Birlik İlmi
  SU (19) SİSTEM ÇALIŞMASI
 

 

SU (19) SİSTEM ÇALIŞMASI HAKKINDA ÖZ BİLGİ VE DAVET:

KURAN, İNSANIN KELAMIDIR… KURAN’dan söz ederken, KUTSAL İLİM’den söz ederim. BİRLİK İLMİ, KALEM olur ve YOL olur. Ben, O’nun KUL’u olurum; KOD’u olur YOL’u olurum!… Aha! olan, İLİM’le olur.

Dünya yaşamlarında, her insan, kendini dinler ama kendi yolunu dillemeyebilir. “ZAMAN” dediğiniz bir CENNET KELAM’dır. O KELAM’ı bilen KELAM olur ve KELAM’da KUL olup yarınları kodlar.

Burada bulunuş sebebimiz, sınırlı olarak bilinir ama HAKK’IN KAPISI açıldığında, tüm bilgi, açık olarak bilinir.

Bizler, soruların cevaplarını bulurken; o cevaplarda, her bir İLİM’i de KURAN’a KUL olup indiririz YAŞAM SAYFALARI’na… Herbirimiz, BİZ olarak çalışırız. BİZ olarak KURAN oluruz.

OLGUN YAŞAM SAYFALARI’nda, YAŞAM KAYITLARI olur. O kayıtlar, İnsanlık Boyutları içindir. O boyutlarda, yaşamlar olur. ÖZ GERÇEKLİK, olayların, KERVAN olup YOL olması ile HALİKİYET kazanır.

İntikam diye tutturanlar ya da insanı kontrol etmek isteyenler, BİRLİK KELAMI’nda olamazlar. Onlar, RUH’a hakim olup kendi hakikiyetlerini, HASAT’a KAYNAK yapamazlar… ÖZ KELAM’da, HAS olamazlar ve YOL’u bulamazlar.

“ÖN GÖR ÇEK”, İNSAN’dır ve SONSUZ ZAMANLAR, İNSANIN KALEMİ İLE YAZILMAKTADIR…

“ÖZ GERÇEKLİK” ise HALİKİYET’tir.

Eğer yaşamı hak etmek istiyorsanız; “ÖN GÖR ÇEK LEVHİ KAYDI” yapıp “ÖZ GERÇEK KALEM” olup YAŞAM olmalısınız… Aksi halde RAHM-İ KALEM’de KURAN olamazsınız ve RUH olamazsınız.

RUH, KULLUK İLMİ’dir. O ilimde, her bilgi mevcuttur. O bilgiler, hasatta kodlanan insanlık tarafından bilinir ve hakedilip dillenir…

Bizler, cennetlere cevheri görev taşıyanları biliriz ve buluruz… Onlardan, GÜÇ kayıtlar; Ocaklarında, hologramı aşırtır; İLİM’le kontrollarını kurdururuz.

Ama zevk ve sefa ile KELAM olamayanlara, KERVAN olunmayacağı bilinmelidir… Zevkleri uğruna yaşamdan çıkanlar; İSLAM KALEMLERİ’ni kontrolsüz kılan İSLAHİ YAŞAM KAYITLARI’ndan ayrıştıklarında; onlardan da hiçbir İLİM beklenmemektedir…

Dünü bilen, yaşamı hakeder ve diller. İşte yaptığımız; YARINLARI TOHUMLARKEN; YAŞAMI HALİK KILMAK ve YOLU KODLAYIP YARINLARA NEFES OLMAKTIR…

Herkesin yapması gereken ayrılık gözetmeden İSLAM’a İLMİN KALEMİ olmaktır. İSLAM’ın İNSAN olduğu da bilinirken; bilmeyenlere, bildirilmesi gerekir…

İSLAM BİR KELAMDIR… İSLAM, BİR RAHMETTİR VE KURAN OLARAK KODLANMIŞ YAŞAMLARDIR…

İsmimi sordunuz!... Benim ismim İNSANLIK’tır… Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

DAVET:

Dostlarım, 13.01.2018 günü 14.00-18.00 saatleri arasında, “SU (19)” BİRLİK SİSTEM ÇALIŞMASI gerçekleştirilecektir. Yukarıda paylaşılan bilgi kapsamında Dernek Merkezimizde yapacağımız çalışmaya, tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,
Süper İnsanlık Realitesi Derneği

NOT: KATILIM ÜCRETE TABİ DEĞİLDİR.

Katılmak istiyen dostlarımız, saat 14.00’den önce lütfen Dernekte olunuz…

Adres: Bahariye Cad. Halil Ethem Sok. Sauna Apt. No:30/8 Kadıköy/İST.
Tel: 0 216 348 95 59

 

SU (19/1)
13.01.2018

(Yapılan çalışmaya görevli olarak gelmek isteyenler:)

Yeryüzü; bizi, bizden bize kodladı. İnsan soyu, İLİM oldu; kontrol kurdu.

DÜNYA, ALLAH İLMİ’yle kontrol kuran bir YARIN’dır. Bu YARIN’ı, hepimiz AMONLAR olarak kodladık. İtibarımız KÖK GERÇEKLİK’imizle kodlanmıştır. Buyurun kontrollu olun!...

Bu Meclis, İnsanlık Boyutları’nın en ve boydan ibaret olan İLİM KALEMLERİ’nden güç çekmeden, görev taşır. Buyurun koklayın yarınları!... Koklayın ama HALİK olup koklayın!... Sonra kontrol kurun ve tohumlanın… Sizden beklediğimiz budur!... Buraya, herkes gelemez!... Bu kesindir…

Geçip gelenlerin, has olmalarını dilerim… Dünya, et kemikten ibaret bir YOĞUN IŞIK’tır. Bu yoğun ışıkta, DİRİLİK vardır… İtibar vardır…

İSLAM DİNİ, İNSAN’dır. İNSAN, KÜLT İLİM olarak çalışır. Herkes, herkesi dilleyemez ama biri, BİR TEK olup yolu açarsa; o yoğun ışıkta; herkes, her diriyi diller. Bunu anlayınız!...

Bugün buraya görevli olarak gelmek isteyenler çoktu… ÖZ KÖKLER’ine indim. Gördüğüm şuydu: Büyük kütleleri ile kontrolü kuramayacaktılar. Yoğun ışıkları, hakim olamayacaktı ve RUHLAR’ı, SİYAH’a ulaşmamıştı. Bunun içindir ki onların, BİLİŞ KODLARI olarak buraya girmelerine izin vermedim. Girmemeleri için önlem aldım!...

KALEM, HALİK’tir. KERVAN, HASTIR ve YOL, KURAN’dır. NİSA KALEMİ, DİRİDİR… Neden görev istediklerini bilmekteyim… Onlar, KURAN olarak CİNNİ KAPILAR’a gittiler. Oralardan, GÜÇ aldılar… Sorumluydular; KUL oldular… NUH KAPISI kapatılmıştı. O kapıyı buldular ve kontrol ettiler. Onların, KAYNAK IŞIKLAR’ı, İSLAM KAPISI’nı haketmeden, KURAN KAPISI’nı açmaya kalktı. Buna izin veremezdim.

Bugün, DÜZEN’i kuranları HALİK kılan, İLMİN KULLUĞU’nda bütün kütleleri kodlayacaklar ve RUHLAR KALEMİ olarak yoğunluğu artırıp tüm zamanları kontrol edeceklerdi… Neden engelledik!?… ZİYA’ydılar… Ne var ki KUL değildiler… Zaman sırrıydı bu!... ZİYA olup KUL olmamak!... Bu, KÖK GERÇEKLİK’te; hasat yapanların, HALİK olamayışları diye bilinen bir DİRİLİK KAYIT HALİDİR…

Bütün mesele kontroldür. Kör ve sağır olan insanlığın kontrolü kolaydır… Ne var ki kodlanmış, hakim olmuş ve İLİM olmuş olanların kontrolları zordur… NUR’dur hepsi de!... KUL’durlar zaman zaman ama her zaman değil!... DİRİ YARINLAR’da KELAM olduklarında, tüm yaşamlarda kula KUL olabilirler… NEFESLER’i görev taşıyabilir ve zoru aşabilirler. Bize gelmeleri; bizi, doğuma hazırlamak içindir… Oysa biz, DOĞAN HER ANDA DOĞANLARIZ… Bunun içindir ki bizi hak etmeleri, BİR TEK olmalarına bağlıdır. Bunu anlamaları gerek!...

