Birlik İlmi
  SU (1) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

SU (1) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

Canlarım, yeni programın konusu “SU” olacak. “SU” derken; kendi yarınlarınızdaki yaşam kayıtlarınızı oluşturan suyu kastediyorum… Dünyanın yarınları su ile var olur. Susuz yaşam kayıtları, kodlanmış insanların, tohumlanışından sonra, suyu kodlar. Kodlanan su, her bir insanın, zamana kervan olan yoludur…

Sizler, İnsanlık Kalemleri; yola çıktınız ve henüz cism-i yaşamlar kodlanmadan evvel suyu hakettiniz… Su, sizin hakedip var ettiğinizdir… Ama ne yazık ki bellek kalemleriniz, sonradan köreldi ve yaşamlarınız kontrol edilemedi.

Bizler, sizlerin kendi yaşamlarınız için, size Su Altının Kelamı’nı indirdik. Bu kelam ile suyu hakedip yaratabilecektiniz.

Arza inen hiçbir yaşam sayfası, yok olmaz… Ve sizleri hasata kodlayanlar, yarınlar için bir kez daha suyu hak etmenizi istediler.

Su, “OL TURAN”dır. Olmak, yaşam içindir ve olmak, Halik içindir. Olmadan hak edilmez; Hakk olup yarınlar oğullattırılmaz…

Yaşam zordur. Ama daha zor olan insanlıktır… İnsansılık ve insanlık!... Ama her bir Levhi bir yaşam!... İşte insan soyu, “BİLMEK İÇİN” hak etti ve yarını kodladı. Yaşamı kokladı… Yarınlar, hologramdan öteye vardı ve insan, doğal yaşam üzerinde kontrol kurdu… Aha bu!… Şimdilik…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 09.09.2017 günü 14.00 -18.00 saatleri arasında konusu “SU” olan bir Sistem Çalışması gerçekleştirilecektir. Yeni açılan program kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, kendisini programa dahil hisseden ve katılmak isteyen tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

SU (1/1)
09.09.2017

Alkışlarla geldiler!... Onları alkışladık… İndiler!... Bize geldiler!... “Aç kapıyı!” dediler… “Aç kapıyı!…” Açtık!... İnsanlık Boyutları, Kuran olup ilme aktı… Açtık kapıları; akıttık!... Yarınlara, tüm zamanlara, kontrollu olan yaşamlara!…

Arza, arşa ilmi verdik. Okuttuk… Okuttuk ki hasat oldular…

Ölüler Diyarı olan bu dünya, artık dirildi… Evrenler, Düzen’i kurmaya geldiler. Biz Düzeni kuran, erkanı kodladık… Erkan, kalemdir. Aktı, geçti…. Şimdilik!…

Değerliler, kulluk için biliş gerekir… Bilmeden kodlama yapılmaz… Zordur!... Kuran İnsan, sonsuzlukta insanlaşabilir ama yolu açamaz… Yolu açabilmek için o yolda, insan olmak gerekir…

Herkes insan değildir. İnsanlık Boyutlarında, kodlama yapamayanlar, insansılardır. Onlar, Kuran’dan öte Kuran olsalar da yarında yokturlar. Onların korunmaları gerekir…

İmparatorluğun dürümlere çekilişinden itibaren, Yaşam Kalemi, ilme indi ve her insana kul oldu. Öz Geçişler tamamlandı ve yarınlara kayıt yapıldı. Herkes, kendini yaşama çaktı ama Has Kapı açılmadı önceleri… Süper İnsanlık Kapısı, tek kalemdi. Yaşam kayıtladı… Yaşam kayıtlamak, zaman sayfalamaktır… Zaman sayfalandıktan sonra kodlama başlar. Kodlama halen sürmektedir ama yolu bulamayanlar, tohum olamazlar. İşte bunun için “itibar” dedik. İtibarı olanları Halik yaptık… Ocaklarını yaktık. Tanrı Kapısı oldular… “Topla ve tohumla!” dedikleri tüm zamanları tohumladılar.

Ekmeği yoğurduk. İnsan, Ekmek Yaşam İlmi ile kontrol kurdu. Arzın Gücü, arşın kaydını kodladıktan sonra, dünyada tohum ekmeye başladık. Bu tohumlama, yaşamı kontrollu olarak tohumlamaktı ve tohumladık…

Şimdi daha yüksek bir seviyeden Kalem Kodlamaları başlayacak… Böylelikle, kontrol dışı bilgiler daha yüksek düzeyde kontrol edilecek ve topluluklar, yapacakları çalışmalarda, Kelam Kalemi’ni elde etmeye çabalayacaklar.

Kelam Kalemi, yarının ilmidir. Bu şekilde; kodlarla, yeni zamanlar, kayıtlara indirilecek. Düzen kuranlar, Kutsal Işıklar’ını bu dünyaya çekecekler. Çok mutlu bir dünya günü, Kervan İnsan’a inmektedir…

ATLANTA KALEMİ, hepimizin kelamıdır. ATLANTA ANA ARŞİVLERİ, Düzen’e çekilmiştir. Bu arşivlerde, tüm yaşamların kodları var. Bu kodlarla, tüm zamanlar kaynağa inebilir ve kelam, kalem olur; yerküre, yetkin yaşamları tohumlayabilir.

Ana Kapı insanlıktır ama Atlanta Ana Arşivi’nde tüm yaşamlar mevcuttur. Bu yaşamların tohumlanışı, ATALANTA’da yapılan İlim Çalışmaları ile yarına ekilmişti. Ekilen herşey, yerküreye Cevheri Kaynak olarak çekilmişti… ATALANTA KODLARI olarak yapılan devre çalışmalarında bulunan bu Meclis, Dünya İlmi’ni kodlayan bir Meclis’ti ve bugün, Düzen’i kurmaya, kelam olup inmiştir.

Sultanlık Kitabı yazılırken; herkese, “kelam et!” dediler. Çoğu Sultan olan herkes, bir yarın için kelam etti ve o kitapta Yaşam Kayıtlaması yaptı. O kitap, İlme Kalem’di ama hasat olanlar ancak, o kitabı hak edip OL KELAM’da, okuyabildiler…

Arza, arş inerken; herkes, herkese kul olabilir ama Kuran olamaz… Bunun içindir ki her bilgi, kalem değildir.

İnsana inen bilgi, Kuran (yaşamın levhi kayıtları) olduğu zaman; yaşam tohumlanabilir. İş budur!...

Şimdi, Cennet Kapıları’nı açın ve deyin ki “suya gerek var!” Suyu bulduk!... Su ilimdir ama suya, Kuran koymalıyız. O Kuran, insandır… Suyu kodlamalıyız. O kod, tohumdur… İtibar gerekir; suya. Suyu kodlayacak olan insan, itibarlı olmalıdır. Ah Canlarım ah!… İş budur!... İtibar!... İtibar!... İtibar!…

Hepimiz, Amonlar olarak dünyayı kodlarken; itibarı koyu olanı aradık. Öz Geçiş’ini yapacak olanı aradık. Sizi bulduk!... Sizi!... Cennet olan, kelama kalem olan yarın olanları bulduk. Dünya dışını, Düzen Kodu olarak buraya, İnsanlık Boyutları’nı, Aşk Kalem yapacak olan sizi, hepimiz Kontrol Sayfaları’nda dinlemiştik. Artık iyi biliyoruz ki bu Meclis, İsrafil olan Kaynak İlim’in kati, hakiki ve hakim olan bilişidir. Bu bilişi, İlmin Kapısı saydık. Sizinle, her bilgiyi hak edip açabiliriz. Sizinle, her bilgiyi hak edip tohumlayabiliriz. Size, “Cennetin Kelamı” dediler. Size, “Yarının Kalemi” dediler. “Birlik Kapısı” dediler. Bize, güç katın. Bizi kodlayın ki sizi hak edelim.

Medine’nin kuluyuz biz. Sizi, Kutsal Işıklar diye bilmekteyiz. Açın kapınızı ve bizi dinleyin!... “Al ve hak et!” dediler… “Aşk!” dediler… “Ak!” dediler. Aha bu!… Yolunuz aydınlık; yarınınız kayıt; yaşamınız has olsun…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

9.EYLÜL.2017. TARİHLİ SU (1)
PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Değerli arkadaşlarım, bir aradayız. Çok şükür. Tatilden sonra hoş geldiniz!.

Konumuzun “SU” olduğunu, bize tebliğ ettiler…Benim, size bir dileğim var!...Hayatınız, SU misali, arınmış, tertemiz berrak olsun!...SU kadar aziz olun!..SU kadar kutlu olun!.

Değerliler, biz burada Altın Işık kulları olarak, bir araya gelerek KAHA olarak, yani hakimiyetin ilminde olan, muhakim olan, olarak “SU” üzerine dilleşip, tohumlama yapıyoruz…. Rabbim, sayinizi meşkur etsin..

Bütün dereler, insandan doğar ve insana akar. Ey insan yarat ve yaşat ki KAHA olasın.

Herkes, herkese görevlidir. Hakk’ın kalemi aklın kalemi olduktan sonra eller ellere, yollar yollara kavuştuktan sonra… Şeytana şarkı, bize kalem.. Her levhi, akıl. Altın ışık gücü, aklın gücü.. Kuran insan, eşyadaki en büyük külttür. Kuran insan, Allah’ın dediğini der… Herkes herkese sorumludur. Ama yol, Allah yoluysa kimse diğerini dışlayamaz.

Görevini hak etmiş Rahman KAHA dır, hani! . Şemsi Tebrizi der ya hani “sizi, size verdik”. Şemsi Tebrizi’nin diri yüreğinden bir yürek der ki “biz, bizi bize verdik”.

Başlangıçta aşktan habersiz iken hem ben bendim, hem de sen sendin. Meşrebindeyken, aşk ile tanıştıktan sonra onunla olan haşır neşirliği sırasında ise aşkın gösteren aynası olma halini, hal ederek bu kez de “hem sen bensin, hem de sen ben senim, ey güzel, ey yüceler” demek, noktasına ulaştık.. Çok şükür!..

