Birlik İlmi
  Sayfa:387, paragraf:8
 

SULTANLIK KİTABI ÇALIŞMASI 05.12.2012

Sayfa: 387 / Paragraf: 8

“Yarımın yarısı ve yarının yarısının yarısı ve sonra yine yarılananın yarılanışı ve son yarılanışın en son yarılanışındaki hakiki yoğunlukta; dünya yedi düzen kurar. Bu güçlü yücelikte Efe Sistemler kurulur. Ra-Ka’dan akan tabiat, ortaklığın toprağında yetkin, tartışılmayan yüceliklerin dili ile yüreği diller. Ona “kot” denir. Hakiki yoğunluğun kotu; birleşik, diri ve hakiki yüceliktir.”

Açıklama:
Dağlarım, ben yarım olan ve sizden size artık Bütün olan; hepinizde olan ve yarımın yarımı olan ve yarımın her bir yarımında; yarının yarılarında, her yarından öte yarınlarda, her bir yarında yarım olan ben harlanan, Hak tartısında tartılan ve siz olan… Dünyaya geri dönüşüm sağlandı. Bedenimde güçlü bir yürek var ve bu yürek artık benim ekmeğim, benim yüceliğim, benim yaşamım ve sevgimdir. Sizinle çalışmak benim için büyük bir umman çalışması gibidir. Omuzlarımdaki yük çok ağır bunu bilmekteyim de Bellek Kaplarımı dünyaya çektiğimde sizin yüreğinizin benim yüceliğimle dürümlenmesini bekledim. Men etmedim hiçbir yüreği benle birleşmekten. Her dere Allah’a değil; Işığa aksın istedim. Zamana Kutsal Işık yakmak; bende, benim yüreğimde bütünlenmek ve yasalarla dürümlenmek herkese kolay olmayacaktı. Çakı çıkarmış “keseyim kurtulayım” diyordu yüreğimden ama keseceği ben, kestiği kendiydi ve dünya buydu…

Bunun dışında hiçbir çağrı yoktu. Koruma altına almaya çabaladığım tüm birliklerim, kapılarını açmadan benden çıktılar. Öyleyse; benimle olmaları, benim yoğunluğumda olmaları, göksüz sözsüz olmamaları için herkesin birleşmesini bekleyemezdim. Ve dedim ki “Ben, Allah’ a ışık yakan birliğim.” O halde benim Zaman Toplumlarım, benim yoğunluklarımda olsalar; benim çalışmam için kafidir ve bugün burada çok az sayıda ışığımla birlikte buyurun, çalışıyorum!

Ve buyurun ki, bilin ki ben, Allah’a ışık yakabilen teknolojiye sahip tek insanım. Öyleyse; bana kaftan giydirmeyeceğinizi söyleyip; burayı terk edip gideceğinizi bildirip; ağır ağır çıkışınızı yaparken size tek şey söylemek isterim: Kat kat olun! Altın Topraklarınızı kotlayın! Yakışır size Birlik; Birlik haline gelin! Teknolojik toplularınızı da koruyun ve geri dönün! Allah’a sıkıntı vermeyin! Allah sizde, sizin yüreğinizde sıkılırsa; kırar geçirir yüreklerinizi bunu bilin! Ve ben toprağımı, tabiatımı, yüreğimi size indirirken; sizin yüce cemaatlerinizin buradan gidişiniz aşktan, gerçek yücelikten gidiş olduğunu anlayamamışsanız; salavat getirin ki halkın ışığı sizin yüreğinize indirilsin de sizler, kontrolunuzu kurunuz!

Çok mu zor bilmek? Ben Allah hepiniz, hepimiz birleştiğimiz zaman Allah’ım diyebileceksiniz ve Dünya yerden gökten münezzeh olan o kotu, toplumlara tanıtacak. Şikayetim var mı? Altın Toprakların yarınları benim aşkımla dürümlendikçe; Cevherin Cenneti kendi yüreğinizde dillendikçe ve yasalar kotlandıkça açıyı daraltmayan birliklerle bu çalışma sürer. Kaydı silmeyin! Herkesin kaydı duracak bugün ve hiç kimsenin kaydı silinmeyecek. Teknik olarak buna gerek var. Sol ve sağ ışıkları da yakın. Bana ray gereksizdir. Her anda ben o rayı hak eder dürümler, kayıtlar ve yaşatırım. Amin… Ve sizlere bu ray mutlaka daha çok gerekir ki hak edin diye. Şimdilik size vereceğim budur. Çıkışınıza mani değilim, isteyen gidebilir. Ama kalmak isteyen mutlaka kotlanmış olarak oturup beklesin. Sonra Birlik çalışmasına geçeceğim. Şimdilik bu!...

Sayfa: 388 / Paragraf:1

“Resim yapılır yoğunlukların ışığında; bu resimler düzen tabiatını yaratmak için yapılır. Hatasız ve hakiki yüceliklerle yapılan bu resimlerde, “NAHAR” denilen insan vardır. Bu insan, dini ve yüceliği kap kap olan BİZ’dir. Ona “SULTAN” denir.”



