Birlik İlmi
  Av. Nezire SELÇUK - AYNA
 

19.11.2011

BİRLİK SEMPOZYUMU (3)

AV. NEZİRE SELÇUK’UN KONUŞMASI

 

 

Bugünün çok özel bir gün olduğunu düşünüyorum. Çok farklı paylaşımlar oldu. Arkadaşımız kişilik tahlilleri nevinde şeyler de yaptılar. Farklı frekanslardan paylaşımlar oldu.  En üst frekanstan, en alt frekansa kadar… Farklı renklerin hepsi burada bugün, bu da çok hoş…

 

Zaten biz Turkuaz Göz çalışmasına başlarken, bir Yaşam Çiçeğiydi sembolümüz. Her renk vardı orda. Daha sonra Güç Çalışmaları, Birleşik Işık Çalışmaları bunların hepsi bugüne bizleri taşıyan sürecin kilometre taşlarıydı. Ve önümüzdeki aydan itibaren, “İNSAN ÇALIŞMALARI” başlıyor ama Gerçek İnsan Çalışmaları, Tanrısal İnsan Çalışmaları… Ve ümit ediyorum ki o çalışmalarda yine hepiniz burada olursunuz. O İnsan’ı birlikte yaratırız.

 

Arkadaşlar, benim benim konuşma konum “AYNA”. Dilime geldi yazıverdim. Bizler, Cevheri Yaratı’da aslında yarattıklarımızı kayda geçiriyoruz. “Nüsha Serveti” dediğimiz servet, tamamıyla bizlerin, düşüncelerimizin ürünü olan “Yaratım Tablosu”dur. Dolayısıyla o tablo, bizi yansıtıyor.

 

Yine “Yaratı Tablosu”nu aktive eden “Birleşik Işık Çalışmaları”nın, Bütün’ün Rahman Boyutundaki; enerjinin, sesin olmadığı o Bütünsel Tabloda yoğunlaştırarak, koyulaştırarak akışa geçirdiği bilgi, yine  “BİZ”dir. Ve orada eksi sonsuz ve artı sonsuzun kesişim noktası olan nötr noktasında, devinimin başladığı ve Cevheri Kayıtların, Formal Tohumlamaya dönüştüğü noktada yine biz var, yine oradaki  aktivasyon da biz tarafından kayıtlanıyor ve Tanrısal örüm halinde tertipleniyor; Birlik Bilinci’mizle yaratılıyor. Yaratılanın enerjisel vasatlarda şuur ve şuur auralarında akışa geçişinde, akan yine biziz. 

 

Bu durumda Gürz aslında bizim “Aynamız” değil midir…? Ha!, diyeceksiniz ki “Bizler, ölümlüyüz…” Hayır! Bizler ölümlü değiliz. Bu beden bizi sınırlandırmıyor. Her şeyden önce bunu idrak etmemiz gerekiyor. Bizler ölümlü değiliz. Bizler bilinç üretimi için beden sahibi olmuş varlıklarız. Bedenimizde bilgi transformasyonu yapıyoruz ve bilinç üretiyoruz. Ve üretimimiz, yaratımımızdır. Yarattıklarımız bizim Aynamızdır. Ve biz, bizi seyrediyoruz her zerrede…

 

 

 ÖZ AKIŞA GEÇİLDİ…

 

Çatışmaya girmek istemiyoruz ama Bütün’e hizmet, BİR’e hizmetle mümkündür. Tohum ekmeniz için buradasınız. Ve bu tohum, “HAS TOHUM” olmalıdır.

 

Büyük Köklerin dünyaya çekilmesiyle birlikte, Dünyanın Ruhsal Meclisi, Bütün’e hizmet için kendi tertibini, kendi Tahditsiz Işığını dünyaya akışa geçirmiştir. Bitki, hayvan ve tüm seslerin diriliğinde var olan ilim, AKLIN İLMİ’dir. Ve bizler, Beşir Kapların her birinde tohum olan, İLM-İ HAK olan Birlikleri tohumlayanları, sayfaladık. Sanal Boyutlar’a kotladık, kayıtladık.

 

Çakıl Taşları bile, Dünyanın Ruhsal Meclisi’ni tohumlayamayacak olanları, dürümlerinde barındırmak istemez… Ekip olarak burada bulunan her bir Yol, tahditsiz olarak ışığa yönelmiştir…

 

Biçare Dünya, Rabbi Sayfalar’ın her biri, Birlik Sayfaları’mıza Daimi Kap olmak üzere Bütünün Kürsüsü’nde kendi tertibini yapmaktadır.

