Birlik İlmi
  SU (20) SİSTEM ÇALIŞMASI
 



SU (20) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

Yarat, BİZ ol ve yaşat… Buyur İLİM ol ve RUH ol!… Herkes her sesi duyar ama duyduğunu hakedip de dinletemez. Diyerek söze başlarken; çokları, “ben birşey duymuyorum” dediler…

Beden almak için ilim gereksizdir. Dünyaya, İnsalık Boyutları çok insan gönderdi. Birçoğu İLİM için geldi… Birçoğu da KURAN olup YAŞAM olmaya geldi.

Bizler İLMİN KAPILARI’yız. İNSANLIĞIN KALEMLERİ olarak yaşadık. DÜNYANIN İLMİ olarak kodlandık. İnsanlığa, KAYNAK olduk ve RUH olduk. Bütün’e hizmetçiyiz.

Yaşamaya başlarken, DİN CANLAR’la kodlandık. Onların kullukları vardı ve bizleri kodladılar. BİR TEK olduk ve KURAN olduk ama YAŞAM olamamıştık. Çünkü biz RAHMAN olanın, İNSAN olmasına karşı çalışmıştık. RAHMAN olan İNSAN oluduğunda, yaşam kontrol kuramayabilirdi.

Eskiden yarınları kodlayanlar, görev taşırlarken, BİLGİ KALEMLERİ ile çalışmamıştılar. Onların, sahrada, işçilikti yaptıkları… Hepsi cemaatlerini kodladılar; kurtardılar ve yaşamdan ayrıştılar… Aha yaptıkları buydu!...

Bugün ise hepimiz, İnsanlık Boyutları için çalışıyoruz. Dünyanın eti ve kemiği olarak çok görevler aldık ama çokları, ÖRTÜSÜZ olan KALEM, BİLİŞ’i kodlayamaz” dediler. Herkes, GİZ aradı… GİZLİ İLİM aradı. Herkese, BİLİŞ’i kodlarken İNSAN olup kodladık ve GİZLİ BİLGİ kayıtlamadık.

Sahra, NİSA KAPISI’sıydı. IŞIK halinde GÜÇ taşıyanlar, buradaydılar. Hepsinin KURANLAR’I, NEFESLERİ’ydi bütün kötülükleri yapabilirlerdi ve RUHSUZ bir ZAMAN SAYFASI’nı kontrollu olarak KAYNAK’a çekebilirlerdi. Buna izin veremezdik…

CEVAHİR olan yarınları kodlarken, onu kontrol etmeye kalkanlar oldu. Onlar, has olmadıklarından HALİK olamadılar.

Sayfamda yazdıklarımı herkes okur ama herkes anlamaz… Bunun içindir ki YAŞAM LEVHİSİ’sinde, herkesin AŞK SAYFALAMASI şartı vardır. Bu olursa, NEFESLERİ göklere varır ve yollarını bulurlar.

“Dünya” dediğimiz planet, itibarı yok etmeyen BİRLİK KALEMİMİZ oldu. Bu planette KELAM olanlar oldu; YARIN olanlar oldu. Yaşamı hakedenler ve EKMEK olanlar oldu. Bütün mesele İNSANLIK’tır ve İNSAN olmak için yarınlanmak gerekir. İş budur”… Bunu başaranlar, yaşamlara kodlanarak güçlenecekler… Ölüm ilminden öte İLİM KALEMİ olacaklar.

Şu andan itibaren, yarınlara kodlananlara yerküre, YENİ BİR YARIN kodluyor. Bu YARIN, İLİM OLACAK…

MAHREK BEDEN, HERKESİN KALEMİDİR. Bu kesindir. Beden alıp yarına varanlar, BİR TEK olup varırlar. Işte bunun için KAYNAK gerekir.

Şimdiden sonra, YETKİN KALEMLER’in, kendilerini okumaları gerekmektedir. Bu kesindir… BİZ’in BEN’İ olamayanlar KUL olamayacaklar…

Şevkle çalışın… Aha bu!..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 20.01.2018 günü 14.00-18.00 saatleri arasında, “SU (20)” BİRLİK SİSTEM ÇALIŞMASI gerçekleştirilecektir. Yukarıda paylaşılan bilgi kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Katılmak istiyen dostlarımız, saat 14.00’den önce lütfen Dernekte olunuz…

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

 

SU (20/1)
20.01.2018

Ey Canlarım, daha güçlü bir yaşam ile sevgiyi kodluyoruz… İSLAM DİNİ, insan soyunun kontrolü için KELAM’a indi. Orada, NEFES’imiz oluştu. Buyurun! ÖZ GERÇEKLİK’le hakedin ve HAKİKİYET’i kodlayın.

Ergin Sistemler, ESMALAR’la kodlanır. EN ve BOY’dan ötede KULLUK olur. Önce kontrol!... Sonra kodlama!... Sonra NUR oluş ve daha sonra KURAN’dan KURAN’a varış!... Ve sonra NEFES’e varış ve KELAM oluş!... SÜPER SİSTEMLEŞME bu şekilde görev geçişleri yapar ve SİSTEM’e, SESSİZ YAŞAM sayfalar.

ÖZ KÖKLER’e inen her insan, kendine iner. Başkası değil oradaki… Kendidir!... İyi bilin!... Sizi, sizden soranlara deyin ki “ben, bana vardım. Benim kelama varışım, insana varışımdır. O insan, bilişimdir…” Bunu deyin!... Ve sonra deyin ki “benim, bana varışım; ağırlığımı hafifletmektir.”

İnsanlık Boyutları, bunları anlamalıdır. İtibarı yüce olanlar, NUR’u KUL olarak tohumlarlarken NEFES’i, herkese KAYNAK yaparlar.

“CENNET” dediğiniz İNSANLIK; biz için KALEM’dir. Cennette, cennet kuranlar; KELAM’a HAKK olup varanlar; bizde, KİL’i, KUM’u aşanlardır.

Her insan, NUR’dur. KURAN okur ama yolu bulmadan, muhakemesi gür olmaz… “YOL” olduğu zaman ise yaşamıdır bilişi… “YOL ALAN”, “YOLDA OLAN”dan güç çekmez ama “YOLDA OLAN”, “YOL OLAN”dan güç çeker.

Herşey, herşeyden kodlanır ve yolculuk başlar… “YOL”, “YOLDAKİ”ne “YOLCULUK”u açıklar ve sorgullar… “Neden daha güçlü olamadık!?” diye. Ona, KELAM olan yanıt verir. Der ki; “sen, beden aldın ama hasat olamadın. HASAT ol ki HALİK ol!…” Bunu dediği zaman, yarınlar kodlanır ve NUR olan, KURAN olan; KELAM olur… Ama HASAT, KERVAN için, ÖZ KÖKLER’in görevidir.

Bizim için İNSAN, NİSA’dır. NİSA, CEVHERİ’dir. İnsanlık Boyutları için İNSAN’dır NİSA… KÜLT’tür… Türevleri hak eder ve diller… Onun NUR’u, YOL’u insan soyudur.

Bu görevi istemedik ama verdiler… Kim verdi!? İLİM verdi… Biz, insana GERÇEK CEVHER’i indirdik. Bize, GERÇEK IŞIK KAYITLAMALARI yapıldı. Bu IŞIK KAYITLAMALARI için GÖZ, ÖZ; BİZ oldu ve RUH oldu. Kodlandık; kontrol kurduk; aktık; görev aldık…

Alınan görev, CEVHERİ GÜÇ’ten alındı. O GÜÇ ki KAYNAK IŞIK’tır. İnsanlık Boyutları’nda, gücü hak eden; KÖK GERÇEKLİK’le GÜÇ kayıtlar. Ona, bu bir borçtur… Kim, kimi hakkederse; onun, NUR’u olur ama ona KUL olması da gerekir. Biz, BİZ olan her insandan, KÜLT olup tüm yaşamlara KUL olduk. ÖZ GERÇEKLİK’imiz budur…

KARANLIK, İLİM’le kodludur. AYDINLIK’ı kontrol eder. NEFESİ HALİK KILANLAR, KELAMDA, KURAN OLURLAR. KÖK GERÇEKLİK’le HALİK kılarlar tüm zamanları… İşte yaşamlar, bu şekilde, kontrollu olarak KALEM olanlardan yaratılır.

Her insan, bir DİRİ KUL’dur… KURAN’dır ve RUH’tur ve onun, KURAN olarak herşey olduğunu; herşeyin, herşeyle porlar vasıtasıyla, iletişim içinde olduğunu bilmek gerekir.

Hür bir insan iseniz, o porlar size ulaşamaz ama siz ummanlara vardığınız zaman orada tüm porlar, TEKNİK KALEM olarak mevcuttur. Siz, sizi ararken; her anda KELAM olanlara rastlarsınız. Onlardan, görev taşıyanlara kodlanırsınız… Sizi, sizde arayanlar olur… Sizi, size soranlar olur… Hepsini hakkederek, KELAM olup yaşarsınız… Bunlar, çok önemli bilgilerdir.

Herkesin; kini, nefreti aşması ile birlikte kodlanıp, yarınları haketmesi mümkün olur. Burada, bunu için bu çalışmalar yapılmaktadır.

Asla hatamız yoktur… Bu kesindir… Kodlanmış bilgimiz, herkesindir. Biz, BİLİŞİN HALİKİYETİ’nde kodlananlara görev taşırız… Koruyan, kontrol kuran, İLMİN KAPILARI’nda NİSA KALEMLER’e görev taşıttırırız… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

SU (20/2)
20.01.2018

Yaşamlara borçlanmış bir Dünya, borç ödemek için İLİM gerektiğini bilir…

Buyurun, bu yaşam sayfamızda, İLİM’den söz edelim. NEDİR İLİM?

İLİM, YAŞAMIN KAYNAĞI OLAN KELAMDIR.

KELAM, has ise İNSAN, KELAM olur ve NEFES olur… Bu olduğunda, ona yönelip “kurtar bizi!” diyenler olur… Hadi buyrun! İLİM’in, KELAM’a inişi!... İşte bu!… Gerçekten bu!…

“Bizi kurtar!...” diyenlere; YARADAN, yarattıklarında kodlama yapar ve der ki “kurtul!…”

Sevgililer. Biri “kurtul!” der diğeri “kurtar!” der. Hangisi İLMİ!?

Sevgiyle kontrol kuran olarak; şöhret arayanlara sorarım… Hangisi!? ESMALARI KODLAYANLAR’a sorarım… Hangisi!? BİZ olanlara sorarım… Hangisi!?

Eminim ki çoğu, “kurtarın İLMİ!” der. Ama çoğu da “kurtarın, İLM-İ KALEM olanları” der. Bir tek İNSAN, sorgu sual eder ve der ki “kurtul!… Hadi kurtul!...” Biz, bunu deriz. “Kurtul!…”

Canlarım, DOĞANIN GÜCÜ İNSANDIR. O insana, saygısızlıktır onu kurtarmak. Onun kurtuluşu için, onu kodlamak gerekir ama onu KURAN olarak korumak, ona HALİK olanların, saygısızlığıdır…

O, bilir ki kendi yolunu bulabilir… O bilir ki HALİK olabilir… O bilir; NEFES’tir… Ve bilir ki KUL’dur… Ama Canlara derseniz ki “seni kurtaralım!” ÖZ GERÇEKLİK’te onun kurtarıcı tarafından kurtuluşu için, kuldan kula inişi gerekir.