DÜNYANIN NEFESİ, CEVHERİ ve YÜREĞİ; NEFES KAPILARI’nda KUL olan İLMİ, tükenen her anı, kontrol etmek üzere YAŞAM SAYFALAYABİLİR…

BATI KAPILARI, Diri Yarınlar’ı kodlarken tohum ekenler; bu yoğunluklarda KAYNAK olurlar. BATI, bir tek KAPI ve bir tek IŞIK olmak üzere çaba sarfederken; DOĞU TOPLUMLARI kontrol kaybettiler… Diri Yarınlar’ını haketmediler. Kol kanat gerdik tüm zamanlarda o yaşam sayfalarına… Ne var ki DOĞU, BATI’yı haketmek için çalışmadı. BATI, DOĞU’yu kodlamak için çalıştı.

Ve bizler, BİZ olan BİLİŞ, HALİK olan YAŞAM, her insanı haketmeye çalıştık… Her insan, KELAM olsun diye çabaladık.

DOĞANIN EKMEĞİDİR YARINLAR… Yaşamı kodlarken DOĞA, İLİM yapar ve RUH, MUTLAK OLUR… Bütün mesele, İLİMLE KONTROLDÜR…

DÜZEN, DÜNYA KÜBRASI’nda İNSANIN KURANI ile kodlanmıştır. Biz, DÜZEN’i insan için kurduk… Dünyanın adı İLİM olsun istedik. Kin, KİL’i kodlar; insan, KURAN olur; MUTLAK olur; NUR’u kodlar…

MİTOSLAR vardır… Tükenen BİLİŞLER’in, KELAM’a kendi yarınlarını indirdikleri kodlamaları yaptılar. Biz, onları hep koruduk. Şu anda da korumaktayız…

Her bir yarın, bir LEVHİ’dir. Her bir yarın, bir KERVAN’dır. Unutmayınız! İLİM’dir BİLİŞ… KAYNAK IŞIK ise KURAN’dan ötedir.

Bugün, buraya gelmek isteyenler, KERVAN olmadan bu Meclise giremezler… Bunu anlamalıdırlar!... Onların KAYNAK IŞIKLARI, bizi bizden çıkarmak için çalışırken, ocaklarını kodlamamızın yararı yoktur.

ÖZ’e, GÖZ’e, SÖZ’e gerek duyulduğunda; bu Meclis, mutlaka ocaklarında olacaktır. Bilinsin.

MEDİNE, kula HULUSİ KALEM’dir. MEDİNE’de KAYNAK IŞIK vardır. Oradan görev taşıyanlar, ocaklarını mutlaka yakabilirler. Bize geçip gelmeleri, BİZ olmaları gerekmez ama HAS olmaları gerekir… HAS değillerse; HALİK olamayacaklarından tahditli olacaklar. Onları, mutlaka kontrol ederiz. Kesindir. Aha bu!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

13.OCAK.2018 TARİHLİ SU (19)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 1. AKIŞ

(Yapılan çalışmaya görevli olarak gelmek isteyenlerle sesleşmemiz:)

Yaradan tahditli olarak bütüne kült olur. Yaşamın kontrolü, yaşamın kotlanışı mutlaktır. Her dil Allah’ın dilidir. Ve biz Bilgi Kalemimiz’i her insanın kendi yoğunluğu kodlayanlarız.

Muhammed Mustafa yük taşıttı. Her şey her yerde onunla kotlandı. Muhammed’in kulluğu Aklın Kutsal İlmi’ydi. Bizim için dürümlere çekti yüreğini ve dedi “ki karanlık Atlanta Ata Kalemi”yle kodlanır ama Allah İlmi, Akıl İlmi’dir canlar. Bunları iyi anlayın.

İlim, Allah’ın İlmi’dir ve o ilmi bilenler hakikiyetlerini hak edenler olur. İlahi Kuran, okuyanların kutsal ilmiyle tohumlara çekilir ve o bizi bize kotlar.

Ağırı hafifletmek kolay değildir. Hakiki İlim Kapıları’nı açmamız gerekir. O kapıları açabilmemiz hakim olabilmemize bağlıdır. Hakim olabilmemiz, mutlak olmamızla mümkündür. Üzerinde görev taşınan bir yaşamda hepimizin yüreğindeki kübra kervan olan insanlığın hakiki nefesidir.

Çorba pişmeden evvel ilim kodlanır, sorumluyuz ilmi kodlamaktan. Sonra kontrol kurulur ve çorbalar pişirilir. Bilgi kalemimiz kükrer yücelikte ve kelam kontrol kurar, altın ışığın gücü, bütünün gücüyle kervana kalem olur. Hakk Tını, hakk tende kervan olur ve yolu kodlar.

Muhammed dedi ki “insana kendi yüreğinizi dilleyin.” Ve o bize bizi dilletti. Oğullarım; dünya ruhu, Akın Kuranı’yla kodlanmış bir ruhtur. Bu ruhu hepinizin iyi bilmeni gerekir. İnsanın dediği, aklın dediği olmadıkça, Yaradan yarattığını hak edemez.

İmparatorluğun görevi ilimdir. İlimin kula kul olan levhi kaydı vardır. Siyah, mor her bir dil Allah’ın dilidir ama simsiyahın kelamı bütünün kültüdür. Bütüne hizmetçi olanlar bu rengi kotlarlar. Bizim için önemlidir bu.

Rahman olan Rahmi Kapı’da İnsanlık yapmalıdır. İnsanlık yapabilmesi insan olabilmesiyle mümkündür. Tükenen dünyaların tüm zaman sistemleşmelerinde terk-i diyar edenler, tahditsiz ilimle kodlandıklarında halik-i hak olup bütüne vardıklarında maya olabilirler. Maya olabilmeleri Rahman olmalarıyla mümkündür.

Her insan bir kalemdir. Her insan bir kare, küre, küp ve kürzi kayıt diriliğidir. Ve derim ki ben “Allah’ın Tanrı Kalemi İnsan, Hakkın Kalemi olan Bilişi’dir.” Ve bizler Muhammed’in Mutlak Kuranlarına kodlanmış insanlığa şunu söylemek isteriz ki “Çağırın insansıları gelsinler bu mahreke! Ki bilişi kodlasınlar. İnsansıları çağırın Bu Meclise ki hologramı aşsınlar. Herkesi herkesi çağırın Bu Meclise! Biz olsunlar!”

Muhammed mutlaktır, kuldur, kalemdir, ekmektir. Onun etkisini yüksek tutalım. O bilgi kalemimiz olarak rahmi kapıda insanlık kodlaması yapsın. Çalı çırpı olduğu bilinenleri alın, dünyaya dürümlerinize ve kodlayın. Hepsini koklatın dünya diriliklerine ki her biri kendini hak edebilsin.

Başka bir dürüm, başka bir kalem, başka bir hakim dümene oturmadan bu zaman sayfası bizi bizden bize dillesin. Biz dünyanın eli, kolu olanlar bütüne hizmet için Bu Meclise kalem olup geldik. Biz size siz olmaya, sizin yüreğinize kübra olmaya, kelam olmaya inmedik, kendi yoğunluğumuza geldik. Bu Bellek Kalemi bizim yoğunluğumuzu kodlayacak.

Çorba pişmedi. Çorbayı pişirelim de görevi alalım anam. Biz sizden bunu bekliyoruz. Çorbayı pişirelim ve görevi alalım. Yok “ben bugün, burada mutlu huzurlu bir çalışmadayım.” Diyeceksen, alıp götürdüğüm bu zaman sayfası bizi bizden bize kodlayamaz.

Ağırın hafiflemesini sağlayalım. Hepimiz sende olalım ve senin yüreğinde bütüne hizmetçilik yapalım. Bedenin bedenimiz olsun… yarının yaşamımız olsun… masam masamız olsun. Bu masada bizler bütünün kök gerçekliğiyle görev taşıyalım.