 

Kalem alın yazın; Allah, doğum ölüm olmayan Yüreklerde dillenir. Tanrı der ki “OKU!” biz, tohumları yaşatanlarız. Kasalarınız, Toplumlar’la doludur ve o tohumları kotlayacak olan toplumlar, Bütün’e hizmet için Birlikler oluşturdular. Bütün’e hizmet, yasaların tohumlanmasıyla gerçekleşecek olan BİR, Yeni Dönem’de, Bütünün Kürsülerinde kayıtlanacaktır.

 

“Alton Tohumlaması” dediğimiz yeni bir tohumlama başladı. Bu Tohumlama, Birlik Tekniği ile kayıtlara indi. Ekip olmanızı, Öz Görev taşımanızı ve sıkıntısız bir yaşamda, Birlik İlmi’yle kendi yüceliklerinizi dillemenizi bekledik…

 

Ben Allah’ın Tohumu olan RA. Ve ben has olan şavk… Herkes RA ve herkes Aklın Tohumu olan o şavk. Her bir sayfada biz, Rahman’a Kuran olanlarız. Dünya mutlak bir tohumdu. Ve bu tohum kendini tahditsiz olarak kayıtladı.

 

Şimdiyi şimdide aramak gereksizdir. Dünya, Büyük Kütle’yi kendi toplumlarıyla yetkinleştirebilmek için çerçevesiz bir çalışmayı devreye almışsa da bugünden öte her bir dünya gününde, bu çalışmalar yapılmıştı.

 

Bugün burada bulunan sizler, beden sayfalarınızda her bilgiyi taşıyorsanız, bu bilgiler size Dünya Tohumu olarak ekildiğinden dolayı değil, Hakikiyet’e Tohum ekmiş olmanızdandır.

 

Nerede ilim varsa orada ışık yanar. Bilgi, Aklın Tohumu’dur. Övgü yergi değildir. Amin… Ama biz İsa’da, Musa’da ve her bir kaynakta, büyük kökleri olanları seçtik ve çalıştırmaktayız. Tanrı der ki “OKU!” Öz Görev’dir okumak. Şükredin ki okunmaktadır bütün bilgiler.

 

Mesafe kurarız dünyayla yüreğimize; çünkü Dünya, ışığı solduran bir yerdir. Ve bu mesafeyi kaldırdığımız zaman tartı, Kuran-ı Kerim’in Tohumlarının kotlanmasını sağlayacak dürüme ulaşmış olmalıdır. İnsan, “Allah” dediği zaman kontrollü demelidir. Herkes “Ben Aklın Tohumu’yum.” diyebilir. “Ben Rabbi Sayfaları tartısız olarak tertipleyeceğim.” diyebilir. Ha! “Ben Allah’ım.” da diyebilir. Ama Aklın Tohumu olmadıkça ark akmaz.

 

Canlılar, Mikail, Dünyanın Ruhsal Işığı’nı yenilemek istediği zaman, görev geçişi yapar ve dünyaya iner. Değer biçer Yüceler’e, Dünya Işığını yetkinleştirip kendi Ruhsal Işığıyla, Bütünün Kuranı’nı okur. Dört bin tane Kuran okusa da “Kalk git!” dendiği zaman, kalkıp gitmek istemez. Çünkü dünya, Birlik Tekniği ile tohumlanmaya başlandığından; kil, kum olan insanın, yasaları kendi yoğunluğuyla koymaya başlamasıyla birlikte, akıp giden toplum, Kelam Tohumları’nı yetkin olarak akışa kayıtlamıştır. Yani dünya artık Resmi Çalışma’yı başlatmıştır.

 

Bugün burada bulunan birçok Bütünlük var. Mevlana Grubu, MİM Gurubu, Brahma Kumaris Grubu, Zaman Dostları Grubu ve Olumlu Düşünce Grubu, Ruzat Grubu, İnsanlık Güneşi Vakfı ve Bizim kendi bütünlüğümüz ve başka Bütünlükler. Herbirini minnetle, şevkle kucaklıyoruz.

 

Toprak Tohum istedi, burada tohum olduk biz. Yaşam, ışık istedi, burada ışık olduk biz… Büyük Köklerimizle dünyadayız. Has Tertip istedi dünya ve biz buradayız.

