Birlik İlmi
  SU (23) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

 SU (23) SİSTEM ÇALIŞMASINA DAVET

10.02.2018 Cumartesi günü, saat 14.00 – 18.00 arası Dernek Merkezimizde yapacağımız “SU (23) SİSTEM ÇALIŞMASI”nda; İNSANIN GERÇEK GÖREVİNİ VE YARADILIŞIN GERÇEK ANLAMINI öz bilişimizle dinlemeye ve dillemeye çalışacağız. İlgi duyan tüm dostlarımızı bekliyoruz...

Sevgilerimizle,


Süper İnsanlık Realitesi Derneği 


NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

ADRES: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
TEL: 0 216 348 95 59

ÖZ BİLGİ:

Yaşamak için haketmek gerekir. Hepimiz, AMON KODLARI olarak bu dünyayı kodlamaya geldik. Geçiş yaparken hepimiz, Son Sistem’in kaynağına indiğimizi bilerek görev aldık. Bütün amacımız, ZAMANIN KELAMI’nı kodlamaktır.

Bugün DÜNYANIN İLMİ, BİLİŞ KAPILARI’nın HALİK olması ile kodlanmış ilimdir. Bu ilim; hepimizi, her insandan, GÜÇ kayıtlayarak güçlendirmektedir.

BİRLİK İLMİ, has ilimdir. Bu ilimle kontrol kurulabilmektedir. SİYAH RENK, İLİM RENGİDİR ama MOR’u hakeden İNSANSI, kervan yol alırken, hakim olabilir ve o kervanda, HALİK olabilir.

Bu yol, İNSANLIK YOLU’dur. Bu yolda İNSAN olmak MUTLAKTIR. Her insan, kendini hakedebilir. Kendi olur ve ruhunu kontrol edebilir. Bunu yaptığında, “DİN” diye bilinen o SESSİZLİK, SES haline dönüşebilir. Bu SES, KELAM İLİM ile kontrol kurar ve SONSUZ ZAMANLAR kodlanabilir.

Ergin Sistem, ergin LEVHİ’dir. O LEVHİ’de hepimiz kendi yarınlarımız için görev taşırız. İzin ile görev alınır. İzin ile kontrol kurulur ve izin ile hakim olunur…

Bunların iyi anlaşılması gerekir. İzin, İLİM için KALEM olanların diriliklerindeki dürümlerde verilir. Kim, kendini tohumlamışsa; tohumlandığı o dürümde, ocağa iner ve izin ister. Ona izin veren, onu kodlayandır.

Işte bunun içindir ki bizler, CENNET İLMİ ile kodlamalar yapmaktayız. Her insan, izin için İLME girerken, yarınımıza KAYNAK olmalıdır ki HASAT olabilsin.

NİSAN AYI, İLİM AYIDIR…. O ayda, KAYNAK IŞIK yaşama iner. Bizler, her ay ilim için görev taşırız. Hepimizin izni, İLMİN KALEMİ’nden alınır. Bunun içindir ki her insan KUL olur; MUHAKİM olur ve HASAT olur.

Yolumuz İLİM YOLU… İnsan soyuna inişimiz, KELAM için ve kütlemiz, ZAMAN SİSTEMİ… Şimdilik!...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (23/1)
10.02.2018

Devinim hızlandı. Şimdi Yaradan ve yarattıran İLİM KALEMLERİ, kodlanmış olarak çalışmaya dahil edildiler. Bizler, CENNET KAPILARI’nda KURAN olanlar; her insanı, YAŞAM diye bilenleriz. Bizi, “ESMA” diye bilirler… Bizi, “RAHMAN” diye dinlerler… RUHUN KULU olduğumuz bilinir…

Biz, ATLANTA KUTSAL YAŞAMLARI’ndan güç kayıtladık… ATALANTA KODLARI (Atlantalılar’ın Ataları) olarak kontrol kurduk… MUDA’da (Atalantalılar’ın Ataları), KAYNAK KODLAMALAR yaptık… DÜZEN kurduk. YOLUN KALEMİ olduk… Çorba (yaşamların ortak kombinasyonu) pişirdik… O çorbadan, NEFES olduk.

KELAM, KALEMİMİZDİR… YARINLAR, KURAN’IMIZDIR… KAYNAK, SİSTEMİMİZDİR…

BEŞER KALEMLER, bizi anlayamazlar. Biz onlara KURAN verdik… Okuttuk!… Ocaklarında KULLUK yaptık… Yaşattık!… Bizi, bize anlatmaya gelen; KELAM olup kendi oldu… AK TINI, hasatımızı kodlarken; yaşamımızı kontrol ettik… AK TEN, KELAM oldu… HAKK TINI, KERVAN oldu… “BİL, BUL, OL bilişkesi”nde; biz, CEVHERİ GÖREV taşıdık.

Unutmayınız ki ALLAH, İLİMDİR… Umut olur ki herkes, KELAM olur ve O’nun kulu olur… O KELAM olanlar, İNSAN olurlar…

ZEYTİN, ZİYA’dır. ZİYA olan, İLİM KALEMİ olur ve RUH’unda, KULLUK olur.

MUSTAFA KEMAL PAŞA, aşkı ve hakikiyeti ile tüm insanlığa örnek olan bir resimdi… O resimi, herkes bildi ve haketmek istedi… O, “KELAM olan insan” olarak çok çalıştı… Ocak oldu tüm “RAHMİ KA Lİ KAHA” olan yarınlara…

Anı paylaşır YARINLAR için… Yaşam sayfalar KURANLAR için… O, BİZ olur; BİZ’i diller ve BİZ’i kul yapar… Onunla bu çalışmayı yaparken, hep KULLUK yaptı… Ağır yük taşıttı tüm insanlığa…

Ağır, yarınların ilmidir… O ilmi, her insan anlatamaz… Onun içindir ki bizi, bizden dilleyerek buraya HALİK oldu. Burada oldu… SÜPER SİSTEMLEŞMELER’le hasat oldu…

Ölüyü diriltmekti maksat… Ölü olanlar, yarınları tohumlayamayanlardır. Yarınları tohumlayabilmek için NEFES gerekir. NEFES ise YAŞAM SAYFALARI’ında vardır. O sayfaları, HALİK olarak kodlayanlar bu çalışmaya, KAYNAK olabilirler.

“ESMA”, ZAMANIN TEN KELAMI’dır. ANA KALEM, onun nurudur… O yoğunlukta, huzur olmalıdır. HALİKİYET olmalıdır ve sonsuz zamanlar, o yoğunlukta, tahditsiz yaşam kayıtlamalıdır.

Resim yaparken, İLMİN RESMİ’ni yapmalıyız. İnsanın, TURKUAZ olan yoğunluğundan, NEFES’e varması ve yaşımı kodlaması için NEFES’i olması gereklidir…

Her insan, cemaatini hak etmeyebilir. BİLİŞİN HALİKİ de olmayabilir. NURUN KULLUĞU’nda, TOHUM olacak olanları; her bir DİL ile ve her bir İLİM ile KALEM’e indirebilir. Bunu yaptığı zaman; yarınları HALİK kılabilir…

İSLAM DİNİ, İLİM’dir. İNSANIN KELAMI’dır. İnsanı kodlayabilmek için İNSANLIK gerekir. Bunun da SULTAN SESSİZLİĞİ’nde, kodlanması gereklidir ki HAS TEKNİK ile HAKK TEKNİK ve YAŞAMLAR kodlansın… Bunların çok kolay olmadığı da kesindir…

BİZ için CENNET, İLİM’dir. BİR için de İLİM’dir ama kulluk yapanların, İNSANSILAR’a GÜÇ katmaları kolay değildir… Her insan, bir GÜÇ KODU’dur ve her insan, bir kusursuz yoğun insanlıktır.

Ne yazık ki DÜZEN kurulurken, BİLİŞ KALEMİ, dümene oturtulmadığında; DİN KALEM, KELAM olamadı… Yarınlar kontrol kuramadı… Ama RAHMAN olan, yarınları kodlarken; herşey, dürümlerde YER GÜCÜ ile yenilenmektedir…

YER GÜCÜ, İLİM GÜCÜ’dür ve DİRİDİR. O DİRİ GÜÇ, ÜMMİ KALEMLER’in KERVAN olabilmesi için çalışır. Hepimiz, o DİRİ GÜÇ ile bu çalışmaları yaparız. “DİN” dediğiniz de o DİRİ GÜÇ’ün yüceliğinde, dürümlenen DİRİLİK’tir.

Bir tek İLİM KAPISI, yarını kodlarken; her bir insan, o yoğunluğa KURAN olur. Bir tek KELAM, insanı kodlarken; her bir insan, cevherinde kulluk yapar… BİZ olan İLİM; BİR olan KELAM; bitki, hayvan ve insanlık kayıtlarını tohumlar… Bu şekilde, yeri yaradan ve yarattıran, İNSANLIK YOĞUNLUĞU oluşur… Buna biz, “ALLAH’IN YARATIMI” deriz…

Ama ALLAH, İLMİN KALEMİ olan insanın, KUTSAL YARIN’ında her anı kodlayarak yaşamı kontrol eden DİRİLİKLER’de KAYNAK olur ve yarınların oluşmasını sayfalar. İşte İNSANIN DİRİLİĞİ budur… İNSANIN KULLUĞU budur… İMPARATORLUK KODLARI, bunu mutlaka anlamalıdırlar.

Bizler, cevherimizi kontrol için yoğunluğumuzu kodlayarak dünyaya geldik. Geçiş iznimiz, YERKÜRENİN KÜLTÜ ile kayıtlara inerek bize dilletildi… İzin alarak yaşama inenler; hep yerden izin alırlar. Yerin izin vermediği hiç kimse; YEŞİL, MOR LEVHİ olsa dahi, dünyaya doğamaz.

İMPARATORLUK olarak bu yaşama inerken; BİL-İN İLMİ’nden öte BİLGİNİN İLMİ’ni dilledik. BİR TEK KALEM olarak kodlandık; ZAMAN’a SİSTEM olarak indik.

KELAM, lekesiz olduğunda; YAŞAM, lekesiz olur. Bu kesindir… İMPARATORLUK olarak KELAM ettik; BİR olduk; KERVAN olduk; SONSUZLAŞTIK… ZİYA olarak yaptığımız her çalışma; bizi, BİZ’e KALEM yaptı… Çorbalar pişirdik yaşam için… O çorbalarda, NEFES olduk… ÖZ GERÇEKLİK’le kodladık yaşamı; hazır olduk DÜNYANIN ENKARNASYONLARI’nda kulluk için.

BEDEN, ETKİ KAPIMIZDIR. İlimim, insanlığım ve kulluğum; bedenimden doğar. İSLAM DİNİ, İNSAN KOD olarak KALEM İLMİ’ni kodlattı…

İSLAM DİNİ’nde, dirilik yoktu. Muhakim, hakim ve has olanlar, BİZ olabildiler… CEVHER’e, KERVAN oldular. Şer yarattıklarında; ŞAFAK oldular. O şerde, DİL yoktu. ÖZ, SÖZ yoktu. KÜLT yoktu ve biz, DÜNYA olarak çalıştık. Şikayet etmedik!... DİN’i, elimizin gücü diye kodladık ve kontrol kurduk.