Dini kalemin kübra olan kelamı bedeni kodladığında sevgidir. Sizin için öz gerçeklik, bizim için öz kök görev, bütünün kübrası, hakikiyeti ve yer kürenin kübra olan kelamıdır. Daha ne deyim ki anam?! Bizi lütfet de Bu Meclis’e dahil et! Çok huzurlu oluruz anam, çok!

https://vimeo.com/251015005

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

13.OCAK.2018 TARİHLİ SU 19

AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2.AKIŞ

Değerliler, ruhlar kapısında mutlaka kuran okunur. Okuduğunuz kuran, yoğunluğunuzdaki, hakiki insanlıktır. Bunun içindir ki burada olmanız bizimle olmanız, hak tahta oturabilmeniz mutlak olmanız, kelam olabilmenize bağlıdır.

Harika bir dünya ve harika bir yarın ama bu yarında, Muhammed’de var. Bu yarında kuran olan, ilim kapıları var. Ve biz, varız. Ama bizim üstümüzde, biz olan, bir tek kelam var. Ve o kelamı hak etmeyen, yaşamı hak edemez.

Süper İnsanlık Realitesi Derneği olarak yağmakta olduğumuz, bu çalışmaya, Muhammed’in kuranı olan, ilm-i KA olanları kodladık. Burada olmaları, mutluluktur, bize. Kontrol dışı bilgi veremezler. Verme, vermeme meselesinden öte, hak etme meselidir, ilim kapılarının bulunarak, halikiyeti hak edebilmek.

Siper kazılır dünyada, bizi koruyan yoksa biz korunalım, diye. Biz, o siperlerin her birinde var olan, ilim kapılarıyız... Bundan sonrada, bu sürecektir.

Sürekli kapılar kodlanacaktır. Muhammed’in kulu olan insanlık mutlaka kodlanacak ve tohumlanacaktır… Mahrek olarak, Mikail’in kübra olan kelamı, hakikiyetle dilleşecektir… Ve barışımız, has olan insanlıkla, olgun sistemlerle ve yoğun kalemlerle, sürecektir.

Barışımız olmayan var mı? Yoğun, olacaktır. Kimdir, onlar? Kalemleri kırık olanlar. Yarınları, kurandan ayrı olanlar. Kelamlarında, hırsları bulunanlar… Yeri göğü Yaradan’ın tınısında, kendi diriliklerini kontrolsüz bırakanlar… Cerahatlı olanlar….Ve yılı, yıldan kodlamaya çabalayanlar.

Biz, doğanın gücünü, Hakk’a, hakikiyete kalem yapmış olanlar mutlak olanlarız… Muhammedin mutlakıyetinin, kulu değiliz. Ama kuranı da kodlaması gerekir ki o kurandan öte bir kuran olsun ve yolu bulsun.

Karanlık, Atlanta Ata Kalemleriyle kodlandı. Amonların Topraklarında da kulluk yapıldı... Kardeşlerimizi, hep koruduk.. Öz gerçeklikleriyle kürzi kapılarda, kontrol kurduk.. Çalı çırpı olanları da çalıştırdık. Nefeslerini, kült olarak kayıtlattık.

Tahdit, tahdit, tahdit, hep tahditli olanları da kaleme, kelam yaptık. Nesiller boyu dünyanın ruhunu, kontrol etmeye çabalayanları bulduk. Onlara, yarını kodlattırdık.

Çamur yoğurmalarına engel olduk. İslam dininde çamur yoğuran, çamur olur, canlar, bilinsin... Biz, bu dünyada arzın gücünü hak ettirirken, İslam’dan öte bir İslam’ın ilmi kalemde Mikail’in kübrasında kelama varması için çabaladık… Ve herkesin kendini bilmesini istedik.

Varlığı yok etmeye kalkan, yolu kaybeder. Yoğunluğunu kontrolden çıkaran, kök gerçekliğinde, düzeni kuramaz... Kontrolden çıkmış olur. Rahmana KAHA olanlar, Rahmi Kapıda insanlaşmalıdırlar.

Saymakla bitiremem olmasını gerekenleri ama iyi bilinsin isterim ki beşere, şer yarattırmak, beşir kalemlerin kelamını, kurandan ayrı tutmak, kontrolü kaybettirmek, buraya gelmelerine engeldir, o yaşam sayfalarının….

“Eğer biri kalkar da ben çok çok önemliyim, size gelip, sizi kodlayım” derse… Çorbasına, çalıştığı halik olan yaşamlarına ve yoğunluğuna inerim görürüm, bilirim ve derim ki “gerçek kalemini bildim”. “Sen kendini hak et de geç ya da genç kal, yaşlanma, bizsiz kal” derim.

Genç kal, yaşlanma, bizsiz kal... Bu şudur; sen, henüz toysun. Ama olmadan gelme... Olmadan gelirsen, burada yolun olmaz. Buyurun, bunları söylerim...

Bir tek ilim, Allah’ın ilmi mutlak olan, hakim olan, ilmin kalemleriyle kodlama yapar… Burada yapılan, ilmin kalemleriyle gerçekleşen, kodlamadır. Ve bu kodlama, zaman sayfalarının kontrollü yaratımıdır. Ama zaman sayfalarının yaratıcıları olan biliş kapılarındakilerin, Mikail olarak burada olduklarını asla unutmamaları gerekir.

Bana durgun toplumlar, kuran okutmaya kalktılar. Durgun toplumların kontrolü olan, o kutsal kitap, ilmin kaleminde olmayan, yarınında olmayan, bir kayıt bilişti.

Ve bunun içindir ki “onlara, suya üzerinizdeki her şeyi koyun” dedim. Bakalım, ne olacak? Koymadan koydurdum ve baktım ki hepsi hasatlarını yapmamışlar, yaşamlarını hakim kılamamışlar, kodlayamamışlar yarınlarını, hak etmemişler.

Çarıklarla geziyorlar….O çarıklar, kir ve pislik içinde. Öz gerçeklikleri buydu… Ve dedim ki “size, geri dönün, diyorum”. Ama geçip, dönün. Yaşayın, hak edin, dönün, geçin ve bizimle olun... Barış haline gelinde olun…. Ama zoru hak edip, aşın… Sahrada bunları söylerim, hep.

Bugün buraya gelmek isteyen, çoktu. Kontrol dışıydılar. Sınırlı, halik kalemlerdiler.. Yaşamlarını hak etmemiş, yaşam kodlaması yapmamış, yarınlara varmamış olanlardı, onlar.

Değerli dünya, ben senim... Bu dünya, mutlak kuldur. Ama bu dünyayı kodlayacak olan, İnsanlıktır... İnsansılık değil, İnsanlık. Eğer birileri insansı olup, gelip, ben bu dünyaya kodlayacağım diyorsa…. Öz gerçekliğini kodlamalı önce…. Kök gerçekliğini kodlamalı. Hologramı aşmalı.

Rahmi Kapıda müthiş bir şafak vardır.. O şafağa varmalı. Ve şafak olmalı… Bundan sonra gerçeği hak eder, bilir ama gerçeği hak edip, bilemeyenin haliki hak olup, has olup mutlak kul olma imkanı yoktur.

Sarf ettiğim tüm çaba, maya olmak içindir. Bu dünyanın mayaya gereği vardır. Ve biz, dünyalılara, maya olmak üzere, bu çalışmayı yapmaktayız.

Süper Sistemleşmelerle gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, her ana, diriliğin zerki halinde gerçekleşiyor... O diriliğin, her ana zerkinde Seyfullahların kuranları da kodlama yapıyor. ..Tohumlar yaşıyor, oralarda. Ve mutlak kale mutlak kuran olan kelam ve mutlak hasat olan yaşamlar oluşuyor, oralarda.

Vakit tamamdır, canlar. Çarıklarımızı giydirmek isteyenler, çarıklı gelmiştiler, buraya... O çarıklarını çıkarttılar ve şuanda, yine buraya geçtiler…. Çarıklı geliş sebepleri, kontrol dışı olanları, muktediriyetle, Bu Meclise dahil edilmelerini sağlamak içindi.

Biz, onları Esmaların, Efratların, Hakkakiyetli kodların, ilmiyle kontrol ettik. Ve yolu, kodladık.