 

Canlarım, her yaşam aklındır. Dünya kurulduğundan bu güne kadar yapılan Dünya Çalışmaları’nın hepsi; tüm Bilgeler’in tüm çalışmaları, “İlk Dönem Çalışmaları”ydı. Bugün Dünyanın Yeni Dönemine giriyoruz. Yani Dünya’nın Yaşam Sayfaları’nın kontrol edilebilir dürüme ulaşmasıyla birlikte “İkinci Dönem Çalışmaları” olarak belirtilen, İNSAN ÇALIŞMALARI’na geçiliyor.

 

İNSAN ÇALIŞMALARI, Rabbi Sonsuzlaşım Sayfaları’yla gerçekleşecek çalışmalar olacak.

 

Sınırları kaldırarak; Kati Tohumlar’ımızı kontrol ederek; Birlik Sessizliğini Düzen’e kotlayarak; İlmi Hak olarak bu çalışmayı başlatıyoruz.

 

Bu çalışmaya Daimi Kap olacak olanların hepsinin, sınırlı çalışmalarıyla burada bulunmalarını değil; her bir “TÜR”ün kendi yüceliğinde mevcut olan çalışmaları bilerek gelmesini bekliyoruz. Burada bulunan her Bütünlüğün, bir diğer Bütünlük Bilgileri’ni de hıfz etmesi gerekmektedir. Bizler, Süper İnsanlık Realitesi olarak her bir sayfayı tohum olarak dillerken, kendi Bilgi Kapları’mızı da herkese kayıtladık.

 

Her Yüce, Allah’ın Toplumu’nu kendi tohumu olarak bilir. Bizse Bütün’ü kendi tohumumuz biliriz. Bu nedenledir ki doludizgin görev taşıyoruz. Ne var ki kimse diğerini taşımak istemiyor. Çalışmalarımızı daha hızlı, daha güçlü biçimde yapmak zorundayız. Dünya Rubaileri’ni okumalıyız.

 

Sultanlık Kotlaması bitmiştir. Artık Sultanlık Kotlaması yapılmasına gerek kalmamıştır. Bundan sonra İlm-i Hak olup Yüce Cevheri Cennet olanların Cemaat Çalışmaları’na girmeliyiz.

 

Sakın “dünyada hırs var” demeyin. Hırs yoktur. Dünyada ışık yandığı zaman hırs, başarıyı kaydeder ve artık hırs yenilir. Ve Dünya Işığı artık doğmuştur ve artık dünyada hırs yoktur. Hırs, sadece Bireysel Kayıtlar’da kalmıştır. Bunu anlamak zor mu? Sadece Bireysel Kayıtlar’da…

 

Ekrana hepinizi, Bilgeler Meclisi olarak yansıttığımızda şunu görüyoruz ki değer biçtiklerimizin hiçbirisi yüreğimizde yok. Çünkü biz bir hasatız. Tek bir hasat… İşte olması gereken de buydu. Dini Hak olanların, Bilgeler Meclisimize Daimi Kap olmalarına gerek yoktur. Oğul vermelerini bekleriz amma horlanmasınlar!, ışık yakmalarını dilemeyiz.

 

Kat-ı Mükemmeliye’de Dünya, Kuran okur. Biz, Kutsal Işıklar olarak Kuran okuruz. Okuyan Allah’ın dediğini der.

 

Değerliler, bu Meclis ağır yük taşıyor. Hepiniz yüklendiniz bu yükü. Bütün’ü taşıyoruz yüceliklere ve biz Bütünler, Bütünlüklerle birlikte bu çalışmayı başlattık.

 

Kuran-ı Kerim, “Toprağın Işığı”yla kayıtlanmıştı. Bizse, “Kaynağın Işığı” ile kayıtlandık. Nesiller, Dünyanın Ruhsal Işığı’nı yenilemeye çalışırken, Bilgi Kapları’nı alıp dünyaya ulaşanların çoğu, kendi yüceliklerini tohumlayacak Gür Kürsüler’e, ulanarak dahi ulaşamadılar. Kan aktı yürekten ve biz o kanı durdurmak istedik.

 

Türkiye, Öz Görevi üstlenmiş, yüce bir kayıttır. Türkiye’nin Işığı yanar. Yangındır o ışık. Biz, ışıyan en yüce Kaftanda yanmaktayız. Ve yanan Has Işık’tır. Ekmek, Allah’ın İlmi’dir. Bilen bilsin ki Ak Tohum’da Allah, Birliktir.

