Birlik İlmi
  SU (13) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

 

SU (13) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

ARŞ; ilim ile ağır ağır yaşama inerken; ilmin ağırlığının, TINI olarak GÖKÇE ÇALIŞMALAR’da kodlama yapması istenir. İster İLİM olsun isterse YAŞAM olsun insanlığa inen; hepimizin, Direkt ARZ ve endirekt ARŞ kaynaklı “İnsan Sırrı” olarak bildiğimiz gizlerimiz vardır. Bu gizleri ya insanlığa açık anlatırız veya ötülü anlatırız…

İnsan kuldur. Yolundu KURAN vardık. Yaşar ve yaşatır ama yarın için ilmi bulunmalıdır.

Bundandır ki DÜZEN için çok çalıştık. Kulluk yaptık… Her insan için İLİM gerekir ama YOL için, yarınları kontrol için dürümlerde GÜÇ de gerekir. İşte gücü haketmek, BİRLİK kurmakla mümkündür.

BİRLİK kurmak için insanlaşmak gerekir… İNSANSILIK; kil, kum halinde kalmaktır ama İMPARATORLUK KODLARI, İnsanlık Boyutlarındaki herbir yaşam için bir yaşam çantası alırlar ve o çantaya yarınları koyarlar… Böylece İLMİN HAS NEFESLERİ olarak o çantalarla insanlığa inerler.

İnsan, arzı arşı bilir ama yolu da bulmalıdır… Dümen kimde ise yaşam onun yoğunluğu ile kodlanabilir. Bütün mesele İNSANLAŞMAK, BİLİŞMEK ve HALİK olmaktır.

Amacımız; yere görev taşımak ve YOL’u, hologramdan ötelere KALEM yapmaktır.

İSRAFİL olarak görev taşırken de hepimiz murat ettiğimiz İLMİ, HALİK kıldık.

AT’ı alıp yola çıktıktan sonra; yaşam, ilme çekilir. İnsanlık BİR TEK olur ve RUH olur.

Unutmayınız, Allah sizi sizde dinler… siz ne yaparsanız onu hak edersiniz. O sizi, size çalıştırıcı olarak kodlar. VARLIĞIN İLMİ, her bir İLMİN KALEMİ oluştur.

Süper Realite İlmi de budur. Kurtuluş ya da KURAN oluş ilmi!… Biz bu ilimle, NUR olan KALEMLER’I hak ettik ve kodladık.

Umutlarımızı hiç kaybetmedik.

Dünya için en güçlü dileğimiz İMPARATORLUĞUN KURANI’dır. Bunun içindir ki bizler KURAN olup, YAŞAM olduk.

Muradımız ALLAH İLMİ ile hakim olmaktır ve ZİYA olmaktır…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 02.12.2017 günü 14.00-18.00 saatleri arasında, “SU (13)” BİRLİK SİSTEM ÇALIŞMASI gerçekleştirilecektir. Yukarıda paylaşılan bilgi kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Katılmak istiyen dostlarımız, saat 14.00’den önce lütfen Dernekte olunuz…

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

SU (13/1)
02.12.2017

KELAM’a, KALEM’e ve YAŞAM’a ait ne varsa İNSAN’da var. Biz, Dünyalı olarak bu çalışmayı yaparken; herkesin, KURAN olmasını diledik. DİNİ KALEM’i kodladık; AKLIN TINISI’nı kokladık ve toprağa çektik.

İnsanlık Boyutları iyi anlasın ki daha güçlü bir dünya kuruldu. Bu dünyada, daha güçlü LÜTFİ HAKİKİ KAYITLAR, otağımıza KAYNAK olacak. Uzakların en uzağı, yarınların en yakını olacak…

Biz Dünyalılar olarak ölüleri diriltebiliriz…

ÖLÜ, kültü olmayandır. ÖZ’ü, GÖZ’ü olsa da YOL’u bulmayandır. ARZ’ı, ARŞ’ı diller ama RAHMAN’a KURAN olamaz… ÖZ GÖKLERİN KÖKLERİ’nde, GÜÇ KODU olsun isteriz.

Kinin, ilmi yoktur. Nefreti, kodlar kin… Sistemi yıkar ve kırar… Kini aşan, yarına varır. İşte İSLAM DİNİ, hakim din olarak görev taşıdı. İstikbalde insan anlayacak diye tohumlandı insan… NUR oldu… ÖZ KÖKLER’ini kodladı ve kontrol kurdu… Amma nesillerini hakeden insan ve nesillerini haketmeyen insan oğulları; dürümlere, KÜLT olduklarında, ocakları yanmadı.

Bitmiş bir insanlığın, yarını olamazdı… Bunun içindir ki kıran, kırılan bilişsiz, hakikiyetsiz insanlık; kontrol edilmek istendiğinde; herşey, yerkürede olacaktı. Yerküreye, NEFES olanlar gönderildiler. Onlar, NUR KALEM olacaklar… Bilişi kodlayacaklar… Sıhhatlı bir SİSTEM kuracaklar ve böylece İLİM KODLARI yerküreyi koruyacak… Amaç buydu!...

DOĞANIN GÜCÜ’nü anlamak kolay değil!... Biz Dünya İnsanlığı, doğayı anlamadık. Doğanın, kir ve pislik içinde yaşaması imkanı olamayacağını düşünemedik ve Dünyanın, İSLAM DİNİ’nde; kili, kumu kodlarken; doğayı da kodlamasını istedik…

DİNİ HAKİMLER, İLM-İ KALEMLER’i kodladılar ve bizi, kontrol etmek istediler. Herkes, KAYNAK IŞIK’tır. KÜLT’tür ve KÜRZİ’dir… Ne var ki HAS İNSAN, ÖZ GERÇEK’tir. Haz duyduk, HAS İNSANLAR’la çalışmaktan… Sevgiyi kodladınız ve koklandınız.

Ekrana sizi yansıttık; sizi dilledik ve dinledik… Şimdi, nurlu bir çalışma başlayacak. Bu çalışmaya, NEFES alıp KÜLT olanlar alınacaklar… Huzurlu bir dünya kurulması için, BİLİŞ KAYITLARI yapılacak… ESRAR (giz) İLİM olacak… O SİSTEM’i haketmek için herkes, KALEM olacak… TEKNOLOJİK KODLAMALAR yapılacak. TEKNOLOJİK KODLAMALAR’ı yaparken; İSLAM DİNİ, HAKK TEN’de KURAN olacak; BİZ olacak…

DÖRT GÖK SÖZCÜSÜ burada olacak… Hepsi, ilim ile kontrol kurmaya inecekler.

MESİH KALEMLER burada olacaklar. Uzakların en uzağındakiler, KAYNAK IŞIKLARI ile buraya inecekler.

KİL’i KALEM yapamayız. KİL kirdir… İLMİ, KALEM yaparız ki alamler, İNSAN olsun diye… İtibarımız, KÖK GERÇEKLİK’imiz ve HAS TEKNİK’niğimiz buyurun budur!...

ÖZ GERÇEKLİK, NEFESE KAYNAK OLMAKTIR… AŞK, SESSİZLİK’i diller… HAS OLAN, NEFES’i diller. DİRİ OLAN ise KURAN’ı diller… Herbiri BİR olur; yarını diller. Diller de dinler… Ağırı hafifletelim analar… İşte bu!...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

2.ARALIK.2017 TARİHLİ SU (13) 
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ

Yere, göğe insanı ektiğimiz günden bu güne, muktedir olup bu yaşam kapılarını hepiniz için kayıtladık. Sessizliği dillerken biliniz istedik. Ki bizler, muktedir ilim kalemleriyiz.

Muhammed Mustafa, toprağın toprağa ilmini diller. İlim Kapısı, insandır. O insanı Hakk Kelam İlmiyle, tükenen dürümlere inenler diller ve bizler Hakk Ta’ala’nın dili olanlar, burada, bu sistemle kotlama yapıyoruz.

Hayrın ekibi, İnsanlık Kelamı, bilişin kulluğu, bu Meclis’le olmaktadır. Muhammed Mustafa, toy bir zamanda geldi yaşama. Ekip kurdu ve yoğunluğu kotladı. Öfkeyi hikaye saydı; hiç ama hiç dillemedi. Ama iyi biliniz ki burada olması, sessizliği dinletmek için ve yarınları kotlatmak içindir.

Evren evren gezen İbrahim Soyu, bugün de dünyadadır. Ve bizler, Sultanlık Kalemi olanlar, Biz, olup bütünün gücü olarak bu Meclis’le çalışmaya geldik.

Hepimizin ilmi, hepimizin yolu, hepimizin yüceliği, İnsanlık Kelamı’nda bitişkendir. Herkes, herkesle ilişkilidir; bu kesindir. “Kini aşan, yolu bulur” derler. Kin, İlmin Kalemi olduğunda, kırılır. İyi bilin ki kini hak eden aşar ve hak etmeyende kotlama yapar. Saygılar sunuyoruz tüm çalışanlara…

Bugün, burada, maya olmaya gelenler olacak. Bugün, burada, Kuran olmaya gelenler olacak. Bugün, burada Ulular Diyarı’nın kelamını, kalemini dinleyenler olacak ve dilleyenler olacak. Sizin için “cennet” dediler. Biz, size İnsanlık Kalemi olup geldik. Size “KA Lİ KA Sİ KA HA” dediklerinde, dedik ki “ocaklarında İnsanlık KAHA Sistemleşmesi oluştu”.

