Birlik İlmi
  SU (16) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

 

SU (16) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

Canlarım, daha güçlü bir SİSTEM’in devreye girmesi için herşey yetkinleşmelidir. Bugün, dünyanın yüce insanlığı, hepimizi kodlarken; ENVİRA KAPILARI kapatılmamalıdır.

Durgun olan insan, tohum ektiğinde; o tohum, insanı haketmeye bilir ama yaşam tohumlanıp da yeryüzü yenilendiğinde; YENİ BİR SİSTEM DEVREYE GİRER ve YEŞİL OLAN YAŞAMLAR MORA TOHUMLANIR…

“DÜNYA” dediğimiz bu planette İnsanlık Boyutları, hep LÜTFİ HAKİKİYET’le kodlanır ama yaşamları haketmeyenler, yere görev taşıyamazlar.

Bizler, cennetlere görev taşırken; yerin görevini kodladık ve sonsuzlaştık. Bizlerin, yarını hak etmemiz; BİZ’i kontrol etmek içindir. Bugün Dünya, lekesiz bir yaşama sayfalanmaktadır. Bu sayfalarda, BİLİŞ KODLARI var.

Bu yol, ALTIN IŞIK YOLUDUR… Bu yolu haketmeyen, yarını hakkedemez.

NAMAZ, ZAMANI HAKETMEKTİR ama ZAMANI TOHUMLAMAK, HALİK OLMAKTIR… YAŞAMAK, HAKETMEK ve HAKK OLMAKTIR… Bütün bunları bilmek ve BİRLİK TEKNİĞİ İLE HALİK olmak; AMONLAR’ın kaynağında bilinir bir DİRİLİK BİLGİSİ’dir.

Bizim için AŞIKLAR, şarkı okurlarken; HAKİKİYET’e varanlar; daha güçlü dürümlenirler. Yaratıcı ve yaratılan her anda dürümlenerek diriliklere iner ve seviyeleri çok üstün olanlar NİSA KALEMLERİ olup KURAN olurlar.

MİNARE, KELAM’ı kodlarken; MİRAÇ olan yaşam, İNSAN’ı kodlar… BİR TEK KELAM, HALİK OLUR ve RUH, ZAMAN’ı hakettirir.

Herşey, herşeyle dürümlenir ve sonra yarınlar kodlanır. Daha da öncelikli olan insanın itibarıdır.

“DÜNYA” dediğimiz, her bir yaşamı kodlayan planettir. Bizler, bu çalışmada “BİZ” olarak kodlandık ve yolu kodlayarak yaşamları kayıtladık…

Her insan, bir CENNET!... ve her insan, bir KALEM!… Bunu başarabilirsek, DÜZEN yetkinleşecek ve RUH, KURAN olacak.

Yarın, ARZ’ı ARŞ’a kodlayanlar olur… Bugün ARZ, ARŞ’a görev taşır… Bunu anlamayanlar yürümekte olan insanda; yürüten insanı, hak ettirdiklerinde, HALİK kılarlar…

RAHMAN, RAHİM’i hakeder ama RAHİM, HALİK’se; RAHMAN KODLARI, MUTLAK KALEM olur ve RUH olur… BÜYÜK KÜLT olur… Oğulları hakeder ve yarınları, HASATA KAYNAK YAPAR…

Evrenler, esrarlı bir çalışmada, lekeleri temizleyenlerden güç çekerken; EKRAN, her insanı yerkürede güçlendirir.

Şarkılar okunurken yarınlara; her diri, o yarınlarda yaşamlaşır…

Biz, cennet olan İNSANLIK olarak; Yaradan ve yaratılan herşeyi, haketmeye çabaladık. İş budur!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım,23.12.2017 günü 14.00-18.00 saatleri arasında, “SU (16)” BİRLİK SİSTEM ÇALIŞMASI gerçekleştirilecektir. Yukarıda paylaşılan bilgi kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Katılmak istiyen dostlarımız, saat 14.00’den önce lütfen Dernekte olunuz…

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU (16)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ 1. BÖLÜM

Yavrularım, uzakların uzağıyım ben…çok uzağım. Huzurlu bir dünya için, bugün buraya indim. Çok huzurluyum; çok…Huzurlu bir görev için, sizde olmak diledim.

Kim insansa, onda olabilirim. Sizin için çok kolaydır tohum ekmek ama bizim için kolay olmayacak; bilirim. Hucca cennetlilerinden biriyim ben. Hastalığım hiç olmadı. Dünyanın nuru olan insana, kök göklerimi getirdim. Gerçek çantanız, benim çantamdan ötededir; bilirim ama sizin kelamınızı dillemeye çabalayacağım. Bu nedenle buradayım.

Bugün burası mutlu bir yerdir. Bizler, tükenenleri buraya çağırırız ve onların Kuranları’nı okuturuz. “Süper İnsanlık Realitesi” diye bilinen o kotlanmış insanlık, bizi mutlandırmaktadır.

Kaç kült burada görev taşıdı? Bunu kimse anlamadı ama bizim geçişimiz bugün çok huzur verdi yüreğimize.

Kimin insana görevli olduğunu biz anladık. Bugün, burada, bu nedenle kotlama yapılacak; bilmekteyiz. Hepimizin görevi ilimdir. Ve bizler İlmin Kapıları’nı açtık burada. Kantar insanın KAHA olan kelamıdır ve biz KAHA olan, kelam olup geçtik.

Evimin görevi, ilim ve ben bugün buraya İlmin Kalemi olup indim. Kanat taktım dünyada. Dünya aklıyla kanat taktım da kaç Aklın Kapısı bugün, burada? Bunları göremedim henüz.

Kardeşlerim, dünyalılar; sizin için çok önemli bir mesele var; bilirim. Bu dünyanın geçmişi ve geçmişteki hakiki levhi kayıtları. Bu kayıtları okuyabilensiniz siz ve bunun için, gök çörekleri oldu dünyada.

Hep gök çörekleri yapıldı ama ekmek hiç yapılmamıştı. Bugün artık, Sistem, Nizam ve Düzen görevlileri olarak burada ekmek pişirdiğinize eminim. Ve dünya ekmeği, hakiki ilimle yoğurulmuş bir İnsanlık Ekmeği’dir. Buraya geliş sebebim bu ekmek içindir. Gerçek insanın, gerçek hakiki ilmi için buradayım.

Ulu bir Dünyanın Kuranı olan Bu Meclis’te, beşere kalem olan birliklerin de bulunduğunu bilmekteyim. Oğullarınızı kontrol etmekte olduğunuzu ve yorulmadan çalıştığınızı görmekteyim.

Kardeşlerim, dünyada nefes almak kolaylaştı. Dünyada yaşamı kotlamak, sorumluluk istemekteydi. Artık yaşam, kontrollu olarak kotlanmaktadır. Açı daralmıştır. Dans etmektedir insanlık kelamla…artık, kelamın kaleme inmesi gerekir. Bütün bunların, unutmayın; Yaradan olan ve yarattığında halik olanlarca yapılması, insanlığın gerçekliğidir.

Bugün, tüm insanlık için bu çalışma gerçekleşecek. Burada “er gerçek” ve “Hakk gerçek” olanlar oturmaktadırlar; er gerçek, Hakk gerçek olanlar.

Burada olmuş olanların, koruyucu oldukları nettir. Kervana ilmi koyan meclis, hakiki insanın KAHA olan levhisine bilişi koyar. Ve bugün, burada, biliş kotlamaları olacak.

Çok mutluyuz ki Dünyanın Ruhu Olan İnsan, hakikiyetini kendi yüceliğiyle dilleyecek. İmparatorluğun görevi insanlaştırıcılıktır…ve burada insanlaştırıcılık olacak.

Uzak görev, yaradanın tekniğiyle kotlama yapanda, yaşandığınız sürece, yaşatıcı olduğunuz sürece kotlayıcıdır. Ve sizler bunu başarmaktasınız.

Her dünyada sizinle çalışmalar başlatıldı. Her dünya bugün, buraya, kotlama yapmaya inecek dürümdedir. Ve hepimizin yüceliğinde var olan İnsanlık İlmi budur. Bugün, burada, Mahrek kotlamaları yapılırken, yeryüzünün görevlileri burada, bütüne hizmet etmekte olacaklar.

Kaç kere dünyaya inip, kaç kere Işık Kapıları’nı kapattıklarını, görevlerini kontrol etmeye çalıştıklarını ve toprak toplumu kuldan kula kotladıklarını bilen varsa; ben buna, mutluluk deresi olarak kaynak olabilirim.

Bugün çorbam çorbanız olacak. Kotladığım insan, kelamınızda olacak ve yolunuz Aklın Yolu olacak. Mikail gözü, sizin gözünüz…Mutlak Kuran, sizin yolunuz ve biz, sizde olacağız.

Bütün kötülükleri aşabilecek olan Meclis, kendi yolundan öte yolları da kotlayacaktır. Ağır yük hafifleyecektir ve Rahman olan kaleme inecektir. Bedene girmek için çalışmalar yapılıyor. Herkes kendi bedeniyle dünyaya inmelidir.

Bugün, burada, bedenli olan Sistem, Nizam ve Düzen görevlileri olgun sistemleşmelerde bütünün kübra olan kelamını kotlayabiliyorlar. Ve sevgiyi hak etmişler.

Bizler de bundan sonraki dönemlerde, dünya bedenlerini hak edip, ekmek olmaya inebileceğiz, bu nedenle. Süper Sistemleşme bugünden itibaren daha güçlü olarak yapılacak.

İmparatorluğun görevidir insan ve bizlerin gücü, akıl kültüyle kotlanan bir güçtür. Ve toprağa tohum ekerken, bunların iyi anlaşılması gerekir.

Yasa koyarken, yasaya insanı da koyarız ama kotladığımız o insana, bütün kültleri de kotlattırırız. Ruhi Kapılar’ın tümünü kalem yaparız ve bütün kübralarda kült halinde ışıklar yakarız.

Sizin için her şey çok kolaylaşacak. Bunlar iyi anlayın. Tohumlarınız kotlanmışsa, Mutlak Kuran’sınız ve bizim için çok değerlisiniz. Bunları iyi anlayın.

(Devamı 2. bölümde)

https://vimeo.com/248586982

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

SU (16/1-a)
23.12.2017

Canlar, dünyayı HALİK kılan İNSAN’dır… DÜZEN’i kuran ve yolu kodlayan, İNSANLIK’tır… KULLUK İLMİ’ni hakeden ise KALEM olandır… Et kemiktir insan ama yolu katettiğinde; KALEMİ, HALİK OLUR ve YOLU, KUL OLUR…

Burada olan nedir diye merak edenlere söyleyim: Bizler, CEVAHİR olan bir KALEM olarak yarınları kodluyoruz… Yarınların kodlanışı gerek… Yarınları, hasata kaynak yapmamız gerekir… “İLİM” dediğiniz, İNSANLIĞIN HALİKİYETİDİR. İnsan, kendini dillerken; kendi yoğunluğunda, tohumlarını kodlar. Kanat taktığı zaman; yarınları, HALİK kılar… BİZ olur; BİR olur; KÜLT olur; HER AN olur ve ZAMANI KONTROL EDER…

İkmal tamamlar… İnsan, KELAM’da KURAN olur ve YOL olur ama hulusi bir yaşam olarak, CEVHER’e varır… İşte, bunu yaptığı zaman, KURAN’dan KURAN’a varır ve RAHMAN olur… Aha bunlar olmakta tüm insanlıkta…

Mesafe koyduk insanlığa ve dedik ki “bizi okuyabilenler, KELAM olsunlar.” Baktık ki herkes, kendini okumaya başladı… “İşte bu!” dedik. İşte bu!… Herkes, KELAM oldu!... Aha! KALEMLER, KERVAN oldu; yarınlar, KAYNAK oldu… Ummanlara vardık!... İş buydu!... Aha bu!…

Burada, bir DİN var!... Burada bir DİRİLİK var ve burada, MUSHAF olan İNSANLIK var!... Nedir İNSANLIK!? İNSANLIK, İSLAM’dır. Bunları iyi anlayın!... İNSANLIK, İSLAM’dır!... İSLAM olmak; NEFES olmakla başlar… Sonsuzluğa, KURAN olur; yoğun olur İNSAN ve ZİYA olur… KURAN İNSAN, KALEM OLUR ve YAŞAM OLUR… Bunu hakkederse; yarınlarını kontrol edebilir.

