Birlik İlmi
  Yurdaay ONARAN - EVRENSEL DİLDE MİM
 
EVRENSEL DİLDE MİM:

Evrensel birbirinden ayrı özellikteki varlıklar tarafından ortak bir noktayı paylaşmaktır.

Biz bu ortak paydamızla şu an insanlık olarak görüyorum. Çünkü hepimizin şekli, rengi, düşüncesi hepsi birbirinden farklı. Ama temelde hepimiz insanız. İnsana dokunabilecek her nokta hepimize dokunmuş oluyor. Bu noktadan yola çıkarak kabul ettiğimiz evren bilişiğinde nerede olduğumuzu anlamamız gerektiğini hissediyorum.

Bilim adamları son yüzyılda evren genişliyor, büyüyor diyorlar. Sizce genişliyor mu evren? Bence bizim algılamamız, bilincimiz genişliyor. Her şey birebiriyle aynı frekansta ve aynı paralelde olmasa da büyük bir genişleme yaşıyoruz. Bunun akabinde bilincimizi nasıl daha fazla açabiliriz? Nerelere varabiliriz, ne yapabiliriz? Temel olarak binlerce yıldır din olsun, uzak şark dinleri olsun bize anlatılan tek şey var; iyi düşünün, iyi olsun. Son zamanlarda epeyce unuttuğumuz o iyilik noktasını fazla irdeleyemediğimiz zamanlar çok oldu ki, şu an bu noktadayız. Ve çıkardığımız negatif düşüncelerin getirdiği dünya ortamında da yaşadıklarımız bizi epey salladı sanırım.
Bu sallantının getirisi bize aslında çok güzel oldu. Bu söylediğim size garip gelebilir ama bizi düşünmeye zorladı, bir şeylerden uyanmamızı, bir şeylerin farkına varmamızı ya da kullanmaya hakkımız olduğu halde o kullanamadığımız beynimizi artık kullanmamız gerektiğinin farkına vardık. Tüm negatif atılımların, şeytani güçlerin elinde olduğuna ben kesinlikle inanmıyorum. Çünkü yaratanın o müthiş mekanizmasının içinde negatifin çok büyüj bir görev olduğuna inanıyorum. Bu konularda çalışmaya başladığımda bu inancım birlikte çalıştığımız birçok arkadaşımın kabulünü zorlaştırdı. Ama bu gerçek bizim negatifi bir kenara koyup sadece pozitifte kalmamız gibi bir seçimimiz olamaz. Bu bizim yok edilişimiz olur. Çünkü varlık en atomik parçada bile negatif ve pozitifin birleşimi ile oluyor ve o atom o kadar ahenkli bir biçimde dönüyor ki dengesini ve çok güzel bir noktada toplayabilmek sadece 2sinin ahenginin yakalayabilmek. Mevlana Semasında bunu bize çok güzel bir şekilde gösteriri. Önce sevgiyle ellerini kalpte birleştirir. Ve Yaradana saygısını belli eder. Dengesi önce kalpta başlar. Sonra ellerini yavaşça yukarı kaldırdığında p ilahi birleşik kaplar düzeyini çıkarır bedeni.
Negatif ve pozitifin ikisini de dengeli olarak aktarabilirsek bedenimize ve bunun dengesini sağlayabilirsek inanılmaz bir güce sahip oluruz. Sadece pozitif ile yumuşak karın oluruz. Her şeyi kabul eden bir dur noktası koyamayan. Hayırı bilmeyen insan oluruz. Birçok Türk kadınının olduğu gibi. Türk kadını hayır demeyi öğrenemediği için şu an ezilmişleri oynuyor. Ve kendini bulmaya çalışıyor. her şeye evet diyoruz. Hayırı da pozitif alanda kullanmamız gerekiyor. Evet negatif alan olabilir. Ama pozitif ile kullandığımızda onu inanılmaz bir pozitif alana çekebiliriz. Ve inanın peki dediğimizden çok kuvvetli bir pozitife dönüştürebilir. Bunlar hep bizim elimizde.

Yukarıdan aktarılan bilgiler şu an çok yoğunlaştı. Mustafa kartal bey de konuşmasında anlattı. Evet, bilgi bombardımanı içerisindeyiz. Hatta pozitif ve negatif için de. Aslında, hepsi bize bir şey anlatmaya çalışıyor. Bizde bulunan çok büyük bir nimeti anlatmaya çalışıyorlar.

İlk kanlık dönemimde şöyle saf bir soru sormuştum. “Neden bizle bu kadar uğraşıyorsunuz? Diye. Nedir bizden istediğiniz? Neden bizi uyandırmak istiyorsunuz?

Bana şöyle bir şey anlattılar. Sen çocuğuna kızıp onun balonunu patlattığında evrende bir gezegen yok oluyor biliyor musun dediler.nasıl yani dedim. Nasıl olur benim bir top patlatmamla? Kayalık bir yerde denizde oturduğunuzu düşün. 1 taş al ve onu denize at. Denizin üstündeki yaprakları izle. O kayalıklara nasıl çarpıyorlar değil mi? İşte senin patlattığın top veya kontrolsüz olarak çıkardığımız patlamalar evrende gezegenlere aynı etkiyi yapıyor. O günden sonra biraz daha dikkatli hareket etmeye çalışıyoruz. Ama elbette ki bu çok zor. Rabbimizin o 99 niteliğinin %10’unu bedenimizde ve ruhunda sadece 1’ini bize sunmamış, hiçten var etmeyi. Fakat diğer 99 hepimizin içinde var olan bir türlü ortaya çıkaramadığımız. Onu var edemediğimi için şu anda bunları yaşıyoruz.