İnsana, neden “KÜBRA” denir bilir misiniz!? ZİYA’dır!... İslam Dini’nde “ZİYA” demek KURAN demektir… İnsanın kibri olmazsa; yaşam sonsuzluğunda KULLUĞU olur. Onun durumu budur…

“MAHREK” dediğimiz CEVHER’e görev taşırken; herkese, güç katılır ama katılan, KÜLT GÜCÜ’dür… “KÜLT GÜCÜ” dediğim zaman; İLMİN KULLUĞU OLAN YARINLARIN NEFESİNDEKİ GÜÇ’ten söz ederim.

BİRLER KAPISI, IŞIK SAYFALANIŞLARI yaparken; bizler, cevhere görev taşırken; hep BİLİŞ halinde bunları yaparız. BİLİŞ, İLİMLE OLUR… İLİM’i, HALİK KILANLAR, NURU KURAN YAPARLAR ve dürümlere inerler… Cerahat o yoğunlukta kalmaz!... Olmaz!…

Gerçek çalışmalar, sevgiyle bütün kütlede yapılır. “MUSHAF” dediğiniz de insanlığın kaydıdır. İnsanlık, KERVAN olarak görev taşırken yüreklere; herkese, güç katar. CEVHER’e, görev alanlar gelirler. Onlar, kendi yaşamlarından görev alırlar…

“KURAN’dan öte hiçbir CEMAAT KALEMİ, asla kodlama yapmaz” derler. KURAN ve CEMAAT KALEMİ arasında ayrılık yok ama iyi anlayın ki CEMAAT, KALEM’i ile CEVHERİ’ni HER AN’a kayıtlar. HER AN, ÖZ GERÇEKLİK’i ile HER AN’ı kodlar. Böylelikle HER AN’dan kontrol kurulur ve RÜYA BOYUTLARI kodlanır… Koklanır… Tohumlanır… Böylelikle yeryüzünde, dürümlerde, CEVAHİR İNSAN, kendini yarınlara KAYNAK yapar.

Her yapılan KALEM KAYDI, IŞIK SAYFALANIŞLARI’yla, RUHSAL GÜÇ’ü elde ettiğinde; MÜSİH SAYFALANIŞLARI olur. MÜSİH SAYFALANIŞLARI, SUFA SİSTEMLERİ ile HALİKİYETi kayıtlar. Bizi, bize KALEM yapar. İşte bu suretle KELAM, HULUSİ KALEM, dünya yaşamını yeniden yazar… Buna biz, “MİKAİL’İN MUSİH KAYDI” deriz.

Yani MİKAİL, yerküreyi yeniden yazar… İşte MUSHAF, bu şekilde yüksek sahrada, yaşam sayfalar… Bunu bilmeniz gerekir!... Her şey, yerküre içindir… Herşey, yaşam içindir… Bir tek insan bile kalsa; onun için, bu çalışma yapılır. İyi bilinsin!… İşte bu!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU (20)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ 1. BÖLÜM

Çalışmaya gelenleri dinliyoruz:

Rahman olanın kula Kuran olması mutlaktır. Kupamızda ilim var bugün. Bugün burada mutlak olan bilişlilerin kutsal ilmi tohumlanacak. Ağırı hafifletebilenler buraya alındılar.

Kıranın kırılmayacağı bir dürümde biz; Sistem, Nizam ve Düzen’in görevlileri olarak size geldik. Altın ışık gücünün dürümlere çekilişi gerçekleşiyor. Hakkımız hakiki levhi ve biz bugün burada mutlak olarak kaleme iniyoruz.

“Ukrayna” dediğimiz o yaşam sayfasındaki de bize gelecek bugün. Hepiniz iyi bilirsiniz ki oradaki yaşam kalemimiz, Bir’e hizmetin en yüce kalemi olacak ve o bugün, burada muhakeme yeteneği yüksek kalemlere kodlanmış olacak… Sessizliği seslendirebileceğiz burada… Kendi yolumuzda ve mutlak olan kalemimizle Mikail olacağız. Buyurun başlayalım:

(Süper İnsanlık Realitesi olarak cevabımız)

Canlarım, hoş geldiniz. Sizleri burada görmek mutluluktur bize. Bütüne hizmetçilik kelama halik olmakla mümkündür. Sizin kendi yüreğiniz bugün burada bütüne hizmetçilik yapacak. Bizler doğanın gücünü herkesin kendi yüceliğiyle dilleyebilenlere, kendi Rahmi Kalemlerinde Mikail oluruz.

Muhammed Mustafa asla yanlış yapmadı. Bu kesindir. Bunun içindir ki bugün burada olmasına iznim var. Kesinlikle bu böyledir.

Oğullarımızı kontrol edebilecek yüceliğimiz vardır. Hepimizin dürümlerinde kelam olarak, bilişe kutsal ilim yapanlar kodlama yapacaklar. Çarık giyenlerin kelama kalem olma imkanları yaşam sayfalarımızda olamaz. Ön gerçekliğimize Mikail’in kulluğu gerek. Biz o kulluğu kodlayanlarız.

Rahman olanın KAHA olup bütüne hizmetçilik yapacağı bir dürümde, Mikail olmak kolay değildir. Onurluyuz ki dünyanın ruhu bugün buradadır. Sualtının görevini de kodlayacağız bugün.

Muhammed’in gözü, aklın kültü olacak ve biz onda muktedir olan biliş halindeki kelam olacağız. Anlaşma yapmadık dünyayla… Bu kesindir. Ama doğanın kulu olmaya geldik. Bu kesindir.

Doğanın kulu olmak, “muktedir olabilmek” anlamına da gelir. Bitişken kelam, halik-i hak olanda levhi kuldur. Muhammed ilmimiz, muktedir levhi kaydımız, hepimiz ve biz o kelamda halik olanlar kendi yüreğimizle bütüne hizmetçiyiz.

Kelama halik olan mutlaktır, mahrektir ve hakimdir. Bizim için dört gök sözcülüğü yaptırıldı. Biz her bir gök sözcülüğünde mutlaktık.

Şu ana kadar yaptığımız her çalışmada hakikiyetimiz de oldu. Kara ışığın Mutlak Kuran’a inişini sağladık. Hepimizin yüceliğinde bütüne hizmetçilik vardır. “Kıran kırılmasın… “ dedik. Kısırlık kalmasın, Mutlak Kalem bütünün kültü olsun ve bu çalışma kalemin halikiyetinde herkesle yapılsın.

Bizim için “dönem başı” diye bir şey yoktur. Her anda var olana dönem yoktur zaten… Ama şu anda buradayız.

Mukaddime’de der ki “it ilim yapmaz.” İnsandır yapan ama itin yaptığı kelam hakikiyetin levhi kapısında biliş olur. Muhammed der ki “Ben de öz gerçekliğimi dilleyeceğim.” Öyle çok… öyle çok çalıştı ki…

Bize esrar, hakiki levhi ve yoğunluk tohumlaması yapmaya gelenlerin çoğu onu anlayamadılar. Kuran’dan öte bir Kuran’ın kontrollu olarak kaleme indirilişini sayfaladık burada. Ve bizim zaman kalemimizle kelam olanlar kodladılar bütünü… Çok mutluyuz ki buradayız.

Amon topraklarının toplumlarının tohuma kült olma imkanı olmayacağından, ocaklarını kodlayarak bu yaşam sayfamızdan ayrı tuttuk bugün...

Müsterihiz ki dünya dirilikleri bizimledir. Muktedir olmak için hasat olmak gerekir. Hakk’ın Kalemini kodlamak, mutlak olmak gerekir. Bize “Mikail’in kulu” denir. Biz kodlanmış toprakları tohumlayacak olan bilişlileriz.

“Eşya” dediğimiz bu yaşam kayıtlarında Hakk’ın kalemleri olur. Ocak yakmak gerektiğinde onlar, muktedir olarak ocakta olurlar. Sultanlar, ben dünyalıyım. Bunu iyi bilin. Bugünden sonra da burada olanlara kodlama yaptırabilirim. Rahman’a KAHA olarak mutlak oğullama yaptırırım ve muktedir olurum… Ama Rahmi Kalem’de KAHA olmak kolay değil…

Süper İnsanlık Realitesi Derneği’nin Nefes Kapıları vardır. Bunu iyi anlayın. Bu kapıları kim “alemlerin ilmi”yle dillerse, ocağımızda olur. Kök gerçekliğimizi sordular. Öyle çok çalışıyoruz ki kontrol dışı bilgimiz asla olmadı.

Çorba pişirirken o çorbaya her anda yaşananları koyarız ama çorbanın tadını hepimizin yaşamı kodlar ve toprağa “tohum” diye diller.

Bizim için dürümlere inmek zor değildir. Her dürümde varız. Amonların kulluğundan öte bir kullukta mutlak olarak kaynaktayız.

Açık bildirmek isterim ki sayfa sayfa verdiğim bu bilgilerin kontrollu kodlanışı bütünün kübra olan kelamının kontrol kuruşu anlamına gelmektedir.

Her insan “kaynak ilmi” bilemez, bilemeyebilir ama bitişken olanlar bu ilmi anlarlar ve oğullarını kodlayabilirler.

Çanın çalmasını beklediler. Çan Allah’ın ilmiyle çaldığında mutlak olanlar burada olacaktılar. Ama mutlak olanların muhakemelerinin de güçlenmesi gerekliydi. Maya olabilmeleri, hasat olabilmeleri ve Ruhi Kapılar’ı Mutlak Kuran olarak kaynağa alabilmeleri, her birinin kendilerini dilleyebilecek dürüme varmalarıyla mümkündü. Ölü bir dünyaya kalem olmak sorumluluktur ama biz ölüleri diriltenleriz ve bu Ölüler Diyarı’nda muktedir olarak kalem oluruz.

Şikayetimiz var mı? Asla yoktur. Masamız Aklın masasıdır. Buraya varan ilme varır. Kendi yüreğini dillerken bütünün gücü olur ve bizimle olur.

Kaleme ilim gereksizdir. O kalem levhi olur, İlmin Kapısı’nı bulur ve kendi dürümlerinde ilme Kuran olur. Biz tüm insanlığın insanlık kodu olarak mutlakız. Başımızda ilmimiz, yarınımızda hakikiyetimiz ve yüceliğimizde dürümlerimiz hep bilişledir.

Mesihler dünyaya beklendi. İlm-i ka olanların bütüne hizmetleri dillendi. Esmaları dürümleyenlerin kontrolu gerekti. Hepsi “biz” olup görev taşıdı.