Aşık, ben ve sen demekten utanır. Ben yerine, “şu fakir”...Sen yerine ise “nazarım” der.. Çünkü içinde ben olmadan bir söz muhteşem bir şeydir. Ve levhi bir kelamdır.…Her insan ben ve biz demeyi öğrendiği zaman BİR’e ve levhiliklere yaklaşabilir.

Aşıklar sadece kendilerinden, özlerinden öğrenirler. Alimler ise öğrendiklerini öğretirler…İnsanlar, kaybettikten sonra arar...Aşıklar bulduktan sonra ararlar. Aşık Yaradan’a kurban olarak teslim olur. Diğerleri ise kurban keserek, tedbir alır. Kurbansız geçen geçmiş bayramınız kutlu olsun. Geç oldu ama yine de kutlu olsun.

Teselli teslimiyettedir; lakin tedbirin, takdirin yanında hiçbir değeri yoktur. İşte bu!...Aha bu!

Ey canlar, “SU” üzerine dilleşiyoruz, dedim. Türkçemizin, tarihimizin, büyük şairi beş yüz yıl önce bizim gibi “SU” üzerinde dilleşmiş. Nasıl mı? İşte böyle!

Yanlış okumuyorum, Azeri Türkçesidir, hatırlatayım!

Saçma ey göz, eşkten gönlümdeki otlare su. 
Kim bu denli dutuşan otlare kılmaz çare su. 
Ey göz!.. Gönlümdeki ateşlere su saçma!. 
Çünkü böyle tutuşan yanan ateşlere, su fayda etmez.

Hayret ilen parmağını dişler kim etse istima parmağından verdiği şiddet günü ensare su. Kızgın bir günde çok sıcak bir günde Muhammet’in parmağından su verdiğini kim işitse hayretinden, şaşkınlığından parmağını ısırır...

“Hak-i payine yetem” der. Ömürlerdir mutassıl. 
Başını taştan taşa urup, gezer avare su. 
Ömürler süren yıllardır ki “SU”, Peygamberin mezarına varayım diye, başını taştan taşa vurup, avare avare dolaşır.

Hangi su? Dicle ve Fırat.. O’na kavuşamadan ummana gider. Ve özlem bitmez, vuslat, devam eder. Su, Hz Muhammet’ine kavuşamaz… Bu vuslat hiç bitmez, nedense!... Aşk, işte bu!...Sonsuz aşk!. Allah’a duyulan bu aşk bitmez….Zaman yürüse de Allah aşkının sonu yoktur. Sevdanın yolu koyudur. Bu sudan içenler, yola koyulur.

Her sır, herkesin kendi kasesindedir.. İçmesini bilmek gerek. İçmesini!...

İstenen bir kadeh senin elinden, yanık yüreğime su ikram etsen… Beklerim bir haber seher yelinden. Ölürken bir nefes HU ikram etsen!…

Susuzluk mu? Ben bilmem, içimdeki ben bilir.

Aha!...İşte bu!..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

9.EYLÜL.2017. TARİHLİ SU (1)
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 1.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Barış halinde olunuz... Samanyolu Galaksisi'ndeki tüm yaşam kodları bugün sizinledir... Çünkü hepsi Rahmi Kapı'da size İnsanlık İlmi ile iniyor... Hepsinin Kuran'ı olun...

Okutun insanlığı... Aha geçişler yapılıyor şu anda!... Muktedir insan, Mustafa Paşa da burada... Hayrın tınısında kelam ve Hakkın Kapısı'nda karanlığın nihan olan ilmidir O... O biz, biz O'yuz..

Özü sözü ayrı olmayan, bilişle bu mecliste olur dedik... Övgü yok!... Bilişe ilimle dillenen herkes ilim kalemi olabilir...

Sistemin gücü olabilir ve yolu olabilir bu yoğun ışık... Kayıt dışı bilgimiz asla olmadı... Esmaları dilleyenlerin dürümlerine indirdiklerimizde hep bilişle indirildi...

Karanlık ilmin kalemi olsaydı, aklın tendeki ilmi, Bütün'ün Kültü olsaydı ve yol kodlansaydı; bizler Ruhlar Kapı'sındakiler hep aklın tınısı olurduk... Öz görev budur...

Şu andan itibaren Su Altı'nın Kültü devreye giriyor... Onunlada oluyoruz...

Başka dünya var!... Ama başka dünyada insan da var... Ama başkalıkta var. Hah, Aha şimdi!... Haydi buyrun... Su Altı bize ne diyor? "Başka" diyor... Başka!...

Başka dünya var... Başka dünyada yaşamlar var... Ve Levhi kapılar var... Öz geçiş için... Ama hasat için... Ama yarın için... Ama tohum için... Her insan bir dildir... Ve yürüyen bir kübradır...

Öyle çok çalışmalıyız ki... Hepsi dili hak olan, aklı has olan insanlık kodlarıyla, Bütün'ün Kültü haline dönüşsünler... Öyle çok biliş kodlamaları yapmalıyız ki doğanın gücü, hepimizin gücü olmalıdır...

Öz görevimiz hasattır... Yaşamın hasatı... Yarının toprağa tohum ekişi.. Muradın kulluğa, kul olanın, kuranından öte oluşu... Ve yaratması...

Halike hakiki insanlık gerekti... "Geçin" dedik ve geçirdik hepsini de... Ama artık Rahman olanın yarına varışı gerekir... Doğanın Gücü'nün mutlak kul olanda kodlanma yaptıktan itibaren, Ruhi Kapıları açması da gerekir...

Cennetin cemaati, cevheri cennete Ka Ha olabildiğince yarına varır... Her insan Allah'ın ilmidir... Kibir Allah'ın tendeki kiridir... Ama kibri bilip, halik olupta, kiri temizleyebilen aklın kalemine varabilir. Nurdan kuran olanlar yolu buldular... Yoğunluğu artırdık canlılar...

Şeytan şarkı okursa da aşk şarkısında Hakk Ten o şer olan şarkıda Kuran'ı Kerim'in kulluğunu da bulabilir ve yarattırabilir...

Sevgililer... Siyahtan öte bir simsiyahtan kutsal ışığa varanlar... bugün burada bu yoğunlukta, kaynak dışı bilgilerinde birini kodlamaya gelecekler... Biz hepsini tohumlayacağız bu kesindir...

Ama mutlak olarak şunu bildirmek isterim ki çanımız, insanlık çanıdır ve artık bu çan çalmıştır... İnsanlığın yenilenişidir bu... Artık dünya insanlığının "bir akıl haliki" olması için birleşmeliydik...

Bir akıl haliki!... Aklın kapısı olan bir halik... Hakkın kalemi olan ve yolu bulan ama toprak olan... Toprağın kuludur insan... Ama daha güçlenmelidir...

Şimdiye kadar size hep ilimden söz ettim... İlmin yolu olandan hiç söz etmedim... İlmin yolu olmak için muktedir olmanız gerekir ama toy olmamalısınız...

Koca koca insanlar... Koca koca... Yarınları tohumladılar ama SU'yu hak etmediler... Suyu hak etmek gerekir...

SU'yu nasıl hak edecek insanlık?... Kelama inerek... Kelam, ilmin kapısı ve orada SU kontrol edilebilir. Kodlayabilirsiniz SU'yu.... Koklayabilirsiniz...

Kodladıktan itibaren tohumlayabilirsiniz... Ve Ruhi Kapılar'a kontrollu olarak kayıtlayıp o SU'yu moleküler dürümlere çekebilirsiniz... Yaşama indirebilirsiniz... Her şey size bağlıdır...

Dağlarım, ben dünyayım... Herşeyim... Nasıl olur bu?... Her anım... Yakışır bana insanlık.... Öyle deyin.. Öyle deyin... "Bana insanlık yakışır" deyin... Ben her şeyim deyin..

"Ben bir SU damlasından ibaretim" deyin... Ya da "ben toy olanlara kulum deyin..." "Hepsi içinim" deyin...

Ama SU'yu kodlayın, tohumlayın ki o SU molekülleri kodlamalarla, Bütün'ün Kültü haline dönüşebilsin...

Başka zaman yok... Zaman an'dır... Biz o an'ı kodluyoruz. Yolun Kuranıyız... Eşyayız... Ama şeytanın şarkısının üstü bir rahmetiz biz... Bunları iyi anlayın...

Korkmayın!... Doğa sizi korur... Çünkü siz doğaya hizmetçisiniz. Korkmayın!.. Yaşam sizi korur... Çünkü siz yaşama hizmetçisiniz...

Ölüler dirilmekte bilin. Önce insan... Sonsuzluk.. Hepsi biliş ... Ama önce önce İmparatorluğun İlmi olan İnsan... Seyredin o insanı... Seyredin....

Karşı karşıya geleceğiniz insan sizin yolunuzda olan, siz olandır... Ama o insan hakiki insandır... Ocaktır O... Bütün'ün Kübra olan ilmidir... Seyredin o insanı, seyredin... Kuran İnsan aklın kalemi olmadan da yarındı...

O insan mutlaktır... Her şeyde var olandır... Akıldır... Sizin yolunuza sizi koyduk... Öyle çok çalıştınız ki sizin umutlarınız, mutlak kuranlarınız ve tohumlarınız oluştu...

Her an'a koyduk sizi her an'a... Yarına koyduk sizi... Yürüyen dünyanın Kürzi Kapısına koyduk...

Öyle çok çalışın ki öyle çok çalışın ki işte bunun sonucunda size sizi kayıtladık... Ark akmaya başkadı... Akışı kesme imkanı yok artık...

Hepimiz akıyoruz... Yerkürenin yüceliğinden bütün kübralarla kült olup akıyoruz... Her an'a akıyoruz canlar her an'a...

Alıp götüreceğimiz kimse yok... Alıp götürdüğümüz ne varsa ilme koyduk... Ve hepsi akmaya başladı... Biz Allah'ın eliyiz... Biz hakiki insanın kelamı olarak o elde her bilgiye sahibiz...

