Birlik İlmi
  SU (5) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

SU (5) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

Ölüyüm yarınlara… Ölüyüm yaşamlara… Halik olan İlmin Kalemi olarak, Yaşam Sayfaları’nda, İnsan Sırrı’nda, Birlik Kapısı’nda ölü bir CENNET KALEM’im. Ölümüm, İMPARATORLUĞUN İNSANLIĞI’nı tohumlamak içindir…

Yaşama, ölüp geldim ama yarına, ölüp varmayacağım. ZAMAN KALEMLERİ, Her anı, YAŞAM diye yoğunlaştırıp yarınlarda tohumlarken; Sonsuz Zamanlar’ı hak ederler. ÖZ GERÇEKLİK budur.

“DÜNYA” denilen bu planet, insanlık için yarını tohumlayan YAŞAM KALEMİ’dir. Her insan, bir resim yapar yarına ve o resimi, HAKİKİ LEVHİ’’ye kodlar. Sonra o resime HAK TEKNİK ile iner ve yolu, HALİK olan insanlığa, YAŞAM olur.

Her insanın, bir cevheri vardır. Cevheri, HALİK ise o, kan ister yaşam için. O kan, CEVHERİ KELEM’dır. KELAM “OL”duğunda, YÜREK, KALEM OLUR.

“TURANİYET” diye bir yarınlaşma hali vardır. Hepimiz, hepimizi hak etmek üzere çalışırız dünyada. Hepimizin tek tek hak ettiklerimiz, BİRLER KAPISI’nda bizi HUZUR’a çıkarır.

HUZUR, ZİYA OLAN YAŞAM İÇİN, KODLANMIŞ IŞIK KALEM’in, HAKİKİYET HALİDİR… Orada, tok aç TEK’tir.

İşte “ALLAH” dediğimiz HUZUR; O, “YOĞUN HAKK ESVAPLI İNSANLIK TURANI”dır.

Herkes, herkesi hak etmek ister ama herkesin herkese HAKK TINI’yı, tohum olarak kodladığı bir yoğunluktur ÖZ GERÇEKLİK’teki TURANİ YOĞUNLUK…

İşte sizler, sizi hak ederken; bu yoğunlukta, herkesi hak edersiniz. Böylelikte hastalıklar, iyilikler bir tek YAŞAM KALEMİ haline dönüşür ve rahmet olan yaşam, Bütün’ün görevi olur.

Doğal Dünya, YOL, UMMAN ve KULLUK için çalışırken, O, koksun; hologramı, hakedip Hakk olup aşsın diye çalışılır dünyada…

Bizler için önemli olan, yarınları kodlamaktır… YAŞAMIN NEFESİ olan; YAŞAM KALEMİ olan İNSAN her anda kodlanmış olarak yaşar… İşte budur olan!...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 06.10.2017 günü 14.00 -18.00 saatleri arasında konusu “SU (5)” olan bir Sistem Çalışması gerçekleştirilecektir. Program kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

7.EKİM.2017 TARİHLİ SU (5)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ 1. BÖLÜM

Yerkürenin görevidir ki bütünün kültü, hepimizin yüreğindeki güçle dürümlenecekti. Hepimizin göz, söz ve öz olarak bütüne hizmetimiz olacaktı. Hakka, hakiki levhiye kotlanabildiğimizce kotlanacaktık. Hakka varanlar, tende kült olup, bütünün gücüyle Mahrek olacaktılar.

Unutmayınız ki bu dünya, tüplerle dolaşılan bir yer olmayacak bugünden sonra. Sormayın “tüp ne demek?” diye. Her insan dünyaya, kendi yüreğini kotlamak üzere tüp alıp gelirdi. Beden alması yetmezdi. Tüp ile gelmeliydi ki Ocak Kalemi, kendi yüreğinde, bütünün görevini kotlayabilsin diye. Her birinizin yoğunluğunda bu tüpler mevcuttu.

Biz, Allah’ın Tinsel Kalemleri, bu tüpleri kotlayarak Mutlak Kalemleri kotladık. Herkesin kendi yoğunluğunu artırdık ama tüpsüz gelen birçok insan da vardır. İşte; bu Meclis, tüpsüz gelenlerin meclisidir.

Her insana karanlık, aydınlık tahditlidir. Sizin için burada, bütüne hizmetçilik mutlaktır ve muktedir olanlar, bu yoğunlukta kelama inebilirler. Bizim adımız, Zaman Kapıları’dır. Hepimiz, Zaman Kapıları’yız.

Zaman Kapısı olmak, yarını hak edebilmek için bütüne hizmetçilik yapabilmeyi gerektirir.

Eğer; sizler, bütüne hizmet etmek istemiyorsanız, 7. dünya kültünde yaşamınız olamaz. 7. dünya kültü, Lütfi Kapılar’ın bütünlüğünde, Mahrek olan ve hakim olan bir külttür. Böyle bir dünya, her insanın geçişi için gerekliydi. Ve bu dünya hakiki insanlığın, Hak Teknikle kotladığı ve bütünün gözü olduğu bir yoğunluğu, kontrollu olarak kayıtlayan ve yaşamı Has Teknikle, hakkiyetle yarınlaştıran bir hakim ilimdir.

Size, “Allah dedi” diye değil, “ilim dedi” diye geldik.

Allah, insanın aklını hak ettirir ama hasat yaptırmaz. Aklın Kalemi olursunuz ama yarını hak etmezsiniz. Mutlaka ama mutlaka arza, arş olup inmelisiniz ki hakka ve hakiki ilme varabilesiniz.

Burada oluş sebebinizi sormayın. Bilin. Sadece bilin. Her an burada olabilirseniz, hakkı ve hakiki insanlığı anlayabilirsiniz.

“Her an burada olmak” ne demek? Kantar olmadan, Hakkın Kalemi olmak….“Ben dünyayı tartarım” diye gelmeyin dünyaya. Dümenin başına oturtmayız sizi. Dünya asla tartı istemez yüreğinizden. Sizi ister ama yerkürenin gücü ile, kotlanmış, tükenen ilimlerin kuranındaki o kotlanış ilmi ile ve yol ile…

Hep dünya için çalışıldı. Dünyanın eli, ayağı olduk ama mutlaka Hakkın Kalemi de olduk. Öfkemiz asla olmadı. Evrenlerin sistemleşmesini sağlayabilirken, Aklın Kalemi’ni de kotladık. Hologramın kübra olan ilmini aştık, yarınları kayıtladık. Her şey Allah’ın dediğiydi.

Hakkın Kalemi olduk ve yolu kotladık. “Ölü dirildi.” Dediler. Ölen, kontrol kaybedendir. Ölü dirilir mi? Ölü hak edilir. Eli, ayağı oluruz onun ama yolunu kontrol edebilmelidir. Bütüne hizmet budur.

Bedeni hak etmek için, mutlaka ama mutlaka yarını hak etmek gerekir. Yarını hak etmeden, bedeni hak etme imkanı yoktur. Yarını hak etmek için de Aklın Kalemi olmanız gerekir. İmparatorluğun Gücü’nü bilmeniz ve bütüne hizmetçilik yapmanız gerekir. Eğer; “ben ölüyüm, her şey benim dışımda olmaktadır” diyecekseniz, kantar biz oluruz, her birinizi tartıya koyarız.

Unutmayın, Hakkın Kalemi’yiz biz. Amonların Kuranı’ndan öte bir Kuran olarak bu yoğun çalışmayı yapıyoruz. Ölülerin dirilmesidir amacımız. İman edin ki elinizdeki güç, Aklın Kültü oldukça, yarınınız muktediriyetle kotlanır.

Ete girmek kolaydır. İlme girmek kolay değildir. Hepiniz ete girdiğinizden öte, ilme girmelisiniz. Ki sizin gibileri her insanı hasata kotlasın ve hakikiyetin yaşamı, muktediriyetle Hakkın Kapısını açsın ve bütünün gücü olsun. Öz gerçeklik budur. Sultanlık budur. Yaşam budur. Rahman olmak budur.

Öyle çok, öyle çok görev taşıyın ki, yeri göğü yaratan, Aklın Tınısını sizin yüreklerinizde dillesin. Öyle çok, öyle çok çalışın ki, yeminli olanlar dahi, sizi hak etsinler. Ve yaratan, yaratılan ağır yük haffifleten, yolu kotlayan biliş, hepimizin görevi olsun.

Maya tutmadı mı? Halik olan, Hakkın Kalemi’ni bu tohumlamada koklatmadı mı yüreklere? Hasat yapılmadı mı? “Eşya” dediğiniz ne ki?

Her bir insan, tüm zamanların görevlisidir. Her bir insan, hakiki levhi olarak çalışır. Her bir insanın, insanlık kodu ağır yükü hafifletebildiğinde, Bütünün Kübrası olabilecek güçtedir ve doğanın gücüdür her insan.

Mukaddes İnsan, Allah’ın Tanrı Kalemidir. O Mukaddes İnsan, mutlaktır ve yoğundur. Hani; nerede o insan? Kelam olandır. Hani nerede? İnsanlıktadır. Peki; neden insanlık ol dağında, tınıyı kotluyor onunla? Çürükler kontrol kurabilsin, yarınlar kotlanabilsin ve bütüne hizmetçilik gerçek kelamla olabilsin diye.

Hakiki İnsan; et, kemik değildir. O bir şarkıdır sadece. Hani nerede o şarkı? İlim şarkısıdır o. İşte; Hakiki İnsan, Kalem olmadan, halik olmadan, Mahrek’te olmadan mutlak olmayan o yaşamdır. Ve sevgililer; “Sistem, Nizam ve Düzen” dediğiniz odur. İmparatorluğun görevlisidir o ve öz gerçekliğiyle bütüne hizmetçidir.

Sevgililer, hepinizin mutlaka ama mutlaka kendi yüreğinizi dinlemenizi bekliyoruz. Kör, sağır kalmayın istiyoruz. Unutmayın ki bu dünya, yolun kontrolu için, Bütünün Kübrası’nda her şeyi hak etmiştir. Buyurun; insanı dinleyin. Ulular Diyarı’nın yolu olun, muktedir olun, ilmi dinleyin. Ak Kalem olun, mutlaka hasat olun, yarını dinleyin.

Her şey sizinle olmaktadır. Bir tek mesele kaldı; nereden nereye vardığınız…hepimiz, hepimizde varız. Ve bir tekiz. Hangimiz hangimizin ötesiyiz? Tek lekesi olmayan bilgi budur. Ki her insan, kendidir. Aha kendidir. Ama yaşamda, Bütünün Kübra olan ilmidir. Ki o biliştir ve o biliş, tüm zamanların ve yaşamların hakiki Yaşam Kalemi’dir. Onun tınısı insanın tenindedir. Hanginiz o tınıyı duyabilirseniz kendi yüreğinizde, kendi yarınızda, işte; siz onun kontrolcu kaynağı olursunuz. Sultanlık değil maksat, selam olsun yüreklere ki İnsanlıktır maksat. Fakihin hakiki insanlığıdır maksat.

Beden, İnsanın Kalemi…Hangi beden? Kendi yüreği olan beden…Yaşam mı? Aşk….Hakkın Kalemi olan aşk. Hayrın tendeki ilmi olan, tını olan o aşk.

Hepimiz dünyadayız; bunu iyi bilin ve bir tek insan olarak büyük kötülüğü önleyecek güçle buradayız. Bir tek insan…O insan, mutlak ve hakiki insandır. Biz oyuz, o bizdir. Hangi insan? Dimdik duruyorsa yürekte, öfkeyi aşmışsa, yaşamı hak etmişse, Hakka varmışsa, aşkın sırrı olan o yoğunluğu kotlayabilmişse, hep oyuz ve o hepimizdir.