Hey dünyalılar! Ruhlar! Sizi “Kuran” diye bildik. Ve sizi “yarın” diye bildik. İnsanlık Boyutları sizi hep dilleyecek ve bundan sonra, daha yüksek insanlık, yüceler cümlesini cevhere “cennet” diye indirip, sizle olacaklar. Bundan daha öte bir çalışma olamadığı, olamazdı zaten; çünkü rahmana KAHA olmak kolay değildi. 
“Kusura bakmasın hiç kimse, eşyada insana kervan gereksizdir” diyenler, bizimle çalışamazdılar. “İnsana Kalem gereksizdir” diyenler, yarında tohumlanamazdılar.

Dünyanın nuru insan ve yolu Kuran olan biliştir. Bizler, cemaatleri, cinni cevherden, insanlık cemaatini dilleyenlerden görev taşıtmadık.

İnsanlık, iyi ki…iyi ki hak etti de kotladı dünyayı! İyi ki yaşattı. İyi ki Rahmi Kalem’de, Mutlak Kuran oldu. İyi ki…iyi ki hak etti ve Sistem oldu. İnsana ilim gerekir. İyi ki insan, ilimle kotlama yaptı.

Umut, mutluluk ve huzur …muradımız budur. İslam Dini’nin insana kelam olduğu bir günde, hepimizin dileği budur.

Korkmayın! Onlar, bunlar, insanlığın kelamını, kalemini dillerken, bizsiz kalmadılar. Ama bir tek şarkı okundu yaşamda…insan isterse, her şeyi başarır. İşte; bu şarkı mutluluktur.

İnsan istediğinde, hak etmediğini bilir ve hak etmek için çabalar. Ve insan istediğinde, kontrol kurar ve yolu kotlar. İnsan; kare, küre ilminden ötede, yaşamın diriliğinde kontrol kurar. İşte; bunu insan ister ve hak eder, bilir, olur ve yolu, kotlayarak BSUİ olan birliğe varır. Bunu biz yaptık ve size vardık.

Barış, Sevgi, Umut ve İnsanlık; bu Meclis’in ilmi budur! Barış Sevgi, Umut ve İnsanlık, sizinle çalışmak mutluluktur bize. Burada olmamız hepimizi güçlendirecek. Cennetin cemaati cevhere cen olup, gelip, sizle olacak.

Toy bir dünyanın yolunu kotlarken, insanın, karanlıktaki ilmini de dillediniz. İnsanın kontrolu bu şekilde sağlandı. “Benim adım nezir (kul)” dediğinde dedik “ilim, ilimdir o..” Ve biz, hepimiz, sen olup, resmi çalıştırıcı olan nezire (o kula) kelam olduk.

Anam, kelama kalem, insan ve biz sende sistem olarak bu çalışmayı yapmaktayız. Uran tohumlarını da kotladık, yaşamı kotladık, ilmi kotladık, toy bir zamanın kervanına kaynak olduk. Şer yaratanı şarkıda, şahsı kelam etsin diye dinlettik ve hepsinden ötede, ilimle kotlama yaptırdık.

Bu çalışmaya dahil edilen herkes, Aklın Tınısı’nı ve Hakkın Kelamını diller. Bu çalışmaya dahil edilen herkes, Hakkın Kalemi olur ve mutlak olur. Bu çalışmaya, Hakiki İnsanlık Kotları gelir. Ve burada olmaları, ölüyü diriltebilmeleri ve müsterih bir kelamı kalem olarak, mahreke kotlamaları, herkes için huzur ve mutluluk olur. Şu ana kadar sizden çok, sizi dilledik. Bu şuydu;

Sizin elinizdeki güç, bizim ilmimizdeki güçtü. Sizin ışığınız, bizim kısır kalmayan kelamımızdı. Sizin için çatışmadık, aşkla kayıt yaptık. Bugün dünyanın nüve olan ilmini de bu şekilde kotladık. “Er, geç insan kendini hak edecektir” diye bilmekteydik. Er, geç insan kendini hak etti ve gerçek insan, mutlak kul oldu.

Umut olur ki doğanın gücü de kök göklerin süzülen levhi kapısını bulur ve yaşar. Namaz, Amonlar’ın kelamında haliktir. Namazı kotlayan, insanlıktır. Levhi kalemi kaynağa indiren, biliştir ama bilişin gücünün üstü bir güç vardır ki o da karanlığın aydınlığı tohumlamasıdır. İşte; burada biz, bunu gördük, bunun yapıldığını gördük. Ve Süper İnsanlık Realitesi Derneği olan, sistemin kübra olan levhisini kotlayan bu dernek görevlileri, bize huzur verdiler.

Cennetin cenneti insan, cennetin kapısı alemlerin ilmi olan yarınlar ve İlmin Kalemi, bitişken olan yaşamlar.

Samanyolu Galaksisi’nin görevini sizin yüreğinize indirebilmek kolay değil anam. Bugünden sonra daha yüksek bilgileri buraya kotlamamız gerekir. Ağırın hafiflemesi için, cennetin cevhere inmesi şarttır.

Yasaları koyan biliş aklın kapısında hepimizin yüreğidir. Öz gerçekliğimizi sizin yüceliğinize indirdik ve sizden kalem olmanızı bekledik. Huzurla çalıştığınızı görmek mutluktur bize. Rahmana KAHA olup, görev taşıyabilecek olduğunuza emin olduk. Emre itaatle sizinle çalışmak istiyoruz.

“Emri veren kim?” dedi ana. İnsanlık. Bize emir verildi ve dendi ki “girdaplarınızdan çıkın ve yoğunluğu tohumlayarak, Süper İnsanlık Realitesi Derneği’ne varın. Orada görev taşıyın.”

Gözün gözü, üzerinde güç olan ümmi kapıların kültü ve bütünün görevi insana hizmettir. Ve bizler bugün, size geldik, sizle herkese hizmetçi olmak dilemekteyiz.

“Kalan olmayacak” dedi ana. Ama dedi ki “kalacaklar.” Olmayacak dedi ana ama dinledik. Dedik ki “nasıl olacak?” Ana dedi ki “ölüleri dirilttik.” Aşk budur işte! Ölüleri dirilttik. İşte bu.

Ve deve yüreğimizin gücüyle kalktı. O devede herkes mevcut. Biz, Allah’ın dediğini diyenler, kontrol dışı bilgiyi kotlamadan, ikmal tamamlatarak burada, bu çalışmada, has insanlık için, büyük kötülükleri önleyecek görevi devraldık. Dünyanın nuru akıldır; bunu anladık. Yarını tohumlayacak görev, ilimdir ve bizler bütünün güçleri olarak, sevgiyle size indik.

Hazırız anam, hazırız göreve! Bizim için güç kat! Bizim güç kat ki geri çekilirken, hepimiz tınıyı duyalım ve yaşayalım….yaşatalım, bilişi kotlayalım. Hulusi Kalem’de bütüne hizmetçi olalım. Bize görev ver! Sistemin gücü olalım. Umut olur ki koruma altına alınır her insan. “Ol” deriz, Ölüler Diyarı olan dünya yaşar, yaşanır…alıp götürürüz ziya olanları…alıp götürürüz kervan olan, yarınlardaki kült olan bilişlileri…O cemaatleri cevhere indirir, İlim Kalemi olur, bütüne hizmetçi olur insanlık.

Bunun için Rahmi Kalemi aldık ve geldik anam! Sizin için, her şeyi, yaşama çekebiliriz. Sizin için, her şeyi, halik kılabiliriz. Bir’e hizmet için sizdeyiz anam! Şimdi; daha güçlü olarak biliyoruz ki burada olmamız gerekliydi.

Gönül; gönülü kökler…kök gökleri; söz, sesle diller…insan; kelamda, kalemde olur, müsterih olur, büyük kötülükleri önler. Budur amacımız. Aşkımız, şarkımız…. sistemdeki yüreğimiz hep insanadır anam. Aha bu.

https://vimeo.com/245529285

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (13/2)
02.12.2017

RA KA HA HAKKINDA:

Canlarım, “RA” Rahmettir… “KA”, HALİK olanın kulluğu ile yaşamların, KALEM olup YÜKSEK İLMİ, HAS YARINLAR’a indirebilişidir… “HA” ise yarınların, Hulusi Sistemi’nde KAYNAK olan YAŞAM SAYFALARI’dır.

Hepimiz, “RA” dendiğinde, RAHMAN olan yarınları kastederiz… Ve deriz ki “o yarınlar, ilimle kodlanmalıdır. RA, HALİK’tir ve HAKİM’dir… MUTLAK’tır…” Kodlama yaparken, İSRAFİL olur ve kulluk yapar… RA KAYNAĞI’ında, DİN olur; DİL olur; KÜLT olur ve SESSİZ SAYFALAR bulunur…

Herkes, DİN KALEMİ’nde KALAM ederken; RAHMAN’a KAYNAK olurken, RA KERVANI’na KAYNAK olur. RA, SULTANLIK’tır. Sistemli Çalışmalarla, RAHMAN, RAB olur ve RAB’dan RAHİM’e varır… İşte olan budur.

