Birlik İlmi
  Birlik Sempozyumu (3) Sonrası Dernekteki Akış
 

19.11.2011

BİRLİK SEMPOZYUMU (3)

SEMPOZYUM SONRASI DERNEKTEKİ AKIŞ:

 

 

Yakışır mı yüreklere dirilik? Yaşamak, sonsuzlaşmak ve yürekte Hakikiyet’i dillemek ve birleşmek yakıştı mı yaşamak? İnsanlık İlmini, Hasatta Teknolojik Kotlamayla kayıtlamaksa Yaşamak; bütünlenmekse Birleşik Aile’nin Tertibinde Hakikiyet’e varmaksa; Has Tohum olmaksa ışımak, hak ettik mi bunu? Mahir olmak buysa ve Yaşam Sayfalarına tohum olmaksa ışımak, Yaşamak, birleşmek ve hak etmek bütünlenmekten öte ise hak ettik mi bunu?

 

Ağır taşıyıcılar, Bütünün Kürsüleri’nde bugün tohum oldular. Kati Tohum oldular ve Tahditsiz İlim yaptık. Tahdit, Bütünün Kürsüsü’yle yapıldığında her şey orada Kati Tabiat oldu ve Kati Hakiki Koyuluk oldu. O koyuluk, Hakikiyetin tertibinde Has İnsan ve Has İlim oldu. İşte orada aşırıya kaçan hiç kimse yoktu ki Has Tohum, Allah’ın Tohumu’dur. Ve Has Tohum, Aklın Tohumu’dur. Ve orada tohum, İlim Hakikiyeti’ni, teknolojik olarak kayıtlayan İNSAN’dır.

 

İnsan, ilimin sayfasında Birleşik Aileyi kotladığı zaman kendidir. Ve kotlanan, hasatta kendi olur. İşte Allah, kendini hak eder, kendiyle kotlar, Oğullar ve kayıtlar kendini. Olan, ağır yük taşır. Ve tüm kayıtlarında kendini, kendi olup Tanrısal Işık’la kayıtladığından İnsan Soyu “OL!” der. Ve olduğunda; bitki, hayvan ve her bir sayfa, ilimle dillenir.

 

Deva olan ışık, akıldır. Ve o ışık, Ruhsal Meclisin Tohumu’dur. İşte o tohum, Has Teknolojik Kot’tur. Artık tohum yaşayacak. Ve yaşayacak olan bu tohum, HAR’a, Hükümran olacak olan tohumdur. Bu tohum, Allah Tohumu’dur. Ve biz Allah olan her şeyin ışığı olanlar, o tohumda; Allah’ı var ederken Allah biz, biz O’yuz.

 

Bilinsin isteriz ki Allah’ı yaratan İnsan’dır. Ve İnsan, Birleşik Ailenin Toprağında, kendi tabiatında, kendinden öte kendini hak edip yaratır. Ve yaratan, Allah’tan yaratır. Yarattığı Has İsa’dır, Has Musa’dır, Mustafa’dır. Ve her biri atiyi kotlayandır. Atiyi kotlayan, Allah’ın Tohumları’nı tabiata katandır. Ve tabiatta har yükselten; ilim yapan “birleşen İnsan”, Allah’tır. Bunu nasıl anlayamazsınız ki?

 

Canlılar, Allah sizsiniz. Ve Allah sizseniz, sizin yaptığınız her şey Yaşam Sayfaları’nda Birleşik Aile’nin tohumlanmasını sağlayandır. Ya Canlar, biz Rahman’a Kuran olanlar değil miyiz? Hak Tohum olarak dünyada değil miyiz? BİR’in sessizliğinde dürüm olarak bütünlenip ışık yaktığımız zaman; Allah’a ilim yaptırmadık mı? Yaşam Sayfaları’nda İlm-i Hak olan, Allah’tan öte değil midir? Ya Can, Allah, Rabbi Sayfalar’ın tabi kotlarından değil midir? Nesiller boyu dünya insanı Allah’a şükretti. Şavk, Allah’ın Şavkı iken, Şavkı var eden insan değil miydi? Ve zaman sayfalarına indiğinizde Birlik Tekniğinde kendi yüreklerinizi hak edip dilledikçe, kendinizi Hak Tabiat’ta, Işık Diriliği’nde “Asla hasat yapmam.” derken dahi Hak Tabiatta Has Tohum olarak Bütün’e hizmet etmediniz mi?