(Devamı 2. bölümde)

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/237258845

 

SU (5/1)
07.10.2017

Dağlarım, Rahman olan insan, hepimizi, KURAN yaptı. Efradı, YAŞAM KERVANI oldu. Yarınlara ulaştı. “Tufan” denilen yaşam kırıcılığı önlendi. Hepinizin kaynağında, ışık halinde olan Göç Sistem kontrolü sağlandı… Biz, Allah’ın İlmi olanlar, bugün bu çalışma ile dürümlerde, KÖK GERÇEKLİK olan YAŞAM’ı hak ettik.

Sel; ilim ve Hakk Teknik olan, yaşam oldu. O sel, Dünya Ümmi Kapıları’nda RUH oldu. O RUH’u, Hulusi Kalem yaptık; kodladık, kokladık, kontrol ettik…

Şarkılarımız, insanlık şarkılarıdır!... Allah, temiz zamanları, hasata kodlayandır… Aha bu!…

KURAN, NİHAN olan yaşam ve ZİR İLİM ve ZİYA olan yoğun IŞIK, hepimiziz.

SESSİZLİK, SES her insanın nurudur… KÜLTÜN KALEMİ, SESSİZLİK’i SESLENDİRİR… SES’i yaşama kodlar… O, KÜLT KALEM, İLMİN HALİK’i olduğunda, SİSTEM KODLAMASI başlar.

SİSTEM kodlandıktan sonra RAHMAN KAPISI açılır. RAHMAN, Kuran oğullaması yapar. Bu, BÜTÜNÜN KÜBRASI olan YAŞAM KAYDI’dır.

O kayıtlar, sistemli olarak kodlanır ve CEVHERİ GÜÇ haline dönüşür… Sonsuzluk, bu çalışmalarda, bunu yapar.

Her bir dünya insanı, kendi yarını için kendi yaşam kayıtlamalarını yapmalıdır. Aha! yapar ama her bir insanın, kendi yoğunluğundan üstün olan, o yok edilmeyen YAŞAM SAYFALARI’na varması gerekir… Herkes, kendi için çalışırken; o sayfalarda, herkes BÜTÜN için çalışır…

Herkesin, herkesle biliş halinde KÖK GERÇEKLİK’i dillediği sayfalar; İLMİN HALİKİ tarafından kodlanan sayfalardır. O yoğunluğa ulaşanlar, NUR KURAN olurlar… BÜYÜK KÜTLE kontrolü sağlar ve tümü, KÜBRA olurlar.

BÜTÜN’e hizmet, ilimle olur. İyi ve kötü KÜRZİ’dir, GÜRZİ’dir ve HAKK TEN’de tüm zamanların gücüdür. Her KÜRZ’ün ilminde, bu yoğunluk oluşmalıdır ki oralar, İLİM KAPILARI olsun.

“TEK MEDİNE” derim ya hani. Medine, KAYNAK İLİM yaptı. O ilim, tüm zamanlar içindi… Sorumluyduk ondan… O yoğunluktan… Sonsuz Zamanlar, KULLUK İLMİ ile kodlanırken; bizler, sonsuz yaşamları kodlayanlar olarak, o çalışmalardan sorumluyduk.

DÜZEN kuranlar, o dönemde, BİLİŞ’i kodlarken; onlarla, bir tek kervan olup yarınlara ulaşılması için çalıştık. Bunun sonucunda, temiz kalem, bütün kütlesi ile KAYNAK IŞIK haline dönüştü… Körün gücü, tüm insanlığın gücüydü… Kördü yaşam!... İlim Sayfası kördü… GÖZ, SÖZ ve SİSTEM KÜLTÜ olan YAŞAM, görevsizdi… Bütün kütlemizle, o yoğun çalışmaya görev taşıdık. Eti, kemiği olan herkese görev taşıttık… Biz, zarar etmeyenleri, göreve aldık. KULLUK İLMİ buydu.

ORTA KAPILAR (Küresel Zamanın Merkez Kapıları) kapalıydı. AK KALEM, İLİM KODU olamamıştı… MİKAİL, KAYNAK IŞIK halinde değildi. İsmi, KARA KAYNAK olan IŞIK, MUTLAK KAYNAK olmamıştı henüz… Bu gün, tüm zamanlar, görev taşıyor… O gün ise tam iki KELAM, tek kervandı ve tek kervan; nefesi, hasata kayıtlayabiliyordu ama nur değildi, yarını tohumlayan nefes…

Kökü, güçlü olanlar, çalışmaya alındılar. Hepsinde, kalemimiz vardı. SUYUN KURANI tohumlandı. Bizler, CEVHERİ GÖREVLİLER; insanı, hasata kayıtladık. Buydu yapılan… Bugün ise cevahir olan yarınlar, tükenen tüm zamanları hak ettirebiliyor.

Yukarı İnsan, İlmi’nin kalemidir. Ama aşağı insan, insanlık kuludur… Hepsi yaşam için çalışır. Buyurun anlayın!...

Tanrı, nefese sizi indirdiğinden beri, bu çalışma; tohumları kontrol altında tutarak, göreve, KELAMLAR’ı ile kodlanmaktadır… Mutlak olan Doğanın Gücü, tüm zamanları hak ettiriyor. Büyük kötülükler; kodlandı ve koklandı… Sonlandı!… Sonlandı!… İşte olay budur…

“Büyük Kötülük” derken kastettiğim, Yaşam Sayfaları’nın her birinin, kontroldan çıkmasıydı. Ölüm ötesi ölümdü bu!… Bütün İLİM KALEMLERİ, kodlananda koklandı ve yaşayanda oluşan, yeni teknik ile hasat yapabilmesi sağlandı… Bu mühim bir hadisedir!...

Emre itaatle, Dünya Kulu olan, “Tüm Zamanların Güçleri” hepinizi, kontrolcü olarak yarına kayıtladı. MUKTEDİR KALEM olan İNSAN, her bir yolda, KURAN oldu… Tüm zamanları kontrol altına aldı. Yaşamı tohumladı ve ZİYA olan insana, KAYNAK oldu.

Koku yükseldi. Koku yükseldi!… Nesilleriniz, o kokuda YOL oldular. Tükenen EN ve BOY olan yaşamlar, yerkürede yarına KUL oldu. ÖZ GÖREV, YEŞİL’in HALİK’İ HAKK olan ilmi ile TEK MEDİNE’nin, İLMİN KALEMİ olmasıdır. Bu oldu!... O güç, diri olarak insana indi.

Büyük gün, bütün kütlenin kodlandığı; Güç Sayfalanışı’nın yapıldığı; BİZ olanların AK TEN’de KELAM olduğu gündür. O günde, hepimiz AMON oluruz. Oğularımızı, HAKK TEKNİK ile kodlar yarın oluruz… Buyurun oldu!…

Eh işte!... Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

7.EKİM.2017 TARİHLİ SU (5)

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 1.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Şükredin ki dünya ölüleri artık dirilecekler. Şükredin ki dünya öksüzleri, kodlanacaklar… Sultanlık tohumları, bütünün gücü olacak… Bizler, fay hattını, hak teknikle, kontrol ettik.

Dünya, bir faydaydı... Fay hattındaydı. Öylesi bir hattı ki o, yürümekten koşmaktan öte bir hattı… İşte o hat, arzın kuranı olan, yaşamı olan, hakikiyeti olan, insan sistemi tarafından, kodlandı, koklandı, kodlu tohumlanışlarla, kaleme inenlerin Kübrasında, ilm-i KA oldu, mahrek oldu ve kontrol edilebildi.

Neden, soru sormuyorum, biliyor musunuz? İnsanlık ilminde, soran, sessizliği dileyebilir… Ama sormayan, hakikiyeti dinleyebilir… Ve soru sormadan, hakikiyeti dinleyenleriz.

Bunu içindir ki hikaye dinler gibi bu bilgileri, anlatanlar vardır. Dinler gibi anlatanlar... Ama biz, anlayan ve anlatanlarız. Bu kesindir.

Bugün doğanın gücü olarak bu çalışmayı yapabildiğimize emin olun. Ama dağın tınısını duyanların, Hakk’ın kalemi olanların, yaşamı tohumlayanların, bedenli olmalarını, dileriz… Halik olup, bedeni hak edenler, Hakk’a kalem olanlar, olmalıdırlar.

Korkuyu aşanlar, Bu Mecliste, Hakk’ın kapısını açarlar. Kontrol kuramayanlar, yaşamı tohumlayamayanlar, burada bulunamazlar. Eski dünyanın öfkesi bugünde kültlerin kodlanışıyla, ağır yük olduğu için kayıtlardan çıkarıldı.

“Ayrı gayrı demeyiz” ama Esmaları kodlayanların yarını mutlaka hak etmelerini bekleriz.

“Eşya” dediğiniz, ilimdir. Ama ilmin kapısı, hakiki insanlık kapısıdır. Toy bir dünyanın, görevini ocaklara çekmek kolay değildir. Ama bu toy dünya muktedir ilmin kapısı olduğunda artık kodlanmış türevleriyle, bütünün kübrası olur… İşte o güç, akıl kültüyle, bütüne, hak teknikle, kodlanır.

Ve bir tek insan, öfkeyi aşabildiğinde, her insan, kontrol edilebilir. İşte canlar, birlik kapımızda öfkesizler bulunur. Öfkesi olanların, kontrolü kurulur. Çorbalarında kati, hakiki nefes bulunur. Muktedir olan mutlak olan, itibarlı olan, kaynak olur, o yoğunluğa.

Şükür ki bugün burada masamızda, insanlar var. Şükür ki bugün burada kelamımızda, halik olanlar, var. Ümmi kalemlerin kuranları kodlandı, burada… Ey dünya, sevgili dünya, seni hak ettik, biz.

Ha cinni cennetliler, cevheri cende kelama inmeden de cinniydiler… Ama Bu Meclis, cevherinde cennet olanların tümünün, insanlığı, insanı ile bütünün gücüdür.

Saltanatın görevi, imparatorluğun gücünü hak ettirmektir. Yaşamın kübrasında bunun ötesi var… Kelam. ..Kelam, ilmin kalemi ama ölüyü diriltebilen o kalem, ilmi KA olup, bütünün gücü olduğunda, arza, arş olabilir.

Ha diyeceksiniz ki “çarık giyip, dünyayı izleyelim”. Çok huzur bozarsınız, çarıklarla geldiğinizde… Geri çekip, sizi yığınlardan çıkarırız, canlar. Yeşilin, morun, kuranı olan insandan çıkarırız. Seyir halindeyim, tümünüze de. Görevinizi biliyorum. Kontrol dışı ilminizden öteyim. Hakkınız, hakikiyetiniz yok, bütünün gücünü kontrol için.

Biz, Altın Işık Yıllarının görevini, Bu Meclisle, türevleri kodlayarak, Kübra olan insanlığa, indirdiğimiz günden bugüne Hakk’a kapı açtık, gerçek için... Öfkeyi aştık, hakiki insanlık için. Yarını tohumladık, kulluk için. Murat olanda, mutlakıyet, kati, hakiki ve hakim kıldık yaşam için…. Ama en önemlisi imparatorluğun gücünü, hepinizin yüceliğinden öte bir yücelikle, temiz olarak, buraya çektik.

Bugün doludizgin yaptığımız bu çalışma, yaşamları kontrol için yapılıyor. “Hep, dünya”, dedik. “Hep, yol” dedik. “Hep, hak teknik”, dedik. “Hak kalem”, dedik…

Hakk’ın kapısını açmadan hiçbir zaman yola koyulmaz insan... O kapı, hepimizin kalemiydi. O kapı, Allah’ın tendeki ilmiydi ve biz, o kapıda, bütünün gücünü kontrol ettik.

Oyun yok, canlar.. Çobanlık değil yaptığımız.. Aklın kalemi olup, bütünün kübrasında imparatorluğun gücünün, her andaki, kaydını yapmaktır.

