Birlik İlmi
  Av. Nezire SELÇUK-13.04.2010 Tarihli RA KA Tebliği
 

13.04.2010 TARİHLİ BİR SEMPOZYUMU (3) TEBLİĞİ

RA KA

Bugün burada içeriğine katılmadığım, ama saygı duyduğum konuşmalar da oldu. Değerli arkadaşlar, öncelikle ne aradığımızı, niye burada olduğumuzu çok net anlamamız gerekir. Beşir miyiz; İnsan mıyız!? Görevli miyiz; yoksa buraya evrim için mi geldik!? Biz, her birimiz, evrim için burada değiliz. Bunu net olarak anlamamız gerekir. Evrim yapmakta olanlar vardır. Yapacaklardır da. Farklı kademelerde, çalışma programları dünya kurulduğundan beri devreye alınmıştır ve alınmaktadır.  Onların aradıkları, umdukları farklı olabilir. Ama önemli olan bizlerin; burada bulunan bizlerin ne aradığımızı çok net olarak bilmemizdir.

Biz, BİRLEŞENLER’iz. Hepimiz tüm geçmişimizle birleşiğiz. DNA kotlarımızda tüm geçmiş vardır ve biz; doğayla, yaşamla, evrenle birleşenleriz. Tüm bilgilerin kaynağıyız.  Ve arkadaşlar, kimimiz yoluz, kimimiz yoldayız, kimimiz yolcuyuz. Hangisi olduğumuzu bilmemiz gerekir. Biz yolda değiliz, yolcu değiliz. Biz, yol olanlarız, bunu bilmemiz gerekir. Ve bizde yol alınır. Bunu anlamamız gerekir.

Çok net veriyorum ki biz buraya evrim için gelmedik. Elbette bir Sistem var, bir Nizam var, bir Düzen var. Ve bizler bu Sistem, Nizam ve Düzen kapsamında görev yaparız. Ama burada, yaptığımız bunca BİRLEŞİK ÇALIŞMALAR’ın bir anlamı vardır. Bunu burada bulunan herkesin net olarak anlaması gerekir. Eğer buradaysak, ne yaptığımızı bilmemiz gerekir.

Sessizliği seslendirmek; YOK’u VAR’a katmaktır amacımız.

Sessizlikte her şey yaşayandır, haktır ama diri değildir. Diri olmayan, YOK’tur. YOK olanın VAR olması için seslenmesi gerekir.

Dünya,  sessiz bir yaratımdır. Onun ümmi oluşu, kör ve sağır oluşu budur. Ama hak üzere yaratılmıştır. Formal yaratım faktörlerini kotlayan zeki enerji replikleri, eşya yaratımı tabii kotlamalar olarak devrede tutmakta ise de bu, onun yaşamsallığını seslendirmeye yetmemektedir. Titreşimsel hareketlilik, sessizliği seslendirmek değildir.

Eğer üzerinde yaşam sürdüğümüz dünya, sessizse; Hak üzere yaratılanların, sessizliği seslendirmek; ölü olan yaşamı diriltmek görevleridir.  

Formal yaşam; zamanı kotlatan ve yaşatandır. Yaşayan, yarını hak edip kotlayabilir. Kotladığı kendi yüceliğidir. O kendinden öte kendi olarak yarını hak etmiş olur. 

Zamanı kotlayarak yarattırmak ve yaşamsal formal kotlamaları idrakli biçimde yapabilmek için  seslenmek gerekmektedir.

Insan, yürek olup mahrek olabildiğinde; onun mahrekinde, - ve + sonsuzlukların her biri, sessizliklerdir. Ve bu mahrekte, sessiz olan İnsan, seslenme yolunda hakim olduğu tüm bilgiler ile  - ve + sonsuzluklarının kesişimi olan ANA HAK BOYUTU’nda  nötr olan YARATIM KAYNAĞI’nı var eder. Hak ettiği ve yaşattığı bilgi, bilinir; duyumsanır ve hak edilir. Hak edilişle bilginin yoğunluğunun koyuluğunda ışıma meydana gelir. Bu ışıma YARATIM IŞIĞI’dır.