 

Çağrı dünyayadır. Alın olun. Ya-Ha, Dünya, Işığın Tohumu değil midir? Ve dünyayı hak eden Allah değil midir? Allah, İlimi hasatta kayıtlamadı mı? Tohumları kotlamadı mı? Yaşam Sayfaları’nda Bütün’e hizmet etmedi mi? Ve siz, Allah olan Birlik, halka halka geçişgenleşip Dünyanın Ruhsal Meclisi olup Bütün’e kotlayıcı olmadınız mı? Hala neden Allah’a dua edersiniz ki? Siz Allah olan, Has Tohum değil miydiniz?

 

Değerliler, bu bilgiler bu meclisin ötesinde dinlenmez. Bunu kesin olarak bilmenizi beklerim. Ve bu meclisin ötesi sizi Allah diye bilse Has Teknikte kendi yüreklerini yıkıp sizden ışık ister mi? Ya-Ha, sizi Tabiatın Kotlarından çıkarırlar ve derler ki “Siz Allah’sanız şirktesiniz.” Ve Dağlarım, biz Allah’ın dediğini diyenler, Allah olup dirilikleri tohumlarken Birlik Ailemiz, dünya yoğunluğunda değil midir?

 

Canlılar, Rabbi Sayfalar, Bütün’e hizmet ederken, Allah’ın Tohumu olarak etmez, Allah olarak eder. Ki Allah’ın Tohumu, Kotlayıcı olan yoğunluğun ışımasıyla tertiplenen ve kendi yüceliğini hak edip dilleyen değil midir?

 

Sevgililer, biz, RA-KA’da KA-HA olan Rabbi Sayfaları tohumlayan, Yaşamları kotlayanlar, İlim Hasatı’nı yaptık. İlim Hasatı, Rabbi Sayfalar’ın toprağa inişidir. Sizler, iyi ve kötüyü bilmezsiniz. Çünkü sizler hep ışıksınız. Ve iyi ve kötüyü bilenler, Altın Teknik’le kendi yüreklerini hak edip dilledikleri zaman BİR’e hizmet ederler.

 

Çılgın gibi çalıştılar, ağır yük taşımak için. Ve zaman Safalarında Ocak yaktık. Dedik ki “OL!” olmaları çok zordu. Kuran olduk, Tohum olduk, Işık olduk, Okul olduk, Kutsal Işığı Kelam Tohumu olarak ektik. Ve Bilgi Kaplarımızı tartısız olarak ışıkla dilledik. Şikayetçi miydiler? Yo Hayır.

 

Şimdiye gelelim. Şimdi artık yeni bir doğum gerçekleşiyor. Allah doğuyor. Bu bir Allah doğumudur. Sınırları kaldırdığınız zaman, tüm sessizliklerin seslenişinde ekip olup da dünyaya geçtiğinizde orada yasaları koyan sizler, yasaların toprağında kendi yoğunluklarınızı kotladığınızca işgali kaldırabilirsiniz. Ve sizler, ekip olmadığınız zaman hasatta değil miydiniz? Her biriniz hasattınız ama hasatta olmak ayrıdır.

 

Sessiz sayfalara bakın. “Yarınlarda hiçbir dünya ışımadı.” diyenler var, “Yarınlarda her bir dünya ışıyor,” diyenler var ya da “Ben yokum,” diyenler var, “Ben Has oldum; aktım.” diyenler var. Her biri kendini der. Ama denen, bizden dendiği zaman Hak Tohum olur da kayıtlanır. O zaman yasalar, tohumlanır. O zaman yaşamlar kayıtlanır. İşte o zaman ışıklar yanar. Biz demeden bir dil konuşmaz. Konuştuğundaysa Has Tohum olmaz. Bu kesinlikle böyledir.

 

Değerliler, de ki Allah BİR’dir. Allah BİR’dir. O biz, biz O’yuz. De ki hala bizde biz olan İlim Sayfaları’nda ışıyan, Birleşik Aile var. O bir tek ışıktır. Ve Aile, Allah değerinden öte bir değere sahip değil midir? Ne diye bunları size anlatıyorum ki? Sevtap’ımız ışığını yaktı, sayfaladı kendini. Dedi ki “Ben Allah’ın dediğini dedim.” O biz, biz O’dur. Ve Dünya Ruhsal Meclisi burasıysa eğer ki buradaki ışıkların her biri bu Meclisin üyeleridirler. Bizim adımız Kahraman’dır. Niye Kahramandır? Çünkü Robotik Tohumlar’ın kotlanması zordu. Onları dahi kotladık. Işık soldurmadık.