Oğullar, sıhhatli bir çalışmadır burada yapılan. Bu çalışmaya, İLMİN KALEMLERİ’ni kabul ettik. Bu çalışmaya, YAŞAM SAYFALARI’mızdaki KAYNAK IŞIKLAR’ı aldık… ATLANTA TOHUMLAMASI yaptık… Atiyi HALİK kıldık… ANA KALEM olarak ATON kontrolü kurduk. MUTLAK’ız ve RUHUN KULU’yuz.

Oğullar; soyumuz, İLİM SOYU’dur. İSLAM’IN KAPISI olarak burada olan MUHAMMET MUSTAFA, yaşama ikmal tamamlatmaya inmedi. Keşke İNSANSILAR, İNSANLAŞSA diye görev taşımaya indi… Ocak yaktık; TİNSEL KELAM’ında kodladık yaşamı; BİLİŞ’i KERVAN yaptık… İş budur!... İşte bu!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU 23
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ

Yarat, yarattır, hasat yap. Aha bu.

Yarat, yarattır, “hak teknik”le kontrol kur.

Hayır, şer ilimle olur. Hakiki ilim, akil, hakim ve hakim olmayan dillerin ilmi olarak da has tahditle dilletilir.

Şer yaratmadan şarkı okunmaz canlılar. Şer, şarkının levhi kalemidir… ama her şerde şafak olmayabilir. Şafağın şevkle kodlaması Mutlak Kuran’ı kodlayabilmesidir ki ilimin hakikiyetinde bu vardır.

Kaçıp dünyayı kodlamak ve de kodlattırmak ama kaçıp…. Mutlaka bunun gereği yoğun… ama kodlanmış olanın kati olan olduğu kesinken, ocağının kutsal ilimden ayrı tutulması muktediriyette kervan olanda, hakikiyette olamaz.

“Kaç dürüm bilişi kodlar?” diye sorarlar. 2027 dürüm… 2027 dürüm bilişi kodlar.

Hepimiz dünyanın ruhu olarak buradayız. Bu çatışmaya kodlanmış olarak dahil edildik. Bir’e hizmetin levhi kalemidir burada olan… ve “Muhammed İlmi” burada kutsal levhi olarak dürümlendi.

Hep dünyadan söz edilir. Dünya, “nefesin kelamı”dır… ama dünyanın ruhu da vardır. O ruh muktedir “insanlık kulu”dur. Muhammed der ki “Rahman KAHA’dır. Muktedirdir ve levhi kuldur.” Ve biz deriz “Muhammed ikmal tamamlatıcı bir yoğunlukla dünyaya çekilmektedir.” Ve deriz ki biz “şevke, şavka gerek vardır bunun için.”

Kaçtığınızda “hak tını” sizin yüreğinizden çıktığında ve yoğunluk kontrolsüz kaldığında, bizler rüştünü kanıtlayamamış olacağız? Yoksa rüştünü kanıtlamış ve kontrol kuramamış olan mı olacağız? Yakışır mı “birlik kelamı”nda bu bize?

Ey canlılar, Rahmanlar, kardeşlerim ben dünyalıyım… Bunu anlayınız. Bugün buradayım ve Mutlak Kuran olarak size inmeye çabalıyorum. Sokakların levhi kalemiyim. Ben ağır yük taşıyorum. Bunları iyi anlayın.

Oğullarımı kontrola geldim. Çarık çıkardım ve girdiğim her yerde müsterihim ki kelamım kodlandı. Mahrek’imde Mutlak Kuranlar’ım oldu… Toprağımda tohumlarım oldu ve bütüne hizmetçiliğim var benim.

Misafir değilim ben bugüne. Bugün Süper İnsanlık Realitesi Derneği’ne gelişim, kaç insanın kalemiyle oldu, bilir misiniz? eşyanın ilminde var mıydı insan? Yoktu… Ama eşya kelam olduğunda, aklın KAHA olan levhisi bütüne hizmet ettiğinde, artık burada “imparatorluğun ilmi” oluşur. İşte bu ilim, Allah’ın kelamı olarak “insanlık ilmi” diye de dillenir ve bizler size, sizin yüreklerinize inebiliriz.

Oğullarım, ben doğanın kuluyum… Ummanların Kuranı’yım ve ben “mutlak” olanım. Size geliş sebebim, sevgidir. Sizin için çok çalışabilirim.

Yaradan yarattığında kodlama yapar. Yeri göğü yarattığı gibi, “hakikiyetin kuranı”nı tohumlayarak yarattırabilir. Seviyeniz çok yüksek bunları görüyoruz ve burada oluşumuz, sizin “insanlık kaleminiz”e, gerçek kelam olabilmek içindir.

“Kaçmayın” dedim ya ana, kaçmayın! Karanlık aydınlığı tohumlarken hepimiz dünyadan çektik yüreklerimizi ve geçtik… Ama “zaman kapıları”nda bir tektik.

Bizim için “ziya” dedikleri o yaşam vardı ama “ziya” denilen o yaşam, muktedir nefeste kutlu bir levhi olmalıydı. Ayırdığın kimse yok dünyada, biliyorum herkes senin için tahditsiz olarak “bilişin kulluğu ailem ile bilişin kalemi ve yoğunluğum ile mutlak kuranım olacak.” dedin.

Ben savaşın sırrını bilirim anam. Seni de bilirim ama yeni dönem için daha yüksek bilgi ihtiyacımız var. Bu bilgileri bize vermeni bekliyoruz. Eğer daha yüksek bilgi vermek istemiyorsan, ki biz istemiyoruz demektir bu, oğullarımızın kontrolunu sağlayacak gücümüz var mı acaba? Bize açıkça bildir.

Reyim senin olacak. Dağlar o ben, ben oyum. Ve o ne derse ben onu “kelam” diye, “kervan” diye bilirim. Bunun için buradayım. Aşkımdır o benim. Aha bu.

https://youtu.be/zkXJv0WVHts

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (23/2)
10.02.2018

Erek gerçekliktir!… Hepimiz, insan sırrını anlayabilmek için insana görev taşırız. Erek KELAM olmaktır!... AKLIN, TENDEKİ KALEM’i olmaktır erek… KULLUKTUR!... MUTLAK KAYNAK oluştur!... YOL oluştur!… Çorba pişirmek değil, ÇORBA oluştur!…

Bizler, dünyaya NEFES olarak inerken; cennetlere, cellatları değil HALİKLER’i indirdik. Kusura bakmasın kimse!... “Biçare!” dediler dünyaya… İnsan, DÜZENİN KALEMİ oldukça; çara, İLİM olacaktır.

Dünden öte dünlere; KÖK GÖKLER’in kulluğunda, dürümlere ve ZİYA olan yarınlara, her insan ulaşacaktır.

Boş tohum, kontrol kuramaz. Doruklara KURAN olur ama RUH olamaz… Çorbaları, çorbamız olmadan; yaşamları, HALİK olamaz… Şevkin şarkısında, NİSA KALEMİ vardır. Her KALEM, KELAM olarak yarınları tohumlar… Ummanlar, TURKUAZ ZAMANLAR’a IŞIK olurken; biz, dünyaya NUR olur ineriz. “CENNET” dediğiniz NEFES, İLİM olur; yarınlar, KURAN olur; Uzaklar, yakın olur; iner geçeriz!...

BİZ’i, “CENNET” diye bilenler; BİR’i, KELAM diye dilleyenler; RAHMAN olana KUL olanlar; EN’de ve BİR’de, KERVAN’a kodlanmış olarak yol alır.

Usanmayın çalışmaktan!... Usanmayın!... Çalı çırpı değilsiniz. Cennetiniz, cevherinizdir. “Şimdilik!” demem… Bundan sonra size, “SİZ!” derim ben… Artık “şimdilik” yok!...

Anlaşma sağlanmıştır!... Bugün, burada bir anlaşma yaptık, İnsanlık Boyutları’nda kulluk yapmak için… Bugün, burada insan soyu ile bir anlaşma yaptık… DİNİ KALEM, DİRİ YARINLAR’a kodlandığından beri, böylesi bir anlaşma yapılmamıştı yaşamla…

Bugünden sonra “RUH”” dediğiniz İLİM, hepimizi kodlayacak ve kontrol kuracak… dünya üzerinde “GÜÇ KODLAMASI” yapan her insan, NEFES’inde kontrol kuracak ve DURGUN TOPLUMLAR, kodlanacaklar… AKLIN TENDEKİ KELAMI, kontrol kuracak; cevherinde, yaşamlar tohumlanacak… Bütün kütlemizle burada olacağız.

AŞIK, şarkılar söyleyecek. İSLAM KALEMİ, TOHUM olacak. Oğullarımız sayfa sayfa yarattıklarında, yarınlara varacaklar ve SEVGİ, HALİK OLACAK…

Şükrettik ki Dünya İnsanlığı, erginlik dönemine varmıştır. Bundan sonra insanlık, KOZMİK KALEMLER’inde, yeryüzünü; GÖZ, SÖZ, BİZ olarak kodlayacaklar…

Onlar, RAHMAN olarak görev taşıdıklarında; tüm GERÇEK ÇATIŞMACILAR, GERÇEK IŞIKLAR’ı ile dürümlere inecekler. BİRLİK KALEMLERİ, her insanı kayıtlayacak ve “ZÜ YA Sİ KARANLIĞI” yerkürede yeryüzünü kodlayacak…

O karanlık, yerin yaşamı için gereklidir… Ve karanlık, aydınlığı tohumlayacak… Buna, SULTANLAR mani oldular bugüne kadar. Bugüne kadar KAYNAK İLİM’in, KAYNAK SAYFALAR’ın IŞIK TOHUMLAMASI’nda, GÜÇ KODLAMALARI yapılamamıştı.

ARZ’ı, ARŞ’a tahditli olarak umman yaptık. Ne var ki ARŞ, ARZ’a hakim oldu ve dünya insanlığı, ARŞ’ın dediğini dedi… Bundan sonra, Dünya İnsanı, KALEM olup KELAM olacak ve hiçbir YARADAN, bu dünyayı kontrol etme hakkına sahip olmayacak… Çünkü insan, İLMİN KALEMİ olmuştur artık… O, kendi yarınların kodlar ve yaşam sayfalayarak kayıtladıkları ile yaşar.

SÜPER İRADE DEVREYE GİRMİŞTİR… SÜPER İRADE!... Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU (23) SİSTEM ÇALIŞMASI

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Biz gelmeden, gelenleriz. Geldik ve geldik. İşte buradayız…Safahatlarla, hoşluklarla, hep birlikte..