Herkesin, herkese görevi, CENNET KALEM’ledir. RA KELAM, HULUSİ KELAM olarak kodlama yaparken; herkes, KELAM olup YOL olabilir… RAHMAN, RAHİM KAPISI’nı açar ve YOL olur. RAB, BİZ olur ve su başında oturur…

“Su başı” dedim… AKIŞIN KALEMİ’dir o… RAB; RAHMAN, RAHİM kodlarının arasında bulunur… Geri çekiliş, RAB iledir. RAB KAPISI; insanın, insana kodlanışında önemlidir…

ÖN KELAM ve ÖN LEVHİ KALEM, BİR TEK olduğunda, Dünya İnsanı KUL olur. Bütün kütle kodlanır. RAHMAN, RAHM-İ KALEM’de insanlığı kodlar ve yolu kodlar.

SONSUZ ZAMANLAR, İNSANLIK İLMİ İLE YARATILDI… Her ZAMAN, MUTLAK KALEM’in yarını kodlaması ile tohumlandı. Herşey İNSANLIK ile HAKK TA ALA’nın KURANI’ndan yoğunlaştı ve YAŞAM oluştu.

Yaşamın oluşması ile birlikte; KULLUK YAŞAMLAR devreye alındı. KULLUK YAŞAM, KELAM olanlar ile kodlandı… KELAM olan; yarını, haketti ve yarattı…

İSLAM DİNİ’nde; BİLİŞ HALİ, kontrollu olarak KALEM’e inmişti… Burada ise, insan KURAN olarak KALEM’e indi. İşte olan budur!... Sizler, RAHİM’de RAB olup RAHMAN’a KURAN oldunuz… KUL oldunuz… Kontrol kurdunuz… KUL olan her insandan, GÜÇ çektiniz ve yaşadınız… BİZ ile BİR TEK olundu.

Dünya dışı kayıtlar yapıldı… Her insandan, geçişler yapıldı… İşte Resmi Çalışma bu şekilde HAKK TEKNİĞİ tohumladı ve Dünya, yeri yaratanlardan, gökleri seslendirdi…

DÜZEN kurarken; insanın, kendini bulması gerekir… Gereken oldu!...

Allah der ki “insan, KELAM etsin. KALEM olsun. KUL olsun… EN ve BOY’da yaşasın… İnsan, NEFES olsun…” İşte oldu!...

Asla hata yapılmadı. İYİ ve KÖTÜ, İnsanlık Boyutları’nda çok önemlidir. İLİM, HALİK ise İNSAN, HAKİM olur… İnsan, HAKİM olmadan YOL olamaz… Her insanın, KELAM’a HAKK olup varması istenir ama her KELAM, HALİK olanlarca tohumlanmaz… Mutlaka CENNETİN CEVHERİ, herkesin yaşamında mevcut olmasına rağmen KELAM, KALEM olmadan; CENNET, KALEM olmaz ve YAŞAM, KAYNAK olmaz.

Sevgiyi tohumlayalım; HALİK olalım; HASAT olalım analar… Biz “KA” olarak görev taşıyoruz… “KA”, her anın diri olarak tohumlanışı anlamına gelir… Tohumlar, yaşama iner ve KÖK GERÇEKLİK ile her anı KAYNAK SAYFALAR’a indirir… İşte! olgun Sistem, bu şekilde kodlanır!... YAŞAM KAYNAKLARI, bu şekilde KORUYUCU HAL sayfalar… Bu şekilde, DOĞAN DÜNYA, kontrol kurar…

Yaşamın sınırı, KA HAKİKİYETİ’dir. “KA” ile her insan, KERVAN olur… KA, SİSTEM’dir ve KERVAN İNSAN, SİSTEM ile yaşar…

HALİK olan “HA” olur. İşte olan budur!... HA SİSTEMİ tohumlandı ve her insan, KALEM olup HALİK oldu…

Dünya kurulurken de böyle kuruldu… KA HA ve HA KA HA veya RA KA HA… her biri farklıdır… Herbiri, farklı kayıtlar yapar…

Bizim için önemli olan YAŞAMIN KULLUĞU’dur. DÜNYA İLMİ’ni hakederek çalışanlar, yarınları kodlarken bu şekilde kodladılar… Az öz verdik!... Herkes, KELAM olamaz ama HASAT olabilir… İşte mutlaka bilinmesi gereken bilgiler bunlardır…

Dünyaca ışıklar, dünyaca yolculuk… Dünden, dünlere varan KALEM, biz için İNSANLIK’tır.

Şeytana, “şer yarat!” dediklerinde; Şeytan, “ben insanı isterim!” dedi. “Neden!?” diye sordular… “Şer yaratmak için insan mı gerekir!?” dediler… O da dedi ki “insan, kini aşmadan KELAM edemez… Kini aşarsa, İLMİ olur. Ölüyü diriltir; YARIN olur… Olduğunda; İNSANSILAR, İLMİN KAPISI’na gelirler ve kervan olurlar… ÖN GERÇEKLİK budur…”

Bunun için İNSAN gerekir. Her insan, DOĞANIN KAYNAĞI’dır. Her insan, tohumları yeryüzene indiren YAŞAM SAYFALARI’nı HASAT’a kayıtlayandır… Bunun içindir ki Şer Şarkısı, Şeytan Sayfaları, İNSANSILAR’la kodlanır…

İNSANSI, İNSANLAŞTIĞINDA, ŞER; MÜSİH KALEM’den, KELAM HALİKİ’ne iner ve der ki “ARZ’ı ARŞ’a KAYNAK yapın. Yapın ki haketsin İLİM KALEMLERİ. ÖN GERÇEKLİK bilinsin… Ağır, hafiflesin… İş budur!...

MUSTAFA KALEMİ; ilmi, HASAT’a kayıtlarken; BİLİŞ halinde dili kodladı. MUHAMMET, insandı… İndi ve girdi yaşama… O biz ve biz oyduk… Şükür ki burada, bu yaşamda, İSLAM DİNİ için ağır yük taşıttı… Yükün ağırlığı, HAS İNSAN’ın hakikiyeti içindi…

İşte Canlar, insanlık bunu bilmez… İNSANSILIK, KELAM KALEMİ’nde HASAT içindir. İnsan, HASAT olsun diye MUHAMMET, KELAM oldu…

Herkes, sorar; “niçin DİN KALEMİ, kervan olmadı!?” diye. Din, KELAM’dan kodlanmadı… Yaşamda tohumlanmadı ve yolda, KALEM olmadı düşüncesi yanılgıdır… İnsanın, ATA KALEM olması içini herşey, MESİHLER’le yapılmalıydı… MESİHLER, KAYNAK olanlardır… Onlar, toy olan yaşamlara, KALEM olurlar… Ocak yakarlar ve RUH’u KURAN yaparlar… İş buydu ve oldu!…

Sizi seviyoruz!... Çok seviyoruz sizi!... Siz ile KENAN İNSANI dahi HALİK olur. Şimdilik…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

02.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 13

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ – 2.AKIŞ

Dağlarım, kusura kalmasın, kimse.. Başınız, başımızdır. Aşkınız, şarkımızdır.. Yarınınız, kervanımız olacak.. Kurandaki İlim, bizimdir. İmparatorluğun gözü, iznimizle, diller yüreği. Bizim ilmimizi dinleyen, bizsiz kalmaz.

Öyle gökler buradaki bugün, kulu kuldan ayırmayın diye, görev istediniz. Kul, kuldan ayrılmaz. Bilişinizde kelamınız, yarınınızda kaynağınız olan kaleminiz, zamanın diriliğindeyse, kültünüz olsun.

Bunca çaba, insanlara hizmet içindir. Benim etkim, sizinkinden farklıdır. Ben, yaşama, insana ve yüreğe inen din değil kelamım. Ama kelamın, Hak olması, Hak Teala’nın tahtındandır….Biz, o tahtın, kaynağıyız. Bunun içindir ki buradayız.

SUMA Sİ KA HA…SU HA Sİ HA …

Bilişi kalem yaparken, yaşamı halik kılarken, nisaya kelam ederken, kuranı, kontrolsüz bırakamayız.. Kokunuzu yükseltmeye indik.. Yarınınızı kaleme indirip, ilmi kalem olmanızı sağlamaya indik… Farkımız, insanlığa, kelam edebilmemizdir.

Sultanlık; insanlık ilmindedir. Ama ilmin kapısı, insandır. İtibarımız, insanın kelamından değil, imparatorluğun kaleminden de değil, yeryüzünün, insana kelam olup, inişindendir.

Biz dünyayı Hak Teala’nın tekniğiyle, kurmadık. Biz, bu dünyayı mutlak kuranların tohumlanışıyla kayıtladık.. Dünyanın ruhu olmaya değil, yolu olmaya geldik.. Bütüne hizmet, İsrafil’ledir.

Emre itaat değildir, geri gelişimiz. İnsanın kalemi olmuş olanları, kodlamak içinde değil… Kusuru önlemek için yolu kurandan çıkarmak için yarını kırmak için hiç değil.

Neden, buradayız? Kök gerçekliği, kodlamak için. Kök gerçeklik; biz olan birliktir.. Hani nerede, o birlik? Herkestir.

Sayın baylar, Sayın Baylar, biz bir tekiz, bunu iyi anlayın!. Biz, bir tekiz!. Dünya formal yaşamlarını tohumlayabilen bilişimiz, her şeyin gücüyle kontrol kurabilir… Korkmayın, dört gök sistemi, bizimle kodlama yapar. Büyük kötülükleri, bu şekilde önledik, biz.