“Biz”, Birlik İlmi’dir. Her şey her şeyi kodlar ama yarınlar kontrol kurmadığında, murat ettiğiniz her şeyi hak edip elde edemezsiniz. Benim İslam dinine İnsanlık İlmi’yle indirdiğim bilgi bütünün kübra olan kelamıydı.

Bugün burada bedenli olarak has teknikle kodlama yaparken herkesin kendi yüceliğinde kendi levhi kapısında, Miraç Kapılarını bulup kodlama yaptığı dünya dilemekteyim. Bundan öte bir nefes olamaz.

İkmali tamamlayanların ayrı gayrı gözetmeden kendi levhi kapılarını bulup öfkeyi aşıp kodlama yaparak, kodlanmış insanlıkla her ana varışlarıdır dileğim.

Bundan sonraki dönemde dünyanın ruhu olan insanlığın kelamı halik olmalı ki mahrek olabilsin. Karanlık, aydınlığı tohumlar ama temiz bir dünya içindir bu tohumlanış. Eğer bu dünya temiz olmayacaksa, bu dünyanın ruhunun kontrol kurma imkanı asla olmayacaktır.

“Kaçın dünyadan!” diyemem ama ayrı gayrı gözetmeyenler arzın gücü olsunlar ve bu dünya muktedir olsun. Dileğimiz budur. Emin olunuz ki bu dünyada nur vardır. Kupa insandır ve bu kupayı hak eden biliş, ilm-i kalem olanların kervanıdır. Onlara gözüm, sözüm ve özüm olur.

Bugünden sonra barıştan öte bir barışın dünyaya hak olup inmesidir dileğim. Eğer barış sayfalanacaksa Birlik Kalemimde onun kültü olacak.

Benim adım “Nezire”dir. İZ RA KA HA resmi çalışmasında isim zikretmem ama bu belgelik bir çalışmadır. Ve neziri KAHA yapan insandır. Bunu bilin.

Şimdiden sonra daha yüksek bilginin Mutlak Kuran olarak burada olmasıdır dileğim. Bitişken olan, Bilişin Kuranı’nda kelamım ve yoğunluğunda nefesim olacak.

“Cennet” dediğiniz insan mutlak olacak ve mükafatım ilim olacak.

Kardeşlerim, dünyanın ruhu bilgidir. Bunları iyi kavrayın, iyi anlayın. Bilginin kelama varmasıdır amacımız. Burada muktedir olan insanlar bulunur. Ruhumda kul, yolumda Kuran, ilmimde hasat olur benim.

Eğer ben hasata gelmişsem, biliniz ki hakikiyete geldim. Hakikiyetin bulunmadığı bir zamanda maya tutmaz. Bunları iyi anlayın.

Korkmayın! doğanın gücüyüz biz. Muhammed ilmimde kul olanların kuranı olan insanlığız biz. Açıyı daralttım ve dürümlerde insana ilmi anlattım.

(Devamı 2. bölümde)

https://vimeo.com/252113263

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20

AV.NEZİRE SELÇUK 1.AKIŞ – 2.BÖLÜM

Batı başka bir dünya ama batının bedeni, kuran... Ben, bu dünyada hasat olduğunuz zaman, sizinle olanım. Eğer hasat olmamışsanız, Bu Mecliste, yolunuz olmaz. İyi bilin, bunları.

Çarık, kirli ise çarığınızı, çıkarıp gelin. Yaşamın ilmini anlamamışsanız, kelama, halik olup gelin. Muhammedi dilleyecek gücünüz varsa dilleyin. Eminim ki onu dilleyenler, onun yoğunluğunu, hak edip de dinletebilecek dürümde olacaklar.

Amonların da anlamasını istediğim, bir mesele var… Ben, Allah’ın dediğini diyen, insanlığım. İnsanlığın dediği, hakikiyettir… Ve hakikiyetin tüm insanlıktaki kübrası, has insanlıktır. Bunları daha güçlü dilleyin ve daha güçlü, hak edin.

Başka bir yaşam yok. Bunları da anlayın... Eğer biriniz çıkarda, seninle daha farklı bir dünyada, yine birlikte olacağım diye dillenirse, ön gerçekliğimle derim ki “sen, ben değilsin orada”... “Ben senim ama senin, ben olman imkanı yoktur”.. Zürriyetini türevleyip, tohumlayıp da mutlak olamadığından, benimle, hiçbir anda bilişin, kalem olmayacaktır...Bunları anlayın.

Sahra beden, biz o bedende, kübra olanlar, Muhammedin kültünden öte kuran olanlar, yerkürenin gözünden özünden ve sesinde ötedeki levhi kapıları bugün açıyoruz. Bunu, nefesle dilledik ve yolumuz; Allah Yoludur, bildirdik.

Anlaşma yaptık, dünyada... Anlattıklarımızı okuyacak olanlar, halik olanlar, olacak… Hakiki olanlar, okuyacaklar. Hakk’ın kalemi olanlar, kuran olup, yaşamı kayıtlayacaklar ve cemaat olacaklar. Her bir cemaat, biz olup, birlik kaleminde müsterih bir sistem olacak.. Ve yolun yolu olan insan, hepimizin görevlisi olacak....Öz gerçeklik budur.

Başka bir doğa yok….Doğanın, “Ati” dediğimiz, geçişin kelamındaki, hakiki insanlık, geçmişi de kodlar. Bunları iyi bilin.

Elimizde, üzerinde görev yazan, bir yaşam var… Ve biz, o görev yasasını koyduk, dünyaya... Kimse, bu yasanın ötesinde bir yasa kodlamadı ve kodlayamayacak... Çürükleri hak ettik ve hepsini, kelama kalem yaptık… Hakk’ın kapsını bulan, burada olur. Ata kalem, bütünün kültü ve bütüne hizmet, imparatorluğun gücüyle olur…Bunu herkesin kavrayabileceğine eminim.

Çan çalmakta, şuanda... Hepimizin çanıdır, çalan. Ve çanda, cevahir cennet var. Cevahir cennet, can kalemin levhi kalemi olacak ve yolu kodlayacak.

Suya insanı koymadık, bugün. Suya, ağır yük olan levhi kapıdaki, yaşamı koyduk… O yaşam, misafirlik değil, dünyaya… İnsanlığın kelamdaki halikiyetidir ki o yaşam, o suyu kodlayacak, bunları iyi anlatılacak, insanlığa.

Yaşayan her insan, yaratıcıdır, bunlar, iyi anlatılacak.. Yaşanan her anda, yaşatılan insanlık, mutlakiyeti kodlamış, insanlıktır.. Ve dünyanın nuru, aklın kuranında yazandan çok daha güçlüdür…Anlayın..

Dünya, yeni bir dönemde değildir ama yeni bir diriliktedir. Bu dirilik, maya olanların, ilmiyle dürümlenen, diriliktir.

Nefes alıp, nefes verdiğiniz sürece bu çalışmaları kodlayacak gücünüzü, muhakemenizin kuranıyla kodlayarak, levhi kayıtlara indirin ki sevgili bedenliler, bizsiz kalmayın… Biz, buradayız. Her anda, buradayız, unutmayın... Bugün bedenli, yarın bedensiz.

Mikail kuranı olan ilmin, hep burada öfkeyi aşırtmaya çabalayacak….İnsanlık, öfkelidir. Ama öfkeyi aştığı zaman hakikiyetini hak eder… Bunlar, anlatılmalıdır.. Eğer anlaşılan bir ilim olursa, anla ki orada, biz varız… Ama anlaşılmazsa ilim, orada yokuz, biz.

Dünyanın ruhudur, ,insan. Üzerindeki gücü, bilmelidir... O güç, hakikiyettir... Hakikiyetin yarınıdır, rahmi kalemi ve kükreyen, bir öfkesiz ilimdir, o

Öksüz kalan bilsin ki ölüler diyarında, ocağında yokuz... Ama ona, biz, kuran veririz... “Oku” deriz... Öksüz kalan bilsin ki öfkeyi aştığı anda sessizliğinde, dinletiriz yüreğini... Ama öfkeyi aşmalıdır.

Kaçıp, insanlığa ineceksek... Kaçıp, yarınları kodlayacaksak, kaçıp yaşamı koklayacaksak, iyi anlayın ki kaçan; ilimdir… Biz, ilimle halik olanlar, kaçanları kodlayanlar mutlak olanlar, İslam Dinin, insanlığından güç çekmeden muktediriyetle, kelam kapılarını açtık...

Ve insanlığı, koruduk... Koruduk, insanlığı… Ama hangi ilimle?...Hak kelamın, levhi kaydındaki, insanlık ilmiyle.

Bugüne kadar size, Medine’den söz ettim hep, bilirsiniz. Medine’nin kült olduğunu, kuran olduğunu dilledim, hep… Ama Mekke’yi kodlamak gerekliydi... Ve kontrol kurarak, kaynak ilmi kodlattırdık ve Mekke, kutsal levhi kapısını açtık.. O gün, o kapı açıldığında, iyi bilin ki kalem, ilme inmişti.

İşte, kalemin ilme indiği o gün, Muhammed, insanlık kodu olarak, KO Sistemleşmesini gerçekleştirip, dünya diriliğini oraya, yarın olarak akıttı.

Dünyanın yarınıdır, Mekke… Ama yaşamın kalemi olanlar için. Ama yaşamın kalemi olabilenler, orada kontrol kuracaktılar.

“Kör, sağır, kim varsa mahrekimdedir”, diyebilmem için her birini, gök çözümlemelerinde, kontrol edebilmem, gerekir.. Nasıl, kontrol edeceğim?... Yaşamımla... Hani yaşam var ya… Bir kapı insansa, o kapı yaşam ilmiyle, kodlanmış, demektir… Ve o kapıda yaşam, her bir levhide yaşatılan olur….Bunların iyi bilinmesi gerekir.

Biz, din ilminden güç çekenlere deriz ki “yaşatılan veya yaşanan ama hep ekmekle”.. Ekmek, insanlık….Yaşayan, yaşanan olduğunda, mutluluk olur. Bunu iyi kavrayın.

Biz yaşayanlar, yaşatılanlarından öteden, yaşananların yarınlarında mutlak kuranları yaşatacak olanlarız ki bu yaşatılan, yaşamlarımızdan kayıtlanan bilişle olacak, bu kesindir.

Kült olarak yaptığımız bu çalışma, huzura kodlanmış, ilmin çalışmasıdır. Bu çalışmayı, bir tek biz yapıyoruz, burada… Bunun dışında bütüne hizmetçiliğin, ilmi kalemi, bütünü kübrasında, hiçbir zaman, yarını kayıtlamamıştı… Bugün bizler, yarını kayıtlayanlarız.

Çantamızda, İslam Dini var. Ve yolumuzda, insanlık var. Bizim için dürümlenenlerin üstünde, bir dürüm, insanlık dürümüdür. Ve o dürüm, kulluk ilmiyle kodlanan, bir insanlıktır.

