Birlik İlmi
  Füsun-HACIÖMEROĞLU - BÜTÜNLÜK BİLİNCİ VE BİZ
 

-BÜTÜNLÜK BİLİNCİ VE BİZ


Sempozyum çalışması; BİR

Konuya giriş 

Bugün, burada BİR olanın çeşitli yansımaları olan bütünlükler/gruplar ile hep birlikte, bir ve bütün olmanın yüceliğini yaşayacağımıza ve yansıtacağımıza inanıyoruz.

Sayın Nezire Selçuk Hanım’a birlik ve bütünlüğün sağlanmasına öncülük ettiği için teşekkür ederiz.

 

“Dünya Birliğe doğru yürümektedir. İnsanlar arasında sınıf, derece, ahlak, elbise, din, ölçü farkı gittikçe azalmaktadır. Birliğe doğru yürüyüş, barışa doğru yürüyüş demektir”.

ATATÜRK (Atatürkçülük III Kitap 1984,s. 115)

Atatürk’ün devrim ve ilkelerinin özünün birlik ve bütünlük bilinci ile gerçekleştirilmiş olduğunu görüyoruz. “Yurtta sulh Cihanda sulh”, “Tüm uluslar bir bedenin organları gibidir” gibi birçok sözleri Atatürk’ün İnsan sevgisinin ve birlik ve bütünlük anlayışının ifadeleridir.

Dünyada barışın; birlik ve beraberliğin gücüyle, BİZ olmanın gücü ile gerçekleşeceğine inanıyoruz.

 

Niçin Bütünlük bilinci?

İnsanlık tarihinde dünyada barış içinde yaşama arzusu hep insanlığın en büyük özlemi olmuştur. Ancak bu güne dek bunu gerçekleştirmek mümkün olamamıştır çünkü İnsanlık sevgi bilincinde birliği sağlayamamıştır.

Hemen hemen tüm bilimsel ve manevi kaynaklar yeni bir dünyanın düzeninden bahsediyor. Hep birlikte oluşturacağımız yenidünya da, sevginin ve insanca yaşamanın, paylaşım ve anlayışın, birlik ve bütünlüğün egemen olacağı bir düzen konusunda artık ortak bir bilincin oluşmakta olduğunu görebilmekteyiz.

Yeni bir çağın başlıyor olduğunun ilk fikrini ortaya atan Fransız tarihçi Fernand Braudel “Tarihler sona ermez ancak toplumlar zihinsel dönüşüme uğrarlar” demiştir. Artık bu zihinsel dönüşümün ve gelişimin gerçekleşmekte olduğunu görebilmekteyiz.

İnsanlığın kolektif bilincinde hep birlikte oluşturduğumuz bu arzuyu yine hep birlikte yaratacağız, tıpkı bir bedenin organları gibi bütüne hizmet ederek.

Bütünlük bilinci nedir? 

Tüm yaratılanın aslında tek bir bütüne ait parçalar olduğunu bilmek ve bu bilinçle yaşamaktır. (Görüntüde parça olduğunu ancak aslında sadece bütünün farklı yüzleri olduğunu biliriz).

Bütünlük bilincinde insan kendinin farkında olur. Kendi

sınırsızlığını ve de sonsuzluğunu bilir, özgürdür. Her varlıkla bütünlenmiş olduğu için hiçbir ayrımcılığı barındırmaz. Her şeyin özüyle birliği idrak etmiş ve bu idrak ile yaşayan insanın ulaştığı bir bilinç boyutudur.

BİR, tüm yaratılmışların Özlerinin bütünlüğüdür. Özümüz, varlığımızın en yalın hali, saf ve arı olan doğasıdır, varlığımızın kaynağıdır. Özümüze evrensel insan değerlerini varlığımızda yaşatarak ve arınarak ulaşabiliyoruz. Özüne varan insan tüm yaratılış ile bir ve bütün olduğunu bilir. Bir damla suyun okyanusa damladığında, okyanusun kendisi olması gibi. Bunun için BİR olunduğunda ayrılık olmaz,  kimseyi ben, sen olarak görmeyiz ya da yukarıda aşağıda olarak görmeyiz. Bizler özümüze bilinç yolu ile varırız..

