Birlik İlmi
  Av. Nezire SELÇUK Öz Akışı- Birlik
 

02.07.2011 BİRLİK SEMPOZYUMU

AV. NEZİRE SELÇUK’UN ÖZ AKIŞI

 

 

 

Canlarım, dünya büyük bir kottur ve bu kot, BİR’e hizmetçidir. Her bir Altın Tohum, ki hepiniz birer Altın Tohum’sunuz, Birleşik Aile’mizin görevlisidir. Doğa ilmin hakkını verdiği zaman yürek, Kati Yoğunluklar’a kotlayıcı olabilir. Bugün bizler Birleşik Aile olarak, bu salonda toplanmış olduğumuzu bilerek, Kati Yağmurlar’ın yağmasını sağlayacak dürümde, kendimizi Kaynağa kattık.

 

İmsak saatlerinde dünya çok güçlenir. Zirveler çok yoğunlaşır ve yeryüzüne iner; yeryüzüne akar. O saatlerde, Birleşik Ailem Dünyanın Tohumu’nu yaşatmak üzere burada bu mecliste olur.

 

Canlarım, Birleşik Aile, bitki, hayvan ve tüm sayfalarla Teknolojik Kotlama yapar. Ve hepimiz bu tahditsiz Kotların Birleşik Kaynakları’yız. Doğru düşünüp doğru davranmamız sorumluluğumuzdadır. Kara Kaplı Kitap olan sizzler; her bir kaynak, bizim için çok değerlisiniz.

 

Değer biçersiniz yüreğimize ve dersiniz ki “O kendini ne zanneder?” Canlılar, biz hepimiz BİR’iz. Bunu anlayan, kendinden, kendi yüreğinden anlar ve hasatını yapar. Yaptığını da diller ve dinler.

 

“Şer yaratan şer yaşar.” diyorlar. Affedin ama şer, affın yoğunluğunda olur mu? Kulluk bizim için zordur çünkü, Sultan olmak daha kolay gelir. Bilir misiniz ki Dünyanın Ruhsal Meclisi büyük kötülükleri önlemek üzere Teknolojik Kotlama yapmaya çalıştığında, herkes “Kendimden ötesini bilmem.” dedi. Dara düştü. Bizler hepimiz BİRLEŞİK KOT’uz. Kimse ötekinden üstün değildir. Ve kimse ötekinden aşağı değildir. Bunu herkesin net olarak bilmesini bekleriz.

 

Sanal Yaratı’da insan soyu, kendi yüreğini, kendi yoğunluğundan güçlü sayar. Tanrı der ki “İnsan altın bir yaratıcıdır.” Yarattığı kendi, yaratan kendi… Aklın yolu tek ve hepimiz o yaratanda kendi yüreklerimizi yaratmaktayız.

 

Tartmayın yüreğimi. Ben, Rahmanın Kuranı’yım. Hepimiz öyle miyiz? Mahrek’in, Rahmetin Kuranı’nda kim, ne olduysa odur. Cennet Cevheri, Allah’ın Teknolojik Kotlaması’nı yaptığı zaman, Kara Kaplı Kitap olur, Toprağın Tohumu olur, Yarının Kuranı olunur ve bizimle olunur. İşte budur olan.

 

Nefes, Allah’ın Sesi’dir. Bilgi, aklın yoludur. Kaynak, ışığın yoludur. Ve biz Ana Kapıyız. Bunu bilen yarını bilir. Tembih ettiler dediler ki “OL! Okul kur, Yaşa! Ve kendinde, kendi yüreğinde kayıt yap.” Sakın ha! kendi yüreğimde yaptığımı sanmayın, her bir Yüce bende ben olur, kendinde olur, teni olur, Tanrı olur yaşar. Ve yarattığı kendi, yaşattığı kendi, oklu, kotlu olsa da yüreği yine kendi olur. Biz O, O biz değildir. O bizde biz, biz Onda, O oluruz. Bu kesindir.

 

Dağlarım, düne güne, bugün çok daha üstün bir çalışmaya adım atıyoruz. Bu çalışma, YAŞAMLARIN KURANI’NIN KOTLANMASI içindir. Nefsin aşılmasından itibaren bu çalışma başlatılacaktı. Aklın yolu tek ve hepimiz aklın yolundayız. Yazı yazmak insanlık için gereklidir amma yazı yazdıktan sonra yazılanı anlatmak ta önemlidir.

