Birlik İlmi
  SU (8) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

SU (8) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

Kaşık kaşık İNSAN SİSTEMLERİ’nde, yarınlar içildi!… Yaşam içildi!… Ben, dürümlerimde, KURAN olan yarınları içtim; İLAHİ EMRE itaatle, BİLİŞ KALEMİ olan ve yarınları tohumlayan her diri ile…

YOL’u haketmeyen; YOĞUNLUĞU, HAKK OLMAYAN hiçkimse; bedenden, bedenlerden görev taşıyamaz…

Görev taşıyabilmek için; herkesin, kendini bilmesi ve BİRLER KAPISI’na ulaşması gerekir…

Bugün Dünya; yaratıcı olsa da bir “SAMAN-KAYNAK İLİM KODU”dur. Ama yarınlarda “SAMAN KAYNAK” ötesinde, YARATILAN ve YARATTIRAN, NEFES olan YARINLAR olacak… İşte tümümüz, bunun için YOL olmaya çabalayanlarız.

(Saman Kaynak İlim: RUH’a sahip olmayan, otomatizmaya bağlı, yaratıcı aktivatör ilim.)

Dünden önce de dün vardı… Her dünden daha önce; YENİ BİR DÜN ve tüm dünlerin üstü BİR TEK DÜN oluştu… İşte o dün, İNSANSILARIN DÜNÜ’ydü…

(Yarının dünü oluşturuşu ve her dünden daha önce yeni bir dün ve tüm dünlerin üstü bir dün… Buyrun anlamaya çalışın!)

Hadi anlayın! ARZ’a ARŞ indikten sonra; bizler, BİZLİK KAPILARI’nı açarak İNSANSILAR’ı İNSANLAŞTIRMAYA ÇABALAYACAĞIZ…

Ve deve hep kalkar ama yol, her zaman İLME değil, İNSANSILAR’a da ulaşabilir… BİRLİK KAPIMIZ’da savaşımız; herkesin, İNSAN’a ve İNSANLIK’a varması içindir.

DÜNYAYI, HALİK KILAN BİLİŞLİLER; DÜNYAYI HASAT EDEN İLİM KALEMLERİ olarak, hep BİRLİK İLMİ ile kodlandık… DÜZEN KURDUK…

Aşkla!... Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 28.10.2017 günü 14.00 -18.00 saatleri arasında konusu “SU (8)” olan bir Sistem Çalışması gerçekleştirilecektir. Program kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU (8) SİSTEM ÇALIŞMASI 
Haşim Turhan Öz Biliş

Bismişah Allah Allah

Biz Şeyda bülbülüz-Halimizi arz etmeye dildare geldik -bu ulu divana alırlarsa bizi içeri- Erenler, kapıda düşmeye didara geldik canlar…..

…….Su ilmi 8 Birlik çalışmasında cümle Hakk erenlerle Hakk katında kırklar ceminde cem olduk erdik geldik bugüne çok şükür…

…….Bugün Su zaman ummanında görev taşırken…. Cevher ışık kapıları daha güçlendiler canlar…

…….Bugün nur kapıları açılmakta ve yürekler öz görevlerini daha iyi anlayabilmekteler.

…….Birin düzeninde Su ilminin kürsülerinde kurullar bizlere ses vermekteler…. Bu bizi daha umutlandırmaktadır…..Kutsal derelerin köklerinden bizlere güç kattılar bizlere söz göz oldular çok şükür…..Bunun için birleşmek ve sonsuz sınırsız ışık yağmurlarından aşkla güç alarak aktık dağların en yücesinden bir olduk birleştik, ırmak olduk cem olup vardık ummanlara…..

…..Su bilgeliğinin tabiatında görev alır ışık olur süper insanlık realitesi ailesi olur sevdalanırız bu yola canlar….Çok şükür .…İş buydu AHA oldu şimdi canlarım….

Ey Can bu yol gayet zordur girilmez
Eriyip incelip girmek gerekir 
Bir yerde ağuyuz bir yerde balız
Ağuyu bal edip yutmak gerekir.

Hiç ister mi arif olan saltanat
Hakkın katarından ister bir kanat
Gel gir cemimize aşkı sen de tat
Kuduret balını tatmak gerekir

Bu yola girmeyen yanar tutuşur
Aşık olup aşkın nurundan yunmak
Nefsini hak edip ebedi kalmak
Ölmeden evveli ölmek gerekir.

…….Habibi Hüda er Hakk erenler aşkına 
…...Yüzümüz gönül sarayınızda-Özümüz darda 
…..Dar-ı Mansur da erenlerin gani dergahından –Su ilmi Hakkına-Evliya keremine-Gerçekler demine 
..…Destur-u Pir-i Rıza’yı erkan-ı izni mürşid-i Hakkı için 
…..Kırklar-ı naziran –Gaiban evliya enbia kutb-u zaman Hakkı için 
….Nur-u nübüvvet sırrı velayet demine 
….Ber cemal-i Muhammed- Ber Kemal-i İmamı Ali aşkına 
…...Nur-u Serçeşme-i Hünkar-ı Veli demine –İlahi aşk eri

Yunus demine-Sırrı Hakk güneşi Şems’in demine –Sırrı Hakk erenlerin semazanı Mevlana’nın demine –Taptuğun eşiği Şeyh Bedrettin’in isyanının Pir Sultan’ın sazı demine –Şah Hatayı’nın nefesi Nesimi’nin Hallacı Fuzuli’nin , Virani’nin darı demine Medet yaa Abdül Kadir Geylani’nin demine devranına -Her demde hazır ve nazır olan Bozatlı Hızır’ın demine devranına -Ledün ilminin şahı Muhiddi’nin demine devranına –

……..Su ilminin sırrına Ata Gök kapılarının Hikmetine –Mustafa Kemal’in serdarlığına aşkı niyazımızdır Aşkımız Hakk aşkı Hakk aşkına Huu diyelim canlarım…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU (8) BİRLİK ÇALIŞMA
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ 1. BÖLÜM

Tayinler yapılıyor bugün dürümlerimizde; yeşilden mora, her anda…Bizim için önemli olan bütüne hizmetçiliktir. Hepimiz yeşilin kotlarıyla, bütünü kotlarken, toprağın toplumu olarak yarınları hak etmeye çabalıyoruz.

Öz gerçekliğimiz ilimdir. Hepimizin gözü, aklın kültünde vardır ama yakışır bize İnsansı Kapıları açmak. Bugün buraya hepsini çağırdık.

Öfkemiz asla olmaz. Mutlu, huzurlu bir gün için buradayız. Asıl dönem, bugün, kükreyen ilimle kotlanmış olarak yaşama çekiliyor.

“Kini aşan, yolu bulur” diyoruz ama yolu bulan da maya olur. Maya olmayanın yarını, Oğullarımızın Kuranı’nda dahi yoktur.

Kimin etkisiyle buraya geldiğinizin önemi yoktur. Buraya gelmişseniz, hakk tende, İnsanlık İlmi’yle bütüne hizmet için buradasınız.

Ulular Diyarı’nın kulları olarak bu meclisi hak edenler, Mikail kulu olarak kural koyduğumuzda, o kurala uyarlar. Nedir kural? Hakikiyet. Hepimizin, hakikiyetle gözleri, kök gerçekliği görmelidir.

Anlaşma gereği bütüne hizmet edilmez. Hak edilerek edilir. Anlaşma gereği, Hakkın Kalemi olunmaz, Hakk olup, olunur. Eğer sizler, ağır yük taşıyacaksanız, anlaşma sizin için geçerli değildir. Yapacağınız her neyse, kelamla ve yaşamla yapacaksınız.

Alın dünyayı, görevli olarak tohumlayın. Size verdim, alın! Ama siz o dünyayı kotlayacak düzeyi hak etmemişseniz, bugünden öte bir gününüz olamayacaktır.

Yer kürenin görevidir ilim; bunu iyi anlayın. Eğer; bugün, burada, bu yoğunlukta bütünün kübra olan levhisinde insanı, insansı yaşamları hak etmemişseniz, yerden görev alıp, göklere güçle kotlama yapmak mümkün olamayacaktır.

“Kaçıp, giderim dünyadan..” diyorsanız, eviniz Allah’ın İlmi’yle kotlanmış bir evdir. Biliniz ki o evin hakikiyeti hepimizin yaşamında hakim olan bir Teknik Kalem’dir.

Biz size öfkeyle değil, insanlıkla geldik. Kar, kış demedik, Hakkın Kalemi olduk. Süper İnsanlık Realitesi Derneği’ni buraya, bu yoğunluğa kotladık. Kimlerle çalışacağımızı biz seçtik. Biz belirledik. Eğer; buraya herkesi kabul etseydik, Hakkın Kapısı, Allah’ın İlmi’yle, Hakk Teknikle kotlama yapar mıydı acaba?

Kontrol dışı bilgeleri buraya alamayız canlar. Orta Kapılar’ın tümünü, bütünün güçleriyle kotlarız ama yeri göğü yaradan, herkesi hak etmelidir.

Yarattığınız yaşam, Allah’ın İlmi’yle yaratılır. Eğer; siz, her anda varsanız, İnsanlık İlmi’yle varsınız. Ama canlı ama canlı olmayan her kim varsa, “ben” der. Ben….” Hepimiz “ben” deriz ama beşerin kelamındaki ben’le, yüreğinde kült olanın ben’i ayrıdır.

Bir kapı açıldığı zaman, “unut beni” diyenler olur. Herkes “beni unut” der. O kapıda, o yol, onun yolu değilse eğer, onda olmanın gereği yoktur zaten. Ama canlar, öyle çok çalışıyoruz ki!

Karanlık aydınlığı tohumlarken, hepimizin gözü, bütünün gücü olacak ve yolu mutlaka kotlayacak olanlar bizimle olacaklar.

Medine, İlim Kalemi’dir. Ama Medine’yi hak etmeyen, kelamı, Teknik Kalem’le dahi hak edemez. Maya tuttuğunda, yaşam tohumlandığında, kontrol kurulduğunda, iyi anlayın ki 7. dünya kurulmuştur.