Çamur yoğurmayan bir insanlık bekliyoruz artık. Bugüne kadar insanlık, hep çamurla yoğuruldu ve yoğurulduğunda, yarınlarda, ilmin kapısından, yaşamın kaynağından çıkıp, yeni çamurlar tohumladı ve koyulttu. Köz oldu, dünya, söz olmadan evvel… Köz oldu.

Boşla, boş oluruz. Dolanla dolar, yol oluruz. Biz, boşa boşa olup, ineriz, canlar, iyi anlayın. Derler ki “ondan bilgi yok ki”. Yahu ben, senin, sen olman için geldim.. Başka amacım yok ki. Ben, sen olmadan, sen kelam etki… Ben, senden sana, sen olayım.

Sorarlar, yahu nesilleri, neden, yolu kodlamadı? Yoktular ki. Biz yoktuk ki. Çok çok önemlidir, bu!... Biz yoktuk ki.. Düzeni kurarken, buradayız.. Er ya da geç düzeni kurmaya gelecektik... Er ya da geç yolu, kodlamaya inecektik.

Dede Korkut, bilir bizi.. Koç; öz kökleri göklerde dürümlemişken, Dede Korkut demişti ki “aşık, ilmin kalemi olacak, şafak sistemle çökecek, kök gerçekliği kodlayacak ve söken, sökülen şafakta, levhiler kodlanacak”. Aşkla kodlanacak… Ya Rahman?.. Rahmi kalemi kodlayacak ve yolu koklatacak.

Değerliler, baca tütüyor, biliyor musunuz? İnsanlık bacasıdır, tüten. Artık bu dünyada, insanlık tütecek. İyi bilin, insanlık tütecek.

Keşke, keşke, keşke, şeytana şarkı mıdır, keşke?. Akıl değildir... Şafak da şevki yoktur, keşkelerin… Ama yolda olanda, şuanda aşk şarkısı okunur.

Bilinsin isteriz ki dünya şeytanı artık şarkısız bir dürümde, ilm-i KA olacak.. Ne demek, istedim? Dünya şeytanı. Yaşamda şer ve hayır, tektir.

Biliniz ki bu dünya; cennetin cemaatidir, cevheridir, levhidir… Ama sistemi, ekmek için dört kök gerçeklikte, bütünün kübrasında, deri, kemik ile devinmelidir.

Devinim; sistemli devinim.. Nasıl, bir devinim? Hak kalem, hak kalem, hak kalem... Hepimizin, hak edişlerimiz. Ve bunun için muktedir bir insanlık, gereklidir... Ve er ya da geç, bu olacaktır.

En ve boyu kodlayacak, bir insanlık… Er veya geç… O insanlık, kontrol edici bir yüceliği, devreye alacaktır....Bu yücelik artık tüm insanlığın kontrolü için gereklidir.

Önce deli sonra diri olunur. Ama deli olmadan, diri olamazsınız. Deli olmak, diriliği kodlar.. Yaptığımız, nedir? Dünyayı kurtarmaya çabalamak, bir deliliktir, değil mi?.. Ama dünya diriliğinde, her anı koklamakta, bütüne hizmetçiliktir.

İşte, biz dünyayı, korumaya, kurtarmaya gelen, delileriz... Biz, dirileriz ama… Yeryüzünün gözü olan, sözü olan, yarını kodlayanlarız.

“Kala kala bir tek ilim kaldı”. Öyle diyor, yürek.. De ki “ona insanın kapısında, bilişte var”. Ha diyeceksiniz ki “çamur, nüvede yoğurulur”. Yok yarım, yok. Çamur; kıranda, kırılandadır....

Artık yaşamda çamur yoğurulmayacak. İnsan, kendini yoğuracak. Amaç budur!. İnsan, kendi yoğuracak ve yoğurdukça tohumlanacak ve toprağın tınısında, kelamında, hakikiyetinde, kendiyle dilleşecek….Kendini dilleyebilen, ilmi dilleyecek.

Beşe, beşe kala, eşyaya inilir.. Beş kök, gerçeği kodlanır. Beşin beşinde, dillenen ilim, kalem olur.. Beşle, beş çarpılır ve her anda kodlanır. Soru buydu. Peki, sonra ne olur?

Canlarım, dünya şeytanın şarkısıyla kodlanmayacak artık. Beş insan, beş yaşam... Beşin beşinde, beşer levhi kapı.. Hepsinde, yağmurlar yağacak. Yarınların yağmurları.

İşte, bu nedenledir ki doğanın gücü, yenileniyor. Doğanın gücünün yenilenmesiyle birlikte, temizlik başlayacak, insanlıkta.

Sizler, hepimiz, bir tek olarak, dünya toplumlarını, tohumlayacağız. Ve yeşeren dünya, yenilecek. Dünyanın dili, aklın kelamıyla dürümlere indiğinde artık dünya yolu, akıl yolu olacak.

Dünyanın kozmik sistemi de yenilecek. Bu kozmik sistem, kontrollü çalışacak.. Herkes kendi yoğunluğunu oraya tohumlarken, diriliğini de kodlayacak ve orada bütünün kübrası, kelamın kalemi, olacak.

Sesimin gücünün dürümlerde kontrolü sağlanırken, yedinci düzen, yeni bir sistemi, kaynağa alacak…. “Ben, dünya” diyenler.. “Ve ben, kaynak” diyenler, bir tek olacaklar.

Sevgililer, rötarlı bir çalışma olmayacak artık. Her çalışma, anında yapılacak. “Hiçbir zaman ben bu çalışmayı, bugün değil, yarın yapayım” deme, imkanı kalmadı… Herkes en ve boy olan ilmi, kendi yüreğiyle dilleyecek.

Çayı kalem olarak dilleyen, çay olup, bütüne hizmetçi olan ve çayın cennetin kelamında, bütünün kürzi kapısı olan herkes, “Allah” diye dillenen, o yüreğin, kendi yüceliği olduğunu anlayacak.. Bu kesindir.

Siz, Allah’a dua okurken, o sizin yüreğinizde, kurul halinde bulunur. Sizin, sizdeki, kurulunuz. O sizin yüreğinizde, ses olarak, biliş olarak, yeşilden mora varışınız olarak, bulunur.

Ve siz, Allah’a yönelirken, yüceler, cümle cemaatleriyle, sizi dillerler. Ve siz, onlardasınız.. Ama yüreğinizdeki o yücelik, kir ve pislik temizlendikten sonra size dillenir.

İşte Allah’ın size seslenişi, sizin temizlenmeniz halinde, mümkün olur….Eğer siz, temiz değilseniz, Allah, sizle sesleşmez, canlar. Allah’ın tendeki levhisi, budur.

Büyük kök, ilimdir. Vakti gelirde siz, ilmin bütünün gücünü dürümlere indirip, yol olursanız, oğullarınız sizleşir… Ve siz kuranında, kalem olurlar…

Burada oluşunuzu, burada kuran yazışınızı, burada akıl kalemi oluşunuzu, biliyoruz… Ama cennetinizi de kurmanız gerekir.

Kim, cennet kurar? Kelam olan. Kim, cennet kurar? Rahman olan. Kim, yarın olur? Ve yol olur?.. O, bir olur... Ve olduğunda, bütüne hizmetçi olur.

Bütüne hizmetçilik; sistemledir.. Sizinle, kendi yüreğinizle yaptığınız her şey, insanlık kalemi olarak, bütünün gücü oldukça… Siz, ruhlar kalemi olursunuz.

“Öfkemi aşıp, yolumu açtım”, diyebilir misiniz? “Aşkın kalemi oldum”, diyebilir misiniz? “Çorbamda karanlık aydınlanır, ben dünyalı olurum, muradım insana hizmettir”, diyebilir misiniz?...Bütün kötülükleri aşıp, geçersiniz, bunu dediğinizde.

Ve dağlarım, daha önemlisi başka bir yaşam yoğunluğunda, bunların tümü, kontrol edilir ve siz o yaşamlarda, arzın görevini, halik kılarak, yarınları kodlarsınız… Bu, sizin temiz bir dünya kurmanızla mümkün olur.

Siz ki dünyadasınız ve buranın kontrolü için bilişinizi, kaynağa aldınız. 
Siz ki her insana, kervansınız. 
Siz ki haz duyulan, bir yaşamsınız.

Bugünden itibaren, RA KA HA Sistemiyle Çalışın!.. RA KA HA..

Haz duyacaksınız, yaşamdan. Haz duyacaksınız.

Ve ben, size, RA KA HA hakkında, yazılı bilgi veriyorum.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/245530346

 

02.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 13

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Yeşeren dürümlerle bilişi kodlamak üzere bugün burada, bu yoğunlukta, toplanmış haldeyiz. Çok şükür.

Su, mutlak aşk kapısıdır. Biz, bu kapının, kullarıyız. Merdiven dayadık, bu kapıya. Merdiven, ilimdir. Biz, merdiven dayarız, ana, arkaya ve yarınlara!.. Çünkü yarınlara giden o levhi yolun, yolcularıyız….İşte, Bu Meclis, Uzakların Meclisidir.