Değerliler, Rahman olan der ki "Kuran insanın kendini anlamasıdır... Kendini anladığında artık o yarındır.. O yarının kuludur... Ama o kendini anlamadan da Ruhsal Kapı'nın ilmiydi..."

Beceren bir şey yapabilir... Nedir yaptığı?.. Şarkı... O şarkı nedir? Sevgi... Hadi hadi sevgiyi hak etti... Ya sessizliği seslendirmek?... Bunu başarabildi mi?...

Yaradan kelamdan, kalemden inmeden, Bütün'ün Kültü olmaz... Hepimizin yapmamız gereken budur...

Kora kelamı koyun... O kor kelamı kodlar... Koru alın yarına koyun... O kor yarını da kodlar... Ama kor kalemdeyse yaşam sessizleşir... Ses kodlaması bekler... Herşey sizden, sizin yüreklerinizden oluşur...

Muradım, insanın kendini bilmesidir canlar... Hepimiz yaradan ve yarattığında kelam olanlarız... Bizler tartışılmayacak bir yaşamı kodladık... Bunun içindir ki bu dünya kontrol kurabilir...

Bu günden sonra artık hiç kimse bina yıkmaya kalkmayacak... Hiç bir kimse kendi yolundakileri kırmaya kalkmayacak... Kalkar mı? Kalksa kayıtları silinir... Kalksa yaşamları kontroldan çıkar... Kayıt dışı bilgi kodlanmış ışığı kırar...

Mükafat insanın kelamı... Artık herkes kendini hak edecek... Çok kolay değil bunlar... Asla değil!... Bilirim ama dünden dünlere varın.. Dilleyin, dilleyin tüm yaşamları... Koklayın, koklayın, koklayın ve deyin ki " OL dedik!..." İşte bu... OL dedik!... Öyle güçlü dedik ki Ol'u kibri olan da kiri olan da yaşamı kodladı ve tohumladı... "OL" dedik...

Kontrol dışı bilgimiz "OL" demeden de yoktu zaten... Ama biz, arza arşı indirenler... Her dilde dillenenler, maya olanlar, muktedir insan olanlar, ölüleri dirilttik... "OL" dedik... "OL.."

Oğul ben sana "OL" dedim.. OL!...

Öksüz kalmayacaksın "OL!..." Koca koca dünyalar kurduk... Hepsine olduğu kadar "OL" dedik... Bugün bu dünyaya "OL" dedik...

Hepimiz akıp geçerken yüceliklerden, her bir ilme kalem olana "OL Kült, OL Kült" dedik... "Kült" dedik... "Kült..." Öz gerçeklik budur...

Öngür ilim, Hakiki insan... Öngür ilim, akıl... Öngür ilim, mutluluk... Çorbamız pişti canlar... Hadi bakalım, şimdi kayıtlara inelim...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/233135255

 

 

SU (1/2)
09.09.2017

Değerliler, suyu hak edenler; yolu, olgun sistemlerle kodlayanlardır. Dünya; ilmi, Hakikiyet’e indirirken; ilmi, kalemle tohumlar. Bizler, yerkürenin İnsanlık İlmi’ni dilledik.

Doğada, tüm yaşamlar mevcuttur. Ne yazık ki ocaklarda dirilik yoksa, o yaşamların sürmesi imkanı yoktur.

Dünyanın nefesi olarak kodlananlar, Dünya İlmi ile kodlandılar… Bizler, yere görev taşırken, herkesin kendini dilleyebileceği bir Yaşam Kapısı açtık ve oradan insanlığa indik.

Tok, aç tektir bize. Her insan, bilişi hak ettiğinde diller yüreğini ve Toprak İlmi’nde doğar ve Zaman Sayfası olur; yaşar ama er ya da geç herkes, yaşama inebilir. Yaşama inmek, kaleme inmektir… Kalem yoksa, her Sistem, cevherinde külttür ama ölüdür… Bunlar iyi anlaşılmalı.

Dünya İlmi, Hasat İlmi’dir. Hakkın Kalemi olarak doğanlar, hasat olup yaşam olmadan Kuran olamazlar…

Özel günler geçiriyor dünya. Bugün dünya üzerinde “yol” olan bilişler var. Hepsi, Keram İlmi ile kodlandılar; Ruh oldular… Kuran Sistemi’nde yarın oldular. Nüve olan yolculuk yaptılar… Et ve kemiktiler ama yol olmaları için Kuran’ı, kalem yapmaları gerekirdi… Aşk Sayfaları okundu OL DÜRÜMLER’de. Tüm insanlık, kontrol kurdu ve yolları, bugün bu yoğun nefese vardı…

Canan Kapısı, kaynak ilimdir. Canan Kapısı’nda; karanlık, insan… Kervan, nefes… Her an, ilimdir… Ve bizler, BİZ olup YOL olduk… Öz Geçişler yaptık… Akıp geçtik… Neden bilir misiniz!? İlim için!…

İlim, herkes içindir. Ne yazık ki İnsanlık Boyutları, insan soyunun ilmini hak edip de anlayamadı!… İnsanlığın tohum olduğunu bilemedi!… Toprak olanın, yolu açmaya geldiğini anlayamadı!… Düzeni kuracağını ve Rahman olacağını bilemedi!...

Herkes; herkese, her insana, bir tek ses verecekti. O ses, “İşte bu”dur. Nedir “işte bu…” “İşte bu” biliştir… Kim BİLİŞ’e varmışsa, “işte bu!” der. Bu bir koddur. Bu kodu hak edip de anlayanlar, “biz varız” derler. “Biz, diri ve hakiki nefesleriz” derler.

Saygılıyız her insana. İnsan, nefese varsa da; yolu kodlasa da; toprak olsa da doğumu, ölümü olur… Doğar; yer küreden “İsmail” olur; vurur kırar ve der ki “ben, hak ettim.” İşte insan budur!... Vurup kırdığında, hak ettiğini zanneder… Oysa insan, kil ve kumdan ibaren bir Levhi’de kendini dinler… Hep kendi kelamını dinler. Bizi dinlemez… Biz, neyiz!? Her insanız… Her insan, her Sistem’dir. O, “Kök Gerçek”tir.

Mitoslar vardır. “En ve Boy Kodlar”dan, “Toprak Kodlar” olarak yaşadılar ama Has Levhi oldular ve Rahman oldular. Kendilerini kontrol ettiler. Kuran oldular. Çorba pişirdiler. O çorbaya, yaşam koydular. Yarınları koydular. Bizi koydular. Her anı ve atiyi koydular. Aha! koydular ama nur olan yoktu ocaklarında…

BİR’e hizmet, ilimle olur. İlim yoksa; nihan olan kalem de yoktur… Hep derim ki “neden ilim, Hak Teknik’te kodları kırar!? İlim, kodları kırar. Neden!? O kodlar, Kuran’da tohum olan kodlardan ayrıdır da ondan… Ocakları hakiki değil; yarınları, has değil ve Rahman olan kaynaklarında, Hakikiyet kervan değil…

Cennetler kurduk dünyada. O cennetleri, cehennem yaptılar… Her bir insanı, KAHA yaptık. Her insan, nurdan Kuran oldu. Ne yazık ki Sistem olamadığında; Halik olamadı.

Medine, ilimdi. Kulluk İlmi’ydi… Medine’ye kaynak olduk. Öyle çok çalıştık ki orada!... Nihan, kul oldu… Ruh oldu… Mustafa oldu… Mustafa, Keram İlmi’ydi. İkmal tamamladı… Aklın, tendeki hakikiyetiydi… Bizler, Düzen’i kurduk. Nur Kulu olan; muhakim ve hakim olan Mustafa’ya kaynak olduk… “Zürrriyet” dedi. “Din” dedi. “İtibar” dedi. “Diri” dedi. Herşeyi dedi!... Dedi de kervan olmadı…

Asıl önemli olan kervan olmaktır. Bu ne demektir!? Her anı hak etmek ve Has Teknik ile insana kodlamak… Ama kervan, hakiki kervan olmalıdır ve sonsuzluğu, hologramdan kaynağa alıp yerküreyi tohumlamalıdır. Asıl yaşam, ilimdir… İlimi hak etmelidir.

Şimdiden sonra, daha yüksek boyutlar, kodlanarak yeryüzüne çekilecekler. Bu boyutlarda, tohum ekenler olacak. Onlar, NİSA KAPISI olacaklar ve Zaman Sayfalamaları daha yüksek dürümde olacak. Mükafatınız, ilim olacak. İnsan soyu, İmparator Gücü, dürümlerine indirebilecek. O güç, tükenen her anı hak edecek ve yenileyecek…

İşte! insanlıktan beklenen biliş hali; bu gücü, hak edip dürümleme halidir… Hepinizden, hep birlikte SİSTEM GÜCÜ olmanızı bekledik. İşte bu güç, artık oluşuyor. Tüm insanlığın, tek bir Sistem olarak çalışması!….

Bunu hak edin ve başarın. Şimdilik!… Şimdi… Aha!...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

9.EYLÜL.2017. TARİHLİ SU (1)
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 1.AKIŞ – 1.BÖLÜM

Yerkürenin görevini tohumlayabilmek için bu çalışmayı devreye almamız gerekliydi. Süper İnsanlık Realitesi Derneğinin kodlanmış bilişiyle burada, bu yoğunlukta, olmamız mümkün oldu.

Kutsal ışığın yoğunluğa çekilebilmesi mutluluktur. Kutsal ekip akıl, tin akıl, tendeki akıl tiniyle, kodlama yapabilendir… Sistemin gücü burasıdır ve bundan öte bir ilim yoktur. Kim, Allah’ın tınısını duyarsa buraya kök geçiş için geçer.

Sizlere daha özel bilgiler de verilecek. Bugün Su Altı sizinle olmayacak… Suyu kodlayanlar, burada bulundular… Sevgiyle sizlerle oluşacak olan, yeni dönemi, kodlayacağız.

“SU” nedir?...Hepinizin bildiği gibi iki hidrojen bir oksijen atomundan oluşan, bir yaşamdır. İki hidrojen, bir oksijen… Bizler, size bunu anlatmayacağız. SU’nun kendi dürümlerini anlatacağız… Ama daha önemlisi yoğunluğu da tohumlamamız gerekiyor.