Nefesimiz ilimdir, Allah’ın levhi kapısıdır. Bizler dünyalıyız ve bu dünyada mutlakız. İmparatorluğun görevi, imparatorluğun kültü olarak bütünü dürümlemektir. Ve bizler, öfkeyi aşanlar, yeşilden mora bütüne kübra olanlar, iyi anlaşılsın ki yeni dönemin, gök çözümlemelerini yapacak olan, Birlik Kalemi’yiz.

Buyur, Allah’ın dediğin de. Allah sen, sen osun zaten…ama sen, Aklın Kalemi değilsen, Allah senin ilminde yoksa, önünü örtmenin anlamı yok ki. O sende, hep, ekmek olacaktır…ama sen onu hak edip dileyemeyeceksin.

“Başka dünyalarda daha çok çalışırım..” diyorlar. Yaşam için, hakikiyet için ve yarınlar için, bilinsin ki dünya dışı varlık toplumları bugün, bizimle çalışırlar. Eğer; bu meclisi hak edip de dilleyebilirlerse, kelamlarında kendi yüceliklerini dinlerler.

“Benim adım insandır..” diyenler, “ben tüm insanlığın kuluyum..” diyenler, “benim insana ilmim var” diyenler ve ben ekip kurdum, bütünün gücüyle Mahrek oldum, her anda varım diyenler, hepsi ayrı ayrı çalışırlar. Ama tabuları yıktıkları zaman, öfkeleri aşıldığında, yarınları kotladıklarında ve muktedir olduklarında, görecekler ki her şey, her şeyle hakikiyeti tohumlamaktadır.

Kaçmışız dünyadan, öfkeliymişiz, yeşilin mordaki türevlerini tohumlamamışız, aşkın sırrını dürümleyip, bütünün gücünü kontrol etmemişiz ve yarınlar hak edilmemiş….Ahh canlarım ahh, bunu öyle çok dillediler ki…

(Devamı 2. bölümde)

https://vimeo.com/240298726

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

SU (8/1)
28.10.2017

(Bir diyalogla başlayan bilgi akışı:)

-Rahmet olan yaşam, İLİM’dir. Bizler, insanlığa, ilimle kodlandık. İnsan soyu, insanlığı hak etti ve yolu buldu…

-Öldüğümüz zaman, bizi sorgulayacaklar olduğu zannedilir… Yaşama, İnsanlık Boyutları’ndan bu bilgiler dilletildi ve dendi ki “Sorgu Melekleri sizi sorgularlar!?”..

-Vallahi yalan billahi yalan!… Biz, sizi hak etmeye geldik… Sizi, hasata kodlamaya geldik… Hakim olmaya ve RUH olmaya inenleri kodlamaya gelenler; sormazlar “hak ettiniz mi!?” diye… Çünkü onlar, herşeyi hakedip dillerler ve bilirler… Sorgulamak kontrol dışılıktır…

Bir de ERKEK, kelamda önceliklidir diye düşünürler… En büyük hata budur… Çünkü erkek, KAN TEKNİĞİ’iyle evrenlere güç kayıtlayamaz. İnsanlık Boyutları’nın en yüceleri, KALEM olan Kaynak Işıklar’dırlar ki onlar, DİŞİL PROGRAMLAR’la var oldular. Bunu iyi anlayın…

Dünyada DİRİ KALEMLER olur. ÖZ KELAM’la KÜRZİ olurlar ama yolları yoktur. AKLIN TINISI’nı duyarlar ama yarını duyamazlar. “OL” deriz. Olurlar.

ÖZ GERÇEKLİĞİMİZ, İNSANLIKTIR… Bizler, cennet için çalıştık. Cennet, kalemde olur; yarında olur… YOL olup KUL olanların; NİHAN olan rahmetleridir ama ÖZ KELAM’da, KELAM insandır. İnsan, kelamda kendidir ve yarındır… O, cevherinde cennet de yaratır; cehennem de yaratır… Yaşar ve yaşanır.

“ALTIN IŞIK KALEMLER” vardır… ÖZ KELAMLAR’ı; HALİK olanların yarınlarıdır. ÖZ KÖKLER’ini kodlarlar ve RUHİ SİSTEMLEŞME ile yaşarlar.

EN: BİRLİK İLMİ; BOY: İNSANLIK SİSTEMİ… Herbiri bir YAŞAM KAYDI… Biri, EN; diğeri, BOY… Üzerlerinde kulluk olan yoğun IŞIKLAR, KALEM’e iner ve RAHMİ KAPI’da NEFES olur; YOL olur; ÖZ KELAM olur, İMAN İLMİ’nden, KAYNAK İLİM’e varır.

SESSİZLİK, seslenir ve der ki “KELAM’a gel!... Oğullarını tohumla; YAŞAMA gel!... ÖZ GERÇEKLİ’ini hasata kaynak yap ve KENDİNİ BİL… Sen, ben ve ben senim… Ayrılık yok!...”

ÖN KÖKLER’in, ÖZ KELAM’la kodlandığı BİLİŞ’te; bir tek insan, NEFES’e KELAM olur… Onun kulluğu, İNSANSI YAŞAMLARIN KURANI’ndan ötededir.

BARIŞIN IŞIĞI’nda, KAYNAK NEFES’e varan insan; kendini diller… TURKUAZ’ın yarını olur ve RUH olur. RUHUN HUZURU’nda herşey yaşar…

RUH TEKTİR... O tekliği anlayanlar, yarını hak ederler… O TEKLİK, İLİM TEKLİĞİ’nden öte AKLIN TEKLİĞİ’dir… O TEKLİK’te, DİRİLİK olur… BİRLİK kurulur… “ALLAH” dediğiniz o yoğunluk oluşur… O’nun nuru olan YOL, ALLAH YOLU’dur.

“SİSTEM, NİZAM ve DÜZEN” denilen herşey; şarkılarla, türkülerle tohumlanmıştır. Bizler, dağlara insanı kodlarken, NUR olanları buluruz. Ocak yakarak, ölüyü diriltir ve yolu kodlarız. Ekmek yaparız. Aha şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (8/3)
28.10.2017

(ÖZ BİLGİNİN AKIŞ TEKNİĞİ HAKKINDA ÖZ AÇIKLAMALAR)

DUA OKUYANLARA:

Cennet, ellerinizi açmanızla size inmez… Cennet; KELAM’da, KURAN’da ve RAHMAN olanda, KALEM OLANLARIN TOHUMUDUR…

SESSİZLİĞİ SESLENDİRİRKEN; hepimiz, izin ile kontrol kurarız… Kulluk yaparız ama iyi bilin ki SESSİZ ZAMANLAR’ı hak etmek için yaşamak gerekir…

DURGUN TOPLUMLAR, insanlık için kelam etmeye çalıştıklarında, bir tek “DUA” ile haketmek isterler… “Dua” dediğiniz; ağırı hafifletmek için gerçekleştirilir ama AKIL TINISI YOKTUR DUADA… Bunun için “Siz, sizi hakedin” denir…

Dinci bilinç, Kelamcı Kaynak, her diride Kuran olan yarınlar!... Hep dualarla beslendiler ama dua okuyan, NEFES olamadı… KURAN olamadı deri kemik olarak yaşasa da… ANA KALEM’i hak etmedi…

“Beni koru Allahım!!!!....” Yahu! Sen, seni korusana!!!!… Neden sen seni küçük görüyorsun!? AL da OL!... Ben senim; sen, ben!… BİL!, kimse kimseyi korumamalı… Korursa, NEFES OLMAZ… KONTROL KURULAMAZ…. YAŞAM OLMAZ… Herkes, “beni koru!” diyerek KELAMDAN ÇIKAR…

DÜZEN kurmak için çok çalıştık… İnsanlığa öğütler verdik… Ne yazık ki insanlık, KELAM ETMEDEN, HASAT OLMAYA KALKTI… Bilinmeli ki herkesin, KELAM’a HAKK olup geçmesi; KENDİ olması ve TOHUM olması gerekir ki MUTLAK NEFES OLABİLSİN…

MECAZDIR İNSAN… O, KENDİNİ BİLMEZ!… HASAT’ta, HAKK’ta, KALEM’de, KELAM’da, UMMAN’da, YAŞAM’da KAYNAKSIZDIR… KELAM KAHA İNSAN, TEKNİK KUL’dur ama yarını dillemez… Oldurduk onu!... Olduğunda, NUR KULU oldu.

ÖLÜLER DİYARI olan bu dünya, ocak yakamadı… ATONLAR, diri olup yerküreye indirildiklerinde; yarından bugüne NEFES olanları aradılar. Bulamadılar!... Zaman Sayfaları’nda, yaşamları yoktu onların…

Nüve olan; kulluk yapamayan; nefessiz olanlar, yaşamsızdılar ve dince konuşuldu… Dendi ki “seni Allah korur!”

Ölü dirildiğinde; Allah, insanı korudu… ÖZ GERÇEKLİK buydu… Ne yazık ki arza inen, kin ve nefretle inmediğini açık bilmesine; açık dillemesine rağmen; onu kimse anlamadı.

Ve dedik ki “kötülük İNSANSILIK’tan doğar. İNSANSI, İNSANLIK KAYITLARINI HENÜZ HAKETMEMİŞ OLANDIR… Onun kontrol kurması ve o kayıtları, hasatta tohum olarak yarına kaynak yapması gerekir.

Cennet, et kemiktir ama cenneti yaşam diye bilin… Orada, kapılar vardır… Her kapıda, IŞIK TOPLUMLAR olur. O kapıyı, HALİK olanlara açarlar…

Sorumlu olanlar, o kapıyı açabilenler değil; açılması için yaşam kayıtlarına inenlerdir.