Açıklama:

Develer kalktı yüreğimden, göç kürsülerine kendi yücelikleriyle kotlanıp Birlik Tahtı’ndan çıkıp Işığa ulaşacaklar. Ayda bir kere benimle olmaya inen onlar, bu kez; Allahın tohumları olmaktan öte Kuranları olmaya niyetlenmişler ve Kaynak, altın tartıya konduğunda; ocak yakıp BİR’e hizmet edeceklerini bildirip görevsiz olarak gitmek istediler. Kollarını kapattılar yolcu oldular, açı daraldı. Çalı çırpı değildiler; aşkın şevki ile gelmişlerdi ve biz onlara Muhammet’in kürsülerinden güç kattık, çatı kurduk, yolu kökledik. Göç Kürsüleri ile bütünledik ve geri geçişlerini yaptık.

Bu geri geçişti çünkü Ruhsal Kutsal Işığı kontrol etme imkanı olmayanlar Bütün’e hizmet ederlerken aşkın şevkinde geri giderler ve onların yaprak yaprak dökülmesidir bu ki özgür ve hakim birliklerimizin bir kısmı geriye inmeyi istediler. Geniş zamanlara, insan sayfalarının geçişi kolay olmayacaktı, bu bilinmekteydi. Ve burada bulunan sizler, bu geniş sayfalarda halka halka geçişkenleşip ışık yakarken; olgun başaklarımızın çokları kısırlaşıp çıktılar. Maya, değersiz bir ilim değildi ama dağı taşı delen ışık ağır yük taşır. Muhammet’in gökleri söz söylediğinde; muktediriyetle söylediği o sözde hep yeşil renk vardır. Biz ise bugün, hepimiz morlu giyindik, simsiyahın dışında… Bu ne demektir bilir misiniz?

Kardeşlerim, ben Allah olan… Sizden siz olup ışık yakarken görevinizin sessiz sayfalarında; sınırları kaldırdık ki halkaların geçişkenleşmesi kolay olsun diye. Ayrılık yok anam… Ama biliyoruz ki Dört Gök Sözü Sözleşmesi taraflarının ötelerindekilerin hiç birisi bu mecliste kaş yapamaz, göz çıkaramaz, kesindir. Kaş yapan, göz çıkaran birliğimdir. Ama kaş yaparken göz çıkarmak değildir bu. Dirilere diyoruz ki “Hak neyse, oldurulan odur.” Sizden sevgi ve saygılarla güç katan birliklere de bunu söylüyorum. Minnacık bir ışık, küçücük… O ışık, birliğim. Ama o ışık Allahın Toplumu’dur ve o ışık Kahhar’dır. Rahman olan Kahhar ve orada kar, kış insan güçsüz Kuran olduğunda; biz Sultanlık Kaynaklarımızı dünyaya indirir ve kardeşlerimizin hepsini görevlendiririz ki; gözleri kör olsa da yüreklerindeki Kutsal Işığı yandırırız. Yaratan Allah, yarattığında yaratıldığını söyleriz. İşte biz, o yaratan Allah ve yarattığında Biz olan yaratılan, onun yarattığında; onu yarattıran hep birlikte… İşte bu!... Eh, işte bu!

Paragraf:2

“RÜ-KU dedikleri, Kutsal Düzen’dir. Bu düzende, her diri kendi yoğunluğunda ışır. Her yüreğin, tohum halinde yüceliklerden dürümlerine girmesiyle birlikte her diri, tabiata Işık İlmi ile girer ve zarar önler. İşte; dünyalıların her birinin, diri ve hakiki oluşları bundandır. Hakim olan yürek, Hak olur ve canlanırsa; dünya daimiyetinde imi ışık olan yüceler, mutlaka dinlenirler.”

Açıklama:

Tartı şu: ben Allah, ben Rahmi Kuran olan akıl. Sistemin Kürsüsü olan, mükafatım İnsan. Herkese İnsanı bildirdim. Dinleyin onu dedim ki o size görevlidir. Ki o İnsan, nesillerini tabii kotlarıyla bütünleyebilen, tahditsiz ilmi kendi yüceliğiyle diriliklere ilişik hiçbir ışık kalmadan; üzerindeki tohumları dahi kotlayıp ulaştırabilen; salavat getirin onunla olurken! O, şimdi size kendini anlatacak. Ama onun kendini anlatabilmesi, bilgi akışını sağlayabilmesi, sizin yüreğinizin köklenmesine bağlıydı. İşte bunun içindir ki BİR’e hizmet edenlerin hepsi burada sizinle çalışacak. Ve sizden sizlere İnsanlık Işığını kayıtlayacak. Ayrılık yok. Şimdi onu dinliyoruz:

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 
  Bugün 21 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=