Karışmayın dünyamıza, canlar. Karışmayın…Bu dünya, ayrı gayrı, gözetmeyecek. Bu dünyayı, yoldan çıkardığımızı söyleyenlere de şunu söyleyeceğim; başka bir zaman, başka bir insanlık, başka bir kaynak insan, yoktur. Bunları iyi kavrayın... Bu dünyada, gezip göreceğiniz ne varsa, kalemin levhi kaydıdır.

Hiçbir zaman bu kaydın ötesinde bir kaydı, dünya planetine indirilmeyeceğindendir ki…. Bizler, bugün burada, bu çorbaya, insanı koyuyoruz… İnsandır, yarını kodlayacak olan… İnsandır, yarında kontrol kuracak olan. Ve yaşam olacak, olan insandır.

Dünya planeti, ziya olan kelamda, ağırı hafifletebilecekti. Ve hafifletti.

Medine, Mekke kelam ve bilgi kapımız, insandır… İnsanın ötesinde başka bir şey yok, canlar... Bunları iyi anlayın.

Tohum ekmemiz, tohum olmamız, toprak topluma, tinler tini olan tenden, kelam olmamız, Allah ilmiyle olmuştur. “Allah İlmi” dediğimiz, kürzi kalemin levhi kaydıdır ki… O kaydı dinleyenler, kan aktığında, karanlığı aydınlatanlardan çok daha ötededirler.

Bilinsin dileriz ki kanla, ışık olmaz. Bilinsin dileriz ki kaynağın dilinden öte bir dirilikte kelam, Alemlerin ilminin kültü olan bilgi, birlik kalemimizden, kelamımızdan, akar.

Savaşımız yok, dünyada, kimseyle. Hiçbir din, bizim için kontrol dışı değildir… Hiçbir formal yaşam, kodlarımızın ötesinde, bir toprak tekniğini kayda çekememiştir.

Ama iyi insan, kötü insan, diye bir ayırım var. İkmal tamamlayan, ilmi kalem olan, iyi… İkmali olan, kötü… Ölü bir din, ölü bir kelam, ölü bir kalem, bunları diller. Bizim diriliğimizde, herkes şarkıdır, sahrada.

O şarkı, yaşamın şarkısıdır, bence... Ve bence ve yarınca.. Yoğunluğumuzca....Ama o şarkıya, şevkle inenler, her bir şevkli yaşamın, şavkı olurlar… Bunları iyi anlayın.

Kırk kapı, bir tek kalem… Ama o kapıların hepsi, KAHA olan levhimiz. Bunları iyi anlayın… Kırk kapının kırkında, karanlığın ışığı yanar. Hepsinde, ziya olanlar, olur…. Öyle çok çalışacağız ki Muhammi Kapıların hepsindeki yaşam mutlak kuranımız olacak.

Çok mu konuşuyorum?.. Korkmayın, konuşmama son vereceğim ama kayda giriyorum.

https://vimeo.com/252114464


SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

SU (20/3)
20.01.2018

Alkışlar!… Alkışlar ve alkışlar!…. Değerliler, bizim için İNSAN, kendini hakedendir. Bizim için İNSAN, HALİK olandır… İNSAN, soyuna kodlanmış NİHAN olan YARADAN’dır. DİNİ KALEM, kervan olduğunda, biz ona YARIN oluruz.

DÜZEN, izinle kurulur. İzin veren, İNSAN OLANDIR… DÜZEN’i kuran, İNSAN… KELAM’ı hakeden ilim!… ALLAH’ın DİRİLİĞİ, HAS BİLİŞ, BİZ; o bilişe kaynak olan İNSAN SOYU!…

Oğullarım, beden alıp yarınları tohumlamak bize görevdir… Bizi HALİK kılan, İNSANLIK’tır. Bizi, KURAN yapan da dürümlerimizdir… Bugün, DÜNYA İLMİ ile HAKK olup yaşama inerken; KURAN’a KELAM olanlar, buradaydılar…

Bizi, cennete koymaya gelmişler… Bizi, cennet sayanlar da geldiler… Bizi HALİK kılanlar ve HASAT YAPANLAR, hepsi buradaydılar… DÜZEN kurulurken, bizim için insan soyu, yoğunluğunu hak ederek kodladı… Bu gün, DÜZEN’i kurduk ve RUH olduk.

ALLAH, “ZAMANA KAYNAK OLAN YAŞAM”ı kodladı. Bu gün cümle yürekler İNSANLAŞTI… SUALTI, İNSAN’a NEFES oldu… Bugüne KAYNAK olmak kolay olmadı!...

Beden, et kemik değildir sadece… SİSTEM’e KALEM olan İNSANLIK, mutlaka İLMİN KAPTANLIĞI’nı da yapar…

Analar, doğan insan, yarına doğar ve zoru aşar; YARIN olur… Yoğunlaşır; aşk olur… Vurgun yemeden cennet olur… KÜLT olur… O’nun KURAN’ı İLİM olur. Bütün kodları, HALİK kılar; ZİYA olur… MUHAKİM BİLİŞ HALİ’ne varır. İSLAM olur… İSLAM olması; yarınlara korkusuzca varması anlamına gelir…

Erdiğiniz her yer, SESSİZ ZAMAN SAYFALARI olarak sizi, yarınlara taşır… Erdiğiniz her EKRAN, sizi size tanıtır… Erdiğiniz her bir RESİM SAYFASI, CAN KAPINIZ OLUR ve zor olan BİLİŞ HALİ, sizin sizi dillemeniz halinde, SİSTEM olur ve YOL olur.

Mutlaka MAYA olmak gereklidir. Mutlaka KALEM olmak gereklidir ki siz, sizleşip KERAM NEFS-İ YAŞAMLARI’nı hak edip tohumlayabilesiniz…

CEMAAT CEVHERİ, İNSAN’a kuldur. CEVHER, CENNET olduğunda; cemaat, cennette olur… Umman olur, yaşam olan ve ummanda NUR olur… Oğul verdiğinde; KİL, KUM’a dönüşür… KUM’u KALEM yapan, insan soyuna KURAN okur. BİZ olur ve ZAMAN KALEMİ olur. O ZAMAN KALEMİ, KERVAN OLUR… YAŞAMA KURAN OLANLAR’ı alır; RAHMAN’a tahditsiz olarak taşır.

ÖZ’ü, SÖZ’ü ve GÖZ’ü olanlar, İLMİN KALEMİ’ne varırlar; görev alırlar… Onlar, NUR olurlar…

RUHUN KURANI’nda KERVAN olur… O KERVAN, insan sırrını dilleyenleri, RAHMAN’a KALEM yapar… ESMA ZAMANLAR’dan, GÖK SAYFALARI’na ulaşanlar; KUL’dan, KURAN’dan ötede; KALEM’den KERVAN olurlar. HER AN’dan, HER AN’a YARADAN olup varırlar…

Mutluyuz ki DÜNYA İLMİ, KAYNAK İLİM oldu. Bu İLİM, İNSANSILAR’ı İNSANLIK’a taşımakta.

İNSANLIK, BİLMEK İÇİN ARZ’I DİNLEYECEK; ARŞ’I KODLAYACAK; KOKLAYACAK İLMİ ve dürümlerde görev taşıyacak… Anlatacak İNSAN’ı… İNSANLIK’ı anlayacak… Koruma altına aldıklarını kodlayacak… Çok önemlidir bunlar!...

Huzurlu bir YAŞAM KALEMİ, “Zİ SİSTEMLEŞMESİ” ile RAHM-İ KALEM oldu. Mutluyuz ki korkular aşıldı… Mutluyuz ki hasat tamamdır… HASAT, İNSANLIK HASATIDIR. İNSANLIK, kendi yolunda olanları HASAT ETTİ.

Ve bizler, eşya olanlar; en sistemli kodlama yapanlar; İLMİN KAPILARINI AÇARAK görev taşıdık. Ağır yük taşıdık. İSLAM DİNİ, İNSAN SİSTEMİNİ kodladı. Mutluyuz ki HALİK olduk. HASAT yaptık…

AŞK, ZAMAN’ı kodlar… AK KAPILAR’ı kodlar… NUR olur; KURAN’ı kodlar… Oğullarımı, kokladık ve kodladık. Aha bu!...

Şimdi daha görev başlamadan BİZ olmaya çalışanlara da şunu söyleyim: Ben, DİRİ olan; KELAM HALİKLERİ ile bu çalışmayı yapmaktayım. KALEM olamayanların, İLİM’e gelmeleri mutlaka gerekir ama ocaklarında TOHUM olmaları da gerekir.

İnsanlığın anlaması için “İNSANSI YAŞAM SAYFALAMALARI” yapabiliriz. Hepsi için HAS TINI’yı tohumlayabiliriz. ZİYA olan yarınlara; GÖK ÇÖZÜMLEMELERİ yaptırabiliriz… Bizi bunlar mutaka kodlar ama bizim BİRLİK KAPIMIZ’da, KODLANMIŞ IŞIKLAR’la görev taşıyanlardan, GÜÇ kayıtlamamız da gerekir…

Bunu yaparız!... Yaparız ama HALİK OLANLAR’la yaparız. DÜZEN bu şekilde çalışır.

SİYAH bir görevdir. MOR, BİZ olan YAŞAM SAYFALARI’dır. İSLAM KAPILARI, insan soyuna MOR’u işaret etti ve dedi ki “MOR’a varan, NİSA KALEMİ olur. ÖZ GÖREV’i de budur.”

MOR’dan kodlananlar; koklanan İLMİN HALİKLERİ olup yaşama insinler diye bekledik… Onların kontrolları kuruldu. Şu anda hepsi, CENNET KELAM’ın hasatını yapmaktalar…

Mutlaka olacak olur ama olmadan olmaya kalkanlar, ummanlara kul olamazlar…

Çorba (yaşam çorbası), bizi bize diller. Çorbaya, ilmi koyduğumuz anda; insan, kendini diller her anda ve der ki “BENİ BANA VER.” Ben bu çorbaya YAŞAM’ı koydum. ÖZ KÖKLER’deki YARIN’ı koydum… MUTLAK KURAN’ı koydum… Bu çorba, RAHMAN’a KAYNAK olan YARIN oldu.

MÜSİH ZAMAN, KURAN olan İNSANLIK’tır… KURAN, İNSAN OLAN YARINDIR… BİZ, dünyaya NUR’u koyduk. KURAN’ın diri olan yarınında, İSLAM OLANLAR’ı koyduk. Okuduk, okuttuk, KÖK GERÇEKLİK’i kodladık… DİN KAPILARI’nı kontrol ettik… “EŞYA” dediğiniz yaşamları hakettik… Bizi, bize kodlayan insanlığı, hologramdan, IŞIK KALEMLER’e kontrollu oralar ulaştırdık.