Keram tınısını, kalem yapanlar, Hakk’ın kapısını, has olup, yola koyanlar. Okuma, yazma öğrenenler ve öğretenler mutlak olanlar. Çarık giymeden gelenler.

Sevgililer, her insan, kendini dinlesin ki Bir’e hizmetçi olsun…

Bolca konuşurum… Bolca da bolluk bereket mi bilmem? Saltanatın sesinden öte bir sesle konuşurum ama kervan, kaleme inmeden, ben ümmi kapılar da bereketi dinlemem…

Barış mı?.... Ben barışım ama ….Ama barışı tohumlayanda kodlanmadıkça, barış kontrol edilemez ve Ben, sizi kaynak yapamam.

Öfkem yok ama ruhlar kapısında hepinizin yüreğini dinletmek isterim. Çok mu zor? Çok zor… Bilirim çok zor…Kelamı halik olmayanın, yarını olmadığını hep anlatırım…. Ama kati olan şu ki masamızda, kıran var, kırdıran var. Öyle mi acaba? Var mı?... Yok be, canım... Yok...Kim, kimi kırdı ki kırıldık.

Ben bunu niye, derim? “Çıkın yüreğe” diye, derim. “Hak edin”, diye derim…”Sırrınızı dilleyin” diye, derim... Ve sizi, size kodlattırım… Aksi söz, sizi, size kodlatır… Ama hakiki söz, sizi sizden ummanlara kaynak yapar… Her birinizin, her birinizle olmanız, kontrol kurmanız içindir, yaptığım.

Kaçar mı yaşam, yürüyen dünyadan? Yaşamak için kaçmak mı gerekir, türevleriyle tohumlanandan? Hangi dünyada, sizi, sizden ayrı gördüm ki? Ben, bütünün kütle kodu olarak buradayken, hepinizi yarına kayıt yapmadım ki?

Ha diyeceksiniz ki “çarık giymeden geldim”. Oy canım, oy. Çantan nerede, senin? Hani, Hani nerede? Görüp bakalım, ne var, o çantada? İlim var mı?... Yoksa yok mu?

Öyle çok çalışmalıyız ki her çantada, hepinizin yaşamı olsun. Öyle çok çalışmalıyız ki hepimiz, her diride, Kübra olalım… Özgür ve hakim insan soyu, imparatorluğun gözü olur, özü olur… Sessizliği diller, sistemi olur. Söz söyler, öfkeyi aşar, yaşamı olur. Mutlaka ama mutlaka olur.

Dorukların toprağı, budur. Size, doruktan söz ettim. Öyle mi? Ettim. Doruk… Nurdur, doruk... Lütfi kapıdır… Şarkıdır… Aşktır ama o dorukta mutlak insanlık vardır ki ona, “Allah” dediniz, siz.

“Biz, ona muktedir ilim kalemi olan, teknik kapitalini kodlayarak mutlak kılan, hakiki levhi olan, yaşam olan, Altın Işığın gücü olan”…. “Ve yarınların dürümlerini kontrol altında tutan, imparator olan, Allah’ın resmi, çatışmasız ışığı”, dedik.

Deri kemik değildir, Allah. Kelamdır!.. “OL” der..”OLDURUR.. Ruhtur!. Kurandır!....Haktır!… Bedeni, yarınları, hakikiyeti insanlıktır. Onun içindir ki siz varsanız, O vardır… Yoksanız, yoktur… Bunları, size hepinize söylüyorum…. Allah, siz ve siz, O’sunuz.

Mustafa Kemal Paşa bunu size anlattırmak istemişti. Bu nedenle, anlattım ama Mustafa Kemal Paşa, nesiller boyu kodlanmış ışığıyla, büyük Kürzi kapı olarak, her insanı, kendi yüreğine alabilen, bir Saltanat Gücüdür….Onun içindir ki doğanın gücüyle, dürümlere çekilebilmektedir. Onurluyuz ki o biz, biz o’dur.

Eğer Rahman olan insan, yarına hakim olamaza yemin ederim ki “ekmek çarpsın” demem…. “Ekmek olurum, her anı kodlarım”… Yarın, ben dünyayım... Ekmek olan insanım, ben... Bugün size, sevgiyle geldim.

Şimdilik!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/237259720

 

30.EYLÜL.2017 TARİHLİ SU (4) BİRLİK ÇALIŞMASI
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 3. AKIŞ 2. BÖLÜM

Şükrettik ki!... Evren evren gezen birlikler, dünya yolunu buldular ve buraya indiler... Her bir yol Allah yoludur ama ekip kurarak bu meclise kapı açıp gelenlerin, kardeşlerimiz olması gerekir ki cennet kalemi, mutlak kuran olsun ve bizimle kodlama yapsın...

Buyurun oldu... Doğal dünyanın gözü açık artık... Bu dünya yarının kuranı ve herşeyin üstü bir cennet... Bu cenneti halik kılmamız gerekir... Bu cenneti hasat olarak kodlamamız gerekir... Burada yaşam sürecek olanların, kontrollu olmalarını sağlamamız gerekir...

Düzenin kuruşması için çok çalıştık... Mutlaka ama mutlaka yaşamı hak ettirmeliyiz... 
Dolu dizgin bu çalışma sürerken, evren evren gezen birliklerin, kervan olup, dünyaya inmeleri, kulluk ilmini toprağa tohum ilmiyle ekmeleri, hepimizi mutlandırdı...

Şer yaratmadan, aşkla kaynak olanlar; ağır hafiflettiler, yol kodladılar, has teknikle mutlak oldular... Bizimle oldular...

Unutmayınız... Allah "Allah" dediğinizdir... Ama o Allah "yaşam" dediğinizdir aynı zamanda!... Ve Allah İmparator'luğun kültü olan, İsmaili kalemlerin dürümlerinden öte olan, sessizliktir...

Ve daha ötelerde "Allah" dediğiniz, kardeşlerinizin Kök gerçekliğidir. Neden insan insana kuldur?... İşte bundan... Çünkü o hepimizdir... Ve biz hepimizde varlık süren o yürek külte kaynak olup, kul oluruz... O Medine.... O Merdiven... O kervan, O biz olan yaşam... Hepimiz olan ve zaman kaleminde mutlak olan!.. Sultanlık yaptıran!... Kervan olan... İmparator'luğun Kübra olan cevheri...

Neden dünya yok edilir diye düşündüler?... Yok edilmiştir diye düşündüler... Dünya yoktu zaten... Elin tutarsa, ol dürümlerinde kuran okursan... Cemaatin cennet olur da yer küreyi göreve alırsan... Hırsını aşıpta yaşamı kodlarsan... Sığ olan dürümlerden aşıp, muktedirliğin kelamında hakk ilmin kapısı olursan... Canından öte can olup, çura olan cemaatlere, cinni kalemin kültü olup muktediriyetle kayıt yaparsan... Astral boyutların yoğunluğunu kontrol edersen... Ruhlar kapısına masrafsız çalışırsan... Ekmeğin de, ilmin de olursa... Hadi buyur işte budur dilenen... Ve sen o zaman bilişin kapısı olursun... Ve bugünün gücü olursun... Seninle her şey yarın olur... Ama çorbada tuzun, yaşamda kulun olsun... Mutlak ol... Ölüyü dirilt!.. Kaynak ol... Saya saya bitiremem seni hak etmek için istenenleri...

Ama bil ki bar kapanacak az sonra... Ve bu bara gelenlerin tümü bizen bize kapı olacaklar!... Barın kapanmasıyla birlikte, Rahmi kalemler kuran olacaklar... Biz bu barı aşkın şarkısı diye kodladık... Burası hakkımızdır?.. Ve bu bara ilmi koyduk... Hadi insanlık, hadi bilin...

Şarkı türküyle burada kodlama yaparken, hepinizin yarınıdır burada kodlanan... Uzun, çok uzun bir gündür bugün. Bunu iyi bilin!.. Bu uzun günde, gönül gücü tükenenleri kodluyor şu anda... Hepsi kodlanıyor...

Ve biz burada, hepimiz olarak, şans diliyoruz temiz sayfalara.... Canlarım, arzın gücü dünya ve hakkın kalemi İmparator!...

Biz ilmin kalemini, hakk kelama indirip, insanlığın kervanına iman tınısını koyduk... O tını huzurlu bir görev içindir.. Gör bak neler olacak!... İnsanlık neleri hak edip başaracak...

Gör bak!... Doğada neler olacak!... Gör bak!... Bu dünya yaşamın bereketsiz ilmini kodluyor... Gör bak!.. Nedir dünya?... Nedir Kaynak?... Nedir?... Gör bak daha neler olacak bu dünyada?..

Kara kara ilim kapılarının insanlık kodları olarak, buraya inmesi sağlanmış ise, canlarımın cennetlerini kodlamak içindi...

Korkmayın!... Topla, çıkar, çarp, böl!... İşlemlerinin ötesidir yaşam... Bu güne kadar hep matematikçiydik... Artık cemaatçi olalım... Cevherici olalım... Yeşerenleri yaşatalım... Rahmet ilmiyle dürümleyelim... Muktediriyetle kayıtlayalım ve toprağa indirelim... Cennetin dediği, hakiki insanın dediği olduğunda mutlak Kuran muktediriyetle maya olanları kayda alacak.. İşte o gün mutlaka ama mutlaka sığ olanlar, sınırları aşıp geçip, mahrek olduğumuz bu yüceliğe inecekler...

Çökmeli miyim dünyaya?... Çökmeli miyim yoksa?... Çöktürülür müyüm?... Çöker miyim bugün buraya? Çöktüm de çökme diyen mi oldu?... Yakışır mı bana?... Yüreğin kübrasında çökmek yola?.. Olur mu? Olur mu hiç?... Taktiri ilahi dedik ya hani... Ha ha daha ne ne dedik ya... Hiç bir şey demedik biz bugün...

Sayın Bayanlar biz sevgiyi seslendirdik... Ama iyi anlayın ki çarık kirli değilse giyilir... Biz kir taşıtmayız yüreğe ama kirsiz ilim kalem olur. Hepimiz dendikten sonra bir tekiz... Yok" ben" dersek siyahtan kaynaksız, yaşamdan kuransız, kalırız...

Çok mutluyum ki dünyanın ölü bir planet olmadığını tükenen dürümlerdekilerin kalemlerinin kaynak olacağını ve kontrol dışı bilgilerin mutlak kapıda doğanın gücü haline dönüşeceklerini bilmekteyiz...

Çok mutluyum ki bugün, çok mutlu huzurlu bir göz aldık dünyaya... O gözün sözünü söylettik, bildiğini dillettik. Yaşamını kodlattık... Ve yaşattık... İşte yaptığımız budur...

Cennet cennet dedikleri Allah'ın ilmi... O cennet kervan.. O kervan yaşam ve biz orada mutlak olanlar ve muktedir olanlar... Şikayetimiz yok... İnsanın et kemik olduğunu bilerek bu görevi taşıyoruz...

Soyum sonsuz... Mutlak ama mutlak ilminizdeyiz... İnsanlığınızdayız... Ak kalemin kaynağında, hepinizi göreve alıyoruz şu anda..

Bugünden itibaren söz ses sizin yüreğinizden akacak... Hepinizin yüreği sessiliği dilleyecek ve BSUİ kapısında olmanıza gerek kalmadan bereketli bir çalışmada kırk kapının sırrı olacaksınız...

"Kantar insanlık" dedim ama insanlığın kelamda kantarı mahrek.. Mahrekin kulu olun, yolu olun, öyle çok çalışın ki yarınlar sizsiz kalmasın...

Beşer olmadığınız kesin... Aklın kaleminde mutlak olduğunuz kesin... Ve toprakta tohum olduğunuz da kesin... Ama sevgi yoksa, sizinle çalışmak mutluluk getirmeyebilir...