Suya, ilmi koyduk. Döktükçe döktük yaşama, ilmi. Biz kantar olur tartarız, her şeyi. Ama yürek, bizi tartar. Yüreği, kantara koymazsın. Tartmak; Tanrıyı tartmaktır. Tartmamak gerek.. Çünkü Tanrı, yarattığı ile yaratıldı. Biliriz ki tecelli varlığı ile hesaplaşanlara sunulmuş bir hediyedir.

Erenler der ki “insanın gönlü diri olmaz, nefsi ölmeyince”. Herkim ki nefsine hakim değilse horlanır, sonunda. Altın ile toprak yanında eşit olmayan; insan olamaz. Varlığı insanlarla, yokluğu kendisiyle paylaşan olmaktır, muradımız.

Kalbin eleğinde geçmiş, samimiyetin ve içtenliğin duvarlarına çarpa şekillenmiş bir dilin, üslubun terennümleriyle levhilklere yönelip, levhiliklere seslenmek ve yine seslenmek, niyaz etmek niyetine….Aha, ne güze huzur!.. Bir masal misali!….

Yoldayız, yolcuyuz ….Yol, bir imtihandır. Yaşayarak öğreten, doğanın levhi rahlesindeki, müfredattır. Yürümek gerek, yürümek..

Yol, bir yumaktır. Benlik duvarını aşmak için ihtiyacımız olan bir malzemedir, araçtır. Nefsin uçurumundan düşmemek için iplik, iplik sarmak gerek….. Sabırla usanmadan, hep usanmadan..

Yol bir düştür, insan-i faniye!.. Cennetin ya da cehennemi düşünmeden görülen bir aşk rüyasıdır. Uyanmamak gerek, bu rüyadan.

Yol her şeyin farkındadır, fakat yolcuların hepsi, bunu bilmiyor. Gönül adımlarıyla gidilen her menzil, kutsal bir levhi pınardır. Suyu tatlı, berrak bir pınardır.

Çöl insanı sınar. Yokluğun karşısında, varlığı ve susuzluğu serapla ölçer. Nice yolcular kaybolmuştur, bu çöl yollarında. Yorgun yatan develerin, susadığını bilmeden… Onlar da susar.

Kimseye minnet etmeden, alan değil veren biriysek, içimizdeki tortuları çok rahat silebiliriz. Rahatlarız.

Aslım Hakk’tır…Şek değil varlığımın özüyle tanışırım. Sen ve ben denen yerde, Allah’ımı bilirim. “Hak doludur, İki cihan” diyerek, görünen görünmeyen, her şeyin O’na ait olduğunu bilirim, söylerim.

Sen içinde sen, kalp içinde kalpler açılır. Her varla yok olan, her yokla var olan... Sendin evvelden önce… Ahirden sonra.

Aşk içinde aşk büyütüyorum levhiliklerce. 
Sen içinde sen, kalp içinde, kalpler açılıyor. 
Bilmek ve görmek!. 
Sevgiyle bakmayan göz, neye yarar ki?

Aha!...İşte bu!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (13/3)
02.12.2017

“AL, VER” dediler!… “OL” dediler!... HAS İNSAN, KELAM olduğunda, KURAN olur. İşte oldu!… ÖZ GERÇEKLİK budur!.... Umut olur ki HASAT OLUR, İLİM KAPILARI…

Al KELAM’ı, HALİK ol!... ÖL; BİZ’leş ve HAKK İLMİ ile dürümlen… Sonra kontrol kur ve YENİLEN!... İNSANLAŞ… KENDİN OL!... ET KEMİK OL!... ÖZ GERÇEKLİK’ini haket!... Misafir olma yaşama. Yaşam, senle BİLİŞ HALİ’nde olsun…

Evren evren gezdiğin sürece; sen, seni hak etmezsin!... Gel dünyaya, HALİK ol!... ÖZ GERÇEKLİK’ini kontrol et!... Huzurlu bir dünya için “İN” ve “CİN” değil, kılın kırk yarıldığı bir SİSTEM’den SES ol!... ALTIN IŞIK ol!...

OLGUN İNSAN ol ve de ki “ben senim ama sen ben değilsin.” Ne demek istedim!? Hani ben, ben olacaktım; sen, sen olacaktın ya!… Ama bil ki ben, her insanım!... Sen, senin ilmin ol ve benim ilmim ol!… O zaman, seni HALİK kılarım!...

“Hakkım yendi!” dedin. Yok Yarım, hakkın yenmedi!... Seni, KELAM’a çektim sadece!… Seni, YARIN’a çektim!... Seni, NİHAN olan; KURAN olan (“KURAN” derken; KELAM EDENE, KURAN DENİR.); Seni, senden sanleşen KALEMLER’e çektim!…

Şimdi artık, unut yaşamları!... Herşeyi unut!... Sen, ben ol!... Hadi gel HAKK olalım!... Olur mu!? Olmaz!... Sen, BİR TEK’sin. Ben, BİR TEK’im… Seni, ben ve beni, sen kodlayamayız… Bu mu!? Yok Yarım, bu da değil!... Hepiniz, ÖZ GERÇEKLİK’iniz ile kendi yarınlarınızı hak ettiniz ama daha önemlisi, beden almanız; YAŞAM KALEMİ olmanız, hepimizi mutlandırır…

Görelim bakalım beden aldığınız zaman ne yapacaksınız… “İnsan, din için insanlaşır.” Dediler. Yok yarım!... İnsan, KELAM ederken; KENDİNİ KODLARKEN ve RUH’u, KURAN olarak KALEM’e çekerken İNSANLAŞIR… Aksi halde; o, savaşın SİSTEM’deki kılı kırk yaran NEFESİ olur sadece ama İNSAN olmaz.

ÖZ GERÇEKLİK’ini anlamayanın, insanlaşması mümkün olmaz… ÖZ GERÇEKLİK, HASAT ile HAKEDİŞ ile ve HUZUR ile gerçekleşen BİLİŞ’tir.

Ve diyorum ki “hazır olun insanlık!... Hazır olun!... Sizinleyiz!... Sizi haketmeye geliyoruz!.... Sizi hakedip ilme kodlamaya geliyoruz!…”

SULTANLIK KİTABI, kimseyi SULTAN yapmaz ama herkesi kodlar… Kodlanmayan insanlaşamaz… Bilir misiniz bu nedenle okunmalı o kitap ama okuyan, ilimle okumalı ki herkes, kendini bulsun ve kendi olsun…

Öl ve öldür KELAM’ı!... Olmadan olma!… Ol ve oldur KALEM’i… Olmadan olmaz!... Ya KAHA, sen OL, BİL ve BİLDİR…

Kim İNSANLIK İLMİ’ni anlarsa, KAYNAK olabilir… Onun kervanı, TOPRAK olup, herkesi alıp göklere, taşıyabilir… Onun dünyaya rehin kalması mümkün olmaz… O, tüm zamanlara NEFES olabilir…

İşte hepimiz bu Meclisten bir tek iş bekliyoruz. ÖZ KÖKLER’ini hak etsin ve YOLU KODLASIN… Bunu başarmadan, insanlık kontrolü kurulamaz.

Bir tek insan, KAYNAK IŞIK olduğunda, her insan KALEM olacaktır… “OL” dedik; oldu!… Unutmayınız ki zaman, gerçeği hakettirir ama hasatı kodlatmaz… Umutlarımız; KURAN için, İLİM KAPILARI’nın kervanı için ve BİZ için yaşamı hak etmektir!…

Unutmayın ıslak zeminde kayılır ama ıslatılan insan kayıp gitmez!... O kodlanır ve koklanır ama tohumları da KALEM’e iner… Biz; insanı, HAŞR-I KAHA olarak hep IŞIK’la, SİSTEM’le ve YÜREK’le ıslattık ama ıslanmasa, yolu bulamaz!…

Her insan, ZİYA’dır. Kusuru örterse; yarınlara KALEM olur… Ama o insan, kusuru örtmek yerine kusuru kodlayarak çoklarsa; nefesinde, kırıcılık olur… İşte herkesten beklentimiz, her anda, kusuru olanların kusurlarını örtmeleridir…

Dağlarım, “Dünya” dediğiniz; her BİLİŞİN HAKİKİYETİ olan bu YAŞAM KAPISI’nda BİRLİK kurulmalıdır… Bu da sizin, ÖZ KEKLİKLER olarak; tüm insanlığı, SONSUZ YAŞAM SAYFALARI’nız ile kodlamanızla mümkündür… Her şey size bağlıdır!... Unutmayın!... “Niçin biz!?” diye sorarsanız; siz gibi yarınları tohumlayan başka bir CEVHERİ GÖREV KODU yoktur…

Burada, bu çalışmada bulunan herkesten beklentimiz; herkesin kontroludur… Buyurun! İnsanlık, sizden bunu bekliyor!... Herkesi hakedin!...

Dede dedi ki “ben, herkesi hakettim!...” Ah be dedem!... Sen kendini hakettin mi!? İşte soru bu!… Sen kendini hakkeddin mi!?