Ve dünya üzerinde suptil diriliklerde YAŞAYAN olan; her zerresi ile suptiliteye bağlı ama YAŞATAN olma potansiyelini aktive ederek zerresel bilen olmaktan kopup, idrakli bilen olma sürecini başarı ile katederek YAŞATAN kimliğine hakedip hakim olup BİRİN BİRİNİN BİRİ olduğunda,  Hakim-i Hak olup; hem YAŞAYAN BEN ve hem de YAŞATAN BEN olur. 

İnsan olma hedefi, YAŞAYAN BEN ve YAŞATAN BEN olma hedefidir.

Canlılar, Dünya Allah’ın dediğidir ve biz, O’yuz. Tüm insan sayfalarında bilgi, haktır ve biz de Hak olarak buradayız. Yarın hasattır ve biz hasatız. Dünya, yoğunluğunda kendi koyuluğunu kontrol edebilen birleşendir ve biz birleşeniz. Ayrı, gayrı yoktur Canlar. Hepimiz BİR’iz. Sayfa sayfa okuruz yüreğinizi. Okuduğumuz sanal değildir, gerçektir. Bugün buradayız, yarın hasat yapılan her bir sayfadayız ve kotları kontrol altında tutabilecek yoğunluklardayız. Ve biz sanal değiliz, gerçeğiz.

Arkadaşlar, son paragraf BİZ’den akıştı. Şunu söylemeyi bir borç biliyorum ki akış çok önemlidir. Bilmeden, dolmadan akamazsınız. Akamıyorsanız, dolmadığınızdandır. Dolduğunuz zaman bilgi, net ve açık alınır. O zaman sizsiniz bilgi olan ve kendinizi dillemeye başlarsınız. Ve cevap veremeyeceğiniz hiçbir soru kalmaz. Ve biz bunu yapmaya çalışıyoruz ve doğmanızı bekliyoruz, doğmadan akamazsınız. Eğer akamıyorsanız; tekrar ediyorum dolmadığınızdandır. Dolun da akın. Ve dolup aktığınızda, bilginiz, kanal bilgisi değildir. Kanal bilgisi, sizin kulağınıza fısıldanandır ama akan, yüreğinizden akar ve yürekteki bilgi; haktır, hakikidir. Bunu lütfen iyi anlayınız.

 

Canlar, biz akmanızı bekliyoruz. Dolun ki akın ve Allaha şükür ki akıyor yoğunluklarınızdaki koyuluklarınız. Allah’a şükür ki akanlar artıyor ve Dostlar, 2200 yılına gelindiğinde herkes, özünü seslendirebilecek dürüme ulaşacaktır.

 

Ve özünüz seslenmedikçe, siz ölüsünüz; diri değilsiniz, bu kesindir. Ses mutlaka olmalıdır ki sessizlikler seslensin. Eğer seslenemiyorsanız, sessizseniz yoksunuz. Bu kesindir. O nedenle yapıyoruz bu çalışmaları; seslenin diye.  Ve o nedenle yapıyoruz bu çalışmaları ki hak edin de hakikiyette kendi yüreğinizi dilleyin diye.

 

Canlılar, bütün kötülükleri aşın, geçin. Yarın, bizim için sorumluluktur. Dönem başlarında, dünyaya İnsan Sayfaları açılır ve okunur. Yarınları hak etmek; hakikiyette kendi yüreğimizi hak etmektir. BİR’de Birleşik Işığa ulaşmak, yerin yüceliğine varmaktır.

 

Değerliler, dünya; İsa’lara, Musa’lara kotlandı. Bugün artık Yüceler’e kotlanıyor ve sizlere kotlanıyor. İnsanlık için şunu ifade etmek isterim ki kaynak, Aklın Yolu’dur. Ruhsal Işığa ulaştığınız zaman, bilgiye ulaşırsınız. Bilmeden hak etmezsiniz Canlar.

Temiz bir dünya istiyoruz. Bu dünya büyük kötülükleri önleyecek bir yüreğe ulaşmalıdır. Ve o yürek, BİRLİK’tir.