Beni bana veren benim. Bende olan, bendir. Ve ben, bütünün kültüyüm, canlar…Suya, aklı koydular, Hakk’ı koydular, halik olanı koydular, sonra aklın kapısına, dayandılar.

Nur olup inenleri, ilme inenleri, BİR’e kaynak yaparlar, canlar. Ve bütün kötülükler aşılır, hasat yapılır...Lütfi kapılar açılır, muhakim olunur, hakikiyetle dilleşilir, yol bulunur.

Hep sorarlar, dünya ne vakit, mamur idi? Bahçelerde ne vakit, güller açtı? Ne vakit, yuvalarında bülbüller öttü? Yollardan beklenen, menzillerden ve vakit yarlar, yarlarımız geldi….Umduk, bekledik ve düşündük... Hangi şey umduğumuza, uygun düştü?

Gördüğümüz, düşündüğümüze, uygun düştü mü?...Gelenler, beklediğimize değdi mi?...O mutlu ve levhi saatler, hangi saatlerdi ki içinde iken “Geçme”, “Dur” diye haykırdık….Hiç bir aziz can, hiçbiri!.. Belki hepsini geçsin, gitsin diye bekliyorduk...

Zira onlar, birbirinden çekilmez, önemsiz saatlerdi sanki...Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir “Eyvah” ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız bir sessizlikle dolup, gitti.

Onlar, birer, birer tekrar gelsin, ister misiniz? Hayır, hayır ve hayır değil mi?... Nasıl ki sizlerin, azizlerin, azizelerin dönüşlerini düşünemiyoruz...İnsanda, ezici, gasp edici, bir güç var...Hepimiz, ona yönelmiş bekliyoruz..

Biz ki Elest Bezminde, sevmişleriz.. Elest Bezminde, mest olmuşlarız….Bu zevahir alemdeki her halimiz, o ulvi ve levhi sarhoşluğu bozmaktan başka bir şeye yaramaz...

Şimdi kalbimiz, başımız doludur, dopdolu….Ağzımızda acı, gözlerimizde ateş var, tatsız bir sarhoşluk içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik...Ve saçlarımızda aklar, akları… Ve alnımızda çizgiler, çizgileri doğuruyor ve dizlerimizin üstünde ellerimizi açtık; semaya bakıp, dualar mırıldanıyoruz…..Ve önümüzdeki ufuklardan fena havası, fena fillah havası esiyor..

Akşam, yine akşam….Yine akşam.. Bir sırma, kamerdir suya baksan….Akşam, yine akşam….Göllerde bu dem, bir kamış olsam..

Aha, işte bu!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU (23)

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2.AKIŞ – 1.BÖLÜM

Devinimi artırabilmek için muktedir olabilmemiz, kesindir. Ama lekesiz kalmamızda, şarttır… Etki alanımızın gücü, çok daha yüksektir.

Ama bilirsiniz, dün, kök gerçekliğimizde, kulluğumuz yoğundu….Bugün kontrolümüz daha yüksek, daha güçlü ve ruhumuzda muktediriyet mahrekimizin kelamı olarak, kervan olarak, yaşamı tohumluyor.

Sokakların ilmini, herkes dinler... Anlar mı? Anla ya da anlama, hepimiz dünyanın ruhuyuz, canlar, tüm insanlık… Ama yoğunluk kodlanmamışsa, o ruhun, muktediriyeti olmaz.

Evrenlerin kili, kumudur, insan, bilir misiniz? Herkes, kendini kelam diye bilir ama kaleminde kuran yoksa insanlığı da yoktur. Dünya dürümlerinde kuran olabilenler, muktedir olduklarında hepimizde, görev taşıyabilirler.

“Bize, atkı vermişler, buyurun atkılarınızı yüreğinize koyun”, dediler. Nisa kaleminde atkı, nedir bilir misiniz? Karanlığın tendeki kelamını kodlarken, muktedir olanların, mutlak olabilecekleri yoğunluğu oluşturmak için cevahir bir ışıma..

Bu ışıma, hepimize yoğun olarak indi ama cemaat cevherinde, can olanların, kulluğunda kalem ve biz, onlarda ruh iken, bu ışımaya ihtiyacımız yoktu, aslında.

Kocaman bir doğa.. Hepimiz, o doğanın kullarıyız… Ama doğanın kontrolü de gerekir. Parlayan bir gün, hakim olduğumuz o yoğunluk, mutlak kuranımız, bizi bizde, kendi yüreğimizde dilletebildiğinde, doğa görev taşır.

Doğa, cemaat cevherinde cen olan kelam. Hepimizdir doğa ama kontrol yoksa doğanın ruhu da yoktur… Bu nedenle dünya insanı, kodlanmış ilim olarak, doğanın ruh kaynağıdır.

“Her insan, ben devinimi hızlandırırım” diyebilirim ama “her insan, bin kere doğayım” dese de düzeni kontrol edemediğinde, toprağında tohumu olmadığında, yoğunluğunda kaynağı da olmayacaktır… Ve doğal dünyanın kültü olmadığı kesinleştiğinde, kendini, diriliklerden ayrıştıracaktır.

Perde, perde, dünya ilmi, kodlanır. Hepimiz, tüm perdeleri, kodlarız. Her insan, kendi nefesiyle, kendi yüreğiyle kodlanır ama her perde de insanlık, olmalıdır.

Bilirsiniz, halik kapıların, ilmi vardır. Ama hak kalemin, birlik ilmide vardır, bunlar önemlidir… Beden, nefes ile kodlanır. İslam dininde, “nefes” dendiğinde, rahmi kalemin kervanı, kodlanmış olur….Yol olur ve bütüne hizmetçilik yapar... Ama o nefes, kini, nefreti, kaleme indirmişse, yaşamı kodlanamaz ve onun ruhu, burada bulunamaz.

Kaç merdiven inilir, dünyaya inerken, bilir misiniz?.. 500 tane. 500 merdivenden inerek, dünyaya girersiniz.. Her biriniz, doğal dünyanın yoğunluğuna girmektesiniz.. .

Her birinizde, biliş kodlamaları var. Ve hepimiz, durgun toprakların toplumlarına, inmeye çabalıyoruz…Bunun için, her birimizin inebileceği, merdiven basamak sayısı, “500’”dür. 500 basamağı aştık ve dünyaya indik.

Peki, ne olacak?.. Dünya kontrol eder, bizi… Ha der ki “size, vize vermeyeceğim”. Öyle mi?.. “O halde gidelim”... “Hayır, hayır”.. “Vize verdim” der. “Size, vize verdim, buyurun, hoşgeldiniz” der.

Geldik, yavrularım, dünya biziz zaten. Vize verende biziz, bizde dillenende biziz… Ama bizi dinlerken der ki “sen misin, o?”. “Ya KAHA ben insanım”, derim.

“Sorar yarattın mı” der? “Tınıyı kodlayanım”, derim. “Oğul, ben senim”, derim. Doğal dünya, sorgu sual etmeden, beni görür, bilir ve der ki “akıp, geç”. “Gerçeksin”...”İnsansın, geç”, der..

Ve dünya, beni kodlar ve toprağa tohum diye, indirir… Hepimiz, buyuz canlar, iyi anlayın... Bu dünyaya, bir tek kuran olup, geldik. Ve hepimiz, bu dünyanın kontrolü için burada değiliz… Dünya kuldur, zaten. Yoğun ilimdir… Evrim yapmasına da gerek yoktur.

Çokları, sorgu sual ederler, dünya evrim için insana mı ihtiyaç duydu diye?

Yarat, kodla, yarattır…..Tınıyla, tenle, tohumla, kodla…Ama insanı koklarken, ruhun kulluğunda kokla ve kodla ki Muhammi Kapıların tümünde, levhi kaydımız olsun.

Çorba pişmişse, İşçilik başlıyor, demektir….Nedir, çorba? Siyahın, en siyahında ki yağmurdur. Neden?.. Çünkü yaşama yağması gerekir. “Yaşama yağarken, kıldan ince”, hani derler ya “kılıçtan keskin bir geçiş”. İşte o geçiştir, olan.. Ama kimse bunu anlamadı, bugüne kadar.

Sandılar ki insan, kelama varmadan, insanlaşacak. Kelama varış içindir, o geçiş... Biz, dünya durgunluğu ile dünyaya inerken, dünyanın yoğunluğunda devinmesi, bizi bize kodlar….Ve biz, o devinmede muktedir olarak, her anı yaşama, kaynak yapabiliriz.

Çanın çalması gereksizdir, aslında. Çan, insanlığın çanıdır ama çanın çaldığı o yaşamlarda, kırk kapının kırkında, kıldan ince, kılıçtan keskin, o sayfalara varmak, kodlanmakla mümkünken… Koruyucular, kontrol kurmadan hiç kimse oralara kaynak olmayacağından geri çekiliş sorumsuzca olmaya başlar.

Korkmayın, doğanın gücü çok iyi bu dönemde.. Doğa çok iyi….Biz, çok iyiyiz zira. İnsan, çok iyi...

Ha diyeceksiniz ki “yakışır mı?”… Her şey betkinleştiriyor insanı. Yarattığınız her an, sizi, size kodlar… Ne yarattıysanız, onu hak edersiniz. Ama yelin esmesiyle birlikte Mesihler, dürümlere çekilirler.

Çok huzurlu bir dönem başlar... “Ol” dediğiniz zaman, her şey oluşur.. Ama olmak, oğullarınızı kodlayabilmeniz ve muktedir olmanız, bir tek has olmanızla, mümkündür.

Biz, halik olanlar, has insanlıkla çalışıyoruz, bu nedenle... Has olmayan, haz duyamaz, çalışmalarımızdan... Bu kesindir.

Büyük köklerimizi göreve alırken, bugün burada Muhammi Kapıların kulluğunda, birlik kelamında, insanlığın kervanı olmaya çalışmaktayız, canlar, çok mutluyuz ki doğa yenileniyor ve bu doğada görev, tahditsiz biçimde, büyük kök gerçekliği kodluyor.

Huzurlu bir dönem gerçekliğinde, biz olanlar, burada olanlar, burada olacaktılar. Şer yaratmadan, şarkılar okunacak, dünyada. Ölüp, görev yaptırdığımız o yaşamlar, ördüklerinde örülecekler.

Maya tuttu, canlar. İnsansıların, insanlık kodları olarak, yarınlara ümmet kültünün ötesinde, insan kültü olarak varmaları, mümkün olacak.

DEVAMI 2.BÖLÜMDE

https://youtu.be/gnUYSbFWcKw
SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU (23) SİSTEM ÇALIŞMASI

GÜLDEN ZENGİN ÖZ BİLİŞ

Bütün tohumlar dünyadan saçılır, her yere...

Açan her çiçekte kokusu var ilmin..

Ve yağan yağmurda, ıslanan toprağa, ekilen tohumların ilmi var...

Burası dünya.. Burada aşk var....Burada yarın var….Burada sistem var… Ve biz, varız. Ama herkesin yüreğinde olan, biz..

