Birlik İlmi
  KIYAM İNSANI- 2
 

NATUREL 2011 (2. BÖLÜM)

Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Festivali

Süper İnsanlık Realitesi Derneği’nin

26.11.2011 Cumartesi Günü Düzenlediği Workshop’da Yapılan Konuşma Metnidir:

 

 

Direk Zerk, Kürz Bilinci aşanların, bilgi tohumlarını Bütün’e zerkidir. O bilgi tohumları aslında biz olan tohumlarımızdır ve  her zerrede o zerk ettiğimiz tohumlarda BİZ varız. Bunu anlamak çok mu zor?

 

Sahip olduğumuz bedenlerimiz, genetik kotlarımızda tüm geçmişimizi taşımaktadır.  Bedenlerimiz, sadece genetik geçmişimizi değil Bütün’ün her zerresine kendisini tohum olarak katabilen Peygamberler’i, Yüceler’i, Ulular’ı da taşımaktadır. Zira onların her biri bilinç tohumlarını Bütün’e ekmiş ve Bütün’ü mayalamış olanlardırlar.

 

Bu anlamda evrim ve tekammülü değerlendirdiğimizde, her birimiz “BİRLEŞİK BEDENLER” olarak yaşam süreriz. Bedenimizde geçmişimizle birleşiğiz, Bütün’e tohum olabilmiş ve yürek olabilmiş tüm Peygamberler, Ulular, Yüceler ile birleşiğiz. Bu birleşik beden, dünya bilinci ile elde ettiği tüm değerleri, her bir birleşeni  ile elde etmektedir. Açıklanan nedenle, her beden birleşenleri ile  yol alır. Ortak bir tekammül söz konusudur.

 

Reenkarnasyon konusunda biz, çoğu spirüalistlerden farklı düşünüyoruz, reenkarnasyon değil enkarnasyondur olan. Ve enkarnasyon, sesin enkarnasyonudur. Yeniden beden alış yoktur. Her doğan tek bir kot olarak doğar. Ve o kot bir kez daha doğum yolu ile dünyaya gelmez. Ancak daha önce de izah ettiğimiz üzere sahip olduğumuz beden, geçmiş genetik zincirin ve dünyaya maya olmuş tüm yaşam sürenlerin toplamıdır. Her birini varlık bedenimizde taşımaktayız. Kendilerinde başka bilinçleri algılayanlar, onların  reenkarneleri olduklarını düşünebilirler. Bu bir yınılgıdır.  Birleşenlerimizin her biri, DNA Kotlarını açıp DNA arşivlerimize girdiğimiz zaman; bedenimizde mevcut olan kayıtları vasıtası ile sesleşebilirler. Yeter ki biz o kotları açabilelim. Veya beden sonsuzluğundaki ışımayı çekip, ki bu ışıma yüce cem olmuşların bilinç ışımlarıdır. Onları seslendirebilelim. Onlar biz, biz onlar olarak sesleşebiliriz.  Bunun içindir ki “Sesin Enkarnasyonu”ndan söz edilebilir.

 

Tekrar etmek isterim ki  “Her birinizin yaşam sayfalarında, Bütün’e hizmet yolunda  attığı her adım, Bütün’ün adımıdır ve o adım, gelmiş geçmiş tüm bilinçlerde atılmış adımdır.”

 

Unutmayın hiç kimse boş çuval olarak doğmaz.” Reenkarnasyon anlayışı insanı dünyaya gelip gidip dolmaya çalışan bir boş çuval gibi görmektedir. Bu inanışa göre insan 7 kez dünyaya reenkarne olup o boş çuvalı dolduracak. Peki Henüz bir yaşında iken ölenlerin hakları yenmiş mi olacak? Hiç kimse boş çuval olarak doğmaz.  Yaşam, genetik halkalardan oluşan bir zincir gibidir. Her bir zincir halkası bütün içindir…

 

Kuantsal sistem içinde, bilgi anda her zerrede varsa ve aynı bilgiyse her zerrede olan; reenkarnasyon inancının doğal sistemde dayanağı var mı ki?  Eğer benim kendi genetik zincirimde bir takım sıkıntılar varsa, aşılamayan eşikler varsa, o sıkıntılar bende düzeltilecek, o eşikler bende aşılacak. Ya da bende olmazsa, torunlarımda düzeltilecek, torunlarımda aşılacak. Dolayısıyla, biz bir Bütünüz, tek bir Bütünüz.  Bu gün dünyada olduğu gibi, Bilinç torbalarımızı  idrakli olarak birleştirdiğimizde sadece genetik zincirlerimizin aşımlarını değil, Bütünlüğün bilinç aşımlarını da gerçekleştirmeye muktediriz…

 

Biz bu bedenlerde, genetik zincirimizin tümünü, atalarımızı, analarımızı taşıyoruz ve tümüne karşı sorumluluklarımız var. Bizim sahip olduğumuz bu beden nedeni ile sadece genetik ailemize karşı değil, bu bedenleri beden yapan toprağa  taşa ve tüm yaşamlara karşı sorumluluğumuz var. Artık dünya insanlığının ayakları yere basmalıdır.