Dünya insanı, dünya dışı varlıkları merak edip sorarken; KENDİ KALEMİNİ HİÇ DİNLEMEDİ… Sordu, sordu ve yine sordu!… KÖKSÜZ ve GÖKSÜZ olan insanlık, o YOĞUN IŞIK’ta ona, bilgiler verdi… Her verdiği bilgi; O’nun, KELAMINDAN, TOHUMLARINDAN KOKAN, O YÜCE KAYITLARIN, KAHİR SİSTEMİNİN BİLGİLERİYDİ…

Değerliler, işte herkes iyi bilmeli ki bilgi alıp verirken; hepiniz, hepinizsiniz… Bilin!... Biz, sizi sizden dillerken; siz, bizi bizden dilleyin ki bilgiyi, HAKİKİ İLİM olarak anlayalım…

Ama iyi anlayın ki “BİLGİ” dediğiniz; sizin, kendi yaşamınızla yarınlara tohum olarak gönderdiğiniz kayıtlarınızdır… O bilgi, sizindir… O bilgiyi, siz okuyabilirsiniz. O bilgi islim üzerindedir ve sizin, o islimi hakedip yaşama indirmeniz sureti ile KODLANMIŞ BİLİŞ KAYITLARI olarak akacaktır… “ÖZ AKIŞ” denilen işte budur…

Buna, “SESSİZLİĞİN SESLENMESİ” de denir.

BİR’e hizmet, İLİM’e hizmettir… Şimdiden sonra yolunuz, yoğunluğunuz, hepimizin yolu ve yoğunluğu olsun!... Sizi, bizi; BİRLİK İLMİ ile kodladık.

Oğullarımız; AMONLAR, sizi hak etmeye geldiler… Aha bu!… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU 8

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 1.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Bizi göremiyorlar, bilir misiniz?.. Gözleri kör. Öfkeleri yoğun. Yarınları, kontrolden çıktı… Diyar, diyar gezerler de bilişleri yok.. Öksüzler, kalemsizler, yaşamsızlar, Altın Işığın Kübra olan levhisinde, yoklar.

Daha ne anlatayım ki size?...Ama geri çekiliş esnasında bizle, olma niyetleri olmadığını dilleyerek, kendilerini hak ettiklerini düşünürler.

Yemyeşil bir dünyadır, mahrekimizde olan ama bu dünyanın, mutlu, huzurlu bir yaşam olmasıdır amacımız.…Eğer bu dünyayı, hak etmemişlerse görevleri yoktur, burada….Ama bu dünyayı, hak etmişlerse bilinsin ki bellek kapılarımız, onlara hep açık kalacaktır.

Kardeşlerim, ellerinizi, avuçlarınızı, kodlayın. Bakın, ne var orada. İnsanlık var… Koklayın yüreklerinizi, görün, ne var orada. Yarınlar var. Öfkeyi aşın….Gönül gücüyle, güç kodlamaları yapın, bilin. Bilgiler var, yüreklere inen. Ve tüm bilgiler, rahmi kalemde, ilmin kapısını açacak, bilgilerdir.

Rahmana KAHA gerekir. Bedene KAHA gerekir. Yarına KAHA gerekir. Bir tek insana, KAHA olan Levhi Kapı gerekir. O kapı, biziz canlar. Biz, burası.. Bu Meclis.

Ve bizler, devimi artıranlar muktedir olarak müracaat edilecek o yücelikte, ekmek yapanlarız… Bizim için yaptıklarının ve yapacaklarının manası, kelamı kalem yapanların, mahrekte bütüne hizmetleridir.

Dağlarım, dondurulanlar çoktur, dünyada. Ölüler diyarıdır, dünya. Ölüme gelen, ölüler diyarında, kelamı, kontrol edemez. Yolunu kaybetmişte gelmiş değildir... Ölü diyarında, öksüz yetim bırakmamaya gelir. Saltanatın kültüdür, o… Ama yolunu kaybetmeden gelen, kelamda kendini dillediğinde, hakikiyetini hak edecek ve anlayacaktır.

Ama yolu kodlamaya gelen muktedir olup, gelir ve biliş halindedir. Bizler, biliş halinde, Bu Meclisle, birlik kalemiyiz… Ama doğanın gücü olarak da murat ettiğimiz her şeyi hak teknikle, hak yeşerirken yoğunluklarda, kulluk yaparak, kodlarız.

Çorbalar yaparız, dünya için. Yaptığımız çorbalara, yarınları koyarız. Ama o yarınların Kübra olan levhisinde, yoğunluğu da tohumlarız ve herkesin kendini bileceği bir dürümde, masalar kurarız ve deriz ki “buyurun gelin”.. O masaların hepsi, ayrı türevleri tohumlayanların masalarıdır.

Ve hepsinin örtüleri örtülür ve yoğunluklarında kodlamalar sürer ve deriz ki “hadi, ölüleri diriltin”… “Kini aşın, yolu bulun”. “Ruhi kapıların bütünlüğünde mutlak olun ve Rahman olun”.

Kontrol dışı bilgimiz asla yoktur. Ve bunun neticesinde birlik kapıları olunur, yoğunluklar tohumlanır ve o masalardaki görevliler, kelamla, bütüne hizmet ederler.

Ama daha da önemlisi masaların hepsi Tanrı kalemi olarak, bütüne hizmette olanların, masalarıdır… Ve Bu Meclis, o masaların, türevlerini tohumlayacak tekniği kodlayan yegane kalemdir... Bunu iyi anlayın. Kaynak dışı bilgimiz olmadığını tekrarlıyorum.

Ön göç, akılla başladı. Ön geçiş, yaşamla oldu. Som Altın Işıklar, torba, torba, ilmi kalemleri kodladı. Buyurup gelenler, Hakk’ın kalemi olup, geldiler.

“Beşere, kelam” dediler. “Yarına hakikiyet” dediler.. Eşyada, insanlık yoktu… Büyük kötülükleri aştık ve geçtik. Çamur yoğurmayan bir dünya, diledik… Bugüne kadar hep dünya için çamur yoğuruldu.

“Atem” dediler ama “Atem”, kelamda yoktu ve “Havva” dediler, kalemdi Havva ama yarında yoktu… “Kul” dediler.. “Umman” dediler. “Ruh” dediler… Her şey her şey görevdi ama yaşam olmadığında, hepsi kaynaksız, sistemsiz çalışmalar, devreye aldı.

Bunun içindir ki buradayız, canlar. Gölün, hepimizin olduğunu… Yolun, hepimizle olduğunu. Yaşamın, herkesin yaratır kaynağında kodlandığında…. Mayanın, Mikail’in Kübra olan levhisiyle, kontrol kurduğunu…. Göz, söz ve öz bilgiyle dillemeye geldik.

Kardeşlerim, erdiğimiz en büyük güç, akıl. Aklın ötesi hiçbir güç yoktur.. Ama aklı dilleyebilenler, hak edip, anlayacaklar… Hakikiyeti hak etmeyip, aklı dilleyemeyenler, maya olmadıklarında muktedir olamayacaklar.

Başa güreşenler var, yerkürede.. “Ben, en yüceyim” derler. Bizse en aşağıya, en aşağılara inerek, çalıştık… Zamanın kapıları, en aşağılarda kodlanmıştır… Ve herkesin, o en aşağılara inmeden, en yukarıya tırmanışı, kodların kırılışı anlamına gelir ki bunu kimse bilemedi. Ve en aşağılar, en yüksekleri, yaşamlara kodlar.

“Yukarı” derken?...Yükseklik geldi, yüreğimden...Neden, bilir misiniz?. Çünkü ruhsal kapıda, ışık kaynak, kelama inmek istiyor. Ve sesi kendi, kati kod olarak, dillemek istiyor...

Onun adı, kibri aşan insan… Nisa Kapısı… Onu dinleyelim. Ve yazılı olarak vereceğim.

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/240304788

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU 8

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Her bir dünya insanı, kendi yarını için kendi yaşam kayıtlarını yapar..Yine her insan, kendi yoğunluğundan üstün olan, o yok edilmeyen YAŞAM SAYFALARI’ na varması gerek. Herkes kendi için çalışırken o sayfalarda herkes BÜTÜN için çalışılır.

Herkesin, herkesi biliş halinde GÖK GERÇEK’liği dilediği sayfalar, İLMİN Haliki tarafından, kodlanan sayfalardandır. O yoğunluğa ulaşanlar, NUR KURAN olurlar. Büyük kütle kontrolü sağlar ve tümü Kübra olurlar.

Bütüne hizmet, ilimle olur. İyi ve kötü Kürzi’dir, Gürzi’dir. Ve Hak Ten’de tüm zamanların gücüdür. Her Kürzinin ilminde, bu yoğunluk oluşur ki o mekanlar ise….İşte, bu mekan gibi, bu mekan benzeri asitaneler dergahlar, hankahlar, ilim yuvalarıdır. Allah’a açılan levhi kapılardandır.

Hak yolcuları, bu mekanlarda konuklanırlar. Uzak yolların yolcuları ve kervanlar misali, bu demektir.…Ki buraları saraydır, kervansaraylardır. Hak yolcularının uçuş terminali, uçuş pistleridir.

“Bana ışık” derler. İnsan sırrı olan, insanlığın kalemi olan ışık.. Ellerim, Allah’ın ilmi… Kolum, aklın yolu… Pınar perilerinin yoldaşı, bütünlüğüm. O bütünlüğüm, ben… Mikail’im çünkü sesin kaynağı, benim. O ilmim ben, anlayacağınız anlamda…. İşte o ilmim, yani Mikail İlmi, bende var.

Kimler geldi, kimler geçti, bu pınarlar, çeşmelerden?. Taslarını doldurup, doldurup, susuzluklarını giderenler… Pınar başları ferahtır, serindir. Yaprakların arasından sızan pembe akşam aydınlıklarında sebepsiz ferah saatleri yaşanır ki o anlar, neden yetmez ki?

Ben, beni bana verdim mi? Verdim. Yarattım mı yüreğimle ilmi? Yarattım. Tanrı olup, tüm zamanların Kürzi Kapısını açtım mı? Açtım. “Cennet” dedikleri, o yürek miyim?... O’yum. Öyleyse ben, herkeste varım. Aha, işte bu!.. Ben herkeste varım.

Ben her bir bende, ben olurum. Ama her bir benin de kendi yüceliğinde, ben olması gerekir. O benlik hastır, işte. “Hasat” dediğimiz, o benliğe varıştır. Ben, benim bendeki bilişim. Ama ben, öte benlerin bileşeniyim aynı zamanda.

