Birlik İlmi
  Peker SELÇUK - ZİYARETÇİLERİMİZ
 

ZİYARETÇİLERİMİZ:

 

 

Mistik veya kozmik diye tanımladığımız tüm fenomenlerin yönlendirilmesinin İlahi Yasalar’ı vardır. Bu yasaları anlamak için insanoğlunun hazır olması gerekir. Tam olarak bu konuları anlayacak düzeyde olmadığımız görülüyor. Nereden görülüyor? Şu salonun halinden. Bu toplantı bir pop sanatçısının toplantısı olsaydı, bu salon meraklıları alabilir miydi? Tabii ki hayır.

 

Bütün mesele, bilinçlerin açılması ve hak etme halinin gelişmesidir.

 

Gaipten gelenleri görmek, hissetmek; gaipten seslenişleri duymak; yani verilen mesajları algılamak ya da anlamak, olağan dışı bir hadisedir.

 

Bu iş bazı üstadlarımızın dediği gibi tahayyülden ve zihnin yansımalarından ibaret değildir ve gerçektir. Gerçeğin ta kendisidir.

 

Öte alemden gelen ziyaretçilerimizin, zaman zaman bazı Dünyalılar’a sergiledikleri gerçek olaylardır bunlar. Her Dünyalı, bunları (ziyaretçilerimizi) görme duyma yeteneğine sahip değildir. Zira bu yetenek, hak etme halidir. Hak edene nasip olur. Bütünlük bilgilerimiz ne diyor? Hak etmek gerekir diyor.

 

Biz Dünyalılar’ın anlayabileceği biçimde söylemek zordur. Ama söylemek gerekirse eğer, bu yetenek, içsel vibrasyonların niteliği ve ilahi gelişmişliğin sonucunda oluşmuş bir haldir. Bir olağanüstü haldir. Bir seçilmişlik ve yüceliş halidir. Tasavvuf Erbabı’nın ise olağan olarak yaşadığı bir haldir. Yani hangi mertebeye ulaşmıştır biz bilemeyiz. Görme duyularımızla algılayabileceğimiz muhtelif varlık boyutları/kademeleri vardır. Bütünlük bilgilerimize göre ifade edersek, boyutlar vardır.

 

Öyle herhangi bir boyuta ulaşmak o kadar kolay değildir. Bir erginlik ve ululuk seviyesine ulaşmak kesin şarttır.

 

Bu gelen veya bize seslenen varlıklar, mekan değiştirmeden yani fani aleme geçiş yapmadan önce, bu dünyada Mürşitlik Mertebesi’ne ulaşmış azizler; Halen dünyada bedenli olarak yaşam süren görevliler veya dünya dışı varlık boyutlarında görev yapanlardır.

 

Azizlik Boyutu’na ulaşmış olan bir varlık, pekala görev gereği bir Dünyalıya görünebilir; dünyalı ile konuşabilir. Yeter ki o Dünyalı’yı muhatap kabul etsin.

 

Çünkü bu gelen varlık ile Dünyalı varlığın enerjisel vibrasyonlarının uyumlanması gerekmektedir. Bu uyumlamayı her iki taraf da yapabilir.

 

Böylece uyumlamaya tabi olan bizler onun mevcudiyetini görmek ve sesini duymak suretiyle, onu algılama imkanı bulabiliriz.

 

Öte aleme mensup olan bu ziyaretçi vibrasyonlarını muhatabına göre ayarlayabilmekte ve böylece sana görünebilmekte ve seslenebilmektedir.

 

İki gönlün birleşip tek bir gönül haline geldiği şartlarda, bu ziyaretler sıklaşabilir, rutinleşebilir. Bu da şunu kanıtlamaktadır. Sevgi ve aşk, yeryüzünde olduğu gibi sevgi ve aşk en büyük yoğunluktur; en büyük güçtür. İki alemin patronudur sevgi ve aşk. Allah demek, sevgi demektir. Evrenin sahibi ve yöneticisi Yüce Allah’tır. Buna göre Sevgi, bir yücelik ve yönetme halidir. “OL” emrinin sebebi sevgidir. Sevginin yüce aksinin insanda dile gelmesidir.