 

Beden, yaşamları tohumlayan, teknik olarak kotlayan ve yaratan bir organizatördür.  Zaman sayfalanışını yine beden ile gerçekleştirebiliriz. Bu beden, Zaman Rabbi Sayfalanışı gerçekleştirebilir. Bütün çalışmalar ilmin hakikiyetinde Bütün’e hizmet içindir.

 

Beden alan herkes, Bütün’e hizmet için beden almış ise de sadece Peygamberler, Ulular, Yüceler Bütün’e hizmet için yüreklerinin sesini duyabilmiş ve bu yönde daha fazla efor sarfetmiş olanlardır.

 

Dünya, gürz dahilinde yaratkanlığın aktive edilebileceği yegane yaşam çekirdeğidir. Ve bu çekirdeğe  doğan herkesin, yaşamları tohumlama, kotlama ve yaratma sorumluluğu vardır. Unutmayın her kim bu yolda bir adım atarsa her birimiz onda, insanlık ve yaratılış adına o adımı atarız. O biz biz oyuz…

 

Dünya planında suptil boyut varlıkları olan bitki ve hayvanların dışında, insan formuna sahip olan bilinç, örtülü bilinç olarak 30 derecelik şuur açısı ile bedende aktive olurken, Bilinç Kotlarını açarak şuur açısını 360 dereceye ulaştırmalıdır ki Ruhsal Gücü elde edebilsin.  Ruhsal Güç, Hakimiyet Gücüdür.

 

Dünya insanlığı “Can”la “Ruh”u birbirine karıştırmaktadırlar. Ruh tektir. O tek olan muktedir güçtür. Bizim bedensel aktivasyonumuzu sağlayan ise  candır. Ruh; Bütünsel Hakimiyet gücüdür. O sanal varlık bilinçte yoktur. Hakikiyet’e ulaşıp 40 Hak Katı’nda Hakim-i Hak olduğunuz  zaman o hakimiyet gücü sizde tezahhür eder.

 

Kürz bilincin bütünselliğini ifade eden Hak Katları, dünya yaşam fomları için, bu yaşamın praktisinde elde edilen Dünya Bilinç Katları’dır. Ulaştığımız her Hak Katı’nı hak ettiğimiz zaman, o kata giriş izni alırız ve biz o kattaki bilincin kendisi oluruz.

 

Hak Katları, Hak Bilinç Katlarıdır. Her bilinç koyuluğu ve yoğunluğunun Hakk’ı, o Kat-ı Hak olanan hakimiyetindedir. Hakk’ı Muhammet olan bilince mi ulaştınız? Siz Muhammet’siniz. Mevlana’ya mı ulaştınız? Siz Mevlana’sınız. Mevlana Bilinç’e ulaştığınız zaman “ben Mevlana’yım” dersiniz. Unutmayın o bir tek KOT’tur. Oraya ulaşanda, o kot açılır ve dillenir. “ben senim” der. Der de sen o kot değilsin.  İşte reenkarnasyon yanılgısı bundandır. Mevlana sizde vardır ama siz Mevlana değilsiniz. İsa sizde vardır ama siz İsa değilsiniz. Muhammet sizde vardır hak etmişseniz eğer ama O, siz değilsiniz.

 

Rahman Boyut Bilinç’e sadece ve sadece birleşerek varılır. Birleşmedikçe oraya kimse ulaşamaz. Rahman Boyut’a varmak için 19. Hak Katı olan Omega’yı aşmanız gerekir. Bunun için tek bir yol vardır. Bütünlüklerin her biri, bilinç  torbalarını tek bir masa üzerinde servise sunacaklar. Tüm o bilinç torbalarındaki bilgiler, masa etrafında bulunan herkesin bilgisi olmadıkça ve ortak bilinç tezahhür etmedikçe Omega’dan geçiş yoktur. İsterseniz yüz tane kitap okuyun. Yok!, mümkün değildir.