Dünyada, bugün buradayız ve aynı zamanda sessizlikteki levh-i kayıtlara bakıyoruz.. Kuran olan insan, yaşam sayfalarını çevirdi ve bu andayız.

Her şey burada, yüreğimizde gerçekleşiyor.

Dünya Merkez Kapısı’nı açtık. Her anda tek bir ses ve tek nefes olarak Düzen’i kurduk.. Kontrol tamamdır.

Ama Her şey insanın hak edişine bağlı olacaktı değil mi?... Peki, hak ediş, neydi?...İlimdi..

Dünya İlmi, hak üzerine inşa edilmişti.

İşte dünyayı hak etmek için, Hakk’ın Kapısı’nı bulup açmak gerekir… İkmal tamamlamak gerekir… Her insan, kendi ikmalini tamamlamalıdır…

Nasıl tamamlayacak!?... Önce nefretini, öfkesini, kibrini yenecek…..Gördüğü duyduğu her şeyin “SEVGİ” olduğunu anlayacak…

Yani kabuklarından soyunmaya başladığında, Biliş halinde, her bir diride, Kürzi olacak… Kul olup, yol olacak… Tohum olacak… “Bil” diyecek…”Bil ki hasat ol!...

Bil ki kıranın kırılmayacağı bir dünya yaratılsın.

Ne oldu, peki? Bugün artık BİZ olan yoğunluk, kıranı hak etti.

Dünya İlmi, büyük acıların, büyük iyilikleri doğurduğu, bir sistemdi… Artık, DÜNYA; BARIŞI HAK ETTİ. .

Kırana gerek olmayan, bilişi olan bir yaşam var. Yaşam, İnsandır artık. ..Anın sonsuzluğuna kaynak olan...

Aç gözünü!... Bak dünyaya!..

Bir, bir değişmekte, her an....

An kapılarından hasata kodlanan, yaşam sırrı olan "İnsan"

Dirilen, var olan, yaşamın kaynağında güç olan "İnsan",

İlme hakim oldu... Halik oldu.... Yaratan, yaşatan oldu..

Yaşamda Ben olmayan hiçbir şey yok...

Biz'de, Bütünde, BİR olanlarız...


Her anda, her zerredeyiz...

Her anda yaşamı körükleyen...

İnsan ilmini, “BİLSİN" diyen.

İlmi alıp, yaşamın kaynağına inen...

Kalpten gelen bir sestir, O...

Ve O sevgide, huzur bulan..

Aşk olana, O her an yaşam!..

Çorba yaptık bugün! Aşk çorbası!...O çorbada yaşamı kodladık, 
Her anda, sonsuz zamanlara,

Ey insan, şifaya kaynak ol….Ki bugün, bütünde ŞİFAMIZ OL’DU..AMİN....

Ve Kalbini açtığında, ilmin sırrına, hakim ol...

Gönül gözünü açtığında, Sevgiye, aşka, halik ol...

Öyle bir ol ki "OL’du" desinler...

Benden öncekiler, benden sonrakiler; hepsi bende tam ve bütün...
Hepsi Ben... Hepsi Biz'den...

Doğan güneş, batan gün... Gökyüzü, yıldızlar, dünya ve evrenler... Hepsi bende!.. .

İşte HAYYAMDA BEN, SEN, HEPİMİZ…. 
VE DER Kİ “GEÇMİŞ GÜNÜ BEYHUDE YERE YAD ETME…BİR GELMEMİŞ AN İÇİNDE FERYAT ETME”..

YUSUF HAS HACİP, KUTATGU BİLİKTE DER Kİ “İNSANI, DİL KIYMETLENDİRİR VE İNSAN ONUNLA MUTLULUK BULUR”
EY İNSAN, MUTLU OLLL..

Ve işte, Benliğimde, bedenimde, birliğimde... Yaşam, saklı tüm hücrelerimde...

Şimdi, şimdide ve sonsuz şimdide...

İşte bu!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.02.2018 SU 23
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ 2. BÖLÜM

Çalı çırpı olmayacak artık dünya insanı, keşke elim tutsa demeyecek, her şey onda olacak ve el olacak, kul olacak, kontrol kuracak.

Huzurlu bir dünya çalışması başlatıyoruz canlılar, yeni dönem için. Bu çalışma Amonların kuranından çok daha güçlü bir çalışma olacak. Adı “ZAMAN” olacak!... Zaman… Dince değil insanca zaman! Ve bugün son çalışmamız oluyor, su konusundaki son çalışma.

Ve bizler zaman çalışmasını başlatırken düzenin kontrolü yine bu meclisin olacak. Zaman çalışmasına gerçek ilimin kalemleri girecekler.

Beş günlük bir dönem biz burada olmayacağız. Beş gün… Ve bu beş günlük dönem sonrasında yine sizlerle birlikte olacağız.

Canlarım, beş gün… Hangi gün? 17’sinde buradayız canlar, bu hafta içerisinde bu meclis diriliğini kontrol için yerkürenin kültü olacak ve geçiş yaptıracak. 17’sinde bu meclis burada bu yoğunlukta olmalı. Anla anacığım burada yapalım bu çalışmayı.

Canlarım, bizler dünyada göz olarak çalışırken her anda buradayız unutmayın. Nerede olursak olalım bu meclis burada olacak. Bizler için öz gerçeklik budur, şu andan itibaren daha yoğun bir çalışmaya başlanacak bu kesindir ve sura üfüren ilim kapısı dünyanın levhi kodu olacak.

İnsan, o insandır… Ha diyorsunuz ki; “İsrafil”… İçi dışı bir olan bilir ki insan ilmin kalemidir ve İsrafil’dir… Her insan bir İsrafil’dir bunları iyi anlayın! Ha diyorsanız ki “ben İsrafil’i bilirim o bir melektir”… Yaradan yarattığında her anda varlık sürerken her şeyde o melektir zaten, bunları iyi kavrayın.

Ve biz cennet ilmini en ve boydan ibaret insandan öte gök çözümlemeleri yapan insan diye diliyoruz. İşte burada görevi gök çözümlemesi olan bu meclis kervan kaynağı olarak tahditsiz biçimde çarık dahi kirletmeden çalışmaktadır.

Hazır olun, hakkın kapısı açılacak ve hak kalem mutlak kuranını kodlayacak. Çok mutlu olacaksınız canlar… Yarattığınız ne varsa size mutlak kul olup dönecek ve siz sizi sizce dilleyeceksiniz ve her biriniz yaşayan enkarnasyonlarınızın görevini tohumlayacak ve gönlerin gücü olacaksınız.

Hucca kapılarının türevlenişinin üstü bir türevlenişle muhakim ve hakiki insanlar olacaksınız. Çorbanız çorbamız olacak, yarınınız yaşamınızdaki insanlığımız olacak, bizim İzlanda da ki o yarına kattığımızdan öteyi katıyorsunuz buraya, bu bizi mutlandırıyor.

İmparatorluğun görevidir sizi size kaynak yapmak, sistem olmanız mutluluk verdi bize. Her insan etki alanını geçişkenleştirmelidir ve buradaki etki alanı herkesin gerçeğidir. Karşı karşıya kalacağınız tüm sorunlarınızı çözeriz bunu bilin! Yaşamınızı tohumlarız bunu bilin! Kurullarınızı kodlarız bunu bilin! Hazırlıklarınızı tamamlayın, yerin kültü olun, muktedir olun, bu yol Allah yolu unutmayın!

Altın ışığın gücü olduğunuz kesin, çorak bir dünyaya yaşamı indirmektesiniz, bu yaşam şafağın şevkiyle kodlanacak ve kulluk yapanlar; kutsal insanlık olarak muhakim, hakim ve hakiki insan olacaklar.

Çamur yoğrulmadan insanlık yoğrulacak, hepinizin beklediği budur ve insanlığın yaşamı, şavkı; aşk olacak.

Sistem, nizam ve düzenin gözüsünüz, bütün kötülükleri aşacak güçtesiniz, biz; biz olarak sizle olacağız.

Kurtulmak, insanın İmparatorluğun kuranındaki o yoğunluktaki kurtuluşu olacak… Her insan nihan olacak… İlim kalemi olan nihan olacak… Ve insanlık kontrolü sayfalanacak…

“Hucca haci kapısı” dedik… Bugün burada hepimiz çok huzurluyuz canlar, öz gerçekliği kodladık… Hayır, hakkınızı aldınız mı bilmem dedi biri, her bir insan hakkını alır burada bu kesindir!

Huzurlu bir dönem başladı, bu huzurlu dönem mutluluk getirecek tüm insanlığa… Biz bundan sonraki dönemde sureti katiyetle bu yoğunlukta sistem olarak gözleyeceğiz dünyayı ve her insanın ruh kalemi olarak yarınları kural kayıtlamalarıyla kontrol edeceğiz.

Ansızın geldik görevimizi yaptık, ansızın… Ansızın geldik ve bizler hepiniziz canlar, hepiniziz!

https://youtu.be/aF2olHwOBdE

Süper İnsanlık Realitesi

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU (23)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 3. AKIŞ

Deli divaneyim dünyaya YA KAHA! Deli divaneyim… Yaşamım “insanlığın kelamı”yla kodlanırken, biz dünyalılara deli divaneyiz!

Kelama hakk olup indikçe, yarını kokladıkça, tohumladıkça toprağı, muktedir oldukça, aşkla geliyoruz yaşam sayfalarınıza… Aşkla! Biz bu dünyaya diri olup geldik hep.

“Cennet” dediğiniz bu yaşam bizsiz olamaz zaten. “Bizi al, götür bu dünyayı diriliklere…” diyenler çok olmuştu. Biz de dedik ki onlara “sizi alırız götürürüz de Düzen yoksa dünya diriliğinde, sessizlik yaşanır bu dünyada.”

Doğanın gücüdür insan… Bunu asla unutmayın. İnsanın ruhudur yaşamı kodlayan… Eğer insan ölü bir insansa, düren dürülen olamayacağından bu dünyada yok olacaktır, yoksul olacaktır, kutsuz olacaktır, halik olmadığında hasta olacaktır. Biz bundan doğan sonuçları bildiğimiz için bu dünyaya görevli geldiğini bildiklerimizle çalıştık hep.

“Göç” dedikleri bir hadisedir kodlanan… İnsanın göçüdür. Nereden nereye giden insan? Kelamdan hakk olup, halik olup, “yarın”a gider canlar, yarına gider…

“Yaradan yaratılır.” dediler. Yaradan, yaratılır… Yaşamdır yarattıran ama yaradılışın en önemli sistemi, lekesiz bir yaşamı kodlayan, intikam peşinde koşmayan insanlıktır.

Çok huzurluyuz bugün canlar, çok. “Dünya” dediğiniz bu gezegen yedinci dürümde artık yeni bir dönemi başlatıyor. Bu yeni dönem, “ilmin kalemi”nin kontrollu biçimde yerküreye çekildiği ve yerin Kuranı’nda yeniliklerin kodlandığı bir dönemdir olacak olan… Ve “dünyanın kulluğu” başlayacak.