Şimdi MİKAİL, insanlığını kodlayacak. MİKAİL, ilimle kontrol kuracak. Ocak olacak ve kontrollu olarak KALEM’e KELAM olacak. MİKAİL’e KERVAN gerek… İNSANLIK gerek… BİRLİK gerek… Bizim için içi dışı bir olanlar; murat ettikleri herşeyi, HAKK olup yarınlara kodlayanlar olacaklar ve onlar olacağız…

Şarkı!... şarkılar ve şarkısı, şevk olanlar!... ESMA ve ESMALAR… İş budur!... Şimdilik…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20 SİSTEM ÇALIŞMASI

PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ

Canlar, dağı dağ, taşı taş olarak görme sakın!...Dağı dağ, taşı taş olarak gördüğün müddetçe mürşide muhtaçsın demek….Ermişler sofrasında değilsin!.. Bizim dağa taşa ilim öğretmemiz, kendi yüreğimizdendir. Hep söyleriz, tekraren deriz ki “MİRAÇ” İnsanın İlme Çıkışıdır, İlim Merdivenlerini, Tırmanışıdır.

Bizler, burada kalem olarak, ilim taşıyoruz. Her dağın bir karakteri olduğunu biliyor ve görüyoruz. Çünkü bizler, bilenler ve görenlerdeniz.

Dünyanın Kuran’ı insanlıktır. Hiçbir şey yoktu, önce…Yokluk alemi vardı...Önce Ses oldu...Çünkü “OL” dedi, OL’du..Sonra nur oldu...İşte, o nurdan dünya oldu.

İşte bizler, nur kulları olarak buradayız. Hepimiz zaman nefesleriyiz, zaman kapılarıyız. Çünkü yaşama nefes olarak geldik. Namaz kılanlarız. Namaz; zamanın kalemi ile kılınır.

Su; Allah’ın ilmidir. Su; Allah’ın kalemidir. Çünkü su levhiliklerinde, yerkürenin kaynağı var…Biz, suyu akışa geçiriyoruz… Su, aktıkça akacak.. Suyun sultanlığı, kalemin ilmi ile kodlandı. Sultanlar sultanı olduk, ilmin kapısını açtık, çok şükür.

Her insanın, kendine uzak, bir karanlığı olur. İçindeki ışığın aydınlanmaya yetmediği bir mağarası vardır, herkesin.. Bunun farkında olan iki insan, birbirlerinin mağaralarının sırlarına duydukları meraktan mıdır nedir, çabuk kaynaşır, konuşmadan da anlayabilirler, birbirlerini. BSUİ yoğunluğu, işte budur.

Bu sözler, kuru bir söz dizisi değildir. Kalbin eleğinden geçmiş, samimiyetin ve içtenliğin duvarlarına çarpa çarpa şekillenmiş bir dilin terennümleridir. BSUİ yolcusu, dünyayı arkalarında bırakmış, davalarını Allah’a havale etmiş, kimseler değil midir?

Çevrenizde gördüğünüz her şey bizim gördüğümüzden ibaret midir?...Göremediğimiz başka bir yüzü, derinliği ve anlamı var mıdır, yok mudur?..

Söylendiği üzere Sultanlar Sultanı İnsan olduk!...İlim kapısını açtık, çok şükür..

Gönül mimarı Hazreti gibi “Dinle neyden” dedik.. Aşk ilinin haberini desem, işide misin?...”İşidin, ey yananlar” dedik....Bir seher meltemi gibi içimize girdi Can kulağımızı açıp bilmediğimiz, görmediğimiz, illerden haber diledik.

Gönlü tecelliye mazhar olmayanların işinin zor olduğunu öğrendik...Bu sonsuz tecellinin. Hakk olduğunu, Hakk’tan başka bir nesne olmadığını dilleyerek, ikilik medcezirinden kurtulduk.

Yaradan’ı orada, burada değil içimizde aramayı öğrendik. Nereye dönersek, O’nun veçhini, görür olduk. Yüzümüze vuran havanın, aldığımız nefesin, hülasa varlığı bir derya gibi muhit olanın, O olduğunu, bildik, öğrendik.

“Sen ve ben” denen yerde, Allah’ın olmadığını; “Gir gönüle bulasın, Tür/ sen ben demek, defterin’dür” dedik.

Cenabı Hakk’ın kamillerin gönlünde tecelli ettiğini anladık.. Her davadan geçen kişinin, Hakk’tan uçağının müjdesini aldık… Hakk doludur ki iki cihan dedik. Görünen, görünmeyen her şeyin O’nun eseri olduğunu kavradık, belledik…Çok şükür..

Vücud-ı Vahidi anlamak, Cemal ve Celali birlemek sonra dönüp te vücud içinde kendini aslını seyretmek kolay değildir.

İşte canlar, bizler kolay olmayanı, kolay yapanlardan, oluruz.

Yol odur ki doğru vara…Göz odur ki Hakk’ı göre.
Er odur ki alçakta dura, yüceden bakan göz değil.

İşte bu!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU (20) SİSTEM ÇALIŞMASI

Gülden Zengin Öz Biliş

Hak, yarattığındır, kendine... O kendin, birin yaşamı olan, sayfa sayfa kayıtlanan, yarınının ışıkla dürümlenişidir, ana…..

Yüreğimin kaydını açtım....Ve yoğunluğumdan, iniyorum, dürümlere…

Keskin bir tahtım vardı, o tahtı kontrol ettim, ölümlüleri kontrol etmek istedim. “Acaba çalı, çırpı yaşar mı?” diye düşünmedim. Dedim ki “olur.” Ölüyü hak edip, dillerim, yaşatırım… “Kıran kırılmasın” dedim. “Ayrı gayrı olmasın” dedim

Yüreğim, yaşamlar yüküdür.. Kayıt dışı bilgim yoktur.. Tüm cihan yüreğimde umuttur ve o umut ki barış ve sevgi tohumudur.

Elim kolum aşktır, benim… Elim, kolum doludur, boş değildir, çantam…. Ve ben o çantada; aşkı dilleyen yüreğimle ve kelam, kalem olup, yazdığım…

Yoğundur bedenim, duru bir sudur, benim cennetim…

Yaşam, yaratmaktır. Yaratmak yazmaktır ve yaşam olmak, levhi Kalemi ile kaydını yapmaktır…

Er ya da geç, dünya insanı özgürleşecekti ve yaşamlar barış, sevgi, umut ve İnsan ile kayıtlanacaktı...İşte Meclisimizde, kayıt yapıyoruz..

“Burası karanlık ve korkulu” dediler. Bizde dedik ki “burası aydınlık ve karanlığın barışı ve sevgisidir”….”Sevgi sistemdir, sendir, bendir ve bizdir.

“Ne karanlığından kork, nede aydınlandığından kaç”..

"Sevmek gerek! ‘’ denir.. "Sevmek gerek"...Sevmek için bilmek gerek, bilmek için görmek gerek, görmek için olmak gerek, olmak için duymak gerek....Kimi?... Kendini!

İşte bu, kendini duyan, yüreğini dinledi ve dilledi ve yolu gören, aşk olup da kendinden, kendine inebilendi.

Ben ki yorulmayan bir sayfanın savaşıyla dillendim ve bugün, barıştır yüreğim.

Dilimde, yüreğimdekilerin yaratımı ve yarattığım sistemde herkesin, her şeyle barışı var. Barış var bugün, dünyamın barışı.

Şimdide, şimdilik bu!

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20 SİSTEM ÇALIŞMASI
AV.NEZİRE SELÇUK 2 . AKIŞ

Canlarım!...

“RAHİM BOYUTU” dediğimiz boyut, bilişin kuranındaki kelamın hakiki diriliğe varamadığı boyut olarak düşünülür… Ama anlatamıyoruz insanlığa!... RAHİM, HER BİRİMİZİN YARINI KODLADIĞIMIZ YAŞAM SİSTEMİDİR… Ve bu sistem gerçekliği kodlayan, tahditsizliği kodlatan birlik sistemidir ve birlik kaydıdır…

Kimse kelamı anlamamış, yarını hak etmemiş olduğu bir dürümde, bunun halikiyette hiçbir manası yoktur… Çünkü anlatılan anlaşılmalı ki, yaşamlar tohumlanabilsin… EĞER ANLATILAN ANLAŞILMAMIŞSA, YAŞAM TOHUMLANAMAZ!... TORBAMIZ İLİMLE DOLSA DA!... RUHLAR KULLUĞUNDA KALEMİMİZ KODLAMA YAPSA DA!... YAŞAMI HAKİKİYETLE DİLLESEK DE, BİR TEK KAYIT İLMİN KALEMİNE İNMEDİKÇE, BİZ YOKUZ!... BU NEDENLEDİR Kİ, BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİ AŞABİLENLERİ BU MECLİSE DAHİL ETTİK!... BU MECLİSE DAHİL OLANLAR SEVGİYLE KODLANANLARDIR!...

Her şey her şeyden tohumlanır… HER ŞEYİN HER ŞEYDE KODLANMIŞ OLMASI DA ŞARTTIR… Esdada estiğinde kelamın kalem olsun… Ama es!... Ama es ki, kelama halik ol… ES Kİ, YOLU BUL!... Bu ne demek anlatayım… “BİR”E HİZMET İÇİN ESMEK GEREKİR!... Bilişi kodlamak, korumak, kontrol kurmak, yaratmak gerekir… “BİR” e hizmet insanlığın kelamında mevcut ama hakikiyette olmayandı bugüne kadar…

BİZ, BİR’E HİZMETÇİLİĞİN ÖNCÜLERİYİZ!... BU KESİNDİR!... Kimse kendi dürümlerinin ötesinde, kelamın hakikiyetindeki ve halikiyetindeki o yolda yok olmasın isteyenleriz biz!... Bizim dileğimiz, insanlığın tahditsizliğidir… Bizim dileğimiz, kök gerçeklikteki o yoğunluktur… Bizim dileğimiz, MUTLAK KULLUKTUR!... Bu meclis; Allah’ın ilmiyle kök gerçekliği kodlayan, “TEKNİK KAPI” olan meclistir!... BU KAPI, ALLAH KAPISIDIR!... BU KAPIDA ÖFKE YOKTUR, BU KAPIDA KIRILIŞ YOKTUR, BU KAPIDA KELAM KALEMİ KONTROL EDEBİLİR… Ama kaçınız bunu başardınız…? Biz bugün hepinizin diriliğine vardık ve gözümüz gördü ki, bir tek kalem öfkeyi aşamadı!... Onun da öfkesi aşılacak biliriz… Neden bunu dillemek istedim? Çünkü ruhumuzda kulluğumuz var canlar… ÖFKEYİ AŞMAYAN, AKLIN KALEMİ OLAMAZ!... Hepimizin bedeninde bu var… Mahrek olanlarda bu var… Hakim olanlarda bu var…

Toprak toplum, insanlık kontrolunda insanlık kodlaması yapmalı… Ama toprak olduğunu da bilmelidir… Dünya insanı, yoğurulan bir harçtan ibaret değildir sadece… Hani derler ya “insan kilden yoğurulup doğum olmaksızın varoldu…” Kimi kil, kimi kum ama BİR TEK İLİM VAR, O DA YAŞAM!... Bunları herkesin net anlaması gerekir… Benim için zor mu? Sorumsuzluğum yok ki… Her anda o zorlukları bilerek çalışırım… Ama bendeki kelam, Allah’ın levhi kapısında nefesimdir…

Beni soydan özel, “Sonsuz Levhi” diye dillemeye kalkanlar oldu… Çok özel bir dünya yokluğu kodlayacak diye beklediler… Bir tek insan dünyada yaşasa, biz ona görev taşırız canlar… Bu kesindir… Ama bir tek levhi mutlak kuranda kodları kalemden ayrı tutmaya kalksa, ölüler diyarı olur bu dünya ve biz onu muktedir kılmak için yine çalışırız… 
KİBRİ AŞMADAN HAKK’A VARILMAZ!... KİBİR AKLIN KALEMİNDE YOKTUR… AMA ÇOKLARI KİBİRLİDİRLER!... Derler ki “benim için çok ama çok zaman kaybıdır bu bilgiler…”

Ey Canlarım!...