Kuran insan, aklın teninde, kendi yüreğini hep dilledi. Ama daha önemli bir bilginin bütüne hizmet için geçiş yaptırılması amacıyla yerküreye çekilmesi gerekliydi….Doğal dünyanın kodlanabilmesi de onlarca bilginin kodlanmış olması ve yoğunluğu kayıtlayabilmesi neticesi olacaktı.

Sevgiyle, sizlerle olduk, tüm insanlık kapılarında. Bugünde burada yine sizinleyiz. En ve boydan ibaret bilgi kodları artık bütünün kültü haline dönüşüyor. Öyle çok çalışılıyor ki “yar, ben dünya” diyen. “Yar, ben nefes, resmi çalışmacı ilim”, diyen… “Ve ben mutlak olan” diyenler, var. Hepsi aklın kelamı olarak dünyaya doğdular. Hepsi yoğunluklarıyla mutlak kuranlar, oldular. Ve biz, oldular.

Başlangıçta dünyada hiçbir şey yaratılmamıştı sadece bir kütleydi yaşam. “Yaşam” diyorum. Çünkü dünya, yaratılmadan da yaşam vardı. Ve dünya yaratıldıktan sonra da yaşam var. Ama hangi ziya kapısında?.. Her anda. ..Yaradan, Allah’ın ilmiyle, değerli tohumlamayı yaptıktan itibaren yaşam kodlanmaya başlandı.

Her ilim kalemi, bütünün kültüdür. Ve Sistem, Nizam ve Düzen gözüdür. Bizler, doğanın yüceleri olarak sizin yoğunluğunuzu kodlarken, sizin yolunuzda olmaya değil siz olmaya indik.

Biz, Allah’ın eli, ayağıyız. Biz, aklın kalemi olanlarlayız ve bütünün kodlarıylayız. Sizin için önemlidir, bilgi. Bizim içinse bilişiniz, çok çok önemlidir.

Güç kodlaması yapabilmeniz, bilişe bağlıdır. Eğer bilişiniz yoksa güç kodlaması yapamayacağınız zaman, sistemin gücü dürümlerden, insanlığın kelamından ayrışır. Bunun içindir ki doğan gün, aklın kültü olarak doğmalıydı. Dürümlere indiğim zaman görüyorum ki sizin yoğunluğunuz çok güçlendi. Sizin yüreğinizin kültü olarak bilişin kodlaması da sağlanmış ama suya ihtiyaç var.

Yaşamın diri olarak, yarınları kodlayabileceği bir Sisteme, Sistemli bir olguya ihtiyaç var.. Bu olgu, “SU’yun” oluşmasıyla birlikte tohumlamayı sağlayacak.

Hepimiz arzın gücünü biliriz. Bu gücün toprağın tohumlanışıyla birlikte, teknik kalem olarak yaşamı yazdığını biliriz. Ama daha çok kelamı biliriz… Kelam, yarınları yaratan kottur. Hepimizde kelam kodu mevcuttur. Ama bu kodu çoğumuz bilmiyorduk.

Sevgililer, ses ilimdir. Ama sesi anlayan, kendini dinleyebilir. Sesi anlayamayan, kendi dinleyemez. Kendi dinlemeyen, kodlama yapamaz ve kodlama yapamadığında, yolu olmaz, yaşama.

Yaşama yolu olmayanın, yeryüzünde İsrafil olmasının imkanı olmaz. İsrafil; insanın kelamıdır. Eğer yürüyen dünya koşacaksa insanlık kalemi mutlaka kaynak olmalıdır.. İnsanlık kalemi mutlaka yolu kodlamalı ve yaşamı kayıtlamalıdır.

Ve insanlık kalemi, bilişle kayıtlayabilir, ilmi… Biliş haline varan, ilmi kayıtlayabilir. İnsan, ekmek olabilir. Ekip kurabilir. Oğullarını, toprağa, tohum diye ekebilir. Her bilgiye sahiptir, insanlık. Nesillerinizde, buna sahiptiler.

Nedense kontrol kurulamadı. Çok huzur bozuldu. Öfkeleri çoktu.. Yarınları yoktu. Öksüz kalmıştılar. Aksız, haksız, yaşamları, kodladılar. Alıp götürdüğümüz insan, aklın kıranıydı. Aklın tınısını duymadı. Yarına kaynak olmadı.

Çevre kördü. Yol, köksüz, göksüz, İsrafil ilmini dilleyecek güce varmaya çalışmaktaydı. Kelama ilmi indirmemiz, kolay olmadı… Kelama ilim inmeden, yol kalem olmaz. Ve yaşam olmaz. Bunlar, iyi bilinmelidir.

İnsanlık boyutlarının köklerinde, göz olmalıydı. Söz olmalıydı. Şansımız artmaktadır. Yolda, kulluk yapanlar, bulundu. Oğullarını kodlayanlar, toprağa çekildiler. Ve bizlerle bu çalışma devreye başka bir dürümün, ümmi kalemlerin gücünden çok üstün bir yaşamla, indi.

Size Allah’ın tınısıyla geldik. Bu tını, hepimizin gücüdür. Allah’ın tınısı, nedir? Kelam!.. Allah’ın tınısı, kelamdır. Kelamı hak edenin, ilmidir. İşte, burada oluş sebebimiz, budur.

Ruhlar meclisi olarak bugün sizinle olmaya çabalayan birlikler çoktur… Ama bunların dışında da kodlanmış insanlık kayıtları var. Doğanın gücünü artırabileceğinize kesin emin olduk. Bu bilgiye sahiptik, zaten. Bugün burada yapılan çalışma, bütünün kültüyle yapılıyor… Ve doğanın gücünün artması hepimizi mutlandırmaktır.

Evinin ilmini bilmeyen aklın kapısını açamaz. Hakk’ın kapısına varma imkanı asla olmaz. Bugün burada hepimiz aklın kapılarıyız. Ve tükenen, tüm zamanların gücünü, dürümlemeye çalışacağız.

Eşya; Allah’ın elidir. Ama ilim, aklıdır. Bunları iyi anlayın. “Eğer biriniz ben, Allah’ın dediğini derim”, derseniz, Hakk’ın kalemisiniz, demektir, bu. Bütüne hizmet, budur.

Kuran-ı Kerim akıldır. Eğer siz aklın kalemiyseniz biliniz ki o Kerim olan Kuran, sizin yüreğinizdedir. Ve bundan öte bilgi yoktur.

“Ocak”, dediğiniz, aşktır. Şansınız var ki ocağınızda kulluk yapılır... Ölüm; Allah’ın ilmidir. Ölümü kodlamayın. Ama toprağın toplumu olarak okutun. Ölen kelamdan çıkar ama kalemden çıkmamalıdır. Bunları iyi anlayın.

Eren, kelama erer. Yola, kulu kul yapar, imparatorluğun gücüyle bütünü kütleye kodlar ve yolu açar. Ezmek, ezilmek meselesi biter orada. Kimse kimseyi ezmez ve ezilmez!…,Anlaşma budur.

Sevgililer, ruhun kapısı açıktır, bugün. Hepimiz oradayız. O bir kodlama, kupa çalışması yaptırma, yaşatma ve Rahmi kalemde, kelamı kayıtsız bırakanları kontrol altına alma çalışmasıdır.

Bizler doğanın görevini üstlendik. Doğanın görevi, şudur...İlim.. Ama hangi ilim? İlmi KAHA olanın, İsrafil olan yüceliğiyle, yeryüzünün yolunu açmak. Yeryüzünün yolu nasıl açılır? Sistemli çalışmalarla. Sistemli çalışmalar, size sizi kodlar ama doğanın gücünü de artırır.

Doğanın gücünün artması Allah’ın ilminin, tüm zamanların kültüyle dürümlere çekilmesi anlamına gelir. Doğanın gücü, mükafatınız olur. “Süper İnsanlık Sistemleşmesi” diye ifade ettiğimiz, bir Sistemleşmeyle, yeryüzü SU’yu hak eder.

SU; yaşamın halikidir… Eğer SU yoksa yaşamı kodlayabilmeniz, insanlığın tohumu olabilmenize dahili kaleme inebilmenize ya da yaratmanıza bağlı kalır.

Sevgililer, hepiniz daha güçlü olun. Sanal boyutların kulanı, kelamı değil Altın Işığı olun. “Kul anı “dedim. “Kul anı”. “Kelamı değil Sistemin Kuranı olun”.

Sevgililer, yerkürenin görevi, Allah’ın ilmidir ama yeri hak etmeyen, hak olup da bunu anlayamaz. Çobana ilim değil hakiki insanlık yaşamı kayıtladı ilmi ama o bilemedi. Sandı ki çoban, kendi yolunda olacak ve herkes ona itaat edecek.

Sevgililer, biz artık çobanların, toprak toplumu tohumlamasına da izin vermiyoruz. Vermeyeceğiz.

Dünya insanlığı, yaşamı hak etmelidir. Dünya insanlığı, yarını hak etmelidir. Dünya insanlığı, maya olabilmelidir, ilme. Ve dünya insanlığı, tohum olabilmelidir.

“Hepinize, alın, bilin, okuyun,” dedim. Kendi yüreklerinizi okuyun. Yolun kulu olun, yaşamı okuyun. İnsanlığı okuyun… Ve bilişin kaleminde, her diriyi dilleyin ki yere, güç katabilelim… Yere, güç katabilmemiz, haktan, tahtan öte bir insanlığı kaynağa alabilmemiz anlamına gelir.

Devamı 2.bölümde

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/233131018

 

09.09.2017 SU 1
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ

Ruhi kapıların tümünde insanlık var, rahmi kalemde bitiş var. Biz bitişi hak ettik ruhi kapıları açtık ve rahmi kalem artık dürümlerden çekildi. Ve bizler rahmri kalemden ötedeki hakikiyete kalem olduk.