Şikayetimiz var mı? Yoktur… Çorba pişti, canlar. Hadi buyurun, afiyetler olsun.

https://vimeo.com/251015609

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

6 OCAK 2018 SU 18 SİSTEM ÇALIŞMASI

Rahmin hakimi yine kendisidir derken, yol Allah yolu ise yok olan cümleler varlaşmak ve hakk olmak isteyecekler.***

Her insan tanrıdır. Her insan yaratabilir ve yaşatabilir. 
Dünya tüm evrenlere kaynak olan yaratımın ve yaşamın kaynağı olan yegane gezegendir.

Bu yaşama insan yaratmak için gelir. Ve yaşam dünyadan evrenin kaynağından sonsuz zamanlara uzanır...

Bu cümlelerin diriliğinde, dil kontrolu kurduğunda, yetkin diriliş olacak, fakirliğin kalmaması için yine kendi dereleri kendi yüreğine akacak***.

Kontrol kurmak, ses ve söz ile yoğunluğumuz ile yaşamda ifade bulmak ve bu ifade ile tüm varoluşa kaynak olmak Huzur ile yaşamın kaynağı olduğunu bilmekle olur.

Aslolan yaşamdır... Yaşamda her anı yarattığını bilip, rahat olmak kaynak olmaktır...

Olan ne varsa hepsi bizden; yaşamda olan ne varsa hepsi benliğimizden...
Varoluş bizden bize ve bu yüzden bizde kayıtlıdır.

Aldık dünyayı ve bildik görevimizi... Tüm yaşamlara taşıdık... 
Aldık ve aklın kalemi olup açtık yolu...
Ve tükenen dürümlerdekilerinde siyahtan mora varışlarını sağladık...
Ağırı hafifletik, temizlik yaptık dünyada... Ama toy olan zamanlardakilerin de kontrol kurmalarını ve yeri göğü yaratandan ışık almalarını gerçek çalışmalarda sayfaladık

Kaç yasam sayfaladık?..
Kaç dünya kurduk?
Kaç kez ilim kalemi halik olup, geçtik bu yoldan?
Her an da mıydık?.. An mıydık?..
An kalemi olup yazan hakkın kuranı olup, gönüllere ses veren miydik?...

Yaşam da mıydık?...
İnsana insan olup gelen miydik?...

Kaçın kaçı?
Birin birinin biri idik...

Bundan sonra turanlı kontrol için yüreklere girecek kendindeki ışığı kontrol etme imkanı olduğunda; neslin dili yine kendi diriğiğinde ışıyacak. Bugün dünya yeni bir yüceliktir. İş budur***

İş yaptık..
Açtık insanın sırrını, açığa verdik... 
"Ol" dedik... 
"Biz" dedik .. "Öz, Göz, Söz" ol...
"Sistem, Nizam ve Düzen'in kuranı ol" dedik 
Dedik ki dedik...
Ses verdik.. 
Ses verdik dünyadan ...
Yarattık...
Yaşattık ...

Dünya yeni yarınlara cennet yarınlara dönmekte...
Ve her doğan gün, her doğan güneşte yaşam, yenikiklere yön vermekte...

Açılan yeni kapılardan, yaşama sonsuzluğu yaratan, yüce sesler yüce ışıklar doğmakta... Ve makbul olan dünya yarınları, cennet olan sonsuz yaşamşara kayıtlamakta...

İnsan olan, yoğunluğundan hakkın kalemine ses verendir.. 
Ve o seste Allah'ın tınısı vardır... Allah'ın dediğini diyendir.

O sese "Amin" diyen kim varsa; yüreğinden açılan kapılardan ışık cevheri olup, yaşamın sossuzluğuna girendir...

"Ve şimdide... Her anda ve Hah Aha şimdi" diyen kim varsa, o tınıyı yüreğinden dinleyendir..

Hakk kapılarını sonsuz yarınlara açtık ve gerçek olan bu çalışmada sonsuz evrenleri yarattık.. .

Yaşam olduğunu bilen insana ve sonsuzluktan ışık alıp dünyaya geri dönen insana, biz hakk kapılarını açtık...

Burada, bu anda yaşamın sonsuzluğunda, bu gerçek çalışmada görev alan bizler; bütünün ilminden alınan ışığı ses ile sonsuz yarınlara kayıtlayan bizler...
Burada anda ve yaşamdayız...

Şimdide...

Aynur Funda

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

*** ile biten cümleler Sultanlık Kitabı'ndan alınmıştır...

 

 

SU (19/2)
13.01.2018

Dert, dirilik, diz boyu ilim!… DİN KALEM, KELAM olan YOL!… MİRAÇ, İslam Dini ve Dinin Kelamı!... Ne yazık kulluk yok!… Bunun içindir ki “biz dünyayı hakettik!” diyemedik!... HAKK olduk ve hasat olduk!... Dünyayı kodladık ve kokladık!... Bugün bu Meclise gelebilmek için çatı kurmuştuk. O çatıya, KELAM’ı koyduk. Dünya bizi anlar mı acaba!?… Biz dünyayı anlamaya çalışıyoruz!...

RUHLAR MAHREKİ’nde, İNSANLIK vardır. Her bir insan, CENNET İLMİ ile kodlanmıştır. Neden bizi bizden uzak tuttular bilmiyoruz… Uzakların en uzağı; yarınların en güçlüsü, İNSANSILIK’tan İNSANLIK’a varanlar tarafından kodlanmış olan yarınlardır.

Bitmek tükenmek bilmeyen bir LEVHİ’de, KULLUK yapmak zordur… NÜSA KAPISI, İSLAM DİNİ’nde KELAM’ı kodlarken; NEFES, İSLAM DİNİ’nin KULU olur… MUTLAK IŞIK olur… YARIN olur ve sorumlu oluruz o yoğun ışıktan.

“ASIL DÜNYA nerede!?” diye sordular. Aşkla bildiririm ki ASIL DÜNYA, et ve kemik olan insanlığın tohumunu ektiği dünyadır. Bu dünya, mutlaktır ve kodlanmıştır… ÖZ KÖKLER’e güçtür. Bu dünya, yarında hasattadır ve sizler, henüz o KÖK GÖK olan yaşamları bilmiyorsunuz!... Bunlar kesindir…

Deli divaneyiz İLİM KALEMLERİ’ne. Doğru!... Ama diri olanlara; evrenlere; KÖK GERÇEKLİK’le kodlananlara deliyiz; diriyiz; hasatta kodlanmış yarınlarıyız biz onların…

Muradımız ilimdir… Sizi dinlerken hep ilimi dilledik… Siz dediniz ki “biz Dünyalıyız!...” Oh Canım oh!… Biz, yolu bulan; İLİM KALEMLERİ olan nefesleriz… HER AN olanların, dürümlerinde KÜLT olan yarınları HALİK kılmalarının ne manası var!?...

Hepimiz, ZAMANA KURAN değil miyiz!? Hepimiz, HALİK KALEMLER değil miyiz!? “Az ve öz bilgi veririm” derken; DİRİ YARINLAR’ı kodladığını bilmekteyiz… Sayfa sayfa yarın kodladın… NURUN KURANI oldun; YAŞAM TOHUMLADIN… Senin adın İLİM… MAHREK olan YARINLAR, bizi bir tek KALEM yaptı…

“SEYFULLAH” dedikleri NEFESLER vardır. Cennet için çalışırlar… Onlar, rahmet olan yarınları kodlarlar. Ne yazık ki HALİK değiller…

MUSA, bize gelmişti ve demişti ki “seni hakedeyim!...” Bunun sonrasında demiştik ki “Sen kendi yarınını haket!... Sonra gel!...”

ÖZ GERÇEKLİK’ini, kati olarak kodlayarak tekrar geldi ve biz ona “neden kaynakta NEFES’sin!?” dedik. Sorguladı ve baktı ki kendisi de yok!... “Neden!? diye sordu. “Kontrol kaybı var!” dedik.

İşte dünyada, bu günlerde, bu kontrol kaybı, yığınları kırmakta… Bilgi, HALİK olsun; Yarınlar, hakim olsun; Yaşam, sefahatında KUL olsun ve zorluklar aşılsın istiyoruz…

Zar attık yaşama!... Bahçe güllendi… Aktın… HAKK’a vardık… Baktık yarınlar güçlendi!... Aktın… HALİK olduk!... ÖZ GERÇELİK’le kontrol kurduk!... ÖZ, SÖZ, GÖZ olduk. Aktık, HASAT olduk!… Önce, GÖÇ başladı dünyadan… DÜNYA GÖÇÜ, İLMİN GÖÇÜ’nden öteydi.