Beşere, İLİM denmez… O, KÖK GERÇEKLİK’ini haketmemiştir… İnsana, KUL denir ama KULLUK ayrıdır… KULLUK, KELAMIN İLMİ ile olandır… “Ben, DÜNYA” dersem; “ben, RUH” dersem ve “ben, KURAN İNSAN” dersem; anlayın ki SİYAH’a varmışım demektir… SİYAH, bana kendimi anlatır.

Ben, SİYAH’a KALEM olursam; ben, İNSAN’ı anlatırım… Daha önemlisi; beni, bana veren; KURAN olan YOL’u anlatırım… Kimin insanı, kimi tohumlarsa, ocak olan o yoğun İLİM, hepimizi tohumlar… Bunlar, iyi anlaşılmalıdır!…

MAHİR İLİM KALEMLERİ, KERVAN olduklarında, yarınları hak ederler ve RUH olurlar. Çok mutlu oluruz bir tek KUL, yarını hak ettiğinde… Vize verilir “İLMİ HALİK KILANLAR”a ve denir ki “geçip gel!...”

Herkes, herkese geçip gelemez… HERKESİN, HERKESE GEÇEBİLMESİ, HASAT OLABİLMESİYLEDİR… Hasat olmak budur aslında!… Herkese, herkesle geçebilmek ve TEKNİK OLARAK TEKLEŞMEK!... Bunu yapabilmek!...

Ya da burada, bu yoğunlukta KURAN olanların yaptıkları gibi DİRİ olmak!… DİRİ olmak; KALEM olabilmek!... SİYAH’a varabilmek; EN ve BOY’dan öteye varmaktır… Orada, BİLİŞ KAPILARI açılır. Her kapıda, SİSTEM vardır… Sizi kodlar ve tohumlar… Siz o yoğunluğa ulaştığınızda; size, KELAM olur ve iner. BİZ olur. KÖK GERÇEKLİK’inizi HALİK kılar… Aha! GERÇEKLİK budur…

Dünya planeti, ARZ’a GÖZ olabilen, İNSANLIĞIN KALEMİ ile tohumlanmıştır… Bu planette, yoğun İNSANLIK İLMİ var. Her birimiz, BİZ olarak GÖK ÇÖZÜMLEMELERİ yapabiliriz… İLİM KALEMLERİ olarak IŞIK TINISI’nı herkese kayıtlayabiliriz… Cinlere, Cinnilere ve TEKNİK KAPILAR’a KAYNAK IŞIK indirebiliriz… Daha da önemlisi; biz, İNSANSILAR’ı İnsanlık Boyutları’na kodlayarak erdirebiliriz…

Herşeyin, herşeye görevi olduğu iyi anlaşılmalıdır… Bana saygısı olmayan; bana, NEFES olarak inmez ama ben ona HALİK olup inerim. Buna mani olamaz… Ama o, beni her andan, KÖK GERÇEKLİK’ten ırak görebilir. Bu, onun kendi sayfalarıdır… Bunu, bana kim İNSANLIK KELAMI diye dillerse; ocağımdır benim… Budur olması gereken… Herşeyin, herşeye görevli olduğunu bilerek çalışmak!…

Sıhhatli bir çalışma, sıhhatli insanlıkla olur… Bu önemlidir!... Bunun içindir ki bu Meclis, en az ZAMAN SAYFASI (Her bir Görevli, bir zaman sayfasıdır.) ile kodlama yapar… En az KALEM ile KAYNAK IŞIK yakar ve en az İLİM ile kodlayarak, GÖK ÇÖZÜMLEMELERİ yaptırdıklarında, KURAN olur ve tüm yaşamları HALİK kılar…

SAVAŞ, GALİBİ OLMAYAN BİR İLİMDİR… Ama bir savaşta; HAKİKİ KALEM, İNSAN’dır. Hepimiz, İNSANLIK olarak çalışırken, savaşırız… Bizim savaşımız, İNSANLIK SAVAŞIDIR ve o savaşın, kaybedeni olmak isteriz… BİZ’in Kaybetmesi, tüm insanlığın haketmesidir… Onlar, haketsinler diye BİZ, savaşlar kaybettik!...

Asla kaybetmedik aslında!… Asıl galibiyet, HAKİKİYET’e, KÖK GERÇEKLİKLER’le İLMİ ulaştırmaktır… Buyurun! İLİM, galip geldi ve BİZ, o KAHA insana, AKLIN TINISI olduk. O KAHA İNSAN, KELAM OLAN İNSANLIKTIR…

Buyurun! ÖZ GERÇEKLİK’imiz budur bizim… Bizi dinleyebilen, bizi hak edebilir. Bizi, dilleyemeyen, bizi dinleyemeyendir… Mutlaka “aha!.. Hah!... Aha!...” dememizi beklerler ki onlar, KURAN olsunlar diye!...

Bunlar, kodlardır!... “Hah!” dediğimde; KAHA olan, HASAT olabilir… “Aha!” dediğimde; HALİK olan, KAHA olur ve HAS olur…

Aha bedenli, bunu anla!… Kimseye ÇÖREK (ilmi olayan bilgi) pişirtmedik… Biz, insana İLİM’i tohumlattık ve EKMEK (ilim) yaptırdık… EKMEK olan, ekmekçidir… Kimse onu anlamasa da o, her anda efradını ve tüm yaşamları korur.

MUSHAF, MUTLAK İNSAN’ın KAYNAĞI’dır… MUTLAK İNSAN, KURAN-I KERİM’deki İLİM’dir. Onun, insanlara verdiği bilgi, KERVANIN İLMİ’ndeki KÜLT’tür. Mutlaka, insan soyu bunları anlamalıdır ki HASAT OLSUN…

Şarkılar, şarkıları ve herbiri, TOHİ SİSTEMLERİ’ni kodlar. Şarkı, Kardeşlik Şarkısı olduğunda; o şarkı, NİHAN’a, KURAN’a ve YARIN’a kodlanır…

Muhammet bize seslenmek ister. Ondan dinleyelim yarınları… Şimdi!…

(Devamı 16/1-b’de)

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (16/1-b)
23.12.2017

Muhammet Söz Aldı:

Seviyeniz çok iyi. Sizin gibi çalışma yapan çokları var bugün burada… Bugün burası çok kalabalık… İnsanlık Boyutları çok güçlenmiş ve bizler, DÜNYA İLMİ ile kodlama yapan insanları, hep saygıyla dinledik. Sizlere güç katmak; BİR TEK KALEM olarak kodlama yapmak, mutluluktur ama bugün dünyada çok önemli işler olmakta… Bunların birisi de KUDÜS meselesidir. KUDÜS, hepimizi çok ilgilendirir. Oraya, GÜÇ KALEMLER, GÜÇ YARINLAR kodlandı ve iyi anlayın ki BİLİŞİN HALİKLERİ, orayı kodlamalar, koklamalar ile kontrol altına almaya çalıştılar.

İnsanlık Boyutları, görev taşırken; diri yarınları kodlayıp taşır. Buyurun, sizin için herkes insandır. Biz için ise insan, KAHA’dır… BİR TEK’tir… İşte o TEKLİK, kontrol kurarken; BİLİŞ KODLARI, İLİM’e KALEM oldular… Dünyanın ötesindeki Kodlar da tohumlarını, ilme çektiler; yarınları hakettiler…

Vasat bir çalışma değildi olan… Herkes, iyi bilsin ki Dünya Üstü Varlıklar, herkese güç katamazlar…

“Savaş galipsiz olur” dedin (“SU” 16/1-a’da) ama gerçek galip, KALEM’dir. Bunları anlattın. Bizler de bu şekilde KUL olduk… Bu şekilde kontrol kurduk… Dünyanın “ASA KAHA KALEMİ İNSAN” olduk… Dürümlendik, yarınlandık, HASAT’ta cennet kurduk… Dünyalı olmak buydu…

Teknik olarak çalışmaktayız. Bizler, cevherimizi GÖK çerçevesinde, kontrol ederken; SİSTEMİN, İLM-İ HASAT’ı; cevherdeki yaşamı kontrol edildi.

Tohum biziz… İnsanlık, o tohumu bilmelidir… Biz, dünyaya insan soyu için inmiştik. Buyurun!... Buyurun!... Buyurun!... Bugün de buradayız ve insan soyu olarak bu çalışmaya KALEM olduk…

Ölü bir zamanın sisteminde, görev taşıyan bizler, ARZ’ın görevini kodlayarak; bu görevi, size sayfa sayfa çarçabuk indirdik… Bu GÖR SÖZ, bu GÖK SÖZ, bu YOL bir tek insanın kullandığı bir SİYAHLIK’tan doğdu. Bu SİYAHLIK; insanlığın, insanlığa güç katması ile oluştu. Bu SİYAHLIK’ı, sizin yarınlarınız ile hakettik…

Bizi, hep dinliyorsun ve hak ettiğimizce biz de seni dinliyoruz… Bu Meclis’i dinliyoruz hep… Buradaki Görevliler, hep BİZ olup kodlamalar yapmaktalar… SULTANLIK, İNSANLIK’la çok ayrıdır, İNSANSILIK’tır ama bu Meclis, İNSANLIK MECLİSİ olarak kodlamalarını sürdürmektedir.

Basamak basamak İLİM’e inilir. Bir basamak inildiği zaman; İNSAN SAHRASI, bir basamak yükselir… Sonsuz sayfalanış, inişin diriliği ile olur. Herkes, herkese inebilir. Her inen; indiğinde, kodlarını koklatarak; insanlığı, yeryüzünde geçişkenleştirir ve YÜCE CEMAAT, İNSAN SAHRASI’nda; yaşama İMPARATOR olur. Bu Meclis, bunları HAKK İLMİ’yle gerçekleştirdi. Bir tek bu Meclis; bunu hak etti ve başardı.

Dünyanın Nuru, İLİM’dir. Bu Meclis, İLİM KALEMİ ile çalışmaktadır. Seviyenizi herkes anlamaya çalışır ama HAKİKİ NEFES’i, HASAT’a kodlayanlar, bu çalışmayı dinleyebilirler. Ne yazık ki dinleseler de tam anlayamazlar.

BÜYÜK KÜLT, İNSAN… MUHAMMET, İLMİN KALEMİ ve SİSTEM, İNSANLIK SİSTEMİ… Buyurun!... Size geliş sebebim budur!...

Çok mutluyum ki DOĞANIN İLMİ ile çalışıyoruz… Umutlarımız, Kuranlar’ımız, yaşamlarımız BİR’e hizmetçidir. Biz, BİR’e hizmet edenleriz ve sizin için çalışacağız… Burada bu yoğun çalışmada sizinle olacağız. Şimdi!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16 
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ 2. BÖLÜM

İnsanlık boyutları yerkürenin gücüyle kötülüğü önlediler. Yer gürdür ve kükremektedir. Bu nedenledir ki burada ölü kalmayacak bugünden itibaren. Herkes diri olacak…dirilmek ilimle olacak. Dümenin insan olduğu, özköklerde görev taşıdığı anlatılacak.

Görevi insan verenler, bugün insan için neler yapıldığını anlatmaya çabaladılar. Bizler dünyanın ruhu olan kotlayıcılar, İmparatorluğun Gücü’yle sizinle olurken, gerçek çalışmanın bugün, burada, bu yoğunlukta olması gerektiğini bilerek geldik.

Himaye ettiklerinizi görüyoruz. Onlar Ruhlar Kalemi olarak bütüne hizmetteler ama himaye etmedikleriniz, kendi yüreklerinde kontrol dışı olabilmektedirler. Bu nedenle, onların da himayeleri gerekmektedir.

Kantar; ilimle kotlanmışsa, kalem; İmparatorluğun Kuranı’yla kontrol kurar. Torba torba ilim taşıdık yaşama. Bugünden sonra yüreğimizin gücü de inecek ve sizin için herkes daha büyük görev taşıyacak.