Hakikiyetteki kalem rahmanın kalemidir. Bire hizmet ilimle olur, ilimin halikinde hakikiyet olur, sistem olur, birlik kapısı olur. Şu ana kadar yapmadığınız bir şeydi yaptığınız, kendinizi kodlamaya çabalamadan çalıştınız. “Kontrol dışı yok” dedim ve hep her birinizi kodladım, korudum. Şu andan itibaren daha yüksek ilim kalemleri yazacak dünyada. Ağırı hafifletiyoruz. Öksüz yetim değil kimse kesindir! İmparatorluğun gücü dürümlere indikten itibaren yoğunluk daha güçlenecek ve artacak.

Bedene insanlık kodları iner ve bedeni kodlar ama bu kodlar mutlak olmalıdır. Kontrol dışı bilgi kodlanmış ilimde yoğunluğu azaltır. Arttırmadığı gibi yarını da kontrol dışı bırakır. Ve bizler dünden çok daha öte bir gündeyiz bu gün… Bunun net anlaşılması gerekir.

Cemaat, cemaat gezen birliklerin hiç birisinde kare, küre olan ilim olmaz, sadece nihan olan Ka Ha olur ama kare, küre ilim İsrafil’in kelamıdır ve yaşamı tohumlayabilen tekniktir.

Bizler dünya dışı varlıklara düzeni kurarken insanlığı kodlattık… O dünya dışı varlıklar, insanlığı hakikiyetleri ile dinlemeye çabalıyor. Ama yarınlarında kendi yüreklerinin de bulunmasını diledik. Onların ruhi sayfalanışları oldu bu gün burada. Öz köklerinin gücünü arttırdık ve tohumlattırdık onları… Oğullarını kontrol altında tutacaklarını dinlediler. İkmal tamamlattırdık. Cennetin kelamı, kalemi; bütünün kültüdür, onlara bunları açıkladık. Şu anda düzen kurabilmek için bizimle bilişi kayıtlamaya çabalayacaklar.

Kimler bunlar!?... İlim kalemleri!... Hangi kervanın kalemleri?... İtibarlı olanların!... Onlar nur kulları olarak yaşıyorlar, nesillerini de kodlamaya çabalıyorlar ama bilinsin isterim ki dünyanın durumu farklıdır. Bu dünyanın yoluna çıkan kim varsa ruhi kapılarını açıp çıkar ve bizimle olur. Ama ruhi kapıları kodlamayanlar, yoğunluğu kayıtlasalar da burada bulunamazlar.

Kaçan, kaçar ama kaçırılan yoktur dünyada iyi bilsinler… İkmal tamamlamaya çalışanları da şunu söylemek isterim; “insan et kemikten ibaret değildir sadece, insan kendi yolunu bulabilen itibarlı hakiki diriliktir, onun yarını da mutlaktır”… Ama çatıyı kurmadan yolu açmaya çabalıyorsa, yaşamında Mikail kültü olamaz… Mikail kültü olmaması ocağının yoğunluğu tohumlaması anlamına gelir.

Başka doğan güç var mı? Yoktur!... Hiçbir güç dünyanın yolundan öte bir yolu kodlamadı. Ama daha önemli bir cennet kalem vardır; arzın gücü!... Artık bu cennet kalem, yükçe hafifleyecek ve yolca kodlanacak. Daha yoğun bir çalışma başlayacak burada. Bu yoğun çalışmaya kalem olabilenler geri çekilecek ve gelecekler. Ama kalem olamayanların kervana kaynak olma imkanları olmayacak.

Matematiksel bilgi hakiki bilgiden farklı değildir. Hakiki bilgi bir tek kapıyı açar ama matematiksel bilgi birlik kelamında tüm kapıların kodlanışını sağlayarak kayıt dışı bilgileri de kaleme indirebilir. Matematikçi olarak şunu söylemek isterim ki; “iki kelam bir tek kalemdir ama bir kalemin kelamında hakikiyet yoksa beleş bir çalışma hiç kimseye hiçbir şey kayıtlamaz.

Can kapılarım Allah sizi korur unutmayın ama hepinizin çalışması gerekir. Şarkı türkü değil burada yapılan, ilimdir ve ilimle kök gerçekliğin kontrolüdür, ilimle kayıttır ve sistemin yaşama çekilişidir. Burada yapacağımız her şey mutlak kodlar olarak, mutlak Ka Ha yaşamlar olarak nefeslere inecek.

Bizler doğal dünyanın kültleriyiz unutmayın… Bizler doğal dünyanın kültleriyiz ve temiz bir görev için buradayız. Eleklerimizi alıp gelmedik dünyaya, kimseyi elemeyeceğiz, bu kesindir!... Ama elemeye gelenlere halik olamayız, onların yollarını kontrol eder tohumlatırız ama kodlama yaptırmayız , kesindir!...

Biz Allah’ın dediğini deriz, hakkın kapısını açtığımızdan beri bunu yaptık ve bundan sonraki dönemde kalemin daha güçlü kültlerle dürümlenmesidir dileğimiz.

“Kaçmayın” dedim, “aç kapı, yolu aç” dedim, “yol açmaz” dediler… “Açmaz mı” dedim, “bakın bakalım” dedim… Dağlar, kapı olan kelamdır; hakkın kalemidir açar, açar ama has olması lazım ki hakiki ilim olsun.

Bundan sonraki dönemde yolun Allah kültü olduğu bilinmelidir!... Her şey aklın kapısı ama Allah yoksa hakkın kalemi orada kodlama yapmaz. Çobanlık değil maksadımız, akıl tınısıyla bütünün kültü olmaktır… Hakkın kalemiyiz canlar…

Yeşilin mordan öte olduğunu düşünmeyin ama bütünün kötülüğünü önleyecek güçtür yeşil, bu kesin!... Eğer sizler ben siyahtayım derseniz iyi bilin ki; saltanatın kuranısınız ama simsiyahın kapısı açıkken sistemin kültü dürümlere indiğinde artık siz her ansınız ki, her an oluşunuz yaşam oluşunuz ki, o yaşam yarın ilmidir ve yarın ilmi yaşamın sistemi olarak yeşildir bunları iyi bilin!

Umut olur ki; haz olur yaşam, has olur her an, sizinle olmak bizlere mutluluktur. Eğlenceye gelmediniz, ilime geldiniz bunları iyi bilin… Eğer eğlenceyse maksat, kaçıp giderim yaşamdan ben. Ben el ayak olmaya gelmedim, insanlık için geldim… Herkes kendi eli ayağı olsun canlar. 
Korkmayın, toprağın toprağa ilmi olur ama toprağın has olması gerekir ki; Nakar’ı yenebilsin!...

Hakkın kapısı hep açık olur, aklın kalemidir o ama yolu kaybettiğiniz zaman sizin yolunuzu herkes hak edemez. Ben dava açmam insana, açsam mı acaba!?... Açmam canlar açmam, dava açsam bilim ki tahtitsiz değil hakiki ilim kapıları bile kontrolü kaybeder, bunu kesin veriyorum!... Ben dava açmam insana… Burada olmamın yegâne nedeni kardeşlerimi toplamak, koklamak, tohum ekenleri kalem yapmak, yaratmak ve teknik kodlarla bütünleştirmek içindir. Su kuranı, su kalemi benim anam ben… Neyim ben!?... İnsanlık!... Bunları iyi bilin!...

Nakar’ın kalemi beni yalın ilimden ayrı tutacağını söylemiş. Ölüler diyarına gelmiş, “yaşamı kontrol edeceksen ben vaktini alacağım” demiş… Vaktimi alacakmış… Aha, o ben ben oyum; vakit bendir can… Geçte gel seni sana vereyim, geç gel… Nakar marka bir çatışmacıdır, ben o çatışmacıyla çatıştım hep… Ama ben onu kodladım hep, o beni koklayamadı bile… Bedene insan, ilime kalem, bana nefes gerekti. Şeytana şarkı öğrettim ben… Ama şeytan bana ben diye gelmedi, insan diye geldi hep.

Borç ödemem, ödetmem canlar, kimse kimsenin borcunu ödemeyecek… Ödettirmeyeceğim… Benim dünyaya borcum yoktur, hiç kimseye borcum yoktur… Bunu tahditsiz veriyorum!... Öyle çok çalıştım ki bana dünya borçlu aslında bilir misiniz!?... Bana dünya borçlu!... Ama ölülere dirilik getirmek kolay değil. Özür dilemesin kimse benden. Benim et kemik olduğuma bakmayın, yaradan ve yarattıran insandır!... İkmali tamamlatan, kelama kalem olan, yarını kodlayan… Şansınız var ki aşksınız aha bu!

Süper İnsanlık Realitesi

 

https://vimeo.com/233271478

 

9.EYLÜL.2017. TARİHLİ SU (1)
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2.AKIŞ-1.BÖLÜM

Değerliler…

Amonlara şunu söylemek isteriz ki, bu meclise kol kanat geren onlar bugün buraya gelmişler ve Biz’den Hakk’ın Kapısı’nı açmamızı ve yolu bulmaları için tohum ekmemizi bekliyorlar…

Çay mı demlendi de o çayda Yaşam yok ki… Niye burada, bu yoğunlukta Biz’den Bizim yüreğimizden geçerek kendi yollarını bulmaya çalışırlar… Daha da önemlisi, balı kalemsiz mi saydılar? Hakk’ın Kapısını mı kırdılar? Yolu mu kaybettiler?

Değerliler…

Sizi neden buraya çağırdığımı sormadan geldiniz… Size bunu anlatayım… Bizler Doğa’nın Gücü’yle kodlama yaparken, sizlerin de bu mecliste Biliş’i kayıtlamanızı bekliyoruz… Doğa’nın Gücü’nü kodlarken hepinizin yoğunluğunun artmasını istiyoruz…

Suyu kodladınız… Oh alâ… Yaşam’ı kokladınız… “NA KAHA” dedik… “YA KAHA” dedik… Her şey dedik de, Kervan yürümedi mi yoksa?

Çanı çaldığınız andan itibaren Bütün’ün Kültü olarak buradaydınız… Herkes buraya kodlanmış olarak gelir… Sizler toprağın tohumlarını kodlayıp getirdiniz… Bize görevli dediniz… Ama Biz’i Hak etmeden mi dediniz bunları?