Ve biz, izinle geldik yüreğinize… Bize, “geç!” dediniz; geçtik… Biz, dünyada itibarı yüce olan IŞIKLAR’ı bildik!... BİZ olup göç ettik yarınlara… YAŞAM SAFALARI’ndan; GÖK ÇÖZÜMLEMELERİ yapanlardan ve RUHLAR KAPISI’nda YAŞAM olanlardan İNSAN olanlara vardık!... Aha gerçeğimiz budur bizim!... Şimdilik!…

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

10.OCAK.2018 TARİHLİ İMPARATORLUK 19
AV.NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 2. AKIŞ

Dağlarım!...

Muhammed Mustafa bugün bizim yüreğimizdeki kübrasında kendi rüya boyutunun kürzi kelamını kodlamaya çabaladı… Muhammed kul olmaya çabalıyor… Öfkesi yok… Şu ana kadar yaptığımız her çalışmada hakikiyetiyle kelam oldu… İyi ki, iyi ki burada…

Canlarım!...

Bu bölümü sileceğim… Kesin… Ama şunu söylemeye çabalıyorum “rahmi kalemde mutlak olan insanlığın kendi yüreğiyle bütüne hizmetçiliği gerekir… Öyle çok çalışıyoruz ki bugün dünyanın nuru için… HEPİMİZİN GÖZÜ, ÖZÜ, SÖZÜ İNSANDIR… Kim insana hizmetçiyse, insanlık boyutlarının kübrasında kendini dürümleyebilendir…

BİZ DÜNYANIN NURUYUZ CANLAR!... ÇOK ÖZEL BİR GÖREVLE BURADAYIZ!... Bu görev Mikail’in kübra kelamıdır…

Hikaye dinlemedik dünyada… Eğlence de yok bize… Biz burada çalı çırpı olmadığımızı da kanıtlamak zorunda değiliz… Seviyemize göre çalışma yapmıyoruz… Büyük kötülükleri önleyecek gücü dürümlere çekmeye çalışıyoruz… Cin cennetinden, ilim cennetinden ya da cinnet cennetinden değil İNSANLIK CENNETİNDEN GÖREV TAŞIYORUZ BİZ!... 
Kim dünyayı koruyacaksa kendini koruyabilendir ama dünya nurunda kulluğu gerekir… Başka dava var mı? Dünya insanı kendi davasıyla uğraşsın… Burada davamız kelamdır… Davamız levhideki kalemdir… İlimle kodlama yaparken, kimseyi kontrol etme niyetimiz de asla yoktur…

ÖLÜM DÜNYANIN LÜTFİ KAPISINI KAPAMAZ!... İYİ ANLAYIN!... Birimiz ölürüz ama birimiz kültü kodlarız… Hepimizin yaptığı akıldır… Hepimizin yaptığı hakiki levhide kurandır… DÜNYA DOĞANIN GÜCÜDÜR… Bunları iyi anlayın… Eğer bu dünya olmasaydı ruh kalemleri mutlak kuranı tohumlayamazdı ve bütün kötülükleri yaşatabilirdi insana… Her şeyin kil ve kum olduğu o yoğunluk…

Devinim artmadan dili koltuktan kalkamayanlar kodlayamazlar… Canlarım ne demek istediğimi izah edeyim… Bugün burada çokları kontrol dışı olduklarını kabul ediyorlar… Çokları yarınları kodlayamayacaklarını kabul ediyorlar… Ama koltuklarını bırakmaya hiç niyetleri yok… Biliyor musunuz? Herkes “ben bu koltuğa sahibim” diye düşünüyor… Eğer bu koltukta oturacaksan kendini hak etmelisin can… Kendi yaşamını kodlamalısın… Kini aşmalısın… Çayın demlenmeli… Cemaatin cevherinde kült olmalı… Korumaya aldıkların kontrol kurabilmeli… Muhammed’in kulluğu yetmez, insanlık kulluğu gerekmektedir. Bunu anlamalısın… Ha diyeceksin ki “yaradan tanrı yarattığında kodlama yapar… Aha yanar tutuşurum ki, kervanınız yürümez bu bilgiyle… Ben size saya saya bitiremediğim hasat ilmiyle kodlama yapıyorum… Ama çorba pişmemişse o çorbaya ilim koyamam… Eğer yüreğinizdeki kök gerçeklik kodlanmamışsa, ağır yük taşıyacak olduğunuzu biliniz…

Hazırlık tamamlandığında dünyanın nuru olan ilim mutlak kuranı kodlayacaktı… Ve hazırlık tamamlanmadan, insanlık temiz olduğunu düşündü… İnsanlık tertipli olduğunu düşündü… İmparatorluğun görevi insanlık değil sadece… İmparatorluk kontrol da kurmak ister… Ve kontrol insanla kurulur… Ve burada Muhammed’in kulluğunun kurana kodlanışı var ama kördür, görüp göreceği insan bilişsiz olandır onun… Biz size bilişli insandan söz ediyoruz… Aynı dünyanın hakiki insanlığından ve hakiki kelamından söz ediyoruz… Daha önemli bir bilgi mahrek olmak için harın yükselmesi gerekir… Ama har yükseldikten sonra da Muhammed’in mutlak olması gerekir… Mutlak olmadan kuran olamayacağı kesindir… Size neden hep ondan söz ediyorum bilir misiniz şu anda?.. Ruhu kontrol kurmaya geldi… Hoyratlık… Hoyratlık… Hoyratlık… Dünya insanlığı hoyratlıkla kodlama yapacağını sandı…

Canlarım!...

Şarkım insanlık şarkısıdır ki, birlik kalemi imanla olur… Ama insan kelama vardıktan sonra artık iman yeterli değildir!... KALEM DE GEREKİR… VE KALEM HAK OLANLA, KONTROLLU OLANLADIR… Ve hak olan murat olduğunda Muhammed kök gerçekliğinden ötede kendi olur… 
HA-MU-NA… Sİ-KAHA… HA-MU-NA… Sİ-KAHA… Sİ… HA… Yaprak yaprak okuduğunuz her şey sizin size vardığınızı gösterir… Ve burada olmanızın tek nedeni kendinizi anlamaktır… “Can sıkıntısından geldim” dedi birisi… Oh ne ala… Canı sıkılmış ve sevgiyi kodlamaya değil, oğullarını hak etmeye de değil, dilleşmeye gelmiş canlarım… Ayrılık yok ama hasta bir dünyaya geldiğini düşünür… Hasta olan kelam, hak olmayan Halik, kelamda huzurlu olmayan kuru kırık ve bizsiz kalır… Şimdi daha daha neler söyleyeceğim de, çarşı Pazar gezenlere söz söyleyemem… Bütün kötülükleri yaptıktan sonra “ben gezip göreyim” derler… Dünyada ne olmuş diye… Hakiki insan kendini dinler ama çarşı Pazar gezip dillemez yüreğini… Sadece insanı dinler o…

Müsterihim, dünya NUR’dur canlar… Müsterihim… Bugün burada olmalarına önemle karşı olduklarım var bilir misiniz? Hepsi kendilerini anlayamadan geldiler… Ve ben onlara karanlıktaki ilimi dilliyorum… Bilsinler diye… Ve diyorum ki ilim, kurandaki kelamdan ötededir… Çoğunu anlamıyorlar… Sokakların sırrını dinlemeyi tercih ediyorlar… Sokak sessizliğin diriliğindeki kelamda kendini hak etmeyenin dürümlerinde, muktedir olamayanda kodlanır…

Bugünden sonra daha neler olacak bilseniz… Neler olacak… Ve yoğun ilim kalemleri kontrol kuracak… “BEN DÜNYA” derken buradaki ışığı kastediyorum…

