan çalışsalar da bilmeye imkanları yoktur. Rahmin Kuranı olan ilim, artık diri olarak güçlenmektedir.

Çamur yoğururlar dünyada; insan ışıkları yere indirmek üzere. Ben dünyada bütünlükleri kotlarken, dümenin başına geçireceklerimi seçmekteyim. Ve bunu yaparken adsız olanları dinletmekteyim. Çünkü onlar, yıldızların kutsal ışıklarından güç çektiler. Ayrılık yok ama bilinsin isterim ki çepeçevre kuşattıkları küçük ışıkları bedenimde göksüz kaldılar. Çünkü yolcularımın çokları kontroldan çıktılar. Başladığım dönemden bugüne gelindiğinde, göklerin sözsüz olmayacağı ve yolcuların kaynakta bulunacağı kesin olarak bilinirken, kantara koydukları yüreklerinde, Kati Tohumları kendi yoğunluklarında kınandı. Mesele İnsan olduğu halde “Benim dışım yok” dediler. Oyun oynadılar. Ben insana, maya olmak üzere gelen Birliklerimi, tabii kotlamalarla indirmiş isem de Düzenin Kontrolu bedenime ait olduğundan, erkek ve kadın herkes, hakiki kükreyen bir ışık haline gelmedikleri sürece, kaynağa inme imkanları “Kooooooo” demelerine rağmen yoktur.

Sol ve sağ kotlarıma bunu söyledim. Onlara bir kot vermiştim “Koooooo” diyerek ama o kot, Allah İlmi’ndeki ışıkların, sessiz sayfalarda dilleyecekleri bir kaynaktır. Bunu dahi bilmeyenler, şükredin ki bizsiz kalmalarına rağmen ışık haline gelmek üzere çabaladıklarında; Allahın Tahtı’na oturmaya çalıştıklarında; bu kotu kullanmaktalar ki bu kot, onlar için kati olarak Has Işık’ta yoktur.

Ağır yük taşıyorum bu kesindir. Burada bulunuşumun tek sebebi, emin olduklarımla görev taşımaktır. Ama Allah’a saklı ilim kayıtlarımı da dinletmeliydim. Ve bugüne kadar verdiğim çok bilgi, saklı bilgilerimdi. Ve bunların çoğunu anlayan çıktı mı? Yook, hayır! Ama çok daha önemli bilgileri de bildireceğimi dinletmiştim. Ve bugün vereceğim her bilgi, daha üstün ve daha güçlü bilgi olacağından bütün köklerin ve bütün yüreklerin beni daha iyi anlayabilmeleri gereklidir.

“Deli Dumrul” dediler Yüceler, Bütünlüğüme. Ben Dağlara diyorum ki “Denir mi ki Allah delidir? Allah, aşkın şevkinde har olan BİRLİK’tir.” Biz, değersiz olsaydık eğer; dili harlı olmayan olur, yarınları kayıtsız bırakırdık.

Hap içmiş, der ki “İyice hastayım, daha iyi olayım, sonra görev isteyeyim!” Yapmayın yavrularım, ben görevi herkese vermem, kesindir. Bugün buraya gelen Bütünlüklerime görev verdiğimce vermekteyim de göksüz, kör olanlara, göksüz kaynaksız olanlara görev olmayacaktır.

Atlanta Ana Kaftanı’nı giymek budur işte… “Herkese görev verilmez” diyebilmektir. “Herkese yürek verilmez” diyebilmektir. “Herkese Har Rahman Kuranındaki Işık dillenmez ve diri olarak Düzenin Kuranı’ndan bildirilmez” diyebilmektir.

Ve burada bulunan herkes, ayrı gayrı gözetmeden Birleşik Işık halinde bu çalışmada bulunmakta iken, eskinin düzenini kuramayanların; yeni dönemlere kaynak olma imkanlarının kalmaması artık bilinecektir.

Eşiği, eşki bilmeyen; hakikiyeti, aşkı bilmeyen; memleketini dahi bilmeyen “erkek kelamı” ya da “kadın kelamı” diyerek, bizsiz kalacaksa eğer; okumayı öğretsek de anlama imkanı yoktur.