Hediyem insanlıktır size... Cinler, cinniler cevheriler, cenler ve genleri kodlanmış ilimliler... Hepiniziz biz!... İyi bilin... Koruma altında ki bu dünyayı, kontrol altında tutabilmemiz mutluluk oalcak canlar...

Şans dilemiyorum... Biliyorum ki şans sizin yüreğiniz... Ağır yük Haşrı Ka Ha olanda, levhi ve biz siziz... Cennetin cenneti, cevherin cem olan cennetlisi insanlık... 
Hologramın kök gerçekliği bu..

Ha sizi, hepinizi kardeşim diye biliyorum... Ama sizi daha da ötede "kaynak ilim kalemleri" diye biliyorum... Ve daha da ötede sayfa sayfa okutulan "İbrahim Soyu" diye biliyorum... Ve daha da ötede "korkuyu aşanlar" diye biliyorum... Ve daha da ötede "kuranlar" diye biliyorum... Öfkeyi duymayanlar!... Yaşamı kodlyanlar!... Her insan siz olsun!.. Diliyorum...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ



 

https://vimeo.com/236696583?ref=fb-share&1

 

7.EKİM.2017 TARİHLİ SU 5

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Ucu bucağı bulunmayan bir yağmur yağıyor, buraya!... Allah’ın rahmeti! Bereket… Ve bereket!

Maşa tutmadan elin kodlanmaz, dostum!... Elinin ışığı, maşanın kelamadır. Kaynak ışık, budur, dostlarım. Hacılar, hacca gider, ben size giderim. Onlar kendi çorbasını pişiriyorlar. Bizim, pişti çorbamız!..... Onların ki pişecek.

“Keşke” demem, “keşke”, aşkın sıkıntısıdır. Yaşamın amacını kimse bilmez… Sessiz zaman sayfalarından bilgi verilir. Bu bilgiye nail olmak gerek… Biz onlardanız… Biz zaman sayfalarıyız. Sistemi tohumlarız.

Su içeriz, kana, kana... Hararetimiz var ama su ile kayıtlar yaparız. Ama o su ile kayıtlar yaparız….O kayıtlarla her şey olur. Suyun gücü böylesi bir güçtür…İçseniz de içmeseniz de!... Her insan su ile temastadır.. Suyu kodlar, suya katkı yapar… Unutan unutulan her şey suda kayıtlıdır.

Her bir levhi, kalemdir. Her insan, bir kervan, ilimdir. Barış, ilmin hakiki diriliğinde olur. İnsanlık boyutları, barışı hak ettiklerinde Kuran-ı Hakk olup, kelam olurlar… Hakk’tan, Hakk tenden kulluk yapılır. Kervan olunur ve tek nefes insanlık hak edilir.

Kanat çırpmak değildir amaç. Amaç uçmaktır… Hepimiz kodlanmış olarak uçuş halindeyiz….Ama kendi yüreğimizle. Hepimiz kendi yüreğimizle uçuş yaparken başka diriliklere bakmayız. Çünkü biz biliyoruz ki hepsiyiz ve hepsi yüreklerimizde, o kendi yücelikleriyle dilleşirler. ..Biz, bütün insanlıkla, barış halindeyiz. ..

Kasalarımız insanlıkla doludur. “Servet” derler. Servet. İnsanlıktır, servet. Servet-i Sağman, İNSAN’dır... Servet; ilmin kapısı, İNSANIN SIRRIDIR!.

Kelam olanda, Kuran olanda ve yarını hak edende kini ve hırsı ışık diliyle bilenden geçildikten sonra ancak suya varılır. Su, bizim kelamımızdadır. Formal yaşam sayfalanışında o kelam, ilim olur ve ruh olur… Sonra o ruh, bütünün Kürzi Sistemi olur... Daha sonra nesillerimiz, cevheri kodlar olarak yarınlara ulaşır... Ve Nihan o yolu bulup, kelam olup, yaşam sayfalarına varırlar.

İlmin hakikiyeti sudur. Su olmazsa yaşam olmaz. Kalbim en aziz mihmanı nedir? Saffet değil mi? Servet değildir, O mihman. Saffettir. Evet, o saffet, sudur. Su gibi bir saffet!... Suyun kuranı olur, mutlak olur ve Hakk’ın kelamı olur, bu suyun.

Ben ilaca muhtaç değilim. Derdim ilaç değil!. Ey gönül o halde feryadın nedir? Derdim su!... Su!....Benim aradığım pınarlar çeşmeler… Çeşmeden her su içişte şükür Allah’a diyenlerdenim. Bu çeşmelerde pınarlarda, melekler, periler dolaşır. Onlarla dilleşerim, söyleşirim. Evliyalar, ermişler misali.

Sonra zaman ve mekan sınırlarını aşarım. Perdenin ötesine geçerim.. O büyük serçeşmenin divanına varırım ki. Ne göreyim?..

O serçeşmeler çeşmesi oturmuş postuna onu görürüm. Sanki beni bekler. El etti, “gel” dedi. Sordu, hikmet mi nimet mi dilersin? Dedi bana..

Koşarak elini öptüm, “hikmet dilerim” ya Hacı Hazretleri dedim.

Suyun membaı ve tüm evliyaların önderi evliyaların başı Hacı Bektaşi Veli; derler ki o kendisi bir çeşmedir ki bu çeşmeden, bir tas içen Allah dostları, huzur ve asudeliklere gark olurlar. Yoklara karışır, menzil-i maksuda kavuşurlar. Hem dünya, hem mana olurlar.

Bir daha sarıldım, öptüm elleri. Oturttu, beni yanına, berhudar olasın evlat dedi, bana, sırtımı sıvazlayarak, güldü,

İster rüya olsun, ister hayal olsun…İşte böyle...Ben suyumu buldum. Çeşmemi buldum. İçtim kana kana. Ve dedim ki şükürler olsun Allah’a. Şükürler olsun Allah’a… Amin..

İşte bu!.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

SAFFET; Maddi ve manevi anlamda temizlik, arılık, saflık.
MİHMAN; Misafir, konuk.
SAĞMAN; Servet, zenginlik, rahat, huzur, düzen, asayiş, nizam.

 

SU (5/2)
07.10.2017

Değerliler, yolun sonundayız; Dünya için… Bunu size izah edeyim:

DÜNYA; yer kütlesini, yer yaşamlarını yeniledi. Bunun neticesinde, yarınlar kodlandı. Öyle çok çalışıldı ki; Dünya için herşey, başarı ile gerçekleşti… Sorumlu, üzerinde görev taşıyan ilimdi… Biz, o ilmi kodlayarak görev taşıdık…

Nesillerinizi, size ve tüm yaşamlara hak ettirmek istedik… Dünyanın üzerinde, GÜÇ KODLARI oluşturduk. Hepimizin, İMPARATORLUK GÜÇLERİ olarak görevimiz vardı. Bütün kütlemizle, kontrol kurduk. Yolu koklattık yaşamlara… Asla hata yapmadık…

(KOKU HAKKINDA: Formal yaşamın oluşumu; kodlanmış ışığın tohumlanışı neticesidir. Tohumlar kodlandıktan itibaren, yaşam sayfaları, koku yaymaya başlar işte bu koku ile toplumlar, Kelam Kalemi olurlar.)

Dünyalı olmak sorumluluktur. Tüm insanlık için çalışmak gerekir… “Ben, beni hak edeyim başkası beni ilgilendirmez” demeniz, sizi Sistem’den çıkarır. Bu kesindir…

İnsanlık Boyutları, büyük kütle kodlamaları ile büyük kükremeleri yaşama indirmiştir.

Her DİRİ’nin yarını kodlanmış olduğundan; O, yarını kodlayacak olan BİLİŞ halindeki; GÖK SESSİZLİĞİ’ni dilleyen, IŞIK olabilir; BİZ olabilir ve zoru başarıp aşabilir…

Mutlaka bedene hakim olmak; görevi hak etmek için gereklidir. Hepiniz, İSRAFİL olamazsınız… Yaşama kodlanamazsınız… NİSA KAPILARI’nı bulup o kapıları açamazsınız… Nesillerinizi hak etmeniz halinde, gözünüz görür ve yolunuzu bulursunuz. O zaman, ulu bir çerçeve çizilir size. Siz, bir tek kapı olur; kendi yolunuzu kodlar; muktedir olarak yarınları hak ettirirsiniz.

Sevgi, sizi size taşır. Sevgiyi hak etmeyen, yolu hak etmez. Siz, sizi hak ettikçe, YOL olursunuz. BÜYÜK KÜLT, İLİM olur; BİRLİK kuran NEFES halinde çalışırsınız.

Önce nesillerinizi kurtarın… Sonra yarınlarınızı kodlayın… Sonra RAHM-İ KALEM’i hak edin. HASAT yapın… RUH haline dönüşün. KÜLT’ü, KU-RA İLMİ ile kayıtlayın.

KU-RA İLMİ, KALEM İLMİ değildir. Bu bir Çekim İlim’dir. Kim neyi çekerse; onu hak eder. Hak eden, KURAN İNSAN olmaz ama HAKK İNSAN olabilir. BÜYÜK KÜLT, HAKK İNSANLIK’tır.

Sorgu sual; ALLAH TEKNİĞİ’ndedir. İMPARATORLUĞUN İLMİ’nde ise soğuk-sıcak farkı; sizi size sorgulatır… Böylelikle; hepiniz, hepiniz olarak, KÖK GERÇEKLİK’le sorgulanırsınız…

Sizi size dilleyenler; sizi hak etmek istediklerinde, siz onları kodlayabilirsiniz… Her dünya, ALLAH TINISI’nı duymaz. “Dünya” dediğimiz bu planet, ALLAH TINISI’nı duyabilen bir planettir. Onun içindir ki her anda; Yaradan ve yarattığında yaşayan, türevleri hak ettirebilir…

Birlik Kapınız, NEFESİNİZ olur. Yolunuz, KÜRZİ KAPINIZ olur. Yaşamınız, aşkla kodlama yapar; sizi, SİSTEM yapar. İş budur!...

Sormayın NUR KAPILARI nasıl açılır diye. Dağlarım, NUR, ilimse siz o ilmi hak ettiğinizde açılır…

DURAĞAN GÜNLERİN SONLANMASI meselesi de var. Ne demektir durağan günlerin sonlanması!?

İzah edeyim… Eğer yaşama inmişseniz. Hepiniz, yaşamı hak edebilir ve HAKK İLMİ ile HASAT YAPABİLİRSİNİZ… Sizi, size dilleyenler; sizi, HAKK TEKNİK’le dillerler. Siz de her dillediğinizi, HAKK TEKNİK ile dillersiniz… Buyurun! bu şekildeki KALEM, tüm zamanlara IŞIK olur. Bu, SONSUZLUKTA DURAĞANLIKTIR aslında. ZİYA ZAMAN KAPISI yoktur bu yoğunlukta… SİSTEM yoktur. Nesilleriniz size CEVHERİ olup giremezler; Sizleşemezler…

Hepimizi hak etmek kolaydır ama HAKK olmak zordur… Soyu sonsuz olanlar, yolu kodlayanlar, DİRİ YARINLAR’a varırlar… Burası artık hareketlenir. İşte HAREKETLİ ZAMANLAR bu şekilde tahditsiz yoğunlaşma ile yarınları kodlar…

Hareketlenme başladıktan sonra, RAHMAN olan insan, BİLİŞİ hak eder. İYİ ve KÖTÜ’yü hak eder… Misafir değildir o herhangi bir yaşama. O, her anda vardır ve her an olarak kodlanmış yarınlardır… Ona biz, “HAKİKİ NEFES OLAN İNSAN” deriz.