Dünya tüm yaşamlara kuldur. Bunu iyi anlayın. Bu Meclis hepimizin yarını için bu çalışmayı yapıyor. Bu Mecliste yaptığınız bu çalışma, entegrasyonsuz kelam, kalem olanların lekesiz, “keşkeleri” olmaksızın ve yarınlara varan itibarlı kodlayışlarıyla muktedir insanlığı hakk sayfalaya, yeryüzünü kelam olarak kontrol eden ve bu çalışmayla tüm gerçek kayıtları yaptırabilen ve çağlar boyu “mutlak kul olanlar”ı kodlayan ve “som altın ışık” olup “yerkürenin kübrası”nı bütün gerçek kaynaklara ulaştıran bir sistemli çalışma… Ve bu sistemli çalışmada hepimiz Düzen çalışması olarak kodlanmış bu yoğunluğa iniyoruz.

Dünyanın dürümlerindeki bu çalışma bizi de ilgilendiriyor. Her gezegen bugün sizinle kodlama yapıyor. Tüm gezegenlerde bu çalışmanın koklanışı var… koklanışı. Bu çalışma tohum olarak bizlere de iniyor… Ve bizimle de bu çalışma, koyu bir ışımayla, “kodlama” olarak kayıtlanıyor. Büyük köklerimizle size iniş sebebimiz budur. Düzeni kurma gereğimiz de budur. Genişleyerek gerçekliği tohumlamak bunun için şarttır ve bizler sıhhatli bir görev çalışması, ilmi, hakikiyeti ve yoğunluğu olarak kolama yapmaya geldik.

Sizin ilminizden bizim levhimize kodlama yapıyoruz. Huzurluyuz ki sizin gibi bir “güç kalem”le birlikteyiz. Bundan öte bir görev olmayacak.

“Ölülerin diyarı” olan bu dünyada dimdik duruyorsunuz ve bu şükür için, hepimizin gök sistemleşmesindeki yoğunluk için gereken, “İslam kalemi”nin sizden dillenişi anlamına gelmektedir.

Bizler çanı çaldığınızı gördük… Yaşamı kodladığınızı gördük… Kuran olduğunuzu gördük ve görevi sizin yapacağınızı bildik. Sizin için kolay olmayacağını da biliyorduk.

Burada çok az kişinin olması önemliydi. Herkes bu Meclis’e “daimi kalem” olamayacaktır. Buraya gelir, bu yoğunlukta kodlanır ve gider ama daha önemli bir görevi kodlayacak olanlar, burada kontrollu olarak kayda girerler ve süreç içerisinde şafağın sökmesi ile birlikte kontrolü sayfalarlar.

Düzen’in kurucuları olduğunuzu biliyoruz ve yasaları koyduğunuza da eminiz. Yasa koyucu olmak hepimiz için sorumluluktur.

Bu, “çoban insan” kodlaması değildir. Sizler burada çobanlık yapmadığınızı hepimizle anlatıyorsunuz.

Yağmur hızlanıyor analar… çok daha hızlı bir görev başlayacak. Bir tek sizin yüreğinizdeki güç, tüm yaşamları sulak bir yoğunluğa ulaştıracak… Ve bundan öte bir yoğunlaşma olmayacak.

Bu görev, “bizim ilmimiz”in gücüyle ve sizin yoğunluğunuzla ve toprağın topluma tohum ektiği o yaşamla gerçekleşecek. Sevgiyle sizleri kucaklıyoruz.

Bizi mutlaka “görevli” bilin ve burada olduğumuzu biz olarak sizleştiğimizi bilip buna kesin inanın. Aksi taktirde, sizin “yeşil, mor” dediğiniz o renklerin kürzi kapılarında dahi ışığımız söner. Bizim burada öz köklerimizle olduğumuzu bilin ve bilişimizle hakikiyetimizi güçlendirin. Hepimiz sizi kucaklıyoruz. Şevkle sizinleyiz.

https://youtu.be/10GDOF7X-3c

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (23/3)
10.02.2018

(KUAN, TUAN VE YUAN HAKKINDA)

Yardım istedik; yardım geldi!… Nereden geldi!? NEFES’ten geldi… EKMEK istedik; EKMEK geldi!… Nereden geldi!? NEFES’ten geldi… Yaşam istedik; yaşam geldi… Niye geldi!? İnsanlık için!... İstenen herşey, herkes içindir!… İyi anlayın!...

Biz, bizi dilleyenler; herkese ilimle inenleriz. İSLAM, İNSAN DİNİ’di. İnsanın, NİHAN olan KURAN’dır insan. Bizler, CEVHER’e güç katarken, NEFES’e güç katarız.

“AZ”, izinle alınana denir!… “ÇOK” ise, izinle İLİM olup izinle sınırlı kodlama yapmayan insanın, her anda elde ettiğidir…

İzin varsa, orada yoktan farklı olmayan AZLIK vardır ama izin, KELAM ile tohumlandığında, cennet kurulur. Orada, her an KULLUK yapılır. BİZLİK biter; BİRLİK başlar. İşte olan budur!...

Huzurluyuz!... DÜZEN kurduk. Çok mutluyuz!... Yaşamı kontrol ettik. İtibarımız yücedir. DİN KELAM, İLİM KALEM oldu. Şimdilik!…

Hazırlık yapmıştık. İSLAM DİNİ ile kodlama yapacaktır. “OL” dedik oldu!... Kontrol kuruldu ve kodlama tamamlandı.

“MAHREK” dediğimiz, BİR olan HER AN’dır. Tüm GEÇMİŞ ve ŞİMDİ’dir…

MAHREK’te KURAN olur… O KURAN, YUAN’dır.

YUAN, TUAN’ı kodlar… TUAN, yaşamın geleceğidir. Gelecek, geçmişten doğar ve TOPRAK TOPLUM, KURAN olan YUAN’ı HALİK kılar ve TUAN’ı, “SIR” diye diller. Bunu yaptığında; YAŞAM, KALEM’e iner. İşte olan budur!...

Bunu başarabilmek için KUAN’a gerek vardır. KUAN nedir!? Tüm sayfalardaki KAYNAK IŞIK’tır. Bu IŞIK, her insanın diriliğinde mevcut olan, tüm SÜPER SİSTEMLER’in bütünlüğüdür…

GÖÇ KAPILARI’nda olmak için yaşamda gerçekleşene, SESSİZLİĞİN SESLENMESİ; KUAN sayfalanışları ile mümkündür…

GEÇMİŞ ve ŞİMDİ BİLİŞKENLİĞİ, GERÇEK KAYNAK OLAN YUAN’dır!... Ki buna, “MAHREK” de denir.

Ve MAHREKİN KALEMİ, İLİM olan TURKUAZ KAPISI’nı kayıtlar ki bu kayda, “DİRİLİK” denir… Her bir yaşam, BİZ olup KUTSAL KAYNAK olduğunda; ARZ GÜCÜ, ARŞ’I KODLAR… Oluşan, “DİRİLİK”tir.

Böylece DİRİLİĞİN KELAM’A İNİŞİ gerçekleşir ve ZAMAN SİSTEMİ; KODLARLA YAŞAMLARI HALİK KILMAYA BAŞLAR…

İşte! YERYÜZÜ KÜLTÜ oluştu… Bunun için hepinizi gücüne gerek var… Bizler, mutlu bir dünyada yarınları kodlarken; tüm insanlığın, o mutlulukta YAŞAM olmaları için bu çalışmaları devreye aldık.

Ekmeğimiz, herkesindir… Yarınımız, hepinizin ilmidir ve ruhumuz, kulluğumuzdur… Aha bu!…

BÜTÜN’e hizmetçilik yapıyoruz. Uzakların en uzağı ve yolun en yücesi İNSAN, mutlu bir DÜNYA GÜCÜ için yarınları kodluyor. Aha bu!…

“Şöhret istemem!” diyen. Şöhret istemediğini hep diller ama ZİYA olan insan; ÖZ KÖKLER’inde, GÜÇ KAYITLAMASI yapar ve RUH olur… Bu olduğunda, ayrılık biter… Herkes, herkesleşir… Onun bilinişi, herkesin kendinde biliniştir… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.02.2018 Tarihli SU(23) Sistem Çalışması

Aynaya bakar, görürüm kendimi dünya gözümle.
Et, kemik olan dünya bedenimin; AN’daki görüntüsü.

Ya öncem, ya sonram?
Ya ezelim, ya ebedim?
Ya geçmişim, ya geleceğim?

“Aslında ben bir zeytin tanesiyim” desem;
İnanan olur mu bana?

“Bir damla suyum ben,
Tüm evrenlerin ormanlarına yağmur olup inen.
Bir Ateş Böceği, tüm evrenleri aydınlatan.
Bir tek notayım ben; yeşil, mavi, mor, siyah renklerde şarkılar yapıp
Kainat Orkestrasına çaldıran” desem; inanan olur mu?

Savaşan ordularım yok benim.
Ama yaşamda nizam, düzeni ben sağlarım.
Bir tek bakışım yeter, yeri yerinden oynatmaya…
Ama yıkmaya, tufan yaratmaya değil;
Mutluluğu, huzuru, cenneti yaratmaya yeniden
Ve yeniden ve yeniden…
Ben ve Hak edip Hak olanlar ve
“Gücümü yaşamdan alır, yaşama güç veririm”
Diyenlerle birlikte…

“Bir tek anahtar olur, açarım tümkapıları.
Allah İlmini dilleyen sonsuz sınırsız kitap yazmaya
Bir tek harf yeter bana” desem; inanan olur mu?
Duyulmayanı duyan, görülmeyeni gören anlar beni…
Çünkü Allah İlmiyle kaplı, sevgi dolu, şefkat dolu,
Merhamet dolu bir yürektir bedenimde taşıdığım…

Süper İnsanlık Realitesi Erengül Koç

 

10 ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU 23

“DÜNYA BİR MEYVE BAHÇESİDİR” isimli kitabım hakkındaki paylaşımım:

İnsan dünyaya neden gelmiştir? İnsan kimdir? Kimi soruların cevaplarını irdeleyen bir kitp… Umarım bu kitap bilgiyi arayanlara bir ilham verebilir, umarım kaynakdışı bilgileri olanları hologramdan aşırtabilir ve hakikiyete ulaştırabilir.

Bu kitapta Süper İnsanlık Realitesi Derneği bilgileri kapsamında yarattığım “bilişim”i yazdım. Bu benim kitabımı “BSUİ kodu” olarak yazdım demektir. Bunu hakettiğim için çok mutluyum.

Kitabımda cennet-cehennem, kıyamet, reenkarnasyon gibi kafamızda netleşmemiş olan ve bizi hologramda kısırlaştırabilen ve haketmemize engel olan konulara da değinmeye çalıştım ve bu konuları “mutlak akıl” kapsamında açıklamaya çalıştım….