 

Bu ziyaretçiler, Yüce Hak İlminin Birlik Aileleri’dirler. Onlar tohumlarını dünyaya ekmişler ve onları kotlamaya çalışmaktadırlar. Onlar kaynaklarından insan sayfalarına girer yol olur ve tohum olurlar. Geçip geldikleri yer yeni bir kot, yeni bir tohumdur. Onda toplum olurlar ve her Ana Kaftan’da tertiplenirler. Onların var oldukları yer her sayfadır. Onların torbaları hep Birlik’tir. Amin…

 

Ziyaretçilerimiz, görme, duyma, hissetme konumlarında; yüz yüze konumunda bazen tokalaşacak kadar yakın hissedilebilmektedirler. Onları görmemize mani olan engel veya engeller neler olabilir? Başlıca engeller, Vibrasyon uyumsuzlukları; Tahditli Birlik kaydı; bilinçte tertipsizlik ve zamana, tohum olamayış. Herkesle birleşip herkesle çalışma yapılmaz. Sonsuzlaşmak, kotlanmakla mümkündür ve sonsuz olmayanlar tohum olamazlar. Yapılan çalışma TOHUM ÇALIŞMASIDIR.

 

Bu ziyaretçilerin çoğu, dünya yaşamı olan; Azizler, Mürşitler, Keramet Ehli Yüceler, İnsan-ı Kamiller gibi Arifler, pirler, şeyhlerdir.

 

Ferdi ziyaretlerde; ziyaretçiler, bizlere öteki alem hayatı ile ilgili bilgiler aktarma veya ikaz etme amacıyla gelirler. Gaybi bilmezler ancak kendilerine verilen izin ve yetki sınırları içinde gayipten de haber verirler. Bu bilgi veriş, Yüceliğin ruhsatı ile görevlendirilmeleri ile olur.

 

Yüce Cevheri Kotlamalar’da Görevli Boyut Varlıkları, TOHUM için gelirler ve Zaman sayfalanışında, bilinç kaynaklarını tartıp, tahditleyip, kotlarlar. Daimiyette birleşip ilim yaparlar; Dil Tohumları ile dinleşirler, bilen tahditlenenlerden, bilgi çekip o bilgiyi tohumlarlar ve tüm sayfalara kayıtlarlar.  

 

Şu anda bu salonda yapılmakta olan çalışma ve Kıyam Dönemi denilen bu dönemde Tüm dünyada BİR’e hizmet için yapılmakta olan BÜTÜNLÜK çalışmalarının hepsi bu kapsamdadır.

 

Ferdi ziyaretçilerle ilgili soyut anlatımı, hepimizce bilinen hadiselerle örneklendirmek suretiyle somutlaştıralım:

 

En önemli ziyaretçimizden başlıyalım; Gani ve Celal sahibi olan Yüce Allah tarafından Hazreti Muhammet’e risalet (peygamberlik) görevinin duyurulması Vahiy Meleği Cebrail’e verilmişti biliyoruz. Bu görev üzerine Cebrail Hira Dağı’na indi; Hz. Muhammet ile uzun süren bir çalışma başlattı.  En önemli yüce ziyaretçilerimizin başında Cebrail gelir.

 

Feth-i Mübin’in müjdecisi Ak Şemseddin’in ziyaretçileri ise Istanbul’un fethini müjdeler ona. O da Sultan’a müjdeler. Şehir kuşatılır fakat bir türlü fetih gerçekleşemez. Padişah’ın çevresi Sultan’ı kuşatmadan vaz geçirmek için sürekli baskı yaparlar. Sultan çaresiz, kızgın, bunalım içinde Hoca’ya haber salar. Ne olacak bu işin sonu? Diye sorar. Hoca da inşallahu Teala fetih olur diye haber gönderir. Sultan tekrar Hoca’ya haber salar ve

 

-         Vakit tayin etsin. Ne zaman fetih gerçekleşecek?

 

Hoca bunun üzerine murakabeye varıp ziyaretçilerle görüşüp cevabını verir:

 

-         Tiz Sultan’a iletin; bu senenin rebiülevvelinin 20. günü (29 Mayıs 1453) seher vakti, sıdk-u himmetle filan canibinden yürüyüş etsinler.  O gün feth ola Kostantiniye Sada-yı ezan ile dola dedi ve dediği oldu. Nereden bildi Hoca bunu? Falcı mıydı? Müneccim miydi? Alakası yok. Hoca son kez gelen ziyaretçileri ile yaptığı konuşma üzerine bu kadar kesin ve net konuştu. Padişahlara yanlış bilgi verilemez.