Dünya’nın durumuna bakın. Haberleri seyredin yeter. Bunun nedeni de o 99 nitelikten sadece %10’unu bile canlandıramadığımızdan. Kamil olmak mı insan olmak mı? Aynı şey diyebilirsiniz. 99’un 98’i insan olmak. 1 tanesi bizi Kamil insan için yeterli o da her şeyi kabul etme yeteneği. O zaman Kamil insan demektir. Kamil insan her türlü davranışı kabul eden değil, Eğer her şeyi kabul edebiliyorsak insanları dejenere edebilecek davranışlara da dur demek gerekiyor. Ama yıkarak değil. Bunu da çok iyi algılamak gerekiyor. Dur bir düşün diyebilmek. Onun yaptığının altında ana neden böyle yaptığını anlatabilmektir.
İnsanlara bir ışık yakabilmektir.

Aslında size MİM’in manasını anlatmak istiyorum. Bu bana tahmini 4 sene önce geldi. Bir gün sabaha karşı MİM diyerek uyandım. Son derece dingin, aktif, yeni koşudan gelmiş gibi aktif. Gözlerimi açtım ve deim ki MİM. MİM ışığı gördüğün andır dediler. MİM varolmanın başlangıcı ve son noktasıdır dediler. Her başlangıçta yeni bir başlangıç, her sonda yeni bir aydınlanma. O günler benim için zor günlerdi. Çünkü aydınlanmam için zor günlermiş ve orada bana ışığı anlatmaya çalıştılar. Işığı gördükten sonra o kadar kolay oldu ki. Ve sonra 4 sene sonra buradan sizlere seslenebiliyorum. Ondan öncesinde kabul mekanizmam yoktu. Herkesi yargılama mekanizmam vardır neden bunu bana yapıyorlar? Niçin yapıyorlar? Ben onlara bir şey yapmadım ki. Ama bunun neden olduğunu bana verdikleri öğretide öğrendim. 5 sene içinde. O kişilerin bana nedensiz dokunduklarını anladım. Çünkü sadece onların göreviydi bana dokunmak. Neden sorusunu kendime sorup o bilgi bütünlüğüm olan beyimde, bana derinlere inmeyi öğrettiler. Üstatların anlattığı gibi beyin üst kısmında bir korteks var. O alanda görüyor, yiyor, içiyor ve hayatımızın çok büyük bir kısmını burada geçiriyoruz. Sadece problem yaşadığımızda biraz aşağıya inebiliyoruz. Duygusallığımızda derinlere inebiliyoruz. O derinliklerde bize sunulmuş ama kullanamadığımız odacıklar buluyoruz. Bize acılar bundan için sunuluyor.
O odalarda ne var? Şimdiye kadar kullanamadığımız , belki odaları açınca hiç bilmediğimiz işçin korkacağımız ama sonra bize cenneti kavuşturacak bilgiler var. Bunlar bize ait ve varoluşumuzla bize hak olarak sunulmuş şeyler.

Evet bunlar sadece bize ait. Ve var oluşumuzla bize hak sunulmuş şeyler. Ama halk olarak hak edemediğimiz. Hayır artık sadece acılarla mı açıyoruz. Hayır arttık.

Onun için bu üst korteks alanının tıraşlanması. Oraya konan perdelerin açılması bizim derinlere inmemiz gerekiyor. Ne yapmamız gerekiyor?

Böyle panellere katılmamız gerekiyor. Birçok enerjiler var; dikkat edilmezi koşulu ile, bu pozitif enerjilerle o korteks alanını yavaşça törpülememiz gerekiyor. Bunları törpüledikçe p dipteki bizim olan fakat farkına varmadığımız alanlara inebiliyoruz. Beyin sapımızda farklı bir titreşime geçiyoruz. Bu titreşim bizim o kapalı odacıklarımızın kapıları açmamaya oradan hiç bilmediğimizi zannettiğimiz ama aslında var olan bilgileri usul usul çekmeye başlıyoruz. Kanal bilgileri dediğimiz budur.

Bize yüce dostlar sadece dokunuyorlar. Uyan diyorlar. Sadece bu. Gerisi hepimizde olan, özümüzde olan. Şu anda dünyada Cebrail’im, Mikail’in ki ben de bir dönem öyleydim; ve Rafael’in kanalları var. Evet, bu yüce dostlar da yaşıyorlar. Ama bir yere kadar. Ondan sonra daha üstün olan insan bilincini devreye alınınca onlar saygıyla geri çekilip yaptığınız bu şimdi düzeltin diyorlar. Bizim cenneti yaratmamız için.

Bu andan sonra düzeltmeye hepbirlikte bu panelden sonra birlikte başlayacağız.
Sevgiyle,

 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=