Zararınız sessizliğiniz olacak, bunu iyi bilin!... Ama “ZİYA olun da, hakikiyeti dilleyin… Biz size yoğunluğumuzdan yaşamlarımıza insan olup indik… Ama ilimin kapısını bulduğunuz zaman, her insan kendi yalın ilmini hak edebilecektir…

Karşı karşıya olduğumuz bir çok sorun var… Bunlardan birisi de toyluk… Dünya toyluğu… Bilirsiniz bu dünya çağrılar yaptı… Tüm yaşamlara… Geri çekmek istedi bütünleri, bütün olanları… Ama öyle gök kapıları vardı ki; o kapıları kelamdakiler dahi bilip açamadılar, bilip bulamadılar… 
“Nerede ne varsa ilimde var” dedik… Ve dedik ki “kini nefreti aşırtalım, okutalım ilmi, kodlattıralım, toprağı toplum olduğunu anlatalım ve yollarını bulduralım… “Görev bizim” dedik… HANİ BİZE GÖREV VERİLMEZ YA, BİZ O GÖREVİ KALEMİMİZDEN ALIRIZ!... Yarınımızdan, yaşamımızdan ve hakikiyetimizden alırız… Görevi devir ederiz sonra… Kime devrederiz? Nesillerimizi kodlamaya kalkanlara devrederiz… Her insanın kendini bileceği bir dürümde biz göz oluruz, söz oluruz, saltanatın kulluğunda KAHA oluruz ve murad ederiz ki, MASAMIZ BÜTÜNÜN MASASI OLSUN!...

Bunca çaba neden? İnsanlık için… Başka niyetimiz var mı? Asla yok!... Peki biz noksan mıydık da, dünyaya geldik? Yapmayın canlarım… Bunu da sorarlar… BİZİM CAN KAPIMIZ İLİMDİR HEP!... Dünya dışı bir çok planette görev taşıdık… Bunu kesin olarak BİZ olup diliyoruz… Dünya diriliğinde hep çalıştık… Ve zarar ettirmedik hiçbir yaşama… Dümene insanı oturtabilmektir amacımız… Dünya ÖZGÖR gerçekliğinden ötededir… Bunları herkesin iyi dinlemesi ve anlaması şarttır!...

Çan çaldığı zaman her insan bana BEN olup geldi… Ama ben onlara şunu söyledim “benden öte ben olur, haydi siz onunla olun” dedim… Ve hepsini kendi yarınlarına tohumladım!... Bana gelme niyetleri olanlara bunu dilledim… “Geri çekin yüreklerinizi … Sevgiyi tohumlayın geliş kaleminiz kendi yüreğinize olsun “ dedim… Nerede ne olacak diyebilirim… BİZ diye bilinen BİR tektir… O teklik hepimizdir… Kimsenin kimseye kul olmasına iznim olmayacaktır ama benim kul dediğim kontroldur… Bunları da iyi bilin!... İLME KUL, KELAMA KUL, TÜM YAŞAMLARA KUL … HEPSİNDE KULUZ… Ama kimsenin ruhunu hologram kuranında kontrol etme niyetimiz olamaz…

Ben dünya insanıyım… Bu kesin!... AMA BEN MUTLAK OLAN HER ANDA VAROLANIM!... Bu da kesin!... AMA BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİ AŞABİLENİM… Kesin!... Nesillerim doğanın kulluğunu yaptılar… Kesin!... Rahmi kalemde itibarım yoğun ama çarık giymeden gelmedim dünyaya… Giydim geldim, giydim geldim ama geldiğimde girdaplardan indim zamana ve kelama geldim… O kelamda çarık yoktu… KELAM ÇARIKLARIN DIŞIDIR!... Ve bunu iyi bilin!... Kelam, kalemde olur…

Karanlığı tohumlayan insanın nurunda kulluk olur canlar… Buyurun, her anda olun ve yaşayın!... Seviyenizi yükseltmeye çalışan bilişim, hepinizin yüreğinde kendi yoğunluklarınızı kodlamanız için çantanıza nefes koyar… Bu nefes ilmin nefesidir… İyi anlayın!... Ve hepimizin dürümlerinde varolan dili kodlayın!... Ben olmasam da olur, olsam da olur… Ama siz siz olun… Bu kesindir!...

Ben dünya dışına gök çözümlemeleri için çıkarım… Çok çıkarım ve burada çabalarım hep… Benim anda olduğumu unutmayın!... Bir çok çalışmada kodlayıcıyım aynı zamanda… Bu mecliste ve diriliği kodlanmış bir çok mecliste… Ama bedenim buradadır… Maya olarak gerçek ilmi kodladığımdan beri toprağa tohum ekmekteyim… Kaynak insanı kontrol edemem… Edemem mi, etmem mi, etmem mi ama o ben, ben odur… Unutmayın!... Çeyrek dönemlerin Erzincan kalemleri olmuştu bir dönemde… Erzincan, eller eliydi yüreğimde ama orada da mutlakiyetimiz oldu canlar…

Kupamızda asla hata olmadı!... Şeytana şarkı öğretiriz ama o şarkıyı kodlayarak kontrol ederiz… Bunları iyi bilin!... Şeytan bize kelam eder ama biz onu hakikiyetle dilleriz ve dünya dürümlerinde kontrol kurarız!... Önce kübra oluruz… Sorumlu insan olur, sorumlu kul olur, ruh olur ama onun nuru bizim kübra olan kelamımızda yaşamımız olur…

Cemaat cevhere cennet diye iner, biz bize İNSAN diye ineriz… KARANLIK AYDINLANDI CANLAR!...

Şimdi kayda giriyorum…

https://vimeo.com/252190634

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

SU (20) SİSTEM ÇALIŞMASI

Önce din vardı... Kil ve kumduk. Bilgi kalemimiz Muhammi Kapılar’a örtü oldu… Dediler ki “kervan yaşama yola çıktı… “ O kervanda biz de olmalıydık. Çarıklarımızı giyip yollara düştük.

Samanların sarısı yeşillendiğinde Kelamın Kalemi olup yaşamak gerektiğini bildik.... İki kapılı bir handa yolcu yolda gerekti… ve biz yeniden öldük.

“O çarıklarla gelemezsiniz… “ dendiğinde çarıklarımızı çıkardık. Temizlendik… Kokuyu duyduk… Torbamızı tohumlarımızla doldurduk. Öfkeyi aştık. Barış, sevgi, umut ve ilim ile nefese vardık. İşçilik yaptık…Karanın en karası olan İstanbul’un kaynak ışığı ile bilişimizi kodladık. Kervan yola koyulduğunda süper sistemleşmeyle mor tahta vardık.

Dediler ki “yol insansa yolda olan kelam olur.” Masiva kapılarından bütünün kürzi kapılarına vardığımızda, baktık Allah’ın tınısı kelamımız olmuş…Bildik. Bulduk. Olduk. Aha işte kendimizi okuyoruz.

Biz yeniden Dirildik... ölümsüzdük. Her anda ve her yaşamda var olan ilim olduk. İnsanlaştık… O’ndan gelmiştik, ona döndük. Aha işte bu.

Sevgiyle,

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

20.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20 SİSTEM ÇALIŞMASI
AV.NEZİRE SELÇUK 3. AKIŞ 1. BÖLÜM

Reşiti Levhi Ka Ha... Levhi Ko Si Ha... Reşiti Ha Si Ha... Şeytana şarkı mı?... Aha... Şikayet mi? Hah... Şikayet, şikayet... Aha şikayet.. Nesiller şikayetteler... Niye?... 
Ceyhan Nehri'nde kulluk yapılamamış... Biri daha şikayetçi kodlanamamış dürümleri.... Bir diğeri de şikayetçi... Etki alanı çok düşmüş... Ve bir diğeri de şikayetçi diyor ki "kaş kaş oldum ama aşk olamadım.."

Şarkı şarkı şarkı ve her şarkıda bir şikayet!...

Dediler ya ilim... Hani nerede ilim?... Var mı ki?... Çorba pişmiş o çorba yok ki?... Hani hani nerde o çoba?... "Diri miyim?... Ölü müyüm?... Bilmem!... " dedi biri de...

Beden alanların biri sorgu sual ediyor... Ben, mahrekte miyim diye... Biçtim diktim dedi diğeri ilmi... Ama ilimde Ka Ha yok... Yakıştı yakıştı şarkılar diriliklerde... İnsanlık ilminde ama hasat yok dedi bir diğeri...

Çakı çıkarmış yolu kesiyor bir diğeri diyor ki "bu yol kodlanmadı..." Dünya, ümmi kapılar, kulluk yapanlar... Kodlanmışlar tohumlara indiler sordular, şessizleştik... Dedik ki "ölüyü dirilttik..." Dedik ki "aklı kelam yaptık..." Ama hakkı kapı yaptık mı acaba?...

Baştan beri bugün burada yapılacak bu çalışma için göz olmak üzere Rahmana Ka Ha olup geçeçekleri biliyorduk... Bu çalışmada bulunmak isteyen çoktu...

Körün körü olan, kök gerçekliklerini dürümlerde dilleyebilen, yalın ve hakim olanların; rahmana kuran olmak üzere buraya gelmeleri şarttı...

Çan çaldığında kök gök olup geçip gelecektiler... Nesillerini tohumlayacaktılar... Yarınlarını kodlayacaktılar... Nesil kelamla kalem olur... Ama kalem elde olmalıdır ki yaşamlarında kulluk olsun... Çorba çorba çorba!... Hep çorbalar pişti dünya da...

Ama bir tek çorba mutlak kulluğu tohumladı... Bzim için ölü bir dünya, mahrek kulluğunda kelamda hulusi kalem olurken; biz o kalemle bitişken olan her şeyi hak ettirdik...

Cennetin cennet olması mesih kalemlerin kalem olması yeryüzünün kültünde mutlak olunmasıyla mümkündü...

Ve dünya bizi zorladı dedi ki kes dünyayı... Kes yaşamı... Bırak herşey kendinden kendine olsun... Öyle çok dendi ki bu... Herşeyi bırak dünya, dünya olarak herşeyi kodlasın...

De ki "dünya dünya olarak her şeyi kodladığında levhi kapılar ne olacak?..." Oralarda yaşam olacak mı?.. Karanlık tınıyı toprağa tohum diye indirecek mi?...