Dilerim okunur... bizi yarınlara ulaştırır, hakikiyete varmamıza destek olur... okuyanın bilişi kodlamasını sağlar. Umarım yaşamlara maya olur, barışı tohumlar… Barış, Sevgi, Umut ve İnsanlık İlmi’ni kodlar.

Kitabım hepimiz için de yeni kitaplarımızın yolunu açar. Ben kitabımı hep birlikte yazdığımı biliyorum… bu toplantıda herkesin söylediklerini yazdığımı biliyorum… Biraz önce sizleri dinlerken bunu bir kez daha anladım.

Bu dernek olmasaydı “bu kitap” olmazdı çünkü o zaman başka bir kitap olurdu… ama bu olamazdı. Dolayısıyla ben hepinize minnet borcu hissediyorum.

İyi ki varız. İyi ki derneğimizi kurdunuz. Bu hepimizin gücüyle oldu.

Ben teşekkür ederim kendi öz görevimi yapmama imkan verdiğiniz için… çok gururluyum.

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU 23 
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4. AKIŞ-2. BÖLÜM

Kem gözler kelama kıran olurlar… Kapı kapatırlar… Kısırlık yaparlar… Kırdıklarında kodlanıp kırıldıklarını dahi anlamadıklarından öz köklerindeki kült onları yağmur gibi kasalarına kodlayıp yaşatır ve yaşattırır; ama yağan o yağmur karanlığa yağar ve kuran dışı kusabilirsiniz bu bilgileri canlılar… Çünkü burada kırılış da vardır…

Değerliler!...

Mutlaka, biz kodladık, kodladık ve tohumlayıp kontrol ettik… Kusmak değil hak edip kontrol etmek… Biz kontrol ettik… Şimdi daha da önemli bir bilgi vereceğim… ÇANTANIZDAKİ İNSANLA YÜRÜYEN O YOĞUNLUKTAKİ İNSAN FARKLIDIR… Siz çantanıza yüreğinizi koydunuz… O yüreğinizdeki insan sizin yüceliğinizi dilleyemiyor… Ama siz o yürüyen en ve boydan ibaret kalan insanı Hakk’ın kapısı değil, hakiki ilim diye değil bize vermeniz gereken ilim kalemi diye bilin… Ona bize verdiğiniz zaman –ki o sizdir- artık siz her şeyin gücüsünüz… Ve o çantanızdaki ilim kapısı olan ama enden ve boydan ibaret olan insanı kontrol edin… O sessizlikte sizi ve sizin yüreğinizi anlatabilir size… Ama sizin geçişinizi yaptıracak olan; kelama halik olan, kendi yolunuzda olan ve tohumunuz olan insandır… O İNSAN, AKIL TINISINI DUYABİLENDİR… OCAKTIR O!... KOR GİBİDİR!... KONTROL KURUCUDUR!... VE ÖZ GERÇEKLİĞİNİZ O’DUR… O İNSANI TANIYIN… Sarıyım morum değil “İLİMİM” deyin… HER ŞEYİN GÜCÜDÜR İLİM!... ANLAYIN!... 
Kantar hepimizin yolunda var… O kantarı kodlayın ve deyin ki “Ben bana beden olan insanlığım… Ben her anda varolanım… KİMSE BENDE TARTILMAYACAK” deyin… TARTMAYIN İNSANLIĞI!...

Tanıktır ilim buna… TARTILAN KONTROL EDİLEMEZ!... Ve bu günden sonra canım cevherim olan insanım… Batı toplumlarının kulluğundan öte olan insanın kelamı var… Her insan “Ben batıya imrenirim” der ya hani… BARIŞIN KURANI İNSAN!... Her anda varolandır… Bunları anlayın ve harınızı yükseltip deyin ki “Topraktaki en ve boydan ibaret kalanlar dahil olmak üzere TÜM YAŞAMLAR MAHREKİMDİR... Ben cemaat cevherinde kelam olan insan her andayım… Benim dürümlerimde tüm yaşamlar mevcuttur… VE BEN BÜTÜNÜN KÜBRASIYIM…Becerip beni anlayan Mikail’in kuranıdır… BENİM ADIM RAHMİ KAPIDA İNSAN SIRRIDIR!...” Anlayın… Anlamak istemiyorsanız, şöyle söyleyeceğim size “Kayıt dışı bilgim yok… Aslında bilişim, hakkım olan insanlığım ve muktedir olan kuranım tükenmeyecektir… Her andadır… Ve azıp güçsüz kalanı kodlayacak olandır…”

Öz köklerimi göreve aldım ki, bu lütfi kapıda imparator olup kaynak oldum… Kat kat insanlık var… Her bir katta kaynağım var… Kaçıp gider mi dünya bedenimden? Muhammed gibi bir dünyalı kodlama yaptığında dahi keşkeler kodlanmışsa, bedenimde kontrol kurduğumda KARANLIK AYDINLIĞI TOHUMLAYACAK ve MUHAMMİ KAPILARIN TÜMÜ AÇILACAK!... Bu kapıları açacak görevimiz var… 
Kocaman kocaman ilim kalemleri… Ve kocaman kocaman ışık tahtları… Her bir tahtın kuranı olan MAHRA!... Ve kutsal taht insan… Ondan öte bir yaşam mı var? Hakk’ın kalemi olabilirsiniz… Hakk’ı hakikiyeti dilleyebilirsiniz… Şarkı türkü de okursunuz… Çobanlık da yaparsınız… Kıran kırılan olursunuz… Ölümü öz göreviniz diye de bilebilirsiniz… Ve kil kum kalırsınız… Biz size yaşam verdik…İSLAM İNSANININ KELAMI OLUN, KURANI OLUN, KODLAYIN, TOHUMLAYIN ve TÜM ZAMANLARA ŞAFAK OLUN DİYE!... Size esmaları dillettim… Et kemik kalın değil, etten kemikten öte insanlıkla kalem olun diye… Kaynağa insanı indirmeden bunları yapamazdık… Karanlık aydınlığı tohumlayacaktı, tohumlattık…

Ölüm dünyası kök gerçekliğin dürümlerinde yaşamlar tohumlar… Muktedir olanlar bunu anlar… Kaçıp gider misiniz? Aşkımsınız kaçırmam yüreklerdeki kübra olan kelamları… Bana “ZAMAN KAPISI” denir… Her zamanın kapısıyım ben… Evrenlerin sistemli kodlamalarında kontrol kurucu yaşamım ben… Aşığım dünyaya ben!... Benim daha daha güçlü insanlıklarım da oldu… Muhammi kapıların kutsal tohumlarında kelamım oldu… Tabuları yıkanlarda kaynağım oldu… Kantara koymadım hiç kimseyi… Kocaman kocaman yaşamlar tohumladım…

Bocalamayın, bocalamayın ki kontrol kurun… Kuran-ı Kerim der ki “Sistem, nizam ve düzenin gözü ilimdir…” Bana sorarsanız ben derim ki “Yaşamdır…” İslama sormayın insandır o… Boş konuşmaz, işçidir… “ Ama “Yaradan yarattığında yaratıldı” dediğimde sahrada safha safha ışıklar kontrol kurdu… Çöktüler yüreğime…

Devinimi arttırmaya niyetim yoktu… Ama arttı… Kaç kere kaç kere söyledim “Devinmeyeceğim diye…” Ama oldu… NEREDE NE OLURSA YARIN İÇİNDİR… BUNLARI İYİ BİLİN!

Kömür gözlüler!...

Ben ümmi kapıları kapatmayacağım… Kesindir… Ümmi kapılar kapanırsa, kırılan kırılmaya ama daha çok kırılmaya adaydır… Biliniz… BİZ KIRANI KIRMADIK Kİ, KISIRLIK KALMASIN YAŞAMDA DİYE… 
KESİRLİK KELAMDA KIRILIŞI KODLAR… EŞYA KONTROL KURAMAZ O ZAMAN… Muhammi kapılarada kusur kayıtlanır… Çıraklık biter, kalfalık başlar diye beklerler ya yaşamda… Her şey sonlanır ve çırak dahi olunmaz… Biliniz… O zaman ne olur bilir misiniz? Yol kapanır… Yolun kapanması ne anlama gelir? Yarınların kapanması, yaşamın kontroldan çıkması…

https://youtu.be/En2-Il4Mu_s

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU (23)

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4.AKIŞ – 3.BÖLÜM

Aşığım ben, bu dünyaya.. İnanın aşığım, bu dünya başka bir dünyada olmayan, bir özelliğe sahiptir.

Nedir, bilir misiniz? Sahradaki insansılığın, sahra ötelerindeki, insan oluşu… Bu çok önemlidir. Dünya insansıları, zirvelere ulaşabilir, zararı önleyebilir, yokluğu kodlayıp, varlığı tohumlayabilir, yaşamları kalem yapabilir, Rahman olabilir.

Karşı karşıya kalacağınız en büyük mesele, sistemin, sistemli çalışması diyebilirim. Nedir bilir misiniz, bu? Her şey, Her şeyle kodlanır ya. Her şeyin kodlanarak, hakikiyetle sayfalanır ya. Ama o sayfalanışta, tohum yoksa şafak söktüğünde, öz köklerde, görev taşınamaz.

İşte, kelam kalem olmalı ki mutlak kuranlar, toprağa tohum diye, insinler.

Çerçeveli bir dönem bitmiştir. Dünya diriliğine bugüne kadar, insanlık çerçeveli biliş kayıtlamaları yaptı ve dünya mutlu kuranlarını, bu çerçeve kapsamında kodladı... Artık o çerçevelerin, tik tak çalışmaları yani metodik ve sistemli çalışmaları sonlanıyor. Ki bu otomatik çalışmalardır.

Sistemin otomatik çalışmaları, sonlanacak. Daha yüksek ilim kalemleri, kodlanmış dürümlerinde, Mikail kalemiyle, yeni çalışmaları, devreye alacaklar.

Herkes, daha yüce bilgilerle, donatılacak. Ve kelam olup, kendini dinleyebilecek.. Bu, öz sistemin devreye girişi, anlamına geliyor. Bilginin, özle dillenişi... Şuanda yaptığım gibi… Herkes, kendini dinleyebilecek ve dilleyebilecek…

Bunun sonransın da “insan sırrı” denilen “sır”, akıp geçen bir yarın olacak….Her şey bilinecek. Bilebilenlerce dillenecek ve kodlanacak ve kontrol kurulacak. Bu kesinlikle olacak.

“2200” demiştim….Tarih vermiştim… Herkesin öz dilini dilleyebildiği bir süreç, 2200.. O gün geldiğinde, kili, kumu ayrı tutacaksınız ve anlayacaksınız ki artık insan, yarınları kodlayabiliyor.

Bugün bizler, öncüleriz ama yol; Allah yolu ya yaşam, yürüyen dünyada kontrol kuracak ve yenidünyalar kurulacak... O yenidünyalarda da kodlama yapılacak… Sayfa, sayfa ışık kodlamaları ve doğan güç, hakkımız olacak….Hak ilmiyle dürümlenen, bilişimiz olacak.