 

Bizim Atlanta Ruhsal Meclisi’nde görevimiz Işık’tır. Ve ışık, Has Teknik’le kotlanmıştır. Emin olun ki Dünya, Ummanın Turanı olan, Kuran’ı olarak Bütünün Kürsüsü’nde Bilgeler Meclisinin İlmi’ni yapmaktadır.

 

Medine, Allah’ın dediğini dedi, Has Tohum’du ve Medine’de ışık yandı.

 

Canlılar, İnsan, Allah’ın Tohumu’dur. Bunu bilin. “Ben Allah’ın dışıyım.” diyene de ki “Ağır yüktür ilim.” Ve biz, İlmi Hak olanlar, Bütünün Kürsüsü’nde Birleşik Aile’yiz.

 

Yangın çıktı yücede… Yangın, yanan ışıktır. Dar, bol bizdedir. Kini, nefreti aşan bir Yücelikle burada bulunan Bütünlük, Ummanın Tohumlarını yaşatmak üzere görev istedi. Olan budur.

 

Öfke, yetkinlikte yoktur Canlar, biz öfkesiziz. Sınırları kaldırmadan dünyada ışık yakmak imkanı yoktur. Ve sınırları kaldırdık. Arz, dünya ışır, birlikte ışırız.

 

Dağlarım, ikna olunuz ki burada bulunan her bir yüce, Allah’ın dediğini diyebilir. Çünkü Ruhsal Meclisin Tohumu olarak dünyaya indirilmiştir. Ve bizler, burada bulunan bu Yüceler’le bu çalışmayı yaparken Kaftan giymeden yaptık.

 

Zirvelerin zirvelerine, tüm seslerin sessizliklerine ulaşabilmek, zaman sayfalarını tohumlayabilmekle mümkündü ki biz bu sayfaları tohumladık. Kutsal Toprakları yaşatabilmek üzere Birleşik Ailenin; doğum, ölüm olmayan bu yoğunluğa inebilmesi, Ah! Tohumum Ah! Işığı yakabilmesiyleydi ki “Yes” der de, “In the morning, I want to be in my heart.” Ki ben Allah olan asla yanlış yapmam…

 

Dağlarım, İngilizce benim dilim değil ama ses öyle geldi. Değerliler, muktediriyetle Dünyanın Ruhsal Meclisi’ni kotlayan Yücelikler’in hiç birisi ışığı sınırlandırmaz. Ve bizler bu sınırlamayı yapmak istemiyoruz.

 

Kutsal Toprakların, yeşil renkten maviye ulaşmasından sonra Birlik Tahdidi ile Dünyanın Rabbi Sayfaları’nda kırılmalar başladı. Zira yeşil, iradesiz bir renk olmasına rağmen mavi, iradelidir ve mavi renk, cenneti, cevheri kotlayabilen ışığın, yoğunluğundan ötedir. Bu renk, Mutlak Tohumlar’ı kotlayacak ilimdir. Ve orada mutlaka bilirsiniz ki Yaşam Sayfaları, Ummanın Tohumlarıyla kontrol edilebilir.

 

Sizden şunu bekliyoruz; Allah, tohumdur bilin. Yasalar, Dünyanın Yasaları, Yolun Kaynakları’nda, Sultanların Yasaları iken, BİR’e hizmet edenler, Evrenlerin Teknolojik Kotlamaları’yla birlikte Bütün’e hizmet etmeye başlayacaktılar. Ve Bütün’e hizmet, Muhamma Kuranı’nın Tohumlarından üstün olan Yolun Tohumları’yla olacaktı.

 

Şükredin ki dünya yetkinleşti. Ve biz, İnsan Soyunun en güçlü ışımasını yaptık. Artık Dünya, yarınları hak etti. Bu kesinlikle oldu. Artık Dünya, yolu açtı ve Dünya, tohumlarını kendi yoğunluğuna kontrol ile kayıtlamaktadır. Ve Dünya, itibarı yüce bir ışıma haline dönüştü ki daha evvel Dünya Ruhsal Meclisi’nin, bütün kökleri, Tür Çalışmaları için devreye alınmasına rağmen ışığı yakamamıştı. Ama bugün artık dünya, ışığını yaktı. Ve Sultanlık Kotlaması’nın tamamlanmasından itibaren de “İNSAN ÇALIŞMALARI”na geçiliyor.

 

Hayırlı olması dileğiyle,

 

Saygılarımla,

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği Başkanı

Av. Nezire SELÇUK

 
  Bugün 16 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=