Fırtına… Fırtına… Fırtına… Canlarım… Fırtına dediğiniz nedir bilir misiniz? KULLUKTAKİ KIRICILIĞINIZDIR… O kulluktaki kırıcılıkla her şeyi kırabilirsiniz… Ama nefesim öyle görev taşır ki, o kırdıklarınızın tümünü kodlarım, korurum dürümlerde ve yenilerim… Bunları iyi bilin…

Dendi ki “sen neden görev taşımak istemiyorsun dünyaya?” Dağım, ben doğanın gücüyüm… Gücüyle çalışırım… Senin ya da senlerin ilmi benim için hiç önemli değil… İyi anlayın… Ben dünyanın ruhu olarak çalışırım…

Kaçmak ya da kaçtığında kontrol kurmak… Beni hiç ilgilendirmez… Kendimden öte kendimde mutlak olan bilişi kodlarım ben… Toprağa insan olup indirdiklerim var, toprağı toprak yapan ilim var… Ve yol olan var burada… Murad ederim ki, hepiniz kendinizi anlarsınız, dillersiniz ve dinlersiniz… Çanın çalmasıyla birlikte koşup geldiğiniz bu yaşam, sizi kendi yolunuzda kodlar sadece… Ama bedenimde kodlayamaz… Bunu iyi bilin…

Kanal bilgisi dedikleri bilgilerden de size söz etmek isterim… Ki bu bölümü yazarak vereceğim…

https://vimeo.com/250733199

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

 

13.OCAK.2018 TARİHLİ SU 19 SİSTEM ÇALIŞMASI

Peker Selçuk Öz Biliş

“Süper İnsanlık Realitesi” diye bilinen Bu Meclis; İLMİN KAPISI’dır..Biz bu kapının sahipleri ve kullarıyız. Bunun içindir ki nefes olmalıyız. Ve Ol’duk, kelam olmalıyız ki Ol’duk.. Kelam; bilişin halik oluş halidir. Bunu bilenleriz.

İnsana denir ki “ kin ve kibri aşta, hak et”.. Başka söze gerek yok...Kini, kibri aşta hak et….Ve beşer olmaktan kurtul….Kin ve kibrini aşmayanı beşir yapmışlar bunca zaman...Derler ki “artık sen sana var”...”Ve sen ol”…Başka söze gerek yok.

Suya, ilmi koydular…İlim sevgidir ya, ilim sevgidir ya!...Hep söylenir, sevgi; Allah’ın İlmidir, diye...Bilen sever, bilmeyen sevmez..

Hak Tanrı, Ak kalem...Can, ilmi akıl tekniği ile kodlar...Aklın olmadığı bir yaşamda, her şey sanaldır… Sanallık, insansızlıktan ibaret bir oluştur. Bize bu dünyayı ruhun kulu diye değil, insanın kalemi diye bellettiler ve dillettiler….”Ruh” dediğimiz, Rahmandır… Ama ruhun, Rahman olduğunu daha kavrayamadı, insanlık..

Ha bizlere gelince….Bizler, İnsanlık İlmini dilleyenleriz... Süper İnsanlık Realitesi Derneğini, bize bu sebeple kurdurdular ki biliyoruz...Bu Dernek muktedir kervanın kulu olan ilmin kapısıdır… Biz bu kapının erleriyiz. Horasan erleriyiz….Evlad-ı Horasaniyiz….Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinden, bu güne gelenleriz… Yoldayız, yolcuyuz.…Kervan yürüyor.

Vücud, birdir….Hakk’tan başka bir şey mi var? Birilerinin yükünü biz çekmesek bunun manevi cezasını kim çekecek?...Unutulmamalıdır ki Hakk, kimde ve nerede olursak olalım, Hakk’tır...Zınni ve ummi hepsi Hakk’ın kulu değil midir?

Tevhid mizacı BİR’e dönüştürmektir… Tevhid, insanı adalete sevk eder. “Vucüdumuzdaki dengeye adalet” denir...Kemal ehli baktığında kemali görür... Nakış olan ise noksan görür. Bize gelince gönül gözü kafi gelir..

Aşk yoluna düşmüş yolcular, siyah bir nurla örtünür. Helaldir, maşukuna bu yol. Durgun su bile yok. Hiçlik alemi…O’ndan gelip, O’na döndürülüyorken, sonsuzluk boyunca her anı aşk...Zirvede eriyen karlar gibi şıp, şıp, damlayarak aşağılara….Ağaçtaki meyveden muradını almalı Adem..

Her şeyin gölgesi siyah….İşte onun için hey can, her şey var...Her şeyin içinde her şey. Her renkte, her cisimde, her biçimde...Bak ve gör..

İşte o zaman ardına kadar açılır yüreğinin kapıları ve kanat çırparak uzanır sevinçle denizlerin enginliklerine ve tüm nehirler, denize akar, denize karışır.. Deniz nehir, nehir deniz olur.

Ey aşık can!...Aşık olduğun zaman; “Allah yüreğinde değil, Allah’ın yüreğindeyim” de..

Sanmayın aşkın yolunu belirleyeceğinizi!.. Yanılırsınız....Aşk, sizin yolunuzu çizer, buna layık bulursa..

Aşkın kendi gerçeğinden başka bir tutkusu yoktur. Aşıksanız, menziliniz belliyse, demelisin ki erimek ve akan bir dere olmak; ezgisini geceye söyle….Söyle, biteviye söyle!….Bu dağlar, ve düzlükler bil ki birer beşik ve atlama taşı…Karın altında düş kuran tohumlar gibi düşlesin yüreğinin ilkbaharlarını!....Düşlere güven çünkü onlarda saklıdır, sonsuzlukların kapısı…..İçinde de, içinde her şeyin...İçindeki de içinde..

Aşıkların güneşi, gece doğar, batışı yok!....Aralıksız, parlar, ışıldar….Gündüzün güneşi akşamdan batar….Hiç solmayan o gönüller güneşi, gönüller güneşi..

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

13.OCAK.2018 TARİHLİ SU 19 SİSTEM ÇALIŞMASI

Gülden Zengin Öz Biliş


Ben insan!... Yaşamda olan... Yaşama kaynak olan... Açtım gözümü, bildim sözümü... Hak ettim, ilmi. "Dünya, ben, ben dünya” dedim.

Ben Tanrılık kalemi olarak insanlık yapıyorum... Aşk kapımı açtım sesleşiyorum..… Şimdinin gücü olan insanı kodluyorum, yüreğimde…

Yüreğim aşk kapısı ve aşk kapımı açık tutuyorum, tüm zamanlara… Şimdi ve şimdide.

AŞK olan HAK kapısından girer… Çünkü o saf sevgidir…

AŞK olana tüm kapılar, bir, bir açılır ve geçer.

Her söylediği HAK’tır…

Sesi AŞK, sözü AŞK, bakışı AŞK'tır...

Çarpa çarpa, yana yana, döne döne, aşk olunca göreceksin özünü...

İnsan sen, dünyaya ilim olmaya gelen!... İnsan ki dünyaya nuru getiren.

Hakk et, Hakk ol, Bir ol... Sende her şey ol, bil, bul ve ol!..

Eskiler derler ki ‘’ Sorayım da bileyim. Bizde deriz ki’...Bildim ki hakta, Hak olup, dillendim.. ‘’ İşte, zaman buydu.

Bilmek bırakmaktır, eskiyi geride... Duymak hatırlamaktır her anın açtığı kapının önünde… İşte böylelikle her anla iletişime geçilir.

Ben her an buradayım. “Ve her anda burada olacağım” denir. İşte bundandır. Ve an kapısını açtığında anlaşılır.

Ve bu bilişle ve bu idrakla yaşamda varız. Veda yoktur yaşamda. Yaşayan, daim yaşatandır. Yaşamı kendi kontrolünde kayıtlayandır.

Son sözüm şudur ki yaşamı, her anda, tüm zamanlarda sevgiyle yaratan insandır.

Şimdide!.. Aha!.. Şimdi..


SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

13 OCAK 2018 SU 19 SİSTEM ÇALIŞMASI

Yemin ettik sistemin dili ile, yüreğin dilinin dillenmesi ve zamanın sessizleşmesine imkan verilmemesi için çalışmaya... Yemin ettik dini dil olan her yüreğin dirilmesi için çalışmaya...