 

“Çakıl Taşları doğdular, oldular, Allah için çalıştılar.” denir ya, aklın yolu tek ya, her biri aklın yolunda iken Kahir olup, Hakim olup, birleşir ve BİRLİK AİLESİ’ne dahil olur.

 

Sevgililer, Mekke, Allah’ın dediğini dedi. Hasatını yaptı. Mekke’de insan ruhsal bir yaratandı ve Mekke, Allah’ın Toprağı’nı kotladı. Ve bizim ilmimizi kendi yüreğinde dilleyen Muhammet Mustafa, ışığını kontrol altına aldı ve tohumlarını kontrol ederek, Teknolojik Kotlama yaptı. Bunu bilen var mı?

 

Nefes aklın yoludur. Hepimiz, yetkin olarak bu çalışmayı başlattığımızdan beri, doğru düşünüp, doğru davranmak üzere çok çalıştık. Yerin göğün ilmini bildik. “OL!” dedik OLDU! Sultanlar, biz Allah’ın Toprakları’yız, tohumlarıyız, yaşamlarıyız. Yerin göğün hakkını vermek bizim için geçişi yaptırmak demektir.

 

Sindirilen bilgi, Yeni Dünyanın İlmi’dir. Hasat yapılmıştır. Birlik Tekniği ile yapılmıştır. Ve bu gün hasatı yapanlar, topraklarını kendi tohumlarıyla kayıtlamaya çabalarlar. Denir ki “Yarın yoktur.” okuyun, bilin ki yarın; bir Altın Tanrı’nın Tohumları’yla yaşatılacak. Ve Altın Tanrı, Teknolojik Kot’tur. Ve Teknolojik Kot, Büyük Kütle’nin Toprağı’nda yaşayacaktır.

 

Beste yaptığımı sanmayın, besteci değilim. Diriyim ve hasatımı yaptım. Kulluk yapıyorum burada. Dünya diri olsun, yol, ilmin hasatını yapsın, ışık yansın diye… SÜPER İNSANLIK REALİTESİ DERNEĞİ olarak yaptığımız her çalışma, yaşamların kontrolü için yapılmaktadır.

 

Nerede artık kulluk bitmişse, orada Birliğimiz kotlayıcı olur. Nerede yürek kırılmışsa orada yüceliğimizde kendi yüreklerimiz kotlayıcı olur. Bindiğin dal aklın dalıysa eğer yarınlar, Muhammanın Kuranı’ndan da üstün olur. Dönmekte olan dünya, yaşamların kotlanmasını sağlayacak birlikle döner.

 

Değerliler, BİRLİK AİLEM, İNSANLIK İLMİ’ni herkese anlattıkça, Bütün Kütle bu ilmi dilleyecek dürümde kendini hak edecek ve BİRLİK AİLEM, Kuran okuyup, toprağı yaşatacak dürüme varacaktı. Ve bugün gelinen nokta, aklın yolunda olunan noktadır.

 

Dünya yaşıyor… Hepimiz yaşatıyoruz dünyayı. Ama dünyanın yoğunluğu artmalıydı. Hani Şevki Bey demişti ya “Manyetik kaynaklar, manyetik yaşamlar, koyuluklar….” Onu, biz yapmaktayız Canlılar… Her bir sayfada bu manyetik kayıtları kotlamaktayız. Hepimiz birleşip yapmaktayız bunu. Kitle bilincimizle, yoğunluğumuzla, yüceliğimizle, yüksek ışığımızla…. Ve hepimiz Doğanın Kutsal Işığı’nı yakmak üzere buradayız.

 

Sanırlar ki evrim için gelindi dünyaya… Aklın yolu tek Canlar. Sizler, büyük kötülükleri önleyecek dürümde buradaydınız, her anda… Hani evrim nerede? Hep BİRLİK İLMİ’ndeydiniz. Öyle çok çalıştık ki… Yazıları okumak zordu, okutmak zordu. Bütünlemek zordu ve bugün dünya kendini yeniliyor.

 

“Yarın dünyada ne olacak? diye sorulur. Bakarlar, fal açarlar; yarın Dünya ne olacak diye… Dorukların Tohumları dünyaya ekilmeye başlandı. Yeni nesil, çok daha güçlü biçimde dünyaya ekiliyor. Bu kesinlikle olması gerekendir ve oluyor. Yeni bebeler doğuyor ve bu bebeler, Bütünün Kürsüleri’nden geliyorlar. Bunu bilmenizi çok isterim.