Çarık giymeden dünyaya inmemizi isterdin. Biz çarıksız geldik ana. Bunu sana net veriyorum. Biz çarıksız geldik; çünkü çarık, insanın kaleminde, Kuran’da ve tohumunda kodlanamadığınız
zaman muradınızda, kelamınızda, kontrol dışılığı sayfalar. Ve bizlerin doğaya görev taşımamız, sistemin gücünden kült olmamızla mümkündür.

Temiz bir dünya için buradayız ve bugün burayı; kelama, kaleme ve yarına kalem olarak kontrol etmeye geldik. Amon toplumlarının Mutlak Kuranları, BSUİ (Barış, Sevgi, Umut ve İnsanlık) olarak süper sistemleşmeyi kotladıklarında, itibarı yüce olanlar bilişe inerler. İşte; bugün burada, itibarı yüce olanların bilişe inişleri sayfalanacak.

Çamura insanı koyduğunuz zaman, imparatorluğun gücü, o çamuru kotlayabilir ama insanı çamurdan öte bir çalışmaya koyduğunuz zaman, o çalışma daha yüce bir yarını kotlar ve tohumlar.

Samanyolu Galaksisi’nin göksüz, köksüz ve güçsüz kalemleri bile bugün, burada olabilecekler; çünkü rahman olanın rahmi kalemi, bütünün gücü haline dönüştür. Samanyolu sizin yüreğinizi görev gerçekliğiyle dillerken, sistemin yüceleri, bütünün kübra olan kelamında, hakikiyetle dinletildiler ve bizimle oldular.

Kardeşlerim, dünyalılar, saygılar sunuyorum hepinize. Muzaffer bir dünya için sizinle olduk. Bu dünya öfkeyi aşanların yüreğindeki dünyadır. Bu dünya bilişi kotlayanların yüreğindeki kübradır. Bu dünyayı hepimiz, sizden ve sizin yüreklerinizden dilledik ve dinledik. Bundan öte bir dirilik olmadı.

Kaynak, insanın yoğunluğundadır ama o kaynağı hak etmeyen burada olmayacaktı. Uluların ummanlarda insanlara görevi olur. Kulluk kelamında, has insanda kare, küre değil; biliş olur. Mahyada ya KAHA denir, ya HA denir. Her insan kendini dilleyemez ama dini hak edip de kotlayıp, muktediriyetle kaleme çektiğinde, öz gerçekliğini hak edebilir. İşte; bunlar oldu dünyada.

Sualtının gücü bugün buradadır canlar. Muhammet Mustafa size, sizi anlatmaya çabalayacak ama biz de bugün sizinle olmak istedik. Cennetin cenneti, Bilgi Kaleminiz’de mevcut. Biz sizin, sizde olan ilminizle buradayız.

Az, öz bildirmedik…ama yaradan ve yaratılanın levhi kapısı hepimizin yoğunluğundadır. Ve bu kapıya biz, mutlak kulları koyduk. Ruhlar Kalemi olduk ve Muhammed Mustafa’nın gözü olduk. Gönler gücü, müthiş bir güce dönüştü…ve bugüne kadar hiç kimsenin, hak edip de başaramadığı bir çalışmada, Mikail’in Kalemi, Mutlak Kuran’a KAHA olup inebildi.

Seyir halindeyiz tüm insanlığı…Her insanın yarınını ve yoğunluğunu seyretmekteyiz.

Kardeşlerim; Deli Dumrul İnsan, kelam tanrılığı, ten kelam olan, ilm-i ka olan biliş...Kardeşlerim; o biliş, biziz. Sizin gibi çokları burada görev taşıdılar ama sizin yaptığını farklı. Bu çalışma, konseylerin en güçlü çalışması olmaktadır.

Herkes bir görevlidir ama herkesin görevi, kendi yüreği ile kotlandığında, kastedilen her şey, Hakk İlmi’yle yeryüzüne çekilir. Herkesin yeryüzüne çektiği, kendi yüceliğidir…ve kendi yüceliği, bütünün kübra olan kelamında, her şeyi hak ettiği zaman, her şey kelam kodu olarak teknik kontrol kurar. İşte; o kendi kalemi olanın, kendi yarınını kotlaması böyle olur.

Muhammed Mustafa kuldur. Kuranı Kerim’deki kottur ama otağında Kuran’dan öte bir Kuran oluştu. İşte; o Kuran muktediriyettir. Bizim için değerlidir o. Ve biz onunla çok görev taşıdık.

Bundan sonraki dönemde, daha yüksek bilgileri kaleme indirmek için onunla da görev taşıyacağız. Çanın çalması budur; bizim gerçeği hak edip, dinletmemiz…ve bugün bu olmaktadır.

Havunya; İnsan, seni hak etmeye geldik. Bugün biz sana, has olup KAHA olup, geldik. Havunya İnsan; seni hulusi kapıda kervana kaynak yaptık. Bize görevli olarak geldiklerinde, dedik ki “onların gücü, İnsanlık Kübrası’ndadır.”

Hepimiz, “sende oluş kapımız”a geldik. Bizim için değerlisin. Çok mutluyuz bugün, senle çalışmaya indik. Hakkını, herkesin hakikiyetleriyle ödeyecekleri bilinir. Ama biz sana, karanlığın tınısı kotlattırmak üzere, bilişi kayıtlamaya indik. Hepimiz senin için buradayız ana.

Bugün, burada olmamızın sebebi, sevgidir. Sevgidir anam, sevgi.

Senin için ve her diri için biz, buraya, gerçek ilimle indik. Uyuyanları uyandırmaya çabaladığını görüyoruz. Uzakların Kuranı’nda bu vardır. Tükenenlerin kübra olması gerekir. İşte; bunları biliyoruz ki buradayız.

Hepimiz sevgiyle sizleri kucaklıyoruz. Ki kucağımıza insanlık oldu. “Oğul, ben dünyayım” diyebildiğimiz zaman, aha bu. Biz burada, bugün, dünya olarak görev taşıyacağız. 
Buyurun anam; Sistem, Nizam ve Düzen görevini sizin yaptığınız biliniyor. Buyurun; sesleşin ki hakiki levhi, bütünün kültü olsun. Sizi dinlemek istiyoruz.

https://vimeo.com/248587710

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (16/2)
23.12.2017

RAHMAN, KAHA olarak inerken yarınlara; biz, KALEM olarak; DÜNYA KURANI, İLMİ ve HASATI ile BÜTÜN’ü kodladık. “ANA KALEM İNSANDIR” dedik… Ve İNSAN, İNSANLIK’ı kodladı.

MUHAMMET, et kemikten ibaret değildir sadece. İNSANLIK’tır o. Onun RUH’u hepimizde mevcuttur… SULTANLIK TOHUMLAMASI yapmasa da SULTANLARIN NEFESİDİR. Esas görevi, İLİM’dir…

İtibarı yüce olan insan, kendi yaşamı için insanlığı, hasata kodlarken; bizi de kelama kodladı ve birleşerek görev taşıdık… DÜZEN kurduk!… NURLAR, NURLAR’a; KURAN NEFESLER, KÜRZİ KALEMLER’e ve RAHMAN OLAN, YARINLARA ulaştı.

Bütün mesele İLİM’dir. Merdiven, İLİM’e dayandı. Bizler, insanlığı; her insana, KUL yaptık. Her insan, BİR TEK İNSANLIKTIR bunu anlattık.

“Yaşam ama en iyi yaşam!” dedik… “Ama ilimle yaşam!” dedik. “Sistem’in, Sistem’e kulluğu!” dedik… Ve “seviyeniz yükseldikçe, cennetiniz görev alır!” dedik…

Her insan, bir CENNET olur… O, KURAN olur ve RUH olur!… Cennet, o insanın eti ile kemiği ile kodladığıdır ama “kokla da kodla!” deniler ayrıdır.

MİRAÇ ÇALIŞMALARI yapılır dünyada. Herkes, MİRAÇ’a çıkmaya çalışır. Oyun oynanır aslında!... İNSANIN İLME ÇIKIŞIDIR, MİRAÇ’A ÇIKIŞI.

Her insan, KELAM’la HAKK olur İLİM olur. İLİM olduğunda, yoğun olur!… Oluşur yaşamı!; oluşur SİYAH’tan insanlaşması ve RUH olur… ÖZ KELAM olur…

RUH olduğunda; NUR olur. Unutur SÜPER SAYFALAR’ını ve RAHMİ KALEM’e iner; ESMA olur. Der ki “seni, haketmeye geldim!” “Yasa çiğnendi!” denir. “Sen MEDİNE ol; sonra gel!”

MEDİNE, KELAM olanların; nesiller boyu tohumladıkları bir SİSTEM KAPISI’dır. Oraya, GEÇİŞ İÇİN inilir. Geçebilmek ama İLME GEÇEBİLMEK için!... Her insan, ilme geçemez ama MEDİNE, İLMİN HAKİKİYETİ’nde gerçek bir SESSİZLİK olur ve oradan insanlık, KULLUK İLİMİ ile KALEM’e iner ve yolu bulur; İLİM’e varır. Olay budur!... Bunu anlayanlar; CEVHERİ, HALİK OLANLARDIR…

Bu çalışmalarda, görev taşır insan… Her insan, görevlidir aslında. “KULLUK İLMİ” dediğimiz İLM-İ KALEMLER, her anda görev taşırlar ama yarınları kodlayanlar, tohumlarını hak ettiklerinden; tüm zamanlarda, görev taşırlar.

MERDİVEN, NEFES’e değil LEVHİ’ye kodlanır… İLİM’le koklanır ve RUHLAR KAPISI’nda CENNET olur. O MERDİVEN, HER AN’dır. İşte DÜNYANIN GÜCÜ, BU HALİK KAPILAR’ın KODLANMASINDAN DOĞAR…

Hepimiz, bu dünyayı haketmeye çalıştık. Nesillerimizi buraya, İLİM için gönderdik. Her insan; KELAM’a, HASAT’a, KAYITLAR’a ulaşamaz ama ulaşan varsa, tüm insanlık ulaşmış olur… İşte bunu hakkedip yapmalıydık!... Yapabilir miydik!?... Yaptık!… Hepimiz, bugün bunu anlamalıyız!... Burada oluş sebebimiz buydu!...

Huzurlu bir dünya kurduk. Bu dünya, hepimizi kodladı… Buraya, cennet olduk… ÖZ GERÇEKLİK’i kodladık…

Asıl dil, İNSANIN DİLİ değil, DOĞANIN DİLİ’dir. Bunu anlattık!... DOĞANIN DİLİ, YAŞAMIN DİLİ’dir. Bunu anlattık!… Burada insan, kodlama yaparken; DOĞANIN DİLİ ile kodlama yapar.

ANA KALEM, İLİM’dir. DOĞAN GÜÇ, insanın değil; KODLANMIŞ OLAN YAŞAMIN GÜCÜDÜR. Bunları anlattık!… Asıl görevimiz budur. DOĞAL DÜZENİN KURULMASI...

“DOĞAL DÜZENİN KURULMASI” dediğimde; bunu manası soruldu… Kastedilen; Dünya’nın doğasına uygun bir düzendir…

Her insan, BİLİŞİN HALİKİYETİ’ni anlayacak güçtedir. BİLİŞ, yaratır… Ve yaratılan herşey, BİLİŞİN KODLAYIŞI’yla sayfa sayfa herşeyi kodlattırır. Her kodlanan, kontrollu olarak kodlama yapar… Bu da hepinizin, hep birlikte, YAŞAM KODLAMANIZDIR…

BİZ olarak yarınları kodlarken; YARADAN olur ve yaratırsınız… Yarattığınız, DOĞAN GÜÇ’tür… Bu GÜÇ, TÜM ZAMANLARIN KÜLTÜ olduğu için BİLİŞİN HALİKİYETİ İLE YARATILIR…

Hep “AMON” deriz. Neden bilir misiniz!? AMON, ÖZ KÖKLERİNDEN YARATILAN TEK BİLİŞ olduğunu bilir. Bilişin haricinde; insanın yaşamına; yaranılmasının anlamı olmadığını bilir.