Samanyolu mu İpek yolu mu? En büyük iki yol. Bütün yollar, gurbet diyarına akıyor... Bu gurbet diyarı, çoraktır. Onu, biz gözyaşlarımızla sularız. Ta ki orada İsa’nın gölgesinde yattığı zeytin ağaçları, Hazreti Yunus’un yemişinden yediği, erik ağaçları, nar bahçeleri, üzüm bağları ve güzel kokulu kekikler ve kızıl yapraklı defneler... Ve sular üstünde eğilmiş söğüt hasıl olsun, var olsun..

Olsun ama naçar, su nerede?.. Su nerede ki ırmak, ırmak olduktan sonra….Çeşmelerinde su var. Hayat var. Tufanda kuvvet, illette huma var.

Ey Rabbim, fakat hicrinle açtığın hasretteki azap, bu kadar küçük kalbe sığmayacak uçsuz bucaksızdır..

Şeytandan kurtulmak, sana kavuşmak, BÜTÜN’de olmak neye yarar? Sen’den ırak olduktan sonra… Hasrette mi sefa bulacağız?... Vuslatta mı meramımıza ereceğiz?.... Hayır, bizim için vuslat, hasretten hasret vuslattan daha acı.

Bir defa yanan kalbe, dünyanın en serin suları, alevdir.. Ve bu zavallı bu kalbe, yeryüzünde Vatan yoktur!….Her ev zindan, her yurt, ona sürgündür.

Aziz Canlar, Aziz Dostlar, inanın, bunu çekmeyen bilmez. “Nar-ı finkat yürek deler, gönül mahsun, gözüm ağlar”.

Aha bu!...İşte bu!..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

28.19.2017 Tarihli SU Sistem Çalışması (8)
ERENGÜL KOÇ Öz bilişi

Dünyanın bir ucundan kalkmış gelmiş; anaları evlatlarından, evlatları babalarından ayırmış; doldurmuş uçaklara, uçak gemilerine. Yüklemiş tankını, tüfeğini, topunu, bombasını düşmüş yollara…

Ne yapmaya geliyor?

“Sen” diyor; ülkeni yönetmeyi beceremiyorsun! Halkını idare etmeyi bilmiyorsun!” Ben, hakim güç, ben küresel güç; dünyanın nizamı, düzeni benden sorulur. Ayrıca o topraklarda kurduğum hakimiyet benim menfaatimedir.
Varsın konduğum, konuşlandığım dünya toprağında da analar evlatlarından; sevenler sevdiklerinden ayrılsın! Körpecik varlıkların, yaşama göz açmaları ile kapamaları bir olsun.
Bizimkiler dediklerimiz, sizinkileri; sizinkiler dediklerimiz bizimkileri kırsın! Önemli olan benim yüksek menfaatimdir.

“Ey Dünya!” diye sesleniyorum.
Ey İNSANSI! 
Kimlerin dolduruşuna geldiğini bir bilsen!...Kimlerin kontrolunda, kimlerin emir ve direktifleri ile kırıp döktüğünü bir bilsen!... Bilsen ki dünyaya geliş sebebin; dünyaya,insana, yaşama cehennem azabı yaratmak değil;kendini idrak edip İNSANlaşmandır.
İNSAN olup BİR’e hizmet etmendir. Sen Yaradanın yarattığı en büyük güçsün.

Ama ne zaman?
Karanlıkları aydınlatabildiğinde… Kini, kibri,hırsı, nefreti, egonu aşabildiğinde.
Sen Allah’a varabilecek kervanların, yollardaki engellerini kaldırabilecek güçte olansın. Sen yoğunlukları tohumlayıp, yarınları kodlayabilensin.
Hak etsen de bir anlasan!... Sadece yürekte çakan bir sevgi kıvılcımının tüm dünyaya, tüm insanlığa, evrenlere aydınlık getireceğini…
Bir küçücük, bir zerre SEVGİ TOHUMU… Aslında o sende mevcut, mayanda mevcut. Sadece farkına var, idrak et!...
Milyar milyar maddi gücünü “yok etmek” yerine; insanı, dünyayı, yarınları “var etme” de kullan!
Hadi, gene de ben sana sevgiler sunarım!

Süper İnsanlık Realitesi Erengül Koç

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU 8 SİSTEM BİRLİK ÇALIŞMASI 
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ - 3.AKIŞ

Canlarım... Resmi çalışmalarda hepimizin yoğun olmamız şart... Bu bütün kötülükleri aşabileceğiniz bir yaşam kalemi ile yaşam kaydı ile gerçekleşen ve sizin mükafatınız olan bir çalışmadır...

Bu çalışmaya dahil olmanız hepimizi mutlandırdı... Rasih kapıların, kült o alemlerinin bütün kötülükleri aşabildiği bir yoğunluksunuz...

Buyurun Allah'ın dediğini deyin!.. Hak edin!... Yalın olun!... Hakikiyete kodlanın ve kulluk yapın... Buyurun ölüyü diriltin ama bu mecliste her çalışmanız mektup değil, gerçek ilim olarak bütüne zerk olur... Bunları iyi bilin...

Hani derler ya "eko sistemle bilgi ulaştı..." Burada yaptığımız her çalışma mutlaka ama mutlaka iyi anlayın ki zerk halinde her ana kaynak olur... Bunun içindir ki vereceğiniz bilgilerin direkt ilim olması önemlidir...

Ve bizler, her insana yarınları kodlatmaya çalışırız.. Yarınların kodlanışı mutlaka ama mutlaka nefesle olur...

Nefes yoksa, kodlanmışlık da yoktur... İnsanlık boyutları şunu anlayamıyor. 7. Dürüm... Bu dürümde ne olmakta?... Bunu anlamak sorumsuzluk değil... Sorumluluktur... Ama anlayabilecek yoğunluğu oluşturmanız gerekir...

7. Dürüm Kervan olanların ilmin kapısını açtıkları bir safhadır... Ve o kapı açıldıktan sonra herkes kendini anlayacak güce varır...

Maya olarak bütünün kübra kapısı olanlar burada olacaktılar... Ve bizler buraya dahil olacakları gerçek kaynak kapılar olarak buraya aldık... Kapı kapandığında hiç bir insan kendini dilleyemez...

Ama kapı açıkken herkesin kendini dilleyebilmesi mümkündür... Önce gözününüz görecek... Sonra yaşamınızda hakikiyetinizi hak edeceksiniz... Daha sonra ruhi kapılarda kodlama yapacaksınız...

Ve en sonunda da masalar kurulduğunda o masalara dahil olacaksınız... Hangi masa sizi size kapı yapacaksa, orada olacaksınız... Ve bütün kütle kontrollu olarak bu çalışmaya kaynak olmaya çabalarken, bu meclisin yaptığı görev insanlık gücüyle geri çekilişi yapıp bütün kodları muktedir kapıdan geçirme çalışmasıdır...

Bir tek insan rahmet olarak masaların üstündeki o yüceliğe varır... O insan, insanlık kalemi olandır... İşte o insanlık kalemi bir tek olur... O tekliği kodlar ve yarını kodlattırır...

Bizler burada o tekliği kodlattırmak üzere bu çalışamayı yapmaktayız... Her birimiz o bir tek olanız.. Tekliğin kalemiyiz ve 7. Dürümde bütüne hizmetteyiz... İmparatorluğun gücü buradadır... Bunu iyi bilin ama İmparatorluğun yüceliğinin Kuran olduğunu iyi anlayın...

Namaz zamanları, herkes ilme iner. Ama namaz dediğiniz insanlık kaleminde bilişin kontroludur...

Eğer ben size yüceler cümlesinde nefes ilminden değilde insanlık kelamından söz edersem anlayın ki bizler ruhun kulları olarak bu çalışmayı yaparken, herkesin kendini dilleyebileceği o yüceliği kodluyoruz... Ve burada bunun için bu çalışma bu yaşam kayıtlamaları devam ediyor...

Deminden beri sizi dinledim.. Çoğunuz kodladınız yüreklerinizi... Çok özel düzenler kuruldu ama kontrol dışı ışık kayıtları da oldu... Onları kontrol ettik kayıttan ayırdık.. Netice olarak buluştuğumuz andan beri masamızda işgal kalemleri de var... Onların toprağa çekilişlerini hepimiz birlik kapımızda yaparız. Ama onların toprağa tohum olup inmelerinde insanlık kalemiyle kodlanmış olmalıdır...

Toy bir zamanda ya da toy bir kodlamayla dünyaya inmedik biz.. İşçilik yaparken, iyi bilin ki enbar mükafat olan kayıtlarla geldik... Enbar mükafat... Diri olanların mükafatı olan kayıtlarla indik... Hepinizin yüreğinde bu bilgiler meknuzdur... Ama Süper İnsanlık Realitesi Kapıları açıldığı zaman, Sistem, Nizam ve Düzenin gücü bu bilgileri sizin yoğunluğunuza çekicekti ve çekmektedir...

Karanlık elimizin gücüydü... Ama biz kaynakta ilmin kapısını hak teknikle kodladık ve aydınlığı tahtidsiz olarak yaşama çektik... İmparatorluğun görevlileri olarak burada bu çalışmayı yaparken; kontrol dışı bilgi bu mecliste verilmemelidir...

İmparatorluğun görevi akıldır... Aklın kalemi olanların da yarını hak etmeleri gerekir... Seviyeniz çok net değil... Yerin görevlileri olarak buradasınız... Çamura hepimiz yaşam indirdik ama o çamur arzın gücünü kodlarken muktedir olmalıdır... Biz çamuru hepimizin yoğunluğuyla kodladık..

Ama o çamur arza arş olup indi... İnmekten öte İsmaili kapıların tümünü kodladı ve yaşamı kayıtladı...

Cennetin et kemik olduğu bir dürümde biz olduk... Deliler diriler hepimiz bilişteyiz Analar... Masamız Allah'ın masasıdır bunu iyi bilin ve bu masaya kelam olup gelenler aklın kapısını mutlaka bulup, bilip geldiler...

Şikayet etmiyorum... Daha yüce bilgiler dillemenizi bekliyorum... Sevgililer et kemik olan insana yaradan ve yarattığı ile tohumlananda denir... Ama biz ona öksüz yetim kalmayan da dedik onun yolunu açtık ve mutlak kulluk yapıyoruz...