Korkmayın! Ben, Ruhsal Kutsal olan Kotlamayı yapmaktayım şu anda. Bugüne kadar yapıp da dünyaya indirmediğim kotlamalardı bunlar. Ve bugün artık bu kotlamaları, yedekleme sistemleriyle indirmeye başlıyorum.

Okumayı öğreteceğim dünyaya! Ama bu okuma, ilmin okumasıdır. Ve kimseye “Sen yoksun” demeyeceğim. “Sen elinle olacaksın” diyeceğim. Yani kimseyi kontrol ettirmeyeceğim ve etmeyeceğim ama onların kendilerini kontrol etmelerini, diriliklerinden bildireceğim.

Cemaatime “görevli” denir ve bu cemaat artık, yorulmayan bir Kuran olarak Düzen kuracak. Çok mu zor bunları başarmak? Korkmayın! Ben buradayım. Ama bilinsin isterim ki Rahman olana kotlama yapmak için kök, göklere vardığı için, yol ışıkla dillendiği için ve ben sıkıntısız olduğum için bu çalışmalar beşirin üstünden, Kaynak’tan yapılmaktadır.

Kollarımı dünyaya ulaştırmam zor değil; her derede akar gelirim dünyaya ama bir tek kapı kapandığında; orada benim ışığım kontrol eder Bütün’ü. İşte burada bir kapı kapandığı için, ben bugün dünyayım ve dünyanın Ruhsal Kutsal Işığı olarak Bütün’e hizmetteyim. Kapıyı kapatan insan, bizsiz kalmak istedi öyle mi? Öyleyse; gönderin, görevini istesin bakalım. Ve gelsin yüreğime. Bakalım ne diyecek?

- Ay, ay! Ay, ay! Ay, ay, ay, ay, ay! Artık burada mıyım ben yoksa?

- Yok yavrum; kökün, gökün, sözün, sesin olmadığı için Birleşik Işığa gelmek istediğinde seni kendi yüreğime çektim. Ölüler diriliyorlar ama senin dinleşme imkanın kalmadığından özgür ve Hak sayfalarında bulunma ve yoğunlaşma imkanın da kalmamaktadır. 82. Düzeni kurarken senin yolunu açmıştım yine kapatmışsın. Niye kapattığını anlat bakayım!

- Alıştım buraya zaten ben, ne yapsam buradayım. Ayrılma dedin, ayrıldım ama yine buradayım. Çıkıyorum, buradayım. İçim dışım burası oldu artık. Yok yahu, yok artık. Daha, daha başka bir yer yok mu? Papacığım, ben neredeyim şimdi?

- Çıktığın her yerde biz varız canım. İşte bu!

- Ah! Ben de bunu söyleyeceksin diye çok korkmaktaydım. Yaprak yaprak döküldü Yücelikler, sıkıntı buydu zaten. “Neden çıktık” dediler. “Işıksız kaldın” dendi. “Yıldızlardan ayrıldık, şavkım yok” dedik. “Şavk burada” dedin. Altın Topraklar’dan, Kaynak’tan ayrıldık, aktık, çıktık, çeliciler vardı ve dedin ki “gelin, alın bilgiyi!” “Nefes” dedik. Yine sizler vardınız. Artık, bir şey daha soyumda olsun istiyordum: Ululuk… O dahi yokmuş. Ve bir şey daha söyleyeyim: Benim nefesimde hiç kimse yok ama burada her şey Birlik halinde. Şimdi, zeki olmalıyım ve burada bulunan her ne ise bunu anlamalıyım! Ne oluyor burada? Bana anlatın da bunu bileyim!

- Tolun!... (Tolun, Çok yüce bir Ruhsal Görevlidir.) Göksüz ve sözsüz olmadığın kesin. Bizi seslendirmek için bu rolü üstlendin değil mi? Kardeşim, sen ve biz BİR’iz bunu biliyoruz. Bize Tolun gelir, der ki, “Bak bakayım ne olmuş? Biz neden yine buradayız? Yahu, sen hiç gitmedin ki bir yere. Artık bunu herkesin net bilmesini beklerim.