 

Bilgi Kapları’mızı alıp dünyaya geldiğimiz zaman sayfalarına bakın ve bugüne bakın. Her şey öylesine farklı ki… Nesilleriniz, kendi yüreklerinizde değil, BİR’de yaşayacaklar. Bunu anlamak zor mudur? Tüm insan sayfalarını okuyoruz burada. Kaftanlarını giyenleri dilliyoruz. BİR’e hizmetçileri hasatta Hakk’ın yoğunluğunda kotluyoruz. Ve görüyoruz ki hepsi iş yapıyor. Hepimiz, Ana Kaynak’ta işçiyiz.  Canlılar, bunu anlayan var mı?

 

Bugün dünya tohumları yaşıyorsa iş için yaşıyor. BİRLİK AİLEM dünyadaysa, iş için dünyadadır. YA HA! Biz dünyaya evrime gelmedik, ekmek için geldik ve ekmek aklın yoğunluğunda yapıldı, yaşatıldı yüreklerde ve o ekmek herkese sunuldu.

 

Tanrı dedi ki “Ana Kaynak ilmi sayfalıyor.” Yazıları okuyoruz Canlar, herkesi okuyoruz, dinliyoruz. Kimse kimsenin ilmini anlayacak dürümde değil zannediyoruz. Bakınız ne diyorlar “Korkun! Herkes korksun! çünkü yarınlar Kuran’da yazdığı gibi çok çok felaketlerle doludur.” Ah be Canlarım, felek gelmiş de ses verir der ki “Yaşa!” sizse diyorsunuz ki “Yarınlar biz için kötülükle doludur.”

 

Otu kendi olmayanların, yarını kendinin olur mu? Bilmiş olun ki doğan gün yenidir. Ve bizler ve bizle dillenen her bir sayfa, Allah’ın sessizliğinde dilleniyor. Size bir de şunu ifade etmek isterim. Yanılgı şudur; “ben Atlanta Kotlaması yapıyorum ve ben ışığım. Ben Yüceyim ve benden öte bir ben yok!” Derler. Affedin ama her bir sayfa aklın yoludur ve Atlanta Kotu’dur. Bunu bilen var mıdır?

 

Dönüp duruyor dünya, hala dönüyor ve dönüyor… ve yine dönecek. Ama dönen dünya, aklın yoğunluğuyla dönüyor. Sokak aralarına girin, dinleyin, herkes “BEN” diyor. “Ama ben onurluyum ki bedenliyim ve Hakk’ın yolunda ışıyanım.” diyen var mı? Kasaları dolmuş, kaynağı dolmuş, ışığı dolmuş ve yolu açmışız… Öyle mi? ya ışıksız kalanlar!?

 

Canlılar, dönmüş durmuşsak, ışık içindir. Yılların ışığını yakmışsak, yol içindir. Kaynağa varmışsak, Rahman’a Kuran olmak içindir. Ekmek olmuşsak, eskiden olduğundan çok daha üstün bir ilmin sayfalarını dillemek içindir. “Doğan gün yenidir.” diyorum. Ve bugün, aklın yüceliği ile doğmuştur. Savaşın sonsuz yoğunluğu olur. Bizler savaşçıyız ama bizler barışın savaşındayız. Bunu bilen var mıdır?

 

Kara Kaplı Kitap Sultanlık okunur, okunur ama anlaşılmaz. Biliyoruz anlayan Allah için anlayacak ama anlatan asla yaşamında, kendinde kotlayıp anlatamayacak çünkü, kulluk için yazılan kitap, Kuran olup okutulan kitaplardan farksızdır.

 

Allah dedi ki “Onurluyuz ki ışık yandı! Bugün burada bu cemaat, bu Cevheri Cemaat, Yedek Sayfalama yaptı.” “Bu ne demek?” diye sorarsanız, ifade edeyim. Yedek sayfalama şudur; baştan beri Dünyanın Ruhsal Meclisi, yol için çalışmalar yapmakta iken, tohum ekenlerin bir kısmı, kendi tohumlarını kontrol edemediklerinden kaftan çıkardılar. Okuldan kaçtılar. Bilir misiniz? Okuldan kaçanların, yetkin olup yenilenmeleri şarttı. Dara düşmelerini asla istemedik. İnsan, Uluların Diyarı’ndan geldiği zaman, okulda herkesten üstün sayar kendini ve biz diyoruz ki “İyi ki OL! dedik, OLDU!”