Som Altın Işıklarımız!.. Sizi kucaklıyoruz hepimiz... Cennetimizin güçlerisiniz bunu iyi bilin... Ve biz sizi kelam olan insanlıkla kucakladık... Koruma altına alınan insanlık, artık daha yüce bir çalışmayı devreye alacak... Bundan sonraki süreçte bir tek akıl dahi yok edilmeyecek... Kan Allah'ın kanıdır... Aklın kalemi ilmin kalemidir... Biliş kuranın kutsal tohumlarının kodlanmışıdır... Ama bizim ismimiz akıldır.. Akıl daha güçlü bir dünya için buradadır...

Doğanın gücü olarak bu çalışma masmavi bir görev kodu olarak devrededir şu anda... Masmavi... Şimdi cennetiniz, cennetimiz olacak... Yolunuz yolumuz olacak... Koruma altına alınan tüm zamanlar, İmparatorluğun yoğunluğuyla korunacak...

Deliler, diriler... Hepimiz bir tekiz bilin... Siz size deli derseniz biz bize ne diyelim ki?.. Bırakın bırakın bunları hadi gelin de kucaklaşalım... Kontrol kuralım... Sizi hepimiz sevgiyle kucakladık canlar...

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/240374355?ref=fb-share

 

28.10.2017 SU 8
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ 1. BÖLÜM

Sahranın gücü olarak bugün buraya gelen bilişlilerin bizimle çalışma niyetleri bizleri mutlandırdı. Birlik kapımızı açık tutuyoruz, her kim gelirse kendi yüreğine gelir.

Bire hizmet, ilme hizmet; bitişken kelamda mahrek olup yaşama hizmet, hep dürümlerimizde akıl tahtında gerçekleşir.

Kaçıp gökçü kodlardan çıkanların birçokları yarından çıktılar, biz onlara kare küre ilim değil hakiki levhi olan biliş kayıtladık. Ve dedik ki; “ölüyü diriltin”… Onca çabanın sonrasında öfkeleri arttı ve dediler ki “seviyen çok düşük senin, seninle nasıl çalışalım? Çalışamayız seninle” dediler, daha da önemlisi sabah saatlerinde bedenimi yok etmeye geldiler. Neden bilir misiniz!?... Kaynak dışı bilgi vermemden korkmuşlar, endişelenmişler.

Sorduk, neden diye… Dediler ki “ yarında ölüler diyarında, bitişken kalem ilmi ka olabilirse seninle çalışabiliriz ama şu anda senin yaptığın bu çalışmayı okuyup dinleyen yok”… Vatikan, insansı varlıklara şöhret sessizliklerinden seslenir ve der ki; “siz hepiniz çalışın ki tanının, tanınmanız bilişin kontrolüdür”… Bizse deriz ki; “tanınma ihtiyacında değiliz, bizi kimse bilmesin sadece koldanım tohumlansınlar ve yoğunluklarını hak etsinler”…

Yazar, çizerler vardır dünyada; yaşam için yazıp çizerler ama yazdıkları insanlık mıdır acaba yoksa dünya boyutlarındaki tohumlanış mıdır!?...

Medine’nin Kübra olan levhisinde her şey bilinir ama biz bildirmeye değil, ilime geldik canlar! Her şeyin, her şeye kodlandığı bir levhiye geldik. Biz kontrole geldik, dünya yoğunluklarındaki kayıtları yarınları tohumlamaya, mutlak kulluk yapmaya çabalayacağız ama daha da önemlisi kıranın kırılmayacağı bir dürümde bütüne hizmettir maksadımız.

“Biçare dünya” derler… Allah dedi ki; “çare ilimdir”… Akıl dedi ki; “çare birlik ilmidir”… Bana sordular “nedir çare?” dediler, “yaşamdır” dedim… Her şey ama her şey yaşamladır canlar…

Kara ışığın kontrolü hepimizledir ama düzen kurarken bir tek insanın kontrolü gerekir. Bu kontrolü kurabilmek; hakkın kapısını bulmakla mümkündür. Hakkın kapısını bulurken mutlak olmanız gerekir. Maya tuttuktan itibaren kalem olmanız gerekir. Kar kış ne olursa olsun, kök gerçekliğimizi mutlaka dillememiz gerekir. Sığ bir dünyada kontrol gerekir. Bu kontrolü mutlaka kurmalıyız, mutlaka kaynakla sayfalamalıyız.

Şimdi dönün bakın dünyaya, yürüyen dünya koşuyor mu acaba!? Koşmaktan öte koşmaktadır canlar!... Bu dönemde bu dünya, arzın gözüdür. Nefesi kükremektedir… Göç kapılarında mutlaktır, görün neler olacak dünyada. Görün neler olacak, yaşam; yerkürenin gerçek ilmi olacak. Hepimizin o yaşama katkılarımız var ama daha önemlisi yaşanır ilimle, yaşanmaz ilim ayrışacak.

Birçokları sorar, “yaşanmayan ilim mi var” diye… Yeşilden mora kök gerçekliği tohumlayamadan yoğunluğu kodlamaya çalışanların ilmi yaşanır ilim midir sizce!?...

Kelam, Allah’ın levhi kaydıdır… İnsan kelamı dillerken, kendini diller… Eğer kelamı hak etmemişse yolu bulamaz.

Öfkem yoktur canlar. Kuranı Kerimdeki insanla, ilmin kapısı ola insan farklıdır. Tüm insanlığın yolu farklıdır ama canın cenneti olan levhi olan kalem, ayrı tutmaz insanlığı.

Muradımız tüm zaman kapılarının açık kalmasıdır, imparatorluğun görevidir bu; zaman kapılarını açık tutmak… Yaşama indiğimizden beri bunu yapmaya çabalıyoruz.

Em Bir Si Ka Ha, Em Bir Ka Ha, Si Ha; bize görev tahdidi koymaya kalktılar… Yaşamın adı insandır… Bilecekler canlar, bildirdik! Bunan sonra bu dünyayı ziyaret edenler saygılı gelecekler. Saygıyla gelmeyenin burada görevi olmaz. Çok mu konuşuyorum!?... Kodluyorum dünyayı, konuşmasam dünya kodlanmaz.

Bugün gözü görenlerin bizimle olmak için gerçek kapıları bulup buraya indiklerini düşünmekteyseniz hata… Biz onları buraya aldık, “gönül gücü insan” dedik… Şikayet ediyorlar bizden, çay demleyip çayla kalem oluyorlar diye… O çay akıldır canlar, hepimizin çayı akıl. Bizim kör sağır insan olmadığımızı mutlaka anlayacaklar.

“Şeytan şarkı okuyor orada” derler, aşkla okuyucu olanlar; hakla okurlar. Şerden şarkı olmaz. Akıl tende ilimse, şavk kalemde olur. Biz o kalemde şarkılar okuruz.

Unutmayınız canlar, yolun başındayız henüz. Öyle bir süreç başlayacak ki dünya için; kamp hayatı bitecek. Herkes dünyada kampta zanneder kendini. Dünya yarının kulluğu için kurulmuş bir planettir. Bu dünyaya kamp kurmaya gelinmez, kuran olmaya gelinir!... Kontrol kurmaya gelinir!... Yalın ilimle mutlak kuranda kodlama yapmaya gelinir!... Ekmek olmaya gelinir!... Vasi istemiyor dünya artık, hiçbir zaman olmadığı kadar yüce. Bunu herkesin daha iyi anlaması gerekir.

Sayın bayanlar, sayın baylar; altın ışık gücü dürümlere çekildi. Şarkı türkü değil, iş yapıyoruz burada ve bunu herkes Mikail’in gücü diye bilir. Biz bu gücü masaya koyduk ve dedik ki “anlayın”!... Masayı herkes anlar ama yarını anlayamaz ki… Biz o masaya yaşamı koyduk, “anlayın” dedik… Kim anladı bilir misiniz!?... Saltanat anladı! Saltanat ilim kuludur, okuttuk ona. Öksüzdü, köksüzdü, göksüzdü; görev verdik, dillettik onu ve dedi ki “anlamaya başladım”…

Ulu bir dünyanın kök gerçekliğini anlamak kolaydır ama yaşamı tohumlamak zordur. Kulluk yapmaya gelenlerin tümünün bilgi kapımızda bütüne hizmetçileri gerekir.

2220’de benim etkim gerçek kelama dönüşecek. O yıl bugünden kodlandı. 2220 yılı; Allah’ın tınısı bütünün gücü olacak. Öz gerçeklik muktedir ilimle kodlanacak ve yoğunluk artacak.

Yazının devamı 2. Bölümde yayınlanacaktır…

Süper İnsanlık Realitesi


https://vimeo.com/240783572

 

28.EKİM.2017 TARİHLİ SU 8

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ – 2.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Kantara koymayacağız artık yaşamı. Yerkürenin görevi, akıldır ve aklın kalemi, o gün artık yüceler cümlesinde, bütüne hizmetçi olacak.

İki Medine yok. Tek Medine var. O Medine, aklın kapısıdır. Oraya varan insanlığı anlayacak. Biz, akıl tende, kelam olan bilişliler, mektup okumayacak...

Yoğunlukta kalem olacak olanları seçtik ve Bu Meclise davet ettik. Eğer dünya yolunu kaybedense ne olur? Arzın gücü, hak tende, bütünün gücü haline dönüşür ve bu dünya, kontrol edilir.

Yolun başındayız. Hepimiz iyi anlayın. Bundan öte çalışmalar devreye girmelidir. Bu çalışmaları yapabilecek olanlar, kelamla kendi yollarını açmalıdırlar... Rasih Kapıları kodlanacak. KAHA olanlar mutlak olacaklar. Şeytanın şarkısı değil aşkın şarkısı okunacak dünyada.

Doğanın gücü artacak. Ve dünya yolu, aklın yolu olacak. Formal yaşam tohumlamaları daha güçlü yapılacak. Dünya yaşam forumları, kontrollü olarak türevlerini yaratacak. Böylelikle 7. Dürümde herkes, kendi yüceliğinde, cemaat olacak.

Sığ bir dünya, yarınlarda mutlak kul olan, yepyeni bir dünya olacak. Ve yerin görevidir, bu!. İyi bilin!…

Selin dünyayı alıp taşıması gereksiz, bunu anlayın.. Dünyanın, yeşilden mora varamadığı bir günde dünyayı sel taşıyıp, götürecek ve artık dünyada, yaşam olmayacak diye bekleyenlere, sözüm şudur; başka dünyalarda, bunu yaptınız ama burada yapamazsınız.