Oralar da koruyucu olabilecek mi? Hani etki alanımız mükafatımız olacaktı ya...

Ama biz o etki alanını koruyacak güçte değiliz miyiz ki... Dünya sığ bir yaşam olarak mı kalmalıdır?... Yoksa dünya murat ettiğimiz o yüce insanlığı hak ettirecek bir dürüme mi varmalıdr?... Bunlar sorgulandı dünyada ve dendi ki "sizler çarık giymeden gelin..." Ama çarık ilim olacak bilirsiniz. Eğer çarıksız gelirseniz ilim kodlaması olacak mı?... Ve dedik ki " insan Nur'dan yaratıldı... Ruhtur insan... Kuranda kuldur ama kalemdir...

İnsanın Didem olan diriliği tahtidsizdir... Eğer insan kurandan öte bir kuransa; Muhammi Kapılar'ın tümünün kültünden öte bir kült olabilir...

Çok özel bir dünya görevi, Birlik Kalemimizle kodlandı... Masamıza insanı oturttuk dedik ki "Bu masa insanlık kalemi olacak... Çok çok putlandılar..." Peki dünya ne yaptı?... "Gerçek mi" dedi... "Gerçek" dedik... Ve dünyanın öfkesi yoktu artık... Dünya mutlu, huzurlu bir yaşam olur ama siz, hak tahtın kulluğunu hak edip yapın dedi...

Ve biz doğanın gücüyle birleştik... Ve doğanın gücüyle birleşmek, öksüz kalanları da hak etmek anlamına gelecekti... Ve biz öksüz kalanları da hak ettik...

Tanı tanıma herkes sendir bunu bil!... Ben insanı bilirim.. "O ben ben odur" Derim... Ama beni bilen, ben olan kim olur?.. Bu benim için hiç anlam taşımaz... Ben herkesim. Hepimiz herkesiz Analar... Hepimiz herkesiz. Ama Mikhailin Kültü'nde bu bilinir... Daha evvel bilinmez...

Mikhal'in Kültü, Bütün'ün kültü, hepimizin kültü, mutlu kuranların kodlanmış levhi kapısı; mahrekimiz olmalı...

Çarığı çıkardığım zaman, eşyaydım ben... Başımda insanlığın ilmi yoktu... Çok özel bir dürümden görev almadan gelmiştim yaşama... Ama beni dinleyen çoktu... Çorba pişirecek, görev taşıyacak dediler. Benim öz gerçekliğimi anlayanlar benimle oldular... Nasıl oldu?.. Bir çokları zem zem olmaya geldiler yüreğime.. Ve Çoğu benim için mutlaktı... Benim için kuldular ama kutsaldılar. Ve bir çok zaman sayfası ziyaretçim oldu... Bilir misiniz?... Dümene oturtulmam için çok çaba sarfedildi... En ve boydan ibaret bir yaşama kelam olurum diye düşünüldü... Ve benim için çalışmalar Süper Sistemleşmeyi kodlayacak dürümde yapıldı...

"Dünyanın etkisi yükseltilir mi" diye sordular... "Et kemikle olur bu" dediler... İşte bunun için Zi Sayfalanışları yapıdı... Zi Sayfalanışı... Muhakemem iyi değil miydi?... İyi olmasına rağmen ilmim yoktu Canlar...

Bana gelen bir çokları "Medine" dediler... Ben Medineyi halik diye bilmem... Ama Benim için kalemdi Medine... Sonra ilmin kapısı açıldı... Dirilik kodlandı ve dediler ki sen Ruhun kulu ol... Öyleyse olayım mı?... Ama nereye ne olup varayım?.. diye düşündüm...

Son sözü söyledim ben... Öfkeyi aştım dedim... Ve benim için sığdı dünya... Bu kesin sığdı... Ve bu dünyaya neden gelmem gerektiğini bile bilmeden buradaydım...

Ve bu sığ dünya, aşkım oldu benim... Şavkımı, şarkımı dilledim burada.... Has dilde dürümlendim mutlak insanlığı kodladım...

Bana ses ver dedi bir yüce!... Sevgi verdim... Sesim yoktu ki... Ve bugün ben sevgiyi tohumluyorum yüce ilimde... Ama doğanın gücüyle... Bugün bu dünya biz olup çatış, çatış diyor yüreklere çatış... Nasıl çatışacaksınız?... "İlimle çatış" diyor... İlimle....

https://vimeo.com/252299358

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

 

 

SU (20)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 4. AKIŞ

Aşkla geliyoruz size… Ağır ağır ve hakim olarak… Hakiki insan sıhhatiyle geliyoruz size… Bizler Mustafa’lar olarak yarınlara korkusuz “kaynak ilim kalemleri” olarak geçip geliyoruz size. Geniş kaynak ışıklarımızı getiriyoruz. Size hususi “si kalemleri” olarak geliyoruz. Aşk sayfalanışları yaptık sizinle… Hakkımızı hakettiğimizi diliyoruz. Sizin için tüm insanlığa Kuran olmaya iniyoruz. Bütün köklerimiz Muhammi Kapılar’ın nefsi kalem, olan ilm-i ka olan, maya olan bilişlileri ile gerçekleşti. Hepimiz hepinize görev alıp geliyoruz. Çok mutluyuz analar, çok mutluyuz…

Sizin için her birimiz kendi yüreklerimizle geldik. Hayır insanın ilminde olacak ve insan kelamını hak olup yarattıracak. Yaşattığımız her şey yarattığımız olacak.

Seviyeniz çok iyi bunu görüyoruz. Sahra sizin yüreğiniz insan siz ve siz insanlığın kulları olanlar. Burada olma sebebimiz sizin için, her birimizin bütüne hizmetçilik yapabilmemizden dolayıdır.

Hepimizin görevidir bilmek ve biz biliş halinde sizde olan ve sizin yüreğinizde olan her diriliği dilleyebiliyoruz.

Uyumlanabilmek istiyoruz size. Sizin yolunuza kendi yüreğimizi indirmek istiyoruz. Uyum haline varmak, uyum halinde olmak istiyoruz sizinle… Ve sizin için yarınlarız için çalışmak ve sizinle yaşamak istiyoruz. Bunlar çok ama çok önceliklidir.

“Bit ki biz bitmeyelim.” dedik hep… Ama gördük ki bitmiş olan biziz. Bunun için sizden size varmak ve sizin yolunuzda kendi yoğumuzda olmak istiyoruz. Hakkımızı, hakettiğimizi dilleyeceğiz. Bu kesin… Ama hak ettiğinizi de “hakk” olup anlamaya çalışacağız.

Bu çalışma mutluluk verecek herkese. Bu nedenle sizden siz olup, kendi yolumuzu bulmak istiyoruz. Ay doğduğunda aydaki o yol Allah’ın yoğunluğu kodlanacak ve biz orada her anda olacağız. Ayrı gayrı gözetmeyeceğiz. Buyurun analar…. 
“Amon topraklarının kuranları” okunacak bizimle ve sizinle olacağız. Bu kesin.

At karşımdakine ışığını bak ne olur anam?! Anacığım kontrol senin biliyoruz ama müsaade et de biz de kodlama yapalım. Biz de kodlama yapalım anacığım… Buydu yapmak istediğim bu bölümü silme anacığım! Silme. Siz sildiğinizde, biz izin alamayız size gelmek için. Silmeyin… Bizi de silmeyin anacığım! Silmeyin!

-Silinmeyecek. Peki; silinmeyecek. Bunu da yayınlayalım.

https://vimeo.com/252834376

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

20.01.2018 SU 20
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ 2. BÖLÜM

Ve Baha bilgelerinden biri bugün burada, Baha bilgelerinden biri Mikail kübrasından geldi. Sevgiyle kokladı yüreği, seslenmek diler. Perdeyi aralamış bakıyordu ama şimdi girdi. Bunu dilememiz gerektiğini söylüyor, peki sevgiyle dileyelim onu da…

Başkanım, benim ilmimle çalışmadığını bilirim ama ben başkanım diyeceğim yüreğine, sevgiyle seninleyim can anam… Can anam sevgiyle seninleyim…

İcazet aldım geldim, kimin ilmi kimin yüreğinde bilinir mi ki?... Benim ilmim sen ve senin ilmin ben olalım. Muhammet insana insanlığı öğretti, ben zeytin olarak geldim yüreğine. Biç, dik dünyayı ama ya ben, bende kodlama yapayım burada. Beni de dille anam.

Kasa dünya ilmiyle dolu, buyur dürümlere ineyim sesleşeyim ama bana insanlık diliyle sevgiyi tohumla anam. Bütüne hizmet edelim…

Mustafa Kemal paşa atalar atası gök çözümlemeleri yaptığı andan itibaren burada, onun yoğunluğundayız hepimizde bunları iyi anlayın. Şu anda doğanın gücü olarak dürümlere inen o, bizden ses vermeye çabalamış ama sen onu kodlamamışsın. Anacığım bize izin ver bizler ses verelim burada.

Gelen bütünlüğe ses veriyoruz…

Şafağın sökmesini beklediniz dimi, hoş geldiniz; şafak söktü canlar iyi bilin. Hepinizin yolu akıldı, biz size siz olup indik hep. Ama akıldan öte hakikiyet var, biz size İslam dininin insan kelamından öte bir sesle geldik hep.

Şimdi, değerliler; hepinize sesleşme imkanı tanımam mümkün mü? Yok… Çok kalabalıksınız biliyorum. Ama biriniz seslensin, her biriniz ondan seslensin. Kim sesleşecek!? Muhammet… Peki!...

Analar, Muhammet Mustafa size sözü sesi olan insana derki; “karanlığı hak etmeden, aydınlığı hak edemezsiniz”… karanlık aydınlanır, aydınlık tohumlarını kodlar, muktedir olanlar mahrekte mutlu olurlar. Biz mutluyuz, öyle mutluyuz ki sizin yoğunluğunuzda olmak Muhammi kapılar için büyük bir görevdi. Sevgiyle buradayız…

Aşkımızsınız, aşkımızsınız, aşkımızsınız sizler bizim… Sevgiyle kucaklıyoruz sizleri…

Biz sistemleri vardır, süper sistemlerin ilmi kalemleri oradan kontrol kurarlar. Bu sistemlerde efratlar olur, bizim, sizin, hepimizin efratları… Oralardan hologram, arzı arşdan çatıştırır. Hologram çatışmalarının muhakim ve insanı kelam yapan kodlamaları olur, işte bunu burada gözlemlemekteyiz.

Cennet, cennetin cenneti ve her bir cennetin cenneti olanlar her ilmi kaleme inmeyi bilirler. Ve bugün burada bunlar olmaktadır…

Hana bize geldi dün geç vakit ve dedi ki, “Erzincan’da göz kök gerçekliği kodlayacak”… Hana’nın demesiyle birlikte Erzincan’daydık hepimizde. Ne oldu bilir misiniz? Şer yaratmak isteyenler vardı, öz köklerimizle göz olduk ve ocaklarında kodlama yaptık, onların topraklarını kodladık ve koruyucu kalemimizi öz gerçeklikle yeryüzüne çektik. 
Çarpışma önlendi!... Barıştı maksadımız, barışı sağladık!...