BİZ OLMAK, Biz kelimesinde birlik vardır Yani tek tek parçaların bir eylem ve düşünce için oluşturdukları ortak bilinç ve davranış birliği vardır. Biz dendiği zaman tek bir düşünce, tek bir bilinç ortaya çıkar. Birlikte düşünülür, bir olunur. Bütünün parçalarının bütün gibi hareket etmesine sebep olur.

Burada bulunan çeşitli grupları düşünürsek; her birimiz birer bütünlüğüz ve her bütünlük/grup kendi içersinde ortak bir ruh, ortak bir görüş birliği yaratmış durumda BİZ diyor. Tek bir beden gibi, herkes kendi özgünlüğü ile gruba katkı sağlıyor.

Şimdi de bu gün de burada çeşitli bütünlüklerin birliğini yaşamaktayız. Birlikte ortak bir ruh yaratılmakta. Çeşitli bütünlüklerin bütünleşmesi gerçekleşiyor. Hep birlikte BİR olmayı deneyimleyeceğiz ve yaşatacağız).

(Elbette herhangi bir gruba dahil olmayan ancak burada BİR olarak kendi bütünlüğünü BİZ’e katan kardeşlerimizle de birlikte. Önemli olan ister grup olarak isterse tek başın olsun tek bir amaç için hep birlikte BİZ olabiliyormuyuz?).

Biz bilinci içinde olumsuz bir düşünce ve duygu yer almaz. Ego olmaz. Rekabet, hırs, kıyaslama yoktur. Temel duygu sevgidir ve ayrımsız severiz. Farklılıkların özgünlük olduğunu ve birbirini tamamladığının bilinci vardır. (Bütünlük boyutu ikiliklerin aşıldığı bir boyuttur. Karşıtlıkların birbirlerini tamamladığı görüşünü geliştirmeliyiz kendimizde. Örneğin bir şeyin mükemmel olduğunu bilebilmemiz için mükemmel olmayan yanlarını da görmemiz gibi.  Bunun için olumsuz bir duygu yaşıyorsak eğer, bu durum bana ne anlatmak istiyor? diyerek içimize sormalıyız. Durumları yargı ya da yorum yaparak sınırlandırmamaya dikkat etmeliyiz. Olan şeylere parçanın gözüyle bakarsak eksik ya da yanlış yorumlayabiliriz..Çünkü o an ki  görüşlerimizin seviyesinden bakıyoruzdur olaylara. Bütünün gözüyle baktığımız da ise olanın bizim hayrımıza dönüşeceğinin eminliğini yaşarız. Olan karşısında sessiz, yorumsuz ve tam teslimiyeti yaşadığımızda özümüzün yaratıcılığı devreye girer).

Bütünlük bilincine nasıl varırız?

Bilinç aşamaları insanların kendilerini bulma yolunda basamaklar gibidir.

Önce kendimizle bir ve bütün oluruz. Bu yol kendimizi tanıma sürecine yönelmemizle başlar. Yani Güncel-sıradan düşüncelerden, kendimizi aramaya yönelik düşüncelere geçeriz. İnsan kendi üzerinde yoğunlaştıkça, yüzeysel düşüncelerden uzaklaşıp, daha derin, geliştirici düşüncelere ulaşır. Bu yol varlığımızın doğasına, yaşam amacımıza doğru yapılan bir yolculuktur. Bizler varlığımızın derinliklerine ulaştıkça, kendimizi derinden tanıdıkça kendimizle bir ve bütün oluruz. İç ve dış dünyamız ahenk içinde birleşir, dengelenir. Her çeşit baskılardan arınır ve özgürleşiriz ve böylece yaşamla da uyum ve ahenk içinde olmuş oluruz.

(Dış dünyamızda bizi rahatsız eden şeyler için içimize dönüp kendi ruh halimize bakmamız gerekiyor çünkü dış dünyamız iç dünyamızın bir yansımasıdır).