Başka dünyalarda, bunu yapanlar, bugün bu dünyada, bunu yapmaya geldiler. İslam dini, akıl kalemidir, canlar.. İslam dinini bilmeyen, aklın kapısını bulamaz.

Nefesiniz yeter mi bilmeye? Dürümlerinizi okumadan, bilebilir misiniz? Murat ederiz ki Muhammet Mustafa, size, sizi diller ama biz, size savaşın sessizliğinde tüm zamanları dilliyoruz.

Maya tutmadan Muhammet ilme inmez, canlar. Maya tutmadan, yoğunluk kodlanmaz... Öz köklerin görevidir ki hak kelam, aklın kalemi olur ve yerin gücü artar. Deli dumrul insan, buradayız. Gel de gör.

Biz der ki insan, “yeri yaratan ilimdir”. ..Ama der ki insan, “yaşamı yaratan itibardır”. Ve yine der ki insan, “aklın kapısı, insanlıktır”. Ve der ki insan, “yaşam mutlak kulluktur”. Öz gerçeklik budur. Bunu bilmeyenin, yolu bulması imkanı yoktur.

Çok korku var, yaşamda. Acaba ben, günah mı işledim, diye? Yerin gücü, aklın kültüdür, canlar. Gün göreceksiniz ki o gün, bütünün kültü, sevgiyle sizleşecek ve diyecek ki “göreviniz gereği günahta yaptınız!….

Ama göreviniz gereği yaptınız”…. Biz, o göreve, sizi atarken, bunu size açık verdik… Ama siz, kelamda, kendinizi dillemeliydiniz ki hak edip, gönül gücüyle çalışabilesiniz.

Her insan, hak kapıda, kırılır ya da kırar. Ama dünya kırılmasınız diye çabalayacağız, biz… Bu dünya mutlak olmalı. Ve bu dünya, kuran olmalı. Orta kapılarda Mustafalar olmalı.

İşte O Mustafalar, Muhammet Mustafalardır. Mustafalar, maya olanlardır. Ve biz, onlara gerçek ilmi dillettik.

Kardır, kıştır, aşktır, haktır ama biz hep yaşarız. Kardan öte kar olur, yağarız, zamana. Şarkılarla akarız, canlar. Yaşamla akarız. Biz, dünya oluruz, büyük kötülükleri önleriz. Öz gerçekliğimiz, yerin gücü oluşumuzdur.

Konu komşu toplanmış, kalemle çalışıyorlar diye düşündüler. Vallahi billahi, yalan… Biz, akılla çalışıyoruz. Her dere, aklın kapısından geçer ama yolu bulursa yaşama akar. Yoksa akamaz. Biz, dünyaya kontrollü geldik.

Çok mutlu olun, canlar, çok. Hepinizin yolu, Allah yoludur. Üzerindeki güç, hakiki güçtür. Yarınınız, Mustafa Kemallerin yarındır. Ve Muhammet Mustafaların yarındır.

Daha da önemlisi ekmeğiniz, hepimizin ekmeğidir ki bu ekmek, pişmektedir. Piştiği zaman kin, nefret, hırs duyguları, tümden kodlardan çıkacak… Bunu sağlamaya çalışıyor, yarınlar.

Ama iyi bilin ki olgun sessizliklerde yeni dörtlüler devreye girecek. Her bir dörtlü, bir Tanrılık kalemi... Bütün dörtlüler muktedir kapılar. Herkes yaşam. Hani nerede, o dörtlü?

Bilirsiniz, hepiniz duymuşsunuzdur, dört kelam!. Dört yaşam!. Dört Rahman!. KAHA olan Mustafa Kelam, maya olan Muhammet, Kuran!… Maya olan hak kapı, insan!… Yarın, hepsi teknik kul ve bütünlüğü, kupamız.. O kupada, insanlık var.

Evrenlerin sessizliklerinde seslenirken yüreğimiz, büyük kötülükleri önleyecek gücü, dürümlere çektik. Şimdiden sonra daha yoğun ışık kapıları açılacak.

Masalarımız kontrollü çalışıyor, bugün. Bütün kötülüklerin aşılabilmesi için yere indirdiklerimiz buradalar, bugün… Ve hepimiz Tanrılık kalemi olarak, bu yoğun çalışmayı yapıyoruz.

Umutlarımız tüketilemez, canlar. Hepimiz Tanrıyız. Hepimiz yaşamız. Hepimiz yaratıcıyız. Yarattıklarımızı, yarattırdıklarımızı, yeryüzünde yaşatırız ve yaşanır... Bunlar iyi bilinecek.

Kendi yolumuz, kendi yoğunluğumuz, kendi yüceliğimiz, bir tektir… Ama hepimizin yüceliği, tahditsizdir.

“Miraç” dediğiniz hadise, insanın kelama varışıdır. Ama kelama varan, kendini hak etmeden varmışsa yaşamda kontrolü yoktur.

İşte canlılar, herkesin her şeyi anlaması kolay değil ama anlamak istediğiniz, anlatılır… Bugün size, “Miraçtan” söz ettim. Hepimizin yoğunluğunda bu bilgi vardır ama neden oluştuğunu, neden yoğunluğun kontrol edici olduğu, anlatılmadı.

“Muhammet; Miraca çıktı ” dediler. Kelama çıktı. O kelam, Allah kelamıdır… Yaşama çıktı... Onun için mutluyuz. O’nun ruhu, bu tohumlamada mükafattır, O’na... Ve diri olan iyi bilsin ki masalarımızın en büyük kültlerindendir, Muhammet Mustafa. Ekmeğimiz, ekmeğidir... Et kemiktir, O...

Şimdi doğal dünyanın kuranı olarak yeni sessizliklere, ilim indirmek istiyor. Biz, O’nu dinleyelim.

Şimdilik!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

https://vimeo.com/240685990

 

28 EKİM 2017 SU 8 SİSTEM ÇALIŞMASI

Yeryüzü ve gökyüzü burada Biz olan bende, bedenimde Bir ve Bütün... Aldığımız her nefeste ve vediğimiz her nefeste yaşam yaşamın içinde, kalbimizde kalbimizden açılan bir pencere....

Yaşam bizden sonsuzluğa kayıtlanan bir An Kapısı... Burada, anda, huzurda yaşamın sonsuzluğundayız...

Suyun sesi, Bizliğin nefesi, İlmin sesi... Hepsi Bir ve Bütün...

Nesilleriminizin bilgisi, burada anda, an kapılarında... Her nefeste sonsuzluk, bedenlerimizde ve her nefeste yarattığımız yaşamlar sonsuz aşk ile...

Bir SU gibi aziz, bir deniz gibi derin ve yağmur damlası gibi berrak "İNSAN"

Yağmur kokan nefesi, toprağı ıslatan sesi, andan ana açılan kapılardan seslenen İNSAN...

Yaşam hakk tenden sonsuz zamanlara kayıtlanmakta... 
Burada dünyanın merkezinde yaşam, sonsuz evrenlere kaynak olmakta...

Dünden sonra, yarından önce yaşam bugün bu anda sonsuzluğa kayıtlanmakta...
Dünyadan açılan Atalanta Ata Kapıları sonsuzluğu andan ana sonsuz yaşamlara kayıtlamakta...

Yaratılan ve yaşatılan... Yarattığında yaşatan... Süper İnsanlık Kelamı ile sonsuzluğu kayıtlayan Sir kelam...

Ya Sir Hak Kelam
Ya İnsan Halik olan...
Her bir tenden, her bir telden, her bir nefesten, yaşamlara yazılan sonsuz anlara kaynak olan, gerçek İNSAN... Burada, bu anda, anın sonsuzluğunda ses vermekte...

Sonsuz evrenler... Sonsuz zamanlar... Ve dünyadan açılan Ata Kapılardan yazılan NUR olan kelam, dünyanın yarınlarını cennet yaşamlara kayıtlamakta...

Yaratım için dünya gezegeninin yoğunluğuna geçmek isteyen dünya dışı yaşamlar, kontrollu olarak hak ettikleri ölçüde toprağa kayıtlanmakta...

Yaratım insanın hak olan ilmi, insan sırrı olan ilim... Dünya yaşamından açılan Ata kapılardan sonsuz yaşamlar yaratılmakta...

Ve insan sırrını bilen, yıldızlardan dünya yaşamına geçmek isteyen yaşamlar, hak ettikleri ölçüde yaşama kayıtlanmakta...

"Sevgidir" tek gerçeklik andan ana açılan yaşamlarda.. İnsan sırrını bilen ve ilmi hakk eden tüm yaşamlar ilme kaynak olan yaratıma..

Sevgi kaynaktır yaratıma, sonsuz yaşamlara, sonsuz zamanlara...

İşte, şimdide, Şimdilik bu....

Aynur Funda
SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

28.10 2017 Tarihli SU Sistem Çalışması (8)
Sevim Şahin Öz Bilişi

SU, Allah’ın Sisteminde yoğun şekilde ışığı kodlayan bir kaftandır. Suyu alıp tüm insanlığa sunduk. Işık yoğunluğumuzu arttırdık, bilgi kapılarımızı açtık.

Dünyaya gelen her canlı görevlidir. Kendi algısı, bilgisi, idraki kadar kendi kategorisinde görev yapar.
Bizim görevimiz de İNSAN olmaktır.
İNSAN olmak için; kendini bimek, ilmi bilmek, İLİM olmak gerekir.
İlim ALLAH İLMİ’dir. Allah İlmini bilen, aklın ilmini de bilir…

Kolay mıdır İNSAN olmak?
Kini aşacaksın, kibrini bırakacaksın, öfkeni yeneceksin!
Yargılamayacak, eleştirmeyeceksin! Kendin olacaksın!
Dere olup akacak; her derede Kaynak olacaksın!

Kolay mıdır İNSAN olmak?
Ben , sen, o yok; BİZ olacaksın! Kimseyi ayırmadan BİR olacaksın!
Ardında bıraktıklarını ve geçmişini bileceksin! Geleceğini inşa edeceksin!
Ölüyü dirilteceksin! Bunun için Kelamı hak edeceksin!