 

Omegayı aşıp geçtiniz, Öz’e vardınız. 20. Hak Katı Öz’dür. Artık orada enerjisel vasatlar bitmiştir. Orada enerji yoktur. Orada ses yoktur. Orada söz de yoktur. Sadece ve sadece “Nüsha Serveti” diye ifade ettiğimiz bir “Yaratı Tablosu” vardır. Her bir Bütünlük kendi bilinç torbasını oraya boşaltır. Oradaki servet hepimizindir. Oraya ulaşan, oraya kendini katan herkesindir o servet. Ve orada Birleşik Işık haline gelirsiniz; bilinç ulaşımlarıyla, bilgi paylaşımlarıyla, Birleşik Işık Çalışmaları’yla… Ve 20. Hak Katı’ndaki o Yaratılış Tablosu’nu Bir İmajinasyon Tablosu olarak düşünün ya da bir Değerler Tablosu olarak düşünün ki o bir “YARATIM TABLOSU”dur… Oraya boşalttığınız torbalarınız, Bütün için Nüsa Serveti olan YARATIM TABLOSU’nu oluşturur.

 

Oradaki servet bilinç, “Birleşik Işık Çalışmaları” ile koyulaşıp yoğunlaşıp taşar. Taşma seviyesi 23. Hak Katı’dır. Birçok kaynak kitap bilincin taşma olayı olan bu olaya “Özgür İrade Sapması” der.  Sadıklar Planı, özdeki bu süreci açıklarken; orada sadece Madde Mevcudiyet ve Ruh Mevcudiyet’in bulunduğunu ifade eder. Ruh Mevcudiyetin yoğunluğu ve koyuluğunun artması ile madde mevcudiyeti aktive ettiği ve yaratılışın bu şekilde gerçekleştiği mealinde bilgiler verir.

 

Taşma, sessizliğin seslenişidir. Ancak sesin oluşabilmesi için bilginin çarpışması gerekir. Yüksüz olan eksi ve artı değerlerin çarpışması nötr noktasında kesişimi gerçekleştirir. Nötr noktası LA frekansta tınıyı yaratır. Tını ile Tanrısal Örüm başlar. “Yüksüz eksi değerler şişi” ve “Yüksüz artı değerler şişi”nin her çarpışmasında, yarattığı tını ilmekleri ile Tanrısal tenin örümüdür gerçekleşen ki bu örüm, yaratımın örümüdür.

 

Her bir ilmek bir Mutlak Zaman Tohumu’nun kotu olarak atılır yüceliklerden ve  her bir ilmek Cevheri Yaşamlar’ı sayfalar.

 

Gerçekleşen Formal Kotlamalar’dır. Hani “OL!” dedi “OLDU!” denilen safhadır bu safha. Yaratılan Cevheri Kayıttır. Unutmayın ki biliş yoksa yaratış yoktur. “Hakim-i Hak” bilişte yaratış gerçekleşir ve Cevher yaratılır.

 

Cevhere, Mutlak Zaman denilir. Hani diyoruz ya “Zamanı insan yaratır. Ortak bilinç yaratır.” Biz, kotlamaların başladığı o Cevhere, “Mutlak Zaman” deriz. Mutlak Zaman Sayfalanışı tamamlandıktan sonra, Mutlak zaman kayıtları, kotlar halinde enerjisel vasatlara akmaya başlar. Ki bu akış, cevheri kotları yaratan bilincin, öz çekiş gücü ile gerçekleşir.  Akış, gittikçe kabalaşan vibrasyonel vasatlar olan şuur ve şuur auralarında gerçekleşir. Ve bu vasatların her biri  Nisbi Zaman vasatlarıdır.

 

Formal Kotlar ne zaman ki Rahim’de akmaya başlar, o formlar, ses olur, söz olur, tohum olarak ekilir. İşte dünya bilincinde olan bizler, o ektiğimiz tohumlara…, ki biz bizden çok ötelere ektik o tohumları. O tohumlara ulaşarak onları seslendirmekle yükümlüyüz.  Bu yine Rahim’de “Sessizliklerin seslendirilmesi”dir. Artık orada Formal Yaratılış devreye girer.

 

Daha önce de söylediğimiz gibi, “bu beden transformatördür” bu beden aktive olduğu zaman onun kapasitesini hiç kimse hayal bile edemez. Ama yeter ki o bedeni aktive edebilelim. Buyurun!…

 

(Not: karşılıklı diyalogların yoğun olduğu son kısım ve tekrarlar metinden çıkarılmıştır. Katılan herkese sonsuz teşekkürler.)

 

Saygılarımla,

Av. Nezire SELÇUK

 

 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=