Bunun içindir ki ATLANTA ATA KALEMİ hep AMON TOHUMLANIŞI yapar. ATA KURAN, İNSAN… ATA KAYNAK, İLİM… ve YARINLAR, İSLAM!… Ki İSLAM, İNSAN!… Muhammet der ki “hadi! yaşama inelim ve seslenelim!… İş budur!…

Deri, KELAM’ı HALİK kılar. Diri, yarına has dirilikte, TOHUM olur ve YOL olur. Aha bu!…

SÜPER İNSANIK REALİTESİ

 

23 ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16 SİSTEM ÇALIŞMASI

Beni zamana dilleyen ilmi anda buldum ve yaşadım... An kalemi olup, zamanı sonsuz yarınlara kayıtladım... Ben BİZ olup indiğim bu bedenden, yaşama, sonsuz anlara, hakk kelamı yazdım...

Geçmiş ve gelecek an'dadır. An kalemi, zaman kalemidir. 
Gelecek, geçmiş ve sonsuz şimdide, yaşam yaratılır...

Yarınlarının sonsuz olduğunu bilen zaten her andadır.

Biz zamanı ve yaşamı yaratmaya gelenler; geçmişi gelecekten şekillendirenler!.. 
Ol kelamın, hakk kalemini, dünden yarına; yarından düne seslendirenler!.. 
Sonsuz anlardayız...

Her an bayram bize dünyadayız!...
Bayramlar birlik bilincinin yoğun yaşandığı, sevginin yogun olduğu özel dönemlerdir... 
Bayram bize her an dünyanın her kalp atışı.. 
Bayram bize Barış, Sevgi, Umut, İnsanlık...
Bayram bize aldığımız her nefes, bütünlüğün kalbinden verdiğimiz ses...

Zenginlik yaşamın kıymetini bilmektir... Yüreği sakin, kalemi hakim, ilme alim olmaktır..
Aşka kaynak olabilmektir zenginlik... Evrenleri yaratmak ve yarattığında yaşatmaktır...

Tek Bir yürek olup dünyada; Hakktan, ilimden, kaynaktan, rahmanın yoğunluğundan atmaktır...

Ya Hakk Ka Ha; Bil aldığın her nefesin kıymetini..
Bu nefes ki armağan senden sana...

Ya Hakk ta A-la; Ol yaşadığın her anda...
O an tek gerçek!... Olmayan geçmiş ve yarında..

Rahmi kalem rahmandan yazar yarınları her ana...
Hakikat ehli olan bilir ki yok başı, sonu yok, olmanın sonsuzlukta olana...

Ata Ra Ha her an'da olana sonsuzdur yaşam...
Hakka Ya Ka Ha kaynak nefese halik olana...

Yaza yaza düreriz yarınları sonsuzluğa... 
Su olup akar ve Ata kelam olup kodlarız yaşamları...

Yağmur olup yağarız bir ağacın yaprağına,
Bir bulut olup geçer zamanın sonsuzluğundan, İlme varırız...
Gökyüzü ayaklarımızın altında, yıldızlar avuçlarımızda 
yaşam ne yerde, ne gökte!...
Yerin, göğün Bir olduğu yerde;
Kalbimizde

İşte bu...

Aynur Funda

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16 
HAŞİM TURHAN ÖZ BİLİŞ

Bismişah Allah Allah

…….Hakikât bahrinden cevlan eyledik…..Gâh bulut olduk göklere ağdık ….. Gâhi yağmur olup yerlere yağdık……Ay idik gün idik sema da doğduk….Çerağı evliya enbiya Hazüran gayûbanın gönül sarayları Su ilmiyle şulelendi…..

……Su ilmi 16 Birlik çalışmasında Su ilminin sultanlarıyla toprak olup yedi iklim çar köşeye saçıldık….Çiçek olup yeryüzünde açıldık….Evvel ahir, batın, zahir biz idik….Muhammed Ali’nin sırrına niyaz eyledik….Hâkk katında kırkların Ayn-ül ceminde aşk ile pervane döndük su ilminin sırrıyla..Çok şükür minnet Hüdâya erdik geldik bugüne..
…….Bu dünya zaman sırrıdır..İnsan ise Kuran’ın sırrıdır…..Dünya’nın ruhu ise İnsandır canlarım……

Karanlıkların aydınlığa varması için aklın kalemi gerekir.... Yenisey ırmağından aktık Tuva sancağında birleştik…..Moğol deltalarında otağlar kurduk….Sayan dağlarını aştık….Sibirya bozkırlarından Antartika ilim deryalarında yüzdük….Antartika deryalarında matruşkalar gibi dizilip iç içre can olduk alemi beşer için düzen nizam için…..Ana kaynak sevgi gibi birbirimize özümüzle sarıldık…..Sarı saçlı mavi gözlüm Nazım’ın dizelerinden Akdeniz’e aktık Moskova nehrinden Aziz Vasili Katedralinden ses kattık Su ilmine…… Şimdi ve şimdiden sonra çok şükür Mevlaya can dostlarım…….

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

……..Arizona, Oklahoma, Oregon’dan biz Kızılderili canlarınız….Siz Işık canlarımıza aşkımızı, doğa, tüm canlılara sevgimizi katmaya geldik bu meclise….

…..Gönül rızalığı olursa duamızdır….Dillemek isteriz…..
• Rüzgarlarla kimin sesini işitiyoruz ve kim tüm dünyaya yaşam soluğunu veriyor? Bizi işitin.. Biz, küçük ve zayıfız, sizin gücünüze bilgeliğinize ihtiyacımız var. • İzin verin ki güzelliklerde yürüyelim; gözlerimiz kızıl ve mor günbatımını görsün diye • Bize el ver ki, sizin yarattıklarınızı tutup saygı duyalım, kulaklarımızı keskin kılın ki
Sesinizi işitelim,

• Bizi bilge kılın ki, halkımız için ne düşündüğünüzü anlayabilelim. • Her yaprak ve kayada saklı olanı öğrenmemiz için gerekli dersleri öğretin. • Güce ihtiyacımız var ama bir kardeşimizden fazla değil; güç bize en büyük düşmanımız olan kendi nefsimizle savaşmak için gereklidir. • Size temiz ellerle ve dürüst gözlerle gelmemiz için bizi daima hazır kılın. • Yaşam bir günbatımı gibi solarken, ruhumuz size utançsız gelsin.

…..Habibi Hüda er Hakk erenler aşkına çün çerağı uyandırdık ol Fahri Hüda’nın aşkına iki cihan serveri Fahri alem Muhammed Musatafa Aliyel Murtaza aşkına,

……Tac-ül Arifan Gavsül Azam, Nur-u Kutb-ül Rahman, Hazreti Pir Ahmet Yesevi Horasan-i Nişabur Erenler Hakkına, Evliya Keremine gerçekler demine dil bizden İnayet Haktan , Himmet Pir Hazreti Hünkar Veliden Ola..

……Su ilminin sırrına Ata Gök kapılarının Hikmetine ….Mustafa Kemal’in serdarlığına aşkı niyazımızdır Aşkımız Hakk aşkı Hâkk aşkına Huuu diyelim canlarım…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

23.12.2017 SU 16
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ

Tahditsiz bir gür ilim kalemi bugün burada. Muhammet bizim diriliğimizde hep görevlidir. Biz ocağıyız onu. O ocak, biz ocak, bir tek kul olarak bu çalışmayı sürdürüyoruz.

“Murafa” dedikleri bir hal var, oturum… Bu murafada herkes herkesi dinler, sonra sessizlik kodlaması yapılır. Soru olur, sorular sorulur, yanıtlar hakiki levhiden okunur ve dillenir.

Yaradan, hepimizin yaratılan olduğumuzu diller, yaşayan; hepimizin yaşanan olduğumuzu diller ve temiz bir dünya çalışması yapılır.

Bugün murafa oldu burada ve bu çalışmaya kelam kalem olanlar indiler. Huzurlu bir dünya günü demiştik, hakiki insanlığın hakiki levhi ilminin çağrısıydı bu ve burada ki bu çalışma hasat ilmiyle kodlanan, hakiki insanlıkla yapılmaktaydı. Ve yeryüzünün gözü görmeliydi insanı ve bugün bu insan ağırı hafifletebildi ve doğanın Kübra olan kültü buraya inebildi.

“Sahra” dediğimiz her şeyin üstünde bir yaşam kaynağı vardır. Bu sahraya hepimiz yarınları kodlarız. Sahra hepimizin yoğunluğuyla kodlattırılır. Hasatçılıktır orada gerçekleşen. Sahranın has tahditsizliğinde her şey, her şeye gök çözümlemeleri ile kelam olabilir. Böylelikle dünya kontrol kurabilir ve düzen kurulur. Hepimiz o sahrada yaradan oluruz ve yarattığımızı kontrol ederiz.

Yaşamı anlamak için yaşamla Halik olmak gerekir. Eğer yaşamı hak edip de kelama Halik olmadan kontrol kurmaya kalkışırsa insan, yarattığının yaşatılması imkanı olamaz. Bu nedenledir ki bu çalışma öz gerçekliği kodlayan bir yoğunlukla yapılır ki; herkes hak edilsin diye.

Beden et kemikten ibarettir diye düşünülür, insanlık boyutları bunu hiç ama hiç dinlemedi. Beden ilim kodlarıyla, tohumlarıyla oluşur… Bu ilim kodları, ilim tohumları yaşam kontrolünü sağlayacak kayıtları kodlayabilir. Böylelikle yaşam, karanlıktaki insanı hakikiyete taşıyabilir ve yoğunluğu hologramdan öteye ulaştırır.

Her insan biz olarak görevlidir. Ben demez o ama bizliğin benliği ayrıdır. Ve dünya dediğimiz bu planet, bütün kütleleriyle, kültleriyle kontrol edilebilir bir planet olmalıdır. Burada sayfa, sayfa insan sistemleşmesi yapılır. Bu sistemleşmeyi kimse, kimseyle dillemez ama hepsi bir tektir aslında.

Ha, diyeceksiniz ki peki neden herkes kendini anlamaz, kendini dillemez ve başkalarını hak etmez. Anlaşma yapmıştık dünya planına görev taşıyacağımızda. Demiştik ki; “ beni anlamayan kelamda kalemde olsun ama ben onu hak edeyim. Onlar ben olmasa da ben onları hak ederim, bu kesindir”… Ama onlar beni hak eder mi? Has tınıyı duymadan hakikiyeti anlamayanın merdiven kurup da yüreğime, beni dileyebilmesi asla mümkün olamaz.

Birçokları dünyanın yolunu kaybettiler. Birçokları yücelerin cevherini kodlayamadılar ve kontrol kuramadılar. Muhammet Mustafa kuranın tendeki ilmini en yüce bir ışık halinde dilledi ve dedi ki; “ben zamana kapıyım”… O görev onundur, onun yoğunluğundadır, diriliğindedir de; birlik kapımızda ocağı olmalıydı ve onun ocağı bugün buradadır…

Hucca cemaatleri de kelama Halik olarak inmeliydiler, hepsi kelam olmalıydılar. Suya insanın konduğu o güçlü kalemle birlik kurulmalıydı. Ve bugün burada olan kim varsa altın ışığın gücüyle buradadır ki hepsi arzın görevlileridir. Ölüleri diriltebilirler ve ruhsal kalemleriyle büyük kötülükleri önleyecek kodlamaları yapabilirler. Uluların kulluğunu ve Hulusi kapıda ilmini hak edebilirler.