SÜPER İNSANLIK KELAMI, hasatı kodladıktan sonra, RUHUN KURANI oldu ve yaşamı, HAKİKİ YAŞAM olarak kodladı. DÜZEN kurdu. LÜTFİ KAPILAR’ı açtı. YARATTI ve YAŞATTI…

İşte DÜZEN’in KURUCULARI olan bu MECLİS ÜYELERİ, YAŞAM KERVANI olarak, yarınları tohumladı… Bütün kütle ile KALEM oldu. DURAĞAN GÜNLER’i hasat ederek, HAREKETLİ YAŞAMLAR’a kaynak yaptı… Hep dil ile seslendi… Düzinelerce KALEM, KURAN İNSAN oldu. BİRLİK kurdular. BÜYÜK KÜTLE kontrol altına alındı.

ŞEYTAN, şarkı okudu dünyada. Aha! o şarkı, İLİM ŞARKISI oldu. Aha! “ÖZ GERÇEKLİK” oluştu.

Nereden nereye ulaşıldığı sorulduğunda; İLMİN KALEMİ’nden İLMİN HALİKİ’ne ulaşıldı… Aha şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

07.10.2017 SU 5
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ

Dünyanın kuluyuz hepimiz ama daha da önemlisi bilgi kalemiyiz. Bu nedenledir ki burada yapılan her bilgi çalışması masaların tümü tarafından da kelam ilmiyle anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Duygu sömürüleri olur mu? Olur! Bu gün dünyada duygu sömürüleri var. Diyorlar ki ; “siz çalışırken biz kendi yüreğimizi dinleyemiyoruz. Niye çünkü siz çok ama çok çalışıyorsunuz ve biz kendimizi, yaşamımızı anlatamıyoruz yüreklere”…

Dağlarım, biz çalışırken onlar kendi yüreklerini dinlesinler diye muktedir ilmi kodluyoruz. Biz “ol” dediğimiz zaman, kendi yolları bulunur, bütüne hizmetçilik yapılır diye kaynak olmaya çalışıyoruz.

Sol ilim ile sağ ilimin kalem olması, kodlanmış olmakla mümkündür; bugün burada olanların çokları bu bilgileri dahi anlamadılar. Kaç merdiven yarına tohum oldu, bilen yok… Bütüne hizmet ne şekilde olur anlayan yok… Hangi dünya daha yüce bir ilmi bütünün gücü yapar? Nerede görev taşınır? Süper sistemleşme ne şekilde olur? Kaç yürek dürümlere indi? Hangi dirilik bütünün gücüdür? Mutlaka ama mutlaka bunları insan soyunun anlayabilmesi gerekir.

Bugün bu dünyada yaşam sürenlerin hepsi acaba Amon olacak güçte kodlama yaptılar mı? Acaba, Halik oldular mı? Hakkın kapısına vardılar mı?

Beden elimizin gücüdür ama yaşamımızın kübrası olamaz, biz bu bedeni mutlak kulluk için hak etmek istedik. Bu beden bizim için sadece bir yaratıcı kayıttır. Bizim yaşam kapımız ilimdir ama bu bedeni biz kendi yüreğimiz için kodluyoruz. Herkesin kendi yüreği için bedene gereği vardır ama bu bedeni kontrol edebilmek kolay değildir. Sel sessizliği diller ama biz ilmi dilleriz. Eğer bir bedene sahipsek bu bedenin yolunu kodlamalıyız.

Nedir beden?... Bizim için bir transformatördür sadece… Bir bilgi kalemidir… Tire, tire, tire (---) hepimiz kalemiz ama sessiz kelamlarız. Ses kodlamaları yapmalıyız bu bedenle. Ha diyeceksiniz ki; “nerede kapımız var?”… İnsanda!...

Bu beden çarık giyinmez, çarıksız iner yarına ama biz bugün buraya çarıklı, giyimli gelenlerle çalışıyoruz. Her biri çalı çırpı ile çalıştığını düşünerek çarık giyip gelmişler meclise… Hangileri?... Dünyalılar!... Nereden nereye vardıklarını soruyorlar. Yoruldular çok yoruldular… Koruduk onları, kontrollerini kaybettiler, toprak ilmiyle dilledik onları. Yarattıklarını dürümlerde dillemek istemediler. Keşkeleri var ama biz onları hamur olarak yarınlara kodladık, hamur olarak… Ki onlar yarında pişerler diye.

Herkes iyi bilsin ki; bu meclis aklın kapısıdır!... Burada görev taşıyacaklarsa, kendilerini bilip kendilerini hak edip gelsinler.

Ben dünyayım diyebilmek dünya olmak anlamına gelmez. Sadece ben dünyayım demekle dünya olunmaz. Kör göz sözü sesi diller ama ziyada kalemde değildir o, kontrol dışıdır.

Değerliler, farklı çalışmaları farklı yoğunlukları oluştu dünyada. Ölüler diyarında ölü gibiler. Hangisini kontrol edebiliriz ki!?... Her biri yoruldu… Öyle çok çalıştılar ki yoruldular çünkü ruhları yoktu, ruhsuzdular. Kürzi kapıyı açamadılar, kodsuzdular … Çorba sistemliydi ama cevherde değildi. Hangi çorba da aşk oldu da, onlar yarını bulmadı ki… Keşke bulsaydılar…

Dağlarım mutlaka iyi anlayın ki; bu dünya alı verip bütünün kültü yapabileceğimiz, bütüne görev taşıtabileceğimiz bir dünya olmasına rağmen, biz bu dünyaya nurluları kodladık, ruhluları kodladık, yolu bulanları kodladık. Solu sağı alıp sessiz dillerde dürümleyip nefes olanları kodladık. Ha diyeceksiniz ki; “kimler onlar”?.... Yoz olmayanlar… Onlar kozlarını bizim için değil, ses için dürümlediler ama sadece yaşam için gelmişler. Başka alternatif tanımadılar, buna biz “yozluk” dedik…

Canlarım, sevgililer; kelam, kalem hepimiz ama bir tek değiliz birlik halindeyiz. Hepimizin yüreğidir insan ama insanı bilen; hayrın hakkını da diller!...

Dönem sonlarında dünyanın yolları kapanır derler. Hani nerede, nerede o dünya, yolunu kapatacağınız dünya!?... Anlatın bakalım, hangi dünyanın yolunu kapatıyorsunuz!?... Dönem sonu dünya yolu kapanır öyle mi, buyurun anlatın dinliyorum sizi.

Sustular, suskunlar suskun oldular, sustular!...

Devam ediyoruz ses vermeye…

Canlarım nöbetçi yok burada hepinizde bir tekiz ama iyi bilin ki bu dünya mutlu, huzurlu bir yaşam kodluyor. Eğer sizler köprü kurup da biz yarına geçer gideriz diyorsanız; insan olmanız gerekir yolsa yolunuz olmayacak yüreklerde.

Şu andan itibaren bu dünyanın tohumu muktedir ilim olacak. Sizlerin yapmanız gerekende İsrafil olmaktır. Eğer dünya için çalışacaksanız muktedir olup İsrafil olun ki; yerkürenin gücü sizinle olsun.

Çanı çaldım, yolu açtım ve hepinizi buraya aldım ama iyi biliyorum ki hepinizin yüreğinde ikmal tamamlamak için çaba yok. Eğer çaba gösterseydiniz ikmalleriniz tamamlanırdı, tüm kötülükleri aşabilirdiniz ve Mikail olabilirdiniz. Şimdi cennetinizi kodlayın, yolunuzu koklayın ve tüm insanlığın rüya boyutlarının gücünün üstünü kontrollü olarak kayıtlayın.

Bugünden sonra bu dünyada nefesimiz olmayacak çünkü biz artık bu dünyada yoğuz. “Nasıl bir ifade” diyor birisi!?... İzah edeyim…

Dünya dışı varlık toplumlarının dünyada çalışmaları kulluk için değil, imparatorluk içindir. Biz kula kuluz ama ilimle kuluz. Bundan sonra ki süreçte bu dünyada kelamımız olmayacak, yolumuz olmayacak, ışığımız olmayacak mı!?... Hakiki insanın her anda yolu var, ilmi var, ışığı var ama karanlığın tendeki ilmi bütünün kültü olmalı ki; sistemin gücüde olsun!...

Bizler bugün burada bu yoğunlukta sizin yüreklerinizin gücünü kodladık ve size kayıtladık. Sizler kendi yüreklerinizi hak edin diye.

Başka seçenek var mı!?... Vardır!... Sizi alıp taşırız ama taşımamız sizin yüreğinizin kodlanışı ya da yoğunluğunuzun artışı anlamına gelmez. Sizi taşırız ama siz, sizi hak etmezsiniz buna asla rıza gösteremem. Hepiniz kendinizi bulun, bilin, olun!... Biz size savaşın sessizliğini verdik, öz gerçekliği anlattık, size yarını verdik ve sizin için her şeyi yaptık, bütün kütleyi kodladık, maya olmanız için çabaladık. Sizinde kendi yolunuzu bulup açmanız şarttır.

Şikayet etme, yol Allah yolu deme; aklın yolu da Allah’ındır, hakkın kalemi de Allah’ındır ama hakka varanın kelam olması, aklın tendeki ilmiyledir ki o ilmi bilmeyen Allah’ın dediğini hak teknikle dilleyemez.

Olur da bir gün yolu bulur bütünün kültü olursanız, genişin Kübra kapısında gerçek çerçeveyi kelamla kodlayacağınızdan birlik kapımıza gelecekseniz; o zaman biz size kendi yüreklerinizi dilleyeceğiz.

Çam, çam, çam, hep çam, “nedir çam?” diye sorarlar… Çam bir yaşamdır ama çamda bizde varız. Nedir çam!?... Ölüler diyarıdır, sadece ölüler diyarıdır.

Kandil yakarsınız yüreğinizde, ölüleri diriltmeye çabalarsınız, Halik olmaya çabalarsınız ama çamın; çelik çomak oynanan bir yaşam olduğunu anlamazsınız. Neden süs görürsünüz çamı!?... Çünkü siz o süssünüz de ondan…

Hadi buyurun öyle çok çalışın ki; sevgiyi hak edin, yaşamı hak edin, hakkın kapısını açın, yolu bulun, imparator olun!... Sizden beklentim budur, aha bu!

Süper İnsanlık Realitesi

 

https://vimeo.com/237581692

 

SU (5/3)
07.10.2017

Değerliler, elleriniz ellerimizde; yarınlarınız, Has Teknik’le dürümlerimizdedir!… Bir tek insan, “Kurtarıcı Sayfalar”ı hasata kodlar. O insan, TÜNAMİ KAPISI’dır. O kapı biziz… O kapıda, ilim var!… Hayat boyu çalıştınız… Suyu kodladınız… Asıl önemli olan, yolu hak ettiniz mi!?

Bence hak ettiniz ki buradasınız… Buraya, KAYNAK IŞIKLAR gelir. Buraya, NUR olanlar; BİZ olanlar; hologramı aşanlar; hakim olanlar gelir…

Er geç gelecektin. Seni, sana kaynak yapmak için bekledik… Seni, senden kodlamak için bekledik. Sen, Namaz Zamanları HAKK TAHT’a oturtulan ilmin, hakimi olmaya çalıştın. O taht, İNSANLIK TAHTI’dır.

Unutma, Savaşın İlmi’dir insan. NEFES’i, görevi gereğidir. İYİ ve KÖTÜ’yü hak eder diller ve der ki “HAK ET!...” AKIP GEÇMEDEN; KULLUK İLMİ ile kodlama yapmadan; NUR ALEMLER’e KURAN olmadan; CAN olan, HAS olan ve RAHMET olan İMPARATORLUĞUN HUZUR KAPISI’nı açmadan; et kemik olamazsın…

ZİYA olan insan, bizi bizden bize dillerken; KELAM olmadan, kayıt yapamaz ki!...