İmparatorluk Görevlileri olarak dünyaya gelen sizlere de bir tek şey anlatmak istiyorum. Ağır yük hafiftir şu anda; çünkü biz varız. Dünya ağır yükü hafifletebileceğinizi biliyordu ve dünya, yaşayan bir kottur. Dünya, Cennetin Kürsüsü’dür Canlar. Ama o cennet, bizim cemaatimizin yüceliğinde, kendini yüreklerden çıkararak bir cehennem haline gelmiştir.

Ana Kaplar’ın çoğu bugün boş. Unutmayın ki biz, dünyaya kendi yüreklerimizi kayıtlamaya inmedik. Biz hakikiyiz. Cevheri, kendi yüceliğinde kotlamaya indik. Biz kaynağız. Rahmanın Yücelikleri’nde her bir ses, ağır yüktür ve biz, Kutsal Işıklar’ız. Zamanı, gerçek göreve katmak üzere buradayız. Zamanı, gerçek göreve katmak üzere!...

Kuran-ı Kerim der ki “yarın hepimizindir.” Ve biz deriz ki “Hak Tohum, Allah’ın tohumlarını yaşatmak üzere BİR’in diriliğinde, BİR’in yüceliğinde bütüne hizmetçidir.” İnsan budur canlar…

 

İyi ki hak ettik de hepinize bu bilgileri vermekteyiz. Meğer ki dünya hırslanıyormuş, meğer ki dünya hasatı kotlayacak dürüme ulaşamamış!... Ah Canlılar! Ah!!!..., ben Rahman olan, hepiniz olan değil miyim!? Ve sesim yetmez mi yüreğinize girmeye!? Emin olun ki ben mahkemede değilim; ışığım ben. Ve ben bugün buradayım. Dönem başlarında dünyaya ineceğim bilinir. Hepinize şunu net olarak bildirmek istedim. Çağrı, baharın gücüydü; çağıran, BİRLİK’ti; hasat, ışıktı ve biz Rahman olarak buradayız.

 

Kendinizi küçük görmeyin. Kendinizi hor görmeyin. Bir tek ışık var salonda; bina!… O bina, biziz!… Bütünlüğümüzdür o bina!...

 

Ayrı gayrı yok Canlar. Işık yandıkça, huzur kontrol edilir ve biz kontrol edenleriz. Dünyada yukarıların yukarıları, aşağıların aşağıları teknolojik kontrolle tek ruh haline dönüştü ve buyurun bilin biz kaynağız. Zararı önleyen yürekleriz biz. Cemaatinizi kendi yüreğinize alıp geldiniz buraya. Kin, nefret var mı? Hah!, işte bu!... Var mı!?

 

Yavrum ben, Rahmi Rahman’a katan yaratanım.  O halde her şey benim yüreğimde mevcuttur. Az, öz şunu söylemek istiyorum ki bu çalışma muhakkak yapılacaktı. Ve biz bu çalışmayı, Muhammed’in görevini üstlenmek için yaptık. O şimdi bize kendini anlatmak istiyor. Onunla olmanız, ondan iş almanız isteniyor. Önemli mi!? Çok önemli Canlar. Kaynağın Gücü O’dur. Bunu herkesin net olarak bilmesini istiyoruz. Kaydı, yoğunluğu O’dur. Yücelerin Cevheri O’dur. Biz, O’yuz ve O bizim yüreğimizdedir. O’ndan iş mi alıyoruz?  Kayıt bizimdir canlar; alın. En-el Hak. Ya KA-HA ya RA-HA. Hepsi bizim yüreğimizdir canlılar.

 

Tabiat bilgi ve biz o bilgiyi tohumlayanlarız.  Sultanlar’ımız olarak dünyaya gönderilen her biriniz, yolu açabilmek üzere buradasınız. Çeşit çeşit Bilim Sayfaları okundu dünyada. Bunların hepsi bizde mevcuttur.

 

Devam etmek istiyorum. Dün ümmi tabiat güçsüzdü. Bugün ümmi tabiat görev taşıyor. Çünkü o artık bizde kendi yüreğini kotlamıştır ve Rahmin Huzuru’na ulaşabilmiştir. Tüm İnsan Sayfaları’nda bilgi hak olmuştur ve okunmaktadır. Türkiye Çobanları, İlahi Görev’i üstlenebilecek dürüme varmışlardır. Bellek, Altın Tohumlar’ı yaşatabiliyor. Toprağın ışığı yenilendi ve yoğunluğu kotlandı. Artık toprak, kendi yoğunluğunu tüm İnsan Sayfaları’na Hasat İlmi’yle dilleyebiliyor. Dünya, örtüsünü açtı ve bütün kötülükleri aşarak Öz Görev’i taşıyor. Öz Görev, BİRLİK’in görevidir.