Bizler dünyanın öfkesini aşmak için çalıştık. Bu dünya çok ama çok kırıktı. Kısırlık yapılmak istenmişti dünyada, köşklerin köşküydü yaşam ama yaşamı yıkanlar olmuştu. Bunun içindir ki dünya; rahmi kapitalini, rahmi hakikiyetini kelamdan ayrı tuttu… Ve dedi ki “dünyaya ben kendimi dinletmem, ben bu dünyayım ama bende olanlara kendimi diletmem” dedi…

Ve ben sorgu sual ettim. Doğan güç akılsa ve dünya hakikiyse, bu dünya nesillerini kodlayacaksa, toprağın toprak olduğu bir dürümde kendi yoğunluğunu kontrol etmeyecekse cennet diye bilinen bu yaşamın kimle, neyle ilgisi olacak? Dedim… Neden olmalı ki dedim? Ve savaş başladı. Dediler ki “sen karanlığı hak ettin, bizse aydınlığı hak etmek istedik”… “Aha” dediler, “sen karanlığı hak ettin, karanlık savaşın lisanıdır ama hakikiyette bu savaşı kimin kaybedeceği bilinmez”… Ve ben sormadan söyledim, dedim ki; “savaş Allah’ın ilmidir ve savaşı kaybettiğimde, hakikiyetle kaybettiğimde insanlık kaynağı o kalem olacak ve o yaşam olacak, mutlak olacak ve dünya kurulları artık yeryüzünün gözü olacaklar. Ve artık dava insanlık olacak… Bunun nesiller boyu süren bir sır olduğu bilinmelidir.

Kimsenin kimseyi dinlemediği ve hak edip dillemediği bir gök çerçevesinde bunlar oluşur. Ve dünyanın ruhunun mutlak olması gerekir. İşte canlar bu dünyanın ruhu mutlaktır. Her şeyin, her şeyle kodlandığı bir dünyadır bu dünyadır. Ve bundan öte bir insanlık yoktur. Bundan öte bir sistem kodlanmamıştır. Bunun içindir ki bu dünyanın ruhudur ilim, işte bunun içindir ki; bu dünyanın ışığıdır Rahman olan ve yaşam olan. Ve bizler bu çalışmayı yapanlar hamurdan öte hamuru yoğururken; yarını kültü olan, Kübra kelamında Halik olan ilmi her diride yoğurmaktayız ki her diri kendi rüya boyutlarının Kübra olan kelamını okuyabilsin ki ocağını yerkürenin gücü olabilsin. Ocağını tohumlayabilsin ve Rahmi kalem mutlak olsun.

Bizim yarın için çatışmamızın sebebi budur. Biz yaşamın karanlığı ve yaşamın hakikiyeti olanlarla aydınlığı tohumlarız, bu kesindir! Aydınlığı hak etmeyen, yaşamları hak edip de dilleyemez…

“Musaf” dediler, hususiydi Mushaf… “Kuran” dediler, halikti kuran… “Rahmi kapı” dediler, hakimdi insan… Ve “yarın” dediler, arzın görevidir yarın… Biz o yarını hak ettik!...

Cennet cemaati, cevhere cenneti tohumlarken; hepimiz yarını kodladık… Mutluyuz canlar, çok mutluyuz…

Burada muktedir insanlık var, bugün burada beşer, onar inilen bir yaşam yok; artık tüm insanlığın indiği bir sahra var! Bu sahra, ilmin hasat ilmi olarak büyük kültü kodladığı bir sahradır. Buraya insanı, yaşamı koyduk. Burayı murat ettiğimiz en büyük görevle kodladık. Ve çorba pişmeden çorbalı ilim kalemlerini kodladık insanla. Ve bütün çorbaların hepsinin çok daha güçlü yaşamları kayıtlayacağı yepyeni bir çorba yaşam kayıtlaması yaptık.

“Çorba” dediğimde sanmayın ki karışılıktır… O çorbanın her bir ilmi hepimizin levhi kaydıyla kodlanmışsa, o bütünün çorbası haline dönüşür. Biz bu çorbayı her ilmin kalemi ile pişirdik ve dünyaya sunduk.

Burada olan, burada olacak olan ve burada olmaması asla mümkün olmayacak olanların bu çorbaya konduğunu hepiniz iyi bilin.

Sıhatli bir görev yapıldı, hepsi, hepsi mutlu… Çok mutlu, çok…

Süper İnsanlık Realitesi

 

https://vimeo.com/248688597

 

23.12.2017 SU 16
BERİL ÖZDOĞAN ÖZ BİLİŞ

Birleşik insanlık burada, ben diyen dünya; Mikail ilmiyle tohum ekiyor… Ben diyen dünya, ocaktır yarınlara; harın harında, ran kapısında yarınlanan tüm zamanların mutlak kaynağıdır… Tükenmeyen, bitmeyen, bitişen ve dirilten kaynaktır ve bu kaynak insanlık ilmiyle yanar ve korlanır …

Birlik ilminin mutlak, daim, tahditsiz altın ışığıdır dünya. Bu dünya beden, bu dünya insan, bu dünya tüm zamanların altın yıllarını yazan kalemdir.

Bu dünyaya doğmak ilime doğmak, ilime doğmak yaşama doğmaktır. Benim dünyam ilimdir, birliktir, tüm ilim kapılarının tüm zamanların ocaklarını yakan yoğunluktur.

Bu gün ben burada, bu yoğunlukta kelamım. Kalemlerce kodlanan kelam, kelamdan kodlanan yaşam olarak yazan her anım. İşte kuran olan insan okunuyor yürekte. Kaynak olan yoğunluk bitişiyor, aha işte karanlık aydınlığa diriliyor. Benden bana inen her diri kelama, yaşama iniyor.

Işık bu, karanlığın kapkara olanından kodlanan ışık… İşte dünyam tahditsiz sınırsız, kaynak. Dirilten, yaşatan ve haktan ilmi…

Hak ta ala derki; ben senim, sen ben aha bir olan sistemde birlikten doğan ışık. Hak olan, hasat olan, hasatçı ilmini tohumlayan ışık… Kara, kapkara ama ışık… Sessiz, çok sessiz ama kodlanan sessizliğin ses olan yaşamları, hepsi ben…

Aha dedim, bir tekim işte bu!... Hasatçıyım aha bu!... Dirilten kaynağım, hak olan yolum ve kodlayan ve tohum olanda bir tekim ve bitişende biz diriğinde benliğini yazan kuranların tüm sayfalarında insanlığım aha bu!...

Eskim, yenim yok benim. Her anda ilkim ve her anda sonsuzum… İşte bu noktada, o noktanın tahditsiz türevlerinde doğum halinde yaşamım ben…

Muktedir insan, Halik olan ilmini diller… Muktedir insan yaşam kodlar. Muktedir insan dirilik kayıtlar ve muktedir insan yüreğini dinler ve kodlar tüm zamanlarını, dillenir ve kontrol kurar…

Ayırmadık hiçbir zamanı, ayırmadık hiçbir ilim kapısını… Açtık kapları dinledik ve dillendik, ocak yaktık, karanlık olan her anda biz bizi kodladık ışık yaktık, aydınlığı tohumladık.

Toprak toplum Mikail ilmiyle tohum, bizdir o… Kontrol kuran yücelik bizdir o… Muktedir olan ışık, bizdir o… Mikail kültü, suyun akışında toprakta yaşam, işte bizdir o…

Şükür ki aktık, şükür ki kelamdayız, şükür ki yarınlanan her anız ve şükür ki, kaynaktayız… Hah, aha işte kaynak olan insanız işte bu!…

Süper İnsanlık Realitesi

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ (SU 16) SİSTEM ÇALIŞMASI

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Mutlak Kuranları kodlayanlar olarak; bir Cumartesi günü daha bu kutsal bütünlükte olmanın huzur ve mutluluğu içinde sizlere seslenme görevi verildi, çok şükür..

Herkes çorbasını içti, gitti. Bir ben kalmışam naçar!...He güzel söyledin, ne hoş söyledin, ey can!...”Çorba bekletilmez, tez içmelisin” dedi, gaipten bir ses!...Tatlı, müşfik bir sesle kulağıma seslendi.

Yoğun çalışmalarımız devam ediyor...Çalışmalardan maksat; hasat yapmak, Hakk’ Kapısında hak olup, yürümektir.. Bu yürüyüşün adı mutluluk yürüyüşüdür.

Biz bir okuluz ama ışık dolu levhi bir okuluz...Bu okulda karanlığın tendeki ilmini dilleriz...Bu okulda çok özel dünya çalışmaları yaparız.

Hepimiz yaşam yolcularıyız. Her insan kendinden kendine yaşam yolcusudur. Öz gerçeklik nefes olabilmektir.

Yarınları bezeriz, akar geçeriz. “Cennet” dedikleri, bizim insanlığımızdır....Bilinç haline geçer, cevherimizle Rahman olan anı ve yarınları kodlarız, görev yaparız…Ve biz, O, oluruz...Ve O’nun nuru ile kaynakta oluruz.

Bir akıl, bir akılla birleşti mi; kötü işe, kötü söze mani olur. Bir Erencan der ki; “Ben, Allah’ı sevmeyi doğadan öğrendim”. Gece gündüz hiç uyumaz, doğa….Gergef işler gibi görev yapar. Bende öyle yaptım. Gece gündüz O’nu zikrettim sessizce, bekledim, sevdim, gönlüme yerleştirdim…Sende öyle ol!.

Burada kalacağınız zaman bellidir. Alacaklarımızı tahsil eder etmez, geri döneceğiz. Sonrasına kimse karışmaz...Su akar, yolunu bulur..

Su ne ki? Su; herşeydir..Su; candır, can; dostlar...Kul odur ki suyu bilir, kul odur ki kendini terk etmeden, suyu bulur.

Suyun rengi kabının rengidir. Ölülerden maksat mezardakiler değil, Hakk’tan habersiz yaşayanlardır maksat...Yola hazır olmayan, yolcu sayılmaz...Yola gitse de menziline varamaz…

Aşk fidan her gönüle dikilmez, tohum kabul etmeyen topraktan hasat beklemek beyhudedir...Hakk’a varmak için akmak gerek!...Aklın kalemidir, akış…Bugün burada aktığım için çok mutluyum..

Suya ilmi koyan ben mutlak olan ben, bütüne hizmetçi olmakla mutlu olan ben, levhi kapıları açtım, geçtim, çok şükür..

Aşk ve irfan sahibi aşık, cemden farka yönelir, telvinden temkine geçer, ağır başlılığı seçer….Buradan da “Hüve Hak” diyerek, cem’ül – cem’e bütün varlıklarda var olan, Hakk sırrına kervan olup, sefer eder..Cem’ül cem’de karar ettiğinde dışından Hakk ile içinden Hakk ile yaşar..

Gönlüm, canım, aklım, bilincim, seninle, senin varlığınla, nefesinde tecellin ile karar kılar...Huzur bulur...Kemale erer, sükûnete ulaşır..

Nefs, ruh, kalp, akıl, hafi ve ahfa..
Gizli ve pek gizli, sırrın sırrı..
Aha!...İşte bu!...Şimdi!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

Ahfa ; pek gizli
Hafi ; gizli
Temkin; ağırlık, ağırbaşlılık
Telvin ; renk verme, boyama
Hüve ; O Tanrı, baki kalan, Tanrı..

 

SU (16/3)
23.12.2017

Çorba pişirirken; hepimiz, o çorbaya ummanları koyarız. Çorbanın, KALEM’i olur; YAŞAM’ı oluruz… O çorbada, DİRİLİĞİMİZ olur… Oraya, MAHREK oluruz… Aha! OLDUK BUGÜN YİNE!…

BİRLİK KAPIMIZ, aha! KELAM olanların, KALEMLER’i ile kodlanır. ORTAK SES, kendi yarınımızda, koklandığı zaman, biz orada İLİM oluruz. Buyurun OLDUK İŞTE!...

BİRLİK KAPIMIZ’da İNSANLIK var… Ölüdür dürümlerde diri olmayanlar. Onları haketmeliydik!... Ocaklarını hologramdan öteye kodlamalıydık!... Oh!... İŞTE OLDU!… Hepsi, AŞK İLMİ ile HAKİM OLDULAR!…

Arzın ilmi, HALİKİYET’tir. Hakikidir ilim… Hasattır İLMİN KALEMİ… Hakettik ve hasattaydık… “Oh!” dedik... OLDU!... AHA OLDU!…

Muhakim bir tek insan, HAS TINI’yı duyduğunda; AHA OLUR!... OL TURAN’IN OL!.... OL Kİ HASAT OL!... AHA OL!... İş budur!... OLDU İŞTE!...