Es ya da esme; biliriz seni!... Sen, dürümlere indiğinde, “Tek Medine” kodlama yapacaktı… İşte! Tek Medine, burada; SES KAPILARI’nda TOHUM olarak kodluyor seni… Sen, ben; bir tek ilim olan yaşam!… HAKK’IN KAPISI ve hasat olan Yaradan!… Es veya esme!… Seninle burada; bu Yaşam Sayfası’nda, cemaat olarak kodlama yapıyoruz…

ESMA, SESSİZLİK’ti. SESSİZ ZAMANLAR, sistemsizdi… Biz ise sen olup KURAN olduk… Öksüz, köksüz, güçsüz olmasın İLİM KALEMLER’i diye…

Her bir SİSTEM, beden alır ama Halik olamaz... En Yüce Cinni Kapılar, en Yüce Cevheri Kutlu Kaynaklar ve en Yüce Yarınlaştırıcı Kayıtlar, bir tek KALEM için çalışırlar… İşte o kalem, DİRİ YAŞAM KODU’dur.

Suyun önemi büyüktür. Su için çalıştık hep… Su, ölüyü diriltir; yaşamı hasata kodlar; LÜTFİ KAPILAR’ı açar; kervan, yoğun ışıkta nefes olup yüreğe kayıtlanır… Yüceler cümlesinde, “ESMA” dediğiniz her ne varsa yerkürede; İMAN TENİ’ndeki, HASAT KAPISI’ndan alınan NEFES’ten doğar…

ÖZCE SÖZ söylerken; SES, sizin sizdeki kayıtlarınızın ışığının dışına çıkabilir… Anlatmak için sizin, anlayacağınız düzeyde, kayıtlar ekleyebilirim kaynağa. O kayıtlar, sevgiyi kodlar ama yarında tohum değildir. Bu nedenle herşeyin net olarak verilmesine çabalamaktayız.

Uzun zamandan beri SESSİZLİK, SESSİZ ZAMAN ve SESSİZ YAŞAM; toprak için “SONSUZ KAYIT TEKLİĞİ”ni kontrollu olarak kayıtlara çekmemişti… ARZIN CEVHERİNDEKİ GÜÇ; bunu, hologramdan aşıp kelamda tohumlamamıştı. Bundan sonraki süreçte, CEVHERİ GÖREVİLER, bu gücü kodlayabilecekler ve rahmet olan yaşam, yerküreye indirilecek.

Sizi, BİZ olarak kodladık ve hak ettik. Aha bu!… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

7 EKİM 2017 SU (5) SİSTEM ÇALIŞMASI

Atalanta Ata Kapılar'ı açık dünyanın yarınlarına ve Biz Hakk Ten'den suya kodladığımız ilme kaynak olan yaşamlara, yarınlarımızı yazıyoruz...

Doğa'nın Gücü bizde ilim olan her bir kaleme, Bizi bize kaynak yapmakta... Gönülden gelen her bir sesle, yarınlarımız sonsuz zamanlara kodlanmakta...

Allah der ki "ben sesimde ilim olan yaşamı sonsuz zamanlara kodlayan, insan olup yarınları yaratan..."

Ses ver!... Verdiğin her ses ile yaşam suya kodlansın...
Ses ver!... Verdiğin ses ile yarınlar "Barış, Sevgi, Umut, İnsanlık ile yaratılsın!"
Ses ver!... Verdiğin ses sonsuzluğa kapı açsın...

Hak ettiğimiz tüm yaşamlar ve yaşamı hak eden tüm canlar... Hepsi burada, bu anda, Birliğin, diriliğin kodlandığı Ata Kapılar'dan yaşama kaynak olmakta...

BSUİ ilmini hak eden yaşamlar, dünyadan sonsuz zamanlara BSUİ ilmini kodlamakta...

Yaşam... Yaşama kaynak olan insan!... İlim, Barış, Sevgi, Umut... İnsanlık ile yazılan, kodlanan yaşamlar...

Yaşam, andan ana yaratılmakta ve yaşama kaynak olan insan, suyun ilmini bedeninde kodlamakta...

Beden SU... SES ilim... Öyleyse sesleş...

"Ben dünyadayım" de.. "Ben dünya ve ben yaşamın kaynağındaki insanım" de...
Ve "Ben yaşama kaynak olan suyu bedenimde kodlayanım" de...

Dünya yaşamından açılan Ata Kapılar'dan sonsuz evrenler yaratılmakta... Ata İlim yaşamda anın sonsuzluğuna kaynak olmakta..
Zi Ha, Ya Su... Zi Ha, Ya Su...

Ya YAŞAM, Ya SU, Ya İNSAN, Ya DÜNYA, Zi KALEM...

Suya kodla; Barış olsun, Sevgi olsun, Umut olsun, Su olsun, İnsanlık olsun, yarınlarda yaratılan YAŞAM!..

DÜNYA'DA YAŞAM!.. ANDAN ANA AÇILAN SONSUZ ZAMANLARA KAYNAK OLAN SU...

Şimdi, Şimdide, Şimdilik bu...

Aynur Funda

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

7.EKİM. 2017 TARİHLİ SU 5

Gülden Zengin Öz Biliş

Bugün bir adım atıldı. O adım, yaşamın anahtarıydı ve Bugün bir kapı açıldı.

Açılan o kapı, her yüreğin kendine açılan ışık kapısıydı...
ve aşkın şavkında, ışık kapılarından, kara kayıtlara yol almaktayız.…Tüm insanlık bir kervan... Aha yol alıyoruz…..

Tüm zamanların bilişi, yer köklerin Zİ kayıtlarından, gök Turanların Za Har olan, Ka Ha olan Atlanta Ata Kapılarına ulaştı bugün.

Bil ki biliş seni taşır, bil ki biliş seni yaratır ve bil ki biliş hakikiyetin örtüsüz ışımasıdır... Işıyan dünya, bilişle koşan dünya....

Tüm soyunda dünya kaydının, öz kök ve gök oluşun sistemini yazan dünya... İnsanlaşan her dirinin örtüsüz olarak vardığı hakikiyet.

Tüm insanlık bir tek yoğun ışık ve o mahrek yüreğimizdir, bizim.

Bugün sesleşenler, birleşenler, nefes olup da yaşam bütünlüklerindeki o tortuları, tertemiz bir dünya yaşamına indirenler!..

Benler, bizler ve her bende biz olup da yaşam sesleşmelerinde görev taşıyabilenler!

Tüm sessizliklerin sesi olan güç... Dünlerinden açılan yarınların kuranı... Öz, kök ve gök olan ışık....

İşte bu, şimdilik! Aha şimdi!

Süper İnsanlık Realitesi

 

7.EKİM.2017 TARİHLİ SU (5)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ

Evet… Daha önemli bir mesele var burada söylenmedi… İlim kalemi insan ve o insan İblis oldu… Ne demek bu? Aşk oldu AŞK!... Biz O’yuz be Canlar!... Siz sanmayın ki İblis sizi kınayan kırandır… O yaşatandır aslında… Ama insan o yürüyen kodla bu yoğunluğa varmadıkça onu hep kendi dilinin kendi yüreğinin sınırları içersinde düşündü… Ve dedi ki “O negatif…” Ha, nesillerini kodlayan nasıl negatif olabilir ki?
Size hep şerden söz ettiler… Şer insandır aslında… O insanın dışında hiçbir şer olamaz zaten… Var mıydı yoksa? Hangi şer sizi sizin ötenizde kalemden ayrı tuttu ki?

Bir de, bir de kalkıp “Şeytan şaşırtır” derler ya hani… Kolu kanadı kırılır onu diyenin!... Şeytan şarkısıdır onun… Savaşı onunladır hep… Ama kendi savaşının kendi yoğunluğuyla olduğunu bilemez… Ve der ki “ŞEYTAN ŞAŞIRTTI…” Ah be Canlarım ah… Şarkı türküdür Şeytan sadece… Sizse her şeyde olansınız… O şarkı sizde seslenir… Ama siz o şarkıyı dillemedikçe sizde ses olmaz ki o Şeytan…

HA YERKÜRE’NİN GÜCÜNÜ ANLASANIZ, DAHA DİKKATLİ KONUŞURSUNUZ!... AMA ANLAMADINIZ Kİ… Bu rüya boyutudur… Bu Kuran’ın Kuran’ı olan insanlık mıdır acaba? Yoksa saltanatın sistemli çalışmalarının yapıldığı bir yaşam kayıtlı insan sırrı olan bir yer midir bu Dünya? DAHA DA ÖNEMLİSİ SİZ NİYE BURADASINIZ? Hanginiz “ben evrim yapıyorum diyebilirsiniz?”

Netice şu Canlar… SİZ EVRENLERİN SİSTEMİSİNİZ ZATEN!... AMA “EVRİM YAPMAYA GELDİM” DEMEK KOMİKTİR KOMİK!... Bunları net bilin!... KİMSE SİZİ EVRİM İÇİN BURAYA GETİRMEDİ!... SİZ BİRLİK KALEMİ OLUP, BSUİ’NİN KURANI OLUP TÜM ZAMANLARI KODLAMAK İÇİN BURADASINIZ!... YENİ DÖNEMLERİ YAŞATMAK, YERKÜRE’Yİ KÜLT OLARAK KONTROL ETMEK İÇİN BURADASINIZ!... BAŞKA AMACINIZ OLABİLİR Mİ ZATEN? 
SİZ KEŞKELERİN ÖTESİSİNİZ!...

Ha diyebilir misiniz ki “ama başkaları da var?” İlim için mi geldiler onlar? Yer Kült Bütün kültlerin gücüdür Canlar!... HEPİNİZİN KÜLTÜ, BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN GÜCÜDÜR AYNI ZAMANDA!... Ama hepimiz o göz olan, o yürek olan insanlık olarak çalışırız… Ve BİZ ALTIN IŞIK GÜCÜYLE Yerküre’de YÜKSEK İKMAL TAMAMLATICISIYIZ… Herkesin yeni, temiz ve yüce insanlığı tohumlayabilmesi için bu çalışmayı yapmaktayız…

Sanırlar ki insan yaşamı hak ettirmeye indi… İNSAN YAŞAMDIR ZATEN!... HAKK’IN KALEMİDİR!... BÜYÜK KÖTÜLÜKLERİ ÖNLEYEBİLİR… VE SOYUNDA KURAN VARSA, YOLUNDA KAYNAK OLUR…

Hep Dünya dedik… Hep Dünya… DOĞANIN GÜCÜDÜR DÜNYA CANLAR!... DOĞANIN GÜCÜDÜR…

Ve Sevgililer!...

Sizler cemaatler olarak simsiyahın Kübra olan ilmini bu Dünya’da yaşama kapı yapacaksınız ki, geri çekiliş kolay olsun diye… Dünya’ya gelenin geri çekilişinde sorunlar oluyor… Çoğu çekilemiyor… Askıda kalanlar oluyor… Öfkeyi aşabildikçe yaşamı kodlayabilenler, kare küre olan İlmi KA olup onları kontrollu olarak elden ayaktan düşürmeden geri çekebilir… “Tartmayın insanı” deyişim bundandır…” İNSAN TARTILMAMALIDIR” DEYİŞİM BUNDANDIR…

KALEM HEPİMİZİN YÜREĞİDİR CANLAR!... Bunu iyi anlayın!... GÖNDERDİĞİNİZ KİM VARSA, YOLUNUZDUR ONLAR!... ONLARI GÖNDERDİK, AMA ONLAR BURADA KALSIN… YOK BE CANIM… KİMİ GÖNDERDİNİZSE, YERKÜRE’DE SİZE YOLDUR O!... VE ONUN YOĞUNLUĞU SİZİN YÜREĞİNİZDİR!... Göç kalemi olmanızdan dolayıdır ki onların yeryüzünün görevini kodlayabilmeleri için ocaklarını yetkin hale getirmeniz gerekir…

“Beş gündür merdiven çalışması yapıyorum” diyor yüreklerden biri… Hayrın hakkında Allah beşler beşi olur ama aklın kapısında herkes beşer olmamalıdır…

Şimdi… Çamur yoğuranlara da dönelim… Nereden nereye geldiniz? Neydiniz? Kimdiniz? Hepiniz bizdiniz!... Ama çamurla yoğuruldunuz… YOĞURAN YOĞURULAN TEKTİR!... Biz size sizi verdik… Nesillerinizi hak edin diye… Yolunuzu kodlayın diye… Çayınıza çerçevesiz ilminiz olsun diye… Ha Can… Ben Dünya’yım ama sen yoksun burada diyeceksen…

Kara kara ilim kapıları var ya hani… O kapılarda yaşamlar kodlandı ya, hani oralarda ruhlar da oturur ya… Hani kervan da vardır ya o Can kalemde… Hepsiyiz YA KAHA biz… Hepsiyiz…

Dörde bir daha koyun beş olur… Ama birin birine bir daha koyun TEK olur!... Her birinde “BİZ” olur… Hangisi sessiz kalır ki? Hadi koyun… Beşe beşi koyun… Her beşe teknik kalem olup biri koyun… Hangisi hakikiyeti kodlar… Barış mı? Yok be Canım… Barışın kalemi yok ki… SEVGİ!... SEVGİ BE CANIM… SEVGİ!...