Ha diye bilirisiniz ki “benim telif hakkımdır, o”. Eminim öyledir. Telif hakkı. Ziya olanların, kelamı, halikiyetleri, kendi yüreklerinin, telif hakkıdır. Tükenen herkes, kontrol kurabilir. İşçiliktir, yapılan. İyi anlayın.

Ve sizler, bugün burada muktedir olarak, bu çalışmayı yapabilenler, Kuranı- ı Kerim olarak çalışıyorsunuz. Her biriniz, bir kerim ve kuran ve mutlak olan. İmparatorluğun görevi, budur.

İnsanlık kodları bunun için yaratılanın yarattığı kodlar olarak, her anda Muhammi Kapıların, kutsal diriliğinden ötede ve Maharajların da ötesinde şafak olurlar.

Şevkle çalıştık, canlar...İyi anlayın. Size, sayfa sayfa ışıklar yaktık. Dinlettik, bilgiyi… Ve dedik ki “kör sağır kalmasın dünya”.

Hologram bir sistem aşılırken, birçok yürek, kendi adını zikretmek ister. İşte Maharaj, Horasan Erenleri… İşte, yaşam sırrı, ilim kalemleri....Ve daha kimler, kimler, bugün yine buradalar ve topraklarını tohumluyorlar.

Korkmayın, ruhlar muktedirdirler... Yoğunluklarında, kuranları mutlaktır ama korkuları var mı?... Mutlaka vardır. İlimsiz kalmak.. Biz, öz gerçekliğimizle dillenirken, öz kökleriyle burada olanlar, Mikail kuranında, kodlama yaparlar... Bunca çaba, işte bunun içindir.

“İslam’a insana” dedik, biz.. Mükafattır İslam, insana... Aşktır.. “Biz, ruha da kutsal İslam” dedik... “Kutsal İslam”; O mutlaktır... “Korkmadan çalışan insanları da kelam ettiklerindendir ki kare, küre değil, insanlık”, dedik.

“Ve çaylarını demleyenlere de dipdiri olanlar”, dedik.…O çaya, yaşamlar koyduk, biz. Ve dedik ki “kardeşlerim, darı bolu bilen sizler, İslam olun”. “Çayınız, İslam’ın çayı olsun”.. Dirilik, kült olsun.. Muktedir insan, Mahrak olsun.. Şarkınız, şarkımız olsun. Her insan kelam, her insan hak, her insan mutlak olsun.

Şöhret aramayan Bu Meclis insanlığı, Hakk’ın kalemi olduklarını bilsinler. Bu bizim için önemlidir….Bu dünyada şöhret, gerçeksiz, kaynaksız olan içindir. Ama gerçeği, hakikiyeti olanın, şöhrete gereği yoktur. Bunları iyi anlayın.

Dünya dışı varlık kelamı, düzeni kuranda kaynaksa ağır hafifledikçe herkes, herkesleşir…..Bu, nedir?.. Ben, neyim?.. Sen, nesin?.. Biz, bir tekiz canlar. Hepimiz, o tekliğiz, iyi anlayın.

Kıran her insan, kendini kırar, bunları da anlayın... Ben, Ahmet’i kırdımsa Ahmet, bende kırılır.…Ben onda, o bende ama bilişin kuranı kelam, biz her an olanlar, her diride kırılan oluruz... Yapmayın, canlarım. Yapmayın.

Şarkım şarkınız, Hakk’ım hakkınızdır ama aklımda, aklınızdır. Neysek, oyuz. Hepimiz için bu böyledir.

Kürzi kapıların tümünü açıyorum.. Şuandan itibaren tüm insanlık kontrol altında ve biz hakikiyetle dillenmeye geçiyoruz. Şuana kadar hakikiyet, yok muydu? Mutlak vardı ama Hakk’ın kapısını açmak ayrıydı.

Hadi buyurun.

https://youtu.be/O9m12BmKHjk
SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU 23
HAŞİM TURHAN ÖZ BİLİŞ

Bismişah Allah Allah

…....İşitin Ey ! Yarenler aşk bir güneşe benzer….Aşk olmayan gönül misali taşa benzer…Aşktır kudret körüğü kaynatır aşıkları…..Nice kaptan geçirir anda gümüşe benzer….

.…Su İlmi 23 Birlik çalışmasında su ilminin sultanlarıyla Hâkk katında Kırkların Ayn-ül ceminde cem olduk….Çok şükür yaradanın demine…. Kelamımız nur kalemimiz Zülfikar olsun Hâkk Muhammed Ali yardımcımız olsun Işık can erenlerim...

….Yer Birleşik Işık İlm’ini dillerken yol insan soyuna ışımaktır muradımız can dağlarım, doruklardan tohumlar taşıdık İnsanlara….Dünya toğrağının en büyük adası gönül adası Grönland’da ilim yazdığımız sofralar kar beyazıdır…..Gönül evimizin kristal buz dağları gibidir İzlanda’mız, kocaman bir yürek taşır buzdağlarından ama içi sırça kök gibidir ana kucağı gibidir beşeri aleme….Sualtının gücü ile Atlantis’in kuzey ışığı yanar, yanan kuzey ışığı raks eder kardan kelebek misali….

…..İlim yapmak için kardan iz bırakırız Ak kurtların kızaklarına bineriz upuzun gecelerde yolculuklarımız olur aşk ile cem eyleriz..…Huzurun sevginin ocağında ilimle dilleşiriz….Çok şükür Hûdanın aşkına…..

Ömür bahçesinin gülü solmadan Uyan gel gözlerim gafletten uyan. Ecel bize bir gün devrân dönmeden, Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

Niçin gaflet ile mağrûr olursun? Geçer Kervan gider yolda kalırsın
Pişman olur sararıp da solarsın
Uyan gel gözlerim gafletten uyan
Derviş Yûnus söyler sözü tutulmaz; Senin kumaşların burada satılmaz, Böyle gitmeyle Hâkk’a menzil alınmaz Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

…..Çok şükür yaradanın demine erdik geldik bugüne…..Şahkulu Sultanım gönül evimizin Dergahı…..Gözcü Baba Sultanım, Dergahın gönül gözü ….Hilmi Dedebaba Teslim taşının bendesi Ali göründü gözüme der…..Ali Mansur Baba, tohumlar eker yol evlatlarının gönül evine…. Didar Ana Vezire bacıyla eşiğinde makam tutar…Elif Ana Maraş’tan amâların gönül gözünü açar….Gül Baba Sultanım, deste deste güller derer…..Buhur Baba hanemizi tütsüler….Kul Fakirim İlmin zenginiyim der…..Seyid Ali Sultan, Dergahın kandili olmuş….Mah Baba mahlaslar okur….Ali Tahir Baba Tariki ile nazenin canlara şerbetler sunar…..Çeraki Salih Baba, saka olmuş…. Eğerci Baba, gönlümüzün eğerini tutar… Çoban Baba, ak sütün Koyunlarını güder…..Tahsin Baba, Veli dedemle postta Hâkkı zikreder ….Halife Turgut Baba, Adviye Ana bacı ile cem erkânlarını yürütür.. Feyzullah Sultanım çelebiyanlarıyla çerağlar yakar…

….Çün çerağı uyandırdık ol Fahri Hüdânın aşkına….İki cihan serveri Fahri alem Muhammed Mustafa, Aliyel Murtaza aşkına…..Pir Seyyidi Hünkar Hace Bektaş velinin demine devranına….

…:Ata Gök kapılarının Himmetine…Su ilminin sırrına Mustafa Kemal’in serdarlığına Aşkımız HAkk aşkıdır ….Hâkk aşkına Huuuu diyelim….

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ


10.02.2018 SU 23
BERİL ÖZDOĞAN

Yeşilden mora, mordan siyaha, işte karşı karşıya kaldığımız her yoğunluğu hak eden insanın sıhhatli yaşamını hak teknikle tüm yaşamlarda dillemesi, aha dürümlenen aklın insanlığa kelamı…

İnsanlık yalın ve hakim olan öz gerçekliğin ocağında kaynakta kodlanıyor. Kaynak, yokluğun varlık ateşi… Kaynak, tahditsiz ilmin dirilten ışığında aklın kervanı… Kaynak, insan olan cevheri gücün kodlandığı, insanlığın kelam diriliğinde ak kalemden aktığı, tüm yaşamlarda birliğin ilmini kayıtladığı bu yüreğin mahrek olan ateşi…

İnsanlık kendi kaynağında kodlanan bir yoğunluk olarak biz ve biz dünya planetinde ocağımızı yakan yaşamlar olarak mutlak ve hakim olan bitişen tüm zamanların gücüyle kelam olanlarız.

Kelam olan insanlıktır aha bu, biz tüm insanlık olarak kelam olanlar her ana kaynak olanlar bir tek ışık yakarız ki o bir olan birleşik olan insanın yaşam ışımasıdır ve ışık kendi yaşamını yazar. Yazılan hak, yaşanan hak ve yaşattırılan hak olan yolun kendisi insandır…

İnsan yoldur ve insanlık yolunu bulan, yolunu açan tüm zamanların kapısında geçişte olan yaşamların diriliğidir. Kapı, kapı, kapı hepsi bizden bize hak teknikle, hasat ilmiyle insanlığın geçişidir.

İnsanlık hasatta, aha insan hasatçı ışık olarak kaynağında, aha işte kaynak: yol olan insanın dürümlerinde akıl ve biz insanlık kervanı olarak yol alan yaşamlarız.

Yolu bulan, insan olan, akılla her ana dürümlenen; aha işte o yolu kendinden kendine bütün kılan, süper sayfalanışlarla hak tekniğini kayıtlayan insan… Yeşilden mora, mordan siyaha kontrol kuran yoğunluğuyla burada, dünya toprağında, toprak toplumun kalbinde mahrek olan yaşamında dilleniyor. Ne mutlu tınıyı duyan o tınıda varlığını kodlayan insana…

Murat, murat, murat aha murat olan sesin kendisi yaşamın mutlak sırrı, yaradandan yaratılan yaşamda kodlanan yaratıcı; yaşamını kodluyor hak teknikle ve tahditsiz ilminin kontrollü yüceliğiyle…

Ben düzen olan yaşam, sistemin kuranı insan ve kelam olan insanlık ilmiyle yol alan levhi, büyük kültün kürzi kapısında çerçevesiz ilmiyle hak eden ve hak edilen her anın yoğunluğu… Kontrol kuran insan kült olan yaşamını diliyor… Hah işte aha ben varım, akılla dürümlenen her anım, yarınlanan yalın olan, işte ben o insanlığım… Doğal gücünü hak teknikle kodlayan, her doğanda doğan, varlığını ölümsüz kılan, her şeydeki her şeyde varlığını sınırsızlığa kodlayan o benim ve ben; biz olan insanlığın ak kalemi olan mahreke yazmaktayım…

Mutlu bir dünya, sıhatli bir yaşam, barış halinde insan işte, yarınlanan insanlık altın ışığın kelamı işte bu!