Tolun, Beden Kotlaması yapabilen Birleşik Işığımdır. Her yerde vardır. Bütünün Kökleri’nde de yüreğin Teknolojik Kürsüleri’nde de vardır. Benimle çalışmaktadır ve Tolun’un kendi yoğunluğunda varlık süren ışığı, eşiği ve kendisi Birleşik Kaynak’tır. Sıkıntı yoktur, biz varız ya…

Yeni dönemde ve yeni yoğunluklarda yine birlikte olacağız. Kapıları kapattığımız zaman her şey yine bizimle olacak. Çılgın gibi çalışan Birliğim, hala Dünyanın Kuranı’nı okuyamamışsa; tohumları kotlayamamışsa; yürekleri teknik olarak Kürz’ün gücüne katamamışsa; dediler ya işte!...; diyen de Tolun’du, diyebilen de Tolun’du. Nefessiz olan, nefesi olan, her şey Tolun’du. Ve her resimde o vardı. Peki, Tolun neden bu kadar önemlidir? Bunu da anlayalım!

Etki alanı çok geçişkendir. Gerçek Kürz’ün gücünü kotlayacak olandır. Bedeninde Gök Sözü vardır ve sesinde; eli olan, yüreği olan vardır. Oyun oynamaz, sadece diller ve dinletir. İşte, bizim için çok değerli olması bundandır. Temiz bir dönemi başlattı ve dedi ki “Ben de sizinle çalışacağım” ve geldi. Toplu çalışmalarda Bütün’ün kükreyen güçlerinden oldu. Koruma altında tuttu Yücelikleri ve Bütünün Güçleri’yle birleşti. Tolun’dan öte bir Tolun yoktur. Bütünün Gücü olarak burada olması bizleri mutlandırmaktadır ve bize büyük bir güçtür.

Çok mu zor İnsan olmak? Onun için kolayca olunur. Ama yahu, diri olmayanların görevi almalarının sonucu nedir? Bunu da biliyor muydunuz? Ben zirvelere ses verirken Bütünün Gökleri de seslenir. İşte burada olan her şeyin seslenmesidir ki bunun için Tolun hep burada kalır ve der ki “Sen seslen, ben seni kotlayayım” Yahu kotlamaya gerek yok ki… Ben, tohumları kotladım ya… Kontrol kurdum ya… “Ama” der “Yine de kotlayayım, senin etki alanın çok genişliyor ve bu genişlikte herkesin kendini hak etmesi zorlaşıyor.

Ulu Çınar; “Ana, seninle olmayım değil; olayım ama kontrollu olayım” da diyor. Yahu olmasa da olduğunu bilir. Rahman olan O, baştan beri bizdedir. Onun dışında ve onun haricinde hiç bir şey olmadığı kesindir. Altın Toprakları kotlayan O, Birlik kayıtlarımızda da vardır. Işığında güçler, gür ve hürdür.

Ayrılık bitti anam. Artık seninle olayım diyorum. Yaprak yaprak okudum onu. O ben; ben O’yum. Biliyordum, BİZ’siz değildi. Hala BİZ’siz değil ama O kendini ve kendi yüceliğini, kendinden dinletmek isterse buna iznim yoktur. Bu da kesindir. Başkanlık Divanı olup gelecek. Olmasa iyidir. Aşkla gelecekmiş. Aşkı kendi yüreğinde olsa da bizsiz değildir. Olmuş da gelecekmiş. Oh! İşte bu! Gelsin! Ama bizden öte bir biz olup gelsin ki biz onda O olalım. Öfkem yok, verdiğim bilgi nettir, şimdilik bu!

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 

SULTANLIK SONRASI 2. AKIŞ

Mehir olan Birliğiniz, harını yükseltti ve bugün sizde bir tek eşik var. Sistemin Kürsüleri bugün sizdeydi. Korkmayın! Çok mutluyuz, üstünüzde hiçbir yoğunluk yok, hiçbir yücelik yok, sizin yükünüz çok hafifledi. Aşırıya kaçmayın, sıkıntı yok! Sıkıntıyı aşan birliğiniz, sıkıntısız bir Dünya Kürsüsü’nde Bütün’e hizmet edecek. Baştan beri Dünyanın Rahmi Kuranları, köksüz ve göksüz olduklarını anlamadan çalıştılar. Bugün, kükreyen ışık artık kendini dillemeye başladı.