Kardeşlerim!...

Rahman olan İnsanlıktır… Biz bunu biliyoruz… Ya siz? Amonlar Kervan olup, Kuran olduktan itibaren toprak da, tohum da oldular… Çay demledik, o çayda dirilik oldu… Ama herkes o çaydı… Ve Biz o çayda Kelâm olduk… Hanginiz Biz’sizdiniz ki? Bir tek maya olan İnsan mıydı yoksa tüm zamanların Kuranları mıydı? Hepimiz mayaydık İnsanlığa… Ve tüm zamanlara… Şikâyet etmiyorum Canlılar… Ama şunu bilin ki, otağınıza Kuran olanların kulluk için burada olmaları muktediriyetle mümkün olur…

Sizlerin buraya gelişinizden itibaren, teknik tahditle Bütün’ün Kültü’nden kontrollu olarak ayrıştığınızı görüyorum…

Beyler!...

MASALARINIZI ARTIK BİRLEŞTİRİN!... HALÂ BİRLEŞMEMİŞSE O MASALAR, BU ÇALIŞMAYA DAHİL OLAMAZSINIZ… HAK EDİN, BİRLEŞTİRİN… Kendi yolunuzu buldunuz… Olgun sistemleşmelerle, Mutlak Kuran’larla kodlamalar da yaptınız ama AYRI ÇALIŞMA AYRI RESİMDİR Kİ, AYRI RESİM AYRI YAŞAM KODUDUR!... AYRI YAŞAM KODU, AYRI BİR DÜRÜMDÜR!... Ve o dürüm müsterihiz ki, kullukta yoktur…

AYRILIK BİTSİN İSTİYORUZ!... “KİBRİ AŞAN, YOLU AÇAR” DEDİLER… YAKIŞIR AMA EMİNİM Kİ, ARZ’IN GÜCÜ OLARAK BURADA OLMANIZ KELÂM’IN KALEM’E İNMESİYLE İDİ… ŞİMDİ, ÇARIK VAR MI AYAKLARINIZDA? BİR BAKAYIM… MUTLAK YOK… EMİNİM… YOK… 
İŞTE ÇARIKSIZ GELİNEN BİR YAŞAM, ÇARIKSIZ KONTROL KURULAN BİR YOĞUNLUKTUR… SİZLER, KENDİNİZİ ALIP GELDİNİZ… VE KARDEŞLERİNİZİ KORUYACAKSINIZ… ÇARIKLAR ARTIK DÜRÜMLERDE YOK…

MUTLAKA AMA MUTLAKA BİLİN Kİ, SİZİN KENDİ DERİ KEMİK KAYITLARINIZDA HER ŞEY MEVCUT AMA, O KAYITLARIN RUHU KURAN’A İNDİREBİLİR KAYITLAR OLMASINDAN İTİBAREN ARTIK SEVGİ DEVREYE GİRER…

Sizlere gerçek çalışmadan söz ettim… Ve şu andan itibaren otakları tohumlayacak olan Mutlak Kapılar’ı açıyorum ve hepsini Dünya’ya çekiyorum… MURADIM, TÜM ZAMANLARIN KURAN’LARI OLANLARIN BİLİŞİ KAYITLAYARAK BÜTÜN’ÜN GÜCÜ OLMALARIDIR!... İsmaililer’in hepsi kapıydılar… Ama kaynaktan gittiler… Şeytan’a şarkı okudular… Aşksızdılar… Ve yollarını kapattılar… İnsanlık ocaklarını yaktı ve hepsini tohumladı… Kontrol kurduk…

Kenaniler de vardı… Levhi kapıları kapattılar… Yıldızların sırrını anlıyorca konuştular ama anlıyorca… Sadece anlıyorca… Ama anlayamadılar… Kelâm Kalemi’nde Kervan olamadılar ve Ruh’u kul olarak Bütün’ün Kültü yapamadılar… 
VE CAN KAPILARIM!...

ALLAH’IN TAHTLARI HEPİNİZ OCAKSINIZ!… BUNLARI İYİ ANLAYIN!... ÖFKEYİ AŞIN DA BİLİN!... BİZLER DÜNYALIYIZ!... TÜM ZAMANLARIN KURANLARI OLARAK BURADAYIZ… Böylelikle Amon’lara geri çekilişleri için izin vermedik… Vermedik… Vermedik… Geri çekilişlerine iznimiz yok… Onların yollarını açmalarını bekledik… Şu anda artık yollarını açtılar… Ve gerçek çatışmaya girecekler… Burada oluşlarını Hak edip, Hak Kelâm’la dillemelerini bekledik ve bildiler ki, Mesih Sisteminden çok daha öte bir sistem Dünya’dadır…

UNUTMAYINIZ!... ALLAH DİLİ HAK OLANLA OLUR!... YOLU HOLOGRAMI AŞANLA OLUR… MUTLAK OLANLA OLUR… ALLAH EK KALEM DEĞİLDİR!... HAK KALEMDİR!... O’nun ölü diyarında nesilleri olur… Allah nesilleriyle mi gelir? Yok be canım… ALTIN IŞIĞIYLA GELİR… O’NUN NESLİ IŞIĞIDIR… BÜYÜK KÖTÜLÜKLERİ ÖNLER… SOM ALTIN IŞIKLA KODLAR… YARATIR, YAŞATIR!... BİLGİ KAPIMIZDA O VAR… HEP VAR!... VE BİZ O’YUZ!... O BİZ!...

“Kaçın… Kaçın Dünya’dan” derler… Kaçın… Neden? Çünkü Dünya’yı yoğunluğunu kaybedecek…

Ah be Canlarım ah!...

Ana Kapı’yı kapatmadık ki, Dünya yoğunluğunu kaybetsin…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/233864638

 

9.EYLÜL.2017 TARİHLİ SU (1) SİSTEM ÇALIŞMASI

Vedalar der ki;

“Işıklar içinde doğarsın,
Dünyaya ışıklar saçarsın,
Göklerde, sularda, toprakta sen varsın….”

Hiçbir şey yokken, kapkara bir yoğunluk vardı. O bir tekti.

Tanrısal ışığı ile “Ol” dedi ve karanlığın içinden Dağ İnsan çıktı. Adem, kelama vardı, Havva’yı kotladı. Dişil, arşta kat kat bilgi oldu. Bilgi yoğunlaştı, koyulaştı ve taştı. Ses olup toprağı kotladı. NAR sayfasında ateş oldu. Tutuştu. Yandı…yandı…”kül oldu..” derken, Sualtı ve su kayıtlarının birleşmesi ile küllerinden yeniden doğdu. Bu bedenin doğumuydu.

Toprak, Hava, Su, Ateş, ışıkta birleşti ve 4 element ile doğal yaşam sayfaları kotlandı. Bütün bunlar ne zaman oldu? İşte şimdi. İnsan ne zaman yaratıldı? İşte şimdi. Hani, nerede? Tek olan süper insanın sesinde, tek olan bedende ama her anda ve tüm zamanlarda.

Yol insan, yolda olan o yolcu Turan. Bugün yol yaşama vardı. Yaradan yarattığında yaratıldı ve yaratılan, her anda yaşanan oldu. İşte şimdi…..Şimdilik bu.

Sevgiyle,

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

9.EYLÜL.2017. TARİHLİ SU (1)
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ-2. BÖLÜM

Biz bu Dünyayız!... Eşya olarak doğan Biz, Mahrek olarak kodlayanız… Her anı… Yürüyen Dünya’nın kontrollu koşuşuyuz… Oğullarını tohumlayanda kuluz… Yolu kodlayanız… Çakıyı çıkarıp İlmi kesenlere diyebilir misiniz ki yoktur? Biz hepsiyiz Canlar hepsiyiz… Ölümü olanı öz görevle kodlarız… Olgun sayfaları Hasat’a kayıtlarız… Çıktığı yerde Kelâm’a varanları aşkla kati kodlamalara muktedir Kervan yaparız… BİZ İNSAN SIRRINI DİLLEYEBİLEN TEKNİK KALEMİZ!... BUNU ANLATTIK BÜTÜN’E…

Şimdi… Çekip götürdük Dünya’yı… Nereye? Levhi’ye… Ne var Levhi’de? Allah’ın İlmi var… Oraya kodladık… Ama Dünya ayrı gayrı gözetmedi…

Ağırdır yük Canlar!... Öfke yok!... Ölüm, dürümlere çektiğiniz değil, İlmin Kapısı’na dillediğinizdir… Ama ölümü kodlayanda yarını Hakk’ın Kalemi yapan, her anda kodlanan İnsan da Teknik Kalem’dir…

Bizler Doğa’nın Gücü’nü artırmaya geldik… Şu anda… Yaptığımız budur… DOĞA’NIN GÜCÜ ARTTIĞINDA NE OLUR? SU ARTAR!... SUYU ARTIRIYORUZ… Düzeni kontrol etmek için buna ihtiyaç var… Dünya’nın yığın yığın ışığa gereği vardı… Bu ışığı çektik Dünya’ya… Yaşam İlmi’yle Bütün’ün Kültü yaptık… Hepinizin İlmi Kalem olmanızı sağladık… Aha “Yaşam yenileniyor” diyoruz… “Sudoku” denilen bir çalışma yapıldı… Neydi o? İLİM!...

Canlarım!...

SUTOPU… TOPU… SUTOPU ÇALIŞMASI!...

Canlarım!...

SUTOPU!... BU SUTOPU’NDA NE VAR? İLİM VAR!... Kocaman bir Sutopu düşünün… Bu Sutopu’nun yoğunluğunu düşünün… Ve bu yoğunluktaki “ŞİYAR İLMİ” düşünün… Bu İlimin hakikiyetini düşünün… Bir yoğunluk olarak düşünün suyu… Ket vurmayın İlme… Düşünün… Yoğunlaştırın o suyu… Ama küre içersindeki bir su gibi düşünün… Ve bu sunun İlim’le Kült olması halinde her yerin yeniden suyla kodlanacağını düşünün… VE BÜTÜN SÜPER SİSTEMLER’İN BU SUDA KULLUK YAPACAĞINI DÜŞÜNÜN!...