Şimdi korkma… Suya Amon’u koymayacağım… 39. Görevlidir o… 39. Görevli… Suya yaşamı koyuyorum ben… O, 79. Görevlidir… Ve ben o suya kulluk yapanı koyuyorum… Kul ölüdür, öksüzdür ama beşerin kapısıdır… 20. Dürümde bedenimdedir o… Hepsini korudum… Bir tek maya olandan kontrolu kurup kaynak kapı açtım…

Hadi 98. Gücü görelim… Karanlık sonra… Ama biz o karanlığı kodladık… Ve 70’i güçlendirdik… Sistem oldu orada… Ve 20. Gücü kaleme kaynak yaptık… Devinimi artırdık ve 40’a indik… 40’TAN ÖTE 40’LARI KODLADIK…

Burası Dünya’dır Canlar!... Biz bu Dünya’yız… Siyahın en siyahı olan bu Dünya… Bir düzen kuruyoruz şu anda… Hepimizin yüreğindeki o düzen Bütün’ün görevidir… Hakk’a ve hakikiyete varan her kim varsa Bütün’e hizmetçi olacak… Çorbası kulluk olup Kuran olacak… Size Esmaları dillemeyeceğim… Yerkürenin gözü olan İsrafil’i dilleyeceğim… Size mutlak olanı dilleyeceğim… Canı cananı dilleyeni dilleyeceğim… Yolu kodlayanı dilleyeceğim… VE BEN SİZE MARKA BİR ÇALIŞMA VERDİM… BU ÇALIŞMA BAŞKA HİÇ BİR YERDE YAPILMAYAN BİR ÇALIŞMADIR Kİ, BURADA OLUŞ SEBEBİNİZ KONTROLDUR… Tüm zamanların Kuran’ı olan, İlmi KA olan bitişkenlerin kültlerinde kürzi kalemlerindeki kodlama ve tohumlama… Sorumluluğunuz büyüktür…

Hepimiz ruhlar olarak çalışırız ama YARADAN VE YARATILAN TEKTİR!... BİLİN!... BİZ YARATTIK VE YARATILDIK… AMA TEK OLARAK!... HAKKIMIZDIR İNSANLIK!... AHA BU!...

Ha diyeceksiniz ki “Yeni Dönem…” Yeni dönem sizin yüreğinizdir… Görevinizdir… Ekibinizle bunu yapacaksınız… Ama yeni dönemde kendi yolunuzda olacaksınız… Nüve olarak… Kök görevli olarak… Kuran olarak… An be an çalışacaksınız ki, yasaları koymak kolay olsun diye…

HAKK’A HAKİKİYETE VARIN Kİ, HAK EDİN!... Bugün çok mu konuştum? Çok konuştum bilirim… Bilirim çok konuştum ama saltanat içindir konuşmam… Elimiz tutmalı, gözümüz görmeli, kontrolu kurmalıyız… Bundan öte hiçbir işimiz yok… Bizler çay da içeriz… Demsizse çay ilmimiz olmadığından değil… Yarınımız kalmadığından olabilir ancak…

Telif hakkımız ilimdir… Bizim Dünya telif hakkımız var… İlim!... BU İLMİN ÜSTÜ BİR İLİM OLUŞMADI HALEN… OLUŞUR MU? OLUŞMAZ… ÇÜNKÜ ANDA VE HER DİRİDE VAROLAN MUKTEDİR İNSANLIĞIN İLMİ HER ŞEYİN GÜCÜDÜR…

ORTA OKUMA YAZMA BİLENİN YERİDİR… Ama dışa vardığınızda sessizliğin sistemidir orada olan… Daha dışta yarınınız olmaz… Bu nedenledir ki, kaleminiz kürzi kapıda ortada kalsın!... En ortada… Merkez olan ortada… O kalem siz olun… Doludizgin çalışın… Yeni dönem hayırlara vesile olsun dileriz… Hepinizi kucaklıyoruz… Yeni gün aklın kültüdür… Mutlaka ama mutlaka efradınızı göreve alın… Mutlaka… Hepsi siz olacaklar… İşçilik… İşçilik… İşçilik… İş gerek iş!... Hepinize iş!... AŞK gerek AŞK!... AHA GEÇİŞ BUDUR CANLAR!... GEÇİŞ BUDUR… İŞÇİLİK…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/237304151

 

7.EKİM.2017 TARİHLİ SU (5) BİRLİK ÇALIŞMASI

Sistem elçileri vardır yaşamda; Peygamberler, Yunuslar, Mevlanalar gibi….onlar Kalem olanlardı. Onlar Kuran olup kendilerini okudular ve her okuyanda, okundular. Yaşandılar yüreklerde….Toplum bilinci yükseldi ve bugüne geldik.

Bugün, dünya yoğunluğu arttı. Bu yoğunlukta sistem, elçiler aracılığı ile değil, nur halinde her dünyalının yüreğine iniyor. Nasıl iniyor? Suyla…..

Sistem, su olup akıp geçiyor sanal boyutlardan ve dünya insanına hologramı aşırtıyor.

Nedir Sistem? Allah’ın ilmidir. Sistem, Allah’ın kelamıdır ve Allah, Rahim’de birlik olup, Rahman’da tek bir ışık olan insandan ses verir.

Allah’ın Kervan’ı bugün senin yüreğine su olup geldi….hadi al bilgiyi. Gir yaşamın kayıtlarına….Suyu al ki bil….Bil ki kalem olup yaz ve oku.

Eli güç diye bilen, yaşamını bilir ve kotlar. Yaşamını bilen kontrolu kurar. Artık her dünyalı, sistemi, elinin gücü diye bilecek.

Asa senindir. Su ol! Her yüreğe gir ve öl. Öl ki her yaşayanda, yaşanan ol.

Biz sana suyu verdik, yaşamını kotla diye. Al, bil ve ol.
Aşkla,

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

07.10.2017 SU 5
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4. AKIŞ

Dağı taşı delen insan bütünün kültüdür. Bu gün burada ne oldu size izah edeyim. Hepinizin yoğunluğunu tohumlayabildim ve kodlayabildim. Sessizliği dürümleyebildik, biz olabildik çünkü rüya boyutunda Kübra kelam aklın kelamı olsun diye kaynak dışı bilgiyi kayıtlardan çıkarabildik.

Bu şuydu, kesirleşmelerin önleyicileri; BİSUİ’nin Kübra olan ilmi, yarının kaydı sessizliği tohumladı.

Suyu hepimiz görevimiz diye dilledik ama suyun kuranı insanlıktır ki; insanlığı kodlayabilmemiz için hepimizin yoğunlaşması gerekliydi.

Benim yaptığım neydi!? Sorgu sual var izah edeyim. Hepinizin iyi anlaması gerekir ki; resmi çalışmadır burada yapılan ve bu resmi çalışmada kalem hepinizin kendi yüreğinizdeki güçtür. Bu gücü doğa olarak kodlayabilmemiz, hepimizdeki kaydın ilmi kalem olabilmesi; kendi yolunuzda bulunabilmeniz için enerji sayfalanışıydı yaptığım. Enerji sayfalanışı derken de yaşamın kervanı olan ilmi ka olan bedenle bunu yaptım. Beden sistemin de ki yoğun ses kayıtlarıyla. O kayıtlar kendi tohumlanışını sağlayabilecek güçte bütüne kült olabilir. Ve hepimizin yoğunluğunda bu mahrek olan güç mevcuttur. Ve bizler sessizce bu sistemi diriliklere kodladık.

Çatışma olmadan bu sistemi kaynak olarak bilişe kattık. Hepinizde mevcut olan bir sistem; bir tek kalem olup çatıştı. Çatışmaydı olan, akış halindeydik… Sessizlik ve ses hepimizde mevcut… Ses, sessizlik… Bir tarafta ses, diğer taraf sessizlik ve bilişin kontrolü ama ışık tohumlanışı ve yoğunluk; bir tek ama bir tek…

Ha, diyeceksiniz ki peki diğer hareketler… Parmakların iç içe girişi, buda enerjik sistemin kontrolü içindir. Enerjik sistemin kontrolü için kendi yüreğimizin kültü, bütünün gücü, bizim yoğunluğumuz Allah ilmiyle dillenebilir!... İşte ışık kalemi oldu parmak uçları. Artı, eksi iç içe; hepsi iç içe sistem. Bu sistemin hakiki levhi olarak bütünün kübrasında her bir birde, her bir rüya boyutunda koruyuculuğu var. İç içe ve hakiki levhi olarak sessizliğin sesi olarak ve yaşam olarak ama iç içe…

Hep parmak, parmak, parmak; bütün parmakların uçları yoğun ışık, bunu iyi anlayın! Ve bu yoğun ışıkla bedeni kodlayabiliyoruz.

Bedeni kodlarken muktedir ilim kalemleri olarak kayıtlıyoruz. Şükredin ki bunu size görev olarak verdik. İşte olan budur… Ve bu şekilde dürümlere çektiğimiz kendi yoğun kayıtlarımızı hakikiyete ilim olarak indirebiliyoruz.

Bu şekilde artı, eksi uçlar bedenimizdeki süper sessizlikleri dillendirebiliyor ve süper sessizlikler kendi yaşam kayıtlarımız olacak dürümde bütüne hizmetçilik yapabiliyor. Artı, eksi uçların muktedir levhi olarak; sevgiyi, saygıyı kayıtlayabilmeleri…

Ve sonra giderek aşağıya, aşağıya, aşağıya iniyoruz; kök çerçevesini dönüyoruz ve yeniden artı ve eksi uçları birleştirerek, kodlayarak, meknuz olan ilminizi kayda alabiliyoruz. İşe sizi kelam olarak, sistem olarak kucaklıyoruz, budur olan sevgililer!...

Biz, muktedir kelam kalemleri olarak; sistemin Kübra olan ilmini bu şekilde kodladık! Toy değiliz, yaratan ve yaratılanız ama toy olsak kontrol kuramayız.

Şimdi saltanatın sessiz kayıtlarına bakalım, burada ne var!?... “Şimdilik” diyor, şimdilik… Ve biz “şimdi” diyoruz!... Ne demek bu!? Şimdi, şimdilik!...

Şimdi, resmi çalışmacılık başlıyor demektir. Şimdi, bu bir sistem kodudur. Resmi çalışmacılık başlıyor ama şimdi nefesimiz var demektir. Ha şimdi, yarınımız var demektir. Şimdi, sessiz zamanların sistemi kodlandı demektir.