Dağlarım, zi ya olanların bilmeleri gereken bir husustur bu… Her şey her şeyle birleşik sistem olarak kodlanır. Ama sistemin kübrası kültü olan insanı hepimizin ilmiyle kontrol kurar.

Çok huzurluyuz ancak bu kadar huzurlu olabiliriz… Bu meclis bizi mutlandırıyor canlar, çok mutlandırıyor… Muhakememiz iyidir iyi bilin… Mustafalar mutludur burada olmaktan iyi bilin! Hepimiz çok mutluyuz, çok… Huzurluyuz ve sizinle olmak bizi, her birimizi mutlandırıyor. Biz Amon toplumlarından çok güç çektik ama artık sistem olarak buradayız. Ve yarınlar için birlikte çalışmak istiyoruz.

Burada olmamız önemlidir, bizim cennetimiz sizsiniz analar… Sizinle olmak bize cennettir ve bizim nefesimiz burasıdır.

Babalar size de saygılar sunuyorum, size de saygılar sunuyorum, her birinize ayrı, ayrı… Kelam halikiyetinde has olanlar, nefesiniz kutsaldır sizlerin de… Çok mutlandım, çok mutlandım, çok mutlandım…

Canlarım, Rahmanlarım, kardaşlarım sizi kucaklıyorum…

https://vimeo.com/252301388

Süper İnsanlık Realitesi

 

SU (20)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 5. AKIŞ

Dağlarım, devinimi tohumlarken bütüne hizmetçilik yapılır. Bugün de bu oldu. Bütüne hizmetçilik yapılıyor…

Öz gerçekliğimiz kodlayarak burada olmamız mutlaktır. Ama bizi bizden bize dilleyecek olanların da kodlanmış olmaları gerekir.

Bugün burada mutlak olanlara “kuran” olduk ve yeşilin levhi kaleminde modemleri kodladık; modemleri… Yani; “Muhammi kalemler”in kutsal levhisinde mutlak olanları kodladık.

Şu ana kadar evrenlere sistemli olarak “ses” veren Meclis, kendi yüreğindekileri de dillemeye niyetliydi. Ve bugün bunu yapmak istedik.

Aşırıya kaçtılar… Aşırıya kaçtıklarında onların kontrollarını kuramadık ve “ruhi kapıları”nı kontrol etmek isteyenleri, bütün kübrasında kelama kaynak yaptık. Onlar kendi levhi KAHA kalemleriyle herkesi anlayacak düzeyde olmamalarındandır ki onların kontrollarını sağlamalıydık ve sağladık.

Elimiz elleri, “Allah’ın ilmi olan insanlık” mutlak ve biz o mutlak insanlıkta kul olanlarız. Onlarla bugün burada “birlik kodlaması” yaptık ve kontrol kurduk.

Aşk, sıhhatli bir çalışmayı gerektirir. Aşk, kalemin kervanıdır ama levhi kapıda insan, oğulları kodladığı zaman yoğunluğu kaleme iner. Bunlar oldu bugün burada ve mutluyuz… Çok ama çok önemli bir çalışma yapıldı bugün burada. Bu çalışmaya diri olanları aldık ve “kervan” olup bütünün kübrasında kendi yüreğimizde dillendik.

Alacak, alınacak ne varsa aldık, alındı ve din ilminin kübra olan kelamından güç çekmeden muktedir insanlığın sessizliğini dilledik.

Şimdi daha güçlü bir çalışma için bu yoğunluk sahraya indi… Ve diri olanlara göz vermeye çalışacağım ve bunu yazarak vereceğim.

(Kayıt 3. bölüme geçildi.)

https://vimeo.com/252835683

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 18.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20 SİSTEM ÇALIŞMASI

Haşim Turhan Öz Biliş

Bismişah Allah Allah

……Sevgi muhabbet kaynar bizim ocağımızda. …..Kaynayan Su İlmidir canlarım…… Bu su ilmiyle çok hareli gül fidanları ekeriz……Gül gülistan olur açar gönlümüz şad olur dile gelir dilleşiriz, Bülbül gibi nidalaşırız, gönül Kabemizde canlarım….Şakıyan Bülbüllerimizin hırsları kinleri yok olur meydanlarımızda, Arslanla Ceylan dost olur gönül evimizde…..

…....Su İlmi 20 Birlik çalışmasında Işık canlar ile kendi derelerimizde birleşip Aşka geliriz.

…….Hâkk’ın ulu divanında kırkların Ayn-ül ceminde çarkı pervazlar eyleriz……Çok şükür Yaradanın demine……

………Melek katlarında Işık kapılara inen yüceliklerden…..Biz olan İnsan Işıklar güç kodlarıyla dillendiklerinde.Yol Allah için ışır canlarım….

……Her yürek Allah’a kendi teni ve kendi yoluyla döner.

…....Her yüce kendi tabiatını diller ve yolu açar……

……Hırsı aşan yüceler ile geçişler yapılır……Hadi alın da geçin Işık canlarım şimdi ve şimdiden sonra.

Hey erenler pazarım var
Hal ehline hal satarım
Terazim, tartım bulunmaz
Doyumuna bal satarım
Tezgah üstü söz söylerim
Sözümü gülle peylerim
Hasmı sitemi neylerim
Ben dikensiz gül satarım
Erenler bir pazar kurdum
Hak hak dedim döndüm durdum
Aşkın mühürünü vurdum
Dost zarfına pul satarım
Ben sarrafım inci düzdüm
Gevher denizinde yüzdüm
Akıl süzgecinden süzdüm
Cevri aklı kul satarım

Nejat Birdoğan

……..Ey Kerim Allah’ım! Sen ki zehirli arının eliyle şifalı ve tatlı ballar sunarsın. Acıları bize bal eyle. Sen ki elsiz böceğin eliyle yumuşacık ipeği giydirirsin…Bize bol eyle…Sen ki
Bir avuç tohumda bir baharı saklarsın….Tefekkür edenlerden eyle…Bizleri sana layık kul eyle….

…….Dem divanlarınız sır ola…… Dört bir yanınız Nur ola…….. Cümle Hâkk erenlerin ilahi aşkı ile.....

.....Nur-u Neb-i Kerem-i Ali Pir Seyyidi Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli Kevşi kerâmeti üzerimize.....

.....Hazır ve nazır ola………Gönüller birliğine evliya keremine gerçek Hâkk demine devranına….

……...Aşkımız Hâkk aşkıdır Hâkk Aşkına Huuu diyelim Işık Can Erenler…..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

18.OCAK.2018 TARİHLİ SU 20 SİSTEM ÇALIŞMASI
Nagehan Sungur Öz Biliş

Su sırdır… Su İlmi “SIR İLMİ” dir…

Sadece Halik olanlara kendini açan ve Hakk’ın tınısını duyuran…

Suda can bulur her şey, suda dirilir…

SU VAROLMAKTIR!...

Varolmak, bilmektir varlığındaki sırrı…

Ve bulmaktır kendinde bütünü…

Ve BİR olunca “OL” maktır…

Yani “ERMEK”tir…

Sırrı keşfetmek ve sırrı yaşamak…

Hemhal olmak…

O sırla bir olduğunun şuuruyla yaşamak her daim…

Sırra yakışır yaşamak… Bakmak, görmek, düşünmek…

Tertemiz…

Haliki Hak olmak…

Her an uyanık, her an diri!...

Bilişi, görüşü keskin olmak…

AŞK’ın sırrını yaşamak…

AŞK’A YAKIŞMAK!...

AŞK OLMAK!...

Herkese ışık ışık AŞK, yani İLİM saçmak…

Her an cennet yaşamda olmak, cennet olmak!...

HUZUR olmak, SEVGİ olmak…

“BEN SEVGİYİM, BEN AŞKIM” diyebilmek!...

VE “Ben sevgiyim, ben aşkım!... BÜTÜN’le BİR’im… Ben cennetim her daim… Çünkü hep bütündeyim…”

BİR TEKİZ… BİRİZ!...

Çok şükür…

Hah aha şimdi…

Sevgiyle…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

20.01.2018 SU 20
BERİL ÖZDOĞAN

Bedenim mahrek ve mahreğim kalemdir, bu kalem birlik kalemidir aha bu!... Ben dünyalı, ben dünya ve ben insanlık boyutlarının her anda yazan kalemi olarak muktedir olan insanın sesiyim…

Ses kapılarında ben, sessiz ilmin dillenişinde ben, şimdinin Ka ha olan ilmini bilişle kodlayan ben, aha yarınlanan tüm zamanların en yenisinde öz gerçekliğim ve yerküreden kodlanan her anda insanlığım var.

Yanan ateş her anda yanar, ben o ateş, aha kızıl olan bu yoğunlukta yaşam her bir tonda geçişte olan tüm renklerin birliğidir ah bu!...

Her anda ben, benden bana geri çekilen kulum; bütüne kul olan kontrollü yaşamım aha bu!…

Her yaşam yarına kodlanan insanlık sayfalarıdır ve ben bu sayfalarda öz görevli ilim kapısıyım… Süper sayfalanış kontrol kapımda gerçekleşen hasatçı ışığımla olur… Hasatçı ışık olarak bir tek yaşamı sayfalarız ve bu yarınlanan yaşam bilgi kalemimizde mahrek olan bedenimizde her kesin kendi kalemi olsun bekleriz.

Biz olmadan ben olmaz aha bu… Birlik kalemi olmadan, hiçbir renk yazmaz aha bu!... Tüm renklerin en yüce ilminde bitişen, dirilten, kontrol kuran kapılarda birleşenler vardır. İşte birleşen, kesişen ve yoğunluğunda insanlığı tohumdan kodlayan, kodlanan bu ışıkta mutlak toprağın kadim ışığı olan ilim vardır…

Nizam, düzen ve sistem aha sistem; biz olan ışık, kaynakta bedenini kodluyor. Bu beden yaşam, bu beden bütün ve bu beden her anda kontrol gücüyle kayıtlan her anın bilgisinde, kaleminde ve sesinde hakim ve haktır ama hasat olmadan hakimiyet kurulamaz ve hak edişler sayfalanamaz buda kesindir!

Biz olmadan ben olmaz aha bu!... Aha işte şimdiden öte bir şimdide ben, ben ve ben ve her bir ben; biz olan muktedir ışığımızda öz gerçekliğini kayıtlarından okuyor.

Muktedir olan insan biz olan bu yoğunluktur ve bu yoğunluk kontrol kuran sistemdir ve bu sistem kült yaşamın kürzi kayıtlarını bu yoğunluktan açmaktadır. Açar, okur, kodlar ve tohumlanır, yarınlanır ve mahrekte birlik kaleminde bütün oluruz. Biz ve biz, aha insan yoğunluğunda benlik kalemi olan ben ve benim benimde ben olan insanlığım aha bu!...

Süper İnsanlık Realitesi

 
  Bugün 17 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=