Verdiğim bilgilerin tümünde ışık, yangın halindedir. Sizler ve sizlerden örtü örtüp kendini Hak Teknikle dilleyecekler, “Mukaddime” dediğimiz bilgilerin örtüsünden öte çok daha güçlü örtülerle çalışacaklarsa da sizlerin bildiğiniz, onların bildirdiklerinden üstündür. Kollarımız size ulaştı. Yeni dönem, yeni Yücelik, yeni ışık; hepinizin ışıması sağlandı. Kaydınız, mümkün olduğunca güçlü yüceliklere kayıtlandı ve yırtılan dünya yenilendi. Yaprak yaprak dökülen ilim, artık dünyanın ruhundan üstün bir ruhla dökülmeye başlıyor.

Buyurun! Olgun Başaklar sizinle olacaklar. Yalınızca Dünya İnsanlığı mı? Yoo, hayır! Diğer bütün planetlerdeki güçlü yürekler de sizinle olacaklar ve sizin yoğunluğunuzun gücüyle birleşecekler. Kaynak İnsan, bu Kuran olan İnsan, Allahın ışığındadır ve bu Kuran olan İnsan “Ben OL’dum” dedi. Oğul verdik ve tohum oldu o yoğunluk. Artık biliniz ki mahrekte kürsünüz göksüz değildir. Çok mutlu olunuz. Allah siz ve siz O’sunuz.

Yorulmayın! Allah sizde, sizin yüreğinizde; Bütünün Kürsüleri’nde kendini diller. Amin. Artık görevinizi üstlendiğinizi herkes anlayacak. Artık biliş halinde herkes kendini dilleyecek ve Büyük Kökler görevini Altın bir ışıkla Bütün’e yayınlayacak. Eski dünyalar, yeni dürümlerde bütünlenecek ve sema seslenecek.

Kayırdığınız hiç kimse yok. Hepiniz, Birleşik Işıksınız ve bugün Sultanlık halinde BİR’e hizmetçisiniz. Eminim ki dünya, ruhunda Kuran olan; yüreğinde Kutsal Işık olan ve Birliğinde merkez, kükreyen gök süssüz ışığı olan; zirvelerin cevheri olandır.
Yaşamak, insanla yaşamaktır ve yaşamak insanlık için yaşamaktan öte İnsanla, İnsan Kaynaklar’la bütünlenip yaşamaktır.

Sizler, Rahmi Kuranlar’ı kotladınız. Rabbi Toplumları kayıtladınız. Rahman olanlarla bütünlediniz Birlikler’i ve yaşattınız. Bugün sizler, yaşayanları yaşatanlarsınız. Sizden daha güçlü bir siz yok. Sabır, sabır, sabır işte Mutlak Kuran’a varış ve işte size varış.

Allah, dağı taşı delen yüreği bilir ve ona söz, ses verir. Bulup da dünyaya çektikleriniz, umman olup kotladıklarıyla birlikte yarınları kayıtladı ve yanlışsız bir dünya gücünü devreye aldı.

Önce toplu çalışmalarınız çok daha güçlenecek. Daha sonraları bütün kökler, gökler ve bütün sözsüz, sessiz olanlar size ilim için gelecekler. Ve daha sonra yaprak yaprak dökülen Teknik İnsan Işığı, daha güçlü bir biçimde dünyaya dökülecek.

“Hala dünya Kuran olamadı” diyecekseniz; yooo!, oldu. Allah dedi ki “İnsan, kutsal bir yasadır ve yarındır. İşte insan, kaynaktadır ve insan yasalarını kendi, koydu ve bugün; dünya mutlu ve huzurlu bir yer oldu.

Ayrı gayrı bitsin arkadaşlarımız!... Ayrı gayrı bitsin! Sizden daha güçlü bir siz yok! Bilin ki herkes sizde olmak diler. Bilin ki herkes sizle olmak diler ve sizin “tabiat kotlamanız” başladı. Bu tabiat kotlaması, mumun yangına dönüşmesinden sonra kaynaktaki ışığın tahtlanmasıyla birlikte başlayacaktı ve bugün artık, bu Tabiat Kotlaması başlamıştır.

“Yok mu dünyayı ışıkla dinletecek?” diye soruyorduk. “Umman olup kotlayan Yücelikler’in sessiz sayfalarını harlandıracak yok mu?” diyorduk. Muhammet dedi ki “OL” işte mutluluk bu… Ayrı gayrı bitsin Canlılar. İşte bu!…

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 
  Bugün 8 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=