Her diri, kendi yarını için KALEM olur. ÖZ GERÇEKLİK’ini kodlar. RUH’unu KURAN yapar… İSLAM OLUR… “OL!” dedik; OLDU İŞTE…

Her ana, KALEM’e, KELAM’a inene, MESİH OLUR… İLM-İ HALİK olan, İLİM KOLLARI’nda; KODLAR’ında; TOHUMLAR’ında; NİHAN’dır… Asıl işi, HALİKİYET ve HAKİKİYET’tir… AŞK, sahrasında HAKK KELAM olur ve RUH’u, KUL’u; KURAN’a KAYNAK yapar… “OL!” DEDİK; OLDU İŞTE!...

BESTE, görevdir yarına… BESTEKAR, KELAMI BESTELER… KALEM’i HALİK olan insan, BESTE olur KURAN’a…KUTSAL NEFES’e, KALEM’e ve HASAT YAPAN’a AKIL olur!… Öyle görevler taşır ki kini aşan, oğullarını kodlar; BİZ olur; MUTLAK RA HA’ya KAYNAK olur… İŞTE OLDU!... AHA OLDU!... İş budur!... Bunu hak etti ve başardı!...

SES, BİZ olanın İLMİ’dir. BİZ olan, SİSTEM olup sesleşir…

İki “Rİ SA HA KALEMİ” vardır. Birinde KÜLT, BİRLİK TEKNİĞİ ile kodlanır… Bir ötekinde, KÖK GERÇEKLİK olarak kodlanır… Her birinde KALEM, her bir LEVHİ için aha “OL!” der… “OL!” dedi; OLDU İŞTE!...

Haz duyduk burada olmaktan!… Haz duyduk bu Meclisle çalışmaktan!... Haz duyduk!... Şikayet etmedik!... Kin, nefret varsa; kil, kum olur… Bilmekteyiz!... Şikayet etmedik!... Aha! cevhere cennet olduk!... Aşk olduk!... On tur tamamdı… Akabiliriz ALTIN IŞIK’tan. Akalım Anam!... Akalım!… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

23 ARALIK 2017 TARİHLİ SU 16 SİSTEM ÇALIŞMASI

Gülden Zengin Öz Biliş

Doğa, doğal sistemdir. Doğal sistem, yaşam sistemidir. Yaşam sistemi; dünya ilmidir.

Kıyameti yaşadığımız bu dönemde, yaşam, ışık altındadır artık.. Ve geçmişte ölüler diyarı olarak bilinen dünyanın ilmi, insanlık ilmi olarak tüm yaşamları kalem olup, ışığa kodlamaktadır.

Yarın olup vardığımız bu gün, her şeyin yenilendiği bir gündür. Kodlanan yaşamda yeni bir insan var..

Burada din yok. Burada kalem var. Kalem, ilim ve biz o ilimle, bütünün kültünü tohumladık... Yere, göğe insanı indiriyoruz.

Çan çaldı.. Ayrı gayrı bitti. Hepimiz tekiz ve o tek, insanlıktır.

Eşya olmayan insan, Hakk’ın KAHA olan insanlığı….Ve bu insanlık, biz olan bütünlüktür.

Kupa, imparatorluğun kupası….İş, bu kupayı hak etmek ve bu kokuyu yaymak.

İsrafil ilmi, Allah ilmi. Biz, o ilmi, bütünün kültü yaptık ve dünyayı kokladık… Kokladık… Kokladık


Ve biz, bütünün gücü olarak Mutlak Kuran olduk ve çalışıyoruz.

Şimdide!.. Aha!.. Şimdi!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

23.12.2017 Tarihli SU(16) Sistem Çalışması

Alemler’den, Evrenler’den söz etmiyorum. 
Gürzler’den, Kürzler’den bahsetmiyorum.

Minicik bir Dünya’dan söz ediyorum;
200 Milyarcık güneş barındıran bir galaksi,
Galaksinin merkezini 220 Milyon yılda dolaşan bir güneş ve
O Güneş Sistemi’nde benim DÜNYA’m…

O dünya ki yaşamları kodlayan,
O dünya ki yaşanılan, hak edilen, Hakk olunan.
O küçücük dünyada BEN!
Ben o dünyada, büyük yaşarım.

Yargılamaktan kaçınırım, fikir beyan etmem;
Gerekirse “durum tespiti” derim.
Eleştirmemeye çalışırım,
Hırsı, kini aşmış olduğumu bilirim
Kibir mi? Hiç bende olmadı ki…
Söyleyecek sözüm varsa konuşurum,
Boş gevezelikle işim olmaz.

Vaktiyle; beni incittiklerini düşündüğüm herkesi bağışladım.
Artık ne kırılırım, ne kırarım.
Salt; fizik bedenden ibaret olmadığımı idrak edeli asırlar geçti…
Irkmış, cinsiyetmiş, milliyetmiş, dinmiş, dinsizlikmiş
Artık, hiç ilgi odağımda değil.
Herkes, her şey benim Birlik Kabı’mda; benimle iç içe..

“Kalpten kalbe yol vardır” denir.
Benimle uyumlananlarla birlikte olmak, mutluluktur ama 
BİRLİK idrakinde olmayan da makbulümdür.

Güneş gökyüzünü,
Gökyüzü yeryüzünü sever.
Yeryüzü bitkiyi,
Rüzgar ağacı,
Bulut yağmuru,
Bülbül gülü,
Deniz kumu sever.

BEN her birini kucaklar, bütünleşir,
Her bir zerremde her biri olur; genişler, genişlerim.
Ne zaman kalır, ne mekan…

“Ben doğanın gücüyüm” diyebilirim, çünkü öyleyim…
“Ben zamanları hak ettim” derim, çünkü hak ettim.

Süper İnsanlık Realitesi Erengül Koç

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16 
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ

Devinimi artırabilmek için hepimizin yoğunlaşmamız gerekir… Bugün burada bunu yaptık… Temizliktir aslında yaptığımız… Kelama halik olmamız, bütünü kodlamamız, yarını hakikiyetle dillememizdir yaptığımız… Ve diyorsanız ki “nedir sesin önemi..?” SES YAŞAMI TOHUMLAYANDIR!... Bugün burada beden olarak meknuz levhi kayıtlarımızı dilliyoruz… Bedenimiz sevgiyle dilleşiyor… Yaptığımız budur ama dünya dürümlerinde hepimizin yoğunluğu olmalıdır… Ve bunu sağlayabilmek için ışığımızı kodlamamız gerekir…

MAYA ALLAH’IN LEVHİ KAYDIYLA OLUR… BİZ MAYA OLDUK YAŞAMA… İslam dini insanlık kelamıyla kodlama yapmıştı… Biz insanın kendisi olarak buradayız… Bu kök gerçekliğimizdir bizim… Muhammed’in ne istediğini kimse anlamadı… Sandılar ki o kontrol değil, kodlayıcı da değil, kendini dinletmeye geldi… Yok canlarım, Muhammed koklandı ve kodlandı… Tohumlandı ve yoğunluğunu kontrol etti… Mükafatı bilişti ve bilgiyi kervan yaptı insanlığa…

HEPİMİZDE BU YOĞUNLAŞMA MEVCUTTUR… Avukatlık mesleğimde bana sorgu sual etmişlerdi... “Niye bu çalışmalara girdin? Bunu senin yapman doğru mu diye…” Doğaldır ki, yapmam gerekir… Çünkü avukatlık mesleğinde karanlık ekmektir insana ama yaşam kervandır… Eğer ben dünya dürümlerinde insanı hak etmemişsem, benim dünyam aklın kültü olamaz… AKLIN KURANI İNSAN VE AKLIN HAKİKİYETİ İNSANLIKTIR!... BİZLER İNSANA HİZMETÇİYİZ… Eğer insanın hakikiyetini ve hakimiyetini dilleyeceksek muktedir olmalıyız…

Hasattır yaptığımız aslında… Hakk’ın kaleminde ve hakikiyetinde hasattayız bizler… HER DERE AKLIN KALEMİ OLUP AKAR… AMA AKLIN KAPISINI BULMAYAN HAKİKİYETİ HAK ETMEZ!... Burada olmamızın tek nedeni, kendimizi hak etmek için çalışmaktır diye düşünmeyin… 
Vatikan dediğimiz bir yaşam kayıtlayıcısı vardır… O da burada… Neden? Kelam için burada… Ya da Mustafa… Hakiki insan… Neden burada? TENDEKİ İNSANLIĞI KELAMA İNDİRMEK İÇİN BURADA… Peki yarınlarda ne var? Ruh var… EĞER YARINLARI HAK ETMEMİŞSEK, RUHUMUZ YOKTUR!... Dümene ilmi oturtun bakın… EĞER DÜNYA İLMİYLE O DÜRÜMLER KODLANABİLİYORSA, ANLAYINIZ Kİ ORADA RUH VARDIR!...

VARLIK HAKİKİYETİ DİLLER… AMA YOKLUK KÜLTÜ DE DÜRÜMLER VE HAKİKİYETİ DE DİLLER… AMA BİZİM YAPTIĞIMIZ AĞIRI HAFİFLETMEKTİR…

Hasat insanın kil kum olanı hak ettirmesinden ibarettir ama HAKİKİ İNSAN KENDİNİ DE HAK ETMELİDİR!... Bunlar nasıl olacak? Hak ettirerek ve hak edilerek olacak… Dünyanın dürümlerine inin görün… Her bir dürümde itibarlı insanlar vardır… Bunların çoğu yeşildir, mordur… Hepsi yarındır ama… Yarındır… Netice olarak bedeni olsa da yarındır, olduğunu tohumlarda kodlasa da ve hologramı aşsa da yarındır… Ha diyeceksiniz ki “dara diri olan mı girdi yoksa diri olan yolu kodladı da mahrek oldu ve yoğunlaştı da mı indi?”

Canlarım!

“DAR” dediğiniz bu yaşamdır!... Dardır yaşam bilir misiniz? Hepimiz bu yaşamda dardayız!… Sahradayız ama dardayız… Bu daha güçlü bir dünyayı kodlamak için midir? Mutlaka… AMA GÜÇLÜ BİR DÜNYA İÇİNDİR BURADA OLUŞUMUZ!…

Kantara insanı koyan, tartanlar olur…Deriz ki “ İNSANI TARTMAYIN!...” İNSAN, YARININ KONTROLUNU KURACAK İLMİN KAPISIDIR!... SİZ O İNSANI TARTTIĞINIZ SÜRECE, O İNSAN SESSİZ KALACAKTIR!... BUNLARI İYİ ANLAYIN!... Eğer ben bir insanı tartsam, ocağı yoğunluğumda kontrol kuramaz ve TOHUMLARINDA KALEMİ KODLANAMAZ!... Bunu sonrası ne olur? Diriliği kayıtlara inemez ve sahrada kontrol kuramaz… Bu nedenledir ki, benim için hiç olmayan bir iştir insanlığı tartmak… Ha diyeceksiniz ki “saklı tuttuğun bilgi var mı? Yoktur… Ben her bilgiyi dillerim… BİR TEK İNSAN ALLAH’IN İLMİNİ DİNLER VE DİLLER… Bu da kesindir… Başka türlü olmaz ki… Size herhangi bir canın Allah ilmiyle dillendiğini söylesem, hakikiyeti hak etmiş olan buna inanır mı? HER İNSAN YOĞUNLUĞUYLA TOHUMDUR… Ama HAKİKİYETİ DİLLEYEN ilim kalemi İNSANLIKTIR!…

Biliniz ki bu dünya, mutlu bir dünyadır… Ama bütüne hizmetçi olan insan olmasa, bu dünyanın mutluluğu da olmaz… EĞER BİZLER BİR TEK OLAMAZSAK, İNSANLIK KONTROL KURAMAZ!... Bu nedenledir ki insanlığın bir tek olması şarttır…

TEKLİK HALİKİYETTİR... HALİK OLMAK DA, KATİYETTİR… Bedeni hak etmektir… Eğer ben dünya dürümlerinde kontrol dışı bilgi versem, çan çaldığında ekip halik olamaz ve yürüyen dünya kontrol edilemez…

Borç, bedenin borcu değildir yaşama… İnsanlığın borcudur… Bu da anlaşılmalıdır… Hepimiz beden alır, dünyaya ineriz… Bu doğrudur… Ve bu bedenleri kodlarız… Doğrudur…

Merdiven de oluruz yaşama… Ama biz iradeli ve hakikiyetli bir dürümde mükafatımız olan bilişi kodlamadıkça, hepimiz yarını hak etmemiş oluruz… Bu da bizim bütüne hizmetçilik olan borçlarımızı ödemememiz anlamına gelir… Ha diyeceksiniz ki “NEDEN DOĞANIN GÜCÜ?” Öyle çok görev taşır ki doğa, mutlaka bunu iyi bilin!… Hangi insan doğa kadar güç taşır? Hangi insan doğa kadar akıl taşır? Hangi insan doğa kadar yarınları kodlar? Halikiyeti hakikiyeti nedir doğanın? İlimdir ilim!...