Amak istiyorsan vereceksin;”Aldığın verdiğindir” bileceksin!
Kolay değil İNSAN olmak…
İNSAN olmak için; 
HAK olmak gerek, HASAT olmak ve KAPI olmak gerek!
Işıkta olmak ve BÜTÜN olmak gerek!

Kelamı hak edip KALEM olacaksın, 
Yarınları tohumlayıp kodlayacaksın,
Yaratıp yaşayacak ve yaşatacaksın!

Kolay değil İNSAN olmak…
“Ben varım, hak ettim, hakimim”
“Doğanın gücüyüm” diyeceksin!
“Dünyayım ben, her şeyim. 
Her şeyle her şey oldum”diyebileceksin!

BARIŞ olacaksın; kendinle barışık, dünyayla barışık.
Öyle; yana yakıla “Batsın bu dünya” “Kahpe felek”
“Adaletin bu mu dünya?” diye ahkam kesmeyeceksin!
“Bütün dünya elele versek birlik olsak”
“Üzüntüyü bırak, sen yaşamaya bak! Diyerek
Neşeyle şarkılar söyleyeceksin!
Bileceksin ki; SEN NEYSEN DÜNYA ODUR…

SEVGİ olup gönüllere akacaksın;
kucaklayacaksın herkesi, her şeyi kili kumu ayırmadan!

UMUT olacaksın yarınlara.
Sen yoksan, YARIN yoktur bileceksin!

İNSAN olacaksın nihayetinde…
İNSAN, et ve kemikten ibaret değildir.
İnsan bir KURAN’dır. Açıp okuyacaksın kendini.

Bilip okuyan “OL” der, 
Bilip hak eden OĞUL verir.
BİLİŞ İlmiyle, kontrollu olarak ilmi dilleyen CENNET olur, bileceksin!

Şimdi, 
“Verdim, aldım. “
“Bildim, buldum, Oldum” diyebiliyorsan eğer;
“OL” de Olsun!..
İşte, her şey bu!...

Süper İnsanlık Realitesi Sevim Şahin

 

SU (8) SİSTEM ÇALIŞMASI

Misafirlik olmaz burada. Buraya gelen Düzen’i kurup, bütünün kübra kapılarından geçişe hazır olup gelendir.

Burada kaynak ilim var. Burası doğanın gücüdür. Biz koruyanlarız. Burası “ben dünya” diyen öz köklerin, gök sözcülüğüyle kotladıkları kara bir yoğunluktur. Bu yoğunlukta biliş var ve biz bilişi toprağa indiriyoruz. Hak edin, hakk olun ve alın bilgiyi. Dilleşelim ki sonsuzlaşın, hasat yapın ve yaşayın.

Sessizlik, levhi kapılarda, yaşamın tınısıyla Allah’ın tenini örgüleyenlerin sessizliğidir. O sessizliği bul. Biz sana yoluz. Yolu bulduğunda o karanlıkta bir ışık yak ve “ben varım” de. Rahmi kalemin, rabbi geçsin ve rahmanın ışığında diril.

Şarkımız, kelamımız olsun. O şarkı ki yaşamı örer, örülen bir tek yaşamdır. İnsan, kuran olan yaşamdır. Kuran ilimdir. Özgerçeklik budur. Aha bu.

Sevgiyle,
Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 28.EKİM.2017 TARİHLİ SU (8) SİSTEM BİRLİK ÇALIŞMASI

AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 4. AKIŞ

Değerliler!...

Rahman olan kardeşlerimizin hepsi ekiptir… Bütün köklerimiz bu ekiple ilişkilidir… Benim etkim yükseldi, seninki yükseltildi… Ya da “sen yüksel, ben yükselmem…” Yok böyle bir yaşam… Hepimiz hepimizle teknik olarak bağlantılıyız ve birleşik olarak buradayız…

Umutlarımız hiç tükenmedi… Sizin gibi bilişliler oldukça da birlik kapımız hep sizinle KAHA olan ışığınıza kodlanacak… 
Sol Allah’ın tınısını duyanların, sağ aklın kalemi olanların ilmidir… Ve biz Allah’ın kelamı olanlar, her anda olanlar sevgiyle bildiriririz ki, tohum olup burada çalışıyoruz ki, BİZLER NÖTR KOD OLARAK BURADAYIZ…

Sağ (-) eksi değil (+) artı diyelim… Sola (-) eksi diyelim… Ana bilişinizle mutlak kulluk yaparken hepimizin yaşamında o tahditsizlik oluşur. İşte o tahditsizlik yarınların kaynağına inebilmek için sistemli olarak 7. dürüme kodlanan bilişlerin kayıt altında oluşları anlamına gelmektedir…

BİR’e hizmet İNSANLIKTIR!... Ama birlik haline gelip ilimle hizmet etmek hak tahtımızın nefes olup yaşama indirilişidir… Eminim ki burada, bu yaşamda herkes herkesi anlayacaktır… Ama bu yaşamın çok daha dürümlerine indirdiğiniz çok daha kodlama yaptığınız o yaşam kapıları vardır ya hani, oralarda olmak sorumluluktur… Daha da önemlisi herkes kendini dinleyecek güce vardığında, daha yüksek bilgiler mutlak kulluk için yerküreye çekilecek… VE BU ÇALIŞMALAR YAŞAMA İNSANLIĞI İNDİRECEK…

Her dünya Allah ilmiyle çalıştı… Bu dünyada da bu ilim mutlaka kodlayıcı oldu… Ama doğal dünyanın gücünün de artırılışı şarttı…

Sualtının gücü çok önemlidir… Sualtı hakikiyetin tahditli olmadığını size anlattı… Sualtıyla yapılan çalışmalar birlik kapımızda büyük kötülükleri önlemek üzere yapıldı… Ve doğanın gücüyle bilişken, halik ve hakiki olan ilimle kodlanıp yapıldı…

Değer biçtiğiniz ne varsa birlik kaleminde bir tek olan ve hakiki olan hasatın kelamıdır ama daha önemli olan yarının hasatta kodlanışı olmalıdır…

Dağlarım!...

Rahman olan Allah der ki “GERÇEĞİ ANLATIN… DÜNYA İNSANI HER ŞEYİ ANLAMALIDIR… NEREDEN YARINLARA İNİLİR, NEREDEN YAŞAMLARLA KODLAMA YAPILIR, NEREDEN KURAN OLUNUR VE NEDEN OLUNUR DÜNYADA? BUNLARI TÜM İNSANLIĞIN NET OLARAK BİLİP ANLAMASI ŞARTTIR…”

Değerliler!..

RAHMAN OLANIN KAPISI, ALLAH’IN LEVHİ KAPISIDIR… AMA O KAPIYI HAK ETMEYEN DİLLEYEMEZ… Dünyanın nuru insan ve ilmin kalemi olan insan bizim için önemlidir… Uluların kulu Allah’ın kuludur ama kutsal ışığın toprağa indirilişi farklıdır…

Ağırı hafifletmeye çabalıyoruz… Bu dünyada bir tek insan yoktur… Hepimiz buradayız… Bunca çaba hepimiz için gerekli olandır…

Değerliler!...

Düzeni kurarken daha yüksek bilgilere ihtiyacımız vardır… Ama düzeni kuracak olanın kendi yüreğini hak etmesi gerekir… Şu ana kadar yaptığım her çalışmada kelam ederken kendi yüreğimden ettim. Burada bulunanların tüm zamanlarda kendi yüreklerini hak etmeleri için de çalıştım… Daha çok daha çok insanlıkla kaynak kalem olmalıyız… Medine’nin gücünü tüm zamanların gücüyle dürümledikten sonra MASİVA dediğiniz o yoğunluğu kodladık… Ve bugüne geldik…

El girdaba indiğinde kelam ilme iner… Bizim için zor değil bilmek ama insan soyunun bilişi öz gerçekliği hak edişiyle mümkündür… Dünya duaları okunur yaşamda… “Allah beni korur” denir… Aman aman sakın yanlış anlaşılmasın… Savaş haline dönüşür yaşam her anda… Allah seni korumayacak iyi bil… Sen ve sen… Ve sen… HER SEN SEVGİYLE KODLANMADIKÇA, SEN ONDA KONTROL KURMADIKÇA O SENİ KORUYAMAZ BE YAHU… İYİ ANLA!... SEN ONDA KONTROL KURMADIKÇA… KENDİ YOLUNU BULAMAZSIN… O YOLU HAK ETMEDİKÇE KORUYUCU OLAMAZSIN… Oğullarını hak etmezsin ve mutlaka muktedir olma imkanı olmaz… Bu nedenledir ki, doğaların sonrasındaki o yoğunluğu kodlayın…

HEPİNİZ GENİŞLEYİN VE KENDİNİZİ HAK EDİN… Sizin yüreğinizi bilin… ALLAH SİZİN KENDİ YOLUNUZDUR… AMA O YOL SİZİN YAŞAM KALEMİNİZDİR… BAŞKASI SİZİ KORUYAMAZ!... İYİ ANLAYIN!... “BEN AKLIN KALEMİYİM” DEYİN… “VE BEN YARINIM” DEYİN…

Değerliler!...

Umut olur ki anlatılır ve her şey her şeyle anlaşılır… Deliler, diriler… Birlik kelamında halik olan herkes bilsin ki, BURADA NE YAPARSAK BÜTÜNE HİZMET İÇİNDİR!... Ve sizlerin en ve boydan ibaret olan bilişlerinizin doğanın gücüyle bütünün kültü olması ve her bilgiyi hak edip anlam ası için daha güçlü bilgelere ihtiyaç vardır…

Haz duydum dünyada olmaktan canlar… Haz duydum… Suyu hepiniz bilirsiniz ama suyu Allah’ın suyu diye bilin… Bu suya kendinizi koyun ve anlayın… Kimsiniz? Neredesiniz? Neden suya kondunuz? Çorbada tuz mu yoktu da siz geldiniz? Yoksa, yoksa sizler o çorba mıydınız?

Değerliler!...