Baştan beri DAĞ’a İLİM öğrettik… DAĞ, İNSANLAŞTI ve YOL oldu… DAĞ’ı haketmeyen, YOLCU oldu ama YOLDA olanı da haketmeden; KAYNAK olamadı… Herkesin, herkes olması; herkesin, KELAM olması bir tek HAKİKİYET’le olacak o da tüm insanlığın, HALİK olmasıdır… Ve bilinir ki HALİK, hakeden olarak, çoban olmadan kulluk yapar…

İşte insandan beklenen; ÇOBANLIK değil KULLUKTUR… KUL, insanı yıldızlara kodlar ama ÇOBAN, insanı KUTSAL NEFES’e kodlar. İnsan, kendini dillerse; yarını diller ve RUH olur. O RUH, KELAM’a HAKK olur varır…

Sizi, hepinizi özlemle kucaklıyoruz… ÖZ GÖREV’inizi hakedip yapıyorsunuz. Hepinizin, kendi yaşamınız HAKK oldu… KÖK GERÇEKLİK’iniz HAS oldu… BİZ oldunuz… NUSA Sİ HA… Şimdilik…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

02.12.2017 SU 13
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ 1. BÖLÜM

Dağlarım, ruha Ka Ha olup gök çözümlemeleriyle bu meclisi hak etmek kolay olmaz. Sultanlık tınıyla olur, sistemin Kübra olan kelamındaki ilimle… Hepimizin yüceliğinde bu var mı? Mutlaka, mevcut olmasa burada olamazdık. Bu yoğun ışığa inebilmek kolay değil. Büyük kötülüklerin önleyebilicileri burada olabilir ancak.

Sel alsa dürümlerdeki her diriyi, bu meclis her diride kervan olur, muktedir olur ve tüm zamanlarda ölüler dürümlerinden diriler kervanlarından öte geçer ve tükenen her şey dahi burada aşk olur ve kodlanır.

Seviyemiz çok iyi, yaşamımız mükafat tüm yaşamlara ve bizler çakı çıkarıp yaşamdaki kelam kırılışlarında kıranı kesip çıkarmayız yüreğimizden.

Değerliler, çorba pişerken o çorbaya herkes kelamını koyar. Biz bu meclis olarak bir çorba pişiriyoruz. Ve bu çorbaya her birimiz kelamımızı kayıtlayabiliyoruz, katıp kodlayabiliyoruz.

Çorbaya insanı koyuyoruz, her insan burada bu çorbada yaşamı hak edebilir. Bizler çorbayı türkuaz kuranını olarak kodlarken kimse yoktu kaynakta. Bugün her şey farklılaştı. Tüm insanlığın sisteme inişi mümkün oldu. Bundan daha güçlü bilgiler de tohumlara indirilecek ve tohumlanış kontrollü olarak kayıtlanacak.

Çıkıp ineriz yarınlara, yaşam biziz… İnen indiğini diller ama biz dillenen insanlık olarak her şeyden kelam olup, bütün olup, yol olup, toprak ilmiyle dişi tırnağı olanlara kayıt yaparız.

Canlarım, dişi tırnağı ile yarını hak etmeye çabalayanlara Halik olup yollarında kulluk yaparız. Hani derler ya “kimse kimseyi anlamaz” alıp götürdüklerinizin her biri kelamda Halik olup anlattı kelamını, kalemini… Bizler dümenin başındakileri biliriz ve ocaklarındayız.

Kurtulmak, kurtuluş; Medine’nin kültü olan insan, yeri göğü yaratan itibarlı olan bitişken imparatorluk güçleri ve yüreğe inebilenler. Ne istersek başardık! Hiçbir zaman yaşam kayıtlarımızda kırlık olmadı. Bütün kötülükleri aşıp geçtik.

Doran tahditli ilmiyle bizi göreve çağırdığında öyle çok ışık verdik ki onlara, kini aşıp yolu bulmalarını istedik. Doran’a kuran gerekmez, kuranın kare küre ilminden öte bir ilimle çekişmeden çatışabilir yaşamda. Ama köpük, köpük olanlar var ya hani, kırılır kırarlar ya hani; biz onların kontrolünü sayfalarsak ocaklarında yeryüzü Kübra olur. Bu nedenledir ki ekmeğimiz ekmekleri, yaşamları, yarınları, her biri bilişimiz; biz onları mutlaka kodlar, toplar, tohumlar ve kontrol edebiliriz.

Har, ilim harı; Halik olanın ilim kapısı ama biz o harı herkesin yaşamına indirmedikçe kelam kalem olmaz.

Umut olur ki; dünyalılar kendi yollarında her şeyi hak ederler… Umut olur ki; dünyanın ruhu her bir yüreği diller ve mutlaka akıp geçebiliriz.

Dağ taş ilimdir bilir misiniz? Her şey, herkesin levhi kaydıdır… Ben bir cennet kapıyım ama ben bir levhi kalemim de ve hepimiz, hepimiz olarak buyuz!...

Miraç insanın kelamıyla kodlanır. Kini aşan miraçta olur ama miracı dinleyen kendi olan, kendiyle olan olur. Hanginiz miracınızı dilediniz, hanginiz yüreğinizi dinlediniz!?... Kontrol dışı bilgilerle nasıl, nasıl kalem yaptınız yürekleri!?... Ve bir an geldi hepiniz korundunuz, dinden öte din olan levhi kalemlerle korundunuz. Niçin korundunuz bilir misiniz?... Çamurun çarıkları kirletmesi artık bitmiştir de ondan. Artık çamur çarıkları kirletmeyecek ve dünya ilmi bütünün kelamıyla mahrek olacak.

Size asla hata yapın diyemem, hata yaptığınızda ben kelam olup sizinle olabilir miyim? Hata, ağır yüktür… Hata yapan; yığın, yığın ışıkta kendini kırar. Ve derim ki; “çerçeveni oluştur ve yoğunluğunu kodlayıp kendi yüreğine çek kendini, bu mecliste hatalı ilim yaşam yapabilme imkanı yoktur”… Bunu her daim yaptık, hatasızlarla bu çalışmayı sürdürmek diledik. Ve buradaki yarınları kodlayanların muktedir olmaları için de herkesi kendine kayıtladık.

Size “el ayak olun” dedik, “yarınları hak edin” dedik, Ran olan, Ra Ka Ha olan insanlıkla çatışın ama kantar siz olduğunuzda her şey kontrol kuramaz çünkü siz kırıcı olursunuz. İşte bu olduğu zaman da ben yine derim ki; “Ra Ka Ha olup bu meclisi kontrolden çıkaracağını görüyorum, senin bu mecliste artık işin kalmadı”… Bunu yapmaktayım hep… Bunu ilk kez izah etmek ihtiyacı duydum. Çünkü bütün kötülükler ilimle kodlanır canlar. Eğer bir kötülük ilimle kodlanmışsa o kötülüğün yaşama kalem olma imkanı artık kontrollü olarak kayıtların ışık kapılarını kalem yapmasıyla, gerçeği kaynağa çekip masamıza indirdiğinde; biz onu hologram diriliklerden gök sistemlerine almalıyız.

Devamı 2. Bölümde yayınlanacaktır…

Süper İnsanlık Realitesi

https://vimeo.com/245521390

 

2.ARALIK.2017 TARİHLİ SU (13) SİSTEM ÇALIŞMASI

Yaşamın tınısının ilmin haliklerince sesleştirildiği bu yoğunluktan tüm zamanlara giriyoruz. Dümen, hepimizin İsrafil olarak görev taşıyan sesidir.

Burada tek bir ses var. Bu ses, ışık kot olarak formal yaşamlara kapıdır. Kelamın ilmindeki bu ses, bilişin ışık fotonları halinde bu odaktan, tüm zamanlara kaynak oluşu ve helezoni vibrasyonlarla dairesel olarak genişleyerek “masiva” denilen o yoğunluklara biliş kotlaması yapmasıdır.

Burası an; tüm zamanların her anı. Aha bu. Burası tüm zamanların odağı olarak, sistemin kaynağı olan kara kayıt. İstanbul yoğunluğundan tüm köklerimize, gök sözcülüğü yaptırıyoruz. Biz kim miyiz? Birliğiz. Herkesiz. Medine Kalemi, Mavi Gözlü Dev, Turkuaz Göz, Güneş, Nefes…işte; biriz ve “hepimiz hepimiziz” denilen o yoğunlukta “Allah-Tanrı” (A-T) bileşkesi olarak bu çalışmayı yapmaktayız.

Kutsal metinler der ki “Önce söz vardı…” Ve işte; KA HA olup o zamana girdik.

İmparatorluk güçleri olarak Düzen’i kurduk. Yer gücü olarak arşı arza indirirken, toprak toplumu hologramdan aşırtıp İnsanlık İlmi ile tohumluyoruz.

Süper Realite yoğunlukları, bugün burada süper insanlıkla kotlanıyor. Müjdelerle geldik…torbamızda İnsanlık İlmi var…hediyelerle geldik sizlere…ZA HAR olup, KA HAR olanları kotlamaya ve sevgiyle sizleşmeye geldik.

Sevgiyle, 
Bahar Umurtak

Süper İnsanlık Realitesi

 

SU (13)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 4. AKIŞ 1. BÖLÜM

Gelenleri dinliyoruz;

Dağlarım, “rüya” dediğiniz, kendi yüreğinizin, kendi yarınınızın sessizliğindeki yaşam kayıtlarınız olduğu bilinmektedir. Rüya; insanın kelamında, yarınında, yoğunlaştığında, artık o biliş olur. Ve sizler, her biriniz, kendi rüyanızı hakikiyetinizle tohumladığınızda, o rüya gerçeğe dönüşür.