 

Ziyaretçisi bol bir ulu kişi daha Muhiddin-i Arabi. Bakın ne diyor; kendi ağzından nakledeyim:

 

-         Hicri 627. Muharrem ayının son günlerinde, Şam’da bir an-ı gaflette, Allah’ın Resulü Hz. Muhammet Efendimiz geldi. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana “Bu Fusus’l Hikem/ Hikmetlerin Özü Kitabı’dır. Bunu al ve halka açıkça anlat ki bu hikmetlerden herkes nasiplensin dedi. Ve şu açıklamayı yaparak söylenen kitabı yazdı ve ardından da;

 

Ben de Allah ve Resulü’nün emirlerine uymak, emir sahibi olanların emirlerine itaat etmek gerekir diye düşündüm. Yüce Peygamber’in bildirdiği gibi kendimden hiçbir ekleme ve çıkarma yapmadan bu kitabı yazdım. Der.

 

Üstada başka bir gün bir sohbet meclisinden, arkadaşlarından birisi Arabi’ye şöyle der: Üstadım ne çalışkan ve alim adamsın ki bugüne kadar 70 kitap yazdın. Maşallah sana diye hayranlığını belirtir.

 

Arabi hemen söyleneni düzeltir. O kitapları ben yazmadım. Onları bir melek bana yazdırdı. Kitaplar benim değil. Melek ne dediyse ben onu yazdım.

 

Ziyaretçisi bol bir diğer ünlü kişi ise Piri Reisimizdir. Tanıtmaya gerek yok. Hepimizce bilinen bir tarihi şahsiyet. Kitab-ı Bahriye adıyla her biri bin küsur sayfalık 3 ciltlik bir eser yazmıştır. Bir muhabbet anında dostları övgüyle:

 

“Ya Reis, sen ne alim kişisin ki bunca 3 ciltlik eser meydana getirdin” derler.

 

Piri Reis itiraz eder ve der ki “ben ne bilecem bunları. Bana Yukarıdan gelenler yazdırdılar o kitapları.” Bu bir tevazu değil, gerçektir.

 

Ziyaretçileri ile buluşan tarihi ünlüler bunlardan ibaret değil. Pek çok… Hangi birini anlatalım. Evliya Çelebi mi? Bahattin Nakşibendi mi? Emir Sultan mı? Zamanımız elverseydi de onları da ansaydık keşke.

 

Değerli arkadaşlar, bunlar geçmişte tarihte yaşanmış olaylar. Biliyoruz. Ya bugün durum ne?

 

Bu gün de dünde olduğu gibi, ziyaretçilerimiz habire gelip gidiyorlar. Bundan haberi olanlarımız var. Pek çok değerli Üstadımız, ziyaretçilerimiz ile iyi ilişkiler içerisindeler.

 

Ancak Dünden farklı olarak bugün, maddenin ve bilincin kıyamında; bilinç perdelerinin bulunmadığı bir zaman sayfasında; yetkin tohumlar birleşerek dillenerek daimiyeti tohumluyorlar. Bu çalışmalara, her bir sayfa; dün, bugün ve her bir hakikiyet diriliği Yüce Bilinç Hakimleri ile dahil olmaktadırlar.

 

Çağlar boyu her devirde ziyaretçilerimiz olmuş ve elan olmaktadır. Bu gün dahi ziyaretler devam ediyor. İlgili Üstadlar ziyaretçilerimizle her zaman beraberler. Bu gün ulaşılan evrim ve tekamül düzeyinde iletişimler düne göre daha kolay sağlanmaktadır.

 

Değerli Arkadaşlar, meşrebiniz ne olursa olsun, inancınız ne düzeyde olursa olsun, her birimiz, her an bir ziyaretçi ile karşılaşabiliriz. Kapınızı açık tutun.… Hazırlıklı olun. Onlara karşı kibar ve saygılı olun. Onlar hem yüce varlıklar hem de iyi, çok iyi varlıklardır. Kibar ve saygılı varlıklardır.

 

Dostlarım, bu yolda bahtınız açık olsun işte bu… Amin…,

 

Peker SELÇUK

Süper İnsanlık Realitesi Derneği

Yönetim Kurulu Üyesi

 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=