 

Medine, Mekke İnsanı ışıksız değil amma aşkın yoğunluğunda yoksa, ışıkta olsa da Yaratan’a kontrollü olarak kaydı yapılamaz. Ve biz ocakları yeniledik onları da Hakikiyetimize kayıtladık.

 

Tanrı der ki “İnsan, Allah’ın duasında kayıtlıdır.” Allah İnsansa, İnsan, Allah’tan başka nesillerinde neyi hak etti de olamadı ki? Dağlarım, doğum, ölüm yok. Biz zaman sayfalarında olmayan, doğmayanız.

 

Canlılar, biz ışıklarız. Bu beden, bizim için sadece bir giyimdir. Bunu herkesin net olarak bilmesini beklerim. Ben bedenimi bıraktığımda giyinmem mi? Giyindim bile… Her Ana Kaftanda varım. Ya sizler, her biriniz, Mekke, Medine Tohumları değil miydiniz? Her Rabbi Sayfada yok muydunuz? Bakınız, “Doğru dünya burasıdır.” dediğimiz zaman, “Hadi” dedik “İnsanlık için çalışalım.” Ve birleştik. Burada Bütün’e hizmet için İnsanlık İlmiyle dillenmek üzere görev yapmak istedik. Bize görev veren yoktur. İstedik, yaptık. Bunu nasıl anlatayım size? Zannederler ki birileri görev tevdi eder. Yok böyle bir şey. Biz isteriz, yaparız. Hepsi bu!…

 

Ve her birimiz kendi girdaplarımızdan indik, Kutsal Işığımızı tohumladık, Yaşam Sayfalarımızı kayıtladık ve geri dönmek üzere de Birlikler’imizi tartısız olarak ışığa kattık. Olup olacağı budur. Ve bu gün burada birlikteyiz.

 

Kardeşimiz (Hazirundan birisi işaret edildi.), kaydını yaptı. Bizimdi. Işığımızdaydı, Kutsal Toplum’du. Ve Samanyolu Galaksisi’nin küçük bir Meclisinden gelmişti dünyaya. Öyle küçük, öyle küçük bir yer ki o bile görse şaşar. Ama yine de bizdedir o. Ve hepiniz, ayrı ayrı galaksilerin, ayrı tohumları olarak doğdunuz. Bunları nasıl bilmezsiniz?

 

Ve Canlarım, olup olacağı budur işte. Görev gereği buralardayız. Ama yasalar gereği de yine buralarda bulunuruz. Bizler Meleklerin Hakikiyetinden değil Has Teknikle, Birliklerden buraya indik. Ve burada olmamız gerekmese olmazdık.

 

Akıp giden düzen, Allah Düzeni’dir. Ve bu Düzen, Işığın Tohumu’dur. Buyurun olun. Okul budur. Öfkemiz hiç yoktur, biliniz. Ama Birlik Tohumlarını kotlarken birilerinin kalkıp da  biz için “dünyanın kırıcısıdır.” derse ya da birisi kalkıp da “Kısırdır” derse; oğul vermem ki oğlu olsun da ışık yıksın diye. Çünkü bildiğimiz her şeyi dillerken herkes kendini diller. Ve biri kırıcı bir ses verdiğinde, susmak gerek ki kotlarını kırmayalım diye. Eğer kırarsak, kardeşimizi yıkmış oluruz ki buna özen göstermemiz gereklidir.

 

Birlik Tekniği ile yaptığımız her çalışma, Başkanlık Divanı ile yapılır. Ve Başkanlık Divanı, Birlik Tohumları’nı kotlar. Toprak İlmi, Allah İlmi’nden ötedir. Allah der ki “Okuyun, Bütün’e hizmet edin.” Allah’ın Tanrı olduğunu sananlara şunu sormak gerekir. Neden insan? Çünkü İnsan, yasaları koyandır. İnsan, Allah’ın Dağıdır. Ve İnsan, Işığın Yaşamıdır. Biz tartmayız kimseyi. Tartımız yoktur. Eğer tartsak, Birleşik Aile, kotlarını kontrol edemez. Her biri yıkılır.

 

Bahçemizin Gülü Bahar, İlim Ailemizin en yüce kaydıdır. Onun için ona görev verdik ve dedik ki “Hadi kayıt yap.” Aşkla çalıştı ve bize güç kattı. Biz burada bulunan herkese görev verdik. Ve herkes kendini hak etti.