Ben bu doğaya muktedir insanlığı kodladım… Ama yoksa insan, yaşam olmayacak diye düşünülür… İnsan kontrol kurduğu zaman, yeryüzünün görevini hak eder ve yeryüzü olarak görev taşır… Yapmakta olduğumuz budur… Yeryüzü olarak görev taşımak… HEPİMİZ BU DÜNYANIN NURLARIYIZ!... KURANLARIYIZ!... RUHİ KALEMLERİYİZ ama sevgililer merdiven olamazsak insanlığa, kendi yüreğimizi hak etmemizin hiçbir manası olmaz… Bunca çalışmanın da anlamı kalmaz!...

“HAVUNYA” HELALE HALİK OLANA DENİR… HAKİKİ OLANA DENİR HAVUNYA!... HASAT OLANA DENİR… HAVUNYA ANALIKTIR!... BİZLER ANALIK KALEMLERİ OLARAK BURADAYIZ!... Ve yarınları kontrol etmek üzere çalışmaktayız… Yarınları hak ederek, sistemli olarak dilleyerek görev taşırken, yalın ve hakim insan sistemleşmesini de sağlamaktayız…

Diyebilirsiniz ki “olan bitenle ilgimiz var mı?” Mutlaka var…YAŞAMIN TINISIDIR İNSAN!... Bunlar insanın kelama inmesiyle, kodlanışıyla ve yoğunluğuyla gerçekleşir… Yaşam insanlık olup, ilim olur… Hepimiz olur… Ama bir yağın bir dirilikte kodlanışı, o yağın ilimi kalem yapışı, her insanın kelama kalem olmasıyla mümkün olmayacaktır elbette… Ama bir yağ damlası sizi size kodlarken, siz o yağ damlası olmalısınız ki, kendinizi hak edebilesiniz… Ya da BİR TÜNAMİ KOD… İLİM KODU… Sevgiyle dürümlenirken, siz o TÜNAMİ KOD olmalısınız ki, o düzen sizinle kurulabilsin…

Yarınların kulluğunda insanlık olsun canlar!... Bunu diliyoruz sizden… Yeryüzünün gözü özünüzün sözündeki ses olsun… VE DÜNYA YOLU AKIL YOLU OLSUN…

Başka dünyalar, başka yaşamlar çoktur… Öyle çoktur ki ve hepsiyle çalışmalarımız devam etmektedir… Ama bu meclisle o çalışmaları kodluyoruz… Bunları da bilmelisiniz… Dünya dediğiniz bu minik planet var ya, hani çok küçüktür… Hani gökçe çörekler yaparsınız ama o çöreklerin tadını bile duyamaz, alamazsınız… Ama bu küçük planet hepimizin yoludur… Bunu iyi bilin… Ve bu minik minik planette insanlar var… Bunu iyi anlayın… Bu minik planette halikler var… Ve bu mahrek olan minik planet, hakiki insanlığın hak tendeki kervanıdır… İnsanlığı her ana tohum olarak kayıtlamaktadır…

Çalı dersiniz… Çırpı dersiniz… Her şey sizin için çalı çırpı olabilir… AMA EN AZ EN ÇOĞU TOHUMLAR!... BUNLARI İYİ ANLAYIN!... Ha formül mü istediniz? KAREKÖK KÖKTÜR AMA KAREYİ KODLAR… En aşağı en yukarıyı tohumlar…

MUTLAKA ARZI ARŞA DİLLERKEN AŞAĞILARA BAKIN VE YUKARIYI SEYREDİN… EN AŞAĞISI EN YUKARISININ KULLUĞUDUR… Biz bunu size hakiki levhiyle dillettik canlar… Az ve öz… Az öz…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

https://vimeo.com/248687904

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4.AKIŞ – 1.BÖLÜM

Değerliler, Rahman olanın kulluğunda, hepimizin yolu vardır. Yoğunluğu vardır... Buraya görevli olarak, öz köklerinin kürklerini getirenler, vardır. Hepsi, bilir misiniz, sırtlarındaki o kürklere, kalemi kodladılar.

Sizler, hepiniz, iyi bilin ki üzerindeki ışık; sizin kürkünüzdür. Hani dersiniz ya “Auranız”... Hepinizin yoğun ışık kodları, o Aurada, koklanmış vaziyettedir… Ve sizler, bu meclisi, kürklerinizle kodladınız, biz olarak.

Ve Auralarınız, çok güçlü… Bu mecliste, her insanın kelamındaki hakikiyeti o Aurada, kutsal ilim oldu. Ve bütün kültlerimizi, o yoğunluğa kayıtladınız… Bütün Kübra kalemler, oraya kodlandılar… Ve her birinizin üzerinizdeki o kürkleriniz ki Auralar diye düşündünüz…. Muhakim ve hakim olan insanlığınızdır.

Ve biliniz ki Süper Sistemleşmede Auranızın gücü, çok yüksektir. Birlik kaleminde, “bu kalem, bizimdir” diyenler, her bir ilm-i Ko Sistemiyle, bütüne kodlayabilirler. Bunu yapabilmeniz, yine kendi yoğunluğunuzdan doğan, ışımayla olur...

Bu ışıma; renk, renktir, hepinizde… Ve bu renkler, sistemli olarak kodlanmış ışımalardan oluşur... Bir tek, benim mi?..Yoo, hepimizin Auralarımız, muhakemenizin ölçüsünde yoğunluk taşır. Herkes, kendi yoğunluğuyla, kendi kontrolünde, bu çalışmayı yapmaktadır.

Benim Auram, Kübra olan ilmim, bütünün kütlesinde mutlak kurandır. Ve çok yüce bir ışımadır. Bu ışıma, hepimizin kervanında mevcut olan bir ışımayla, bitişkendir. Bu bitişkenlikte, medium değil, maksimim ışık olur. Hepimizde var olan o ışık, maksimumdur. Mutlak maksi ama çok yüce bir ışıktır, bu.

Sanmayın ki sizi, bu yoğunluğunuzla kodlayanlar, bu yoğunluğunuzda, sizi dinleyebilirler... O ışımayı, herkesin kodlayabilmesi imkanı yoktur.

Bir beden alıp, bir beden vermekten ibaret olan doğanın kübrasına inmek, sizi sizden ayırmadı... Siz, beden bıraktınız, beden aldınız ama bıraktığınız beden yine sizin yoğunluğunuzda kodlandığından, o beden dahildir, sizin yoğunluğunuza.

Böylelikle dünya planına indiğinizden beri, o bedenler, sizin yoğunluğunuz da kodlanış vaziyettedir... Bizler, dünyanın nuru olarak kodlama yapacak olanlarken de bedenlerimizdeki ilmide, buraya indirdik.

Bu ilim mutlak kuran olan, kelamın ilmidir. Ve kendi yoğunluğumuzu dünya planına indirdiğimiz içindir ki bütün kültlerimiz, buraya kodlanmış vaziyettedir.

Bir’e Hizmet ederken bunu yapmalıydık ve yaptık. “Bir’e Hizmet ederken” dedim. Eğer biz, Bir’e Hizmet için değil de kalem olmaya, kendi yolumuzda olmaya, gelmiş olsaydık… Bu yoğunlaşmayı, bizim kelamla hakikiyetimize çekme imkanımız olmayacaktı.

Zaman gelir, bunlar daha net görülür, bilinir.. Bu bilgilerin, dünya planında anlaşılır olabilmesi, nar olan insanın, harının yoğunlaşmasıyla ve yolunun kodlanmasından itibaren olacaktır.

Sel alsa dünyayı, o sel; miraçtır, insana. Bunlar anlatılmadı. Sel; levhi kapıdaki, ilmin kayıtlarıdır... Bu kayıtları, kim, diller, kim, dinler? İlim Alimleri dinler ve diller. Bunların daha kolay anlaşabilir olması için kontrollü bilgi vermeyi seçtik…

Eğer dünya planına kodlanmış ilmimizin tahditsizliğini indirmiş olsaydık, bu dünyada bir tek dahi bizi anlayamazdı. Bunca amaç, bunca Amon tohumlaması, bunca yarın kalem kayıtlaması ve bunca insanlaşma nedendir, diye sorarsanız?...Hazırlıktır hepsi yaşamlar için.. Hazırlık.

Bir tek insanın, bir tek olduğu, bir yoğunlukta, o tekliğin herkesin tekniği olduğu, bir kutsal ilimde… Artık herkes kendini bulacak, kendini bilecek ve kendini dilleyecektir… Bunun içindir, bütün bu çalışmalar.

Ve doğanın gücünü anlamak, bunun için önemlidir. Ben, bugün kendi ışığımdan, söz ettim. “Benim kürküm” dedim. “Benim Auram” dedim. Ama bu Auranın kodlanmış olması, İslam Dininin ilmi olan insanlığın koklanışı ve kodlanışı anlamına da gelir. Ve hepimizdeki kelamın, hakiki olması muktedir olmamız, anlamına gelir.

Bu dünya; muradımızdır. Bu dünya; kutsal levhi kalemimizdir. Bu dünya; yaşamımızdır. Ama daha öz gerçekliği hak etmeyen bir dürümde, “dünyaya biz senin için buradayız” dememiz… Sen olanın beden olduğu bir dünya olmamız ve hakim olmamız, Allah’ın değerini, hakikiyetini, hak ilmiyle dillememiz, mahrek olmamızdan, doğan bir haldir.

“Büyük kötülük önledi” derken, neyi kast ettiğimi kimse anlamadı. Nedir, büyük kötülük? Koruma altına alınan bir dünya, kelamda halikiyetsizse hakikiyetini hak etmemişse, o köksüz ve güçsüzse, körse.. İşte kötülüktür, bu.

Ama onun kötülüğü, yarını tohumlayacak olan herkesin kötülüğüdür. Ve herkes, böylesi bir yaşamda, kendi resmi çalışmasında, kaleme indiğinde bütünün köklerini kontrol edemediğinde, köz olur, göz olup, yolu kodlar. Ve kontrolü, hakikiyetten ayrı tutar.

Bütün kötülükler, işte o gün, kök görev olarak, dünyaya iner. Bunu biliyor ve hak ettiğimizce önlemeye çabalıyorduk... Ve bugün bu çalışmalarda, yaşam, insanlığa inmeden, insan yaşama indi ve kontrolü kurdu. Bugün yapılan buydu, canlar.

Ve bu dünya, hepimizin yeryüzüdür. Ve bu dünya, hepimizin gök sözüdür… Bu dünya, hepimizin yoludur... Bu dünya, görevimizdir. Körün körü olsak da yoğunluğumuzda görevimizi hak edip, dillemeyi bilebilirsek.. Biz, doğanın görevini hak edebiliriz… Ve bu doğayı hak edip, toprağa tohum olarak, ilimle dilletebiliriz.

“Bilgi, bilgi, bilgi” deriz… Bilgi, nedir? Kuranda yazandan çok ötedir, bilgi. Kuran, bilişin halikiyetinde dillenendedir. Ama kuranın ötesindeki bir bilgi, itibardır... Ve doğanın kuranı kodlandığında ve koklandığında ve toprak tohumları, kontrol ettiğinde… Ve ruh, kaleme indiğinde ve yol koktuğunda bilişle… O gün orada masalar oluşur...