 

Canlarım, Değerliler, bu çalışma sürmelidir ve sürdürülecektir de. Vakti geldiği zaman biz yeni bir sayfa okutabiliriz. Ama bu çalışmada, insan sayfalarının en güçlü ışıklarının yandığı bir sayfayı okuttuk.

 

Doğu, batı kültürleri arasında önemli fark vardır. BRAHMA KUMARİS, doğu kültürünü temsil eden bir yaşayış kaydıdır. Ve İNSANLIK GÜNEŞİ, batı kültürünü temsil eden bir yaşayış kaydıdır. Baktınız gördünüz ki “BİRLİK” haline gelindi. Doğu ve Batı… gördünüz, her biri aynı şeyi zikretti. Yanlış var mı? yok! Ve bizler tohumlarımızı yenilerken doğudan ve batıdan ışıklar çekip Bütün’e hizmetçi kotlarla bu çalışmayı sürdürmekteyiz.

 

Kelam, aklın yolunda, kendi yüceliğimizde ve yoğunluğumuzda iken kin ve nefret kalmaz Canlılar. Şimdiye kadar yaptığımız her çalışmada ışığımız güçlüydü. Bugün de ışığımız yine güçlüdür. Tohumları yaşatmak zordu, bugün de zordur.

 

NAHAR, Dünyanın Ruhsal Işıması’nı yapar. KA-HA, Dünyanın Rahmi’dir, Kati’dir. Yaşamı kotlar. Ve HA, Toprağın Işığı’nı yakar. Ve KA, Mahrekin Kuranı’nda yazdığından çok daha üstün bir çalışma yapar. O, Kuran-ı Kerim’i kotlayabilenin ışığında, Kati Yağmurlar halinde dünyaya indirilmiştir.

 

Bu çalışmaların sebebi şu ki Tanrının Ruhsal Işığı doğsun, yarınları kotlasın, yetkin olsun ve kendi yüreğinizde kendi koyuluğunuzda ışığını yaksın. Her bir sayfanın Kelam İlmi’yle dillenmesi beklentimizdir.

 

Biçki dikiş kolay değildir. Ama biçtiğinizi diktiğiniz zamanki mutluluğunuz, elbette ki tarifsizdir. Öyleyse, biçin, dikin. Kotlayın, Kati Yoğunluklar’da yağın. Sizden isteğimiz budur.

 

Değerliler, bugün BİRLER KAPISI’ndan geçiş yapıyoruz…

 

Netice şu; BİRLER KAPISI, KA-HA olanların geçtikleri bir kapıdır. Bugün yol, Allah’ın Koyuluğu’na girdi. Buradan geçmek, yaşamların tohumlanması için gerekliydi. KA-HA, Tanrı’nın Kotu’dur. Ve bizler, BİRLER KAPISI’ndan geçiyoruz şu anda.

 

Yazıların okunmasından çok daha üstün bir çalışma yaptık. Kati Yoğunluklar’ın tohumlarını kotladık ve yaşamları yanlışsız olarak kayıtladık. Yeniden dünyaya inebilmek ve yeniden tohumları kotlayabilmek ve yeniden yaşamları kayıtlayabilmek zordur.

 

Sevgililer, RAB Sayfası, Rahman’ın Kuranı’ndan aldığı bilgiyi sizlere diller. Rahman’ın Kuranı ise Bütün’ün Kutsal Işığı’yla kotlayıcı olur.

 

Sevgililer, ekip haline gelmek sorumluluktur. İkmal tamamlamak değil bu çalışmalarda istenilen. İkmali olanlar burada bulunmazlar zaten. Bu kesindir. Ve bugün buraya girenlerin, Doğanın Kuranı’nda kendi yoğunluklarını kotlamaları beklendi ki bu da gerçekleşti.

 

Ekmek Allah’ın Tohumu’dur Canlarım. Ve bizler burada bu ekmeği yoğurduk, pişirdik ve afiyetle yiyiyoruz.

 

Hepinize saygılar sunuyorum.

 

 

Av. Nezire SELÇUK

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

 

 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=