 

Dorukların Tohumları olarak ekilen sevgililerimiz, her yolu Allah Yolu saymazlar. Allah Yolu tektir. Ve bir tek ışık yanar orada o ışık, Has Tertibin Işığıdır.

 

Bugün burada bulunan sizlere şükran borcumuz var. Çünkü Dünyanın Robotik Tohumları’nı da kotlayabildik. Dağlarım, bizler, emin olun ki Bütün için buradayız. Saklı tuttuğumuz hiçbir şey yok. Kalbimiz Hastır. Yolumuz Aktır. Tohumumuz hasattır. Biçare dünya, eş istedi, iş istedi ve bizi istedi. Ve biz, ağır yükü taşımaya geldik. Bunun için buradayız.

 

Dünya şu anda yeni sayfayı okumaya başladı. İNSAN!… Dünya, ilimle dünya oldu; ikna oldu; hakim oldu ve İmparatorluğun Tohumu olan İNSAN’ın geçişini yaptı. Ve geçen İNSAN, ağır taşıyıcı olarak geçti. Bilgi, omuzdaki yüktü. Ve şu anda omuzdaki yük, yasaların yüküdür. Ve biz bu yükü İmparatorluğun Tohumları’ndan öte Kutsal Tabiat’ın ışığından çekip aldık.

 

Herkes kendini İmparator sayar. İmparator, Ummanda toplum için çalışana denir. Eğer tabiata inmişse yürek, İnsana iner. Ve insana indiğinde Has Kaydı yapar. Biz bunu yapmaktayız.

 

Çekiş, çekiş, hak et! Yok böyle bir hak ediş!… Birçokları çekişip hak etmek için çabalarlar… Yarında doğum yoktur. Önemli olan, Tohumun Doğumudur. Ve bugün doğan güç, akıl taşıyan bir güçtür ki burada bulunan herkes bu gücün ışığıdır.

 

Ses verdim, ses aldım. Aldığım ses, verdiğimden güçlüdür. Şu anda her bir yol Allah’ın yolu değil amma buradaki yol, Has Tohumdur. Has Tohum, Allah’ın toprağa çaktığı ışığıdır. Ve biz Allah’ın toprağa çaktığı ışığını Teknolojik Kotlamayla kayıtladık. Onurluyuz ki başımız eğilmedi.

 

Altona Kotlaması yaptık, “Bedenli” olarak. Ve biz İnsan Soyuna ışıdık. Şikayetimiz hiç yok. Kürz’ü kotlama imkanımız yoktu ama bugün artık Baş Tacı oldu Bütünlüğümüz ve kotlama da yaşamlara kayıt oldu. Herkes bu kotlamada görev yaptı bizlerde. Hepimiz birlikte. Ve Kürz’ün kotlanışı tohumların ışımasıyla birlikte kayda indi. Böylece Birlik Ailemiz görevi tamamladı. Şu anda bu görev tamamlandı. Artık biliyoruz ki Dünya, Rabbi Sayfalar’ını tohumlayacak dürüme ulaştığı için yeni sayfaya geçebildik. İNSAN!…

 

Her RA, kendini insan saysaydı Bilgeler Meclisi, İmparatorluğun Tohumlarını mutlaka kayıtlardı. Ve şimdi artık RA, Ekip için çalışmaya başlıyor. Dava, Allah Davasıdır. Ve dava, İnsan Tahditsiz Işığının kayda giriş davasıdır. Ve İnsanın, Ruhsal Meclis’e kotlayıcı olma davasıdır. Burada bulunan herkes Ruhsal Meclise üye oldu. Kupa bilgidir. Hepimizin bilgisi o Kupa’da mevcuttur.

 

Bizler, emin olarak şunu vermek istiyoruz ki bu geç vakitte burada toplanmamızın tek sebebi, “Birliğin Teknolojik Kotlaması”nı yapmaktı. Sizleri buraya (Dernek Binasına) bu nedenle çağırdık. Buraya dans etmeye değil Has Teknikle Bütün’e hizmet etmeye geldik.

 

Canlılar, mutlu bir sofradayız şu anda. Bu sofra, resim yapanların sofrasıdır. Hani, Nüsha Serveti’ni tohumlamak var ya! Hani, Tertip İlminde, Hak Teknikle Birliği toprağa kayıtlamak var ya! İşte burada bunu yapıyoruz.