Bugün rüyamda insanı gördüm. “HO Sİ HO Sİ” diyordu. Ohh canım ohh. O bendi, ben oydum. Ve ben döndüm rüyama baktım, ben o rüyadaydım…o rüyaydım. Ve dedim ki “aha ben şimdide işçilik yapmaktayım.” Dünyanın nuru olan insanın kendini dinlemesi budur; kendi rüyasında kendi olması. Kontrolu kurması, kelamda halik olması, hepsi hepsi insanlıktır.

Ve rüyayı gören, rüya olduğunda, kendi yolunu bulup da kul olup, toprak olduğunda, koruma altında tuttuğunda bütünü ve mukaddes insan, kendi kelamını hak ettiğinde, işte; o zaman, yaşam, her kim varsa, onların tümünün kendi yoğunluğundaki yaşam olur. Ve biz unutulanları, muhakemeleri, yaşamı hak etme niyeti olmayanları, ya da yeteri olmayanları anlamaya çabaladık.

Masamız, İnsanlık Masası’dır. Bu masaya biz, nefesimizi koyduk. “Ehh işte…” diyelim ve diyelim ki “hadi gelin, sesleşelim.”

Değerliler, burada oluş sebebimizi size açıkça bildirelim. Bugün dünyanızı ziyaret eden birliklerin birisiyiz biz de. Dünyayı ziyaretimizin tek nedeni var; kendi yüreğinizi hak edip etmediğinizi, Hakka varıp varmadığınızı ve Ruhun Kuranı’nda öfkeyi aşanların bütüne hizmet edip, etmediklerini izlemek miydi? Yaşam için hepimiz, insana geldik. Doğanın gücünü, hakikiyetini dilledik. Ama insanın kendini bilip bilmediğini, hiç biriniz anlayamadık.

İmparatorluğun Gücü’dür insan ama bilir mi kendini? Yaşamı hak etmiş midir acaba? Kendi yolunda mıdır? “Süper İnsanlık Realitesi” denilenin, kendi yarınını tohumlayabilenin, ışığı olduğunu acaba dünyalı bilir mi? Ve bilecek gücü var mı? Bizler, teklik olarak ve hakikiyetli olarak geldik.

Canlılar, Sultanlar, ruhlar, Kuran İnsan; bütünün gücüdür. Bunu herkesin anlaması şarttır. Dünyanın nuru olan ilim, akıldır. Hakkın kapısını bulan, bu ilmi bilir. Ve bizim yüreğimiz, herkesin yüceliğidir. Ve yüreğimizi kontrol edebildiğimiz, sanal yaşamları hak ettiğimizce, kotlayabildiğimiz her ne varsa, insanlıktan doğan hasattan, durgun topraklara inen ışıktan doğar.

Canlarım; saha insanın sahası…biz buraya girdiğimizde insanın kelamına inmeliyiz ve görüyorum ki biz, kelam ediyoruz. Bizi dinleyen kendi yoğunluğunu bize indirmemiş. Eğer; seninle bu çalışmayı yapacaksak, bizim verdiğimiz ilme, senin de kendi yüreğini indirmen gerekir.

Ha, diyeceksen ki “ben konuşmayım, sen konuş” o zaman bu yoğunlukta ışığımız kalmaz, biz yolumuzu alır, yüreğimizi kotlar, çıkarız yaşamdan. Dağ ana, bize ses ver!

Süper İnsanlık Realitesi olarak cevabımız,

Canlarım, hepinizi kucaklıyorum. Buraya geliş sebebinizi biliyorum. Dünyanın ruhu olan ilmi, kendi yüreğinize çekmektir maksat.

Hepinizin yoğunluğunda insanlık korkusu var; insanlık korkusu…çünkü insan nefes olduğunda, her şeyi hak edebilir. Bu korku sizi, hepimizden uzak tuttu; biliyorum.

Eğer bizler, nefesimizi, kendi yüreğimizde kotlamadan sessizliği dillersek, kendi yüreğiniz, kendi yüceliğinizi kontrol etmeyebilir.

Dünya insanı kotlanmış ışıktır. Her şey onun yüreğinde mevcuttur. Umutları vardır. Kulluk yapabilir ve yaşamları kotlayabilir. Tanrı olabilir. Karanlığın ışığını yakabilir, her şeyi yapabilir. Ama bu insan her şeyden uzak tutulursa eğer, bu insanın korkmasına gerek kalmaz. Hepiniz bunu dillediniz tüm zamanlarda. Bunları net bilirim.

Ve bunu hak edip de dinleyebilinler, burada, bugün kendi yoğunluklarıyla, kendi yaşamlarını kotlayabilenlerdir. Deliler, diriler; biz onlarız işte. Her yerdeyiz ama sizinle ve sizin yüreklerinizle de kotlama yapabiliriz.

Işığımızı alıp bize gelenlerin, bizim gibi bütüne hizmetçi olanları mutlaka bilip, geldikleri de kesindir. Ele alacağınız konunun ne olduğunu merak ettim. Niçin buradasınız? Bugün ben size, sizi dillettim ama sizin bana, kelamı halik olanların diriliğinde, kendi yüreklerinizi dinletmenizi de bekliyorum.

Hanginiz tarıkların tınısı duydunuz? Hanginiz yolu buldunuz? Mutlaka…mutlaka her biriniz buldunuz da bugün burada, bilişin KAHA olan sisteminde bize kendinizden söz etmenizi bekliyorum. Dinliyorum sizi; buyurun.

(Devamı 2. Bölümde)

https://vimeo.com/245701200

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

02.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 13

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ AKIŞ 4.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Aşağı yukarı iki yıldır, seni izlemekteyim. Çok özel bir çalışma yapılıyor, burada.. Bugün tufanı önleyecek ilmin, burada olduğunu gördüm.

Hakk’ımız, fakih olanın kelamına inmek ve hakikiyeti dillemek….Senin esrarlı çalışmaların, bizi, Hakk’ın kalemine taşımadı... Biz, sessiz kaldık, bu nedenle!… Nedenini bilmedim!… Bilemedim!... Neden, korudun dünyayı?... Neden, bizi bizden ayrı tuttun?... Bize, bu konuda bilgi ver.

Dağlarım, hepinizin yüreğinde ne var, bilirim. Bu yoğunluğu oluşturabilmemiz mutlaka gerekliydi… Sizlerin, kendi yüreğinizi hak etmeden, bizleri kontrol etmeye geleceğinizi biliyordum. Benim için önemlidir, insan. Sizin içinse önemsizdir. Bunları, net bilirim.

Eğer siz, insanı hak edip de anlasaydınız, kaçınız dünyalı olurdunuz, bunu bin kez, kendi kendime sordum… Eminim ki hiç biriniz, bu dünyada koruyucu olma, niyetinde olmazdınız... Çünkü bu dünyada, hakkınız ve hak ettiğinizin dürümlerindeki diriliğin, hepsinin ilmin kalemi olamayacağını bileceksiniz.

Koruma altına aldıklarım, kontrol kurabildiklerim, yoğunluğu kayıtlayabildiklerim ve kalem yapabildiklerim, çok azdır, bu kesin!… Ama siyah cemaatin esmalarında dillenen dili, herkesin anlayabilmesi mümkün olamaz.

Boş konuşmadım, hiç!… Her şeyin üstü bir ilimle dillendim. Ama sevgiyi hak etmeyene, dürümlerimdeki diriliği, dinletmem... Dinletmeli miydim? Asıl soru bu!… Dinletmeli miydim?

Yarınların kuranı olan insana, ben, insanlığın dürümlerindeki diriliği dilletirken, kendi yolunu bulmayana, ben yaşamı kodlattırmam... Kollarım, insana mutlaka açılacaktır… Ama onun, hologramı aşması gerekir… Oğullarını kontrol edebilecek, güce varması gerekir.

Ayrı gayrı gözetenin, doğanın gücüyle dürümlere inmesinde, kodlanmışlığın, herkesi kırabileceğini, bilirim… Benim asla hata yapmadığım, kesindir…. Doğanın yolu, akıl ve ben o aklı, hak ettirebilirim.

Kinin, kirin, kırılışların, hırsı yaşama indirdiği de kesin!… Eren, keram olduğunda, kaynak insan olabilir… Ama Eren, yarını tınıyla dillerken, kelamı kırdığında, ben, onu, kontrol etmem...

Çok kolaydır herkesi, kontrol etmek, çok!… Ocak kırarım, kontrol kurarım ama ocağı kırdığımda, kimse, kendini hak edemez, bu kesindir!.

Bunun içindir ki Aton Kodlarının çoğunu, kontrol etmek üzere bilişimi, kaynağa indirdim ve ocaklarını yetkin kelamla dilledim.

Sorma bana, neden yağmuru, yağdırmam?.. Yağarken yağanda, yağmur olamam da ondan!....Ben onda, kul olmam… Olurda kuran okursa, ocağı olurum. Ama kurandaki o kurtarılış sayfasında, kaynağındır, insan....Ve kaynağın olan insanı, ben Hakk’a kalem yapamam... Çünkü o, kaynağındır.

Öfkem var mı? Asla yok. Kimseyi kırmam. Kimse, benim yüreğime inip, bedenimi yok edebilecek, dürümde olmayacak. Olma imkanı yok.