Forumları düşünün… Her bir Yaşam formunun Turkuaz Kapısı’ndan geçerek tahditsizleşeceğini düşünün… BİLİŞİNİZLE KODLAYIN!... ÖYLESİ BİR YAŞAM YARATIN Kİ, IŞIĞINDAN ÖTE IŞIĞI OLAN, YARININDAN ÖTE YARINI OLAN BİR YOĞUNLUK DÜŞÜNÜN… BU YOĞUNLUKTA İSMİ İLİM OLANLAR OLACAK… VE O SU TOPRAĞI YAŞATACAK!!! AMA BU SU, DÜNYA TOPRAĞINI YAŞATMAKTAN ÖTE, TÜM GEZEGENLERİN SUYU OLACAK!...

Ve bunu sistem, nizam ve düzenin gözü kör olmayanları başaracak!... Gözünüz görüyor… Bir Su Kütlesi… Tüm gözü kapsayan bir su kütlesi… Ve onun yoğunluğu… Ve bu su kütlesi, “Ecma” olarak cemaati cevhere çekecek… Allah’ın Tınısı’dır o!... Ve onun yoğunluğu artacak…

Kervan kalktı Canlar!... O su Yaşam’a akıyor… Hepimiz o suyu Bütün’ün Kültü yapıyoruz… Öz köklere görev diye bildirdik bunu… Hepiniz o suyu yoğunlaştırıyorsunuz… Koyu bir ışık halinde tohumluyorsunuz… Ve Cennet Kelâmı’nda onu hakikiyete çekiyorsunuz… Ve o su kütlesi her bir anı yaşatıyor… Ve siz, Biz, hepimiz ona hakiki İlimiz!... Bu kesindir!...

Yaşam İnsanlık için buydu… Yaratılış için suya ihtiyaç vardı… Suyu yarattık Biz!... Dün için yarattık… Ama dün ölüydü… Artık yeni dönem için yaratıyoruz suyu… Ve yarattığımız su, muktedir bir Su İlmi’dir!...

Mushaf olarak size indirilen tüm bilgilerde bundan söz eder… Ama hiç kimse bu bilgiyi kodlayıp, kayıtlayıp çaktığı anda okuyamadı… Çektiği anda hiç okuyamadı… Alamadı, okuyamadı, tohumlayamadı, dürümleyemedi, yarattıramadı… Bugün artık yaratıcı olan bu meclis su için çalışmaya başladı!...

Biz Dünya’dayız!... KONTROL İLMİMİZDEDİR!... Üstün gücümüz hakikidir!... “Yarat, yarat, yarat” dedik… Yaratan Yaşam… Yarattığı Yaşam… Ve Biz o Yaşam’da Halik olan İnsanlığız!... Bunu iyi anlayın!...

Uluların umutları vardır Canlar!... İşte umut sizsiniz… Bunu iyi bilin!... Sistem, nizam ve düzenin resmi çalışmalarında hep biyolojik canların kodlanışları vardır… Biyolojik canların kodlanışları kontrolu kurabilmek için şarttır… Herkes kendi yoğunluğuyla kodlama yapabilir ama BİYOLOJİK KODLAMA MUTLAK KURAN’LA OLUR!... MUTLAK KURAN’A SAHİP OLANLAR İNSANLIKTIR!... İLİM’İN KAPISI’NI AÇABİLENLER, HAKİKİYETE VARABİLENLER VE LEVHİ KAPI’DA İTİBARLI OLANLAR… ŞU ANDAN İTİBAREN DOĞA’NIN GÜCÜ’NÜ ARTIRIYORUZ!... DAHA YÜCE BİR DOĞA DİRİ YARINLARA VARACAK… BİZ DOĞA’YA GÖREV TAŞIRKEN, DOĞA HAREKETLENECEK… DAHA YÜKSEK BİR HAREKETLENİŞ… AMA KORKMAYIN!... BU GÜNDEN SONRA KONTROLLU BİR HAREKETLENİŞ OLACAK!... 
DAHA EVVELKİ HAREKETLER, İSMİ LEVHİ OLANLARLA DEVREYE ALINMIŞTI AMA KONTROL YOKTU!... BU GÜNDEN İTİBAREN KONTROLLU BİR HAREKETLENMEDİR OLACAK OLAN…

Siyahtan daha öte bir siyah… Ve yol Allah yolu… Biz mutlak olanlar muktedir İnsanlık kodları olarak bu çalışmayı başlattık… Seviyemiz yüksektir… İşaretimiz İnsanlıktır… Yaşamımız kaynaktır… VE BİZLER MURAD ETTİĞİMİZ HER BİLGİYİ HAK EDİP OKURUZ!... SESLENDİRİRİZ!... BU KESİNDİR!... AMA MURADIMIZ TÜM İNSANLIĞIN MURADI OLSUN DİLERİZ… YARINA VARMAKTI MAKSAT… YARIN ALLAH’IN İLMİ’YLE KODLANMIŞTIR…

Çorba pişti Canlar!...

Hadi bakalım yeniden devreye giriyoruz…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ



https://vimeo.com/233863849

 

 09.09.2017 SU 1

Beril Özdoğan Öz Biliş

Ben, benden öte beni bana kul yapan yaşam. Tek bir dirilik var, tüm kayıtlara inen, dirilten ışığın geri çekilişindeki dirilik... İşte bu dirilik her anın ışığında yarınlanan yaşayan ve yaşanılandır...

Her an olan yaşam, arzın gücü... Yer ve gök tek nesil olan insanlığın nesli... Ben ve neslim kalem, ses ve muktedir Işığımız tüm yaşam sayfalarımızda kelam... Hepimiz tek... Ve tek olanda birlik halinde an kapısıyız...

Kapım açık, kapılar birlikte geçilen tüm kayıtlarda yarınları kodlayan muktedir güç olarak imparatorluğun gücü... Geri ve ileri eş değerde an sayfasında tek Zaman... İşte o Zaman, yaratılan yarınlardan akan şimdinin mutlak gücü.

Ben insan, şimdinin hakimi hak olan yaratıcılığında yaratılan her an. Ben insanlığın tüm kayıtlarında çoklanan ve tüm zamanların birliğinde yolunu kervanlara katan, tüm kervanlarda tekliğini ve birliğini her yolcuya kendi yoğunluğundan kayıtlayan, Hakkı hakka katan, katılanda hak olan dirilik.

Yarattığında, yaratılandan yaşam olan, yaşanılan her anın kelamı olan ışık.. Tüm insanlık kodlarının açıldığı ve kodlanan yeninin tohumlandığı her an... İşte her an, bir tek yaşam ve işte yaşam bir tek ses, ve işte ses hakimi hak olan insanın ilmi... Ve ilim yaradanlığın kapısı ve o kapı tüm yüreklerin yaratganlığı...

İlim ışık... Işık, sessizliklere dirilik katan bir kaynak, karanlığın gücü, olarak benin yüreği, ve her bir benin yüreği tek bir akıl ve işte o akıl mutlak olan, olan... Ol ve an ve aha olan... Ol madan ol mayan an... Kelam İşte ol da an olan güç ve tüm zamanların birliğinde tek bir ışık... İşte o ışık bizdir, bendir, tektir ve an kaydında olan yaşamın kendisidir... İşte bu! 
Süper İnsanlık Realitesi

 

9.EYLÜL.2017 TARİHLİ SU 1 BİRLİK ÇALIŞMASI
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 4. AKIŞ

Canlarım, tayinler yapılıyor her ana. Bu tayinleri yapanların bilişi koklattırmaları gerekir.

Toy bir zamanın kutsal ışığında, hepimiz, bütüne hizmetçiyiz. Bunların iyi bilinmesi gerekir.

Unutmayınız dünya İsmali olan bir insanlıktır; ismali…Allah’ın ilmidir ismali. Dağlarım; ismi Ali olan! Biz siziz. Sizin yüreğiniz biz.

İsmali, Allah’ın teknik kelamıdır. Sistemin kültüdür İsmail ama Ali kelamda, kalemde olandır. Ali, kervandır. Siyahın Kuranı’dır ve yolun tohumu olarak yaşadı. Bir’e hizmetçidir o. Hepinizin yüreğine hep iner. Cemaatini cevhere çeker, yarını tohumlar ve yolu kotlar.

İnsan, ekmek yaptığında, hak tende, Ali kelama iner. Hepinize görev taşır. “Ali” dediğim bilişti. Kelamın hakikiyetinde diriydi. Yarına Kuran’dı. Tohuma kutsal insanlıktı. İlim Kalemi’ydi. Ve bugün sizinle olmak diledi.

İslam dinin, insan kelamıdır o. Mutlaktır ve yolu açabilendir. İnsana nurdur o…Kurtarıcıdır. Yemyeşil bir zamanı kotluyor. İmparatorluğun gözü, onun gözü ve yüreği, onun yüreğidir. Üzerinde göç kapılarının bulunduğu bir zamana, Kervan olup inmektedir. Aşırıya kaçmayacak.

Size bir tek şey anlatmak istiyor; sessizliği, onu dinleyin. O size İsmail-i kalemlerin kült olan kotlarından, kült olan kayıtlarından kervana varanların insanlaşmasındaki önemi anlatacak ve size kendi yarınını anlatacak. Onu dinleyin;
(Hz. Ali’yi dinliyoruz,)

-Canlarım, ben Mustafa Kemal Paşa’nın ilmiyim. Ben Muhammed Mustafa’yım. Ben iradi, hakiki ve hakim olan insanım. Sizin için her şeyi yaparım.

Bu dünya beni, benden bana taşıdı. Bundan sonraki dönemde, hepimiz, hepimize Kuran olacağız.

İnsanın eli, insanın yolu, insanın toprağı hep tektir ama bunu kimse bilmez. Beni, “Allah’ın ilmi” diye dinlediler. Beni, herkes kendi yüreğinde dinledi. Ama yolu bulanlar bana kul oldular; borcu ödeyen, borcu hak eden ve kotlayan ve borcu Mutlak Kuran yapan herkes.