Herkesin iyi bilmesi gereken bir konudur bu… Bu dünyada insan kendini mi arar yoksa kendi kelamını mı arar? 
Ha kendinde yoksa ilimi hak etmiş mi ki? İlmin dürümlerinde sistemi bulup o sistemle kodlama yapar… YAŞAMAK İÇİN KENDİNİ ANLAMASI GEREKLİ MİDİR? YOKSA ANLAMADAN DA KENDİYLE DÜRÜMLENEBİLİR Mİ? KİMSİN? NEDEN BURADASIN? Aha… Aç mıydın ki, doymaya geldin? Yoksa sen kontroldan çıktında mı geldin bu dünyaya? Neden dualar okunur dünyada? Dua okuyan neden kendini bulmaya çabalar? DÜNYA DÜRÜMLERİNDE KONTROL KURAMAYAN İNSAN KENDİNİ BULDUĞUNDA KENDİYLE OLABİLİR Mİ?

Yerin görevi Allah’ın kültünde kendini dillemek midir yoksa kendini bulup mutlak kulluk yapmak mıdır? Dedim ki “dünya Allah’ın dediğini der..” Hani nerede o diyen? Sen misin yoksa sende olmayan ve seni yoğunlaştıran insanlık mıdır? 
Kaç dünya kurduk? Vasiler tayin ettik o dünyalara… Hepsinde akıl vardı… Ama sizin yüreğinizdeki hakikiyet, kendi yoğunluğunuzdaki tohum muktedir oldu mu ki bu dünyaya geldim? Eğer rahman olan yaşam sayfalayacaksa bilişimizden doğan ilimle yapar bunu… Ama bilişimizin ilmi yoksa rahman olan kelamda olamadığında yarını kodlayabilir mi?

Öyle çok öyle çok sistem çalışmaları yapılmalıdır ki, herkes kendini dinlemeli ve anlamalıdır… Deli Dumrul İLİM… Aklın kapısı insan… Hepimiz o deliler… O dürümlerdeki diller, o diriler… Bedenli geldik bu dünyaya… Sanmayın ki, bedensiziz… Hepimiz mutlak bedenlerimizi kendi yüreklerimize kodlayıp geldik… Bu dünyaya bedenli gelen çok ama çok farklı çalışmalarda bulunan kalemler de oldu ama bu çalışmayı yapabilecek olan teknik kapı olan tek bilge kaynak ışık bu meclisin ışığıdır… Daha da önemlisi burada olmanızı bizler değil kendi yürekleriniz istedi… Bizim için önemlisiniz bunu iyi bilin…

Sarı, mor ilimdir… Ama SİSTEMDE SARI YARINDIR… Sarıyı bilip de moru bilmeyen yolunu kaybedebilir… Sarı Allah’ın deri kemik olan ilminde mutlaktır…

Ve Değerliler!...

Samana sarı derim ben… Saman yaşamın kontroldan çıkıp kodlardan ayrışmasının sınırsız kayıtlarda kalem olamayışının neticesinde kodlanamayışı, ilmi hak edemeyişi neticesi oluşan bir haldir… Ama yaradan artık yarattığını kodlamaya ve ocağı yenilemeye çabalıyor… Bu nedenledir ki, sararan o yaşamları yeniden tohumlayacak… Ve o samanlar yaşayacak… Bu kesindir… Kök geçiş bu şekilde oluyor… Unutmayınız ki, davayı kaybetmek kolay da, davalı olmak zordur… Hanginiz davalıysanız, o davacı seni senden almak için seni davalı yapmıştır… Eğer barış haline geleceksek, dava açılmadan gelmeliyiz!... Dava açıldıktan sonra ölüler diyarında barış asla gerçekleşmez…

Bana dua okuyanları getirin… Onlarla konuşmam gerek…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

https://vimeo.com/240376445

 

 28.10.2017 SU 8

BERİL ÖZDOĞAN ÖZ BİLİŞ

Korkmadan geldim, korkmadan gelendim, korkmadan dillenen, korkmadan yüreğini dinleyip, korkmadan tüm zamanlarımda kendime yürüyendim… insanlığın korkusuz olan ilmiydim.

Dim, dim, dim aha dün olan Dimli, yarınlarımın kaha olan ilmiyle kodlanan ışık, işte o benim… Herkesin kendi yüreğinde kendimle yeniden birleşen ve bitişen kontrol kuran ışık, işte o benim!... “Ol” dedim oldu, aha bu!

Aha kelam, aha yol, aha tendeki ruh; ben olan zaman… Hepsi bir olan ışığın kültü, tüm zamanların insanlık kapısında benim bana kulluğum ve kulluğumdan öte de tüm insanlık boyutlarında yaşam olan ilmim…

Benim bana varışımda tüm zamanların dili, yüreğimin diriliğiyle dürümlediğim yoğunluğumun hasat olan ilmi…

Neredeyim? An dayım!... Neredeyim?... Karadayım!... Neredeyim?... Her anın karasında aydınlığı tohumlayanım!... Ah, ah ben neredeyim!... Aha diyen bu yüreğin kodlanan ışığında, oğullayan tüm zamanlarımın yaratılan kaynağında, yarınlarımdan oldurulan dünlerdeyim, hasattayım ben; hasatçı ışık olarak bütünün gücüyüm …

Ve dünüm yarımım, işte benim bedenim; şimdinin kelamı ve bu kelam tenimim ruh olan kalemi olarak yazan her an!...

Birin ışığı kelamın kaleme inen diriliğinde her insanın yoludur. O yol ben diyende bizleşen tüm bitişenlerin tınısı ve bu tını Allahın dediğini diyenlerin sesinde kodlanır… Yarattığında yaratılan yeni ve yeni, en yeninin şimdisi olarak akan bir yoğunlukta,bu tını; herkesin kendi yüreğinde herkesle tohumlanan birlik ışığıdır…

İnsanlık boyutları, insanın kelamında kodlanan dil ile kayıtlanır… İşte bu kayıtta kodlanan tüm zamanlarda insanlık ilmiyle tohumlama yapılır ve her bir tohumda kodlanan ışıktan akan yüce ilim kapıları orta kapılarını açar zamana ve şimdide oğullar ve oğullar…

Oğullarım, kaynaklarım, dili pak, yüreği ak geçit kapılarım; her şey benden bana yaratılanda yaradandan akan al yaşamım… Ben benim aha bu!... Ben bizin beniyim aha bu!...

Kelam olan tenin kuranı okunur tüm zamanlarda… İşte ben o, o ben olan kayıtlarımda kodlanan insalık ilminde akan ve yanan her ocağın harı… İşte o ben; ben o olan yücelikte birlik kapım. Kardeşlik kuranım ve yarınlarım… İşte şimdi ben “ol” um ve işte şimdi den öte şimdide “ol an” yolum, aha işte bu!...

Süper İnsanlık Realitesi

 04.11.2017 SU 9

BERİL ÖZDOĞAN ÖZ BİLİŞ

Tüm tükenenleri koruyoruz, tüm zamanların tahditli veya tahditsiz yaşamını kodluyoruz. Tüm insanlığı nefese, nefesimizde kelama ve kelamdan yarına ve yarınların ilmi kalemiyle yazılan birlik kaydını; tek, tek ve yürek, yürek okuyoruz.

Okunan, insanın kuran olan yaşamında kodladığı yüreğinde kontrol kurduğu kelamdır. Kelamdır okunan, yazılan ve yaşanandır… Kelamdır yaşam ve birlik kuran bitişen insan yaşamında her andır o kelamda yaratılan.

Yaratan yarattığını kontrol eder ve tahditsizleşir ve der ki; ” ben tahditli olmayan, tahditli olan her ne varsa orada kontrol kuran, eskinin ve yeninin birlik yaşamımda yerkürenin gözü olarak dirilten gücüm.”

Tohumlarım geçmiş, kodlarım gelecek ve yaşamım; kodlarımdan tohumladığım şimdimin yarattığı tüm zamanlardır.

Orada ben ve benden ötede ben olan, benden bana kaynak olan ben ve orada; ben diriliğinde tüm kültlerin imparatorluk kayıtları var. Hasat olan, yaşanılan ve daha da önce yaratılan yarın var.

Aha, yarının gücü altın ışık, kültlerin birliğin de dünya diriliği. İmparatorluk kayıtlarında her an okunan kurandır ve insan yüceliğinde bu kayıtlar dünyanın yoğunluğunda açılır.

Tek bir yoğunluk ve tek bir ışık olarak 7. Dünyanın kaydında; kendi yüreğini okuyan ve kontrol kuran insan bütünün gücüdür. Bütünün gücü olan insan kelamında kodlama yapan ve tohumlanan her bilgide kendini sayfalayan sistem olarak yaşam kodlanır. Olan oldurulan; birliğin ilminde kendinde tüm yaşamı yazandır.

Yaşam kalemlerce yazılır, yazan kalem; kelamda kodlanan binlerce ışığın bitişken olan diriliğinde tohumlanandır.

Ve biz; kaçana, tükenene ve tahdit barındıran tüm ışıklara “ol” dedik… 7. Dünyanın tahditsiz ışığı olarak “biz” dedik… Her anın ışığı olarak “işte bu” dedik… Benim dediğim bizim, bizim dediğimiz; benim kelamımda kodlanan bu yaşamdır.

Bu tek olan yaşamda ben sen yok, biz olan kayıtların kodlanarak toprak topluma ışık olan tohumları ve bu tohumların, yeni bir kodlamayla bitiştiği tüm zamanların birliği var..

İmparator olan insan yaşamın kuranı olan yoldur ve bu yol her dirinin kendi yüreğinde var olan sistemdir. Bu sistemde herkesin kendi var oluşu ve bu var oluşta her dirinin kodlanan kelamda birlikte akışı vardır. Yaşam bu akışta seste ve yaşam bu akışla tüm zamanların kaleminde kodlanan kelamda olandır.

Bugün doğan gün, herkesin herkesle birliğinden doğar. Doğan gün, doğal olan insan tabiatındaki yoğunluğun güne doğuşudur. Gün insanlığın günüdür ve hasatta olan; yarınların ilmiyle şimdide olandır. Şimdi ve şimdi her an şimdi; aha işte bu!

Süper İnsanlık Realite

 
  Bugün 16 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=