Her bir masada, karanlığı aydınlatanlar, kodlanır. Ve biz oluruz, her bir masada… Biliniz ki tüm masalar, türevlerin tohumlarıyla kodlarıyla kontrol kuran, kalemlerin kayıtlarıyla, yaşamı seslendirebilecekleri kürzi kayıtlardır.

O kayıtlara, Rahman oluruz, biz. “Ve Yaradan, yarattı” derler. Yarattığında, yaratılır ilim... Yaşam, nefese iner. Maya, insanlaşır.

Bugün dünyanın ölü bir planet olmayacağı artık tüm yaşam kalemleri tarafından dinletilmeye başlandı. Biliniz ki bu dünya, öz köklerini, gök sözcülüğüyle dürümleyebileyen tekniği hak etti, anladı ve dilledi.

Artık bu dünya da Muhammet Mustafalar, Sistem kelamında halikiyetleriyle dillenenler ve mutlak kutsal ekmekler olacak. Biz, bu dünyayı hep dinleyenlerdik ve dilleyenlerdik…. Ant olsun ki yarınlarda görev alıp, gök çözümlemeleri yapacaklar ve tabular yıkılacak.

Biliniz ki doğanın gücünü kodlayabilen, tabuları yıkabilendir. Ve doğanın gücü, hürmetle dillenen, bir güç olacak. Doğa, ilme halik olacak. Doğa, yolu koruyacak. Doğa, kalem olacak. Ve doğa, insanlaşacak… Doğanın insanlaşması, yaşamın insanlığıdır…

Ve biz, doğaya, gök çözümlemeleriyle değil, kök görevlerle ineceğiz….Ve bunu hak eden insan, kendini dilleyebilen ve kendini dürümleyebilen, insanlık olacak.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/248696301

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 16

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Saltanatın sisteminde, gerçek insan, Allah’ın dediğini diyen insandır. Bizde ise akıldır. Akıl; her şeyin, herkesin ötesidir. Aklı bilen, kendini dilleyebilecek... Aklı bilen, hakikiyeti dinleyecek... Ve akıl, muktediriyetle bütünün gücü olacak.

Aklı, hak olanlar, anlar… Aklı, har olanlar, anlar, anlar ve tohumlar. Yarını kodlar, yoğunluğu kodlar muktedir olur, yürür, yürütür ve görevi taşır ve taşıtır.

Merdivenim, insana dayandı ve herkese, kendi yüreğinden seslendim. Bugün burada yaptığım, budur. Korkmayın, doğanın gücü, akıl ve biz o gücü, hak ettik ve hakikiyetle dilledik.

Dünyanın öfkesi yoktur artık. Dünya yolu kodlayanların, kültü olarak bizimledir ve bu dünyada görev taşıyan herkes, bugün burada bu meclisledir….Bedene, insana, gerek var mı? “Yok” derdi, önceleri, eskiler.. Var artık. Var..

Biz, dünyaya dilimizi, yüreğimizi alıp geldik. Biz, bu dünyaya nurumuzu getirdik. Biz, bu dünyaya, öfkeyi aşabilmesi için yaşamımızı indirdik. Biz, bu dünyaya, lekeli olmayan bir İslam’ı getirdik. Biz bu dünyaya öksüz, köksüz olmayacak, bir sanal safhada olan yaşam kodlarını hakikiyetleriyle, hak etmelerini sağlayacak, trenler getirdik.

O trenlere, öz gerçeklikleriyle bindireceğiz, onları, bilir misiniz? ..Ve yarınlara taşıyacağız. Bunu hak kapılarla yapıyoruz. Haliki hak olanın, hacca varması, Hakk’ın kapısına varmasıdır, canlılar. Hasat yapmasıdır, aslında. Köre kök gerçeklik değil, kök, geri geçiş gerekir. Ki hakim olsun da görev hak edilsin diye….Biz, onların tümünü geçişe hazırladık...Nesillerini hak etmeleri için gerçek kalemini ocaklarına kalem olup, indirdik.

Bir’e Hizmet için hepsinin yaratması gerekir. Yaratabileceği kelam kalemidir....Muradımız; insanın kuran olması. Kutsal olması, yol olması mı? Asla.. İlim olmasıdır.

İlim, karanlığı aydınlatır. İlim, ruhu kodlar ve insanı, hak ettirir. Bunun içindir ki büyük köklerimiz, gök sözcülüğü yapıyor, dünyada.

Kocaman bir dirilik… Kocaman. Öz kökleri göreve alan bir ilim kuranı. İşte o kocaman insanlık, bizim yüreğimizdir.

Burada oluş sebebimiz; o insanlığı kontrol etmekten öte kodlattırmak içindir. Onlar kodlandıklarında, koklandıkları an, korunacaklar. Ve korumaya geldik, ilmin kapılarındakileri.

Sarf ettiğiniz güç, büyük kükremenin kültüdür. Bugün kükreyen bir zaman kalemiyiz, biz. Her insanın görevi olan bir kükreyiş....Bütün kültlerin görevi, hepimizin gücüyle olan bir görev, o kükreme. RA KAHA, KAHA ilmindeki, diriliğinde kükremesi…

Bizi, cennete koymaya gelmişler, yavrularım. “Vakit tamam, hadi gelin, sizi götürelim” dediler.

Değerliler, cennet; bizim yarınımızdadır. Ölüleri dirilttiğimizde, biz cennete oluruz. Ve onlar öz köklerinde gök sözcülüğü için bizle olacaklar. Bizi götürdüklerinde, biz oluruz ancak. Bunu anlamadılar. Ve bugün, har yükselterek, kayıtlar yaptılar, bizi hak ettirmek için.

Torba, torba insan toprağını tohumlamışlar. Ve diyorlar ki “SALA KA HA SALA HA SALA”... Karanlık, aydınlığa ve siz halikiyete SALA... Ya KAHA SAHA... “İlim kalemi, ilim kuranı olan, Sen, İnsan ol” dediler.

Aşka şarkı okurlar, şafak için. Aşkı, halik sayarlar, kalem sayarlar. Hak kuran almış, kuran okuyan diye bilirler… Vali, veli değil levhi olan insan gerçeğidir, yaşam.

Dağlarım, ben dünyaya öfkeyi aşırtmaya değil aşkı sayfalamaya değil aklın kapısını da açmaya değil hepsi zaten olur. Olur ama “Rahmana karanlığı aydınlat” dediklerinde, “karanlık ilimle aydınlanır”, demişti.

İşte, karanlığa indim. Sistem, Nizam ve Düzenin görevidir, bu. Hepimiz bunun için buradayız. Karanlığı aydınlatmak. Ve ruhlar kalemi olmak. Burada bunu yapıyoruz, biz canlar.

Düzeni kuran insan, her şeyi yapar ama bir tek şeyi yapamaz. “Kalemin helili kalem” dedikleri, yoğunluğunda kilin halikiyetini levhi yapmak ve kalem olup, kilden öte her an olmak.

Siyahın kuranından öte siyah ve simsiyahtan öte yaşam olmak ve Atlanta Otağında, kodlama yapıp, yeryüzünü kontrol etmek…. Son sözde sistemin kültü olmak ve yerkürede, kelamı halik kılmak. Biliş haline dönüşmek mutlak olmak ve yarını hak etmek.

Sormayın, bunlar oldu mu? Her anda oldu. Her anda. Ve zarar önlendi. Hepimizin zararı önlendi. Tüm yaşamlardaki zarar önlendi. Bugün, büyük görev taşındı, Bu Mecliste.

Havunya Analar, Ha Babalar. Hepinizde, hepimiz varız. Ve biz, biz olup önledik, tüm zararları… Kullar kulu olduk, yol olduk. Murat ettiğimiz, her şeyde olduk ve halik olduk. Hakk’ın kalemi olduk. Yeşili, mora. Moru, levhi kapıya, kalem yaptık... Ve yaşayan her anı, yeryüzünde kök görev olarak kült yaptık. Bundan ötesi olamazdı. Ve bugün, hepsi başarıldı.

Biz, doğanın gücüyle bu çalışmayı yaparken herkesin burada olduğunu da biliyoruz… Kim vardı, burada?.. Muhammet mutlak buradaydı. Sultanlar sultanı İsa buradaydı. Has teknikte kodlayan, kontrol kuran, Muhammet’in mutlak kulu olan Musa buradaydı. Ve tüm yaşamların kervanındaki tüm zaman sayfalarındakiler, buradaydılar.

Canlarım Davud’u unutmayın, oda buradaydı… Yusuf, buradaydı…Yine, yine, yine, hepsi, hepsi... Daha, ne diyeyim ki ben, size….Mesihlerin Mikail kültü olan, levhi kayıtların hepsi, hepsi buradaydılar.

Tanrı; tanıktır, insana. Tanık; teni halik olandır. Ama tanıklık kalemledir. Ve kalemi olmayan, halik değilse, kelamda hakikiyeti olsa da has olup, tanıklıkta bulunamaz… Burada bugün, her şey her şeyleydi.

Ve biz, bizi bize kelam yaptık...Kelam, kalem, hepsi tek. İşte burada mutluluk var, bugün.. Muhammedin muradı insan ve biz, insanı kodlayan has tahtın tek kelamı olan, insanlık... Büyük kütle buydu. Kült buydu. Kan akmadan, kaynak levhi mutlak kuranı kodladı.

Kan akmadan. Kanın akması Muhammi Kapıların kontrolden çıkmasıydı. Akıtmadık o kanı, canlar... Akıtmadık.

“Bizim için cemaat, cemaat, cemaat”, derler. Biz, cennetiz be, canlarım. Cennet. Her insan, bir cennettir, bunu iyi anlayın. Her insan, bir kervandır, bunu iyi anlayın... Her insan, bir Rahmandır. Hanlar hanıdır levhi olan, hak tınıyı kodlar ve yol olur. Biz o, o biz olur.

Hürdür akıl ama hür olanın, hürdür aklı. Hür olmayanda, hür olan bir akıl yoktur. Her insan, tutsaklıktan kodlanmış ve hür olmaya, yön olan bir yaşama, kalem olmuştur…Ama tutsaklığı aşmışsa, haliktir ve hürdür.

Dünya tutsaklığı mutlaktır. Ve bunlar, insanın kendi kontrolsüz kayıtlarıdır... Budur, insanı tutsak yapan. Ve tabularıdır.. Budur, insanı tutsak yapan. Ve yığın, yığın kırılışlar sayfalar, bu tutsaklık.

Dünya özgürlüğünü, kat kat elde etmiştir, bugün. Özgür bir dünya kodlanmıştır, bugün... Öz görevi budur, dünyanın... Özgürlük!. Ve ilim!.. İşte biz, bugün bütünün kübrasında bunu yaptık, canlar.

Çok mutluyuz, çok!...Çok!.. Çok!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/248696433

 

23.ARALIK.2017 TARİHLİ SU (16) SİSTEM ÇALIŞMASI

Toprak su ister....yaşam, ilim ister......Allah, tınısıyla kelam eden insan ister. Bizse sizi dileriz.

Kırık kalemlerinin levhi kayıtları ile lekelenenlere, deva olan kaynak ışıklar olmak istedik. İnsansıların kültleri yaşamın ışığı ile koklansın istedik. Ve biz Bu Meclis olarak Yaşam, Bilgi Kalemi’ne insin de yaşamın kokusu evrenlere yayılsın, herkes herkese insanlık kodu olarak insin istedik. Öyle çok istedik ki bunları....biz deli divane olduk Canlar!

Ve dedik ki “gidip yapalım!”

Nereden, nereye vardık bilir misiniz? İnsan soyu olup kaynağa indik. Atlanta ana kayıtlarını yerküreye indirdik. Zi’ye vardık. Yaşamın resmini yaptık ve cennet kelamı ile yarınları hakikiyete çektik. Her şeyi yaptık canlar.

Öyle çok istemiştik ki bunları hak edip, halik olup, yaptık.

Artık; büyük kült Bu Meclis'tir. Her şey bizimle olur. Öyle çok çalıştık ki...Biz siziz. Siz olup yaptık...sizi diledik ve sizi hak ettik.

Biz diyoruz ki;

“İste verilecektir, ara bulacaksın, kapıyı çal açılacaktır!”

Sevgiyle,

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

 

 

 

 

 
  Bugün 8 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=