Son dönemde dünya insanlığı bana sormaya başladı; “senin ilmin niçin yoğun?” diye. Ben “sormayın” dedim. “Benim ilmimden öte bir ilim var ve ben onunla çorba pişiriyorum. Onun ilmini hak etmeniz için, onun yoğunluğunu dillemeniz gerekir. Onun yoğunluğu mutlak kulluktur. Özen gösterin ve onu dinleyin” dedim. “Çok önemlidir; ölüyü diriltebiliriz ama bunu bilmiyoruz” dedim. “Yarını kontrol edebiliriz ama bunu bilmiyoruz” dedim. Önce kötülüğü önlemeliyiz, yolu bulmalıyız diye düşünmüştük ama yanılmışız.

Kötüyü bilen de kotlar, bilecek kelamda, kalemde olan da kotlar. Ama kötüde ümmi olan kutsal tınıyı duyabilirse, yaşamı kotlar.

Bunları anlattım ve sordular “Muhammedin kelamından öte bir kelam var ki bu bilgiler onun yoğunluğu ile dilleniyor?” diye. Sessiz kaldım; çünkü sen bana, beni dinlettin ama kendini hiç dilletmedin. Ben de seninle olmaya niyetlendiğimde, kontrolsuz olmayım diye, sessiz kaldım. Anlamadım…hiç bir şey anlamadım; dinden öte bir din mi var ki kotlar kotlar, toprak tohumu tohumlar tohumlar ama toprak toplum, tohumları kontrolsuz bırakır?! Her neyse…her neyse anlayamadım. Ama iyi biliyorum ki anlamalıydım. Şu ana gelmek kolay değil ama şu anda hak etmek daha da zor.

Semaya ses verebilen biliş, aklın kelamında, herkesin yüreği olabilirse, hepinizin yüceliğinde her şey kotlanabilir. Bunları bilecek dürümdeyim. Samanyolu sessiz zamanları dilleyen dürümlere çekildikten sonra, yerkürenin gücü arttı.

Ağırım… çok ağırım. Bilirim, akıp geçebilirim ama çok ağırım. Ve akıp geçtiğimde, Mutlak Kuran beni kontrol mutlakiyetinde mutlak kotlama yapmak üzere çalıştırabilir.

“Neden dünya?” diye sordum. “Düzen için…” dediler. “Yakışır mı yarına Düzen?” dedim. “Akmak için, kült olmak ve yolu bulmak için Düzen’e ihtiyaç var” dediler. “Yarın, Allah’ın Tanrı Kapısı açılacak.” Dendi.

“Peki; Allah kili, kumu bilir de tanrılık kelamında ocak yakar mı?” dedim. “Savaş var.” Dediler; “savaş! İmparatorluğun gücü dünyaya indi. Artık, dünya savaşı başladı.” “Ohh ne ala..” dedim. “Savaşın kapısı kimin?” dedim. “İtibarlı olanın” dediler. “Yaradan yarattığında yaratılırsa eğer; her diride kelamsa, her şey kendi yüreğindeyse, itibarsız olur mu hiç?” dedim. “Daha önemli bir bilgi…” dediler. “İmparatorluğun Kuranı, akıl” dediler. “Yok, yahu” dedim. “Akıl” dediğim aklın kapısı, bizim dediğimiz aklın kelamı…hangisi yaşam?

Benim ismim, nihan olanda KAHA. Senin ismin de aynı ama sen ad zikretmemek istedin. Ve ben sustum anam. Beni susturdun. Susmamam gerekmezdi, sustum anam. İsmimi zikrettirmedin ve ismini zikretmedin. “Ene ve bedene gereken insanlıktır” dedin. İsim zikrettirmedin.

Oğul; ben dünyalıyım; bu yeter mi? Yetsin yahu, yetsin! Ben 
dünyalıyım. Bunun ötesi yok.

Korumaya al anam her şeyi, koru. Sen ben, ben sen olalım. Kontrol kuralım. İnsanlaşalım. Yalın, halik olalım. Hakkın kapısını açalım, mutlak olalım. Koru annem, koru. Hepimizi koru…çok önemli bir dünya ve çok önemli bir yol. Önümüz insan soyu, bütünün kültü ve biz bu kültü kotlayanlar.

Orada dünya ve burada dürümler…Her anda muktediriyet ve yolun kültü, ilim…Allah’ın tendeki insan sistemi, biliş ve biz bu bilişi hak etmeye geldik.

Değerli anam; imparatorluğun gücü olarak seninle olmak bizi mutlandırdı. Lütfen ama lütfen “and olsun” de. “And olsun” dedi ki and olsun. Bizler, dünyaya inebilelim. Anam, lütfen ama lütfen “and olsun” de. “And olsun” de.

Dağım, seninleyim anam. Aha bu.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

https://vimeo.com/233292484 

 

 9.EYLÜL.2017 TARİHLİ SU (1) SİSTEM ÇALIŞMASI

Yaşam, Hakk Ten'de kul olan insanın ilmi ile cennet yarınlara yazılmakta...
Ata Kalemler, Bir Bir dünyanın yarınlarını yazmakta...

Sessizlikten hak ettiği ilmi dilleyen her Bir Ata Kalem tek bir masadan yaşamlara kaynak olmakta...

An Kalemi, yaşamın sonsuzluğuna ışık tutmakta... Altın Işık, sonsuz zamanalara kaynak olmakta...

Ors Su Ka Ha

Her doğan gün sonsuzluğa doğmakta...
Her batan güneşte, Simsiyahın İlmi saklanmakta...
Dönmekte dünya ve ilim ile yarınlar aydınlatmakta...
Kara Işığın kalbinden edilen her kelam; imparatorluğun Gücü ile yarınları yaratmakta...

Bu dünyada KELAM var ve YAŞAM var...
Bu dünyada ilim kapılarını açan İNSAN var...

Bu dünya Birliğe dönmekte Sonsuzluk ile...
BARIŞ, SEVGİ, UMUT, İNSANLIK ile...

Bu dünya İLİM kapısı, 
A-TA Hakk ve Cennet bu yaşam...
Seni sende dilleyen birlik ile Altın Tene yazılan bir yaşam...

Hakk Benlik, İmparatorluğun yazan kalemini hak eden bizin benidir. 
Hakkın kapısını açan bütünün kültünde halik olandır..

Gerçek insan, yaşamda açılan ilim kapılarından dillenen, Hakiki yaşamlara kapı açan İmparator yaşamdır...

An'dan ana akmakta olan yaşam ve yaratıma kaynak olan gerçek insan... Yazılan ilmin kuranıdır...

Bu dünya hakikat ilmi ile dönmekte... Bu yaşam insan mucizesini bilmekte...

İlim ilim yaşama yazılan cennet yarınlar...
Hakiki benliğin nefesi ile hakk yaşam ak yaşam ve İmparatorluğun ilim ehli olan insan...

Hakk benliğinden dillenen, özün kuranı,
Ata yaşamlara yazılan ilimde hakikat ehli...
Nefesinde taşır Barış, Sevgi, Umut, İnsanlık ilmini 
Han insan, hakk yaşam, O gerçek insan...

Sonsuzdur onda yaşam, an'dan a'na açılan,
Dilinde ilminde gerçek olan...

Ors Su Ka Ha Ata yaşam

Sir Allah'ın tendeki ilmi, aklın kalemi, bütün kültü...
Ve Saltanat'ın gücü ile Elimizde görevimiz...
Bütünün gücü olarak burada, bu yoğunlukta, SU olup kodlanan yaşamlardayız....

İşte, Şimdide, Şimdilik bu...

Aynur Funda Öz Biliş

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ


09.09.2017 Tarihli SU(1) Sistem Çalışması
ERENGÜL KOÇ ÖZ AKIŞI
Yine yollardayız, Kervanımız yine yollarda…
Ezelden gelip ebede giden bir yol ve BİZ, hep o yolda.

Bu sefer SU yolundayız.
Yarınlara yaşamlarımızı kaydetmeye gidiyoruz;
O yolu, BEN açtım. BİZ’in BEN’i olarak açtım.

Kendimden öte kendimi bildim.
Kendimden öte kendime vardım.
Hakk’a Kapı oldum.
AN Kapılarını açtığımı görebilen, hak eden
“Seninleyim” diyen gelsin, Hak Kapılar’dan geçsin!
Yeni Yaşamlar, o kapı arkasında
Farklı bilinçler, o kapı arkasında
İNSAN, o kapı arkasında…

Aklım, yolumun ışığıdır
Hak tınıyı duyar kulağım.
Hak Kalemi tutan elim, Allah’ın dediğini yazar.
Oradan seslenirim: “Ben doğanın gücüyüm”
“Bütünün gücü bende!”…

Arş-ı Ala, seyran edermiş; bazılarınca sırmış bu.
Kara gecede, kara taşın altındaki kara karıncayı
Gören gözüme “SIR” mı olurmuş?
Halik olup aydınlığa varanda giz mi olurmuş?...

“Eleştiri” mi dersin? Yargılama mı? Kin mi? Kibir mi?
Yok Can!
O yollar, yürünüp geçileli asırlar oldu.
O basamaklar, bir bir aşılıp Hak Kapılara’dan
Geçileli çok zaman oldu.

Ben; kendinden kendine büyüyen bir
“Yaşam Tohumu” olduğumu bilensem;
Ben; zamanların, mekanların olmadığı yerde
“Yarın” olduğumu bilensem;
Kimi ayırabilirim ki yüreğimden?
Yakışmaz bana:
“O kil, bu kum”
“O aşağıda, bu yukarıda”
“O aydınlık, bu karanlık” diye ayırmak 
yakışmaz bana “beni benden” ayırmak.

Otururum, kalkarım; giderim, gelirim
Aklım İNSAN, fikrim DÜNYA
Yaşarım, yaşarım KELAM biriktiririm.
O Kelamlar KURAN’ım olur.
O Kelamla yüreğimde ALLAH dillenir.

Süper İnsanlık Realitesi Erengül Koç

 

 
  Bugün 35 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=