Ha peki şimdilik!?... Şimdilik; yasa koyduk, bu yasalar kontrol kurar ve yoğunluk artar. O zaman biz yerkürenin gücünü yenileriz. İşte yenileriz, aha yenileriz!... Ha diyeceksiniz ki “ama hep şimdilik” dedik, hep dedik, dedik, dedik ve şimdide kodladık!... Hepimiz, hepimiz olarak bunu yaptık.

Huzur içinde olun, yoğun ışık dürümlere çekildi, bilgi kalemi kodlandı ve yarınlar kaynak oldu. Biz siziz canlılar, siziz… Aşkla kalın, aklın kalemi olun, akıl tenlerinde tanrılık yapın; siziz biz, siziz… Aşkla hepinizi kucaklıyoruz.

Süper İnsanlık Realitesi

https://vimeo.com/237859577

 

07.EKİM .2017. TARİHLİ SU (5) SİSTEM ÇALIŞMASI
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 5. AKIŞ

Tahditli olarak yapılan her çalışma, Mikhail'in Kültü'nde kendi yüreğini tohumlayabilenlerin gücüyle kodlanır...

Hepinizin daha yüksek bilgiler, düşünceler ve yoğunluklar oluşturmanız mümkün... Kelama, ilime ve bütüne saygılı olanların, bugün burada bütün kültleri ile kodlama yaptıkları kesin...

Atlanta Ata Kalemi olarak, kontrol kurabilenlerin mutlak olarak bilişi kodladıkları da kesin...

Bizler doğanın gücü olarak, bu mecliste maya olmaya çabaladık.... Maya olabilmek için levhi kapıları açtık ve kodlamalar yaptık...

Öz görevimiz bütünün gücüdür... Ve bu gücü hak etmeye çalışanlara görev taşıdık...

En ve boydan ibaret olan ilmin bütüne hizmet edebilmesi için yaşama kontrollu olarak çekilişi gerekir... Ve bunu yaptık... Üzerimizdeki gücü arttırdık... Teknik tohumlamaydı yaptığımız... Ve bu tohumlamanın neticesinde ağırı hafifletebildik ve Mikhail olarak maya olmak sorumluluğunu taşıdık...

İsmaili Kapılar'ın hepsinde akıl kalemi var... Ve bütüne hizmetçidir hepsi de.... Ve bizler aklın kapısını açarak, o kalemi bütünün görevi olarak her diriye indirdik...

Evrenlerin sistemleşmesini sağlayacak olan güç, hepimizin yüreğindeki kült olan güçtür... O güce hakikiyeti kodladık... Hakikiyetin kodlanışı ile birlikte, musaf olan insan yolu kodladı... Öfkeyi aşanlar burada bulundular... Ve bizler, insanlık boyutlarının kontrolunu kurabilmek için kendi yüreklerimizi kayda aldık...

Çok huzurlu bir dönemdir bu dönem... Artık dünyanın kendi yüreğini hak edebileceği bir yoğunluk oluştu...

Bu yoğunluğa kalem olabilenlerin, kelamı, hakikiyetleri ve bütünlükleri mutlaktır... Unutulan ne varsa hatırlatılır... Ama halik olmayan, hakka varmadan bütünün gücünü hak edip dinlemeden, kendini dilleyemez...

Kendini dinlediğinde, deri kemik olabilen insan, yarın olur... Ve yaşam kelam ve kalem olan insan mutlak olur... Bütün kötülükler aşılır... Olması gereken budur...

Sura üfüren insandır... Sanılır ki sura İsrafil üfürdü... İsrafil leke sürülmeyen bir sayfadır... Oraya kodlama yapabilmek, oraya yoğunluğu tohumlayabilmek, orada mahrek olabilmek salih olmak anlamına gelir...

Salih olanlar lekesiz olurlar... Ocaklarında yığın yığın kaynak olur... Ölüyü diriltebilirler ve hulusi kapı olabilirler... İşte bunlar hepimizin görevidir...

Hayrın tendeki ilmi, hakkın kapısı ve bütünün kültü hepimizin yüceliğinde mevcut olan insanlıktır...

Sura üfürebilen insan, kelamı halim, yaşamı hakiki ve yoğunluğu insanlık olan kaynak insandır... Şu andan itibaren, daha yüce bilgilerin bütüne hizmet için Mustafa Kemal'ler gibi yoğunluklar tarafından dünyaya çekilmesi gerekir ki ölüler diyarı olan bu zaman kapısı, aklın kalemi olsun ve bizler bütünün gücü olalım...

Saltanatın yoğunluğunda bütüne hizmetçi olmak için buradayız... Sizin gibi görevi tohum olarak kodlayanların, bize görev taşımalarını diledik...

Ve yüreğimizdeki gücü arttırdık... Sizin için çok önemli bir çalışmadır bu çalışma ve bizim için de öyledir...

Ellerimizi tutunuz ki yüreğinizi kodlayabilelim... Uluların toprağına tohum ekebilelim... Evrenlere ses katabilelim...

Ama önce ellerimizi tutun... Eğer ellerimizi tutarsanız yerkürenin gücünü kodlayabilir ve toprağa tohum olabiliriz...

Kelama kalem ve yola Ka Ha oluruz... Eminim ki dünya ilmi bütünün gücü olur... Bizi, hakikiyetimizi hak edin...

İsmaili kapıların tümünü kelama indirin... Cenneti cemaati cevheri dilleyin ve yaşamı hak ettirin... Seviyeniz çok iyi bunu görüyoruz...

Eller, ellerimizde yolu yolumuz... Bütün kötülükler aşılıp göreve alındığımızda muktedir olan insanlık, kutsal ışığımız olsun...

Hadi hadi bizi de hak edin... Burada olma sebebimiz budur... Süper İnsanlık Realitesi Derneği'nin, bu çalışmasına bizler de katılmak istiyoruz...

İsmimiz insanlıktır... Ve bizim için önemli olan kati, hakiki ve hakim olan biliştir... Bu bilişi hak etmemiz için kaynak olabilmemiz gerekir...

Çorba pişmişse de o çorbada Ka Ha olan ilmimizi kodlayalım... O çobada rahmi olan kapımızı koklatalım... Ölüleri diriltelim bizi hak ettirin...

İnsanlık boyutları bunu bilir... Yol ilmi kalem ve biz o kaleme hakiki insanlık olarak kodlandık... Arza arşı çektik...

Hat çizdik dünyaya bu hattın ötesinde hakiki insanlık var... Bu hattın gerisinde mahrek olan İmparatorluğun gücü var...

Sizin için önemliyiz biz... Bunu iyi bilin... Burada onlarca görevli var ve hepsi has insanlık için buradalar...

Burada Mustafa Kemaller var!... Burada ruhlar var!... Burada kullar var!... Ama hepsi, hepsi Allah'ın dediğini demeye geldiler...

Bizler için önemlisiniz... Bunu iyi bilin... Yaşama inmemiz için bize ışık yakın... Bize ışık yakın ki bugün burada, bu çalışmada kalem olabilelim... Arzı arşla dürümleyebilelim de yaradan ve yarattığıyla yaşatan insanlığın en ya boy, ya kod olan levhisinde mutlak olabilelim...

Hakkımızı ver Anam... Biz senden hak ettiğimizi diliyoruz. Bize ışık yak... Bizi hak et anam... Hak et ki korkuyu aşabilelim... Hak et sevgiyle seninleyiz anam... Hak et ki hak olalım... Hakkın kapısı olalım, hasat olabilelim... Bizi hak et...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

https://vimeo.com/237309826?ref=fb-share

 

 07.10.2017 Tarihli SU Sistem Çalışması

Erengül Koç Öz akışı

“Yükte hafif, pahada ağır” diye tanımlanır.
Küçücük yüreğimdir o, Alemleri kapsayan
Evrenler yüreğimde benim.
Yürekten semaya ses veririm.
Sesimde BİLİŞ, sesimde ALLAH İLMİ, sesimde AKIL,
Allah Katından İNSAN diliyle konuşurum.

Yolum, Allah Yolu
Ben, o yolda KUL olan,
Kul olup NUR olan,
O yoldan RAHMAN’a varan.
Kodlanıp tohumlanan, tek bir ZAMAN olan

Sessizlikten seslenir “OL”derim.
Sesimde Altın Işığın Gücü vardır.
O ışıkla kayıtlarım BÜTÜN’ü.
Halka halka genişler, Hakk’a varırım.
Haktan Hakk’a uzar gider yolum.

Ben varım, BÜTÜN’üm
Ben, zirvelerin Kutsal Işığı,
Diriliklerden öte diriliklere ulaşan.

Körkalmasın, göksüz kalmasın dünyada hak eden, 
Hak İlmi kendinde açan her diri
Işığıyla bende olsun.

Süper İnsanlık Realitesi Erengül Koç

 

 07.10.2017 SU 5

BERİL ÖZDOĞAN ÖZ BİLİŞ

Tüm insanlık bir tek yaşam kodu olarak kervan kaldıran bir sistemdir… Bu kervan ilim kervanı, bu kervan yarınların turanı, bu kervan yaşamın tohumu olarak kodlanan ışığın tüm zamanlarıdır….

Dünya yaşam kalemi olarak, insanlığın kaleme indiği yarınların resminin yapıldığı bir planettir. Burada bu yoğunlukta olan her bir biz, kuranını okuyan ilmin kodlanan ışığıyız. Bu kodlanan ışılda, her anın tohumu olarak çoklanan ve türevlenen bilginin kelam gücüyüz.

Kelam, suyun yüceliğiyle akışa geçen insanlıktır ama yaşamı yarınlayan insanlık; yaşam resmidir aynı zamanda, bu resmi kodlayan ve hasatını hak edip yaşanılan bir gerçekliğin sistem kapıdır insanlık… Öz kaynağında, bütün olan düzenin sitem olan gücüdür ve akış halinde yaşama inilen her bir basamağında hak olan kapıdır insanlık aha bu!…

Her insan, yüreğinin kelam olan sayfasında bire hizmetçi ve yaşamın her diriye hak olan ışığını bütüne kayıtlayan kaynaktır. Bu kaynakta dünya yarınları kodlayan insanlığın kalemidir. Bu kalem ben diyende birlik halinde bütün için tek olan yaşamı yazar. Yaratan bu kaynakta yarattığında yaşam olup akan tüm zamanların kuranı olarak kelamda bitişen her an olarak diriliğini katar zamana.

Tüm zamanların dilinde tek bir lisan vardır, insanlığın kelamında olan lisan… Ol’ un ol’duran şarkısında yaşam olan ve yaşanılan dirilik aha bu!...

Biz bu dirilikte ilim kayıtları olarak her anın bitişeni ve her anın yaratıcısını her anda yaratan ve yaşayanız. Kim de miyiz?… Yaratan ve yaşayanda, yaşanılan olan da… Nerede miyiz…Aha işte şimdi öz güç, öz kaynak, ön hür sistem kültü, huzurun kürzi sayfası olarak her yürekteyiz. Kim miyiz?… Aha işte; ilmi hak, hasatı her anın yarını, kuranı tüm zamanların akanı ve kelamını yüreğinde kodlayan her biriniziz…

Ben, sen yok ki yürekte… Biz, siz yok ki öz gerçeklikte… Var olan kelam ve kelamda bitişen her an olan insan. İşte bu insan her birimizin kendi yüreğinde kervan kaldıran imparatorluk gücüdür… Ve bu güç her birimizde biz olan varlığında sesle kodlanan yaşamın akışıdır…

Suya kodlanan ilim, insan kelamında yaradanın yaratıldığı, yaratıldığında hak olan ve yaşanılan her anda yaratan olan kendisidir… Ve o kendi, o olan her şeyin bütünü ve bütünlüğüdür. Ve bu bütünlükte her şey tek ve bir olarak bitişen insanın kaynağıdır, insan olan kaynak ışık harlanan tüm zamanların gücüdür. Aha işte bu!

Süper İnsanlık Realitesi

 
  Bugün 34 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=