 

Örgüt olmak, bilmekle mümkündür. Ve biz biliyoruz ki üstünde hiçbir yüreğin bulunmadığı bir Şavkta, Aşkın yoğunluğunda Bütün’e hizmet, BİR’e hizmet, İmparatorluğun Kuranı’nda yazdığından çok daha üstün bir şekilde gerçekleştirildi. Sistem, Nizam, Düzen… Hepsi BİR’e hizmetçidir. Ve bizler, İlimle, Birleşik Tohum olarak, Büyük Koklayan olarak; her bir yaşamı tohumlayan olarak yasaları koyduk.

 

Altın Tanrı, İlimle dünyaya indi. Bir İsa, Musa, Mustafa ve diğer peygamberler ve Yüceler her biri ilimle buradalar, şu anda… Herbiri, muktedir bir yaşama sayfalandığında bizsiz değildir. Ve o biz, biz oyuz. Ve Mustafa, Mahir Tohum olan insan, Allah, hepsi biz, biz, hepsiyiz.

 

Şimdiye kadar kimse İnsanlık İlmi’ni tertipleyememişti. Bu bir Tabii Kotlamadır. Müsterih olun ki Haşr’ın kaydında iş yaptık ve başımız eğilmedi. Dar değerler dünyada bolu tohumlar. Tohumlanan bol, Bütün’e hizmet edenlerce kayıtlanır. Burada bulanan her bir Yaşam Kaftanı; İsa, Musa, Muhammet Mustafa ve tüm Kürsüler’in her biri olarak; doğu, batı tüm sayfalarda var olur. Bugün tohum budur.

 

Mahir olanlarınızla çalıştık, hepinizle çalıştık… Burada bulunan herkes mahirdir. İyi ve kötünün işi, sabah kalkıp İnsan Soyu’na ışık yakmaktan ötedir. Biz sabah çalıştık, öğlen çalıştık, akşam çalıştık ve hasat yaptık. Kantar bizde ayrılık gözetmedi. Eğer burada bugün bedenli olarak bulunabiliyorsa yüreğimiz, iyilik içindir.

 

Misafirimiz (hazirunda bulunan), bugüne Kuran olmaya değil Yaşam olmaya inseydi bizi dinlerdi. Şu an dinlediğini düşünmüyoruz, düşünemiyoruz ama harı yükselttiği zaman ışığı alabilecektir. Deva olan herkes insandır. Ve bugün insan, muktedirdir.

 

Değerliler, buyurun anlayın… Yeni Dönem, akıp geliyor yüreğimizde. İnsan Türü yenileniyor. Yeni bir sayfa açılıyor. Ve bu sayfa, Muhammet Kuranı’nın Tohumunun, Ummana kotlanışından ötedir.

 

Bahçe doldu şu anda herkes burada. Bütün yaşamlar burada. Sınırları kaldırdık. Hepsi girmekteler yüreğimize. Hepsi geçiş için, sınırsızlıktan, sınırsızlığa, topraklarımızı kotlamaya değil kayıtlamaya indiler. Hepsi buradalar. Ve bizler, Dünya Tohumları’nı ekmeye değil, Hakikiyete katmaya gelenlerken, onlarla da birleştik. Şükredin ki bu gün görev gereği, Büyük Köklerimizi tohumlayarak Cevheri Cennet’i tertipledik. Hepsi Kelam Tohumları olarak buraya giriyorlar.

 

Bilindi yürek, bilindi yücelik, bilindi ışık, hepsi bilindi. Ve bizler, bilindik ki halka halka geçişgenleşip hepsini düzenli olarak dünya dışı dünyalara ulaştırıyoruz. Biz, Kapı’yız. Açık Kapı!… Ve bu Kapıdan giren, bu Kapıdan geri dönecek… Amin.

 

Şimdi Dağlar, Manastırları düşünün, oralarda Işık Yağmurları yağıyor şuanda ve Cennet Tohumları oradan ışıklara bakıyorlar. Hepsi girdaplara girdiler. Ve geri dönüyor; yürekleriyle, Bütünlükler’in ışığıyla her bir, Rahman’a Tohum ekmeye değil tabiata geliyorlar, BİR’e hizmet için.