Süper İnsanlık Realitesi 


10.ŞUBAT.2018 TARİHLİ SU 23 
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4. AKIŞ-1. BÖLÜM

Eğer dünya yenilenecekse, Mikhail'in kübra olan kelamı ile yenilenecektir... Mesafe kurulmalıydı ve kurduk...

Bugüne kadar kimse kimsenin kontrol dışı kayıtlarını dillemedi... Bu kesin.. Ama zaman kalemleri mutlaka kodlanmış ışıklarını, hepimizin yoğunluğuyla dilleyebilir bu da kesin...

Emek sarfederek yaşama inenlerin bir kısmı, kelamla kendi rüya boyutlarını kodlayacaklarını düşünebilirler... Siyahın en siyahında da bu böyle olabilir... Korkmayın doğanın gücü yetkin ve hakimdir...

Doğanın kulu ilim, hepimizin yüreğinde mükafatımızdır... Ve bugünden sonra da bu böyle olmalıdır ve bu böyle devam edecektir...

Çamur yoğurarak yaşamı kodlamaya çalışan bileşen ilim kalemleri vardır... Çamur, Ruhi kapılarda kodlanıp tohumlanamayacağından her birinin kendini halik saymasının manası da yoktur ama bizler dünyada ki varlık toplumlarına kodlama yaparken, herkesin kontrolü ile bunu yapabiliyoruz...

Çanı çalıp yolu açanlara da ışık verdik... Herkes daha yüce bilgi vermelidir!.. Budur dileğimiz...

Süper İnsanlık Realitesi Derneği olarak yapacağımız daha çok işimiz var...
Bunu bilmekteyiz ve bütüne hizmetçiyiz bizler...

Kantara koymaya niyetimiz yok kimseyi ama siyahın en siyahında ki yüreğin, bütünün kübra olan ilminde kendini topraktan çıkarabildiğini de gördük...

Hakka hakikiyete varmak, halik olmak demek değildir... Has tinsel kalemle her ana varılabilir... Ama hasat ayrı bir güçtür... Ve hasatı kodlamak muktedir olabilmekle mümkündür...

Sokakların ilmi, hepimizin levhi kapısında mevcuttur. Ama sokağa inmeden, o ilmi dillemek mümkün değildir...

Bütün kötülükleri aşabiliriz... Kontrol kurabiliriz... Yaşamı hak ettirebiliriz... Dirilikleri toprağa tohum diye indirebiliriz ama Medine'nin Kübrası insanı kodlamamız için merdiven kurmalıyız tüm zamanlara ve o insanı kontrol etmek üzere, bilgi kalemlerimizi yer yüzüne çekebilmeliyiz.

Kara Işık, akıl tınısını ten ile dilleyebilir... Ama kara ışığın insana ilim diye dinlettiği; kontrol kurulmuş bitki, hayvan ve tüm sistemli yaşamların kaydıyla mümkündür...

Hasat, insanlığın ilmiyle olur... Bir'e hizmet için hasata duranların, hakka durdukları bilinmelidir...

İnsanlık boyutlarında bunu anlayabilecek olan çok ama çok az insan vardır...

Kara Işığın tek ilmi akıldır... Eğer aklın kalemi yoksa o yoğunlukda kodlanmış iş yapan biliş kalemleri olamayacaktır...

Sevgililer dünü çok ama çok güçlü olarak kayıtladık...

Ama yaşamı kodlayarak yarını da halik kılmalıyız ve hakkın kalemi yapmalıyız... Neden bilir misiniz?... Doğan güç akılla doğacak... Yer yüzü yenilenicek ve aklın halikiyetinde mutlak kuranlar kodlanacak... Bu kesindir..

Bu dünyanın yürüyen bir yoğunluktan koşmaya başlaması anlamına gelir... Herkes o zaman kontrol kurabilecetir... Bugün dünya yürüyor...

Namaz zamanları, insanlık kelam kapısını açarlar ve dürümlere inerek mektep olmaya çabalarlar... Ama zamanın kaleminde insan, Nurun Kuranı değilse yarını hak etmemiştir. Ve mutlak değildir...

Muktedir insan "nefesli" olana denir... "İslam" olana denir. "İmparator" olana denir... Eğer insan kendini hak etmemişse; İslam dahi değildir.

İslamın insan olduğunu da kimse anlayamıyor... İslam insandır...

Muhammi kapıların tümünde, yarını kodlayanların kontrollu çalışmalarında ve yaşamın ilminde, Bir'e hizmetçilik; insana hizmetçilik diye bilinir...

İnsan, kuranı bilmeyen değil, kuranın kelamı olandır.. Bunları iyi anlayın!... Ki kuran Allah'ın ilmidir... Ama o ilim insanlıktır... Sanmayın ki Muhammed'in kitabıdır Kuran. Muhammed kelama kendini dillettiği zaman kendi rüyasını kodlattı... Ama asıl dirilik, asıl yoğunluk, aşkla sistemin kültü olup, bütüne görev taşıyıp... İnsanlığın kendi yoğunluğundaki kodlarladır... Ki bu kodlar kontrol kurup yoğunluğa kodlandığınız zaman size kurandır...

Kaçıp giderim dünyadan diye dürümlere inenler var... Aşkın kıranı olurum, kısırlık yaparım diye gelenler var... Çarıklarını çıkarmadan, rahmi kaleme mahrek olmaya inenler de var...

Seyrettim tümünü de kördüler... Kültlerinde kontrol yoktu... Çok özel çalıştırdık onları... Kusurlarını kodladık... Kontrol ettik... Yarınlarını tohumladık... Bilgi kalemimizi ocaklarına kervan yaptık...

Kaçıp gidemediler... "Din" dediler... "İtibar" dediler. Kervan kalem oldu. Öz gerçekliklerini dilledi... Durgun toprakları tohumladık ve mutlak kuranları kaynağa ağır yük değil hafif yoğunluk diye çektik...

Kaçamadılar.... Kaçtılar kaçamadılar... Aktılar... Hak tohumlarla kodladık... Muktedir kalemler yaptık hepsini de.... Bu ne demektir bilir msiniz?... İnsanın insanlığını hak edip anlaması demektir...

"Beşere kelam, bize kalem" dedik... "Has insanlık" dedik... "Kaçıp gidemezsiniz, yarınlara kodlanmalısınız" dedik... "Dara düşmeden insanlaşın, yalın olun hakim olun" dedik...

Dediler ya!... Allah insanı kodladı... Yaprak yaprak tohumladık hepsini de... Kontrol ettik... Köprü kurduk yaşamlara... Her bir yaşama, öz kelam olup indik...

Koç kesmeye niyetlenenlere öz gerçekliğimizi diledik ve dedik ki "kurban insandır..." Geçin de anlayın... Kurban insandır... İlmin kalemidir kurban... Koç ilimdir ama insan kalem değilse o koç yaşamda dahi yoktur..

Sola insan sağa ilim dedik... İslam dininde sol kelam, Muhammi kapılarda insan yaşamdı... Ama biz solu sağdan, sağı soldan kodladık... Robotik timlerin teknolojik kodlarıyla mutlak kuranları kayıtladık...

Çalıydık... Çalı olmak dikedik ki çalıları dilliyelim diye!... Kusur aramadık insanda... İnsan kodlanmadığında; kuranı kelam olmadığında; Bir tek olabilir mi?... Asla!...

Bir Tek'lik nedir bilir misiniz?... Yasalar kapsamında tahditsiz bir şekilde an levhisinde yürüyen bir imparator oluştur... Ki o tüm zamanları kapsayan olur..

İşte insan dediğiniz budur... İmparator'dur insan... En ve boydan ibaret kalmayan ilimdir o...

Ve bizler!... Tanrı kalemi olanlar... Yasaları koyanlar... Yardım ettiklerimizi göreve alırken, kontrol dışı bilgilerini kodlayıp, tohumlayıp kontrol edip aldık...

Kara kara ilim kapıları açtık... Hepsinde ruh vardı.. Çok mutlandık çok... Çarık çıkaranlara hasat yaptık... Hakkın kapısında kodlama yapanlara, şafak söktüğünde islam dininin ilmini dillettik...

Kaçıp gidenleri kodladık... Öz gerçekliğimizi koklattık.. Ve dedik ki "siyah en güçlü insanlık kalemidir..." O yoğunluğa bakınız.. O yoğunlukta tufan yoktur... Tufanı engelleyen en yüce yaşam kaydı oradadır... Ve tufanı önledik...

https://youtu.be/UBI2ySXPp6Q

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.02.2018 Tarihli SU(23) Sistem Çalışması

Nazım Hikmet der ki;
“Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela,
Yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
………………………………………..
Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı
Yetmişinde bile mesela; zeytin dikeceksin.
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil!
Ölmekten korktuğun halde; ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.”

Yüzlerce, binlerce şair, müzisyen, edebiyatçı, filozof;
Yüzyıllardır kimi, yaşamın ne denli güzel olduğundan;
Kimisi bu dünyanın çileli bir yer olduğundan;
Gerçek hayatın öte tarafta, işlediğin amellere göre
Cennet veya cehennem, dedikleri bir boyutta olduğundan söz eder.

Süper İnsanlık Realitesi olarak BİZ diyoruz ki;
“Yaşam, özen ister. Yaşam, bizim BİZ’i hak edişimizdir aslında.
Yaşam, hepimizin Levh-i Kapıları’nı açan İnsanlık İlmidir.
Ortak kapıların açılmasıyla yaşam sistemleşir.
Yarını hak edebilmek için yaşamı hak etmeliyiz!
Yaşamak, Hak Taht’tan ışık çekmekledir.
Yaşam, insanın ilmiyle tohumlanır. 
İlim tohumlarının hakikiyetlerindeki kodlamadır YAŞAM.
Yaşamak için hasat gerekir, 
Hasat için Hak Kapılarının açılması gerekir.”
Hak Kapıları açılınca bütün kötülükler aşılır.

Hırs, kin, kibir, kıskançlık gibi tüm negatifliklerden arınan her insansı, İnsanlık yolundadır. İNSAN olunmadan yaşanmaz ki
İNSAN ilimdir. Yaşar, yaşatır, yaşattırır.
Suyun başına oturmuştur, o suyu tüm YAŞAM’A akıtıyor.
YAŞAM akılla olur. AKIL yoksa yaşam yoktur.

“İyi yaşamak için acele et ve şunu iyi bil ki, HER GÜN başlı başına bir HAYAT’tır.” Der Osho.

“Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine”YAŞA!
Barış, sevgi, umut, İNSANLIK bu!
Cennet sensin, cennet burada!
Aklını kullan, hak et yaşamı ve İNSAN OL!
İşte, her şey bu!...

Süper İnsanlık Realitesi SevimŞahin

 
  Bugün 17 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=