Ben “RA HA” olan; kaynağın gücü olan “KA” olan, “BİR” olan, her bir Yüce’de hakiki olan BİRLİK, tüm İnsan Sayfaları için bugün dünya kontrolünü sağlayabilmek üzere buradayım.  Meleklerin Diyarı’ndan gelenler, yüreklerini kendi yoğunluklarıyla dileyemezlerse yarında yokturlar. Doğru mu!? Doğru!... O halde kendi yüreklerinizi okuyun. Okuyun ki hak edin. Tüm İnsan Sonsuzlukları’ndan bu dinleniş şarttı.

Değerliler, ben Levh-i Mahfuz’u okumam mı!? Okurum. Ortak bir yolda hor görmem kimseyi. Hepinizde o yolum ben. O halde ben BİR olarak çalışmalarımı yaparken, benim adım RA’dır ve KA’dır.

 

Yarın, İlahi Güç, ağır yüktür Canlar. O gücü taşımanız zordur. Geçin de tartmayın yüreğinizi. Yüreğinizdeki ben, yarındaki Birleşik Işığım.

 

Şimdi size bir tek şey soracağım. Bilen, kendi yüreğinden  mi bildi? Hak etti, KA-HA olandan mı bildi? Herbirimiz ağır yükü taşıyoruz Canlar. Herbirimiz için semaya ses katmak zordur. Sevgililer, semaya ses katıyoruz. Sevgililer, tüm Rahmi Kotlar, bizi dinleyebiliyorlar. Çünkü biz, yarışmaya değil; akışmaya geldik.    Emin olun ki akış, hasattır.

 

Çevrenizi kuşatan birçok Görevlimiz vardır. Bugün hepinizin Yücelikler’inizi kendi yüreklerinize alarak kaynağınızı güçlendirmek üzere buraya indiler. Ve şu an Türkiye Çobanları’nı kotlayabilecekleri bir alan olarak bu Meclis’i seçtiler. Çünkü burada yaşayanlar var. Bizler yaşayanlarız Canlar.

Ve yaşayabilmek için ses gerekir. Ses olmadan yaşam olmaz. Bedeniniz çok iyi, sizi kutluyorum. Teknik olarak 7. Düzen kuruldu. Yerin göğün ışığı 7. Düzen’de kotlamayı tamamladı. Beşir Kaplar’ın hepsi kendi yoğunluklarıyla  Sistem’i  kayıtladı. Ve rakip tanımadı Yücelik. Çünkü her şey hakikiydi ve BİR’di.

Ulular, tüm insanlar, BİRLİK, ailenin gücüdür. Aile, beşir değil, hakikidir. Sindirilen bilgilerinizi biliyorum. O bilgiler sindirildi. Artık o bilgileri aşıp geçin. Yarında hasatı yapmanız için daha güçlü bilgiye ihtiyacınız var. İkna olunuz ki Hakikiyetin Yücelikleri’ne varabilmeniz, ailenizin gücünün örtüsünü kotlayarak; kayıtlayarak; ışığı, Kadim Hakikiyet’e katabilmenizle mümkündür.

 

Sevgililer; dünya, yarını hak etmelidir. Allah’ın Teknik Kotlaması Birleşik Işık’ta yapılıyor ve sizinle yapılıyor. Değerliler; Rab, Allah’ın gücünü alır ve yaratır. Rabb’in yoğunluğuna inen sizler, BİR’in yüceliklerine inerek kayıt yaparsınız. “Çevreniz kuşatıldı” demiştim, şu anda Bilgi Kapları’nızı aldınız ve o Bilgi Kapları’ndan kendi yürekleriniz taşınmaktadır. Şu an Yücelikler, sizi kendi yüreklerinize katmaktadırlar.