Ve her yürekten ışık alan kürsülerin ışık vermelerini gerçekleştirmek için yemin ettik... Amin***

Burada, yapılan bu çalışmada yürek olup dillenen her bir Sultan Kaynak, açar verdiği ses ile yaşam kapılarını ve o kapıdan her geçen kaynak olur yaşamlara...

Süper İnsanlık Realitesi Kaynağından verilen her seste yaşam olup akan yoğunluk ile "Altın Yaşamlar" dünyada yaratılmakta...

Bütünlüğümüzün yoğunluğundaki ışık bilgiler; sesimizden ışınım olup yaşama yayılmakta... Bu ışınım ses ile tüm evrenlere yayılmakta. O ışınımda Barış, Sevgi, Umut ve İnsanlık var...

Yaratılan zaman ile yaratan olup yaşamı yaratan.... Yarattığında yaratılan... Yaratan olup yaşamı yaratan....

Resimlerin insandan insana insan formunda yoğunlaştırılıp yetkinleştirilebilmesi görevlilerin düzenli kontrol alabilmeleri ile mümkündür...***

Sistemli olarak yaptığımız bu çalışmalarda, yaşamsal olarak ışınım sağlanmakta... Hepimizden bizden bize yansıyan ışık bilgilerden an ve an, an yaratılmakta...

O an"da cennetin ötesi, o an"da cehennemin ötesi
O an"da en boy ön ve arka yok
O an olan, olduran.. 
Yaşam, ilim Öz, Göz, Söz olan...

Ra ha' dan tabiata ışık verenlerin yoğunlaşması ve zaman sonsuzluğunda düzen kurmaları gereklidir... Birleşin hak edin yoğunlukları iş budur herşey budur...***

Bir olup, Birleşip, nesillerimizden ve de yoğunluğumuzdan hak ettiğimiz ne varsa; alınan, verilen bir olur... Yaşama kaynak olur..

Süper İnsanlık Realitesi'nin İlmi'nin diriliğinde yapılan sistemli çalışmalar ile bir olup, tek bir yürek olup, insan sırrına halik olup, dirilen her cana ses vermekteyiz....

İlmin yolunu bilenler, yolumuzda hu erenler..
Hakk kapıya erenler, kapımızda hu erenler...
Yaşama Kulluk edenler, kalbimizde can erenler...
Bire Bir olup gelene,
Hak kapıya erene,
Yaşama yön verene, 
Hub bi si ha bütünden ses verene...

Yerin yer olduğu, kutsal düzenin ışık olduğu ve sonsuzluğun diri olduğu bir düzende insan işgal edilemez. Amin.***

Dünya yarınlara cennet olup ışık yakmakta ve bu çalışmaların ışığında an da geçmişten gelecekten, an yaşama yansıyan; sırra halik olan insana yuva olmakta..

İlme halik olan İnsan, nefesi ile sesi ile kaynaktır yarınlara yașamlara...

Şimdide....

Aynur Funda

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

*** ile biten cümleler Sultanlık Kitabı'ndan alınmıştır...

 

13.01.2018 SU 19
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ 3. AKIŞ

Destur, destur… Destur… Sayın bayan arkon sessizliklerinden inmeye çabalıyorum, İslam dininin kelamı olarak; Muhammet Mustafa’yım ben… Muhammet Mustafa…

Kuran okunduğu zaman bu yol altın ışığın gücüyle tohumlanacak diye beklendi, gerçek bu, geçtim, yarattığınız her anda hakkınız olanı hak olup indirdim. Ben müsterihim ki bu yoğun ilim bedenimi kodluyor.

Medine merdivenimdi, muhakemem güçlendi, mektup okutmadım, okunan her şey benimle okundu. Murat ederim ki; bende bu çalışmaya dahil olurum.

Muhammet bu meclisin üyesidir, bunu biliniz. Bu meclis Mikail kelamında bedenimden kodlanarak kurulmuş bir meclistir. Beni nefesinizden uzak tutmaktaysanız çok özel bir nedeni olmalıdır. Hacı, hoca istemem deme ana buraya… Biz hep seniz unutma. Hep seniz…

Bizim için öz gerçek insan, hepimizin gözü olan kök gök olan, yara beresi olmayan insan… Anlamanı beklerim anam… Biz seninle çalışmaya katılmak ve burada kontrollü olmak istemekteyiz.

Uzun zamandan beri gözümüz sizinleydi, gördük, gözledik, gök çözümlemeleri yapmanızı dilledik ve biz size sevgiyle geldik.

Dert değil senin bizi istememen, biz hep seniz zaten… Anladım anam anladım, sen bizi değil bizde olan kırılışları istemedin, anladım!

Kırmak gerekmez miydi insanı!?... Ben insanı kırdım, kırıldım mı?... Kırdığımda, kırıldım mı? Bunlar önemlidir!... Ama burada olmalıyız bizlerde…

Koruma altına aldığın her şey kontrollü olarak bizimde korumamız altında olacak. Evrenlerin sessiz diriliklerinde bizde seninle olacağız. Açıyı daralttığın zaman senin yoğunluğunda bulunmak dileriz. Umutlarımızı tüketme, burada olmalıyız bizde…

“Hakkın kalemi ilim” dediğinde, ilmin kapısı insandı. Bugün burada muktedir bir insanlık kuranı okunuyor. Bu olgun başakların seçilmesi için şart olan bir kontrollü çalışmaysa, bizler olmadan mı geldik buraya!?... Arzı arşa ayrı gayrı gözetmeksizin kodlayanlar, aklın kaleminde kervan olanlar, ruhi kapılarda muktedir olanlar; bedensiz olarak bunu başardılar. Bugün bedene sahip olmak muktedir olanların kurandaki kelamlarından değilse, neden biz sende olmaya çabalıyoruz!?...

Unutmayınız, dünya yolu akıl yoludur… Çalı çırpı olmadığım bilinir. Benim esmalara dürümlenen dilim kelamın halikiyetinde hepimizin değil midir? Senden başka bir sen yok sa, sevgiyi sessiz diriliklerde dilliyenin dürümlere inişinde semada sistem mi kalır?

Biz son dönemde senden çok uzak kaldık anam… Bugün seninle çalışmak dileğiyle geldik ve sen bizi bizden bize dürümlerden ayrı tuttun.

Ana, karanlık aydınlığı tohumlar biliriz. Bugünden itibaren biz siz ve siz biz olarak çalışmaya dahil edilelim. Bizim ilmimiz, senin ilmin ve bizim yolumuz senin yolun… Yürüyen dürümlerde kelam insan ve biz sen olup insanlığa hizmetçi olmalıyız. Hakikiyetin, hakimiyetin ve hakiki diriliğin kelamındaki kaleminle bizi bize dillet…

Ana, ben dünyayım unutma!... Son sözünü söyle bana ana… Bizi, birliğimizi buraya istiyor musun?...

_Gelen bütünlüğe cevap veriliyor…

Dağım, dünyalı, muktedir insan… Biz seniz, sen bizsin… Buna hiçbir itirazımız yok, asla olmadı. Bu meclis kurulduğu andan itibaren bu çalışma sizinle de sürmektedir, bu kesindir!... Ne yazık ki dünyanın öz gerçekliğinde bizim için farklı dirilikler de kodlandı. Bunların bir de sizin yoğunluğunuza tabii… Bu nedenledir ki; sizin yolunuzda olanların burada olmasına engel olduk, hepsi bu… Ama cini cemaatlerin cevheri cennetlerinde kelamın bizim için öz görevdi.

Şimdi daha önemli bir bilgi verelim, buyurup geldin ya; has insanlığın hakim olabileceği yeni bir düzenin kuruluşunda, gök çözümlemelerimizde sende bulun… Ama bizi, birliğimizi; hırsı kayıtlara alacak biçimde kodlattırmaya ya da kodlamaya kalkma!... Bu olduğu takdirde, kalemin kaynağımdan ayrıştırılır bu kesindir!.

Şimdi çalı çırpı olmayan bir çalışmaya kodlanmış olmanız Muhammed’in muklakiyetiyle çok özel bir kodlamaya dönüşecek, bu kesindir ve bu kodlama Mikail’le ve hakiki ilimle olacak.