Özümüz bizi sürekli bütünleşmeye çağırmaktadır. Biz direnç gösterdiğimizde ortaya karmaşa çıkmaktadır. Bu tıpkı akıntıya kürek çekmeye benzer. Akıntıyla aynı yönde olursak onun uyumunu kavrarız. Yapacağımız şey kendimizi serbest bırakmak, değişim ve dönüşüme yer açmaktır. Ego’nun oyunlarını bitirelim. İçimizde eskiye dair kırgınlıkları, alınganlıkları bırakalım. Basit, sade, hafif olarak an’da dinginliği yakalayalım. Yaşamla uyum ve ahenk içinde akalım. Böylece dünyaya ve evrenlere barış gelecek.

(DENGE hali; Ya da Öz-söz-eylem birliği diyebiliriz. Manevi bilgilerimiz ışığı ile uygulamada düşünce ve davranışlarımız dengelimi? Öğrendiklerimizi yaşamın içersinde uyguluyormuyuz? Dengeli yaşamak topluma hizmettir.(Kendinin lideri olmak)

Bireysel bilinçten toplumsal bilince geçeriz. Kendimizi tanıma yolunda tek başına olmadığımızı, başkalarının da kendimizle bir bütün olduğunu anlamaya başlarız. Ailemizle, yakınlarımızla, çevremizle ortak bir bilinç hali oluştururuz.

Kendimizi tanıdıkça güçleniriz ve kendimize güvenimiz artar. Daha üretken ve yaratıcı oluruz. Bizler üreterek, yaşama hizmet ederken yaşamla bütünleşiriz ve bireysellikten toplumsal sorumluluklarımıza doğru yöneliriz.                     

Aynı görüşü paylaştığımız diğer parçalarımızla birlikte grup bilinci ile çalışıyorsak eğer birlikte çalışmanın, birlikte yaratmanın gücünü yaşar ve bu kez kendimizi birlikte çalıştığımız bütünlük içinde tanımaya devam ederiz. (Aynı hedefi paylaşıyor ama uyumlu çalışamıyorsak isek mutlaka uzlaşma yoluna gitmeliyiz. Yürekten inandığımız bir amaç için, ahenksizlik yaratıp bütünlüğünün çalışmalarını bozmak ya da geciktirmek yerine egolarımızdan arınmayı ve ortak bir görüşte uzlaşmayı tercih etmeliyiz).

Kendimizi tanıdığımız ölçüde sorumluluk alır ve aldığımız sorumluluğun boyutlarını bilinçle yaşamaya başlarız. Toplumsal, dünyasal, evrensel ve bütünlük bilincine doğru yükseliriz.

Kendimizi sadece dünyada yaşayan bir bedenli gibi görmediğimiz bunun da ötesinde bir şeyler olabileceği düşüncesine geldiğimizde, dünyamızın sınırlarını aşmaya başlarız. Kendi realitemizle birlikte diğer tüm realiteleri de kucaklarız.

Bütünlük bilincinde ayrımcılık tamamen ortadan kalkar, canlı, cansız tüm yaratılış “BİR” olarak algılanır.

Sevgi ışığında kapsayıcılık

Sevgimizin odaklarını çok yönlü olarak geliştirirsek, yaptığımız her işi bu duygularla ve bilinçle yaparsak, bütünlüğe hizmet etmiş oluruz. (Mualla Güven )

(Bizler günlük yaşantımız içersinde yaptığımız her işi sevgiyle, alışkanlıklardan arınmış hali ile yani rutinlikten çıkardığımızda, yaratıcı ve üretken yanımız devreye girer ve yaptığımız işi farkındalıkla yapmış oluruz).

İnsanlığın asıl aradığı şey sevgi ve barıştır. Önemli olan sevgi bilincinde birliği sağlamaktır. Yani bizler sevgide aynı bilince gelebilirsek diğer tüm konularda anlaşma sağlayabiliriz. (MG).