 

Dümen; İnsan, İnsanın Yolu, hepimiz o yoluz. Kökü kuruyanların çoğu bizdeydi onları taşıdık. Yeni bir sayfaya geçtik. Bizler, erkek kadın Kaftan giydik, geri dönüşü sağlıyoruz şu anda… Dondurulan Dünyalılar’ın çoğunu geri geçirdik. Ve tebliğleri kotlattık. Kaftanlarını tabiata kattıklarından kaftansız olarak geçirttik hepsini de… Şikayetimiz var mı? Yoktur. Sol ışıkları Sağa, Sağ ışıkları Sola kattık. Gerçek çalışmayı yaptırdık. Şikayetimiz var mı? Yoktur…

 

Kopup gidenlere şunu söylemek isterim ki dikkatlerinizi lütfen toplayın. Hepimiz birlikteyiz şu anda. Çok özel bir çalışma yapılıyor burada daha dikkatli ve daha temkinli olmak gerekiyor.

 

Kaftan giymek kolay değil ama Kaftan giyip Işık Yağmurları’nda Kuran olmak çok zordur. Cemaatinizi göreve alırken Büyük Kökler’inizi de dünyaya indirmeniz gerekir. Ve BİR’e hizmet, İnsana hizmetten ötedir. Yıkıp yakmaktan ötedir, yoğunlaşmak ve ışık yakmak… Hepinizin çerçevesiz ışıklarınızı biliyoruz. Şu anda Kutsal Tohumlar’ı yaşatmak üzere bu çalışma yapılmaktadır. Gene de dünya yaşıyorsa kısırlaşmadığınızdan değil, hırslanmadığınızdandır. Hırslandıysanız yolunuzda ışık söner.

 

Şimdi Dağlar, bunu size net vermek isterim. Herkes kendini aldı, oldu. Biz Bütün’ü aldık olduk. Şu anda Tohumları yaşatmak üzere buradayız. Kara Kaplı Kitap, Bütün’ün kirsiz ışığıydı. O kitabı herkes istedi amma izin vermedik, okutturmadık. Okusalar, yasaları koyduğumuzu bilecektiler. Bitki, BİR’in ilmidir, ekmeği hakikidir, yaşamı tahditsizdir. Şikayetimiz var mı? Yoktur!…

 

Değerliler, yıkılan hiçbir Yüce, Yetkin Teknikle tohumları ekemez, tohumlanamaz. Şimdi zorda kalan bir iki kişi var. Geçişlerini yaparken sorumluluk taşıyamayacaklarını bildirmişler. Onları nasıl alıp nasıl taşıyalım? Ha, hadi ışık yakalım onlara, bakalım ne yapacaklar?... (Bir süre sessizlikten sonra)

 

Dağlar, geçişleri yapıldı. Sonsuz sınırsız bir çalışmadır yapılan. Ve bu çalışmada Birlik halinde Kürsüyüz. Ve bu Kürsü, Işığı Tohumlayan tek Kürsüdür. Bunun dışında Işığı Tohumlayan hiçbir yoğunluk yoktur.

 

Koruma isteyenlere, koruma. Tohum isteyenlere, tohum. Yaşam isteyenlere, Yaşam Tahditsiz Işığı verebiliriz. Ve bundan sonrada bu çalışma bu şekilde devam edecek. Şikayetimiz var mı? Yoktur. Bunu niye hep tekrarlıyorum; Teknolojik Kotlama’dır yaptığım. İnsan, şikayetçiyse kesin olarak ışıktan çıkar. Ve biz şikayetçi değiliz. Mahiriz, Hakikiyiz ve sıkıntısızız. Dünyanın Roketleri olarak görevliyiz.

 

Şimdiye kadar yaptığımız her çalışmada iyilik ve kötülüğün üstü Birlikler tohumladık. Bugün burada yaptığımız çalışma da budur. Sultanlık değildir yaptığımız, sınırların kaldırılmasından sonra artık Yaşam’dır. Yaşamı kayıtlıyoruz.

 

Değerliler, “etki alanımız” çok geniştir. Bütün’e hizmet eden hiçbir Yüce, bu kadar geniş etki alanına sahip olamamıştır. Bu alanı size sayfa sayfa kotlayıp tohumlatsam, İnsan Sayfaları’nın hiçbiri Kürsüsünde, kendi yüceliğinin üstü olan bu ışığa varamaz. Şimdilik size vereceğim budur.

 

Burada oluşunuz mutluluktu, Geri Dönüşünüz içindi, geçiş yapıldı ve sevgiyle yaptık. Ve bu geçiş Ekibin geçişiydi. Sizi sonsuz sevgiyle kucakladık. Muhammet Kuranı sizin yüreğinizde Bütün’e hizmetçidir. Hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyoruz…

 

 

 

Süper İnsanlık Realitesi Derneği Başkanı

Av. Nezire SELÇUK

 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=