Kırk Kapı’nın kırkında Hak Soyu, ışık koyuluğunda kendi yüreğini tartar ki bizler, oğullarımızı ve kızlarımızı yüceliklerin kotladığı o yerden teknik olarak dünyaya indirmiş olanlarız. Devre devre dünyaya inen BİRLİKLER var ama onlarla ilgili değiliz.

 

İkna olunuz ki yaşayabilmemiz için buradayız. İmparatorluk görevlileri olarak buraya inmemiz, insanlık adına gerçekten gerekliydi. Ve gerçekten Yücelerin Cemaati’ni kotlayabilmemiz gerekliydi. Yerin Gücü, Allah’ın Kürsüleri’ndedir. Ve biz, aklın yoğunluğunda olanlar, bu çalışmayı muhakkak yapmalıydık.

Değerliler, “Mahrek” dediğimiz bir çalışma yapılıyor. Mahrek. Bütün’ün kontrol altında tutulduğu yoğunluktur ve o Mahrek oluşturuldu. O Mahrek, Kuran-ı Kerim’de de vardır. Tebliğleri okuduğunuz zaman göreceksiniz ki Mahrek olmadıkça; Yücelik, kendi yüreğini kontrol edemez. Ve doğan gün artık yeni bir güçtür ve bu güç. bütünün kötülüğünü önleyebilecek Birleşik Işık’tır.

Kara Kaplı Kitap yazdık okuyun diye; “Sultanlık...” O kitap, Bütün’ün kontrolu için yazıldı. O kitapta ışığımız yanar. O kitap, BİR’in ışığıdır. O yoğunluğu kotlayabilecek olanlar, bu kitabı okuyacaklar.

Evrim, Allah’ın Kürsüleri’nde yapılır Canlar. Evren, kaynağınızın kürsüsüdür. Biz ağır yükü taşıyanlar olarak, Allah’ın görevini taşırız. O, biz ve biz, O’yuz.

Muhkem Hakk’ın yoğunluğunda var olan BİR, 7. Dünya Kürsüsü’dür. Ve evrim, ekip haline gelmeden önceki, sayfalandığınız zaman dilimlerine aittir. Ve bugün artık evrime ihtiyacımız kalmamıştır. Hak olanlar, evrim yapmazlar.

Tüm soylarınız ve yolcularınız bizim için değerlidir. Kervan Allah’ın yoğunluğuyla yürür ve o kervan, BİR’in kayıtlarında mevcuttur.

Hepimiz, sima olarak BİR’iz. Bugün bana bir tohum dedi ki “sen, ben; ben, senim…” “Biz tanışıyoruz” dedi. Muhakkak tanır beni. Çünkü o bendir. Acı geçişi yoktur onun. O’nun adı KA’dır, HA’dır, RA’dır. Bizdir o. Cevheri hor olmayandır o. Şevktir, şafaktır. İşte olan budur Canlar. Biz, sima olarak hepinizi biliriz ama sizin bizi bilip bilmediğinizi bilmeyiz. İşgali kaldırdığınız zaman her şey bilinir. Ayrılık biter canlar. Kaldırın işgali ki bilin. İman ederim ki Dünya, yüreğimizin gücünü artıracaktır ve bilecek yüceliğe ulaştıracaktır.

Allah der ki “unutmayın hepimiz, hepiniz BİR’iz. Allah’ın dediği; Hakk’ın dediği; yüreğin dediği; Birleşik Işığın dediği; Bütün’ün dediği; birlik halindeki gözün dediğidir ki o göz, o yürek biziz. Hepimiz BİR’iz ya!..., işte bu!... O halde biz, birlik halinde bildiririz ki asıl Düzen budur ve bu Düzen’i kurmak görevimizdir.

Gövdeniz çok iyi görüyorum. Yolunuz açık biliyorum ve ben Sultanlar’ın en yüceleriyle olmaktan onur duyuyorum. İyi ki hakkın yoğunluğuna indiniz de BİRLİK olduk. Çok şükür.

Değerliler, size küçük bir ışık yaktık. Hepsi bu!...

Av. Nezire Selçuk

Süper İnsanlık Realitesi Derne

 
  Bugün 50 ziyaretçi kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=