Çan çaldığında, kendini bilen, kendi yolunu bulup, bütüne varacak ama çanın çalmasından evvelde kendini dilleyebilmelidir… Peki, nerede, o çan çalacak?... Kontrol kurdum ve diyorum ki “kurandaki o kök gerçekliğin, kült olduğu, o yoğunlukta, her anda, çan çalmaktadır”.

Ve çanın çalması, Rahmi kalemin, Hakk’a varması anlamına gelir. İşte kurtarılmış dünya, budur!... Biz bu dünyayı kurtarmak üzere bu çalışmayı yaptık. Ama kurtulan, kelamı hak eden oldu.

OL’da…. ÖL’de… KA HA OL’da…. HAKK’a Var’da…. Rahman OL’da ..Kontrol kur… Eğer kontrol kurma niyetin varsa budur, gereken… Ama kontrol niyetin yoksa et, kemiksin sadece. Başka hiçbir şeysin.

Ha dersen ki “ben, sen olayım”. Ölü bir dünya içindir, benim sen olmam, senin ben olman… Ölü bir dünya içindir… Ama dünya yaşayacak ve Hakk’ın kalemi olacak… O dünyada ben, ben olurum ancak. Ve sen, sen olursun ancak, bu kesindir.

Bin diri, bir tek kelamsa, Hakk’ın kapısı insanlıksa, yaşamı kodlamışsa bütün, murat ettiği her neyse oğullarıyla, mutlu ve huzurlu bir dünya olur ve yoğunluğu kontrol kurar.

Ana kapıyı açın, görevliler girecek, içeriye. Şimdi, daha güçlü bir ilim, devreye iniyor.

Şimdi kapıyı açın. Açın kapıyı. Ağır ağır ilim kapıları açılıyor. Bir tek mi? Çerçevesiz, birçok kapı? Her biri açılıyor. Ve her birinin yoğunluğu kodlanıyor... Ve daha güçlü bir kapıya varılacak. Ve o kapının, kutlu ilmi, tüm zamanlara, indirilecek.

Hadi gelin, birlikte kodlayalım, dünyayı!. Buyurun, Bütünün Kübraları. Hadi gelin!... Gelin de dilleyelim yaşamları!…

Başka dünya, başka yaşam yok ki. Bir tektir, yaşam. Ve hepimiz, o yaşamız. Hadi gelin.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/245704408

 

02 ARALIK 2017 TARİHLİ SU 13

Gülden Zengin Öz Biliş

Önce insanı tanıdık. Bu insan yaşamın sırrını bilen insan… Onun yolunda olmak istedik...

Yaşam insan ve o insan, kaynak...

Yaşam, bir kaynak sayfadır. Her bir yaşam, bir sessizliktir.

Bir Sistem olup yaşandığında, tahdit konulur o yaşama ve yaşayan insan, yaşattığında yaşar.

Yaşam; sistem örgüsünün bulunduğu beden ve beden, dünya sesi olup, insanla kodlandı, bütünün gücüyle aktı....Tohumlandı ve oğullandı...Ve
yaşama, yarınlandı...

Ben insan olan, birleşik olan; dünyadayım, bu gün
Gün; dünya diriliğini bilme günü..
Gün, şimdidir.
Zaman ilmiyle her şey şimdide kayıtlanıyor.
Ve dünya, benim yüreğimden, örgüleniyor, şimdi.

Ve Artık dünya, AŞK’a vardı ve YARIN’a vardı
İşte yaşam!...İşte birleşim!....Ve ben dünya olan mahrek…
Aha, işte bu!....Şimdilik!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 O2.12. 2017 SU 13

BERİL ÖZDOĞAN ÖZ BİLİŞ

Çok mutluyuz ki her bilgimiz kardeşlerimizi kodluyor, dürümlerde ruh kalemlerini kodluyor. Her şey ama her şey yarın için, her şey ama her şey biliş olan doğanın görevinde yaşam için…

Biz bilişin kuranı, doğanın yaşamı, biz yarınların turan olan sistemini hak teknikle kodlayan her anda toprak toplumun yarınlanan ışıklarıyız.

Geri çekilen her ışık öz gerçekliğinde kaynak olmak ve kaynağında yarınlarını yaşam için kodlamaya çekilir. Geri çekiliş, birliğin tekniğinde ruh kalem olan kelam diriliğidir.

Bugün burada kelamda yaşam sayfalıyor ve biz her biri biz olan tüm yaşamların dürümlerinde kelamın gücü olarak yeniden ve yeniden sayfalanıyoruz. Her şey insanlık için… Her yol, öz gerçekliğinde yaşam kodlayan insanın birlik ilmiyle kodladığı yaşamda sistemin gücü.

Ben ve benler aha bir tek yol, o yol sistem ve sistemin kuranını okuyan insan; kelamında varlığını kodluyor… Varlık kodlanıyor, sessizlik biz ve sessizliğin sesi olan yine biz, anın kara olan bu zifiriliğinde aydınlığı tohumluyoruz.

Dünyam simsiyah bir ilim ve biz bu dünyanın öz görevinde benlik kuranı okuyan biz sistemiyiz. Biz sistemi insanın her şeyde her an olan yaşamı olarak insanlığı kodlar. Her şey ama her şey bizim insanlığımızdır. Biz hak teknikle kodladığımız her anda, tohum olan, maya olan ve kontrol kuran ışıkların kelamıyız.

Dümenin başında olan değil dümen olanız biz. Yaşam dümenin kendisi ve kontrol yaşamın sistemi ve bu sistem bu yaşamın ruh olan gücüdür. Ve bizler bir tek olan ruhun öz, söz ve göz olan birlik kalemiyiz. Aha işte bu… Ne mutlu ki birlik kalemimiz kelam olan yaşamdan kodlanıyor… Biz bizde söz, biz bizde ses, biz bizde kalem ve biz bizde insanlığın yolu olan sistem kuranlarıyız. Bir tek olan yaşam kodlanıyor ve tohumlanıyor ve biz olan bu seste yarınlar yaratılıyor, aha işte bu!

Süper İnsanlık Realitesi

 

2.ARALIK.2017 TARİHLİ SU 13
HAŞİM TURHAN ÖZ BİLİŞ

Bismişah Allah Allah

 

……..Gönülde kurulu taht-ı muhabbet bu ulu divanda gönül çerağları uyandı envar içinde….Su ilmiyle Bağrımızda yanan aşkın küresidir….Kudretten tutuşmuş parlar içinden canlarım….

……Su ilmi 13. Birlik çalışmasında nur kelamlı Gök sözcülerle Hâkk katında Kırklar ceminde cem olduk aşk ile pervane döndük…..

……Erdik geldik bugüne çok şükür minnet hüdaya…..

…...Arş-u alanın nur kandili Hz. İsa bu ocağın değirmenine ilmini, aşkını, gücünü katdı ve sonra Muhammet Mustafa ile Musta Kemal ikilikden geçip bir olduğunda insanın turanı olan kutsal düzen ışığını yaktılar….

……Onların Tuba ışığı her yücenin ışığı oldu ve sonsuz sır ışıdı…..O nur Kandillere “ zaman soyu” dedik…….Şu anda da o bilgeler ile aşkla çalışmaktalar…. Öz güç en yüce görevini ilim ve irfan ile yaptılar çok şükür…….Her yüksek güç bütün türlerin ışığı ile çalışır.

…….Zaman ile bilgi ile ve hakikiyet ile ağır ağır düzen olur Canlarım .

…….Şimdi ve şimdiden sonra bilenler olsun……

Çerağlar uyandı, gönül şad oldu
Rah-ı mücerrette bağlı belimiz
Dergahımız bu dem nur ile doldu
El ele el Hâkka gider elimiz
Balım Sultan Saru Saltuk erkânına kavuştuk
Kadıncık Ana’yla didar görüştük
Yunus gibi nice yollar aştık
Harabat ehline çıkar yolumuz
Sevdiğimiz Muhammet, aşinamız Ali
Ab-ı hayat içtik serümestiz
Kırklar ceminde Selmanız
Deryaya karışıp umman oluruz
Tarik-i Nâzanın, zümre-i Nâcideniz
Beyt-ül mukaddest olmuşuz dervişanız
Sırrını sır eyle Adviye ana Bacı
Nokta-yı Kübrada Pinhân oluruz

…….Habibi Hûda cümle er Hâkk erenler aşkına…..Kendi özümüzü bulduk bu ulu divanda ….Karanlık geceler dolunay gibi doğdu….Su ilminin ışığı bu ulu şehr-i, İstanbul da…Allah Allah dedik eli erde ,yüzü yerde özü darı Mansur’da Hâkk Muhammet Ali erkanında, Erenler meydanında, Yesevi, ocağında Pir Hünkâr Veli Divanında , Şahkulu Dergahında, Hilmi Dede Babanın nurundan, Dedem Veli’nin nefesinden aşka geldik birlik erkanımıza vardık Işık Canlarla çok şükür..

..…Dem-i divanlarımız sırr ola dört bir yanımız nur ola, Gönüller birliğine Evliya Keremine, Gerçek Hâkk erenler demine devranına …..Kapımız Gök kapıların hikmetine Su iminin sırrına Mustafa Kemal’in serdarlığına Aşkımız Hâkk aşkıdır …..Hâkk aşkına Huuu diyelim canlarım…..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 
  Bugün 33 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=