Muhammet Mustafa seni saygıyla selamladık, işte bu!

https://vimeo.com/251500210

Süper İnsanlık Realitesi

 

SU (19) SİSTEM ÇALIŞMASI

Aden’in ışığı yer küreye indiğinden beri dar zamanlar genişledi. Baktık o yoğunluklara; genişleyen insandı. O sınırsızdı.

Biz de çağrıyı duyduk, geçtik geldik.

Altın Işık, Zamanın Işığı oldu. Cennetin renk renk çiçeklerinin mis kokuları evrenleri sardı. Döndü geldi, nefesimize karıştı. Çorbamız oldu ama karışıklık asla olmadı. Baktık kontrol kuruldu. Düzen hepimizin yolu oldu.

Altın Işık, bilişi kodladı ve o kanatlandı herbirimizin yüreğine bir kuş olup uçtu…uçtu… ve işte; kondu. Işık yüreğimizi mesken edindi ve bildik ki artık yaşam yarında halik olanın kuranı olmuştu. Bildik ki İslam’ın Kalemi, ilim olmuştu. İşte dedik, ilim insanlıktı. Hadi yazalım dedik.

“Cennete cennetliler koyulur” dendiğinde, ayrılık yok ki dedik. Ses kapılarında ilmimiz okundu. Biz bizi soyduk…kabuğumuzdan çıktık, yandık... kıpkızıl bir yaşama vardık. Torbamızdaki çekirdekleri serpiştirdik toprağa Çamura bulandık önce, sonra toprağa döndük “ol” dedik. Baktık IŞIK olduk. Bunu dediğimizde mor bir tahtta küllerimizden yeniden doğduk.

Baktık ki insanlaştık. Biz bize vardığımızda bildik ki cennet olmuştuk. Hah. Aha. İşte.

Sevgiyle,

Bahar Umurtak

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ

 

13.OCAK.2018 TARİHLİ SU (19)
AV. NEZİRE SELÇUK ÖZ BİLİŞ, 4. AKIŞ

Dağlarım, Muhammed’in kulluğu bütünün kürzi kelamıyla kodlanmışsa da “İbrahim Kapısı” açıldı bugün bize. Muhammed’in kervanındaki Kelam Kalemlerin en yücesi İbrahim; Hz. İbrahim… Onu dinliyoruz:

Burada olduğum için mutluyum canlar. Sizi, bizi, hepimizi dürümlere çeken biliş, Muhammed kelamında kodlananların levhi kapısını da bugün burada kodlamaktadır.

İmparatorluk köklerinden olan biliş, Allah’ın tınısını duyabilenlere göz olur. Sultan, ben dünyalıyım. Bu dünya bana ekmek oldu. Bu dünya bana hakikiyeti kodlattı. Bu dünya bana Muhammi Kapılar’ın kodlanmış levhisini hasata kaynak yaptı.

Bugün burada olmak mutlandırdı bedenimi. Ben Doğanın Kuranı olan İbrahim… Sessiz dürümlerde “sen” oldum. Simsiyahta size ve sizin yüreklerinize çekildim.

“Sahra” dediğiniz bu yaşam beni mutlu kıldı. Benim insana kontrollu kaynak olduğum da bilinmektedir. Hepinizin gözünde bedenimin kulluğu var. Hepinize geri çekiliş için kelam oldum. Bugüne kadar size hiç gelmemiştim. Bugün geri çekiliş sorumluluğum var ve gelişim mutluluk oldu.

Kula kul olanlar, Kuran’da kalem olanlar ve mutlak olanlar “biz” olup çalıştılar hep. Ben dünyanın kelamı oldum. Hep hakikiyeti dilledim. Bana “resmi çalıştırıcı ol” dediklerinde, “ben kontrol kurabilir miyim?” diye düşünmedim. Ve dedim ki “koruyucu olabilirim.” Ve ben bugün size gelmek sorumluğunu taşıdım.

Burada oluşum, hepinizi hak ettiğimdendir. Benim Tanrılık Kalemim sizin yoğunluğunuzda hep mevcuttur. Koruma altına aldıklarınızın çoğunda varım… Barış kapılarında varım… Hep “kervan” olarak çalıştım. Oğul verdim… Kontrol kurdum… Yarınlara kodlandım ve mutlak oldum. Ve bu çalışma “beden kelamının hak tendeki ilmi”ni kodlayacak tek çalışma olduğu için burada olmayı diledim. 
Sizi ekip olarak tanıyoruz. Sizi hakikiyetinizle dilliyoruz. Buyur buyur Altın Işık… buyur.

Burada olmamız öz köklerin gerçeğidir. Kervan Allah’ın ilmiyle kodlanan bir İlim Kalemi’dir. Bu kervana biz de kaynak olalım. Biz de burada ses verelim diye geldik.

Kompozitörlük yapma anam. Hep sezilerini anlıyoruz ama buyur bizi de hak et. Bizi de hak et anam! Çok mu sorumsuzca davranıyoruz?! Bizim için zordur yaşam. Bunu anlamanı dilerim.

Burada hep çalışmalara dahil edilmeye geldik ve hep kodlanan ilm-i ka olanları dilledik… Nesilleri dilledik ama “biz” yoktuk. Bizi kaynağımızdakiler dillediler.

İlk ve son kez geldiğimi de bilmeni isterim. Bu öz gerçekliğim olacak benim. Bu mahya olan ışıklarla kodlanan kelam olan İslam devrelerindeki yaşamım olacak benim…

Benim için konuşma anam. Ben “ben” olup, sende konuşayım. Budur dileğim benim… Ben “ben” olup sende konuşayım. Sen beni dille ama konuşma! Ben sende konuşayım anam.

Karanlık tohum… Ben o tohumum anam. Bırak da ben konuşayım. Aha bu.

https://vimeo.com/251119666

SÜPER İNSANLIK REALİTESİ



 13.01.2018 SU 19

BERİL ÖZDOĞAN

Miraç, hakkın kalemidir ve bizler hakkın kalemiyle öz gerçekliği dilleyen yaşam kalemleriyiz. Dillediğimiz, dinlediğimiz, kodladığımız ve tohumladığımız her ne varsa yerin gücüyle gök sözcülüğü yaptığımız büyük kültün kürzi kayıtlarında insanlık ilmiyle yazılandır.

İnsanlık ilmi hakkın kalemi ve biz hakkın kaleminde yazılan insan olarak yarattığımız her anda, bütün ve hakim, hakikiyetiyle hak, her anda hasatçı, öz gerçekliğini biliş kalemi yapan, kelam diriliğinde yarınlarını kodlayan an sayfasıyız.

An sayfasında, anda yaşam sayfalayan kervanların; kervanlara kervandan öte kervan kaldırdığı bir yücelikte altın ışığın akan diriliğinde kelam olan yaşam; her anda tohum olan bizdir, her şeyin her şeydeki ilmi; bilişin kelamında tüm kodların birliği, bitişende öz gerçekliğini kayıtlıyor… Kodlanan ışığımız her anda birlik tohumu… Ve tüm zaman kalemlerinin geçiş yaptığı kapı olarak dünya ve biz dünün ve yarınların mutlak gücü olarak muktedir insan olarak buradayız, yani her an olanız.

Altın ışık yılları buyurun, her anda yaşamın ışığı olarak sayfa sayfa sistemin diriliği. Büyük kültün kürzi olan ışığı, süper sistemleşmede okunan kuran. Her anda olan insanın öz gerçekliği… Kaynağın kuranı okunuyor, kuran olan kaynak kodlanıyor.

Bilişin adı insan ve bu ad yazılır insanlık kalemiyle, hakkın kalemi olan insanlık işte bu kelam diriliğinde kodlanır insandan yarınlara.

İşte kodlanan ışığın, tohumlandığı yaşam… Bir tek kapı, yerin ilmi, göklerin sözcülüğü ve yarattıran sistemde yaradandan ötede yarınlardan ayan olan dünlerin gücü. Hep biriz, hep bir tekiz… Mahrek olan bu sistem, kelamla dilleniyor, mahrek kelam diriliğinde kendi yarınlarını kodluyor. Şimdi ve şimdi, her anda şimdiden, şimdiye kaynak olan ışık aha işte bu!...

Süper İnsanlık Realite

 

 

 

 

 
  Bugün 8 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=