Önce kendimizi koşulsuz sevebilmeli ve sonra en yalın ve mütevazi halimizle, gönülden gönül e konuşarak sevgimizi paylaşmalıyız. Sevgi paylaştıkça büyür. (Birbirimizin o en saf hali olan özlerimize odaklanarak iletişim kurduğumuzda, birbirimiz hakkındaki her çeşit yargı ve yorumlardan kendimizi özgür kılmış oluruz. Böylece gerçek sevgiyi yaşamış ve yaşatmış oluruz ve birlikte yaşattığımız, hatta üretmiş olduğumuz bu sevgi halini çevremize de yansıtmış oluruz).

Koşulsuz sevgi ve kabul bizi hırslardan arındırır. Farklılıklarımızı özgünlük olarak görebilmeliyiz. (Koşulsuz sevgi ile ancak herşeyi kapsayabiliriz).

Olan ya da olmakta olan her şeyin muhteşemliğini görmek, ardındaki sırrı sezmek ve yorumsuz kabul ederek teslim olma hali bizi BİR’in gözünden bakmaya, yaşamaya ve sevgi ile bütüne hizmet etmeye yöneltir.

Bütünlük bilincini nasıl yaşamalıyız?

Yaşam ve deneyimlerimizle tanımlayabildiğimiz, anlamlandırdığımız, kendimizi konumlandırdığımız her şey bilincimizi oluşturur.

-Hangi düzeyden algılıyorum yaşamımı? Şartlanmışlıklarımın, alışkanlıklarımın, toplumsal dayatmaların boyutundan mı görüyor, yorumluyor ve yaşıyorum her şeyi yoksa bağımsız ve özgür olan evrensel aklın boyutundan mı? Konuların bütününü ve o bütünün özünü görmeye çalışmalıyız.

-Herkes bir cevher ancak işlenirse mücevher olur. (MG). Sürekli kendimizi yenilemeli, değişime açık tutmalıyız. Değişimimiz gelişim yönünde olmalıdır. (MG).

(Değişimin anahtarı hayatımızdan “olmaz”ları kaldırmak olmalıdır. Kabul edemediğimiz şeyler bizi sınırlandırır,” olabilir” diyebilmeliyiz. Çünkü gerçek her yerdedir ve bizler tüm gerçekliklerin sentezi ile derinleşiriz ve gelişiriz).

-Hata görmeme durumuna gelebilmek (Herkes bulunduğu düzeyin gerçeğini yaşıyor ve bütünün bir parçasını oluşturuyor. Birbirimize Saygı ile yaklaşmalıyız. Hata görmek yerine, hepimiz bildiğimizin öğretmeni ve bilmediğimizin öğrencisi olarak el ele vermeliyiz.(MG).

-Ben yaptım demeden çalışmak.(hırslarımızdan ve egolarımızdan arınarak, alçak gönüllü olmaya çalışmalıyız).

 (Sizlerle paylaşmış olduğum bu bilgiler bütünlüğümüze ait hepimizin birlikte çalışarak, paylaşarak ve bizzat yaşayarak üretmiş olduğu bilgilerdir. Dolayısıyla bu konuşmayı burada bulunan varlığım değil biz yapmış oluyoruz çünkü BİR olanın eylemlerinin gerçek sahibi yoktur. Yalnızca birliğin büyümesine izin verelim).

İnsanlar arasında görmekte olduğunuz, görmeye çabaladığınız farkları dönüştürelim. Görülen tüm farklar ayrılık getirir. Güneş gibi olalım, Tıpkı nasıl güneş ışınlarını fark gözetmeksizin yansıtıyorsa, biz de tüm farklılıkları hayatın çeşitliliği ve farklı boyutların gerçekleri olarak algılayalım,  birleştirelim ve kapsayıcı olalım.

BİR olmayı ve kapsayıcı olmalı seçelim ve bütünlüğün güzelliğini yansıtalım.

İnsanlık Güneşi Vakfı adına

Füsun Hacıömeroğlu


 
  Bugün 30 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=